22 Temmuz 2017 Cumartesi

Türkiye'de Hazine İçin Borçlanma Limiti Var mı?

Borç Tavanı
ABD’de Hazine borç stoku için konulan limite borç tavanı deniyor. Amerikan Anayasası’na göre Hazine’nin borçlanmasına izin verme yetkisi Kongre’ye ait bulunuyor. 1776’dan 1917’ye kadar Hazine’nin yapacağı bütün borçlanmalar için tek tek Kongre’den yasa geçiriliyordu. I. Dünya Savaşı’nın gerektirdiği harcamaların karşılanabilmesi amacıyla daha esnek bir sistem arayışı sonucu 1917 yılında Kongre borçlanma için bir tavan belirledi ve bu tavana ulaşılıncaya kadar yapılacak borçlanmalar için Kongre, Hazine’ye onay vermiş oldu. 1941 yılında çıkarılan Kamu Borçlanması Yasası gereğince söz konusu tavana ulaşıldıktan sonra bu tavanın artırılması için yeniden Kongre’den yasa geçirilerek izin alınması gerekiyor. Eğer izin alınamazsa ve acil durumlar için ayrılan fonlar da tükenirse bu durumda kamu çalışanlarından acil işlerde çalışanlar dışındakiler işten çıkarılıyor ve ABD’de devlet faaliyetlerinin önemli bir bölümü duruyor. 16 Mart 2017 itibariyle söz konusu tavana ulaşıldı ve Kongre henüz tavanın artırılması yönünde karar vermemiş durumda. ABD’de devlet hizmetleri, bugün itibariyle acil durumlar için ayrılan fonlarla yönetiliyor. Bir süre sonra tavan yükseltilmezse devlette birçok faaliyet tatil edilecek.

Türkiye’de Borçlanma Limiti
Fazla bilinen bir şey olmasa da Türkiye’de de benzer bir sistem var. Buna borç tavanı demek yanlış olur çünkü ABD’deki gibi borç stokunun ulaşabileceği limit belirlenmiyor. Onun yerine Hazine’nin her yıl yapabileceği borçlanmanın limiti belirleniyor. O nedenle buna borç tavanı yerine borçlanma limiti demek daha doğru olur.[i]

4749 Sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un Borçlanma, İkraz ve Garanti Limiti başlıklı 5. maddesi şöyle:

Madde 5 –
Malî yıl içinde 1 inci Maddede belirtilen ilkeler ve malî sürdürülebilirlik de dikkate alınarak yılı bütçe kanununda belirtilen başlangıç ödenekleri toplamı ile tahmin edilen gelirler arasındaki fark miktarı kadar net borç kullanımı yapılabilir.

Bu maddeye göre Hazine, her yıl bütçe kanununda yer alan başlangıç ödenekleri toplamı ile yine bütçe kanununda tahmin edilen gelirler arasındaki fark kadar net borç kullanımı yapabilir. Aynı kanunun tanımlar başlıklı üçüncü maddesinde net borç kullanımı şöyle tanımlanıyor: “Net borç kullanımı: Yıl içinde yapılan iç ve dış borçlanmalardan yıl içinde vadesi gelen anapara ödemelerinin düşülmesi ile elde edilen tutarı ifade eder.”

Şimdi bu düzenlemeleri birer denkleme dönüştürmeye çalışalım:

Borçlanma Limiti = Cari yıl bütçe kanunundaki başlangıç ödenekleri – Cari yıl bütçe kanununda tahmin edilen gelirler

Net Borç Kullanımı = Cari yıl içinde yapılan iç ve dış borçlanmalar – Cari yıl içinde vadesi gelen borç anapara ödemeleri

Borç Limiti Uygulama Örneği: 2017 yılı Bütçe Yasasındaki Durum
2017 yılı Bütçe Yasası’nın Gider, Gelir, Finansman, Denge başlıklı birinci bölümünün ilk üç maddesinin ilgili hükümleri şöyle: 

Gider
Madde 1 – (1) Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 10/12/1003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 634.176.488.900 Türk Lirası…ödenek verilmiştir.

Gelir ve Finansman
Madde 2 – (1) Gelirler: Bu Kanuna bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 586.696.152.000 Türk Lirası…olarak tahmin edilmiştir.

Denge
Madde 3 – (I) 1’inci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ödenekler toplamı ile 2’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma ile karşılanır.

Şimdi de bu maddelerde yer alan miktarları yukarıdaki denklemimizde yerlerine koyalım:

Borçlanma Limiti = Cari yıl bütçe kanunundaki başlangıç ödenekleri – Cari yıl bütçe kanununda tahmin edilen gelirler

Borçlanma Limiti (2017) = 634.176.488.900 - 586.696.152.000 = 47.480.336.900

Demek ki Hazine’nin 2017 yılı için borçlanma limiti yaklaşık 47,5 milyar TL imiş. Bu miktar artırılabilir mi?

4749 Sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. Maddesinin ikinci fıkrası bu konuda şöyle bir düzenleme getiriyor: 

Madde 5 –
(Değişik ikinci fıkra: 16/7/2008-5787/3 md.) Borçlanma limiti değiştirilemez. Ancak borç yönetiminin ihtiyaçları ve gelişimi dikkate alınarak, bu limit yıl içinde en fazla yüzde beş oranında artırılabilir. Bu miktarın da yeterli olmadığı durumlarda, ilave yüzde beş oranında bir tutar, ancak Müsteşarlığın görüşü ve Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile artırılabilir. Bütçenin denk olması durumunda da borçlanma, anapara ödemesinin en fazla yüzde beşine kadar artırılabilir.

Buna göre borçlanma limitinin, ilki Hazine’nin bağlı olduğu Bakanın, ikincisi ise Bakanlar Kurulu’nun yetkisinde olmak üzere iki kez yüzde 5 oranında olmak üzer toplamda yüzde 10 oranında artırılma imkânı var.

Bu durumda bu artırma imkânlarının da kullanılması halinde 2017 yılı için Hazine’nin borçlanma limiti 52,2 milyar TL’ye yükselmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım var: Bizim her ay üzerinde yoğunlaşıp tartıştığımız merkezi yönetim bütçesi ile genel bütçe aynı şey değil. Burada almamız gereken bütçe büyüklükleri merkezi yönetim bütçesinin tamamı değil onun bir parçası olan genel bütçe büyüklükleri. Bu ayrımı daha önceki bir yazımda ortaya koymuştum:

Buna göre Türkiye’de kamu kesimi bütçe açısından şöyle sınıflandırılıyor:

Genel Yönetim

     Merkezi Yönetim

         Genel Bütçeye Dâhil İdareler
TBMM, Bakanlıklar, MGK, Diyanet vd
         Özel Bütçeli İdareler
YÖK, TÜBİTAK, TSE, TOKİ vd
         Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
SPK, BDDK, EPDK, TMSF, RTÜK vd
     Sosyal Güvenlik Kurumları
SGK
     Yerel Yönetimler
Belediyeler, İl Özel İdareleri vd
KİT’ler

     Finansal KİT’ler
TCZB, Halkbank vd
     İşletmeci KİT’ler
TPAO, TCDD, TMO, MKEK vd

Burada konu ettiğimiz borçlanma limiti hesaplamalarında dikkate alınması gereken grup yukarıdaki tabloda Genel Yönetimin Merkezi Yönetim alt başlığı altında yer alan Genel Bütçeli İdarelere ait bütçe büyüklükleridir. Zaten yukarıda verdiğimiz denklemde yer alan sayılar da bu kapsamdaki sayılardır.

Bu açıklamayı yapmamın nedeni 2017 yılının ilk altı ayı için açıklanan 25,3 milyar TL tutarındaki bütçe açığının merkezi yönetim bütçesine ait olmasındandır. Oysa bizim bu hesapta dikkate almamız gereken genel bütçeye dâhil idareler bütçesinin (genel bütçe) ilk altı aylık açığı 20,0 milyar TL’dir (Kaynak: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Bütçe İstatistikleri https://www.muhasebat.gov.tr/content/genel-yonetim-mali-istatistik-detayi?tabId=1&pageId=5).

Öte yandan Hazine'nin Temmuz ayı Kamu Borç Yönetimi Raporundaki verilere bakarsak Hazine’nin ilk 6 ayda 46,5 milyar TL net borçlanma yaptığını görüyoruz. Yukarıda yazdığımız net borçlanma denklemini bir kez daha hatırlayalım:

Net Borç Kullanımı = Cari yıl içinde yapılan iç ve dış borçlanmalar – Cari yıl içinde vadesi gelen borç anapara ödemeleri

Şimdi bu denkleme Hazine’nin ilk altı aydaki borçlanma ve ödemelerini yerleştirelim:

Net Borç Kullanımı = 91,3 – 44,8 = 46,5

Demek ki Hazine 2017 yılı süresince yaklaşık 47,5 milyar TL açık vereceği tahmin edilen bütçe için ilk altı ayda net 46,5 milyar TL’lik borçlanma yapmış (https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Istatistik-Sunum-Sayfasi?mid=59&cid=12&nm=167)

Bu durumda yılın ilk altı ayındaki uygulamalar sonucunda yılın ikinci altı ayı için Hazine’ye yasanın tanıdığı limit artırımları dahil (52,2 – 46,5 =) 5,7 milyar TL’lik borçlanma hakkı kalmış görünüyor. Bu da bize yılsonuna kadar bu limitin içinde kalınamayacağını ve Hazine’nin borçlanma yapabilmesi için yasa değişikliği yapılmasının zorunlu olacağını gösteriyor.   

Elde Kalan En Önemli Çapa Kamu Mali Disiplini
Türkiye ekonomisinin bugün elde kalan iki çapası bulunuyor: (1) Kamu mali disiplini (düşük bütçe açığı ve onun sonucu olarak ortaya çıkan kamu borç yükünde gerileme). (2) Bankaların sağlamlığı. Bu iki çapa da Türkiye’nin 2001 krizinden sonra bu iki alanda başardığı yapısal reformların sonucudur.

Hükümet, son 7 – 8 ayda ekonomideki ivme kaybını ve onun sonucu olarak ortaya çıkan büyümedeki düşüşü tersine çevirmek ve işsizliği azaltmak için kamu harcamalarını artıran, vergileri erteleyen ve kısmen de düşüren önlemleri uygulamaya koydu. Böylece bir yandan yüksek faiz politikasıyla sıkı tutulan para politikasına, bütçe açıklarını artıran gevşek maliye politikası eşlik etmeye başladı. Bunlar bir yandan enflasyonu azdırmamak bir yandan da ekonomiyi canlandırmak için alınmış makul önlemler gibi görünse de birbiriyle çelişen önlemler. Ekonomi politikasının iki alt politikasının birbiriyle çelişmesinin nasıl sonuçlar doğuracağını orta – uzun dönemde göreceğiz. Kamu mali disiplininin elde kaçırılmasına yol açacak adımların bedelleri ise muhtemelen kısa dönemde vergi artışları ve/veya harcama kısıntıları olarak karşımıza çıkacak.




[i] Bu düzenleme ilk kez, benim Hazine Müsteşarı, Zekeriya Temizel’in de Maliye Bakanı olduğu 1997 yılında hazırlıkları yapılan 1998 Bütçe Yasa Teklifine benim önerim ve Temizel’in onayı üzerine kondu ve o haliyle yasalaştı. 2003 yılında bu düzenleme, o yıl çıkarılan Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da yer aldı. Düzenleme, kamu borçlanmasının ve dolayısıyla oradan giderek kamu harcamalarının ve gelirlerinin disipline edilmesi yolundaki ilk mali kural niteliği taşıyor. 

159 yorum:

  1. Hocam mesela 70bin tlye sıfır bir araba satıldı. Bu arabanın dışarıdan aldığı sermayenin maliyetleri 40bin tl geri kalan işçilik,kira,kar da beraber 30bin tl diyelim. Bu durumda, GSYH'nın harcamalar tarafında 70bin tl direk tüketime mi yazılır yoksa 40bin yatırım 30bin tüketim mi yazılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 70 bin TL tüketim - 40 bin TL ithalat = +30 bin TL GSYH artışı.

