5 Aralık 2017 Salı

TL Niçin Değer Kazandı? Merkez Bankası Faiz Artırır mı?

TL Son Günlerde Niçin Değer Kazandı?
Soru şu: “Ne oldu da iki gün içinde TL, yabancı paralara karşı değer kazandı?” Temelde üç şey oldu. İlki dış piyasalarla ilgili bir gelişme. Dışarıda gelişmekte olan ekonomilere ilgi artışında yeni bir dalga oluştu. Bunun sonucunda gelişmekte olan ülke paraları, o arada TL, rezerv paralara karşı değer kazandı. Diğer ikisi içeriyle ilgili gelişmelere dayanıyor. İlk olarak Cumhurbaşkanı’nın bazı işadamlarını kastederek “dışarıya varlık çıkarıyorlar, bunun önlenmesi lazım” yolundaki açıklaması gerek yabancı gerekse yerli yatırımcıların kafasını karıştırdı ve Türkiye’nin kambiyo kısıtlamalarına gidip gitmeyeceği tartışması çıktı. Bu karışıklık mesela USD / TL kurunun 2,5 puan yükselmesine yol açtı. Ertesi gün gerek Cumhurbaşkanı gerekse diğer hükümet yetkilileri bunun kastedilmediğini, kambiyo kontrolünün düşünülmediğini açıklayınca kurda düzeltme yaşandı. İkinci gelişme enflasyonla ilgiliydi. Açıklanan 12 aylık manşet enflasyon yüzde 12,98, çekirdek enflasyon da yüzde 12,08 olunca gerek dış gerekse iç piyasalarda Merkez Bankası’nın faiz artırımına gideceği beklentisi doğdu. Bu beklentiyle yüksek kurdan döviz satarak TL’ye dönüş eğilimi hızlanınca TL değer kazanmaya başladı ve kur hızla geriledi. Eldeki bilgiler bunlar. Şimdi de eldeki verileri bir tabloya dökerek inceleyelim.

Gösterge
31.12.2016
5.12.2017
Fark (%)
Manşet Enflasyon (TÜFE)
8,53
12,98
52,17
Yİ – ÜFE
9,94
17,30
74,04
Çekirdek Enflasyon (C endeksi)
7,48
12,08
61,50
Gösterge Faiz
10,63
13,51
27,09
Merkez Bankası Faizi
8,31
12,25
47,41
USD / TL Kuru
3,53
3,86
9,34
Euro / TL Kuru
3,72
4,59
23,39
Sepet Kur
3,62
4,23
16,85

Tablodaki verilere göre hangi ölçüye bakarsak bakalım enflasyon geçen yılsonuna göre yüzde 52 ile 74 arasında artmış. Buna karşılık tek görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu yasasında yazılı olan ve bunu her fırsatta vurgulayan Merkez Bankası, istikrarı sağlamakta en önemli silahı olan faizini yüzde 48 dolayında artırmış.

Merkez Bankası Faiz Artırımı Yapacak mı?
Şimdi gözler Merkez Bankası’nın 14 Aralık tarihinde yapacağı Para Politikası Kurulu toplantısına çevrilmiş bulunuyor. Ondan hemen önce de Fed Açık Piyasa Komitesi bu yılın son toplantısını yaparak faiz artırıp artırmayacağını karara bağlayacak.

Şimdi yukarıdaki bilgiler ve veriler çerçevesinde bir durum değerlendirmesi yapalım. Merkez Bankası faizi artırır mı? Siyasal etkileri bir yana bırakırsak burada Merkez Bankası’nın iki farklı etki altında kalacağını düşünüyorum. İlki enflasyonun ve özellikle çekirdek enflasyonun yüksekliğidir. Bunun faizi artırma kararı yönünde etkili olacağını düşünüyorum. İkincisi son günlerde TL’nin yabancı paralara karşı değer kazanmasının Merkez Bankası üzerinde faiz artırmaya gerek kalmadığı biçiminde baskılar oluşmasına yol açması olasılığıdır. Bunlardan hangisinin etkili olacağını bilemem. Bu durumda benim iktisatçı olarak yanıtlamam gereken soru farklı bir soru oluyor: Merkez Bankası faiz artışı yapmalı mı?

Benim bu soruya yanıtım yapmalı şeklindedir. Çünkü yürütülen yanlış ekonomi politikası başkaca bir şey yaparak gelinen noktadan öteye gitme imkânı bırakmamış bulunuyor. Yanlışlık her şeyden önce ekonomi politikasının iki alt politikası olan para politikası ve maliye politikasının farklı yönlere hareketlendirilmesinden kaynaklanıyor. Yılbaşından bu yana para politikası kısmen sıkı olmasına karşılık maliye politikası gevşek bir görünüm sergiliyor. Oysa geçmiş yıllarda maliye politikası sıkı, para politikası ise kısmen gevşek idi.

Yabancı Yatırımcı Türkiye’de Çok Para Kazanıyor
Kurlardaki yükselişin Türkiye’de enflasyonu yükselteceğini tahmin eden yabancı yatırımcı, 1 Aralık Cuma günü Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından hemen sonra kurların daha da yükseleceğini ama bu durumun bir başka konuşmayla düzeleceğini düşünmüş ve o gün Türkiye’ye 1.000.000 USD getirip 3,93’lük USD/TL kuruyla bozdurmuşsa eline 1.000.000 x 3,93 =) 3.930.000 TL geçer. Bu parayı banka kasasında bile saklasa ve bugün tekrar 3,86’lık USD / TL kuruyla Dolar satın alsa 1.018.135 Doları olur. 3 günde Dolar bazında yüzde 1,8 kazanç. Diyelim ki bu yabancı parasını alıp gitmedi ve Merkez Bankası’nın faiz artıracağını tahmin ederek 14 Aralık tarihini beklemeye karar verdi. Merkez Bankası 14 Aralık’ta faizi artırırsa kurlar biraz daha düşecek ve bu kazanç daha da artacak.

Bir ekonomi finansal kaynak arayışında kurtlar sofrasına düşerse durumu budur. Osmanlı İmparatorluğu 1854’de Kırım savaşını finanse etmek üzere ilk dış borçlanmasını yaptığında kurtlar sofrasına düşmüştü. Sonrasında açık sofraya meze oldu. Bugün Türkiye Cumhuriyeti de aşağı yukarı aynı konuma doğru ilerliyor.

Faizi Artırmak Çözüm müdür?
Faizi artırmak kısa vadede çözümdür. Ama faiz artışından uzun vadeli çözüm beklemek son derecede yanlıştır. O nedenle Merkez Bankası çaresiz olarak bir kez daha faizi artırdıktan sonra Hükümet her türlü işi gücü meşgaleyi bırakıp yapısal reformlara girişmeli ve uzun vadeli çözümün peşine düşmelidir. Bu alanda atılması gereken ilk adım hukuk reformu adımı olmak zorundadır. Hukukun ve bağımsız yargının egemen olmadığı bir ülkede ne yaparsak yapalım riskleri düşüremeyiz. Riskleri düşürmeye hukuk reformuyla başlarken bir yandan da başkalarıyla kavga etmeyi ve sürekli konuşmayı bırakmak zorundayız. Bu ülkede riskleri düşürmenin temel yollarından birisi az konuşmaktır.

Riskleri düşüremezsek kurları düşüremeyiz. Kurları düşüremezsek enflasyonu düşüremeyiz. Enflasyonu düşüremezsek faizleri de düşüremeyiz. Durum bu kadar açık ve bu kadar basittir.   

231 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş hocam.
    Ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döngü yü çok güzel anlatmışsınız. Teşekkürler.

      Sil
    2. Somut örnekler ne kadar güzel. Hocam sağolun varolun.

      Sil
    3. Hocam cok guzel ozetlemissiniz.

      Sil
  2. noktası virgülüne katıldığım yerinde tespitler...

    YanıtlaSil
  3. Hocam, yazınızdan şu sonucu çıkardım: Merkez bankası dahil hiç kimse ve hiçbir kurum hiçbir şey yapmasa, söylemese, konuşmasa ekonomi çok daha iyi gidecek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapmasa değil de söylemese ve konuşmasa.

      Sil
  4. ben MAHFİ BEYİN yorumuna katılıyormuyum.hayır.peki yazı yanlışmı. onada hayır. çelişkili bir durum mu bu evet. açıklayayım.katılmadığım konu kurların düşürülmesi.kurları neden düşüreceğiz onu anlayamıyorum. kurların yükselmesi gerekir mantıken.çünkü dolar ve Euro düşükken cari açık veriyoruz. verdiğimiz cari açık toplamı 500 milyar dolar. bunu artırmanın ne anlamı var. düşük kurdan ne kazanacağız? düşük kurda daha zengin gibi yaşayacağız anladım ama... sonuç krediyle yaşayan müflis tüccar mantığı.yapısal reformlar hukuk sistemi vs bunlarda mahfi beye katılırım . zaten medeni toplumlarda olan bizim de olmamız gerekenleri yapacağız.yapısal reform önce kurların cari açığı sıfırlayıncaya kadar yükselmesine izin vermektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ithalatimiz dusuk oranli olsa hakli olabilirdiniz ancak enerji bagimlisi bir ulkeye bu kurlar sadece yuk getirir ayrica girdi fiyatlarinin artisi enflasyonuda yukari tasir ... lutfen bu detaylari atlamayalim. Mahfi hocam ellerinize saglik

      Sil
    2. Cari açık 500 milyar dolar yıllık mı 10 yıllık mı?

      Sil
    3. cari açık şu anda mevcut açığımız.yıllardır birikmiş olan. unknown zaten kur artışı fiyatları artırır.tüketiciler mağdur olur.olması da gerekir. Yunanistan reel olarak memur maaşlarını düşürdü. türkiyede benzerini yapmış olacak.sadece memurlar değil hemen hemen herkesi durumu şimdikinden kötü olacak. ama olması gerekn nokta olacağımız yer zaten. şimdiki durum yapay olarak yaratılmış saadet zinciri. ama kopuyor artık

      Sil
  5. Bu yaziniza sapka cikartiyorum hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sapka çıkarmak ne demek.

      Sil
    2. Saygı göstergesidir

      Sil
    3. Saygi gostermek

      Sil
    4. 15:59 sen istersen palto çıkart

      Sil
    5. Hatta Pantolon..

      Sil
  6. Cari açığı değersiz para birimiyle değil üretimi/ihracatı artırarak kapatabilirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yük getireceğini nereden çıkartıyorsunuz.aldığınız enerji bedelinin karşılığı sonuçta mal satarak ödenecek tl ile ödenmeyecek.dolar kazanıp dolarla ödeyeceksiniz. dolar kazanma imkanınınz yoksa dolar harcamayacaksınız. sizin kurduğunuz yanlış mantık türk toplumunun işine geldiği için pek tutuluyor ama sonuçta yanlış. saadet zinciri gibi. dolar yükselirse hepimiz fakirleşmeyiz. sadece hak ettiğimiz ekonomik yere geliriz.

