2 Ekim 2017 Pazartesi

Enflasyon Hızları ve Ülke Kategorileri

Tanımlar
Özellikle küresel krizden sonra enflasyon sınıflandırmalarını özellikle de hızlarına göre enflasyon çeşitlerini yeniden gözden geçirmek gerekiyor. Şimdiye kadar yapılan sınıflandırmalar 3 ya da 4 kategoriyi kapsıyordu: Sürünen enflasyon, ılımlı enflasyon, yüksek enflasyon ve hiper enflasyon. Bu konuda benim önerim altı gruplu bir sınıflandırma yapılması şeklidedir. Sürünen enflasyon, düşük enflasyon, orta enflasyon, yüksek enflasyon, çok yüksek enflasyon, hiper enflasyon. Burada sunduğum kategorilerdeki oranlar da benim önerilerimdir.

Sürünen enflasyon; yüzde 0,1 – 1,0 arasında bir enflasyon oranını işaret eder. Bu enflasyon türünde ileriye ilişkin olarak enflasyon beklentileri hiçbir biçimde oluşmaz. Böyle bir enflasyon oranının ekonomiyi canlı tutmak açısından yararlı olduğu öne sürülür.

Düşük enflasyon; yüzde 1,1 – 3,0 arasında bir enflasyon oranını gösterir. Bu enflasyon türünde ileriye doğru kalıcı enflasyon beklentileri oluşmaz. Yaygın görünen enflasyon türlerinden birisi budur. Bu enflasyon oranlarının da ekonomide canlılık açısından yararlı olduğu, üretim ve yatırımı özendirdiği görüşü yaygındır. Bununla birlikte enflasyon oranı yüzde 3’e doğru yaklaşmaya başladığında enflasyonist beklentiler yaratma olasılığı ortaya çıkacağı için dikkatli olunması gerekir.

Orta enflasyon; yüzde 3,1 – 8,0 arasında bir enflasyon oranını ifade eder. Bu enflasyon türünde enflasyonist beklentiler oluşmaya başlar. Bu enflasyon türü de yaygın görülen türlerden birisidir ve özellikle gelişme yolundaki ekonomilerde görülür. Ilımlı enflasyondan yüksek enflasyona geçilmesi kolaydır o nedenle kamu harcamalarının ve para politikasının gevşek olmaması gerekir.

Yüksek enflasyon; yüzde 8,0 – 15,1 arasında bir enflasyon oranını anlatmak için kullanılır. Bu oranlara ulaşıldığında ileriye doğru enflasyonist beklentiler oldukça güçlüdür ve bunların kırılması kolay değildir. Bu enflasyon oranı sorunun giderek ciddileştiğini ve çözümün giderek zorlaştığını gösterir. Bu oranın düşürülebilmesi için toplumsal bazı fedakârlıklar yapılması gerekir. Ücretlerin sınırlandırılması, kiraların denetlenmesi bu fedakârlıklar arasındadır.

Çok yüksek enflasyon; yüzde 15,1 ve üzerindeki oranlardaki enflasyon durumunu gösterir. Oran yükseldikçe enflasyonist beklentiler çok güçlü bir hal alır ve bu durumdaki ekonomiler için hiper enflasyona geçme tehlikesi artar. Bu oranlara gelindiğinde çözüm için ücretlerin, kiraların dondurulması, kamu harcamalarının düşürülmesi gibi çok daha ağır toplumsal fedakârlıklara girişilmesi gerekir.

Hiper enflasyon; aylık enflasyon oranının yüzde 50 gibi oranlara çıkması halini vurgular. Hiper enflasyon tersine çevrilmesi son derecede zor ve büyük fedakârlıklar isteyen bir durumu ifade eder. Bu tür fedakârlıklar genellikle mevcut siyasal iktidarla yapılamaz ve dolayısıyla iktidar değişikliği gerekebilir.  

Dünyadan Örnekler
Aşağıdaki tabloda yukarıdaki tanımlar çerçevesinde dünyadan örnekler sunulmaktadır. 

Enflasyon Türü
Ülke
Enflasyon Oranı (%)
Sürünen Enflasyon (% 0,1 – 1)
Tayland
0,17

Japonya
0,40

Fransa
0,70
Düşük Enflasyon (% 1 – 3)
Slovenya
1,00

Almanya
1,70

İngiltere
2,60
Orta Enflasyon (% 3 – 8)
Malezya
3,20

Rusya
3,90

Meksika
6,44
Yüksek Enflasyon (% 8 - 15)
İran
9,90

Türkiye
10,68

Azerbaycan
14,00
Çok Yüksek Enflasyon (% 15 +)
Ukrayna
15,90

Arjantin
21,90

Kuzey Kore
55,0
Hiper Enflasyon (Aylık % 50 +)
Venezüella
741,0

Buna göre Türkiye, Ağustos 2017 itibariyle yüksek enflasyonlu ülkedir. 2000’ler öncesinde Türkiye’de enflasyon oranı çok yüksekti (1990 – 99 arasındaki 10 yıllık dönemde enflasyon oranı ortalama yüzde 78,7 idi.) Bu oran Türkiye’yi çok yüksek enflasyonlu ülkeler grubuna sokuyordu. Bu dönemi izleyerek Türkiye, enflasyon oranını düşürmeye başladı. 2005 ile 2016 arasında Türkiye, çok yüksek enflasyonlu ülkeler, yüksek enflasyonlu ülkeler ve ılımlı enflasyonlu ülkeler kategorileri arasında geçişler yaşadı. Bugünkü görünümüyle Türkiye, yüksek enflasyonlu ülkeler kategorisinde yer alıyor. 

110 yorum:

  1. Türkiye ekonomisi gün geçtikçe kötüye gidiyor. Bundan sonra Ilımlı Enflasyon seviyesine inmemiz mümkün değil diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşbankası genel müdürü Adnan Bali' nin Türkiye ekonomisine dair açıklamaları;Büyümenin bundan sonrasında ne kadar sürdürülebilir olacağına ve bir büyüme kompozisyonu değişikliği olup olmayacağına bakmak gerektiğini belirtiyor; "Şu anda bunun için bir öngörünüz var mı derseniz, şu an için bunu görmüyoruz, bilmiyoruz. Bekleyişler ne kadar değişecek?
      Mesela şunları biliyoruz; PMI endeksi 2011 martından sonraki en yüksek değerinde. Sanayi üretimi 2011 ocak ayından sonraki en yüksek değerinde. 700 bin kişinin üzerinde net istihdam artışı var. Son 10 yılın ortalama artışı 332 bin… Bunun iki katı gerçekleştirilmiş durumda şu ana kadar.
      Yani işsizliğin düşmüyor olmasına takılmayınız. O, hep işgücüne katılımla ilgili. Türkiye, 7.7 milyon yeni iş yarattı. Avrupa'daki birçok ülkenin nüfusundan daha fazla... Ama işgücüne katılım oranı da son derece yüksek olduğu için biraz zayıf kalıyor."

