3 Mart 2018 Cumartesi

İşsizlik Sorunu Nasıl Çözülür?


İşsiz Tanımı, İşsiz Sayısı ve İşsizlik Oranı
Bir ekonomide iş gücünü oluşturanların sayısı ile bir iş bulup da çalışanları tanımlayan istihdam edilenler arasındaki fark ya da daha basit bir anlatımla iş aradığı halde iş bulup çalışamayan işgücüne işsizler deniyor. Türkiye’de işsiz tanımı son 4 hafta içinde işe girmek içinde başvuruda bulunup da işe girememiş olanlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu sayı Türkiye’de eldeki son verilere göre (Kasım 2017) 3.275.000 kişidir.

İşsizlik oranı dediğimizde işsizlerin sayısının toplam işgücüne (yani istihdam edilenler ile işsizlerin toplamı) bölünmesiyle bulunan oran anlaşılır. Toplam işgücü Türkiye’de eldeki son verilere göre (Kasım 2017) 31.790.000’dir. Buna göre Türkiye’de işsizlik oranı [(3.275.000 / 31.790.000) x 100 =] yüzde 10,3’tür.

Buraya kadar anlattığımız resmi işsizlik oranıydı. Resmi hesaplarda işsiz olarak kabul edilen verinin toplandığı tarihe kadar olan son dört haftada işe başvurup da iş bulamamış olanların yanı sıra son dört haftada işe başvurmamış ama çalışmaya hazırım diyen işsizler de var. Sistem, kullanılan kabuller gereği bunları işsiz olarak saymıyor. Bu kişilerin sayısı da yine Kasım 2017 itibariyle 2.219.000. Bunları da işin içine katarak tanımı resmi işsizlik oranından geniş işsizlik oranına çevirerek oran hesabı yaparsak işsizlik oranı yüzde 16,2 olarak karşımıza çıkıyor.

Son Bir Yılda Alınan Önlemler 
İşsizlikle mücadele amacıyla 2017 yılında başlatılan uygulamalar içinde istihdamda özel kesime kamu kesimi tarafından istihdam edilenin işverence ödenmesi gereken sosyal güvenlik primine destek uygulaması ön plana çıktı. Önümüzdeki dönemde buna ek olarak istihdam edilen çalışanın ücretinden kesilecek vergi de devletçe ödenecek. Basına yapılan açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla önümüzdeki dönemde devreye girecek olan yeni teşviklere göre “bir senden bir benden” desteğinden yararlanmak isteyen işveren, aldığı yeni işçinin ilk ay vergi, prim ve ücretini ödeyecek. İkinci aydan itibaren iki ayda bir söz konusu giderler İşsizlik Fonu’ndan karşılanacak. Destekten prim borcu olmayan, kayıt dışı işçi çalıştırmayan özel sektör işyerleri en fazla 2 kişi için yaralanabilecek. Destek, en fazla 2 işçiye söz konusu olacak.

2017 yılı başından itibaren yürürlüğe konulan önlemlerin sorunu kalıcı olarak çözmekten çok kamu kesiminden özel kesime kaynak aktararak geçici düzeltmeler sağlamaya yönelik görünüyor. Kamu kesiminin üstleneceği faturanın İşsizlik Fonuna ödettirilmesi ise birçok yeni tartışmayı beraberinde getiriyor.

İşsizliği Kalıcı Olarak Düşürmek İçin Ne Yapılmalı?
Bir sorunu çözebilmek için önce o sorunu doğuran nedenleri saptamak gerekir. Türkiye’de işsizlik niçin yüksek? Türkiye’de işsizlik oranı 2000’ler öncesinde ortalama yüzde 7,5 dolayındaydı. İşsizlik niçin yüzde 7,5’dan iki haneli oranlara yükseldi? Bunun ilk nedeni 2001 krizi, ikinci nedeni de Türkiye’yi asıl olarak 2009 yılından başlayarak etkileyen küresel krizdir. Bu iki krizde birçok işyeri kapandı, açık kalanlar ise işçi çıkartmak zorunda kaldı. Her ne kadar büyüme bu dönemde ortalama olarak yüzde 6’ya yakın gerçekleşmiş olsa da enflasyonun yüzde 10’a yakın olması, tasarrufların ve yatırımların düşük kalması, büyümenin istihdam yaratmaktan nispeten uzak sektörlerden kaynaklanması işsizlik sorununu çözmek bir yana artıran gelişmeler oldu.

Bugün işverenlerin yanında işsizlik sorununu dile getirdiğinizde onların tepkisi “biz eleman bulamıyoruz” şeklinde oluyor. Yani işverenin aradığı nitelikte eleman, onun aradığı ücretle bulunamıyor. Çoğu işyeri nitelikli teknik eleman arıyor ve karşısında mühendis buluyor. Mühendise o işi yaptıramıyor ya da mühendisin istediği ücret o işe göre çok yüksek kalıyor. Öte yandan eğitim düzeyi görünürde yükseldikçe iş arayanlar masa başı iş istiyor, makinenin başına geçmek istemiyor. Buradan anlaşılıyor ki arz ve talep arasında bir uyumsuzluk var. Bu durumda kısa vadeli çözümleri bir kenara bırakıp uzun vadeli çözüm için eğitim sistemini en baştan elden geçirmek gerekiyor.

Türkiye, artık sıradan mezunlar yetiştiren üniversite açmayı bir kenara bırakıp asıl teşviki teknik okulların açılmasına vermeli ve iş insanlarını üniversite kurmak yerine kaliteli, donanımlı teknik ve mesleki liseler açmaya yönlendirmelidir. Mevcut üniversitelerin birçok bölümü de teknik ve mesleki yüksekokul haline dönüştürülmelidir. Aksi takdirde otomobil servislerinin müşteri kabul masalarında makine mühendisi çalıştıran, marketlerin kasalarında işletme mezunu istihdam eden, muhasebe servisinde defter yazma görevinde iktisat veya maliye mezunu çalıştıran bir sistem yaratmış olacağız. Böyle bir durum oralarda çalışanlar için moral bozucu olmasının yanı sıra işveren açısından da gereksiz bir ücret farkı külfeti yaratıyor.   


Ek: İşgücü, İstihdam ve İşsizlikle İlgili Veriler (Kaynak: TÜİK)


Bin Kişi
2016 Kasım
2017 Kasım
Değişim
1
İşgücü
30.781
31.790
1.009
2
İstihdam Edilenler
27.067
28.515
1.448
3
İşsiz Sayısı
3.715
3.275
-440
4 (3/1)
Resmi İşsizlik Oranı (%)
12,1
10,3

5
Çalışmaya hazır ama başvurmamış
2.286
2.219
-67
6 (1+3)
Geniş İşgücü
33.067
34.009
942
7 (3+5)
Geniş İşsiz Sayısı
6.001
5.494
-507
8 (7/6)
Geniş İşsizlik Oranı (%)
18,1
16,2

9
Genç İşsizlik Oranı (%)
22,6
19,3



210 yorum:

  1. hocam yazınız için teşekkürler. gerçekten ülkemizin işsizlik sorununa güzel bir analiz yaptınız.teknik okulların artırılması yanında bence en başta insanların zihinlerinden masa başı iş ve sırtını devlete dayama düşüncesini silmemiz gerekiyor. okullarımızda 1. sınıftan itibaren çocuklarımıza çalışmayı aşılamamız gerekiyor. 2. olarak insanımız özel sektörün işçiyi sömürdüğünü düşündüğünden ve gelecekte istikrar göremediğinden dolayı(yarın firma batabilir işsiz kalınır gibi.) kimse özel sektörde çalışmak istemiyor. mesleki eleman yetiştirmenin yanında devletin işçinin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik fevkalade sıkı denetimler yapması gerektiğini düşünüyorum. saygılarımla hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lisans mezunu olan ve yalnızca kamuda kariyer mesleklerinde çalışmak için uğraşanlar başka hiçbir işte birkaç ay bile çalışmak istemeyenler işsiz midir saygılar.

      Sil
  2. Hocam merhaba,
    İşsizlik oranı doğru mudur?İspanya bize yakın bir nüfus yapısı olmasına rağmen işsizlik oranı%16-&20'dir.Tüik ne kadar inandırıcı bir kurumdur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimizde daha inandırıcı veri yok.

      Sil
    2. Ispanyada issizlik oranin yuksek olmasinin en buyuk nedeni isgucune katilim oranlarindaki yuksekliktir. Kadinlar ve yaslilar orada daha fazla is hayatinda olma durumundadir.
      Ispnaynin bizimle yakin bir nufus olgusu yoktur. Ispanyanin nufusu 45 milyon bizim 80 milyondur. Yas gruplari bakimindan ispanya yasli nufus orani yuksek dogum oranlari ise 1982den beri 2.00 altinda seyretmektedir.
      Dahasi Ispanyada issizlik hep sorundu bu 2003de boylydi 1986da boyleydi simdide boyle hep cift rakamli ve %16lari bulan issizlik faktoru vardi bi ara 2008 krizi oncesinde tek rakamli seviyeleri gormustu. Ispanya ile turkiye nufus yapisinin benzer oldugunu iddia etmek icin en azindan 35-40 yil onceye gitmek gerekir o yillarda ispanya ile turkiyenin nufus yapisi hemen hemen benzer ozellikleri gosteriyordu.

      Sil
    3. Bizde iş gücüne katılım % 50 düzeyinde iken, İspanya'da yanılmıyorsam % 70 civarında. Şöyle örnek yapsak; TR'de nüfus 100 kişi, 50 kişi iş gücüne katılmış, 5 kişi iş bulamamış, işsizlik 5/50 = % 10. İsp. da 70 kişi iş gücüne katılmış, 10 kişi iş bulamamış, işsizlik 10/70 = % 14. Bizde katılım % 70 olsa ve bu iş gücüne katılmayan ek 20 kişi de iş bulamasa işsizlik 25/70 = % 35 olur. Bizim hala % 10 seviyelerinde gezinmemiz katılımın düşüklüğü sayesinde.

      Sil
  3. Çözüm önerileriniz ve işsizlik tesbitiniz,yüzeysel,net olmayan, eylemler içeriyor.Ulusların sermayesi için politika uygulayıcılar işsizliğimizin yegâne sebebi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim önerilerimi yüzeysel buluyorsanız sizin daha derin önerilerinizin olması lazım. Onları yazın biz de öğrenelim. Suçu başkalarına atarak olayın içinden çıkamazsınız.

      Sil
  4. Turkiye'de "issizlik" sorunu dusunce bicimini degistirerek ancak cozulebilir. Oncelikle su "issizlik" kelimesinden baslamak gerekiyor.

    Acaba Turkiye'nin sorunu insanlarin is bulamiyor oluslari mi? Yoksa insanlarin farkli sebeplerden istihdam edil(e)miyor olmalari sorunu mu?

    Bu ikisi arasindaki farki anladigimiz vakit "issizlik" sorununu da cozeriz.

    Sizin yazinizda da belirttiginiz gibi Turkiye'de "issizlik" sorunu yok. Zira is cok. Isin cok oldugu yerde "issiz" insan olamaz. Ancak istihdam edilmeyen ya da istihdam edilemeyen insalar olabilir. O halde sorunumuz "istihdam" sorunudur. Yani sorun bireylerde degil; isletmelerde, is arayanlarla, istihdam edenleri eslestiremeyen kamu duzeninde ve/veya bunu saglamasi gerekenlerde.

    Gecmis ekonomislerin basiretsizligi yuzunden kullanilan "issizlik" kelimesi sorun algisini zorlastiriyor. Eger sorunu "issizlik" diye dusunurseniz sorunun kaynagini bireylere indirirsiniz ve 'muhendis olmasalardi', ya da 'piyasanin aradigi okullara gitselerdi' diyebilirsiniz. Gunumuzde oldugu gibi insanlarin 'sirf _issiz kalmamak_ icin' istemedikleri okullarda okumasina neden olur mutsuz, daha da kotusu verimsiz bireyler haline gelmelerine sebep olursunuz.

    Ancak sorunun kaynaginin isletmeler ve kamu idaresi oldugunu dusunurseniz buna "issizlik" demez, "istihdam" sorunu dersiniz. "Isletmeler neden bu muhendislerden faydalanmiyor yeterince ar-ge bolumlerini cogaltmiyorlar" ya da "neden x,y,z sektoru tesvik edilip x,y,z alanlarindan mezunlari calistiracak isletmelerin acilmasinin onu saglanmiyor" seklinde cozum uretmeniz kacinilmaz olur. Bu sekilde insanlar ilgi duyduklari alanlara yonelirler. Daha mutlu olurlar, daha verimli calisip daha fazla uretime katkida bulunurlar. Belki o zaman "niteliksiz" insan ihtiyacini azaltip, batili ulkeler bize urun kitleyecek diye Endustri 4,bilmemkac gibi "buzzword"ler kandirilmaz kendi sorunlarimiza ozgun cozum uretebiliriz.

    Soruna boyle bakmadiginiz vakit, sorunu cozme sansiniz da olamaz. Bosu bosuna yabancilar bizdeki "issizlik" oranini "unemployment" yani istihdam edilememe orani olarak dile getirmiyorlar. Aksi halde "joblessness" derlerdi. Basit, ufak bir fark gibi gorunuyor ancak onyillardir "cozulemeyen" bir sorunu cok guzel ozetliyor. (Istihdam kelimesi icin "Turkce" bir terim olmamasi da olayin vahametini gozler onune seriyor.)

    YanıtlaSil
  5. Değerli Hocam neden dediğiniz şekilde acı çekerek işsizliği düşürelim ki?

    Çok daha kolay bir yolu var. Bunun aklınıza nasıl gelmediğine çok şaşırdım.

    Çözüm çok kolay. Bizim değerli siyasetçi ve değerli bürokratlarımızın çok kolay yapacağı bir şey.

    Üstelik bizim değerli siyasetçi ve değerli bürokratlarımızın hiç yapmadığı şey de değil

    Çözüm:

    İşsizliğin tanımındaki son 4 hafta yerine son 2 hafta kelimelerini yerleştirip tekrar hesaplamak.

    Ne kadar kolay değil mi?


    YanıtlaSil
  6. Hocam sizin gibi bir değere sahip olduğu için ben başta olmak üzere tüm ülke gençliğinin minnettar olması lazım. İyi ki varsınız. Bir de ek olarak tablo da son yüzde değişim göstergelerinde -/+ işaretlerin de bana tuhaflık var gibi geldi. Öyle ise şayet okuyanlarin kafası karışmasın diye söylüyorum. Uyarımı mazur görün

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız, son sütuna gerek yoktu zaten, çıkardım. Teşekkür ederim.

      Sil
  7. Hocam mühendisler ekonomiden anlarlar mı bilmiyorum. Kaldı ki mühendis başbakanlar dışında ülkeyi batıranlar da mevcuttur.Siz bu sorunun cevabını gözlemleme fırsatını çok bulmuşsunuzdur.

    Sayın başbakan ki biliyorsunuz kendisi mühendistir. Bu istihdam rakamlarına stajyerler kursiyerler çıraklar dahil değildir diyor.

    Halbuki konu hakkında daha fazla mesleki bilgiye sahip kişiler stajyerler kursiyerler çıraklar bu sayılara dahildir diyor.

    Hangisi doğrudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu soruyu yazılı olarak TÜİK'e sordum. Bana yazılı olarak verdikleri yanıtta Stajyer ve kursiyerlerden ancak bir ücret karşılığı çalışanlar istihdama dahil ediliyorlar, bunların da oranı toplam istihdam içinde binde 4 ile binde 8 arasında değişiyor dediler.

      Sil
  8. Anlattıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Siz bahsetmemişsiniz ama anlattığınız işsizlik türünün "yapısal işsizlik" olduğunu da eklemek isterim.

    YanıtlaSil
  9. İnsanlarımız nankör iş beğenmiyor iktidarın en ufak suçu yok, bu kesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşsiz bir kişinin iş beğenmemesi üç nedenle olabilir: (1) Başka bir geliri vardır, (2) Kendisine önerilen iş onun niteliklerine uygun değildir, (3) Önerilen ücret onun kabul edemeyeceği kadar düşüktür.

      Sil
    2. Birde ücretin miktarı ile ilgili şöyle bir sorun var,biliyorum çünkü işletmede çok yaşadık;Yaratılan katma değer çalışanlarla paylaşılmadığı zaman ücretlerde memnuniyetsizlik ortaya çıkabiliyor ve iş huzuru bozulup çalışan sirkülasyonu hızlanıyor.

      Sil
    3. (4) Kahvede akşama kadar oyun oynamak daha mantıklı gelir, sağdan soldan destekle ekmek makarna vs. ile beslenir ve çalışmaz.

      Sil
  10. Bir şirketin insan kaynakları departmanında çalışıyorum.

    Sizle bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.

    Şirketimiz yönetim kurulu, yüksek meziyetler gerektirmeyen departmanlara işçi alımı için ilan çıkmamız talimatını verdiğinde, geçmiş yıllara nazaran, başvuru sayısı artmaya başladı, özellikle 2016'dan bugüne çok çok hızlı.

    Bizi şaşırtan durum ise şu, bu ilanlara başvuru yapan adayların özgeçmişlerini incelediğimizde, iki dil bilen, yüksek lisans yapmış, tecrübeli kişilerin başvurusu daha yüksek hızla artıyor.

    Bu kadar yüksek kalifikasyona sahip kişiler, bizim aradığımız kıstaslarla kıyaslanamayacak kadar üzerinde.

    En basit bir iş ilanı için bile, yüksek eğitim görmüş ve iş tecrübesi yıllara yayılan kişiler başvuru yapıyor artık, bu sayı hızla artıyor.

    Bunun sebepleri neler olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü gereksiz yere açılmış birçok üniversiteden bırakın üniversite mezunu olmayı, lise mezunu bile olmayı hak etmeyen mezunlar çıkıyor. Ve bu kişiler üniversite mezununun yapmaya razı olmayacağı işlere razı olmak zorunda kalıyorlar.

