4 Mayıs 2017 Perşembe

Türkiye'deki Enflasyonun Analizi

Enflasyon ve nedenleri
Enflasyon iki nedenle oluşur: (1) Toplam talep, toplam arzdan fazlaysa fiyatlar yükselir (talep enflasyonu), (2) Üretim maliyetleri artıyorsa fiyatlar yükselir (maliyet enflasyonu.)

Toplam talep niçin toplam arzı geçer? Madem talep varsa buna uygun olarak üretim niçin artıp arzın talebi dengelemesi gerçekleşmez? Bunun da çeşitli nedenleri var. En önemlilerini sayalım: (1) Talep, arza göre daha çabuk değişim gösterebilir. Üretim birçok alanda artan talebe hemen yanıt verecek kadar hızlı artamayabilir. Bu durumda talep fazlası fiyatların yükselmesine yol açar. (2) İhracat artışı iç talebin karşılanamamasına ve dolayısıyla iç fiyatların artmasına yani enflasyona yol açabilir. (3) Üretim birimlerinde sorunlar ortaya çıkabilir ve bu da arzın düşmesine yol açabilir. Arzın düşmesi demek talebin karşılanamaması ve fiyatların artması demektir.

Üretim maliyetlerinin artması hangi nedenlerle ortaya çıkar? Bunun da birçok nedeni olabilir. (1) Mesela ücretler hızlı bir artış gösterebilir. Bu durumda üretim maliyetleri artar ve bu artış fiyatlara yansıtılınca zincirleme etkilerle enflasyonist eğilimler ortaya çıkar. (2) Ülke parası yabancı paralara karşı değer kaybeder. Bu durumda ithal malları pahalanacağı için iç fiyatlar da artmaya başlar ve enflasyonist baskılar oluşur. (3) Çeşitli nedenlerle ülke açısından önemli olan bazı girdilerin fiyatları artabilir. Mesela petrol ve doğal gaz fiyatlarında ortaya çıkacak ani yükselmeler bunları kullanarak üretim yapan sanayi dallarında fiyat artışlarına ve o da zincirleme etkiyle enflasyona yol açabilir. 

Türkiye’de bugün yaşanan enflasyonun nedenleri
Türkiye’de bugün yüksek oranlı bir enflasyon olgusuyla karşı karşıya bulunuyoruz. Nisan ayı verileri bize 12 aylık enflasyonun TÜFE bazında yüzde 11,87, Yİ-ÜFE bazında ise yüzde 16,37 düzeyinde olduğunu gösteriyor. Dünyada enflasyonun oldukça düşük olduğu bir dönemde bu oranlar çok yüksek düzeyleri işaret ediyor. Bunun nedeni nedir? Bunun nedenleri başlıca iki grupta toplanıyor: (1) TL son dönemlerde yabancı paralara karşı aşırı değer kaybına uğradı. (2) Gıda fiyatları Türkiye’de hızlı artış gösterdi.

TL’nin yabancı paralara karşı ne kadar değer kaybına uğradığını ölçmenin en sağlam yolu reel efektif kur endeksindeki[1] değişimlere bakmaktan geçiyor. Aşağıdaki tablo, 2016 yılı Temmuz ayından 2017 yılı Nisan ayına kadar Reel Efektif Kur Endeksindeki gelişmeyi gösteriyor

Aylar
Reel Efektif Kur Endeksi
Temmuz 2016
100,92
Ağustos
99,66
Eylül
99,77
Ekim
98,31
Kasım
95,10
Aralık
92,02
Ocak 2017
87,54
Şubat
88,75
Mart
89,38
Nisan
90,31

Tabloya göre TL, 2016 Temmuz ayında endeks değerinin biraz üzerinde iken sonraki aylarda değer kaybetmeye başlıyor. Bu değer kaybı 2017 Şubat ayına kadar sürüyor, sonrasında TL, bu para birimlerine karşı toparlanmaya başlıyor. Ne var ki Nisan 2017 itibariyle halen 100 endeks değerinden 10 puan aşağıda bulunuyor.

Gıda ve alkolsüz içeceklerin yer aldığı grubun TÜFE içindeki ağırlığı yüzde 21,77. Bu grup TÜFE’de en büyük ağırlığa sahip olan kategoriyi oluşturuyor. Dolayısıyla gıda ve alkolsüz içecek fiyatlarında ortaya çıkacak artışlar manşet enflasyon diye adlandırılan TÜFE’yi an fazla etkileyen artışlar oluyor. Nisan 2017 itibariyle baktığımızda son bir yılda gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki fiyat artışlarının yüzde 15,63 olduğunu görüyoruz. Demek ki gıda ve alkolsüz içecek fiyatları enflasyon üzerinde oldukça etkili olmuş.

Enflasyonla mücadele
Aşağıdaki tablo 2015 ve 2016 yıllarındaki tüketim harcamalarını karşılaştırmalı olarak gösteriyor (Kaynak: TÜİK: http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=24566)



I Ç
II Ç
III Ç
IV Ç
Yıllık
Dayanıklı mallar
2015
19,8
22,9
22,4
16,0
20,0

2016
13,1
15,4
-2,8
19,8
11,7
Yarı dayanıklı mallar
2015
15,3
10,6
6,8
24,5
14,5

2016
6,4
11,8
0,5
7,0
6,5
Dayanıksız mallar
2015
18,5
17,4
12,8
13,2
15,1

2016
5,2
1,9
2,0
12,8
5,5
Hizmetler
2015
8,1
14,0
8,7
11,5
10,6

2016
9,4
13,2
10,9
16,1
12,6
Yerleşik hanehalklarının tüketimi
2015
13,4
15,7
11,3
14,0
13,6

2016
8,0
9,2
4,9
14,3
9,2
 
Türkiye’de tüketim harcamalarında bir önceki yıla göre karşılaştırmalı olarak baktığımızda 2016 yılında tüketim harcamalarında bir önceki yıla göre artış olmadığını, tam tersine düşüş olduğunu görebiliyoruz.

Bu durumda Türkiye’de son bir yılda ortaya çıkan enflasyonun talep kökenli olmaktan çok maliyet kökenli olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıdan beri yaptığımız açıklamalar maliyetlerde asıl etkinin büyük ölçüde kur kökenli olduğunu açıklayabilmiş olmalı. Bu durumda yapılması gereken şey kısa dönemde TL’nin dış değer kaybının devamlılığını engellemek olarak karşımıza çıkıyor. Bunu da kısa dönemde yapabilmenin yolu para politikasını yeterince sıkılaştırmaktan yani faizleri artırmaktan geçiyor. Nitekim Merkez Bankası da bu yılın başlarında bu durumu görerek faiz artırımına yöneldi. Üstelik bu artırımı günlük faiz artırımlarına dönüştürerek sürekli bir yapıya oturttu.

Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın büyük ölçüde geç likidite penceresi fonlama faiziyle belirlemeye başladığı ortalama faizi (ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti) yılbaşından bu yana nasıl artırdığını ve bu yolla USD/TL kurunu nasıl etkilediğini gösteriyor.



Görüleceği üzere faiz yükseldikçe USD/TL kuru düşmeye başlamış bulunuyor. Kuşkusuz USD/TL kurundaki düşüşün tek nedeni bu faiz artırımı değil. Bunun arkasında ABD ekonomisindeki gelişmeler, içerideki siyasal tansiyondaki gevşemeler gibi birçok neden yatıyor ama faiz artırımının bütün bu etkenlere baskın çıktığını tahmin ediyorum.

Aşağıdaki grafik enflasyonun 2016 Temmuz ayından bu yana olan gelişimini sergiliyor.


Eğer faiz oranlarında geri adım atılmazsa yıl ortasından başlayarak enflasyonun bugün geldiği düzeyden gerilemeye başlayacağını söylersek hata olmaz.

Enflasyonla mücadele ne kadar erken ve kararlı başlarsa o kadar hızlı ve net sonuç veren bir mücadeledir. Türkiye, bir yandan büyümeyi de kollama isteği, bir yandan siyasal istikrarsızlığın yarattığı baskılar, bir yandan da dış koşulların etkisiyle bu mücadeleye girmekte geç kaldığı için enflasyonun düşüşü de zaman almaktadır.


[1] TCMB uygulaması açısından, Türkiye’nin dışticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre TL’nin ağırlıklı ortalama değerine nominal efektif döviz kuru (NEK), NEK’deki nispi fiyat etkilerinin arındırılmasıyla oluşturulan ortalamaya da reel efektif döviz kuru (REK) adı veriliyor. REK hesaplaması NEK üzerinden üç ayrı düzeltme aracı kullanılarak üç farklı biçimde yapılıyor: TÜFE, ÜFE ve birim işgücü maliyeti. TCMB, kura müdahale için TÜFE’ye dayalı olarak hesaplanan REK’i dikkate alacağını açıkladığı için kamuoyunu en fazla ilgilendiren hesaplama TÜFE esas alınarak yapılan hesaplama.  

TÜFE esas alınarak yapılan REK hesaplamasında Türkiye’nin dışticaretinde önemli olduğu için kapsama alınan ülke sayısı 36. Bu ülkeler şunlar: (1) Gelişmiş ülkeler: Almanya, İtalya, ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, Belçika, Hollanda, Japonya, Kore, İsviçre, Avusturya, İsveç, Tayvan, Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, İsrail, Finlandiya, Danimarka, İrlanda, Slovakya, Portekiz. (2) Gelişmekte olan ülkeler: Çin, Rusya, Romanya, Polonya, Hindistan, Macaristan, Bulgaristan, Tayland, Kazakistan, İran, Suudi Arabistan, Endonezya, Malezya, Mısır

174 yorum:

  1. Hocam merhaba. 21. Yüzyılda Kapital kitabını okumayı düşünüyorum. Bundan önce derin bir iktisat bilgisi gerekir mi yada Das Kapitali okumak gerekir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derin bir iktisat bilgisi gerekmez ama kitapta ileri sürülenleri anlayabilmek için Marx'ın tezlerini bilmek gerekir.

      Sil
  2. Bu kitabı okudunuz mu? (Okuyacak mısınız?)

    *Milletlerin Zenginliği ve Yoksulluğu
    Neden Bazıları Çok Zengin, Bazıları Çok Yoksuldur?

    *David Saul Landes

    *Çev. Ayşe Su Doğru

    *Feylesof Yayınları

    Ana adres:
    http://feylesofkitap.com/tarih/milletlerin-zenginligi-ve-yoksullugu-neden-bazilari-cok-zengin-bazilari-cok-yoksuldur/

    Kitaptan birkaç (PDF) sayfa okumak için ana adres:
    http://feylesofkitap.com/wp-content/uploads/2017/03/Tad%C4%B1ml%C4%B1k.pdf

    Siz bu işin ustalarından biri olarak, kitap hakkındaki yorumlarınızı öğrenmek isterim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okumadım. Listemde var ama ne zaman sıra gelecek bilmiyorum çünkü listem oldukça uzun.

      Sil
  3. Hocam merhaba. Anlamlandiramadigim bir konu var. Evet dediğiniz gibi para biçimindeki değer kaybı, enflasyon üzerinde oldukça etkili. Benim anlayamadığım nokta, Dolar kuru üzerinden para birimleri çok değersiz olan ülkelerin Enflasyonu nasıl bu kadar aşağı çektigi? Mesela Yen ve Yuan. Dolar karşısında çok değersizler ama Japonya ve Çin de ki özellikle Japonya da enflasyon çok düşük. Bunun sebebi nedir? (Yapısal reforma bu is yine gelecek ama hayırlısı 😅)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonya da Çin de cari fazla veriyor. Yani dışarıdan borçlanmıyorlar.

