31 Ekim 2017 Salı

Kapitalizme Yeni Bir Ekonomi Teorisi Gerekiyor

Günümüzün ekonomi teorisi yani önce parasalcı (monetarist) ekonomi teorisiyle sonra da rasyonel beklentiler teorisiyle modifiye edilmiş neoklasik ekonomi teorisi, aslında kapitalist sistemin ekonomi teorisidir. Bundan 30 yıl önce dünyada, kapitalist sistem ve onun taklidi olan ahbap – çavuş kapitalizmi, yanında sosyalist sistem ve sosyalist sisteme ağırlık veren karma ekonomik sisteme sahip ülkeler vardı. O zamanlar neoklasik teori tek başına egemen değildi. O nedenle evrenselliği tartışmalıydı. Çünkü sosyalizmde karar alıcı konumundaki piyasa modeli son derecede sınırlı bir yer tutuyor, onun yerine planlı ekonomi modeli denilen bir çeşit merkezi piyasa yönetimi sistemi karar alıcı konumunda bulunuyordu. Bugün bütün dünyaya yayılan küreselleşme modasıyla birlikte piyasa ekonomisi her yerde egemen hale geldi. Böylece ilk bakışta kapitalizmin ekonomi teorisi olan neoklasik ekonomi teorisi, küresel sistemin evrensel ekonomi teorisi haline geldi. Ne var ki kapitalizmin egemenliği kimi ülkelerde kapitalizme en yakın biçime bürünmüş olsa da kimi ülkelerde ahbap – çavuş kapitalizmi formatında yer aldı. Dolayısıyla neoklasik ekonomi teorisinin evrenselliği hala tartışılabilir konumda duruyor.

Neoklasik ekonomi teorisi bir takım varsayımlara dayanır. Bunların en önemlilerini şöyle sıralayabiliriz: (1) İnsanlar rasyoneldir ve aldıkları kararları bu doğrultuda alırlar (rasyonellik varsayımı, homoeconomicus düşüncesi.) (2) Piyasaların açıklanmasında tam rekabet sistemi örnek alınır (rekabetin yaygınlığı varsayımı.) (3) Kararlar, marjlar dikkate alınarak verilir (marjinalite varsayımı.) (4) Tüketicinin amacı elde edeceği faydayı, üreticinin amacı ise kârını en üst noktaya çıkarmaktır (maksimizasyon varsayımı.)

Bir teorinin varsayımlarını tartışmak ancak o teorinin gerçeklere uyup uymadığını sorgularken gündeme gelir. Uzunca bir süredir neoklasik ekonomi teorisinin gerçek yaşamı tam olarak açıklayıp açıklayamadığı tartışma konusu. Yani dayandığı varsayımlardan çıkarak ulaştığı sonuçlar tam olarak gerçek yaşama uymuyor. Oysa bir teori gerçek yaşamda karşılaşılan olayları basite indirgeyerek, sınıflandırarak ve genelleştirerek anlatmak için kurulur. Ne kadar iyi basitleştirmiş, ne kadar iyi sınıflandırma yapmış ve ne kadar esaslı genelleştirmiş olursa olsun ulaştığı sonuçlar gerçek yaşama uymuyorsa o teori işe yaramaz. Uzunca bir süreden beri gerçek yaşama tam olarak uymadığı için eleştirilen neoklasik teorinin varsayımları, bu eleştirilerin en önde gelen parçası konumunda bulunuyor.

Bugün çevremize baktığımızda irrasyonel davranışların yaygınlığını, rekabetin her yerde ayaklar altına alındığını, insanların kararlarını çoğu kez marjları değil ortalamaları dikkate alarak verdiğini, tüketici ya da üreticinin birçok kararında maksimizasyon ilkesini değil bambaşka amaçları kovaladığını görebiliyoruz. Bu aşamada “acaba neoklasik ekonomi teorisi kapitalizmi anlatmakta ve açıklamakta yetersiz mi kalıyor” sorusu aklımıza takılıyor. Kimimiz hemen bu teorinin işe yaramadığını, kimimiz teorinin yeniden elden geçirilmesi gerektiğini kimimiz de teorinin geçerliliğini koruduğunu savunuyoruz. Ama hiçbirimiz kapitalizmin nitelik değiştirip değiştirmediğini sorgulamıyoruz. Neoklasik teori kapitalizmin kurallarının uygulandığı bir ortam için kurgulanmış bir teoridir. Yani batacak olan varsa kurtarılmayacaktır mesela. Bir devlet, batacak olan firmaları kurtarmaya yöneldiğinde kapitalizmin kuralları işlemez hale gelir. O zaman teori mi hatalı uygulama mı tartışmasına sıra gelir.   

Bugün yapılması gereken şey kapitalizmin artık ideal biçimindeki gibi olamayacağını ama yarım yamalak olarak işlemeye devam edeceğini yani ahbap – çavuş kapitalizminin ideal modelin yerini aldığını kabul etmek ve ona göre teoriyi düzeltmek olmalı diye düşünüyorum. Bunu yaparken varsayımları değiştirerek başlamak gerekecek. Yarım yamalak bir rasyonelliğe, bozuk bir rekabet düzenine, maksimizasyondan çok tesadüflere ve marjlar yerine ortalamalara uygun hareket varsayımlarına dayanan bir teori kurmak yaşama çok daha uygun düşecek. Davranışsal ekonomiyle kaos teorisini, puslu mantıkla irrasyonel beklentiler yaklaşımlarını da işin içine katarak günümüzde egemen olan ahbap – çavuş kapitalizmine uygun bir yeni ekonomi teorisi kurulması gerekecek.  

Bu, sanıldığı kadar kolay bir iş değil. Çünkü rasyonellik, rekabet, maksimizasyon, marjlarda hareket varsayımları üzerine kurulmuş koskoca bir ekonomi teorisinden söz ediyoruz. Bu varsayımları kaldırdığınız anda bütün bir ekonomi teorisi alt üst olabiliyor.

Bir yandan aklıma Keynes’in sözleri geliyor: “Zorluk yeni düşünceler ortaya koymaktan çok, eskilerden kurtulmakta yatar.”

168 yorum:

  1. Hocam yazınız çok güzel emeginize sağlık.Sorum şu ki ahbap-çavuş kapitalizmi değiştirilebilir mi veya varsayalım ki değişti o zaman neoklâsik teori evrensellesir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahbap-çavuş kapitalizmi değiştirilebilir mi,önce terimi anla;bir iktisadi teşebbüsün başarısının iş adamlarıyla hükûmet arasındaki yakın ilişkilere bağlı olduğu, iş adamlarının işlerini, siyasal iktidar ve bürokratlarla olan ilişkilerine dayanarak yürüttüğü sistemi anlatan terimdir.Şimdi tekrar düşünüp sorunu öyle sor.

      Sil
  2. Mahfi bey yine çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim. Size sorularım var, yanıtlarsanız çok sevinirim.
    1) Dış borç-iç borç ayrımı piyasa ayrımına göre mi, kişiye göre mi, para cinsine göre mi belirleniyor? Örneğin dış borçtan kastımız yurtdışında bir piyasada tahvil satmamız mı? veya yurtiçi yurtdışı farketmeksizin dolar üzerinden borçlanmamız mı? veya da türkiye içinde yaşasa da borcu alanın yabancı uyruklu olması yeterli mi?

    2) MB'nin kredi faizlerini etkilemesini anlıyorum ama mevduata yansımasını anlayamıyorum. Hem faiz artışı hem de faiz indirimi durumunda mevduatların etkilenmesini size zahmet örnekleyebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Dış borç-iç borç ayrımı ülke sınırlarına göre. Ülke sınırları dışından dış borç alıyorsak bu dış borçtur, içeriden dolarla borçlansak bile bu iç borçtur.Para birimi veya vatandaşlık bu ayrımı etkilemiyor.
      2) MB faizleri artırdı diyelim bu durumda Hazine faizleri de artar çünkü Hazine faizleri artmazsa yerliler ve yabancılar birikimlerini MB'nda değerlendirebilirler. Hazine faizleri arttığında insanlar birikimlerini bankaya yatırmayabilir bu yüzden bankalar mevduat kaybetmemek için mevduat faizlerini artırırlar.

      Sil
  3. 3 al 2 öde kampanyalari, her mağazanin kendine gore bir uyelik-kart sistemi olmasi, bir restoranda 100 gr. döner 25 TL iken 50 gr.'in 20 TL olmasi, insanlari bir sisteme sokmak icin o sisteme girisi zorunlu çıkışı serbest hale getirmek ve benzer yüzlercesi..Insanlarin zihniyle oynamak ve dogru karar vermesini engellemek, hatta onun yerine karar vermek..Tum dünyada yaygin olan bu uygulamalar rasyonel insana degil de daha cok bir roboto uygun..
    Gerci belki de insan aslinda tam da rasyonel bir varlik degildir. Ornegin amaci sadece yaşamak olan bir kedi daha rasyoneldir.

    YanıtlaSil
  4. Ekonomi literatürüne baktığımızda kriz ya da devrim(sanayi-teknolojik) olmadan yeni bir teorinin oluşturulmadığını görürüz. Günümüzde de bu durum geçerlidir. 2008 krizinden daha sert bir kriz ya da teknolojik bir devrim olmadığı sürece geliştirilecek tek teori monetarist (parasalcı) yaklaşımın türevleri olacaktır. Monetaristler de neo klasiklerin devamı olduğu için bu süreç böyle devam edecektir. Yani uzun süre daha rasyonellik, maksimizasyon, rekabet gibi kavramlardan bahsedeceğiz gibi gözüküyor.

    YanıtlaSil
  5. Hocam tek kelimeyle harika bir yazı. Sadece okutmuyor kendini düşündürüyor da..Marjları değil ortalamaları dikkate alarak karar verme hususunu pek kafama oturtamadım, biraz açarsanız çok sevinirim. Şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İnsanlar karar verirken neoklasik ekonomi teorisine göre kullandıkları son birimin maliyet fayda analizine göre karar verirler. Oysa gerçek yaşamda çoğu karar bir malın son biriminin yararına göre değil ortalama yararına göre alınır.