      Sil
    2. kemal zırhlı ekisik bir yorum olmuş sizinki. değerli para birimimiz cari açık yaratır. tl şu anda aşırı değerli. çünkü her ay 5 milyar dolar açık veriyoruz. demekki tl nin değeri düşürülmeli. ihracaatmız artmayabilir. ama ithalat kesin azalır. 10 tl ye benzin alamazsın araba ithal edemezsin doğal gaz yakamazsın muz tüketemezsin cafe içmezsin. ama gerçek durumumuz da o.aynı diyet yapmak gibi uzun sıkıcı rahatsız edici ama böyle.

      Sil
  7. Tavsiyeler iyi niyetli ama hükümet bunları dert etmiyor.iktidarın üyelerinin tek derdi rant.şahsi zenginleşme.yapısal reformlar kimin umurunda.zarrap davası hükümetin nasıl bir anlayışa sahip olduğunu ortaya koyuyor.rüşvet alan bakanlar bürokratlar yargı mensupları.bu düzenin üyelerine selam versek rüşvet değil deyü almazlar.yapısal reformlardan da öncelikli olan insanların yurttaşlık bilincine erişmesidir.
    Yoksa özal gider çiller gelir o gider rte gelir.filipin tipi demokrasiye mahkum batmaya devam ederiz.hoş son referandumla filipin tipi demokrasi de kalmadı.körfez tipi monarşiye geçtik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ama biz yine de doğruyu söyleyelim, belki ileride birisi dinler.

      Sil
    2. Ben biraz katılmıyorum. Bence şu an hükümet bir 'fight or flight' ikileminde. Geçtiğimiz dönemde (17-25 Aralık öncesi), özellikle 2008 emlak krizi sonrası Türkiye oldukça avantajlı bir durumdaydı. Dolayısıyla (savunmuyorum) pragmatik bir kar zarar hesabıyla, yese de hizmet var, kalkınma var argümanı toplum tarafından kabul görüyordu (reddedilmiyordu daha doğru olur). Ama şimdi öküz öldü, bir takım ortaklıklar bozuldu. Ekonomi de borçla büyümenin getirdiği kırılganlıktan dolayı 'kırılgan' (Mahfi Bey'in ' Türkiye Ekonomisi Neden Kırılgan Beşlide?' isimli 26 Kasım tarihli yazısı şevkle önerilir). Bence bu durumda artık rüşvet gibi, yolsuzluk gibi bu günün ekonomi ve siyasi ortamında kesinlikle reddedilecek durumlar, demokrasilerde pek mümkün değil.

      Diğer bir durum tespiti için kısa bir hikaye;
      (Lütfen sosyal ayrımcılık olarak alınmasın, ben müzik de yapan bir insanım, çingenelerin hayat felsefesi ve mutlu güler yüzleri hayran olduğum şeylerdir) Çingene kızı Padişaha gözde olur... Bir gün Kalamış'da sandal sefası yaparken Çingene kızı sazları görünce Padişaha dönüp 'Bunlardan çok güzel sepet olur' der.

      Bu güne kadar rahat ekonomik koşullarda ülke yönetirken pek çok sorgulanabilir olaya 'Kar/Zarar' hesabıyla göz yummuş olan ülkemiz, şu an, ne yapacağıyla ilgili belirsizliklerden kaynaklı kararsızlıklar içinde. Tarih ve ülke vermeden, yurt dışında bir patron şirketinde çalışırken, 'peki bu sorunu nasıl çözeceğiz?' sorusuna 'Merak etme ben yatırımlar Bakanıyla konuşurum, kabul ettiririz' cevabını veren patronum geliyor aklıma.

      Şimdi bu 'Fight or Flight' durumuna gelelim. Türkiye eskiden de kırılgan bir ekonomiye sahipti. Bununla birlikte 70-80 milyon nüfusa ve verimli bir ülkeye sahibiz, kıymetli ve eski bir devlet geçmişimiz var, doğal güzellik ve kaynaklarımız da çalışıyor. Dolayısıyla bu memlekette 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz' lafı icat oldu, hatta rahmetli Kemal Sunal'ın oynadığı bir filmde (Yanılıyor olabilirim ama muhtemelen hikaye Aziz Nesin) de işlendi. Şimdi benim patrona, teknik olarak sorunumuz var, ve bakanlar kesinlikle rüşvet, usulsüzlük ya da yolsuzluk kabul etmeyecek dediğimizi düşünün. Bu durumda ya bildiği tek şekilde ileri yürütmeye devam etmeyi deneyecek, ya yeni sisteme ayak uyduracak, ya da tası tarağı toplayıp bu işten de şu kadar sakal topladım deyip yeni ufuklara yol açacak...

      Peki bir ülkenin yöneticisi için yeni ufuklar var mıdır? Bilemiyorum... Ama anlattığım dönemdeki yoğurdun bolluğu artık Türkiye ekonomisinin yakın geleceğinde pek görünmüyor. Bu durumda 'Fight or Flight' mekanizması savaşmayı mı yoksa kaçmayı mı önerir? onu da bilmiyorum. Ama şunu söylemek isterim, geçmiş yanlışlara şu an tahammül yok. Hatasız gitmemiz gerekiyor. O zaman, kendinizi bir ülke yöneticisinin yerine empatiyle koyabilirseniz, bence siz de şu an bir şaşa-kalma ve ne yapacağını bilememe durumunun (hükümet için) da bir olasılık olacağını görebilirsiniz.

      Saygılarımla,

      ST

      Sil
  8. Faizi yukseltmeden yapisal reform yapilmiyor mu? Hem birakin dusuk kalsin da kriz felan cikar belki.

    O degilde hep anlamadim bir turlu cevap veremediginiz bir sey var. Faizler de aynen kur gibi serbest piyasada belirleniyor. Neden faizler icin MBnin mudahale etmesini istiyorsunuz da kur icin bu beklentiniz yok? Varsin bankalar yukseltsin faizi ne guzel iste ucuzdan ucuzdan fonlabiyorlar. Bankalar MB faizi arttirmasin mi istiyor? Yoksa zarar mi ediyorlar MB faiz arttirinca? Yoksa eski guzel gunlerin ozlemini mi cekiyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet zaten faizler serbest piyasada yüzde 14 dolayında olduğu ve MB de 12,25 olduğu için bunları diyoruz. Yani diyoruz ki enflasyon yüzde 12,98 ve serbest piyasada faiz yüzde 14 olduğu halde MB niçin bankalara 12,25 gibi ucuza para veriyor?

      Sil
    2. 14.75 merkezin fonlama faizine ihtiyac var. Yukselen enflasyon oldugu ortamda buyumede yuksekse burda merkez bankasinin faiz arttirmasi lazim. Bu da teorik olarak yaptigim hesaplamalara gore 14.75 2.50lik artis kabaca
      Ancak bu durumda issizlik ve buyume yonunde sikintilari da goz onunde bulundurursak sayet merkez bankasinin su asamada kararli durus namina 1.25lik faiz arttirmasi lazim. o da bizim faizleri 13.50 ye cikartir bu durumda serbest piyasada faizler 15 civarina cikar.

      Enflasyon tek rakamli seviyelere gelene kadar da 25 baz puanlik artislarla 250 baz puan tamamlanmalidir. Ne zaman tek rakamli seviyeye gelir faizler o zaman inisler gorulebilir.

      Brezilya abartili da olsa boyle yapti bana sorarsaniz cok abartiliydi panikce hareket ettiler ama yapti su an enflasyonlari yok.

      Merkez bankasina onerim asagidaki gibi

      Aralik 2017 1.25 faiz artisi
      Ocak 2018 0.50 faiz artisi
      subat 2018 0.50 faiz artisi
      mart 2018 0.25 faiz artisi
      nisan 2018 0.25 faiz artisi
      mayis 2018 0.25 faiz artisi

      haziran enflasyona bakilacak enflasyonda nedir ne degildir karar verilecek tek rakama dogru gidis var mi yok mu?

      Bu faiz artislariyla kuvvetle muhtemel eylulden itibaren enflasyonde tek rakamli seviyler gorulmeye baslar o zamandan itibaren faizler kademeli azaltilabilir.

      Sil
    3. Kimin parasını kime ucuza veriyorlar :D

      Sil
    4. Adsiz 20:43, MB kendi parasini ucuza veriyor. TCMB ozel bir anonim sirkettir. Teorik olarak Turkiye Cumhuriyeti yikilsa bile TCMB faaliyet gosterebilir.

      Faiz konusunda da sayet fonlama maliyeti 14%'e cikarsa, bu sefer bankalar fonlama maliyetimiz artti diyerek faizleri yukari cekecekler. Faiz artis trendine girecek. Sonra bankalar zarar etmeye baslayip banka iflaslari baslayacak. Biliyorsunuz faiz arttiginda bankalar zarar ediyor. Bankalar faizlerin inmesini istiyor.

      Sil
  9. Üstad naçizane bir yorumum olacak. Maliye politikası gibi gözüken KGF için hazineden aktarılan tutarın artırılması önemli ölçüde kredi artışına(toplam KGF teminatlı kredi 200 milyar TL'nin üstünde olmakla birlikte ne kadarı tamamen yeni kredi kullandırımı ne kadarı mevcut teminatsız kredilerin KGF teminatına alınması bilmek mümkün değil ama etkisinin büyük olduğu açık) yol açarak para politikası aracı gibi etki yapmıştır diyebilir miyiz? Benim gözlemim KGF teminatı sağlam olduğu için firmalar 3-4 yıl vadelerle kredi kullanabildi ama bu kredileri yatırıma çevirmek yerine daha çok arabasını yeniledi, harcadı ya da döviz-altın vs. gibi kar edebileceği araçlara yönlendirdi. Yani esasen ağırlıklı olarak KOBİ'lerin finansman esnasında teminat sorununu aşmak amaçlı kullanılan ve tüm yükü biz vergi mükellefleri üstünde olan KGF sistemi özel tüketimi artırdı. Bunun da enflasyonist ortama katkıda bulunmuş olma ihtimali çok yüksek. Bu arada KGF sistemini ve etkilerini incelediğiniz bir yazı göremedim. Tekrar kaynak aktarılması ve kefalet hacminin artırılması konuşulduğu bu günlerde bir de sizin bakış açınızı okumak isterim. Elinize sağlık her zamanki gibi bu arada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrı bir yazıda olmasa da bunun talebi artırdığını, enflasyonu artırdığını vurguladım bir kaç kez. Devamı halinde maliye politikası yine gevşek kalacak ve yine enflasyona olumsuz katkı yapacak.