      Sil
    2. Ozaman Cari açık azalırsa, kurun etkisi düşer diyebilirmiyiz? Bu azalmaninda, ihracat artışı ile yani kısmen büyüme ile doğru orantılı olduğunu düşünürsek, Büyüme ye öncelik verilmesi doğru bir yaklaşım olmaz mı? Teşekkürler

      Sil
    3. Şu yoruma bende bir yanıt bırakayım cevabini bende merak ediyorum :))

      Sil
    4. Burada ihracatı arttırmak salt yeterli olmayacaktır. Önemli olan ihracatın niteliğidir. İthalata dayalı ihracat gerçekleştiren bir ülkenin cari açığını azaltmak ancak katma değerli üretim yapmaktan geçer. Bunun için de sanayi reformlarından markalaşmaya kadar geniş çaplı ve uzun vadeli bir üretim modeli geliştirilmeli, günlük ucuz siyasetle olacak işler değil.

      Sil
  4. Elinize sağlık hocam

    YanıtlaSil
  5. Thomas piketty nin bahsettiğiniz kitabı akademisyenler tarafından çok eleştirilmişti analizlerinde kullandığı iktisadi terimleri ve araçları yanlış kullandığı gerekçesiyle. Sanırım biraz iktisat bilgisi gerekli olabilir sağlıklı bir okuma için .( haddim olmayarak hocaya yöneltilen soruya cevap verdim umarım münasebetsiz görülmem)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim eleştirim daha farklı. Ben Piketty'nin kitabının gereksi,z uzunlukta olduğunu o düşünceleri anlatabilmek için kitabın beşte birinin yeterli olacağını söylüyorum.

      Sil
  6. Hocam Fed QE politikası ile tahvil alırken para mı basıyordu daha çok yoksa bir yerden mi buluyordu? Çoğunluk başka yerden bulduysa o kadar parayı nerden buldu?

    YanıtlaSil
  7. Hocam neden artık sorulara cevap vermiyorsunuz pek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman buldukça cevap veriyorum. Ama bu bloğun asıl amacı birisinin sorusuna bir başkasının cevap vermesini sağlamak ve böylece diyalog sağlayabilmek.

      Sil
  8. Türk bankacılık sektörünün bu yılın mart sonu itibarıyla ulaştığı toplam aktif büyüklük, 174 ülkenin ekonomik büyüklüğünü geride bıraktı.

    http://www.dunya.com/finans/haberler/turk-bankacilik-sektoru-174-ulkeyi-geride-birakti-haberi-361108

    mahfi hoca diyor ki: 'Bir ülkede reel sektör kötüyken bankacılık sektörü iyiyse o ülkede bir sorun var demektir.'

    yav mahfi hoca yav, haberin yok mu 'ahbap çavuş kapitalizmi' nden yav?

    YanıtlaSil
  9. Hocam elinize sağlık cok guzel ve çözümleyici tarzda bir yazi olmus yine. Kur uzerindeki baskı devam ettirildiginde %7.5-9 bandina enflasyon inebilir ancak uzun donem fiyat istikrari saglanabilmesi icin -en azindan %5 orani- para politikası ile tek başına yeterli olmaz cunku Türkiye de enflasyonu tek haneye indirmekten daha kati olan durum %5 ve altina indirmektir. Turkiyede bu oranin altina inememesinin nedeni yapisal bozukluklardan kaynaklanmaktadir. isin zor ve uzun vadede cozumu icin fiyat istikrarini kalici sekilde çözmek. Artik enflasyonsuz küresel konjokturde bu sorunu cozmeliyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Çok doğru. O nedenle de ben hep faiz artırımının zaman kazandırmaya yaradığını, kazanılan o zamanda sorunların köküne inmek gerektiğini söyleyip duruyorum.

      Sil
  10. Hocam,

    Neil deGrasse Tyson bir albüm çıkarmış: "Yıldızlar da kayar"

    Dinlediniz mi?

    Albümün kapağı şöyle: https://www.instagram.com/p/BNeXqQWBS95/

    (Linkte virüs yoktur, gönül rahatlığı ile açabilirsiniz.)

    YanıtlaSil
  11. Hocam Danny Miller'in İcarus Çelişkisini nerden bulabilirim. Yardımcı olursanız çok mutlu olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://www.amazon.com/Icarus-Paradox-Exceptional-Companies-1991-02-03/dp/B01FKUF07M/ref=asap_bc?ie=UTF8

      Sil
  12. Hocam makroekonomiye göre para arzındaki artış direk para talebini mi artırır yoksa önce faizleri düşürüp böylece para talebini mi artırır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür teorik bilgiler daha çok normal koşullara göre doğrudur. Yani eğer bir ekonomide dengeler çok bozuk değilse para arzının artırılması faizlerin düşmesine para talebinin artmasına ve enflasyona yol açar.

      Sil
  13. hocam merhaba
    diyorsunuz ki enflasyon kurun yükselmesinden kaynaklandı enflasyonu düşürmek için faiz artışı lazım sıkı para politikası lazım(kısa dönem için). benim merak ettiğim başka çözümü yokmu. piyasada likitide sıkıntısı hadsafhada.piyasada para dönmüyor ve böyle bir ortamda daha da sıkı para politikası uygulamak reel sektöre zarar vermezmi.insanların alım gücünün düştüğü harcama yapamadığı ortamda ilk hedef enflasyonu düşürmek mi olmalı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1 yıl içinde 200 milyar dolara yakın dış finansman bulması gereken bir ekonomide reel sektör için en önemli sorun kurdaki oynaklığın giderilmesidir. Bunun kısa vadede tek yolu faizleri artırmaktır. Faiz artışı enflasyonu düşürmek için değil ona da neden olan kur artışını frenlemek için yapılıyor. Orta ve uzun vadeli çözüm ise yapısal reformları yapmaktan geçiyor. Türkiye henüz gerçek yapısal reformların ne olduğu konusunda bir fikir birliğine varmadığı için de hep kısa vadeli hareket ediyor. O zaman da sorunları kalıcı olarak çözemiyor.

      Sil
    2. Hocam bu yazdıklarınızın olması için GLP'yi bırakıp sağlam politika faizi vermesi gerekiyor
      Enflasyonun faizden kaynaklandığını düşünen bir hükümet buna izin verir mi sizce ?
      Kısa vadede faiz yükseldi yapısak reformlar yapılır mı bu ülkede kesinlikle hayır.
      yani bu ülkede dolar uzun vadede öyle yada böyle her daim yükselir.

      Bu

      Sil
  14. Türkiye MB bu şekilde faiz bırakırsa döviz kuru Haziran'dan sonra düşermi

    YanıtlaSil
  15. hocam, türkiye sanki özal dönemindeki bütçe açığına dayalı olan bir nevi yüksek enflasyonlu yüksek faizli büyüme sürecine girme istikametinde ilerlemeye başladı. bu konudaki düşünceniz nedir?. saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle görünüyor çünkü ileriye dönük laflar var ama bir politika yok. Her şey günü birlik ve siyasete göre biçimleniyor.

      Sil
  16. Hocam peki enflasyondaki artışın büyük sebebi tl nin yabancı para karşısındaki değerin düştüğü olarak görüyorsunuz ya yani ithal girdilerin pahalılaşmasıyla beraber üretimdeki maliyetlerin artmasından dolayı mı yoksa ihracat artışından dolayı talepte meydana gelen azalmadan dolayı olarak mı görüyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün bunların etkisi var ama asıl olarak onların arkasındaki neden bizim risk yaratan bir siyaset sistemimizin olması.

      Sil
    2. Merhaba Hocam;
      Merkez Bankası'nın sıkılaştırmasına rağmen vatandaşın döviz stoku artıyor. Yani faiz artışına bakmaksızın halk Dolar alıyor. Bu bakımdan iki sorum olacak.
      1- Vatandaşın döviz almasının sebebi risk yaratan siyaset olabilir mi?
      2- Eğer ilk sorunun cevabı "evet" ise, Merkez Bankası ne yapabilir?

      Sil
    3. Hicbir sey yapamaz.

      Simdiye Kadar yapmadigi gibi. Günü kurtarmaya yönelik icraatlardan vazgecmedigi sürece, birsey yapiyormus gibi gözükür.. Aslinda hicbirsey yapmiyordur.

      Ekonomisi ve finansal politikalari Saglam bir ülkede 3 gün once Dolar kuru 3,52 iken..bugün 3,58 ise

      Bu nedir..?

      Sil
    4. Vatandaş in doviz aldığı kanısına nasıl varıyor sunuz ? Açıklar mısınız ? ...

      Sil
    5. Merkez Bankası raporuna göre gerçek kişi (yani vatandaşın) döviz hesapları her geçen hafta daha da şişiyor!

      Sil
    6. Arkadaşlar merkez bankasından çok şey bekliyorsunuz. Asıl yapılması gereken verimli bir şekilde üretimi güçlendirmek. ver faizi düşür doları nereye kadar. dolar düşüncede ithalat patlıyor.

      Sil
    7. Adsız 10:11 merkez bankası sitesinden istatistiklere bakabilirsiniz, bankalardaki tüm TL ve döviz hesaplarının bilgileri var haftalık güncelleniyor. Vatandaş döviz alıyor açıkça görülebilir.

      Sil
    8. Adsiz 20:31, 3.80'ken de zararin neresinden donersek kardir diye aliyorlardi, simdi agliyorlar.

      Insanlarin agzi yana yana ogrenecek dovizle birikim yapilmayacagini.

      Sil
  17. mahfi bey iyi ki varsınız. devlet arsasının veya devlet malının yabancılara satımları oluyor ya. mesela duyuyoruz falanca yer katarlılaara satılmış. bunun nesi kötü. yerliye satılsaydı da kötü mü olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunun şusu kötü burada kazandiklarini kendi ülkelerine transfer ederler

      Sil
  18. Mahfi Bey, yazılarınızı okumak bir zevk, teşekkürler.
    ÜFE'nin %16-17'e dayandığı bir ülkede TÜFE daha da yukarı itilmez mi?
    Galiba enflasyon döviz borcu çok olan ülkelerden diğer gelişenlere oradan da gelişmişlere uzanacak, bu dönem de böyke bitecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Normal olarak ÜFE'nin yukarıda olması TÜFE'yi de oralara çekecek baskı yaratır.

      Sil
  19. Hocam TUIK enflasyonu nasil hesapliyor. Yani teorik hesaplama degilde yurticindeki fiyat değişimlerindeki verileri nasıl elde ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TUİK Sitesinde TÜFE haberinin yan tarafında bununla ilgili açıklamalar var.

      Sil
  20. Hocam daha birkaç gün önce CB ''faizlerin düşürülmesi lazım'2dedi. (Gene) Ondan 2-3 gün sonra CB baş danışmanı köşesinde ''enflasyona sebep olan faizlerin düşmesi lazım'' dedi. Sanırım bakanlarımızdan biri ise 'MB hızlıca gerçek politika faizine dönmeli'' dedi. Bunu MB başkanıda dillendirmişti sonunda. Dün fonlama faizi 11.89 oldu galiba. Sizce MB ile iktidar arasında eyleme yönelik bir çatışma öyle veya böyle var mı? Sizce ileriki günlerde gitgide daha yalnızlaşan ve kendi kararlarını yaptıran bir CB'mı göreceğiz yoksa idari anlamda daha profesyonel bir yönetime mi geçeceğiz? Daha açık sormam lazım belki de. Şu anki uygulamalar (muhtemelen devamı da farklı olmayacak gibi) rüzgara karşı tükürmekden bir farkı var mı? Üstelik rüzgarın gücü gitgide artacak gibi. (FED, bütçe daralması, Trump vergi reformları etc.) Bu şekilde devam edersek ne zamana kadar gidebiliriz sizce. Arabalardaki bip bip yaklaşma sensörleri gibi bizde ekonomide KIRMIZI'ya dönmüş olan ilk sinyaller hangi emarelerle görmeye başlayacağız? Gündemin tepesine ilk önce hangi madde oturacaktır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizler inmeli katma degerli uretim yapiyorum. Bu faizlerle uretim imkansiz. Urettigimiz plastik legen kap kacaktan kazandigimiz faize gidiyor.Dunyada Faizler dusuk oldugu bir ortamda Turkiyede faizleri dusurmeli.