      Sil
    2. bir de, insanlar iki dil biliyorum diyor, mulakati ingilizce yapmaya calisinca iki kelimeyi yan yana getiremiyorlar. biraz konusabileni ise alabilmek icin kirk takla atiyorsunuz.

      ingilizce konusmak artik bir avantaj degil; ingilizce konusmamak buyuk bir dezavantaj. satis elemani veya yonetici olmak isteyen bir insanin ingilizceyi iyi seviyede, hizli olarak konusamiyor olmasi gunumuz dunyasinda kabul edilemez.

      yurtdisinda ingilizceyi ana okulundan baslatiyorlar ogretmeye; liseden mezun oldugunda ingilizce konusuyor oluyor gencler. bir tek bu konuyu cozseler buyuk yarari olur.

      Sil
    3. Bir sonraki kitabiniz icin isim onerebilir miyim? "Mahfi Egilmez ve Mezuniyet Kriterleri". Gereksiz yere yazmazsiniz insallah.

      Sil
    4. İki temel sorunumuz var.
      1. Nitelikli elemana ihtiyacımız az.
      2. Nitelikli dediğimiz elemanlar gerçek anlamda ihtiyaç duyulan niteliğe sahip değil.

      Büyük şirketlerde çalışan parlak beyinler, satış mühendisliği altında pazarlamacılık yapıyorlar.

      Sil
  11. Koç holdingin bu güne kadar yaptığı en iyi sosyal sorumluluk projesi "MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ " idi.Tüm sanayicilere sorsanız nitelikli teknisyen-operatör bulamıdıkları için fabrikalardaki mevcut tezgah ve üretim hatlarını tam kapasite kullanamadıklarını söyleyeceklerdir. Hatta fabrikalardaki en son teknoloji tezgah ve makinaları proğramlayacak kişileri bulamadıklarından yeni ürün ve tasarım yapamadıklarını söylüyorlar.Buna karşılık tüm sanayi odalarında, iş adamları derneklerinde dördüncü sanayi devrimi konferansları,zirveleri yapılıyor.Robotları alıp karşıdan seyreden o kadar çok patron var ki. ALMANYA NIN MAKİNA SANAYİSİNDE bu kadar güçlü olmasının tek sebebi meslek liselerinin çok güçlü olmasıdır.
    http://www.tesk.org.tr/tr/proje/yurutulen/ekspertiz/almanya.html
    Günümüzde dual sistem %80 işletmede, %20 okulda (mesleki eğitim merkezi) uygulanan, yani işletme ağırlıklı bir eğitim modeli olarak, Alman mesleki eğitim sisteminin en önemli bölümü durumundadır. Mesleki eğitim merkezleri her eyaletin eğitim bakanlığına bağlıdır. Finansmanı eyalet tarafından karşılanmakla birlikte sosyal tarafların da katkısı olmaktadır.
    önerilerinizi TOBB,TUSİAD,MÜSİAD ve ne kadar sanayici ve iş adamı derneği var ise tüzüklerine yazmalı ve bir proje olarak gelmiş,gelecek tüm partilere göndermeli.Herkes bu konuyu her yerde dile getirirse MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ olabilir.MESLEKSİZ bir nesil ne iş bulursam yaparım derse o nesil her türlü insanlar tarafından suistimal edilebilir.Üniversite mezunları arasında ki işsizlik oranı ilerde düşebilir.Kaleminize,yüreğinize,beyninize sağlık.Artık herkes problemin bir parçası.Kimse çözüm üretmiyor ne yapsan marsa mı gitsek.saygılar cahit

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Keşke bütün gruplar aynı sorumluluğu duyup harekete geçseler.

      Sil
    2. Selam Consul Turk,

      Bu sorunu Türk işadamları 50 yıldır söylüyorlar,
      Koç holding imkanları ile sesini son dönemde en çok duyuran oldu.

      Bu iş Türkiye de olacak bir iş değil, tüm işadamlarını birleştirseniz bile olmaz.

      Türkiye nin anayasal, devlet, hukuk, demokrasi yapısı bu işe müsait bir yapı değil. Son 300 yıldır yaşanan bir sorundan bahsediyoruz.

      Türkiye ucuz iş gücü olan, AB üyelik süreci sebebiyle yatırım alabilen, Nato üyeliği sebebi ile parçalanmadan ayakta durabilen bir ülkedir.

      Sil
    3. Merhaba, söyleyeceklerim lütfen siyasi veya politik olarak algılanmasın amaaa

      bu ülkede imam hatiplerle uğraşan kesim, hiç farkına varmadan ya da arada onları da harcamayı göze alarak meslek liselerini katsayı gibi bir garabet uygulamalarla gözden düşürmüş, orada ki çoçuklara ikinci sınıf insan muamelesi uygulamıştır vee sonuç olarak iş çığırından çıkmış ara eleman yetişmez olmuştur. O "güzide kurumsal şirketler" kendi ayaklarına kurşun sıktıklarını çok geçte olsa anlamışlar ve "sorumluluk sahibi" gibi görünmeye çalışmışlardır. yani işin özü öyle değil... "meslek lisesi / şirketlerin meselesi" duyarlılığını göstermişlerdir...

      Sil
  12. Hocam ben ekonomide envanter çalışması yapılıp, politikaların ve eğitimin buna göre planlanmadığı sürece işsizliğin düşeceğine inanmıyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi ihtiyaca göre eğitim şekillendirilmeli. Saygılarımla

    YanıtlaSil
  13. Bu yazı yanlış bir yazı.

    Neden?

    Çünkü, yeni nesil, "armut piş, ağzıma düş" şablonu ile yetiştiriliyor, evde de, okulda da, üniversite de.

    "İşsizlik", kendisiyle çelişen bir kavram.

    "İş" daima, daima, daima var. Mesele, bu "iş(ler)i" yapmak isteyen, hevesli insanlar var mı? / yok mu? Bu soruya kafa yorulmalı.

    Kendilerine "işsizim" diyenler:

    Bir tekerlekli arabacık temin edip, kurutulmuş kayısı, kuru üzüm, baharat satarak "iş" yapar, para kazanır.

    Tırnak makası, iç çamaşırı, çakmak & çakmak gazı, lastik, tıraş bıçağı satarak "iş" yapar, para kazanır.

    Midye & limon, etsiz çiğköfte satarak "iş" yapar, para kazanır.

    Meyve & sebze hallerinde hamallık yapar, kamyonetlere ürün yükler "iş" yapar, para kazanır.

    Bütü bunları "beğenmiyorsa", bir fabrikaya işçi olmak için girer, haftada 2 vardiya (Pazartesi-Perşembe 08.00-16.00 arası & Cuma-Pazar 00.00-08.00 arası) düzenle çalışır, para kazanır.

    Bunlar "iş" değil mi? Evet, hepsi "iş".

    Ama nedense, Türkiye'deki işsizler sırf üniversite mezunu oldukları için burunlarından kıl aldırmıyor, yukarıda yazılan "iş(ler)i" beğenmiyor, sonra da "işsizim" diye sayıklıyor.

    "İşsizler", kusura bakmasın, önce kendilerini düzeltmeyi, egolarını yenmeyi öğrensin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve hatta universite mezunu kadin issizler de ego yapmayıp evlere temizlige gitsinler mesela. Gittikleri evlerin hanimlari da o sırada rahatça "kim kiminle nerede ne yapmis" ya da "kimi kiminle evlendiriyoruz" programlarini izler. Gayet olabilir. Zira insan ruhsuz tatsiz tuzsuz psikolojisi olmayan bir varliktir.
      Sosyoloji ve matematigin kesisim kumesini de genisletmis oluruz bu sayede. Ne guzel.

      Sil
    2. size kısmen hak veriyorum ancak kimse kusura bakmasın bu kadar üniversite açıp bir de geçleri üniversite okuyun diye gaza getirenler bu gençlerin hakkını da vermeli kimse üniversitede 4 yılını işportacılık yapmak için harcamadı... ben üniversite mezunu olarak kendime keşke üniversite okumasaydım diyorum ama aile baskısı çevre baskısı derken okuduk bi şekilde bizi üniversitelere dolduranlar hakkımızı da vermeli

      Sil
    3. Yazı yanlış değil, yanlış olan sizsiniz.

      Sil
    4. Limon satarak nasıl geçinileceğini bir projeksiyon yaparak anlatırsanız, öğrenme fırsatı bulunuruz. Bu cevher boşa gitmesin. Ayrıca siz hayatınızda hiç limon sattınız mı?

      Sil
    5. Biz yanlış değiliz, yazınız yanlış.

      İşsizlik diye bir şey yoktur, "iş beğenmemek" vardır.

      Sil
    6. Adsız 01:37
      Anladığım kadarıyla siz eleman aradınız ve bulamadınız ki işsizlik diye bir şey yoktur, iş beğenmemek vardır diye yazıp duruyorsunuz. Buraya nasıl bir eleman aradığınızı, ne kadar ücret vermeyi planladığınızı, adınızı ve adresinizi yazın biz de dediğiniz doğru mu değil mi, bu işsiz görünen insanlar doğru mu söylüyor yalan mı söylüyor, iş mi beğenmiyor bir anlayalım.
      İşte blog işte fırsat.

      Sil
    7. Her tarafta market var. Limon bütün pazarlarda, marketlerde, manavlarda satılıyor. Vatandaş niye tekerlekli arabacıdan limon alsın. Yok hamallık yaparmış filan. 3 milyon işsize bulduğun çözüm bu mu? Bir işe resmen iş diyebilmek için sigorta olması lazım, asgari ücret kazandırması lazım. Fabrikalarda bile asgari ücretle insanları bi gece bi gündüz çalıştırıp dengesini bozuyorlar. Bazı işler 12 saat, karşılığı asgari ücret. İşçinin kendine ayıracak vakti kalmıyor ve sen buna iş diyorsun. Evet iş daima var, haklısın. Mesela bizim mahallede işyeri çok. Hepsi de sigortasız işçi çalıştırıyor. Vasıfsız işçiysen 1300 liraya sabah 08:00 akşam 07:00 sigortasız çalışırsın. Türkiyede binlerce iş kazası oluyor. Atanamayan bir öğretmenin iş kazasında öleli çok olmadı. İşin niteliği insana uygun olmalı. Üniversite mezunu yıllarını vermiş tabii burun kıvırır. Emeğinin, masrafının, ayırdığı vaktinin bir karşılığı olmalı. Her ile üniversite almakla övünüp nitelikli eleman yetiştiremiyorsan eğitim sistemini yeniden yapılandırman gerek. Yazı iyi, sorunun kökenini açıklamış.

      Sil
  14. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı @ErolBilecik Eğitim Teknolojileri Zirvesi'ndeki açılış konuşmasında, ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmayı hızlandıran en önemli faktörün eğitim olduğunu, verimli ve nitelikli işgücüne eğitim ile ulaşılabileceğini vurguluyor.
    #ETZ2018 #EdTech

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu insanların doğru söylemesi önemli değil, çarpık sistemden para kazanan insanlar doğru söyleseler bile sistemi düzeltebilecek güçleri yoktur.

      Türk işadamlarının iki maliye memurluk ticari canları vardır, gönderirsin, bozuk sistemin destek veren bir parçası oluverirler.

      Sil
    2. Evrim teorisi müfredattan çıkarılırken sesi çıkmayan biri; eğitimden, kaliteden bahsetse ne yazar. Bu kafayla ancak gider organik hoşaf üreten fabrika açar.

      Sil
  15. Yapısal reform nedir, neden önemlidir sorusunun yanıtı gibi yazı yazmissiniz. Elinize saglik. Esasinda kral çıplak. Üniversitede bolum dedigimiz yerlerin büyük bir kısmı 90li yillardaki lise kalitesinde bile degil ne yazik ki. 3 öğretim uyesi olan o kadar çok lisans bölümü var ki anlatamam. 90li yillarda ortaokul ve lise egitimi almis ve Türkçe, matematik, tarih, coğrafya, İngilizce, resim, beden egitimi vb branş hocalarıyla yetişmiş biri olarak 3 yardımcı docentli üniversite bölümünü bir yere oturtabilmem mümkün değil. Bu bölümlerden mezun olanlar da kagit parçasından ileriye gidemeyecek diplomasi olduğu icin kendini universite mezunu sayiyor. Çok yazık. Bu durumun kimseye bir faydası olmadığı gibi kaliteli üniversitelerin de kalitesini asagiya cekiyor. Tum bu paralara, emeklere ve zamana yazik, israf. Cok ciddi bir egitim reformu sart. Aksi durumda ekonominin günden gune kotuye gideceği de çok acik. Bu konuda çok geç kaldik. Artik kaybedilecek zaman yok. Bir yıldır universitelere reform diye sunulan boş yasal değişiklikler de çare değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam Biz Üniversitelerde okuyoruz, Üniversitelerin kalitesinin bir belirtisi Hocalardır. Okuduğu bölümün kaliteli mi kalitesiz mi öğrenmek için ilk yapılacak iş : GOOOGLE AKADEMİK (SCHOLAR) dan hocasının ismini yazsın.Bölüm Hocasının Kaç makalesi var, kaç kere atıfta bulunulmuş yazıları,araştırmaları hepsi çıkıyor. Bir bakalım, hocaların araştırma düzeyleri nelerdir? Bu Hoca'dan bu öğrenci çıkarmı bir düşünesi geliyor insanın.

      Sil
    2. Adsız 23.42 o bahsettiginiz gerçekten duruma göre değişir. Ben de bir lisans bölümünde ogretim uyesiyim. Toplamda 4 ogretim uyesiyiz. Istememize ragmen ikinci öğretim de var. Hepinizin üzerinde 50 saate yakın ders yuku var. Bu kadar derse girince ne ders ders gibi oluyor ne de akademik calisma yapmak için zaman kaliyor. Dert çok ama derman yok.

      Sil
    3. Maalesef çok ama çok haklısınız. Bu yeni açılan üniversiteler hocasız, laboratuvarsız, kütüphanesiz ve en önemlisi de misyonsuz ve vizyonsuz. Hoca sorunu büyük ölçüde Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı - ÖYP ile çözülmüştü ama 15 Temmuz sonrası bu kitlenin yarısını FETÖcü olmamalarına rağmen ama "referansız" olarak liyakatleriyle gelmeleri nedeniyle akademiden gün be gün sessizce attılar. Yerlerine eş, dost, çer-çöp getiriliyor. Akıl alır gibi değil. X bölümü kuruyorsun. X bölümünün lisans, yüksek lisans, doktora ve hatta doçentlik alanı var ama bu x bölümünden bir hoca bile yok, tüm hocalar y bölümünden. Neden y bölümü değil de x bölümü diye adlandırdınız? Hocalarının hepsi y bölümünden. Bu işin gerçekten suyunun da suyu çıkmış durumda. 3 tane y bölümü hocasıyla x bölümünü açmak, gerçekten akıl almıyor, mide bulandırıyor. Bu çocuklar bu bölümden mezun olsa, diploma denilen kağıt parçasını alsa ne olur? Bu üniversitenin topluma ve öğrenciye faydası olmadığı açık ama neden varlar sorusunun üç beş muhtemel cevabı var:
      1. Öğrenciler üniversitenin bulunduğu bölgeye para akışını sağlanabilir, ekonomiyi canlandırabilir. Ev kiraları artar, hizmet sektörü kazanır. Bacasız sanayi olarak üniversite! Hep il merkezlerinin kazanması da olmaz, paylaşılması gerekir. İlçelere de meslek yüksekokulu veya fakülte götürülür.
      2. Yaklaşık en az 3-4 milyon gencin iş hayatına girmesini 4-5 yıl ötelersiniz. Bunun sonunda iş bulamayanların içinde %10'u da şansını yüksek lisansta deneyip bir 3 sene daha işsizliği öteleyebilir.
      3. İlgili akademik alandan olmasa bile belirli bir zümreye ait kişilere akademik titr verebilirsiniz ve maaşa bağlayabilirsiniz. Bunların bir kısmına yöneteci pozisyonu verebilir ve maaşını yükseltebilirsiniz. Kısaca liyakatını sorgulamadan adamınıza itibar, makam ve mevki verebilirsiniz.
      4. Fakir çocuklarına KPSS umudu verirsiniz ve erkekler için kısa dönem askerliğin önünü açabilirsiniz.
      5. Fakir çocukların aileleri "bizim çocuk üniversite okuyor" diyebilir, hava atabilir.
      6. İstatistiklerde lisans ve lisans üstü eğitimli nüfus sayısı artar.
      Sayın hocam, akademinin hali içler acısı. Bu akademi ile bu ülkenin kalıcı yatırım çekebilmesi, iş kurabilmesi, işçi çalıştırabilmesi, kısacası üretim yapabilmesi mümkün değil. Toplasan gerçekten üniversite vasfı olan 3-5 vakıf, 8-10 tane devlet üniversitesi var. Gerisi yukarıda saydığım dolgu malzemesi. İnsanın içi parçalanıyor. Ülkenin geleceği gerçekten aydınlık değil gibi gözüküyor. Ben tüm umudumu kaybetmek üzereyim.