      Sil
    2. evet devasa kgf ve vergi borçlarının ötelenmesiyle ve bütçe açığını büyütmeyle sağlanan sağlıksız ve sorunlarımızı ağırlaştıran sözde büyüme yaşandı. bir kere türkiye üçüz açık veriyor. bütçe açığı + özel sektör tasarruf açığı sürekli cari işlemler açığını besliyor. sanayi üretimindeki artış bir kere genel büyüme oranının da altındadır. oysa sağlıklı büyüyen bir ekonomide sanayi üretim hacmi ortalama büyümenin de üzerinde olmalıdır. %5 lik büyümenin içerisindeki sanayi hacminin yüksek olması için bu elzemdir. daha çok tüketime dayalı ve kamu merkezli büyüme yaşandı ki normaldir özel sektör yüksek finansal kaldıraçlı çalışır hale gelmiştir. evet geçici istihdamla yüzbinlerce işçi alımı yapıldı. daha kalıcı istihdam bu şartlarda çok zordur. büyüme kompozisyonu tüketim ağırlıklı olmuştur yani geleceğin talebi bu yıla çekilerek büyüme sağlandı yine gelecekten yemiş olduk. bu sürdürülebilir değildir zaten ovp yi şimdiden çöpe attım bile vatandaş olarak. çünkü fazlasıyla çelişkili görünüyor. zira türkiyenin iktisadi yapısıyla asla uyuşmayan beklentiler söz konusu...

      Sil
    3. geçtiğimiz günlerde inşaat işlerinde işveren olan Kurtköy tuzla pendik gibi yerleşim alanlarında yatırımları olan bir beyefendi ile tanıştım. özellikle son 1 yıldır işlerin ciddi biçimde yavaşladığını 2015 yılında 350 bin liraya satabildiği aynı özelliklere sahip bir daireyi artık 270 bin tl ye bile satamadığını belirtti. ve sektörde paranın devir hızının düşmekte olduğunu söyledi. ben de çok normal çünkü ekonomide neredeyse herkesin borçlu pozisyonunda bulunduğunu ve borçlanmanın giderek zorlaştığı için bu durumu yaşadığını söyledim. o da zaten yatırımını durdurduğunu ve yeni yatırım da düşünmediğini belirtti. ben de ona doğru bir karar aldığını zaten giderek sektörde arz fazlası oluştuğunu söyledim. seneye bu zamanlar 300 binlik ev 200 bine bile alıcı bulamayacaktır kanaatimce. borçlanma ekonomisiyle bu kadar olur zaten.

      Sil
  2. Osman Cem Uzun2 Ekim 2017 07:12

    Ev ve kira balonuna göndermeniz var gibi hocam. Gerçekten herşey kötüye gidip insanların betona yatırdıkları hayalleri pul olunca memlekette neler olacak neler.

    YanıtlaSil
  3. Hocam günaydın. Elinize sağlık cok güzel bir yazı. Yalnız birkaç ay önce enflasyon oranının %15 civarı olduğu söyleniyordu. Bu durumda yanlışlık düzeltilmiş oldu. Saygılar.

    YanıtlaSil
  4. Hocam yapmayın zaam üstüne zam. Bu oran hatali bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazınız çok iyi bir analiz olmuş,tebrikler

      Sil
  5. Hocam, eldeki para tasarrufa ayrilmazsa kiraları dondurmanın nasıl bir faydası olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasarruftan kastınız bireylerse ve parayı cepte tutmaksa, her saniye eriyen bir para demek, yerel para biriminde bankaya yatırıp faiz alırsanız da ülke ekonomisine katkı yapmazsınız. Elinizdeki parayı güçlü para birimiyle değişirseniz, örneğin dolar alırsanız, yerel para birimi yine zayıflar. Yani bireysel ve ulusal açıdan kazan-kazan durumu yok gibi gözüküyor tasarrufta.

      Kamudaki tasarrufu ve kiraların dondurulmasının etkisini ben de merak ediyorum.

      Sil
    2. Zaten kiralar çok da artmıyor artık.

      Sil
    3. tasarruf oranı düşük zaten karmaşa. daha fazla tüketelim mi diyorsun?

      Sil
    4. Yurt içi yerleşiklerin birbirinden yapmış oldukları alışverişi kısmaları o yılki tasarruf tutarımızın üzerine olumlu bir etkisi çok olmaz diye düşünüyorum. Birinin gideri diğerinin geliri.
      Ondan alışveriş yapmayarak sen tasarrufunu arttırabilirsin ama onun tasarrufu aynı miktarda azalacağından toplamda tasarruf artışı olmayacaktır.

      Tasarruf artışı yurtdışı yerleşiklerle olan alışveriş durumumuza göre oluşacaktır. Düne göre daha fazla alıyorsak azalır, daha fazla satıyorsak artar.

      Sil
    5. Hocam kiralar neden artmıyor diyorsunuz kadıköyde aynı mühitte 5 yıl önce oturduğum kiraya göre şuan ödediğim kira %100 den daha fazla artmış durumda , bunun içerisinde kentsel dönüşümün bariz etkisi olduğunu düşünüyorum ki bu sene üfe'de yüksek geldi

      Sil
    6. Ustad kadikoy besiktas nisantasigibi yerler reel rantin ildugu artisi surejli oldugu yerlerdir. Bu sadece turkiye icin degil genel olarak boyledir. Kiralar cevre kent periferisinde artmiyor artik. L

      Sil
    7. Kadikoyun ranti ile ticari hareketi ile catalcanin ranti ticari hareketi ayni olamaz. Her yer ne yazikki kadikoy degil.olamayacakta. tipki ressamlarin unlu eserleri gibi dusunun.tek ve yek alternatifi yok.hocanin soyledigi turkiye geneli kira fiyat artis oranlari. Genel istisnaya baskindir.

      Sil
  6. Hocam konuyla ilgisiz olacak net uyp ile brüt dış borç stoku arasındaki fark nereden kaynaklı ? Bir de hangisi ülkenin borcunu daha net tanımlar? Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Net UYP ülkenin yurt dışında sahip olduğu varlıklarla dış yükümlülükleri arasındaki net farkı veriyor. Brüt dış borç stoku ise ülkenin dışarıya olan borçlarını herhangi bir netleştirme yapmadan veriyor. Öte yandan Hazinenin web sitesinde net dış borçların hesabı da var. Ben dış borçlar denince brüt dış borçları alıyorum.

