27 Kasım 2016 Pazar

Şangay İşbirliği Örgütü ve Türkiye

Şangay Beşlisinden Şangay İşbirliği Örgütü’ne 
1996 yılında Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından kurulan Şangay Paktı (Şangay Beşlisi de deniyordu), Özbekistan’ın da katılımıyla genişleyerek 2001 yılında Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) adını aldı. Örgüt, siyasal, ekonomik ve askeri alanlarda karşılıklı işbirliğini geliştirmeyi amaçlıyor. 2015’de Hindistan ve Pakistan’ın başvurusu üzerine bu iki ülkeyle üyelik görüşmelerinin başlatılmasına karar verdiler. Hindistan ve Pakistan’ın 7 – 8 Haziran 2017’de Astana’da (Kazakistan) yapılacak örgüt toplantısında tam üye olarak kabul edilmeleri bekleniyor.

Bugün itibariyle Afganistan, Belarus, İran ve Moğolistan Gözlemci Ülke, Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye Diyalog Ortağı, Türkmenistan da Konuk Katılımcı statüsünde toplantılara katılıyor. Ayrıca Şangay İşbirliği Örgütü Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN), Bağımsız Ülkeler Topluluğu (CIS) ve İslami İşbirliği Örgütü ile de ilişkiler kurmuş bulunuyor.

Örgütün Amacı
Örgütün kuruluş amacı, üye ülkelerin sınır güvenliğini sağlamak daha çok bölgeye yönelik terör, ayrılıkçılık ve aşırılıklarla mücadele etmek, örgüt üyeleri arasında ekonomik ve kültürel işbirliğini gerçekleştirmek olarak belirlenmişti. Bugün gelinen aşamada amaçlar biraz daha genişlemiş ve değişmiş görünüyor. 2007 yılında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapılan zirvede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin “tek kutuplu dünya kabul edilemez” açıklamasıyla bu değişen yaklaşımın ilk adımını atmıştır. Bu açıklama sonrasında, tam olarak dile getirilmiş olmasa da, örgütün amacı ABD önderliğinde oluşan batı blokuna karşı ayrı bir blok oluşturmaya doğru evrim geçirmiş görünüyor. Bu yolda devam ederse Şangay İşbirliği Örgütü, Nato karşısında Sovyetler Birliği’nin oluşturduğu Varşova Paktını andıran bir yapıya dönüşmüş olacaktır.  

Örgütün Organları
Şangay İşbirliği Örgütünün en üst karar organı Devlet Başkanları Konseyidir. Bu konsey yılda bir kez yapılan Şangay İşbirliği Örgütü zirvelerinde bir araya gelir ve kararları alır. Söz konusu zirve her yıl başka bir üye ülkenin başkentinde yapılmaktadır.

Örgütün ikinci önemli organı Hükümet Başkanları (Başbakanlar) Konseyidir. Bu konsey de yılda bir kez yine aynı zirvede toplanır. Konseyin görevi karşılıklı işbirliğinin durumunu ve gelişimini görüşmek ve gerekli kararları almaktır. Bu konsey ayrıca örgütün yıllık bütçesini onaylar.
Dışişleri Bakanları Konseyi, mevcut uluslararası durumu değerlendirmek ve Şangay İşbirliği Örgütü’nün diğer uluslararası örgütlerle karşılıklı etkileşimini görüşmek üzere toplanır. Ulusal Koordinatörler Konseyi, örgüte üye ülkelerin örgüt anasözleşmesi çerçevesi içindeki işbirliğini koordine etmekle görevlidir.

Örgütün önemli faaliyetlerinden birisini yürüten Bölgesel Anti Terör Ajansı (RATS) Özbekistan’ın başkenti Taşkent’tedir. Bu ajansın görevi üye ülkeler arasında terör, ayrılıkçılık ve aşırılık eğilimlileriyle mücadelede işbirliğini sağlayarak alınacak ortak önlemleri belirlemektir. RATS Başkanı üç yıl için seçilmektedir. Her üye ülkenin bu ajansta daimi bir temsilcisi bulunmaktadır.
Şangay İşbirliği Örgütü’nün temel yönetim organı Sekreterya’dır. Bir Genel Sekreterin başkanlığındaki Sekreterya, örgüt kararlarını uygulamak, bildiri ve ajanda tekliflerini hazırlamak, örgütün faaliyetlerinin hazırlıklarını yapmak gibi görevlerle yükümlüdür. Sekreterya ofisi Çin’in başkenti Pekin’dedir. 

Örgütün Ekonomik Gücü
Şangay İşbirliği Örgütü 2015 sonu verileriyle ele alındığında karşımıza aşağıdaki tablo çıkıyor (kaynak: IMF, World Economic Outlook, October, 2016) :

Üye Ülke
GSYH (milyar USD)
Kişi Başına Gelir (USD)
Enflasyon (%)
İşsizlik (%)
Kamu Borcu / GSYH (%)
Cari Denge / GSYH (%)
Çin
11.181,5
8,141
1,6
4,1
42,9
3,0
Rusya
1.326,0
9.243
12,9
5,6
16,4
5,2
Kazakistan
184,4
10.426
12,0
5,1
21,9
-2,4
Kırgızistan
6,7
1.113
3,4
7,5
66,0
-10,4
Tacikistan
7,8
923
5,1
-
34,1
-6,0
Özbekistan
65,5
2.115
8,4
-
10,8
0,1
2017






Hindistan
2.073,0
1.603,6
5,3

69,1
-1,1
Pakistan
271,1
1.427,6
3,2
5,9
63,6
-1,0

Buna göre örgütün toplam GSYH’sı 12.772 milyar Dolar ediyor. Bu toplam, ABD ve Euro Bölgesinden sonra dünyanın üçüncü büyük GSYH’sını gösteriyor. Çin, bu toplamda yüzde 87,5’lik bir paya sahip durumda görünüyor. 2017 yılında örgüte katılacak olan Hindistan ve Pakistan 2015’de örgüt üyesi olsalardı örgütün toplam GSYH’sı 15.116 trilyon Dolar olurdu.

Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü Üyeleriyle Dışticaret İlişkisi
Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü üyeleriyle 2015 yılında gerçekleştirdiği dış ticaret aşağıdaki tabloda özetleniyor (sayılar milyon Dolar olarak okunmalı, kaynak: www.tuik.gov.tr.) :

Ülke
Türkiye’nin İhracatı
Türkiye’nin İthalatı
Dışticaret Dengesi
Çin
2.414
24.874
-22.460
Rusya
3.588
20.421
-16.833
Kazakistan
750
1.110
-360
Kırgızistan
295
77
218
Tacikistan
163
204
-41
Özbekistan
489
712
-223
2017


Hindistan
650
5.614
-4.964
Pakistan
289
311
-22
Toplam
8.638
53.323
-44.685

2015 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı 143,8, ithalatı ise 207,2 milyar Dolar. Buna göre Şangay İşbirliği Örgütü üyelerine ihracatımız toplam ihracatımızın yüzde 6’sını,  bu ülkelerden yaptığımız ithalat ise toplam ithalatımızın yüzde 25,7’sini oluşturuyor. Türkiye 2015 yılında Şangay İşbirliği Örgütü üyesi ülkelere karşı 44,7 milyar Dolar dışticaret açığı vermiş ki bu açık 2015 yılındaki toplam dışticaret açığımızın yüzde 70,5’ine denk geliyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Şangay İşbirliği Örgütü Üyeleriyle Olan Dışticaret İlişkisinin Karşılaştırılması
2005 yılında Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerine başlayan Türkiye’nin son dönemde Avrupa Birliği ile olan ilişkileri bozulmaya yöneldi. Geçtiğimiz hafta içinde Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile görüşmelerin geçici olarak durdurulması kararını aldı. Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı Avrupa Konseyi’nin onayı olmaksızın geçerlilik kazanmıyor. 14 – 15 Aralık tarihlerinde toplanacak olan Avrupa Birliği liderler zirvesi bu açıdan tarihi bir önem kazanmış bulunuyor. İlişkiler bu noktaya giderken Türk hükümeti de Avrupa Birliği görüşme sürecinden çıkmak konusunu referanduma götürme görüşünü ve Avrupa Birliği adaylığından vazgeçerek Şangay İşbirliği Örgütüne katılma alternatifini dile getirmeye başladı.   

Aşağıdaki tabloda Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerle ve Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi ülkelerle olan dışticareti 2015 yılı verileriyle karşılaştırmalı olarak gösteriliyor (sayılar milyon Dolar olarak okunmalı, kaynak: www.tuik.gov.tr.):


Türkiye’nin ihracatı
Türkiye’nin ithalatı
Dışticaret Dengesi
Genel Toplam
143.839
207.234
-63.395
AB üyeleri
63.998
78.681
-14.683
ŞİÖ üyeleri (Hindistan ve Pakistan dâhil)
8.638
53.323
-44.685


Buna göre Türkiye’nin toplam ihracatı içinde Avrupa Birliği üyesi ülkelere ihracatının payı yüzde 44,5 iken Şangay İşbirliği Örgütü üyelerine ihracatının payı yüzde 6’dır. Türkiye’nin toplam ithalatı içinde Avrupa Birliği üyesi ülkelerden ithalatının payı yüzde 38 iken, Şangay İşbirliği Örgütü üyesi ülkelerden ithalatının payı yüzde 25,7’dir. Türkiye’nin toplam dışticaret açığının yaklaşık yüzde 70,5’i Şangay İşbirliği Örgütü üyeleriyle, yüzde 23’2’si ise Avrupa Birliği üyeleriyle olan ticaretinden kaynaklanmaktadır.  

240 yorum:

  1. Hocam bu iki birliği bir de insan hakları ihlalleri, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, yolsuzluk verileri vb. alanlarında da karşılaştırmak lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu demiş olduğunuz bütün özellikler olan "insan hakları ihlalleri, basının baskı altında olması, hukuksuzluk, yolsuzluk" Sangayda mevcut. Yıllarca Sangay ülkelerinin çoğunda çalışmış biri olarak söylüyorum.

      Sil
    2. İşin o tarafından bakınca aslında yerimiz Şangay Beşlisi... Baktık batılı olamıyoruz, o standartlara çıkamıyoruz bari doğuya yanaşalım dediler. Anadolu liselerindeki nitelikli yabancı dil eğitimini kaldırıp her liseyi Anadolu Lisesi yapmaları gibi...

      Sil
    3. Bu yorumun ilk yorum olmasina cok memnun oldum. Neden aciklayayim.

      Ekonomi blogu tuttugu icin Mahfi Hoca dogal olarak ekonomik gerceklerle konusmus. Fakat bu tur siyasi karar ve soylemlerin ekonominin cok cok otesinde boyutlari var (bu, isin ekonomik boyutu olumlu anlamina gelmesin, cunku acikca degil). Kisisel yasamlarimizdan baktigimizda bu konunun bize haklar, ozgurlukler, adalet gibi cok temel konularda dogrudan etkisi var. Ben bu tur konulari konusmayi ve one cikarmayi ekonomi konularindan bile daha oncelikli buluyorum. Cunku, adil dagitamadiktan sonra kisi basina dusen gelirin artmasinin ne onemi var? Sosyal dokunuz zedelenip sokakta yuruyemedikten sonra, beldenize fabrika acilmasinin ne anlami var?

      Dolayisiyla ilk yorumda oldugu gibi bu Sangay Orgutu meselesini dusunurken insan haklari, ozgurlukler, yasamsa etkiler konularini katiyetle es gecmemek lazim. Bu konulari hatirda ve soylemde tutmak lazim.

      Bu vesileyle Mahfi Hoca'ya da sesi cikan herkesin bos konustugu bir devirde bu onemli ve guncel konu hakkindaki temel gercekleri derleyip sundugu icin tesekkur ederim.

