23 Ağustos 2018 Perşembe

Geleceğin Dünyası ve Türkiye

Price Waterhouse Coopers Şirketi (PwC) iktisatçılarının hazırladığı bir rapora göre (PwC, The Long View: How Will the Global Economic Order Change by 2050, February 2017) 2050 yılında küresel sistemde sıralamalar, büyüklükler ciddi biçimde değişecek. Bu değişiklik kıtalararası ağırlığı değiştireceği gibi ülkelerin ekonomik güç sıralamasını da değiştirecek. 

Aşağıdaki tablo, 1500 yılından 2009 yılına dünya ekonomik güç dengesindeki değişimleri ve 2050 yılında beklenen durumu gösteriyor (Kaynak: 1500 – 2009 yılları için Maddison (2008), 2050 yılı için PwC (2017.)

Dünya GSYH'sinde Paylar (%)
1500
1913
1973
2009
2050
Kuzey Amerika
0,5
21,3
25,3
23,2
15,0
   ABD
0,3
18,9
22,1
20,4
12,0
Güney Amerika
2,9
4,4
8,7
8,5
13,0
Amerika Toplamı
3,4
25,7
34,0
31,7
28,0
Avrupa
23,9
46,4
38,4
32,0
17,0
Asya
65,0
24,9
24,2
31,0
45,0
   Çin
24,9
8,8
4,6
12,6
22,0
   Hindistan
24,4
7,5
3,1
5,1
14,0
Afrika
7,8
2,9
3,4
5,3
10,0

Tabloya göre 20’nci yüzyılın son çeyreğine kadar küresel GSYH’de payını artırabilmiş olan Kuzey Amerika ile aynı yüzyılın ilk yarısına kadar payını artırabilmiş olan Avrupa kıtaları 21’inci yüzyılda ciddi güç kaybına girecek ve 2050’de ağırlığı Asya kıtasına kaptıracaklar. Çin, küresel GSYH’den en büyük payı alan ekonomi konumuna gelirken ABD ve Avrupa hızla ivme kaybedecek.

Raporda öne sürülen iddiaya göre E7 ülkelerinin GSYH toplamı 2020 yılında, G7 ülkelerinin GSYH toplamından daha büyük olacak. 

Rapordaki görüşler çerçevesinde bu değişim ekonomilerin büyüklük sıralamasını da şöyle değiştirecek.

Sıra
2000
Sıra
2050
1
ABD
1
Çin
2
Japonya
2
ABD
3
Almanya
3
Hindistan
4
İngiltere
4
Endonezya
5
Fransa
5
Japonya
6
Hindistan
6
Brezilya
7
İtalya
7
Almanya
8
Brezilya
8
Meksika
9
Kanada
9
İngiltere
10
Güney Kore
10
Rusya
11
Rusya
11
Fransa
12
Avustralya
12
Türkiye
17
Türkiye
13
Güney Kore

PwC’nin tahminlerine göre tablo, 2000 yılından 2050 yılına geçildiğinde Çin’in ilk sıraya yerleştiğini, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın ilk sıralardan düştüğünü gösteriyor. Hindistan, Brezilya, Rusya ve Meksika üst sıralara geçiyorlar. 2000’de 17’nci sırada olan Türkiye de 2050’de 12’nci sıraya çıkıyor.

Kuşkusuz bunların hepsi bir takım varsayımlara dayanan tahminler. Tahminlerin tutması varsayılanların gerçekleşmesine bağlı.

Astrofizikçi Michio Kaku, Geleceğin Fiziği adlı kitabında (Michio Kaku, Geleceğin Fiziği, ODTÜ yayını, 2011) 21’nci yüzyılın son çeyreğine doğru “kusursuz kapitalizmin” ortaya çıkacağını öne sürüyor. Kaku’ya göre kusursuz kapitalizm; üreticinin de tüketicinin de piyasa ve piyasadaki işlemler hakkında sonsuz bilgiye sahip olduğu ve dolayısıyla fiyatların kusursuz biçimde belirlendiği sistemin adıdır.

Michio Kaku’nun betimlediği kusursuz kapitalizmde gelir dağılımının nasıl olacağı hakkında bir bilgi yok. Buna karşılık PwC’nin raporunda yer alan ve aşağıda gösterdiğimiz bir grafik gelir dağılımının giderek bozulduğunu gösteriyor (Açık renk sütunlar 1980, koyu renk sütunlar 2015 yılına ait Gini katsayılarını gösteriyor. Kaynak: PwC, 2017, s. 46.)


Giderek büyüyen ama gelir dağılımının bozulduğu bir sistem kusursuzluğa nasıl erişecek orası oldukça tartışmalı.  

PwC’nin tahminleri Türkiye için cesaret verici. Ne var ki son yıllarda gelişim tersine dönmüş ve Türkiye’nin 2001 krizi sonrasında başlayan atağı yanlış yollara girmiş görünüyor. Bunu ekonomide yaşanan ivme kaybından görmek mümkün. Öte yandan bu ivme kaybının yarattığı bir sonuç olarak ekonomide yaşanan yapısal değişimin de yanlış bir yönde geliştiğini söylemek yanlış olmaz.

Aşağıdaki tablo Türkiye ekonomisindeki yapısal değişimin son yıllardaki yönünü gösteriyor (Üretim Kesimlerinin GSYH İçindeki Payları, %, Kaynak: TÜİK.)

Kesimler
1998
2016
Tarım Kesimi
12,5
6,2
Sanayi Kesimi
25,0
19,6
   İmalât Sanayii
22,3
16,6
İnşaat Kesimi
6,1
8,6
Hizmetler Kesimi
48,5
53,7
Vergi-Sübvansiyon
7,9
11,9

Tablo bize, üzerinde asıl yoğunlaşma gerektiren sanayide ve özellikle de imalât sanayiinde yaşanan ciddi ivme kaybını gösteriyor. Tarım kesiminin üretimdeki payı düşerken bu pay sanayide değil inşaat ve hizmetler kesiminde artışa yol açmış görünüyor. Dünya bir yandan Sanayi 4.0’a doğru yol alırken Türkiye’de sanayi üretiminin payının düşmesi ve yerini inşaat ve hizmet kesiminin alması sağlıklı bir duruma işaret etmiyor.

Türkiye bugün Sanayi 2.0 ile 3.0’ın arasında, tarım ve hayvancılık politikasını modernleştirmesi ve ileri götürmesi gereken bir aşamada, dijital devrime katılmakta yolun belirli bir bölümünü ilerlemiş, daha çok katma değeri düşük mallar üreten, markalaşmada beklenen atılımı gösterememiş, hizmet sektörü aşırı şişmiş bir ekonomi görümünde bulunuyor.

Geleceğin dünyası üretimde sanayi 4.0’ın tüketimde de dijital ayrıntılı bilginin egemen olacağı bir dünya, kısaca Kaku’nun tanımladığı gibi kusursuz kapitalizmin dünyası olacaksa, bu dünyada yer alabilmenin koşulu ekonomide, tarımdan hizmet kesimine geçişe yol açan sağlıksız yapıyı değiştirip, sanayiye ağırlık verecek bir yapıyı oluşturmaktan geçiyor. Böyle bir gelecekte bilgisiz tüketicinin yerini bilgili tüketici alacak. Bunun yolu ise ileri kültürler düzeyine geçecek siyasal ve sosyal altyapı değişikliğinin başarılmasına bağlı.


Açıklayıcı Notlar:

Gini Katsayısı: Gelir dağılımı eşitliğini ölçmek için kullanılan araçlardan en çok kullanılanı Gini katsayısıdır. Gini katsayısı 0 ile 1 arasında değişen bir katsayıdır. Gelir dağılımı tam olarak adilse katsayı sıfır çıkacak demektir. Katsayı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığı anlaşılır.

E 7 Ülkeleri: Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye.

G7 Ülkeleri: ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada.











165 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Hocam tatil süresince dolar euro altının sakın seyretmesi.dovizdeki hareketliliğin iç kaynaklı borç ödemesi vs.oldugunu gösterir.diyebilirmyiz.

      Sil
  2. Mahfi Hocam PwC'nin tahminlerine göre özellikle 2000'lerden sonra dünya ile aramızdaki farkı eksponansiyel olarak açmamıza rağmen nasıl onları yakayalayıp geçeceğiz? Bilgim yok ama iyimser geldi bana. Veya eksik. Gönül dünya ile rekabette olmak ister tabii. Sevgilerle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de aynı şeyleri düşünmüştüm; 17ncilikten bırakın 12nciliğe, ilk 20 içinde olmamız bile mümkün görünmüyor. Belki de ilk 30 dışında kalacağız bu gidişle...

      Sil
    2. Bu yazıda PwC'nin tahminlerini kullanmış olmam benim de onlarla aynı düşünce ve tahminlere sahip olduğum anlamına gelmiyor. Bana da birçok açıdan bu tahminler çok anlamlı gelmedi. Ama bazı tahminler de tutarlı.

      Sil
    3. Değerli Hocam,
      Bilgilendirici yazınız için teşekkürler.
      PwC'nin yaptığı tahminlerin hepsi Türkiye ve diğer gelişmekte olan (diğer ülkeler sanki yerinde sayıyormuş gibi bir anlam çıkarıyor bu tabir ama neyse) ülkelerin, gelişmiş ülkelerden daha hızlı büyüyeceği varsayımına dayanıyor. Üstelik bu tahminlerde, doğal kaynakların tükenmeyeceği, ülkelerin savaş veya iç savaşlar yaşamayacağı da varsayılıyor.
      Türkiye 1950'li yıllarda da tıpkı bugün olduğu gibi dünyanın en büyük 15- 20 ekonomisi arasında yer alıyordu. 2050 yıllarda da bu durumun pek değişeceğini sanmıyorum. Umarım sıralamadaki yerimiz bu "özgün eğitim sistemimiz" ve "çevreye saygılı" politikalarımızla daha aşağıya inmesin.
      Celal

      Sil
    4. Burada PWC nin varsayımlarına sahip olmamakla birlikte, değerlendirmem odur ki, TR’yi yanlış politikalara rağmen dünya ekonomi skalasında üst sıralara taşıyan unsurlardan birinin demografik yapısı olabileceğini düşünüyorum. Adeta bugün gelişmiş olan ülkeler yaşlı demografik yapıları sebebiyle geriye düşerken, TR göreceli olarak genç nüfusu sayesinde - ekonomik gelişmiştik bakımından yerinde saysa bile - sıralamalarda üst sıralara doğru yöneliyor olabilir mi? Eğer bu analizi 2100 yılına doğru ilerletseydik, belki TR sıralamada - yine değişen / yaşlanan demografik yapısı sebebiyle - tahmin edebileceğimizden daha hızlı bir şekilde geri düşebilir miydi?

      Sil
    5. "2000'lerden sonra dünya ile aramızdaki farkın eksponansiyel olarak açıldığını" hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz? Türkiye'nin GSMH'ye göre uluslararası sıralaması 1980'lerden beri hemen hemen hiç değişmemiştir, 17. sıra etrafında gezinir. Bilgi olmadan karamsarlık da bir yere kadar.

