19 Ağustos 2019 Pazartesi

Küçülmeye Devam mı Çıkışa Geçiş mi?

Ekonominin arz yönünü önemli ölçüde temsil ettiğini düşündüğüm sanayi üretimi yıllık değişim oranı (bir önceki yılın aynı ayına göre değişimi gösteriyor) 2018 sonunda dibi gördükten sonra çıkışa başlamış, bu yılın Nisan ayında bir düşüş sonrası Mayıs ayında yeniden yükselişe geçmişti. Genel beklenti Haziran ayında bu yükselişin süreceği ve olasılıkla eksiden artıya geçileceği yönündeydi.

Sanayi Üretimi (Kaynak: TÜİK Sanayi Üretim Endeksi Haziran, 2019)


Yukarıdaki grafik takvim etkilerinden arındırılmış olarak sanayi üretimindeki yıllık değişim oranlarını gösteriyor. Grafikten izlenebileceği gibi Haziran ayına ilişkin sanayi üretimi yıllık değişim oranı açıklandığında ekonominin artık çıkışa geçtiğine ilişkin söylemler ciddi darbe yemiş oldu. Haziran ayı verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi geçen yılın Haziran ayına göre yüzde 3,9 ve bu yılın Mayıs ayına göre yüzde 3,7 oranında düşüş göstermiş bulunuyordu. Grafik, sanayi üretimindeki yükselişin Haziran ayında da devam ederek artıya geçeceği beklentisindeki hayal kırıklığını ortaya koyuyor.

Ekonominin talep yönünü bir ölçüde temsil ettiğini düşündüğüm perakende satış hacmi zaman gecikmelerinin etkisiyle bazı farklılıklar sergilese de büyük ölçüde sanayi üretimindeki yıllık değişimle aynı yönde hareket ediyor. Haziran ayındaki beklenti tıpkı sanayi üretiminde olduğu gibi artış olacağı ve bu artışla birlikte pozitif alana geçilebileceği yönündeydi.

Perakende Satış Hacmi (Kaynak: TÜİK Perakende Satış Endeksleri Haziran, 2019)


Yukarıdaki grafik takvim etkilerinden arındırılmış olarak perakende satış hacmindeki yıllık değişim oranlarını sergiliyor. Haziran ayına ilişkin takvim etkisinden arındırılmış yıllık perakende satış hacminde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,2 gerileme olmasına karşılık bu yılın Mayıs ayına göre yüzde 2,3 oranında artış ortaya çıkmış bulunuyor. Grafik, takvim etkisinden arındırılmış perakende satış hacminin, geçen yılın gerisinde kalmış olsa da, bu yılki artışının devam ettiğini gösteriyor. 

Bu iki grafiği bir arada incelediğimizde arzda iniş ve çıkışlar, talepte ise daha derli toplu bir çıkış eğilimi olduğunu görüyoruz. Sonraki aylarda faizlerin düşüşü, özellikle kamu bankalarının kredi vermeye teşvik edilmesi, bütçe harcamalarının artması gibi nedenlerle talep yönündeki artışın arz tarafını da yanına çekmesi mümkün olabilir.

Talep yönünü daha net görebilmek için Ocak Temmuz döneminin satışlar üzerinden alınan KDV ve ÖTV vergilerinin tahsilat gelişimine de bakmakta yarar var. Bu yılın ilk 7 ayında dahilde alınan KDV tahsilatı geçen yılın ilk 7 ayına göre yüzde 12, ÖTV tahsilatı ise yüzde 3,7 gerilemiş bulunuyor. İlk 6 aydaki gerilemeler dahilde alınan KDV tahsilatında yüzde 14,7, ÖTV tahsilatında yüzde 4,2 idi. Temmuz ayında bir miktar iyileşme olmuş görünüyor ama bu iyileşme henüz talep artışının arzı yanına çekecek güçte olduğunu göstermiyor.

Buraya kadar ekonomiyi geçmiş veriler için takvim etkilerinden arındırılmış ve gelecek tahmini için de siyasal, sosyal ve jeopolitik etkilerden arındırılmış olarak ele aldık. Oysa ekonomi hiçbir zaman sadece ekonomi değildir. Birçok farklı alandan gelen etkiye açıktır. Ki içinden geçtiğimiz dönem bu tür ekonomi dışı meselelerin sayı olarak ve etki büyüklüğü olarak en fazla olduğu dönemdir. Özellikle risk artışı ve onun yarattığı kur yükselişi Türkiye ekonomisi üzerinde çok etkili olabilmektedir. Eğer önümüzdeki dönemde bu etkiler ortaya çıkmazsa talep cephesindeki bu artışın arzı da etkileyebileceğini söylememiz mümkündür.