      Selamlar.

      Sil
  2. hocam herseyı açıklamıssınız..yani hala Avrupa Birliğine gerek yok diyen varsa aklından şüphe ederim :)

    YanıtlaSil
  3. hocam merak ettiğim bir konu var diyelim AB ye üye olmaktan vazgeçtik AB ülkeleri ile olan ticaretimiz hemen bitiyor mu yani AB üye olmaktan vazgeçip de hala AB birliği ile iliski içinde olamaz mıyız ??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok öyle bir şey ama avantajları kaybederiz.

      Sil
    2. Gümrük birliğinden çıkmadıkça ticari ilişkiler olumsuz etkilenir mi sizce? Şu an zaten birliğe üye olmamamıza rağmen uluslararası ticarette en büyük pay AB ülkelerinin.

      Ticari ilişkilerden çok Birliğe tam üyelik doğrultusunda temel hak ve özgürlükler, yargı, çevrenin korunması vb alanlarda uyum çalışmalarının sekteye uğraması veya sona ermesi bizim için kötü olacaktır diye düşünüyorum.

      Sil
    3. Zaten böyle bir ortamda, AB ile ilişkileri kesmek demek, AB bizimle müzakereleri durdurmadan önce davranıp (kusura bakmasın yetkililer) "kabadayılık" yapıp süreci durdurmak demek bazı yaptırımlara kapı aralamak demektir. Bir de üstüne Ukrayna krizinden dolayı AB'nin Rusya ile ilişkileri yumuşamamışken ve kriz saatli bomba gibi beklerken, yaptırımlar devam ederken Türkiye'nin bu bloka kayması ekonomiyi mutlaka olumsuz anlamada etkileyecektir. İlk başta azalacak olan ihracatımız değil doğal olarak giriş yapacak sıcak paradır, doğrudan yatırımlardır. Artacak olan da çıkacak olan dolardır, USD/TRY ve EURO/TRY'dir.
      Doğu bloku ülkeleri ile ilişkileri keselim demiyorum. Mümkün olduğu kadar ilişkilerimizi herkesle iyi tutmamız lazım. Ama AB'yi tamamen bırakıp, daha doğrusu AB'ye alternatif olsun diye gidilecek bir yer değil ŞİÖ.

      Sil
  4. Demekki AB bize ekonomik ambargo uygulasa, bir anda afganistan oluruz. Şangaylılar bizi AB den çok yoluyorlar. Satıyorlar ama bizden almıyorlar.

    Biri de çıkıp diyorki "Şangay Beşlisi bizi rahatlatır"

    Bence gereğinden fazla rahatlatır. Hatta rahatlık o kadar olur ki batmaya, delmeye başlar bizi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. KATILIYORUM SAYIN KARDEŞİM SİZE.HATTA ESPRİLİ USLUBUNUZ BAYA GÜLDÜ BENİ.TATLI TATLI İGNELEMİŞSİNİZ.

      Sil
    2. Bizi derken hepimizi değil, kendilerini kast etmişler. Rahatlatır derken de ekonomik olarak değil; işimize kimse karışmaz, yaptığımız hukuksuzluğa ses çıkarmazlar anlamında.

      Sil
    3. Aynen. ŞİÖ ülkelerine baktığımızda gerçekten kendi içlerinde oldukça bağımsız olduklarını görüyoruz. Ülke içinde yaptıklarına kimse ses çıkaramıyor. Çin'in Doğu Türkistan'da yaptıklarına sadece biz ses çıkarıyorduk, ki kimsenin bu sesi göz önünde bulundurduğu da yoktu. Zaten herhalde öyle bir sorun da kalmayacaktır! Kendi içlerinde bağımsız olmaları demek sadece yöneticilerin ve onları destekleyenlerin bağımsız olması demek. Yoksa herkesin bağımsız olması değil.
      Ekonomik olarak bakarsak, Rusya ve Çin gibi ülkelerin durumu bizden farklı. Çin'e zaten kolay kolay yaptırım uygulanamaz. Uygulansa bile çok fazla etkisi olmaz. Olsa bile bundan dünya daha çok etkilenir. Daha kısa süre önce Çin büyümesi doğal büyümesinin altına düşecek diye endişe ediliyordu ve hala da o endişe devam ediyor. (2015 büyümesi % 6.8). Sonuçta dünyanın fabrikası. Rusya'ya baksan ekonomik yaptırımlar işe yarasa da Avrupa ülkeleri de Rusya'ya bağımlı enerji konusunda. Ama Türkiye maalesef göbeğinden bağlı AB'ye. Ekonomik yaptırımın gündeme gelmesi bile ekonomimiz için çok büyük bir risk unsuru olur.
      Bu durumdan memnun olduğum anlaşılmasın, sadece karar alıcıların rasyonel davranması gerektiğini söylüyorum. Sadece kendi rahat yönetim anlayışları için değil, tüm ülke için.

      Sil
  5. Hocam saygilar.tr.nin sangayda yer almasi ve olasi avantajlar ve dezavantajlar konusunda bilgi verir misiniz.?
    Birde bu AB bizim icin n kadar onem arzediyor olmasada olurlardan mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani bu kısmını da yazıdan siz çıkarırsınız diye umuyorum.

      Sil
    2. Hocam konuyla alakası yok ama ekonomist gözüyle baktığınız takdirde sizce Messi mi daha verimli bir futbolcu yoksa Ronaldo mu?

      Sil
    3. Şangaya girersek Rus gazına üye indirimi yapılacak. Ayrıca Çin de bize biraz döviz verecek kuru düşürelim diye (onların döviz rezervi bol). Rusya ile ortak operasyon yaparak sınırlarımı teröristlerden temizleyeceğiz. Rus kızlarını da unutmamak gerek. Ülkemize daha çok turist gelecek ( Çinliler, Kazaklar vs. ilave turist). Rusya bir Şangay üyesine saldırmayacağından NATO'ya gerek kalmayacak zaten. AB'nin önemi ise arabanın gazına basıp bütün Avrupayı dolaşabilmek; olmasa da olur yani.

      Sil
    4. Sayın Adsız. Mükemmel bir yaklaşım (ironi yapmıyorsanız tabi). Ve yine ironi yapmıyorsanız, demek bu şekilde ŞİÖ iyi gösteriliyor. Ve yine ironi yapmıyorsanız, gerçeklerden ancak bu kadar uzaklaşılabilir.

      Sil
    5. Haklısınız, bende gerçeklerden ancak bu kadar uzaklaşabildim.

      Sil
  6. ŞİÖ ile atılım yaparız. Önceden 1 ilerliyorsak şimdi 1000 ilerleriz. ŞİÖ ile öyle bir işbirliği kuracaz ki AB çat çat çatlayacak. İnanılmaz eşine az rastlanır bir istikrar ve muhabbet ortamı oluşturup bu ülkelerle adeta tek bir millet gibi hareket edecez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nedir bu boş boş muhabbet ortamı söylemi? Kimle muhabbet edeceksiniz? Uluslararası ilişkilerde muhabbet yok, sadece menfaatler vardır. Artık biraz okuyun, bir şeyler öğrenin. 21. yüzyıldayız.

      Sil
    2. Hocam arkadaş ciddi gibi durmuyor. İroni yapıyor zannımca.

      Sil
    3. HOCAM ARKADAŞ İRONİN DİBİNE VURMUŞ.HAHAHAHAHA

      Sil
    4. Ruslar, Çinliler ve Biz; tek bir millet gibi hareket edeceğiz. Harika... Önceden 1 ilerliyorsak şimdi 1000 ilerleriz. Tabii Pekine gitmek için daha çok ilerlemek lazım.

      Sil
    5. Ciddi yazmışsa sıkıntı tahmin edilenden daha büyük.

      Sil
    6. Ciddi yazmamıştır ama orada da sıkıntı büyük. Burası ciddi bir blog. İnsan nerede ciddi duracağını bilmeli.

      Sil
    7. Bence Adsız rumuzlu arkadaş gibi düşünen o kadar fazla ki biz bu durumdan çekinir olduk. Bu kafa yapısıyla Avrupa hayali çoktan bitmiştir. Her bir yılda 5 yıl geriye gidersek 10 yıl sonra Afganistan dan beter oluruz. Ve daha da üzücü tarafı bizim gibi elinden geldiğince okuyan ,gelişen dünya ya ayak uydurmaya çalışan küçük bir topluluğun da yok olmaya yüz tutmasıdır.

      Sil
  7. Hocam Nobel eğitime hizmet ödülü verilse ilk siz alırdınız heralde.

    YanıtlaSil
  8. Yani efelenirken durumuna bir bak, sonuçlarını hesapla demek istemişiz.. Ama bizim yönetimin ulkenin gelecegi icin politika yapmak, ona göre adımlar atmak gibi bir derdi olmadigindan, sadece iceride saf milletin gözünü boyayan konuşmalarla, koca bir ülkeyi bitiriyorlar gün be gün.. Umarım aklı selim galip gelir ve daha zor durumda kalmaz bu millet.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, efelenmek hiç doğru bir yaklaşım değil. Rahmetli Ecevit de böyle bir iki efelenmişti. Alman Başbakanı "Sayın Ecevit elinizdeki kartlara bir kez daha bakın isterseniz" demiş. O efelenme bizim AB üyeliğine mal olmuştu. Bugünlere kadar geldik.

      Sil
    2. hocam bence ab konusunda yapılan en önemli hata odur yanılıyor muyum? şuan birlikte 40 yılımızı doldurmuş olabilirdik.

      Sil
    3. Nedir sizin bu Ecevit düşmanlığınız? 2001 krizi zamanında da çok eleştirdiniz. Şimdi AB'ne giremeyişimizi de Ecevet'e bağlamışsınız. Aynı sözleri başımızda bulunan iktidara karşı söyleyemiyorsunuz ama. Ecevit'in hatası beyefendi biri olması mıydı ki bu sözleri söylüyorsunuz?

      Sil
    4. Benim kimseye bir düşmanlığım filan yok ben meselelere düşmanlıkla dostlukla yaklaşmam objektif yaklaşırım. Ayrıca Ecevit'i de severdim. Ama sevmem onun hatasını söylememe engel değil. Yani ben sizin anladığınız gibi bir taraftar değilim. Sevdiğimi de sevmediğimi de eleştirebilirim. Aynı sözleri başımızda bulunan iktidara da söylüyorum. Bu blogu devamlı okuyorsanız bunu görebilirsiniz.
      Size de aynı şeyi tavsiye ederim. Sevgiyle, nefretle objektif değerlendirme yapamazsınız. Ve eğer objektif değerlendirme yapamazsanız sevdiklerinize yararınız da olmaz.

      Sil
    5. Bir Fenerbahçeli olarak ve yine çok sevdiğim bir Fenerbahçeli sayın Rıdvan Dilmen hocanın sözü geldi aklıma "Herkesin bir tarafı vardır ama yorum yaparken objektif davranmalısınız" der.

      Sil
  9. Hocam evvel bu güzel yazı icin tesekkürler.

    Türkiye nin AB dir, ekonomik, sosyal, demokrasi vs. Bizim gelismemiz icin yadsınamaz bir çıpa görevide vardır.

    Hep AB yi suclamaktan hep baska birilerine suc isnad etmekten, gözümüz kör oldu, AB den gelen fonlar ile yapılanların tamamı insanımıza yönelik.

    Herseyi yaptıgım halde niye almıyorlar diyenlere sadece bir örnek vermek isterim ki, hala icim kanar.