      Sil
    2. İnsan davranışından bahsederken gerçek yaşamda kolaylıkla ölçülemeyecek şeyleri mümkün olduğunca denkleme almamaya çalışmak lazım sanırım. İnsan elindeki verilerle karar alıyor ve marjinal faydayı ölçmek ya da tahmin etmek ortalamayı tahmin etmekten daha zor insan için.

      Sil
  6. Hocam sizce dünya devleti kurulsa nasıl bir ekonomik sistem işler? Ele almış olduğunuz bu yazıyı geleceğe dönük düşünürsek, dünya devletinin de kurulduğunu varsayarsak, sizce böyle bir düşünce sistemi hala ayakta kalabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya devleti muhtemelen demokratik olmaz. O nedenle piyasa sistemi de pek geçerli olmaz herhalde.

      Sil
    2. Hocam bu yorumunuzdan piyasa sisteminin demokratik olduğunu mu anlamalıyız.Kaynağı hatırlamıyorum ama bir yerde piyasa sisteminde zenginlerin servetleri sayesinde daha çok söz sahibi olmalarının mümkün olduğunu fakat bunun demokrasiyle bir nebze azalabileceği çünkü adil ve şeffaf bir seçimin herkese bir oy hakkı verdiğini halbuki piyasa da vatandaşların servetleri nispetinde harcama yaparak söz sahibi olduğunu okumuştum . Bu açıdan piyasa sisteminin demokratik olmadığı anlatılıyordu siz katılır mısınız bu görüşe . Yukarıdaki soruya verdiğiniz cevaptan katılmadığınızı anlıyorum .

      Sil
  7. Hocam kaleminize sağlık. Peki sizce Türkiye'de ahbap-çavuş kapitalizmini mi geçerli yoksa daha beter bir şey mi? Aktüel durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahbap çavuş kapitalizmi. Tabii onun da dereceleri var.

      Sil
    2. Ahbap-Çavuş kapitalizminin en güncel örneği:

      http://www.bloomberght.com/enerji/haber/2065692-devlet-elektrik-uretene-kapasite-destegi-verecek

      Sil
  8. Günümüzdeki biçimiyle ana tanımlarından koparak Uluslararası Digital Spekülatif Finansal Sermaye'ye dönüşmüş Kapitalizm, geliştirdiği ideoloji ile ekonominin gerçekte ne olduğu tartışmasını ortadan kaldırmış ve ekonomi bilimini günlük spekulatif finansal operasyonlar seviyesizligine indirgenmiştir.

    YanıtlaSil
  9. Hocam faizler artınca tahvillerin değeri düşer. Bu durumda yatırımcı daha yüksek faizli yeni tahvile mi yönelir yoksa değeri düşen tahvili ileride daha yüksek fiyattan satmak üzere satın mı alır? Bu iki eğilimden hangisi daha güçlüdür genel olarak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de olabilir, hangisinin güçlü olduğu zamana ve koşullara göre değişir.

      Sil
    2. Hocam yazınızla ılgılı degıl ama sıze bır soru sormak ıstıyorum cevaplarsanız cok sevınırım
      Buyuyen bır ulkede ıssızlıgın artmasının sebepleri ve sonucları neler olabılır ?
      tesekkur ederım

      Sil
    3. Kalitesiz büyümenin olduğunu ve mevcut büyümenin sürdürülemeyeceğini gösterir.

      Sil
  10. Mahfi Hocam, kuramsal yazilarini guncel yazilarinizdan daha cok begeniyorum. Kimsenin yazmadigi ve genellikle bilgi sahibi de olmadigi konularda farkinizi gosteriyorusunuz, ellerinize saglik. Bi de yazilarinizdaki kitap onerilerinizi yakindan takip ediyorum ve genellikle hemen alip okuyorum. Yeni bir okuma listesi paylasmanizi bekliyorum. Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Klasikleri bitirdim mi sen?

      Sil
    2. Yakında paylaşırım, teşekkürler.

      Sil
  11. fed baskani kim olacak haberiniz var ?
    Siz fedde kimi destekliyorsunuz ?
    iyilik partisi kurulacakmis boyle bir duyum aldim sizce Turk siyasi hayatina bir renk katar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed başkanının kim olacağı konusunda sizden fazla bilgim yok.
      Benim Fed ile ilgili hiçbir tercihim yok.
      Türk siyasi hayatı zaten alacalı bulacalı, daha fazla renk ihtiyacı var mı bilmiyorum.

      Sil
  12. Hazine Avans sistemi, ahbab cavus kapitalizmine mi giriyor?hazine avans sistemi son gunlerde bir anda cok moda oldu bu konuda bizi aydinlatir misiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazine avans sistemi kuralına göre işlerse ahbap çavuş kapitalizmine girmez. Ahbap çavuş kapitalizmi daha çok kuralların var olduğu bir sistemde kurallara uyulmamasıyla yürüyor.
      Hazinenin MB'den avans kullanılması para basılması demektir. Nasıl moda oldu onu da anlamadım.

      Sil
  13. Merhaba Mahfi Bey
    Yazılarınız ilgiyle takip ediyorum iyi bir okurunuzum. Öncelikle değerli bilgi ve tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkürler.Benim size bir sorum olacak yalnız yazdığınız bu yazı ile alakalı değil. Kısaca Hürriyet gazetesinden Şükrü Kızılot'un köşesine taşıdğı habere göre haberdeki tabloya göre , ithal edilen ham petrolden; yüzde 33,4 motorin, yüzde 20.4 benzin elde ediliyor. Ayrıca Türkiye’de, motorine olan talep ise, benzine olan talebin yaklaşık 7 katı. Bu yazıya göre TÜRKİYE, ürettiği benzinin yarısını tüketemeyince, 3’te 1 fiyatına yurtdışına satıyor. Bu sebepten dolayı da cari açık dahada fazla büyüyor. Bunun gibi yazıları çok kez internetten gördüm. Bu gerçeği devletimizdeki birçok kişi bilmesine rağmen yıllarca bunu engelleyecek bir şey neden yapılmıyor acaba ? Mesela motorinden daha fazla vergi alınıp daha az cazip hale getirilerek bu denge kurulamaz mı ? Bunun önünde bizim bilmediğimz vergi anlamında başka engeller mi var? Konu hakkında bilginiz varsa paylaşırsanız sevinirim.

    İlgili haber : http://www.hurriyet.com.tr/litresi-143-kurusa-2-5-milyon-ton-benzin-sattik-22063024

    İyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Motorini çiftçi traktörde kullanıyor. Vergi artarsa gıda daha pahalı hale gelir.

      Sil
  14. Merhaba hocam, bizdeki çek uygulamasının veya vadeli satış uygulamasının diğer ülkelerdeki hali konusunda bilginiz var mı acaba? Ben bir bankacıyım, tahsil olan çeklere ve firmaların çekli-senetli-senetsiz vadeli satışlarına bakıyorum, finansla sistem dışında devasa bir kredi sistemi olduğunu düşünüyorum. Bunda da devletin ciddi bir vergi kaybı olduğu kanaatindeyim.

    Bir başka açıdan bakarsak alanın satanın birbirine karşı şeffaflığı olmadığı tahsilatın şansa bağlı olduğu bir piyasada rasyonalite, kar vs gibi kavramlar havada kalıyor, bizim kapitalizmimiz "uçuk kapitalizm" diye adlandırılabilir bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çek uygulaması hakkında derin bilgim yok.

      Sil
    2. Çek sisteminde devletin kaybı değil kazancı var, diyelim A firması B firmasına 100 Bin tl 6 ay vadeli çek kesiyor ve B firması Çeki bankaya verip kredi kullanıyor veya bu çeki kullanarak alış veriş yapıyor sonuç olarak tahsili garanti olmayan bir yaprak ile yapılan ticaretten devlet vergi alıyor. Diyelim çek karşılıksız çıktı ve batak verdiniz , buna rağmen batırdığınız paranın bile %20'sini develete kurumlar vergisi olarak ödüyorsunuz. Aslında ben Mahfi Hocadan Türkiye'de uygulanan Vadeli çekler ile ilgili bir yazı beklerdim çünki Çekler Türkiye'de saatli bomba, vadeler o kadar çok uzadıki Bankalar müşterilerine kısıtlı sayıda çek veriyor (Çek yaprağı Banka yükümlülüğü) yüzünden. Bu yüzden Bankalar müşterilerinin Çekleri ödemesini bekliyor ve yeni yaprak vermiyor , hal böyle olunca Çek alamayan müşteri 10 bin lira yazacağı çekin vadesini uzatıp 20 bin tl yazıyor.. Çekler çok büyük oranda teminata kredi kullanmak için veriliyor.

      Sil
    3. Neden çek olayında devletin ciddi bir vergi kaybı olduğunu düşünüyorsunuz?



      Sil
  15. MAHFİ BEY, FED, YILLARA YAYARAK GERİ ÇAĞIRACAĞI 4,5 TRİLYON DOLARI, İMHA MI EDECEK, NE YAPACAK?

    EĞER İMHA EDECEKSE, ENFLASYONUN YÜKSELECEĞİNİ NEYE DAYANARAK SÖYLÜYOR? BURADA ÇELİŞKİ YOK MU?

    * * * * *

    Merhaba sayın hocam, konuyla alakalı değil yalnız kafamı çok kurcaladı geçmiş yazılarınızı okuduğumda.

    fed bilanço küçültecek bir yandan faizleri artırmak istiyor. bilanço küçüleceği zaman oluşabilecek muhtemel deflasyonu tetiklemez mi? biz derslerde hep faizler düşünce enflasyon artar şeklinde öğrendik. yoksa bilanço küçültme il faiz artırım farklı amaçlar için mi?

    Saygılarımla,

    Uğur Turan

    * * * * *

    Anladığım kadarıyla, bizim ülkemizde, "enflasyon" tanımı ve türlerinde epey kafa karışıklığı var Mahfi bey, yanılıyor muyum?

    Konunun uzmanı olan da, olmayan da, kendi hayatındaki iktisadi olaylara bakarak tanımlar ortaya attığı için, enflasyon tanımınında uzlaşamıyoruz, faiz yükseltmenin geçici çözüm olduğunu unutuyoruz, böylece yapısal reformlar kimsenin aklına bile gelmiyor.