Özetle talep tarafındaki bu eğilim devam ederse arzı da kendi yanına çekebilir ve ekonomiyi büyümeye döndürebilir. Yine de eldeki birkaç aylık veriye bakarak “ekonomi çıkışa geçiyor” ya da “ekonomi toparlanamıyor” gibi keskin yorumlar yapmak için çok erken. Daha anlamlı tahminler yapabilmemiz için Temmuz ve Ağustos verilerini de görmemiz gerekecek.

67 yorum:

  1. Dünyadaki durağanlık ve özellikle Almanya'nın imalatının düşmesi, sanayi üretimindeki düşüşün sebebi olabilir mi hocam? bu arada elinize sağlık, çok yararlı bir bilgilendirme olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir. Teşekkür ederim.

      Sil
    2. Aslında iç piyasaya üretim ve ihraç kaydıyla üretim kalemlerini ayırsak daha anlamlı olacak.

      Sil
    3. sanki iç talepten kaynaklanan artışa rağmen, dış talepteki düşüşün sertliği karşısında sanayi üretimi düşüş olarak neticelenmiş gibi duruyor. Bu ise krizden tek çıkış şansımız olan ihracata ( dünyadaki durağanlık nedeniyle) pek de bel bağlanamayacağını gösteriyor diye düşünüyorum. EU bölgesinden kaynaklanabilecek bir parasal genişleme belkide tek umut.

      Sil
  2. Abd'nin uydusu olmaya devam edersek veya tersinden düşünürsek, Abd ile Ticari alanlarda ters düşmeye devam edersek, ekonominin büyüme ihtimalinin olmadığı kimsenin saklayamayacagi bir gerçek. Trade Wars ve Ambargolarin hava da uçuştuğu, uluslararasi firmaların top yöneticilerinin (Halk bank Gn. Md. Yard. Ve Huawai Finanstan sorumlu yon. Kur. Uye., Facebook Yon. Kur. Bas.) Devletler tarafından alı konulduğu bir uluslararasi ticaretten ve büyümeden iktisadi olarak bahsetmek çok gereksiz. Mesele burada ne kadar güçlüyüz, çıkarlarımız da ne kadar sağlam duruyoruz, hükümetler siyasi olarak nekadar sağlam. 80 milyon kişinin cebindeki para ne kadar kaldiki talep yönlü büyüme elde edelim. Küresel ticaretin dinazorlari birbirleri üzerindeki parazitleri atmak için birbirlerine sürtüşüyor bizde kavga ettiklerini sanıyoruz. Iran devleti kendisine uygulanan ambargodan ne kadar memnun, ulkesindeki ticari faaliyetlerde Türk asıllı firmanlarin artık iş yapamayacaklarini görmeleri derin iran in ne kadar hoşuna gidiyor bir bilsenin. Sular durulduğunda maliyet avantajini ve first-mover advantage ni kaybeden Türk asıllı firmaların yerini USA, GB, FRA, GER yazılı ürünler alacak. Çünkü Iran da biliyor, Gelişmiş teknoliji ve yüksek sermaye Turkiyede yok, adi geçen devletler varken neden bizi içeri alsınlar. Bizde sanayi üretimi artti, azaldi, parasal genislemeler, krediler faizler konuşup duralim. Ne icat, ne teknolojik keşif, ne ağır sanayi, ne tarım, ne hayvancilik. Fransa nin 500 haneli köyünde 400 yillik coğrafi işaretli Rokfor peyniri uretip ihrac etmekte 17bin Ton/yil, €3,5 Bil. /yil ihracat yapmakta. Sadece 500 haneli köy biz de sanayi, inşaat, banka, kredi deyip duralım.

    Insan topraktan ve doğadan uzaklaştıkça üstünde değil altında yer bulur. Vesselam.
    Saygilarimla.

    YanıtlaSil
  3. Hocam merhaba,

    Son dönemde döviz kurundaki tepkisizlik Türk ekonomisinde daha önce görülmüş bir durum değil sanırım. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasa aldırmazlığı yazıma bir göz atın.

      Sil
    2. Mahfi Egilmez, durum bundan daha farkli. Siz yazinizda siyasal konularda piyasanin aldirmazligindan bahsetmistiniz, bizzati piyasayi ilgilendiren konularda piyasanin aldirmazlik etmemesi mumkun degil.

      Ben giderek demokrasiden uzaklastigimiz gibi serbest piyasadan da uzaklastigimizi dusunuyorum.

      Sil
    3. Selam 1527,

      Serbest piyasadan uzaklaştık, kredi notlarımız da bunu gösteriyor. Bu ortamda beklenti veya yorum yapmak anlamsızlaşıyor gibi geliyor bana, ne dersiniz?

      Piyasa her zaman aldırış eder aslında, kendini ilgilendiren tüm konulara aldırış eder. Piyasanın farkı, insan gibi meydanlarda konuşup anlatmaz, aktörler kendi hareketlerini alırlar, diye düşünüyorum.

