21 Temmuz 2017 Cuma

Okuduğum Kitaplar

David Ricardo, Siyasal İktisadın ve Vergilendirmenin İlkeleri (Çeviren: Barış Zeren), Türkiye İş Bankası Yayınları, II. Basım, 2015
Klasik ekonomi düşüncesinin temel taşlarından birisini oluşturan, aynı zamanda da değer teorisine yaptığı katkılarla Marksist düşünceye de ışık tutan Ricardo’nun bu ünlü kitabının İngilizcesi babamın kitaplığında vardı. Mülkiye’de son sınıfa geçtiğimde yaz tatilinde okumuştum ilk kez. Aslında benim bu kitabı yazın okumam tamamen bir tesadüftü. Babamın zengin kitaplığını karıştırırken tesadüfen görmüştüm Ricardo’nun kitabını. Üçüncü sınıfta okuduğumuz İktisadi Düşünceler Tarihi dersi daha çok emek – değer teorisi ağırlıklıydı. Ve o derste David Ricardo’nun önemli bir yeri vardı. O nedenle kitaplıkta Ricardo’nun kitabını bulunca aldım elime ve neredeyse bütün bir yaz bu kitapla uğraştım. Kitabı okumakta ve anlamakta iki zorluk vardı karşımda: Ricardo, anlaşılması kolay olmayan bir iktisatçıydı ve İngilizce düzeyim o zaman pek parlak değildi. Ama inatla okudum. Kitabı okumakla ne kadar iyi bir iş yaptığımı bir süre sonra daha iyi anladım. Kitap, kafamı kurcalayan teorik ekonomi sorunlarına farklı bir bakış açısı elde etmemi sağlamasının yanı sıra İngilizce bilgime de büyük katkı yapmıştı.

Bu kez Türkçe’sinden okurken hem geçen yılların birikimi hem de kendi dilimde okumanın verdiği avantajla çok hızlı okuyabildim. Kitap, bugün artık unutulmaya yüz tutmuş olan ekonominin temel konularını; emeği kimin yarattığı, değerin nasıl belirlendiği, sermaye birikiminin nasıl oluştuğu, kâr haddinin kaynağı, büyümenin nereden kaynaklandığı, rantın ne olduğu gibi temel sorularını ele alıp irdeliyor. Adam Smith ekonomi biliminin ve klasik ekonomi düşüncesinin kurucusuysa David Ricardo da, klasik ekonomi düşüncesinin doruk noktasıdır. Kitabın açılış cümlesini yazarsam ne demek istediğimi belki daha iyi anlatmış olurum: “Bir malın değerini ya da o mal karşılığında değiştirilecek malların miktarını, onu üretmek için gereken göreli emek miktarı belirler, emeğe ödenen karşılığın çokluğu ya da azlığı değil.” Bizim her gün televizyonlarda yaptığımız kur nereye gider, merkez bankası faizi artırırsa ne olur, borsa yükselir mi türünden tartışmalar bu cümle içinde toz zerresi kadar küçük bir ayrıntıya dönüşür.

Günümüzde uygulandığı biçimiyle kapitalizm, neoklasik ekonomi düşüncesinin özellikle kapitalizmin finansal kapitalizme dönüşmesinden sonra geliştirdiği ideolojiyle, aslında ekonominin gerçekte ne olduğu tartışmasını sümen altı etmeyi başarmış, ekonomiyi güncel finans düzlemine getirmiş bir sistemdir. Ricardo’yu okuyunca bu gerçeği bir kez daha hatırlıyor insan.    