      Sil
  16. Bir de calistigi halde aslinda calismayanlari da eklemek isterim. Yani aslinda ozelliklerinin cok altinda bir iste calisanlari. Onlar da örtülü issizlerdir bence. Genis issizlik orani %18-20 olabilir bu durumda.
    Bir de hocam is ilanlarını yayinlayan kurumlar yani is verenler..oyle ozellikler, oyle nitelikler ariyorlar ki aman Tanrim! Belli ki kendisinin bir sey öğretmeye hevesi yok niyeti yok. Bisiklete binebilen balik ariyorlar adeta.
    Ustelik ekonomi cok kırılgan oldugu icin de en ufak bir kriz her seyi etkiliyor, is veren hemen işçi cikariyor; korku ve sömürü duzeni olusuyor, beyaz yakali olunca durum daha tehlikeli, cunku is bulma sansi cok daha az. Ondan sonrasi bunalim, mutsuzluk, dusmanlik. Hayirlara vesile olmuyor, olamiyor yani bu kisiler. Buyuk umutlar buyuk hayal kirikliklarina donusuyor.
    Sonuç; sagliksiz, hur iradeden yoksun, mutsuz, guvensiz, caresiz ve daha beteri hınç dolu bir toplum.
    Bence sorunlari kucumsememeliyiz ama ben mi biraz abartıyorum acaba Hocam?

    YanıtlaSil
  17. aslında bunun sorununu net olarak belirtmişsiniz hocam. Ülkenin eğitim oranını yükseltip aynı zamanda eğitim kalitesinin düştüğünü görmezden gelmek bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Her ile her ilçeye üniversite veya myo açmak yerine varolanların kalitesini arttırıp(ve hatta her üniversitede olan bazı myo ve bölümlerin kapatılmasını sağlayarak)daha donanımlı akademisyenlerle başarılı bir mezun gücü vermek zannediyorum ki gerek özel sektör açısından gerekse de kamu sektörünü açından çok iyi olur. Böylece iktisat işletme okuyan markette kasiyer olarak çalışmak zorunda kalmaz mühendis olan fabrikada getir götüre bakmaz.

    YanıtlaSil
  18. Tespitleriniz son derece yerinde, emeğiniz için teşekkürler.
    İşsizlik oranlarının hep belli, yüksek bir bantta seyretmesinin sebeplerinden bir tanesinin de nüfusumuzun muhtelif nedenlerden ötürü çarpık dağılımından(çarpık dağılmak zorunda bırakıldığından) kaynaklandığını düşünüyorum. 81 şehre sahip bir ülkede insanlar yaşamlarını güç bela 7-8 şehirde sürdürmek zorunda kalıyor. Büyük şehirde iş olanağı çok ama rakip de bir o kadar çok. Bir işeyüzlerce hatta binlerce kişi başvuruyor ki işe alınanların da kalitesi tartışılır. Endüstrisi az gelişmiş şehirlerimizde de pek iş olanağı yok, bir ilan çıktığında büyük şehirdeki kadar fazla olmasa da oransal olarak yine bir başvuru yığılması söz konusu. Bizim bölgesel gelişmişlik farklarını azaltıcı yatırımları ivedilikle gerçekleştirmemiz lazım. İnsanların göç etmesini engellemek ve "memleketin istihdam" edebilmek için elimizi daha çabuk tutmamız lazım. Bunun için yapacak çook işimiz var..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Adsız 17:55

      Malesef Türkiye bunları yapabilecek kapasitede ve güçte değildir.

      O yüzden bu düzen artarak devam edecek.

      Sil
  19. Ne olmak istiyorsun soruna CEO olmak diye cevap veren öğrencileri yaratan makine mühendisine 1800 lira teklif eden patronlar.Böyle patronları yaratan adı öğrenci olsun anası babası baksın benim kapıma gelip iş diye talepte bulunmasın diye düşünüp üniversite kontenjanlarını plansız şişiren hükümet.Böyle hükümeti yaratansa iktidarda kalmayı tek hedef yapan uzun vadeyi geçtim orta vadeyi bile hesaba katmayan zihniyet.Youtuberlık,instagram fenomenliği vb olmasa CEO olamayacağını anlayan gencin zengin olma hayali için tutunacak dalı kalmayacak.

    YanıtlaSil
  20. Hocam,
    Yazınızın son paragrafı ile ilgili olarak:

    30 sene önce 10 yaşındayım. Kayseri'de akrabalarım mobilya atölyelerinde imalat yapıyor.

    Konuşulan konu şu:
    Gençler işsiz çalışmaya geliyor, matkap kullanmayı bilmiyor, ne tornayı biliyor, ne kereste doğramayı. Bu çocuklar endüstri meslek lisesinden, meslek okulundan torna makinası görmeden geliyorlar, hepsine işi burada baştan öğretiyoruz çok zaman alıyor. Bu okulların mezun sayısı çok az, Kayseri sanayisine yetecek kadar yetişmiş insan çıkarmıyorlar. Daha çok mezuna ve kaliteli okula ihtiyaç var.

    Yaşım 13, Anadolu Lisesi İngilizce Sayısaldayım, babam elimden tuttu bilgisayar kursuna yazdırdı. Mesleğim olsun işsiz kalmayım diye.

    15 sene önce, yaşım 25, şirket kurdum İstanbul'da, 10 yıllık yazılım yazan birisiyim, çok temel bilgilere sahip yazılım uzmanlarını bile bulmak çok zordu, 4 yılık, 2 yıllık çok mezun geldi, iş disiplinini aktarmak bile uğraştırıcıydı, o Kayseri'deki mobilya atölyelerinin sahiplerinin yaşadıklarını ben yaşadım.

    10 yıl önce, Türkiye'nin en büyük alışveriş portallarından birine teklif verdim. Bir baktım Uzakdoğulu bir firma daha iyi teklifle işi aldı, adamlar bir-iki turda ben ne teklif edersem dalga geçer gibi daha düşüğünü veriyorlar. Çünkü o işi yapabilecek yazılımcı sayısı o kadar az ki, maaş seviyeleri artık rekabet edilebilir seviyenin çok üzerine çıkmış.

    5 yıl önce bu iş Türkiyede yapılmaz deyip, Amerika da ofis açtım.

    Bu hafta Türkiye'den eski bir müşterim mesaj atmış, onlar da benim gibi yazılım ekibi kurmuşlar firmalarına personel bulamıyoruz, tanıdık var mı, sen nasıl o kadar kaliteli ekip kuruyordun diye mesaj atmış.

    Bu sorun Türkiye'nin çok eski sorunu, şimdiye kadar çözülmedi, bundan sonra da çözülmez. Ben göremem çözüldüğünü.

    Son bir kaç yılda moda oldu, Koç Holding gibi firmalar diyorlar "meslek lisesi memleket meselesi" filan diye. Bunları sanayinin en küçüğünden beri hayatım boyunca duyan bir insan olarak, lakırdıdan öteye gitmeyecek laflar ve söylemler bunlar, altları boş, altyapısı yok.

    Türkiye'nin şu andaki hukuki ve demokratik yapısı bunu çözebilecek kapasitede değil. Anayasanın değişmesi lazım çözülmesi için, bu da öyle Tüsiad ağababalarının bile harcı değil.

    İşi olan, işini büyütmek isteyen, Türkiye'den sonra yurtdışına yatırım yapsın, işlerini global piyasada büyütsün.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam anladik kayserilisin abddesin yazilimcisin ok tamam anladik aileden beri ticaretin icindesin bunu da anladik.

      Sil
  21. Ben de bunu anlayamıyorum; işçi bulamamaktan yakınanları. Yani talep yönünden sıkıntınız yok ama işçi bulamadığınız için örneğin makine parkınız boş kalıyor gelen siparişler geri çevriliyor öyle mi?

    İşveren, talepte ve tahsilatında sıkıntı yok ise bulur/eğitir tezgahını/dükkanını/fabrikasını/bürosunu boş bırakmaz. Talep yok ki vakti bol çene çalıyorlar. Gelse de çalışmaya işçi almazlar.

    Çene çalmayanlar bulamıyorsa o iş kolunda işçi, ücretleri yükseltir ve işçisini bulur. Bir çok iş kolunda bu alanlarda gerçekten sıkıntı yaşayan sektörler ücretleri yükselterek sıkıntılarını gideriyorlar.

    Daha çok bu şekilde konuşanlar, kazanmayan, tahsilat sorunu olan dolayısıyla ödemelerinde de sıkıntı yaşayan patronlar. Onlar tabi ki bütçelerine göre çalışan arıyorlar.

    Yani para kazanacağım, işçim yok diye talebi geri çevireceğim. Sizce mantıklı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de inanmıyorum. Arz ve talep dengesi daima doğru fiyatla sağlanır. Demek ki burada ya ücrette bir sorun var ya da eleman kalitesinde.

      Sil
    2. Timur, ucreti yukseltmek demek aslinda ayni isi yapan baska bir firmadan eleman calmak demektir. Bu rumda senin rakiplerin de ucret yukseltip senden eleman calar. Halbuku istenen bu degil. Piyasadaki kalifiye eleman sayisi as oldukca eleman calarak bir yere varilamaz. Yeni kalifiye eleman yaratmayi hizlandirmak ve gercek anlamda kalifiye eleman yetirturmek gerekiyor. Ayrica isci ucretini yukseltince artan maliyetlari urun fiyatina yansitabilecek misin bu da ayri mesele.

      Sil
    3. Benim demek istediğim talebin olduğu yerde sadece eleman sıkıntısı yaşıyorsa bir firma ne yapıp eder o elemanı bulur. Dengeleri bozmayacağı bir noktaya kadar ücret arttırımını da yapar. Eleman bulamıyorum ne demek?

      İki işyerinin birbirinden eleman çalmasından bahsetmiyorum. Bu olmuyor demek değil tabi.

      Bir sektörü düşünün. Önü açık. Yeterki kapasitesini arttırsın. Talepte sıkıntı yok. Tahsilatta sıkıntı yok. Böyle bir durumda o sektör eleman bulamıyorum diye durur mu? Söylenir mi?

      O işveren eleman bulamıyorsa;

      1- Düşük kar marjı ile çalışıyor demektir.
      2- Düşük kara neden mahkum? Arzı çok, ondan daha uygun daha karlı üreten var demektir.
      3- Bu yüzden o firma kapasite arttırımına gidemiyor mevcudu ile yetiniyor.
      4- Demek ki o sektörde talebin çok üzerinde bir kapasite var.
      5- Talep arzı zorlayacak düzeye gitmediği müddetçe ücretler üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacak demektir.
      6- O sektördeki işverenler de bu yüzden düşük ücrete razı olacak işçi ararlar.

      Sil
    4. İşverenler "nitelikli eleman" derken, "nitelik"ten ne anladığını sormak lazım o işverenlere.

      Muntazam analiz gücü, birkaç dili bülbül gibi şakımak, matematik sihirbazı, bol pasaportlu, anında satış/pazarlama yapabilen, bilgisayar programlama dillerini takır takır kullanabilen ve asla yüksek maaş İSTEMEYEN "köleler" arıyor işverenler.

      Söylemek istedikleri şu: Benim fabrikamda o kadar çok "niteliksiz" eleman çalışıyor ki, kendimi adeta embesiller ordusunun içinde üzgün ve sinirli bir komutan gibi hissediyorum. Keşke, bütün o niteliksiz elemanları atabilsem fabrikamdan, yerlerine, "nitelikli köleler" istihdam edebilsem.

      Türkiye'deki işverenlerin istediği bu!

      Sil
    5. Adsız4 Mart 2018 01:34
      hay ağzına sağlık. Aynen dediğin gibi

      Sil
  22. Hocam elinize saglik, bu issizlik verileri kariyer sitelerinden mi toplaniyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hanehalklarından anketle toplanıyor.

      Sil
  23. Hocam, bu ülkede geçerli olan, kıymetli olan, para kazanma yani bireysel çıkarları neyi avantajlı gösteriyorsa insanlar onu yapmaya çalışıyor. Genelde herkes bu blog'da eğitim sistemine işaret ediyor fakat bu konu bence iki taraflı besleniyor. Dünyanın en gelişmiş eğitim sistemi kursanız çıktısı olan mezunlar iş dünyasında (Türkiye'de) bildiklerinin kıymeti olmadığını gördükleri an, eğitimde bulunanlar anında bunu görür ve çözüm aramaya başlar.
    O yüzden eğitim sistemi, gelişen dünya şartlarına göre kendini adapte etmeli, değişimi anlayacak, yönetecek bireyler yetişmesinin temellerini atmalı fakat şu an bizdeki en önemli sorun neyin takdir edildiği, kendini geliştirmiş olanın karşılığını almak yönünde neyle karşılaştığıdır.
    Bu ülkede en başta gelen holdinglerde bile şirketlerin tepesine görüntüsü güzel, birkaç dil bilenler yerleştirilir, gerisi en ucuz şekilde işlerin yürümesi için İK birimi ve onlara piyasadaki rakip firmalardaki durum ve ücretler konusunda karşılıklı ajanlık yapan danışman firmalar tarafından kontrol edilir.
    Bu ülkede iyi bir eğitime sadece işe ilk girerken ihtiyaç duyarsınız, sonra adına ekip uyumu adıyla üstü çiçeklerle gizlenen, birbirinin arkasını kollayan, çıkar çetelerine kalır meydan. Bu ülkedeki üretim işlerinin %98 inde başkaları tarafından ortaya çıkarılmış teknolojiler ülkeye ihraç edilerek üretim yapılıyor. Kimsenin teknoloji üretmek gibi bir kaygısı yok(çok az olan istisnaları selamlıyorum) Koca koca şirketler sanki caddede simit satan tüccar, herkes sadece ticaret odaklı, strateji departmanı dediğiniz pazar ve fiyat kontrolünü planlama departmanı.
    Herkes iş adamı olmalı olmak zorunda bu ülkede, ister limon, simit satsın isterse yazılım, bina veya otomobil ... sat, ticaret yaparsan para kazanabilirsin. Yada bu para kazananların sağ kolu olacaksın. Diğerleri; kaynakçılar, ustabaşları, teknisyenler, mühendisler, vs patron olmasa açlıktan ölecek sömürülecek zavallılar. Üstelik bazıları iş bile beğenmeyen küstahlar.

    Yukarıdaki senaryo bazılarına mantıksız gelebilir, yukarıdaki durumu yansıtan o kadar iş yerini ya duydum yada bizzat tecrübe ettiğim için bu durumun neredeyse genele yayıldığını düşünüyorum. Böyle bir ortamı gelecek olarak gören hiçbir genci, nasıl eğitim sistemi kurarsanız kurun teknoloji üreten, ürettiği teknolojiler sayesinde katma değerli mal üretilen tesislerde kendine gelecek kuran bireyler olarak bulamazsınız. kuracakları en büyük hayal kendi şirketini kurup birilerini kendisi için çalıştırmak ve zengin olmak olacaktır.

    YanıtlaSil
  24. Hocam ellerinize sağlık. Şunları da sormak isterim: Yüksek enflasyon ile yüksek işsizlik arasında nasıl bir bağ kurdunuz? Küreselleşmenin işgücü maliyeti baskısı yarattığını ve dolayısıyla işvereni verimlilik artışına zorladığını ve Türkiye'nin istihdamsız büyüme olgusunun bununla ilişkili olduğunu öne süren önermelere karşı ne dersiniz? Madem uzun vadeli çözümlerle ilgileniyoruz, nitelik şekillendirme sistemimizi mevcut üretim koşullarına uydurmak yerine üretim yapımızı mevcut nitelik arzına uydurmaya yönelik önlemlerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Ayrıca sermayenin ucuz hale gelmesinin 10 yıllık süreçte bir girdi ikamesine yol açtığını düşünür müsünüz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Enflasyonun yüksekliği, faizlerin de yüksek olmasına ve dolayısıyla yatırımların düşmesine yol açar. Yatırımlar düştükçe de işsizlik artar. Eğer Türkiye'de verimlilik artışı olsaydı bu önermelere katılırdım.
      Üretim yapımızı mevcut nitelik arzına uydurmamız halinde bu kadar ihracat yapamayız.
      Sermayenin ucuz hale gelmesi bizim için söz konusu değil. Biz hala dünyanın en yüksek faiziyle sermaye toplayan bir ülkeyiz.

      Sil
  25. Hocam bir sorun daha var yeni mezun veya 1-2 yıllık mezunlardan şirketlerin ve bankaların istediği tecrübe burda amaç işe almak mı yoksa almamak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorudan hicbirsey anlamadim.

      Sil
    2. Bankalar yeni mezunları işe alırken iş tecrübesi arıyorlar. Bu sorunu çözebilmenin yolu okurken her yıl işletmelerde staj yapmak. Bu da o kadar değil ne yazık ki. İşletmeler de satjyerler gelse de çalıştırsak diye beklemiyorlar.

      Sil
  26. Merhaba,
    Bende işsizliğin paralelinde tanık olduğum bir konuyu paylaşmak istiyorum.
    Türkiye'nin en yüksek cirolu firmalarından birinde çalışıyorum, çalıştığım firma sektörünün pazar lideri konumunda ve vergi rekortmeni, her yıl da büyümesini sürdürüyor, fakat maaşlar konusunda sektör ortalamasını baz alıyorlar ve elde ettikleri kârı katma değeri çalışanları ile paylaşmıyorlar, son 5 yıl içinde şirketten arkadaşım olan 5 mühendis aileleri ile birlikte abd, ingiltere, kanada, ispanya gibi ülkelere göç ettiler. başka firmalarda çalışan arkadaşlarımdan da benzer yorumlar duyuyorum. Beyin göçünün hızlandığına dikkatinizi çekmek isterim. Yakında firmalar nitelikli işgücü bulmakta daha da zorlanabilir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düsündügün seye bak. 15 yil boyunca bu ülkenin deneyimli kadrolarini cesitli kumpaslar ile yerlerine nasil Fetö yeerlestirildiyse bunun da caresine bakilir. Liyakat,uzmanlik,tecrübe mi dediniz.. geciniz. Google i bile bulmus bir ecdadin torunlariyiz. viz gelir tris gider.

      Sil
    2. Canini sikma hintliler gelir kardes!

      Sil
    3. Son on yıldır Türkiye'deki genel eğilim böyle oldu. Ücret artışları çok düşük oranlarda kalıyor. Şirketlerin üst düzey görevlileri yüksek ücretler alırken alt düzeyde çalışanlar yeterli zam alamıyorlar. İnsanların "yüzde 7 büyümeyi biz niçin hissetmedik" diye sormalarının bir nedeni de bu.