    "bilanço küçüleceği zaman oluşabilecek muhtemel deflasyon" ifadesi, yanlış değil mi?

    "Bilanço küçültme" derken, galiba, paranın azalacağı algısı doğuyor, bunun da deflasyon yaratacağı zannediliyor, yanılıyor muyum?

    FED'in yapacağı şey şu: QE dönemleri boyunca, piyasalara likidite (para) pompaladı. Dağıttığı bu para karşılığında "tahvil"i alıp, bilançosunu 900 milyar dolardan 4,5 trilyon dolara yükseltti.

    2017 ve 2018'de atacağı adımlar ise şöyle: FED elinde bulunan bu "tahvil"leri tekrar piyasaya sürerek, dünyanın her köşesine yayılmış 4,5 trilyon doları, aşama aşama, ülkesine çekecek, yanılıyor muyum Mahfi bey?

    Geri dönen bütün bu paranın ABD'de yoğunlaşması, ABD sınırları içinde bollaşması enflasyonu tetikleyeceğinden; FED, faizi yükselterek, "denge stratejisi" izlemeyi planlıyor, değil mi?

    Türkiye'deki kafa karışıklığı şuradan doğuyor: Bizdeki enflasyonun yüksekliği "maliyet enflasyonu"nun sonucudur, "talep enflasyonu" değildir.

    Dolar/TL kurundaki yükselişler, Türkiye'deki şirketlerin girdi maliyetlerini de arttırdığı için, nihai tüketiciye ulaşan ürünün ve hizmetin son fiyatı da otomatikman zamlanıyor.

    "Enflasyon tanımı" ve "enflasyon türleri" ile ilgili, geniş ve bol örnekli bir yazmayı düşünür müsünüz Mahfi bey? Türkiye'de faiz yükseltmenin tek çözüm yolu olmadığını, asıl çözümün yapısal reformlar olduğunu, belki bu yazınızdan sonra anlayan daha çok insan olur, ne dersiniz?

    Böylece, FED'in "bilanço küçültme" derken kastettiği şeyin; piyasalara para pompalamak değil, elindeki 4,5 trilyon dolar değerindeki tahvilleri sürüp parayı çekmek, ve bu paraları yok (imha) etmek olduğu anlaşılır, ne dersiniz?

    * * * * *

    Hocam teşekkür ediyorum. Benim anlamadığım noktada bu paralar bir daha zaten piyasaya sürülmeyecekse enflasyon oluşmaz ve faizleri artırmanın anlamı yok diye düşündüm. Sürecin işlemesinde acaba benim kaçırdığım nokta neresi?

    İlginiz için teşekkür ediyorum.

    * * * * *

    Evet Mahfi bey, Ugur arkadasimiz ve 21:15'deki Adsiz arkadasimizin sorulari benim de kafama takiliyor.

    FED, elindeki tahvilleri satip, 4,5 trilyon dolari ABD'ye cektiginde enflasyon yukselecegi icin, faizi simdiden arttirmak icin firsat ariyor.

    Tamam da, gelen 4,5 trilyon dolari imha edecekse, enflasyon niye olussun? Anlayamiyoruz bu kismi Mahfi bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz 17:39 tekrar sordugunuz icin tesekkurler.

      Sil
    2. Fed'in elinde tahvil var. O tahvilleri Hazineye verip parasını alacak. Hazine parayı verince parasız kalacağı için yeniden tahvil çıkarıp borçlanacak. Öte yandan Fed tahvillerin hepsini tahsil etmiyor. En az 2 trilyon dolarlık kısmını yeniden alarak muhafaza edecek.

      Sil
  16. Sūper bir yazı olmuş hocam.Yeni şeyler söyleme zamanı bu zaman.Ben mesela mikro ve makro ekonomik analize;psikoloji sosyoloji ve gelenek gibi faktöfleri katmadan ekonomi yorumlarınım eksik olacağını değerlendiriyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Doğru diyorsunuz.

      Sil
  17. https://m.dunya.com/finans/haberler/bitcoinin-vadeli-islemleri-basliyor-haberi-389024

    YanıtlaSil
  18. Mahfi hocam,
    Hazine sıcak parayı küstürmemek için aşırı borçlandı tartışması var! Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
  19. Hocam bu soruyu daha önce sormuştum fakat yanıtladığınızı söylediniz fakat yanıtınızı sanırım gözden kaçırıp yayınlanmadığı için göremedim kusura bakmayın;
    Tekrar olacak ama kusura bakmayın;


    liberaller sosyalistler gibi mutlak eşitliği değilde Fırsat eşitliğini savunmakta fakat Fırsat eşitliğinin sosyal eşitliğe ve ekonomik eşitliğe neden olması yönünde bir neden görmemektedirler.yani toplumsal eşitsizlik ve ekonomik eşitsizliği normal görmektedirler.

    Benim sorum kavramlarla alakalı;
    Ekonomik eşitsizlik derken bunu kafada canlandırılması zor olmuyor.kapitalizmde özel mülkiyet olduğu için işveren sınıfı üretimden işçi sınıfına göre daha fazla pay alabiliyor dolayısıyla bir kesim fazla kazanırken diğeri az kazanıyor buda ekonomik eşitsizliğe sebep oluyor.

    Sorum ;toplumsal eşitsizlikten ne anlamam gerekiyor ,toplumsal eşitsizlik derken kastedilen nedir?

    Şunu mu anlamalıyım;
    Fazla kazanan kesim refah içinde yaşarken kültürel etkinliklere katılırken diğer az kazanan kesim birçok şeyden mahrum kalacak ya da aynı ücret alınsa bile çalışma koşullarındaki farklılıktan dolayı bazı sektörde çalışanlar nispeten daha fazla boş zamana sahip olacak ve kitap okuma, gezme v.s gibi aktivitelerde bulunarak hayat kalitesini artırarak daha fazla refah içinde yaşayacaklardır.

    Kısacası toplumda Kişiler arasında ki hayat kalitesi ya da hayat standardı farkı artıkça toplumsal eşitlikte artacaktır desem katılır mısınız?


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce hangi yazının altında sormuşsanız, Mahfi Bey'in yanıtını orada göreceksiniz.

      Yorum sayısı 200'ü geçtiğinde, sorunuz ilk sayfada olsa bile Mahfi Bey'in yanıtını, en altta daha fazla yükle satırını tıkladığınızda görebilirsiniz.

      Sizin nezdinizde belki bu noktayı bilmeyenler için bir hatırlatma olsun. Çünkü bazı yorumcularımız alınıyor Mahfi Bey sorularına cevap yazmadığını zannettiklerinde veya ilk sayfaya yorum yazıp yayınlamadığını düşünüyorlar, hepimiz değil, en alt satırda daha fazla yükleyi tıklamadan yeni yorumlar gözükmüyor. Tabi bu durum yorum sayısı ikiyüzü aştığında oluyor.

      Daha önce başka bir isimle yazıyordunuz değil mi, bu tarz sorular sorup aynı şekilde Mahfi Bey'in katılmasını istiyordunuz.

      Sil
    2. Sayın Adsız 31 Ekim 21:34'e,

      İlk önce şu kitapları dikkatle okumanızı öneririz:

      İşletme Hastalığına Tutulmuş Toplum: Şirket İdeolojisi, Yönetsel İktidar ve Toplumsal Taciz
      Yazan: Vincent de Gaulejac
      Çeviren: Özge Erbek
      Ayrıntı Yayınları
      Kitabın ilk 16 sayfası, yayınevinin resmi sitesinden:
      https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/isletme%20hastaligi1-16.pdf

      Karakter Aşınması: Yeni Kapitalizmde, İşin, Kişilik Üzerindeki Etkileri
      Yazan: Richard Sennett
      Çeviren: Barış Yıldırım
      Ayrıntı Yayınları
      Kitabın ilk 16 sayfası, yayınevinin resmi sitesinden:
      https://www.ayrintiyayinlari.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/karakter%20asinmasi1.pdf

      Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf
      Yazan: Guy Standing
      Çeviren: Ergin Bulut
      İletişim Yayınları
      Kitabın ilk 16 sayfası, yayınevinin resmi sitesinden:
      http://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/prekarya1.pdf

      'Ne Ders Olsa Veririz!': Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü
      Yazanlar: Aslı Vatansever & Merâl Yalçın
      İletişim Yayınları
      Kitabın ilk 21 sayfası, yayınevinin resmi sitesinden:
      http://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/ne-ders-olsa.pdf

      Yukarıdakileri bitirdikten sonra, eğer İngilizce veya Almanca biliyorsanız, şu kitabı öneririz:

      (İngilizce) The Entrepreneurial Self
      Yazan: Ulrich Bröckling
      Yayınevi: SAGE Publications Ltd
      İngilizce ana sitesi:
      https://uk.sagepub.com/en-gb/eur/the-entrepreneurial-self/book242746

      (Almanca) Das unternehmerische Selbst: Soziologie einer Subjektivierungsform
      Yazan: Ulrich Bröckling
      Yayınevi: Suhrkamp Verlag
      Almanca ana sitesi:
      http://www.suhrkamp.de/buecher/das_unternehmerische_selbst-ulrich_broeckling_29432.html

      * * * * *

      Sayın Adsız (21:34); Mahfi bey, sorduğunuz bu soruya yanıt vermez. Verse bile, dolambaçlı ifadeler ile geçiştirir. Aklınızda bulunsun.

      Sil
    3. adsız 18:10 sen nirdeydin kaç zamandır :=)))

      Sil
    4. Toplumsal eşitsizlik çok daha geniş bir kavram. Ekonomik eşitsizlik onun sadece bir parçası. Bir toplumda azınlık konumunda olan bir kesim çoğunlukla aynı haklara ulaşamıyorsa mesela orada eşitsizlik vardır. Mezhepler arasında farklı uygulamalar varsa mesela toplumsal eşitsizlik söz konusudur. Mesela sünni inancı din dersinde okutuluyor ama başka mezheplerin farklı inançları okutulmuyorsa eşitsizlik söz konusudur.