Mehmet Fatih Ekinci, Türkiye’nin Mali İntiharı, Platin Yayınları, 2008
Osmanlı İmparatorluğu’nu sürekli bir başarı modeli gibi göstermeye çalışanlara biraz ağır gelecek bir kitap bu. Ne yapalım ki gerçekler acı da olsa öğrenip ders çıkarmak gerekir. Batıya tanınan imtiyazların Osmanlı devleti kurulduktan sadece 65 yıl sonra I. Murat zamanında 1365 yılında Raguse Cumhuriyeti’ne (Bugünkü Dubrovnik kenti) verilen ilk kapitülasyonla başladığını öğrenmek ilginç gelebilir mesela. Ya da 1740 yılında Fransa Kralı XV. Louis’ye verilen Ahidname’nin I. Mahmut tarafından kutsal yeminle taahhüt edilmiş olması gibi bazı gerçekler çarpıcı olabilir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun verdiği bütün kapitülasyonların yanı sıra 1854 yılında Kırım Savaşının finansmanı için aldığı ilk dış borçtan başlayarak bütün dış borçlanmalarının listesini ve ayrıntılarını kitapta bulabiliyorsunuz. Koskoca bir imparatorluğun hangi yanlışlar ve hatalarla bütün mali yönetimini yabancılara terk ettiğini, Düyun’u Umumiye ve Reji İdarelerinin nasıl ortaya çıktığını ve sistemi nasıl yönettiğini adeta bir korku filmi gibi izleyebiliyorsunuz. Osmanlı İmparatorluğu’ndan devralınan dış borçları, Türkiye Cumhuriyeti’nin bunları nasıl ödediğini tablolar ve açıklamalarıyla görebiliyorsunuz. Mehmet Fatih Ekinci, inanılmaz titiz ve zahmetli bir çalışmayla kimi yalan yanlış bilinen, kimi hiç bilinmeyen veri ve bilgilerin gerçek dökümlerini toplayıp üzerine son derecede değerli yorumlarını katarak çok önemli bir kitap çıkarmış ortaya. Kitabın ekleri de ayrı birer hazine niteliğinde.

Bir dünya imparatorluğunun ekonomik ve mali sistemini doğru yönetemeyince nasıl yıkıldığını anlamak ve bugün için bazı dersler çıkarmak istiyorsanız mutlaka okumanız gereken bir kitap.

Erdem Seçilmiş, Freudyen İktisat, Efil Yayınevi, 2017
Erdem Seçilmiş, daha önce okuduğum makalesini bu kez çok daha ayrıntılı ve kapsamlı hale getirerek aynı adla bir kitaba dönüştürmüş. Mülkiye’de öğrenciyken derslerimin dışında zamanımı en fazla ayırdığım bilim adamlarından birisi Darwin öteki de Freud idi. O zamandan beri ekonomik aktörlerin psikolojilerinin karar mekanizmalarını nasıl etkilediği üzerinde kafa yorarım.

Son yıllarda bu konuda çok fazla çalışma yapılır oldu. Özellikle mikroekonomi alanı neredeyse tümüyle bir mikropsikoanalize dönüşmeye başladı. Nobel ödülleri ağırlıklı olarak bu alanda araştırma yapan, katkı yapanlarca paylaşılır oldu. Erdem Seçilmiş, bu çalışmasında bilinçaltının ekonomik kararlar üzerinde nasıl etkili olduğunu araştırıyor. İngiltere’de Kraliçe Victoria döneminde muhafazakâr değerlere başkaldıran, Keynes ve Virginia Woolf’un da aralarında bulunduğu Bloomsbury Grubu’nun Freud’den oldukça etkilendiğini anlatıyor. Bu etkinin Keynes’in Genel Teori ve Para Üzerine Bir İnceleme adlı eserlerinde görüldüğünü vurguluyor. Gerçekten de Keynes’in tasarruf, tüketim gibi kavramları ele alırken ortaya koyduğu düşüncelere bakınca bu etkiyi görebiliyor insan.

Freudyen İktisat, günümüzde giderek önem kazanan ekonomi – psikoloji ilişkisini kavramak için çok yararlı bir kitap.