      Sil
  10. tanerus8: dediğiniz döviz pozisyonu açığı olmayan ülkeler için geçerli. Bizim ise özellikle özel sektörün döviz borçları çok büyük problem durumunda. Kurlar artmaya devam ederse şirketler borcunu ödemekte zorlanır, büyük kısmı da batar. Zaten zar zor ayakta duran ekonomimiz binlerce döviz pozisyonu açığı olan firmanın batmasını da kaldıramaz. Bu noktada tabi suç tamamen döviz geliri olmamasına rağmen döviz borçlananlarda. Hadi borçlandılar, neden forward işlem ile kendilerini garantiye almıyorlar? %3-5 verecekleri komisyonu gereksiz görüp % 30 daha yüksek kurla ödeme yapmaları da tam bir vizyonsuzluk tabi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bundan yıllar önce ingilteredeki bir toplantıda türkler dövizle borçlanmayı Avrupalılara bir keşifmiş gibi sunuyorlardı. benim burda görevim dövizle borçlanan şirketleri korumak kollamak değil türk toplumun tamamının çıkarlarını savunmak olmalı. dövizle borçlandılar dövizdeki yükselmeyide karşılamalrı gerekir. diğer taraftan döviz yükselince türkiyede hayvancılık mümkün olur. dışardan et ithal edilemez.türkiyedeki üreticiler bu durumdan memnnun olur. dövizinyükselmesi türkiyedeki üreticile ihracaatcılar için iyi sonuç verir. ama tüketiciler için zor olur. ama normalide böyle olmalı zaten. başka yoluda yok

      Sil
    2. Dövizle borçlanıp kendilerini kur artışına karşı sigorta ettirmemek büyük basiretsizlik fakat şirketlerden banane demek ihracatçıları ve üreticileri gözetmek pahasına tüketicileri umursamamak da doğru değil . Normali ülkedeki bütün çıkar gruplarının eşit olarak görülüp çıkarlarının eşit ağırlıkla değerlendirilmesidir . Ülke olarak kalkınmamız karşısındaki en büyük engelin bu olduğuna inanıyorum .

      Sil
  11. Doviz yukseldikce cari acigimiz kapaniyor. Birde bu yonden bakmak gerek. Ne kadar artis o kadar cari fazla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harika o zaman kur 5 olsa hiç cari açık kalmaz. Bir de tabii petrolü doğal gazı ithal etmesek.
      Türkiye her 100 dolarlık üretiminde 65 doları ithal girdiyle yapıyor.

      Sil
    2. MAHFİ BEY. doğal gazı petrolü ithal ediyoruz evet. ihracaatta da sizin dediğiniz oran olsun. yine de bir mahzur yok. zaten amaçlanan türkiyenin gerçek yerine oturması. demekki bizim hayat standardımız suni. şimdiki değil.örneğinyunanistanda yeni bir araba görmedim. adamlar ikinci el alman arabalarına biniyor. bizim onlardan neyimiz fazlada mercedec ithal ediyoruz?. bir diğer konuda ihracat ürünlerinde ithal girdiler fazla. fazla olunca doların yükselmesi ihraacata bir zarar veremezki??.

      Sil
    3. Hayat standardımızın suni olduğuna ben de katılıyorum. Ama bizim Yunanistandan fazlamız var. Kişi başına gelirimiz düşük olsa da biz üretim yapıyoruz. Mesela o mercedeslerin bazı parçaları burada üretiliyor. Bizim ihracatımızın yüzde 95'i sanayi ürünü. Yunanistan'da böyle bir şey yok. Bütüne gelirleri turizm, finans ve gemi taşımacılığından geliyor.

      Sil
  12. Merhabalar,
    Mahfi beyin yorumuna sonuna kadar katılıyorum. Aslında benim bir dış ticaretçi olarak yani bütünün yalnızca belli kısımlarını bilen biri olarak yorum yazmam aslında mevcut konjonktürde tuhaf karşılanabilir. Yine de katılmadan edemedim. Bazı arkadaşlar faizi artırmayı yanlış bulabilirler. Ama dikkat edecek olursak zaten bu uzun vadeli bir çözüm değil. Mahfi hoca da öyle diyor zaten.

    Cari açık ne olacak diyenler var; Burada yapılması gereken artı eksi hesabını iyi yapmak diye düşünüyorum. Sonuçta bu politikaların hepsi bir orkestrasyon çalışması gibi. Hepsini birlikte bir ahenk içinde yönetmek gerekiyor. Sıkı para politikasını yıllarca devam ettirirseniz, 80'li yıllara döneriz. Kuyruklar başlar. Sıkı maliye politikasını tek başına işletelim derseniz, o zaman da devlet bizden alıp kurumları finanse etmeye bakar.
    Faizi artırmayın bırakın kurlar böyle devam etsin,koyver gitsin, cari açık düşsün derseniz o zaman da alım gücü, hammadde gücü, işletme gücü kalır mı memlekette. FED iyi bir şeyler yapsa da, Trump yanlış bir şeyler söylese de dolar dünya da düşerken bizde de düşse diye dua eder oluruz.
    İpe un sereriz.

    Sonuç olarak yapılması gereken Mahfi Hoca'nın dediği gibi bütün bu orkestra enstrümanlarını tam bir ince ahenk için de yönetmektir. Bunu yaparken tabi yine üstüne basmak lazım; Hukuki reformlar ve siyasi reformlar olumlu yönde seyretmelidir ki finansal güveni artıralım. O zaman ahengi tam olarak oluşturmuş oluruz ve tadından yenmez diyelim.

    Kalın Sağlıcakla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler katkı için.

      Sil
    2. mustafa bey anlatımınız güzel ancak bir öneri sunmadığı için anlamı yok. şu anda mevcut durum 500 milyar dolar borç ve her ay eklenen 5 milyar dolar yeni borç.yapısal reform yapalım orkestra olsun tamamda önce ne yapacağız? örneğin inovasyoncular var. inovasyon yapalım diyorlar. 40 yılda belki yaparız. eğitim reformu yapsak oda 40 yıl... bu nedenle kolay huzur verici çözüm yolu yok. rahatsız olacağız üşüyeceğiz arabaya binemeyeceğiz ama kısa zamanda sonucu almaya başlayacağız. vet tl değer kaybedecek ve cari açık sıfırlanacak her ay yeni borç bulma turlarına çıkmayacağız

      Sil
  13. hukuk reformu yeni yaildi anayasa oylamasi yaparak bu alanda onemli adim atildigini dusunuyor ve en derinden hissediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onun için diyorum zaten hukuk reformu yapılmalı diye. O yapılmasa belki bu kadar acil ihtiyaç olmazdı bir hukuk reformuna.

      Sil
  14. Merhaba Hocam. Öncelikle, sorumu lütfen yanlış anlamayın, amacım kesinlikle trollük yapmak değil. Ancak çok cahilce bir soru soruyorsam da şimdiden özür dilerim.

    Bir ekonomi öğrencisi olarak, Ülke ekonomisini tek bir birey gibi düşündüğümde; merkez bankasını ve faiz arttırım olgusunu, borca girmiş bu bireyin tefecilerin eline düşmesi olarak yorumluyorum. Ekonomi kötüye gittikçe, borçlarımız attıkça, daha yüksek faiz ile para çekmeye çalışıp daha çok borçlanıyoruz. Bunun yerine merkez bankası faiz artırmasa da; işler kötü gittiğinde, bu kötü gidişat kurlara, fiyatlara, kısacası reel ekonomiye anında yansısa; sıkıntılar ertelenmek yerine anında yaşansa fakat yapısal önlemler de daha kötüye gitmemek için mecburen alınsa, sizce de daha iyi olmaz mı? Bu yöntemle uzun vadede fiyat istikrarı daha sağlıklı bir şekilde sağlanıp, enflasyon daha iyi kontrol altına alınmaz mı?

    Düşüncelerimdeki hatalarımı kısaca anlatabilirseniz çok sevineceğim.

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basit yatırım ; merkez bankası faiz arttırmasa da herhangi bir kötüye gidiş kurlara fiyatlara reel ekonomiye yansısa demişsiniz sanırım faiz arttırarak taşıma suyla değirmen döndürme modelimizin iyi sonuçlar getirmediğini ima ediyorsunuz. Fakat atladığınız şey faizin de bir fiyat olduğu . Faizin bileşenlerine bakarsanız demek istediğimi daha iyi anlarsınız . Şöyle ki faiz seviyesi o ülkeye borç veren birisini bir çok riske karşı kompanse etmek için serbest piyasada belirlenir.( ülke riski , kur riski, temerrüd riski, enflasyon riski , vade riski gibi ) . Merkez bankası faiz arttırıp yabancı sermayenin çıkışını yavaşlatmak ya da net sermaye girişini pozitife çevirmek suretiyle ülkenin döviz darboğazına girmesine ve belki de imf kapısına düşmesine engel olmaya çalışmakta .Yapısal reformlar yapılmadan ne kadar sürdürülebilir onu inanın kimse bilemez . Bu ülke kaç kriz atlattı kaç kere imf den borç alarak stand by anlaşmalarına imza atmak durumunda kaldı siz de derslerinizde görüyorsunuzdur .bunlara rağmen yaşadıklarımızdan ders çıkarmazsak kimse gözümüzün yaşına bakmaz.

      Sil
    2. Pek kısaca anlatılacak gibi gözükmüyor bence maalesef. Cevaplar makro iktisat kitaplarında 😀

      Sil
    3. Ülke ekonomisini tek kişi olarak düşünmek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü bir kişinin tek başına aldığı kararlar farklı bir şey birden fazla kininin kendi başına aldığa kararlar arasında bir uyum yaratma çok ayrı bir şey.

      Sil
    4. Örnek;
      Bireyin tasarrufu iyi bişeydir. Ama ekonominin tümü tasarruf yapsa ne olur? dimi.

      Sil
  15. hocam yazınız gayet zekice,,konuyla alakası yok ama buraya bu notu düşmem bu bloğu okuyanların görmesini istediğim birşey: kediye eziyet eden askere ceza olarak askerliğini 15 gün uzatmışlar,,,demekki askerlik cezadır,,,o halde bu ülkenin evlatlarına neden işkence çektiriyorsunuz,,,adamlar bilmeden kendi ayağına sıkıyor...ASKERLİK BİR CEZA,,,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortadoğu ateş çemberinde 'Askerlik bir ceza?'Sanki öbür ülkelerde bu ceza yok..

