30 Eylül 2019 Pazartesi

Yeni Ekonomi Programı (2020 – 2022)’nin 2019 Yılı Tahminleri Üzerine Görüşler

2020 – 2022 dönemini kapsayacak olan Orta Vadeli Program, bir öncekinde olduğu gibi Yeni Ekonomi Programı (YEP) adı altında kamuoyuna açıklandı. Programın adıyla ilgili bir sorun var. Geçen yıl açıklanan program Yeni Ekonomi Programı adını taşıdığı için bu yıl açıklanan programın aynı adı taşıması kanımca doğru değil. Bu mantıkla hareket edersek bu yeni programın adının En Yeni Ekonomi Programı olması gerekirdi.  Programın adının Orta Vadeli Program olarak kalması aslında en uygun tercih olurdu.

Programın metin bölümüne girmeyeceğim. Çünkü bu programın da metin kısmı, öncekilerde olduğu gibi, net hedefler ve aksiyonlardan çok nasıl ve ne zaman yaşama geçirileceği belirsiz temennilerle dolu. O nedenle bunlarla zaman kaybetmek yerine göstergelerle uğraşmakta yarar var.

Yeni Ekonomi Programı (2020 – 2022)’de yer alan 2019 yılı tahminlerine eski programdaki (YEP 2019 – 2021) 2019 tahminleriyle karşılaştırmalı olarak göz atalım (2020, 21 ve 22 yıllarına ilişkin tahminleri değerlendirmenin bu aşamada anlamlı olmayacağı düşüncesiyle onları ele almıyorum.)

Gösterge
2018 Kesin
2019 Tahmin YEP 2019 - 2021
2019 Tahmin YEP 2020 - 2022
GSYH (Milyar TL)
3.724
4.450
4.269
GSYH (Milyar USD)
789
795
749
Kişi Başı Gelir (USD)
9.693
9.647
9.093
GSYH Büyümesi (%)
2,8
2,3
0,5
   Tüketim Artışı (%)
1,2
1,9
0,9
   Yatırım Artışı (%)
-0,6
-3,2
-10,0
İşsizlik Oranı (%)
11,0
12,1
12,9
Enflasyon (TÜFE) (%)
20,3
15,9
12,0
USD/TL Ort. Kuru
4,72
5,60
5,70
Bütçe Dengesi (Milyar TL)
-72,8
-80,6
-125,0
Bütçe Dengesi /GSYH (%)
-2,0
-1,8
-2,9
Faiz Dışı Denge(GSYH (%)
0,0
0,8
-0,5
İhracat(Fob, Milyar USD)
176,9
182,0
181,4
İthalat (Cif, Milyar USD)
231,1
244,0
207,8
Ham Petrol USD/Varil)
71,5
73,2
63,5
Cari Denge/GSYH (%)
-3,4
-3,3
0,1

Geçen yıl Eylül ayında açıklanan YEP (2019 – 2020) Programı (eski program) tahminleriyle bugün açıklanan YEP (2020 – 2022) Programı (yeni program) tahminlerine baktığımızda GSYH’nin 2019 yılı için yeni programda 46 milyar USD ve kişi başına gelirin de 554 USD daha düşük tahmin edildiği görülüyor. Ekonominin slumpflasyonda olmasının doğal sonucu bu. Gerçekçi bir tahmin. GSYH büyümesi eski programa göre oldukça düşürülmüş bulunmakla birlikte yılın artı yüzde 0,5 ile tamamlanabilmesi son çeyreğe yakından bağlı.

Benzer bir durum işsizlik oranı ve enflasyon oranı için de geçerli. Eylül ayında ya da en geç Ekim ayında enflasyonun, baz etkisiyle, tek haneye düşmesi neredeyse kesin gibi. Çünkü geçen yılın Eylül ve Ekim aylarında aylık enflasyon sırasıyla yüzde 6,30 ve yüzde 2,67 idi. Bu yıl Eylül ve Ekim aylarında aylık enflasyon bu oranların altında geldiğinde enflasyon da yıllık yüzde 15,01’den muhtemel yüzde 9’lara düşecek.