      Sil
    2. evet doğru demişsiniz.. faizler düşmeli ki döviz kurları fırlayarak 4 tl yi de aşmalı ve enflasyon da % 20 lere doğru gitmeli.. bu neyin kafasıdır kardeşim...

      Sil
    3. Enflasyon %20yi assa sikinti olmaz issizlik duser kur firlarsa ihracat artar faiz duserse yatirim artar. Kisaca ustte Dediklerinizde yaniliyorsunuz Adsiz altimayis 08.17

      Sil
    4. Adsiz 19:00, katma degerli uretim yapiyorsun bravo, plastik legenlere cip te takiyorsunuzdur.. Dunyaya bir bakin katma deger nerden saglaniyor diye.. Arti gidin dolar borclanin, faizi daha dusuk, neden tl istiyorsunuzki? Ulkede istikrar var ne de olsa..

      Sil
    5. Belki bir sure kredi kullanmadan oz sermaye ile imalat yapmak lazim. Sermayesi olmayanlar malesef elenecek. Yuksek faizlerle dolar zarzor turulabiliyor. Hatta buna ragmen yukselecek. Kuculup tekrar sifirdan kalkmamiz gerekecek. Ulkenin yarisi bu hale gelmemizi oylariyla onayladi. Sikayet etmemeli.

      Sil
    6. adsız 19:00 ; Faizin belediye encümen kararıyla düşebileceğini mi zannediyorsun?
      TÜFE 12 ye, ÜFE 17 ye dayanmış, bankalar yıllık %13 faiz vererek ancak mevduat toplayabiliyor. %13 le topladığı parayı senin katma değerli ürünlerini üretmen için % kaç faizle vermeli? Şu durumda sen bana %5 faizle borç verir misin? verirsen senden ucuz faizli TL alıp onunla full $ alırım yada mevduat yaparım.

      Sil
    7. Adsız6 Mayıs 2017 11:09
      Bu is bana babadan kalma bir meslek rahmetli babam bu isi istanbulun mahallelerini sokak sokak cadde cadde dolasarak mandal legen cibinlik suluk lazimlik satarak kurdu. Simdi de ben isletiyorum. Yeri geldi Cinden mallarimiz gelmedi yeri geldi iflasin esigine geldik ama pees etmedik devam ettirdik maksad memelekete hizmet katma deger yaratmak. Suanda sattigimiz mallari cesitlendiriyoruz renkleriyle sekilleriyle oynuyoruz bir nevi inovasyon yapiyoruz. Ic piyasada varligimizi bir olcude kanitladik simdi y.disina satislar yapacagiz katmadegerimize katma deger saglayacagiz. Ulkeye katmadeger katan ekonomide inovasyon yapabilen nadir plastik legen imalati yapan bir kobiyiz. Dolar cikarsa ic faiz duserse ic piyasada cin egemenligi ithal ettigim cin mali azlacak uretimde sicrama yapacagiz.

      Sil
    8. Sanayicinin sorunu yüksek faiz değil, yüksek kur.

      Sil
    9. Yeni yatirim yapmayan tabi ki faizi dusunmez, kur dusuk olsun ucuza ithal edelim ucuza satalim, hem TL kazaniyoruz daha cok Mercedes alalim der.

      Yatirim yapan ise tam aksine faiz dusunur. Biraz Sherlock Holmes ya, biraz Sherlock Holmes.

      Sil
    10. Iyi de ben urettigim mandal legen cibinlik suluk lazimlik plastik legen kap kacaklari yurt disina satmak istiyorum bunun icin yuksek kur dusuk faiz benim isimi goruyor. Dusuk faizden kredi alip katma degerli urunleri uretip dis piyasaya yuksek kurdan pazarlamak benim icin daha avantajli.

      Sil
    11. Adsız6 Mayıs 2017 19:37
      mahfi hocam bu arkadaşa ekonomi eğitimi almamış sadece sizin blogu takip ederek birşeyler öğrenmiş biri olarak sizin adınıza izninizle cevap vermek istiyorum.

      bak güzel kardeşim yıl 2008 kur 1,16 ihracat 132 milyar dolar.yıl 2016 ort dolar kuru 3 tl ihracat 142 milyar dolar.dolar nerdeyse 3 katına çıkmış ama ihracat yerinde saymış.sizin mantığınıza göre ihracat 142 den çok çok fazla olmalıydı ama olmamış.işler sizin dediğiniz gibi olsa hükümet hiç beklemez yarın doları 10 tl yapar al sana 500 milyar dolar ihracat ama kazın ayağı öyle değil işte değerli kardeşim.üretimde girdi maliyetlerinin çoğu döviz cinsinden oldumu dövizin aşırı değerlenmesi ihracat artışı değil bilakis azalmasına sebep olur.girdi maliyetlerin yerel para cinsinden olsa bak tam emin değilim( mahfi hocam daha iyi bilir) ozaman düşür kendi paranın değerini ozaman ihracat artar.şimdi sen kendi sektöründen örnek vermişin.kur yüksek olsa çok daha fazla ihracat yaparım diyorsun.senin sektörünü bilmiyorum ama senin sektöründe girdi maliyetleri yerel para cinsinden ise evet kur artışı sana yarayabilir hatta ihracat rekoru bile kırabilirsin ama Türkiye sadece sen değilsin.Genele baktığın zaman bu ülkede girdi maliyetlerinin çoğu dolar cinsinden.
      hocam eksik yanlış yazdığım birşey varsa düzeltirseniz sevinirim.bir sağlıkçı olarak ancak bukadar cevap verebildim.

      Sil
    12. bir banka çalışanı olarak söylüyorum faizler düşmüyor. Istedikleri kadar faizler insin desinler. gidin kamu bankalarının referandum öncesi ve sonrası bch faizlerini sorun. Referandum öncesi 12+1 seviyelerine olan faizler referandum sonrası 14+1 lerde. Bunun yanında konut faizlerini arttırmaya hazırlanıyor bankalar,çünkü zarar ediyorlar. Çok düşük faizli seçim kredilerini de isteyerek vermediler zaten. Çünkü matematik bu ekonomide düşük faizin islemeyecegini söylüyor. ve banka yonetimindekiler salak degil korkaklar. daha kötüsü faiz artiyor ama kur düşmüyor. biraz gecikmeli de olsa akılcı ekonomistler haklı çıkıyor. Kötü günler bizi bekliyor..

      Sil
    13. trayan trayan, kurun artisi sizi yanilmasin. Kur sizin rekabet halinde oldugunuz tum ulkelerde de artiyorsa kur artisi sizin ihracat kapasitenize bir katki saglamaz.

      Yuksek kurlari sadece ihracat artisinda gormek zorunda degilsiniz, ihracat kadar yerli ureticinin rekabet sansini artmasi ile ihtal edilen mallarin yurt icinde uretilmesi gibi artilari da var.

      Zira kurun enflasyon geciskenligine baktiginizda bu yillar icersinde dusus icinde oldugunu gorursunuz.

      Sil
    14. Ne kadar ilginç; bu "katma değeri yüksek!" plastik eşya, leğen üreten KOBİ türü şirketin sahibi arkadaşa neden kimse şu soruyu sormamış?

      Dolar'ın, Euro'nun, TL karşısında değer kazanması; ihracat yapan şirketlerin yüzünü güldürürür güldürmesine ama bu gülmeler hep kısa erimlidir!

      Çünkü:

      Türkiye'de üretim yapıp mallarını ihraç eden şirketlerin neredeyse hepsi; "hammadde", "ara malı", "yarı-işlenmiş mamûl" veya "sermaye malı" ithal etmek zorunda! Bunları ithal ederken ödenen para cinsi; ilk önce Dolar'dır, sonra Euro'dur!

      Türkiye'nin ithalat oranları, ihracat oranlarından; HER ZAMAN DAHA YÜKSEKTİR!

      Türkiye'de döviz kurlarında yaşanan artışlar; ithalatı pahalı hâle getirdiğinden, şirketleri depresyona sokar! Maliyetlerin yükselmesi, ülke genelinde "maliyet enflasyonu"na yol açar! Ve hâttâ öyle anlar gelir ki; bütçesi dengesiz olan, sadece kredi dolaşımıyla, teşviklerle, borç para pompasıyla nefes almaya alışmış sektörler, şirketler, KOBİ'ler teker teker iflas etmeye başlar, işçi çıkarmaya kadar gider, çöker!

      Fabrikanızda üretim yaparken satın aldığınız hammaddeye ödediğiniz paranın cinsi (genellikle) Dolar'dır; Dolar kurunun TL karşısında yükselmesi, belinizi öyle büker ki, maliyetlerinizi öyle arttırır ki; kocaman bir umutla beklediğiniz ihracattan elde edeceğiniz getiri (kâr), bir kuş gagası kadar bile olmaz!

      Türkiye'deki sanayi sektörü temsilcileri, şirket sahipleri, KOBİ'ler; akıllarına yıllardır sokulan "yüksek kur, ihracat yapanlar için kârı arttırır" cümlesinin büyüsüne kapılıp, Dolar'ın (ve sektörüne göre, Euro'nun) yükselmesini iyi zannedip, kurların yükseliyor oluşuna sevinirler! Bu; devasa bir illüzyondur!

      Bilmezler ki, Türkiye'nin en büyük problemi; ithalata bir eroinman gibi bağımlı olmasıdır!

      Bilmezler ki, Türkiye'de üretim yapıp ihraç eden şirketlerin, üretim sürecinde ithal ettiği hammaddelere ödedikleri paranın cinsi (genellikle) Dolar'dır! Kurun yükselmesi; ithalatı pahalı hâle getirir, ihracatın boğazını sıkar!


      Son not:

      (1) Eğer hakikaten "katma değeri yüksek!" plastik eşya üretiyorsanız; üretim tesislerinizin yüksek teknolojili makinelerle donatılmış olması gerekir. Ve bu makineler; Türkiye gibi kadük sanayi altyapısına sahip ülkenin, vasat hammaddeleri ile çalışamaz! Kesinlikle, kaliteli hammadde temin etmelisiniz; bunun için de ithalat yapmaya mecbursunuz! Bu da, maliyetlerinizi arttırır; çünkü Dolar (ve Euro) yükselmeye hevesli! Kur dalgalanması sebebiyle ithal girdilerinizin maliyeti arttığından, ihraç gelirlerinizi kötürüm yapar! Cebinize giren para (kâr); hemen buharlaşır!

      (2) Eğer, sıradan bir plastik eşya üreten KOBi iseniz; üretim tesislerinizde pek maharetli makineler yok demektir. Türkiye içinden temin ettiğiniz vasat hammaddeler ile, bu hammaddeleri TL cinsinden satın alarak üretim yapabilirsiniz. Fakat sonuçta; fabrikanızın üretim bandından çıkıp kolilere girmeye hazırlanan "yerli ve vasat" leğenlerinizi, mandallarınızı, kovalarınızı, cibinliklerinizi, lazımlıklarınızı, suluklarınızı; ihraç edebilir misiniz? İşte bu durum şüpheli! Çünkü, yurtdışındaki müşterileriniz; ilk önce kaliteye bakar! Kaliteli ürün de, bu çağda, el yordamı ile değil, kalitesiz & dayanıksız hammaddeler ile değil; yüksek teknolojili makineler ile üretilir!

      Sizin KOBİ'niz, bu iki kategoriden hangisine giriyor; bilemem.

      Sil
    15. "Zira kurun enflasyon geciskenligine baktiginizda bu yillar icersinde dusus icinde oldugunu gorursunuz."

