18 Eylül 2017 Pazartesi

Gelir Dağılımı Bozulmaya Devam Ediyor

Kişisel Gelir Dağılımı
Türkiye’de gelir dağılımı araştırması, gelir ve yaşam koşulları araştırması adı altında TÜİK tarafından ve yıllık bazda yapılıyor. TÜİK bu araştırmayı yaparken örnekleme yöntemini kullanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün yerleşim yerlerini ve tüm hane halklarını kapsama alıyor.  Aşağıdaki tablo Türkiye’de gelir dağılımını (Gini katsayısı bazında) 2002 yılından bu yana göstermektedir. 2002 ile 2005 yılları arasında katsayının ölçümü farklı bir anket olan Hanehalkı Bütçe Araştırması anketi sonuçlarına göre yapılıyordu. O nedenle bu tabloya bunları da almakla birlikte yöntem farklılıkları nedeniyle 2002 – 2005 yılları sonuçlarıyla 2006 – 2016 yılları sonuçları arasında bire bir kıyaslama yapılamayacağını vurgulamak isterim. Tabloda son sütunda yer alan P80/P20 oranları; gelirden en fazla pay alan yüzde 20’lik grubun geliriyle en düşük pay alan yüzde 20’lik grubun geliri arasında kaç kat fark olduğunu gösteriyor.

Yıllar
Gini Katsayısı
P80/P20
2002
0,440
2003
0,420
2004
0,400
2005
0,380
2006
0,428
9,6
2007
0,406
8,1
2008
0,405
8,1
2009
0,415
8,5
2010
0,402
7,9
2011
0,404
8,0
2012
0,402
8,0
2013
0,400
7,7
2014
0,391
7,4
2015
0,397
7,6
2016
0,404
7,7

0,40’lık bir Gini katsayısı gelir dağılımının bozuk olduğunun göstergesidir. Gelir dağılımının adaletli olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Norveç, Finlandiya) Gini katsayısı 0,25 dolayında, eski sosyalist ülkelerde (Romanya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan) 0,30’larda bulunuyor. 

Gelir dağılımında 2013’den 2014’e geçişte yaşanan düzelme, 2014’den 2015’e geçişte yeniden bozulmaya dönüşmüş ve bu bozulma 2016 yılında da devam etmiş görünüyor. 2010 – 2013 arasında 0,40 düzeyine yerleşen Gini katsayısı 2014 yılında 0,391’e gerilemiş, ardından gelen iki yılda yükselerek yeniden 0,40’ın üzerine çıkmış bulunuyor.

Tablonun son sütununda yer alan ve en yüksek gelir grubuyla en düşük gelir grubu arasındaki farkı gösteren değerlerde 2014’e kadar yaşanan düzelmenin 2015 ve 2016 yıllarında yeniden bozulmaya döndüğü de dikkat çekiyor. Aradaki fark 2014’de 7,4 kata gerilemişken 2016’da 7,7 kata yükselmiş bulunuyor.

Fonksiyonel Gelir Dağılımı
Aşağıdaki tablo bize Türkiye’de fonksiyonel gelir dağılımını 2006 ve 2016 yılları itibariyle karşılaştırmalı olarak gösteriyor.

Yıl
Ücret, Yevmiye
Kâr
Rant
Faiz
Sosyal Transfer
Diğer
2006
44,5
24,2
3,1
6,1
17,8
4,3
2007
43,8
23,2
4,1
7,0
18,2
3,8
2008
46,0
22,4
4,4
4,2
19,1
3,9
2009
46,5
20,4
5,0
5,3
19,6
3,2
2010
47,4
20,2
4,2
4,5
20,5
3,3
2011
48,4
21,4
3,9
3,8
19,4
3,2
2012
49,9
20,4
3,5
3,3
20,0
2,9
2013
51,5
19,6
3,3
3,1
19,7
2,7
2014
52,4
18,5
3,3
2,9
20,1
2,8
2015
52,5
18,8
3,3
2,6
20,0
2,8
2016
52,2
19,8
3,1
2,5
19,6
2,7

Bu tabloya göre Türkiye’de yaratılan gelirden 2016 yılında en büyük payı maaş ve ücret geliri elde edenler almış. Nüfusun en büyük ağırlığını bu kesim oluşturduğu için bu sonuç normaldir. Ücret gelirlerini müteşebbis gelirleri yani kârlar izlemektedir. Rant gelirleri toplam gelirin yüzde 3,1’ini ve faiz gelirleri toplam gelirin yüzde 2,5’ini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dört gelir türü arasında gelirden en düşük payı faiz geliri almaktadır.  

Tablo bize 2015 yılına göre 2016 yılında ücret, rant ve faiz gelirlerinin GSYH’den aldığı paylarda düşüş olduğunu, buna karşılık kârın aldığı payda artış olduğunu gösteriyor. Emeğin karşılığı olan ücretin payının düşmüş, buna karşılık grişimciliğin karşılığı olan kârın payının yükselmiş olması fonksiyonel gelir dağılımında da bozulma olduğunu ortaya koyuyor.

Veriler için kaynak: 2015 ve 2016 verileri için: TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2016 (http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24579)
Diğer yıllar için TÜİK sitesi temel istatistikler (http://www.tuik.gov.tr/UstMenu.do?metod=temelist)      

Tanımlar üzerine not: 
Kişisel gelir dağılımı analizi; bir ekonomide yaratılan gelirin, o ekonomideki kişiler arasında ne şekilde dağıldığını, fonksiyonel gelir dağılımı analizi ise: ücret, faiz, rant, kâr gibi üretim faktörlerinin yaratılan gelirden ne kadar pay aldığını ölçmeye yarayan analizlerdir.
Kişisel gelir dağılımında adaleti ölçmek için kullanılan araçlar içinde en yaygın kullanılanı Gini katsayısıdır.  Eğer gelir dağılımı tam anlamıyla eşitse, yani bütün değerler mutlak eşitlik çizgisi üzerindeyse o zaman Gini katsayısı sıfır çıkacak demektir. Gini katsayısı sıfır ile bir arasında değişen bir katsayıdır ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını gösterir.

Gini katsayısı ve Lorenz eğrisi hakkında daha ayrıntılı bilgi için kaynak: 




146 yorum:

  1. Bir de vergi ve transferler oncesi Gini hesabina diger ulkelerle karsilastirmali bakmak fayda olabilir. Bu karsilastirma dolayli vergilerin yogunlugunun olumsuz katkisini, sikca elestirilen yardimlarin esasen gorece dusuk oldugunu, nihayetinde de devletin dahli oncesi gelir dagiliminin epeyce ulkeden daha iyi oldugunu gosterecek, mesela Almanya'dan. Bu mevcut durumu degistirmese bile devletin dogrudan vergileri artirarak gelir dagilimini gorece hizli degistirebilecegini gosteriyor ki bu da yapisal olarak daha adaletsiz ulkelere kiyasla gelecek icin daha umut verici gibi.

    YanıtlaSil
  2. Gene faiz guzellemesi gibi geldi yazi. Yani faiz gelirleri azaliyor ama bakin gini kat sayisi bozuluyor anlami cikarttim. Bir de ben bakayim dedim:

    Yil Gini TCMB AOFM (1 yil vadeli, yillik ortalama)
    2006 0,430 16.3875
    2007 0,410 17.9966
    2008 0,410 17.8416
    2009 0,420 14.3758
    2010 0,400 9.26833
    2011 0,400 9.2175
    2012 0,400 10.0458
    2013 0,400 8.0725 <-- Faizin en dusuk oldugu yil
    2014 0,391 9.855 <-- Gini katsayisinin en dusuk oldugu yil
    2015 0,397 9.85583
    2016 0,404 11.0166

    2013 fonlama faizlarinin en dusuk oldugu yil. Bir sonraki sene de Gini kat sayisinin en dusuk oldugu yil. (haliyle faiz gelirleri bir sene sonrayi etkiliyor). Gene Faiz arttinci Gini katsayisi da gideerek bozuluyor.

    Burada dikkat ceken nokta sanirim etkinin reel faizle degil, nominal faizle olusuyor olmasi, bu bilgi benim icin de yeni oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yazı faiz güzellemesi değil, ilgisi yok ama siz faiz kötülemesi denemişsiniz, o da olmamış. Faizin payı yüzde 2,5, her tarafı etki olsa ne olacak?

      Sil
    2. Bahsettiginiz gelirleri kac kisinin paylastigina bir bakalim:

      Fayd. Milyon Milyon basina dusen oran
      Ücret, Yevmiye 30 1.733333333
      Sosyal Transfer 10 1.96
      *Kâr 3-5 4.84
      Rant 3-4 0.75
      *Faiz 0.1 25

      - Faiz'den faydalanan milyon rakami kabaca 100bin olan 1milyon tl uzeri mevduat sahipleridir.

      - Gene kar olarak sirket sahipleri baz alinmistir. Ancak bankalarin ve bir cok kurumsal sirketin faiz gelirlerinin de kar kalemi icerisine girdigine dikkat etmek gerekir. Buradaki dagilim da gene faiz geliri olanlarin lehine olacaktir.

      Gorulecegi gibi 2,5 diye begenmediginiz rakam diger gelirlere gore neredeyse 25 kat daha fazla dagilimi bozuyor.

      Toplu igneyi avuclarinizin arasina dik olarak koyup, 'kucucuk sey her tarafi etki olsa ne olacak' deyip sikistirmaya calisirsaniz, yogunlasmis seylerin etkisini deneysel olarak gorursunuz.

      Sil
    3. İğne benzetmeniz güzel ama burada bir işe yaramaz. Faizden yararlananların sayısı 100 bin değil. Öte yandan kâr, rant ve ücret elde eden şirketlerin ve kişilerin tamamının faiz geliri var ve bu gelirler kâr içinde sayılmıyor ve faaliyet gelirleri ve faiz gelirleri vb diye ayıklanıyor. Yani öyle sadece faiz elde edenler değil o yüzde 2,5'un içindekiler.
      Eğer ekonomiyle uğraşacaksanız faiz takıntısından kurtulmanızı ve konuya ekonomik açıdan bakmanızı öneririm.

      Sil
  3. Hocam, İskandinav ülkelerinde neden daha adaletli bir gelir dağılımı var?..Eğitim ve hukuk sistemlerinden mi kaynaklanıyor?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü oralarda demokrasi çok güçlü.

      Sil
    2. Hocam yanlış biliyorsam düzeltme gelir muhakkak ama ben şöyle bir açıklama getirebilirim. İskandinav ülkelerinde (özellikle Finlandiya'da eğitim konusu) eğitim ve sağlık insanların potansiyellerini gerçekleştirmekte çok kritik ve elzem görüldüğü için devlet tarafından çok yüksek kalitede sağlanmaktadır. Buralarda yüksek gelirlilerden alınan marjinal vergi oranı % 80-90 civarında diye hatırlıyorum( yani bu kalitede eğitim ve sağlık hizmeti vermek için yüksek maaş ödemesi ve devamlı beşeri sermaye yatırımlarının finanse edilmesi gerekliliğinin bir sonucu olarak vergi oranları üst gelir gruplarında çok yüksek).İzlediğim bir belgeselde bunun vatandaşlar arasında bir gerilime ya da zenginlerin itirazına neden yol açmadığı sorusuna biri şöyle yanıt vermişti: ( İsveç 'te) toplum homojen olduğu ve community arasında güven duygusu güçlü olduğu için insanlar daha mutlu ve güvenli bir yerde yaşamanın karşılığı olarak bu bedeli ödemeye
      razı. Bu ülkelerde kayıtdışı ekonominin ağırlığı nedir bilmiyorum fakat bizde bu sistemin yürüyemeyeceği bence çok aşikar.

      Sil
    3. Bu da yanlis..

      Benim tezim daha dogru.. Söyle ki.

      Iskandinav ülkelerinin hicbirinde her yil findik fiyatlarindan dolayi ülke tarihinin en büyük gösteri ve protestolarini yaptigi halde tam 15 yildir bir sonraki secimde kendilerine bu fiyati veren hükümet partisini %70 ile ödüllendiren bir millet olmadigi icin orada gelir dagilimi cok iyi.