      Olması lazım.

      Sil
  2. hocam şimdilik borçlanma limiti bulunuyor. ancak makro iktisadi büyümedeki yavaşlama ve iktisadi aktivasyonların yoğun özelleştirmeler sonucunda özel sektöre yıkılması ve buna paralel olarak bu sektörün dış borç stokundaki büyük artışlar ve kamu merkezli olarak teşviklerin verilmesi referandum harcamaları ertelenen - vadesi uzatılan vergi kalemleri kgf ler derken ekonominin kamu tarafında da dengeler bozulmaya başladı. özel sektörün finansman gereksinim düzeylerinin çok yükselmiş olması ve dış finansman kanallarının eskisi gibi olmaması ekonomide ilk çeyrekteki taşıma suyla yapılan büyümenin geri kalan dönemlerde gerçekleşmesinin zor olduğunu gösteriyor ki; doğal olarak kamu gelir kalemlerinde ilerleyen süreçlerde daralma başlaması büyük olasılık gibi geliyor bana!. özel sektör ekonomisinde çarklar güçlü dönmediği sürece kamu fazlı büyümeye çabalamak kalıyor ki bu da buranın da hızla bozulmasının mümkün olabileceğini işaret ediyor. ne dersiniz hocam?. saygılar...

    YanıtlaSil
  3. Hocam konuyla çok alakasız ama size bir sorum var. Iktisat okumak istiyorum ama puanım istanbul'da bir devlet üniversitesine yetmiyor. Üniversite sınavına tekrar mı hazırlansam yoksa % 50 burslu vakıf üniversitesine mi gitsem çok kararsızım. Ileride is araken dezavantajli olur diye dusundum özel üniversite . Fikrinizi söylerseniz çok sevinirim. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sadece kendi fikrimi söyleyeceğim (eğitime harcanan paranın en önemli yatırım olduğunu kabul ile birlikte) ve bu arada kimsenin kalbini kırmak gibi bir amacım olmayıp sadece realitelerden bahsedeceğim;sınav için daha effektif çalışıp istediğiniz devlet üniversitesi için gerekli puanı elde etmek varken niçin (bence)ailenizin ekonomisini (kaynaklarını) bedavası ve daha iyisi varken daha az iyisi için israf ediyorsunuz?

      Sil
    2. Bende kendi yanıtımı yazıyım kardeşim ben iibf bölümlerinde kamu dusunuyorsan uni lerin pek bi etkisinin olmadığını düşünüyorum

      Sil
    3. Bir sene daha sansini denemeye deger. kendine bir yil daha sans verebilirsin. O bir yilda da eksiklerini tamamlayabilirsin. Universite sinavinda hangi konularda sikintin varsa onlara yuklenip puani yuksek hedef belirledigin saygin bir devlet universitesine girebilirsin.Yeter ki iste azim et

      Sil
    4. Kardeşim bence hiç okuma. İibf size göre değil ogrenmek icin degil is aramak icin cikmissin yola. Bilgiyi one alip ileride is sahibi olmanis daha mantikli. Yoksa egitim sistemindeki gibi sinava odaklı calisinca dutum

      Sil
    5. ortada ne yazik ki

      Sil
  4. Mahfi hocam, ABD'deki bu durum bir ekonomik krize sebep olabilir mi? Öngörüleriniz nedir merak ettim. Sonuçta, ABD'de çıkacak bir ekonomik kriz tüm dünyayı etkileyecektir.

    YanıtlaSil
  5. Hocam iyi niyetinize hayranım! Anayasayı takmayan iktidar hazinenin borçlanma limitini mi takacak? Hem varlık fonu ne güne kuruldu? Artık şunu kabul edelim, bu ülkede başta anayasa olmak üzere hiçbir yasal düzenlemenin hükmü yoktur. Her şey bir kişinin "ol" demesi ile oluyor, "olma" demesi ile de olmuyor. Ne yazık ki durum bu, ne kadar acı da olsa bu gerçeği görüp ona göre durumumuzu değerlendirmemiz gerekir. Mış gibi yaparak geldiğimiz nokta ortada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Su an anayasa yok Turkiyede!!! yeni anayasa kabul edildi ama 2019un sonunda yururluge girecek . eski 1982 anayasasi ise hukmu pratikte de teori de yok. Tipki abd baskanlik secimleri gibi dusun kasim basinda secim oluyor eski baskanla yeni baskan ocak sonuna kadar yonetiyor. Topal ordek olayi.

      Sil
    2. "Ey Türk Gençliği!

      .....

      Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!"

      Sil
  6. 2008 krizinden sonra sorunlara biraz Keynes yaklaşımı yapıldı fakat temel olarak monetaristçi politikalar uygulandı. peki ne oldu?. olan şu deflasyondan enflasyona istenilen geçiş hala yapılamadı!. çünkü devasa hacimli parasal genleşmelerin büyük kısmı yine finansal piyasalara koşuldu. bu da sadece yeni ve daha büyük balonların oluşumunu tetikledi. para yozlaştı ve sadece kendisini kopyalayıp çoğaltan bir döngünün içerisindedir. para eskisi kadar reel üretime dönüşmediği için giderek içinde değer taşıyan veya değer depolanan bir meta olmaktan çıkarılmıştır. özellikle de emisyonun büyük kısmının bankalar vasıtasıyla kaydi para haline dönüştürüldüğünü düşünürsek gizli yollardan adeta soyuluyoruz. gelecek kriz abd değil muhtemelen gelişmekte olan piyasalarda başlayacak ve en çok türkiye ekonomisi g.afrika Meksika gibi brezilya gibi ekonomileri çok sert etkileyecektir. en kırılgan olan bizi ilk 3 sıraya koyuyorum. 1997 yaz döneminde güney asya kaplanlarının yaşadığı zincirleme finansal krizin daha da büyüğünü biz ve bize çok benzeyen ekonomiler yaşayabilir. zira 97 finansal krizinden önce de o ekonomilerde artan cari açık, artan dış borç stoku ve artan dış finansman gereksinimleri ve hele de ithal edilen dış tasarrufların büyük ölçüde inşaat gayrimenkul gibi düşük katma değerli alanlara aşırı yığılımının yapılması krizi güçlendirmişti. sonra da 98 rusya ve bizi de etkiledi hatta. başlangıcı muhtemelen g.asya finansal krizine benzer olmakla birlikte bu defa o ekonomilerde değil sanki brezilya-türkiye-g.afrika merkezli olarak başlayarak geri kalan aynı kategorideki ekonomileri ve en sonunda da nispi olarak gelişmiş kapitalistleri etkileyecektir. zaten gelişmiş kapitalist ekonomiler devasa parasal genleşmelerle ciddi risklerin büyük kısmını gelişmekte olan piyasalara doğru yaydı ve bir nevi ihraç etti. mahfi hocam, bu konuda düşünceleriniz nelerdir?. çalışmalarınızda başarılarınızın devamını diler, saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız22 Temmuz 2017 23:02
      Parasala genisleme yapmayip ne yapsalardi kardesim
      Yapisal reformlar sart bu ulkeler icin.
      Parasal genisleme devam ederse avrupada onumuzdeki yilda ben bu ulekelerin sikintilarini atlatacagini dusunuyorum.

      Sil
    2. ne mi yapsalardı?. şunu yapsalardı o halde: batamayacak bankaları diye bir tabir kullanmasalardı. çünkü piyasa sisteminde hata yapanlar elenir bu altın kuraldır. sorunlu yapıları korumak için trilyonlarca dolar basıp yine sorunlu yapıları beslediler. tıpkı bizim 1994 krizinde yaptığımız gibi. sadece monetarist yaklaşımla sistemik sorunlar çözülmez. sadece geçici olarak zaman kazandırır ki kazandırdı peki temel sorunların üzerine gidildi mi dünya ekonomisinde olsun ya da abd ab Japonya gibi gelişmiş kapitalist ülkelerde yapısal sıkıntıların üzerine gidilerek sorunlar giderilmeye uğraşıldı mı?. hayır. öncelikle basılan paraların yani emisyonun tekrardan finansal sisteme koşulmamasını ve yoğunluklu olarak reel iktisat tabanında daha fazla yığılımlamanın yollarını aramaları gerekirdi. böylece yeniden varlık balonları oluşumunu ciddi derecede azaltmış olurlardı. oysa krizi tetikleyen ve balonlaşmayı sağlayan ve bunu da finansal kaldıraçlarına devasa yükler bindirerek yapan kuruluşlar tasfiye edilmeli ve temizlenmeliydi. onları kurtarmak için harcanan devasa miktarlarda kaynak üretime kullanılabilirdi. salt sanayi prodüktivitesellik eskisi kadar yüksek değil diye daha hızlı ve daha fazla kar marjına sahip diye yine ve yeniden çok daha fazla olacak şekilde finansal sermaye genleşmeleri yaratıldı ve bu sefer kriz unsurları daha çok bizim gibi gelişmekte olan ekonomilere ihraç edilmiş oldu. 2008 krizinde kaybettiklerinin büyük kısmını önümüzdeki daha büyük ve uzun soluklu finansal kaynaklı krizde bizlerden geri almanın hesaplarını yapıyorlar. zaten yakında para tabanlı kapitalist ekonomik sistem tam anlamıyla çökecek ve muhtemelen 2020 li yıllar boyunca da devam edecek finansal krizle beraber para artık tamamen değersiz ve içeriği değer taşımayan rulo kağıtlarına dönecektir. çünkü parayı değerli kılan temel iktisadi motor üretimdir. para artık mal-hizmet değil de kendisinin kopyalarını üretir hale geldiyse bu iş yakında büyük sistemik bir iflasla sonlanacaktır bu kaçınılmaz bir sondur kardeşim. çünkü küresel efendiler ve ulus devletin güçleri bunun farkındalar. fakat küresel sermaye krizi daha öne çekerek kendi kontrollerinde bir kriz yaratarak yeni nesil iktisadın kontrolününde kendilerine olmasını isterken ulus devlet yanlısı olan güçler ise özellikle fed üzerinde faiz artırmaması konusunda baskı oluşturarak krizi geciktirerek yeni nesil iktisadi oluşumun kendi kontrollerinde olmasını istiyor. kısacası: küresel sermayedar güç odakları 2008 krizindeki gibi deflasyona sebep olacak bir kriz ile sahip oldukları parasal sistemin bir süre devam edebileceğini hesaplıyorlarken; karşı güç tarafıysa hiper enflasyona gidecek bir krizin yaşanmasını ve parasal sistemin tamamen batarak global düzenin bu oligarkların elinden alınmasını istiyorlar. küreselciler-ulusalcılar her alanda olduğu gibi iktisat alanında da karşı karşıyadır. geleceğin iktisat modeli bilgi tabanlı enformasyon gücüne dayalı ve robotikleşen üretim organizasyonları ve buna paralel reel-mali yapılanmalarla olabilecektir.

      Sil
    3. Küreseller robotik tabanlı, ulus devlet yanlısı olan güçler reel-mali tabanlı yapılanma üzerine mi odaklılar demek istiyorsunuz?

      Sil
    4. geleceğin iktisat modeli bilgi tabanlı enformasyon gücüne dayalı ve robotikleşen üretim organizasyonları ve buna paralel reel-mali yapılanmalarla olabilecektir.

      boyle bir durumda uretim bollasacagi icin piyasada mal cogalacak cok olacak Arzin esnekligi artacak arz cabuk sekilde talebe tepki verecek ve piyasada bulunacak. Bu durumda enflasyondann ziyade deflasyon kavrami ortaya cikacak gibi. Talebin durumu ise malum tuketiciler isciler reel olarak gelirleri dusuyor ozellikle gelismis ulkelerde son 30 yilda.