      Bu cümleyi, sizin aklınıza kimler soktu?!

      Yalan!

      Döviz kurlarındaki dalgalanmanın, enflasyona geçişkenliği YÜKSELİYOR!

      İnceleyin bakalım; Türkiye'de 2011 sonrası aşama aşama yükselen enflasyonun temeli "talep enflasyonu"na mı, yoksa "maliyet enflasyonu"na mı dayanıyor!

      Dolar ve Euro'da yükseliş sürüyor, 16 Nisan referandumu sonrasında kısa süreli bir durağanlaşma dönemi; kimseyi yanıltmasın!

      Enflasyon, kur geçişkenliği sebebiyle; ARTMAYA DEVAM EDECEK!

      Günümüzün en temel problemi; kur geçişkenliği neticesinde büyüyen bir kanser: MALİYET ENFLASYONU!

      Sil
    16. Adsız7 Mayıs 2017 14:54
      Nereden biliyorsun "yerli ve vasat" leğenler, mandallar, kovalar, cibinlikler, lazımlıklar, suluklar urettigimi kullandin mi iyi o zaman sen Cine devam et ismini agzima almak istedemedigim o hastaliga yakalnamaya mahkumsun demek

      Sil
    17. "Nereden biliyorsun 'yerli ve vasat' leğenler, mandallar, kovalar, cibinlikler, lazımlıklar, suluklar urettigimi kullandin mi iyi o zaman sen Cine devam et ismini agzima almak istedemedigim o hastaliga yakalnamaya mahkumsun demek"

      Kimse, hiçbir hastalığa yakalanmaya mahkûm değil.

      Kimse kimseye muhtaç olmak zorunda değil. "Mukayeseli üstünlükler teorisi" diye sağlıklı ve rasyonel bir gelenek var, ekonomide.

      Mesele "kaliteli" olana ulaşmaya çalışmak. Kalite nereden gelirse-gelsin, onu üretmek için çalışmak:
      Çin'den gelebilir,
      ABD'den gelebilir,
      Danimarka'dan gelebilir,
      Arjantin'den gelebilir,
      Türkiye'den gelebilir,
      Veya Mars'tan gelebilir.

      Sizin, "yerli ve vasat" ürünler ürettiğinizi nasıl bilebilirim, şirketinizi gezip analiz yapmadım ki!

      Sizin, 2. kategoride olduğunuzu ben söylemedim. Ne yazdım, dikkatli okuyunuz: "Sizin KOBİ'niz, bu iki kategoriden hangisine giriyor; bilemem."

      Sil
    18. Adsiz 17:49, cin o begenmediginiz ucuz naylonlari urete urete bugun iPhone uretiyor. Toplama ogrenmeden integral alamazsiniz. Dogru duzgun bir sey uretmeden de bulus mulus yapamazsiniz.

      Yuksek faiz ortaminda da hicbir sey uretemezsiniz.

      Sil
    19. Yalan soyleyen acik ara sizsiniz

      buyrun yazilar ortada diyelim ki ben yalanciyim ne gerek vardi boyle bir sifatlar kullanmaya yerli ve vasat"

      "yerli ve vasat" leğenlerinizi, mandallarınızı, kovalarınızı, cibinliklerinizi, lazımlıklarınızı, suluklarınızı; ihraç edebilir misiniz?

      Sil
    20. Adsız7 Mayıs 2017 17:49

      Oncelikle su asagilik kompleksinden arinmalisiniz. Kendinize guveniniz kendinize guvenmiyorsaniz bu ulkenin su kotu sartlarinda yilmadan usanmadan iyi cok iyi kotu vasat adi de olsa bir seyler ureten insanlarina saygili olmalisiniz.

      Acaba merak ediyorum size gore Yerli olan Vasat mi oluyor. Vasat olan da yerli mi oluyor.

      Yerli urun nereye gore yerli mesela siz Cindeyseniz orada uretilen yerli urun vasat midir yahut siz Almanyadaysaniz orada uretilen urun de mi vasat oluyor siz Turkiyedeyseniz Turkiyede uretilen yerli urun vasat oluyor mu

      vasat oluyorsa suc kimin ureticini mi uretici bu duruma sokan her turlu politikalarin mi yok sa hepsinin mi

      Yerli Vasat bir camasir makinasi kullaniyorum 10.yili devirdi nasip olursa vergi indirimlerinden yararlanip yenisini alacam hatta yine yerli ve vasat olanindan

      Sil
    21. "cin o begenmediginiz ucuz naylonlari urete urete bugun iPhone uretiyor. Toplama ogrenmeden integral alamazsiniz. Dogru duzgun bir sey uretmeden de bulus mulus yapamazsiniz."

      Çin'in (veya başkasının) yaptığının aynını yapmak mecburiyet değil. Tekerleği de yeniden icat edelim isterseniz, olur mu.

      Çin; kalifiye mühendis ordusu, ucuz işgücü ve hammadde bolluğu (ve çeşitliliği) sayesinde bugünkü seviyesine ulaştı. Bu arada, eğitim sisteminin mükemmelliğini atlamayalım. Komünist yapı ise; sadece bir tür müze dekoru gibi Ç.K.P.'nin üzerinde yapıştı kaldı o kadar. Dünyanın en kapitalist ülkelerinden biri artık Çin oldu.

      Siz, PISA sonuçlarında Türkiye'nin yerlerde süründüğünü unutmuş gözüküyorsunuz. Toplama işlemi yaparken, abaküs kullanmayı öğretmekte zorlanan bir eğitim sistemiyle; siz, katma değeri yüksek leğen, suluk, cibinlik veya kova, ve hâttâ iPhone üretmeyi düşünmüyorsunuz herhâlde. İntegrale gelene kadar, ilk önce matematik dersini sevdirebilmeliyiz evlatlarımıza.

      "Yuksek faiz ortaminda da hicbir sey uretemezsiniz."

      Siz hayal aleminde mi yaşıyorsunuz acaba?

      Diyoruz ki; döviz kurlarındaki dalgalanma nedeniyle, ihracat yapan şirketlerin ithalat ödemeleri katlanarak artıyor. Şirketlerin maliyetleri yükseliyor. Sonuçta; ihraç gelirleri bir çırpıda buharlaşıp gidiyor. Bu bozuk mekanizmanın bir nebze düzelmesi, sonra rayına oturması için; ilk önce faizler arttırılmalı, böylelikle kurların dalgalanması seyreltilmelidir. Faizi yükseltmek, tek başına çözüm getirir mi; getirmez. Eğitim reformu ile, yüksek teknolojili cihazlar üretebilecek nesilleri yetiştirebilmeliyiz. Bu da; akşamdan sabaha, bugünden yarına, çabucak olabilecek bir durum değil. Yıllar alacak bir süreç.

      Siz diyorsunuz ki; "yuksek faiz ortaminda da hicbir sey uretemezsiniz."

      Uydurmayın.

      Vaktinizi harcamayın: Eğer o faiz artmazsa, KOBİ'ler, şirketler teker teker iflas edecek; ya haberiniz yok, ya da haberiniz var ama umrunuzda değil. Bütün bu şirketlerin depresyon kaynağı; "maliyet enflasyonu"dur, faiz değil.

      Faiz yükseltilmediği müddetçe; "maliyet enflasyonu", şirketleri kütür kütür yer!

      "Faizi düşürmeliyiz" sayıklamalarınızdan vazgeçin artık.

      "Yalan soyleyen acik ara sizsiniz. buyrun yazilar ortada diyelim ki ben yalanciyim ne gerek vardi boyle bir sifatlar kullanmaya yerli ve vasat"

      Bakınız; ya okuduğunuzu anlamıyorsunuz, ya da anlamak işinize gelmiyor, laf savurmak için kendinize bahane arıyorsunuz.

      Sizin, "yerli ve vasat" ürünler ürettiğinizi nasıl bilebilirim, şirketinizi gezip analiz yapmadım ki!

      Sizin, 2. kategoride olduğunuzu ben söylemedim. Ne yazdım, dikkatli okuyunuz: "Sizin KOBİ'niz, bu iki kategoriden hangisine giriyor; bilemem."

      Sil
    22. Leğen üreten ihraç eden kobi, küçümsenmemesi, örnek gösterilmesi gereken bir iş yapıyor.

      Ülkemizde bu gibi, ülkenin uzun vadede tasarruf açığını kapayan, istihdam yaratan irili ufaklı iş modelleri desteklenmez, analizler mikro temellerden yoksun makro hikayelerden ibaret olursa hangi para politikasını uygularsanız uygulayın, sonuçsuz.

      Sorun faizi indirip arttırmada değil - Türkiye'yi dünya pazarına entegre edebilmekte, üretim - pazarlama niteliklerini uluslararası seviyeye çekmekte.

      Syg.

      Sil
  21. Sayin Mahfi Hocam,

    Uzun suredir gezi yazisi paylasmiyorsunuz. Yakinlarda bir planiniz var mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önümüzdeki hafta Madrid'e bir sunumda bulunmaya gideceğim. Gerçi daha önce bir Madrid yazısı yazdım ama belki yeniden yazarım.

      Sil
  22. - ABD'de saatlik kazançlar beklentiler doğrultusunda %0.3 arttı.
    - Tarım Dışı İstihdam 211K ile beklenti olan 185K'nın üzerinde geldi.
    - İşsizlik Oranı %4.4 ile beklenti olan %4.6'nın altında geldi. Sanırım bu oran doğal işsizlik seviyesi dikkate alındığında tabiri caiz ise sıfır işsizlik bile denebilir.

    Veriler güzel gelmesine rağmen dolarda bir değer kaybı oldu. Sanırım saatlik kazançlar artık burada büyük bir rol oynuyor değil mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eklemekte yarar var
      ABD genc issizlik orani %9.1le, 1999 daki ve 1969daki seviyeyi yakaladi son verilerle. Arti Kriz oncesi 2000lerdeki hic bir genc issizlik orani suanki seviyeyi yakalamamisti. Bu su demek ABDnin artik krizin esamesinin olmadigini beratarf ettigini beyanidir. Bundan sonra enflasyonu ve issizligi bu seviyelerde tutup kademeli faiz arttirimlarina devam etmesidir.

      Sil
    2. Ben ABDde Issizligin biraz daha inecegini dusunuyorum.Bidefa saatlik kazanclardaki artis bir ciddi artisi gostermiyor zaten FEDin en rahat oldugu konuda bu olsa gerek cunku fed daha cok cekirdek enflasyon hemen akabinde saatlik kazanclardaki artis oranina bakiyor.

      Mesela 1999 ortasinda ABDde issilik %3.9larda Cekirdek enflasyonda %1.8lerde oldugu mukkemel ustu oranlar doneminde Hatirlayanlar bilir Fedin, piyasalar bakimindan anlamsiz bir 0,25lik faiz artisi olmustu donemin fed baskani eger biz faizi artirmasaydik isci ucretleri firlayacakti uretim zarar goreckti o da enflasyona ve issizlige etki edecekti ikisini birden artirma ihtimali vardi demisti.Grespann kendince bir hakli gerekce sunmustu piyasalarin saskin bakislari karsisinda faizleri artirmisti.

      Gecen sene Bu blogda Mahfi Hoca ile bir diyalogumuz olmustu bulamadim hangi yazidaydi ozet geceyim. Ben issizligin boyle giderse ABDde ilk asamda 4.8 bandina gelecegini sonra ise 4.5 ile 4.4 bandini gorecegini soylemistim hocam pek katilmamisti.Burlarda kalir demeye getirmisti sozu 4.9-5.1 gibi... Hatta Gecen sene o donem ABDde issizlik 4.9 bandindan 5e cikmisti.