Ferhat Sayım, Sosyal Bilimlerde Araştırma ve Tez Yazım Yöntemleri, Seçkin Yayınevi, 2. Baskı, 2017
Bir konuda araştırma yapmak ve onun sonucunda ulaşılan bulguları içeren bir rapor ya da tez yazmak göründüğü kadar kolay bir iş değil. Raporların ve tezlerin bir çerçevesi var. Bu çerçeve aşağı yukarı bütün dünyada standart bazı şekil ve içerik koşullarını taşımak zorunda bulunuyor. Bunları yerli yerine oturtmadan yapılacak bir araştırmadan istenilen sonuç alınamayacağı gibi bu şekildeki bir araştırma sonucunda yazılacak rapor veya tezden de beklenen yarar sağlanamaz. Konu ne kadar çekici olursa olsun, tez ne kadar tutarlı olursa olsun, araştırma eğer belirli koşullara uygun yapılıp sunulmamışsa gereken dikkati çekmeyebilir. O nedenle bu tür çalışmalarda işe başlarken iyi bir araştırma rehberi okumak ve çerçeveyi bu rehberdeki tavsiyelere uygun oluşturmak çok önemli.

Bu konuda yazılmış birçok kitap var. Ben de bazılarını inceledim şimdiye kadar. Ferhat Sayım’ın bu kitabı, günümüzde artık neredeyse tümüyle bilgisayar üzerinden yapılan araştırma hazırlama ve yazım yaklaşımına son derecede uygun bir altyapı sağlıyor. Özellikle araştırma raporu yazanlara, tez hazırlayanlara, rapor ve tezleri değerlendirmek konumunda olanlara tavsiye ediyorum.  

59 yorum:

  1. Hocam bunların 3'ünü okudum diğerini alıp okuyacağım hemen. Başka tafsiyeniz varmı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çay molamda ben bir tavsiyede bulunayım. Biraz edebi eserlere yönelin. Hep bilimsellik, hep iktisat nereye kadar. Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini ve Aşk Köpekliktir-Ahmet Ümit. Aylak Adam-Yusuf Atılgan'ı da okuyabilirsin.

      Sil
    2. Ayrıca Victor Hugo Sefiller, Guy De Maupassant Madam Tellier'in Evi, Suç ve Ceza Dostoyevski oku.

      Sil
    3. İsyankar bir yapınız varsa Ahmet Altan İsyan Günlerinde Aşk

      Sil
    4. Biraz matematiksel derseniz meşhur Muhasebe Numerus Ferhat Yıldız çözün. Kpssye de hazırlık yaparsınız.

      Sil
    5. Yok ille de bilimsellik derseniz radyo kayıtlarından eğlenceli kitap haline dönüştürülen Bilim Kazanı-Popüler Bilimin Esnaf Lokantası. Ek: Gelecek 100 Yıl George Friedman

      Sil
    6. Bir TDK sözlüğü alıp kullanacağınız eski Türkçe kelimeleri yazmadan önce kontrol edin.

      Sil
    7. Okudukça tavsiyelerimi burada yazıyorum.

      Sil
    8. Hocam, Homodeus'u okudunuz mu? Ben okudum, Çok endişelendim. Herşeyi Yapay zeka yapara halkı maaşa mı bağlayacaklar ? Yoksa aç mı bırakacaklar?

      Sil
  2. Hocam Osmanlı Devleti'nin kuruluş yılı 1299 mu yoksa 1302 mi? MEB kaynaklarında 1299 diye geçiyor,fakat Halil İnalcık Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 27 Temmuz 1302 olduğunu belirtiyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Orhan Kurmuş- Emperyalizmin Türkiye'ye Girişi okudunuz mu?

      Sil
    2. Çok da önemi yok sanırım.