      Sil
  3. İyi bayramlar Mahfi Hocam;
    james Richard sın Çöküşe Giden yol kitabında Krizleri 3 e ayırmıştı. TİP1 İsviçrenin yaşadığı, Tip2 japonya nın 90 lardan beri çıkamadığı , Tip 3 ise ABD nin bulunduğu ve çıkması imkansız görünen kriz olarak.Türkiyede Tip1 krizini yaşadığını düşünürsek ve bunun akut bir kriz olduğunu söylemek çok yalan olmaz gibi.Ama sizin eski yazılarınızda ve koyduğunuz grafiklerde kur artsada ithalat azalmamış artmıştı. Bu sizce ne kadar sürdürülebilir ? Kur un bu seviyelerde olmasını avantaja dönüşterme umudumuz hiç mi yok, 2019 yılında %0,5 -2 arası büyüsek cari açığımızı da kapamamız o denli hızlı olamaz mı Mahfi Hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruyu sorduğuna göre 1. Ihtimal ekonomiyi pek bilmiyorsun 2. Ihtimal türkiye ekonomisini hiç bilmiyorsun
      Bence 2.si; şöyleki azıcık türkiye nin ihracat ve ithalat verilerine baksan göreceksin ki ihracat artıkça ithalatta aynı tıpatıp artar bunun nedeni turkiyenin ihraç ettiği ürünü üretmek için gereken ara malları da ithal etmesi yani ürettiğin mal sana ithalat yaptırıyor onu uretmek icin ithalat yapman gerekiyor
      1980 24 ocak kararlarıyla dışa acılan ithal ikameci politikalardan vazgeçen TR ticaret hacmi devasa biçimde arttı ancak ıhracat artarken ithalatta ayninsekilde arttı ve zamanla dış tic dengesi açılmaya başladı günümüze kadar. Defalarca devalüasyon yapıldı 1946,58,78,79,80,94,2001 eğer dolar kuru artması ise yarasaydı ozaman yarardı. Yani demem o ki önümüz kış ve uzun olacak...

      Sil
    2. isvicrenin yasadigi ne ustad anlamadim benim bildigim isvicre harikulade stabil isleyen bir ekonomi. Isvicrede ekonomik guven algi umut hep vardi hep var bunu ben soylemiyoirum rakamlar soyluyor
      ancak,
      Japonya malum
      ABD ise zaten ortada

      Bizim halimiz ise allahlik...

      Sil
  4. Hocam son 20 yilda asiri bir sekilde gordugumuz yapilasmanin '98 ile '06 arasinda sadece 40% artmasi ilginc. 40% da buyuk bir oran ama hissedilen cok daha yuksek. Zevksiz betonlari gordukçe ruhumuz karariyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. % 40 artış az bir artış değil. Yeni kurulan bir ülke ya da kent olsa normaldir. Ama yüzlerce yıldır aynı topraklarda yaşayan bir ülkede 20 yılda inşaatın GSYH'deki payının % 40 artması oldukça yüksek.

      Sil
    2. Savas olsa anlardik yeniden yapilanma

      Sil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Türkiyenin durumu içler acisi hocam rusya çin katara güvenerek bir adim bile ileriye gidemeyiz kendi göbek bağimizi kendimiz kesmemiz lazım bunu çözmemiz icinde ilk önce eğitim sistemimizi tamamen bilimsel eğitime geçirmemiz gerek kesinlikle!

    YanıtlaSil
  7. 2050'ye 32 yıl kala hiç bir küresel markası olmayan Türkiye, nasıl olacak da -şu an aklıma gelen- en az üç küresel markası olan G. Kore'yi sollayarak on ikinci sıraya yerleşecek, doğrusu aklım almıyor. Bu raporu hazırlayan iktisatçıların esas aldıkları kriterlerin çok oynak ve güvenilemez olduklarını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katiliyorum..

      Son birkac yilda yetismis beyin ve milli özel sermaye göcünün tavan yaptigi, imamlarin Imam hatiplere ögrenci bulmak icin seferber edildigi ve Devlet olanaklarinin sonuna kadar acildigi bir ülke bunu nasil basaracak merak ediyorum.

      Ayrica Almanyanin da hangi gerekce ve argümanlar ile bu kadar gerileyecegini birisi aciklayabilir mi.?


      Sil
    2. bu tahminlerin türkiye dışında kalanlarının tutması olasılıklar dahilindedir ancak türkiye tahmini bana kalırsa bizim aşağılık kompleksinde olan bir ülke olduğumuzu iyi bilenlerin egomuzu tatmin etmek ve bizi her zaman olduğu gibi olduğumuzdan çok daha iyi algılamamızı ve böylece yerimizde saymamızı sağlamak için yaptıkları manipülasyondan başka bir şey değildir. dikkate bile almıyorum.biz bu toplum yapısı ve iktisat yapısallığıyla değil ilk 12 ilk 22 de bile olamayız derim. bu kötümser olmak değil realist olmaktır.

      Sil
    3. Nüfusunu Hindistan gibi artirirsan olmayacak diye bitsey yok. GDP yuksek gorunur, ancak GDP per capita düşük seviyede kalmistir. Teknolojide öncü ülke olabilmektir aslolan. Batinin yaptigi urunleri taklit rdeder degil, batiyla ayni çağda olup yakin zamanlarda brnzer kalitede urunleri cikarabilmektir basari. Cin ornegine bakilacak olursa maalesef teknolojide üstün degiller. Nufus olarak ustunluklerini kullanarak ABD ile yarisabilmekteler. Teknolojinin kalbinin attigi en buyuk yer hala ABD'dir. Bu gercek degismedikce dunyadaki guc dengeleri degismeyecektir.

      Sil
    4. Bilimin olmadığı yerde gelişmenin imkansız olduğunu söyleyen beyinler yada insanlar bu düşünce ile Türkiyeye dev aynasında gösterme çabasında galiba, yoksa bilimsel bir gelişme olmayan ülkede nasıl ekonomik büyük bir sıçrama beklenir akıl almaz bu safsatayı.
      Türkiyeye oynanan oyun işte bu saçmalıklar aslında daha öncede bu numaraları bizim yöneticilere yutturup yedirdiler ve başardılar. Artık inandırıcılıkları kalmadı bize borç verip sonra sömürerek siz 2050 de zengin olacaksınız yalanı ile borç verip batırmaya çalışıyorlar sanırım. Borç vücuttaki yara gibidir, eğer erken tedavi edersen yara kapanır fakat umursamazsan vücudun heryeri yara olur ve kurtarmak çok zor yada imkansız olur. Bunu bildikleri için sürekli bizede yara açmak derdindeler ve yöneticileride bu yaralar kapanır diyerek kandırmaya devam ederler. Arkadaşlar borç geri verilecek yani ödünç alınmış bir gerçektir bunu bilerek yaşayalım lütfen yoksa heryerimiz yara içinde kalacaz sonundada ölüm gerçeklecek. Bu safsatalara kanmayın bunlar aldatmaca ki gerçekten ABD gibi her türlü imkanı olan ülkeler bu safsatanın çıkış kaynağıdır.

      Sil
  8. Guney kore de nufus dusuyor gdp sadece ekonomik genisligi olcuyor fert basina dusen geliri degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Guney Korede nufusun dusmesi onemli degil, urettikleri samsung ya da lg urunlerini ic pazardan cok dis pazara uretiyorlar. Nufus dusse bile gdp artacaktir..

      Sil
    2. Güney Kore için belki Kuzey Kore ile birleşeceği öngörülmüş olabilir. Tabi bu durum 3 basamak gerilemesine neden olur mu, ayrı bir tartışma konusu.

      Bu tür sıralamaları şu andaki süreç aynen bu şekilde giderse diye düşünmek gerekir. Yani geriye düşecek oyuncular hiç bir aksiyon yapmaz ise bu sıralama oluşacaktır. Bu mümkün mü? Geriye düşmesi öngörülen ülkelerin izleyebileceği yolları öngören kazanır bence. Buna odaklanak lazım. Yoksa bu listeye bakıp doğru yoldayız diye düşünmek saflık olur, her ülke için.

      Sil
  9. Turkiyenin sanayi kesimi imalat yapisinin 18 yilda dramatik dususu gercekten cok buyuk trajedi. Halbuki olmasi gereken en az 27dir sanayi kesimin olmasi gereken pay.

    Hocam sizce Fed ne zaman faiz arttirimlarina elveda deyip bekle-gor moduna gecer
    Ben Fed faizlerinin bu yil yuksek buyumeden kaynakli 2 defa arttirip 2.50 ile yili kapatacagini
    Onumuzdeki sene ise de iki defa faiz arttirp 3le artik bekle-gor bandina gelecegini dusunuyorum
    Belki gerek dunya ekonomisi gerekse ABD buyume-enflasyon paradigmasi dahilinde bu orana 0.25lik artis da olabilecegini dusunuyorum ne dersiniz sizce hangi seviyede faiz arttirimlari biter?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel efektif kurun 130 lara dayandığı, paranın su gibi aktığı zamanlarda sanayinin payının gerilemesi kaçınılmaz. Bu gerçeği çok iyi anlamamız lazım. Bünyemize uygun rekabetçi bir kur düzeyini korumamız şart ama bu kadar da dramatik bir şekilde değil tabi. Yumuşak iniş gibi bir süreç işlemeli.

      Sil
  10. Hocam, Kaku'yu fazla ciddiye almayın. Bugüne kadar hiçbir öngörüsü tutmamıştır :)

    YanıtlaSil
  11. Hocam öncelikle elinize sağlık severek, merakla takip ediyoruz. Hocam tarım hakkında bazı sorularım var. Tarımda gerilediğimiz bir gerçek bunların nedenleri farklı konular. Kısaca tarımı geliştirmek istesek ve Hollanda, Kanada tarzı ülkelerin politika ve teknolojilerini izlesek topraklarımızı verimli kullansak dünyada tarımda öncü ülkelerden olabilir miyiz yani ihracatımıza büyük katkılar sağlar mıyız? Ya da bu tarımdaki ivme kaybının nedeni az kâr bırakması ve bizim de tembel bir toplum olmamızdan bu işe girişmeyi azaltmamız diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çiftçinin bugünkü teknoloji ile yaptığı üretim karlı değil.Ve zahmetli. Yeni nesil de hem karsızlıktan hem de zahmetli olmasından ötürü tercih etmiyor. Tabi tek neden bu değil. Ama nasıl karlı hale getirebilirizi de düşünen yok gibi. Bu tarz bir politika oluşturulmuyor. Daha çok gıda enflasyonunu nasıl dizginleyebilirizi düşünüyoruz.

      Orada da bir sıkıntımız perakende de yani büyük mağaza zincirlerinde yabancı payının çok olması işi zora sokuyor. Çünkü yabancılar TL cinsinden değil döviz cinsinden kara odaklanıyorlar. Yöneticilerine de döviz cinsinden arzuladıkları kara ulaşmaları için büyük baskı yapıyorlsrdır tahminimce. Yani tarladaki fiyat ile marketteki fiyatın bu kadar farklı olmasının izahı budur diye düşünüyorum.

      Sil
  12. Hocam sizce bu dönemde faizleri çok artırıp aynı oranda tobin vergisi yükseltsek dolayısıyla yerliye daha fazla yabancıya şimdikinden biraz daha az faiz versek ve tl likiditesini kısıp bir yandan da tl değerini korumaya çalışsak sonucu ne olur? Cari açık azalır mı? Enflasyon ve kuru tutabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür önlemler bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu sarmaldan çıkış için yetecek önlemler değil. Çok daha köklü önlemlere gerek var.