      Robotik uretimle birlikte issiz kaldiklarini dusun ornegin 1750 euro kazaniyorsa siradan bir isci bu paradan da olacak cunku rbot gelecek diyeceksin ki vatandaslik maasi issizlik maasi ya da herkese temel gelir maasi odemesi verdiklerini dusunelim alsa alsa tas catlasin 1000 euro aldigini dusunursek yine talep daralmasi olacak

      eee ote yandan arz robota otomasyona 4g ve 3d teknolojiye dayali oldugunda da Arz, hizli esnek ve bol olacak bu durumun tum bunlarin sonucu deflasyon olamaz mi. Deflasyon olmasa bile 0 enflasyon olmaz mi.

      Bu bir evrimsel surec gibi gozukse de diyaliktik yonden resmen devrim. Sanki arz ve talep diyalektigi daha teknik olmaktan cok toplumsal pratige eklmelenecek gibi. Mesela gelismis bir ulkede robotla uretildiginde cogu urun sermayadarlar arz yonunu temsil edecek emekciler ise emeklerinden kopartilip talep yonunde mevzilenecek ellerine temel gelir verilerek yasamasi saglanacak ayni sekilde uretim hakimiyetine sahip egemen ulkeler bol uretimi tarafini arzi olusturarak bizim gibi ilkel uretim yapisina sahip hala kol emegine sahip ulkeleri talep eksenli dusunecek fazla mali bize satacak paramiz yoksa da borclandiracak hegomanya icin belki bedava banknot verecek. Kisaca arz talep cok daha sosyolojik bir hal alacak.
      Bilmiyorum belki de felefese yapiyorum hayali seyler yazdiklarim beyin firtinasi
      ne yazarsan yaz

      Sil
    5. Amatör sosyalistlerin tekno-ütopyası. Arz ve talep çıkar etrafında dönerler. Finanasçıların yani kapitalistlerin çıkarı olmeyacaksa o sistem oluşmaz. Kim oturduğu yerde tek tek sipariş gelsin de üreteyim diye bekler?

      Sil
    6. Finanasçıların yani kapitalistlerin çıkarı olmeyacaksa o sistem oluşmaz. Bu söz üzerine ifrit kesildim!

      Piyasayı bu kadar savunmasız bırakan hükümet ve idolleri ve onun yandaşları ne yapmışlar??

      Kim oturduğu yerde tek tek sipariş gelsin de üreteyim diye bekler?

      Bu lokomotifin bizim olmdığımızı göstermez mi?? Nerede bilim eyy amatör ruh.
      Ayrıca ben kendimi hiçbir kategoriye sokmuyorum. Beni bilen bilir.

      Sil
    7. Dünyayı bir avuç insan robotlarla idare edecek. 7,5 milyar insan da yar bana bir ekmek diye yalvaracak. Onlar da ekmek yoksa pasta yiyin diyip aklınla dalga geçecek. Kimin açısından komikken kimin açısından trajik olabilir?? ve bu ütopya değil de gerçek olabilirse? Ulus devlet kavramının önemi ortaya çıkmaz mı papağan düşünceli?

      Sil
    8. hayır adsız 23:22, ulus devlet yanlıları bilgi ekonomisinin kendi kontrollerinde olmasını; küreselciler ise kendi kontrollerinde olmasını istiyorlar. eğer küreselciler kontrolünde bu değişimler yapılırsa ulus devletler parçalanacak ve yok olacak yani merkezi temel yapılar olmayacak; ulusalcı kesim kontrolünde olursa ulus devletler var olacak ve dünyada 1000 tane küçük otonom yapılar olmayacak ve sermaye egemenliğini devam ettiremeyecek. bunun savaşı veriliyor şu anda!.

      Sil
    9. Sevgili Adsız@13:58

      Sadece ekmek yiyebilen o kitleler nasıl olup da o robotların yaptığı ürünlere sahip olacak? Hiç konuşulmadıysa 10 kez lafı geçti bu konunun burada. Dünyayı algılama ve çözümleme biçiminiz buysa gerçeklik ve ütopya arasındaki ilişkiyi çözmeniz nasıl beklenebilir?

      Sil
    10. vurgu olarak o sözün söylendiği devir ve o sözün mahiyetini anlamınızı düşünerek bu yorumu yapmıştım ki üst perdeden konuşmuş olabilirim. Bu söz dünya tarihinde bir akımın başlangıcı bunu bilmeniz gerekirdi ama malzeme bu yapıcak bir şey yok. Düz mantık hayatta düz mantık cümlelerle bu kadar oluyor. Arz-talep yasası;)

      Sil
  7. bir hükümetin iktidarda kalma çabasının halka bu kadar pahalıya patladığı bir ülkede toplumsal çözülme safların sıklaşması ve iç çatışma yaşanmaz mı hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toplumun her kesiminde birbirine düşman insanlar var zaten ve bu düşmanlıklar giderek artıyor. Ben Türk toplumunu bu kadar parçalı, bu kadar birbirinden nefret eder bir yapıda ilk kez görüyorum. Eskiden her konuda ikiye bölünen toplum şimdi her konuda üçe dörde beşe bölünüyor ve tartışmayı bırakıp doğrudan kavgaya giriyor. Yani çatışma zaten toplumun kendi içinde yoğun olarak mevcut.

      Sil
    2. Hocam tartismayi da kavga zannedenler cikaniliyor.

      Sil
  8. Hocam ülke genelinde pek çok devasa inşaat projeleri var. Yeni yeni şehirler mahalleler kuruluyor. İnsanlar bu kadar pahalı olmasına rağmen iyi arabalara biniyor. Yani insanlar iyi para harcıyorlar. Bazı şeyler kötüye giderken aklıma hep bu değirmenin suyu nereden geliyor diye bi soru takılıyor. Bunu neyle açıklayabiliriz? Borç stoğundaki artış veya gelir adaletsizliği. Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osmanlının son dönemini iyi incelemek lazım. İstanbul'da, İzmir'de, bazı diğer büyük kentlerde benzer bir lüks vardı. Ama borçlar, kapitülasyonlar tavana vurmuş hatta tavanı delip geçmişti.

      Sil
    2. Yani bunun nedeni nedir? Bunun itici gücü nerenden geliyor?

      Sil
    3. Geleceğine ipotek koyduran halk ödüyor.

      Sil
    4. Bizim insanimiz borclanarak bir seylerin sahibi olmayi cok seviyor.. Niye adamlat uretiyor da biz uretemiyoruz diye dusunmek icin bile kendini yormuyorlar. Dusunmeyen okumayan toplum nasil farkinda bir toplum olabilir sizlere soruyorum.

      Sil
    5. Osmanli yikilip yerine Arap'lasmaktan kurtarip, Turk devleti kuruldu. Iyi ki de kurulmus, Arabin kulturuyle mi yasayacaktik.

      Turkiye Cumhuriyet'i de yikilirsa yerine OzTurk devleti kurariz, sorun yok demek ki, sizin kafaniz rahat olsun Mahfi Bey.

      Sil
    6. Borç parasından elbette. Yunanistan da benzeri bir lüks içindeydi ama gün gelip o kredlerin "gerçekten" ödenmesi gerektiği ortaya çıkınca birden battıklarını farkettiler. O güne dek herşey lüks içindeydi.

      Sil
    7. Adsız23 Temmuz 2017 15:26

      Size göre bir devletin yıkılması başka devlet kurulması çok kolay geliyor olmalı. Herkes biz öz istiyor dese ne olur siz bilmiyor olmalısınız. Bunu düşüneceğiniz yerde niye bir taraf zengin ve yıldan yıla daha da zengin oluyor, fakir kesim de gıkını çıkarmıyor mantığını düşünseniz daha faydalı olur. Yine de sizi kırmamak için geçen gün denk geldiğim bir şeyi paylaşayım. Bunun arşivi lâzım bana. https://sarizeybekhaber.com.tr/turklerin-soy-agacinin-il-il-listesi-hangi-turk-boyundansiniz/1

      Bir de Gençliğe Hitabe'yi bir kez daha okuyun.

      Sil
    8. Adsız23 Temmuz 2017 15:26

      http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&product_id=431250

      Buyrun.

      Sil
    9. http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/ege-cansen/neo-osmanli-iktisat-1942548/

      Nene gibi bakıverelim bir de kendimiz bakalım.

      Sil
    10. 18:30, gunumuz karsiliksiz para ekonomisi ile altin standartinin oldugu Osmanli'nin son yillarina benzetenlerle, Osmanli'nin yikilmasina sukreden kesimin ayni olmasi celiski. Yuksek faizin oldugu yerde zengin (sermayedar) daha zengin olur, bunun mantigini yuzlerce yildir ortaya koymuslar zaten, tekerlegi tekrar icat etmeye gerek yok.

      Osmanli'nin yikilmasina hep beraber aglayabilseydik, bugun ulkenin ayakta kalmasi ve ilerlemesi icin de hep beraber mucadele ederdik, bize dayatilan ideoloji iktidarda olsun da ulkeye ne olursa olsun diye birbirimizi yemezdik.

      Sil
    11. Siz şeriat mi istiyorsunuz onu söyleyin? 4 kadın benim olsun diyorsunuz yani. Eğitim sistemindeki anlatılan dersleri de yazıverin bir zahmet. Bunları cevaplayın ondan sonra kendi yolumu aydınlatayım. Ayrıca tekerleği tekrar icatla alakası yok bunun. Tuvalet kağıdından gelinlik üretenlerden 4 tane gelinlik almazsınız gerçi.

      Sil
    12. Orta direk Türkiye'nin direği kesildiğinde ne olacağını size dayatılan siyasal ideplpjiyi öğrenerek başlayabilirsiniz. Düne kadar eleştiren Mehape aslında hep arka bahçe olmuştur! Yıllardır! http://www.kitapyurdu.com/index.php?route=product/product&product_id=430980

      Sil
    13. Orta direğin de anlamına bakıver. Sen siyasal ideoloji bile bilmediğine göre ulus devletin dağılmasını da bilmezsin.

      Sil
    14. İkinci çok partili hayata geçişten sonra partilerin durumu. Ak partiyi öne çıkaranlar da IMF'nin yaptırdığı reformlarla ülke koalisyon dönemlerinden farklı hale gelmiştir diyebilir. Gerçi siz IMf'ye borç bitti dersiniz ama onu kim kurmuş onu bilmezsiniz ayrıca IMF'deki borç başka bankalara borç haline gelmiştir. iphoneum var ama altımda yırtık don var demez. https://www.youtube.com/watch?v=yQTQpjohILA

      Sil
  9. hocam arz-talep iliskisine gore;yazilari okunacak adam kalmamasi, takipci sayinizi arttirmis. bu da sanki daha cok yazi yazmaya itmis sizi... son zamanlarda; hala cok degerli yazilar yaziyor olsaniz dahi, kalite dusuyor.belkide sorun bendedir, paylasmak istedim.saygilarimla...not:elestirilere hatta hakaretlere verdiginiz cevaplar bile insanlik dersidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüşünüz önemli ben teşekkür ederim paylaşım için.

      Sil
    2. Evet hocam biraz es verseniz. Daha iyi olur sanki daha fazla dunya ekonomisi uzerinden gitseniz hatta belli basli ulkeleri ele alsaniz ne bileyim bir hafta yeni zellanda ekonomisi bir baska hafta hindistan ekonomisi bir baska gun macaristan cek cumhuriyeti Bulgaristan. Baska hafta vietnam ekonomisi

      sanki ulkeler cografyasi gibi olacak ama daha faydali olur hem de alt yorumlarda ucuz siyasi polemiklerden de uzak kalinilir.AKPnin parali trollrinin saldirisindan da uzak kalinir. her ulkenin siyasal sosyal tartismalarina girmeden salt makro verileri turkiye ile ticaret verilerini analiz ederek o ulke ile ilgili ekonomik bilgiler ilginc faydali sonuclar ortaya cikar diye dusunuyorum. hem de ciddi anlamda Amme hizmeti olur.