      Sil
  16. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
  17. "Bu ülkede riskleri düşürmenin temel yollarından birisi az konuşmaktır." bu bile yeter be hocam

    YanıtlaSil
  18. Faizden kaçalım diyoruz daha da artırmak zorunda kalıyoruz. Bizim kazancımız olmuyor. Yabancı kazanıp gidiyor. Ne zaman yüzümüz gülecek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Palyaco seyredince yuzumuz gulecek. Aksamlari TV seyretmiyor musun? Neredeyse her kanalda palyaco yayini var. Seyret ve bol bol gul.

      Sil
    2. Ekonomi dersinde ogrendigim tek sey varsa o da faiz bir neden degil sonuctur.

      Sil
    3. Yapısal İyileştirmeler olmadığı için enflasyon yüksek ve bunu dengelemek için faiz de yüksek;)
      Ben faiz neden diyenlerin ağzından yazdım.

      Sil
    4. Siyasal sorunların arttığı ve ekonominin iyi yönetilemediği ülkeler bu hataların bedelini üç yolla öder: Yüksek enflasyon, yüksek kur ve yüksek faiz. Yüksek faiz ilk ikisinin sonucudur. Sorunu sonuçtan giderek çözmeye çalışan ekonomilerde sorun daha da büyür. Önce siyasal sorunları çözmek ve ekonomiyi iyi yönetmeye çalışmak gerekir. Bu çözülürse önce yüksek kur düşmeye, sonra enflasyon düşmeye ve en sonra da faizler düşmeye başlar.
      Bu yanıtımı bir yazı haline getireyim en iyisi.

      Sil
  19. YANLIŞ BİR GÖRÜŞ. ihracaattta ithal ham madde katkısı fazla. bu nedenle doların yükselmesi iharaacata yarar sağlamaz. açıklayalım. bu yanlış görüş pek yaygın. matematiğe uygun değil.örnekleyelim. Renault otomobili avrupaya 2 euroya satıyor olalım. 1 euroluk ta ithalat yapmamız gereksin euro 5 tl iken 5 tl ithal yaparız. euro tl olduğunda 6tl ithal etmiş oluruz. arabayı satıştan alacağımız para ise Euro 5 tl iken 10 tl Euro 6 tl iken 12 tl olur. ilkinde üreticiye 5 tl ikincisinde 6 tl kalır. demekki üretci bir şey kaybetmez kazanır. ihracaat artar mı peki. artar. ama artmaz diyenler çok olacağından bunu önemsemiyorum. ama ithalat kalemlerimizde dramtik düşüşler olur. hepimiz hak ettiğimiz yerde oluruz. bir bakarızki 11000 dolarlık kişi başı gelirmiz aslında 6 bin dolarmış biz hayal dünyasında yaşıyormuşuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tanerus sana bir sorum var

      sence dusuk enflasyonlu(%1) ulkede yapilan ayni oranda develuasyon mu cari dengeye daha fazla fayda veriri
      yoksa

      yuksek enflasyonlu (%10) ulkede yapilan ayni oranda develuasyon mu

      ayni orandan kasit %20 olsun

      Sil
    2. Bu yüzden mi Türkiye yıllardır kur savaşları veriyor? Kurlar yükseldiği zaman enflasyon bu yüzden mi artıyor. Veriler ortada TÜİK ortada. Mahfi hocanın yazıları ortada. Görüş yanlışlığı sende.

      Sil
    3. adsız senin sorun yanlış. göker türkiyede kur savaşının verilmesi yapılanın doğruluğunu göstermez.yapılanlar doğru olsaydı bugün 500 milyar dolar borç içinde çırpınıyor olmazdık. benim önerim doğru. dolar cari açığı sıfırlayacak seviyede olmalıydı bizde gerksiz refah yaşamazdık bu borçda olmazdı. borç nasıl ödenecek sorusuna bugüne kadar kimse cevap yazamadı.

      Sil
    4. niye yanlis aciklar misin?
      olamaz mi develuasyon karari alamazlar mi?

      Sil
    5. tanerus8, yani doviz konusundaki fikirleriniz tamam da, nereden cikartiyorsunuz borc icinde cirpiniyor oldugumuzu? Dis borcun cari acik ile dogrudan bir alakasi yok. Cin'in 1.5 trilyon dolar dis borcu var. Yasayan bir ekonomide borc her zaman olur. Ihracat, ithalat yapan bir ekonomide de her zaman dis borc olur. Az olur, cok olur ama olur. Dis borcun buyuklugu, ekonominin buyuklugu ve rezervlerile bir arada incelemeyince bir anlam tasir, rakam tek basina bir anlam ifade etmez. Turkiye'nin de evrensel standartlara gore oyle cok yuksek bir borcu bulunmuyor.

      Sil
    6. Bence Tanerus'un soyledigi dogru. Uretim girdilerinde devaluasyon %'si kadar fiyat artisi TL olarak uretim fiyatini da ayni % ile artirsa bile yabanci para birimi bakimindan urun fiyatinda degisiklik olmaz ama sonucta uretime katilan 4 unsurun da (sermaye, emek, arazi, girisimci) yine ayni % ile bundan etkilendigini dusunursek zaten bu devaluasyon sonucu uretim ve satis miktarinda degisen birsey de olmaz. Ama devaluasyon'dan sonra bu bu 4 unsurdan en az biri fiyatini artiramiyorsa o zaman cikti fiyatiniz doviz olarak ucuzlamis olur ve ihracatiniz artar. Dolayisi ile devaluasyondan sonra mesela isci ucretlerini sabit tutabilirseniz otomobili doviz olarak daha ucuza satabilirsiniz ve ihracatiniz artirabilirsiniz. Ama bu arada devaluasyon ile birlikte herseyin fiyati artacagi icin isci buna ne kadar dayanabilir o ayri mesele. Burada devaluasyon diye bahsettim ama Turkiye'de sabit kur uygulamasi olmadigi icin zaten doviz serbest olarak dalgalaniyor ve TL fiyati serbest sekilde deger kaybediyor. Etkisi sonucta devaluasyon ile birlikte ayni olacaktir. Bu durumda devaluasyon'dan sonra daha ucuz ihracat yapabilmek istiyorsaniz ya isci ucreti artisindan feragat edecek ve doviz olarak daha az kazanmayi Kabul edecek, ya sermaye sahibi doviz olarak daha az faiz elde etmeyi Kabul edecek, ya girisimci doviz olarak daha az kar etmeyi Kabul edecek ya da arazi sahibi doviz olarak daha az kira almayi Kabul edecek demektir. Veya bunlarin hepsi bir oranda gerceklesecek demektir. Bu durumda uretime katilan butun faktorler devalusayon sonucu (veya TL'nin deger kaybetmesi sonucu) doviz bazinda nisbeten fakirlesmeyi Kabul ediyorlar demektir ki aslinda bu icinde bulundugumuz yapay zenginlige veya refah'a gercekci bir duzenlemeden baska birsey degil dir. Ege Cansen'in soyledigi de bundan pek farkli degil bence.

      Sil
    7. mig söylediklerin bire bir doğru. hemen hemen herkesin refahı düşecek.cari açık sıfırken yaşayacağımız standart bizim olmammız gereken standart

      Sil
    8. sence dusuk enflasyonlu(%1) ulkede yapilan ayni oranda develuasyon mu cari dengeye daha fazla fayda veriri
      yoksa

      yuksek enflasyonlu (%10) ulkede yapilan ayni oranda develuasyon mu

      ayni orandan kasit %20 olsun

      ben hala bu soruma cevap alamadim. Alamadigim gibi de sorumun yanlis oldugu soylendi . Niye ve neden?
      Turkiye vs beni ilgilendirmiyor beni ilgilendiren bu teorik A ve B ulkesinin sorusu

      Sil
  20. Faizler düşük olduğunda dolar ve euro artıyor, faizi arttırdığımızda ise başta inşaat olmak üzere birçok sektör darboğaza giriyor ve zincirleme iflasların gelerek büyük bir krizin doğması ihtimali başgösteriyor.

    Ne yapsak kaybedeceğimiz bir durumda değil miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kolay çözüm yok.bankadan kredi alır harcarsanız ödeyemezseniz icraya düşersiniz. türkiyede 500 milyar dolar borcu almadan önce düşünecekti.

      Sil
  21. Yapısal reformların en başında eğitim geliyor. 1,2 milyon öğrenci, yanlışlıkla okul denilen ama aslında dinadamı yetiştiren devlete ait kurumlarda tüketiliyor. Bunlar derhal kapatılıp dinadamı yetiştirme işi cemaatlara devredilmeli. Ama işadamları muhalefet partileri gazeteler televizyonlar bu en önemli konuyu konuşmaya korkuyor ...

    YanıtlaSil
  22. Anlamadığım bi şey var faiz yüksek yatırımcı onca riske rağmen faiz yüksek diye buraya geliyor yatırım yapıyor ama sonuçta buradaki enflasyondan etkilenmiyor mu tesisini kurduktan sonraki süreçte ilk üretimi kendi tasarrufuyla yaptıktan sonra burdaki enflasyon onu etkilemiyor mu faiz yüksek diye insanlar tasarrufa yöneldi diyelim ürettiği mallar alınmıyor her şey çok pahalı diyor insanlar diyelim.
    yabancı yatırımcının burada yatırım yapmaktaki karı nedir?

    YanıtlaSil
  23. Hocam merhaba
    ülkenin dış kaynağa ihtiyacı var ve bu dış kaynak doğrudan yabancı yatırım ve portföy yatırımı dedik.
    siyasi ve ekonomik riski yüksek istikrarlı olmayan ülkenin bunu çekmesi için faizinin yüksek olması gerekiyor dedik tamam ama buradaki faiz hangi faiz ?
    doğrudan yabancı yatırımcı için neden faizin yüksekliği önemli
    ülke içindeki insan gibi parasını mevduat hesabına yatırıp risksiz para kazanmıyor ki yatırım yapıyor sonuçta faizin yüksekliği yerli yatırımları düşürüyorsa insanlar yatırım yapmak yerıne risksiz kazanç elde etmek istiyorsa doğrdan yabancı yatırımcı için ne fark oluyor sonuçta bir tesis kurmuyor mu üretim için maliyete girmiyor mu ? yoksa bahsettiğimiz şey doğrudna yabancı yatırımcının gelip burada mevduata parasını yatırıp yüksek faizden kazanç elde etmesimi mi o zaman yatırım nasıl oluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüksek faiz yüksek riskin varlığının kanıtıdır. Yatırımcılar o nedenle faize bakar. Borç veren faiz yüksek olsun ister doğrudan yatırıma gelen risk düşük olsun ister.