      Sil
    2. Hocam tabii ki dediğiniz gibi köklü değişiklikler lazım ama bizim hükümet bunu yapmayacak gibi. Benim önerdiklerim bir süre daha düşük cari açık ve kur yükselmemesini sağlayabilir mi?

      Sil
  13. hocam yeni hazırladığınız ekonomi tarihi kitabiniz bu yıl cikar mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında kitabın yazımı % 99 bitti. Şimdi rötuşlarını yapıyorum. Yıl bitmeden çıkacağını umuyorum.

      Sil
  14. Hocam
    Öncelikle yazınızı çok beğendiğimi ifade etmek istiyorum.
    Konuyla ilgisiz ama şunu çok merak ediyoruz
    Halkın dolar bozdurmasının faydalı olmasının hayal olduğu söyleniyor; doğru mudur?
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dogrudur, bir bozduran varsa bir de alan vardir. Veya bozduranlar dolar ucuzladiktan sonra tekrar alisa gececeklerdir. Kimse aptal degil.

      Sil
    2. Evet yorumunuza yanıt yazan arkadaşımız çok doğru demiş. Türkiye ciddi önlemler almak zorunda ne yazık ki.

      Sil
  15. Herkese iyi bayramlar, Mahfi Hocam elinize, yüreğinize sağlık,yazınız çok güzel. Hiç bir siyasi görüşüm yok. Dünya görüşüm, liberal sol. En az On yıldır başkanlık sistemine geçeceğimizi, federatif sistemle yönetileceğimizi, bizi kasıtlı olarak Rusya'nın kucağına ittiklerini söyler dururum. (Bunlar gerçekleşti) Arkadaşlarımın kızmalarına rağmen, bulunduğumuz konum gereği Türkiye 'nin gelişeceğini söyledim durdum. Bundan sonra Orta Asya' ya da açılacağı. Çin'e karşı Avrupa 'yı korumak için Rusya ile birlikte hareket edeceğiz. Türk-Kürt ve Araplar la heterojen olarak. Boşuna Uğur Mumcu' yu, Kürt Dosyası'nı yazarken temizlemediler.

    YanıtlaSil
  16. Bu GSYH değerlerinin hepsi cari değerler. Ama 2050 yılında artık GSYH için cari değerlerin pek bir anlamı kalmayacak SAGP ile hesaplanan GSYH değerleri çok daha önemli hale gelecek. Çünkü şuandaki ticaret savaşlarından da göründüğü üzere ABD kendini izole etme politikası yürütüyor. Bir nevi köklerine dönüyor 2. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi. Atlas-Atlantik ötesinde ne olursa olsun umurumda değil politikasına dönüş yaşıyor ABD. Artık ülkeler yavaş yavaş USD ile ticareti bırakıp alternatiflere yönelecek. Ve böyle bir durumda USD üzerinden hesaplanan cari GSYH yerine satın alma gücüne göre hesaplanan SAPG GSYH daha önemli bir veri haline gelecektir. Eğer bu liste cari değerlerle değil SAGP değerleri ile oluşturulmuş olsa aradaki fark daha uçuk olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Raporda SAGP ye göre GSYH hesapları da var. Türkçe özeti burada: https://www.pwc.com.tr/tr/yayinlar/arastirmalar/2050-dunya.html

      Sil
  17. Hocam bu öngörülere katılmıyorum zaten katılmakta akılcı değil pek fazla çünkü Türkiye bilimsel bir yatırım yapmış olsa 30 yıl sora bunların meyvesini almış olur kabul ederim ama bizde şuan için böyle birşey yok mevcutta olacak gibi değil.
    Bence bunlar havuç göster politikası kandırma siyaseti ekonomiye heryerden daha fazla girmiş durumda yalan rakamlar yalan sahte büyümeler komik not artışları ve not indirimleri kafasına göre tablolar bunlar saçmalık tamamen.
    Siyaset herşeyi belirliyorsa gelecekte bu tahminler tutmayınca siyasi koşullar beklentimizi değiştirdi denilir işin içinden çıkılır her zamanda böyle olmuştur yalanlarına siyasi beklenti değişikleri ile kapatırlar. Dünyada ülkelerin sınırları ve rejimleri değiştirilirken bence havuç gösterme sanatı iş yapar diye düşünülüyor yoksa yeni teknolojiler zaten hazır tüketicisini bekliyor alım gücü yaratıldığında satışa çıkacaktır.
    Önemli olan kaynakların zenginliği ise evet Türkiye çok ciddi kaynak zengini saklanan en büyük kaynaklarımız Toprak, Hava, Su, Mevsim ( güneş, kar, yağmur ) Rüzgar enerji için önemli, Denizler en büyük zenginliklerimiz arasında, Dağlar verimli herşeyi üretebileceğimiz topraklarımız, Bunların dışında yer altı kaynaklarımız saymıyorum bile eğer bunlar dünyada ön plana çıkarsa ve Türkiye bağımsız güçlü bir ülke olursa ozaman zenginlik sıralamasına inanırım çünkü Dünyada en büyük kaynak doğal tükenmeyen kaynaklar toprak, su, hava, enerji ama elektrik enerjisi işte burda türkiye elektirk enerjisine tamamen dönerse ozaman enerji sıkıntısıda çekmeyiz elektirğe çevirebilecek birçok argüman var elimizde sadece nükleer olarak düşünmeyin evlerde kullandığımız yağlar mazottan daha yüksek verimli elektrik üretimine sahip hepsi biodizel olarak dönüştürülebiliyor, rüzgar, su, çöplerimiz, güneş enerjisi, denizlerdeki dalgalanmaların yarattığı enerji bunların yanında kimyasal reaktörlere ihtiyacımız bile yok enerjide yeterki tüm tüketimi elektiriğe çevirelim işte ozaman enerji ithal eden değil ihraç eden noktaya geliriz avrupada bunların birçoğu yok mesela su, güneş vb. gibi bizler bioyakıt üretimine başlamalıyız heryer kanola yağı ayçiçek yağı bunları yemeklik sıvı yağ olarak değil mazot benzin olarak dönüştürüyor avrupa bizde acilen trans yağları enerji için kullanmayı öğrenmeliyiz.
    enerji büyük bağımsızlıksa enerjiden daha fazla toprak, su, yağmur, kar, rüzgar güneş ve denizlerimiz var bence bilim insanlarımız üretim odaklı olmalı prof olmak için yalakalık yapmayı bırakmalılar.

    YanıtlaSil
  18. Bilgi dolaşımının kolaylaşması, bilgi birikimi, YZ, sanayi 4.0 bireyin kurtuluşu yolunda belli ipuçları veriyor. Birey içinde bulunduğu toplumdan sıyrılabilmek ve bir üst aşama olan özgürlük düzeyine yükselebilmek için diğerlerinde olmayan yeteneklerini sergilemek zorunda... Üst bilincin, salt akılcılığın sorunu; altbilincinin kaynaklarından uzaklaşması yaratıcılığı kısıtlamakta...

    Özellikle gelişmekte olan toplumların gelişim öğretisi toplumun genel gelişimi temelinde olursa daha anlamlı olur. Hem birey kendi gelişimi bakımından toplumdan yararlanır, hem de toplum bireyin gelişim çizgisini izler. Yaratıcılık böyle bir etkileşim sonucu oluşuyor.

    Salt bireysel ilerleme belli bir süre sonra kapitalizmin bugünkü ilerlemesi benzeri sınırlı kalır. Toplumun genel gelişimi bireysel çıkışlardan çok daha zor ve zahmetidir.

    YanıtlaSil
  19. Sorular biraz ağır olacak,

    1) Gelişmemiş ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelere demokrasi fazla mıdır
    2)Yine aynı sınıf ülkelerde uzlaşıyla yasa yapmak yerine direkt gelişmiş ülkelerin yasalarını uygulamak daha verimli olabilir mi?
    Not: Kendimizi ezmiyorum, daha doğru teşhis için nerede olduğumuzu belirtmek istedim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. birinci sorunuza yanıt olarak size bir makale önerebilirim daron acemoğlu yazmıştı linkini atıyorum https://www.google.com.tr/amp/s/www.bloomberg.com/amp/view/articles/2018-06-17/the-democracy-dividend-faster-growth
      ikinci sorunuz ise genellenemez. hukuk teorisinde gelişmiş ülkelerden yasa almanın yeri vardır. buna iktibas deniyor. ancak iktibas her koşulda doğru olmayabilir veya birebir uygulanamayabilir(kültürel sosyal farklılıklar sebebiyle vs) ancak kimi zaman olumlu sonuçlar alındıgı da görülmüştür. cumhuriyetin ilk yılları ve osmanlının son dönemi iktibas yasalarıyla doludur. bence sorun aldıgınız yasadan ziyade yasanın mahkemelerce idarece nasıl uygulandıgında...zira en mükemmel yasa bile hakimin bürokratın elinde şekilleniyor uygulamada...oysa bazen yasa hükmü olmayan konularda hakimler öyle güzel hukuk yaratma yoluna gider ki yasa olsa o kdr güzel uygulanamaz. bu nedenle sorunuzdaki verimlilik vurgusu çok tartışmalıdır. verimli yasadan ziyade verimli hukuk kültürünün toplumda yerleşip yerleşmediği daha mühimdir bence

      Sil
    2. Türkiye vb. ülkelerin halen demokrasi sorunu var. Ancak; özellikle gelişim sorununun, karar aşamasında, halkın katılımıyla çözüleceğini sanmıyorum. Türkiye kapitalizmde çağının gerisinde... Kapitalizmin ileri ülkelerinin deneyimlerinden yararlanabilir ve aynı hatalara düşmez. Bu da teknokratik (uzman) çözümleri imliyor.

      Düzeltme: Daha önce Türkiye’de sınıflar konusunda verdiğim referans Emre Kongar’ın Demokrasi ve Laiklik’ kitabı değil, ‘Atatürk Üzerine‘ adlı kitabı: s.164; Laikliğin Sınıfsal Temelleri’

      Benim bloğum Atatürk üzerine: http://devrimciataturk.blogspot.com/

      Sil
    3. Demokrasi, gelismis gelismemis her ulke icin itici guctur. Demokrasi rejim ile de dogrudan alakali degildir. Cumhuriyet rejimi demokrasinin garantisi olmadigi gibi, monarsi olup demokrasinin besigi olan ulkeler mevcut.

      Cumhuriyet rejimi bizdeki gibi surekli anayasanin degistirildigi sekilde uygulanagelmisse, demokrasiyi er gec tahrip eder ki bizde tahribat daha ilk yillardan baslamis.