    Bize verilen süre 7 koca yıl, 70günde alt geçit yapan bir ülke bu 7 yılda 7 kere yap boz yap yaptıgı halde hala kaldırımlarımız engelliler için uygun degil.

    Sapkayı önümü koymalıyız, biz yapmıyoruz yapıyor gibi yapıyoruz.

    Bizim yerimiz demokrasinin, insan haklarının bilimin sanatın deger gördügü yerdir ve bugün için bu degerler nerde varsa orda olmalıyız.

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir yorum, teşekkürler.

      Sil
  10. Hocam dis ticaret aciginin orani 12,3 yerine 68,3 olmali sanirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  11. burası blogdan öte interaktif bir kitap adeta açık üniversite platformu. Teşekkürler hocam emeğinizin hakkı ödenmez.

    YanıtlaSil
  12. Hocam dis ticaret karsilastirmasina ilave olarak, ulkemizdeki dogrudan yabanci yatirimlarinda da (demokrasi, hukuk ve insan haklarina da bagli olarak) karsilastirma yaptigimizda mesaj daha net olur sanirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış politika yazarları da onu yapsınlar artık.

      Sil
  13. Hocam su cumlede bir yanlislik var gibi duruyor: "Türkiye 2015 yılında Şangay İşbirliği Örgütü üyesi ülkelere karşı 43,3 milyar Dolar dışticaret açığı vermiş ki bu açık 2015 yılındaki toplam dışticaret açığımızın yüzde 12,3’üne denk geliyor.". 2015 Yilinda toplam dis ticaret acigimiz 352 Milyar dolar olmasi lazim ki %12.3'u 43.3 Milyar dolar yapsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış yazılmış yüzde 12,3 değil 68,3 olacak, düzelttim, teşekkürler.

      Sil
  14. Güzel hocam almıyolar almıyolar!!! 50 senedir kapıdayız ! Hep bi kılıf bulup almadılar şimdi de almıyolar !! Hristiyan topluluk müslüman bi üyeyi ülkeyi İSTEMİYOLAR !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz istesek alırlar da biz istemiyoruz.

      Sil
    2. Zamanin Ingiltere basbakani daha gecen sene Turkiye 3000 sene AB'ye giremez dedi. AB'nin en guclu ulkelerinden bir lider bunu diyebiliyorsa almazlar.

      Ayrica bizim AB'ye girmek istememiz demek Kibris'taki haklarimizdan vazgecmemiz demek biliyorsunuz degil mi?

      Sil
    3. Evet belki bizi almak istemiyorlar; peki biz girmek için ne gerekiyorsa yapıyor muyuz? Ders çalışmayıp bu hoca bizi geçirmek istemiyor diyen öğrenci gibi. Ha öğrenmek için ders çalışmak lazım, not için değil. Biz AB standartlarında bir ülke olalım da bizi almasınlar. İstesek AB'yi de geçeriz.

      Sil
    4. Bizim AB'yi geçmemiz için bugünkü eğitim sistemini değiştirmemiz lazım. Ne yazık ki biz eğitim sistemini olması gereken yolda değil de olmaması gereken yolda değiştiriyoruz. Çocuklara tablet verme projesiyle bilime geçilmez.

      Sil
  15. Bu yüzyılda Batı medeniyeti gerileyecek mi sizce sayın üstad?

    YanıtlaSil
  16. Sayın hocam detaylı analiziniz için teşekkürler. Haddim olmayarak sormak istiyorum tablodaki Rusya'nın enflasyon rakamı yüksek değil mi? %6,9 ila %7,2 arasında olmalı sanki? Kaynak:http://tr.tradingeconomics.com/russia/inflation-cpi
    Hatta Putin yakın zamanda yaptığı açıklama ile yıl sonunu %5,9 ile kapatmak istediklerini söylemişti. Bankaların konut kredisi faizleri %9-10 lara düştü. Benim Moskova'dan ev düşüncem var da ondan ilgimi çekti hocam :)

    YanıtlaSil
  17. Hocam Pakistan'a ihracatımız sıfır mı? Dışişleri Bakanlığı'nın Pakistan sayfasına göre 2015 değeri 289.1 milyon USD.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet o da yanlış olmuş, düzelttim, bağlı oran ve sayıları da düzelttim, teşekkürler

      Sil
  18. Mahfi Bey, düzenlemiş olduğunuz verilere ve yapmış olduğunuz analize bakılırsa Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Avrupa Birliği'ne çokta alternatif gibi görünmüyor, doğru mudur?
    + Merakımdan sormak istedim Richard Dawkins'in kitaplarından okuyor musunuz malum bizim ülkemizde pek okunan sevilen tarz-biri değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet haklısınız alternatif gibi görünmüyor.
      Dawkins'in iki kitabını okudum ama açıkçası çok da beğenmedim.

      Sil
    2. Hocam Brian Greene'in kitaplarını okuyun. Evrenin Dokusu ve Evrenin Zarafeti çok güzel kitaplar. (Eğer okuduysanız bu mesajı dikkate almayınız)

      Sil
  19. AB ile Şanghay tabiki de karşılaştırılamaz.Ancak her ne olursa olsun bu ülkenin iç dinamikleri ranta yönelik olarak calisir.Dolayisiyla sorunu burada aramak gerekir.Buyuk esnaflar ihale peşinde koşar iken,kucuk esnaf ilçesine açılacak meslek yüksek okulunun derdindedir.Halkta rant pesindedir.Bedavadan bi kadro gordu mu Ankara yollarını düzler.Memurda rantcidir(Rusvetci demedim).Hele su adamın işini goruyumde defterini tutarim,tayin işimi yaptiririm vs vs.Biz de piyasa isleyisi son derece kötü.Ahbap çavuş kapitalizmin bile sayılmaz bizimkisi , o kadar kötü yani.Tek onerim var,h emde maliyetsiz.Tamamen kayıtlı ekonomi.S sadece basit uç beş kuruş vergi almak için değil.Bu kadar rantcinin olduğu dolayisiyla üretimin son derece verimsiz olduğu bir yerde rant cezalandirilmaz ise değil Şanghay beşlisi tüm dunyada var olan birliklere abone olsakta bir sonuç elde edemeyiz,bende rantın kurbanıyım hocam,belki meslektaş olurduk ama mülakatta ucurulduk :))yerimize girenlerde hayrını gormedi ama.k kısacası ülke olarak çok kötü bir yapimz var.tuketmekten başka bir şey bilmiyoruz.uretenimiz çok az.firsat eşitliği ve kayıtlı ekonomi ile Türkiye uçuşa geçer.Ben firmalarla iş gereği çok gorusuyorum.Gercekten uretmke isteyen çok kişi var,caliskan,durust ama hepsini bezdirmisiz hocam.İste bu adamlar bizi ayağa kaldıracak olanlar.Onunu açalım yeter,destege gerek yok kostek olmayalım yeter.(İmza :mülakat mağduru maliyeci)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakmayın ama Türkiye bugünkü eğitim sistemiyle uçuşa geçemez. Tek tük, istisnai başarılar yakalar.

      Sil
  20. hocam bir eksiklik gözüme çarptı.
    Yazının sonunda "ARİF OLAN ANLAR" yazmayı unutmuşsunuz :=)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla hicbisey anlamadim bu isten.

      Sil
  21. Hocam ŞİO ülkeleri arasında AB gibi serbest dolaşım ve Gümrük Birliği antlaşmaları var mı? Bu ülkeler arasında Çin varken pek mümkün değil gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok. ŞİÖ ülkelerinden bazıları aynı zamanda Avrasya Ekonomik Birliği üyesidir ve aralarında gümrük birliği antlaşması imzalamışlar. Rusya Çin'i dahil etmeden gümrük birliği kurmuş.

      Sil
  22. Hocam ab nin bizim icin getirecegi en buguk avantaj nedir..rte neden ab ne res cekiyor anlamakta zorluk cekiyorum napmak istiyor c.baskani.?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AB bizim için bir yaşam tarzı tercihi demektir. Biz Avrupalı mı olacağız yoksa ortadoğulu mu olacağız bence tercih budur. Avrupalı olmayı tercih ediyorsak bırakın ekonomiyi, insan haklarına saygılı, bireyine iyi davranan, eğitimi bilime dayalı, teknoloji üreten bir ülke olmayı tercih ediyoruz demektir. Ortadoğulu olmayı tercih ediyorsak ortadoğu ülkelerine bakın neyi tercih ettiğimizi görebilirsiniz. Bence mesele budur.

      Sil
    2. Eskiden türk halkının %68 gibi bir oranı avrupa birliğinin bir parçası olmak isterken şimdi %68'i ortadoğunun bir parçası olmak istiyor. (oranlar yaklaşıktır) Ekonomiye, bilime, eğitime hatta ve hata islam dininin kendisine (olumsuz algı gibi) verdikleri zararı geçtim, siyasal islamın bir topluma verebileceği en büyük zarar bu zihniyet dönüşümü olsa gerek.

      Sil
  23. Patent geliştirmek lazım. Bu da eğitimin kalitesiyle alakalıdır. Ucuza birilerinin malını üretmekle olmuyor. Tamamen dışa bağımlı oluyorsun. Bir de devletin kemik yapılarına göre çocukları zorunlu olarak spor branşlarına yönlendirmesi lazım. Dinç bir vücutta kaliteli kan dolaşır. Bu da zekayı meydana getirir. Alt yapıyı kurduktan sonra gerisi kendiliğinden gelir. Verimi 20 yıl sonra her bakımdan almaya başlarsın.

    YanıtlaSil
  24. Peki hocam. bu tabloya göre; dış ticaret yaptığımız ülkeler değişecek ve dış ticareti hacmi Avrupada küçülüp, ithalat/ihracat hacmi görece olarak büyük olan Şangay ülkelerine kayacak böylelikle dış ticaret açığı artacak şeklinde öngörüde bulunabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir şey yok. Yani biz AB ile ilişkileri gümrük birliği çerçevesinde yürütüyoruz.

      Sil
  25. hocam bundan daha önce de sangay birligine girmek konusunda tartışmalar yaşandıgını hatırlıyorum.. sangay birligine girmek konusunda Cumhurbaşkanının açıklamalarını ben AB ye şantaj olarak nitelendiriyorum. Yoksa yazınızda belirttiginiz ekonomik gerçekler ortadayken bir anda AB ile özellikle ekonomik ilişkiler koparılarak sangay birligine yönelemeyiz.. Aralık ayında AB liderleri bu parlamentodan çıkan karara red verdikten sonra söylemlerde yumuşayacaktır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence CB blöf yapıyor. Yani sizinle aynı fikirdeyim. Zaten NATO üyesi bir ülke Şangay İşbirliği Örgütüne tam üye olamaz.

      Sil
  26. Rakamları yorumlarken şu soruları da sormak lazım: AB senede 70 milyar dolar mal sattığı bir ülkeyi gözden çıkarır mı? Ayrıca TR den yapılan ihracatın çoğunu TR de yerleşik veya Türk ortaklı AB firmaları yapmıyor mu? Sonra bu firmalar TR den elde ettikleri karı ne yapıyorlar? Vs...

    Bunlarla birlikte, 50 senedir kapısında köpek gibi beklettigi ve kolayca sömürebildigi Müslüman bi ülkeyi neden AB ye alıpta başına bela etsin?

    Türkiye bölünsün, kurdistan kurulsun onu alırlar bizi gene almazlar! Uyanın artık...

    50 senedir bi AB cipasidir gidiyor. Ne cipaysa hala denizin dibini bulamadi mübarek. Cameronunda dediği gibi 3000 senesine kadar da bulamaz.