      Sil
  24. Benzinin litresinin 6 lira olmaması için faiz artmalı petrol bulursak düşünürüz daha sonra

    YanıtlaSil
  25. Hocam,faiz ve etkisiyle ilgili şuanda da konuşulan iki durum var nerden baktığınıza göre sonuç değişkenlik arz ediyor. İlk görüş faizlerin artırılması tassarruf sahiplerinin tl ye yönelmesi ve dövize talebin düşmesi ayrıca yüksek faizle dışarıdan döviz gelerek kurların düşmesi ve enflasyonu düşürmesi durumu yani talep enflasyonunu engellemek,ikinci durum ise yüksek faizlerin üretimini yabancı kaynaklarla sağlayan işletmelerde maliyeti artırarak enflasyonu artırdığı durum.Bence iki durumunda yaşanacağı gayet açık yani ikiside yanlış değil ama önemli olan hangi etkinin daha baskın olacağı yani toplam etkinin ne yönde gerçekleşeceği ama bunun cevabını bilmiyorum?
    Hocam bir diğer anlamadığım şey ise düşük kur yüksek faiz politikası,yabancı parasını getirsin diye faizleri yükselttik diyelim kuru düşürdük ve enflasyona olumlu etkisi oldu bu adam yüksek orandan faizi alıp düşük kurdan bozdurup çıkıp gidecek kurlar tekrar yükselecek bize de nur topu gibi yüksek faiz kalacak. Şimdi sizi duyar gibiyim "faizleri arttırmak geçici bir çözüm o arada yapısal reformlar yapılmalı uzun vadede kalıcı çözümler oluşacak" ama hocam sizin verdiğiniz örnekden yola çıkacak olursak 3.94 den adam geldi tl aldı şuan 3.86 oldu ve 14 aralıkda faizler artar kur dahada düşer diye bekliyor, diyelim faizi artırdı merkez ve kur 3.76 oldu ve düşük kurdan bozdurdu çıktı,dolar kıtlaşıp kur tekrar artacak. Bize o zaman faiz artışının ne yararı olacak aksine elin adamı yararlanmaz mı bundan? Günümüzde bu kadar hızlı transfer ve para akışının yaşandığı bir ortamda faiz artışları bize yapısal reformlar yapacak kadar uzun zaman kazandırmaz diye düşünüyorum?
    Hocam tabiki bunlar benim kısıtlı bilgimle aklımdan geçenler sadece ve sizin gibi bir üstad dan nerelerde yanlış yaptığımı duymak bana onur verir. Ayrıca bu vesile ile bizlere size ulaşma fırsatı verdiğiniz içinde size ne kadar teşekkür etsek azdır.

    Saygılarımla hocam.
    İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediklerinizde bir yanlışlık yok. Ama işin özünü yapamayan toplumlar için başka da yapabilecek şey yok ne yazık ki.

      Sil
  26. Mahfi bey yazılarınızı çok severek takip ediyorum. Ancak yanlış bilip bilmediğimi öğrenmek istediğim bir konu var. Yüzdenin yüzdesi alınır mı? Yani örneğin enflasyon geçen sene %8 ise ve bu sene %12 ise aradaki farkın yüzdesi alınması doğru mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu hesabı yaparken ben de aynı tereddüde kapıldım ve araştırdım. Bir yılın ortalaması olan bir yüzde ile bir başka yılın ortalaması olan yüzdeyi karşılaştırmak için bu tür bir işleme başvurulduğunu görerek uygulamaya karar verdim.

      Sil
  27. Merkez bankası ne kadarlık bir faiz artışı yapmalıdır? Bu artışta hedeflenen kur ne olmalı veya hedef olmalımıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence MB her şeyden önce geç likidite penceresi uygulamasını bırakıp normal faizine dönmeli ve onu da yüzde 14 yapmalıdır.

      Sil
  28. Hocam konuşmamalar mümkünmü ? Hele hastalık haline gelmişse ve sürü psikolojisini oluşturmaya kamplaşmış seçmeni kamplaştırmaya ihtiyaç duyuyorlarsa algı yönetimi için mikrofon elde meydan meydan dolaşmak gerektiğine inanmışlarsa ve her söylenene şuursuzca alkış tutanlar varsa konuşanı susturmak imkansızdır. Enflasyonun 13 olduğu yerde faizi 15 yapsalar belirsizlikler içinde yüzen ülkenin riski 2 puanmıdır? Bugün bankalar libor + kaç fark veriyorsa içerde de en az enflasyon+ libor farkı kadar fark olmadıkça kimse dövizini bozmaz.

    YanıtlaSil
  29. Hocam elinize sağlık, doğruları yazmışsınız ama öte taraftan yazdıklarınıza bu iktidar mensublarının uyacağını düşünüyor musunuz? Onlar kendi çıkarlarının peşindeler. Hayal görmeyelim boşuna. Adamlar bildiğini okuyacak taaa ki elde avuçta birşey kalmayana kadar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünmesem de doğruları yazmaya inatla devam edeceğim. Bir gün doğruyu uygulamak isteyenler çıkabilir.

      Sil
  30. Bence hukuk reformu hayal, yaparlarsa yargıyı kalkan olarak kullanamazlar,bidiği dalı kesmiş olurlar.Bana göre hiç bir inandırıcılığı (hatta meşruiyeti) kalmamış hükümetin yapısal reform yapması ihtimali sıfıra yakındır.

    YanıtlaSil
  31. dün kurda dalğalanma olmaz diyerek dolar ve euro aldım sonuç hüsran ban aldım ikiside son surat düşmeye başladı bilseydim bu olaya daha erken el atardım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir daha almadan once buraya yazarsan iyi olur, biz elimizdeki dovizleri satip TL'ye geceriz. Piyasa seni takip ediyor demekki, bak su ise...

      Sil
  32. Hocam söylediklerinizi 100 iktisat hocasına sordum mahfi hocaya katılıyor musunuz diye 98 i katılıyorum, 1i katılmıyorum 1i de çişim var dedi. Sonra cimer e bimer üzerinden ekonomi maliye bakanlara ilgili kurul ve kurumlara da sordum onların hepsi mahfi hocaya katılıyoruz şeklinde cevaben dönüş yaptılar. Hal böyle olunca sorum söyle bu ahval ve şerait içinde ya olduğun gibi görünememe yada göründüğün gibi olamama durumunu iktisatta yeri var mıdır açıklayınız. Saygılarımı sunarım . İyi ki varsınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumunuz güldürdü:) ben genel bir şey söyleyeyim. ne isen o olursan, ne görmek istiyorsan onu yaptığın zaman başarı da gelir, mutluluk da gelir. "ahval ve şerait içinde ya olduğun gibi görünememe yada göründüğün gibi olamama durumu" karşındaki insanları mutsuz eder. Kendini kısıtlama. İnsanın verebileceği çok güzel bir şeyi var. Bu size de lazım başkasına da...

      Güneş gibi ol şefkatte,merhamette.
      Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
      Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
      Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
      Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
      Ya olduğun gibi görün,ya göründüğün gibi ol.

      Sil
    2. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Geçmişteki bir mesajı hatırlattı bana. Burada da paylaşmıştım ondan aklıma geldi. Geçmiş geçmişte kaldı. İnsan değişiyor. Değişmeyen şey ise içimizdeki baki duygular.

      Sil
  33. Hocam Türkiye özelinde enflasyon arttığı zaman büyüme (enflasyondan arındırılmış olan) de artıyor değil mi. Mantıken enflasyondan arındırdığımız için artmaması lazım ilk duruma göre. Bir nevi kaldıraç etkisi yaratıyor ve büyümeyi yukarı çekiyor değil mi?

    YanıtlaSil
  34. Sayın Eğilmez, nedense ekonomi gibi karmaşık sorunlara basit çözümler getirerek halledeceğimizi düşünüyoruz. Faizi tek başına yükseltmek kur sepetini bir kaç kademe geriletecek. Ama sonrasında cari açığı kapatacak, küresel ekonomik sistemde ülkemizin ürettiği katma değeri arttıracak ne yapıyoruz? Bir ülkenin yarattığı katma değerin en önemli bileşeni nüfustur. Nüfusun üretkenliği ve verimliliği de eğitim ile artar. Eğitimde ne durumda olduğumuzu PİSA verileri açıkça ortaya koyuyor.Bu saatten sonra oldukça değersiz TL, düşük ücretler ile ihracat seferberliğine kalkışmamız da olanaklı değil. Yaklaşık 440 Mia USD UYP açığı taşıyan bu ülkede TL'yi aşırı değersiz tutmak özel sektörde büyük zararlara ve likidite sorununa sebep olur. o zararlar da gelir kamu aktifine bir şekilde girer. Türkiye Ekonomisindeki sorunlar pek çok açmaz yaratmış durumda. Saygılar ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi politikası aslında benzer birçok açmazla karşı karşıyadır. Türkiye konu olduğunda açmazlar kat kat artıyor.

      Sil
  35. Kesinlikle doğru. Zaten Türkiye böyle konuşmaların tartışmaların ekonomiyi anında olumsuz etkilediği 2000 li yıllardaki krizde yaşadı. Sebebi sadece siyasi olmasa da o yıllarda yaşanan ( SGK nın özelleştirmesiyle ilgili tartışmalar ve anayasa kitapçığı tartışmaları gibi )

    YanıtlaSil
  36. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  37. hocam sormayın; bizde ihracat yapalım ülkeye döviz gelsin diye perşembe kur 3.94 diyerek fiyat iskontosu yapıp sipariş aldık. tabi bu arada burdaki iplik bağlantımızı da aynı anda yapıyoruz. hemde adamları kur riskimiz olmasın diye parayı önden yollamaya güç bela ikna ettik. cuma transferi yaptık dediler. ha geldi gelecek derken bugün transfer geldi. dolar elimizde patladı. bu aşırı oynaklık ne zaman bitecek acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar olarak tutun, Ocakta kardasiniz yine.