      Sil
    4. orada sorun şudur; eğer sen yaptığın işten söz gelimi 10 milyon liradan fazla kar elde ediyorsan zaten toplumdan alman gerekenden daha fazlasını alıyorsun buda adaletsizlik yapıyor; yani bir insan marjinal olarak iyi yaşayabilir o parayla daha fazlasını istemen bir şekilde yasal yoldan kazansanda ahlaksız kazanç gibi sayılıyor (kişisel kazançlar için)...o nedenle vergiler belli bir standarttan sonra çok yüksek, toplumda aşırı lüks yaşayan, 500 liraya tost yiyen çorba içen, 2000 liraya yemek yiyen bireyler pek yok, bu tür harcamalar ahlaksızlık olarak görülüyor.

      Sil
    5. Sevgili arkadasim mahfi Hocanın dediğine katılmakla birlikte Evet orada Demokrasi var ama şöyle bir durumda mevcut. Norveç dediğimiz Ülkesi Sadece 5 milyon nüfusu var. Yani biz de bir Ankara'ya da İzmir kadar bir nüfus. Böyle bir nüfusu geçindirmek biraz daha kolay. Üstelik halkının yüzde 70i kamuda çalışıyor. Türkiye'den örnek verelim. memurdan memura gelir ne kadar fark edebiliyor ki. Herkes güzel maaş alıyor tabii. Kişi sayısı az olunca, herkese düşen pay artıyor. Ama Türkiye'nin nüfusu 80 milyon burada gelir adaleti sağlamak kolay bir iş değil.

      Sil
  4. Merhaba hocam dolaylı vergilerin düşük gelirli vatandaşın hayat pahalılığını yüksek gelirliye kıyasla daha çok arttırdığı malumunuz. Bunun çözümü doğrudan vergileri arttırmak mı yoksa tüketimde gelire göre progressive vergi mi tasarlamak ? Ve ikinci durumun dünyada örneği var mı ? Uygulanabilirliği konusunda bazı soru işaretleri var kafamda açıkçası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harcama vergisini artan oranlı yapmak zor. Diyelim ki 10 TL'lik harcamaya yüzde 2, 10 - 20 arası % 3 uygulayacaksınız. Adama 10 liralık malı alır çıkar gelir öteki 10 liralık malı alır.

      Sil
    2. Arkadaşımız sanırım düşük gelirliden az, geliri çok olandan çok vergi alınsın tüketim aşamasında diyor sanırım.

      Asgari ücretli ekmeği vergi dahil 1 TL ye alırken, geliri 3 bin olan 1,5 TL ödesin, 5 bin olan 1,75 ödesin der gibi.

      Sil
    3. Doğrudan vergileri arttırmak dediğiniz şeyin pratikte tek sonucu, ücretli çalışandan daha çok vergi kesilmesi. Ben bunda vergi adaletini sağlayacak bir şey görmüyorum. Dolaylı vergileri azaltacağız diye zaten vergi ödemeyen, ödediği tek vergi lüks otomobilinin ÖTV'si olan insanları daha da zengin etmek anlamsız.

      Sil
  5. Hocam sadece bu yazı için değil genel anlamda da sormak istiyorum; TÜİK'in yayınladığı veriler %100 doğru ve manipülasyona kapalıdır diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eger gectigimiz referandumda hile yapilmamistir diyebiliyorsaniz TUIK verileri manipulasyona kapalidir diyebilirsiniz. Memlekette manipulasyon yapilmayan birsey kaldi mi?

      Sil
    2. Sadece TUİK değil, bir ülke ekonomisini istatistiki olarak ölçen her kurumun açıkladığı veriler yüzde yüz doğru değildir.
      Örneğin Tuik açıkladığı bültende de milli gelir için, "tahmini" der.

      Size de sormak istiyorum hangi veriler sizi şaşırtıyor?

      Açıklanan veriler ışığında kırılgan beşlinin tepesindeyiz, daha ne olacaktı?

      Sil
    3. 50 defa söyledik TUİK verileri sağlıklı (makul seviyede olabildiğince) nasıl hesaplandığıda açıklanıyor sayfalarında her türlü veriye ulaşılabiliyor, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak lazım; işler kötüye gidince veri kötü iyiye gidincede iyi geliyor, sen x kişisini sevsende böyle sevmesende... sene başında yeni hespalama yöntemi verildiğinde mahfi bey dahil hepiniz sürü gibi manipülasyon diye bağırı verdiniz biz ne dedik bu yeni yöntem (ağırlıklar) bu sene için enflasyonu yüksek gösterecek çünkü ulaşımda zam enflasyonun çok üstünde, gıda ile ilgili önlemler alıcağı içinde bir miktar gıda enflasyonu azalacaktır paranoya yapmayın dedik; sonuç tamda beklediğimiz gibi oldu gıda enflasyonu görece bir parça düştü (oranı küçük bir miktar azaltılmıştı), ulaşım enflasyonu görece çok arttı (ağırlığı küçük bir miktar arttırılmıştı). sonuç eğer TUİK dediğiniz gibi bir manipülasyon peşinde olsaydı sonucu bundan daha iyi gösterecek imkana sahipti, çıkarılacak ana fikir ben öyle hissetmiyorum o halde doğru şudur dersek 70-80 milyon ayrı enflasyon oranı hesabı olur; ayrıca 70-80 milyon büyüme rakamı...

      Sil
    4. Tüik'in verileri değil ölçümleme yöntemlerini manipüle ettiğini söylemek daha doğru olur. Durum böyle olunca çıkan sonuçları değiştirmeye gerek kalmıyor.
      Mevcut ölçüm yöntemlerinin gerçek verileri sunmadığı aşikar. Ancak mevcut yöntemin doğru uygulanıp uygulanmadığını kontrol etmek istiyorsanız TÜİK'in verilerini BETAM'ın sonuçları ile kıyaslayabilirsiniz. BETAM daha güvenilir bir kurumdur.

      2016 seçimi ile ilgili konu maalesef TÜİK meselesinden biraz daha farklı. YSK'nın ne yapıp ettiğine dair en ufak bir güven söz konusu olamaz. 1946 seçimlerinde CHP'nin topluma ve Demokrat Parti'ye işlediği suçun aynısı 2016'da AKP ve YSK tekrarlamıştır.

      Hukuksuzluk bu durumdayken vatandaşa neden vergi kaçırıyorsun ya da kırmızıda neden durmuyorsun demek manasız kalıyor.

      İnsan üzülüyor gerçekten. Bu şekilde yazmak zorunda kalmasaydık keşke.

      Sil
    5. 2016 seçimleri diye yazmışım. 2016 referandumu demek istemiştim. Tekrar okuyunca fark ettim. Hata için özür diliyorum.

      Sil
    6. Mevcut ölçüm yöntemlerinin gerçek verileri sunmadığı aşikar dediğinizde bilimsellikten uzaklaşıyorsunuz adsız 13:20.

      Bunu ispat etmelisiniz. Varsayımınızı ortaya koymalısınız.
      Herkes bu şekilde davranırsa, hatayı bulabiliriz. İddia eden ispatla mükelleftir.

      Sil
    7. Sayın Çimen,

      TÜİK'in ölçüm metodolojisini yanlış hatırlamıyorsam sene başında değiştirdi.
      Yapılan değişiklik sonucunda ekonomik verileri kıyaslama kabiliyetimizi kaybettiğimizi pek çok çevreden sayısız akademisyen zaten yazdı. Bu sebeple metodoloji deformasyonu üzerine külliyat yazılmışken bir de benim burada cevap yazmam afaki kalır.

      Gerçeklerin zamanla ortaya çıkmak gibi bir özelliği var biliyorsunuz. Veri makyajlamanın en büyük ustası Yunan siyasetçilerdi ve uzun yıllar Birlik tarafından siyasi nedenlerle denetlenmediler. Kriz çıkana kadar kuşkuları dile getirenlerden ispat istendi. Sonra olan olduğunda ispat isteyenler geçmiş statikoyla birlikte eurolarını yurt dışına taşırken kuşkularını dile getirenler krizin bedelini ödediler. Bizdeki bankacılık krizi de benzer bir yapıdaydı hatırlarsınız.

      Benim tek beklentim bütçe açığına yönelik ölçüm mekanizmasının da günün birinde siyaset hızarından geçip gevşek bir hale getirilmesi. Onun bedelini şimdiki durgunluktan çok daha ağır öderiz.

      Dediğiniz gibi iddia eden ispatla mükelleftir. Ancak bu konuda yanlışın ispatı için bağımsız devlet kurumları ve hakiki yargıya ihtiyacımız var. Ne yazık ki biz bu unsurları sindirememiş bir milletiz.

      Eğer doğa bilimlerini konuşuyor olsaydık ispat kolayca sunulabilirdi. Hangi tezin yanlış olduğunu sonuçlardan yola çıkarak belirlerdik. Fakat beşeri hayat biraz daha farklı ilerliyor. Aklımızı ve vicdanımızı hür bırakmazsak sonuçları çok geç görebiliyoruz.

      Bakınız Fetullah Gülen faaliyetlerine 1963'de başladı, daha en baştan ne istediği, kimden destek aldığı aslında belliydi ama 2013'e kadar Türk siyasetinin neredeyse bütün büyük oyuncularından destek gördü. Tam gemimizin tepesindeki bayrağı indirecekken son anda durdurabildik. Özetle ispat mevzusu benim için biraz daha farklı bir konu.

      İnsan doğası bireyi taraf olmaya itiyor gerçekten. Fakat iyi günde kötü günde bir spor takımını tutmak başka şey, iyi-kötü yönetimde tek bir siyasi rengin neferi olmak başka şey. Geçen yy'da bunun en sivri örneğini insanoğlu olarak gördük.

      Şunu söylemek isterim. Zahmet etmişsiniz cevap yazmışsınız. Umarım karşılıklı görüş alışverişinde bulunabilmişizdir. Yazdıklarımı fikri düzeyde yorumlamanızı umuyorum.
      Kırıcı bir şey yazmadığım kanaatindeyim ancak şahsi algılanan bir şey varsa şimdiden affımı diliyorum.

      Bu ülke bazılarımızın değil hepimizin. Gerektiğinde 50 defa değil 500 kere konuşabilmeyi becermemiz ve tavizler vermemiz gerekebilir.

      Saygılar










      Sil
    8. Sayın Adsız, sizinle fikir alışverişinde bulunmak güzel bir deneyim. Ben çok memnunum. Tartışmayı bilen insanlarla sohbet etmek bana çok şey katar.

      Sizde takıldığım husus;

      Gerçek verileri sunmadığı aşikar denildiğinde bu apaçıklığı ortaya koymamanız. Akademisyenler yazdı demek yeterli değil. Burada fikir ortaya koyuyoruz, kaynağımızı da paylaşmak gerekir.

      Size de sormak isterim; açıklanan hangi veriler sizi şaşırtıyor? Hani TÜİK deseydi misal milli gelir 25.000 usd oldu, ben şaşırırdım. Olumlu olarak yorumlanan tüm veriler bu ülkenin potansiyeli zaten.

      Milli gelir revizyonu yapılmasaydı, sıcak para girişi olmayacak mıydı? Borsa 100.000 leri aşmayacak mıydı?
      Bu revizyon sayesinde mi TCMB faiz oranları yüzde 12 seviyelerinde.

      TÜİK kandırmaca yapıyor, elde ettiğimiz ne? Kırılgan 5 linin en tepesindeyiz. Beceriksizce bir kandırmaca olmuyor mu bu durum? Bu kandırmaca neticesinde karımız ne?

      İkimizin karşıt fikirlerde olduğunu düşünmüyorum. Sadece hatayı yanlış kurumda arıyoruz.

      Taraflı düşünmemeye çalışıyorum. Umarım objektif bir biçimde düşüncemi ortaya koyabilmişimdir. Ve sizi kırmadan bunu becerebilmişimdir. Ben de bu hataya düşmüşsem sizden şimdiden özür dilerim.

      Saygılarımla,

      Sil
    9. Sayın Çimen,

      Şimdi ikimizin yazdıklarını tekrar okuyunca iki şey fark ettim: 1) toplamda Mahfi Bey'in yazısından daha çok yazmışız, 2)Epey gramer hatası yapmışım.
      Kısa cevaplarla artık daha da uzatmadan yazmaya çalışacağım.