    Cipalari onların olsun. 3 kurus daha az kazanırız ama onurumuzla yaşarız. Başta belki biraz acı cekeriz ama uzun vadede onunda üstesinden geliriz! Atatürk hayatta olsa eminim çoktan hakettikleri cevabı vermişti bu kendini beğenmiş soytarı kulübüne!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimse bizi zorlamıyor, kararımızı verelim kendimiz çekilelim. Ama bunu yapmayıp, öyle bağırıp çağırıp, mahalle ağzıyla konuşunca onurlu olmuyoruz.

      Sil
    2. Kenan, Turkiye AB ile yolunu ayirirsa AB'den ithalati kesecek mi zannediyorsun veya kesebilecek mi? 70 Milyar olmaz da 60 Milyar olur ama mutlaka ithalat yapmaya devam edecektir. Ayrica 70 Milyar dolar Avrupa'nin topram ihracati icerisinde kucuk bir yuzde, bu AB'ye zarar vermeyecektir ama AB Turkiye'den ithalati keserse, hatta gumruk birligini askiya alip Turk mallarina gumruk vergisi uygularsa o zaman felaket olur. Mesela otomobillerini Turkiye'de uretmenin anlami kalmaz, bunlari gidip Romanya'da uretirler. Biz de onlari ithal etmeye mecbur kaliriz. Issiz kalacak calisanlari ve yan sanayii'yi sen tahmin et artik. Bu sadece bir sektorden ornek, bunun gibi butun sektorler sarsilir.

      Sil
    3. Cehalet ne güzel lan! Herşeyi biliyorsun.

      Sil
    4. Arkadaş çok pis gaza gelmiş.

      Sil
    5. Mükemmel bir yaklaşım daha! AB'nin gerektirdiği demokrasi, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ilkelerini bir kenara bırak, doğru düzgün fasılları bile kapatma. Ondan sonra AB bizi kapıda bekletiyor diye kız. Yaramaz çocuktan başka bir şeye benzemiyor bu davranış. "Türkiye bölünsün, kurdistan kurulsun onu alırlar bizi gene almazlar! Uyanın artık..." gibi sözler kusura bakmayın ama tamamen içi boş, hamaset için üretilmiş sözler. "3 kurus daha az kazanırız ama onurumuzla yaşarız." gibi sözler de avunma sözlerinden başka bir şey değil, ya kendini avutma yada kendini birilerinin avutması için uydurma sözler.
      Tamam, Türkiye gibi bir ülkeyi AB'nin hazmedebilmesi Hırvatistan, Romanya gibi ülkeleri hazmetmesinden daha zor. Ama Türkiye AB müktesebatının gereklerini yerine getirsin ondan sonra bakalım kabul ediyorlar mı etmiyorlar mı? Sonuçta AB ekonomi üzerine kurulmuş bir birlik ve rasyonel davranmak zorundalar, öyle de davranıyorlar.
      Bu arada, illa AB'ye girmek zorunda da değiliz, öyle bir derdim yok benim de. AB normlarında yaşayalım yeter ki.

      Sil
  27. Teke Tek programına katılan Durmuş Yılmaz’ı dikkatle dinledim.

    Photoshop’la sizin fotoğrafınızı koysak ama Durmuş bey konuşmaya devam etse, hiçbir fark olmadığını gözlemledim.

    Durmuş Yılmaz MHP üyesi, sizin ise herhangi bir siyasi parti ile temasınız yok.

    Fakat, ekonomi konuşmaya başlayınca, Durmuş bey’le siz sanki aynısınız. Sizin yıllardır yaptığınız tespitlerin, çözüm önerilerinin aynısını 1,5 saatte özetlemeye çalıştı.

    Acaba ‘ekonomi yönetimi’ ile ‘ekonomi bilimi’ arasındaki ilişkileri ve ayrışmaları siz de Durmuş bey de iyi idrak etmiş kişiler olmanız nedeniyle mi, görüşleriniz yakın?

    İzlemek isterseniz:

    https://www.youtube.com/watch?v=Ii_M8ulJdTQ

    Türkiye’nin kısa ve orta vadede tercih etmeye mecbur kalacağı 3 tercih hakkına adım adım yaklaştığımızı, bunlardan 1’ini seçmek zorunda kalacağımızı tane tane ve ekonomi bilimi çerçevesinde anlatmış.

    54:40 saniyeden sonra:

    “İmalat sanayimiz ithalata çok bağımlı, aramalı ve hammade girişine muhtacız. Dolar/TL kuru yükseldikçe, maliyet enflasyonuna sebep olacak. Maliyetlerin yükselmesi şirketlerin üretim masraflarını etkileyecek, eğer yansıtabilirlerse, Türkiye’de enflasyonun yükselmesine sebep olacak. Sonuç: Enflasyonun yükselmesiyle, dar gelirli vatandaş ile değişken gelirli vatandaş arasındaki makas daha da açılacak.

    Kurdaki hareket önemlidir, faizdeki hareket de önemlidir. Fakat, siyasetçi burada tercih yapmak zorunda.

    1. tercih: Kur yükseldi, bu benim ihracat gelirimi yükseltti, kâr ettim. Kurun yükselmesinden rahatsızlık duymuyorum.

    2. tercih: Reel sektörümün çok borçlu olması nedeniyle, kurun yükselmesi tehlikelidir. Kur farkından dolayı finansman giderleri arttı. Zincirleme etki ederek, iflaslara kadar gidebilir. İşçi çıkarmalar başlayabilir. Kurun yükselmesinden rahatsızlık duyuyorum.

    Ekonomideki gidişat bize, ne değişirse ne olacağını söylüyor. ‘Ekonomi politikası uygulayıcısı’ bunun içinden bir tercih yapmak zorunda. Şu anda görünüyor ki, siyasetçi kurdan çok rahatsız değil. Merkez Bankası’nın bu durumda, piyasaya döviz satması mantıklı bir müdahale olur mu?

    Siyasetçi, yatırımların artması için faizin düşük olmasını istiyor.

    Döviz satmanın teknik karşılığı, piyasadan likidite çekmektir. MB, piyasaya verdiği örneğin 5 milyar doları sterilize etmek için 15 milyar dolar çekmezse, piyasada faizler otomatikman yükselecek. Başlangıçtaki hedefe ters etki edecek.

    Siyasetçi, ekonomi ile ilgili konuşurken, iletişime çok dikkat etmek zorunda.

    Evet düşük faiz gerekli şart ama yeterli şart değil. ‘Güven’in yeniden inşa edilmesi lazım.

    Kurların yükselmesi, önümüzdeki aylarda fiyat geçişkenliği ile pahalılığı, enflasyonu yükseltecek.

    Siyasetçi, tercih yapmak zorunda:

    1. tercih: Kur yükseldi, ihracat gelirim arttı. Hiçbir müdahale yapmayayım mı?

    2. tercih: Kurun yükselmesi nedeniyle reel sektörün kârı azalıyor, özsermayesini tüketmeye başlayabilir, iflaslar başlayabilir, işçi çıkarımı başlayabilir. Ne yapayım?

    3. tercih: Enflasyon artacak, enflasyon arttığı için faizler yükselecek, dolayısıyla, hazinenin çevirmesi gereken borcun üzerinden ihracattan elde ettiğim ilave borç mu gelecek? Ne yapayım?

    Bütün bunların masaya yatırılıp, net görülmesi lazım.

    Birden fazla değişken, birden fazla faktör var. Hepsi aynı anda incelenmeli.”


    1:18:14 saniyeden sonra:

    “İnşaatçılıkla büyüme modelini aşmamız lazım.

    Dönüyoruz dolaşıyoruz şuraya geliyoruz, faiz - kur, faiz - kur, faiz - kur...

    Tasarrufumuz yok, sanayileşme yok, ekonomi dolarize oluyor, dolarize olması sonucunda faizi arttırdığımızda bir sıkıntı yaşıyoruz, arttırmazsak bir başka sıkıntı yaşıyoruz. İkilemin arasında debelenip duruyoruz.

    Benim yapısal reform önerim:
    Hukuk - Eğitim - Ahlâk - Sanayiye yönelim - Ekonomide büyüme modelinin değişmesi.”

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir kişinin doğruyu bulmak ve konuşmak için MHP'li CHP'li, AKP'li olması ya da tarafsız olması önemli değil. Önemli olan o kişinin kişiliğinin olması. Partisi öyle diyor diye o da öyle diyecek değil. İnanmadığı şeyi savunmaması lazım. Durmuş bey ile benim görüşlerimin benzemesi benim bir partiye yakın görüş savunduğumu göstermeyeceği gibi Durmuş beyin de benimle aynı görüşte olmasını göstermez. Ama bir tek şey gösterir ikimizin de kendimize özgü kişiliğinin olduğunu. Ve zaman zaman aynı şeyleri düşünebiliriz.

      Sil
    2. Hocan merhabalar, bir blokta bazi yorum yazilarim var rica etsem bir bakabilir yorum tavsiye telkinde bulunabilirmisiniz. Tesekkurler ibrahimselvi.blogspot.com.tr Tesekkurler

      Sil
    3. Saygıdeğer hocam sizin yazılarınızı okuyunca düşüncelerim nefes alıyor..Emeğinize sağlık iyi ki varsınız.Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim...

      Sil
    4. Saygıdeğer hocam sizin yazılarınız ile ekonomik düşüncelerimin oksijen aldığını hissediyorum.İyi ki varsınız..Sıhatli huzurlu günler dilerim..

      Sil
  28. Hocam, AB ve ŞİÖ ülkeleri ile yaptığımız ihracat/ithalat rakamlarını verdiğiniz tabloya baktığımızda rakamsal olarak AB'nin dominant olduğunu görüyoruz. Yani AB ile restleşip ortamı germek pek de akıl karı bir iş gibi durmuyor. Fakat benim görüşüm, tüm bu rakamsal verileri sanki yokmuş gibi bir kenara koyarsak, Atatürk'ün bize gösterdiği hedefler doğrultusunda Batı değerlerine asla sırtımızı dönmememiz gerektiği yönünde. Hatta AB'ye giremeyeceğimizi şimdiden bilsek dahi en azından Batı'nın sahip olduğu standartları sağlama yönünde ilerleyebiliriz. Kendimize bu değerleri hedef seçebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Biz üzerimize düşeni ne kadar yaptık 60 yılda dönüp bir de ona bakmak lazım.

      Sil
  29. Çözüm yolunu biliyorum: Dünya nüfusunu azaltmalıyız.

    Tamam da, ya ben de ölürsem ne olacak? Hem nüfusun azalmasını istiyorum, hem kendim de arada ölür giderim diye korkuyorum!

    Mahfi bey, nüfusu azaltmak, ekonominin iyileşmesine yol açar mı?

    İlk önce yaşlıları mı fırınlara göndermek gerek?

    YanıtlaSil
  30. Mahfi Hoca 'CAN'DIR..SAYGILAR

    YanıtlaSil
  31. Sayın hocam bu analize ek olarak transatlantik ticaret anlaşması ABD ile AB arasında imzalanırsa - varsayım olarak - bu durum ekonomimiz için ne tür sonuçlar doğurur? Bu bağlamda görüşlerinizi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Trump ile birlikte bu antlaşma sanırım rafa kalkıyor.