Tabloda bütçedeki bozulma net bir şekilde görülüyor. 2018’de 72,8 milyar TL açık veren bütçe için eski programın 2019 tahmini 80,6 milyar TL açık şeklindeydi. Yeni programda açık tahmini 125 milyar TL’ye yükselmiş bulunuyor. Merkez Bankası’ndan aktarılan 45 milyar TL’lik yedek akçeye karşın açık inanılmaz miktarda artmış olacak. Demek ki bu aktarma olmasaydı açık 170 milyar TL (GSYH’nin yüzde 4’ü) olarak gerçekleşecekti. Benzer şekilde faiz dışı dengenin eksiye dönmesi de ciddi bir değişimdir. IMF’nin 4’üncü madde incelemesi sonucunda bıraktığı Sonuç Notlarında (Concluding Remarks) değindiği bütçedeki disiplin kaybı ile kastettiği budur.

2019 yılında ithalatın ciddi biçimde gerilemesi cari açığı cari fazlaya çevirecek gibi görünmektedir. Burada önemli olan ihracatın artmakta olmasıdır. Yoksa ithalatın düşmesi cari açığın fazlaya dönüşmesi ekonominin büyüme ivmesini kaybetmesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.

2019 yılı son derecede olumsuz başlamış bir yıl olarak tarihe geçecek. Yılın son çeyreği ise bu olumsuz yılı az da olsa toparlayabilecek bir dönem olabilir. Bunun için riskleri düşürmeye zaman ayırmak ve kafa yormak şart. Çünkü son çeyreği kurtarmak için enflasyon düşüşü ve TL’nin dış değerinin biraz güçlenmesinin yanı sıra halen 350 baz puanın üzerinde seyreden CDS priminin de 300’ün altına düşmesi gerekli görünüyor.

Türkiye’nin artık panik halinde sürekli kısa döneme yönelik faizi, kuru ayarlama, borsayı yükseltme çabalarının yanına mutlaka uzun vadeye dönük reformları eklemesi gerekiyor. Hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü, bilime dayalı eğitim, güçler ayrılığı gibi temel reformları yapmadan sürdürülebilir bir kalkınma sağlanması mümkün görünmüyor.

103 yorum:

  1. Hocam kaleminize sağlık. Ne yazık ki bu kısa vadeli hedefler gösteriyor ki, tek hedef siyasi istikrar, yani seçimlere kadar dengede kalsın da nasıl kalırsa kalsın mantığı. Yani son paragrafta yazdıklarınız halen hayal olarak kalmaya devam edecek gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hocam Ekonominin Temelleri kitabınızın 327. sayfasındaki "fiyat kazanç oranı" maddesi yanlış ifade edilmiş olabilir mi? "şirketin fiyat kazanç oranı şirket ortalamasına göre yüksekse, bu şirketin hisse senedinin ucuz kaldığını, düşükse hisse senedinin pahalı olduğunu gösterir" diyor. Tam tersi olmalı sanki...

      Sil
  2. Hocam amaçlar net bir şekilde açıklanmış,fakat bu amaçlara yönelik yöntemlerin neler oldugu belirsiz kalmış . Sanki amaçlar belirlenmişde, yöntem şansa bırakılmış izlenimi yarattı bende.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz son 30 - 35 yılın bütün programlarında ve planlarında aynı.

      Sil
    2. Yöntem al takke ver külah.

      Sil
  3. Hocam bunu söylediğim için kusura bakmayın ama boş bir yazı yazmışsınız. Tabi bu sizin suçunuz değil. Ekonomi programı diye anlatılan şey içi boş bir temenniler manzumesi olunca bunu sizin gibi ülkenin saygın ekonomistlerinden biri bile bu kadar değerlendirebiliyor çünkü değerlendirecek çok da bir şey yok =) Aynı bugün açıklanan ve zaten suç olmayan şeylere "bunlar suç değil" diyen yargı reformu (!) gibi. AİHM hukuçusu olsanız bu yargı reformu hakkında dişe dokunur bir şey diyemezsiniz çünkü içi boş. O ne kadar yargı reformuysa bu da o kadar ekonomi programı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğim gibi ben kendime yazıyorum.