      Türkiye'de piyasa bence aldırış etti, Türk ekonomisi son 4-5 yıldır, dünya kıyaslamasına göre %10-515 civarında küçüldü, daha nasıl aldırış edebilir ki?

      Benim bildiğim, bir kaç yıl önce 1-2 milyon TL (o zamanların 500bin ile 1milyon USD) ile yatırım yapabilen insanlardan bilgisi yetenler yurtdışına paralarını çıkardılar. Parayı ülkede bile tutmuyorlar, DTH sahipleri, esnaf, Kobi, birikimi olan özel kişiler diyebileceğimiz kişilerden yurtdışına çıkabilme kabiliyeti olmayanlar.

      Denizli'de gömlek ve tshirt üreten bir arkadaşım var, atölyeyi çalışır halde tutuyor, ancak elde ettiği tüm kazancı Almanya'ya gönderiyor. Uyduruk bir şirket kurdu, oturma çalışma izni aldı. Adam 4 yıldır Almanca çalışıyor, artık gazete köşe yazıları okuyabilecek seviyeye geldi. İlerde çoluğu çocuğu için endişeleniyor. İlk kıvılcım hissedildiğinde insanlar gidicekler.

      Sil
    4. Hocam yazınızı tekrar okudum. Benim bahsettiğim döviz piyasasındaki sığlık ve işlem anlamındaki tepkisizlik. Bu durum dönemsel mi yoksa kalıcı mı merak ediyorum. Alışverişe karşı genel bir ilgi azalması var sanki.

      Sil
  4. Siyasal etkiler keske sadece kur ile kendigini gosterse.

    Kimse isin alt basliklarina bakmiyor, Sanayi Uretimi'ndeki dusunun beklenenden dusuk olmasinin en buyuk sebebi 'Yuksek teknoloji' kaleminde oldu. Aylik degisim -30'larda.

    Durduk yere bu dususun tek sebebi F-35 projesinden cikartilmamizdir. Biz hep 'Yuksek teknoloji' kalemini arttirmaya ugrasirken, siyasal tercihler, kime ve neye hizmet ettigi bilinmeyen kasikci kavgalarinin sonunda 'fundamental'lerde bozulma yasiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kasikci kavgasi yazmisim, dogrusu kayikci kavgasi olacakti.

      Sil
  5. Hocam, reel ücretler gerilerken ve işsizlik artarken talep artışının devam edebileceğini düşünuyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beklentiler değişirse oluyor ama bunu söylemek için erken.

      Sil
    2. issizligin arttigi reel ucretlerin dustugu ortamda talep ve talep artisi surdurulebilir degildir. Hele hele allah muhafaza bu talep artisi ithalatta mevcut halde artis ortaya cikartirsa sayet dusuk kurdan dolayi bu onumuzdeki donemde kurda atagi bile tetikleyebilir.

      Sil
  6. Fatih Kömürcüoğlu19 Ağustos 2019 13:34

    Hükümetin iddiası Haziran ayına gelen Ramazan Bayramı yüzünden sanayi üretiminin düştüğü yönünde.
    Hocam bir de alınan KDV ve ÖTV'ye bakmak ne kadar doğru? KDV ve ÖTV'ye yapılan zamlar olmasaydı zaten düşük olan tutar daha da düşmeyecek miydi? Yapılan zamlar tutarı yükseltip miktarı aşağı çekmiştir muhtemelen.

    Büyümede yeni bir metot otoyol ve köprü geçiş sayıları olabilir:

    “2018 yılının ilk dört ayında Osmangazi Köprüsü’nden 2 Milyon 482 Bin araç geçerken bu yılın aynı döneminde bu sayı 350 binin üzerinde azalarak 2 Milyon 132 bin. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçen yılın ilk dört ayında 10 Milyon 489 Milyon araç geçti, bu yıl ise bu sayısı 4 Milyon 279 bin. Tablo Avrasya Tüneli’nde de aynı. 2018’in ilk dört ayında 5 Milyon 909 bin, bu yıl ise 5 Milyon 600 bin.”

    Bu üç yapıdan 2018 ilk 4 ay geçiş sayısı toplamı: 18.880.000
    2019 yılı aynı döneminde ise 12.011.000.
    Benim hesabıma göre ekonomi yılın ilk 4 ayında %36 küçülmüş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu iddianın tutarlı olmadığı görüşündeyim çünkü sanayi üretimi yıllık değişim oranları takvim etkilerinden arındırılmış veriler.

      Sil
    2. Hocamın bir yazısından alıntı olarak; https://t24.com.tr/haber/mahfi-egilmez-sanayi-uretim-endeksini-okuma-dersi,276707

      Takvim etkisinden arındırma: Elimizdeki veriyle karşılaştırmaya esas alınan verinin elde edildiği dönem arasında hafta sonu tatili, resmi tatil, bayram tatili gibi süreyi etkileyen farklılıkların giderilmesine takvim etkisinden arındırma deniyor.