      Benim için konu TÜİK özelinde değil ülke genelinde olan güven problemi. Kararları ve ürettiği bilgilerle siyasi sonuçlar doğurabilecek kurumların günümüz Türkiye'sinde bağımsız olması mümkün değil. Türk siyaseti henüz o olgunlukta değil.
      TÜİK, MB ve BDDK kadar dayak yemese de topun ağzında olan bir kurum. Açıkladığı veriler iktidarım başarısının ölçütü sayılıyor. Hal böyle olunca ölçüm metodolojisi deformasyona uğruyor. Ancak dediğiniz çok doğru bir şey var, hatayı yanlış kurumda arıyoruz. Esas problem siyasi geleneksizlik ve evrensel olmayan hukuki yapımızda. Durum böyle olunca kurumların güvenilirliğini kurum özelinde aramamak gerekiyor.

      Güven benim için bir kredibilite mevzusudur. O kredi önceden kötü kullanıldıysa kimin ne dediğini bir yana koyup düşünmek lazım. Daha seçim sonuçlarına güvenemediğim ülkede enflasyon, işsizlik ve büyüme verisine neden güvenmeliyim? Bu soruya herkesin cevabı ayrı olabilir, sizin gibi ikna olanlar vardır saygı duyarım ama benim yaşadığım ve kitaplardan okuduğum Türkiye sadece TÜİK özelinde değil bütün kurumlar nezdinde güven veren bir ülke değil.

      Benim itibar ettiğim rakamlar sırasıyla şöyle:
      1) Dolar kuru
      2) Gösterge tahvil faizleri
      3) Kredi faizleri ve vadeli hesap faizleri

      Bunun haricindeki rakamlara inanmayı bırakın yaya geçidinde yanan yeşile bile güvenemiyorum. Karşıdan karşıya geçerken bana yeşil yansa bile sağa sola bakarım, kaldırımdan gelip yaya geçidinden karşıya geçen motor var mı diye etrafıma bakarım. Bugüne kadar ceza yememiş ki adam niye yaya geçidinden motorla geçmesin.
      Kabahat işleyen ile onun azmettiricisinin ortak gizli gündemi olunca ve suçu tespit etmek bu ikisinden birisi olunca sizce adaletli bir sonuca ulaşabilir miyiz?

      Benden TÜİK ile ilgili kanıt sunmamı istemişsiniz fakat bir vatandaşın kurumsal bir problemi kanıtlaması zaten nasıl mümkün olabilir. Vicdanı, aklı hür devlet adamlarına ihtiyacımız var. Bu kadar tartışmalı bir konunun sizde şüphe uyandırmaması benim anlayacağım bir şey değil ama önceden yazdığım gibi bu konu üzerine zaten çok fazla yazı var. Bir daha bizim yazışmamız anlamsız olacaktır.

      Kırılgan beşli denen ülkelerin tepesinde olmamız hedge fonu sahipleri ve money-trade yapan uluslar arası bankacılar için bir şey ifade edebilir ama ben kalkınmadan büyüyen, çirkinleşen bir ülke görüyorum. Ben kendi yaşamıma bakarım.

      Ayrıca borsanın 110 bin seviyesine gelmesinin ardında kişi başı gelirin bir günde 2 bin dolar artması değil; BES,KGF ve Varlık Fonu gibi tartışılmadan ortaya konan unsurlar var. Şimdilik devlet kasasındaki parayı saçarak yabancıları getirdik gerçekten ancak bu yabancıların bir huyu vardır cari açığı ve bütçe açığını aynı anda gördüğü anda kuru yükselte yükselte alırlar paralarını giderler. Saçılan krediler geri dönmediği gün geldiğinde de o batık kredileri işinde gücünde orta sınıf insanlar olarak biz kendi cebimizden ödeyeceğiz. Umarım o kadar kötü şeyler yaşamayız ama pis kokular gelmiyor değil.

      Son olarak şunu söylemek isterim, şüphe duymak bence hayatı ileriye götüren harika bir şeydir. Eğer şüphe kavramı olmasaydı ne bir bilimsel keşif ne de ekonomik bir gelişim gerçekleşirdi. Bizim yapmamız gereken şüphe duygusunu yok etmek değil, en şüpheli insanlara bile güven duygusu verecek şeffaf ve profesyonelce kurumsallaşmış bir devlet kurmak. Biraz şaka gibi olacak ama benim inancım bu güzel milletin 150-200 yıla ihtiyacı olduğu yönünde.

      Kısa yazayım derken yine uzadı gitti yazı. Mahfi Bey'den affımızı dileyip artık çekilelim. Güzel bir tartışma oldu. Teşekkür ederim.

      Sil
  6. Hocam bitcoin ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bu blogda 2 ayrı yazım var.

      Sil
  7. Ücret,sosyal transfer(emekli maaşları vb.) ve diğer lerin toplamı %75 neredeyse.Bu yaratılan gelirin ne kadar emek yoğun olduğu,teknolojiden ve sanayileşmeden ne kadar uzak olduğumuzu,üretemeyişimizin ne kadar kronikleştiğini ve yaklaşık 5 asırlık küresel ekonomik evrimin tam tersine,de-evrim sürecine tam gaz devam ettiğimizide gösteriyor benim anladığım...Katma değer ve katma servet yaratma özürlüyüz ve bu soruna odaklanmak yerine hep paylaşımı tartışıyoruz.

    Muazzez Abacıdan Bana herşey seni hatırlatıyor şarkısı geliyor aklıma.Bütün yazılarınız bana "Yapısal reformlar" kavramını hatırlatıyor Mahfi Hocam nedense ?Ekonomi yazıları yerine futbol'umu takip etmeliyim artık ne dersiniz Hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Futbol çok daha kötü. Ben artık izlemiyorum. Kalite çok düşük. Basket, voleybol, atletizm, tenis iyi. Bir de premier lig futbol maçları.

      Sil
  8. Hocam merhaba,

    Blog'unuzdan gelir elde etmiyorsunuz fakat gayet ilgi bir çekici blog olduğunu düşünürsek eğer, buradan gelir elde edebilir ve başarılı öğrencilere o geliri burs şeklinde dağıtabilirsiniz. Veyahut yardım kuruluşları vs. Hiç bu şekilde bir şey düşündünüz mü acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşündüm ama zaten burada bu yazıları karşılıksız paylaşarak bir çeşit destek vermiş olduğum kanısına varınca vazgeçtim.

      Sil
  9. Hocam, bugünkü programınızda geçen haftaki sorum okundu. Servet Bey cevapladı lakin size daha detaylı sormak istiyorum. Şuan düşük dolar kuru ve yüksek faiz politikası ile devam ediyoruz lakin uzun vadede eğer yapısal reformlara gidilmez ise bu durum ne kadar sürdürülebilir ve böyle ne kadar devam edilebilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zor bir soru. Zorluğu ne kadar sürdürülebilir olmasında. Ne var ki Türkiye bu gibi durumları faizi yükselterek sürdürebiliyor. 1980 - 2001 arasında 21 yıl sürdürdü

      Sil
    2. Su anda Dolar kuru 3,48 Euro da 4,16

      bunun neresi düsük.

      Sil
    3. Tabii ki düşük değil ancak olası faizlerde geri çekilme yaşanırsa o zaman bu kurlar da burada durmayacak yükselecek.

      Sil
    4. Serbest piyasa ekonomisi eşyanın tabiatı gereği kur düşer faiz çıkar vb. hertürlü volatilite yaşanır,ne var bunlarda bu kadar kafa yoracak.

      Sil
    5. Gayet de kafa yoracak şeyler bunlar. Faiz yüksek olursa bunun sonuçları ve etkisi farklı oluyor. Mesela uzun vadede yatırımlar azalıyor. Kurun gittikçe düşmesi de ihracatçılar açısından sıkıntı çıkartabiliyor. Örneğin, geçenlerde kur 3,40 altına inmesin Merkez Bankası gerekirse müdahale etsin haberleri de vardı. Kısacası bu gibi nedenler kur ve faizin nasıl olması gerektiği yönünde kafa yordurabiliyor.

      Sil
  10. Mahfi bey,

    İktisat biliminde - jargonunda; "hızlı ekonomik kriz", "yavaş ekonomik kriz" tabirleri ve benzerleri var mı?

    Ekşisözlük'te şu yorumu okuyunca, acaba iktisat sahasında araştırma yapanların bulguları ve teorileri var mıdır diye size danışmak istedim:

    'elli kere yazdım ama tekrar yazayım.

    bu kriz bizim krizimiz

    hepimizin düşündüğü şey 1 gecede herşeyin olup biteceği. çünkü bizim kriz tanımımız bu! hep böyle gördük.

    yoo dostum yooo! bu sefer kriz bizim.

    yavaş yavaş ağır ağır batacağız. gemimiz su alıyor. olan bu. sakince sessizce batıyoruz.'


    https://eksisozluk.com/entry/70870706

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Krizden hızlı çıkış, yavaş çıkış oluyor ama hızlı kriz yavaş kriz oluyor mu bilmiyorum. Eğer varsa da ben duymadım.

      Sil
    2. Adsız'a ve Mahfi Bey'e

      7 Şubat 2010'dan günümüze miras kalan şöyle bir yazısı var Mahfi Bey'in:

      " Plasebo etkisi "

      Bütün hastalıkları yalnızca ilaçla tedavi etmek mümkün değil. Özellikle çağımızın en büyük derdi olan stres ve gerginliklerin yarattığı ruhsal dengesizlik hallerinde ilaç tedavisinin yanında psikolojik destek gerekiyor. Depresyona giren, anksiyete denilen ve başına kötü şeyler geleceği inancıyla endişe veya korku içine düşen ya da fobiler içinde kıvranan insanların tedavisinde ilaç tedavisinin yanında psikolojik tedaviye de başvuruluyor. Hatta bazen ilaç kullanılması yerine tümüyle psikoloijk tedavi tercih ediliyor.

      Ne var ki insanların çoğu ilaç almadan iyileşemeyeceğini düşündüğünden ilaç, kendi kimyasal etkisinden çok psikolojik bir etki yaratarak tedaviye olumlu katkı yapabiliyor. İşte bu düşünceden hareketle ilaç yerine ilaca benzeyen ama aslında yararlı ya da zararlı hiçbir etkisi olmayan maddelerin hastalara verilmesi ve bu yolla onun kendisini iyi hissetmesi de bir yöntem olarak kullanılabiliyor. Bu tür ilaç benzeri maddelere plasebo (halk arasında şeker hapı da deniyor), bunların yarattığı psikolojik olumlu etkiye ise plasebo etkisi adı veriliyor.

      http://www.radikal.com.tr/yazarlar/mahfi-egilmez/plasebo-etkisi-978924/


      Mahfi Bey, eğer yazı planınızda bir aksama olmayacak ise, bundan sonraki yazınızda " Plasebo etkisi "ni güncellemeyi ister misiniz?

      Sil
  11. Uzun yılların eğilimine baktığımda özellikle fonksiyonel gelir dağılımında ciddi bir düzelme olduğunu görüyorum. Rakamları ben mi yanlış yorumluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır doğru yorumluyorsunuz. Fonksiyonel gelir dağılımında 2016'ya kadar düzelme var, 2016'da bozulma ortaya çıkıyor.

      Sil
  12. Hocam Merhaba, TÜİK'in bazı kişiler üzerinde (Mesela bende) oluşan yayınlanan verilerdeki manipülasyon yapıyor hissi sizde de varmı ? Bunu aslında sayısal olarak şöylede sorabilirim. Siz TÜİK'in yayınladığı birden fazla ve birbiri ile ilgi verilerin uyumlu olduğunu düşünüyormusunuz ? Yunanistan'ın düştüğü duruma düşersek neler olur diye düşünüyorum. İşin içinden çıkamıyorum. Ne dersiniz.. ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hislerle bir yere varamayız. İspat etmelisiniz. İspat edemiyorsanız güçlü ve detaylı bir varsayım sinsilesi ortaya koymalısınız.

      Lütfen varsayımınızı nedenleri ve örnekleri üzerinden koyun, öyle tartışalım. Açıklanan hangi veriye şaşırıyorsunuz?

      Yoksa yaptığınız çamur at izi kalsın olacaktır.