      Sil
    2. İyi ki yazıyorsunuz hocam. Herkes ekonomi kanalı açıyor, bir video çılgınlığıdır gidiyor ama siz iyi ki yazıyorsunuz. Eski sözü güncellemek istiyorum: "söz Youtube'da bile olsa uçar, yazı kalır."

      Sil
  4. Hocam diğer konuda sormuştım ama burası daha uygun GSYH hesaplanmasında Türkiyede yaşayan resmi rakamı 3,5 milyon olduğu söylenen Suriyelilerin harcadığı paralar ve onlar için harcanan paralarda var. Ancak kişibaşı milli gelir hesabında Suriyeli nufus hesaba katılıyormu eğer katılmıyorsa kişibaşı milli gelir daha yüksek çıkmazmı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Suriyelilerden vatandaş olanlar kişi başı gelirde hesaba katılmıyor. Bu durumda GSYH hesabında vatandaş olmayan Suriyelilerin harcamaları hesaba katılıyor ama kişi balı gelir hesabında katılmıyor. Bu tuhaf durum bizim kişi başına gelirimizi olduğundan yüksek gösteriyor.

      Sil
    2. Milli geliri 83.5'e bölmek yerine 80'e bölmek, kişi başı milli geliri yaklaşık %4.4 yüksek göstermek demektir.

      Sil
    3. Hoca çok haklı faaliyetleri ister istemez var. Ancak kendileri kişi olarak görünmüyor.

      Sil
  5. Bütçe açığı kısa süre önceki programda 80 Milyar TL tahmin edilmişken şimdi 125 Milyar TL açıklanmış. %50’den fazla olan bu fark bana açıkça bu hedeflere inanmayın diyor. Bu arada meşhur 2023 hedeflerinin ne hale geldiğini de biliyoruz. Sonuç olarak çok dikkatli olun. Dövizi bir kaç sene içerisinde 3’e katlanan, dinci Darbeye maruz kalınan yolları açan, istihdama katılım oranının çok düşük olduğu (bence artık işsizlik oranından çok İKÖ konuşulmalı), fakir ama gereksiz mega projelere para saçan bir ülkeden bahsediyoruz. Fiili olarak hukuk alanında bir gelişme görmezsek gerisi boş. Laf salatası olan açılan hukuk paketlerinden bahsetmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dinci kelimesi hoş değil. Hain darbe girişimi olmasaydı iyiydi ama bunu dinci şeklinde lanse etmeyin.

      Sil
    2. Cinci desek hoş olur mu?

      Sil
    3. Haklısınız. Hedefine ulaşabilmek için hiçbir kural tanımadan ve canlı cansız hiç bir şeye acımadan, her tür yapış yapış pis ve ahlaksız işlere bulaşanlar bildiğimiz her hangi bir dine mensupmuş gibi görünmüyor.

      Sil
    4. Bence dinci kelimesi cuk diye oturmuş.

      Yapanlar dinci, onlara yol verenler dinci,
      darbe yapılan iktidar dinci, hep beraber
      yürürlerken yine dinci, ama ismi dinci değil.
      Dinci olmak bunu gerektirir, her şeyi yap yap
      sonra bu dincilik değil de.

      Uyduruk halk hikaye derlemelerine inanıp cennete
      gideceğine inanan bir sürüyü dinciler yönetir,
      başka kim yönetecek?

      Sil
    5. Dinci dogru tanim, dindar olsaydi yanlis olurdu.

      Sil
  6. Bu yönetimin gerçek reform yapabilme kapasitesi yok. Mahfi hocanın saydığı eğitim, hukuk gibi konularda maalesef geriye gidiyoruz. Nepotizm tam gaz. Anca her sene bol bol paket, PowerPoint sunumları ve inşallah maşallah la geçiriyoruz. Önümüzdeki günlerde ABD ve Avrupa'nın da resesyona girmesi çok olası. Işte o zaman tam yandık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

      Sil
  7. Hocam elektrik zammı geldi, %14.9,

    Benim bu YEP ten anladığım, bu damatla olmadı,
    Reize haber verelim, diğer damadı deneyelim.