      Ben yine sunu soyleyecegim eger boyle giderse ABDde issizlik %4.2yi de zorlayacak hele Trump akilli davranip Kurumlar vergisinde 5 puanlik bir indirim bile yapsa alt yapiyi onarma tazeleme islerine girisse iste o zaman gorun siz ABDde issizlik oranini

      Fedin eli suan rahat Cekirdek enflasyonda bir sikinti yok saatlik kazanclarda ciddi bir firlama yok. Dunyada emtia fiyatlarida dusuk hatta dusuyor Baltik endexinde dusme var. Fedin Trump fobisi de kalkti Trumpun oyle vaad ettigi gibi biri olmadigi oratada. Benim gorusum Fed Sonbaharda Eylulde bir faiz artisi yapar sonra duruma gore bir de aralikta bir faiz artisi yapabilir. Ben bu yil Fedin 2 kez faiz artisina gidecegini dusunuyorum kisaca. Fedin gectigimiz gunlerde yapmadigi faiz artisini da olumlu buluyorum sanucta Dunya ekonomisinde bir kipirdama ilimli da olsa bir hareketlilik var eee zaten emtialar endexlerde bir dusuk zaman zaman da dusuyor kisaca emtialarda cikisa tam girememe durumu var Fed birazda buna genel olarak dunya ekonomisine yardimci olmak istedi bu vesile ile faiz artisini pas gecti gecmesi de bence cok yerinde oldu.

      Sil
    3. Bu istatistiki veriler, sadece kuşbakışı yapılan ölçümler sonucu oluşmakta. Detaylı incelediğinizde; ABD'de istihdam (ve ücretler & maaşlar) piyasasının, hâlen krizde olduğunu anlarsınız. Ne yazık ki bu veriler; ABD'nin şöhreti bol ekonomi medyasında pek gösterilmez. Google'da dikkatle araştırma yapmanız gerek.

      Tehlike #1: İşsizlik oranı %4.4'e düştü. Fakat işe yerleşenlerin büyük kısmı; "yarı zamanlı" pozisyonlarda, dönem bazlı & sözleşmeli işlerde çalışıyor. Ve yaz mevsiminin gelmesiyle; işsizliğin görece düşme göstermesi de bir başka etken.

      Tehlike #2: İşsizlik oranı düşmeye devam etse de, ödenen maaşlarda bir artış söz konusu değil. Evet bir artışten söz edilebilir, fakat bu küçük-göstermelik maaş artırımları; insanları, yeniden yüksek tüketim yapmaya teşvik edecek kadar çok cesaretlendiremiyor. 2008 krizi öncesindeki "maaş artış oranları"nı mumla arayan insan sayısı çok bugünün ABD'sinde! Trump'ın başkan seçilmesinde bir başka etken de buydu zaten: Özel sektörde ödenen maaşların düşüklüğünün "Obama'lı yıllar"da devam etmesi.

      Tehlike #3: Genç işsizlik oranının %9.1 olması, geçici bir durum. 2008 krizinin en sarsıcı eziyetlerini; yaşları 20 ila 50 arasında değişen ABD vatandaşları çekti, hâlâ çekiyor! Şimdi, otomasyonun hızla ilerlemesi ve yıllardır istihdam edilemeyen kriz mağduru bu kişilerin tecrübelerinin zamanla eskimesi nedeniyle; şirketlere iş başvurusu yaptıklarında "kalifiye olmadıkları için" kapıdan geri çevriliyorlar!

      Tehlikelerin büyüklüğünü daha net görebilmeniz için şunları öneririm:

      "Hayvanlardan Tanrılara" Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
      Yuval Noah Harari
      Kolektif Kitap
      http://kolektifkitap.com/kitaplar/edebiyat-disi/inceleme/hayvanlardan-tanrilara-sapiens-insan-turunun-kisa-bir-tarihi

      "Homo Deus": Yarının Kısa Bir Tarihi
      Yuval Noah Harari
      Kolektif Kitap
      http://kolektifkitap.com/kitaplar/edebiyat-disi/inceleme/homo-deus-yarinin-kisa-bir-tarihi

      Sil
    4. Bu dediginiz kitaplar populer olmadan once bunun benzerlerini daha iyilerini okudum. Bunlari da okudum. Tavsiyelerinizi kendinizden cahil insanlara sununuz ya da ukalalinizi kendinize saklayniz. Benim yorurmum ABD ile ilgili makro bir analiz katilirsiniz katilmazsiniz kitap tavisyesini gidin baskalarina verin

      Sil
    5. Adsız 20:47'ye,

      Kusura bakmayın ama siz ordinaryüs profesör müsünüz? Size birileri rütbe verdi de, ceketinize iliştirmeyi ve böylelikle statünüzü göstermeyi mi unuttunuz?

      Sizin ABD'yle ilgili yaptığınızı zannettiğiniz makro analiz; hâlihazırdaki Q.E.'ci finans medyasının pompaladıklarından başka yeni bir şey söylemiyor. Çocuk mu kandırıyorsunuz? Kendinize başka parklar arayın isterseniz.

      Yukarıda bahsettiğim 3 tehlikenin gittikçe büyüdüğünden haberdar olmak için profesör rütbesine erişmek zorunlu değil. Daha iyi kitapları okumuşsunuz ama iyi okumamış olabilirsiniz; yeniden dönüp dikkatle okuyun isterseniz. Belki eksiklerinizi bulursunuz.

      Sil
    6. Asil siz kusura bakmayin siz kimsinizde tanimadiginiz birine ukalaca onerilerde bulunuyorsunuz hangi paye ile biraz suratinizla o kacmaya calistiginiz aynalarla barissaniz ?

      Ben bu parkda iyiyim sizi de ilgilendirmyor nerede nasil konusacagim yorumlayacagim. Katilmazsiniz olur biter neden kisislestiriyorsunuz ne o gucunuze mi gitti. Hadi benim yorumum altina yazan sizsiniz ben degil hadi orda cekin arabinizi baska cocuk parkina gidin buralar size gore yerler degil iktisattan anlamiyorsunuz Analamdiginiz gibi de ben gibi Iktisatta PHD yapan biri ile asik atma cabasindasiniz. Hadi oradan biraz SAYGI ve Dustur bilin

      Sil
    7. Adsız 8 Mayıs 2017 16:50’ye,

      Öncelikle: Ph.D. statüsünde olduğunuzu iddia ederek, statünüzü köpürtüp büyüklük taslama çabalarınız, yazdıklarınız; ne yazık ki, (eğer akademisyen olma yolunda ilerliyorsanız) bir akademisyen adayından asla beklenmeyecek seviyesizlikte bir üsluba sahip olduğunuzu gösteriyor. “Statü” denen kast sistemini öne çıkararak; ne yazık ki, hayata bakışınızı da bir nebze ifşa etmiş oluyorsunuz. Ben de, sizin gibi biriyle yarışa girip; “Massachusetts Institute of Technology”deki çalışma odamın yanında odası olan kişinin Daron Acemoğlu olduğunu yazsam, sizin yaptığınız gibi “statü köpürtmesi”ne yeltensem; iyi bir şey yapmış olur muyum? Hayır, iyi bir şey yapmış olmam. Akademik rütbelere değil, Q.E.’ci finans medyasının pompaladığı haberleri papağan gibi tekrar etmelere değil; yaşanan iktisadi gerçeklerin oluşum süreçleri ve insan hayatına direkt etkileri üzerine odaklanmanızı öneririm. “Öneri yapmak”; ukâlalık yapmak değildir. Eğer gerçekten Ph.D. statüsünde iseniz; ilk önce, içinizdeki kast sistemine eğilimli özelliklerinizi azaltmayı denemenizi, daha vakur bir üslup kullanmanızı tavsiye ederim. Bunun için; sayın Mahfi Eğilmez’in yazım yöntemlerini takip etmeniz de size yardımcı olabilir. Dikte etmem, kafanıza vurmam, büyüklük taslamam; sadece ama sadece “tavsiye ederim”. Anlayıp anlamamak; size kalmış.

      İkincisi: Yukarıda “6 Mayıs 2017 23:05” zaman diliminde yazdıklarımı; (Ph.D. statüsünde olduğunuzu iddia etmenize rağmen!) ya anlamamışsınız, ya da statü yarışması başlatmak için kendinize bahane aramışsınız.

      Metnimin girişinde yazdıklarımı tekrar aktarıyorum: “Bu istatistikî veriler, sadece kuşbakışı yapılan ölçümler sonucu oluşmakta. Detaylı incelediğinizde; ABD’de istihdam (ve ücretler & maaşlar) piyasasının, hâlen krizde olduğunu anlarsınız. Ne yazık ki bu veriler; ABD’nin şöhreti bol ekonomi medyasında pek gösterilmez. Google’da dikkatle araştırma yapmanız gerek.”

      Eğer gerçekten, şu an Ph.D. statüsündeyseniz, bir akademisyen adayıysanız; yukarıda yazdıklarımdan şunu anlamanız gerekirdi:

      Sizin “6 Mayıs 2017 08:46’da ve 20:54’te” yazdıklarınız yanlış tespitler değil; sadece ama sadece Q.E.’ci finans medyasının pompaladığı haberlerin tekrar edilmesidir. Bu (istatistikî) verilerin kuşbakışı ölçümler ile oluşturulduğunu; hâlbuki verilerin altında, yavaş yavaş büyüyen bir kanser gibi “tehlikeli unsurların” olduğunu, bunların en göze çarpanlarından 3 tanesinin ise hangileri olduğunu (saat 23:05’de) yazdım. Bu tehlikelerin teferruatı hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler varsa (ki, siz bu durumu “statü yarışması”ne dönüştürme eğilimindesiniz!); fazla uzatmamak adına 2 tane kitap önerdim. Siz; kitap önerilerimi, ukâlalık yapmak olarak çarpıtıp; statü köpürtmesine yöneldiniz. Hâlbuki, sizin gibi bir akademisyen adayından şunu yazması beklenirdi: “Bu kitapları ben de okumuştum, hatırlattığınız için teşekkürler. Yalnız; ben şu an Ph.D. statüsündeyim, bir ‘iktisatçı olmak’ yolcusuyum. Size, bu iki kitaptan daha kapsamlı bilgiler içeren şu şu şu kitapları öneriyorum; bana epey yararı oldu, size de yararı olacağı kanısındayım. Vakit ayırıp; bu tehlikeleri hem bana, hem sitenin okuyucularına hatırlattığınız için tekrar teşekkürler. Size önerdiğim kitapları da ihmal etmeyiniz.” gibi bir cevap yazmış olsaydınız, nezih bir yazışma geçirmiş olurduk; ne yazık ki, nezih olamadı.

      Ph.D. statünüzü en kısa zamanda aşıp, üst basamaklara yelken açmanızı temenni ederim.

      “Akademik rütbelere tamah etMEmek” ile “ekonominin, insanın gündelik hayatına kallavi dokunuşları” konularında; yıllar geçtikçe, tecrübe edineceğinize eminim.

      Sağlıcakla kalın.

      Sil
    8. Adsız8 Mayıs 2017 20:01

      Once farkli fikirlere saygili olmayi ogren sonra o statunu fiyakani ve dusuncelerini savlarini ortaya dok! Cok uzun yaziyorsun yazdiklarini okumuyorum bile bana ne senin gibi saygiyi haketmeyen birinin yazilarindan

      Siz beni tanimlayamazsiniz. Siz benim dusuncelerimi bile bu saatten sonra kritize edemzsiniz. ABD diyorsunuz ABDde ne isiniz var

      Ben dunyanin en ornek alinan ekonomik model olarak benimsenen ulkesinden bu satirlari yaziyorum.

      Sil
    9. Adsız 11 Mayıs 16:57’ye,

      Derdiniz; hâlâ laf savurmak. “6 Mayıs 23:05”de yazdıklarımı anlamışa benzemiyorsunuz, veya anlamışsınız ama maksadınız başka.

      Şunu yazmışsınız: ...“o statunu fiyakani”...