      Sil
    3. birkac Troll yüzünden ülkemiz ile ilgili yazi yazmayacak, yazanlari okumayacak ve yorum yapamayacak isek bu ülkeyi terkedip gidelim o Zaman.

      Burada yazilan hersey yapilan her yorum birilerine mesaji fazlasiyla veriyor. Bu sayi ne Kadar fazla olursa göreceksiniz Troll ün T si kalmayacak.

      Hersey 2019 icin olmali. son sans, son köprü.




      Sil
    4. 2017 18:31
      Zaten terk ediyor. o bir kac trol dediginiz zatlarin iftiralari yuzunden yuzlerce entellektuel eli kalem firca kitap tutan insan hapiste.gazetecilerin durumu zaten malum. Maksad bu sartlatanlara firsat vermemek.

      Sil
    5. hocam arz-talep iliskisine gore;yazilari okunacak adam kalmamasi, takipci sayinizi arttirmis. bu da sanki daha cok yazi yazmaya itmis sizi... son zamanlarda; hala cok degerli yazilar yaziyor olsaniz dahi, kalite dusuyor.belkide sorun bendedir, paylasmak istedim.saygilarimla...not:elestirilere hatta hakaretlere verdiginiz cevaplar bile insanlik dersidir.

      Bu yorumu yapan arkadaş siz akademik dil istiyorsanız hoca onu da yapar ama hoca halkın içinde olup herkes anlasın istiyor. Senin de dediğin gibi zamanından feragat edip herkese cevap vereyim aydınlansın insanlar diyor. Var mı 5 tane daha böyle blog? Hocayı takip eden çok sayıda insan var. Onlardan da aynı hizmeti bekliyoruz. Destek de veririz yeri geldiğinde. Kitapsa kitap alırız. Yeter ki insanlar bilgi düzleminde tartışabilsin.

      Sil
  10. Hocam kanunlara cok takılmamak lazım. Nasılsa OHAL var bir KHK ile herşeyi hallederler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında bir ülkenin hukuk dışına çıkışı sizin yorumunuzda gizli. "Kanunlara çok takılmamak gerekir..." Maalesef bizdeki zihniyet bu sizin yazdığınız cümlede özetleniyor. İyi de o zaman kanun yapmaya gerek yok ki. İkide bir yaptığımız kanunları duruma göre değiştirip düzelteceksek kanun yapmaya ne gerek var? Bırakalım ne kadar açık olacaksa o kadar finansman olsun.
      Gelişmiş ülke ile farkımız da burada. ABD, limite geldiğinde kanunu hop diye değiştirmiyor. Önce iktidara oraya gelmenin sıkıntısını çektiriyor. Sonra gerekirse kanun değiştiriyor. Ama o limitin bir anlamı olduğunu gösteriyor.
      Hukuk devleti olmak kolay değil. Önce o toplumdaki insanların bunun değerini anlaması lazım. Ki siyasetçi hop diye anayasayı, kanunu istediği gibi değiştiremesin.

      Sil
    2. Hocam cok iyi ozetlemissiniz. Daha yazilacak cok sey var haklarimizi bilmiyoruz ornegin bir kisi acil ve onemli nedenlerden dolayi isten cikmak durumunda kaldiginda kidem tazminati alamiyor. Isveren isi yokusa suruyor. Rahatsizim su an. Biraz daha ayaklanayim hukuki hesaplasmalarim da olacak.

      Sil
    3. Hocam bu hukukun kayfe göre değiştirilmesi kesinlikle hoş değil. Lakin şu anda hukuk devletini uygulayacak ve uygulattıracak inançlı hukukcuların olduğuna bunu isteyen bir halkın varlığına inanmıyorum malesef :(

      Sil
  11. Beni üzen ve ümitlerimi kıran bedeli olacağı düşünülüyorsa alanı-eğitimi olduğu halde doğrusunu anlatmaya çalışan insan kalmaması. Neden bedeli olduğu ise apayrı bir soru elbette ama yazık oluyor çocuklarımızın geleceğine.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoca fedakar bir hoca inisiyatif alabiliyor. Bunun da birikimle ilgili oldugunu dusunuyorum.

      Sil
  12. Hocam bir sualim var. Cevap buyurursaniz cok sevinecegim.

    Kanada gectigimiz gunlerde faiz oranini arttirdi.0.50den 0.75e cikardi.
    Ben Kanadanin basat ekonomik verilerine baktigimda bu faiz arttirimini tam anlamiyla komedi olarak goruyorum. Hatta faiz indirmesi gerekirken faiz arttirmasini garip karsiliyorum. Kendi gercekligini gormeyip dunyadaki basta kendisine sinir ulkedeki ruzgara kapilmak olarak nitelendiriyorum. Ayni Turkiye gibi.

    Kanada da enflasyon ve cekirdek enflasyon son derece dusuk hatta dusuyor dusme egilimini de suruduruyor. Issizlikteki dususse katilasmis durumda halbuki dusme potansiyeli gucu oldugu halde katilasmis vaziyette. Daha da onemlisi Konut balonu riski bir cok benzer ekonomiyle benzesmeyecek karsilastirilmasi sik durmayacak olcude yok!!!! bknz Avusturaylaya Yeni zellanda ABD vs.. Dahasi Kanada dolari ticareti oldugu belli basli euro dolar vb..ulke parabirimlerine karsi ciddi anlamda deger kazanma surecinde deger kazaniyor.Kanada Dolari yuana karsi da degerleniyor bu durum Kanadanin mevcut enflasyon oranlarina baktigimizda adeta deflasyonla dansi beraberinde getiriyor dersek yanilmis olmayiz herhalde.
    Hele ki Kanada gibi cari acik verme potansiyeli olan ulkede pek hoc bir durum degil sanirim.

    Butun bu veriler isiginda Bu durumda

    1-siz Kanadanin faiz arttirmasini nasil yorumluyorsunuz. Ben acikcasi anlam veremiyorum Edeki verilere bakinca. bu durumua analiz edemedim dogrusu yardimci olur musunuz
    2-Kanada faiz arttirmakla sizce dogru olani mi yapti.Sizce hic dokunmamali miydi yoksa indirim mi yapmaliydi.

    Lutfen hocam linkledigim verilere bakarak cevap veririseniz sevinirim

    VERILER
    Issilik https://tr.tradingeconomics.com/canada/unemployment-rate
    Genc Issizlik https://tr.tradingeconomics.com/canada/youth-unemployment-rate
    Enflasyon https://tr.tradingeconomics.com/canada/inflation-cpi
    Cekirdek Enflasyon https://tr.tradingeconomics.com/canada/core-inflation-rate

    KURLAR
    http://www.bloomberght.com/doviz/parite/usd-cad
    http://www.bloomberght.com/doviz/parite/eur-cad
    Kanada Dolari yuana karsi da degerleniyor bu durum Kanada mevcut enflasyon oranlarina baktigimizda adeta deflasyonla dansi beraberinde getiriyor dersek yanilmis olmayiz herhalde.

    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkemizdeki enflasyon dayanmis %12, 15 lere
      Resmi Issizlik %15 lerde
      Borc 450 milyar $
      Hukuk yerlerde sürünüyor.
      Uluslararasi iliskilerimizde Katar dan baska neredeyse iyi ilskiler icinde oldugumuz bir tek ülke yok.
      AB, AP ile iliskiler dip yapmis.
      Suriye batakliginin icinde cirpinir dururuz.
      ülkemizdeki Suriyeli sayisi olmus 4 milyon. yaptigimiz harcamalar ile yeni devletler yaratilabilir.
      Egitim arapsaci.. Cihat egitimi matematik egitiminden önce gelmis.
      Dünya siralamasinda Egitimde Afrika ülkelerinin bile gerisinde kalmisiz.
      Tarim bitmis. Tarimsal ürünlerimizi kriterlere uymuyor diye disariya satamaz hale gelmisiz.
      Turizmde dip yapmis, yandas medyanin gazi ile hicbirsey yokmus gibi ülkenin dörtbir yanina dagilmis Araplar ile övünüyoruz.
      Egede Kibrista samar oglanina dönmüsüz
      Teröristlerde ülke ici ve disinda amansiz bir mücadele yürütülürken
      Ülke OHAL de KHK ile tek Adam tarafindan yönetilirken

      Allah askina lütfen birisi bana izah etsin.


      Kanadanin faiz arttirmasinin,

      Kanadanin faiz arttirmakla dogru olani mi yoksa yanlis mi yaptiginin

      benim ülkem ile ilgisini, izah ederse cok sevinirim.

      Kanada nin %025 Faiz arttirmasi 80 milyon luk Türkiye Cumhuriyetinin hangi ferdinin ilgi alanina neden girer.




      Sil
    2. Adsız23 Temmuz 2017 18:24
      yazdiklarin Ulkemizin durumunu betimlemis kisaca.
      Ancak burasi ekonomi blogu ekonomi ise kuresel bir bilim ve herseyi etkileyen olgulara sahip bir alan.
      Dahasi yukarida ki yazara ait yazi dikkat ederseniz ABD borc limiti tavanindan baslamis bir analiz sunmus oradan yola cikarak da ulkemizeyonelik sorgulamalr yapmis.

      Simdi ben boyle evrensel ekonomik konulari isleyen bir blogda Kanada ile ilgili bir soru sormam suc mu suc degilse yersiz mi yersiz degilse anlamsiz mi burda sormayacagimda herhangi bir futbol ligler blogunda mi soracagim bu soruyu ya da Turkiyeden bir takimi degil de brezilyadan bir takimi

      Sil
    3. Senin ulkenle alakasi yok tabiki ama bu blog ekonomi blogu tartisilan konularda guncel akademik ekonomi tartismalari analizleri
      dolayisiyla bu blogla ekonomi ile cok ilgisi var sorulan sorunun
      ornegin fed ile ilgili soru sorsaydi ayni tepkiyi verir miydin ya da brezilya kore oyle dusun

      Sil
    4. Hoca bir es ver diyen sizsiniz anladım. Es vermeye meraklıysanız biraz müziğe odaklanın neden sanat yok deyin bari.

      Sil
    5. Kanada ile ilgili yorum yapıyorsun ama aşağıda kendinle çelişerek fed ile ilgili cevabı veriyorsun. Dolar her yere girip çıktığına göre fedi göz ününde bulundurmalıyız. lokomotif o şu an. aceba biz niye lokomotif olamamışız yüzyıllardır medeniyetimizi güçlendirememişiz? Verin bu cevabı. Şimdiye kadar 50 olmuştur. Cevap yok!!

      Sil
    6. Kıt bilginle gelip monetarist akımı ortaya koyuyorsun kendi tabirinle friedmana "mevlüt" okutuyorsun. Biraz kpssyi de düşünün eğer kamu düşünüyorsanız. Ben GK GY İktisat Hukuk Muhasebe Maliye Kurum Sınavı (Mülakat) ile karşılaşacağım de. Liyakat niye yok de. Ülke nereye gidiyor de. Dün söylediğini bugün unutursan ohooo...

      Sil
    7. Kendini yazar zannedeneler de beni kırıp geçiriyor. Allah akıl fikir versin de gerisi gelir.

      Sil
    8. Bunu kesin izleyin insanlar yıllardır bizi bize anlatmış kendimize gülmüşüz. Ne kada komik:)

      https://www.youtube.com/watch?v=VJcYV7p1Qes

      Sil
    9. hocam onaylayın fena tartışasım var.

      Sil
    10. Kanada ile yorum yapamaz mi kendisiyle celismesi degil guzel bir ornek olarak fed ornegi vermis. Unutma bu ulkenin en temel maddeleri de Kanadadan geliyor. Unutmaki Dunyaya tek bir turkiye penceresinden bakamazsin. Genis pencereden bakmalisin ulke ulke cografya cografya sorabilmelisin sorgulayabilmelisin aklina takilanlari.