    YanıtlaSil
  8. Hocam, hükümet zammı açık unutmuş, yine elektriğe yüzde 14.9 geldi.

    Hocam size zahmet olucak, göstergeler tablonuza elektrik özel kolonu açabilir misiniz?
    Zamları takip etmek çok zor oluyor, tablonuzdan bakar bakar hatırlarız.

    YanıtlaSil
  9. bunun powerpint sunumu var mi?

    YanıtlaSil
  10. Hocam Muazzam objektif değerlendirmeleriniz için çok teşekkürler, yalnız duygularıyla telepatik bilgi ve sonuç çıkaranlar ,size haksızlık ediyor , hiç bir gerçek,, telepatiyle , emekli kahvesinde konuşulanlarla değişmiyor. Gerçek her şeyden üstün ve acımasız , sevgiler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emekli kahvesi derken orayı küçümsemeyin lütfen. Onlardan da olması gerektiği gibi analiz yapanlar var.

      Sil
    2. Evet çok doğru bazen öyle halk filozofları oluyorki konunun profösörleri ,ağzı açık dinler , Emekli kahvesi deyim olarak kullandım ve ismini gururla dışa çevirdiği ,elindeki gazeteden ,ezberlediği klişeleri ekonomik değerlendirme olarak ,dişi papağan gibi tekrar edenleri kastetmiştim

      Sil
    3. Cinsiyetçi yorumlar hoş değil.

      Sil
  11. Selam Mahfi hocam,

    Ekonominin dengelenmesi için bu 14.9 luk elektirik zammı yanına doğalgaz zammı da yapılamaz mı?
    Böyle biraz dengesiz oldu gibi.

    YanıtlaSil
  12. Hocam millet %15den %9a inisi faiz oraninin dusurulmesine baglayabilir mi acep.. höört diye 15den 9a.. baz etkisi dalgasindan once faiz orani dusurmek algi yonetimi acisindan ideal zamanlamaydi dogrusu, artik gercekte ne olduguyla onlarin da ilgilenecek mecali kalmamis gorunuyor, gunu kurtaralim da..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben enfkadyon inişini faiz düşüşüne bağlayacaklarını 3 - 4 ay önce yazmıştım.

      Sil
    2. Milletin hepsi ona bağlamayabilir. Milletin çoğu faizsiz ekonomi istiyor bende dahil.

      Sil
    3. Faizsiz bir şey istiyor olabilirsiniz ama o ekonomi olmaz.

      Sil
    4. 23:07, faizsiz sistemin once disaridan kredi almayan bir sistem olmasi lazim once, degil mi? Faizi ben de sevmem ve istemem ama o kalitede yasamak isteyen insanin "yeyin, icin, ancak israf etmeyin" ayetindeki gibi nefsinin konfor arzusunu kontrol eden, "bir isin bitti mi kalk tekrar yorul" ayetindeki gibi cala kirbac calisip ureten, yani ozetle cok yeyip zayif kalma fantezisinden uzak, normal bir mumin gibi yasamasi lazim.. sorun bizde, o yuzden faizden kurtulamayiz.

      Sil
    5. Pardon 01:47'ye cevapti..

      Sil
    6. Mahfi Egilmez, nedir su sizdeki faiz sevdasi vallahi anlamak mumkun degil. Sihirli bir degneginiz olsa sifirdan bir ekonomik sistem tasarlasaniz borcun zamanla artmadigi sekilde bunu tasarlayamayacak misiniz?

      Sil
    7. Faiz sevdası bizde değil. Biz konuya ekonomi bilimi açısından bakarız. Ücret, faiz, kâr ve rant üretime katkıda bulunanların katkıları karşılığında aldığı paylardır. Meseleye böyle bakarsanız kâr neyse faiz de odur. Kârı haklı görüp faizi haksız görmek sadece takıntıyla açıklanabilir.
      Öte yandan sihirli değnek ancak masallarda olur. Sanırım masallarda yaşamak için yaşınız artık geç.