      Sil
  7. Hocam, Tayland da nasıl bu kadar düşük enflasyon olabiliyor?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzakdoğu tasarruf kültürünün yaygın olduğu bir bölgedir.

      Sil
    2. Ülke büyüme oranları iç pazardan gelen talep odaklı değil. Dış pazardan gelen talep odaklı. Dolayısıyla ürettiklerini dış pazarlara satarak büyüyorlar. İç pazarda hanehalkı borcu ise yüksek seviyelerde, bu durum iç pazar odaklı büyümelerini engelliyor. Maliyet odaklı enflasyonda ise petrol fiyatlarının seviyeleri enflasyon yaratacak düzeyde değil. Bunlar benim bildiklerim, bilmiyorum hocam ne der..

      Sil
    3. Hocam, sizin yazdığınız yorumdan sonra benim yaptığım yorum ile ilgili bir tezat kafama takıldı. Tayland'da hanehalkı borçluluk oranı GDP'nin %80'i gözüküyor. Bir yandan da tasarruf odaklılıktan bahsediyoruz. Bu adamların bu kadar borcu varken ve iç talebi etkilediği gözükürken, bir yandan tasarruf odaklı olmalırını nasıl açıklamamız gerekir?

      Sil
    4. Tasarruf odaklı olmayı kişi bazlı değil, ülke bazlı olarak düşün.

      Kişisel bazda tüketim odaklı olabilir ama girişimcilerin güçlü ihracat yapısı ve bunun için yaptıkları yatırımlar sonucunda ülke bazında değerlendirildiğinde tasarruf odaklı sonuç çıkıyor.

      Sil
  8. Elinize sağlık
    Hocam ülkemizde enflasyon ataleti var beklenti hep artacağı yönünde bunun bir nedeni de merkez bankasına olan güven %5 hedef koyup bunu sağlayamamak inandırıcılık sorunu yarattıyor acaba tedrici olarak değilde şok bir uygulama Cold turkey uygulansa ama bunu iktisadi birimlere anlatarak fedakarlık istense çözüm olabilir mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağolun.
      Cold Turkey uygulaması bir kaç ay etki yaratabilir ama uzarsa karaborsaya yol açar.

      Sil
  9. Ağır toplumsal fedakârlıklara hazır mıyız beyler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayanlar toplumsal fedakarlik yapmasin mi? Aslinda esas buyuk fedakarligi onlar yapiyor. Bir de, zaten issizlik gelmis bilmem ne seviyesine, daha agir toplumsal fedakarlik ne olabilir ki?

      Sil
  10. Emeğinize sağlık; Şükran duyuyoruz.
    Kira konusunda serbest piyasa koşullarını esnetmeden çözüm bulmak zor. Firmalar yeni konutları yaparken "yatırımınızı 15- 20 senede geri alırsınız" diyerek, yanıltıyorlar satın alma yapanları; onlar da kiraları maksimize ederek piyasa gerçeklerinin dışında fiyatlama yapıyorlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Maalesef öyle. Şu anda başta İstanbul olmak üzere birçok büyük kentte gayrimenkulün satş fiyatıyla kira bedeli arasındaki ilişki kopmuş durumda bulunuyor.

      Sil
    2. hocam peki verdiğimiz bir kira kaç yılda satın alma bedeli ile eşit olmalı şuan 20-25 yıllık bir süre alıyor benim bildiğim

      Sil
    3. Şu an İstanbul'da 30 - 35 yıl oldu. Normali 20 - 25 olmalı.

      Sil
  11. http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/can-atakli/bosuna-akpli-olmuyorlar-2032844/ Süper vergi indiriminden yararlandım. Çok mutluyum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yakinda super vergi bindirimden yararlanacagim, hic memnun degilim.

      Sil
  12. Hocam teşekkürler.

    Türkiye'nin yüksek enflasyona sahip olmasının başlıca sebebi kamu maliyesi midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de ki enflasyon da dahil birçok problemin temel nedeni; yapısal reformların yapılmayışıdır.

      Sil
  13. bedeli orta gelir grubu ödeyeceği için iktidar partisi için önemli değil.. üst gelir grubu bir yolunu bulup sıyrılır, alt gelir grubu kömür ve makarna olduğu sürece sesini çıkarmaz.

    YanıtlaSil
  14. Hicam tabloda ilimli enflasyon yaziyor ama yukaridaki aciklamalarda buna karsilik orta enflasyon yazilmis.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önce bu kategoriye ılımlı enflasyon demiştim, sonra bu oranların pek de ılımlı olmadığını düşünerek orta enflasyon demeye karar verdim. Metni düzeltmişim ama tablo ılımlı kalmış. Tabloyu da orta enflasyon olarak düzelttim. Teşekkür ederim.

      Sil
  15. Yüksek enflasyona sahip olunmasının sebebi
    1- ürettiğinden fazla tüketmen. Tüketim malzemesini miktarında kıtlık oluşup fiyatının yükselmesini ve enflasyonu getiriyor.
    2- Özellikle artan dolaylı vergiler(kdv,ötv) ve ulaşım giderlerini etkiyen vergiler(mtv, akaryakıta gelen zamlar) ürün maliyetine direkt veya dolaylı olarak yansımakta ve ürün fiyatında doğal artışa sebep olmaktadır.
    3- Ürün üzerinde oluşan kronik veya dönemsel rantlar üzerinden oluşan fırsatçılardan doğan enflasyon
    4- Kredi faizleri

    Merkez Bankasının birinci hedefi fiyat istikrarı olduğuna göre ve en büyük düzenleyici devlet olduğuna yapısal sorunları çözemeyen kamu maliyesi çözüm üretemediği kadarda sorunun sebebidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de veya 2017 yılında dünyanın bir kaç istisna hariç neresinde tüketim malzemesi kıtlığı var? Parasını ödeyecek olduktan sonra binlerce firma istediğin maldan istediğin kadarını anında kapına yığarlar. Tüketim malzemesi kıtlığı geçmişe ait bir şeydi. Enflasyon parasal bir olgudur.

      Sil
    2. Parasını verince getirir ama hangi fiyata nereden getirir? Saman bile kalmamış, Bulgaristan`dan getiriliyor. Fiyatı kaca katlandı bu ticaret sırasında? Bu nedir? Maliyet artışı mı sayalım? Bu tembellikle bizden anca tüketici olur zaten. Para varsa yiyelim hesabı. Aman üretmeyelim.