      Sil
  20. Emeğinize sağlık, çok güzel bir çalışma...
    Ziraat Mühendisi olarak, tarımın GSYH daki payının (%6) dramatik düşmesi, ilk önce beni şaşırttı. Ancak her sektöre katkı sağlayan imalat sanayiinin düşmesi, tarım arazilerine binaların hoyratça yükselmesi, tarımın bu kadar keskin düşmesi kaçınılmaz. ABD veya Hollanda gibi ülkelerin tablosunu düşünmeye başladım. Aynısını bulamadığım için pek kesin yorum yapamıyorum ancak, hiç bir gelişmiş ülkenin tablosunda başta tarım bu kadar düştüğüne inanmıyorum. Yurt dışındaki basından takip ettiğim kadar, (New jersey, ABD) tarım arazisi üzerine kurulu mevcut binanızı yıkıp tarım üretimine açarsanız, devlet fonları size destek veriyor.
    Ülkemizin diğer ülkelerden en ayırt edici yanı nüfusu artıyor ve genç nüfusumuz fazla. Artan nüfüsu beslemek ve daha kaliteli besine ulaşmamız için daha fazla tarıma ihtiyacımız varken, ikincil, beşincil sektörlere öncelik vermemiz büyük hata olarak düşünüyorum. Bu tabloya baktığımda, üzülerek bulunduğumuz durumu çok daha iyi anlıyorum. Bütün dünya tarıma stratejik sektör olarak bakıyor ve çok ciddi yatırımlar yapıyor, biz ise hala en basit üretimi olan tarım ürünlerini dahi ithal ediyoruz???Hocam, tarım ile ilgili bu kadar hata neden yapılıyor? Bunu nasıl değiştirebiliriz? Ne yapmamız gerekiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zahit bey, bu benim de çok eleştirdiğim bir konu. Biz tarıma ve hayvancılığa destek veren politikalar uyguladığımızda bu alanda çok daha iyi bir konumdaydık. Bunu geliştirecek yerde ne yazık ki Dünya Bankası'nın önerilerine uyarak bu destekleri bırakıp doğrudan gelir desteğine döndük. Bence bu tarihi bir hataydı ve hala da o hatadan dönmüş değiliz. Yapılacak şey çok basit bize tarımdan çıkın diyen ülkelere bir dönüp bakmamız lazım. Onlar tarımdan çıkmış mı yoksa tarıma ve hayvancılığa destek vermeye devam ediyorlar mı? Bence onlar ne yapıyorsa onu yapsak doğrusunu yapmış ve tarımı da hayvancılığı da kurtarmış oluruz. Dünyada tarım ve hayvancılığa destek vermeyen ülke yok. Sonuçta biz tarıma TL ile vereceğimiz desteği vermeyerek ithalata gidiyoruz ve yurtdışındaki üreticiye dövizle destek vermiş oluyoruz.

      Sil
    2. Mesela sigara tuketiminin gayet yuksek oldugu bir ulkede tütün tarlalari neden yok edildi? Halk sagligi icin mi?

      Sil
    3. Sayın hocam; tarım politikaları ve özellikle doğrudan gelir desteği'nin altında yatanlar hakkında daha geniş bir yazı yazmayı düşünür müsünüz? Bunun ekonomik anlamı nedir? Gerçekten üretmek yerine ithal etmek daha mı ekonomik? Kısa vadeli, uzun vadeli sonuçları ne olur?

      Sil
  21. hocam, dünya adım adım pozitivizm odaklı kapital iktisat modelinden fütürizm odaklı kesin ölçülebilir olmayan daha bireysel yanı ağır basan merkezi üretim ve yönetim anlayışından uzaklaşan ve özerkleşen yeni bir üretim ve tüketim modeline geçmeye yönelmektedir. yani bir nevi enformasyonizm diyebileceğimiz bilgi tabanlı üretim ve iktisat modeline doğru yönelim var. artık üretim süreçlerine parayı elinde tutanlardan çok bilgiye sahip olan ve bilgiye ulaşımı sağlayan sistemlere egemen olan tarafların sahip olacağı görünüyor. dünya iktisadı bu yönde ilerlemeye başlamışken türkiye olarak bu geleceğe yönelik ne uygun bir eğitim modelimiz mevcut sürekli bozuyoruz ne yazık ki ve ayrıca ne de iktisat alt yapımızı kurguluyoruz. bu mentaliteyle 2050 yılında türkiye için 12. sırada olur tahmini aşırı iyimser bir tahmin ayrıca o tarihte muhtemelen birçok ulus ötesi şirket çok sayıda devletten daha büyük iktisadi büyüklüğe sahip olacaktır. bugün sadece apple türkiyeden daha büyük ciroya sahiptir. ayrıca türkiye bugün ortalama olarak sanayi 2,durumundadır. biz 2050 yılında sanayi 4.0 e geçsek bile o dönemde büyük olasılıkla dünya sanayi 5.0 a geçmiş olabilecektir. yani ciddi derecede geriden izliyoruz dünya değişim momentumunu hocam. iyi bayramlar diler saygılarımı sunarım.

    YanıtlaSil
  22. Bana tahmin çok iyimser geldi , bu arada bir şey sormak isterim Allah rahmet eylesin sayın Urasin da yazılarını okurdum , sizin yazı tekniginiz çok ustaca ve şık. Ben çok beğeniyorum . Acaba Sizi milliyet e düşünüyor olabilirler mi ? böyle bir teklif gelse ne derdiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkenin en yandaş en yalaka gazetesine mi.?

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hakkımdaki nazik sözlerinize. Ben bu blogda yazmaktan çok mutluyum.

      Sil
  23. Düşük maliyetle kaliteli üretim yaparak üretim yapmayan ve ihtiyaç fazlasını dış pazarlara satmayan ülkeler batmaya mahkumdur. Raporlar ve yazınız gerçekten ilginç. İnşallah birileri okuyup anlar ve ülkenin geleceğini planlar.

    YanıtlaSil
  24. Endonezya 2100 de bile 4.sıraya gelemez. Tamamen hayal.cin hindistan brezilya potansiyeli olan ülkeler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye giremez ?
      Endonezyalıların bellerine kuvvet, az daha gayrete gelseler, Çini bile geçerler o nüfus ile.

      Sil
    2. https://www.pwc.com.tr/tr/publications/arastirmalar/assets/world-in-2050/2050-de-dunya-raporu.pdf

      Sil
  25. Dolar euro dusuyor
    Sizce daha da duser mi?

    YanıtlaSil
  26. İnandırıcı olmayan bir tablo, özellikle Tr açısından.

    YanıtlaSil
  27. Burada guzel bir tane makale var buyurun burdan bakin

    https://www.ntv.com.tr/yazarlar/prof-dr-cem-kilic/oecdye-gore-sosyal-asansor-arizalandi,vlxZDO5rkkK2AVAR_lT8vg

    YanıtlaSil
  28. ABD ve Avrupa ülkeleri demokrasiye sahip çıkıp bilime önem verdikleri sürece gelecekte de söz sahibi olacaklardır. Güney Asya ülkeleri ise batıyı taklitten öteye geçemeyecekler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar emin olmayın, geçmişte çok daha önde oldukları dönemler var.

      Sil
  29. Hocam t24 bağımsız internet gazetesi bu yazınızı aynen haber yaparak yayınlamış.
    Daha önce yeniçağ gazetesinde de başka bir yazınızdan alıntı yapılmıştı.

    Farkediliyorsunuz ve etkilisiniz Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazılarımın isim ve blog refere edilerek kullanılması serbest olduğu için birçok yayın organı öteden beri yazılarımı kullanıyor.

      Sil
  30. Merhaba hocam;
    Kesinlikle haklısınız açıkçası şu basit sektörel dağılım dahi üretimden yoksunlarmış tüketen bir topluluk olduğumuzu açıkça gösteriyor.
    Ülkenin her yanı inşaat çimento kum ile bu iş olurmu buna yatırım yapılır mı hangi cağda betona yatırım olduğu görülmüş en basitinden güncel bir örnekleme yapayim sizlere bundan 1 sene önce ev alan biri 200 bin tl ödediğini varsayalım 200 bin tl = 57 bin $ yaklaşık 2017 için. Bugün o ev yine 200 bin tl hatta 1 yıl kullanıldı ve şuan 35 bin dolar belki eder. Aradaki fark 120 bin tl küsur böyle bir zarar var. Taşa topraga boyle yatirim yapilirmiT 2000 bin yil oncesinde dahi insanlar uretmek icin cabalamislar yapi sadece belli basli kesimlere yapilmis ancak 3. Dunya ulkeri olarak sonradan gorme bir halk olarak bu inşaatların yapilasmasin gelismekle ayni oldugunu saniyoruz türkiyenin 3. Havalimanı için aldığı kredi 17 milyon liradan 40 milyon tl yükselmiş 2015 te alınan kredi dolar yüzünden böyle bir tablo çıkıyor. fakir fukaranın cebinden çıkacak yine okadar para ama devletin bu kaynakları bukadar şuursuzca kullanirlirmi insan sormadan edemiyor.Ancak bu kullanıma bu yolsuzluğa goz yuman hatta savunan da 1600 küsür tl ye çalışan asgari ücretli biri gülermisiniz ağlarmısiniz.
    Bu a b c partisiyle alakalı değil hangisi gelirse gelsin bunu eleştireceğiz yereceğiz ancak buna izin verilmediği bir dönemde yaşıyoruz elestriyi ozledik televizyonlarda farklı haberleri özledik 90 li yıllar daha mı iyidi ne en azından insanlar birbirne tahammül ediyordu .... yazacak çok şey var hocam neyse dediğim o ki turkiyeden bir halt olmaz

    YanıtlaSil
  31. Ben Asyanin ekonomik dev olacağını düşünmüyorum. Neden mi ? Açıkçası salt ekonomik olarak düşünmemek lazım ekonomik dev dedik ama ekonomi içinde sosyo kültürel politik tarihsel bir çok bağ barındırır. Asya her ne kadar eski bir medeniyet olsada Batının medeniyeti insanlık için en onurlu ve en uygun olanıdır evrensel butun değerleri barındırır olması gerekendir batı ahlakı medeniyeti aslında tüm dinlere tüm ilimlere bakınca aslında batı medeniyetinin nasıl hepsinin bir sentezi insanin yaratılışına nasıl uyduğunu anlarsınız. O sebeple Asya avrupanın kopyası olmaktan öteye gidemeyecektir sadece bir özenti ekonomik model olurlar kaldiki günümüzde örneği bariz var Japonya yada asya kaplanları. Bunlarin hepsi avrupayı örnek almış ve bişekilde sağlanmıştır. Ancak demokratik siyasal tarihsel olarak avrupa medeniyeti ötesine gidemeyeceklerdir.

    YanıtlaSil
  32. Hocam Çinin 2050 de 1.sıraya oturması biraz zor Duruyor. Gelir dağılımı ve özgürlük açısından çok sınırlı bunu tabana yayamıyor şuana kadar olan büyümesi zaten olması gereken potansiyel büyüme...

    YanıtlaSil
  33. http://www.diken.com.tr/liradaki-dusus-bayan-watanbeyi-vurmus-japon-kucuk-yatirimci-pisman/

    YanıtlaSil
  34. Degerli bilgiler (ve caba) icin tesekkur ederim Mahfi bey...
    Saygılar, Sevgiler...

    YanıtlaSil
  35. Değerli Mahfi Hocam,
    Ben PPP yöntemine göre GSYH hesaplamasını uygun bulmuyorum. Reel/nominal GSYH hesaplamasının çok daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Zaten, uluslararası sıralamalar da (G20 gibi) nominal üzerinden yapılıyor.
    PPP yönteminin, az gelişmiş ve fakir ülkelere moral vermek için kullanıldığını görüyorum. Hatırlayacak olursanız, geçen yıl, biz de PPP yöntemi ile rakamlarımızı vermiştik.
    Sizin bu konudaki görüşünüzü öğrenmek isterim. Sağlıcakla kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynı kanıdayım. Ama ne çare ki giderek oraya bir kayış var. Özellikle başta ABD olmak üzere gelişmiş ekonomiler PPP yöntemini öne çıkararak gelişmekte olan ekonomileri uyutma yolunu seviyorlar.