      Sil
    11. Adsız24 Temmuz 2017 07:52
      ne sacma sapan bir yorum

      Sil
    12. Es verdiyen kisi adam bir soru sormus nereden nerelere getiriyorsun. Siz de utanma yok mu

      Sil
    13. Simdi tuzaga dustun!
      ornegin fed ile ilgili soru sorsaydi ayni tepkiyi verir miydin ya da brezilya kore oyle dusun diye kendi yorumuna cevap vermissin hatta yazar falan diyerek bu ceavbi sizden baska biri yapiyormus gibi gostermissiniz.

      Fedi sorsayfi ayni tepkiyi verir miydi diyen sensin. Kalkmussi simdi de fedden ornek verdim diyorsun. Kendi yazdigini unutuyorsan ve kendi yazdigini okumadan cevap veriyorsan sikinti sizde bende degil.

      Sizde utanma yok mu. Hocaya es ver diyecek kadar kendinizi yukseklerde gorup baskalarini asagulama derdindesin.

      Sil
    14. Ar kalmamis arkadas.

      Sil
    15. Kanadadan hangi temel maddeler geliyor söyleyiverin. Biz onu da dışarıdan alıyorsak .kanadaya değil kendimize bakmalıyız. Neden biz üretemiyoruz buna kafayı yorun.!

      Sil
    16. Keynes'e de vurguyu ben yapayım. Efektif talep yetersizliği yaşıyorum. Sosyal devlet yok Türkiye'de. İstediğimi alamadığım için de borçlanmak istemiyorum. Beni bankalara muhtaç edenlere de tepkimi gösteriyorum.

      Sil
    17. Keynes'e göre uzun dönemde tüm insanlar ölüdür. Kısa vadede etkindir politikalar hocam yanlışım varsa düzeltin. Belki bu dönem için yerinde bir örnek olmadı ama ben bugünü düşünebiliyorum.

      Sil
    18. Sadece Kücük bir soru sordum..

      Kanada nin 25 Faiz arttiriminin yorumlanmasi..
      Bu kararin Dogru olup olmadiginin..

      Benim ülkeme etkilerini. bilmek istemistim cevabini hala almis degilim.

      özellikle yorumcu arkadasin 2. sorusu dikkatimi cekmisti.
      ""2-Kanada faiz arttirmakla sizce dogru olani mi yapti.Sizce hic dokunmamali miydi yoksa indirim mi yapmaliydi.""

      Benim bir vatandasim Kanadanin Faiz arttiriminin Dogru olup olmadigini neden bilmek ister.

      Bu karar Kanadayi yönetenler tarafindan Kanada icin alinmistir. Bu sorunun cevabi Kanada icin iyidir ya da kötüdür seklinde algilarim ben.

      Bu bir Kanada vatandasinin sorusudur.

      dolayisiyla..Ekonomi artik küresel bir olgudur, hersey biribirini etkiler seklindeki yüzeysel bir aciklama bence yetersiz.

      O Zaman birisi bu Faiz arttiriminin Türkiyeye zerre dahi olsa etkisini anlatsin.

      Demem odur ki.. bizler son yillarda ülkemizin disinda gelisen argümanlara bilincli olarak fazla baglandik.New york borsasinin üzerinden sivrisinek uctugunda Türkiyede deprem oluyor adeta..Halbuki kendi icimizdeki temel yapisal dengeleri saglamlastirici Politika ve uygulamalari gelistirirsek daha Güclü bir ekonomi insa etmis olmazmiyiz.

      bu durumda da

      Kanadanin 25 Faiz arttirimi viz gelir tiris gitmez mi..

      yorumcunun sorusu da havada kalir.. sadece kendisini baglar.. ya da kanada da yasadigi belli olan bu arkadasimizi tatmin eder. ve bu kendisi icin hakli bir soru olur. Ama bunu kalkip küresl global ekonomidir bu kardesim.. Türkiye de etkilenir derse. ben de buyur etkilerini söyle derim. mesele bu.. amacim elestiri degil bir durumu tespit.

      bir türlü anlamiyorum.

      "" haftaya baslarken gözler ABD deki tarim disi istihdam oranlarina cevrildi.""
      "" Yeni zellandanin bono Faiz oranlari dikkatle takip ediliyor"

      gibi biryigin ülkemiz disinda gelisen söylemleri tv ekranlarinda ve yazili basinda bütün gün duyuyoruz

      30 yildir Almanyadayim böyle bir sekil duymadim görmedim.

      Burada varsa yoksa , Üretim üretim üretim

      bilim, sanayi, teknoloji ve egitim altyapi yatirimlari..umurundami adamlarin ABD deki tarimsal istihdam. yeni zelandanin bonosu..

      aldiklarindan 300 milyar Dolar fazla satmislar..

      20 milyon defa takip edilmis bir Ekonomi Blogunun sadece ekonomistlerin kendi dillerinden kendi bilgi düzeylerini tartistigi bir yer olmasin isterim
      zaten bircogunun dilini anlamiyorum. bir sonuc alayim diye göbegim catliyor

      ülkem icin cözüm üretici bilgilerin daha yalin halde paylasildigi bir yer olsun isterim.

      95 yildir oldugu gibi üst perdeden entel barlardaki tartismalar gibi olmasin isterim.

      yok siz ekonomistler kendi aranizda anlamini bilmedigimiz bir yigin iktisadi tanimlama ve teoriler ile kendi aranizda tartismak isterseniz
      Ben nacizane aradan cekileyim.

      selam ve saygilarimi sunarim.




      Sil
    19. Bazı hallerde enflasyonun çok düşük kaldığı durumlarda büyümeyi biraz daha yukarı itebilmek için faiz artırmak akıllıca olabilir. Ortodoks görüşe aykırı görünen bu yaklaşımı şöyle açıklayayım. Enflasyonun yüzde 1 faizin de yüzde 1,25 olduğu bir ekonomi düşünün. Böyle bir ekonomide insanlar fazla para harcamaz. Çünkü ne faiz ne de enflasyon onları bir an önce alacağını almaya sevk edecek durumda değildir. Bu durumda MB faizi artırarak enflasyonun ileride artacağını beklediği mesajını vererek insanları alacaklarını bir an önce almak için harekete geçirmeye itebilir.

      Sil
    20. 24 temmuz 17,52
      Sadece bir soru sordum. Sorduğum soruyu nereden nerelere getiriniz. Bu resmen toplumun içinde bulunduğu çılgınlık ve akabinde devam eden linç kültürünün bir yansıması.tuzak nedir arkadaş fed brezilya kanada istediğim ülkeden aklıma takılan sorarım. Sana mı danisacam onay isteyecegim

      Kaldiki kimseyi küçük gordugun falan yok. Küçük giren eziklik psikolojisinde ilan çocukça akademik olmayan sorgulamalar yapan sizsiniz ben değil.

      Hocam kanada ile verdiğiniz yanıt için ayrıca teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Kanada bizim mercimek bir çok tahıl baklagil aldığımız karşılığında tekstil sattığımız önemli bir ekonomi. Böyle bir ekonomi ile ilgili soru sorulmayacakta Tanzanya ile ilgili mi sorulacak. Kanada ile ilgili her soru fed Avrupa brezilya Kore kadar önemlidir benim için
      Saygılarımla

      Sil
  13. Biraz farkli konudan..Bir adam sifir araba aldiginda 3 sene icinde ikinci sifir arabayi alamama gibi ilginc yasaklar gelmeli. Iflah olmaz zihinlerimiz var. Artik cok sinir olmaya basladim.

    YanıtlaSil
  14. Konu Dışı ama hocam bu dolar alma eğiliminin sonu nereye gidecek çevremdekiler birikimlerini hemen dolara çeviriyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yanmayım siz yanındır bunun mantığı ama aynı toplumdaysanız size de dokunur ateşi;)

      Sil
    2. Bir toplumda ekonomi, siyaset ve sosyal yaşam yanlış yönlendirilirse o toplumdaki insanlar o ülkenin parasına değil başka paralara güvenmeye başlarlar. Ve o zaman da kendi paralarını verip yabancı paraları almaya yönelirler.

      Sil
  15. Hocam bilginizi fedakarca ve de korkusuzca paylaşma azminiz için çok teşekkür ediyorum. Adsız: 23 temmuz 01.06 nın görüşüne katılmamakla birlikte saygı duyuyorum. Kalite düşmesi ne demek! Pek çoğumuzun ( en azından kendi adıma öyle ) bilgisi olmadığı konuda, okuyan herkesin anlayabileceği sadelikte ve yeterli detayda yazıyorsunuz. Ben günde 2- 3 kez sitenizi ziyaret edip, yeni bir şey yazmış mı diye merakla bakıyorum. Banka emeklisi bir kadın olarak, yazılarınızı komşularım ile paylaşıp onların da ülke ekonomisi hakkında bilgi edinmelerini ya da ilgi duymalarını sağlamaya çalışıyorum. Sevgiyle kalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim ilginize, sağolun.

      Sil
  16. hocam kitler olmasa mal ve hizmetlerin fiyatları artar mı? örneğin kamu bankaları olmasa kredi faizleri artar mı? yoksa bu düzenlemeyi kitler değil denetleyici düzenleyici kuruluşlar mı yapar örneğin bddk? saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artar. Çünkü her iktidar kimi az kimi çok kitleri kendi amacı doğrultusunda kullanıyor.

      Sil
    2. iyi ama diyelim ki bütün kitler özelleştirildi. bu durumda ne olacak tüketiciyi koruyacak düzenleyici denetleyici kuruluşlar yok mudur?

      Sil
    3. Burada kendin oku arıştır diyen bir kızımız/oğlumuz vardı. Ona denk gelirseniz yandınız.

      Sil
    4. Kamu İktisadi Teşebbüsleri tamamen özelleştirince ne olur sizce? Devleti de atalım. Saçma sapan şeyler soruyorsun. Köşeye sıkıştırayım da ne olursa olsun mantık. Azıcık da yabancı dil öğrenin. Kendi dilinizde hiciv yaptığınızı sanıyorsunuz ama atı alan gireceği yere giriyor. Dünyayı da takip edin. Bu sayfanın da dışına çıkın.

      Sil
    5. Bir sistemde devlete ait hiç bir şey yoksa bile eğer sistem "ideal" koşullara göre tasarlanmışsa aslında kendisi bir denge oluşturur. Yani kamu bankası yoksa da piyasadaki rekabet unsuru zaten mevcut bankaların faiz oranlarını kontrol edecek bir işlev görür. Bankaların aralarında anlaşmalarını engellemek için de anti-tröst yasaları ve bunları denetleyici unsurların olması gerekli ki bunları devlet yapabilir.

      Sil
    6. hocam görüyorsunuz değil mi sizin gibi birikimli müsteşarlık yapmış 70 yaşına yaklaşmış hemen hemen herkesin sorularına cevap veren birine bakın. Bir de saçma sapan konuşma sorular sorma diyen muhtemelen yeni mezun ego sahibi insanların yanıtlarına bakın. siz okyanussanız onlar kum taneleri dahi olamazlar

      Sil
  17. Hocam Merhaba. Benim biraz makale dışında bir sorum olacaktı. Öncelikle böyle az bilinen konuları bizimle daha fazla paylaşmaya devam ederseniz çok mutlu oluruz.

    1- Hocam ben Konya'nın Akşehir ilçesinde ikamet ediyorum. Geçen gün çeyrek altın almaya gittim. Başta Halkbankası resmi sitesi olmak üzere internetten baktığım kadarıyla alış 220 satış 230 civarıydı. Ancak gittiğim kuyumcu da alış 232 satış 240 idi. Ve 240 liraya aldım çeyrek altını. bu kadar fark neden kaynaklanıyor Hocam? yani bi ilçede ikamet diyoruz diye mi 10 lira zarara uğruyoruz. buradaki zarardan kastım alış-satış arasındaki fark değil bu arada Hocam. satışın bizim buradaki kuyumcuda farklı internette farklı olması.