      Sil
  16. Bu fiyat pahalılığın'da en büyük sorunun devlet'in her şeyi vergilerle çözmeye çalışması ve yerli üretim de ithalat endeksli "destek" politikaları izlemesidir.Bu bağlamda fiyatı görece ve sürekli uygun olan hiç bir üretim ve tüketim malını göremez olduk.

    YanıtlaSil
  17. Hocam Türk parasını koruma kanunu günümüzde hala geçerli mi ve sembolik mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçerli TPKKK'ya göre çıkarılmış olan 32 sayılı karar yürürlükte.

      Sil
  18. Profesör Pigou der ki “ekonomideki dalgalanmalar özellikle sermaye sahiplerinin duygu ve düşüncelerindeki algıların değişmesiyle oluşur.” Tek yapmamız gereken para babalarını biraz mutlu etmek öyle yapısal reformlara falan hiç ihtiyaç yok. Hocam moral bozucu yazılar yazmazsanız hani ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pigou'nun bu sözü için kaynak verebilir misiniz?

      Sil
    2. Valla pigou gerçekten böyle bir şey söylediyse Keynes le bir konuda anlaşmış demektir : animal spirits

      Sil
    3. Hocam pigou demiş dememiş önemli de değil ancak yapısal reform yapmayan yapısı bozuk ülkelerde halinden memnun insan oranını hep yüksek gördüm.. hayat öyle ya da böyle akıp geçiyor bu insanlarda..
      Kendi alanımdan bahsederek bizim ülkenin durumunu da toparlıyım.. Bir mimar olarak yıllardır mimarlık ortamında ki topluma haykıran eleştirel yazılar okuyorum. Örnek olarak çamlıca camiinin basmakalıplığı, akm binasının yıkımı, ucube heykeller, restorasyon yanlışları, gökçek kapıları, topbaşın metro köprüsü, reisin sarayı vs vs vs. Ancak bizim toplumun da hiç umrunda değil, herkes haline şükrediyor. Sorgulama yok. Biz neler gördük diye kabullenilmişlik var. Yağ kuyruklarında bekleme örneğini hep duyarım.
      Malesef siz de ne derseniz deyin hiçbir zaman şükreden insanların bakış açısını değiştiremeyeceksiniz.
      Bana göre bizim gibi cahil kalmış toplumlarda kabuk değiştirmek ancak ekonomik krizle mümkün değerli hocam.
      Saygılarımla
      AS

      Sil
    4. Doğru,enflasyon %3-5 artmış lafını etmeye bile değmez biz %80 leri gördük.

      Sil
    5. Hocam kitabı karıştırayım bir belki bulurum

      Sil
  19. Fitch bugün yayınladığı "Global Ekonomik Görünüm- Eylül 2017" raporunda Türkiye için şu değerlendirmelerde bulundu:

    "Büyüme yine Fitch'in beklentilerinin üzerinde geldi. 2017 2. çeyrekte ekonomi yüzde 5,1'in üzerinde büyüdü. Performans, geçici mali tedbirler ve Kredi Garanti Fonu'nu içeren çeşitli devlet teşvikleri tarafından desteklenmeye devam ediyor. Euro Bölgesi'nde güçlenme de destekleyici bir rol oynadı.

    Yüksek frekanslı göstergeler güçlü ivmenin 2017 3. çeyrekte devam ettiğine işaret ediyor. Yıllık bazda karşılaştırma 2016 3. çeyrekteki başarısız darbe girişiminin yol açtığı baz etkisiyle de yükseldi. 2017 3. çeyrekte büyümenin yüzde 7'yi aşmasını bekliyoruz. Bu nedenle 2017 için büyüme tahminimizi Haziran ayındaki yüzde 4,7'den yüzde 5,5'e revize ediyoruz."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fitch Fitch'liğini yapmış diyen bir bakan vardı, kimdi o? Saatlere meraklı bir bakandı galiba. Şimdi ABD'ye girerse tutuklanacak da bu ülkede yargılanmasına gerek görülmemişti hani. Bıbıcığım izin vermemişti, sonra da Fitch ve benzerleri için "bunlara üç-beş kuruş ver, istediğini yazsınlar" demişti. Bıbıcığım cömerttir, kesenin ağzını açmış mı ne?

      Sil
    2. Ara sira bazi bazi. Ne alaka?

      Sil
    3. İşbankası genel müdürü Adnan Bali' nin reyting şirketlerine dair açıklamaları:
      Reyting şirketlerinin bir ülke ekonomisinin serbest düşmeye gitmesine imkân verecek pozisyon aldığına dikkat çeken Bali; "Bu ülkenin hiç mi milli refleksi yok? Sanki revize ettiğinde evvelki ile ilgili hesabı vermiş oluyor. Nasıl şey bu? Pardon bile demiyor. Yeni tahminini açıklıyor. Şu anda yüzde 2.6 birininki, 3 küsur da diğerininki. Revize edecekler çatır çatır şimdi. Bir süre sonra şöyle olacak; bir rakam daha geldikten sonra revize ettiği bir raporunu daha önce hiçbir şey söylememiş gibi yazıp geçecek. Bu kadar bedelsiz…"

      HATA ÜSTÜNE HATA
      Notçuların sadece algı operasyonu yapmakla kalmayıp hata üstüne hata yaptığını da vurgulayan Bali, kritik noktalara dikkat çekiyor; "O tarihte çıkıp tane tane, kalem kalem anlattık yanlışlarını, bir karşılığı olmadı. Anlaşılıyor ki bu kurumların farklı rolleri var. Çok kısa bir süre önce, bir tane bankanın analisti rezalet bir şey yazdı, yanlış. Raporun içerisinde 'Biz bunları kanıtlayamayız' da diyor. Yani kanaat ifade etmiş. Biz buna oturduk, ince ince, Türkiye ekonomisinde hangi gösterge nedir, niye bunlar böyle oluyor? Koca ülkenin ekonomisiyle ilgili oyun oynar gibi bir rapor kimin harcına? O kadar kolay mı bu?"