      Sil
  13. Türk ruhu şart!18 Eylül 2017 18:19

    Hocam ekonomiyle pek alakam yoktur.Sizin de herkese cevap vermek gibi bir alçakgönüllüğünüzün olduğu aşikar.Yukarıda yorumda ekonomiyle uğraşacaksanız faiz takıntısını bırakmalısınız gibisinde bir şey demişsiniz.yine de sormak istiyorum:Bu insanların kanını emen,milleti psikolojik bunalıma sokan,zenginin daha çok zengin,fakirin daha çok fakir olmasına neden olan bu borca dayalı kar sistemini yani bankaları saf dışı bırakabileceğimiz bir ekonomik sistem yok mudur?Yani bu sistem yerçekimi yasası gibi insanların kaderi değil ki çünkü bildiğim kadarıyla bu teorileri sizin benim gibi insanlar ortaya atmıştır.
    Bu sistemi kabul etmemiz bizim ahmaklığımızı göstermez mi?
    Bizim ekonomistlerimiz bunu kanıksamış mıdır?Karşı bir hamle neden yapılamıyor?
    Lütfen cevabınızı almak isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey sizin bu sorunuza cevap vermeyi istemez. Çünkü Mahfi bey in tuzu kurudur.

      "Türkiye'nin ekonomisi iyiye gitmiyor" der ama kendi parasal refahı sağlamdır.

      Sorunuzu yanlış sitede sormuşsunuz.

      Sil
    2. Faiz takıntısını bırakmalısınız gibisinden bir şey demedim aynen öyle dedim. Eğer insanların kanını emen bir mesele varsa o sadece faiz değil, kârdır da. Enflasyon % 10 iken bir malı 100 liraya alıp 200 liraya satıp aşırı kâr eden adam neyse faizi yüzde 20 yapan da aynıdır. Fark yok. Ama kâr oranı yüzde 13 - 14 ise o zaman sorun yoktur. Aynı durum faiz oranının yüzde 13 - 14 olduğunda da sorun yoktur. Çünkü her ikisinde de yüzde 10 zaten enflasyona gider.
      Bankaları saf dışı bırakamazsınız. Çünkü bankalar sadece faizle uğraşmıyor ki. Havalenizi, EFT'nizi, ödemelerinizi yapıyor, paranızı saklıyor.
      Mesele bankaları saf dışı bırakmak değil mesele ABD'de Avrupa'da olduğu gibi faizi yüzde 2- 3 lere düşürebilmek. Onun da tek yolu enflasyonu indirmekten geçiyor. Biz işin özünü bırakıp ayrıntılarla uğraşmaktan çözüme ulaşamıyoruz.

      Sil
    3. Adsız 18:22
      Bir insan için en kötü durum en bilim dışı hadise ön yargılardır. Bunlardan kurtulamazsanız yaşamı tepe taklak görürsünüz.
      Varsayalım ki tuzum kuru olsun öyle bir durumda ekonomi iyiye gidiyor diyenlere katılmam gerekmez mi?
      Ön yargı insanın mantık silsilesini de bozar. Benden siz tavsiye. Herhangi bir konuya bir kişiye bir olaya bakarken ön yargılarınızdan kurtularak bakın. Aksi takdirde gerçeği göremezsiniz ve sizi kandırırlar.
      Bu konularda kendinizi geliştirmek isterseniz benim Ekonomide Analiz kitabım size çok yararlı olacaktır.

      Sil
    4. Türk ruhu şart!18 Eylül 2017 19:33

      Hocam enflasyonu indirmemiz gerekiyor demişsiniz .Enflasyonu indirmek için ithalatımızın ihracatımızdan az olması ile olur.Buda bizim tam manasıyla yerli üretimimizle olur.Buda bilimsel eğitimle, vatanını milletini seven paragöz ve batı özentisi olmayan bireyler yetiştirerek olur.Yanlış olabilir çok yüzeysel yorumladım.
      Şöyle bağlıycam, Doları basan Fed'in sivil kişilerin elinde olduğu herkes tarafından biliniyordur heralde.Ayrıca özel bankaların kontrolü de bu sivil kişilerin elinde. Ve bu adamların servetlerinin dünyayı parmağında oynattığı açıktır.Bu adamların faizden kar sistemi ile kendilerine bağımlı yapmalarının amacı sadece para benim elimde olsun değildir.Bu kadar servetle mezara gidemeyeceklerini onlar da biliyor.Bu insanların amaçları kendi ruh hastası inanışlarından dolayıdır.Kendilerini dünyanın üstün insanları sanıyorlar ve bütün projeleri sadece o amacı gerçekleştirmek içindir.

      Ve bunu yapmak için banka sistemleriyle halkın parasıyla,saydığınız havale,EFT,para saklama gibi yöntemlerle ,kendi olmayan parasından faizli borç verip,onun üstüne borçlu olan halka birde kredi kartı gibi borcunda borcuna sokan birşey dağıtıyorlar.Ve insanları kendilerine köle yaparak amaçlarına bir adım daha yaklaşıyorlar.
      Ayrıca basın-yayını elinde tutan bu insanlar,diğer insanların daha fazla tüketmesi için reklamları servis ediyorlar.Ayrıca televizyonlarda ki popülüstçe yayınlanan hayat çok güzel izlenimi veren dizilerle uyutuyorlar.Biz de yönlendirmeye açık olan yaratıklar olduğumuz için olmayan paramızla tüketiyoruz da tüketiyoruz.
      Milli Eğitimimize 1950'li yıllarda atılan gizli Amerikan-İngiliz ortaklı anlaşma ile yabancı dilde eğitimi de getirerek bizi iyice kendilerine bağlayıp;duyarsız,vatanı milletinden tiksinen ,batı özentisi bir toplum oluşturmaya başladılar.Bu hemen olmadı yavaş yavaş insanlara hissettirmeden oldu.
      Böyle bir sistemi getirenler yine bankaları kontrolünde bulunduran insanlardır.Bu yüzden yukarda anlatmış olduğum amacı gerçekleştirmek için bankaları çok iyi kullanmaktadırlar.
      Bu yüzden nerden düzeltmeye başlayacağız hiç bilmiyorum.Bu yüzden insanların bu sisteme karşı bir karşı hamle yapması şarttır.Ben böyle düşünüyorum.Yayınlarsanız teşekkür ederim.

      Sil
    5. Ya Allah aşkına yani Mahfi Hoca'ya çatanları anlamıyorum. Mahfi Hoca, bizim 100 kişilik amfilerde dinleyip de anlamadığımız dersleri bu blogda öğretici bir şekilde anlatıyor ve üstelik yorumlarımıza da cevap veriyor ve de bütün bunları 5 kuruş para almadan yapıyor,blog da reklam dahî yok. Daha ne yapsın yani birilerinin yaptığı gibi bizi kandırsın,her şeyin yolunda gittiği yalanını söylesin; herhalde o zaman Mahfi Hoca'yı beğenirsiniz...

      Sil
    6. Sayın Türk Ruhu Şart, siz madem bankacılık sisteminden hoşlanmıyorsunuz kullanmayın o zaman bu sistemi biri sizden zorla bu sistemi kullanmanızmı istiyor? Sizin mantığa göre kar da, para da olmamalı, o zaman bir şey alırken değeri neye göre tespit edeceğiz, yani bu mantığa göre herşey bedavamı olacak ? Herkezin aklı var fikri var kaznacı belli ise harcmasıda belli olmalı, siz milleti avanakmı sandınız böle herşeye kanıyormu türk milleti?. Gizli anlaşmalar kontrolün büyük biraderde oluşu gibi ifadeler kanıt ister hayali kurgulara kapılmamak gerek tersi durum komik oluyor. Ayrıca bilim nerede gelişkin ise insanlar oraya yönelir icatlar nerede çok yapılırsa o ülkeden bilgi almak için o diller öğrenilir sanırım sizin bundan da haberiniz yok. Genel kültürü geliştirmekte ve farklı ifadeleri dinlemekte ve çıkarım yapmak büyük fayda var yoksa tek düze bilgi ile olacak şey değil. Son olarak tüm ülkelerde faizleri o ülkenin merkez bankası belirler, faiz lobisi diye hayali bir örgüt yoktur. sorunuz şu şekilde olsa idi çok akıllıca olurdu : paranın ilk basıldığı günü düşünelim o gün 100 tl basan mb bu parayı verdiği bankadan neden 112 tl istiyor banka o 12 tl yi nereden bulacak ???

      Sil
    7. Sizin doğruları anlatmanız bazılarını çıldırtıyor sanırım hocam... Troller heryerde :)

      Sil
    8. Turk ruhu sart,

      Bu heriflerin amaci ne peki.
      Bu herifler ustunse biz neyiz
      Peki biz niye bu heriflerin sisteminin uzerinde insancil evrensel daha iyi bir sistem niye kuramiyoruz
      Niye bu herifler hep bizi kandiriyor caktirarak ya da caktirmadan hissettirmefen yavas kandiriliyoruz yahu biz aptal miyiz?
      Aptalsak nicin bunu duzeltmeye ugrasmiyoruz
      Bizde hic hata yok mu oncebkendi hatalarimizi duzeltme yonunde niye adim atmiyoruz
      Turk ruhu yada kurt ruhu alman ruhundan once insanlik ruhu sart niye diyemiyoruz
      Turk ya da baska ulus etnik kimliklerfen ince insani evrensel degerleri ruhlari one cikartmiyoruz sonrada mesleki kaabiliyet getiren niteliklerimizle harmanlamayip ustelik kendi milletimizi bu abdli heriflere yem ediyoruz.

      Sahi bu herifler kim amaclari kim biz kimiz bizim amacimiz nedir
      Nicin hep biz kandiriliyoruz yahu kendi salak hissediyorum hep kandirilmaktan cok bu heriflerin bizim uzerimizde hep oyun oynadiklarini dusunmekten

      Sil
  14. hocam, ülkemizdeki vergi sistemi gelir dağılımını bozan önemli olgulardan birisidir kanaatimce!. herkesten gelir düzeyine göre vergi alımı olursa orta sınıf hacmi yeniden artabilir aslında hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küreselleşen dünyada sadece vergi ile oynayarak gelir dağılımını düzeltmek, orta sınıf hacmini arttırmak tek başına yeterli olabilir mi?

      Olmaz demiyorum; varsayımlarımızı başlangıç aşamasında bırakmayalım. Giriş, gelişme, sonuç aşamalarını da sunalım.

      Sil
  15. Zenginle fakir ayrımını adalet zeminine oturtabilmek için çipli kimlik kartlarını yenilikçi adımlar için kullanabiliriz. O çipin içine yüklenen vergi oranları sayesinde her harcamada etkisini gösterecek ve Lorenz eğrisi mutlak çizgiye daha da yaklaşmış olacak. Yani zenginden daha çok vergi alınacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya gelri olmayan ilkokul ogrencisi oglumun karti ile alisveris edersem ne olacak?

      Sil
    2. Geliri olmayan ilkokul öğrencisi oğlunuza kredi kartı veren banka bulduysanız hemen oradan kredi alın. Bunlar verdiği krediyi de takip etmez.

      Sil
    3. Kimlik kartı. Banka kartı değil. Dediğim sistem vergi üzerine kurulu. Havuz banka olmayacak.

      Sil
    4. teori şu devlet bankalara belli bir küçük para verecek bütün bakalar ücretsiz banka kartı verecek bu banka kartları her bankadan alınabilecek ve cüzdandaki para yerine geçecek cüzdanda varsa harcayacaksınız (kredi kartı değil daha çok banka kartı gibi), elektronik olarak düşük limitli transferler için telefon vs kullanılabilecek, yüksek limitli işlemler için ise pos veya benzeri bir cihaz gerekecek yada banka transferi yapılacak bir onay mekanizması bunlarda devlet tarafından bir miktar (küçük) ödenerek bankalar eliyle yapılacak, özetle fiziki parayı ortadan kaldıracaz; bütün transferler bankalar üzerinden merkezi sistem bildirimiyle yapılacak, kimse vergi kaçıramayacak kar gizleyemeyecek,elden para ödeyemeyecek; dolar almak istedin mi banka kartına yüklenecek bir hesaptan diğerine transfer edilecek; bütün işlemler böyle yapılacak, böylece girdi çıktı takip edilebilecek ve kara para transferide bitmiş olacak... özetle konu mali dürüstlük olunca takip edilemezliği ortadan kaldırmak gerekiyor (bit coinin tersi). Normal bir vatandaş için takip edilebilirlik bir sorun yaratmayacaktır, takip edilmezlik isteyenler genel anlamda sıkıntılı tipler...

      Sil
    5. Big Brother bile bu kadarını hayal edemezdi her halde.

      Sil
  16. Hocam bildiğim kadarıyla kağıt para basımında karşılık olarak altın ayrılamıyor. Biz madeni paralar kullansak krize faydası olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Artık para çok kullanılmıyor ki çoğunluk kredi kartıyla banka kartıyla, hesaptan hesaba aktarmayla yapıyor ödemelerini.