      Sil
  20. Hocam yazılarınız çok güzel ama yazdıklarınızı anlamakta bağlantı kurmakta zorlanıyorum ama okumaktan vazgecemiyorum her yazinizada bakıyorum. Hocam surekli sizden ,yazilarinizdan bahsediyor.Sizce anlayabilmek daha iyi kavrayabilmek için ne yapmalıyım. Yardımcı olursanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence okumaya devam edin bir süre sonra mutlaka anlamaya başlayacaksınız.

      Sil
  21. Dolar lobisi harekete gecti dolarin fiyatini arttirdikca ulkemiz uzerinde oyunlar oynamaya doymuyorlar.
    Bu yazi ile gercekten yeni bir ekonomi paradigamasina ihtiyac oldugu belli etmissiniz.
    Umarim bu paradigma lobilerin olmadigi bizim uzerimizde oyun oynamadigi bir paradigma olur.
    Basimiza ne geldiyse simdiye kadar hep dis gucler yuzunden geldi. Bu dis gucler yuzunden bir turlu kalkinamadik. Hep dis gucler hep lobiler yzuunden.Isleri gucleri bizimle oynamak bizim basimiza corap ormek.

    Sizin bu yazinizi o nedenle cok onemsiyorum var olun sagolun. Bu yazinizla bu dis guclerin bizim uzerimizde oyunoynadigini bize hep tuzak kurdugunu resmen ima etmissiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Resmen leb demeden leblebiyi anlamissiniz.
      Resmen kutluyorum sizi.
      Bana bir konuda yardımcı olur musunuz sayın 21:46 ?
      Ben bu dış güçlerin bütün enerjisini bizim için çorap örmeye harcamasına ragmen nasıl bu kadar müreffeh olabildiklerini anlayamıyorum.
      Lütfen yardımcı olun bizlere.

      Sil
    2. Turk milletinin buyun cogunlugu aptal odugu icin mi dis guclerin bu tur oyunlar oynamsina izin veriyor yoksa yine ayni aptallik sebebi ile bazilari bu tur hurafelere inaniyor? Bu aptalligin sebebi biat kulturu olabilir mi? Sonucta biat ettiginiz kisinin kapasitesine gore ya bu oyunlari goremeyip izin veriyor olabiliriniz ya da boyle bir oyun olmasa bile biat ettiginiz kisiyi savunma ihtiyaci ile boyle aptalca sorular sorabilirsiniz. Sonucta her iki durumda da bu soruyu soran adsiz'in da icinde oldugu aptal bir kesimin varligi degismeyen birgercek olarak karsimizda duruyor malesef.

      Sil
    3. tabii canım hep dış güçler.... bizim hiç ama hiç hatalarımız yok. bizler de dış güçlerin işlerini kolaylaştırmıyoruz değil mi?. mesela dış güçler türkiyeyi borçlandırmak için bol bol sıcak para gönderdi. ama biz ne yaptık taşa toprağa gömdük rant ekonomisi yarattık. sonra dış finansman koşulları biraz kötüleşmeye başlayıp da sıcak para azalınca ve kurlar yükselmeye başlayınca da aa baakk faiizz lobileri devreye girdi dedik. yetmedi. 90 yıl önce metro yapmış Avrupalılar için aa baakk bunlar bizi kıskanıyorrlaarr dedik. yetmedi kapitalizme bile aykırı biçimde olacak şekilde hazine garantisi vererek tünel-köprü yaptırdık. yani yatırımı yapacak olanların riskleri üstlenmesi gerekirken vatandaşların ceplerine köprüler kurularak tüm riskleri hazine üzerinden dolaylı biçimde halkın üzerine yıktılar. vatandaş da sağ olsun bunu bıkmadan usanmadan alkışladı. eh tabi ya ne de olsa suçlu hazırdır: dış güçler. sanayini tarımını hayvancılığını gerilettin inşaata dayalı dar tabanlı ve marjinal fayda odaklı bir ekonomik düzeni getirip sosyal faydayı yok ettin bunu da dış güçler yaptı. bu ülkede siyasal ekonomik bürokratik her türlü kötü yönetimi ve öngörüsüzlüğü kamufle etmenin yegane ve etkili yolu bellidir: dış güçler !!!... yahu adamlar elbette bizim başımıza çoraplar örecek. adamların büyük projeleri var. sorun onlar da değil sorun büyük oranda bizlerdedir. şu soruyu kendimize neden sormuyoruz?. peki biz ne yapıyoruz?. ne mi yapıyoruz sadece birbirimizin başına çorap örmeye çalışıyoruz tıpkı orta doğulu halklar gibi. zaten son zamanlarda tam da orta doğulu gibi vahhabi- selefi bir anlayışa büründük. 15 yıldı yapılan tüm fahiş hatalara rağmen sürekli bu yanlışlara destek verdi bu halk. çünkü nasılsa para geliyordu. gelsin de nasıl ve neyin karşılığın da gelirse gelsin anlayışındayız. eh bunun bedelleri olacaktır. yavaş yavaş da ödenme dönemi yaklaşıyor. biz ne yaptık. dış güçler dediğiniz odakların her istediğini yaptık. aşıı tüketim yaptık hiçbir değer üretmedik. sürekli cep telefonu araba değiştirmeyi gelişmek büyümek olarak değerlendirdik. dış finansmanı olduğu gibi tüketime ve betona dayandırdık döviz getirici yatırımlar yapmadık. sattık sattık sattıklarımızın yerlerine yeni sanayi tesislerini kurmadık. bu listeyi daha çookk uzatırız da burası yetmez kardeşim. bırakın artık şu dış güçleri de asıl gerçeği acı olanı konuşunuz. biz ne yaptık. onların taşeronu olmak için geleceğimizi onlara ipotek etmek için her şeyi yaptık ve hala da yapmaya devam ediyoruz.

      Sil
  22. Fibabanka, KAP üzerinden yaptığı açıklamada kanuni takibe düşen 68 milyon TL alacağını 1,2 milyon TL karşılığında Emir Varlık'a sattığını duyurdu. Bankanın KAP'ta yayınlanan açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Bankamız kanuni takip hesaplarına intikal etmiş kurumsal, ticari, kobi mikro, tarım ve bireysel segmentlerinde toplam 68.524.877-TL tutarındaki anapara ve fer'ilerinden oluşan kredi portföyü 1.250.000 TL bedel karşılığında 31.10.2017 tarihinde Bankamız ile Emir Varlık Yönetim A.Ş ( "Emir Varlık" ) arasında imzalanan sözleşmeye istinaden Emir Varlık'a satılmıştır."

    Bu nasıl bir satış. Bankacılık sektöründe sıkıntı mı başladı.?
    Borçlar geri ödenmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık şirketleri nedir diye google da aratın çok görürsünüz bu tarz haberler. Yeni bir şey değil.

      Sil
    2. @Timur Çimen, asıl miktar dikkatimi çekti yoksa varlık şirketine devri değil. 68 milyon TL alacağın 1,2 milyon TL'ye devri ne demek?

      Sil
    3. alacağından umudu kesmişlerki anca %2 si karşılığı devretmişler. Para dönmüyor demekki?

      Sil
    4. Bu oranlarda oluyor devirler. Tahsili çok zorlaşmış alacakları bir paket yapıp varlık şirketlerine devrediyorlar. Farkın büyük olması ya da küçük bir bedelle devri, paketin tahsil edilebilirliği ile orantılı oluyor.

      Sil
    5. Bu, yaygın bir uygulama ve yeni değil.

      Sil
  23. bir ülkenin istihdam verilerinin kötü çıkmasını bekleyen başka bir ülkenin var olduğu bu sisteme nasıl bir yama yaplabilir? Bu sistemde kazan kazan yok birileri mutlaka kaybetmek zorunda. Neden benim ekonomimin iyiye gitmesi Abd'deki insanın işsiz kalması ya da saatlik ücretlerinin düşmesine bağlı olsun ki! Biraz da böyle bakalım olaya. Sizlerin önerileri nelerdir?

    YanıtlaSil
  24. Hocam merhaba. Ahbap çavuş kapitalizmini bir örnek de benden olsun. Galatasaray'ın Riva ihalesinde Yönetim Kurulu bir sunum yapmış dev ekranda üyelere. Slaytta bir soru var. Neden Emlak Konut ile işbirliği yaptık? Altta cevap var çünkü mevcut durumda florya için inşaat ruhsat yok ama Emlak Konut olunca 40.000 m2 inşaat alanı veriliyor.Bu da resmi: http://www.diken.com.tr/9-soruda-el-degistiren-riva-ihalesi/

    YanıtlaSil
  25. Az once piyasalara bir gozattim ki borsa rekirda 112.300. Dolarda artiyor 3.82'ye yuruyor. Mb enf hedefi degismis, 10 dememek icin 9.8 demisler. Demekki faizlere yukselme yonunde zorlamada olacaktir. Herkez kazaniyor sanki. faiz, hisse, doviz yatirimcilari mutludur herhalde. ama esasinda bu nasil olabiliyorda hersey yukseliyor. Acaba diyorum hisse sahibi yabanci yatirimci bu doviz kuruyla zarar edecegini dusunup borsayi bilincli sekildemi yukseltiyor? Zarari kapatip hatta biraz kar yakaladaklarinda hepsi birden hisse satisi yapip dolarlarini alip gitme planimi yapiyorlar? Ne dersiniz hocam komplo teorisimi urettim sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancılar hadi bana eyvallah deyip bir anda çıkıp gidemiyor.Ellerinde 55 milyar dolarlık hisse senedi var.Satıp çıkabilmeleri için borsaya 55 milyar dolar yatırım yapmaya karar vermiş yerli yatırımcı gerekiyor.Hadi onu buldular diyelim, istedikleri fiyattan kendilerine dolar satacak yatırımcıları nasıl bulacak.

      Sil
  26. Sayin Hocam

    Bir ülkede Hem Euro Hem Dolar, Altin ve Borsanin da rekor düzeyde yükselmesi nasil birseydir.
    Lütfen anlayacagim sekilde kisaca izah edebilirmisiniz..

    Bütün dikisler patlamis desem dogrumudur.?