      SKANDAL RAPORLAR HAZIRLANDI
      Adnan Bali',kredi kuruluşlarının Türkiye'deki politika faizini bile doğru yorumlayamadıklarını savunuyor; "Hatırlayınız politika faizi yüzde 4'lerdeyken, Merkez Bankası faiz koridorunu başlatmıştı. Ve koridorun üstünden fonlama yaptığı için de fiili fonlama faizleri yüzde 7.5- 8'lerdeydi. Sonra politika faizini yüzde 10'a çıkarttığında Merkez Bankası, bunlar rapor hazırladırlar. Uluslararası bir organizasyonda politika
      faizi 6 puan yükseldi.Oysa 6 puan yükseldi diye yükselmiş değildi.Daha fiili ağırlıklı ortalama fonlama ile politika faizi denilen alt bir ayrıma dikkat etmeden....Bu duruma vâkıf değillerse bile bu rapor skandal, bildiği halde böyle yazıyorsa başka bir skandal".

      Sil
    4. Ali istihdam yaratmayan büyüme ile ilgili de bir şeyler bulabilir misin?

      Sil
    5. katma değeri düşük dar tabanlı alana fazla sermaye koşulmasıyla istihdam yaratmayan ama bolca rant yaratan ve sosyal faydası olmayıp marjinal faydası yüksek yatırım modellemeleriyle ki inşaat başta olmak üzere; üstelik de tüm bunları dış dünyadan 1 e 6-7 reel faiz vererek çektiğiniz sıcak parayla yaparsanız döviz yaratmayan bir ekonomi oluverirsiniz ve dövizde açık pozisyonunuz tavan yapar kur riski hızla büyür ve giderek istihdam yaratma kapasiteleriniz düşer. özellikle son 7 yıldır ülkemizde olan da kısaca budur. borsa-konut balonları patladığında 2001 krizini mumla arar hale gelebiliriz.

      Sil
  20. Hocam merhaba,

    Türkiye ve dünyadaki makro ekonomik gelişmeleri izleyebileceğimiz kaynaklar konusunda öneride bulunabilir misiniz. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. project-syndicate.org 'un ekonomi ve finans bolumleri A++ kalitede bence

      Sil
    2. The Economist en iyisi ama paralı. Parasız olanlar arasında project syndicate iyi

      Sil
  21. Hocam sizin yazılarınızı sürekli takip ediyorum benim uzun süredir merak ettiğim ve çözemediğim bizim piyasamız ekonomik verilere aldırış etmiyor borsa rekor kırıyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz son 2 - 3 yıldır sadece bizde değil bütün dünyada böyle gidiyor. Balon denilen şey de böyle oluşuyor zaten.

      Sil
  22. Hocam merhaba,
    Merkez bankasının GLP kullanma nedeni üzerine Bernanke'nin kitabından edindiğim bir izlenimi aktarmak istiyorum. 2008 krizi öncesinde (Bernanke'nin başında bulunduğu) FED kısa vadeli finansman sorununu çözmek için iskonto gişesini kullandırtmış (Bizdeki GLP oluyor bunun karşılığı). Fakat bankalar zayıf görünmemek için bu kanaldan yararlanmamışlar. Etkisiz bir politika olmuş.
    GLP kullanmak bankaların finansman bulmada zorluk yaşadıklarını gösterir. Bu da onların piyasalarda zayıf görünmelerine yol açar. Bu yüzden TCMB herkese GLP üzerinden borç veriyor. Yani zayıf olan belli olmuyor.
    1) Bu çıkarımlarım sizce doğru mu?
    2) Bu politika genel olarak tüm bankalar üzerindeki risk algısını yükseltmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Çok doğru çıkarımlar
      2) Zaten yükseltiyor. Faizler de o yüzden yükseliyor.

      Sil
  23. Hocam
    Ekonomide çeşitli varlıkların faizleri vardır fakat iktisat kitapları sanki tek bir faiz oranı varmış gibi bahşediyor ve bunların aynı yönde hareket ettiğini belirmekte.

    Ben tahvil faizleri ve mevduat faizleri arasında ki bağlantının perde arkasını merak etmekteyim.örneğin tahvil faizleri arttığında mevduat faizlerine bunun yansıması Nasıl olur?

    2)hocam çeşitli faiz teorileri var.faizi ödünç verilebilir fon arzının ve fon talebinin belirlediği teori ile Keynes'in belirttiği ve faizin para arzı ve para talebi tarafından belirlendiği teorisi var. Siz Bunlardan hangisini benimsiyorsunuz yani gerçek hayatı hangisi daha iyi açıklıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide sadece faizde değil farklı fiyatlar vardır. Mesela elma fiyatları her yerde farklıdır. Ama talep eğrisi çizilirken sanki tek bir denge fiyatı varmış gibi gösterilir.Bunlar anlatımı basitleştirmek için başvurulan yöntemlerdir.
      Çeşitli faizler olsa bile piyasaya kendi haline bırakıldığında (yani devlet desteği vs olmadığında) hepsi aynı yönde hareket eder. Biz anlatım kolaylığı sağlamak için genellikle gösterge faizi kullanıyoruz.
      Ekonomide aynı konuyu anlatan farklı teoriler sadece faizde değil her alanda mevcut. Bunun nedenleri değişen zamanlar, değişen koşullar ve değişen insan davranışlarıdır. Ekonomi teorileri belirli bir dönemde geçerli koşullar, davranışlar üzerine kuruludur. Bunlar değiştiğinde teori de ya anlamını kaybeder ya da değişikliğe uğraması gerekir. Bunun en tipik örneği her arz kendi talebini yaratır şeklinde oluşturulmuş bulunan Say Kanunudur. Barter sistemi geçerliyken doğru olan bu kanun parasal ekonomide tam tersine dönüşmüş ve "her talep kendi arzını yaratır" biçimini almıştır.
      Faiz teorilerinin hepsinde doğruluk payı vardır ama günümüze en uygun olanının ödünç verilebilir fonlar teorisi olduğunu düşünüyorum.

      Sil
    2. Reklamlar işin içine girince iktisat teorilerinin de sekteye uğradığını görüyorum. Reklamlarda mal ve hizmeti görürüz ama gerçek hayatta finans kapitalin üzerine inşa vardır. Paradan para kazanma noktası... Üretim faktörlerinin içinde en fazla pay alan faktörü bulun. Bu faktör tek başına bir şey yapamaz. Yapamadığı için krizi aşmaya çalışan piyasa ekonomisi farklı yollara başvurur ama bundan fakir toplum, ülke, .. etkilenir.

      Sil
  24. Hocam merhabalar
    Aşağıda ki cümleyi İktisadi kalkınma kitabından alıntıladım.