      Sil
    3. Osmanlı'nın kuruluşu resmi bir olay değildir. Yani "bugün Osmanlı Devleti'ni kuruyoruz" diye bir beyan yoktur. Sadece biz bugün tarihe bakıp daha sonra çok önemli hale gelecek olan bu oluşumun başlangıcı olarak hangi tarihin seçilmesi gerektiğini tartışıyoruz. Osman Gazi'nin başa geçişi mi? Kazandığı ilk savaş mı? Adına sikke bastırıp ekonomik olarak bağımsızlığını ilan etmesi mi? Bunlara göre seçilen tarih farkediyor ama yaklaşık aynı 5 yılın içine düşmekte (1299-1302).

      Sil
    4. Sayin Adsiz 12.38

      Tamamen katiliyorum. sizin de belirttiginiz sekilde bircok yerden edindigim bilgileri buraya yazdim. cok uzun oldu vaz gectim. kisaca aciklamissiniz.

      Aslinda Tarihimiz ile ilgili bu ve benzerleri iredelenmesi gereken bir konular.

      Gercekleri okudukca hayrete düsmemek elde degil.

      Osmanli kurulmadan önce onlarca hatta yüzlerce yil Selcuklu Türklerinin ve öncesinde Pecenek, Bulgar ve diger Türk boylarinin Bizans ta nasil parali askerler olarak kimlere hizmet ettiklerini okuyunca gercekten insanin tepesi atiyor.

      özellikle bu askerlerin Anadolu ve cevre cografyalarda yasayan irili ufakli Türk Boy ve topluluklarina karsi yaptiklari gercekten hic güzel seyler degil
      Mahfi Hocam bir gün bu konuyu acar ise sanirim bircok bilgi paylasilir.

      Sil
  3. Hocam kamu yönetimi mezunuyum. Memurluk için sınavlar mülakatlar 1 yıldır çok aksadığından bir yandan yuksek lisansa başlamaya karar verdim. Mali hukuk düşünüyordum hep fakat sayenizde ekonomiyi çok sevdim ilgi çekici gelmeye başladı. Bu yüzden iktisat bolumu zor bi ihtimal olsa da kararsız bıraktı beni durum

    YanıtlaSil
  4. Hocam Şevket Pamuk'un Türkiye'nin 200 Yıllık İktisadi Tarihi'ni okumuştum. Sizin önereceğiniz başka iktisat tarihi üzerine kitap var mı?

    YanıtlaSil
  5. Hocam özel şirketlerin enflasyon zammı yapması zorunlu mu? Hepsi yapıyordur ama böyle bir hakkı var mı yasal olarak?

    YanıtlaSil
  6. Bilindiği gibi “cari açık azalması” veya “cari fazla artması” büyüme oranını yukarı iter

    hocam bu cümle doğru mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthalatla büyüyen bir ekonomiyse cari açık azalması büyümeyi olumlu etkilemez. Bakınız Türkiye. Cari fazla artması büyümeyi olumlu etkileyecekse ihracat yapan bir ülke olması gerekir ki yukarı itsin. Yani ilk durumda ithalat>ihtacat ikinci durumda ihracat>ithalat. Bence eksik bir önerme.

      Sil
    2. Net ihracat her iki durumda da yukseldigi icin dogrudur sanirim.

      Sil
    3. Çok genel bir soru sanırım. Örnek olarak ülkenin yaptığı 1 milyon $ ithalatı ülke içinde katma değerle 10 milyon $ yatırım haline getirebildiğimiz bir ekonomi düşünelim. Civata alıp içeride birleştirip traktör yapıyor olalım. Ayrıca ekonomi de bu ilişki dışında CP geçerli olsun. Traktörlerin ihracatı söz konusu olmasın. Bu durumda 1 m. $ lık cari açık ve 10 m $ üretim olacaktır. Cari açık artmasıyla Gsmh artmış oldu.

      Anlatmaya çalıştığım, bu önerme tamamen ekonominin üretim tekniğine göre değişebilecek bir durum olması.