      Sil
  38. Taner bey,
    Hayal dunyasindan cikmak icin reformlar yapilmali kurun ongorulmedigi surekli deval olan ulkede enflasyonu nasil zaptedecegiz. Evet eskiden Faiz konusu bu kadar siki tutulamiyordu.Ama donemin sartlari kamu borcu durumu simdiki gibi degildi. Eskiden devlet borcluydu, şimdi özel sektör borçlu ama aslında özel sektör dediğimizin içinde o hazine garantili yollar köprüleri yapan firmalarda mevcut. Bizim hayal dünyasında yaşadığımız doğru ama bunun sebebi faiz ya da kurdan çok daha önce kaynaklarımızı büyük oranda ev köprü asfalta yatırmamız bence.
    Kurlar zaten artık yükselecek sizin dediğiniz gibi çünkü faiz arttırmakta geç kalındı ve arttırsalar bile gerektiği kadar ve gerektiği zamanda yapamadıklarını piyasadaki herkes biliyor.
    Elin açık kağıt oynarsan sonuna kadar alırlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. enflasyonu zapt etmeyeceğiz.böyle bir tezim yok. türkiyede dövizden dolayı fiyatlar artacak artsın.yunanistan Euro kullandığı için maaşları reel olarak %25 düşürdü. yani 1000 Euro yerine 750 Euro maaş verdi. türkiyede parasının değerini düşürerek enflasyonla maaşları gelirleri düşürecek.herkes fakirleşecek asfalata avm lere 1000 odalı saraylara suriyede Osmanlıcık oynamaya yatırdığımız paraları burnumuzdan fitil fitil gelerek ödeyeceğiz.başka yoluda yok. burada birbirini taklit eden yazılar borç ödemeyi göz önüne almadan sadece türkiyeye ucuz kredi bulabilirize odaklanmışlar. eğer sizin bir öneriniz varsa yada başka birinin 500 milyar borcu ödeme ve bu sarmaldan kurtulma üzerine memnuyiyetle dinlerim

      Sil
    2. Yunan ekonomisini nasil goruyorsun!??? cari fazla ve butce fazlasi veriyorlar uzun zamandir

      Sil
    3. Yunanlılar acı ilacı içtiler ve iyileşmeye başladılar.Bizdeki medyaya pek yansımadı ama o ilaç içme döneminde Yunanistan'da intiharlar gırla gidiyordu.

      Sil
    4. Kisa zamanda ekonomileri düzelecek demektir.anlattiginiz gibiyse.zaten fakirleserek hakettikleri seviyeye inerek dogru yaptilar

      Sil
  39. Peki yüksek kurun faydası nedir onuda yazsaydınız ? :) İhracat artar ithalat azalır dicekseniz bizde ithalat ihracattan hızlı artıyor (enerji,ara malı ithalatına bağlı üretim yaptığımız için) ayrıca katma değeri yüksek piyasalardada üretim yapmıyoruz
    Bu sarmaldan çıkabilmemiz için Mahfi beyin dediği gibi yapısal reformlara ihtiyacımız var.
    Üretimde kullanılan girdilerin ülke içinde üretilmesi,uzun vadeli yabancı sermayenin gelmesi,katma değeri yüksek pazarlarda rekabete girilebilmesi gibi şeylere ihtiyaç var

    YanıtlaSil
  40. özel sektöre gelince özel sektör zarar görmesin diye tüm tarım ve hayvan üreticilerinide perişan ediyorsunuz. hayvancılık dışarısı ile rekabet edemiyor. tarım üreticisi ürününü ucuza satıyor.dolar yükselince buğdayın fiyatı artar. dışardan gelecek et pahalanır burada hayvancılık yapılablir hale gelir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. farkinda misin siz ve sizin gibi yuksek kur diyenler yuzunden insanlar ac kalacak.

      Derhal yuksek faiz dusuk kur modeline gecilmeli

      Sil
    2. Bu dediğiniz yapılırsa hak edilmemiş refah sanalsalı devam eder gibi yapar ama eninde sonunda iflas gelir ve beterin beteri durumda buluruz ülkeyi.

      Sil
    3. Yukselecek olan cari acigi kim odeyecek o zaman adsiz?

      Sil
  41. adsız 22.19 dolar yükselince ithalatımız artmaz. ithalat azalır. maetmatiksel hata yapıyorsunuz. ihraç ürünlermiz için 15 milyar dolar ithal yapıyor olalım. dolar yükselince yine 15 milyar dolar olur.ihracımızda aynı kalsın artmasın. demekki burada bir kayıp yok.ama tüketim için aldığımız ürünlerde büyük düşüşler yaşarız.herkes cep telefonu araba alamaz benizn alamaz. 1000 odalı saraylar yapamayız.her ay yaklaşık 5 milyar dolar ithalatımızı azaltmak zorundayız. öyle yada böyle bir gün olacak zaten. aynı yunanistanın başına gelen gibi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tanerusta realiteden çok uzağa savruluyorsun yazdığın ekonomi politikasını uygulayan bir partinin iktidarda kalabilmesi mümkün müdür?

      Sil
    2. olması gerekenle akp nin iktidarda kalması birbiriyle uyuşmaz. bana düşen doğru olanı yazmaktır. doğru olanı bilirsek partilerden doğru yapmlarını isteriz. dürüst insanlar doğruları yazar

      Sil
  42. Değerli hocam yazınızda da bahsettiğiniz son bıkaç günde oluşan oem ilgisine ve özellikle TL ye olan ilgi herşeye rağmen yüksek faiz veriyor olmamız ve yaklaşan noel tatili dolayısı ile küresel piyasalarda yaşanan sürece bağlı olabilir mi.yani para tatil döneminde yüksek faiz istiyor ve Türkiye bunun için cazip.bu da TL de geçici bir değerleme yaratiyor.saygilar

    YanıtlaSil
  43. Hocam enflasyon artisi bu seviyelerdeyken, faiz artisi da enflasyonun yarisi kadar artmis olsa da yine de bu artis seviyesindeyken kurun sadece 9% artmasi normal midir? Serbest kur rejiminde oldugumuzu biliyorum ama yine de rakamlara matematiksel olarak bakinca kur daha yuksek olmaliydi denilmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2013'den bu yana yüzde 215 artmış USD/TL kuru.

      Sil
  44. Hocam doga yuruyuslerini sever misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihi mekanlarda yürüyor hep,Hitit'leri de bu yürüyüşleri sırasında keşfetmiş

      Sil
  45. Merhaba Mahfi hocam, kaleminize sağlık, etkileşimi çok net anlatmışsınız. faiz / dvz kuru arasındaki ilişkiyi anlamak için soruyorum;2018'de dışarıya ödememiz gereken döviz borçlarımızın vadesi geldiğinde, usd ihtiyacı olmayacak mı? bu durumda dvz kurlarında yükselme olmadan bunu telafi etme yöntemleri var mıdır? şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
  46. Hocam bu konudan bağımsız bir soru sormak istiyorum affınıza sığınarak. Fed kendi digital parasını yapmalı dedi geçen bir fed üyesi varsayalım ki öyle bir durum olursa bunu dolara endexlemek mantıklı olmaz gibime geliyor çünkü o zaman dolardan farkı kalmaz acaba altına endexlerler mi? Öylesi daha yakın geliyor bana sizin görüşleriniz önemli.(varsayım üzerine yorum yapalım hocam)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bunlar bugünkü durumda fantezi. Ama ileride ne olur göreceğiz.

      Sil
  47. Hocam yazılarınız bilgilenmek bakımında çok iyi

    YanıtlaSil
  48. Son paragrafta hocam olayı iyi özetlemişsiniz.yazınız gayet sarih bir şekilde ekonomik durumumuzu yansıtıyor.

    YanıtlaSil
  49. hocam herkesin yapısal reformdan anladıgı farklı o yüzden bu konuyu hiç konuşmamak daha iyi

    YanıtlaSil
  50. Hocam şu aşağıda yer alan yorumunuzun, piyasada pratikte işleyiş mekanizması nasıl oluyor ? Yabancı parayı tam olarak nereye getiriyor ? Türkiye'de bir bankada hesap açıp, o hesaba dolar mı yatırıyor. Türkiye'de mevduat hesabı olan yabancı yatırımcılar mı var. Ya da nasıl oluyor ?
    Cumhurbaşkanı’nın konuşmasından hemen sonra kurların daha da yükseleceğini ama bu durumun bir başka konuşmayla düzeleceğini düşünmüş ve o gün Türkiye’ye 1.000.000 USD getirip 3,93’lük USD/TL kuruyla bozdurmuşsa eline 1.000.000 x 3,93 =) 3.930.000 TL geçer. Bu parayı banka kasasında bile saklasa ve bugün tekrar 3,86’lık USD / TL kuruyla Dolar satın alsa 1.018.135 Doları olur. 3 günde Dolar bazında yüzde 1,8 kazanç.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar daha çok yabancı yatırım fonları. Paralarını buraya getirip bankalarla çalışıyorlar.

      Sil
  51. Sayın hocam öğrenmek istediğim bir konu var. Şuanda ülkemizde yaşanan enflasyon ithal enflasyonu yada talep enflasyonu olduğu için mi faizleri arttırmamız gerekiyor. Keza maliyet enflasyonu bu bahsettiğim enflasyonlardan daha yüksek olsaydı faizleri düşürürdük. Şuandaki enflasyonun kaynağının talep olmadığını düşünüyorum ve faizleri yükseltme çabasını da gördükçe geriye bir tek ithal enflasyon kalıyor. Bu durumla ilgili bir bilgi alabilir miyim ?
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki enflasyon ağırlıklı olarak kur kaynaklı. Faizi yükseltince dövizler para kazanmak için buraya geliyor ve o döviz bollaşınca da kurlar düşüyıor.

      Sil
  52. Katılmadığım çok yönü var.
    Unuttuğunuz ! Kurdaki tek ve en önemli sebep MB nin yeni geliştirdiği kur politikası...
    Bu politika diğer bazı ülkelerde eskiden beri kullanılmaktaydı.
    Kendinizi tutamadınız demi 😈

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB kur politikası olmadığını her yıl para politikası sunumunda açıklıyor. Son kez açıklayalı 24 saat oldu.

      Sil
  53. Sayın hocam öğrenmek istediğim bir konu var. Şuanda ülkemizde yaşanan enflasyon ithal enflasyonu yada talep enflasyonu olduğu için mi faizleri arttırmamız gerekiyor. Keza maliyet enflasyonu bu bahsettiğim enflasyonlardan daha yüksek olsaydı faizleri düşürürdük. Şuandaki enflasyonun kaynağının talep olmadığını düşünüyorum ve faizleri yükseltme çabasını da gördükçe geriye bir tek ithal enflasyon kalıyor. Bu durumla ilgili bir bilgi alabilir miyim ?
    Saygılar.

    YanıtlaSil
  54. Bankacılık-Finans mezunu ve finans işi yapan bir genç olarak değerli bilgileriniz ışığında yıllardır aydınlanıyorum hocam. "Bu ülkede riskleri düşürmenin temel yollarından birisi az konuşmaktır."bu cümleniz aslında çok kısa fakat günümüz Türkiye'sinin içinde bulunduğu kara tabloyu çok iyi özetliyor. Kaleminize, emeklerinize sağlık. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  55. Hocam,yazılarını çok dikkatli okuyorum ve kendimce değerlendiriyorum.Çok teşekkür ederim.Sevgi ve saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
  56. Üşüyen Vatandaş6 Aralık 2017 10:05

    Riskleri düşürdüğümüzde TL değerli hale gelebilir mi? Kırılganlık azalır mı?