    "Az gelişmiş ülkeler hem iç tasarruf yetersizliği sorununu gidermek hemde kalkınmaları için zorunlu ithal malların bedelini ödemekte karşılaştıkları döviz sorunu çözebilmek için dış finansman kaynaklarına ihtiyaç duyar" denilmekte


    İthal malların bedelini ödemek için dövize başvurulması gerektiği aşikar onun haricinde kitapta iç tasarruf yetersizliği için de dış finasmana başvurulacağını belirtiyor.

    İç tasarruf yetersizliği için dış finansmana başvurulur derken buradaki kastettiği nokta şu mudur ben tam emin olamadım hocam ;


    a)ülkede üretimi olmayan bazı yatırım malları, aramalları ve teçhizatı tl ile alamayacağımızdan bunun için döviz ihtiyacımızın olacağı zaten aşikar onun haricinde

    b)bazı yatırımlar var ki bunların finansmanı yerli girdiler kullanılarak tl ile de olabilmektedir.Fakat özel sektör az tasarruf yaptığı için bu türden yatırımları faaliyete geçirebilmek için yurtdışından ucuza borçlanıp bunu ülkede tl ye çevirerek yatırımı için gerekli fonu elde etmiş olacaktır.

    Eğer yeterli tasarruf yapılabilirse en azından içeride yapılacak harcamalar için yurtdışından borçlanıp bunu ülkede bozdurup kullanmaya gerek kalmaz ve en azından yurtdışından borçlanma miktarı bu sayede bir nebzede olsa azaltılabilir sonucuna varıyorum katılır msınız hocam ?

    bugün özel sektör tasarrufları yetersiz olduğu için içerde harcamak üzere yurtdışından borçlanıp bunu piyasada tl ye çevirerek yapılacak bazı yatırımları için kaynak elde edemez mi ? Böyle bir şeyin mümkünatı var mıdır ?Eğer böyle bir imkan var ise kitaptaki ibareyi bu çerçevede düşünebilir miyim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çözümlemeleriniz doğrudur. Yapılan da budur zaten.

      Sil
  25. Merhaba Hocam,
    Öncelikle teşekkür etmek isterim size, hayatıma yeni bir pencere, o pencereden giren temiz hava, o hava da nefes oldu hayatıma. Sayenizde hayatın farklı bir ekonomik yüzü olduğunu kavradım. Ufkum açıldı.
    Evet işsizim, belki biraz da doluyum, kusuruma bakmayın, ben de bu ülkeden umudunu kaybetmek üzere olanlardanım, çünkü bildiklerim hiçbir işe yaramıyor. Elimden daha ne gelir bilmiyorum. Arkasına bilgisini değil, torpilini alan kazanıyor bu ülkede, maalesef. Vicdan gitti bu topraklardan, arkasında bizleri bırakarak. İnanın yoruldum, umut da göçtü gitti içimden, ruhumdan.
    Ne ise, yazılarınızı her zaman takip edeceğim, hayata hukuk okuduğum gerçeğini bir kenara bırakarak. Hayatın farklı pencereleri olduğunu gözeterek. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Yazdıklarınızda haklısınız, özellikle de hukuka bu kadar uzak kalmış bir toplumda hukuk okumuş olmanın sıkıntısı büyük ne yazık ki. Ama bir konuda katılmıyorum size umut bitmez. Bitmemeli. Pes etmek yok.

      Sil
    2. Nerelere girmeye çalışıyorsunuz bilmiyorum ama SPK'nu denediniz mi?

      Sil
    3. green card çekilişi yakında başlıyor başvur kardeşim bende başvuracagım

      Sil
    4. Haklisiniz Hocam, pes etmemek icin farkli yollar deniyorum kendi kendime, iktisat kitaplarina merak saldim bu aralar, Ricardo'yu, Keynes'i okuyacagim, su anda da Stiglitz okuyorum, esitsizligin bedelini hissederek. Kurumlari denedim, Universitelere ar. gor. olarak girmeye calistim, en son ozel sektoru deneyeyim dedim, maalesef, camura takilip kalmis araba tekerlegi gibi, denedikce daha da batacakmis gibi, bazi donemler hissederiz, hepimiz, her yeni deneyiste. Ha bu arada Greencard'a da 2 kere basvurdum. Anlasilan birazcik sanssiz bir donemden geciyorum. Tesekkur ederim ince cevaplariniz icin.

      Sil
  26. Meraba hocam,
    yazilarinizi begenerek okuyorum, ilk kezde not dusuyorum. Bilimsel verileri elde etttigimiz deneylerden veya analizlerden yola cikarak uretiyoruz, ve bunu yaparken tekrar edilebilirliginide kuskusuz yapiyoruz. Ben deneysel bir bilimci olarak iktisadi olarak bir datanin bilimsel makalede kullanildigi sizin yazilarinizda anlamaya calistim. Fakat, ekonomi ve iktisat alaninda kurumlarin acikladigi bilgi/datalari gunun sartlarinda kabul ediyor ve ortaya koydugu dusuk rakamlara dayali degerlendirmeler yapiliyor. Peki yillar sonra kriz sonrasi,hukumet degisikliginde sonradan gercekte ortaya cikar gercek sonuclar dogrultusunda gecmiste yazilan degerlendirmeler bilimsellikten uzakta kalmis oluyor. Gerceklerin baska oldugunu okadar tecrubeyle yuksek olarak bilseniz bile makalede degerlendirirken elbette tezata dusecegiz. Benim cikamadigim nokta ekonomi iktisatta her data yi alip analiz yapabilmek ama gerceklerin baska oldugunu bilmek nasil bir bilimi ortaya koyar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Bu çok ciddi bir sorun. Ama benim buna bir çözümüm var. Datalar yanlış olabilir. Eğer bu yanlışlar hep aynı sistematikle yapılıyorsa yani her ay farklı bir yanlış yapılmıyorsa eldeki seri yine de doğruyu gösterir. Yani hep aynı yanlışla veya eksikle aynı dataları topluyorsak eğilim çizgisi bize doğruyu gösterir.

      Sil
    2. Hocam cevabiniz icin tesekkur ederim, sorum biraz karisik ve anlasilir degilmis on izleme yapip tekrardan revize etmedigim icin, karisik hal almis bu halde aldigim cevap mukemmeldi ve sizin bu konudaki cozumunuzu taktirle karsiladim zira, yanlislardan dogruyu bulacak bir egilim cizgisini yakalamak bayagi zor bir durum. Ben deneysel bilimci olarak sistematik bir hata yapmadigim icin bu cozum yolunu hic ogrenemedim ve simdi sizin katkinizla ogrendim. Cikarimim suki, durumu kurtarmak adina normalden iyi gosterilen ekonomi degerleri yaklasmakta olan bir sonu daha yakin kiliyor.