      Sil
    8. erbakanin trt de liderler oturumunda kar haktir faiz haram sozunu nasil degerlendiriyorsunuz

      Sil
  13. 2.paragrafta belirtiğiniz gibi "BELİRSİZ TEMMENNİLER"için "emek" harcadığınız için klavyenize sağlık.
    MAALESEF yapılan "yep" ler yepyeni şeyler değil sadece "sürünün sıcaklığı"nı ayakta tutmaya yönelik....

    YanıtlaSil
  14. Hocam değerlendirmeleriniz için teşekkürler. Ufak bir düzeltme ekleyeyim, GSYH 2019 yılı için yeni programda 56 milyar USD daha düşük değil 46 milyar USD daha düşük tahmin ediliyor olacak hocam. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hata olmuş, düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  15. Hocam hükümetimiz farkında olmadan tarihte bir ilke imza atmaya devam ediyor. Nedir derseniz söyleyeyim. Her şeye zam yaptıkça enflasyonu düşürmek. Evet bu zamana kadar kimse bu formülü denememişti. Ama baksanıza her şeye zam geliyor ama enflasyon tek haneye düşecek diyorlar. Bence bu zamların devamı gelmeli. Zam geldikçe kur da düşüyor faizler de. Ne güzel dimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elektrik zammı %70 bir yılda:):) Enflasyon da düşüyor. Andersen'den pardon TÜİK'ten masallar. Yersen.

      Bu arada 'siyasi' program açıklaması sırasında TCMB Para Kurulu üyeleri en öndeymiş ve şak şak alkışlıyorlarmış. TÜİK'den sonra bir de bağımsız TCMB kısmı var Andersen'den masalların.

      'Varlık Fonu' yani 'Yokluk Fonu' ise altındaki şirketlerin yetki olarak yapamayacağı para harcamaları yapıyor. Acısı en sonunda hepimizden çıkacak. Zaten yüksek olan vergilerimiz yaptırdıkları Finans Merkezindeki binalar kadar yükselecek. Balon şişiyor da şişiyor.

      Sil
    2. He valla biz bunu daha once niye uygulamamisiz:))) iyi ama daha once de acaip zamlar gorduk fakat enflasyonu etkiliyordu o zamlar, Allah Allah bunlar yapinca etkilemiyor, o halde biz "bu zam yapanlar"i secmeye devam edelim, zamdan anamiz aglasa bile resmi enflasyon oranimiz dusmuyor ya asil onemilisi o!

      Sil
  16. Hocam bu yeni program IMF programı ve yakında çıkar ortaya.

    Düzenli yüzde 5 büyüme klasik IMF önerisi diğeri dolar kuru artışı sürekli her yıl 40 kuruş artıyor bu sefer düşmüyor 6 TL sonra 6.40 ve sonra 6.80 TL.

    İşsilik yüksek oluyor nedense hepsi IMF isteklerine çıkıyor. Galiba IMF bize borç verecek türkiyeye güven tam diyecekler ve ekleyecekler bizim programımıza uyarsa alırız diyecekler tabi zaten program önerilen

    YanıtlaSil
  17. Hocam bu tablolara bakınca pek de uçuşa geçmiyoruz çakılıyor gibiyiz .

    YanıtlaSil
  18. Hocam merhaba emeğinize sağlık ayrıca siz buradaki yazılarınızı investing.com da paylaşıyormusunuz orada da yayınlanıyor kaynak belirtilmeden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazının altında orijinal makale diye link veriliyor.

      Sil
  19. Hocam böyle giderse Allah korusun savas vermeden ulkeyi kaybedecegiz herhalde gelecek cok flu gözüküyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz aliskiniz savas vermeden ulke vermeye, gene bi kahramanlik destani yazariz somurge olusumuza kafaniz rahat olsun.