      Sil
  7. Döndür taşıma suyla değirmeni, nereye kadar döndürebilirsen. Bizim olmayan parayla alış-veriş yapıp kredi borçlanıyoruz. Kredi; üretim yatırım için kullanılmalı, tüketim için değil. Bunu bile doğru düzgün beceremiyoruz.

    YanıtlaSil
  8. Merhabalar hocam.
    Kur daki tepkisizlik konusunda yonlendirdiginiz yazida anlattiginiz A ve B nin gunumuz ekonomisinde kurlari bu aralikta tutma gucleri, yetileri var midir? Varsa bunu ne kadar surdurebilirler?
    Son olarak siz, tum argumanlari da goz onunde bulundurarak son ceyrekte kur un ne aralikta olmasini bekliyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer piyasadaki çoğunluk onlarsa var.
      Ben kur tahmini yapmıyorum.

      Sil
    2. Hocam kurun baskılanması eleştiriliyor ama baskılanmazsa hiper-enflasyona neden olmaz mı?

      Sil
    3. MB tahminleri tutarlı.

      Sil
  9. Mahfi hocam, güzel yazınız için teşekkür eder, nacizane şunları eklemek isterim.

    Birileri yine terör seviciliği ile ekonomiyi demokrasiye bağdaştırmaya çalışıp, ekonomik rakamları buna göre yorumluyor.

    Dünyanın neresinde teröre destek veren belediyeler başı boş bırakılır?

    Türk ekonomisi yapısal bir değişim sürecinden geçiyor, bu sarsıntılar normaldir. Üretmeyen ekonomiden üreten ekonomiye geçiyoruz, önemli olan ihracat rakamlarıdır bu aşamada. İhracatımız sürekli artış eğiliminde, dünyadaki krize rağmen ihracatımız artıyor ki, siyaseten kavga ettiğimiz ülkeler bizim ürünlerimize daha çok rağbet ediyorlar. Demek ki Türkiye ihracat hamlesi ile güzel bir yapısal dönüşüm yapmış.

    Dış dünya ile cari açık 0 olduğunda, iç taraftaki borç ve mali yönetim biraz daha kolay hale gelir. Göreceksiniz, ilerki dönemde, iç piyasa rakamları da düzelecek. İhracat yapan firmaların üretimleri ve uygun fiyatları, Türk tüketicisinin alım gücüne göre inecek. Bunun önündeki en büyük engellerden bir tanesi firmaların yeni yatırım yapmalarını engelleyen faizler. Faizler düşmeli ki firmalar üretim kapasitelerini artırıp mamül fiyatlarını düşürebilsinler. Faizlerimiz çok yüksek. Enflasyon rakamı ne olursa olsun, faizlerin düşürülmesi lazım.

    Tüm dünya negatif faize dönmüş iken biz yüksek faiz ödüyoruz. Faizler %15 seviyesinin altına çekilmelidir.

    Siyasi olarak ta ülke yönetimine çamur atmanın kimseye faydası olmadığını artık herkes anlamıştır sanırım. Hükümet ve Devlet ne yapılması gerekir ise yapar, onun bunun lafı ile sözde demokrasi hukuk sözleri ile geri adım atmaz. Yargının sarayda açılış yapması, millet ile yargının kucaklaştığının göstergesidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Kömürcüoğlu19 Ağustos 2019 17:39

      Bu açıklamanız AKP Genel Merkezinin elinden çıkmış gibi sanki. Ne olursa olsun cari fazla verilmesi konusunda sizinle hemfikirim. Cari açıkla, büyüme rakamları daha yüksek bütçe açıkları daha düşük olacaktır ancak bir yerde dış güç zannettiğimiz kur şoku gelip bizi vuracaktır. İşler düzeliyor duygunuza ise katılmak mümkün değil. Keşke bir iki para operasyonu ile ekonomiler hemencecik düze çıksaydı. Yapısal reformları yapmadan kalıcı bir refah sağlamak mümkün değil. Eğer bu reformlar hayata geçirilmezse (başta hukukun üstünlüğü olmak üzere) ancak kendi yağımızla kavruluruz. Büyüme rakamları, yatırımlar aşağı düşer, işsizlik artar. Faizleri aşağı düşürmenin tek yolu şu anda cari fazla oluşturup bu fazla kadar para basmak.