      Sil
  7. Hocam sizin aracılığınızla KPSS'ye çalışan arkadaşlardan hukuka hangi kaynaktan çalıştıklarını öğrenmek istiyorum. Soruyu biraz daha özelleştireyim. Kamu Hukukuna nereden çalışıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence Hoca bu soruya cevap vermeyecek.

      Bir Kere soru, soru degil.

      Acaba ben cevap versem yayinlanir mi.?

      Desem ki..

      Kamu hukukuna Aztrk, Maya Hiti ve en önemlisi Sümer tabletlerindeki bilgilerden calisabilirsin.

      Kesin kazanirsin.

      Sil
    2. Murat yayınları konu anlatımı bakımından dört dörtlüktür tavsiye ederim.

      Sil
    3. Adsız21 Temmuz 2017 21:44
      Kimsin atlıyorsun her yere?

      Cümlede anlam çalışın hukuka kadar daha çok yolunuz var. Hocaya sorduğum anlamını nasıl çıkardın? "aracılığınızla" derken soru kime yönlenmiş?

      Sil
    4. Adsız22 Temmuz 2017 10:55

      Teşekkür ederim benim elimde de var ama sürekli KHK'lar olduğu için tekrar sorayım dedim. Herhalde siz de güncellemeleri takip ediyorsunuz.

      Sil
    5. Haklisin kardesim.. özür dilerim. sordugun soruyu yanlis anlamisim. burada amacimin disina ciktim. simdi farkettim.

      Bu arada sunu da belirtmek isterim. Bu sayfalardaki cok degerli her yazi ve yorumlari okurum. Sabit bilgilerle de katki yapmaya calisirim

      Bu arada yapilan yorumlarda gördügüm, kendime göre gereksizlikleri ve tuhafliklari da elestiririm.

      gereksiz sorular ile Asil konunun disina cikaracak durumlara bazen kontrolsüz de olsa daliyorum. bu arada kimseyi de kirmamaya calisiyorum aslinda.kantarin topuzunun kactigi anlar da olmuyor degil.

      "KDV nedir " diye Google e yazsaniz size binlerce aciklama cikaracak.. bir cirpida neyin ne oldugunu ögreneceksiniz.

      Bu durumda, kalkip "Hocam KDV nedir " diye sorulunca.........

      Demek istedigim konu hakkinda o Kadar degerli yorum ve bilgiler veriliyor ki. hepsinden yararlaniyoruz.

      E "Hocam belki yorumlar arasinda vardir ama cok uzun oldugu icin okumuyorum...siz bana ........... cevabini verirmisiniz. diye sorulursa.

      oldu mu simdi.. mesele budur.




      Sil
  8. Hocam merhabalar,kamuya personel alımında mesela bu aday sünni,bu alevi ya da türk,kürt gibi vs. ayrılıkçı hareketlerde bulunupta kamuya alınıp alınmamasında etki var mıdır?Liyakat ne derece de var?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konudaki bilgilerim çok eskide kaldı. Ben kamuda görev yaparken bu tür konulara hiç bakılmaz, liyakat büyük ölçüde önde tutulurdu.

      Sil
  9. Hocam babanızdan söz ettiniz diye soruyorum. Babanız sizin gibi bürokratlık kademelerinde bulunmuş bir insan mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ever babam bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğretim kadrosunda görev yaptıktan sonra Ankara'ya giderek kamu kesiminde görev almıştı. Son olarak bir kamu iktisadi teşebbüsünün genel müdür yardımcılığından emekli olmuştu.

      Sil
  10. “Bir malın değerini ya da o mal karşılığında değiştirilecek malların miktarını, onu üretmek için gereken göreli emek miktarı belirler, emeğe ödenen karşılığın çokluğu ya da azlığı değil.”