      Dikkat ediniz; siz statü yarışması başlattınız, ben değil. Şu cümlenizle; içinizde beslediğiniz kast sistemini ifşa etmişsiniz zaten: (7 Mayıs 20:47) “Tavsiyelerinizi kendinizden cahil insanlara sununuz ya da ukalalinizi kendinize saklayniz.”

      Dikkat ediniz; kimse sizin bilgi düzeyinizi test etmedi. Unutmayınız: Sizin “6 Mayıs 08:46 & 20:54”de yazdıklarınız yanlış tespitler değil; sadece Q.E.’ci finans medyasının pompaladığı haberlerin tekrar edilmesidir. Sırf “statü yarışması” başlatmak için bahane uydurmuşsunuz. Ve bu saçma sapan yarışmayı sürdürmek için inatla fırsat kolluyorsunuz.

      Hatırlatayım; tavsiye etmek ile, ukâlalık yapmanın aynı şey olMAdığını size (8 Mayıs 20:01’de) izah etmiştim. İkisi arasındaki farkı anlamıyorsanız; bu, sizin sorununuz.

      Şunu yazmışsınız: “Cok uzun yaziyorsun yazdiklarini okumuyorum bile bana ne senin gibi saygiyi haketmeyen birinin yazilarindan”

      Okumazsanız; anlamazsınız.

      İktisat alanında “Ph.D.” yaptığınızı iddia etmişsiniz; ama metinlerin ölçüsünden, boyundan, uzunluğundan, kısalığından mızıkçılık çıkaracak kadar çocukça tavırlarınız var. Yakışmıyor sizin gibi “Ph.D.” yaptığını iddia eden bir kişiye; metinlerin ölçüsüne, boyuna çemkirmek, ve hâttâ bu metinleri okumadan bahaneler uydurmak.

      Şunu yazmışsınız: “dusuncelerini savlarini ortaya dok!”

      Ortaya dökmüştüm. Okumazsanız; anlamazsınız.

      Yine (bu kez daha dikkatli, önyargılarınızı azaltarak!) okumanızı öneririm: “6 Mayıs 23:05, Tehlike #1, Tehlike #2, Tehlike #3, kitap önerilerim.”

      Şunu yazmışsınız: “Siz beni tanimlayamazsiniz. Siz benim dusuncelerimi bile bu saatten sonra kritize edemzsiniz. ABD diyorsunuz ABDde ne isiniz var.”

      Sizi tanımlamak gibi bir amacım yok; sizin “statü yarışması başlatmak” temelli ifadelerinizi gözünüze gösteriyorum o kadar.

      Beyanlarınızla, “6 Mayıs 08:46 & 20:54”de yazdıklarınızla ilgili görüşlerimi elbette ifade ederim, kritik yaparken siz dahil kimseden talimat almam. Anlamadıysanız yine, ama daha dikkatli, önyargılarınızı azaltarak okuyunuz: (8 Mayıs 20:01) Sizin “6 Mayıs 08:46 & 20:54”de yazdıklarınız yanlış tespitler değil; sadece Q.E.’ci finans medyasının pompaladığı haberlerin tekrar edilmesidir. Bu (istatistikî) verilerin kuşbakışı ölçümler ile oluşturulduğunu; hâlbuki verilerin altında, yavaş yavaş büyüyen bir kanser gibi “tehlikeli unsurların” olduğunu, bunların en göze çarpanlarından 3 tanesinin ise hangileri olduğunu (saat 23:05’de) yazdım. Bu tehlikelerin teferruatı hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler varsa (ki, siz bu durumu “statü yarışması”ne dönüştürme eğilimindesiniz!); fazla uzatmamak adına 2 tane kitap önerdim. Siz; kitap önerilerimi, ukâlalık yapmak olarak çarpıtıp; statü köpürtmesine yöneldiniz.

      Şunu yazmışsınız: “Ben dunyanin en ornek alinan ekonomik model olarak benimsenen ulkesinden bu satirlari yaziyorum.”

      Dünyanın en örnek alınan, ekonomik model olarak benimsenen “ülke”si diye bir şey yoktur.

      Dünyada, kendi ekonomik hegemonyasını inşa etmiş ülkesi veya ülkeleri vardır.

      Serbestliği tartışılan, aksayarak da olsa devam eden “piyasa ekonomisi” modeli bütün dünyada geçerlidir; ve hâttâ komünist olduğu iddia edilen Çin de bile mevcuttur. “Piyasa ekonomisi” modeli; hiçbir ülkenin tekelinde değildir. Hegemonya kurarak işleyen modellere “oligopol piyasa modelleri” denir, bazen “monopol piyasa modelleri” de yer yer kendini gösterir.

      Daha önce incelediniz mi; bilmiyorum. Eğer incelememişseniz, tavsiyem:

      Why the West Rules (for Now): The Patterns of History, and What They Reveal About the Future

      [Dünyaya Neden Batı Hükmediyor (Şimdilik)]

      Ian Morris

      https://www.amazon.com/Why-West-Rules--Now-Patterns/dp/0312611692/


      “Tavsiyede bulunmak” ile “ukâlalık yapmak” arasında farklar olduğunu; yıllar geçtikçe, tecrübe edeceğinize eminim.

      Hoşçakalın.

      Sil
  23. Hocam Enflasyon sebeplerinin arasinda maaş artışlarındanda bahsetmişsiniz. Ancak geçen seneki asgari ücret artışından söz etmemişsiniz. Bu seneki enflasyona sebep olan sebeplere asgari ücret artışınida eklemek yanlışmı olur sizce?

    YanıtlaSil
  24. Haber biraz önce piyasaya düstü...

    """S&P'nin bugün yaptığı açıklamada, negatif ekonomik görünüme yansıyan zayıf büyüme ve para birimindeki volatilite gibi risklerin, S&P'nin beklentilerinin üzerinde bir mali bozulmaya veya enflasyon baskılarına yol açabileceği belirtildi.

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu, Türk Lirası'nın dolar karşısında 2017 yılı içerisinde yüzde 6 güçleneceğini ve genel devlet borcunun 2017-2020 arasında GSYİH'nin yaklaşık yüzde 26'sını oluşturacağını öngörüyor. Bunun yanı sıra, S&P, Türkiye'de başkanlık seçimlerinin 2019 yılının Kasım ayında yapılacağı tahmininde bulundu. """

    1-Türkiyenin not görünümü "negatif" olarak aciklanmis.
    2-Zayif büyüme ve para birimindeki volatilite riskli görülmüs.
    3-Bu riskler beklentinin üzerinde mali bozulmaya ve enflasyon baskisina yol acar demis.

    sonra da,

    1- TL Dolar karsisinda 2017 de %6 deger kazanacak demis.
    2-Genel Devlet borcunun 2017-2020 arasinda GSYIH nin %26 sini olacak öngörülmüs.

    ve Bomba öngörü olarak da...

    Baskanlik secimlerinin 2019 yilinin Kasim ayinda yapilacagi öngörüsünde bulunmuslar.

    Uluslarasi derecelendirme kurulusundan ülkemizin baskanlik secimlerinin ne Zaman olacagini da ögrenmis olduk..

    Mali acidan degerlendirmeyi nasil yapmak gerekiyor..

    Medyamizin ekonomistleri Pembe görmüsler ki.. yazilanlari okuyunca ülkem adina sevindim dogrusu..

    YanıtlaSil
  25. Hocam enflasyonun çok yüksek olduğu dönemlerde de gıda fiyatları böyle dalgalanıyormuydu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok. O zamanın sorunu kamu kesiminin açıklarıydı.

      Sil
    2. Pazarda baska bir para birimi mi kullaniyorlardi?

      Sil
  26. Hocam,

    Benim gibi ekonomiyle alakasiz alanlarda egitim almis olan insanlarin kafasinda daha basit bir model var: para basilir-boylece cogalir-dolayisiyla degeri duser-dolayisyla enflasyon artar. Para basilmasi yukaridaki aciklamalarla (ilk paragraftaki iki maddeyle) nasil baglantilidir bunu kisaca anlatir misiniz?

    Ve benzer bir soru, para hic basilmamis olup enflasyonun arttigi bir durum sozkonusu mudur (bu durumda bahsettigim basit model gecersiz oluyor tabii)?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir piyasada mal bollaşırsa fiyatı, para bollaşırsa değeri düşer. Böylece para değer kaybettikçe enflasyon oluşur.
      Para basılmadan da enflasyon artabilir. Mesela bizim gibi üretim için girdi, ham made ve yatırım malı ithal eden ülkelerde kur yükselirse maliyetler artar ve bu enflasyona neden olur.

      Sil
    2. Mahfi Egilmez, uretim icin ithal girdi kullanmayan hicbir ulke yok.

      Ayrica kredi genislemesi de para basmak anlamina geliyor, para sadece darpanede basilmiyor ki, gunumuzde butun bankalar para basiyor.

      Sil
    3. Cok guzel bir soru.

      Enflasyon tartismalarinda para arzinin yeteri kadar degerlendirildigini dusunmuyorum. Mahfi Hoca hem yazisinda deginmemis, hem de sorunuza cevabi kisa tutmus. Ben kendimce aradaki iliskiyi aciklayayim.

      Diyelim ki Merkez Bankasi bugun para arzini iki katina cikardi. Ne olur?
      1) Dolar fiyati birden ziplar -> Ithalat pahalilasir -> Bircok urun pahalilasir (para arzinin maliyet yoluyla fiyatlara yansimasi)
      2) Hazine MB'den borc alir -> Hazine harcama yapar (para arzinin talep yoluyla fiyatlara yansimasi)

      Burada kritik nokta, tum bu enflasyon fiyatlara zaman icinde yansirken sizin paraniz sabit kalir. Tum urun fiyatlari artarken, sizin paraniz sabit kalirken, yeni basilan paraya ilk erisimi olan hazine, hem yeni para basilmasindan hem de fiyatlar henuz artmadan yaptigi harcamadan cok buyuk alim gucu elde eder. Yani enflasyon, devletin sizin paraniza siz hissetmeden el koymasidir.

      Sil
  27. Hocam yazı için teşekkürler.
    Öncelikle yorumum: kötü politikaların cezasını, domates bulamıyorlarsa portakal yesinler; yahu milletimiz çok aceleci ve sabırsız, gibi rencide edici sözler eşliğinde yoksul millet çekiyor maalesef.
    Sorum ise, TCMBnin nete hata ve noksan hesabındaki aşırı artış,2016 için yaklaşık 11 milyar dolar, enflasyona etki eder mi ve Üfe tüfe'yi ne kadar daha etkiler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      MB'nin net hata ve noksan hesabındaki miktar artı ise yani ülkeye döviz girişi olmuşsa bu enflasyonu düşürücü etki yapar.

      Sil
  28. Hocam, gerçek yapısal reform derken, arzın yurtiçi imkanlarla arttırılması olarak anlıyorum fakat hükümetin ekonomik reform dediği polikalar, dışarı bağımlı üretimi koruklemek ve özelleştirme... Sanırım bu çarpık yapının sonucu olarak enflasyon-kur ilişkisine dikkat çekmişsiniz yukarıda. Doğru mu anlamışım hocam?

    YanıtlaSil
  29. Hocam şu bilgi doğru mudur?
    Merkezi yönetim bütçesi içindeki kurum ve kuruluşların örneğin (üniversitelerin ,düzenleyici kuruluşların,bakanlıkların) gerek iç gerekse dış borçları hazinenin borcudur.