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euro ile Doların aynı anda yükselmesi o ülkenin parasının genel olarak değer kaybetmesiyle ilgili. Dolar yükseldikçe borsa dolar cinsinden ucuz hale geliyor. Bizim borsanın yüzde 60'ı yabancılarda olduğu için ucuzladıkça onlar alıyor. Altın çok da yükselmiyor bu aralar, aynı bant aralığında gidip geliyor.

      Sil
  27. Hocam merhabalar. Yazdığınız başlıkla hiçbir alakası yok ama merak ettiğim bir konu var. Acaba bitcoin denen kripto para biriminin liberal politikalarla bir ilişkisi olabilir mi? Sonuçta tamamen bağımsız sınırları olmayan bir para birimi. Bu konuda yazılmış hiçbir şey de yokişin kötüsü. Sizin fikriniz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazılmış çok şey var. Bu blogda da iki yazı var.

      Sil
  28. Hocam yazınız güzel tespitleriniz doğru da, bu düzende bir problem yok mu? insanların çok buyük bir kısmı şehirlerde modern köle hayatı yaşıyor, en alttakiler daha çok köle, üst düzey yöneticiler de pastadan azıcık pay alsa da asıl kaynakların hamudunu götürenlere hizmet eden asil köleler. İnsanların çoğu sadece ülkemiz adına konuşmuyorum; yıllarca emeği sömürülerek borçlarını ödemeye çalışan çoğu zaman ödeyemeyen, birikimi yok veya kıt, çoğu tatminsiz, mutsuz, daha çok doğasına yabancı mesai kölesi yığınlar. Adeta yok olmaya doğru hızla koşuyor gibiyiz. Bu gidiş nasıl durdurulabilir? bunun için bir ekonomi politik yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Marksist iktisat teorisi var. Ama gündemde değil.

      Sil
  29. Sn. değerli hocam, St.petersburg devlet üniversitesinde; ekonomi fakultesinde 4.sınıf öğrencisiyim, Rus dilinde eğitim görmekte olup fakulteyi bitiren ilk Türk ünvanına sahip olmakta çok yakınım. iki yıldır kişisel sayfanızı ve sizi yakinen takip ediyorum. Tüm kitaplarınızı okudum (hititler hariç). Burda hocalarıma sizin makalelerinizden alıntılar gösteriyorum. İyiki varsınız , var olun çok yaşayın. Baskılara ve cahil kesime karşı size sabır diliyorum. Allah sizden razı olsun. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginç, demek ki Rusya'da takipçim olarak görünen bine yakın kişiden birisi sizsiniz. Rusya'da ekonomi okumak ilginç olsa gerek. Neler okutuluyor? Bize kısaca söz ederseniz çok sevinirim. St. Petersburg dünya güzeli bir kent. Bir kez geldim çok beğendim.

      Sil
    2. Sn.hocam cevap vermenize çok sevindim. Bölümüm insan kaynakları yönetimi olduğundan dolayı ekonomi biliminin derinliklerine dalmadık. 1 ve 2 sınıfta temel makro ve mikro ekonominin derslerini aldık ,keynesyen ekonomi oncesi ve sonrası üzerine ve IS-LM üzerine çok durmuştuk. 3 sınıfta tam yıl ekonomi isletmesi dersi almaya basladık,bu dersin üzerinde okul bir hayli titizlikle düşüyor ve azami şartlarda ciddiye alıyordu haliyle dersi fakultenin yalnızca yüzde 40 geçebilmiş gerisi okul dışı edilmişti.Konular; üretimde maliyet belirleme, sabit ve değişken giderlerinin optimizasyonu ve analizi... v.b(dersin konuları çok kapsamlı olduğu ve sizinde konuya hakim olduğunuzu bildiğim için kısa kestim) konuları öğrendik. sanayici bir ailenin çocuğu olduğum için benim için bir hayli verimli bir dersti. şu anda ekonomi dersi almıyor sadece insan kaynakları alanında odaklanıyoruz. Fakat ben tam gücümle her gün ekonomiyi takip ediyor ve bu alanda kitaplar okumaya devam ediyorum. Temennim bir gün sizinle tanışıp sizden aile işletmemiz adına engin fikirler alabilmek, elbette hocam dolar ne olur gibi saçma sorulardan kast etmiyorum :)
      Değerli hocam allah sizi korusun. Teşekkürler.

      Sil
  30. Hocam bizim iktidarın hazineyi devleti yönetmek için bir kaynak gibi kullanmak yerine iktidarda kalmak için bir kaynak olarak kullanması bahsettiğiniz ahbap çavuş kapitalizmini bile aşan bir durum olduğunu gösteririr mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. gosterir, ta kendisi, dogru teshis.

      Sil
  31. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  32. Sayın Hocam, Ekonomide Analiz kitabınızda tüketim varsa üretim vardır, demiştiniz. Servisimizin şoförü Hasan Abi gençlik yıllarında 'yağ bulamayışını' 'sigara bulamayışını' anlattı bugün. Aklıma siz geldiniz. Hasan abi 'sana yağ' tüketmek istiyordu, fakat bulamıyordu. Karaborsaya düşüyordu. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dönemleri ben de yaşadım biliyorum. O zamanlarda da yağ ve sigara yoktu belki ama şimdi olmayan başka şeyler vardı.

      Sil
  33. Mahfi Bey Merhaba,

    Yazidan bagimsiz soruyorum, doviz ve faiz artarken bizim borsa nasil rekor ustune rekor tazeliyor, normal bir vatandasin anlayacagi sekilde anlatabilirseniz memnun olurum.

    Tesekkurler ve saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende gençlik yıllarımda 5 kuruş katkı payı vermeden hastaneye giderdim. Emekli ikramiyemiz ev almaya yeterdi. İcra gelmesin diye internetlerde satılık böbrek olmazdı.

      Sil
    2. hisse senetleri hakkında çok bilgim aslında ama şahsi yorumum; döviz arttığında yurt içi para birimi(ve ülke içinde üretilen mallar) yurt dışında daha ucuzlamış oluyor böylece sıcak para için iştah açıcı bir durum. Faizler yanlış hatırlamıyorsam sabit tutuldu ancak arttığında da direk yatırımcının ilgisini çeker. Ne kadar faiz o kadar kâr. ilaveten borsanın rekor kısmına da bir bakıma çokta olumlu bakmamak lazım bence çünkü elde ettiğimiz kâr'ın bir kısmı sıcak paranın çıkışıyla birlikte gidiyor.

      Sil
    3. Adsiz 22:30, gencliginizde memurlarin boyle luksleri ayricaliklari vardi tabi haklisiniz, memur duzeninin yikiliyor olmasidir su anda sahit oldugunuz. Acin youtube'da videolari duruyor, isciler ne 5 kurus katki payi vermeden hastaneye nasil gidiyordu. Kabaca durum bu, daha derinine inmeye gerek yok.

      Sil
    4. Adsız 11:55 genelde insanlar, güzelliklerden herkesin faydalanmasını isterler. Anladığım kadarıyla siz güzelliği paylaşmak taraftarı değilsiniz. Kimsenin katkı payı vermediği ortamı oluşturmak yerine, herkesin parasıyla tedavi olduğu sistemi savunuyorsunuz. Allah bize akıl fikir versin. Yoksa sizi anlamamız imkansız.

      Sil
  34. Hocam işte aradığınız yeni yorum. http://futuristyazilar.blogspot.com.tr/2017/09/dijitalpara-ve-ekonomi-40.html?m=1

    YanıtlaSil
  35. Sayın Eğilmez tebrik ederim. Hali hazırda dünyanın ekonomik ve siyasi gündemindeki en önemli konulardan biri bu gerçekten. 1929 Buhranı, 1944'de Bretton Woods ve 1971 Nixon Shock gibi dönüm noktaları sisteme yeni kavram ve tasarımlar getirse de; 2008 sonrasında mevcut sistem merkez bankalarının parasal genişlemesi ve gevşetilen maliye politikaları ile deyim yerinde ise bol ağrı kesici ile ayakta tutuldu. İşin garip tarafı, bu kadar büyük ekonomik krizin bugün dahi temel nedenleri halen sistemin içinde gizli. Ve ne yazık ki parasal genişlemenin getirdiği varlık değerlerindeki artışlar, yükselen işsizlik, vs. 2008 krizinde kaybedenin yardımlar ile başta ayakta tutulan büyük kurumlara değil çalışan kesim olduğunu gösteriyor. Batamayacak/batıralamayacak büyük (too big to fail) tezini 2008 Krizi istisnalar hariç yeniden doğrulanmış oldu.

    YanıtlaSil
  36. Yeni bir Ekonomik teorinin gerekliliğine katılmakla birlikte, bunun için uygun bir zaman olmadığı kanaatindeyim. Zira böyle bir teorinin geliştirilmesi zaman alacaktır ve dünya hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok büyük bir değişimin eşiğinde olduğundan korkarım ki bu yeni teori gelişene kadar çoktan geçerliliğini yitirmiş olacak.

    Mevcut sistemler her ne kadar değer birimini para olarak gösterseler de, herşeyin temelinde sınırlı bir kaynak olarak EMEK vardır. Her ne kadar günümüzde tüketilen ürünlerin bir kısmı önemsenmeyecek miktarda emek gerektirse de, büyük bir kısmı bir noktada EMEK(o üretimi gerçekleştirmek için gereken insan gücü/saat) ile sınırlıdır.

    Her insanın verimli olarak çalışabileceği belirli bir süreç var. Bu da o insanın hayatı boyunca üretebileceği toplam emeği sınırlamakta, dolayısı ile tüm insanların emek toplamı, bu emek karşılığında üretilebilecek toplam ürünü sınırlamakta, ya da eskiden öyle idi...

    Ancak gelişen dünyada EMEK'in yerini yeni bir birim alacak : ENERJİ. Sanayi 4.0 ile birlikte artık bir ürünün saf maliyetini o ürün için harcanacak EMEK değil, o ürün için harcanacak ENERJİ belirleyecek.