    Emek olmadan( emek miktarı) sermaye nasıl olacaktı? Şu an borsadan paradan para kazanılıyor. Rekor üstüne rekor kırıyor borsalar fakat reel üretimle desteklenmediği için tüketerek ve borçlanarak büyüdü dünya ekonomisi. O yüzden biraz yalnız kalmakta ve çocuk sahibi olmayı ertelemekte fayda var bana göre.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borsacı (!) bilgi birikimi, teknolojik cihazları ve anapara kullanarak belirli dönemlerde belirli şirketleri fonlayarak karını maksimize etmeyi amaçlayan bir emekçidir. Dünya ekonomisinin q=L günleri çok geride kalmıştır ne yazık ki. "labor" kendini geliştirmiş ve sizin "paradan para kazanmak" olarak tabir ettiğiniz düzeye gelmiştir.

      Bana göre "borsacı" dediğiniz ekonomik ajan ekonomide kaynak dağılımında etkinlik sağlamaktadır. Sağlıklı şirketleri fonlayarak piyasayı temizlemektedir.

      Sil
  11. hocam, ülkemizde işletme - iktisat ve ekonometri gibi iktisadi ve idari bilimler mezunu çok sayıda genç ve dinamik insan stoku bulunuyor. devlet-kobiler el ele verse mesela bu gençler kobilerin üretim marketing ve alt yapılarının geliştirilmesi konularında maaşlı olarak görevlendirilse ve maaşın yarısını devlet yarısını da kobiler sağlasa hem bu beşeri sermaye stokunu atıl bırakmamış hem de nitelikli sermaye hacmini ekonomik organizasyonlara katmış oluruz diye düşünüyorum. yani kamuda bu kadar makam aracı bu kadar israf yapılacağına bu kaynaklar bu gençlere ve kobilerin çağdaşlaşmasına koşullandırılsa geleceğimize çok iyi yatırım olmaz mı?. ne dersiniz hocam biraz ütopik mi oldu?. saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benzer çok öneri yapılabilir ama maalesef dinleyen yok.

      Sil
  12. Çoçuk yapmayı erteleyebiliriz diye yorum yapan benim. Freudyen ekonomiye göre bilinçaltından söz ettiniz. Bence Freud ve bilinçaltı noktası önemli. İnsanlar şu devirde parayı ve bel altını öne çıkarabiliyorlar. Bel altı evliliklerde olur bana göre. Herkesin hayatı kendine böyle yorum yaparak kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum ama bazı şeylerde farkındalık önemli. Şimdi bir dizi paylaşmak isterdim her ne kadar sizin temas ettiğiniz noktalara da değinse de dini bir dizi olduğu için paylaşmayacağım. Onun yerine daha önce paylaştığım bir şarkıyı paylaşıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=3dm_5qWWDV8 zihin bozukluğu olan insan doğru şeyler düşünemez. Ben inançlı bir müslüman ve hayatımda belli noktalara dikkat eden birisi olarak bilinçaltının önemine vurgu yapıyorum.
    Hocam dediğiniz kitabı okumadım ama iyi ki paylaştınız bizle en yakın zamanda okumayı düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar her dönemde parayı öne çıkarmıştır aksini düşünmeniz paranın öne çıkmadığı değil ,olmadığı bir geçmişi yansıttığınızı gösterir.Belüstü evlilikde size özel bir ayrıcalık olduğundan burada paylaşmamanızı rica ederim.

      Sil
  13. Daniel Kahnemann,Thinking Fast and Slow... Bu da benden size bir tavsiye olsun Mahfi bey; ki bu zat, ekonomi dalında nobel ödülü almıştı. Oldukça etkilenmiştim okuduğumda bu kitabı ve olaylara bakış açım değişmişti.