      Sil
    2. Aynı görüşlerde değilim.
      (1) Eğer bu kişiler terörist ise onların seçime girmesine izin vermemek lazım. Seçimi kazandıktan sonra bu insanları terörist diyerek görevden alırsanız orada samimiyet ve demokrasi yok demektir.
      (2) Dünyanın hiçbir yerinde bağımsız yargı organları adli yılın açılışını yürütmenin emrindeymiş gibi görüleceği bir ortamda yapmaz. Eğer Cumhurbaşkanı partili olmayıp tarafsız olsaydı bu bir dereceye kadar kabul edilebilirdi. Ama partili ve üstelik parti başkanı olan bir cumhurbaşkanının sarayında adli yıl açılışı yapılması demokrasinin bütün ilkelerine karşıdır. Milletin kucaklaşması iyi bir şeydir ama yürütmeyi yargılama sorumluluğu olan yargının yürütmeyle kucaklaşması bağımsızlığın olmadığının kanıtıdır.

      Sil
    3. Yazıya ilk trol düşmüş.

      Sil
    4. Demokrasi,hukuk,reform filan bunlara gelmek için önce milletle kucaklaşan yargının vesayet sorunu
      çözülmelidir.

      Sil
    5. Selam Mahfi hocam,

      (1) Terörist tanımı seçimden önce ve seçimde aldıkları sonuca göre seçim sonrasında değiştiği için, seçime girip girememe konusunda yetkili makamlar pek şey edemiyorlar, seçim sonrasında daha net karar veriyorlar teröristin kim olduğuna :)

      (2) Hocam, bir de bizim yargının artık yürütmeyi yargılama sorumluluğu kalmadığı içindir ki kendileri mekana gitmekte sakınca bulmuyorlar.

      Sil
    6. 18:28 tüm yorumların içinde en beğendiğim sizin yazınız oldu. Belirtme ihtiyacı hissettim.

      Sil
    7. Artık buralar da iyi trol yapmaya başlamış.

      Aziz Nesin üstadın Zübük kitabından güzel bir alıntı bırakayım Trol kardeşime:

      "Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.

      Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. (...)

      Benim için şimdilik tek amaç, burdan kurtulmak. Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? İşte bu soruya cevap veremediğim için nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilemiyorum. Yeni gideceğim yerden sana mektup yazar, önce kendi zübüklüğümden kurtulup kurtulamadığımı anlatırım."

      Sil
    8. Ulkemizde demokrasi var ama biz kiymetini bilmiyoruz

      Sil
  10. Merhaba hocam makroekonomi (8.bsk) kitabınızda 232. Sayfada “faizlern düştüğü verimli seçenekleein ortaya çıktığı bir ortamda Y düşer.” Burada kafam karıştı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karışmasın. Oradaki konu faizin düşmesinin yurtdışından gelecek dövizin azalmasına yol açarak Y'nin düşmesiyle ilgili. Yani faiz düşünce yurt dışındabn gelecek döviz daha çekici faizi olan ülkelere gider ve gerekli dış tasarrufu bulamayan ve yatırım yapamayan ülkede de Y düşer anlamında (biraz kestirme yazmışım, böyle yazsam daha iyiymiş.)

      Sil
  11. Yazınız için teşekkür ederim Mahfi bey,
    politik sebepler ile yazılarınızı kirletmemeniz,
    işinizin kalitesini artırmanız bence verdiğiniz bilgilerin yanında benim gibi pek çok kişiyi farklı alanlardaki çalışmalarımızda da ürettiklerinizi örnek çalışma almamızı sağlayarak etkiliyor.


    Siz yazınızda takvim etkilerinden arındırılmış ifadesini kullanınca, şu yazıyı gördüm, politikanın insanı ne hale getirdiğini gösteren bir yazı ekliyorum.

    https://www.paraanaliz.com/2019/turkiye-ekonomisi/prof-emre-alkin-dipte-suruklenme-37460/

    Prof ünvanlı birinin mevsimsellik (takvim etkileri) üzerine düşüncelerini anlatıyor.
    Nasrettin hocanın kedi-ciğer hikayesi gibi, yazı buysa prof nerede, prof buysa yazı nerede?

    Aşağıya, mevsimsellik üzerine meraklısı için bir kaç link bıraktım.

    https://www.itl.nist.gov/div898/handbook/pmc/section4/pmc443.htm
    https://en.wikipedia.org/wiki/Seasonality
    https://robjhyndman.com/hyndsight/cyclicts/
    https://www.datascience.com/blog/seasonality-what-it-means-and-how-you-can-leverage-it/


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Batarel profu veya yazıyı aramak yerine kişilik veya ne diyeyim akademik ağırlık aramak .....işte insanın kelimeleri böyle bitiyor. Bu olaylar ultra süper ayıp ötesi şeyler.Selamlar.Umarım yazıda konusu geçen kişi okurda biraz kiraz gibi kızarır.

      Sil
  12. Şahabeddin abi harikasın. 1 tane Şehabeddin Batarel'i , 2 tane Atilla Yeşilada'ya değişmeyiz. 3 tane verirlerse o zaman değişiriz tabi :) O kadar da değil yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahabeddin, Atilla Yeşilada'ya değil, Prof Dr Emre Alkin'i fena harcamış.
      Atilla Yeşilada sadece Emre Alkin'in yazısını sitesinde alıntılamış.