    YanıtlaSil
  57. Hocam, yüksek enflasyon dolayısıyla merkez bankasının faiz oranını artırması maliyet enflasyonuna yol açmaz mı?Nitekim son dönemde yaşanan enflasyon yüksek kurlardan kaynaklı gibi görünüyor.Yani maliyet eksenli.Bu bir ikilem değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretim maliyetlerinde faizin mi yeri yüksek kurun mu? Yapılan araştırmalar kurun etkisinin açık ara daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durumda faiz artışı kuru düşürecekse maliyetler düşecek demektir.

      Sil
    2. Mahfi bey olayı, siyasi erkin faiz takıntısı dışından bakarak soruyorum. Sadece mekanizmayı öğrenmek için:

      [1] TCMB'nin faizi yükseltmesi demek, bankaların buna göra pozisyonlarını güncelleyerek, kredi faizlerini de yükseltmesi mi demek?

      [2] TCMB'nin sitesine girdim, şunlar yazıyor:

      TCMB FAİZ ORANLARI (%):

      1 Hafta Repo:
      Borç alma: -
      Borç verme: %8

      Gecelik (o/n):
      Borç alma: %7.25
      Borç verme: %9.25

      Geç Likidite:
      Borç alma: 0
      Borç verme: %12.25

      Yukarıda '3 çeşit' faiz var. Niçin?

      1 Hafta Repo'ya niçin hiç dokunmuyor TCMB?

      TCMB'nin asıl faiz oranı '%12.25' mi? Bütün bankalar kendilerini bu faiz oranındaki değişikliğe göre mi güncelliyor?

      [3] Bu bankalardan kredi çeken, hanehalkı-tekil müşteri, KOBİ sahibi, fabrika sahibi, yatırımcı vb.'leri, TCMB'nin faizi yükseltmesiyle zincirleme etki yaratarak kredi faizlerinin de yükselmesi sonucunda, bankaya geri ödeme yaparken daha fazla ödemek zorunda kalıyor, yanılıyor muyum?

      [4] İthalat-ihracat yapan şirketlerin mali sıkıntı yaşamasının temel sebebi, kurdaki dalga boyunun yüksekliği mi? Kredi faizlerindeki yükseklik, kur yüksekliğine kıyasla daha mı az etkili şirketlerin omuzlarındaki mali yük anlamında?

      Sil
  58. Eline saglık hocam kaç yıldır söylediğiniz gibi reformların hiçbiri olmayacak ve ülkenin beşeri sermayesi ve mal sermayesi dışarıya kaçacaktır.
    Bu ülkede insanlar birbirini o kadar çok kandırmaya çalışıyorki devletimizde bizi enflasyonla kandırıyor.
    O yüzden araba alırken kazıklanmamak için iyi bir galerici olduk, ev alırken iyi bir emlakçı olduk ve nihayetinde her işten biraz anlayan birbirine güvenemeyen kuralların etik işlemediği bir ülke haline geldik.
    Sonuç olarak enflasyon tarafından kazıklanmamak için ekonomist olduk..
    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  59. Mahfi hocam,kaleminize sağlık.merkez bankası faiz artırımı yaparsa bunu gene GLP'si üzerinden mi yapar,yoksa doğrudan faiz artırımına mı gider?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GLP den yaoacak gibi görünüyor. Umarım politika faiziyle yapar.

      Sil
  60. Hukuk reformuyla enflasyon arasindaki bağ nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hukukun bağımsız olarak ve herkese adil biçimde uygulandığı bir yapı oluşturulursa ülkede riskler düşer. Riskler düşerse enflasyon da düşer.

      Sil
  61. cumhurbaşkanının sermaye kaçırıyorlar demesi çok önemliydi.söylediğinin doğru olduğunu düşünüyorum. bir gün sonra sözünü değiştirmesi önemli değil. semaye eğer kaçmaya başladıysa durum vahim demektir. aslında vahim olduğuda ayan beyan gözüküyor. 500 milyar dolar borcu çevirmek buna sürekli borç ekleyim sonsuza kadar yaşamak mümkün değildi. ama orta doğulu olan bizler bu tür bedava yaşam tarzını çok seviyoruz.sonraki bedelleri düşünmek gibi bir niyetimiz de yok.faiz artısn dolar düşsün. ne kazandık. hiç bir şey. sadece akp bir süre daha ekonomi çok iyi diyebilsin o kadar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyanın küreselleştiği bir ortamda biz de bu sistemin bir parçası olmuşsak ve yabancı sermaye bize gelip yatırım yapıyor biz de bunu destekliyorsak bunun tersi savunulamaz. Yani yabancı sermaye gelsin ama bizimkiler oralara yatırıma gitmesin demek sisteme uygun değil.

      Sil
    2. mahfi bey size katılıyorum. eğer türkler dışarda yatırımı tercih ediyorsa o zaman hukuksuzluğu idari yetersizliği güvensizliği sorgulamak gerek.

      Sil
    3. Bence konu sadece o da değil. Mesela Eczacıbaşı, dünyanın en bilinen seramik ve porselen üreticilerinden birisi olan Villeroy and Bosch'u satın aldı. Aynı ürünü Eczacıbaşı adı altında yapıp satsa bu fiyatlara satamazdı. Oradan elde edeceği kazanç Türkiye'nin kazancıdır. Öte yandan parasını dışarıya çıkarıp orada tutana da bir şey demek doğru değil. Ama eğer oradan elde ettiği geliri burada beyan edip vergisini ödemiyorsa o zaman soruşturmak lazım.

      Sil
  62. Gelişmiş uygar ülkeler düzeyine erişebilmek için yapılması gereken yargı bağımsızlığını güçlendirecek her türlü hukuk reformunu hakkında sizin ile hem fikirim. Ancak "kurtlar sofrasına düşmemek ve sonrasında da açık sofraya meze olmamak için; 1978'de Washington Muatabakatı ile IMF, Dünya Bankası ve WTO tarafından gelişmekte olan ülkelere empoze edilen neo-liberal ekonomi politikalarının sonucu olan "Dış Finansman Kaynaklı İhracat Odaklı Büyüme Modeli"ni artık terk etmemiz gerektiğine inanıyorum.
    Büyüme modelimizi yerli yan sanayisi ile birlikte üretime dayalı ihracat odaklı kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu model değişikliğinin ana amacının cari açık üreten değil cari fazla veren bir ekonomi yaratmak olmalıdır.
    Bu şekilde cari fazla veren bir ülke olmadıkça isterse ihracatımızı 500 milyar dolar seviyesine yükseltsek bile doğru orantılı olarak cari açığımızda 100-150 milyar dolar seviyesinde açık verecektir. Sonuç her zaman dış finansmana muhtaç bir ülke!
    1980'den bu yana uyguladığımız bu modelde yumuşak karnımız hep ödemeler dengemiz...
    Portföy ve sermaye yatırımları geldikçe hane halkının satın alma gücü ve refah düzeyi ekonominin büyüme oranına bağlı olarak artıyor. Ancak yaşanacak ilk ödemeler dengesi krizinde hane halkı kazanımlarından daha fazlasını kaybediyor.
    Para akımlarına bağlı olarak belli dönemlerde büyüyoruz. Ama istikrarlı bir kalkınma dönemine giremiyoruz.
    Hem dediğiniz gibi ülkemizin kurtlar sofrasında yem olmaması hem de hane halkının satın alma gücünün ve refah düzeyinin istikrarlı bir şekilde artırmasının yolunun cari açık üreten bir model değil cari fazla veren bir modele geçecek bir reformdan geçtiğine inanıyorum.

    YanıtlaSil
  63. M.simsek 23 bin firmaya dövizle borçlanmak yasaklanacak nevinden açıklaması olmuş !
    Bu tarz eylemler dovizi nasıl etkiler?

    Teşekkürler hocam . ....

    YanıtlaSil
  64. Merkez bankası ppk toplantısı sonrası “ çekirdek enflasyondaki iyileşmeler “sözünü kullanmaz artık herhalde.(!) Her toplantıda aynı cümleler yineleniyor. Sonuç yükselen enflasyon ve hedefin tutmaması şeklinde oluyor.

    YanıtlaSil
  65. Daha önceki yazılarla beraber hepsini toplayınca;

    Ekonomiyi kalıcı olarak, Ekonomi Bakanlığı ile değil, Milli Eğitim Bakanlığı ile düzeltilebilir.

    YanıtlaSil
  66. Dolar.. Döviz..Ihracat..ithalat.. Faiz kur politikasi.. ithalat ihracat..Inevasyon..enflasyon..stagflasyon..

    Daha meler neler.

    La brraakk yaa.

    "Icisleri Bakanliginin Istanbula alinacak 2 Bin Mahalle bekcisi icin 9 Bin 980 aday basvurdu.
    Adaylarin 8 inin yüksek lisasns, Bin 170 inin lisans, Bin 157 sinin önlisans yaptigi belirlendi"

    YanıtlaSil
  67. Almanyada hukumet kurulamadi.

    Almanyada yasiyorum merak ettigim soru su biz gurbetciler arasinda konustugumuz konu

    Almanya ekonomisi batiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet almancılar türkiyeye gelin :)

      Sil
    2. ama iki gün sonra yandık anam deyip kaçmak yok :)

      Sil
    3. Almanyada Hükümet 10 yilda da kurulmasa hicbirsey olmaz. Orada Devlet var.

      Biz Devlet olma özelligimizi yitirdik. Korkunc bir biat ile Kabile "Reis"imizin her yaptigina tapar olduk.

      sonuc bu.

      Sil
    4. Almanyada yasayip da, 2 ay hükümet kurulamadi diye Almanyayi batiran bir kafa Almanyada yasamiyor demektir.

      icinde yasadigi ülkenin gücünden bihaber bir yurdum insani.

      Sil
  68. Hocam şu an döviz açığımızdan dolayı yabancı sermaye girişleri ilk etapta kulağa hoş gelse de ciddi bir risk teşkil etmiyor mu? Yani ülkede herşey yolunda gitse, kurlar gevşese bile yabancı sermayenin sırf bu arada ettikleri kazancı alıp gitmeye kalkması ihtimali ciddi bir risk içeriyor.

    Asıl sormak istediğim hükümetlerin ya da politika yapıcıların en kısa zamanda yabancı sermaye girişinde uzun vadeli ve doğrudan sermaye girişlerini artırıcı tedbirler alması ve kısa vadeli girişlerin(1 yıldan önce çıkan sermayeye vergi konulması gibi) önüne geçmesi gerekmez mi? 2001 yılından beri dikkat ederim her kriz sonrası başta borsa olmak üzere ülkenin kaynakları bu şekilde sömürülüyor. Son dönemde yaşadıklarımız da yine böyle bir durumla karşı karşıya gelme ihtimalimizin arttığını gösteriyor. Makro ekonomik verilere çok hakim olamadığım için daha fazla bir çıkarım yapamıyorum bu konu ile ilgili bir yazınız olursa cidden faydasını göreceğimizi düşünüyorum.