      Sil
  36. Üstat yazılarınızı zevkle okuyorum. Allah sizlere ve sevdiklerinize sağlıklı uzun ömürler versin.
    Üreten bir ülkenin halkı, ürettiği katma değerden ne kadar yüksek pay alıyorsa sosyal ve ekonomik refahı o kadar yükseliyor ve ülkesinin değerini o kadar yükseltiyor demektir. Ve o ülke güçlüdür dünyaya da bir değer katıyordur.
    Günümüzde Dünya GSYH'sinde ilk sıralarda yer alan ve gini katsayısı nispeten düşük olan Avrupa ülkelerinin sadece ürettikleri için değil halklarının sosyal ve ekonomik refahını düşündükleri için kendi ülkelerine ve dünyaya bir değer kattıklarını düşünüyorum.
    Eğer PwC'nin bu tahmini tutarsa gini katsayısı yüksek olan dolayısıyla halkı sosyal ve ekonomik olarak refah içinde olmayan Çin, Hindistan, Endonezya gibi ülkelerin Dünya GSYH'sinde ilk sıralara geçmesinin dünyaya olumsuz etkilerinin olacağını düşünüyorum. Bu yoruma katılır mısınız üstat.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Haklı olduğunuz noktalar var. Bir de onlara ek olarak bu kadar yüksek nüfuslu ülkelerin maddi düzeyinin artmasının yaratacağı ilave tüketim talebi artışının ortaya çıkaracağı çevre bozulması olacak. Daha çok araba, daha çok artık, daha çok ısınmada kullanılan yakıt tüketimi vb.

      Sil
  37. Merhaba Hocam,
    Ülkeler geliştikçe tarım ekonomisi sanayi ekonomisine, o da giderek hizmet sektörü hakim ekonomiye evrilmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evrilir. Ama bizim gibi ülkelerde sanayiye evrilmeden hizmetler sektörü şişer.

      Sil
  38. Hocam siz böyle yazilar yaziyorsunuz ya.. Ülkemizin ve Dünyanin icinde bulundugu durumu aciklayan bilimsel analizlerinizi okuyunca bir baska oluyoruz. Öyle ya, birilerinin bu ülkede var oldugunu ve dogru amaclarlar dogrultusunda dogru seyleri yapmanin yolunu actiklarini ve o yoldan yürüyecegimiz hiissine kapiliyorum.

    Sonra öyle seyler okuyorum ki yerin dibine giriyorum.

    Bunlardan bir tanesi aynen söyle…

    ""Sivas’ta inşaatı tamamlanan, """aydınlatma çalışmaları ise süren""" Mevlana Tüneli, bayram yoğunluğu dolayısıyla trafiğe açıldı. Sivas Belediyesi tarafından belediye imkanları ile tamamlanan 580 metre uzunluğundaki tünel, Sivas’ın ilk karayolu tüneli oldu. Tüneli merak eden Sivaslılar adeta tünele akın etti. Tünelden saatte ortalama 2 binin üzerinde araç geçti. Bayramın ilk üç gününde tünelden 100 bin civarında araç geçtiği tahmin ediliyor.""

    Bir sonraki cümle ise dehset.

    """Tüneli araçlar kadar yayalar da tercih ediyor. Tüneli merak eden çok sayıda vatandaş tehlikeli olmasına rağmen tünelden yaya olarak karşıdan karşıya geçti.

    Merak ettikleri için tüneli kullanan Sivaslılar, başta Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın olmak üzere, tünelin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti."""

    Hocam siz tamamlanmamis ce aydinlatma calismalari devam eden bir tüneli ""Gecici"" olarak hizmete acan baska bir ülke biliyormusunuz.

    En önemlisi Tüneli merak eden merakini gidermek icin karsidan karsiya gecen baska bir Dünya milleti taniyormusunuz?

    Pekiyi…

    Böyle bir toplumun ve ülkenin 2050 yilinda ilk 12 ye girecegini düsünebiliyormusunuz?

    YanıtlaSil
  39. Selamlar Hocam,

    Blogunuzu uzun süredir takip ediyorum, alanım direk ekonomi olmadığı halde basite indirgeyecek anlattnız için teşekkür ederiz. Kitaplarınız ve bütün bu üretkenliginiz için de teşekkür ediyoruz. Herbir yazınızın cıkmasını heyecan ile bekliyorum. :)

    Bu öngürülerin toplumlara etkileri nasıl olacak? Bu konuda yazı yazarsanız çogu insanın merakını gideriyor olacaksınız :))

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ama ben bu öngörülerin bir kaç istisna dışında çok da tutacağını düşünmüyorum açıkçası.

      Sil
  40. Hocam selamlar,
    Raporda 2050 Endonezya beklentileri inanılmaz dikkat çekiçi- dördüncü büyük ekonomi olması bekleniyor. Ülke hakkında genel geçer bilgiler dışında çok bilgi sahibi değilim, neler oluyor yada neler olacak da Endonezya bu kadar ayrışarak dünyanın zirve ekonomilerine ulaşacak? Rupiah da şu an tarihi ucuz seviyelerde, mala girelim mi ? :) Teşekkürler & Selamlar

    YanıtlaSil
  41. Hocam yaziniz icin tesekkurler. Soylediginiz gibi bu tahminlerin dogrulugu yapilan varsayimlarin ne kadar tutacagiyla alakali olacak. Fakat mesela Çin de olabilecek büyük bir kriz ve uzun resesyon veya yapay zeka/robotlar ile gelismekte olan ülkelerin su an icin rekabetci fakat ilerde önemsiz olacak emegi/üretiminin varsayimlardan cikmasi bu resmi cok degisebilir. Bati ile dogu arasindaki makas kapanmak yerine daha bile acilabilir. Çin yapay zekaya ve robotlara yatirim yapiyor fakat ucuz enerji ve robotlarin ürettigi mallarin hakim olacagi dunyada buyuk nufuslarin (ekonomiye is gücü katilimlarin) bir önemi kalacakmi bilemiyoruz. Rise of the Robots kitabini okumanizi tavsiye ederim. Bence robotlar gelene kadar kapitalini biriktirmis ulkeler üstünlügünü korumakta önde olacaklar cunku nüfüsun bir önemi kalmayacak. Arti buyuk innovasyonlarin cogu Bati (silikon vadisi) den geliyor. Yani makas acilabilir. Fikirlerinizi merak ediyorum. Saygilar.

    YanıtlaSil
  42. Umut fakirin ekmeği diye bi laf vardır.uluslararası bazı kuruluşlarda 30 40 sene sonraya tahmin yapıp ağzımıza bi parmak bal çalıyorlar

    YanıtlaSil
  43. Eğer bu kuruluşlar samimi ise 3 5 yıl sonraya tahmin yaparlar ancak onu bile öngöremiyorlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2020 için de tahminleri var.

      Sil
    2. Nerden ulaşabiliriz bu tahminlere hocam ?

      Sil
  44. Faydalı bir çalışma, teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  45. Hocam akdeniz ulkeleri diyorsunuz biraz once baktim italya nin cari fazlaligi varmis ,italya ilen bizim ekonomiz arasindaki yapisal farklilik nerden kaynaklaniyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomiler 2 nedenle cari fazla verir: (1) Döviz getirici faaliyetleri döviz kaybettirici olanlardan fazladır (mesele ihracatı ithalatından yüksektir.) (2) Ekonomi büyüyemediği ve yeterli iç talep oluşmadığı, dolayısıyla ithalatı düştüğü için cari fazla verir.
      İtalya ekonomisi 2'nci gruptadır. Yani ekonomisi sıkıntıda olduğu, yeterli büyümeyi sağlayamadığı için cari fazla veriyor.

      Sil
    2. Kusura bakmayin hocam katilmiyorum.
      Italyanin ihracat ivmesine baktigimizda son 5 yil icin bir ivme var bir degisim var.
      Ithalat icin belki dedikleriniz dogru olabilir dogrudur da..
      2. turden cari fazla olayi olsa bile kisa sure sonra ister istemez tekrar toplumun ekonominin yeni dengeleri uzerinden yeniden cari acik vermeye mahkumdur. Hele hele kur riski olmayan dusuk faize dayali Akdenizvari olan EURo gibi tabiri uygunsa sabit paraya dayali ulkelerde bu surec daha hizli olur. Yani insanlar borclanir harclanir tekrardan talep yaratip cari acigi olusturur.
      Bizden ulkemizden pay bicelim gecmis devluasyon yaptigimiz yillarda evet 2.ture dayali cari fazla vermistik ama bu ertesi senelerde nedense o kadar fakirlesmeye ragmen yuksek kur algisi ve yuksek faizlere ragmen surecimiz tekrardan cari aciga evrildi. Dusunun biz, kur riski kur esnekligi devluasyonu olan ulke icin konusuyoruz.Birde Italya gibi kur riski kur esnekligi develuasyonu olmayan ulkede bu surec daha hizli olmasi beklenebilir

      oysa tam tersi

      Italyada durum farkli hem kur esnekligi yok hem kullandigi para biriminin alim gucu guclu ve kredi faizleri dusuk ona ragmen tip2ye dayali cari fazla veriyorlarsa neden bu tersine donmedi ozellikle de euro bolgesinde son 1.5yildir olan surecte?

      Ben Italyadaki durumun daha karma oldugu dusuncesindeyim tip1+tip2ye dayali cari fazla verildigini dusunuyorum.

      Italya verilerine baktigimizda karsimiza surekli ivme ile yukari yonlu bir cari fazla verme durumu soz konusu https://tr.tradingeconomics.com/italy/current-account-to-gdp
      Diyeceksiniz ki Italya Turizmde rekorlar yapti yeni turistler aldi da bu cari fazlalara neden oldu hayir tam tersi Italya ben bildim bileli Turiste Turizme kuzeyinden guneyine en kucuk fazla taninmayan sehrinden venedik milano frenzeye kadar doymus bir ulke hatta yerel halk esnaf bazinda Turiste kaba istenmeyen bakma durumu bile var. Italyada Yaz kis Turist var Turizm var.

      Zaten bu deiklerimizi Turizmi cikartip ithalta ihracat yakinsamasindan baktigimizda yani Dis Ticaret verilerine baktigimizda daha net goruyoruz.
      Ulkenin ihracati ve ithalatinin karsilastirmasi olan Dis Ticaret verileri dengesi https://tr.tradingeconomics.com/italy/balance-of-trade
      Ozellikle 2012den sonra bir ivme var.

      Sil
  46. Mahfi Bey selam, ABD Türkiye Ticaret İlişkileri yazınızda verilen bilgilere göre ABD Gsmh 19 trilyon dolar ve borç toplamı 21 trilyon dolar ve borcun gelire oranı %107. Bildiğim kadarıyla, açıklanan ABD ekonomik verileri geçmişe göre oldukça iyi çıkıyor. Bazı medya kaynakları ABD nin 21 trilyon borcu olduğunu öne çıkararak ekonomisinin sıkıntıda olduğunu iddia ediyorlar. Ben bunun yanıltıcı bir algı oluşturma çabası olduğunu kabul ediyorum. Bu konudaki görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirm. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tespitiniz doğru. ABD'nin borcu da dolarla parası da dolar. O nedenle onun sıkıntısıyla bizimki aynı değil. Bizim borcumuzun çoğu dolarla ama paramız dolar değil.