      Sil
  13. İktisat mezunuyum. 2. üniversite olarak ULUSLARARASI TİCARET VE LOJİSTİK YÖNETİMİ
    ve YÖNETİM BİLİŞİM SİSTEMLERİnden hangisini tercih etmeliyim? Siz iktisat mezunu olsaydınız bu iksinden birini okur muydunuz? Bunlardan farklı olarak vereceğiniz tavsiyelere açığım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci üniversite okumak yerine finans dalında yüksek lisans yapın. Eğer ikinci üniversite okuyacaksanız hukuk okuyun.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam. Yönetim bilişim sistemleri bölümü ileride yazılım -finans dallarına çoklu bakış açısı yakalamamı sağlar mı diye düşünüyordum ama sanırım önce finans dalında yüksek lisans mantıklı gibi duruyor.

      Sil
    3. Selam 1846,

      Mahfi beyin önerisi çok güzel, ikinci üniversite vakit kaybı olur. Yüksek Lisans yapmak daha iyidir.

      Sn 1112,
      Yönetim Bilişim Sistemleri çoklu bakış açısı sağlar, iyi bir okuyucu oldunuzda yazılım ve finans tarafında da gelişerek çoklu bakış açısına sahip olursunuz. Bir alanda derinleşmeyi tercih ederim.

      Benim iş konusundaki temel felsefem şudur:

      - Çoğumuz emeğimiz ile yaşam mücadelesi veriyor, emeğin kalitesini, iş bulabilme yeteneğini arttırmak lazım. Emeği(kendimizi) farklı pazarlara da satabilmek lazım.

      - Öncelikle İngilizce gibi uluslar arası iş kapılarını rahat açabilecek bir lisan.

      - Yazılım, bilişim, finans, iktisat alanları Türkiye de ciddi iş imkanları oluşturmuyor. Dünyada potansiyeli giderek artıyor. (Yukarıya bir yorum bıraktım, Prof ünvanlı bir kişinin yazısı ile ilgili, meslekte yeteneğiniz arttıkça bu tip insanlar sizi sıkar, boğar, iş dışında politik konular ile yer edinmeye çalışırsınız. )

      - Yazılım, finans, bilişim, iktisat alanlarında, 18-24 yaş gençlerin odaklanması gereken yeri bunların alt alanlarından birinde her an iş bulabilecek kadar teknik bilgiyi çok iyi öğrenmek. Mesela, yazılım için C#, Java veya SSJS; Finans için, istatistik, ekonometri, zaman seri analizleri gibi konuları en ileri seviyeye kadar geliştirerek temel oluşturmak. Geri kalan bilgileri okumalarınız ile ilerde geliştirebilirsiniz.

      - İş piyasasında kaliteli firmaların ilgili bölümlerine başvuru yapmak, mümkün ise yüksek lisans ile daha da temel alanlarda derinleşmek.

      - Bu meslekler dünya çapında geçerli olduğu için Türkiye ile kendinizi asla sınırlamayın, Türkiye çalışılabilecek ülkeler arasında birinci tercihiniz olabilir ama ikinci ve üçüncüleri düşünün. Bu sebeple, yurtdışında çalışma izinleri, çalışma koşulları hakkında bilgilerinizi arttırın. Yapamam demeyin, Suriye'nin kırsalından bir insan nasıl İstanbul'a gelmiş ise siz de Londra'ya gidip çalışabilirsiniz.

      Sil
    4. 18:46
      Finans alani da logistik alani da cok canli
      bu iki alanda universite okumaniza gerek yok master yapmaniz daha mantikli.
      cunku siz zaten iktisat egitimi almissiniz ve teorik olarak bu bilimin temelini lisansi ogrenmissiniz bunun uzerine finans ve ya logistik masteri yapmaniz cok akilli bir durum olur.

      Sil
    5. Az önce 1846 ya yanıt gönderdikten sonra aklıma geldi.

      Mahfi beyin bloğunda yorum ile branşları ile ilgili tavsiye isteyenlerin çoğunda dikkatimi çeken, çoklu alanlarda azar azar da olsa bilgi sahibi olma yönünde... Benim önerdiğim ise, bir alanda derinleşme yönünde...

      Sanırım bu fark, ülkedeki iş yaratma imkanının azalması sonucu arkadaşlarımızın iş bulma imkanını artırma çabasından kaynaklanıyor.

      Herkesin kendi şartları çok farklı olduğu için bir tane çözümün tutmayacağı zorlu bir hayat sınavı.

      Ülkenin bu gerçeği, twitter veya youtube gibi sosyal medya da toplum geneline yayın yapan insanlara da yansımış.

      Misal, Mahfi beyin twitter adresine girin, altında İktisatçı yazar, yeterlidir.