      Sil
  32. Hocam hep durmadan AB'nin ABD'nin ya da Rusya ve Çin'in kölesi olmak zorunda mıyız? Tamam bunlarla ilişkiler çok iyi olsun ancak tek alternatif sadece bu devletler olmasın. Neden Ab gibi güçlü bir Ural-Altay /Turan birliği (Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan,Kazakistan,Pakistan,KKTC,Macaristan,Moğolistan,Bulgaristan,Kırgızistan,Finlandiya,Japonya,Türkmenistan, Estonya, Güney Kore ve diğer Özerk Türk Ülkeleri) kurmuyoruz? Neden dış açıklar verdiğimiz halde ithalatı fazlalaştırıyoruz da lüks tüketim olanlardan kaçınmıyoruz? İthal ikame sanayiyi daha çok artırıp bu ülkelerle birleşmemiz bizleri daha iyi yapmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimse kimsenin kölesi değil. Bu bir tercih. Japonya, Macaristan, Güney Kore, Finlandiya, Bulgaristan bizimle bir birlik kurar mı sanıyorsunuz? Ticarette akrabalık ilişkisi işlemez.

      Sil
    2. Kusura bakmayın, ezbere konuşmak bu olsa gerek. Hangi açıdan Bulgarların, Macarların, Finlilerin bir Türk birliğine gireceğini düşünebiliyorsunuz? Kendilerini neden Türk diye tanımlasınlar? Bu ülkelerin bir kısmının AB'ye üye olduğunu biliyorsunuz. AB'nin sunamayıp Türk birliğinde bulacakları nedir?
      Siz diğer devletleri boşverin daha kendi içimizde barışı huzuru sağlayamadık.Daha komşularımıza, inançlarına, geleneklerine, haklarına saygı göstermeyi öğrenemedik.

      Sil
    3. Hocam kölesi değiliz diyorsunuz ancak teröre destek veren milletvekillerini tutukladık diye Avrupa bize rest çekiyor. 1958 den beri AB ye gireceğiz, İngilizlerin dediği gibi bizi 3 bin yıl daha almayacaklardır. Terör gruplarının içinde de hep Almanya, Fransa başrol oynuyor. İhracatımız ithalatımızdan daha küçük. Biz 1 veriyorsak onlardan 5 alıyoruz bunun ekonomiye ne kadar fayda sağlıyor ki böyle gidişle sürekli krizlerle baş başa kalırız. Her ülkenin başka ülkeler için yaptırımı vardır ,rekabeti vardır. Mesela Japonya Çin'e karşı sürekli rekabet halinde hatta Doğu Türkistan'ı Uygurları bayağı savunuyor. Tabi çıkarlar dengesinde ticaretin tek bir yön değil her yöne birlik olması gerekli diye düşünüyorum. Onların da AB den çıksın demiyorum ancak Putinin dediği gibi tek kutup değil daha çok kutuplu kurmak daha mantıklı geliyor. İthal ikameci korporatist sanayi ile geride kalmış ülkeler daha çok gelişeceğini düşünüyorum.Ayrıca Türk Birliği değil Ural Altay coğrafya birliğinden bahsediyorum AB ile müzakereler devam ederken en azından güçlü bir kafkas ya da işlenebilir karadeniz, akdeniz ülkeleri birliği -var ancak güçlü değil- daha iyi olabilir. AB'den daha çok ülke çıkmak istiyor Ab ülkeleriyle ilişkisi yüksek olmalı ancak tek alternatif ya da illa Ab ye girme politikası gütmemek gerek sonuçta herkes kendi çıkarına bakar Türkiye'nin pek de iyi olmasını istemezler.

      Sil
    4. Saydığınız birçok ülke Türkiye'yi değil AB'yi, Çin'i ABD'yi Rusya'yı zaten tercih etmiş. Ayrıca herhangi bir birlikte olmak demek o birliğin kölesi olmak demek değildir. Putin'den örnek vermişsiniz, Rusya'ya karşı dış ticaret açığımıza bakınız. AB'ye karşı 1 verip 5 almıyoruz. Gelişmiş ülkeler arasında en az ticaret açığı verdiğimiz AB (ülke olarak görürsek). Siyasi söylemlerinize hiç girmeyeceğim.

      Sil
    5. Birlikte olmak kimsenin kölesi olmak demek değil elbet ancak tek fırsat AB olarak görülmesi kölelikten başka bir şey getirmedi Türkiye'ye bakınız 1958 den beridir sürekli anaysa ve kanunları güncelleyip durduk sırf AB ye uyum sağlamak için. Her ülke karşılaştırmalı üstünlüğüne göre dış ticaretini yapar ancak dış ticaret açığımız bizim daha fazla 1 vermek derken sözün gelişi demek istedim.AB bizim ekonomimizin güçlü olmasını sonra girmesini istiyor değil mi şartlarına göre, sürekli dış ticaret açığı veren bir ülkenin, 30 yıldır Batının destek verdiği terör yüzünden, askeri harcamaları daha çok artıran bir ülkenin güçlülüğü nasıl olacak ne zaman olacak? Gerçekten AB den gelecek görebiliyor musunuz? Tüm protoklleri imzalamadan etnik ayrımcılık vermeden AB seni neden alsın? Ayrıca nüfusumuz çok ve kumaş-dokuma sanayisinde en iyilerden olduğumuzdan AB ye zarar olmayacak mı? Dünyadaki onca birliğe girip de Türkiye'yi neden almadıklarını varın siz düşünün. Diğer saydığım ülkeler tercihi konusunda o birliğin üyeleri üçüncü kez yazıyorum ki hiç kimse kendi birliğinden çıkmayacak ama Türkiye'nin a b c plnları olması gerek daha güçlü alternatif birliklerinin kapısını aralaması gerekir.

      Sil
    6. Bu yazıdan çıkan sonuç ŞİÖ'nün AB'ye bir alternatif olmadığıdır. ŞİÖ dışındaki örgütlerin hiç biri de AB'ye alternatif değildir. Türkiyenin AB'ye giremiyor diye illa ki bir birliğin kapısını aralaması gerekmiyor.

      Sil
  33. Körlerin ülkesinde, tek gözlü insan Kral olur...Tek gözlü olmayin...

    YanıtlaSil
  34. Hocam ekonomist değilim, çok da anlamam. Gemi inşaacıyım. Bildiğim bir şey varsa o da, bizim sektör biter. Yeni inşaa ve tamirin büyük kısmı Avrupaya yapılıyor. Çin ile zaten yarışamıyoruz, Avrupadan vazgeçersek Çin bizi yutar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iste gunun sozu budur : Avrupadan vazgeçersek Çin bizi yutar. Aynen oyle olur.

      Sil
    2. Cin bizi yutamaz. Istersen tarihe bir bak derim. Bu gidisle Avrupa bizi yutuyor.

      Sil
    3. Yani bu gidişle her halulukarda yutuluyorsun.Bana kalırsa gidişi değiştirmek lazım..

      Sil
  35. AVRUPA BİRLİGİNE,birliginize katılmaktan vazgeçerim,şangay işbirligi örgütüne girerim diyerek rest çekmek sayın hocamızın açıkladıgı verilerden anlaşılıyorki türkiye için hiçde hoş olmayacak.bizim hedefimiz bu iki örgütten birine girmekse, bu hedef avrupa birligi olmalıdır.ayrıca şangay örgütü ekonomiyi bıraktım,siyasi,kültürel,yönetim,medeniyet ve teknoloji açısından bana pek sıcak gelmedi.BİLHASSA YAŞAM TARZLARI

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz sadece verilere bakmamak lazım. Şangay İşbirliği Örgütü, insan hakları ihlalleriyle yüklü bir örgüt. Hiçbirinde doğru dürüst demokrasi yok.

      Sil
    2. Iyi ya hocam o yuzden bize uyar zaten, butun kriterleri sagliyoruz ve saglamaya da cok istekliyiz (en azindan hukumet ve CB istekli, halka soran da yok zaten).

      Sil
    3. MİG.29 zaten CB ''Türkiye Şangayda yerini alırsa daha rahat hareket eder'' diyor.

      Sil
  36. Hocam yazınızı okuduğumuzda ŞİÖ dış ticaret acıgı bakımından ülkemize etkisi bunun da kaynağı ülkemizin enerji ihtiyacı ve yine o ülkelerin bazılarından gelen otomobil parçaları( malum bir montaj ekonomisiyiz) bu acıdan bakılırsa örgütün bize pek de faydası yok gibi görünüyor ancak AB den vazgeçmek demek dış ticareti bırakmak anlamına gelmez bence tabiki azalmalar olacaktır (AB den ayrılacaksak gümrük birliğinden de ayrılmak gerekir zira bize yararından çok zararının olduğunu düşünüyorum) bunun yanında ŞİÖ ne katılarak doğu pazarına rahatça açılmak daha mantıklı bir hamle değilmidir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ŞİÖ'ye katılınca doğru pazarına rahatça açılacağımızı nereden çıkarıyorsunuz? Öte yandan AB'den vazgeçmek sadece ekonomik olarak önemli değil. Böyle bir hamle yaşam tarzı ve felsefesi değişikliği anlamına gelir.

      Sil
  37. Hocam,
    Bu ihracat ithalat rakamlarına turizm gelirleri dahil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ??? Nasıl Yani

      Sil
    2. Değil. Bunlar sadece mal ihracatı ve ithalatı.

      Sil
  38. Saygıdeğer Hocam,
    ŞİÖ ile yakınlaşarak bu ülkelere olan ihracatımızı arttırmayı ve böylelikle dış ticaret açığımızda denge sağlamayı hedefliyor olabilir miyiz sizce? (Rusya'dan enerji Çin'den de yüksek teknoloji ürünleri ithal ediyoruz. Bunların yerine ne satabiliriz ki? sorusunu soruyorum kendime ve maalesef cevap bulamıyorum).
    Talip Kılıç
    Elektronik Mühendisi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de tam yanıtını bulamıyorum. Bu ülkeler çoğunlukla ABD ve AB'ye satılan mallar açısından bizim rakibimiz. Yani Çin, Hindistan, Pakistan mesela tekstilde bizim rakibimiz. Bunlara bu malları satamayız.

      Sil
  39. Hocam merhaba
    Dolar kurunun yüksek olması ihracatı nasıl etkiler? Biz incir üreticisiyiz dolayısıyla ihracat yaparken doların yüksek olmasını mı beklemeliyiz yoksa düşük olmasını mı?
    Buna ithaf eden bi yazınız varsa link verebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer Dolarla satıyorsanız sizi olumlu etkiler. Çünkü kur 2,90 iken 100 Dolarlık mal sattığınızda elinize 290 TL geçerken kur 3,42 olunca aynı miktarı sattığınızda elinize 342 TL geçecek. Bütün mesele maliyetlerinizin de aynı miktarda (veya daha fazla) artmaması.

      Sil
  40. Hocam Euro'da yön ne?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz durulur her ikisi de sonra yine yükselir.

      Sil
  41. Hocam yazı için teşekkürler.
    Fakat ŞİÖ bir ekonomik topluluktan çok NATO ya karşı kurulmuş bir askeri güç toplululuğu. İçlerinde dünyanın ihracat lideri Çin var, fakat yinede ekonomi anlamında diğerlerine bunun ne kadar katkısı var? İçlerinde ortak bir para birimi (Ruble, Yuan vs.) kullanıyorlar mı? Aralarında gümrük birliği var mı? Ayrıca biz Nato üyesi olarak nasıl ŞİÖ ile yakınlaşabiliriz? Tamamen iç politikaya yönelik, göz boyama hamlesi.

    YanıtlaSil
  42. Merhaba Hocam

    Hem Nato'ya üye olup, hem de Şangay İşbirliği Örgütüne katılmak Türkiye için mümkün müdür?

    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kritik soru bu. Kimse tam olarak yanıtlamadı bu soruyu. Sanırım orada bir sıkıntı var.

      Sil
    2. Hukuki olarak bir engel yok fakat başka türlü engeller var. ŞİÖ'de NATO üyesi bir ülkeyi tam üye olarak bulundurmazlar.