      Sil
  47. Mahfi bey bayraminiz kutlu olsun . Yazılarınızı düzenli olarak takip ediyorum. Bu yazı ilgili olarak 2050 de deniz seviyesi global isinma nedeniyle 7 m yükselecek . Bu tahmin icinde bu yer aliyor mu? Çin sanayi bolgeleri, avrupanin bir bölümü denizle kaplanacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Raporda hangi yöntemleri kullandıkları yazılı.
      https://www.pwc.com.tr/tr/publications/arastirmalar/assets/world-in-2050/2050-de-dunya-raporu.pdf

      Sil
  48. Hocam izin verirseniz konu dışında bir soru sormak istiyorum. Nakit dengesi nasıl bulunur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütçe Dengesinden Emanetleri çıkarır Avansları eklerseniz bütçe nakit dengesi bulunur.

      Sil
  49. Selam Mahfi hocam,
    Değerli yazılarınız için çok teşekkür ederim.

    Benim sorum çok farklı olacak.

    PwC'da çalışan iktisatçıya siz meslektaşı olarak erişip soru sorabilirsiniz diye düşünüyorum.

    Endonezya'yı 4., Türkiye'yi 12.sıraya koyarken, ne çekmiş çok merak ettim.
    Sizden rica etsem hocam, bir sorup öğrenebilir misiniz?
    Benim de bazen böyle bir kafaya çok ihtiyacım oluyor,
    torbacısının numarasını verse, bu da kabulümdür.

    Bayram bayram çok makbule geçer.

    Sevgiler, saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Raporun metni burada. Bu tahminleri yaparken kullandıkları yöntemleri orada açıklıyorlar:
      https://www.pwc.com.tr/tr/publications/arastirmalar/assets/world-in-2050/2050-de-dunya-raporu.pdf

      Sil
  50. Hocam haziran enflasyonu aciklanmadan yine bu blogda sene sonu 15 demiştiniz son 3 ayda yukselen kur riski vs gbi sebeblerde bu tahmininiz kaçtir saygilarmla yazılarnizi her zaman takip eden alttaki yorumlarnizi bile okuyan biriyim...

    YanıtlaSil
  51. Hocam ekonomi zora girdiğinde fabrika yangınları hemen çoğalıyor 2018 yılında da ciddi oranda fabrika yangınları ortaya çıktı ekspertizler bu fabrika yangınlarının gerçek dışı sigorta firmalarından para almak için olduğunu söylüyor ve meşhur pazar yangınları dediğimiz yangınların % 90 gibi ekonomik sebeplerden iflas eden yada mallarını satamayan firmaların hemn bu yola başvurduğunu belirtiyor.
    yangın yönetmeliği çıkarıldığı halde ilgili belediyelerin bu konuda yetersiz olduğu ve denetleme yapılmadığı sürekli dile getiriliyor. Sorum şu sizce de son zamanlar çıkan bu fabrika yangınlarının gerçek olma olasılığı çok düşük rakammıdır. İstanbulda 2018 6 ay içerisinde 70 fabrika yangını olmuş çok garip değil mi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mal stokta birikip, borçlar artınca,
      malın satılma imkanı kalmayınca,
      sigortadan malın parasını almak için yangın çıkartılır.

      Yani bir nevi malı sigorta şirketine satmak için yangın çıkarılır,
      yoksa firma iflas edecektir.

      Sil
    2. Hocam bana ne 2050 den,
      dünyanın bir numaralı devleti kim olursa olsun,
      var mı bana bir faydası,
      ben kendi hayatıma bakarım.
      2050 ye ben kalır mıyım?

      Sil
  52. Kusursuz kapitalizmi kapitalizmin kendi kusurlu zaten,paradoksa bak

    YanıtlaSil
  53. 2050'de hala devletler mi var? Hiç hoş değil.

    YanıtlaSil
  54. Yazılarınız için teşekkürler hocam. “Yerel paralarla ticaret” konusunda da bir yazı kaleme alabilir misiniz yakın zamanda acaba?

    YanıtlaSil
  55. Hocam 2008 krizi öncesi fed ısınan ekonomiyi faizi arttırarak soğutmaya çalıştı varlık fiyatlarını aşağı çekmeye çalıştı. Politika doğru ama neden başarısız oldu ? Yine aynı politika tekrardan başarısız olma durumu yok mu ,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başarısız olmadı. ABD ekonomisi Trump'a rağmen rayına oturdu.

      Sil
  56. Gelecegin dunyasi?
    Cevre doga elden gidiyeahh, felaketler geliyeahh

    YanıtlaSil
  57. Hocam Çin mi? Abd mi?2050 de sizce

    YanıtlaSil
  58. Hocam merhaba blogunuzu severek takip ediyorum. Çok kıymetli işler yapıyorsunuz. Benim sorum şu. Ekonominin zora girdiği bu günlerde hala ev satarak inşaat üzerinden krizi aşma düşüncesi altın vuruşa neden olur mu? Yine bir şekilde eldeki evler avm ler vs satılsa bile kar eden müteahhitler daha büyük projelere girerse yine durum değişmez hatta daha kötü olur gibi geliyor bana. Siz dr değerli görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Olmaz. Konut satarak kalkınan bir ülke yok.

      Sil
  59. Hocam merhaba,

    Bu tarz uzun vadeli öngörüler sosyal bilimlerde anlamsız ve tehlikelidir. PwC iktisatçılarının böyle raporlar yazarken bilimsel olma gayeleri olduğuna inanmıyorum keza herhangibir hakemli dergide artık buna benzer çalışmalar göremezsiniz. Zamanında Simon Kuznets belirli bir veritabanını kullanarak eşitsizliğin uzun vadede yok olacağını savunmuştu. Keza Marx da işçi sınıfının devriminin "uzun vadede" kaçınılmaz olduğunu iddia ediyordu ve kârların yine "uzun vadede" sıfıra yaklaşacağını düşünüyordu ("tendency of the profit rate to fall"). Bu iki örnekteki hipotezde ortak olan bir yaklaşım var. Bu yaklaşıma kehanetçilik ("historicism") denilebilir. Karl Popper sosyal bilimlerde bu ve bu gibi uzun vadeli öngörülerin sahte bilimsel ("pseudo-scientific") olduğunu gösteriyordu. Ben de açıkcası böyle düşünenlerdenim. Sosyal bilimlerin paradoksu olarak adlandırılan bir terim de bu gibi hipotezlerin çelişki yarattığını gösteriyor. Bu paradoksa göre örneğin Çin bundan 30 yıl sonra Amerika'yı ekonomik açıdan geçecek diye öngördüğünüz zaman bu öngörüyü takip eden Amerika hükümeti önlem almaya çalışacaktır ve sizin öngörünüzdeki birtakım varsayımları bozacaktır. Örneğin ticaret savaşı açacaktır yada rekabeti derinleştirecektir gibi. Keza Çin de bu gidişle nasıl olsa Amerikayı 30 yıla geçerim diyecektir ve eskisi kadar verimli üretemeyecektir. Dolayısıyla sosyal bilimlerde uzun vadeli öngörüler kendi kendilerini yanlışlamaktadırlar. Zaten bu öngörüleri de ellerindeki veritabanı ile muhtemelen dışsal şokları (kriz, teknolojik değişim, savaş vs.) görmezden gelerek yapıyorlar ki tahminlerinin ne kadar tutarsız olacağını bu metodoloji de gösteriyor.

    Peki ne yapalım, sosyal bilim yapıyoruz diye hiçbir şeyi öngörmeye çalışmalayalım mı derseniz buna cevap da basittir. Sosyal bilimler de bilimsel yapısının doğası gereği tabiki tahmin yapacaktır. Burada yapılması gereken dikkatleri kısa ve orta vadeye çevirmektir. Uzun vadeli önermeler hoşumuza gidebilir aynı zamanda makul görünebilirler ama bu hissiyatlar onların bilim dışı önermeler olduğunu reddetmez. Keza John Maynard Keynes de iktisadın ilgilenmesi gerek vadenin kısa vade olduğuna inanıyordu. Bir keresinde şöyle demişti: The long run is a misleading guide to current affairs. In the long run we are all dead.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de diyorum ki kısa vadeler birbirine eklenince uzun vade olur. O nedenle uzun vadeyi öngörüp onunla uyumlu kısa vadeli planlar yapmalıyız.

      Sil
    2. Hocam affınıza sığınarak bu yorumunuza da kısa bir cevap vermek isterim. "Intertemporal choice" adı da verilen iktisadın zamana bağlı davranışları inceleyen alt kategorisinde incelenen bazı olgulara göre kısa vadeler birbirine eklenince uzun vade etmiyor. Örneğin "present bias" adı verilen duruma göre şimdiyi geleceğin herhangibir parçasına göre tutarsız bir şekilde daha fazla önemsiyoruz. "Myopic loss aversion", "cognitive hierarchy model" gibi olgular da gösteriyor ki geleceği tahmin etmeye çalışan iktisadi birimler (hane halkı, firmalar vs.) 3-4 zaman biriminden sonra inanılmaz bir şekilde sapıyor. Anket verileri de gösteriyor ki dünyanın birçok yerinde birçok milletten insan emeklilik gibi çok önemli bir hayat parçasını kapsayan zamanı neredeyse görmezden gelerek tüketim yapıyor. Devletler de popülizm kaynaklı günlük planlama(ma)lar yaparak aslında uzun vadeyi en iyi ihtimalle politik demagoji malzemesi olarak kullanıyor. Dolayısıyla, anoloji kurmak gerekirse, burada iki artı iki dört etmiyor gibi düşünüyorum.

      Sil
  60. Daha önce paylaştığım 2018 tahminlerimi paylaşacağız
    Dolar kuru 5 TL
    Işsizlik % 10
    Enflasyon % 15
    Faiz % 20

    2 ay önce bu rakamlara abartı diyenler sanırım rakamları şimdi yetersiz buluyor dur çünkü ekonomik sıkıntı hergeçen gün artarak devam ediyor.

    2018 yeni tahminlerin
    Dolar kuru 6 TL
    Işsizlik % 15
    Enflasyon % 20
    Faizler % 25
    Faiz konusu farklı algılandığı için sıcak para ile ikame edilecek sanılıyor fakat sonunda faizler yetersiz kalacak ve borç çevirme zorlasinca yukseltecekler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolar kuru düşük değüil mi?

      Sil
    2. En düşük seviyeyi yazdım faiz yükselince baskılar ama geç kalınırsa dolar kuru çok daha yukarıda olur. Faiz hariç beklentilerim bunlar faiz Merkez Bankası kararı olduğu için belki yine kumar oynamak isterler bundan dolayı faiz olması gereken olarak anlamak gerekir. Zaten rakamlar en iyi ihtimalle bunlar yani dediğinizde haklısınız

      Sil
    3. Dolar tahmini çok düşük yol sonuna doğru dolar euro dahada yükselir yaz mevsiminde iyi günlerde zaten 6 TL üzeri suan dolar kuru.
      Işsizlik daha yüksek çıkar çünkü turizm ve inşaat sektörü mevsim bitince işler bitiyor ve çalışan sayısı çok yüksek bu sektörlerde.
      Enflasyon yıl sonu çok daha yüksek çıkabilir kur farkı yansıtmaya başlanacak benzin mazota dayanılmaz olunca mecbur ufak ta olsa farkları yani zamları gördük kış daha sıkıntılı olur.
      Faiz konusu MB artık tahmin kaldırmıyor olması gerekeni değil fazlaca popülist davranılıyor ülke gerçeklerine uygun olmayan kararlar alındığı için bunun tahmini bence artık imkansız herhalde batınca faiz artiracaklar
      Benim tahminim tahmin yapmamak artık çünkü tahmin öngörüleri yapılır fakat hükümet politikalarını kimse ongoremiyor MB zaten güvenini kaybetti piyasada oyuzden tahmin değilde olması gerekenler demek gerekiyor. Yine çok iyimser rakamlar olmasına rağmen ekonominin ağır faturası ortaya çıktı.