      Sil
    2. Her anlamı kağıt paraya yükleyince sanal paralara doğru gidiyoruz. Merkez bankasındaki i niye yoka bir değişik bakış vereyim.

      Sil
  17. son 10 yılda inşaat sektöründen ihya olanların verisi de var mı? Eskiden sanayiciler ülkenin zenginiydi şimdi müteahhitler (her nasıl yazılıyorsa işte). Yanlış mıyım hocam?

    Sanayi ve inşaat sektörünün ekonımideki durumunu karşılaştırmalı olarak bir yazıda ele alabilir misiniz???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yanlışsın koçum..dün de koç ve sabancı türkiyenin zenginiydi, şimdi de,,,,ha daha önce türkücüler çok zengindi şimdi topcular katma değer olmaksızın çok zengindir dersen, anlaşılır

      Sil
  18. Sayin Mahfi Egilmez Hocam yazılarinizi çok yakından takip ediyorum ve böylece ekonomi vd.alanlarda bilgi sahibi olup düşünce ufkum genişliyor. Hocam Prof.Dr.Haydar Bas'in Milli Ekonomi Modeline karşı nasıl bir bakış açınız var. Türkiye'nin ekonomik sorunlarını çözebilir mi? Neoliberal politikalara karşı Türkiye'ye özgü bir model sunuyor mu Sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence ahmakça bir model, iran ajanının kitapları çözüm sunmaz merak etme,

      Sil
    2. Şu kurgulansa. Gün tertiplesek. Tüm vatandaşlar katılacak. Haksızlık yapılmayacak, adil bir dağıtım olacak, ilk alan ile son alan haksızlığa uğradım demeyecek. Enflasyonun olmayacağı alım gücünün düşmeyeceği varsayalım.

      Böyle büyük çapta bir organizasyon. Herkres 1 TL verse, sırası gelen 80 milyon TL ye sahip olacak. Ne zam bitmesini istiyorsak ona göre çekiliş sayısı olacak.

      Bu süreç bittiğinde ülkenin hepsi zengin olur diyorsanız Milli Ekonomi Modeli de başarılı olur diyebiliriz.

      Bu problemi çözmek isteyen var mı? Süreç sonunda 80 milyon kişinin elinde ne kadar para kalır?

      Sil
    3. Adsiz ya sen nerenin ajanisin? iran ajaninin kitabi sorun cozmezse hangi ajanin kitabini okuyalim?

      Sil
    4. Asgari ücret 5 bin olcak diyen adam değil mi o ya

      Sil
  19. Hocam sabrınız müthiş, öğretme isteğiniz inanılmaz, ancak görülüyorki ağaç yaşken eğiliyor, yanlış bilgi ve temeller üzerine kurulan binalar malesef bir süre sonra çöküyor. Yazınız için teşekkürler keyifle okudum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama yine de uğraşmak lazım, ne kadar yanlışı düzeltebilsek o kadar ülkeye yararımız dokunur.

      Sil
    2. Bir ülkeyi bölüp parçalayıp yok etmek istiyorsanız insanlarını cahilleştiriniz. Eğitim bence bu ülkenin en büyük eksikliği eğitimsiz bilgisiz mezun olan yüzbinlerce kişi yaratılıyor. En azından ekonomi alanında vermiş olduğunuz bu bilgiler nedeniyle teşekkür ederim. Keşke sizin gibi bilgili diğer hocalar da bu tip bloglarda yazıp genel kültür ve bilgimizi arttırsa.

      Sil
  20. Bunlar güzel günler. Kıymetini bilmek gerek. 2001 yılı ekonomik krizi gibi bir kriz olursa, gelir dağılımı diye bir sorun olmayacak çünkü gelir olmayacak. Emekli maaşı bile ödenemeyecek. Fox tv gelecek nesillerin emekli maaşı 350tl. Olacak haberini de yaptı. Youtube den 350tl emekli maaşı yazıp izleyebilirsiniz. Ohhh ne guzel ülke. Millet 36 yaşında emekli oldu, biz yeni nesil onlara bakabilmek için 65 de emekli olacaz ve bugünün parası ile 350tl alıcaz. Batmış bu ülke batmış. Tanrım sen aklımızı koru, normal bir ülkenin 150yılda göreceği hertürlü kötü olayı 15yıl içinde gördük. Biraz durup dinlenmek istiyorum kendi adıma.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tanrın aklını korumaz merak etme, , sen aklını koruyacaksın, ayrıca galiba uzayda yaşıyorsun, uzayda da emekli maaşı ne yapacaksın.

      Sil
    2. Türkiye de yaşıyorum arkadaşım. Sen uzayda yaşıyorsun tahminimce. Dış borç ?? Cari açık? Döviz kurları? Kapanan işyeri hızı?? İşsiz sayısı?? Üniversite mezunu genç işsiz sayısı?? 2.5yıl dır şehit güvenlik personel sayısı? Gazi leri de yılmaz özdil in bugün ki yazısından oku bakalım! Ve sonuç? Ekonomi bakanı maliye bakanı millet in yastık altında ki altınları için dilenmeye başladı. O kadar zor durumdalar artık. Gören göz görür. Görmek istemeyene yapacak bişey yok. Emekli maaşları tehlike de artık. Uyumaya devam canım Türkiyem. Aman uyanma da abd israil rahat bölsün seni Türkiyem. Güneydoğu 5 yıl A kalmaz kurdistan. Yaaa bu işler böyle, ev kadınına bile 750tl limitli kredi kartı verirler ama bedelini de söke söke alırlar. Ekonomi sadece ekonomi değildir, . Tam bağımsızlık için iktisadi bağımsızlık şartdır! M. Kemal Atatürk. Aç nutuk kitabını da oku biraz uzaylı.

      Sil
  21. Enflasyon sebep değil sonuçtur. Faizler düşecek ki enflasyon da düşsün. Çok fazla faiz ödüyoruz yazık değil mi? Bankalar her yıl TR'nin en çok kâr eden kurumları oluyorlar. Sayın CB'e hak veriyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın CB'nin emriyle Merkez Bankası faizleri düşürmez mi? CB'nin emrine rağmen MB direnebilir mi? TEOG'u bir emirle düşüren CB acaba neden fazileri düşüremiyor?.Bunu bir düşün diyeceğim ama düşünmek için akıl da gerekir yani.

      Sil
    2. adsız 10:40, enflasyon sonuç fakat faiz de sonuçtur. bu iki makro iktisadi sonucun da nedeni üretimsizliktir. iç tasarrufların ve yetmeyince bolca ithal ettiğimiz dış tasarrufların sürekli katma değeri zayıf, istihdamı zayıf ve yeni tasarruflar yaratma kapasitesi zayıf dar tabana koşulmalarının sonucudur yüksek enflasyon ve paralel olarak yüksek faiz. senin tasarrufların az ve sürekli dış tasarruflara muhtaçsın ve bunu çekebilmek için de yüksek reel faiz sunmak zorundasın. ancak yüksek reel faiz sunularak kurların patlamasını engelleyebiliyorsun ve böylece hiper enflasyonu engellemeye çalışıyorsun. sayın cumhurbaşkanın 15 yıldır bahsettiğim bu sebepleri yaratacak iktisat politikalarını acımasızca uyguladı ve şimdi de haksız yere konuşuyor. çok boş konuşuyor. maksat senin gibi her dediğine inanan kesimleri yanında tutmaktır. başarıyor da!. ama beni kandıramıyor. neden mi?. çünkü belli derecede iktisat bilgisine sahibim. işletme fakültesi mezunuyum. iktisadı sürekli takip etmeye çalışıyorum. zaten cb nın da eğitimi sürekli imam hatipleştirme sebebi de budur. tamamen ekonomiden siyasetten uluslar arası ilişkilerden fizikten vb gibi bilimden yakından uzaktan ilgisi olmayan sadece biat etmeyi düstur edinen akli iradesini tarikatlara cemaatlere devretmiş nesiller yetiştirmek ve zihniyetini bu ülkeye tamamen egemen kılmak asıl hedeftir. ama biz en büyük faiz lobisinin kendisi olduğunu iyi biliyoruz. dış dünyaya son 14 yılda 200 milyar dolara yakın reel faizle kaynaklar transfer edildiğini çok iyi biliyoruz. toplamda tüm cumhuriyet hükümetlerinin ödediklerinden fazlasını küresel sermayeye vermiştir.

      Sil
  22. Hocam Suriyelilerin milli gelire katkı yaparken nüfus içinde bulunmaması kişi balına milli geliri olduğundan yüksek gösteriyor. Aynı durum Türkiye'de doğrudan yatırım yapan bir yabancı için de geçerli olmaz mı? Şirketin yöneticisi kar geliri elde ederek milli gelire katkı yapar ancak nüfus içinde olmadığından kişi başına milli geliri olduğundan yüksek gösterebilir. Ya da yabancı yatırım yapan kesim nüfus içinde gerekli ağırlığa sahip olmadığından (suriyelilerin aksine), bu durum ihmal edilebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten Suriyelileri de aynı kategoriye soktukları için öyle oluyor.

      Sil
  23. Türk ruhu şart!19 Eylül 2017 12:59

    Sayın Adsız 23:27,
    Bakınız öncelikle ekonomiden pek anlamadığımı söylemiştim.Yorumumda da bu benim kendi düşüncem yanlış olabilir demiştim.Neyse..
    İtiraf etmeliyim ki bankayı şuanda kullanıyorum.Öğrenci olduğum için ve de memleketimden farklı yerde okuduğum ve aileme yük olmak istemediğim için kyk kredisi almak zorunda kaldım.Şu an hala alıyorum ve almak zorundayım.Çünkü ailem geçinebileceğim kadar para gönderemiyor.Bunun haricinde kredi kartı kullanmıyorum. O zaman böyle düşünmüyordum.Fakat sizinde dediğiniz “farklı ifadeleri dinleyerek gelişime açık olmalısınız” gibi düşünerek şu an bankayı kullandığım halde bankaların olmaması fikrini savunuyorum.Bankalar olacaksa da devletin elinde olup sadece halkın işine yarayacak para aktarımı ve faizsiz para saklama gibi bir sistemle olmalı.Farklı düşüncelere açık olduğum için de sizin de fikrinizi almak isterim zira yorumunuzda görüş belirtmemişsiniz.
    Benim “faizle kar yapılıyor” dememden nasıl kar da para da olmasın dediğimi çıkarttınız anlayamadım?Kar ve para elbette olmalı fakat karın emek harcanarak olması gerekir diye düşünüyorum.Şimdi kıt bilgimle şöyle bir örnek vermek istiyorum:Üretici kiraz üretiyor diyelim.Üretici doğrudan pazara gidemediği için bir aracıya ihtiyaç duyar.Bu aracı da kirazı pazara götürmek için nakliye işleriyle uğraşır.Pazardakilerde bunu güzel bir reklamla müşteriye sunar.Şimdi burda adil de olmasa en çok karı aracılar ve pazardakiler elde eder.İyimser bakarsak yine de üreticiye hakkının tam olarak verilmemesine rağmen herkesin bir emeği vardır ve herkes az veya çok kar elde ederler.
    Bankalarda ise kendi olmayan parasından faizli borç vererek kar elde ediliyor.Burda emek yok diye biliyorum varsa(!) bana güzel bir izahla nerde emek harcandığını söylerseniz memnun olurum.
    Ben gözlemlediğim kadarıyla milletimiz olmayan parasıyla 15 yıllık kredi çekip ana paraya yakın faiz vererek ev yada araba alabiliyor..Asgari ücret aldığı halde 3.5 -4 milyarlık telefon alabiliyor. Milletimiz bir daha mı gelicem dünyaya diyerek avanak olmadığını(!) ispat ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Osman Cem Uzun19 Eylül 2017 22:02

      Simit 1 lira ben sana 1000 lira verdim.
      Simit 1.25 oldu, sen bana 1000 lirayı geri ödedin.
      Şimdi ben sana 1000 simit verip 800 simit aldım.
      Bu durumda ben sana ne diye borç vereyim, üstüne ekonomi %5 büyüdü.
      Paramı ben iş için kullansaydım.
      Belki daha az da olabilirdi veya daha fazlada ama ortalama %5'den 50 lira kazanabilirdim.
      Ben gene sana neden borç vereyim.
      Borç verenin zarar etmemesi için en az 1250 lira ödemen lazım.
      Lakin senin borcunu ödeyebileceğinin garantisi yok. (Parayı çarçur edersin, batarsın vs...)
      O zaman benim sana borç verme riskini alan olarak (İş kuranın risk alması gibi.) belli bir ek karı talep etmem lazım.*
      Diyebilirsin ki sen ne ürettin, emek harcadın, katma değer oluşturdun vs...
      Ben doğrudan bunların hiçbirini yapmadım ama senin yapabilmeni sağladım.
      Unutma sana borç veren benim ama, alan sensin normalde yapmayacağın şeyler için muhtaç olan sensin (Mesela kendi başına yapamayacağın başka bir ilde üniversite okumak.)
      Tabi bu anlattığım da bir sıkıntı var benim seni tanıyor olmam lazım bu örnekte. İşte banka burada devreye giriyor. Banka benden düşük faize ama sürekli bir şekilde borçlanıyor. Bu borcu benim tanımadığım sana daha yüksek faize veriyor. Arada ki fark devraldığı riskin getirisini alıyor. Kısacası bankalar ve faiz mevcut sistem için gerekli. Başka yol yok mu? Hiç hayali şeylerle uğraşmaya gerek yok! https://www.youtube.com/watch?v=fTTGALaRZoc Bu videonun 3:49 saniyesinden itibaren batı ülkelerinde başarıyla uygulanan banka dışı ve bazıları da faizsiz finans sistemlerini anlatmaktadır.