    YanıtlaSil
  14. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  15. Merhaba hocam. Iktisat okumak istiyorum ve puanım istanbul'da bir devlet üniversitesine yetmiyor. Tekrar mı hazırlansam yoksa % 50 burslu vakıf üniversitesine mi gitsem diye ikilemde kaldım. Ileride iş ararken daha iyi yerlerde olmama engel olur mu diye düşündürdü özel üniversite. Yardımcı olursanız çok sevinirim hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üniversitenin iyisi tabii ki çok önemli. Ama iyi bir üniversiteyi kötü okuyarak birisindense ortalama bir üniversiteyi çok iyi okuyarak bitirmiş birisi her zaman öne çıkabilir. Ben tercihinize karışamam. Diyeceğim tek şey üniversitede öğrenimin yüzde 60 - 70'i sizin kendi kendinize göstereceğiniz öğrenme çabasına bağlıdır.

      Sil
  16. İki doktrin arası geçiş nasıl yorumlanır? Başka bir ifadeyle doktrinler arası hiyerarşi nasıl yorumlanır?

    YanıtlaSil
  17. Hocam yeni iktisat tarihi kitabınızın içeriği nasıl olacak tam olarak? Mesela çok eski tarihlerden mi başlayacak, olay mı olgu ağırlıklı mı olacak, dünya bağlamında mı osmanlı-türkiye bağlamı mı ağırlıklı olacak?
    Merakla bekliyoruz. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yıl bitirmeyi planladığım başka bir kitabım var. Bir sosyo ekonomik analiz kitabı. İktisat Tarihi seneye umarım.

      Sil
  18. Sevgili üstat,
    Daha önce tavsiye ettiğiniz işletme finansmanı kitabından oldukça faydalanıyorum. teşekkür ederim.
    iyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabın tam adını paylaşabilir misisniz

      Sil
  19. hocam 73 stagflasyon krizi keynesyen ekonomiyi tedavülden neden kaldırdı. keynesin bahsettiği talep enflasyonu değil miydi , oysaki 73 krizi maliyet enflasyonunun olduğu krizdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynesyen ekonomi tedavülden kalkmadı. Küresel kriz boyunca farklı bir versiyonu da olsa özünde Keynesyen ekonomi uygulandı.

      Sil
  20. hocam alan dışı olucak düşüncenizi merak ettiğim için soruyorum insan beyni neden kendi düşüncelerinin en iyi olduğunu düşünür. istisnalar elbette vardır ama genelde siz de biliyorsunuz insan kendi düşüncelerinin en iyi olduğunu sürekli düşünür. Hele ülkemizde akıl vermek isteyen çoktur. sizin düşünceniz nelerdir bu konuda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkes böyle düşünmez. Genellikle en doğruyu düşündüğünü sanan insanlar kendini bilmeyen insanlardır. Eski Yunan'da Delfi'deki Apollon Tapınağının girişinde yazarmış: "Kendini Bil" diye. Kendini bilmeyen hiç bir şey bilmez ama ne yazık ki hiç bir şey bilmediğini de bilmez.

      Sil
  21. Butcesi, cok uzun yillardir fazla veren bir ekonomide yoneticilerin laffer mantigi dahilinde vergi indirimleri piyasaya buyumeye issizlige ve inovasyona olumlu yonde katki saglar mi

    YanıtlaSil
  22. Hocam Muhasebe ve Finansal Yönetim 4. Sınıf öğrencisiyim yıllardır ekonomi ve Borsa ile ilgileniyorum. SPK lisans sınavlarına girip lisans alıp aracı kurumlarda çalışmak istiyorum ama işsiz kalmaktan korkuyorum sizin bir öneriniz olur mu acaba

    YanıtlaSil
  23. Merhaba hocam. KTÜ Maliye 4. Sınıf öğrencisiyim. Tez konuma bir türlü karar veremiyorum, bana bir şeyler katmasını istiyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz? Ayrıca yaz tatilini KPSS'ye hazırlanarak değerlendiriyorum aynı zamanda yüksek lisans yapmakda var hedeflerim arasında, yüksek lisansı hangi alan üzerine yapmamı tavsiye edersiniz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...