      Bir de diğerlerinin twitter hesabına bakın (Ekonomist, Rokçı, Müzisyen, Finans, Art, books, Sport) diye 5-6 tane uzmanlık alanı yazmış. Bunlar tabi uzmanlık değil, ilgi alanları, büyük ihtimal ile uzmanlık alanları olmadığı için kendi akıllarınca yazmışlar, kendi dertleri. Çoğu 50 yaş üzerinde.

      Demek ki, bu sorun günümüzün sorunu değil, büyük ihtimalle ilgi alanlarında uzmanlık işi arayanlar politik ilişkiler ile bir yere kapağı atma yoluna gitmişler. Benim yazdığım öneri, işte o politik ilişkiye girmeyip, o tarz insanlar ile muhatap olmak istemeyenler için.

      İş yine arz ve talep dengesine geliyor. Bizler emek arz ediyoruz, piyasada talep ediyor. Emek olarak, biraz daha çaba ile talebin olduğu pazara, adil bir maaş ve kariyer imkanına doğru gitmek gerekiyor, diye düşünüyorum.

      Önemli nokta, emeğin kalitesini yani uzmanlık seviyemizi mümkün olduğunca arttırmak. Tıpkı şampiyon sporcuların, her gün düzenli çalışması gibi.

      Emeğinizi dünya piyasasına çıkardığınızda, sosyal medya hesabına 5-6 tane uzmanlık alanı yazanlara gerçek emek piyasasında hiç bir talep olmadığını da daha iyi anlarsınız.

      Sil
  14. Hocam alt kalemlere baktığımızda ara malı ve sermaye malı üretimlerinde çok ciddi yıllık düşüşler olduğunu, aylık düşüşün de devam ettiğini görüyoruz. Bu durum olumsuz tablonun devam edeceğinin bir göstergesi değil mi? Ayrıca dolar kurunda da balayı dönemi bitiyor gibi, bugün 5,63 üzerinde kapatırsa önce 5,80'lere, daha sonra da 6'nın üzerine yollanması çok mümkün. Sizin teknik analizden pek haz etmediğinizi biliyorum ama Elliott dalga sayımına göre c düşüş dalgası artık tamamlanıyor, ilk etapta 6,40-6,50'lere yollanabilir gibi görünüyor. Reel politik tabloya baktığımızda da ne içte ne dışta iyi bir gelişme görünmüyor maalesef. Bu nedenle şahsen başlıktaki "küçülmeye devam" bölümünün geçerli olduğunu düşünüyorum.

    Saygılar...

    YanıtlaSil
  15. Mahfi Hocam geçen ayın büyüme verisi nin düşük gelmesi 1.5 günlük tatile bağlanmış mantiklimidir tsk

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayi üretimi yıllık değişim oranları takvim etkilerinden arındırılmış veriler.

      Sil
  16. Hocam Ramazan Bayramının haziran ayında ve 9 gün süreli olması üretimdeki düşüşe neden olmuş olabilir mi? Benzer şekilde talepteki artış bayram ekonomisiyle ilişkilendirilebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayi üretimi yıllık değişim oranları takvim etkilerinden arındırılmış veriler.

      Sil
  17. Hocam MB başkanının görevden alınması akabinde faiz indirimi gibi hareketler karşı dolar ciddi tepki vermedi. Bu durumun doların MB tarafından baskılandığı anlamına gelmez mi. Sıkı duruştan erken vazgeçiş uzun vadede aynı yapısal sorunlarımızı derinleştirmeyecek mi ? Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthalattaki düşüş de etkili. Yani küçülen ve dolayısıyla daha az yatırım yapan o nedenle daha az dış tasarrufa ve dolayısıyla daha az dövize ihtiyacı olan bir ekonomide kurun yükselmemesi şaşırtıcı değil.

      Sil
  18. Mahfi hocam yine çok güzel ve bilgi verici bir yazı yazmışsınız. Özgür Hoca twitter üzerinden TUR hisselerinin CALL ve PUT opsiyonları üzerinden yurt dışındaki yatırımcıların Türkiye ekonomisine bakışı hakkında bilgiler vermişti. Sizde Türkiye ekonomisine karşı güncel bakışın nasıl olduğuna dair bir yazı yazabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  19. Hocam eskiden gini katsayisi vardi ne oldu ona konuşulmaz oldu iyi olsaydi ballandira ballandira anlatirlardi yoksa cinimi oldu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2018 yılına ait Gini katsayısı Eylül ayında yayınlanacak.