      Sil
    4. Sadece beyin göçmüyor bedende göçüyor.

      Sil
    5. selam 10.33

      Güzel bir cümle, hoşuma gitti.

      Sadece üreten bir beyin gitmiyor, tüketen bir beden de gidiyor.

      Sil
  27. Hocam bagimsiz oldugunu düşündüğünüz birinin yazılarını okumak o kadar keyifli ki.. Teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  28. Hocam dediklerinize katılmakla birlikte ekleme yapmak isterim.Tüik verilerine göre Türkiye'de büyük ölçüde sebebi kadın istihdamının düşük(%32.5-OECD:%63.6) olmasından kaynaklı toplam işgücüne katılım oranı da düşük(%52.0-OECD:60.2).İşsizlik oranı da bu katılım içinde işşiz kalanlar.Dolayısıyla gözüken o ki Türkiye nüfusuna oranla OECD ülkeleri arasında oldukça düşük istihdam yaratıyor.Sonuç olarak Türkiye nüfusuna göre toplam istihdam yaratmada bile sıkıntı yaşamaktadır ve sizin bahsettiğiniz gibi mevcut istihdam ve ıssız portföyü denksizliği gibi bir dizi niteliksel problemler var.

    Not:Kadın istihdamının düşük olma sebebini sadece toplumsal yapıya bağlamak yanlış olacaktır. Toplumun işgücüne toplam katılımının düşük olmasının sebebi bu gözükebilir.Ama ülkenin daha fazla istihdam yaratmış olduğunu varsayarsak, kadınlarımız iş hayatına daha fazla katılmış olacaklarını tahmin edebiliriz sanıyorum;bu oran da daha yüksek olacaktı.
    Türkiye ve OECD verileri 2016 yılına ait.

    YanıtlaSil
  29. Elinize sağlık Hocam %10 işsizlik oranı Türkiye'nin DOĞAL İŞSİZLİK oranıdır diyebilir miyiz

    YanıtlaSil
  30. Üniversitelerden 2. Öğretim programları komple kapatılmalı, gerektigi takdirde kontenjan artışıyla ya da 2. öğretim ara ara belli üniversitelerde açılabilir. Eğitim herkesin hakkı bunu söylerken imtina ve hicap duyuyorum ama herkes üniversite mezunu olmamalı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin ihtiyacı olan üniversite açmak değil, dünya kalitesinde öğrenci yetiştirmektir. İktisat mezunu olduğu halde iktisat ile ekonominin aynı şey olduğunu bilmeyen kişiler var. Makine görmeden mezun olan makine mühendisleri var.

      Sil
    2. "Mahfi Egilmez Ekonomi Fakultesi" acilsa hic itiraz etmessiniz sanirim

      Sil
    3. beni, tarif etmişsiniz kocaeli üni makine müh mezunuyum. bi hocamız vardı süleyman hoca onun dışında tüm hocaların anlattığı sadece tahtada kaldı :(

      Sil
  31. Hocam sizi surekli takip ederim ve yazilarinizi takdir etmisimdir fakat bu yazinizda yanlis anlamyin cok sığ kalmis analiziniz.
    Turkiyede aorun issizlik mi yoksa istihdam mi buna cevap vermek lazim.
    2000 oncesi issizlik tek haneli rakam 2010 sonrasi cift hanelere cikma sebebi turkiyede kacak calisan milyonlarca insan var bunlar suriyeli degil sadece hatta suriyeliler yokken 2015 yilindan itibaren issizlik cogalacagini farkli bir ortamda payalsmistim hemde 2010 yilinda. Turkiyede kacak calisan turkmen, ozbek, azeri, kirgiz, kazak, gurcu, bulgar, ukraynali, rus, iranli , irakli, cok yuksek seviyede hepsi kacak afganistan, pakistan vatandaslari dolu bunlara suriyelilerde eklendi hemde 3 milyon kisi fakat bunlarin isci olarak calisani diger kacaklar kadar etmiyir. Turkmen vatandasinin soyledigi cumle su; turkmenistana donunce bizi geri gondermiyorlar hatta calisma izni alsak dahi gondermiyorlar cunku ulke nufusu 6 milyon fakat ulkeninnyarisi turkiyede calisiyor kendi ulkemizde kimse yok cunku is yok diyor. Sadece turkmenistandan bahsediyorum size ki turk hava yollari turkmenistandan dolu gelir bos giderdi diger saydigim ulkelerin yanina sizde ekleyin mesela afrikali sayisinda cok ciddi artis var ve hepsi avrasya maratonuna katilmak icin gelip kaliyor ulkede. Bunlar genelde ev hizmetleri lokanta otel resturant gibi bircok sektorde calisiyor hepsi ilkokul yada ortaokul mezunu fakat hepsi rusca biliyortve ucuz calisiyor. Patronlarin yalani egitim tamamen hikaye meslek lisesi mezunuyum ve onemini biliyorum ayrica unicersiteyi birinci bitirdim turizmciyim 2 yili gecti issizim cunku oteller guneydogu ve dogudan hicbirsey bilmeyen sadece 14 saat asgari ucrete calisacak adam aliyorlar kalite diyen olursa otelciler bilir turkiyede oteller hersey dahil calisiyor servis hizmet bunlar aranmiyor anladiginiz otelciler kendi bacagini kesti kaliteyi yok ederek patronlar cikari icin konusuyor.
    Koc holding gelir dagilimi adaletsizligi soylesin meslek lisesini degil 9 yil koc holdingde calisan arkadasim asgari ucretten 150 tl fazla para aldigi icin isini birakti otomotiv fabrikasinda. Herkes isine geleni konusuyor genclere sorun size sebeplerini soylesinler ben buraya yazarim ama sayfa yetmez.

    Devamini ayrica yaziyorum

    YanıtlaSil
  32. Hocam sadece bu yazınız değil, genel olarak bu blog için teşekkürler. Ekonomiye merak duyup işin çok ayrıntısına inmek istemeyenler için gerçekten önemli bir kaynak yaratıyorsunuz.

    Bu yazı özelinde bir sorum olacak; yazınızın sonlarına doğru şöyle bir ifade kullanıyorsunuz: "Bugün işverenlerin yanında işsizlik sorununu dile getirdiğinizde onların tepkisi “biz eleman bulamıyoruz” şeklinde oluyor. Yani işverenin aradığı nitelikte eleman, onun aradığı ücretle bulunamıyor."

    Bu ifadeleri sadece siz değil başkaları da söylüyor. Benim merak ettiğim soru ise bu konuda yapılmış akademik bir çalışma ya da bir düşünce kuruluşu tarafından hazırlanmış objektif bir rapor var mı? Bu ifade ne ölçüde şehir efsanesi ne ölçüde gerçeği yansıtıyor merak ediyorum. Elbette bir çok iş veren bu noktayı tekrar ediyorsa bu konuda bir sorun var demektir. Sorunun boyutunu tam olarak anlayabilmek ise bu konu hakkında detaylı araştırmalar yapmaktan geçiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Bu konuda yapılmış bir bilimsel çalışma yok, ya da varsa ben görmedim.
      Bana sorarsanız bu söylem devletin üst düzey yetkililerinin "herkes bir işçi almalı" gibi yarı talimat yarı ricalarından sonra işverenlerin kendilerini savunmak için geliştirdiği bir söylem olarak ortaya çıktı. Her şeyin bir fiyatı vardır. Arz ve talep kesişmeden kalamaz. Kalmışsa bilin ki orada fiyatta bir sorun var demektir.
      Eğer bir işveren iki lisan bilen deneyimli bir mühendis arıyorsa bu kişiye asgari ücret teklif edemez. Eder de o kişi bunu kabul etmezse de arkasından "iş beğenmiyorlar" diyemez.

      Sil
    2. Hocam, işverenler bu konuda haklı ve samimi olabilir. Yazılım sektörü için konuşuyorum. İş belli, niteliği belli ve piyasadaki ücreti de belli. Örneğin tavanı 10bin TL maaşlı bir işi ele alalım. Bu maaşa başka bir firmada çalışan bize başvuruyor ve 15bin TL'den kapı açıyor, anlaşamıyoruz. Yetiştirmek üzere deneyimsiz alalım diyoruz, çok zaman ve emek istiyor. Yetişene kadar da firmaya istediğimiz düzeyde bir katkısı olmuyor. Bu nedenle de maaşı düşük oluyor. Bu elemanlar da 5-6 ay çalıştıktan sonra o tecrübe ile bizde 2500 TL maaş alıyorlarsa başka bir şirkete 3500 TL maaşla geçiveriyor, hiçbir küçük fırsatı kaçırmıyorlar. Bir yıl çalış, kendini geliştir, biz seni ve gayretini görelim, yıl sonunda teklifimizi yapalım değil mi? Ama hayır, vefa da kalmamış. Böyle vefalı elemanlara biz sahip çıktık, hakkını fazlasıyla verdik ama bu tip insan 100de 1 çıkıyor maalesef. Yazılım sektöründe nitelikli eleman bulmak çok zor ve nitelikli eleman da Türkiye'de yaşamasına rağmen ABD ve Avrupa düzeyinde maaş istiyor ama biz de Türkiye'de faaliyet gösteren bir firmayız. Şartlar bu. İşveren olarak ne yapalım? Biz de çok yorulduk hocam. Eleman sıkıntısı yüzünden büyüyemiyoruz, hatta küçülmek zorunda bile kalacağız gibi gözüküyor. Sonuç olarak, inşaat sektörü gibisi yok hocam :) Yazılımcılıktan inşaata kayacağız, ciddiyiz bu konuda.

      Sil
  33. 2010 yilinda cumhurbaskanligina yazi yazdim bu sorunla ilgili tesbitlerimi ve cozum onerilerimi referandumdan once yazdigim yazi.
    Turkiyede tum meslek gruplari belirlensin ve hukuksal duzenlemesi yapilsin diye. Mesela ben turizm mezunuyum hem meslek lisesi hem universite 8 yil egitimim var bircok birinciligim fakat hicbir otel beni degerlendiremitir mu. Hayir sebep para vermezler 12 saat calisirsin yazlik otelse kisin issizsin sehir oteli ise aldigin kira parasina gider. Bakin isverenler sahtekar oldugunu aciklamiyorsa ben aciklayayim. Isci alimlari soyle yapiliyor ik firmasina isci alacagini soylerler calisacak kisi ik firmasinda gorunur yani taseron 2 yil sonra kadro yalani hep soylenen. Istenilen nitelikler 28 yasini gecmeyecek universite mezunu olacak yabanci dil bilecek 2. Dil tervih sebebi bilgisayar bilecek otel programlarini bilecek prezentable olacak mesleki deneyimi olacak hepsi olacak asgari ucret alacak ilginc olabi patronda olnayan ozellikler sizde olacak kolelik yapacaksiniz ve bununlada bitmez devam edeyim. Haftada 1 gun izinlisiniz fakat sakal trasiniz begenilmedi izin iptal herzaman duzenli tras olacaksiniz temiz giyineceksiniz duzgun konusacaksiniz kendinizi gelistireceksiniz parfum deodorant ayakkabi ve giyimize ozen gistereceksiniz bunlari asgari ucrete yapacaksiniz. Sakamisiniz siz yaa.
    Turkiye emek somurusu vardi artik bu tavan yapti cunku yabanci isci cenneti oldu turkiye. Afgan vatandaslari sigortasiz cok ucuz paraya irman isleri insaat hamallik mobilya sektoru dahil imalat sektorunun 1 numarali aranan elemani suanda bu adamlar turkce konusamiyor birakin meslek lisesini okul okumamislar bunlari fabrikalar cakistiryor ufak yerler degil yol yapil asfalt kopru yapim islerinde artik bunlar var. Hatta firinlar damacana su satanlar vs. Cok sektorde afgan 1 numarali ucuz isci digerlerini yazsam kitap olur.
    Turkiyede istihdam sorunu var kimse is begenmiyor yalanina sarilan terbiyesizler bu vatan icin sehit olanlar turk vatandasi 15 temmuzda sokaga cikan turk vatandasi bu hukumete oy verende bu turk vatandasi deeiginizin hesabini veremezsiniz yazik sizin insanliginiza.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte benim yukarıda açıklamaya çalıştığım şeylerin somut örneği burada. Paylaşım için teşekkürler Ciddiyet.

      Sil
    2. bu fakirligimizle bu issizligimizle nereden geldigi belli olmayan afgan arap paki tipler sokaklarda cirit atip isleri kapiyor. Malum kisilerin ortak ozelligi turklerle kurtlerin arasina comak sokup mevcut parti ve liderine hayranlikla tapmalaridir yarin birgun bir secimde secmen olasi bir gezi tarzi barisicil eylemde paramiliter guc olarak karsimiza cikartilacak olan afgan paki arap tayfasina herkesin dikkat etmesi gerekir. Biz ulke olarak kurt ve turkuyle zaten yoksullugumuz ve issizligizmizle basimiz belada bir de aramiza comak sokan bu herifler nereden cikti

      Sil
  34. Turizm otelcilik sektoru 4 yil meslek lisesi 4 yil universite 2 yil yuksek lisans 2 yil doktora olmak uzere 12 yil egitim programi aciyor devlet.
    Benim cumhurbaskanina yazim meslekler belirlensin hepsinin hukuki duzenlemsi anayasal guvenceye alinsin. Ben okuyorum fakat bizim meslegimizi onune gelen yapiyor hukuki bir duzenleme yok ama bana diploma veriyosun ozaman okumaya gerek yok neden egitim veriyorsun. Turkiyede insanlar neden doktor , avukat , ogretmen, hakim, savci, muhendis, mimar, hemsire vs. Bu meslekleri seciyor biliyormuaunuz. Sebebi bu meslekleri okuyan bu isleri yapiyor her onune gelen avukat yada doktor olamiyor yada ogretmen olamiyor. Diger meslekrinde dunlemesi yapilmali uzmanlasma olmali mesleginde kendini gelsitirmeli isini bilecek probleme cozum uretcek insan olmali.
    Otuzden herkes devlet memuru olmak istitor sebebi kendi mesleginin gecerliligi yoksa yada cok fazla mezunu varsa neyapacak memur olacak kendine gaeanti is cunku meslegi disinda ise baslasa tekrar sifirdan asgari ucretten 30 yasindan sonra nasil is ogrenecek.
    Sorun meslek gruplarinin belirlenip duzenlemesinin olmamasi herke polis yada asker oluyor meslegi ogretmenlik aslinda ama mecbur is bulamdigi icin ne olursa yaparim oluyor. Insanlara gecinebilecegi para vermezseniz insanlar hangi is cok para ediyorsa oraya yoneliyor ticarette boyle degil mi hangi urun para ediyorsa onu uretiyorsun. Sorun insanlarda degil sistemsizlikte.
    Issizlik yaziniz bircok degerden uzak kalmis kusura bakmayin sizi samimi olarak deger verdigim icin soylutorum anlatacak okadar gercek varki meslek lisesi isin hikaye kismi patronlarin nitelikli eleman niceligini artirma cabasi baska birsey degil.
    Ben meslek lisesine karsi degilim kendimde mezunuyum yararini biliyorum fakat islerine gelmedigi icin bircok basarim oldugu halde asgari ucrete mecbursun diyorlar.
    Lutfen gencleri dinleyin yazik kac nesli yok etti bu zalim duzen gercekten yazik gunah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Turizm setorunde calisabilmek icin mesleki egitim almis olmak sarti gelismis ulkelerde var mi acaba?

      Sil
    2. Hocam sakamisin sen. Tabiki sartlari kurallari var oteldeki bolumler hangi sektorde var acaba. Bugun guvenlik gorevlisi olmak icin bile sertifika aliyosun hatta 2 unicersitede guvenlik onlisans bolumu var.
      Otelde siradan isci olarak bulasik camasir temizlik komi belboy meydanci bunlardan bahsetmiyoruz tabiki. Size otel deyince akliniza ne geliyorki.
      Ayrica turkiyede turizm hukukuna gore otelin yildiz sayisina bakarak turizm mezunu calistirma zorunlulugu var ama bu rakam 5 yildizli otelde % 25 dusun artik.
      Birine yilarca hijyen iletisim yabanci dil yiyecek icecek mutfak resepsiyon housekeping rezervasyon animasyon gibi bir suru egitim veriyosun 4 yil lise okutuyosun. Baskasi hicbirsey bilmeden baslayip turiste tecavuz etti diye sakiyosun aman duyulmasin kapat konuyu.
      Otelleri bilmeden arastirmadan konusmak kolay. Otel dedigim 5 yildizli bu soylediklerim pansiyon falan aile isletmesi 1 yildizli 2 yildizli isletmelerden bahsetmiyorum. Neyse arastir yurt disinda ancak garson komi belboy mutfakta demi olabilirsin. Tabi yabanci dil bileceksin. Konumuz zaten mesleki egitimin onemiyse mesleki egitim alanlarin is alanlarina isverenlerin ucuz isci almasi. Yani patronlarin meslek lisesi yalanina sarilmasi bunlar ucuz nitelikli bol personel istiyor sorun burada zaten.