    2- Hocam yatırım olarak hangi piyasaya yönelmemizi önerirsiniz? ben çeyrek altının alış ve satışındaki bu farktan sonra biraz vazgeçtim altına yatırım yapmaktan. doların ise günü gününe uymuyor.

    3- Hocam Yüksek Lisans tez konusunda konumu belirledim ama tezime çok önem verip etkili bir sonuçla yabancı dile çevrilmesini istediğim bir tez hazırlamak istiyorum. acaba bu konuda yardımınızı isteyebilir miyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Bu durumun ilçeyle ilgili olduğunu sanmıyorum çünkü bu şikayetinizi çok duyarım ben.
      2. Ben yatırım tavsiyesi yapmıyorum ama bu tür karışık dönemlerde en doğrusu sepet yapmaktır.
      3. Hangi dalda yüksek lisans yaptığınızı ve hangi konularla ilgilendiğinizi söylerseniz bildiklerimi memnuniyetle paylaşırım.

      Sil
    2. cevabınız için çok teşekkür ederim Hocam. Ben İktisat dalında yüksek lisans yapıyorum. Danışmanımla tez konusu olarak İktisatçıların Devletin Rolüne ve İktisat Eğitimine İlişkin Görüşlerini belirledik. Gerekli tez ve makale literatür taramasını yaptım. Ancak bu konuda bir kitap dışında kaynak bulamadım. Bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim Hocam. Bir de neredeyse benim tez konumla aynı konuda 2 tez çalışması yapılmış ve genelde devletin tanımı, kapsamı, özellikleri-iktisadi doktrinler tarihinin kısa anlatımı-devletin iktisadi konulara müdahalesinin olumsuz sonuçları üzerinde durulmuş. Hocam benim farklılık yaratmam için neler yapmamı önerirsiniz bu konuda? Ben çok çalışıp çok güzel bi çalışma yaratmak istiyorum. Şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederim.

      Sil
    3. Bankalarda fiyat sorduğunuz alıp sattığınız altın her zaman 24 ayardır. Kuyumcularda takı Altını diye tabir ettiğimiz gram yada çeyrek altın ise 22 ayar olarak satılmaktadır. Asıl fark burdan kaynaklanmAktadır.

      Sil
    4. Maalesef bu konuda fazla kaynak yok. IMF sitesinde bir tarama yapın. Oradan bazı çalışmalar çıkabilir. Ama fazla yok bildiğim kadarıyla. Aslında olmaması daha iyi siz yazarsınız çok daha özgün olur.

      Sil
    5. tamam Hocam çok teşekkür ederim ilginiz için

      Sil
  18. Hocam Dünya Bankasının sitesinde; Türkiye'de işgücüne katılım oranı %56 gözüküyor 1990 yılında ve 90'ların genelinde %50 üstü. 2000'lere doğru düşüyor ve 2005'ten itibaren tekrar yükseliyor şu anki %50-51'lere doğru.
    1990'larda bu oranın şu ankinden epey iyi olmasının nedeni nedir? İşsizlik de o zamanlar daha iyiydi ama bu durumun farklı bir nedeni olmalı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amatör ruh bu soruları da düşün. Verebiliyorsan cevap ver.

      Sil
    2. İki konu var: (1) Ölçüm farkları var. Yani kapsanan alanlar, yapılan anketler hep değişti. (2) Eskiden tarım sektörü çok daha fazla insan istihdam ederdi (ya da eder görünürdü - gizli işsizlik.)

      Sil
    3. Mahfi hocam, şu reserv para konusu enteresan. Altın karşılığı para sistemi bırakıldıktan sonra bence iş çığrından çıktı. Dünya'nın hakim güçleri karar veriyor hangi paranın rezerv para kabul edileceğine. Bu hiç enerji harcamadan sömürünün de önünü açmıyor mu.? Bas parayı , başka ülkelerin zenginliklerini, kaynaklarını satın al. Anlamadığım bir konu, bu kadar çok $ ve € bastılar, ama enflasyona sebep olamadılar. Para herhalde sadece bankalar, hazine ve finans kuruluşları arasında dönüyor. Halkın eline geçemedi..? Bence Fed in dolarları geri toplaması da , zor görünüyor. Rezerv para konusunu anlatan bir makaleniz var mı? Saygılarımla, Necdet Erim

      Sil
  19. http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/achtung-2-1942513/

    Olamaz mı olabilir. İtimat önemli.

    YanıtlaSil
  20. Buyur burdan yak,
    Turkiye ve dunya tasarruf orani
    http://iktisadianaliz.com/gunun-makalesi/tasarruflar-artmiyor/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Net ihracatımızı (mal ve hizmet) eksi alandan pozitif alana doğru artan bir eğilime sokamadığımız müddetçe ülke tasarruf oranlarımız artamaz.

      İşin özü birbirimizin sakalını keserek zengin olamayız cümlesinde yatar.

      Basitçe; iki kişiden oluşan bir ekonomik birimin birbirlerine yaptıkları satışlar, o ekonomik birimin mevduatını arttırmaz. Arttıran/azaltan diğer ekonomik birimlerle yapacakları ticarettir. Önceki döneme göre ihracatlarını arttırırlarsa mevduatları artar, ithalatlarını arttırırlarsa mevduatları azalır.

      İşin içine iç/dış borçlanma, borç yaratmayan yükümlülükler, ülke varlıklarının satışı, kur değişimleri girince, net ihracat artışı sağlanmadan da ülke mevduatların artabileceği yanılgısına düşülür.Kısa vadede artabilir ama vade sonunda ülke mevduatının azaldığı görülür.

      Devlet BES'e yüzde 25 devlet desteği veriyor peki tasarruflarımız/mevduatımız neden artmıyor?

      Bazılarımızın kesin artıyor, bazılarımızın kesin azalıyor. Burada bahsettiğimiz gelir dağılımı değil. Ülke tasarrufu neden artmıyor?

      Mal ve hizmet ithalatımız, mal ve hizmet ihracatımızdan yüksek arttığı müddetçe ülke tasarrufu/mevduatı artmaz, azalır. İsterse devlet BES e yüzde 100 devlet desteği versin.



      Sil
  21. Sıkıntıları aşmak için çalışmalıyız.

    https://www.dunya.com/kose-yazisi/su-tirmanarak-yasanmakta-olan-tehdit-mi-potansiyel-servet-mi/374004

    YanıtlaSil
  22. hocam tıpkı sgk gibi hazinenin de bütçesi var mı? gelir ve giderleri var çünkü. bu bütçe merkezi yönetim bütçesi dışında mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün kamu kurumlarının bütçesi vardır. Hepsi toplanır merkezi yönetim bütçesi olur.

      Sil
  23. Sayın Eğilmez, Makro ekonomik iki temel veri borçun/ GSMH, bütçe açığının/GSMH.
    Türkiye'nin bu verilerinin 2016 gerçekleşmesi ,% 35 (AB'nin kabuledilebilir oranı % 60), diğeri%1.5
    (AB'nin kabuledilebilir oranı% 3)
    AB içinde Almanya'nın dışında da bu rakamlara yaklaşan bir ülke yok.
    Buna rağmen Türkiye ekonomisini Osmanlı Devleti'nin son zamanlarına benzetmek,bu ülkeye,bu millete ve gençlerimizin, çocuklarımızın geleceğine,ümitlerine haksızlık olmuyormu?
    Durum ve veriler sizin gördüğünüz gibi ise önce AB ülkelerinin bitmiş, tükenmiş olması gerekmez mi? Çünkü bahsettiğimiz o iki veri en temel veri.Örnek Yunanistan o iki verisi çok kötü olduğu(% 125,% 10) için batmadı mı?Tabii ki bazı sorunlarımız var.Ama bütün dünyada sorunsuz bir ekonomi var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ümitlerine haksızlık olmuyormu?

      Siz başknlık ortamında nasıl ümit besliyorsunuz buna cevap verin????

      Sil
    2. Sayın Ali Hakan,

      Biz de geriye baktığımızda sıkıntı duymuyoruz zaten. İleriye baktığımızda sıkıntı duyuyoruz. Çocuklarımıza bırakacağımız mirasın bu olmamasını istiyoruz.
      Saygılarımla.

      Sil
    3. Sayın Ali Hakan,
      AB'nin parası (Euro) rezerv paradır. Adamların aklına eserse basar Euroyu öder dış borcunu. Alanlar daha düşük değerli Euro alırsa sorun AB'nin değil o parayı alanların sorunu olur. TL, rezerv para değildir. Yani kimse kabul etmez. Dolayısıyla TL basıp dış borçlarınızı ödeyemezsiniz. Mecbursunuz döviz kazanmaya.
      Bilmem aradaki fark açık mı?

      Sil
  24. Halil İnalcık'ın talebesinden müthiş cevap!

    https://sarizeybekhaber.com.tr/tarihci-ilber-ortayli-dan-cok-sert-tepki?utm_referrer=https%3A%2F%2Fzen.yandex.com

    YanıtlaSil
  25. Mahfi hoca,
    Sherlock holmes bakış açısıyla siz bunu nasıl yorumlarsınız??? Sizin gördüğünüz farklı bir şey var mı? (Yezid bile seccadeye ayakkabı ile ters basmazdı sanırım.)

    http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/fetonun-verdigi-o-pozun-sifresi-cozuldu-guncel-haberler-1943604/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne oldu hocam o kadar sherlock'dan bahsediyorsunuzki belki önemli gözden kaçan bir şeyler görürsünüz sanmıştık :( daha da sher-lock okumam

      Sil
    2. Sherlock Holmes ciddi işlerle uğraşır.

      Sil
  26. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm (DEG) Raporu'nu "Güçlenen Toparlanma" başlığıyla güncelledi. IMF'nin raporunda Türkiye'ye ilişkin değerlendirmeye "Yükselen ve Gelişen Avrupa" başlığı altında yer verildi.
    (Dünya gazetesi 24/07/2017)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali Hakan size cevabım. http://www.olay.com.tr/imf-dunya-ekonomik-gorunum-raporu-nu-guncelledi/117607/

      Raporda ayrıca Türk mallarına yönelik dış talebin Euro Bölgesi ülkelerine yönelik olumlu beklentilerle artabileceğine işaret edildi.
      Haberdeki en alt paragrafı da okuyun.

      "Türkiye'nin ihracatı 2016'nın son ve 2017'nin ilk çeyreğinde güçlü toparlandı." ifadesi kullanıldı.

      http://www.mahfiegilmez.com/2013/03/dsticaretin-kur-ile-iliskisi.html

      Hocanın yazısını da okuyun. Daha rahat zamanlarda niye yapısal reform yapılmamış buna cevap verin???

      2 çeyreklik yorumlara bakarak uzun vadeli düşünemezsiniz. Onları da düşünün ama hükümetin havarisi olmadan. Taraf tutarsanız mıhlarlar.

      Hocam size sorum da Big Mac'ı anlamadım.

      Sil
    2. Ali Hakan 2013 tarihli yazının yorumlarını da okursan daha geniş bakabilirsin.

      Sil
  27. Adsız 13:14; Yıl 2017 nin ortası,siz 2013 tarihli yazıdan bahsediyorsunuz.
    Ben objektif olması açısından Uluslararası kuruluş IMF nin Dünya Ekonomik Görünüm Raporunda Türkiye'ye(Değişen ve Gelişen Avrupa içinde)yer aldığını Dünya Gazetesi'nden alıntıların.Bu ekonomik raporun, yorumu n 'taraf' olmakla,taraf tutmakla ne gibi ilglsi olabilir.Bu ülkenin bazı alanda(ekonomi, eğitim, sağlık vb.) bazı sorunlarının çözümünden memnun olmak bu ülkenin insanlarının hakkı ve beklentisi olsa gerek.Tabiiki objektif olarak ve bilimsel verilere dayalı olarak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yil 2017 ama 2013 tarigli yazi simdi de gecerli. Ozaman da kur var simdi de. O zaman da dis ticaret var simdi de dis ricaret var.
      Türkiye'nin ihracatı 2016'nın son ve 2017'nin ilk çeyreğinde güçlü toparlandı." ifadesi kullanıldi diyince siz dis ticaret anlamiyor musunuz?