      Sil
  20. İçeride talep artışı var. İhracatımız artıyor. Bu durumda sanayi üretimi neden düşmüş olabilir? Stoklar eritiliyor olmasa gerek. Bu krizin başında geçerli olabilirdi ancak bu saatte stoklar da eritiliyor olamaz. Sanayi üretimi ile tüketim talebi arasındaki makasın açılmasına neden olan unsurlar nedir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. F-35 projesinden cikartildigimiz icin proje icin uretilen parcalar belli ki artik uretilmiyor. Ayrintilara bakarsaniz Yuksek teknoloji kaleminde 32%, sermaye mali uretiminde 10% azalis var. Bizim F-35 projesi icin uretimlerimiz bu kalemlerde yer aliyordu. Her ne kadar 'uretimimiz suruyor' dense bile, bunun gercek olmadigi rakamlarla ortaya cikiyor.

      Bu tabi ki teyide muhtac bir bilgi, gazeteci kaldiysa arastirip ortaya cikartir. Fakat yuksek teknoloji ihracati gibi oyle aydan aya pek degisim gostermeyen bir kalemde, tam da S-400 krizinin yasandigi zamanda boyle bir dususun cakismasi tesaduf olamaz.

      Lockheed Martin, Mart 2020'de Turkiye'nin tamamen uretim zincirinden cikacagini aciklamisti. Bu sanayi uretiminde bu kalemlerde dususun devam edecegi anlamina da geliyor. Ufak ufak bu kalem artiyor diye seviniyorduk, gene basladigimiz yere donduk.

      Sil
  21. Mahfi Hocam merhaba.Haziran ayındaki 9 günlük ramazan bayramı tatilinin sanayi üretiminin üzerinde etkisi var mıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanayi üretimi yıllık değişim oranları takvim etkilerinden arındırılmış veriler.

      Sil
  22. faiz düşürülmesi daha çok borç ödemeleri ve çevrilmesi için iyi olabilir fakat ekonomide tüm aktörler borçlu olduğu için likidite artışları tüketim yatırımlara değil borçlara gidecektir ve yine dövize de biraz kayabilir.ayrıca emeklilere ve işçilik maaşlarına yapılan zamların da ciddi bit talep yaratması zordur. nispeten düşük düzeyde zamlar yapıldı. kanaatimce ekonomi bu yıl küçülecektir tabi tüik yine rakamlarla oynayıp kağıt üzerinde sanal büyüme oluşturmazsa! iç talep zayıf olacağı gibi dış talepte de özellikle ab pazarında resesyon risklerinin arttığını düşünürsek düşüler yaşanması beklenebilir. bu da total talep hacminde düşüşü güçlendirebilir. fed in bir kereye mahsus yaptığı faiz indiriminin devam etmesi zordur. abd başta ab -Japonya olmak üzere genel olarak dünya ekonomisinden ya da gelişmiş ekonomilerden olumlu ayrılmaktadır. bu da doların dünyada önümüzdeki süreçte güçlenmesine sebep olabilir. hm iç hem dış iktisadi konjonktür ekonomide küçülme yaşama riskimizin yüksekliğini işaret ediyor. tabi özellikle bizim iktisadımız sadece iktisadi teknikle açıklanamaz zira siyasal özellikle de dış siyasal tavizleri verip vermeyeceğimize göre kurlaar değişebilir. ben artık türkiye ekonomisinin büyük ölçüde siyasal tercihlere göre şekilleneceğini ki özellikle kur tarafının çok etkileneceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  23. Mahfi bey

    "Enflasyon sebep, faiz sonuçtur." demeniz sebebiyle, blog'unuza (www.mahfiegilmez.com) kayyum atanma riski var mı?

    Lütfen cevap verir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazılarımı kendime yazdığım için esasen kendi sitemin de kayyumuyum.

      Sil
  24. Bu yıl ekonomi küçlürse gelecek yılda parlak değil. 2020 de dünya ekonomisi küçülecek bu artık kaçınılmaz gibi isterse para bassınlar tahviller yükselir borçlar artar batıklar devam eder sadece şirket ömürleri uzar.

    Sınırlı para yani güvenli para arayışları başlarsa cripto paralar çok reğabet görür. Zaten yapılmak istenen de kripto paraya geçirmek. Sınırlı para savaşı kazanır. Ve bu parayı piyasaya sürenler dünyayı yönetir.

    YanıtlaSil
  25. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  26. Hocam yazınızı ilgiyle okudum.
    Konunun içinde vergiler de olduğu için uzun zamandır merak ettiğim birşeyi sormak isterim.
    İthalatta devlet mal ülkeye girerken kdv, ötv, fon vb. tüm tahsilatını tek kalemde yapıyor.
    İhracatta ise devlet KDV aalmadığı gibi (ne kadar iade edildiği tartışmalı olsa da ) KDV iadesi, vergi avantajları, ucuz kredi vb. veriyor.
    İhracat yapmak için de firmalar iç piyasaya göre daha ucuz fiyat da veriyor.
    İthalatın azalması, ihracatın artırılması kamu maliyesi açısından açık yaratmıyor mu?
    İhracat gerçekten faydalı mı?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...