      Sil
  35. hocam bu konuda söz sahibi olduğunuz için soruyorum. 2017 yılı üçüncü çeyrek Türkiye brüt dış borç istatistiklerinde 265 milyar dolar reel kesim ve 173 milyar dolar finansal kesim yani bankalar olmak üzere 438 milyar dolar brüt dış borcumuz var. Buradan net dış borç stokuna gelirken reel kesim olan 265 milyar dolar artı bankaların net dış varlığı olan -17 milyar dolar toplanarak 272 milyar dolar oluyor. Sorum şu reel kesimin yurt dışından hiç alacağı yok mudur direkt 265 milyar dolar mıdır borcu. Sitede bu yer almamış. https://www.hazine.gov.tr/borc-gostergeleri-sunumu?type=sub

    YanıtlaSil
  36. İşsizliğin sebebi bence üretmemek. Üretmemenin sebepler ise aşağıya yazdıklarımın hepsinin bileşkesi:

    Vatandaşlardan alınan dolaylı ve dolaysız vergiler çok fazla. Yıllık kazancımızın kabaca %55'ini devlete veriyoruz. Vermemiş olsaydık tasarruf yapacaktık, ekonomiye kaynak yaratmış olacaktık. Bu kaynak da başka kişi/kurumlara yatırım kaynağı olarak kredilendirilecekti. İş alanları ve istihdam artacaktı.

    Şirketler bir çalışanına 7bin TL net maaş veriyorsa, 7bin TL de devlete vergi olarak veriyor. Yani bir maaş çalışanına, bir maaş da devlete veriyor. Böyle bir düzende şirketler daha fazla kar elde etmek için çalışanına vereceği parayı azaltmanın yolunu arıyorlar. Mühendis maaşları geçtiğimiz 5-10-15 yıla oranla inanılmaz bir düşüş içerisinde. Bu halde kişi hakettiğini düşündüğü maaşı alamadığı için işsiz kalmayı yeğliyor. Yeterli şartları sağlayanlar yurt dışına gidiyorlar. Şirketler üzerindeki bu vergi yükü az olmuş olsaydı şirketler daha fazla kişi çalıştırabilecekti. 2 kişinin işini 1 kişiye zorla yaptırmak yerine 2 kişi istihdam edecekti. Hakettiği maaşı aldığını düşünen kişiler daha mutlu ve üretken olacak, toplam katma değere daha çok katkı sağlayacaktı.

    Bankaların reel faizi (-) eksi olduğu için insanlar paralarını bankaya yatırmak yerine ev araba alma gibi şeylerde kullanıyorlar. Arabayı biz üretmediğimiz, başka ülkelerden ithal ettiğimiz için de o ülkelerin ekonomisine katkıda bulunmuş oluyoruz. Ev alındığında da parayı betona gömmüş oluyoruz. İnsanların paraları yatırım yerine harcamaya gidiyor. Tasarruf oranının düşük olmasından dolayı kişiler/kurumlar pahalı kaynaktan dolayı yatırımı daha az yapıyorlar.

    Sınavlarda soru çalma olaylarından dolayı ve yazılı sınavların yanına son aşamada bir de sözel sınav getirildiği için, sözel sınavı yapan kurul belirli bir siyasi görüşten olduğu için hakeden insan hakettiği yere gelemiyor. Memur, hakim, savcı, zabıt katibi, doktor, mühendis, subay, öğretmen, trt çalışanı, vs devlette istihdam edilmeyi hakedip edilmeyenler özel sektörde daha güvencesiz, daha az maaşlı, daha az nitelikli işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Haketmeyen insanların tüm yönetime ve bürokrasiye hakim olduğu bir sistem hakim kılınmış olunuyor. Umutsuz gençler yığınını ortaya çıkartan bu durumun bir sonraki aşaması şu oluyor: 9 yıl hakimlik sınavına hazırlanıp sınavları geçip sözlü mülakatı o siyasi görüşe ters olduğu için geçemeyip intihar edip hayatına kıyan genç...

    Ülkemizde kapitalizmin kuralları işletilmeyip bunun yerine ahbap çavuş kapitalizmi işletildiği için sanayii, kobiler, sektörler gelişemiyor. Koç-Sabancı-Ülker-Doğuş-Zorlu-Eczacıbaşı gibi büyük gruplar tesla arabası üretmek, samsung telefon üretmek, uber yazılımını üretmek, kanseri yenen aşı tarzında arge ve katma değeri yüksek ürünler üretmek yerine su satıyorlar, liman işletiyorlar, bakkalcılık yapıyorlar...

    Hukuksuzluktan dolayı yabancı yatırımcılar ülkemize doğrudan yatırım yapmaktan çekiniyorlar. Yeni işler, sanayi kuruluşları açılamıyor.

    Geciken adalet adalet değildir kuralından dolayı kobi şirketleri batıyor. A şirketi B şirketine proje yaptırıyor, B şirketi 10 kişilik proje grubuyla işin altından 1 senede çıkıyor, iş bitiminde verilmesi gereken para A şirketinden B şirketine verilmediği için mahkemelik oluyorlar ve mahkeme 2 sene sürüyor. Toplamda 3 sene kendini çevirmek zorunda kalan B şirketlerinden bazıları batıyor.

    İhaleler yandaş şirketlere veriliyor, diğer şirketlerin ticari hayatını devam ettirebilmesi git gide zorlaşıyor. Yandaş olmayan kişilerin ise, ihaleyi alan bu şirketlerde iş bulabilmesi imkansız oluyor. türkiye.gov.tr gibi, istanbul kart gibi şirketlerde onlardan değilsen bırak çalışmayı iş başvurusunda bile bulunamazsın!

    Mülkiyet hakkı gasp edilip kişilerin şirketleri/malları yandaşlara veriliyor, turkcell, çeaş, kepez, atv, sabah, akşam, yapı kredi bankası, vs.

    Part 2---->>>

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne guzel yorum yapiyorsunuz, zihninizi gelistiriyorsunuz. Ancak kaliplarin icerisinde kalip, insanlarin soylemlerini sorgulamadan tekrarlarsaniz bu aktiviteniz pek basarili olmaz.

      Ornegin ne demektir 'betona gommek'. Bu lafi duymussunuz belli. Ancak bu lafi ortaya atan belirsiz. Siz bana oyle bir yatirim soyleyin ki en az 30-40 sene islevselligini saglasin. Oyle bir yatirim soyleyin ki karsiladigi ihtiyac sizin hayatta kalmaniz icin oncelikli gerensinimiz olsun. Boyle bir yatirima "gomme"yip de, kripto paraya mi gomsunler insanlar paralarini? Ya da Endustri 4 kok 15'i mi beklesinler? Akan kokan evlerde yasayip banka sermayedarlari paralarini caz konserlerine, sundur sanat aktivitelerine gomsun diye omurlerini mi tuketsinler?

      Turkiye'de gereginden fazla konut insa edildigi anlamina geliyorsa bu "betona gommek" oyle bir durum da yok, aksine konut ihtiyaci hala fazlasiyla mevcut.

      Sozun ozu, yapmis oldugunu yorumlari takdir ediyorum fakat birilerinin propagandasini sorgusuz sualsiz tekrarlamanizin fayda eder bir yanini goremiyorum. Uyarmak istedim.

      Sil
    2. Teşekkürler yorumunuz için. İnanın kimin "hangi siyasinin" söylediği bile bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da şu: Dünyadaki para bolluğundan dolayı bir kaynak oluştu ve bu kaynağı Güney Kore gibi bazı ülkeler arge&sanayii&üretim temelli harcarken, son 20 yılda bizde bu konularda çok bir gelişme olmadı. Bunun sebebi ise bu parayı biz betona gömme şeklinde kullandık çoğunlukla. Elbette insanların konut ihtiyacı karşılanmalı, arz talep dengesinde hala bir açık varsa bu kapatılacaktır. Ancak sorun şu ki 30 yılda çürüyen ve yıkıp tekrar bina yapmanın israf olduğu. Yurt dışında 100 yıllık evlerde kalıyorum ve hala taş gibi. Kentsel dönüşüm projelerinin sebebi olası bir depremde kişi kaybını ve bina hasarını en aza indirmek gibi görünse de asıl olan bunun sebep değil sonuç olması. Kentsel dönüşümün sebebi o binaları dayanıklı yapmamış olmamızdan dolayı. Emin olun bu yeni yapılan evler de 30 yıl sonra yıkılıp Kentsel dönüşüm 2.0 adını takıp yenisi yapacaklar. Bu kısır döngünün kimseye yararı yok. Fabrika yapılması için kullanılan kaynağa kimse betona para gömüyor demiyor!

      Sil
    3. Fatih Aksu, ABD'de evlerin (hemen hepsi agactan) 30 yilligina yapildigini belirteyim. Yikarlar yeniden yaparlar. Bizde finansman eksiginden dolayi cok iyi yapilar yapilamiyor(du). Daha yeni yeni 10 yil vadeli astronomik faizlerle borclanilabiliyor.

      Dusunun bir kere insanlar su anda 30 yillik bankalari zenginlestirmeyecek faizlerle mortgage borclanabilseler (Bati ulkelerindeki gibi), 100 bin lira degil 300 bin lira odeyebilirler. Muteahhitte ona gore uc kat daha kaliteli bina yapabilir, 30 yil degil 100 yil ayakta durur. Yeter ki finasman olsun.

      Para bollugu melelesinin de gene bu 'betona gomduler' ile kardes yorumlar oldugunu da soylemeden gecemeyecegim.

      Sil
  37. Part 2---->>>

    En az 3 çocuk, 3 de yetmez 5 çocuk diye propaganda yapıldığı için nüfus orantısız bir şekilde artıyor ve bu insanların eğitimi, topluma entegrasyonu, istihdamı zorlaşıyor. Her sene 1 milyon yeni genç işsizin piyasaya çıktığı bir sistem ne kadar sürdürülebilir? Hollandanın nüfusu 17 milyon! Kapitalizmin en gelişmiş olduğu yerlerden biri olan Almanya ben çocukken 80 milyondu, Türkiye ise 60 milyondu. Şu anda Türkiye 80 milyon, Almanya hala 80 milyon!

    Eğitim sistemi tamamen yap boz'a dönmüş olduğu ve planlama olmadığı için ilkokuldan üniversiteye kadar her yerde eğitim kalitesi düşüyor. Dağa taşa her yere niteliksiz üniversiteler ve bölümler açılıp arz-talep dengesi gözetilmediği için yeni mezunlar genelde kendi işini yapacak iş bulamayıp, işsiz kalmamak için düşük maaşlarda istemediği, kendisine pek uygun olmayan yerlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.

    Teşvik sisteminin baştan aşağı yanlış olması, paraların devletten yani vergilerimizden, yandaşlara aktatırılmasından başka hiçbir işe yaramaması.

    Denetimsizlik. Devlet 16 yaş altı çocuk işçi çalıştırmaya göz yumuyor. Şirketleri denetlemiyor, onları biliyor ama ceza uygulamıyor. Kayıt dışı istihdam sayısı biliniyor, hangi şirketlerin yaptığını da biliyorlar ama hiçbir şekilde bunları kayıt altına almak için uğraşmıyor. Denetim ve Hukuk mekanizmasını çalıştırmıyor.

    İşsizlik fonunu, işsiz kalanların ve mezun olup istihdama yeni katılacak olanların iş bulabilmesini kolaylaştıracak eğitim, kişisel gelişim gibi şeylere harcanmaması. Onun yerine bu fonu ne yaparız da hiç ederiz, yandaşlara aktarırız diye cin bir fikir ortaya atıp, her sene ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar.

    İşçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili olumsuz anlamda dünya lideri olmamıza, her ay ortalama 110 insanın iş kazalarında hayatlarını kaybetmelerine rağmen hiçbir önlemin alınmaması, denetim ve ceza mekanizmalarının çalıştırılmaması. 3. havalimanında bu zamana kadar hayatını kaybedenlerin sayısı 400!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sn fatih aksu, nufusun artmasi insanlarin coluk cocuga karismasi ortalama 3-4-5 cocuk yapmasi riziktir. bebe rizkiyla dunya hayatina gelir bu dunyada takilir. bizi yaratan kutsayan rizkimizi verir kimse ac kalmamistir bu dunyada.

      Sil
    2. Afrika'da açlıktan ölen çocukların yaşadığı yer bu dünya değil mi sayın adsız 09:02?

      Sil
    3. Afrikada acliktan olen cocuklar emperyalistler ve dis gucler sayesinde vefat ediyor. Emperyalistler ve dis gucler yuzunden ac kaliyorlar. Cunku emperyalistler Afrikayi ve bilcumle bizim cografyamizi somuruyorlar.

      Sil
    4. Sayın Fatih Aksu güzel noktalara değinmişsiniz. Üzerinde daha çok düşünerek,araştırarak daha iyisini de yapabilirsiniz.

      Yazdıklarınızdan aklıma takılanlar;
      Vergilerin fazla oluşundan dem vurdunuz. Sizin fikrinizi almak isterim tabi her zaman Mahfi Beyin fikirleri de çok önemli. Burada verginin dağılımı değil (dolaylı/dolaysız) çokluğu sorun olarak görülüyor.Sorun gelirin azlığı esasında. Sizde esasında bunu dile getiriyorsunuz, vergileri azaltırsak gelirimiz çoğalır diyorsunuz. Gelirimiz çoğalır terimi yanlış olabilir ama. Doğrusu hanehalkının harcanabilir gelirinin artmasıdır. Yani devletin geliri azalır hane halkının geliri artar eşitlik sıfır olur bu aşamada. Hanehalkı bu artan geliri harcamayıp tasarruf ederse, bu tasarrufu devlet kullanacaktır geliri azalmasından dolayı. Yani tasarruf da değişmeyecek sadece dağılımı değişecek. Hele hanehalkı bu harcamaları yatırıma değil tüketime özellikle ithalat ağırlıklı tüketime harcar ise sonuç daha olumsuz olacaktır.
      Birbirimizin sakalını keserek ne geliri ne tasarrufu arttırabilir bne de borç oranlarımızı düşürebiliriz.

      Gelir yaratma kapasitemizi arttırabilmemiz lazım. Bizde bu kapasite istenilen ölçüde artmıyor bilakis pay sahipleri artıyor.

      Ücret üzerindeki baskılar için söylediklerinizin de temelinde bu var. İşveren gelirini arttıramadığı için maliyet kısıntısına daha çok başvuruyor.

      Evet eksi reel faiz nedeniyle hanehalkının önemli bir tasarrufu müteahhitlere ve bankalara aktarılıyor. Sanayici müteahhitliğe özeniyor. Neden kendi işinden bu kadar kolay yüksek kazanç sağlayamıyor. Yine farkettiyseniz gelir kapasitemiz ile alakalı. Sanayide bu geliri yaratabilseydik müteahhit sanayici olmaya özenecekti. Sanayi ve ona bağlı sektörler ayağa kalkacak nitelikli personel talebi artacak, ücretler üzerindeki aşağı yönlü baskılar yerini yukarı yönlü baskıya bırakacaktı. Bu aşamada insanlarımız daha çok özel sektörü düşünecek, girişimci olmaya can atacaktı.

      Her sorunumuzun temelinde gelir yaratma kapasitemiz yatıyor. Peki bu kapasiteyi yaratamama (ya da istenilen düzeye çıkamama) nedenleri neler?

      Kısa vadede yapabileceklerimiz çok daha önemli bana göre. Çünkü bu bir bayrak yarışı. Orta vadeye güzel bir teslim yapamazsak uzun vade de bugünden farklı bir sonuç elde edemeyiz. Örneğin başarılı bir mühendis yetiştirebilir ama bugünü boş geçirirsek o zamana bu kişi istihdam edecek bir sektör ortaya koyamazsak ne değişecek. Bu kişi ya devleti düşünecek ya da yurtdışını.

      Yazdıklarınıza karşı değilim yanlış anlamayın. Sizin eleştirinizle ben daha iyisini ortaya koyabilirim. İlerleme böyle oluyor fikir alışverişiyle. Siz birşey yazıp düşündürtüyor, ateşliyor, karşı fikirlerle bir sonuca ulaşabiliyoruz. Tıpkı her zaman Mahfi Beyin yaptığı gibi.

      Sil
    5. Mahfi Egilmez, Allah veriyor ama kullari da caliyor.

      O yuzden sizin hayranlikla baktiginiz batililara biz hayranlikla bakamiyoruz. Hirsizliklarini ve caldiklari servetlerin uzerinde yasadiklarini goruyoruz, caldiklari yerlerde yasayanlarin haklarini, geleceklerini gasp ettiklerini soyluyoruz.

      Sil
    6. Hırsızlığın nerede çok olduğuna bir daha yakından bakın isterseniz.

      Sil
    7. Mahfi Egilmez, sizin gorebildiginiz hirsizlik, somurgecilerin kendi mallarini korumak icin yazdiklari kanunlara ve duzene karsi gelmektir.

      Benim gordugum hirsizlik ise insanlarin yasam haklarini, geleceklerini elinden alan, adaletsizlik ve zulum iceren "legal" ya da degil her turlu davranistir.

      Haliyle ben bakinca hirsizligin nerede cok oldugunu cok iyi goruyorum ancak, sizin gorebileceginizi sanmiyorum. Cunku bunlar kitaplarda, yonetmelik ya da kanunlarda yazmiyor, halklar arasinda konusuluyor, dillendiriliyor, siz mahrum kaliyorsunuz.

      Sil
    8. Hayır ben de aynısını söylüyorum. İnsanların yaşama haklarını, geleceklerini elinden alan, adaletsizlik ve zulüm içeren "legal" ya da değil her türlü davranış batıda mı çok yoksa bizim bulunduğumuz bölgede mi çok? Bir kez daha inceleyin isterseniz.

      Sil
    9. Bizim necip milletimizde hirsizlik ahlaksizlik ve arsizlik yok cok sukur hamdolsun! Batida her turlu rezillik rusvalik ahlaksizlik almis basini gidiyor. Turkiyemiz adeta mucevver gibi parliyor. Bu millet oyle bati gibi arsizligi ahlaksizligi hirisizligi yagmaciligi yolsuzlugu cocuk istismarciligini bilmedi allahima bin sukurler olsun.

      Sil
    10. Çok doğru, şükürler olsun ki durum öyle.