      Sil
    3. Şanghay İşbirliği Örgütü kurucularından Orgeneral Leonid İvaşov, Türkiye'nin ŞİÖ'ye katılması durumunda NATO'dan çıkması gerektiğini söyledi.

      "NATO gibi agresif bir askeri bloğun üyesi için ŞİÖ’e üyeliği öngörülmüyor. En azından durum şimdilik böyle. Özellikle NATO bağımsızlık için mücadele eden bazı devletleri yok etti. Dolayısıyla bu süreç (Türkiye’nin olası ŞİÖ üyeliği) iki taraflı olmalı. Bir taraftan Türkiye üyelik sürecine devam etmeli. Diğer taraftan da NATO’dan ayrılma sürecini başlatmalı. Ayrıca ABD’nin yeni başkanı Donald Trump NATO’yu eskimiş bir kurum olarak nitelendirdi. Trump’a göre, üye ülkeler sadece para almak değil, aynı zamanda da güvenliklerinin sağlanması için ABD’ye para ödemeli. Dolayısıyla Türkiye bunların hesabını yapmalı ve tercihini ortaya koymalı."

      kaynak: http://www.abcgazetesi.com/sanghay-beslisi-kurucularindan-ivasov-turkiye-uye-olur-ama-34863h.htm

      Sil
  43. Birkaç arkadaşın yorumunda gördüğüm, Avrupa Birliği için söylenen tekerlemelerin "demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, basın özgürlüğü vs" gerçek dışı bir makyaj olduğunu ve asıl olanın kapitalist sistemin gereklerinden olan yeni pazar arayışı "küreselleşme" nedediyle birlik ülkeleri arasındaki ticaret ilişkilerini kurmak adına bu birliğin kurulduğunu anlayabilmeleri için aşağıdaki köşe yazısını paylaşıyorum:

    İlker Belek:
    Savaş merkeze taşındı, AB çöküyor

    AB’nin demokratikleşmeyle, insan haklarıyla, emeğin Avrupasıyla hiç ilgisi yoktu.

    AB emperyalist bir projeydi. Tekeller iktisadi egemenlik alanlarını genişletebilmek için devlet güvencesine gerek duyarlar. Tekelci devlet kapitalizmi bu nesnelliğin sonunda ortaya çıktı. AB bu Leninist gerçeğin kendisini kanıtladığı global ölçekli en net, iddialı gelişmeydi.

    En başından itibaren, kendi doğasına tamamen uygun olarak, Almanya tarafından organize edildi, diğer ülkeler yine Almanya tarafından içine çekildi.

    İki dünya savaşı, Alman sermayesinin kendi coğrafi sınırlarına tıkıştırılmasına itirazı sonucunda patlamıştı. Tekellerin, sermaye hareketlerinin sınırlanmasını kabul etmesi piyasa iktisadının ruhuna aykırıdır.

    Almanya hegemonyasını güçlendirebilmek için, ABD’nin de desteğiyle, yeni bir dünya savaşı yerine, bu kez “barışçıl” bir sermaye diktatörlüğü projesini uygulamaya koydu. AB buydu.

    ...

    Emperyalizmin kuralıdır: Kapitalist üretim ilişkileri var olduğu sürece artı değer sömürüsü devam eder. Sömürü kapitalizmdir ve talebi daraltır. Bu nedenle kapitalizmin doğası krizlidir. Özünde sömürü ve kriz bulunan bir sistemin Avrupa ölçekli organizasyonunun istikrar ve demokrasi diye alkışlanması hep iki yüzlülüktü.

    ...

    kaynak:
    http://haber.sol.org.tr/yazarlar/ilker-belek/savas-merkeze-tasindi-ab-cokuyor-160371

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu paylaştığınız yazı da başka bir tekerleme. İş kazaları yazarın emperyalist dediği ülkelerde daha az oluyor. İnsan hakları Avrupa Birliğinde Şangay ülkelerinden daha iyi korunuyor. Ödediğimiz vergilere bakarsak biz de kendi ülkemizde sömürülüyoruz.

      Sil
    2. Agir sanai gerektiren ne uretiyorlar ki? Mavi yaka iscin olmazsa is kazasi da olmaz.

      Sil
  44. hindistan ve pakistanın içinde bulunduğu oluşuma herşey denir ama işbirliği örgütü denemez..olsa olsa şangay güruhu denir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Hindistan degil de Pakistan ve Afganistan bu tanima cok guzel uyar. Hindistan'da gorece iyi isleyen bir demokrasi var cunku.

      Sil
    2. MIG29

      Afganistan ve Pakistan dost ve kardes ulke bu ulkelerle diyalogumuzu gelstimeliyiz. Insanlari baris ve dostluk icerisinde terorden uzak yasiyor.

      Sil
  45. Hocam öncelikle biliyorum sorun sistemsel:) Kişi bazında değerlendirilemeyecek kadar büyük sorun var başımızda:) Lakin yine de sormak istiyorum.
    Ekonomiyi yeniden ALİ BABACAN'a emanet etme fikri sizce nasıl duruyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biliyorsunuz ben kişiler üzerinden yorum yapmıyorum. Ortada bir sistem sorunu varsa bunu kişiler bazında çözemezsiniz.

      Sil
  46. AB ülkelerini elma ŞİÖ armuta benzetme biliriz.İkiside meyve ama ikisininde farklı tadı şekli var.Verilere baktığımız zaman en büyük açık ŞİÖ de iken nasıl olurda AB ülkelerine rest çakebiliriz anlam veremiyorum.Biraz daha ilımlı politikalar yürütebiliriz.Rest çekerek dış ticarette bir yere varılmaz zamanında yapılması gereken hareketler şimdi yapılıyor.birde şuna anlam veremiyorum hocam AB de vize sorunu kalkacak derken milletimiz seviniyordu şimdi ise ab gerekte yok zaten diye muhabbetler var ☺

    YanıtlaSil
  47. Hocam elinize saglik cok guzel bir yazi olmus. Umarim bilgisi olmadan konusan fikir sahipleri yazidan faydalanir.

    YanıtlaSil
  48. Hocam tablo değerlandirilirken önemli bir bilgi atlanıyor bence. İthalat ve ihracat kalemlerinin niteliği. Yani ŞİÖ ülkelerinden yapılan ithalatın önemli kısmı her şekilde yapmak zorunda olduğumuz enerji ithalatı ve her şekilde bu ülkelerden yapılacak. Tablolardan enerji kalemini çıkarırsak yorumumuzda farklılık olur mı sizce?
    2) İhracat potansiyeli olarak bakıldığında da ŞİÖ ülkelere ihracatımızı(çini dışında bırakabilir biraz) artırma potansiyeliniz daha yüksek olabilir.

    Neticede son hükümetle birlikte iyice belirgenleşse de son 46 yıllık başvuru geçnişimize baktıklarında bizi almayacakları izlenimi edinmek zor değil. Yani bu iki örgüt arasında karşılaştırma yapmak için önce ikisinşn de bizi davet etmesi ya da almayı kabul etmesi gerekir, ki AB için bunu söylemeyiz.

    Durum değerlendirilirken bu üç hususun da hesaba katılması şart bence.

    Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkemizdeki otomotiv fabrikalarının tamamı nato ab yanlısı ülkelerin şirketleri. Bu şirketler Türkiye'den ayrılırsa ne olur. Bir de bunu göz önüne alın.

      Sil
    2. Ben yazımda bir yorum yapmadım. Sadece durumu ortaya koydum. Ayrıca eğer enerji alıyorsak ve almaya devam edeceksek bence onları çıkararak bakmak çok da anlamlı değil.
      ŞİÖ ülkelerinin bizimle aşağı yukarı aynı malları ve daha ucuza ürettiğini düşünürsek oralara ihracatımızı artırmamızın çok da kolay olmadığını görebiliriz.
      Aslında ilk başvurumuz 1959 yılında yani geçmişimiz 57 yıllık. Bizi mi almadılar bu süre içinde yoksa biz mi koşulları yerine getirmedik bunlar hep tartışmalı konular. Öte yandan son 200 yılını batılı olma idealiyle geçirmiş bir ülkenin birden bundan vazgeçip doğuya dönmesi ne kadar akıllıca o da ayrı bir konu.

      Sil
    3. Rekabet edip birbirimizi yiyecegimize birlik olup batiyi yeriz.

      Sil
    4. AB'ye en çok yaklaştığımız zaman da bu hükümet vardı. Hala aynı hükümet var.2010'dan sonra biz mi AB'den uzaklaştık yoksa AB mi bizden uzaklaştı. Buna bakmak lazım.

      Sil
    5. 2010 sonrasında sadece AB'den değil birçok şeyden uzaklaştık gibi görünüyor.

      Sil
  49. Hocam üstteki tabloyla tutarlı olması bakımından, son tabloda dış ticaret açığı sütunu eksi işaretiyle belirtilmeli sanırım.
    saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltmeleri yaptım, teşekkür ederim.

      Sil
  50. Sayın Eğilmez, biz bazı şeyleri karıştırıyoruz galiba. ŞİÖ ne girmek RT Erdoğan'a yararlı olur, ülkemize ve ekonomimize değil. Biz genellikle detaylara girmediğimiz için yararlı dediğimizde her yöne yararlı olduğu fikrine katılıyoruz. Bunun acaba yararı kimlere olur, zararı kimlere olur diye baktığımızda gerçek ortaya çıkıyor. RT Erdoğan'a yararlı olan şeyler, tüm ülkeye ve tüm ekonomiye yararlı olmuyor.

    YanıtlaSil
  51. Merhaba hocam her ne kadar Sangay beslisinin öneminden bahsetsekte uluslar arasi capta cokta etkin bir orgut olmadigini dusunen bir takipcinizim. Bence turkiye sangay beslisini isteklerini yerine getirmeyen basta amerika nato ve avrupa birliginin ikamesi olarak gordugu icin bu orgute uye olmak istedigini dusunuyorum. Yani nato ve ab sangay beslisine uye olmakla santaj yapiyor diyebilirim.

    YanıtlaSil
  52. Hocam bilgilendirmeniz ve görüşleriniz için teşekkürler. Bana göre uluslararası ilişkilerde maksimum faydayı sağlamak için kükremek yerine uzun süreli sağlıklı ilişiler geliştirmek daha sağlıklı. Uzun yıllar AB ülkelerine bağlı şirketlerde çalıştım. İlişkileri yürütürken artı eksileri koyup atılacak her adımda bunun getireceği fayda ve maliyetleri analiz etmeliyiz. Bunu yapmazsak iç politika da aslan oluruz ama tüm global ilişkilerimiz bozulur. Ab ile ilişkilerin bozulması Çin ve Rusya'nın bize yakınlaşacağı anlamına gelmiyor. Amerika politikası bile son yıllarda İran ve Küba ile yakınlaşmaya başladı. Umarım hepimiz algıı kanallarımızı biraz daha genişletir ve yapılanların 5-10 sene sonra yapacağı etkileri muhakeme edebiliriz.

    YanıtlaSil
  53. Prof. Vefa Tarhan: 2001 krizini ilk öngörenlerden biriyim; büyük çapta yeni bir kriz hızla yaklaşıyor!"Ekonomi kötü değil, çok kötü; hatta yoğun bakım tedavisi gerektiren seviyede"

    Mahfi hocam bu görüş hakkındaki düşüncelerinizi alabir miyim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2017 yılı çok sıkıntılı olacak.

      Sil
  54. Hocam merhaba bir yorum-cevap kısmında faiz artışı karşısında faizlerin yükseleceği beklentisiyle yabancılar tahvillerini tutar hemen çıkmaz demişsiniz. Yani burada yeni tahvil mi alır diyorsunuz? Çünkü yabancının elinde tahvil varken faiz artarsa tahvilin fiyatı düşer zarar eder.