      Sil
  27. Herkese merhabalar;
    ilk önce emeğinize sağlık lakin veriler tamamen gerçeği yansıtmadığı kanaatindeyim. gerek resmi olsun gerek gayri resmi!
    haddim olmayarak basit şeyleri alıp tüme varım yapacağım.
    motorini üreticiler üretiminde kullanıyor yani girdi. a firması bir malı taşırken motorin kullanıyor yani maliyet ÖTV'ler zamlar ayrıca paramızın değerlenmesi ( 1$ = 1,15 iken 6 sıfır atıldığında bugün 1$ = 3,58 yeni torba yasada GV 27 30 çıkarılması ) ve enflasyonun düşmesi gerektiğini söylüyoruz. benim bir formülüm var biz hiç tüketmeyelim mesela hava ile doyalım nakliyeyi elden ele vererek yapalım ve hiç bir ücret almayalım gerek yok. bol bol bina yapalım tarımsal alanları yok edelim mesela onları da dünya ülkelerine satalım eğitim yapmayalım hastahaneleri kapatalım herşey ceteris paribus olsun. tüketmez isek enflasyon olmaz. bu bir nevi tüketimi kısma çabaları ama böyle tüketim kısılamaz. genel girdilere yapılan zamlar enflasyonu artırır. bina yaparak ne bu ülke büyür nede biz veya kara yolu yaparak. ilk önce duble yol sonra yık sonra tekrardan beton asfalt yap. Hocam sizden ricam kamu israfına da değinir misiniz? belki o zaman gerçek enflasyon ortaya çıkar?
    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz da kamu israfını nasıl ölçeceğimi bilemiyorum. Mesela bana sorarsanız Osmangazi köprüsü bir kamu israfı ama herkes bunu böyle kabul etmiyor.

      Sil
    2. Ve şu anda insanları zoraki o köprüden geçirmeye çalışıyoruz. Erzurum kış olimpiyatları pisti yıkılmıştı. Belediyeler yap yık tekrar yap. Sırf ekonomi canlansın diye bir dönem ülkenin biri yolu kazdırıp tekrardan kapattırmıştı. Ama biz gelişmiş ülke değiliz para bol değil. asfaltın %98 irandan ithal ediyoruz bütçe zorlanıyor emekçi + tüketiciye vur zaten üreten zamları ötv leri vs. Son tüketiciye yansıyor. Yanı zengin fakirleşmiyor fakir daha fakir oluyor. Fuzuli yatırımlardan egoları tatmin etmek yerine gerçek yatırım yapmalı

      Sil
  28. Hocam vergi dilimlerinde yıllık geliri 13000 tl ye kadar %15 vergi alıyorlarr. Asgari ücreti dikkate alırsak ekonomide yıllık 13000'nin aşağısında alan var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günlük 40 liraya çalışanı duydum, biliyorum. Sigortası da olmuyor bunların. Biraz insanlara kulak verdiğimizde bunu duyarız, görürüz.

      Sil
    2. Kaçak çalıştırılanlar var. Onların ücreti asgari ücretin altında.

      Sil
    3. Gelir saadece maasla olmaz. Maasiniz yoktur ancak kira geliriniz vardir mesela. Veya sahis sirketisinizdir, kurumlar vergisine tabi degilsinizdir elde ettiginiz kar yillik o rakami gecmeyebilir vs.

      Sil
  29. Hocam mevduat faizi ve gösterge faiz dediğimiz tahvil faizi arasında nasıl bir ilişki vardır ?müdahale olmasa bunların aynı eğilim de hareket edeceğini belirttiniz yukarıda ,

    Şöyle mi düşünmeliyim emin olamadım;
    Tahvil ile mevduat iki farklı ve birbirine rakip yatırım aracıdır,bir sebeple tahvil faizleri yükseldiğinde mevduattan çözülmeler başlayacak ve rakip yatırım aracı olan tahvile kayacaktır, bankalarda mevduat çözülmelerini önleyebilmek maksadıyla çözümü faizleri artırmakta bulacak bu mantıkla düşünürsem iki faizde aynı eğilimde hareket edecektir şeklinde bir kanıya varıyorum
    Katılırmısınız sayın hocam

    YanıtlaSil
  30. Merhaba,
    Benim nacizane bir kaç sorum olacak.
    - Faizlerin enflasyona neden olduğu belirtiliyor, ekonomi litaretüründe böyle bir şey var mı?
    - Enflasyon hedeflemesi yapan ve ana görevi fiyat istikrarı olan merkez bankası neden görevini yapmıyor veya yapamıyor, madem görev yapmıyor bir yaptırımı yok mu? Kimse hesap soramıyor mu?
    - Siyasiler faiz lobisi olduğunu ifade ediyorlar, bu lobiden kasıt, yerel bankalar mı, yoksa yurtdışı bankalar mı, yoksa merkez bankamız mı, bunların hiçbiri değilse gizli bir örgüt mü acaba kim bunlar nedir bu gizemli lobi kavramı gerçekten çok merak ediyorum?
    - Madem bu lobiler siyasiler tarafından biliniyor neden hiç önlem alınmıyor?
    - Türkiye’de ve diğer tüm dünya ekonomilerinde faizi kim neye göre belirliyor?
    Objektif bilgi paylaşımlarınız için şimdiden teşekkürler.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. - Faizlerin firma maliyetleri içindeki payı yüzde 3 dolayında. Yani toplam 100 TL maliyetteki 3 TL'nin maliyetlerde artış yaratma etkisi çok düşü olduğu için faizler, maliyet enflasyonu söz konusuyken bile enflasyona yol açmaz.
      - Hesap soracak olanlar görevini yapmamasını istiyorlar. Çünkü görevini tam olarak yapsa mesela faizi % 13 'e artırması gerekecek.
      - Faiz lobisi sadece siyasetçilerin beceriksizliklerini başkalarının üzerine atmak için uydurdukları bir kavramdır.
      - Çünkü öyle bir lobi yok.
      - Faizler de tıpkı diğer malların fiyatları gibi piyasada arz ve talebe göre belirleniyor. (Arzı mevduat + tahvil çıkarılması gibi düşünün talebi de bankalardan kredi kullananlar ile borçlanan devlet gibi düşünün.)

      Sil
    2. Faizler ile en ilgili kurumlar bankalardir. Faiz lobisi var midir, yok mudur siz karar verin. Gerci onlar faiz dussun diye ugrasiyor, faiz dusunce para kazaniyorlar sunku, faiz dussun 0 olsun diye kurulmus kurumlar bankalar... Insanlar neler inanabiliyor o kadar sasiyorum ki.