      Sil
    11. Bu arkadaş "hırsızlık, çaldıkları servet" falan derken batının sömürgeci geçmişini, Afrika'da, Kuzey-Güney Amerika'da, Asya'daki bazı ülkeleri sömürge haline getirip halen de bir kısmında etkinliklerini sürdürdüklerini anlatmaya çalışıyor galiba. Bu konuda çok haksız sayılmasa da batı ülkelerinin daha sonra geçirdikleri evrimi görmek istemediği gibi o çok öykündükleri, hayran oldukları Osmanlı'nın geçmişini ya bilmiyor, ya da Osmanlı'yı TRT dizilerinde gösterildiği gibi zannediyor. Birilerine taş atmadan önce sırça köşkte oturmamaya dikkat etmek gerekir. Ona sorsanız batı yağmacıdır ama Osmanlı'nın yaptığı, şanlı fetihlerdir. Üstelik Osmanlı batının geçirdiği evrimi de geçirememiş, olduğu yerde bile kalmayı becerememiş ve o beğenmedikleri batıya olan borçlarını ödeyemez hale geldiği, batının geçirdiği sanayi devrimini atladığı için çöküp gitmiştir. Bugün batı sömürgeciliğinin etkilerini yaşamış ülkelerin çoğu o sömürgecilerden nefret etmezler ama Osmanlı'nın "şanlı" fetihleri ile özgürlüklerini kaybetmiş olan milletler ilk fırsatta, ne pahasına olursa olsun kendilerini kurtarmanın yollarını aramışlar ve Osmanlı'nın beceriksizliği, dünyayı okuyamamasına neden olan bilgisizliği, basiretsizliği nedeni ile bunu yapabilmişler, halen de Türk adını Osmanlı yüzünden nefretle anmaktadırlar.

      Sil
    12. Bir başka bakış acısıyla ben ülkedeki tarim, tekstil gibi sektörler hariç bütün sanayi kollarinda ve ana hizmet alanlarindaki rekabet eksikliği (bozukluğu) tüketici kesmini soyup enerjisiz (sermayesiz) bıraktığını düşünüyorum. Oligapol pazar yapısıyla bu ülkede geniş halk kesimlerini çaresiz sadece günü yaşamaya çalışan iş bulursa kendini şanslı gören modern köleler haline getiriyor. Rekabet kurumu diye bir yer var ama! Sanki ön açmak için. Fiyatı hep beraber belirleme lüksüne sahip bu soyguncular, üretimi ancak balli kârları devam etmek veya daha fazla kâr etmek sartiyla artırıyor. Tüketim düştüğü zaman fiyat sabit kalırken işçiler önce ücretsiz izne, uzarsa kapıya konuyor. Ne tüketicinin nede çalışanın en ufak koruyani, guvencesi yok.
      Teknojinin gelişmesiyle üretimler ikiye katlanırken çalışan sayıları yarıya düştü, korkarım yakında çok daha dramatik iş kayıpları kapıda. Günümüzün canavarlaşmiş kapitalist sisteminin çarkları çalıştıkça üretim ve kritik hizmetler komple birkaç oyuncunun elinde toplanmaya devam ediyor. Bugün eldeki birikimler ve yabancı sermaye inşaata kanalize edilerek daha geniş bir kesmin üretim ve hizmet üretimine katilmasi sağlanabiliyor fakat bunun sürdürülemez olduğu herkesin malumu.

      Sil
    13. Sayın Timur Çimen, teşekkürler yorumunuz için. Her sorunun temelinde gelir yaratamamak ya da istenilen düzeye çıkamamak olarak bir çıkarsamada bulunmuşsunuz. Düşününce bana da mantıklı geldi. Ancak bu sebep değil sonuç bana göre. Yani bence katma değeri yüksek ürünler üretememek sebep. Bunu yapamadığımız ve ana mal'ı değil de ara mal'ı ürettiğimiz için yeterli gelir yaratamıyoruz, bu da sonuç. Örneklerle anlatacak olursam:

      Android işletim sisteminin kendisini geliştirmek "üretmek", ana mal. Bunu yapamıyoruz, çünkü hiç bir şirket bu tür zor işleri yapmaya girişmiyor ülkemizde. Çünkü bunu yapabilmek vizyonu olan patronlar/holdingler ile, iyi eğitilmiş çalışanlarla, bu çalışanların haklarını verip onları mutlu etmekle, iyi bir planlama ile, karar ile olur. Biz bu koşulları sağlayamadığımız için Android işletim sisteminin yanında çalışacak Android uygulaması yapabiliyoruz, ara mal. Android uygulaması yapmak üretim gibi görünse de yazılım tüketimi. Kazanılan para da doğal olarak ana mal'ı üretene göre çok çok az oluyor.

      Yukarıdaki örneğime denilebilir ki uber de bir uygulama ama belki Android işletim sistemini yapanlardan daha çok kazanıyor, uber'i neden yapamıyoruz? Ancak burada bilinmesi gereken şu: uber gibi yazılımlar sadece Android ve iOS uygulamalarından ibaret değil. Bu uygulamalar uber sisteminin son kullanıcılarla olan iletişimini sağlayan araçlar. Asıl iş, hayatı kolaylaştıracak, işletmelerin ve son kullanıcıların sorunlarını çözecek bu fikri düşünmek, bulmak, mimarisini kurgulamak, arge'sini yapmak, ürün üzerinde çalışıp ortaya çıkartmak ve sorunsuz çalışmasını sağlamak. Türkiyedeki sistem uber gibi bir şirket çıkartamıyor. Bunun yüzünden de gelir yaratılamıyor veya istenilen gelire çikartılamıyor.

      Güneydoğu Anadolu bölgemizde tekstilde iyiydik. 100 yıldır tekstil sektöründe olup da 1 tane İspanyol inditex gibi bir şirket çıkartamamış olmak başka bir örnek. Inditex 1963 yılında küçük bir işletme olarak başlayıp Dünyanın en büyük şirketlerinden biri oluyor da, neden bizim tekstil firmalarımızdan hiçbiri olamıyor? Arge, kimya, biyoloji, teknoloji ve tekstil'in birleşimi olan high tech clothing alanına neden geçemedi bu tekstil firmalarımız? Buradaki sorun üretmemekten ziyade, marka oluşturamamak, yeni bir vizyonla arge ve teknoloji ile birleştirerek katma değeri yüksek ürün üretememek.

      Bunlar gibi her alandan örnek verilebilir. Dünya farklı bir yere gidiyor ve biz eğitim-hukuk-sağlık-sanayi-iş yaşamı gibi sistemleri doğru kurgulayamadığımız için hep o ülkelerden geri kalıyoruz.

      Vergi yorumunuz üzerine ne demek istediğimi daha açarak ifade etmek istedim. Türkiye ve ABD karşılaştırması yaparsak: Türkiyede doğrudan vergiler kabaca %30-35 arasında, ama dolaylı vergiler o kadar çok ki, her sene %20-25 civarında dolaylı vergi vermek zorunda kalıyoruz. kdv, ötv, mtv oranları çok yüksek. Toplamda 1 senelik kazancımızın %55 civarı devlete gidiyor. Bize az para kaldığı için de, insanlar az olan parayı biriktirmek yerine harcama yolunu seçiyor. Dolaylı vergiler ABD'deki gibi olsaydı kabaca %5-10 dolaylı vergi verecektik, ABD'de doğrudan vergiler de %30-35 civarında olduğundan dolayı toplamda cebimizden daha az para vergiye gidecekti. Mesela ABD'de taşıtlar vergisi yıllık 40 dolar == 152 TL , Türkiye'de aynı araç için 2512 TL . ABD'de birisi ortalama 3000 USD geliri olsa, yıllık 36000 USD, yıllık gelirinin %0.11'ini taşıtlar vergisi olarak verirken Türkiye'de birisi ortalama 2500 TL geliri olsa, yıllık 30000 TL, yıllık gelirinin %8.37'sini taşıtlar vergisi olarak veriyor. Bu sadece araba'da böyle değil. Bir market alış veriş listesi hazırlayın, aynı listeyi hem ABD'de alın, hem de Türkiye'de alın, elinizdeki fişlerde devlete giden vergileri karşılaştırın arada uçurum olduğunu göreceksiniz.

      Sil
    14. Adsiz 19:16, Osmanli'ye oykunen yok da, garip bir sekilde Osmanli'dan nefret eden, ama neslinin bu topraklarda bulunmasini oyle ya da boyle ona borclu olanlar var.

      Egrisiyle dogrusuyla Osmanli gecmis gitmis. Hic dusundun mu acaba niye nefret ediyorsun? Kim asiladi sana bu nefreti, ve neden asiladi?

      Osmanli ile Bati medeniyetleri arasinda da hicbir benzerlik yok. Belki Rusya ile kurabilirsin, ancak bati monarsileri ile Osmanli arasinda daglar kadar fark var. Haklisiniz, dizilerden tarih ogrenilmez. Ama Osmanli'yi size anlatilanlardan, ya da okul kitaplarindan ogrenemezsiniz, tavsiyem objektif kaynaklardan ogrenin, lisaniniz varsa ozellikle yabanci kaynaklardan okuyun, zira yerliler "hala" Cumhuriyet propagandasini atabilmis degiller. Osmanli Avrupa tarihi icin tartisilmaz oneme sahip bir imparatorluktur. Begenilip begenilmeyecek bir "konu" degildir.

      Sil
    15. Adsız 02:31

      Osmanlı ile ilgili gerçekleri yazmak ne hikmetse "nefret etmek" oluyor. Mevcut iktidarla ilgili gerçekleri yazmanın "nefret, iftira, vatana ihanet v.s." olması gibi. Ya da islâmla ilgili gerçekleri yazınca "din düşmanı" ilan edilmek gibi. Bence siz beni düzeltmeye çalışmayı boşverin, ben 60 yıllık ömrümde yerli-yabancı yeteri kadar kaynak okudum. Siz Cumhuriyetten neden nefret ettiğinizi bulmaya çalışın. Ahir ömrünüzde kendinize yapabileceğiniz en büyük iyilik bu olur.

      Sil
    16. Adsiz 13:20, siz soyle soluklanip yazdiklarinizi bir daha okuyun sonra neden nefret etmek oldugunu gorursunuz.

      Cumhuriyet'ten nefret etmiyorum. Ama halkin sectigini begenmeyenler, halkin tercihlerini dogru bulmayanlar da Cumhuriyet'i seviyor mu, ne oldugu hakkinda fikirleri var mi hic sanmiyorum. Cumhuriyet'ten nefret eden ariyorsanuz boyle mirildananlara bakin.

      Sil
    17. Sayın Fatih Aksu katkılarınız için teşekkür ederim. Düşünerek, birbirimize destek olarak ortak bir noktaya varabiliyoruz.

      Haklısınız gelir de bir sonuç. Onun bir öncesi katma değerimizi yükseltebilmek. Evrensel değerler ortaya koyabilmek verdiğiniz örneklerdeki gibi. Birbirimize bu noktada yakınsadık.

      Vergi hususunda da birbirimize yaklaştığımızı düşünüyorum son açıklamalarınızda. Amerikalının gelirinin yüksekliği nedeniyle vergi oranları düşük oluyor. Yüksek katma değerli üretim dolaylı verginin payını düşürüyor. ABD maliyesine bu konuda elini rahatlatıyor. Tabi güçlü otomotiv sanayisi ve markalarını da unutmamak lazım. Bizde ise düşük katma değerli üretim nedeniyle işletme karının tamamını kayıt altına alsanız hepsinden vergi tahsil etseniz de tahsil edeceğiniz vergi düşük kalır. Neden işletme karlarının tutarı dolaylı verginin payını yüzde 30 lara indirecek noktada değil. O yüzden dolaylı vergilere yükleniliyor. Yine gelir azlığı sorunu.

      Sil
  38. Hocam bir de iyi üniversitelerin iyi bölümlerinden derece ile mezun olan, sizlerin yaptığı gibi devlete millete hizmet etme ideali bulunan, Kpss ve sonrasında kurum sınavlarında yüksek puanlar alan lakin son aşama olan mulakatta "yeterli bulunmayarak" elenen vatanperver gençlere tavsiyeleriniz ve bahsedilen sorunu çözmek için önerilerinizi de istiyoruz. Bu gerçekten çok büyük bir sorun, kamu personelinin alım sürecinde yaşananları lütfen sizler de dillendiriniz. Sizi seviyoruz. Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konu çok üzücü bir konu. Geçmişte bir kaç kez yazdım. Ama ne yazsak boş.
      İyi yetişmiş gençler için yapılacak şey eğer kamu kesiminde olmuyorsa özel kesime yönelmek ve bir yandan da farklı alanlarda yüksek lisans yaparak bilgiyi geliştirmek. Mesela mühendislik ya da ekonomi okumuş bir kişinin özel kesimi hedefliyorsa finans yüksek lisansı yapması doğru seçimdir.

      Sil
  39. Hocam yazınızı dikkatle okudum. Teşekkür ederim paylaşımınız için. Fakat bir sorum olacak. Sizce gizli işşizlik oranı ve kayıt dışı çalışan oranı nedir? Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gizli işsizlik oranıyla ilgili bilimsel bir çalışma görmedim. Bazı tahminler var ama ne kadar doğru bilmiyorum. Gizli işsizlik daha çok tarım kesiminde var ve tarım kesiminde istihdam düştükçe gizli işsizler de azalıyor.
      Kayıt dışı işsizlik TÜİK'in tanımına göre herhangi bir sosyal güvenlik sistemine bağlı olmaksızın çalışanların toplamı. Kasım 2017 de istihdam edilenlerin sayısı 28,5 milyon, kayıt dışı çalışanların oranı da yüzde 33,6. Buna göre Türkiye'de kayıt dışı istihdam edilenlerin sayısı 9,5 milyon kişi olarak çıkıyor.

      Sil
  40. Hocam saygılar... koca internette, bu ticaret savaşlarının dolar ve euro kuruna etkisinin ne olacağına dair tek satır bir yorum bulamadım... fikirlerinizi merak ediyorum... kolay gelsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bulamazsınız, bulsanız da tam olarak yön gösterici olmaz çünkü ticaret savaşlarının boyutunun nasıl olacağı ve nerelere varacağı bilinmiyor. Olsa olsa spekülatif tahminler yapılabilir.

      Sil
  41. Sayin Hocam bu yaziniz da cok önemli bir konuya deginmissiniz, sag olun var olun.
    Sayin hocam egitim cok önemli ancak bu egitimli is gücüne talep'in olmasi da cok önemli. Yurtdisinda yasiyorum , berberden boyaci-badanaciya, oto tamircisinden tesisatciya kadar hemen hemen her is dalinda meslek okullari var. Ancak bu is yerlerinin de bu okullardan mezun olan insanlari calistirmak zorunda. Yani bir oto tamircisi dükkaniniz var ise burada calisanlar bu egitim almis kisiler olmak zorunda. Aksi takdirde meslek odasi size yaptirim uygular. Bu burada calisan ve bu egitimi almis kisiler de haklarini sendikalari vasitasi ile savunurlar ücretlerini toplu sözlesmelerle belirlerler. Bizde ise is veren ücreti kafasindaki ücreti uygun olan "ben fayansciyim" diyen isciyi ariyor, bu adamin böyle bir egitimi varmi yok mu arayip sordugu yok. Dolayisi ile mesleki egitim önemsizlesiyor. Öncelikle alincacak önlemlerle mesleki egitim önemli hale getirilmeli. Egitimsiz kisileri düsük ücretle calistiran böyle is yerleri nedeniyle sizin arabaniz dogru dürüst tamir edilmez, fayansiniz düzgün dösenmez.... Saygilarimla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru tespitler ki paylaştığınız için teşekkür ederim.

      Sil
    2. Hocam benim anlattigimda tam bu iste. Meslekleri belirleyip buna uygun egitimleri verdiginiz kisiye okul bitince o isi yapacak kisi belgesi olan kisi olmali. Bizdeki gibi halk egitim kursu acip sertifika verip tamam sen bu isi yapabilirsin denilmemeli. Mesleklerin belirlenip hukuki duzenlemsi yapilmali.
      Bulgaristan olmasi lazim şoför olmak icin 4 yillik universite okutuyorlar baskasida o isi yapamiyor. Bizde ehliyet herkese veriliyor ve herkes sofor oluyor. Taksi minibus otobus kamyon tır makam soforu tur sirketinde sehirlerarasi sofor hep sofor meslegi oldugu halde şoför olanlarda var.
      Her meslegin hukuki duzrnlemesi olsa insan o meslegi okur isinde en basarili olmak icin calisir yapamiyorsa aglamaya gerek yok. Torpilinde yuksek oranda onune gecersin tamamen gecilmez tabiki ama turizm il mudurlugune turizm mezunu alirsin mesela suan turizm il mudurlugune imam hatip mezunu yerlestirme isini yapmazsin. Mesleki gerekliligi yabanci dil ise agirligi egitimde veririsin el berecesi ise okula alirken bizr yaptiklari gibi ( 1999 senesi ) mulakata alirsan gecemeyen okulu kazandigi halde okula giremez.
      Her meslek icin yeterliligi becerisini test edersin kalifiye eleman yetistirirsin.
      Ses sanatcisi olmak icin konservatuarda yetenek yarismasina giriyorsun sesin varmi kulak varmi alet caliyormusun test edilir.
      Ilginc olan okullari egitimi bu sisteme gecirmek icin mesleklerin hukuki duzenini anayasal duzrnleyecem diyen bir siyasetci yok cunku hepsi eskimis eskide kalmis genclerden gelecekten uzak anlik yasiyor. Mesela siyasetci su cumleyi soyluyor cok sacma biz gelelim memura zam ciftciye destek olacaz. Sanki ulkede yarisi memur yarisida ciftci. Bu eskiden ataturk zamanindaki mesleklerdi islerdi. Simdi bilgisayar muhendisi var firinci var kuafor var emlakci var pilot var vard var. Yani senin oy istedigin iki grup mu var bu sacma bir politika yilardir devam ediyor. Ataturk zamaninda dogru meslekler yoktu zaten suan ayni seyi devam ettiremezsiniz.
      Bizde politika belirleyici yada sozu gecen oneri tapan insanlarda eski kaliplarinda devam eden kendini gelistirmeyen arastirmayan baska ulkelere dahi bakmayan kendi gencine gelecegine hicbirsey sormadan kanun yapan bir yapi var.
      Google icat eden 2. Abdulhamit diyen akademisyende sorun degilde ogrencideyse gercekten ozaman hz. Nuh a.s. da oglunu cep telefonu ile aradigina ikna olmalisiniz.