    İşte bu değişim sebebi iledir ki, şu anda geliştirilecek mevcut sisteme dayalı yeni bir teori, daha henüz olgunlaşamadan geçerliliğini kaybedecek ve çok daha yeni bir teoriye ihtiyaç duyulacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız ENERJİ, EMEK kadar önemli değil mi günümüzde?

      Sizin deyiminizle bir ürünün saf maliyetindeki toplam insan gücü/saat kısmı azalacak, robot gücü/saat kısmı artacaktır.

      Her iki süreçte de ENERJİ temel maliyettir. Biliyorsunuz aslında her şey enerjinin farklı formlarıdır. En saf maliyeti bulmak istiyorsak bunun adı zaten ENERJİ dir. Şu zamanlar ve öncesinde ENERJİ de insan gücü önemli bir paya sahipken, bu ağırlığını robot gücüne kaptırıyor gibi.

      Tabi insan deyince ne kastettiğimiz, robot deyince ne kastettiğimiz önemli.

      Oluşacak pastadan, ülkeler ve o ülkelerin vatandaşları adil bir şekilde daha çok pay alabilecekler mi önemli olan o. Bu nasıl sağlanacak. Oluşturulacak teori bu amaca hizmet edecek mi?

      Biz bir talepte bulunmaz isek, ortaya bir sistem koymaz isek, yine hüsran, yine güçlünün borusunun öttüğü bir düzen gelir. ENERJİ en kısa yolu takip eder.

      Yani yeni tas yeni hamam, öz aynı olur.

      Bekleyip göreceğiz...

      Sil
    2. Sorun şu ki, insan enerjisi sınırlı ve regüle edilen bir fiyata sahip, fiziksel enerji (elektrik) ise teorik olarak sınırsız ve fiyatı regüle edilmek bir yana her geçen gün, yeni teknolojilerin de ortaya çıkması ile düşen/düşecek bir fiyat yapısına sahip.

      Bunun 2 temel sonucu olacak:

      1 - Fiyatlar teorik olarak o ürün/hizmet için gerekli hammadde fiyatına yakın seviyelere düşebilir.
      2 - Bugün var olan sermaye ağırlıklı üretim - iş gücü ağırlıklı üretim ayrımı tamamen ortadan kalkabilir ve dahası, sermaye ağırlıklı üretim için sermayeyi gerekli kılan yüksek makine yatırım bedeli 1. madde sebebi ile çok düşeceğinden, sermaye ağırlıklı yatırımlar çok daha büyük bir kesimce ulaşılabilir hale gelebilir.

      İşin tabi bir de açığa çıkan iş gücü nasıl ve nerede istihdam edilecek boyutu var...

      Dediğiniz gibi, bekleyip göreceğiz...

      Sil
  37. Oncelikle yazilariniz icin tesekkur ederim.Iktisat mezunu biri olarak iyiki bu bolumu okudum dedirttiginiz icin de ayri bir tesekkur.Hocam uzun zamandir aklima takilan bir soru var dolara yatirim yaptigimizi farz edelim dolarinda mark gibi bir sonu olur mu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euroya da dolara da yatirim yaptim zarar ettim. Her sey bekliyorum ben artik.

      Sil
    2. Mark'ın kötü bir sonu olmadı.

      Sil
  38. Mahfi hocam iyi akşamlar,
    Yazılarınızı beğeniyle takip ediyoruz. Konuyla alakasız olacak ama bir konuda fikrinizi öğrenmek istiyoruz. Bugün ODTÜ kariyer fuarında İş Bankası standında müfettiş yardımcılığı sınavı için güncel finansal gelişmeleri takip etmemiz söylendi. Sizin yazılarınızın yanında hangi dergileri takip etmemizi önerirsiniz?
    İyi akşamlar
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. NTV, BloombergHT, mynet gibi siteleri izlerseniz güncel gelişmeleri yakalayabilirsiniz.

      Sil
  39. hocam zaten para tabanlı ekonomik teorem sona doğru ilerliyor zira artık ihtiyaçlara cevap vermekten uzaklaşıyor. muhtemelen bilgi tabanlı yeni bir iktisat teoremi kurulacaktır. yıllardır karşılıksız basılan para giderek paranın içinde taşıdığı değerin erimesine yol açıyor. para giderek karşılık bulamayan değer haline geliyor. enfomasyonizm yani bilgi gibi soyut değerlerin somutlaştırılarak iktisadi değer haline getirilmesi esasına dayalı bir iktisat modeline geçilebilir. ama elbette para tamamen öldükten sonra!. saygılar hocam..

    YanıtlaSil
  40. Yerli otomobil hakkında ne düşünüyorsunuz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yersiz, ne gerek var? Kime nasil satacaksin. Ne kadar uretebileceksin? Yilda 200 bin taneden az uretirsen zarar edersin. O kadar yerli uretim varken bunu kim alacak. Nasil ihrac edeceksin. Yurt disinda nerede sergileyeceksin, kime servis yaptiracaksin, nasil garati vereceksin? Yurt icinde bunca ithal ve yerli marka varken kim para verip alacak? Ayrica fiyat avantaji da cok olmaz eger zararina satmazsan iceride. Sirf iktisada kafasi calismayan birinin kaprisi tatmin olsun diye boyle sacma bir yatirim yapilmaz. Esas yatirimin elektrikli otomobiller icin pil teknolojisi gelistirip uretmeye yapilmasi gerekiyordu. Cok degil 5 sene sonar atil yatirim olacak bu fabrika.

      Sil
    2. Bu yatırımı kamu değil, konusunda uzman şirketlerimiz yapacak. Fizibilitesini çıkarmışlardır elbet. Ve sonuçta sizin de değindiğiniz pil teknolojisini de sağlayacaklar. Bu kadar karamsar olmayın.

      Sil
    3. Hiç bir şey değil, hiçbir şey'dir doğru hali Mahfi Bey.

      Sil
  41. hocam farklı konudan olucak biraz afedersiniz. mesela koç holdingin bir sürü markası borsada işlem görüyor, koç holdingin kendisi de işlem görüyor ve piyasa değeri daha düşük. aradaki fark nedir hocam. hoşçakalın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borsa benim uzmanlığımın dışında.

      Sil
  42. hocam bankalar altın döviz satışı sonucu geliri vergilendirilmesi gerekmez mi teknik olarak madem gelir olmuş

    YanıtlaSil
  43. Sirp kasablardan gelecek et piyasada fiyat istikrarini saglar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu ülkeye hersey müstehak.. öyle bir saglar ki.

      Öyle bir kivama geldi ki bu millet..
      Diyanet isleri baskani bu gece fetva ile Domuz eti yemek caizdir desin 1500 yillik Islam kurali yerle bir olur milyonlarca kahraman Türk evladi domuz beslemeye baslar..

      sen ne diyorsun.

      Sil
    2. 5 bin ton et Turkiye'nin 1.5 gunluk ihtiyacini karsilar sadece. Geri kalan gunlerde et yemezse memleket so zaman aglar. Yoksa ouyanusta su damlasi kadar etkisi olur.

      Sil
    3. Sırbın eti caiz değildir.

      Sil
    4. Sirp'in etini almiyoruz, Sirplarin sattigi sigir etini aliyoruz. Yamyam miyiz biz?

      Sil
  44. Hocam ingiltere aylik 435 milyar sterlin basmasi cok ciddi bir rakam degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bununla ancak toparlandı.

      Sil
    2. Hocam oyle demeyin ya, bu durumu euro bolgesine uyarlasak(nufus gsmh) ORANINDA

      nereden baksaniz euro bolgesi aylik 4 trilyon 350 milyar aylik alim yapmasi lazim ki bu durumda Almanya vallahi de billahi de kiyameti koparir.
      Ha bana sorsaniz da fazla.... Mesela Euro bolgesi 30 milyar yerine, 40 milyarla onumuzdeki sene devam edebilirdi.

      Sil
    3. 435 milyar aylık değil.Toplamda ulaşılacak varlık alımı hedefi.

      Sil
  45. Hocam sizce dolari, mark gibi bir son bekler mi2

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mark'in tamamen kaldirilip euronun kullanilmasi gibi dolar kaldirilip yerine yeni bir para birimi kullanilabilir mi

      Sil
    2. Konunun muhatapları böyle bir şeye karar verirlerse neden olmasın. Sizin de verdiğiniz EURO örneği karşımızda.

      Ama sanki asıl sorununuzu sormuyorsunuz, yoksa bu sorduğunuzun cevabını sizinde bilmeniz gerekir.

      Sil
  46. Hocam üretime dönük şeyler olacak deniliyor ama geç kalmadık mı?

    YanıtlaSil
  47. 1) Hocam geri dönüşüm bu kadar ilerlemiş ve ilerlemeye devam ederken, teknoloji ve solar sistemleri ile enerji maliyetleri gün geçtikçe minimize edilirken. Diğer her alanda da maliyetler lojistik olsun, malzeme mühendisliği olsun birer birer azalırken. İleride bu sistem enflasyon yaratması git gide sıkıntıya girmez mi? Çünkü gün gelecek bir arabayı komple geri alıp eritip aynısından sıfır gibi tekrar yapacaklar. E böyle olunca ham madde ihtiyacı bir yerde neredeyse duracak gibi olacak. Ve herşeyden öte bu blockchain teknolojisi de bu konuda maliyetleri minimize edecek. Dediğiniz gibi ileride daha daha farklı bir sisteme ihtiyaç olacak ya da blockchain gibi sistem kendiliğinden oluşacak ve biz sonra onu anlamaya çalışacağız.

    2) Hocam sizin para ve maliye politikasına çok güzel bir örneğiniz var ya atların bir sağa diğeri sola çekiyor diye. Biz aracı yolda tutmak için arabanın önüne at eklemeye başladık bir sağa bir sola. Bu atlar kısa vadede yola soktular ama hızımız arttı, hızımız artınca atlardan biri sağa çekerse diğeri sola çekecek ve çekiş eskisinden güçlü olacak ve bu yüzden aracın aksına binen yük bir anda eskisinden daha fazla olacak ve biz daha önce kırılsa 60km ile sürüklenecekken şimdi 80km hızla sürüklenip daha fazla zarar göreceğiz gibi geliyor bana..