      Sil
  31. Bence mtv %40 çıkışı aldatmaca idi.
    Şimdi insanlar %25 olacak artışa pekte ses çıkartmayacak.
    Ayrıca çalışanların vergi dilimindeki payı %27’den %30 a çıkartılacak buradaki çalışanların kaybı mtv den çok daha fazla.
    Gündem saptırarak en kötüyü gizlediler bravo..
    Gelecek yıl arabası olan orta gelirli birinin vergi yükü en az 3.000 tl daha arttı.

    YanıtlaSil
  32. Hocam özelleştirme gelirleri merkezi bütçeye mi aktarılıyor?

    YanıtlaSil
  33. Dil egitiminde okuma ve dinleme anlamaya dayalı beceriler,yazmak ve konusmak uretkenliğe dayalı beceriler denilir.insanlıgın icinden bilimsel anlamda dunyaya kalıcı bir seyler bırakanlar bu ikinci becerileri etkin kulanabilen kisilerden cikarmıs hocam bu konuda yorumunuzu ogrenebilirmiyim sayın hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru yanı olabilir ama ayrım bu kadar keskin midir çok da emin değilim.

      Sil
  34. hocam geçen sordum ama anlamadım bu brüt dış borç stokundan net dış borç stokuna geçerken parasal sektör varlıkları olan 21 milyar dolar bankacılık kesiminin toplam borcunun netleştirilmiş tutarı midir?

    YanıtlaSil
  35. Hocam merhaba.
    1) "http://www.mahfiegilmez.com/2017/07/turkiyede-hazine-icin-borclanma-limiti.html" yazınızda borçlanma limitini Genel Bütçe istatistiklerinden hesaplamışsınız. Bir önceki yazınızda ise borçlanma limitini merkezi yönetim bütçe nakit dengesi üzerinden hesaplamışsınız. Hangisi üzerinden hesaplanıyor, benim gözden kaçırdığım bir yer de olabilir.
    2) Genel bütçe istatistikleri Hazine'yi ifade ediyor. Özel Bütçe İstatistikleri ve Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Bütçe İstatistikleri Hazine'ye dahil olmamasına rağmen buranın gelirleri Hazine'ye mi giriyor ve Hazine borçlanırken bunlar adına da borçlanıyor mu?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  36. Sayın Eğilmez, bana göre sadece ekonomi alanında değil, diğer bütün alanlarda (sosyal, teknik, sanatsal, siyasi) her şey insan kalitesine dayanıyor. Toplumlardaki HACIAĞA, BAĞNAZ (inat, nispet, haset, hiddet, kin) insanların sayısı azaldıkça, tolumun insan kalitesi artıyor (Eğitim cahilliği alır, BAĞNAZLIK baki kalır). Bu değişimde uzun süre alacak bir değişimdir. Halen bir birine "VATAN HAİNİ" diyen "VATANSEVER" diyen, "İNANÇLI" diyen, "İNANÇSIZ" diyen insanlara bir bakınız. Sizin yazılarınız HACIAĞALIĞI, BAĞNAZLIĞI azaltıcı nitelikte olduğundan, sadece ekonomik açıdan değil, bu açıdan da çok değerli buluyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birakin Allah askina. Okudugumuz maksleye bile karisip ne oldugunu bilmeden yorum yapanlar oluyor. YOBAZ yakistirmasini yapanlar oluyor ki kendileri koru korune bir dusunceye bagliyken. Dogulu insandan batidaki insana gore daha cok fayda gordum dedigimde birtakim insana gore vatanhainligi vurgusu yapilabiliyor. Bu egitim sizin deginmediginiz daha nice alanlarda olmali. Utanmak icin de yuz gerekir.

      Sil
  37. Hocam yurtiçi tasarruflar hesaplanırken vadesiz mevduatlar ve hisse senetleri katılıyor mu?

    YanıtlaSil
  38. Merhaba, madem bu ülkeyi yöneten iktidar faizlerin yüksek olması enflasyonu yükseltiyor diyor o zaman ülke çıkarları gereği kanun hükmünde kararname çıkartıp neden faizleri sıfırlamıyor ?

    YanıtlaSil
  39. Hocam tabloda ABD yok. Bunun sebebi nedir?

    YanıtlaSil
  40. Mahfi Bey merhaba. Konuyla ilgisiz ama twitterda paylaştığınız şu yazıyı biraz okudum: http://blogs.worldbank.org/voices/can-debt-managers-save-world?cid=EXT_WBBlogSocialShare_D_EXT
    Bilmediğim kelimeler var ama ana temayı ve cümleleri genelde anladım. Sizce ingilizcem ne seviyede? İngilizce öğrenmeye çalışıyorum, akademik ingilizceye başlayacağım, hukukçuyum..

    YanıtlaSil
  41. Hocam enflasyon parasal bir olgudur diyip geciverelim. Bilimin merkezi bunu bilmiyorsa yapacsk cok da bir sey yok.

    YanıtlaSil
  42. Hocam isimsiz yazınca başkalarının yazdığı şeyler anlaşılamıyor. Kim kime ne demiş belli olmuyor. Buna çözümünüz var mıdır?

    YanıtlaSil
  43. Philips eğrisini burda da kullanabilir miyiz hocam?

    YanıtlaSil
  44. Hocam selam, metinde kendi terminolojiniz yerine (orta enflasyon), mevcut terminolojiyi kullanmışsınız (ılımlı enflasyon)...Elinize sağlık...

    YanıtlaSil
  45. hocam, türkiye ekonomisinde üçüz açık var diyebilir miyiz?. zira: hem kamu bütçe açığımız var hem de özel sektör ve hane halkı bazında tasarruf açığımız var. ve tüm bunlar adeta cari işlemler açığımızı da sürekli besliyor gibi geliyor bana. ne dersiniz hocam?. saygılar...

    YanıtlaSil
  46. hocam merhaba öncelikle elinize sağlık. ben şunu sormak istiyorum faiz arttırımı enflasyon için iyi veya kötü nasıl bir tepki oluşturur? Yabancı kaynaklı yatırımların artması enflasyonu ne şekilde etkiler?

    YanıtlaSil
  47. bizim katagöri hiper enflasyon.hükümetin rakamlarını yok sayıyorum.

    YanıtlaSil
  48. merih celasun, şubat 2001'de iif'de yayımlanan bir söyleşide türkiye ekonomisi enflasyondansa resesyona daha kötü tepki vermiştir hep demekte. katılır mısınız?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...