      Sil
    4. Dolar tahminizi dusuk yil sonunda 7.22lere kadar gidebilir cunku teknik olarak o seviyeyi gordu dolar dahasi; birikimli enflasyon farki hesaplamalari fed faizi ve bizim faizlerimiz uzerinden reel degerler dolarda 7.22leri gosteriyor.

      Issizlikte bu kadar yuksek oran acikcasi beklemiyorum. Bunun en buyuk nedeni ise enflasyonun artacak olmasi burdan gecmis Turkiye deneyimlerimize bakarak Philips Egrisinin kisa donemde en azindan onumuzdeki 6 aylik surecte isliyecegini dusunuyorum. Dahasi ihracata dayali islerde ve Turizme Yurt disi fasona dayali sektorlerde bu kur seviyesi ile issizlik tehlikesini emebilecegini dusunuyorum. enflasyonla birlikte.Butun bunlari notr sayarsak Issizlik en kotu ihtimalle en fazla %12leri gorur.

      Enflasyonda acikcasi karamsarim enflasyonun yil sonunda en kotu ihtimalle %27lere kadar cikabilecegini dusunuyorum.

      Kisaca AKP tercihini yapmistir yuksek enflasyon bu enflasyonun issizligi emecegini dusundugu bir ekonomik yapi.

      Sil
    5. Yalnız tüketici kredilerinde faizler çok yükseldi. Bu faizle kredi talep edenlere bankalar bile şüpheyle yaklaşıyordur.

      2017 yılında verilen türde bir KGF kredisi de olmayacak ise,kimde para olacak ki, talep edecek firmalarda rahat rahat fiyat arttıracak?

      Birde işsizlikde ciddi artış olacaksa.

      Kredi kanalı ve istihdam talebi desteklemeyecek.

      İhracatta, turizmde çok ciddi para girişi olmalı ki tüketim canlılığını koruyabilsin ve tüfe artabilsin.

      ÜFE den bahsetmiyorum. Bahsettiğim artan maliyetleri aynı oranda satış fiyatlarına yansıtabilir mi işverenler? 2016 yılında tam yansıtamamışlardı. O zamanda bu kadar olmasa da kur artışı vardı, asgari ücrete de yüzde 30 zam gelmişti. 2016 yılı gelir yönünden incelersek GSYH yı bu durumu net olarak görebiliriz. 2017 yılı KGF kredileri olmasaydı 2017 yılında yansıtabilirler miydi?

      Ben bir varsayımda bulunmuyorum. Bu noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum sadece.

      Sil
    6. Dolar kuru ve Enflasyon tahmini düşük kalabilir beklenti daha yüksek.
      İşsizlik gerçek işsizlikten bahsediyorsanız şuanda da zaten o rakamın üzerinde ama açıklanan işsizlik % 15 göstermezler TUİK bu konuda uzman kurum oldu işsizliği saklamak kolay.
      Faiz konusu rakamlara göre olması gereken sanırım fakat yapılırmı yapılmaz sebebi çok hızlı batışlar başlar hemde özel sektörün yarısı hemen batar çünkü hepsi kredi ile dönüyor özsermayeleri çok yetersiz.
      Tablo acı ilacı dahada acı, yakında kur maliyetleri yansıtılınca enflasyon patlar kaldı ki ÜFE zaten TÜFE den çok daha yüksek yanlış hatırlamıyorsam % 25 yani üretim maliyetleri % 25 artmış fakat TÜFE ye yansımamış görünüyor. Kurban bayramı sonrası okul masrafları başlar harcama bitmez para bitene kadar harcanır bizde nezaman para suyunu çeker şuan kredi ile ev halkı dönüyor düşünün artık gerisini insanlar ev geçindirmek için kredi kullanıyor.

      Sil
  61. Hocam kaleminize emeğinize sağlık... Sanayi tamamda tarım ülkesi olan türkiyenin tarımı geliştirmesi gerekmezmi. Bu gün Hollanda Kanada gibi örnekler ortada iken. Sevgiler

    YanıtlaSil
  62. hocam ülkede çoğu ürün ithal.yerli ürüblerde de ara ürünler ithal. atatürk osmanlı borçlarını yerel üretim hamlesi ile ödemedi mi.sigara sağlığa zararlı diye mi tütün üretmiyoruz.tütün neden yasak ülkemde içilen sigaraların parası neden yabancıya yada kaçakçıya gidiyor mesela.

    YanıtlaSil
  63. Hocam genel olarak faiz ile varlık fiyatlarının ters orantılı olduğunu biliyorum. Tl ye verilen faiz azaldığında borsa artıyor. Tl ye verilen faiz azaldığında yine dolar artıyor. Diğer yandan da borsa ile dolar ters orantılı genel olarak. Yanlış olan nedir hocam ? Varlık fiyatları bizde tl ile değil de dolarla mı ilişkili daha çok?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış olan bir şey yok. Bu tür ilişkiler normal zamanlarda geçerlidir anormal zamanlarda istisnalar devreye girer.

      Sil
  64. Hocam öncelikle çok güzel bir yazı, teşekkür ederiz

    En aşağıdaki notlarda ufak bir kelime kayması olmuş.
    "Eğer gelir dağılımı tam anlamıyla adaletliyse Gini katsayısı sıfır ile 1 arasında değişen bir katsayıdır."

    YanıtlaSil
  65. Hocam elinize emeginize saglik cok aydinlatici yazi olmus tesekkurler.

    YanıtlaSil
  66. Kalkinma, 4-5.sanayi devrimi, teknoloji, uzay, bilim, uretim, insan haklariymis, demokrasiymis...

    Bunlar bize cok cok uzak kelimeler...
    Hatta bu kelimeler cok yakinda lugatimizda olmayabilir..

    Hatta halk bu kelimeleri coktan unutmus...

    Su anda halk, muthis bir uyku halinde...

    Halkimiz osmancilik, saraycilik, sultancilik, tukrumuzle bogariz, osmanli tokadi atariz, yallah bismillah, haydi kiliclar,... bu evcilik oyununa kendini oyle kaptirmis ki, burnunun ucunun farkinda degil..

    Sanki atari simulasyonun icinde,
    kendini kaptirmis gidiyor..

    Dolarla euroyla hicbir isleri de kalmamis.. Ekonomi super...

    Butun dunyayi puskurtmusler..

    Cok mutlular, ilginci
    mutluluktan dunyaya had bildirmekten hazzin dorugunda olan garip bir topluluk var.

    Su durumda oyle bir ekonomi yonetimi var ki, yapacaginiz tahminler, veriler, teknik analizler....

    Hepsi hikaye...

    Tamamen spor toto piyango sistemi...

    Bir dakika sonrasi ne olacagi mechul bir yonetimsizlik belirsizlik guvensizlik sistemi...

    Bu kafayla onumuz karanlik degil..

    Karanligin karanligi,
    Acmazin acmazi,
    Sefilligin sefilligi,
    ....

    Ulke yonetim sistemi sultancilik sisteminden cikip
    Parlementer rejime donmedikce,
    hersey hayal...

    Sultan sisteminde guven olmaz,

    isterse gokten altin yagsin,
    milyar dolarlar yagsin...

    Boyle bir ulke yonetimi olamaz...

    Sonu gene sefillik..

    Halk bu uykudan uyanmadikca,
    gormedikce...
    Hicbir hedef olamaz, tutamaz...

    Usta gazeteci,
    Ugur Dundar'in dedigi gibi

    IYI UYKULAR TURKIYE....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel yazmissiniz. Elinize saglik. Yasniyoruz ki ekonomi düzelirse bir anda yandas medyanin dedigi gibi ucacagiz. Dünyanin en gelismis ülkesi ve toplumu olacagiz.

      Bakiniz bugün cikan bir haberi yaziyorum. Tam ibretlik. 80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti Devletini kimler hangi zihniyetle yönetiyor görünüz. Balik Bastan kokmus ise gerisini varin siz düsününüz.

      Haber aynen Söylr..

      ""Bakan Soylu Talimat Verdi... Kimse Darilmasin Gücenmesin""

      ""Bakanlar Kurulu kararıyla 9 günlük Kurban Bayramı tatilinin 25 Ağustos Cumartesi günü saat 17.00´ye kadar ki zaman zarfında yurt genelinde meydana gelen trafik kazalarında 125 kişi yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu trafik kazalarına ilişkin yaptığı açıklamada bu bayram tatilinde trafik ekiplerinin ceza öncelikli bir tavır ortaya koymadığını, sürücüleri önce uyardığını dile getirdi. İçişleri Bakanı Soylu, "Vatandaşlara bir haberim daha olacak. Darılmaca gücenmece yok. Bu acıları bir daha çekmek istemiyoruz. Bayramdan sonra özellikle emniyet kemeri konusunda sıkı tedbirler uygulayacağız. AB standartlarına uyma konusunda arkadaşlarımıza net talimatım var. Bu konuda cezaysa ceza. Kimse darılmasın, gücenmesin" dedi.""

      Tarz"a Bakarmisiniz.. Kimse gücenmesin darilmasin..

      "125 kisi olmüs.. Bayram tatilinde ceza öncelikli tavir almamislar"

      "Sürücüler sadece uyarilmis"

      "Darılmaca gücenmece yok…AB standartlarına uyma konusunda arkadaşlarımıza net talimatım var. Bu konuda cezaysa ceza. Kimse darılmasın, gücenmesin"

      Neymis AB standartlarina uyum talimat ile saglanacakmis..

      … Talimat veriyoruuumm.. AB standartlarina uyuuunn.

      Uyuldu mu arkadaslar? Uyuldu Sayin Bakanim. Talimatinizdan sonra AB standartlarina uyduk.

      Neymis ..? Darilmaca gücenmece yok.. Ceza yazicaaazz heeee..

      Düsünebiliyormusunuz Norvecte Icisleri Bakani herjangi bir kanunun ve kuralin ihlali sonucunda cikiyor Vatandaslarina Diyor ki..

      Sayin Norvecli kardeslerim .. Gücenmece darilmaca yok .. bir daha yaparsaniz ceza yazicaaazz heee.

      Inanin Bu Adam o koltukta degil, o ülkede 1 Saat duramaz.

      Biz öyle bir ülke ve Toplum haline geldik ki. Feristahi gelse düseltemez artik.

      Sil
    2. halka uyuyor diyenlere karsi halk dimdik bi osmali samari atariz ayaga kalkariz bize bisey olmaz

      Sil


  67. MEHMET BARLAS
    Milyonlarca kişi ekonomik krizden Bodrum’a kaçarak kurtuldu



    Trump-Pence ikilisinin ajan papaz Brunson'u vesile ederek Türkiye'yi hasım ülke ilan etmeleri üzerine dolar kurunun tırmanması sürecini bazıları "Ekonomik kriz" olarak nitelediler.