    3) Enflasyon, sözde sıkı para politikasına rağmen yükseliyor. REK'te bariz bir yükseliş görmedikçe ben sıkı para politikası uygulandığına inanmam hocam ben.

    Saygı ve selamlarımla.

    YanıtlaSil
  48. Sevgili Üstat,

    Öncelikle kıymetli yazınız için teşekkür ederim.

    "Uzunca bir süredir neoklasik ekonomi teorisinin gerçek yaşamı tam olarak açıklayıp açıklayamadığı tartışma konusu. Yani dayandığı varsayımlardan çıkarak ulaştığı sonuçlar tam olarak gerçek yaşama uymuyor. " tespitinizin geçen zaman içinde olagelen Coğrafi (Lokal - Küresel) ve Davranışsal (İstek & İhtiyaç / Sınırlı - Sınırsız) ve Üretim kabiliyeti (Manuel - Seri - Robotlar) geçişler ile alakalı olduğuna inanıyorum.
    Yrd. Doç. Dr. Doğan BAKIRTAŞ ve Arş. Gör. Habip DEMİRHAN, "İhtiyaç ve İstek Paradoksu: İktisadi ve Metafizik Bir Yaklaşım" başlıklı çalışmalarının giriş bölümünde "İktisat biliminin üzerinde durduğu en önemli konuların başında kıt kaynaklarla sonsuz ihtiyaç ve isteklerin karşılanması gelmektedir. Her ne kadar istek ve ihtiyaç kavramlarının birbirlerinden farklı olduğu kabul görse de ihtiyaçların sınırsız olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Genel anlamda bireylerin istekleri, iyi veya kötü olduğuna bakılmaksızın sınırsız olarak kabul edilmekle birlikte ihtiyaçlarının, o an içinde tatmin edilmesi gerektiği göz önünde tutularak bir sınırlamadan bahsedilmektedir. Ancak günümüzde yaşanan hem ekonomik hem sosyal hem de teknolojik gelişmelerin, bireylerin isteklerini ihtiyaca dönüştürme ve söz konusu ihtiyaçları sınırsız hale getirme konusunda bir değişime yol açtığı gözlemlenmektedir." diye ifade edip, sonuç bölümünde de "İhtiyaç ve istekler arasındaki uçurum, ekonomi içinde üretilen lüks ve yarı-lüks malların miktarı ile orantılıdır. Sanayi devrimi ve kapitalizmin ortaya çıkışı, üretim kapasitelerinde ciddi bir gelişme sağlanmasına yol açmıştır. Üretim teknolojilerindeki artış bir yandan üretim miktarını artırırken diğer yandan üretim süresinin kısalmasını sağlamıştır. Söz konusu bu değişim ile birlikte üretimleri artan lüks ve yarı-lüks mallar artık ihtiyaç haline dönüşmeye başlamış bunun yanında artan üretim kapasitesi ile birlikte yeni mal ve hizmetler de piyasaya sunulmaya başlamıştır. Her iki durum da ihtiyaç ve istek arasındaki uçurumun azalmasına sebebiyet vermiştir (Raiklin ve Uyar, 1996: 49-53)." tespitinde bulunuyorlar. Kıymetli yazınızda dile getirdiğiniz sorun ve atıfta bulunduğum çalışmadaki saptamaların yazımın başında ileri sürdüğüm üç temel değişiklik tarafından tetiklendiğini düşünüyorum.

    Çok selamlar
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
  49. "Apple CEO’su Cook’a göre sosyal medyanın insanları bölmek, manipüle etmek ve yalan haberlerle insanların düşüncelerini etkilemek için kullanıldığını söylüyor" (kaynak:internet haber siteleri.)
    Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konu aşikar zaten.

      Sil
    2. Bu durum sosyal medya dışında da yaşanmıyor mu?

      Sil
  50. Mahfi bey kusura bakmayın ama hiç kesin konuşmuyorsunuz.

    Hep, "olabilir", "yaşanabilir", "yükselebilir", "alçalabilir", "sabit kalabilir", "bekleyip göreceğiz" gibi avutucu kelimeler kullanıyorsunuz.

    Öyle bir tavrınız var ki, "ekonomi (nehir anlamında) akıyor, biz iktisatçılar da, peşinden baka baka oturduğumuz yerden konuşuyoruz."

    Belirteyim istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir tespit. İnsanın merkezinde olduğu sosyal bilimlerde doğa bilimleri gibi bir kesinlik yoktur. Zaman değişir, koşullar değişir, insan değişir teoriler, yaklaşımlar da değişir. Onun için kesinlik yoktur. Aksi takdirde doğma çerçevesine girersiniz.

      Sil
  51. Merhaba Mahfi Bey,
    Cok guzel bir yazi olmus. Elinize saglik. Yukarida bir arkadas ceklerle ilgili bir yazi beklediginden bahsetmis. Ceklerle ilgili yazinizi dort gozle bekliyorum bende. Cek sistemi hakkindaki goruslerinizi ve sizin konuya bakis acinizi cok merak ediyorum. Aslinda ABD’de vadeli cek diye birsey yok ama biz cek sistemini alirken kendimize gore yorumlamis ve vadeli cek diye birsey cikarmisiz. Asil amac kisilerin yanlarinda cok miktarda nakit tasimamasi icin ceklerin kullanilmasidir ve yazilan her cekin karsiligi bankada vardir. Benim ABD cek sistemi hakkinda bilgilerim bunlar.
    Iyiki varsiniz.
    Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bizde aslında çek diye bir uygulama yok. Bizdeki uygulama senet. Daha doğrusu üzerinde çek yazan belgeyi biz senet haline dönüştürmüşüz.

      Sil
  52. Hocam merhaba,
    Bugün ntvde sabah programda dijital paralardan konu açıldı. Öneminin giderek arttığından bahsedildi. Benim anlam veremediğim bir durum var. Ben ülkerin para üzerindeki kontrol güçlerini bırakmayacaklarını düşünüyorum. Bu düşüncelerimin aksine programda da bahsedildiği gibi giderek yaygınlık kazanıyor. Hatta TCMB de bir araştırma birimi kurduğunu açıkladı.
    Ülkeler, özellikle USA, gelecekte para üzerindeki kontrollerini bitcoin gibi dijital bir birime neden bırakabilir ya da paylaşabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu teknolojiye sahip ama kontrol edilebilen bir dijital para birimi. TL nin dijital versiyonu gibi düşünün.

      Sil
    2. Eğer ki yanlış bir bilgiye sahip değilsem bitcoin arzı ile normal para arzı çok farklı şeyler. TCMB istediği zaman para arz edebilir, fakat bitcoin mining denen bir işlem sonucunda oluşuyor. Tam olarak normal bir paranın dijital versiyonu olmuyor o zaman. Yanlış biliyorsam eğer lütfen düzeltiniz.
      Bunlara ek olarak bircoin çıkarmak için bilgisayarlardan olusan büyük tesisler kuruluyor. Böyle tesislere sahip olanlar hicbirsey üretmeden paraya sahip olacaklar. Bu da çok mantıksız geliyor.
      Son olarak tl veya dolarin zaten fiziksel olarak tedavülden kalkması zaten beklenen bir durum. Artık ödemeler dijital ortamlardan kolayca yapılabiliyor.

      Sil
    3. Yanlış bilmiyorsunuz yalnız bu mining denen eylem de sınırlı. Mesela bitcoinde en fazla 21 milyon bitcoin oluyor. Yani 21 milyonuncu bitcoin de bu mining yöntemiyle çıktığında sayı sınıra gelmiş olacak.

      Sil
  53. Hocam Türkiyede Faizsiz piyasa uygulanabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dışarıdan borçlanma ihtiyacımız olmasa uygulanabilir.

      Sil
  54. Mahfi bey, literatürde, Chicago ekolü gibi "Türk ekolü (okulu)" var mı?

    Kurlar (Dolar ve Euro) yüksek,

    Büyüme yüksek,

    Enflasyon yüksek,

    Faizler yüksek,

    İşsizlik yüksek.

    Haftasonu önemli bir planınız yoksa, bu konu hakkında bir yazı düşünür müsünüz?

    Bu "yüksek"liğin, iktisadi "sequence" olarak, bilimsel bir izahı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ekol yok. Prof.Dr. Hasan Gürak'ın iktisatçıları bir araya toplayarak böyle bir ekol oluşturma çabası vardı ama sanırım kimseden ilgi olmadığı için o da ucunu bıraktı.
      Yazıya gerek var mı bilmiyorum ama büyüme dışındakiler kurlar yüksek olduğu için yüksek. Büyüme ise farklı dinamiklere sahip.

      Sil
    2. büyüme reel değil cari fiyatlarla büyümedir. büyümede en önemli parametre sanayi üretimi büyümesidir. o da ortalama büyümenin çok altındadır. bütçe açığını ve cari açığı daha da büyüterek sözde büyüyoruz işte.

      Sil
  55. İthal otodan vergi olarak çok karlı maliye!
    Eğer yerli oto yapılırsa o vergi açığı kapanır mı ? Misalen ithal otlardan 100 birim vergi alan , yerli oto ile ( ki tutarsa ) vergi açığını kapatabilir mı ?... teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla yerli otoda teşvik için bazı vergiler olmayacak.

      Sil
  56. Hocam lütfen yorumlar mısınız???
    Ben bu ucuz et olayından hiçbir şey anlamadım.
    Et süt kurumu bim ve a101 marketlerine verdiği etin market kg satış fiyatı olarak kıyma:29tl den kuşbaşı:31tl den olarak lanse ediliyor.
    **şuan elimde şok marketin ürün kataloğu var: Aytaç Çiftlik dana kıyma 500gr 16,5tl , kuşbaşı 17,45tl den zaten uzun süredir satılıyor! Kg hesabında kıyma 33tl, k.başı 34,90.
    --EtsütKur. göre aradaki fark: 4 lira

    Ee ucuzluk bunun neresinde?
    Not: etin ithal olması hayvancılığa verdiği zarar ya da kasaplarla anlaşmalı marketler zinciri ararsındaki haksız rekabet yaratır mı yaratmaz mı konusuna girmiyorum. Sadece rakamlar bana ucuzluk ifade etmedi

    YanıtlaSil
  57. Hocam seviyeli bir eleştiri yazılmış yazınıza dair:
    http://www.abstraktdergi.net/mahfi-egilmezin-ahbap-cavus-kapitalizmine-dair/
    Ne düşünürsünüz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir eleştiri ve katkı yazısı. Çok beğendim. Bunu twitterdan duyuracağım.