      Benum sorumu hala crvaplamadiniz. Tl dolara karsi daha degerliyken neden yapisal reform yapilmammis. Sicak para daha da azalacak buyuk ekonomiler bilanvo kucultecek ve faiz artiracak. Biz ne yapiyoruz? Objekyiflik deyince Imfnin buyume ongorulerini de yazmaniz lazim siz tirnak icinde sadece "Güçlenen Toparlanma" ve "Yükselen ve Gelişen Avrupa" dediginizde ben ima ettiginiz seyi anliyotum. Ayrica dun genclerin umitlerinden bahsetmissiniz. Ben tekrar soruyorum. Hukumet sicak paeanin bil ildugu zaman neden refirm yapmamis. Kiminle bes tas oynamis da simdi cezasini halk cekiyor??? Cevap istiyorum. Kelime oyunu degil...

      Sil
  28. Hocam ictuzugu degistiren zihniyet meclisi calistirmayan zihniyet halk icin calismiyordur. Insanlar nereye gonul veriyorsa veya yamaniyorsa bunu da gordugumuzu bilmeli!! Ben parti istemiyorum. Bugun benle yurur yarin senle yurur.

    Mehapeye destek verenler bunlari da gorsun!! (millet)vekili beni temsil etmiyorsa bu vatanin insani degil bu adamlar bu kadar agir konusuyorum.

    YanıtlaSil
  29. Sıcak paranın bol bol aktığı dönemde hükümet başka işler ile meşguldü. 17/25aralık dosyaları o meşgul oldukları günlerden Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne hatıra fotoğrafı olarak kaldı. Bir bakan 720bin TL lik saat takarmı? Uygar dünya ülkelerinde varmı bir örnek? Barack Obama nın saati 900dolar Dı o dönem de. Bence dövizi frenlemeye uğraşan bir hükümet varsa başta, kemerleri sıkı sıkı bağlamak gerek. Duvara çok sert vuracak Türkiye. Yapısal reformlar yerine günü kurtarma araçları ile yapılan ekonomik politika çalkalanmış soda şişesi kapağı açıldığında ne etki yaparsa o etki başımıza gelicek. 2001e rahmet okutacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. örümcek adam kardeşim yazıyla anlamıyorsan resimle anlarsın belki diye senin de bahsettiğin şeyleri de anlatan bir sayfa paylaşayım. 17/25 Aralık zamanında sıcak apara boldu ama daha da bol olduğu zamanlar vardı. Grafiği takip et anlamazsan yardımcı olurum.
      https://neoekonomi.com/turkiye-ekonomisi-doviz-kuru/

      Sil
  30. Hocam Hazine Borçlanma Limiti arttırılıyormuş ve en son 2009 da arttırılmış. Ne desem bilemiyorum. Piyasada likidite sorunu var diye bankalara MB karşılıklarını üst kalite olarak tanımlayıp kredi vermelerinin önünü açıyorlar ve mevduat faizlerinin düşmesini istiyorlar. Sonra aynı zihniyet, Hazine Borç tavanı arttırıp piyasadan para çekilmesine ve haliyle faizlerin artmasına neden olacak hamle yapıyor.

    Bence bizim tamamen serbest ekonomiye geçmemiz lazım hocam. Yani ekonominin yönetilmemesi tamamen kaosa bırakılması lazım. Şimdi birileri diyebilir ki "Öyle şey mi olur?" Emin olsunlar öyle olması ile böyle olması arasında hiçbir fark göremeyecekler. Uzun zamanda hatta daha iyi bile olabilir. Çünkü doğal ve sağlıklı bir yapı ile yaşarız.

    YanıtlaSil
  31. Hocam zevkle takip ediyorum sitenizi ama son 6 aydir, yorumlarinda, yorumcularinda tadi kacti. Troller sardi siteyi, insanda sevk birakmiyorlar. Satasmalar, size laf atmalar, baskalarina satasmalar. Benim kapim herkese acik diyeceksiniz ama olmuyor hocam, trolden olsada evliya sokma avluya. Sitedeki yorumlara bir filitre getirseniz cok memnun olacagim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Herkesin bir şeyler öğrenmeye hakkı vardır. Bırakın onlar da sorsun sorularını, bırakın alay ettiklerini sansınlar. belki bir kaç cümle kaparlar da biat kültürünü sorgulamaya başlarlar.

      Sil
    2. Aslında kendine filtre işi kolay,mesela şimdilerde sadece Hocamızın yanıtlarını okuma filtresini kullanıyorum.

      Sil
  32. Hüsamettin Yoldagezer25 Temmuz 2017 21:35

    İstikrarlı çalışan hayâl görmeyen toplumlar, hükümetler ile pek işleri olmaz çünkü üretip birikim yaparak yaşarlar bunun sonucunda sıkıntı yaşamazlar ayağına göre yorgan seç gerisini boşver.

    YanıtlaSil
  33. Sayın Eğilmez,AB ve Euro bölgesindeki ülkelerde, makro ekonomik veriler bozulunca(borç/GSYH-max.% 60-, bütçe açığı/GSYH max.% 3 ) Küresel krizin AB ve Euro bölgesinde ilk yansıması bildiğiniz gibi İspanya,İtalya,İzlanda ve Yunanistan' da görüldü.
    Bunlar içinde Yunanistan'ın borçluk ve bütçe açığı çok yüksek ve sürdürülmebilir, çevrilebilir olmadığı için yaptırımlara bağlı kurtarma operasyonuna maruz kaldı.
    Eğer AB ülkelerinde ekonomik sorunları para basarak(Euro)çözmek bu kadar kolaysa Yunanlılar neden bu sosyal, ekonomik sorunları yaşadı yaşıyorlar.
    İkincisi, eğer parası rezerv para olanların ekonomik sorunlarını çözmek bu kadar kolay olmasa gerek,ve AB ülkelerinde Massirit Kiriterlerinin konulmasının ne gibi anlamı olabilir.
    Üçüncüsü bunları kabul etmez isek, Türkiye' de yeni reformlar konusunda ısrarlı olmak kadar ABD,AB' nin rezerv para sömürü düzenine(para basarak sorunu çöz)eleştirel bakma ve karşı çıkış göstermiyecekmiyiz?
    Aklı hür, fikri hür,irfanı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben AB'nin para basmasının kolay olduğunu söylemedim. Kolay olsa bile mali disiplin buna kolay izin vermez. Ama böyle bir imkanın olması onların borçlanmasını kolaylaştırır ve borç oranının yükselmesi de bizdeki kadar ciddi sıkıntı yaratmaz.
      Ali bey bizim düşük olan borç oranımız kamu kesimi borç oranı. Özel kesimin borç oranı düşük değil. Ve 1 yıl içinde bulunması gereken dış finansman da 200 milyar dolar. Borç oranı vs den çok daha önemli olan bu.

      Sil
    2. Yunanistan hile yaptığı için battı. Yani alıp vermediği, sisteme katılımı düşük olduğu için. Ayrıca her euro ülkesi kafasına göre euro basamaz. Avrupa Merkez Bankası var ve her ülkenin hakları/görevleri sınırlı. Yani istese de Yunanistan euro basarak sorunlarını çözemezdi çünkü diğer ülkeler buna izin vermezdi.

      Sil
    3. Hocam ecb ve fed piyasaya sürdükleri paraların(tahviller) ülke içerisinde kalması için bir kısıtlama getirebilirler mi. Eğer böyle birşey olma ihtimali var mı.

      Sil
  34. - "Sonuçta iç, dış, banka kredisi ile çek ve senetlerden olmak üzere özel sektörün toplam borcunu 3 trilyon 5 milyar lira olarak bulduk. Bu rakam 1 trilyon 105 milyar dolara denk geliyor. Dolar olarak pek ifade etmedik çünkü borcun sadece yüzde 31’i dolar bazlı. Geri kalanı TL ve içeriye yönelik borçlar. Bunun da toplam borçlara oranı yüzde 71.7. Dahası GSYH’nin yüzde 53 daha üstünde bir rakamı oluşturuyor.

    - Bu borç yüksek mi yüksek. Faiz ve döviz kurundaki oynaklığa karşı neden sektör aşırı hassas buradan anlaşılıyor. Faizle kurla yatıp kalkan reel sektörün kendisi. Çünkü yük onun sırtında.

    - Türk özel sektörü aşırı borçlu ama özellikle dış borçlarını çevirmede rüştünü ispatladı. Küresel krizde borçlarını ödeyebildiğini gösterdi.

    Üstelik bu kez yalnız da değil. Bloomberght.com.tr A Yıldırım 'ın bundan bir yıl önce özel sektör dış borcuna ilişkin yazısı Sayın Eğilmez.Amacım sizinle polemiğe girmek değil oluşturduğunuz bu güzel platformu ülke sorunlarını irdelemek,iyileştirmek ve aklın,bilimin,yakın ve uzak tarihimizin ışığında analiz etmeğe katkı sağlamak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.bloomberght.com/ht-yazarlar/abdurrahman-yildirim/1875857-ozel-sektorun-borcu-11-trilyon-/

      Ali Hakan kendi yazına kendin katkı yapman açısından. Atasözünü de yazsaydın ve alttaki yorumları da yazsaydın. Kamçıyı siz fazla yemiş olabilir misiniz?

      Hocam bugün çok saçma sapan yorumlar gördüm kusura bakmayın ama biraz tatil de gerekiyor insanlara. Millet sesini çıkaramıyor buraya sarıyor gördüğüm kadarıyla. Gecikmeli olacak bundan sonra cevaplar kardeşim

      Sil
    2. Sayın adsız 20.14,
      Borçta ve borçlulukta asıl olan ve dahi 'anahtar' kavram 'borçun' çevrilebilir olmasıdır.Verdiğim linkten ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım 28 Nisan 2016 tarihli yazısında, bugün olduğu gibi o tarihte de Türk özel sektörünün dış borç stoku,riskine dair o yazıyı yazmış.Rakamlarla sorunu analiz ederek vardığı sonuç,özel sektör aşırı borçlu ama küresel kriz ve durgunluğa rağmen borçlarını zamanında ödeyerek 'rüştünü' ispatladı diyerek vardığı sonuç ücretsiz açıkça kamuoyuna belirtmiş.Peki bugüne geldiğimizde özel sektörün ödemediği, ödeyemediği bir borçlu varmı uluslararası finans dünyasında yok.
      Böyle bir risk veya sorunun olmadığı bir Japon şirketinin geçenlerde İstanbul'da ,bir özel sektör şirketiyle 1,5 milyar dolarlık işbirliğine gitmiş olmasıda açıkca gösteriyor.
      İlgili linkteki yazının son cümlesi ni yazmamı istiyorsan yazayım.Hesabını bilenler için"Borç yiğidin kamçısıdır."Şuanda özel veya kamu borçsuz hiçbir şirket veya devlet yoktur.ABD 'nin borçunun GSMH' na oranı % 125,AB ülkelerinin borç ortalaması ise , Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin % 36 olmasına karşın onların % 85-90 larda.Burda önemli olan başta işaret ettiğim borçun 'çevrilebilir ' olmasıdır.Peki Abdurrahman Yıldırım'ın yazısına yorum yapanların hangi yorum veya tahmini tutmuş.Asolan yorum yapmak veya yazmak değil.Yaptığın yorum veya yazının bir süre sonra sizi,bizi mahcup etmesi veya haklı çıkarması olsa gerek.
      Bu arada bazı yorum ve yazılarda, üzülerek görülüyor ki,bu ülkede bazı şahıslar' birşeylerin'kötü gitmesini arzular bir psikoloji ve ruh halindeler.Onlar bunun ne derece farkındalar bilemiyorum.Bu ülke hepimizin, başka gidecek yerimiz yok.Hür aklımı,hür fikrinizi, hür vicdanını zıt bu "Bu Ülke,Bu Vatan" için seferber etmeliyiz.Sayın Eğilmez hocadan bu platformu bunun için kurdu ve oluşturdu diye düşünüyorum.