    Özellikle ekonomi çevresinin yerli yatırımcıları başta borsa ve tahvil piyasası olmak üzere kısa vadeli fon girişinde yabancı hayranlığının uzun vadede başımıza ciddi sorunlar çıkardığı konusunda bilgilendirilmesi gerektiğini ve buna mukabil önlemler getirilmesi gerektiği konusunda sizin görüşlerinizi de merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu yapacak ekonomik gücümüz yok. Önümüzdeki 1 yıl içinde bulmamız gereken döviz tutarı 210 milyar dolar.

      Sil
    2. Bu para ülkeye girecek. göreceksiniz. Daha önce de yazmistim. pazarliklar bitmek üzere. Kapali kapilar ardinda cok agir bedeller ödeyecegimiz ve birilerinin iktidarinin devam etmesi karsiliginda 210 milyar girecek. Aslinda isaret fisekleri atilmaya basladi bile.

      Ben onu bilmem..mperyal kapitalistleri Dünya üzerinde gelismemis ve gelismmekte olan ülkeler üzerinde gecen yüzyil... son 20 yilda da ülkemizde oldugu gibi. yönetebilmek icin ülke medyasini ele gecirmek zorundasin. gereken ranti da sagladigin Zaman sirtin asla yere gelmez.. 100 yil daha iktidarda kalirsin.

      ülkemisdeki ulusal medyanin %90 inin eline gecirmis bir parti asla kolay kolay devrilemez. Bu saatten sonra asla mümkün degi..

      özellikle zarraf davasi ve kilicdaroglu belgelerinden sonra bakiyorum da yandas medyaya..

      inanilir gibi degil. 15 yildir oldugu gibi bir defa olsun asla hükümete karsi Ileri sürülen bir suclamayi Kabul Edip tartismadilar. inanilmaz hakaretlerle karsi tarafa saldirdilar. simdi oldugu gibi.

      Nasil bir rant mis bu be kardesim. doymadilar.

      Sil
  69. Valla su iki gunde bu kadar hizli bir sekilde TL nin deger kazanmasi konusunda kimsenin aciklamasi beni tatmin etmedi. Mahfi hocam harbi adamdir kendisini cok severim ama onun aciklamasida beni ikna etmedi. Bence yabancilarin TR den cikmasi icin dilarin dusmesi gerekiyordu ve bir sekilde dugmeye bastilar.oyun icinde oyun

    YanıtlaSil
  70. Hocam emeğinize sağlık. Sayenizde bir çok şey öğreniyoruz. Benim sormak istediğim bir soru var gelişmiş ülkelerin dış borçlarıyla alakalı. 2016 yılına baktığımızda en fazla dış borcu olan devletler gelişmiş ekonomiler. Bunun sebebi nedir, Amerika'yı anlayabiliyorum fakat Almanya, Hollanda gibi cari fazla veren, nüfusa oranla çok büyük GSMH'ları olan ülkeler neden bu kadar borçlu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Çünkü hepsi küresel kriz öncesi gaza bastılardı tabiri caizse.

      Sil
  71. Hocam Türkiye 2000'li yıllardan itibaren bütçe açığını önemli ölçüde artırdı ama yine de o zamandan günümüze %1-2 de olsa açık verdik. İşe eğer teknik olarak bakarsak 15 senede bizim kamu borçlarımızın artış hızının yavaşlaması ama yine de artması gerekiyor. Çünkü az da olsa açık verdik. Ama tersi kamu borcumuzda büyük bir düşüş var.
    İkinci sorum; Japonya'nın kamu borçları inanılmaz yüksek bu onar açısından sürdürülebilir değil ama bugüne kadar nasıl sürdürdüler bu durumu? Bu borçlanma bizde olsa muhtemelen batardık. Ama Japonya bu kadar yüksek açığı nasıl sürdürebiliyor? Bütçe açıkları vermesine rağmen?

    İki soruda da şunu merak ediyorum daha çok kamu borçlanmaları bütçe fazlası verilerek ya da borçlanılarak kapatılır, eğer bütçe açık veriyorsa sürekli borçlanmalar da günü kurtarır sadece. Ama bazı ülkeler uzun vadede bu sistemi nasıl sürdürebiliyorlar özellikle Japonya? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü Japonya cari fazla veren bir ekonomi. Onun borçlanması iç borçlanma.

      Sil
    2. Hocam teşekkürler. Gelişmiş ülkeler için iç-dış borç ayrımı yok demiştiniz bir keresinde rezerv paraları nedeniyle. Japonyanın dışarıdan ziyade içeriye borçlu olması ona ne gibi avantaj sağlıyor?

      Sil
  72. Yapısal reformlar diye sizin onlarca yazınızı okudum ve hemen hemen analizlerinizin tümünün altına imzamı atıyorum , katılıyorum. Fakat benim artık umudum kalmadı. Ya sizin ... ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. İşin kötüsü ben her yapısal reform dediğinde tersine bir deform oluyor. Artık demesem mi acaba diye düşünür oldum.

      Sil
  73. Hocam konu cok guncel elinize saglik. Ben bu konuda herkesi dinledim ama hicbiti tam tatmin etmedi. Bence yabancilarin cikmasi icin dolarin dusmesi gerekiyordu ve dusuruldu. 15 eylulde ingilterede de olmustu bu olay enflasyon beklenenden yuksek gelince pound degerlemisti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Peki sizce kim veya hangi kurum doları düşürdü?

      Sil
    2. Kimin isine geliyorsa onlar. Paranin satin alamayacagi fazla bisey kalmadi artik

      Sil
  74. Hocam tecrübenize dayanarak soruyorum. Ekonomik krizden bizi koruyan etkenler nelerdir(örneğin dövizdeki düşüş bizi krize düşürür mü)?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizi koruyan etken dalgalı kur rejimi.

      Sil
  75. Hocam,Öncelikle bir Ülkede veya bir toplumda öncelikle ADALET,ADALETİN iyi işlemesi gerekir.BİZİM ÜLKEMİZDE Adaleti yerine getiren HAKİM,SAVCI ve diğer ADALETİ yerine getire personel yeterlidir.Sorup öğrendiğim kadarı ile en az bu sayını ON(10) Katı olması gerekir.

    YanıtlaSil
  76. TAVŞANIN KUYRUĞU:jeoloji profesörlerinin tv konuşmalarını pek seviyorum. deprem hakkında saatlerce konuşuyorlar. aylar şuradan geçiyormuş. her 50 yılda bir oluyormuş. enerji boşalması oluyormuş vs.halkımızın merak ettiği şeyse deprem ne zaman olacak? deprem olacağını gösteren belirtiler neler. köpekler havlarsa deniz köpürürse tavşan kuyruğunu sallarsa ay kızarırsa deprem oluyormuş diye konuşuyorlar. deprem olacağı zaman hemen kaçacaklar. japonyada 9 şiddetinde deprem olur kimse kaçmaz.ne jeoloji mühendisleri nede türk halkı bu kadar konuşmayla aslında bir şey yapmamış olur. yapılacak şey 130 bin tl lik harcama sadece.depreme uygun bina yapmanın 100 m2 daire maliyeti bugünkü değerlerle 130 bin tl. başka bir şey yapmanıza tavşanları kovalamanıza fayın nereden geçtiğinide bilmenize gerek yok. peki mantıklı olanı neden yapmıyoruz?. çünkü bedel ödemek istemiyoruz. aynı şey ekonomidede geçerli.durumumuzu düzeltmek için bedel ödememiz gerek.cari açığı sıfırlamamız lazım. bu çok zor geliyor. yapısal reformlar diyoruz cari açı sorun değil diyoruz elektirkli bir gerilim üzerinde yürüyüp duruyoruz

    YanıtlaSil
  77. ahh ah Hukuk reformu !!!
    ahh ah başkalarıyla kavga etmeyi ve sürekli konuşmayı bırakmak zorundayız !!!
    ahh ah !!!

    YanıtlaSil
  78. Mahfi Bey
    Siz, bu site vasıtasıyla, dış güçlerin gönüllü taşörenliğini mi yapıyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevap veremiyorum çünkü taşörenliğin ne olduğunu bilmiyorum.

      Sil
    2. Hocam, arkadaş taş ustası mısınız diye soruyor. Hani taşlarla duvar örüyorlar ya, onlardan. Yazılarınızı çok sağlam bulmuş, bu site sayesinde gönüllü olarak dış güçlerin önüne taştan duvarlar örüyorsunuz demek istiyor.

      Sil
  79. Sayın hocam gelişmekte olan ülkelerde ortalama enflasyon %3 faiz ise %6 civarı iken nasıl oluyorda aynı şekilde gelişmekte olan bizim ülkemizde hem bu kadar yüksek enflasyon hem de faizden yüksek enflasyon oluşuyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonla mücadele etmiyoruz. Bizim risklerimiz daha yüksek: (1) Herkesle kavgalıyız, (2) Her işe burnumuzu sokuyoruz, (3) Ohal var. Bütün bunlar riskleri artırıyor. Risk artışı borç verenlerin daha fazla faiz talep etmesi demek.

      Sil
  80. Hocam Occamın Usturasıyla bir güzel tıraş oldum, sağlam oldu. Simdi iyi çıkıyor.

    YanıtlaSil
  81. 2017/2 KPSS Bu alımda 1,181 kadro için toplam 2,038 kontenjan açıldı, 151,081 kişi tercih yaptı ve 2,034 kişi yerleşti.
    İşsizliğin boyutu nedir hocam??
    Tercih yapıp boşta kalan biz 149bin kişi şimdi ne yapalım hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 151.081 KİŞİ x 15 TL = GÜZEL PARA

      Sil
  82. Hocam bankalararası para piyasası 1986 yılında kurulmuş. Ondan önce sistem nasıl işliyordu,bankalar açıklarını veya fazlalarını ne yapıyordu?

    YanıtlaSil
  83. Lisans mezunu 51.321 kişi kpss 2017/2 de 912 kadro için tercih yaptı. 908 kişi yerleşti. 4 kadro boş kaldı.
    50.403 kişi (+ puanından umutsuz olup yerleşemem boşa 15 tl tercih ücreti ödemeyim diyenlerde dahil)
    SONUMUZ NE'ÇEDİR ???

    Dipnot: 51.321 kişi x 15 TL = 769.815 TL (ösym nin bu tercihten aldığı ücret) !!!

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...