    YanıtlaSil
  30. Merhaba hocam fiyat istikrarı gelişmiş ve gelişen ülkelerde neden ayrışıyor yani gelişmiş ekonomiler için fiyat istikrarı neden %2 enflasyon düzeyinde gerçekleşirken gelişen ekonomilerde %5 olarak görülüyor. Acaba neden şu olabilir mi gelir düştükçe gıdanın tüketimdeki ağırlığı artar ve gıda fiyatlarında oynaklık daha fazladır dolayısıyla enflasyon daha volatil hale gelir zaman içinde bu öngörülemezlik daha yüksek enflasyon beklentisini getirir ve enflasyon gittikçe artan bir trend üzerinde denge bulur . Cevap için şimdiden teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birçok nedeni var. Söylediğiniz neden de onlardan birisi. Bir başkası gösteriş tüketiminin gelişen ülkelerde çok daha yaygın olması.

      Sil
  31. Hocam Türkiye'de işsizlik yıllara göre ortalama 8-9 civarı. Bu işsizliğin nedeni hızlı nüfus artışına karşın üretim-odaklı bir büyümeye geçememiz. Bu işsizliğe iktisat tanımındaki işsizlik türleri uymuyor. En uyar gibi olanı "yapısal işsizlik" gibi duruyor. Ama o da teknolojik gelişmeler karşısında emek arzı ile emek talebinin uyuşmaması olarak geçiyor. Yani bizde teknolojik gelişmeler olmadığı için böyle bir işsizlikten bahsetmek doğru olmaz. Bizdeki işsizlik türünün bir tanımı yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki işsizlik birçok farklı nedenden kaynaklanıyor. Eksik ve hatalı eğitimden kaynaklanan işsizlikten tutun da işsizlik fonu aldığı için iş beğenmeyenlere kadar yaygın bir durum var. Bir kısmı kitaplardaki tanımlara da uymuyor.

      Sil
  32. Aslında bahsettiğiniz yapısal işsizlik kısmi olarak doğru şöyle ki ekonomiler yapısal dönüşüme uğrarlar ve bunun sonucunda ülkenin üretken kaynakları yeniden dağılır sektörler arasında bu geçiş takdir edersiniz ki işgücü için eğitim gibi yatırım gerektirir ( ki bu zaman alır) işte bu gereken beceri seti ve mevcut beceri setinin uyumsuzluğundan doğan işsizliğe (skills mismatch) yapısal işsizlik denmektedir. Bizim işgücü piyasası için konuşucak olursak piyasaya ilk defa giren ve iş bulamayanlar eğitim sistemimizin arkaik yapısından dolayı işverenenin aradığı beceri setine haiz olamadığı için uzunca bir süre işsiz kalmakta . Analize bir de Suriyelileri katarsanız işsizliğin düşük beceri havuzunda da neden hızla arttığını anlayabiliriz( daha önce herkesin en son tercihi olan bir işte şimdi rekabetin getirdiği bir ücret azalması sözkonusu )

    YanıtlaSil
  33. Hocam Merhaba,
    Yazınızdaki tüketim oranlarıyla ilgili olan tablo baz alınan bir yıla göre belirtilen kalemlerdeki değişim oranları mıdır? Yoksa toplam tüketim içinde bu kalemlerin sahip olduğu oranlar mıdır?

    YanıtlaSil
  34. Hocam Suriyelilerin asgari ücretin altında çalışması yasal mı? Asgari ücret sadece vatandaşlar için mi geçerli? Ve dünyada göçmenler asgari ücretin altında yasal olarak çalışabiliyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yasal değil elbette. Bize benzer yerlerde göçmenler yasal olmayan biçimde çalıştırılabiliyor.

      Sil
  35. Hocam görüşlerine katılmadığınız 3 ekonomist ve katılmama nedeninizi söyleyebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür kategorik bir ayrım yapmam doğru değil. Çünkü görüşlerine genel olarak katılmadığım birçok kişinin bazı görüşlerine katıldığım oluyor. Marx mesela benim bazı görüşlerine katılmadığım ama birçok görüşüne de katıldığım bir iktisatçı. Adam Smith de öyle, Malthus da öyle. Keynes'in de birçok görüşüne katılsam da katılmadığım görüşleri de var.

      Sil
  36. Merhaba değerli hocam
    yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.kendim sağlıkçıyım iktisat bilgim yok.size sorulan sorulara bakarak takipçilerinizin geneli iktisat eğitimi almış kişiler olarak görüyorum ama şunu bilmenizi isterim ki bu alanla ilgili olmayan birçok takipçiniz var.burada size sorulan soruları incelediğimde bu alanda iyi yetişmiş insanlar olduğu hemen göze çarpıyor.bizim gibi bu alanda eğitimi olmayan ama merakı olan kişilerin soruları çok basit olabiliyor buna ramen bizlere değer verip belki gülüp geçeceğiniz soruya dahi tüm içtenliğiniz ile cevap verdiğiniz için ayrıca teşekkürü borç bilirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah, bu blogu izleyen, soru soran, yorum yapan herkes benim için çok değerli. Bazen ekonomiyle hiç ilgisi olmayan bir izleyicimin sorduğu soruyu uzun uzun düşünmek durumunda kalıyorum. Soru basit olabilir ama ayrıntısıyla düşününce yanıtlanması göründüğü kadar kolay olmayabiliyor.
      Bu blog benim olduğu kadar konuları bilen ya da merak eden sizlerin de yorumlarıyla renklendi ve gelişti. Ben teşekkür ederim.

      Sil
  37. Hocam sizce gerçekten de ABD'yi Rockefeller Rotschilds gibi aileler mi yönetiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayir bence... Bu gibi seyler asli astari olmayan seyler birisi de cikar Yahudi kardeslerime yuklenir onlar yonetiyor der. Bunlar uydurmaca seyler Dunyayi insanlar yani bizim sectiklerimiz yonetiyor.

      Sil
    2. Rockefeller Rotschilds gibi aileler ABDnin saygin aileleridir her ulkede boyle aileler vardir. Bizde de vardir rusyada da pakistanda da bu aileler o ulkenin burjuva elitist yapilarini olusuturur. Dogal olarak ceplerindeki para kadar iktidar sahibidirler iktidara etki edebilirler ama bu onlarin yonetecegi yonettigi anlamina gelmez, Cunku bu insanlarin yonettigi kendi sirketleri vardir onlarla mesgale icerisindedirler sadece hukumetlere kendi bulunduklari lobiler isveren sendikalari dahilinde onerilerde bulunurlar kendi sinif cikarlari geregi bu da cok normaldir. Nasil isci sendikalari kararlara muhalif oluyor nasil kararlara etki ediyorsa bu ailelerde kendi caplarinda boyle girisimlerde bulunur. AMA yonetemez

      Sil
    3. Onlar geçen yüzyılda kaldı,artık Gates,Zuckerberg gibileri yönetiyor.

      Sil
    4. http://unutulmazfilmler.co/eyes-wide-shut-gozu-tamamen-kapali.html
      Bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Filmin tanıtımında kadın-erkek ilişkisi diye geçiyor ama yönetmenin vermek istediği bilinçaltı mesejların deşifresi olarak baktığımızda ve yönetmenin filmin son halini Warner Bros film şirketine verdikten 4 gün sonra şüpheli şekilde ölüşü düşündürücü...

      Sil
    5. ""Rockefeller Rotschilds gibi aileler ABDnin saygin aileleridir ""

      Hatta Polyanna, Alice, Pamuk Prenses, Sirinler, hep bu ailelerden cikmistir. Uzakdogudan Afrikaya acliktan ölen ve sürünen onlarca milyon insana Trilyon dolar yardim eden bu ailelerdir. en son suriyeden göc etmek zorunda kalan yaklasik 13 milyon insana ABD nin Arizona eyaletinde sehirler kurmuslar, onlari konuk ediyorlar. daha simdiden ödedikleri para 50 milyar Dolar oldugu söyleniyor.
      dualarinizi bu ailelerden esirgemeyin..

      Sil
    6. Adsız8 Mayıs 2017 01:28

      Lafi evirip cevirip gevelemeyin Evet Rockefeller Rotschilds gibi aileler ABDnin saygin aileleridir. ABDde kime sorsaniz is dunyasi ekonomi banka dunyasinda sevilen sayilan bir ailedir. Bu Dunyada ABDdeki gibi sevildigi ya da sevilmedigi anlamina gelmez. Bizde de boyle Aileler mevcut

      siz isterseniz bu ailelere dualarinizi gonderin belki bos vaktinizi calip size is verebilirler

      Sil
    7. Dünyayı koyunlar yönetir. Koyunların teslimiyeti dünyanın kaderidir.

      Sil
  38. Sayın Eğilmez,1.çeyrek şirket karlarının tahminlerin üstünde gerçekleşmesi,
    Hazine ihalesine( 2047 yılı vadeli )
    iki kat teklif alınması,
    İç ve dış bütün sıkıntı, saldırı ve manipülasyonlara maruz olunan bir ortamda.
    Bu durumu nasıl değerlendirmeli?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek faizin etkisi. Özellikle yabancılar için bulunmaz oranlar.

      Sil
  39. Ali Ihsan Göker ( ekonomi yorumcusu) ile beraber TV de yayın yapan mis mıydınız?...

    YanıtlaSil
  40. eskiden yerli malı haftasında incir mısır patlagi elma vs.getirirdik okullara.simdi yerli tank helikopter zirhli var imal ediyoruz şükür bu günlere Türkiye'nin güçü bu daha başlangıç bundan sonra daha muhteşem işler yapılacak inanmayanlar iyi baksın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tank ve helikopterlerin ana malzemesi olan motorunu biz mi yapıyoruz yoksa kaportayı mı biz yapıyoruz ona bir bakın isterseniz.

      Sil
    2. Tank güney kore'den, helikopter italya'dan, zırhlı araç israil'den devşirme... Azcık internette gezen her şeyin kaynağını bulur. Kendimizi kandırmayalım.

      Sil
  41. Domates pazarda yaz gelmesine ragmen 11 lira. Etin kilosu 60 lira AKPnin saraylari sagolsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pazar pahaliymis, gidin marketten alin 5 liraya.

      Sil
    2. Et pazarda 30 lira mi peki........

      Sil
  42. Almanya, Hollanda yıllık yaklaşık en fazla %1-2 civarında büyüyor, 2016'da Almanya rekor büyüdük dediği rakam %1,9! O da ortadoğuyu, afrikayı BIZIM turkleri sömüre sömüre büyüyorlar sömürgeciler. Biz ise %8'leri falan gördük, onlar 15 yılda 2 kat bile büyütemediler gayri safii hasılalarını. Biz isec3 kat arttik. Ve aslında bu kıyaslama bizim ne kadar başarılı olduğumuzu gösteriyor. Bu hızla gidersek zaten matematiksel olarak 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına giriyoruz. Onun için hedef 2023 diyorlar. Bir de 2071 var gorursek sayet... Ayrıca her şey ihracat rakamlarıyla ölçülmez, bizim sadece gurbette çalışan temizlikcilik kebabcilik yapan Türklerin ülkeye gönderdiği para bazı ülkelerin ihracatına eşittir, ve bunlar ekonomi rakamlarında belirtilmeyen girdilerdir. Türkiye Türkiye'den büyüktür.Ekonom iyi bence

    Hollandadan selamlar
    Ercan Kuyrukcuoglu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ercan abi hollandaya gelecem abi beraber takilirz ne iciyorsan artik bize de ismarlarsin.

      Sil
    2. orda ekonomi kötü burda iyiyse neişin var orda kalk gel buraya dostum. ayrıca yüzde sekizli rakamlar on sene önceydi şimdi yüzde üç bile zor büyüyoruz. bu oranlarla bırak 2023 ü, 50 yıl sonra bile almanyanın şuanki konumuna gelemeyiz. bizim asıl sorunumuz çok laf az iş üretmemiz. lafa sıra geldimi mangalda kül bırakmıyoruz.

      Sil
    3. Ercan Abi,

      Hollandanin sadece Tarim ürünleri ihracati 120 Milyar Dolar

      Hollandanin Toplam ihracati 435 milyar Dolar

      Almanyanin toplam ihracati 1 Trilyon 500 Milyar Dolar.(rakami algilayabildin mi?)