      Sil
    3. Olması gerekeni yazmissiniz ama yukarida biri de bırakın fayansciyi, taksiciyi Türkiye'de universite hocasi olmak icin bile ilgili alandan doktora eğitimi almayı şart koşmayan üniversitelerin olduğunu yazmış. Dogruysa (ki doğrudur da) vay halimize! Taksicilikte doktora eğitimi al, git fayanscilik bölümünde hoca ol. Bu çürümüşlük üniversitede varsa diğer kesimlere laf etmek kimseye düşmez.

      Sil
  42. Koyde yasiyorum ne isi ne kariyeri kardesim, atlayin gelin koye birlikte yasayalim koyde is cok illa kravat takip baskasinin kolesi olma sevdasindan vazgecin artik. Bakin ben saygin bir universitenin fizik muhendisligini bitirdim simdi koyde tarim yapiyorum giyiyorum salvarimi takiyorum kasketimi isime gucume bakiyorum. Millet tuturmus memur olacam diye kariyer yapacam diye ceo olacam diye bak ben bu kafayla aga olacam siz hala kole olamayacaksiniz bu gidisle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En iyisini siz yapıyorsunuz.

      Sil
    2. Mahfi bey, buyrun gelin saygi deger hanimefendiyi de alin gelin size bir kuzu cevirme yapayim.

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim, gelmiş kadar olduk.

      Sil
  43. Issizligin tek sebebi FAIZdir yanlis duymadiniz faiz! Bakiniz faiz ranttir emek somurusudur yoksulluktur paradan para devsirmektir. Tum dinlerde anlayislarda yasaktir. Bu anlayisla; Ortaçağ'da faizle ödünç verme kesinlikle yasak edildi. Ortacagdaki bu guzel anlayistan ahlaktan gunumuzde ne kadar uzak oldugumuz ortadadir. Tekrar Ortacagdaki anlayisa donmekte faide var diye dusunuyorum. Cunku Ortacagda Avrupada Asyada Amerikada Latin AMerikada faiz yasakti. Issizlik de yok idi.

    Selamlar
    Mastirli Ekonomist Nusret Ramazan Yaman

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ortaçağda işsizlik yoktu çünkü kölelik vardı. Feodaliteyi bir inceleyin isterseniz mastırınız çerçevesinde.

      Sil
    2. Bir yasima daha girdim biri bana soyleseydi ortacaga gidelim guzellemesi yapsaydi inan inanmazdim! Gule gule kardes biz baska cagdayiz artik!

      Sil
    3. İnsan bilim dışına çıktığında ortaçağı da güzel zanneder başka şeyleri de.

      Sil
    4. Mastirli trol.

      Sil
    5. Hocam arkadaşlar rızk, fıtrat, vatan hainliği, faiz lobisi, dış güçler ekseninde her şeyi açıklayabiliyorlar siz boşuna okumuşsunuz :)

      Enflasyon = faiz lobisi
      İşsizlik = rızk meselesi
      İş kazaları = fıtrat
      Cari açık = dış güçler
      Ekonomi = çoh iyi
      Bunların aksini iddia eden = vatan haini

      "Cahillik ne güzel şey, her şeyi biliyorsun".

      Sil
    6. 11.44 kardeşim,
      İşte Afrin, işte Suriye, işte Irak, işte Afganistan, işte Pakistan.
      Ne duruyorsun? Koş git, hem müslüman hem ortaçağ, ne ararsan var.

      Sil
    7. Adsız 11:44 sallamışsın, iyi sallamışsın.

      Orta çağ Osmanlısından faizler % 35- 40 civarında idi.

      Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u aldıktan sonra kendi vakıflarına yüklü miktarda altın verirdi, bu altınları ihtiyaç sahiplerine %10-%14 arası faiz ile borç verirdi. Böylece yüksek faizi düşürmek isterdi.

      Fatih in bunu yapmasının diğer sebebi de her yıl ciddi miktarda artan gıda fiyatları sebebiyle, ordunun yemeklerinin öngörülebilir bütçe(*) lerde olmasını sağlamaktı. Özellikle askerin temel gıdaları olan buğday ve et fiyatlarını kontrol etmek istiyordu.

      (*) O dönemde şimdiki anlamda bütçe yapmayı bilmiyorlardı ama adam cebinden (hazineden) çıkan parayı biliyordu. Hazineye toplanan para yetmediği için sürekli değeri düşen yeni para bastırıyordu (enflasyon/devalüasyon).

      Sil
    8. Mastırlı ekonomist nusret ramazan yaman bey ozaman soyleyin devlete faiz almasin vatandastan bankadan cok faiz aliyor devlet faiz lobisi devketmi yoksa.
      Gss primi cikardilar adam zaten issiz adama niye issiz kaldin diye ceza gibi para odetiyorlar parasi olmayan adam primi nasil odeyecek calismayan insan para odeyebilir mi
      Ayrica odeyemedigi para icin aldigi faiz sizi zora sokar isterseniz deneyin. Devlet yillik nekadar faiz aliyor yazsaniza.
      Yemedi mi yazmak onu niye yazmadiniz faiz lobisi kim bakin gorun.
      4600 tl gss prim borcu icin develt indirim yapti faizleri almiyorum dedi 1000 tl ye kapandi. Aradaki para sizce ne olabilir ana paradan indirim yapmadi. Mastırlısınız ya cabuk anlarsiniz siz.
      Devletin uyguladigi FAİZ
      Faiz yiyende alanda ne olsun dimi. Musluman devlet vankadan cok faiz aliyor. Masallah mi demek lazim mastirli arkadas ne diyecez musluman devlet mi diyecez mastirinizla olayi cozun sizden cozum bekliyorum.

      Sil
    9. orta cagda latin amerika mi vardi ???? cok kmiksin

      Sil
  44. hocam konuyla alakası yok ancak bir sorum olacak. fed ve avrupa merkez bankasının faizleri artırmasının bir sebebi de likidite tuzağına düşme korkusu olabilir mi saygılar hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha çok enflasyonu azdırma korkusu.

      Sil
  45. Hocam merhaba, oncelikle gercek verileri paylastiginiz icin cok tesekkur ederim. ‪16% issizlik orani gelismekte olan bir ulke icin zaten yeterince yuksek. Hadi bunu gectim de bir de genel is edinenin yaptigi isteki mutlulugu da iliskilendirirsek ortaya nasil bir sonuc cikar acaba? Kalifiye/mutluluk endeksi olculebilir mi? Gelmek istedigim nokta; degerlendirmelerinize ek olarak Turkiye'de is edinen insanlarin buyuk cogunlugunun aslinda zoraki bu yola basvurdugu inancindayim. Bu konu hakkinda da elinizde istatiski veri var ise degerli yorumlariniz ile birlikte bilmek isterim. Saygilar.

    YanıtlaSil
  46. Para basip faizi dusuk tutarak ,paul krugman dedigi gibi

    YanıtlaSil
  47. Ülkemizde işletme iktisat ve bunun gibi sosyal bilimler mezunu haddinden fazla. İş alanları çok seçenekli gözükse de mezun sayısı fazla olduğu için istihdam oluşturulması zorlaşıyor. Ben de çok istemediğim,benim kriterime de uygun olmayan bir işte çalışmayı işsiz kalmaya tercih ettim. Kamu bankasında çalışıyorum. Yapabileceğim diğer seçenekleri zorlayıp iş değiştirmeyi istiyorum ve benim gibi binlerce çalışan vardır maalesef

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece bu dallarda değil birçok dalda fazla ve niteliksiz mezun ve işsiz var. Mesela çok ters gibi gözükecek ama en fazla işsizlik bilgisayar mezunları arasında.

      Sil
  48. Askerden sonra 3 yıl iş aramış bu süre zarfında Spk lisans almış ve iş tecrübesi olmadığı için iş bulamayan (çok saçma değil mi?) ve sonunda ailesi nin desteğiyle kendi işini kurmuş biri olarak gözlemlerim;

    1- üniversiteler fason imalat yapan tekstil atölyesidir. Kendini geliştiremezsen rakiplerinden farklı yetenek geliştiremezsen tamamen zaman kaybıdır boş iştir, gereksiz masraftır.

    2- şu an tek başıma çalışıyorum ileride eleman alırsam ona vereceğim maaşın 3-4 katını bana kazandıramazsa ona ihtiyacım yoktur kovarım. Bazıları buna sömürü diyebilir ama hayat acımasız..

    3- Ülkede nüfus gereksiz fazla. 25-30 milyon daha az olsak herşey daha iyi olabilir. Plan yok program yok. Mesela 4 kişilik kek tarifini 6 kişilik yapmak için malzeme miktarını arttırmanız gerekli. Nüfus artarken nüfusun ihtiyaçlarını karşılamazsanız böyle olur.. Halkın çoğu sosyal yardımla karnını doyuruyor ve bizim vergilerimizle bu sisten yürüyor.

    4- İmkanım olsa yurtdışında yaşamak isterim şu an en büyük hedefim bu.. Çünkü ülkede herşey daha kötü olacak.Bizim sorunumuz kronik bu ülke asla düzelmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok acı ama her kelimesi doğru tespitler.

      Sil
    2. Bununla birlikte yorumunuzun 4 numaralı paragrafına katılmıyorum. Bulunduğumuz yeri iyileştirmeye çalışmamız lazım. Ne pahasına olursa olsun. Burası bizim yurdumuz. Bu ülke düzelir. Mustafa Kemal Atatürk'ü düşünün. O da böyle düşünüp gitseydi burada böyle bir ülke olmayabilirdi. Elimizden gelen her şeyi yapıp bu ülkeyi daha iyi yaşanabilir bir yer yapmak hepimizin görevi.

      Sil
    3. Bende bir tespit yapayım,bu ülkenin en son ihtiyacı herşeyden öne kendi çıkarını koyup sizin gibi düşünenler yurtdışına mı nereye gidecekseniz ülke için hayırlısı olur hem 3-4 katınıda kazanırsınız orada.

      Sil
    4. Mahfi hocam,ne zaman böyle bir bahis geçse hep aklıma Nâzım Hikmet'in yazdıkları gelir:

      DAVET
      Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
      Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
      bu memleket, bizim.

      Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
      ve ipek bir halıya benziyen toprak,
      bu cehennem, bu cennet bizim.

      Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
      yok edin insanın insana kulluğunu,
      bu dâvet bizim....

      Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
      ve bir orman gibi kardeşçesine,
      bu hasret bizim...

      Şairin de dediği gibi bu memleket cennet yönleriyle,cehennemlikle ifade edilen sorunlarıyla bizim memleketimiz.Bu cennetliği yaşamak ve gelecek nesillere aktarmak da,cehennemlik sorunlarıyla uğraşmak da bizim görevimiz.

      Sil
    5. Selam 14.37,

      Siz işe yeni başlamışsınız, ben sonrasını da aktarayım.
      Personel bulursunuz, 3-4 katı kazandırsın dersiniz.
      Sonra iş büyüyünce bir kaç tane dah personel gerekir.
      Sonra onları yönetme, muhasebe kaydı, ıvır zıvır için bu sefer
      para kazandırmayan personel gerekir.

      Bir bakmışsınız işler büyüdükçe, personel başına 3-4 kat kazanç diye bir şey yok,
      çünkü rakipleriniz daha az oran ile iş yapıyor, büyümek için 3-4 ten feragat edersiniz. Etmezseniz, piyasayı kaybedip işsiz kalırsınız, büyük tedarikçiler veya büyük alıcılar vadeli alım/satım yapma zorunluluğunda bırakır, yoksa satamazsınız.

      Mutlaka bir teminata ihtiyacınız olur, gayrimenkul ya da banka kredisi veya ciddi bir sermaye. Bir bakarsınız işlerin en iyi döneminde elemanlar rakiplere geçiyor, veya çıkıyor, maaşlara zam, yeni elemana iş öğretme süreci ve maliyeti gibi sorunlar çıkar, mutlaka arada tam ihtiyaç olduğunuzda eleman bulamaz ve bazı işleri kaçırırsınız.

      Arada SGK ve Maliye yoklar, rakiplerin SGK ve Maliye ödemesi yapıp, nasıl maliyetlerini düşük tuttuğuna şaşarsınız.

      Derken bir iki firma ya ödemeyi geciktirir, veya hiç ödemez. Dava, icra takibi derken parayı 3-4 yılda şanslı iseniz alırsınız, yoksa patlar.

      Tam büyüdüm oldum derken bir bakarsınız, 3-4 ay önce kurulmuş bir firma belediyelerden aldığı ihalelerin karlılığı ile sizin müşterilere salça olmuş, maliyetinizin altında mal veriyor, piyasanızı elinizden alıyor.

      Aynı ihalelere girmek istersiniz, ama asla girdirmezler, derken adaletin ve hukukun olmadığı yerde iş yapılmayacağını anlar, 4. maddeyi uygularsınız.

      Sil
  49. Hocam şu an iktisat fakultesinde bankacilikla ilgili bir doktora tezi yazacak olsaydiniz, hangi konuyu secerdiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Küresel Krizin Bankalara ve Bankacılık Sistemine Etkileri

      Sil
  50. Mahfi Hocam, işletme lisans (örgün) eğitimimi alırken ikinci sınıfa başladığımda iktisat lisans (açıköğretim) programına da kayıt olmuştum. Geçen sene işletmeden mezun oldum ve bu sene de iktisattan mezun olacağım. Gelecek sene için de maliye tezsiz yüksek lisans yapmayı istiyorum. İşletme okuyup pazarlama ve muhasebe bilgisi, iktisat okuyup istatistik ve iktisat bilgisi kazandım, yüksek lisans olarak da maliye seçip biraz da bütçe, vergi ve kamu yönetimi bilgisi mi alsam daha yararlı olur yoksa işletme veya iktisat üzerine mi bir programa devam etmeliyim? (İstikbalde kamuya istihdam edileceğim varsayımı üzerine)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de olur. Finansı da düşünün. Kamuda imkan bulunamazsa özel kesim için en geçerli akçe o şimdilerde.

      Sil
  51. https://www.technologyreview.com/s/607970/experts-predict-when-artificial-intelligence-will-exceed-human-performance/?set=607973

    Intelligent Machines

    Experts Predict When Artificial Intelligence Will Exceed Human Performance

    Trucking will be computerized long before surgery, computer scientists say.

    Yakın gelecekte işsizlik çok daha yakıcı bir sorun olacak,bugün insanların yaptıkları birçok işi makineler yapacak,ordular bile robot askerlerden oluşacak.Teknolojide ileri giden ülkeler makinelerle ekonomide çok büyük rekabet gücü kazanacaklar,diğer ülkeleri de insan yerine makine kullanmaya zorlayacaklar.Bu yüzden Bugünün yöneticileri hemen stratejik planlama yapmalı ve bu planın ilk maddesi de yeni doğanların sayısının ölenlerin sayısıyla dengede tutulması nüfusun sabit kalmasına gayret gösterilmsei,az çocuk sahibi ailelere vergi teşvikleri gibi avantajlar sağlanması olmalıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Senay Colakoglu,

      Yapay zekadan önce ucuz ve gelişen işçiliği ile doğu avrupa ülkeleri işlerimizi elimizden almaya başladılar.

      Hem AB üyesi oldukları için firmalar yatırım yapıyor, hem de ucuzlar.

      Yapay zeka, özellikle Çin gibi ucuz iş gücü üretimi ile ayakta duran ülkeleri daha çok vuracaktır.

      Türkiye gibi, askeri, hukuk ve demokrasi açısından zayıf ülkeler büyük ihtimalle bunlar tarafından parçalanacaktır. Şu anda Nato dan ayrılmamızın konuşulduğu günlerde Türkiye buna daha yakındır. Bugüne kadar Nato, bu ülkenin ayakta kalmasını sağlamıştı.

      Sil
  52. Mahfi Bey, 68 yıllık tecrübenize istinaden çözüm önerilerinizi de yazmışsınız. Teşekkürler.

    Şimdi size kimsenin sormadığı bir soru soracağım:

    Türkiye'de, hiçkimsenin, işsizlik sorununu çözmek için ciddi adımlar atMAyacağı varsayımı ile düşünürsek,

    Bu durum daha ne kadar sürer?

    Balon gibi şişer mi?

    Sosyal patlamalar olur mu?

    Dikkat ederseniz, size, "sosyal patlamalar ne zaman olur?" diye sormuyorum. "Sosyal patlamalar olur mu?" diye soruyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de geniş aile sistemi ve aile dayanışması var. O nedenle bu tür sorunlar batıdaki gibi sonuçlar yaratmıyor.

      Sil
    2. Sosyal patlamalar defalarca oldu zaten be kardeşim sen ayakta mı uyuyorsun?

      Sil
  53. Washington, D.C.'de yıllarca yaşamışsınız.

    ABD'de yaşarken size teklifler geldi mi? Sektörler hangileri idi, size hangi pozisyonu sunuyorlardı? Niçin ABD'de kalmadınız?

    Türkiye'ye niye döndünüz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen sorasin diye..

      Sil
    2. Ülkemi seviyorum, görevle ya da gezmek için gitmiş olsam da ülkemden uzakta yaşamayı hiç düşünmedim.

      Sil
  54. İşsizliğin, Türkiye'de sorun olduğunu pek sanmıyoruz.