    Garip bir kriz

    Açıkçası eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizdi bu... Bu krizin Kurban Bayramı günlerine rastlaması daha da şaşırtıcı gelişmelere dayandı. Eğer bir yabancı ekonomistseniz ve İstanbul gibi bir büyük kente ekonomik krizin yansımalarını gözlemekteyseniz, herhalde ellerinizi ovuşturarak "Krizi yakaladım" diyerek bayram ediyorsunuzdur.

    Yollar bomboştu

    Gerçekten de ekonomik krizin vurduğu İstanbul'da bulvarlar, caddeler, sokaklar bomboştu bayram günlerinde. Trafik yoğunluğu yüzünden insanları bunalıma sokan yollarda tek tük araç geçişleri görülmekteydi... Ekonomik kriz galiba insanları ya evlerine kapatmış ya da köylere göç ettirmişti.

    Bodrum'a kaçış

    Bu kayıp insanlardan milyonlarcasının geldiği Bodrum'daydım bayram günlerinde... Otellerde, pansiyonlarda yer yoktu. Lokantalar tıklım tıklım doluydu. Köftecilerin önünde bile kuyruklar vardı. Açıkçası böyle bir ekonomik kriz daha önce dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemişti. İnsanlar gülerek eğlenerek bayramı kutluyorlar, güzelim koylarda kendilerini denize atıyorlardı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dunya bu kadar yanar doner bir siyaset yazari gorduyse, boyle bir ekonomik kriz de gormus olmali. Istatistik bilimi boyle diyor.

      Ecevit doneminde, gazetecinin gorevi muhalefete muhaliflik degildir diye yazilari var bu sahsiyetin, daha ne kadar donsun.

      Sil
  68. Hocam dünyada neredeyse borçlu olmayan ülke yok, bir ülke neden borçlanır , borçlanmadan ekonomi dönmez mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülke, hızlı büyümek için iç tasarruflarından daha fazla yatırım yapıyorsa aradaki fark (ki o cari açıktır) kadar dış borçlanma yapar.

      Sil
  69. Hocam bu gidişle 12. büyük ekonomi olmak bir yana Filistin gibi ülke olup olmadığı bile tartışmalı bir hale gelmezsek iyi. Birkaç büyük kentin bir düzine semtini çıkarın insan kalitemizin hiçbir farkı yok. Malesef reklam arası bitti Ortadoğulu özümüze döndük. Her reklam gibi bu reklam da bizi olduğumuzdan iyi gösteriyordu ama malesef değiliz.

    Elimizde ne var ne yok yabancılara sattık, tarımı bitirdik, bilimi reddediyoruz, dünya ile kavga ediyoruz, dini eğitimi her şeyden önemli görüyoruz. Nato'dan da çıkarsak tam olarak "Filistinli kardeşlerimizin" hissettiği gibi hissetmeye başlarız artık. Hem bizim rabiamız da var zaten çok zorlanacağımızı sanmıyorum.

    YanıtlaSil
  70. Hocam, Türkiye nin katma değeri düşük mallar ürettiğini biliyoruz. Yüksek teknoloji ürünleri üretmenin maliyeti ise yurtdışındaki maliyetlerin belki birkaç katı olacak. Bunu nasıl ne şekilde yapmalı? Türkiye nin karşılaştırmalı bazı ürünlerde üstünlüğünün olduğunu biliyoruz. Metal, cam, araba, tekstil, gıda gibi. Size göre politika nasıl olmalı? Maliyetleri indirinceye kadar yüksek gümrük duvarları mı ya da başka bir düşünceniz var mıdır?

    YanıtlaSil
  71. Mahfi bey, Gini katsayısı gelir dağılımını göstermeye çalışıyor ama gelirin miktarı ile ilgilenmiyor. Örneğin Çin'de Gini katsayısı gelir dağılımında büyük bir bozulma olduğunu gösteriyor ama çinliler şimdi daha zengin.Büyümeden herkes eşit pay almıyor ama herkese de birşeyler düşüyor. Gelir dağılımının bozulması ile gelirin daha az sayıda kişide daha fazla birikmesi hızlı gelişmenin de sebebi oluyor sanki.

    YanıtlaSil
  72. Dünya gsmh paylaşımında avrupanın önümüzdeki 30 yılda %15 düşmesi mümkün değil. Paylaşımda kişi sayısı değil nitelik öne çıkar. Buda eğitim ile sağlanır, en iyi beyinler şu anda amerika ve avrupaya akıyor. Hindistan ve Çin gelişecekler ama dünya gsmh aldıkları pay o oranda artmayacak. Nerden bunu çıkardığımı düşünüyorsanız, avrupada yaşıyorum ve buraya beyin göçünü bariz görüyorum.

    YanıtlaSil
  73. Hocam yazıları bizi ilgiyle okuyup takip ediyorum.bu şekildeki değişmeler biliyorsunuz 1.dunya ve 2.dunya savaşın in sebebini olusturmustur.bu değişimler ciddi bir savaşı tetiklermi

    YanıtlaSil
  74. Modellerinin büyük çoğunluğu, matematikte "lineer matematik" olarak adlandırılan, ana varsayımı parametrelerden birinin değişken, diğerlerinin sabit kaldığı varsayımına dayanır. Analize, bir başka parametre değişken olarak alınarak devam edilir. Sonunda, parametrelere ağırlıklar verilerek (varsayımlardır) parametrelerin toplam etkisi hesaplanır.
    Gerçekte ise olay, ineer olmayan matematiksel denklemlerle (non-linear equations) ifade edilir. Bu denklemlerin basit, analitik çözümleri yoktur. Basitleştirici varsayımlarla lineer denklemlere indirgenir. Yani gerçekten uzaklaşılır. lineer olmayan denklemlerin yaklaşık sayısal çözümleri güçlü bilgisayarlarla yapılır. Ancak, sonuçlar parametrelerin en ufak değişmesiyle büyük değişikliğe uğrayabilir. Yani öngörülemez. Mesela:İran gemiler batırarak Hürmüz boğazını kapatırsa, Ortadoğu'dan petrol ve doğal gaz alan (ABD, Çin,Japonya vb.) ülkelerin ayrı ayrı tutumları ne olur? AB'nin en önemli enerji tedarikçisi olan Rusya, doğal gaz ve petrol fiyatlarını ne kadar arttırabilir?
    İran'a uygulanabilecek yaptırımların, Türkiye için doğuracağı yeni sorunları da, bilimsellikten ve gerçeklerden ödün vermeden enine boyuna incelemek olmazsa olmazdır.

    YanıtlaSil
  75. Elinize sağlık hocam. Zevkle takip ediyorum yazılarınızı. Ben daha iyimser bakmak istiyorum.

    Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Petrolün yerini solar ve rüzgar santralleri ile araçlarda elektriğe geçiş alıyor. Bu ülke için çok iyi bir haber diye düşünüyorum. Ozellikle yenilenebilir enerji yatırımlarında Türkiye treni kaçırmış ve çok geride kalmış değil. Oranı ihtiyaç katlanmasına rağmen artirabilmis durumdayız. Yeminli yatırımların devreye girmesi ile de artış sürecektir.
    Ithalatimizda en ciddi girdi petrol ve türevleri. Önümüzdeki 10 yıl içinde petrolün kullanımında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacak. Otomotiv sektöründe önümüzdeki 5 yılda elektrikli araçların üretimdeki payında anı artışlar göreceğiz. Iklim değişikliğine bağlı olumsuzluk ve riskler artmakta birlikte teknoloji de bu konularda yardımımıza koşacaktır.
    Toprağın verimli işlenmesi için özel sektör daha akıllı yaklaşmaya başlayacağını öngörüyorum. Anadolu da şimdiden binlerce dönüm alanı kiralayarak teknolojik tarım denemeleri başladı.bu çiftçiler için kötü haber olabilir belki ama tarım üretimi açısından da güzel haber diye düşünüyorum. Krizi ise yaşayarak eksikliklerimizi görebileceğimiz ve sonrasında yapılan yanlışların yerine doğruları koyabilecegimiz bir süreç olmasını ümit ediyorum.

    YanıtlaSil
  76. Hocam yine harika bilgiler. Teşekkürler. Bende kendimce branşım dışında olmasına karşın bir yazı yazdım. 5 dakikanızı ayırıp, yorumlarsanız çok mutlu olurum.
    https://mahiryildizhancom.blogspot.com/2018/03/bilgi-ve-turkiye.html

    YanıtlaSil
  77. Mahfi Bey Merhaba, yazılarınız bilgilendirici; çok teşekkürler. Yorumlara sabırla ve zaman ayırarak yanıt vermeniz de takdire şayan. Ellerinize sağlık

    YanıtlaSil

  78. Ekonomik modellerinin büyük çoğunluğu, matematikte "lineer matematik" olarak adlandırılan, ana varsayımı parametrelerden birinin değişken, diğerlerinin sabit kaldığı varsayımına dayanır. Analize, bir başka parametre değişken olarak alınarak devam edilir. Sonunda, parametrelere ağırlıklar verilerek (varsayımlardır) parametrelerin toplam etkisi hesaplanır.
    Gerçekte ise olay, lineer olmayan matematiksel denklemlerle ifade edilir. Bu denklemlerin basit, analitik çözümleri yoktur. Basitleştirici varsayımlarla lineer denklemlere indirgenir. Yani gerçekten uzaklaşılır. lineer olmayan denklemlerin yaklaşık sayısal çözümleri güçlü bilgisayarlarla yapılır. Ancak, sonuçlar parametrelerin en ufak değişmesiyle büyük değişikliğe uğrayabilir. Yani öngörülemez. Mesela:İran gemiler batırarak Hürmüz boğazını kapatırsa, Ortadoğu'dan petrol ve doğal gaz alan (ABD, Çin,Japonya vb.) ülkelerin ayrı ayrı tutumları ne olur? AB'nin en önemli enerji tedarikçisi olan Rusya, doğal gaz ve petrol fiyatlarını ne kadar arttırabilir?
    İran'a uygulanabilecek yaptırımların,özellikle Türkiye için, doğuracağı yeni sorunları da, bilimsellikten ve gerçeklerden ödün vermeden enine boyuna incelemek olmazsa olmazdır.

    YanıtlaSil
  79. Merhaba Hocam,

    Yazınız için teşekkürler, elinize sağlık.
    2. tabloda 200 yılında Çin'in 6. sırada olması gerekli diye düşünüyorum, sanırım bir yazım hatası olmuş.
    Kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  80. Merhaba,
    PwC raporu guncellemis, Turkiye 11. siraya yukselmis. - Sayfa 7
    https://www.pwc.com/gx/en/world-2050/assets/pwc-the-world-in-2050-full-report-feb-2017.pdf

    YanıtlaSil
  81. Sayin hocam bozuk ekonomik duzen yuzunden kriz yasiyoruz. Demekki biseyler yanlis. Ancak halen daha ayni duzeni devam ettirmek adina cesitli kurtarma paketleri yada baska baska nedenler uretiliyor. Yani ayni hatalarda israr ediliyor. Hicbi katma degeri olmayan devletten gecinen ithalati artirip ihracata hic faydasi olmayan sirketlerin kurtarilmasi ne kadar dogru.. kriz donemlerinde aslinda etkin olmayan firmalarin kapanip, gelirin yeniden dagitilmasi gerekmiyor mu saygilar

    YanıtlaSil
  82. Hocam,ekonomide sizden başka güvenecek çok az insan kaldı.iyiki varsınız.Türk telekom u da yazarmısınız?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...