      Sil
    3. Hesabını bilenler için"Borç yiğidin kamçısıdır." demişsiniz. Siz iktisatçı olarak borcun çevrilebildiğini söylüyorsunuz çalışıyorsunuz ya hani. Ben kendimi iktisatçı olarak görmüyorum haddim değil.
      Şimdi şu makaleyi okuyun bakalım. Kişibaşına düşen dış borç miktarı ne kadarmış? Ben çalışmıyorum bu borcu çeviremem. Siz çalıştığınıza göre çevirebilirsiniz. [Şunu da ekleyeyim: GSMH = GSYH+Dış Âlem Net Faktör Gelirleri)] Dış alem net faktör gelirleri kapatabilir der misiniz acaba?
      http://www.mahfiegilmez.com/2016/04/turkiyenin-ds-borclar.html
      Kaldı ki şimdi yıl 2017. Son makroekonomik verileri analiz ettiğinizde göreceksiniz.
      İşsizliğin, Gini Endeksinin bozuk olduğunu düşünürsek (kaynak olarak OECD öneriyorum objektiflik açısından) ayrıca asgari ücretin 1404 TL olduğu Türkiye bu borçları nasıl ödeyecek? (Cevap istiyorum!)

      Ben bir şeylerin kötü gitmesini arzulamıyorum öyle psikoloji içinde değilim aksine bozuk düzenin düzelmesi için acilen adım atmamız gerektiğini söylüyorum. Siz garip psikoloji içindesiniz gibi geliyor. Hür aklım, hür vicdanımla sizi de aklı doğru kullanmaya davet ediyorum.

      Sil
    4. Sayın adsız 15:10
      Cevap yazınızın son bölümünde"Aklı hür , fikri hür, vicdanı hür" olarak sorunlarımızı konuşma, tartışma ve çözme konusunda mutabık olmamız ve olmanız sevindirici.
      Şimdi biraz başa dönmemiz gerekecek.Tartışmanın başlangıçı benim bir yorumuma Sayın M Eğilmez' in Türkiye'nin kamu borçundan,ziyade özel sektör dış borcunun yaklaşık 2009 milyar dolarlıla risk teşkil ettiğine dair yazına benim, ekonomi yazarı Abdurrahman Yıldırım'ın ilgili yazısına atıfda bulunarak yaptığım yorumdu.Özel sektörün dış borçunun ödenmesi veya çevrilmesinin asgari ücretlinin maaşı ile ne ilgisi olabilir?Borçveren finans kurumu senin veya benim, asgari ücretime maaşıma, güvenerek özel sektör kuruluşlarına borç vermesi mümkün mü? Tekrar ediyorum kamunun borçluluk oranı ABD ve AB ülkelerinin oranlarından daha düşük.Maastrit kriterlerine göre % 60 Türkiye'nin borçluluk oranı % 36.ABD'nin ise % 125,AB ortalaması ise % 85-90.Türkiye ekonomisinin özel sektör ve kamunun borç çevirememe sorunu bu verilerle yok.Bu ekonomimizin sorunu, sorunları yoktur anlamına gelmez.
      Gelelim ekonomi yönetimin ve özel kesimin acilen yapması gereken düzenleme ve gerçekleştirmeler.
      -Tasarrufları artırmak
      -Yüksek katma değerli mal üretmek.
      -Uzun vadeli ve düşük faizli finans man temin etmek.
      -Ülkemizdeki yatırım ortamını iyileştirmek.
      Yatırım ortamını iyileştirme konusunda hergün Türkiye ekonomisi bugün batacak,yarın batacak şeklinde yorum, tahmin ve spekülasyonlarla bizler veya köşe yazarları, sosyal medya kullanıcıları olarak herhalde katkı sağlamış olmayız.Her alanda daha duyarlı olmak gerekiyor.Umarım durum anlaşılmıştır.

      Sil
    5. Bence de borcun çevrilebilir olması anahtar kelimedir. Ama bu çevirme borcun ödendiği anlamına gelmiyor; borcun arttığını anlatıyor.

      Çevirmenin doğal bir sonucu bir noktada varlık satışı yapmak zorundasınızdır ki bir süre daha borcu çevirmek için alan yaratmış olursunuz.

      Borcun ödenmesi net ihracat artışı sayesinde olur.

      Peki batıyor muyuz? Son birkaç yılda batmadıysak, önceki krizlerde de batmadıysak şimdi de batmayız.

      FED bilanço küçültme operasyonunda da batmayacağız. Düşündüğümüz kadar kötü geçmeyecek. Neye dayanarak söylüyorum; son bir kaç sene yaşananlara bakarak. Piyasa tecrübe edindi FEDin faiz arttırma sürecinde. Bu süreçte piyasa ne olacağını bilmiyordu; şimdi ise azçok bir fikri var. FED faiz arttıracak,bilanço küçültmesine gidecek tüm bunlar biliniyor, ama sıcak para girişi hala devam ediyor. Sıcak para iyidir anlamında söylemiyorum, Bir kapı kapanıyor ama mecbur bir başka kapı açılıyor.

      Bu süreçte de birçok varlığımızı satacağız,kaçış yok. Umarım daha fazla yeni varlıklar ediniriz.




      Sil
    6. http://www.hakanozyildiz.com/2017/02/borcluyum-kederliyim-her-ne-desen-haklsn.html

      Sil
    7. Timur bey borcu borçla kapatıyoruz. Borcu öteliyoruz, yeni borçlar yaratıyoruz. Hoş dünya öteliyor. Büyük ekonomiler yükü gelişmemiş, gelişmekte olan ülkelere yüklüyor, yükleyecek. Sonunda da tuhaf şöyler olabilir.

      Sil
    8. Ben de aynı fikirdeyim. Borcu çevirmek, borcun ödendiğini değil aksine arttığını gösterir.

      Sil
  35. http://www.memurlar.net/haber/682489/

    Bu da önemli bir konu. Alttaki yorumlar da topluma açılan pencere görevini görüyor.

    YanıtlaSil
  36. http://sgkrehberi.com/haber/121813/?utm_source=memurlarnet&utm_medium=anasayfamanset&utm_content=daily&utm_campaign=Memurlar_Anasayfa

    Her yere mülakat geliyor.

    YanıtlaSil
  37. Son olarak şunu paylaşayım hoca kabul ederse tabi. http://sgkrehberi.com/haber/121620/
    Hükümete yakınlığıyla bilinen Memur Sen'in talebi beni şaşırttı açıkçası.

    YanıtlaSil
  38. Haberturk'te Didem Arslan Yilmaz'in programinda Diyanet Isleri 16. Baskani Prof. Ali Bardakoglu konusuyor. Islam ulkelerinde gelir dagilimindaki ucurum daha az olmaliydi diyor. Kapitalizm sevdasindan ve bencillikten uzak durmamiz lazim diyor. Matematik, astronomi, fizik.. dallarindan da soz etti. Sıkıntı insanin kendisinde. Dinleyenler ders aliyordur umarim. Sosyal adalet, sosyal ekonomi nerede?

    YanıtlaSil
  39. İyi günler hocam,

    Ben iktisat bölümüne yeni geçicek bir öğrenciyim (ingilizce olucak inşallah) iktisat için ingilizcenin ne kadar önemli olduğunu biliyorum ilk işim ingilizcemi geliştirmek olucak ama onun haricinde bölümle ilgili kesin yapmalisin ya da basitinden okumalisin dediğiniz kitaplar var mi acaba? Hocadan başka cevap vericek arkadaşlar olursa onlarada simdiden teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Eğilmez kitaplar yazarsan zaten google amca sıralar ordan teker teker bakarsın. Ek olarak

      http://www.businessht.com.tr/yorum/haber/1111084-finanscilara-kitap-onerisi
      http://www.businessht.com.tr/ekonomi/haber/1098509-okumaniz-gereken-kitaplar

      Sil
  40. Hocam tavsiye ettiğiniz kitaplarınızın okuma sırasının illa önerdiğiniz şekillerde mi olması gerekiyor? çünkü ben o önerilerinizi okumadan Ekonomide Analiz kitabınızı almıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer ekonomi bilginiz yeterli değilse Ekonomide Analiz size fazla katkı yapamaz.Eğer ekonomi okuduysanız ve önce okuduklarınızı bir hatırlamak ve öyle başlamak istiyorsanız Majroekonomiyi bir kez elden geçirmekte yarar var.

      Sil
    2. ekonomi bilgim yeterli değilse hangi kitapları sırasıyla okumam gerekli Hocam

      Sil
    3. bir de yüksek lisans yaptığınız dalı ve hangi konularla ilgilendiğinizi belirtirseniz memnuniyetle yardımcı olurum demiştiniz bende yanıt vermiştim ama gözünüzden kaçmış sanırım Hocam cevap vermemişsiniz. o mesajıma da zahmet olmazsa cevap verebilir misiniz?

      Sil
  41. hocam merhabalar paylasımlarınızı daha sık yapsanız daha sık okusak keşke günluk gazete gibi,malum sansürlü basın sığlaştırılmış gündem dolu olduğu için siteleri takip etmiyoruz sol muhalif gecinen ajanslar bile onemli mesele yerine akp karşıtı isimler üzerinden dedikodu döndürüyor sadece sizin ve uğur civelek gibi hocalarımızın değerli paylasımlarını daha sık okumak dileğiyle sağlıcakla kalın değerli hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Ama bir yandan da yeni kitabım üzerinde uğraştığım için bundan sık yazma olanağım olmuyor.

      Sil
  42. Hocam paranın marjinal faydası iktisat teorisinde sabit midir azalan mıdır? Kimi kaynaklar azalandır kimi kaynaklar para mal olmadığı için sabittir diyor. Teori bu konuda ne diyor ve sizin görüşünüz nedir? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana soarsanız paranın marjinal faydası diye bir şey olmaz. Ama paranın satın aldığı mal veya hizmetin marjinal faydası olur.

      Sil
  43. Hocam Merhaba;

    Kamu harcamalarının etkinliği açısından 4734 sayılı kamu ihale kanununun değerlendirilmesi başlıklı çalışmam için kaynak bulma hususunda yardımcı olabilir misiniz? Bu bapta önerebileceğiniz makale, kitap ve tez çalışmaları var mıdır? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  44. Hocam merhaba. İktisat bölümü yüksek lisans için KALKINMA İKTİSADI,İKTİSADİ BÜYÜME,KLASİK POLİTİK İKTİSAT,İŞGÜCÜ PİYASALARI VE İSTİHDAM POLİTİKALARI,MİKRO İKTİSADİ ANALİZ,FİNANS ENDÜSTRİSİNDE ETKİNLİK şeklindeki ders listesi için yorumunuzu merak ediyorum. İlgiyle takip ediyorum.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  45. iyi günler,

    TUIK'in Milli Gelir Hesaplarında ölçüm hatası mı var? Kabaca dahi tutturamıyoruz hesapları, diyen ekonomistler var. Sizin bir incelmeniz var mı? Sonuçta bütçe ve borçlanmayı etkiliyor bu hesaplar.

    YanıtlaSil
  46. hocam bloomberg ht ye çıksanızda canlı canlı dinlesek birazda iyi olurdu.

    YanıtlaSil
  47. Tüm gelişmiş ülkeler borç batağı içinde. Peki bu ülkelerin tamamı kime borçlu? Bu konuyla ilgili "zeitgeist the movie" isimli bir belgesel izlemiştim. Sizin bu belgesel ile ilgili yorumunuzu cok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  48. Merhaba Hocam,
    2010 - 2017 arası Kamu tüketim ve yatırım harcamaları tutarlarını nereden alabilirim.
    yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.
    teşekkürler.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...