    YanıtlaSil
  55. ŞİÖ ekonomik bir örgüt olasının yanında askerî de bir örgüt, yani bu örgüte Türkiye'nin üyeliği NATO üyeliğinden ayrılmasını gerektirecek. Bu durumda askerî maliyetlerin altından kalkmamız zor olur diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  56. Accaaba rte ikili oynuyor olabilir mi ab nin olmicagini dusunuyor olamaz
    bi tarafa yesil isik yakip bi tarafa da res cekmesinde bi denge varmi hocam..

    YanıtlaSil
  57. İyi günler hocam, Şangay beşlisinin anaa lokomotifi serbest şehirler bu nedenle bu beşliye girmeye gerek kalmadan yaratılacak bir serbest şehir bizi zaten pastadan pay sahibi yapar ab ile de yolları ayırmaya gerek yok serbest şehire en uygun şehirde izmir yazıları okuyorum 2-3 gündür bu görüş ile ilgili yorumunuz nedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yol ayırma meselesi işin abartı yönü. Ama dediğinizde de haklısınız.

      Sil
  58. Hocam Türkiye'nin en iyi üniversitelerinin birinde okuyorum ancak bu Blog'a girince hiçbir şey bilmediğimi görüyorum. Bizim gibi iktisada meraklı ancak teoriden beyini bulanmış gençlere büyük katkı sunuyorsunuz, çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Başarılar dilerim.

      Sil
  59. İyi günler hocam ben sıfırdan iktisada başlayacağım birçok kişiden sizin kitaplarınızla ilgili olumlu görüşler aldım ancak çalışma sırası olarak hangi kitaplarınıza çalışıyım iktisat bilgim yok denecek kadar az

    YanıtlaSil
  60. Merhaba Hocam. ben bu kez yazinizdan bagimsiz olarak sormak istiyorum. Turkiyenin son donemdeki para ve maliye politakalari hakkinda kisa da olsa aydinlatirsaniz cok memnum olurum. Daha onceki buyumeyle ilgili bi yazinizda turkiye 2012den sonra ikiz acikla buyumeye yoneldi hem butce acigi hem cari acik veren politikalar izliyor onemli olan da bunun seviyesi demistiniz.Son donemlerde vergileri artirdi, bu yuzden daraltici maliye politikalarina, faizi de yukseltti yine daraltici para politikasina yukseldigini soyleyebilir miyiz? Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam tersine. Son dönemde bütçe harcamaları artıyor. Yıl başında bu yıl için yüzde 1,3'lük bütçe açığı planlanıyordu şimdi 1,6 tahmin ediliyor. Yani kamu harcamaları artıyor. Öte yandan faizi yükseltmesine karşılık gösterge faiz ile MB faizi arasında hala 2 puandan fazla (gösterge faiz lehine) fark var. Yani gevşek politikalar izleniyor.

      Sil
    2. Cok tesekkur ederim hocam. Yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Iyi calismalar dilerim

      Sil
  61. hocam merhaba ;
    bende ihracat yapan alman bir şirketin üretim sorumlusyum .
    sizin yazdıklarınız cok dogru fakat pratik kısmında bazı yorumlar yapmak ıstıyorum tabi sınırlarım cercevesınde .

    Sizin yazılarınızda eksik buldugum durum şudur :
    İktisadi ve veriler acısından evet AB yönelmek daha mantıklı görülüyor .
    fakat ben yıllardır ordakı 5 tl olan urunu burda onlara kar marjı dahıl 2 tl ye gonderıyorum ve adamlarda bizde memnunuz tıcaretten .
    Turkıyede sıstemını kurmus yabancı yatırımcının umrunda olmazkı ab ye turkıyenın gırmemesı ,adamlar zaten fabrıka kurmuslar turkıyeye ve urunlerını avrupadan cok daha ucuza alıyorlar .referans alan her yatırımcıda gelıp ortak oluyor veya kuruyor hatta bızım fırma turkıyeden bır fırma satın alacak yatırımı artıracak .
    Bu dedıgınız mantıkla avrupa çinden hicbirsey almazdı ! ama cok ithalat yapıyorlar .
    Bu bakış açısı yanlısmı hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış değil ama benim yazımın konusu bu olmadığı için eksiklik nerede onu anlayamadım.

      Sil
  62. Hocam "valuation effect" tam olarak nedir türkçede bir karşılığını bulamadım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkçe karşılığını ben de bilmiyorum. Bilen varsa ve yazarsa öğreniriz.

      Sil
  63. Üniversitede sunumunu yapmıştım koca salonda şiö ' nun enerjide ne kdr bagimlı olsakta demokrasi , yeniliklerle insan gibi yaşayamadıktan sonra şunu kaçırıyor millet şiö ne üye olunca onlara ihracatımiz zirve yapmayacak unutmayın ucuz işçi konusunda dogu ülkelerine yaklaşamayız. Cok cok güzel bi yazı kaleminize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  64. Tam bir akıl tutulması yaşıyoruz hocam.ŞİÖ'ye girdiğimiz varsayımı ile konuşuyorum düşük maliyetle üretimin kitabını yazmış çinlilere allah aşkına biz ne satacağız da cari açığı dengeleyeceğiz?Bilemiyorum.Gerçi kolayı var ŞİÖ bizi kandırmış deyip işin içinden yine sıyrılırlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Batiya satacagiz ama beraber satacagiz. Bizi birbirimize kirdiramayacaklar.

      Sil
    2. Niye beraber satacagiz adsiz? Cinliler kendileri dogrudan satamiyor mu? Hem gumruk birliginden cikacak olursak Cin mali Turk malindan cok cok daha ucuza gelecek (zaten ucuz da cok daha ucuza gelecek) Avrupali icin? Bu durumda Turkiye'ye dusen ne olacak?

      Sil
    3. Turkiye'nin Cin'den 30 milyar dolara yakin ithalati, kimi sektorlerdeki ihtacatinin yarisina yakin kismini olusturuyor. Yani biz zaten beraber uretiyoruz. Cin'in buyumesinin surdurebilmesi, ancak uretimini bu noktalara kaydirmasi ile mumkun. Cunku enerji burada, zengin pazarlara yakinlik burada. Zaten Cin'lilerin Turkiye'de yaptigi yatirimlari incelemenizde fayda var. Ayrica Turkiye'nin gumruk birliginde olmasi da inanilmaz bir avantaj olusturuyor. AB'yi kendi silahi ile vurmak icin inanilmaz bir firsat.

      One Belt, One Road diye bir projeyi duymadiysaniz bir arastirin, orta uzun vade vizyonunu gormus olursunuz Asya'nin.

      Sil
  65. Hocam yazinizdan bagimsiz olarak"Fed in tahvil alimini azaltacagini aciklamasi nasil bir mekanizma sonucu TL nin deger kaybetmesine yol aciyor ?"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in tahvil alımını azaltması gevşek para politikasının sıkılaştırılması anlamına geliyor. Onu izleyecek adımlar faiz artışı olacağı için bizim gibi riski yüksek ülkelerdeki fonlar yavaş yavaş buralardan çıkıp yerine dönüyor. Bunu yaparken TL verip Dolar alıyorlar. Bu hareket dolar talebinin artmasına neden oluyor. Dolar talebi artınca Dolar TL'ye karşı değer kazanıyor.

      Sil
  66. Hocam merhaba. UYP'ye ödemeler dengesinin stok hali diyebilir miyiz kabaca?

    YanıtlaSil
  67. İsmi bile korkunç: ŞİÖ sanki İŞİD gibi :))

    YanıtlaSil
  68. bize hep avrupa birliğinin "çin"i gözüyle bakılacak, üretip üretip satacağız. avrupanın çini olacağız diye anlatmışlardı ve nitekim bizde öyle hayal etmiştik. pkk sevicisi belçika ile almanya ile müslüman düşmanı fransa ingiltere ile olacak gibi değil artık hocam.

    amerikan başkanı trump "ceviz kabuğuna" çekilir. ab -çok afedersiniz- sap gibi de ortada kalırsa. şiö kaçınılmaz gibi bence. ama adamlar bizden bunca yıldır nato askeri olduğumuz için bir şey almıyor. ya da bizim gerçekten satacak bir şeyimiz yok..

    hocam şiö ekonomik ve stratejik bir birlik olmaktan da öte bir askeri müttefikliğe giderse yayılmacı politika kaçınılmaz olacak. bu olursa o tarafta yer almamız icap ediyor.

    bütün bunlardan öte bir TÜRK MİLLİYETÇİSİ olarak Doğu Türkistan'a zulmeden çine , kırımı ilhak eden, onca senedir Mücahid Çeçen kanı döken rusyaya da el avuç açmak -aynı ab'ye olduğu gibi- bana AR geliyor.

    Bir Müslüman-Türk gözüyle siz ne dersiniz bu işe? trump kabuğuna çekilmeye meyilliyken şiö nasıl olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben 200 yıldır batıyla entegre olmaya çalışan bir ülkenin birden bire doğuya dönmesini son dönemlerde her alanda yaşanan kararsızlığın bir göstergesi olarak görürüm.

      Sil
  69. abd de neden idam var hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AB kurallarına tabi değiller de ondan. Ayrıca her eyalette yok.

      Sil
  70. Hocam tekrar ellerinize sağlık. Bizler yorumları okumaktan yoruluyoruz, siz hem okuyor hem de neredeyse her yoruma cevap yazıyorsunuz.
    AB'nin kuruluş amacı ekonomikti. Daha sonra ortak anayasaya kadar giden bir birlik oldu. Şu an AB'nin geldiği noktaya bakarsak AB'nin devlet olmasa da devlet gibi kurumsallaştığını görebiliyoruz. Ortak değerler var, tamam bazılarına göre tartışılabilir ama "hukukun üstünlüğü" var, rasyonel karar alma mekanizmaları var. Ama ŞİÖ tamamen "tepkisel" amaçlı kurulmuş, kurumsallaşmasını tamamlayamamış ve tahminimce hiçbir zaman da tamamlayamayacak bir örgüt. Birlik olmaktan çok uzak, birbirlerinin yaptıkları insan hakları ihlallerine karışmayan ülkelerin kurmuş olduğu bir örgüt. AB'nin yerini tutamaz. Normal şartlarda siyasilerimiz AB'nin alternatifi olmadığını söylerdi. Ama şu anda AB'ye karşı sopa olarak gösteriliyor. Gördüğüm kadarıyla birçok kişi kafa olarak ŞİÖ'ye kendini alıştırmış. Ne kadar ve nereye kadar sürdürülebilir bilmiyorum.
    Ekonomik çıkarlar olarak ŞİÖ ile AB'yi, özellikle de siz rakamlara döktükten sonra, karşılaştırmaya bile gerek olmadığını düşünüyorum. Yukarıda başka birisi de çok güzel bir tespit yapmış. AB ve ŞİÖ'den aldığımız malların niteliği. Savunma Sanayi ithalatımızın neredeyse tamamını AB ve ABD'den yapıyoruz. Milli dediğimiz ürünlerde bile ithalat oranı neredeyse %40-50'lere ulaşıyor. Bu ithal ettiklerimiz kritik diyeceğimiz şeyler. Yine savunma sanayi ihracatımız da bu ülkelerden satın aldığımız mallara dayalı. Bu sadece bir örnek. Katma değeri yüksek sektörlerin çoğunda durum aynı.
    Rusya'nın bile en büyük itirazının ve tepkisinin bankacılık değil de ABD'nin savunma sanayi ambargosuna karşı olduğunu göz önünde bulundurmak gerek.
    Doğu bloku ülkeleriyle ilişkilerimizi kesmek değil benim demek istediğim. AB'yi ayrı, ŞİÖ'yü ayrı görmek. Birbirinin yerine koymaya çalışmamak. Değerler olarak da hiçbir şekilde ŞİÖ değerlerini AB değerleri yerine koymamak. Ama sanki o yönde bir gidişat varmış gibi geliyor maalesef.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Emin olun o yönde bir gidişat da yok. Olsa o da hatalı filan desek de saygın bir şey olurdu. Kararsız bir görünüm var ortada. Ne yaptığını tam olarak bilmeyen, bir o yana dönen bir bu yana meyleden bir tavır.