      Sil
  58. Bilanço küçültme ABD'de faizleri ne şekilde artırır. Fed tahvil satıp piyasadan para çekmeyecek sadece vadesi dolan tahvilleri geri verip parasını alacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed hem bilanço küçültüp hem de faiz artıracağı için ABD'de diğer faizler de (tahvil faizi, mevduat faizi, kredi faizi, mortgage faizi vb) artacak.
      Fed vadesi gelen tahvilleri Hazineye verip parasını alacak ama Hazine bu parayı ödeyebilmek için yeniden tahvil satacak.

      Sil
  59. enerji sorunu çözülürse yeni bir çağ başlayacak adıda makine çağı olucak 3 aşamalı olucak 1.aşama sabit tesislerde (fabrika gibi) işçi sınıfını yok edecek olan dönem çoktan başlamış olan aşama 2.aşama hareketli (tekerlekli,paletli veya uçan drone teknonolojisi) insansız yapay zeka ile çalışan hareketli makineler. hizmet sektörünü yok edecek olan insasız taksiler pizzacı drone'ler vs... bu çağ başlamak üzere çalışan olmayınca insanlar neye göre maaş, ücret alıcak işsizlik %70-80lere çıkıcak kapitalizmin sonu 3.aşama insansı makineler ve yapay zekanın bitmiş hali insan gereksiz oluncak.......................

    YanıtlaSil
  60. Merhaba Hocam,

    Bana göre neoklasik, parasalcı ve rasyonel beklentici varyasyonlarıyla birlikte, temelde ideal bir kapitalizm teorisi üzerine kurulu. Gerçekte yaşananları açıklamaktan çok, bir nasıl olmalı teorisi. Bu nedenle 'ahbap-çavuş kapitalizmi' aslında bir anomaliden çok gerçekliği temsil ediliyor, bana göre neoklasik teorinin inandığı, ya da hayalini kurduğu, kapitalizmi hiçbir zamanda ve mekanda varolmadı. Varolmamasının nedeni ise objektif gerçeklerdi, o yüzden var olmasını da beklemek bence anlamsız olur.

    Soruma gelecek olursam, yazının sonunda yaptığınız Keynes referansı, kaos teorisi,puslu mantıkla irrasyonel beklentiler önerileri bana bir Keynesyen öze dönüş çağrısı gibi geldi. Bitmemiş, yarım kalmış, 'Keynesyen Devrim'i sürdürme çağrısında bulunan Post-Keynesyen yaklaşımın gelecekte güçleneceğini düşünüyor musunuz? Belirsizliği temel alan beklentiler (fundamental uncertanity) uzun süredir bu akım tarafından dillendiriliyor, aynı şekilde yatırımlardaki dalgalanma,finansal istikrarsızlık ve modern para teorisi de. Kısaca Keynes-Kalecki-Robinson-Davidson-Minsky gibi bir çizginin üzerine oturan bir modern bir iktisat teorisinin güç kazanacağını düşünüyor musunuz?

    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha farklı bir ekonomi teorisinin ortaya çıkacağını düşünüyorum.

      Sil
  61. Hocam abdde fed bilançosu 2008den beri yaklaşık 3,5 trilyon dolar arttı. "Currency in circulation" ise yaklaşık 800 milyar dolar artmış. Eğer piyasaya sürülen para gelişmekte olan ülkelere gitmeseydi "Currency in circulation" da3,5 trilyon dolara yakın artardı diyebilirmiyiz veya sürülen 3,5 trilyonun 800 nilyarı içeride kaldı gibisinden genel ama basit bir çıkarım yapabilirmiyiz?

    YanıtlaSil
  62. Hocam tahvil satarak borçlanmak teminat göstermek midir? Hazine tahville borçlandığında teminat mı göstermiş olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır teminat göstermek borç alırken mesela bir gayrimenkulü ipotek vermektir.

      Sil
  63. Hazine borçlanmayı ya bütçe açığını kapatmak için ya da enflasyonu düşürmek için yapar. Bu ikincisi tercih edilmiyor çünkü bu para politikasının alanı. Peki yine de Türkiye'de enflasyonu düşürmek amaçlı hazinenin borçlandığı oldu mu hiç ya da gelişmiş ülkeler de hiç böyle bir şey oldu mu aon 30-40 senedir? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bildiğim olmadı. Yani bu alan hep para politikasına bırakıldı.

      Sil
  64. hocam yeni keşfettiğim bir site. İlginizi çeker diye düşünüyorum.
    http://www.evrimagaci.org/home/tr

    YanıtlaSil
  65. Hocam yeni EVDS'yi beğendiniz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben beğendim, eskisine göre daha kullanışlı.

      Sil
  66. Iktisat yeni teoriler bulunuyor ve nobel odelleri kazandiriyor ama dikkat ceken bir nokta var gelismis ekonmide sonuc veren teori gelismekte olan ekonomide farkli bir sonuc verir ayrimi gozetilmedigini farkediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Genel bazı teoriler, hipotezler uluslararası olarak geçerli. Mesela arz kanunu İngiltere'de de geçerli Çin'de de. Ama birçok konu farklı ülkelerde farklı yansıyor. O nedenle genel bir ekonomi teorisinin altında her ülke için farklı teoriler üretilmesi gerektiği kanısındayım.

      Sil
  67. Hocam 1) Şu an Türkiye'de emisyon miktarı 132 milyar tl yani evde,işte,bankada fiziksel olarak bu kadar para var. M3 tanımlı para arzı ise 1 trilyon 647 milyar tl. 132 milyarla 1,6 trilyon yaratmak tamamen kaydi parayla ilgili bir durum mu?
    2) Emisyon miktarı ile dolaşımdaki para aynı şey mi? Mesela 50 milyar tl basılsa ve bu para vadeli mevduatta tutulsa bu durumda emisyon artar ama dolaşımdaki para artmaz değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. piyasadaki mevcut krizi cokmek tikanikligi asmsak icun para basimi sart

      Sil
    2. (1) Evet öyle.
      (2) Bundan banka kasalarındaki parayı düşerseniz dolaşımdaki para bulunuyor. 27.10.2017 de Dolaşıma çıkan banknot + para = 134,7 milyar TL. Banka kasalarındaki banknot + madeni para 12,3 milyar TL. 134,7 - 12,3 = 122,3 milyar TL de dolaşımdaki para.

      Sil
  68. Hocam yazınızı çok beğendim. Kaleminize sağlık. Ben başka bir şey sormak istiyorum. Tl cuma günü dolar karşısında yuzde 2,5 değer kaybetti. Bunun süregelen uzun vadeli nedenleri olabilir ama benim sorduğum şu; neden bir günde bu kadar büyük bir değer kaybı yaşanıyor? Yani cuma günü ne oldu? Yabancı yatırımcı tl mi bozdu? Yüklü dolar mı alındı? Beni aydınlatırsanız sevinirim. Teşekkür ederim. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Enflasyon Cuma günü açıklandı ve beklenenin oldukça üzerinde geldi. Bu oranlar yılsonunda enflasyonun tek haneye düşeceği beklentisini kaldırdı. Onun etkisi oldukça fazladır.

      Sil
  69. Politika araçları konusuda sıkıntılıdır belki ama evrimci iktisat (yenilik ekonomisi) belki bir nebze olsun tartışmalarda işimize yarar mı Mahfi Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yorumcudan evrimci iktisat gibi laflar duymak çok ilginç demek hala okuyan var ülkemizde. Ben bunu okullarda okutulmuyor diye biliyordum.

      Sil
  70. Pastırma yazından kış ayazına... Çare sobayı (yapısal reform: eğitim, hukuk) kurmak yoksa çok üşürüz çook 😔

    YanıtlaSil
  71. Doç. Dr. Ümit Akçay'ın yeni yazısındaki şu bölümü dikkatinize sunuyorum Mahfi bey:

    Üzerinde kafa karışıklığı olan bir başka alan da şu: Eğer devlet sermayenin ayrıcalıklı merkezi ise, adım adım kurulan tek adam rejimine sermaye neden itiraz etmiyor? Hukuk devletinin ortadan kalkması, yatırımcı için de bir sorun oluşturmuyor mu? Bu gibi soruların aslında kapitalizmin ideal olarak liberal demokrasi altında işleyebileceği, bunun dışındaki siyasi rejimlerle kapitalizm arasında bir uyuşmazlık olduğu yönündeki inanıştan kaynaklandığını düşünüyorum. Konumuz açısından meselenin özü, genel olarak devletin, somut olarak da siyasi iktidarların sermaye birikiminin sürekliliği sağlaması zorunluluğu.

    Son olarak, neoliberal popülizm modelinin belki de amaçlanmamış bir sonucu olarak ortaya çıkan siyasetin yapısal değişimi sürecinin, demokratik konsolidasyonla ilgili olmadığını vurgulamak istiyorum. Biraz da açmam gerekirse, emeğin siyaset sahnesinden dışlanmasını sonucunu doğuran neoliberal popülizm modelinin herhangi bir şekilde demokratikleşme ile sonuçlanması söz konusu değildi. Sol-liberal tezin, devlet içindeki güç mücadelesini bir çeşit demokratikleşme ile özdeşleştirme hatası, bu yaklaşımın siyasetin yapısal değişimini ve onun özünde olan emeğin siyasetten dışlanması gerçeğini görmemesinden kaynaklanıyordu.


    Yazının tamamını okumak için:

    https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2017/11/06/akp-ve-neoliberal-populizm/

    Ümit bey'le iletişime geçmek için:

    https://twitter.com/umitak

    YanıtlaSil
  72. Bir sorum olacak hocam neoklasik iktisata yöneltilen eleştirilere rağmen niçin hala ders kitaplarında ve iktisat içinde en yaygın öğretimdir?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...