      Sil
    2. Şöyle düşün, kendi olmayan parasından faizli borç vererek kar ediyor diyorsun ya bankalar için;

      Bir firmada kendinde olmayan parayı bankadan kredi çekerek bir işletme kuruyor. Yatırımı doğru kurgulamışsa 7 yılda düzlüğe çıkıyor. Krediyi faiziyle birlikte kapatıyor. İşletme sahibinin buradaki emeği ile banka sahibinin emeği aynı değil elbet ama yaptıkları da işte aynı değil ki kıyaslansın birbiriyle. Ama diyebilir misiniz bankada görev alan tüm şahıslar hiçbir emek harcamadan yan gelip yatarak para kazanıyorlar.

      Bankacılık diğer sektörlere benzemez. Karşılaştırma yapılamaz. Ama bu konuda uzman birinin bankacılık ile diğer reel sektörleri karşılaştırırken bankacılıkta karın daha öngörülebilir olduğunu söylemişti.

      Banka işini devlet yapsın diyebilirsiniz, ama bu kararın daha iyi sonuç vereceği kesin bir olgu değil.

      Sil
    3. Osman Cem Uzun, borc verenin zararli cikmasi konusu disinda, sayet 1250 lira odersem, belli bir ek kari neden talep ediyorsunuz? Borcun karsiliginda ipotek koyabilirsiniz. Harcamalarimi kontrol edebilirsiniz, ancak neden 'ek kar' talep etmek zorundasiniz? Ek kar talep etmek isinize geliyor olabilir tabi ancak zorunluluk nereden geliyor?

      Timur Cimen, bence banka calisani ile banka sermayedarlarinin emegini karsilastirmak buyuk bir hata olur. Banka calisani sermayedar degil ki, elestirinin muhattabi olsun. Meyhane'de calisan garsonu, insanlarin sagligini bozuyor diye suclamak gibi bir sey olur sizin karsilastirmaniz.

      Bankacilik, faiz sektoru, 'zorunluluktan' degil, kolayciliktan dolayi var olmus bir sektordur. Varlik sahiplerinin, kolay yoldan para kazanmasinin en garanti yolu faizdir. Aksi halde varliklarini zamanla yitirirler (hazira dag dayanmaz). Ve varlik sahipleri insanlarin algisini degistirmek konusunda cok guclu bir silaha sahiplerdir, o da 'para'dir. Zenginin mali zugurtun cenesini yordugu gibi, bu silahla zugurdun beynini de istedigi gibi manipule edebilirler.

      Sil
    4. Osman Cem Uzun20 Eylül 2017 17:37

      Adsız 15:55
      Verilen 1000 lira= Ev
      Zarar etmemek için alınan 250 lira= Depozito
      Faiz= Kira
      İşte bu kadar basit. Ev sahibi sana barınak verdiği için kira talep yapabiliyorsa, sermaye sahibi de sana fırsat sunduğu için faiz(Sermaye kirası) talep edebilir. Ben birikim yapacağım kendi hayatımdan kısacağım sonra bunu senin gibilere 3, 6, 12 ay vereceğim istediğini yap diye. Sonuç elime fazladan hiçbir şey geçmemesi hatta belki enflasyona yedirmek pahasına. Sebep? Sen boş bir eve girip ev sahibine ben burada 1 yıl kalayım depozito veririm sadece diyebiliyor musun? Bu kafa ile giderseniz daha çok sermaye faiz/kar payı/kira (Adına ne derseniz deyin.) ödersiniz.

      Sil
    5. Osman Cem Uzun, ananiz, babaniz da sizin kafanizda gidip, 'ben calisacagim edecegim o yiyecek' diye dusunseydi herhalde dogumunzdan itibaren bir haftayi cikartamaz acinizdan geberir, bu yazilari da yazamiyor olurdunuz.

      Insanlar dunyaya para kazanmak icin gelmezler. Insanlar hayatta kalmak icin birbirlerine muhtactirlar. Diger insanlarin hayatta kalmalari, ac kalmamalari en az kendileri kadar sizin de yararinizadir. Simdi biraz bu basit gercegin cercevesinden dusunun, ve annenize, babaniza sizin kafanizda olmayip size karsiliksiz olarak verdikleri seyler icin tekrar minnet duyun.

      Sil
    6. Adsız 21:13 bu kafadaki insanlar anlamaz.

      Sil
    7. Osman Cem Uzun21 Eylül 2017 00:02

      Adsız 21:13

      Bunun konuyla alakası nedir? Eğer benim sunduğum bakış açısına alternatif sunamıyorsanız, saçma sapan duygu sömürüsü yapmaya çalışmayın. Fikirlere fikirle argümanlara argümanla gelin! Yoksa susun!

      Sil
    8. Osman Cem Uzun, faiz ile kira arasinda para alis verisi disinda hicbir benzerlik yok. Bu blogdaki onceki yazilarda bunun tartismasi, iki tarafin gorusleri de fazlasiyla var. Arzu ederseniz eski yazilara bakip bilgilenebilirsiniz. Bunu daha fazla uzatmanin anlami yok. Sadece insanlarin varliklarini paylasmalarinin neden zorunluluk ve onemli oldugunu anlatmaya calistim. Duygulandiginiza gore anladiniz saniyorum.

      Sil
  24. hocam hükümet istihdamı arttırdık diye sabah akşam reklam yapıyor peki nasıl oluyor da işsizlik rakamları azalmak yerine artıyor bunun mantığı nedir hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşgücündeki artış oranı istihdamdaki artış oranından fazla ise işsizlik oranı da artmış oluyor.

      Sil
  25. Türk ruhu şart!19 Eylül 2017 13:01

    Sayın Adsız 23:27'ye cevabımın 2.kısmı
    Mahfi Hoca’nın bir önceki yazısında neden yabancı dilde eğitim var diye soru sormuştum ve orda nasıl düşündüğümü belirtmiştim ama yine burda değineyim.Tabi ki bilim ve tekniği geliştirenlerin dilini öğrenmemiz şarttır.Fakat benim demek istediğim neden Türkiye’de Türk Hocalarının Türk öğrencilerine yabancı dilde eğitim verdiğidir.Zaten yabancı dili evrenkente gelene kadar öğrenememiş öğrenci bir de zor olan fizik,kimya,iktisat vb. dersleri görüyor.Ve de ne yabancı dili ne mesleki dersini doğru düzgün öğrenemiyor.Yani bizim köklü bir tarihi olan dilimiz bilimsel ifadeleri Türkçe’ye uyarlamayacak kadar aciz midir?Benim dikkat çekmek istediğim yabancı dil sadece yabancı dil öğrenirken gereklidir..Diğer derslerde verimli olmamız için,bu ülke için,dünya için bir şeyler üretmek istiyorsak düşünmek gerekir.Düşünmeyi de en iyi ana dilimizde yapabiliriz.Dediğiniz gibi kültürel etkileşim olmalıdır,farklı fikirlerin harmanlanması şarttır ama bu harmanlama kendi dilimizi,kültürümüzü,vicdanımızı unutacak şekilde olmamalıdır. Farklı görüşler kendi diline, milletine,kültürüne,tüm insanlığa faydalı olması kaydıyla kullanılmalıdır.Yoksa hep ben zengin olayım diğer insanlardan banane düşüncesi çok tehlikelidir.Batı uygarlık ve tekniği,Türk kültürü ile yoğrularak alınacaktır.Atatürk’ün batılılaşmadaki temel ilkesi de budur.
    Son olarak faizlerin, ülkelerin kendi merkez bankalarının belirlediğini ben de biliyorum.Fakat o merkez bankaları neden devletin elinde değil de sivil kişilerin elinde?Parayı basan da faizi belirleyen de o sivil kişiler değil mi?Neden ismi Türkiye “Cumhuriyet’i” Merkez Bankası değilde ,Türkiye “Cumhuriyet” Merkez Bankası?Aynen dediğiniz soruyu sormayı unutmuşum neden merkez bankası diğer bankalara 100 TL verdiği halde ve istediği parayı alamayacağını bildiği halde neden 112 TL geri istiyor.?? Bu sistem borçlandırarak kendine bağlı tutmak için yapılmıyor mu?FED ‘in uyguladğı sistem de bu olduğuna göre biz neden onların uyguladığı bir banka sistemini benimsemişiz?Yoksa bu da bilim ve tekniğin orda gelişmesi sebebiyle mi onların ortaya attığı banka sisteminine de ayak uydurmak zorundayız?
    Cevaplarını çok merak ettiğim sorular bunlar.Cevaplarsanız çok memnun olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 100 ver 112 iste örneği salt faiz için geçerli değil ki. Kar içinde ücret için de aynı mantığı kurgulayabilirsiniz.

      Oyun kurucu olmak herkese nasip olmuyor. FED etki alanını genişletmesi, neredeyse tüm merkez bankalarını kendine bağlaması uzun zahmetler sonunda, alavere dalavere ile mi oldu. Çok basitçe belki hiç zahmete girmeden finansın merkezine konumlandırdı kendini. Bastı parayı o kadar.

      Futbol oynamak istiyorsan eğer, o ligin kurallarını kabul etmek durumundasın. İşine gelmeyenleri yok sayamazsın.

      Kimsede bu kuralları zorla dayatmıyor, kendi kurallarını da ortaya koyabilirsin. Rağbet görürse bundan faydalanırsın futbol gibi katı kuralları yok finans dünyasının.

      Banka sistemine ayak uydurmak mecburiyetinde değilsin, nakit ihtiyacın yoksa eğer. Ülkeleri de böyle düşün. Kendi kaynakların yetmediğinde dışarıya başvuruyorsun. Borç verenler ne kural koyuyorsa ona uymak durumunda kalıyorsun. Zarar etmemek içinde aynı kuralları sen içeriye uyguluyorsun. Faizle borç aldığını düşün. Elinde biraz nakit var. Bir arkadaşın senden borç istiyor. Ne yaparsın?