    Ege Cansen de iktisatçı.

    Mahfi Eğilmez de iktisatçı.

    Ege Bey, Türkiye'de ekonomik büyümenin yüksek bir seyir izlediğini söyleyerek, ekonominin gidişatını iyi görüyor.

    Mahfi Bey, Türkiye'de işsizliğin yüksek olduğunu söyleyerek, ekonominin gidişatını kötü görüyor.

    Ege Bey, haklıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence sen de haklısın, hak aranır eğer varsa aranıpta bulunursa kimin hakkı kimde kalır
      eğer razı olunursa.

      Sil
    2. Ege Hocamız biraz ehli keyiftir, arada tribüne oynar, dikkat derim.

      Sil
    3. Ege bey elma sever
      Mahfi bey portakal sever
      Ege bey, haklıdır.
      Dediğiniz şeyin bundan hiçbir farkı yok.

      Sil
  55. Devletin , işkur ile staja başlayanların ama işi garanti olmayan insanları işsizlik oranına dahil edilmediğini duymuştum.Bu iddalar ne kadar doğru hocam ? Doğru ise bunun yapılmasının sebebi nedir hocam ? Cevap verirseniz çok sevinirim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazılı olarak TÜİK'e sordum bunlardan ücret alanların istihdam içinde kabul edildiği diğerlerinin kabul edilmediğini yazdılar.

      Sil
    2. Hocam şöyle var diye biliyorum İŞKUR zaten staja başlayan ögrencilere günlük yanılmıyorsam 50 TL ucret vermekte.TÜİK bunu ücret olarak kabul ediyorsa rakamlar korkutucu.

      Sil
  56. 5 dili seri konuşuyor, yazıyorum.

    5 yıllık yurt içi - yurt dışı iş tecrübem var.

    İktisat mezunuyum. Yüksek lisansımı Thomas Piketty'nin gözetmenliğinde yaptım. 6 ay, Daron Acemoğlu'nun paper'larını tanzim ettim.

    Şu an İstanbul'dayım, 5 yıldır işsizim.

    Evinizde beni istihdam etmenizi istiyorum. "Mahfi Eğilmez'in asistanı" olmak istiyorum.

    Çalışma masanızı düzenler,
    Kitaplığınızı düzenli tutar,
    Gömlek, pantolon ve kravatlarınızı ütüler,
    Ayakkabılarınızı boyarım,
    Bilgisayar ve cep telefonunuzun bataryalarını şarj ederim,
    Evinizin günlük-haftalık alışverişini yaparım,
    Yerleri silerim,
    Tuvalet-banyonuzu temizlerim,
    Camlarınızı silerim,
    Çamaşırlarınızı, nevresim takımlarınızı, perdelerinizi yıkar ve ütülerim,
    Arabanızı bakıma götürürüm,
    Saksıdaki çiçeklerinizi sularım,
    Evcil hayvanlarınız varsa yemeklerini-sularını verir, veterinere götürür, sokakta gezdiririm,
    İzlemek istediğiniz film-dizi-belgeseller hakkında araştırmalar yapıp size önhazırlık olması için kısa raporlar sunarım.

    (Sorumluluk listesini, sizle mutabık kalırsak genişletebiliriz.)

    Haftada 6 gün, saat 07.00 - 19.00 arası çalışırım. Pazar günleri tatil.

    SGK primlerimi yatırmanızı istiyorum, yemek ve ulaşım masraflarımı karşılamanızı istiyorum.

    Aylık "1.603,12 TL" parayı, banka hesabıma yatırmanızı istiyorum.

    Kabul ediyor musunuz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. La git..

      Akli basinda olan bu mal"a cevap yazmasin.

      Sil

    2. Adsız 20:01,yemezler.

      Sil
    3. Ben sana 3 misli teklif ediyorum. Kabul ediyormusun. Hem de parayi Banka hesabina degil eline vericem.

      Sil
    4. Hocam dikkat edin derim,

      Adsız 20.01 kardeş iyi misin?

      Aklıma, Robert De Niro nun The Fan(Fanatik),1996 yılı yapımı filmi geldi.

      Sil
    5. Trol ağını atmış gene sazan bekliyor.

      Sil
  57. Hocam hazinenin üstlendiği satın alma , finansman garantisi tutarı ne kadar? Nasıl görebiliriz bu toplam tutarı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakan özyıldızın kendi sitesinde yaklaşık bir sene önce bulduğu rakam bütün garantiler hazineye kalırsa 815 milyar tl yapıyor. Bu yıl 1 triyon tl yi geçmiş midir sizce bütün şartlar oluştuğunda hazinenin toplam üstlendiği rakam? http://www.hakanozyildiz.com/2017/05/daha-ne-kadar-hazine-garantisi-verilecek.html

      Sil
    2. http://www.mahfiegilmez.com/2018/02/ds-borclarn-ve-borc-servisinin-kusbaks.html

      Sil
  58. Merhaba Mahfi Üstadım,
    Ekonomi bölümü mezunuyum ve Almanya da bir üniversitede Ekonomi yüksek lisansı yapıyorum. Akademik alanda ilerlemektense real sektörde çalışmak istiyorum. Seçmeli ders seçeceğim. Bu bağlamda hangi yolda ilerlemi tavsiye edersiniz?

    1- Political Economy and Public Economics
    Empirical Political Economy
    Environmental and Resource Economics
    Labor Economics
    Political Economics

    2- International Economics
    Development Economics
    International Macroeconomics
    Trade

    3- Quantitative and Experimental Economics
    Applied Econometrics
    Behavioral Economics and Experimental Economics
    Game Theory and Experimental Economics
    Decision Theory and Financial Intermediation
    Organizational Behavior and Experimental Economics

    Değerli görüşünüz için şimdiden çok teşekkür ederim.
    Saygılar.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 numaralı dersi seçin. Öteki ikisi daha akademik konular.

      Sil
  59. Turkiyede istihdam sorunu var issizlik degil.
    Buyume yukseldigi halde issizlik nasil cogaliyor.
    Cunku kendi vatandasin calismiyor turk vatandasi yerine sigortasiz kacak afgan suriyeli turkmen ozbek vb. Bircok afrika ulkesinden dahil gelip kacak olarak turkiyede calisan sayisi issizlik rakamindan daha buyuk.
    Turkiyedeki buyumeye katki saglayanda bu kacak calisan insan nufusunun tesbit edilmemesi ve devletinde bunu tesbit etmek istememesi cunku patronlari memnun eden bir isci pazari oldu bu son 15 yildir boyle.
    Ulkemizde okuyup yetisen turk vatandaslari emeklerinin somurusu karsiliginda yurt disina cikmayi seciyor bu problem dogu ulkelerinden baslayip kademe kademe her ulke bir onundeki imkanlara kavusmayi seciyor ve donusu kimse istemiyor.
    Eger turkiyede niteliksiz insan varsa bunun sebebi egitim sorumlusu devlettir.
    Eger ulkede egitimli nitelikli insan varsa fakat issizlik varsa patronun ucuz isci calistirma emek sonurusu tercihidir.
    Turkiyede 1980 sonrasi dogumlu genc nufusu yonetemeyen yoneticiler devlet, isadami , stk hepsi bu sorunu cozemeyen aciz vasifsiz politikaya sahip insanlar bu isleri biraksinlar cunku sorun cozemeyen bilene devredecek isini.
    Devlet ve isverenler ortak bir yalan etrafinda bulusarak cozum onerisi adi altinda meslek liselerine insanlari doldurup nitelikli birsuru ucuz isci mezun ettiklerinde patronlarin yuzu gulecek uretim artaracak develtin yuzu gulecek ve insan yine egitimli köle olacak.
    Meslek liseleri aldatmacasi resmen nitelikli kolelik projesi.
    Bunun tek sebebi kesinlikle meslek lisesi degil sorunun cok yonlu calisanlar hakkinda hukuki duzenlemesi olmamasi ve insanlarin mezun olduktan sonra sahip olacagi haklari olmadigi icin ishayatina cok para kazanmak icin farkli alanlarda yelken acmasi.
    Istihdam ve issizlikle ilgili sorunu insan kaynaklari uzerine calisma bakanliginda kurulacak bir baskanlik tum meslek gruplarinin duzenlemesini sartlari hukuki yapisi egitim programi dil programlari niteliklerin tesbiti ve gelecekte ulusabilecek emeklilik ölüm vb. Sebeplerden hengi meslek grubunun ihtiyaci dogacini belirleyen cok kapsamli bir IK baskanligi acilmasi mecburidir. Bu isci bulma kurumu gibi bir kurum degil programlari surec yonetimi lisanslamayi belurleyen bir kurum olmali.
    Liyakat olmadigi yerde lakayit bir toplum olur.
    Cok fazla isyeri acmak ile bu isler sonuc getirmez. Zamaninda osmanlida gemi uretimine yuklenmisti fakat bu gemiler icin teknik personel yetistirmedigi icin butun yatirim cop oldu dahasi savasta kaybeden osmabli oldu.
    Ekonomistler rakamlar uzerinden konusur fakat ulkenin istihdam plani stratejisi olmadigina gore surekli yatirim isterler sicak para isterler staj egitim programi mesleki sertifikalarla kandirarak gunu gecistirilir.
    Universitelerde bir bolum aciliyorsa o bolumun okuyan o isi yapmali yani baska biri gelip belgesi yoksa o meslegi okumadiysa o ise girememeli tipki doktor muhendis avukat gibi.
    Hic bilenle bilmeyen bir olurmu. Ayet i kerimesindeki gibi .isi ehline vereceksiniz. Parasi olan otel restaurant acamayacak. Turkiyede en cok acip kapanan sektor yiyecek icecek sektorudur cunku hukuki bir yapisi yoktur.
    Sorunlari issizlik yatirimsizlik meslek liseleri olarak basite alarak bu isleri cozemeyiz.
    Gercekleri ogrenmek icin icisleri bakanliginda goc idaresi mudurlugune sorun turkiyede kalan resmi yabanci sayisi ile gayri resmi ortalamayi ogrenin. Bunun yaninda son yillarda calisma bakanligindan calisma izni alanlarin ve basvuru sayisinin cokluguna bakin. Yabancilarin calisma izni daire baskanligi var bu ulkede ve surekli yeni kanun ile ustesinden gelemedikleri problemleri artan talepleri gorun. Dahasi universitelere sinavsiz alinan yabanci ogrenci kontejyanlari neredeyse bize verilen kontejyanlar kadar. Bunlar resmi olanlar. Resmi olmayan kacaklari tesbit edilsin akliniz gider cunku bir polis amiri ile konustugumda soledigi turkiyede 10 milyondan fazla yabanci var kacaklarin tesbitini bilmiyoruz.
    Nokta.

    YanıtlaSil
  60. Hocam merhaba,çok güzel bir yazı olmuş ülkemizin asli sorunlarından birisini ele almışsınız aydınlarımıza, akedemisyenlerimiz aynen sizin dediğiniz gibi bu konuya eğitimde reform yapılması için bağırıyorlar ama yine bir hareket yok yine yok yanlış anlamayın siyaset yapmıyorum ama mevcut hükümet duymuyor mu yoksa umursamıyor mu neden 16 yıl dirsek çürüten ben ve benim gibi üniversite okuyan kişiler potansiyel işsiz konumundayız bizi görmüyorlar mı?

    YanıtlaSil
  61. Ben Turkmenistanda yasiyorum. Kendi isimle ugrasiyorum. Turkiyeden makine alayim dedim, gecen sene 45 bin dolardi, onu zar zor birikdirip bu sene basvurdum ancak 60 bin dollara yukseldigini soylediler, dolar bazinda niye yukseldigini anlamadim. Birde bu fiyata avrupadan alabiliyorum. Niye bunlari anlatiyorum, issizligin dusmesi icin Turkiyede avrupadan ucuz ama en az ayni kalitede mal uretilmesi lazim. Birde Turkiyeden makine sordugumda bana uretmek istedigim urun konusunda hemen hemen hic bilgi sormuyorlar, ama almanlardan makine istesem uretilecek urunun en ince detalina kadar sorduktan sonra makineye geciyorlar. Yani onlar daha professional yaklasiyorlar ve sonucta cikacak urunun kalitesini garanti altina aliyorlar. Bu durumda siz olsaniz hangi ulkeden mal alirsiniz.

    YanıtlaSil
  62. Mahfi Hocam.. yazik etmeyin kendinize. Neden kendinizi bu kadar paralarsiniz. Degmez.degmeyecek. Bu millet alismis birkere calismadan bedava makarna. nohut ve Kömüre. Calisir mi bundan sonra. Büyük komutan da baslarinda. vermis coskuyu mehteri...

    Aha..biraz önce Yandaslar sürmanset verdiler.. Costu yine kahraman Türk milleti..

    Haber aynen söyle..

    Flash..Flash Devletten Müjde.

    """Son dakika: Devletten herkese destek"""

    Yaşlılardan hasta bakanlara, annelerden gençlere, işsizlerden iş arayanlara, evlenenlerden ev alanlara kadar hemen her kesime devlet desteği var. Kimine toplu para, kimine de aylık destek sağlanıyor...

    HASTA BAKANA BİN 85 TL
    YAŞLIYA 797 TL
    ANNEYE EN AZ 5 BİN
    İŞŞİZE AYDA BİN 611 TL
    İŞ ARAYANA 725 TL
    EVLENENE 55 BİN TL
    24 MAAŞ ÇEYİZ
    GÜNDE 75 TL HARÇLIK

    Görüyorsunuz... iste..görüyorsunuz.. Ben birsey demiyorum... görüyorsunuz ... iste... Saril saril para akiyor görüyorsunuz..

    Bu ülkede böyle iktidar varken bu Millet calisir mi Mahfi Hocam.. 90 Bin Cami bosuna mi yapildi saniyorsunuz Hocam.. Hem de tam tesekküllü. Bakkal, dükkan, magaza üstü ibadethane.

    Kadinlar evde Erkekler Camide. Nerede görülmüs böyle zenginlik.



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Milleti bilmem ben çalışırım.

      Sil
  63. Hocam bence herşeyden önce sorunun tespit edilmesi gibi sorunun çözülmesinin istenip istenmemeside önem arz ediyor.Nitekim mevcut irade İşsizlik meselesini gündeminde hangi argümanlarla tutuyor.Ve üniversiteler...Bırakın yeni açılan Lise seviyesinden daha düşük seviyede eğitim veren üniersiteleri, köklü üniversiteler bile yaşanan akademik baskı ve ihraçlardan dolayı eğitim sürecini gerçekleştirmesi gereken düzeyde gerçekleştiremiyor. Yani bütün önerilerin öncesinde biz gerçekten neyi istiyoruz sorusunu sormamız gerekiyor diye düşünüyorum.Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  64. Hocam 2001 öncesi bankalar üzerinden Devlet borçluydu. Bir düzeltme yedik. Bazı bankalar battı, bazıları satıldı , Devlet bir şekilde para buldu ve çok da uzun olmayan bir sürede toparladık. 1-2 sene önceye kadar özel sektör borçluydu. Bir düzeltme yeseydik çok da kısa olmayan bir sürede devlet eliyle toparlayabilecektik (Ki o toparlama acısız fakat devlet maliyesini bozan şekilde yapıldı). Şimdi hem devlet hem de özel sektör borçlu. Allah korusun yine bir düzeltme yersek hadi diyelim Devlet yine bir şekilde para buldu ve toparladı. Fakat sermayesini , makinesini , işgücünü dağıtan bir özel sektör nasıl toparlanır? Bizi kim, nasıl ve ne sürede toparlar? Bunun örneği var mıdır? Acısız atlatma eşiğini geçtik mi?

    YanıtlaSil
  65. Mahfi bey

    Şu an hem Türkiye'de hem dünya genelinde yaşadığımız sorunların (işsizlik gibi) temeli "rekabet" değil mi?

    İnsan da diğer türler içinde bir türdür, insan da hayvanlar arasında bir türdür.

    Aslanlar, ceylanlar, köpek balıkları, maymunlar ... birbirleri ile rekabet ediyorlar diye, insan da hem türdeşleriyle hem diğer türlerle rekabet etmek zorunda mı?

    Evrim teorisinin hayatımızı aydınlattığı en muazzam katkılardan biri, insanların da rekabet eden tür olduğudur. Tamam. Kabul.

    Fakat, sokağa çıkıp, önümüze gelen insanın yemeğini rekabet uğruna çalmıyoruz değil mi?

    Sırf insan nüfusu azalsın böylece rekabet azalsın diye elimize silahı alıp insanları öldürmüyoruz değil mi?

    "İnsanların rekabeti" ile "hayvanların rekabeti"ni kıyaslamak ne kadar doğru?

    "Survival of the fittest" konseptini, insan davranışlarına da ikame etmeli miyiz?

    Şu argümanı söyleyenler de var: "Eğer rekabet olmasaydı insanlar arasında, teknoloji ilerlemezdi, bilimsel buluşlar olmazdı, Mars'a gitmek için uğraşan insanlar olmazdı." Bu söylem, sizce ne kadar doğru? İnsanlar rekabet etmezse, bilim hiç ilerlemez mi?

    Elon Musk, Jeff Bezos'dan daha önce mi Mars'a gitmek istiyor?

    Elon Musk'ın rakibi hiç olmasaydı, Musk, zamanla gevşer, projelerini bir bir sonlandırır mıydı?

    İnsanlar, hem kendi aralarında, hem hayvanlar ile, hem hayat ile "sürekli rekabet etmek" zorunda mı?

    İşsizliği var kılan ve yükselmesinin yolunu döşeyen, "rekabet" değil mi?


    "Rekabet" meselesi hakkında neler dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rekabet iyidir, verimliliği arttırır. İşsizliği arttıran rekabet değil gereksiz nüfus artışıdır.

      Sil
  66. Insan arzi fazla. Cocuk yapmayin artik lutfen.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...