      Almanyanin sadece 2016 Ticaret fazlasi 300 Milyar Dolar.

      %8 büyüyen Türkiyenin Toiplam ihracati ne Kadar biliyormusun.? 135 Milyar Dolar

      Yani Yasadigin, calistigin, ekmegini yedigin fakat seni sömürmek ile sucladigin
      Konya büyüklügündeki Hollanda Türkiyenin 3 misli ihracat yapiyor.

      Hem oralarda sömürülecegine gelsen Türkiyeye. Aha buraya da yaziyorum Her yil en az %8 zenginlesicek büyüyeceksin.

      Bu arada sakin bir daha baska bir yerlerde Hollandanin temizlik islerini yapanlarin Türkiyeye gönderdigi paralar ile hava atma. gülerler sonra..

      Almanya ve Hollandada yasayan Türklerin sosyal yardim kasalari ile ne Kadar akraba olduklarini cümle alem biliyor.

      bu ülkelerde yasayan Türk vatandaslarinin, özellikle kadinlarin issizlik oranlarini da bir zahmet ögren.

      Sil
    4. senin %1,9 büyüyor dediğin almanya bu büyümeyi 4-5 trilyon dolarlık hasıla üzerinden gerçekleştiriyor. bizim gibi 750 milyar dolarlık hasıla üzerinden değil! almanyanın her %1 büyümesi ile artırdığı hasıla bizim %6 büyümeyle sağlayabildiğimiz hasıladır. üstelik almanya cari fazla vererek yani tasarruf artırıcı büyüme yapısallığına sahip bir iktisattır. biz ise tamamen tasarruf açığı yaratıcı büyümeye talibiz. tabi buna büyüme denirse!. bizim büyüdüğümüz filan yok sadece borç stokumuz büyüyor o kadar....

      Sil
  43. Merhaba hocam.
    Faiz oranı para arz ve talebi tarafından belirlenir. Ancak asıl enflasyon faiz oranını belirler. Benim sorum; enflasyon da para arz- talebi kanalıyla mı faizi belirliyor?Yoksa enflasyon para arz-talep nedeninden bağımsız mı?
    Yani mesela enflasyon yükselirse insanlar tahvil talep etmezler para talep ederler ve para talebi arzını aştığı için enflasyon yükselir. Yani enflasyon ardından para arz-talep mekanizması mı faiz belirler? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon faizin temel belirleyicisidir. Ötekiler ayrıntıdır. Para arzı gereğinden fazla artarsa enflasyona neden olur o da faizin artmasına yol açar.

      Sil
  44. hocam sizce partileri birer şirket gibi düşünürsek türk siyaseti hangi piyasa yapısını andırıyor?

    oligopol, tekel, tekelci rekabet?

    nash dengesi yok...sürekli hakim strateji uygulanıyor gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siyasi partileri şirket gibi düşünemeyiz.

      Sil
  45. Hocam takvim etkisinden arındırılmış sanayi endeksi nasıl geçen yılın mart ayına göre daha yüksek çıkabiliyor böyle bir ortamda? Otomotiv kaynaklı olabilir mi? Tl'nin değer kaybı ile otomotiv sektöründe yine mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre ihracat %19 artış göstermiş. Otomotiv sektörü genelin düşüşünü mü sırtlıyor hocam?

    Eğer durum böyle ise tl dolara karşı şuan faizler arttığı için değer kazanıyor ve böyle bir durumda önümüzdeki aylarda otomotiv sektöründeki ihracat rakamlarında da düşüş göreceğiz demektir. Böyle olursa şayet sanayi üretim endeksi yeniden düşüşe mi geçecek demek oluyor önümüzdeki aylarda hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baz etkilerine de bakmak lazım. Önümüzdeki dönem olumlu olumsuz çok şeye gebe.

      Sil
  46. İstanbul'da imalata yüksek vergi gelsin. Osmaniye'ye Yozgata erzuruma süper teşvik verilsin. İstanbul'daki imalat Osmaniye'ye Yozgata Erzuruma taşınmaya özendirilsin. Osmaniye'nin Yozgatin Erzurumun Vanin kara-hava-deniz lojistik bağlantıları iyi. Suyu var, arazi uygun, iklimi ve coğrafyası insani güzel - dağa, ovaya, ormana, nehire, denize yakın. Yaşam maliyeti düşük. Maliyetler yarı yarıya iner, hayat standardı iki katına çıkar. Nitelikli işgücü işi takip eder. Adana ve Mersin'deki Yozgattaki erzurumdaki işgücü niteliği İstanbul'dan kötü değil. ki şehir geliştikçe onlar da Osmaniye'ye Yozgata Erzuruma gider. Anadolu Tesvik bekliyor. Yozgat Erzurum Osmaniye inavasyon merkezleri olabilir nitelikli muhendislaerin fizikcilerin ugrak yeri olabilir adeta bir paris haline amerikanin silikon valisi haline gelebilir. Her sey agac var doga var gol var insan var hosgoru var universite var arazi var Ulasim var otoban var araba var yok tyok kisaca tek eksik inovasyon icin tesvik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yavw hehe hehe

      Sil
    2. Sonra İstanbul'dan, Kocaeli'nden limanda doğrudan yükleyip yurtdışına satan üretici bir de Erzurum'dan kamyonla taa en yakın limana ya da karayoluyla Ankara üstünden Avrupa'ya götürsün değil mi? Zaten tüm kaynaklar ve hammaddeler de hemen Erzurum'da, Yozgat'ta çıkıveriyordu.

      Sil
    3. Aga, sen insanmisin yoksa uzayli baska bir varlik falan mi.?

      Sil
    4. Neden üç il !? Bu dayatmaca , zorunluluk , neden ! ...

      Sil
  47. Hocam yabancıların ülkemizden tahvil hisse senedi alması bizim yükümlülüğümüzdür peki borcumuz da sayılır mı? Diğer taraftan doğrudan yatırımcı girişi yükümlülük de borç da değil, değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borç yükümlülüktür. Doğrudan sermaye yatırımı yükümlülük değil.

      Sil
  48. alkollü içecekler neden "gıda ve alkolsüz içecekler" katagorisinde ayrı tutuluyor? Alkollü içeceklere uygulanan vergi yükünün ağırlığından mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alkollü içecekler ve tütün fiyatları devletçe belirlendiği için ayrı kategoride.

      Sil
  49. Hocam diplomatlara örneğin büyükelçilere maaşını kendi ülkesi mi ödüyor yoksa çalıştığı yabancı ülke mi ödüyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette ki kendi ülkeleri ödüyor.

      Sil
    2. büyükelçilerin veya diplomatların görev yaptığı ülkenin para cinsinden ödüyor değil mi hocam?

      Sil
  50. Hocam yanitlarsaniz sevinirim

    Petrol ve diger emtialar tekrar dusme egilimine girdi tam da Dunya Ekonomisinin cikisa girdigi ABDde krizin esamesinin olmadigi Avrupanin da olumlu gostergeleri gormeye basladigi ve Cin kaygilarininda bos oldugu bir ortamda sizce bu dusus bu bahsettigim ekonomiler icin bir avataj midir yoksa dezavantaj midir. Dunya ekonomisine fayda saglar mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ürünleri ithal eden ülkeler için avantaj, üretenler ve ihraç edenler için dezavantaj.

      Sil
  51. Hocam Merhaba. Yukarıda da bir arkadaşımızın bahsettiği Piketty nin kapital isimli kitabında bahsettiği artan oranlı gelir vergisi uygulanmasının küresel çapta gelir dağılımındaki adaletsizliği hafifleteceği görüşüne katılıyor musunuz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artan oranlı gelir vergisi zaten her yerde uygulanıyor ve gelir dağılımı adaletsizliğini giderebilmiş değil.

      Sil
  52. Şimdi hocam döviz cinsinden dış borçlarımız var deniyor , bu dış borçların odemelerini gösteren bir aylık çizelge vs. Var mı ! Ne kadar borcumuz var ne kadarı ödeniyor veya öde NE mı yor diye vatandaş belki merak eder diye sordum . teşekkürler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda birçok kez yazdım bu konuyu ve tablolarını da verdim.

      Sil
    2. sayın adsız 12:25 ; hazineye ait borçları ve ödeme projeksiyonlarını, hazine.gov.tr sitesinde raporlar/kamu finansmanı raporları bölümünde iç borçlar için 8.sayfada dış borçlar için 11-12 sayfalarda bulabilirsiniz

      Sil
    3. Teşekkürler...

      Sil
  53. hocam bizde vergiler çok mu. başka ülkerele göre kıyaslarsak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben tespitimi aktarmak isterim; kurumlar vergisi, gelir vergisi ve KDV'de oran olarak yüksek değil hatta daha düşük oranlara sahibiz. Ancak bizde vergi, kalem sayısı olarak fazla. Bununla birlikte vergi gelirinin büyük bölümü KDV, ÖTV, ÖİV gibi dolaylı vergilerden tahsil edildiği için gelire göre dengesiz bir vergi yükü oluşmaktadır. Bu yüzden vergi oran olarak düşük olsa dahi dolaylı vergilerin sayısından dolayı orta ve alt gelir dilimlerinde vergi tutarı/gelir (vergi yükü9 oranı yüksektir.

      Sil
  54. Hocam ABD cari açığını ağırlıklı olarak para basarak mı kapatıyor,rezervlerdenmi karşılıyor, fon girişinden mi kapatıyor yoksa borçlanmayla mı kapatıyor? Ağırlık hangisinde? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  55. hocam döviz depo ihalelerindeki döviz için yapılan talebin artması ne anlama gelmektedir(bugünkü talep 8,4 milyar dolar).teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 8.4 milyar dolar talep sadece 1 günlük talep mı ? ...talep çok gibi ! Ancak $ yinede bu kader talebe iyi direniyor , Yüksel miyor ! Diyebilir mıyız !

      Sil
    2. bu günkü karşılanacak limit 1.25 milyar dolar

      Sil
    3. Referandum sonrası cicim ayları bitiyor. MB'nın jöleli dolarlarının bir limiti var. Elin Katarlısı da kimsenin kara kaşına, kara gözüne para vermiyor, yakında görürüz Vehbi'nin kerrakesini.

      Sil
  56. Temel bir sorum olacak;
    Türkiye'deki toplam basılı para miktari ne kadardır?
    Ve bundan ayrı olarak, banka hesaplarında görünen (basılı karşılığı olmayan) TL para var mıdır? Yani devlet, örneğin tüm memurların ve babaannelerin banka hesaplarına bir yıl %100 zamlı maaş yatırsa, bunun karşılığını basmak zorunda mıdır ve basıyor mu?
    Bu durumda basılı karşılığı olmayan para miktarı da ne kadardır? Bunların yıllar içindeki değisimini nereden görebiliriz..?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocam ve tüm okuyucu/yorumculara selam ve sevgiler,
      Fazla temel bir soru olmuş herhalde?. Benden gayri herkes yanıtını biliyor sanırım. :(
      Ben araştırmaya devam.. :)

      Sil
  57. Hocam faizler artarsa yatirimlar azalmaz mi. Yatirimin azaltmasi maliyet enflasyonunun dusmesine yardimci olur mu

    YanıtlaSil
  58. Hocam merhabalar öncelikle yazilarinizi büyük bir zevkle takip eden biriyim.
    Şöyle bi sorum olcak bildiğimiz üzre ekonomimizde çalkantılar oldu gerek darbe gerekse FED ve türevleri yüzünden. Şimdi son çeyrekte meydana gelen %3.4luk buyumemizde etkili olan politika para politikasimi sizce. Yani para arzlarimi buna etken tamamen vehatta hangi politika bizi son çeyrekte büyümeye götürdü. Cevabinizi bekliyorum teşekkürler

    YanıtlaSil
  59. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...