      Sil
    2. Merkez Bankası kısmını ben yanıtlayayım. Bu konuda NTV Radyoda yayınlanan Mahfi Eğilmezle Ekonomi Derslerinde ayrıntılı açıklamalar yapmıştım. Onların metnini paylaşayım:
      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hissedarları kimlerdir?
      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası hisseleri (A), (B), (C) ve (D) sınıflarına ayrılmıştır. Bankanın yasasında sermayenin % 51’inden aşağıya düşemeyecek biçimde tanımlanan (A) sınıfı hisse senetleri Hazineye aittir. (B) sınıfı hisse senetleri Türkiye'de faaliyette bulunan milli bankalara tahsis edilmiştir. Hisse senetlerinin en çok 15.000 adeti, (C) sınıfı hisse senedi olarak, milli bankalar dışında kalan diğer bankalarla imtiyazlı şirketlere tahsis edilmiştir. 2015 sonu itibariyle (C) sınıfı hisse senedi olarak yalnızca ING Bank’a ait toplam 54 adet hisse vardır. Bu hisseler toplam sermayenin onbinde 2’sine denktir. Hissedarlar arasında imtiyazlı şirket bulunmamaktadır. (D) sınıfı hisse senetleri Türk ticaret müesseselerine ve Türk vatandaşlığını haiz tüzel ve gerçek kişilere tahsis edilmiştir. 2015 sonu itibariyle (D) sınıfı hisselerine sahip hissedarların sayısı 6.463'tür.
      Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında Niçin İ Harfi Yoktur?
      11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun (Mülga) ile Merkez Bankası "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" unvanı altında özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve özel sermayenin de katıldığı bir anonim ortaklık olarak kurulmuştur. Bu düzenlemeyle Devletten ayrı ve bağımsız olması konusuna özellikle önem verilmiştir. Bu amaç çerçevesinde, Bankanın kuruluş kanunu tasarısında adı "Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak öngörülmüşken, Türkiye Büyük Millet Meclisi Komisyonunda uluslararası ilişkiler de düşünülerek "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak değiştirilmesine karar verilmiş; Bankanın bağımsızlığını vurgulamak amacıyla "Türkiye Cumhuriyeti" ibaresine ve kısaltılmış şekli olan "T.C."ye özellikle yer verilmemiştir. Kanun koyucu tarafından Bankanın devlete ait bir kuruluş; bir kamu kuruluşu olduğu izlenimi vereceği endişesiyle bundan özenle kaçınılmıştır. Halen yürürlükte bulunan 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanununun 1. maddesinde de, Bankanın anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişiliği ile unvanı "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası" olarak aynı şekilde korunmuştur.

      Sil
    3. Osman Cem Uzun19 Eylül 2017 22:34

      Dünya da çıkan Akademik yayınlar ağırlıklı olarak İngilizcedir. Birkaç istisna konu dışında bu böyledir. Başka dillerde çıkan yayınlarda hemen İngilizceye çevrilmektedir. Doğal olarak eğitim alınan konuyu İngilizce öğrenmek, bilmek o alanda güncel olmayı sağlamaktadır. Küreselleşmeyi uluslar üstü olmayı sağlamaktadır. Günümüzün bu şartlarında lisan alanını İngilizce okumayan adam aslında o bölümü okumuyor denenebilir. "Yani bizim köklü bir tarihi olan dilimiz bilimsel ifadeleri Türkçe’ye uyarlamayacak kadar aciz midir?" Burada ki sorun senin karşılık ürettiğin kavramların İngilizce olması veya İngilizceye girmiş olmasıdır. Kaynakların çoğu İngilizce olunca doğal olarak Türkçe eğitim geride kalmaya sebep olmakta. Bu yüzden İngilizce lisans okurken kendini zorlamayan öğrenci okumasın zaten. Peki anadilde lisans eğitimi imkan dışı mı? Değil! Misal Türk tarihi Türkçe okutulur çünkü kaynaklar ve çalışmaların çoğu Türkçe. Başka alanlarda Türkçe eğitim mümkün değil mi? Mümkün! Şogunluk zamanı Japonlar ilk çevirilerine başladılar. (Kant'ı bizden yüzyıl önce çevirdiler misal!) Meiji Restorasyonuyla birlikte bu devlet politikası oldu. Bu gün öyle kadrolara sahipler ki Japon lisans öğrencileri Japonca okuyup güncel kalabiliyorlar çünkü güncel akademik çevirileri güçlü. (Gene de ortalama lisans öğrencisi Japon'un İngilizcesi bizimkilerden çok daha iyidir.)

      Sil
    4. Türk ruhu şart!19 Eylül 2017 22:53

      Hocam teşekkür ederim.Bir de, arkadaşında "Merkez Bankası" ile ilgili şunu sorman gerekirdi dediği gibi ben de onu sorayım: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası,piyasaya sürdüğü 100 TL'yi geri alamayacağını bildiği halde, olmayan 12 TL ile birlikte,neden 112 TL olarak geri almak ister?

      Sil
    5. Osman Uzun Beyefendi "scholar" kelimesinin dokuz anlamı var. Eminim siz bunu bilmiyorsunuz. Türkçede her anlamına karşılık farklı kelime var. Siz simdi tutup da ingilizceyi savunamazsiniz. Hatta gecin ingilizceyi cince ogrenmeyi baslayin simdiden o zaman. Artik ne zamana kadar ogrenirsin bilinmez. Tenis topu gibi ordan oraya gider geliriz. Adamlar bizim tarihimizi de kulturumuzu de bilip su an bu cografyada mok sokturuyorlar. Sizin bundan bile haberiniz yok. Kulturun yok oluyor. Sozde Turk vatandasi oluyorsun.

      Sil
    6. Biz de cevirilere baslayalim. Yabmaci dili sonradan ogrenelim.

      Sil
    7. Türk ruhu şart!, MB geri almak istemiyor. 12 TL'yi "isteyen" TL'nin kullanicilari.

      Elinizte tuttugunuz 100 TL'nin karsiligini bir dusunun.

      Sayet Brendon Woods sisteminden onceki bir tarihte 100 TL'niz olsa idi, bunun karsiligi Merkez Bankasi'nin kasasinda bulunan altin ve bir miktar gumus idi.

      Brendon Woods sistemi ile 100 TL'nin karsiligi Merkez Bankasi'nin kasasindaki dolar idi. Dolar'in karsiligi ise Fed'in kasasindaki altindi. (Federal Reserve'deki rezerv bu yuzden var).

      Ancak Fed'in kasasinda, piyasada olan dolari karsilayacak kadar altin olmadigi anlasilinca artik elinizdeki 100 TL'nin karsiligi 100 adet, bakir, nikel ve cinko'dan olusan metaller haline geldi.

      Tabi ki 8-10 gramlik bakir, nikel ve cinko alasiminin 1 TL etmedigini bildiginiz icin Merkez Bankasi'na 'ne oluyor kardesim? adam mi kazikliyorsun?' dediginizde Merkez Bankasi size 'olur mu oyle sey, ne kaziklamasin, aksine sizin iyiliginizi dusunuyorum. Getirin bakin paranizi, ben size paranin 12% daha fazlasini verecegim' diyor. Ve her ay size 12 TL'yi 'cebinizdeki alasimlar dogurdu' diye geri veriyor.

      Gel zaman git zaman, herkesin elindeki alasimlar dogurdugu icin insanlar bu alasimlari harcamaya baslayip enflasyon ile tanisirsiniz. Cebinizdeki 112 TL'nin carsi pazardaki hurmeti 100 TL'nin bile altina dusunce bu sefer gene MB'ye hesap sormaya kalktiginizda "ana paraniz olmus o yuzden boyle" cevabini veriyor. Siz kandirildiginizi anlayip biraz hiddetlenince de Nasreddin Hoca gibi cevabi patlatiyor: "Faiz duzeni iste boyle".

      Sil
    8. Osman Cem Uzun20 Eylül 2017 18:23

      Adsız 9:31 Ben tarih lisans öğrencisi olarak Yüksek Türkçeyi sizden iyi biliyorum. Sizin gibiler her u-, o- sesi yerine vav her e- yerine he ve her i- sesi yerine ye koyarken. Cümlenin başı, sonu, ortası demeden Elif fetişizmi yaparken; ben 19. yüzyıl metinlerini okuyabiliyorum. "Osman Uzun Beyefendi "scholar" kelimesinin dokuz anlamı var. Eminim siz bunu bilmiyorsunuz. Türkçede her anlamına karşılık farklı kelime var." Bunun önemi yok çünkü olay o değil zaten. Kaynaklar Türkçe olmadığı sürece Türkçede karşılığının olup olmadığının önemi yoktur. Burada asıl mesele Dünyada ki akademik yayınların büyük kısmının İngilizce çıkmakta olması ve İngilizce çıkmayanların ilk İngilizceye çevrilmesi. "Siz simdi tutup da ingilizceyi savunamazsiniz." (Yazınız savunduğunuz fikirle çelişecek kadar özensiz.) "Hatta gecin ingilizceyi cince ogrenmeyi baslayin simdiden o zaman. Artik ne zamana kadar ogrenirsin bilinmez." (Gene özensizlik.) Çince öğrenmek günümüz dünyasında ekonomik olarak bir artı olduğu doğru ama, akademik alanda Çinliler hala batılıları geçmiş değil. Geçebilseler bile bu sizin benim ömrümden uzun sürer bu şeyler öyle bir insan ömründe değişmez. Tarih bize gösterir ki bir toplum en az üç nesil boyunca belli bir refah seviyesini yakaladıktan sonra bunu sürdürebilirse (4-5 nesil yani.) kültürel ve bilimsel üretime başlar. Bu uluslara, kültürlere veya dinlere göre değişmez. Benim tavsiyem ne yapıyorsanız İngilizce yapmayı öğrenin. (Eğer zaten biliyorsanız, ben vurdum diye siz öldürmeyin az Türkçeye özen gösterin.)

      Sil
  26. daha önce ben ve koç aynı paraya sahiptik, ancak şimdi gelir dağılımı bozulmaya başlandı,,,,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2002 yılındaki asgari ücret ve o yıldaki ücret ile alınabilir şeylere bir bak,
      Sonrada şimdiki asgari ücreti ve piyasayı bir düşün derim.Kimse çıkıp ''ülkede herkes koç gibiydi şimdi fakir oldu'' demedi.Özellikle emek geliri elde eden kişilerin yaşam standartları her gün düşüyor.

      Sil
    2. o zaman asgari ücretin alım gücü fazla olabilir, ancak kaç kişi çalışabiliyordu.iş mi var, , dakikada bir nerdeyse krizler oluyordu..

      Sil
    3. adsız nüfus kaçtı şimdi kaç? bunu da söyleyin. Tüm kalemleri bilmeden konuşamazsınız. Tek taraflı konuşunca keser yönünü belli ediyor.

      Sil
    4. düne göre 2001/2002' ye göre değerlendirme yaparsak ,şu matematiksel gerçeği görerek kendimize daha fazla haksızlık yapmamış oluruz.
      Yıl 2002 Asgari ücret:184 TL, Ekmek:0.25 TL, 184/0.25=736 Ekmek.
      Yıl 2017 Asgari ücret:1404 TL, Ekmek:1TL,. 1404/1=1404 Ekmek.
      Yıl 2002 Asgari ücret:184 TL,. Mazot:1.26 TL 184/1.26=146 lt mazot.Yıl 2017 Asgari ücret:1404 TL, Mazot:4.7 TL 1404/4.7=298 lt.mazot.Yıl 2002 Asgari ücret 184 TL,1$=1.62 TL.Asgari Ücret:114 $,Yıl 2017 Asgari ücret:1404 TL,1$=3.45 TL, Asgari ücret:406 $,Yıl 2002 Asgari ücret:184 TL, 1.4 Clio sıfır araç:11.000 TL,11.000/184=60 Asgari ücret,Yıl 2017 Asgari ücret:1404 TL, 1.4 Clio sıfır araç:65.000 TL, 65.000/1404=46 Asgari ücret ile alınabilir.

      Sil
    5. Ali Bey bu devirde düğün filan yapılmaz. Cemiyet işi ters. Fakat şöyle de bir durum var. Zamanında düğünlere çok gitmişseniz geri dönüşü yüksek oluyor. Fakat şimdi kimse 2 çeyrek altın da tak(a)mayacağı için cemiyet işi yine ters. Tersinin tersini aldım.

      Kendiyle Çelişen İnsan

      Clio ile mazot ile talep eğrilerini sağa kaydırıyorsunuz. Her fiyattan almaya razı oluyorsunuz. Ülke mazot kokusundan geçilmiyor. Velespite binseniz olmaz mı?

      Sil
    6. Adsız 08:53
      "Önyargıyı,ortadan kaldırmak atomu parçalamaktan daha zordur". Albert Einstein
      "Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
      Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.
      Bilmediğini bilene öğretiniz.
      Bilmediğini bilmeyenden,okuduğunu anlamayandan kaçınınız".
      KONFÜÇYÜS

      Sil
    7. Kendi kendine yorum yapma. Olmayan sözden ne anlamlar çıkarıyorsunuz? Kibirli insanların eline düşseniz empati yeteneğiniz öyle bir gelişir ki... Yanlış düşünme sadece sana bunu diyeyim.

      Sil
  27. Hocam yorumcu kazandirdigimizi dusunuyordum. Bir baktim kimse okumamis yazıları.