      Sil
  71. Hocam ABD dolarının yükselmesini ABD oyunu olarak değerlendirenler var..Halbuki bu durum ABD nin ihracatını olumsuz etkiliyor, bunun farkında değiller..
    AH ŞU ANALİZ VE MUHAKEMEDEN MAHRUM YORUMLAR...

    YanıtlaSil
  72. Hocam castro'yu nasıl bilirdiniz haksızlığa karşı çıkmış bir kahraman olduğu kesin ama bugün Levent Gültekin'in yazısını okuyunca ülkenin sefalet içinde olduğunu öğrendim.
    Sizin değerlendirmeniz nedir castroyla ilgili Küba'ya da gitmiş bir isimsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küba gezisine ilişkin yazımın sonunda şu cümleyi yazmıştım:
      Küba'yı bir cümleyle özetle derseniz şöyle özetleyebilirim: Fakir ama mutlu. (Karşılaştırma için Amerika'yı şöyle özetleyebilirim: Zengin ama mutlu değil. Türkiye'yi şöyle özetlemek mümkün: Ne fakir ne zengin ne de mutlu.)
      Castro'yu herkes kendi bulunduğu yerden farklı değerlendirir. Amerika'nın dibinde Amerikan emperyalizmine karşı ambargo altında direnen bir ülkede zenginlik olmaz.

      Sil
  73. İşin gerçeği ülke olarak tamamen yarım insanız tarım sanayi teknoloji üretimi şeklinde geçişler varken ne tarımda ne sanayide nede teknolojide gelişmiştir. Siyaset ve ekonomi iki ayrı değerdir. AP önemli neden?
    1. Ekonomik açıdan
    2. Teknoloji açısından
    3. Sosyal açısından

    Arkadaşlar tekno kentler bina olarak kaldı, yerli üretilen araca kimsenin güveni yok. Sanayide çırak usta yok. Tarımda kendi geliştirdiğimiz ürün yok. Hayvan yeminde dahi gdo var. Pakistan Hindistan tekstilde bize fark attı yer altı kaynaklarını ham madde olarak satıyoruz.
    M.B faiz artırımı $ ateşini düşürmeyecek
    Ve şangaya satacak bir şeyde yok YARABBİ ŞÜKÜR ELHAMDÜLİLLAH
    İnşaat yapmak yol yapmak ekonomiyi nereye kadar büyütecek kısır döngü içinde piyasa 5.000 TL likit çekler dönüyor tekstilin hammadesi viskon uzak doğudan makina almanya'dan elektrik için doğalgaz rusyadan pamuk ABD den makina ve doğalgaz aynı yerden. ÖTV ye zaman gelir vergisi öde dolaylı vergi öde bu vergiyi gider olarak düşme bu en basit örnek ihracat olmazsa olmaz diyeceğim bu
    Efelenmek boşa siyasilere birşey olmuyor olan çalışana ve üreticiye oluyor.

    YanıtlaSil
  74. Bilgilendirme için teşekkür ederim hocam.

    YanıtlaSil
  75. Ferit Şahenk size, "Mahfi bey, NTV programlarında konuşurken şunlara şunlara dikkat edin, twitter'ınızda yazdıklarınıza dikkat edin, blog'unuza dikkat edin, Türkiye genelinde yaptığınız EkoAnadolu panellerinizde söylediklerinize dikkat edin. Şirketimizi ve hükümetimizi töhmet altında bırakacak açıklamalardan kaçının." gibi uyarılar yapıyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok artık. Ferit Şahenk'in işi gücü yok mu sanıyorsunuz? Ferit bey bana böyle bir şey söylemez. İma bile etse ben de oralarda durmam zaten. Son 2 yıldır Ferit bey'le oturup konuşmuşluğumuz da yok esasen.

      Sil
  76. Hocam bretton woods'un altın standardından farkı, altın stadardında ülkeler kendi para birimini direk altına bağlıyordu b.w.'da ise dolar üzerinden dolaylı olarak altına bağlıyordu şeklindemiydi?

    YanıtlaSil
  77. Turkiyede bir gida krizi olur mu

    YanıtlaSil
  78. hocam, öncelikle saygılarımı sunuyorum. hocam, bana göre bu örgütün gündeme getirilmesi bir analizin ya da araştırmaların sonucundan değildir. bunun nedeni kanaatimce başta ab olmak üzere abd ila yani batı kapitalizminin biraz iktisaden biraz da siyasal olarak ve en önemlisi haklı olarak yaptıkları özgürlükler ve insan hakları konusundaki sıkıştırmalardır. siyasal irade batının baskısını kırabilmek için böyle bir manevra yapmaktadır diye düşünüyorum. zira aynısını çin ile füze antlaşması konusunda da yaşamıştık hatırlarsanız. sonucu malum!. böyle derin kararlar için öncelikle kararlılık ve tutarlılık gerekir. sonra ise ciddi bir vizyon ve uluslar arası siyasal ve ekonomik ilişkiler hususunda bilgi birikimi gerekir. günlük ve haftalık git gellerle türkiye cumhuriyetini ne içeride ne de dışarıda yönetemezsiniz. rotası olmayan ve yalpalayarak denizde yol almaya çalışan bir gemiye benzetirsiniz bu ülkeyi. nitekim de o hale getirilmedik mi?. esasen vatandaş olarak Şanghay örgütü lehimize olurdu zira enerjiden tutun da başka iktisadi konularda da ciddi bu devletlerle ciddi ilişkilerimiz zaten mevcut ve bunları büyütmek iyi olur. fakat öncelikle batı kapitalizmine olan finansal ve reel iktisadi bağımlılığımızı daha düşük seviyelere getirmeliyiz ve gümrük birliği nedeniyle içinde olmadığımız Avrupa birliğinin aldığı ticari kararlara sanki tam üyeymiş gibi uymak zorunda kaldığımız bu birlikten çıkmalıyız. üçüncü ülkelere karşı dahi sırf bu gümrük birliği yüzünden ticaret açıkları veriyoruz. çünkü kendi çıkarlarımız temelinde ilişkiler kuramıyoruz neden çünkü gümrük birliği var!. her yıl milyarlarca dolar zarara uğruyoruz bu antlaşma yüzünden. keşke bu suni bir gündem değil realitesi ve temelleri atılmış bir olgu olsaydı hocam. ama galiba biz bu treni 15 yıl önce batıya özellikle iktisaden bu derece bağımlı değilken kaçırmıştık. gerçi yeni bir örgüt sayılı ancak gelecek vadeden bir örgüt olma olasılığı artıyor dünya giderek çok kutuplu olmaya aday olduğundan.

    YanıtlaSil
  79. Hocam 90'lı yıllarda Asyada faizler yüksek miydi bugünün aksine? Asya krizine yol açan portföyler faiz için mi gidiyordu?

    YanıtlaSil
  80. hocam 2017 neden zor geçecek !? adlı bir yazının vakti gelmedi mi?
    -Avrupa'da seçin yılı aşırı sağ gittikçe güçleniyor. Bu da türkiye karşıtı söylemlere gebe. Silah ambargosuyla başlayan serüven başka neler doğurur risk belirsiz.
    -abd de trump ve fed belirsizlikleri
    -rusya ve şiö // ab ve nato kafa karışıklığı
    -suriye bataklığı ve ışıd- fetö ve pkk
    - içerde referandum başkanlık
    anayasa çıkmazı - khk- ohal
    -dolar yüksekliği ve belli etmeselerde beklediğim kuraklık sonucu yüksek enflasyon (bkz nohut fiyatları)

    Daha neler neler hocam şunları bir toplasanızda 2017 yi bir ele alsanız olmaz mı?

    YanıtlaSil
  81. Hocam düşük hacimli piyasa ne demektir ne kastedilir bu ifade ile?

    YanıtlaSil
  82. Şîö ülkelerinde demokrasi insan hakları yok , Iraki Suriyeyi libyayi Afganistan'ı ve nicelerini kana bulayan coluk cocuk milyonlari katleden vatansiz birakan Amerika ve Avrupa ülkelerinde demokrasi ve insan hakları var öyle mi,cehaletin bu kadari şaşılacak durum.Avrupa ya mal satacağız diye montaj sanayisine çevirdiğimiz koca bir ülke.Beğenmediğiniz Rusya ve Çin in eğitim sistemi , seviyesi uretim gucleri ve gelecek vizyonlari ve yapılan eleştirilerin seviyesizligi ve tutarsizligi üzücü.Cehalet öyle bir bataklıktir ki giriftar olmayan bilemez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tebrik ediyorum güzel bir yorum olmuş ağzınıza sağlık.

      Sil
    2. cehalet denen bataklığa mı giriftar oldunuz, giriftar olmayan bilemez derken?

      Sil
  83. Hocam bunca şeyin içinde bari benim 3.60tl yıl sonu dolar tahminim tutsunda, sahte bir sevinç yaşayalım:)

    Hocam şimdi bizim 210 milyar dolara ihtiyacımız var öyle değil mi? Biz bu parayı özellikle AB'den gelen paralardan kazanıyoruz öyle değil mi? Dünyanın en ucuz işçiliğine sahip Çin'e mal mı satacağız? Adamlar sinirlense Türkiye'nin sahtesini üretir, bizi bırakır onlarla ticarete başlarlar.

    Yani içi komple çalışan ile dolu 1.000 kişilik gökdelenin karşısına lokanta açmış birinin onlara kızıp "eee yeter bende size yemek vermem" yoluma bundan sonra yan tarafta ki esnaf kardeşlerime yemek satar ordan gelen para ile geçinirim diyip sonunda kocaman lokantanın kira, elektrik, vergi ve çalışan masraflarını ödeyemeyip batmasının devlet şeklindeki hali olacak gibi geliyor hocam bu iş bana.

    Kısacası çok saçma sapan bir şey. Bunları söylerken gerçekten inanıyorlar mı bunuda merak etmiyor değilim.

    Yani AB'ye olan ihracatımız %50 civarında, bu adamların hepsine ihracaatımız %4 civarındaymış. Biz AB'den koparsak biteriz. Paradan bahsetmiyorum hocam bizim AB'ye ihtiyacımız olan konu paradan daha değerli bir konu. Sosyo-kültürel olarak, demokrasi gibi şeyler için asıl bu adamlara ihtiyacımız var.

    Yazınız çok bilgilendirici olmuş her zaman ki gibi kaleminize sağlık hocam. Umarım sağlam kafa ile devlet büyüklerimiz de bu yazıyı okur ve anlamaya çalışır yoksa düz okuyup rakamları anlamadan okuyup geçecekse zaten bir anlamı yok.

    Türkiye şuanda içgüdüsel ve saldırgan hareket ediyor. Bir canlı sadece köşeye sıkıştığında içgüdüsel ve saldırgan hareket eder. Bu onun ne kadar çaresiz olduğunun kanıtıdır benim için.

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  84. Hocam Türkiye'nin cari açığı var ve dolar bulması gerekiyor.ABD nin de cari açığı var,onların hangi para birimini bulması gerekiyor?
    sizden çok faydalanıyoruz hocam hayırlı akşamlar

    YanıtlaSil
  85. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...