    YanıtlaSil
  28. Hocam paylaşım için çok teşekkürler. Bir sorum olacaktı.
    Gini Katsayısını bir işletmede çalışanların aylık, yıllık veya saatlik ücret değişkenlerini kullanarak hesaplamak ve yorumlamak mümkün müdür? Varsa bununla ilgili yabancı/türkçe örneklerin yer aldığı kaynak/link paylaşımı yapabilir misiniz? Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gini katsayısı böyle bir hesaplama yapıldığını duymadım. Benim bildiğim anketlerle hesaplanıyor.

      Sil
  29. Hocam merhaba sizin analizinizin sonucu olarak uluslararsı işletmelerin şu andaki en güncel problemleri (ortak) nedir?

    YanıtlaSil
  30. Hocam navlun ücretini ihracatçı mı öder ithalatçı mı? Bir de ödemeler dengesinde uyarlama:diğer mallar diye bir kalem var bu neyi ifade ediyor ? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış ticarette iki türlü hesap yapılır cif ve fob, ödeme ithalatçı ihracatçıdan çok bunlara göre yapılır. Anlaşma cif esasına göre yapılmışsa maliyet + sigorta + navlun fiyata teslim yerine kadar dahildir. Yani ithalatçı mala 100 USD ödemişse bunun içinde malın satış fiyatı + ithalatçıya teslime kadar sigortası ve navlunu dahildir. Anlaşma fob esasına göre yapılmışsa ihracatçı malı gemiye teslim edene kadar olan sigorta ve navlundan sorumludur gerisi ithalatçıya aittir.

      Sil
  31. demek ki abartıldığı kadar bir faiz lobisi yokmuş.yazı için teşekkürler hocam.saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abartıldığı kadar kar sikintisi var. İsimlere aldanmayın.

      Sil
    2. malını çinden 3 liradan alıp piyasada 10 liradan satan sözüm ona dindar(!) esnaflarımız,müteahhitlerimiz olduğu sürece abartıldığı kadar kar sıkıntısı olması doğal diye düşünüyorum.yani faiz değil kar lobisi var anlaşılan.haram olan da acaba hangisi sorgulamaları gerekiyor bence.enflasyonun %10 üzerinden olduğu ortamda parasını satan adamın üstüne %12-13 faiz koyması kadar doğal bir şey yok bence ama malını 3 liradan alan adam üstüne %100 faiz koyarak satıyorsa bunu iyi okumak gerekiyor.

      Sil
    3. sözüm ona insanlara ne demeli ha ne demeli? Hayvandan da adi insanlar. Düşünmeyen, kibirli, ne oldum delisi...

      Sil
  32. Sayin Hocam, ben ulkemizdeki gelir dagiliminin yazinizda bahsettiginizden daha bozuk oldugunu dusunuyorum. Boyle dusunmeme neden olan etkenler ise TUIK verilerini kullanmaniz ve benim sahsi gozlemlerim. TUIK ornekleme yontemini kullanirken bence mutlaka isine gelen kesimleri Calismasina dahil etmistir. Saygilarimla, Ş.G.C.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz yapmış olsa kötüye değil az da olsa iyiye gidiş gösterirdi muhtemelen.

      Sil
    2. Hocam, Temel dopink yaptığı anlaşılmasın diye yarışmada sonuncu olmuş diyorsunuz yani:)

      Sil
  33. İyi günler hocam,
    Motivasyon ve teşvik açısından düşünürsek, kapitalist bir ülkede (bir kapitalizm-sosyalizm-komünizm karşılaştırması ya da siyasi kıyaslama için değil) itici güç olarak girişimcinin çoğalması için, girişimciye maaş getirisinin üstünde bir kazanç ihtimali olması gerektiğine inanıyorum. Bu durumda hipotezim GINI katsayısı 0'a yaklaştıkça girişimcinin inhibite olacağı yönünde.
    Bu durumda aklınızda bir yandan girişimciyi davranışsal olarak 'girişmeye' teşvik ederken diğer yandan sosyal infiale neden vermeyecek sağlıklı bir GINI katsayısı var mıdır?

    Öte yandan, bireysel ve toplum olarak tepkilerimizi ekonomik 'değişimlere' (alışılmış-normal olandan sapmalara) verdiğimizi düşünürsek, herhangi bir GINI katsayısını koruyamadığımız durumda toplumdan olumlu ya da olumsuz bir tepki gelmesinin normal olduğunu düşünüyorum.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maliyetten kaçma noktasında yapabileceğiniz şeyler nedir peki? Ben de bunu sorayım. Girişimci kâr elde ederken ne ile kâr elde ediyor??

      Sil
    2. Bunu daha iyi analiz edebilmek için ücret geliri elde edenlerle kar elde edenlerin sayısını ve kişi başına gruplar itibariyle geliri ele almak lazım. Öyle yaparsak sizin dediğiniz sonuç çıkar.

      Sil
  34. Şu makaleyi buraya bırakıyorum.

    http://dagarcikturkiye.com/analiz-92-yd-2135.html

    YanıtlaSil
  35. Gelir dagiliminin adil olmasi icin baska bir ulus ruhu yerine tum dunyada

    insanlik ruhu sart!

    YanıtlaSil
  36. Hee gelir dagilimi cok iyi ve geliri senin gelirinden 5 misli olan uluslar aynen senin dedigin gibi yapmislar.

    ilk önce ulus olacaksin ki seni insan sansinlar. ruhunu bu sekilde istedigin Kadar gelistir.

    Aksi halde ulus Devlet olma özelliklerini yitiren ülkelerin ne halde olduklari ortada.sadece
    3,5 milyon tanesi bize girmis.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim gelirimi nereden biliyorsun?

      Sil
    2. Ulus olmayanlar insan degil mi? Mesela kizilderililer. ??

      Bence gayet insanlar dogayada da diger canlilarada saygilari metinlere arastirmakara konu olmus

      Sil
    3. Kizilderililer ulus degil olmadilar belki de olmak gibi bir amaclari da olmadi nereden baksak 500yildir bu boyle bundan sonra olacaklari da mechul dedigim gibi boyle bir hesaplari iddialari yok belki de hayyallerinde boyle bie sey bile yok. Kaldiki ulus olma ulus devlet olma mefhumu da asagi yukari 200 yillik bir gelenege sahip.

      Her neyse benim merak ettigim su bu kizilderililer ulus degiller ulus olma ulus devlet olma iddialari yokkken degilken 'insan'degilmiler?

      Bizler yani ulus olmus ulus devletini kurmus ulkenin gururunu onurunu tasiyan insanlari tarafindan kizilderililer insan olarak algilanmayacak mi onlara insansi mi diyecegiz?

      Ya da biz ulus olmadan once bize ulus devlet olmus ulkelerin insanlari bize 'insansi'olarak mi bakiyordu?

      Mesela kizilderililerin ruhu yok mu? Duygulari vs?

      Bu sorularin yanitlarini cok metak ediyorum.

      Sil
    4. Anlamazlar. Bunların derdi başka.

      Sil
  37. dolara aşırı yatırım yapanlar yayaye coco jamboo yayayee...

    YanıtlaSil
  38. Merhaba hocam abd karşılıksız dolar bastigi için ve dolar rezerv para oldugu icin hicbirsey üretmeden herseye sahip olmuyor mu ?

    YanıtlaSil
  39. Türk ruhu şart!20 Eylül 2017 18:18

    Timur Çimen,
    Hani demişsiniz ya kendi kurallarını kendin koyabilirsin rağbet görürse bundan faydalanırsın.Dediğiniz şu olursa olabilir:
    Godaman arkadaşlar,düzinelerce evlerini,düzinelerce arabalarını mezara götüremeyeceğini bir düşünebilirlerse ,"kar etmezsem tuvalete bile gitmem" kafasından bir kurtulabilirlerse şayet o zaman söylediğinizin rağbet görmesi, kuvvetle muhtemeldir.

    Ülkelerin nakit ihtiyacı olmazsa bu sistemi kabul etmezler demişsiniz.Ülkelerin kaynakları yetmediğinde dışarıya başvuruyorlar demişsiniz.Çok doğru bir tespit.
    Eğer kaynaktan kastınız ham madde ise bizim üretmemiz için hammaddeyi dışarıdan alabiliriz.Her ülke bunu yapıyor zaten.
    Eğer kaynaktan kastınız para ise işte bunu en alt düzeye çekmek ve onların koyduğu kurallara göre yaşamamamız için kendimiz üretip dışarıya satmamız gerekir.Ben de önceki yorumlarımda da dediğim gibi bu da bilimsel ana dilde eğitim ile olur.Önceki yorumlarımda da dediğim gibi bir şeyi üretip,geliştirmek için düşünmek gerekir.Düşünmek de en iyi ana dil ile olacağını söylemiştim.

    Önceki yorumlarımda da dediğim gibi,bilim ve teknik batıda gelişmiş olduğu için onların kaynaklarını elbette kullanmak zorundayız.Fakat onun üzerine bir şey katıp "kendi markamızı yapmak istiyorsak" eğer eğitimimizin ana dilde olması şarttır.

    Osman Uzun Bey,
    Eğer herhangi bir kimseye kendi tarihini öğretmek istiyorsanız tabi kide kendi dilinde öğretmelisiniz.Edindiğiniz bilginin kaynağı hangi dilde olursa olsun onu kendi dilinize çevirip öyle öğretirsiniz.Fransız tarihini bir Fransız'a İngilizce olarak öğretildiği nerede görülmüş.
    Kendi tarihini tarafsız bir şekilde öğrenmek istiyorsan farklı dildeki kaynakları elbette taramalısın ama o dili kendi diline çevirmen gerekir eğer anlamak istiyorsan.

    Japonların bu işi "güçlü çevirileriyle" yaptığını söylemişsiniz.
    Benim dikkat çekmek istediğim noktada buydu.Çünkü onlar kendi dillerine,kültürlerine sahip çıkıyorlar.Böyle de olması gerekir.Nerede görülmüş kendi vatandaşına farklı bir dilde eğitim verildiği(Sömürü olmayanlar böyle).Bizim de bilim insanlarımız "milletimiz ve bütün insanlık" için biraz daha elini taşın altına koyabilirlerse eğer Türk olarak "bütün insanlık " için yararlı işler yapabiliriz.

    Türk ruhu demek kendi dilini,kültürünü,tarihini bilen onu koruyan demektir.
    Türk ruhu demek düşünen,üreten,emek verene hakettiğinin karşılığını veren demektir.
    Türk ruhu demek sadece kendine müslüman olmayan demektir.
    Türk ruhu demek kendinden önce kardeşini düşünen demektir.
    Türk ruhu demek kendi milletinden olmasa da mazluma kol kanat germek demektir
    Türk ruhu demek bütün insanlığı muhatap alan demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O halde turk ruhu sart caliskan ahlakli yardimsever olmak icin. Alman ruhu sart defin mi bunlari gerceklestiremezsin.insan olmak icin turk ruhu sart. Yanlis mi anliyorun.??

      Sil
    2. Ek olarak, bizim çevirmen eksiğimiz var.

      Sil
    3. 20.42 lafını ingilizce türkçe karışımı tarzanca konuşana yap da goreyim. Kendi isminle yap bakalim. Yaparsan müşteri kaybedersin? Yürek yok ki adamda. Statü senin için önemlidir. Statulu insanlara hos geldin efendim hos gittin efendim der. Statüyü de parayla ölçersin. Fed bilancoyu kucultunce paralar israf olmasin diye tuvalet kagidi yapacak. Anlar misin? Altin karsiligi var mi paralarin. Ne dediginden bana ne?

      Sil
    4. 11.12
      Ne şirketin var ne müşterim. Ne de Tarzan tarzı konuşan statülü insanlar arasindayim.
      Ne yazdigin ne söylediğini belli değil.

      Kısaca
      Güldüm geçtim 😅😁:))

      Sil
  40. dolara yatırım yapana bir şey olacağını sanmıyorum zira yıl sonuna doğru ülkede dolar kalmayacak çünkü fed ekimde bilanço daraltmaya başlıyor geçmiş olsun.ayrıca dolara yatırım yapan ne zaman kaybetmiş ki şimdi kaybetsin?? kaybeden her daim sorgulamayan araştırmayan üretmeyen ve basiretsiz yöneticileri iş başına getiren vatandaş olmuştur,olacaktır.

    YanıtlaSil
  41. sherlock holmes olsa çözemez:D

    YanıtlaSil
  42. Peki hocam çözüm sosyalizm olabilir mi

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...