      Sil
  20. Fatih Kömürcüoğlu1 Ekim 2019 10:42

    Hasan dağı arpalıktır, eğer saban yürür ise
    Her dereye bir değirmen, eğer suyu gelir ise
    Her köylüden birer tavuk, eğer köylü verir ise
    İyi düzen bu düzen, eğer sonu gelir ise

    YanıtlaSil
  21. yeni bir hikaye yazılmış. bu plan sadece ve sadece dış konjonktür bugünden daha olumsuzlaşmaz ise gerçekleşebilir yani temelinde iyimse temennilere göre şekillendirilmiştir. ne makro ne de mikro iktisadi temeli güçlüdür. zayıftır. özellikle bütçe açığı ve bu açığın GSYH ye olan oranı daha yüksek olacaktır tahminimce!. mesela GSYH nin yüzde %3,5-4.0 aralığında bir bütçe açığı daha rasyoneldir. ekonomide bir parametre beklenenden kötü gerçekleşirse bu diğer parametreleri de genel olarak olumsuzlaştırır. dolayısıyla eskiden cari bozulmanın yarattığı kırılganlık yerini hızla bütçe açığına dayalı kırılganlıklara bırakmaktadır. işin kötüsü 2001 de bu derece küresel sisteme entegre değildik içerden kur şoku yaşadık bütçe açığından kaynaklı cari açık destekli. şimdi ise yine yeniden bütçe açıklarına dayalı bir kur şokunun hem içsel hem de ekstra dışsal etkenlere dayalı olarak yaşanması riski artmaktadır. zaten yapay baskılamalar kur fiyatları belirleme çabaları giderek dalgalı kur rejiminden uzaklaştırıp sabit kur etkisi yaratacak seviyelere gitmeye başladı bu ciddi risk getiriyor.

    YanıtlaSil
  22. Hocam ben özel bir üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaktayım. Sadece sizi son durumdan haberdar etmek istedim. Üniversitede beş yıl önce rektörle araştırma görevlileri arasında bir toplantı yapılmıştı. Böyle birşey bizim üniversitede neredeyse hiç olmadığı için hepimiz heyecanlıydık ve toplantıdan pozitif sonuçlar alarak ayrılmıştık. Bu yılda böyle bir toplantı düzenlendi, hepimizin bir numaralı sıkıntısı maaşlardı. Toplantıda bunu kibar bir dille söylememize rağmen maliyetler bahane edilerek zam yapılması için birkaçınızı işten çıkartmamız gerek denildi. O anda bu toplantının şikayetlerimizi almak için değil, gözümüzü korkutmak için yapıldığı düşüncesi aklıma geldi. Fazla detaya girmek istemiyorum ama şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Hepimizin ortalama iki üç tane makalemiz olmasına rağmen rektör bey bize laf arasında vasıfsız işçi dedi.

    Sektörden anonim şirketlerde olmayan arkadaşlarımla konuştuğum zaman işverenleriyle ilişkilerinin aşağı yukarı böyle olduğunu öğrendim. Şunun gayet net bir şekilde anlaşılmasını istiyorum. Burada hiç kimseyi suçlamıyorum. Sadece şunu belirtmek istiyorum. Memurlara yapılan zammın enflasyon tahmininine göre belirlenmesinden sonra (daha yasalaşmadı farkındayım ama konuşulan bu) belli ki maliyetler nedeniyle işverenler işçilerinin maaşlarını karşılamakta zorlanıyorlar çünkü tüm sektörde olan bu. Bunu sadece bir uyarı olarak yazıyorum. Kapitalist sistemin temeli kişiye harcama yaptırtmaktır. Sizler bize ne kadar az maaş verirseniz o kadar az harcama yaparız. Bu Türkiye'deki sistemin çöküşü anlamına gelebilir. Hocam ülkemi, milletimi seviyorum ama durum böyle giderse yurtdışına çıktığım zaman geri dönülebilecek bir ülkem olmayacağından endişeleniyorum. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 11.28 efendi bu ulkede asgari ucret ne kadar?
      Asgari ucretlinin durumunu bir gor haline sukret!
      Hangi degeri uretiyorsun ulkeye kattigin katma deger nedir?
      Daha iyi maas daha fazla vasifli katma deger en onemlisi kendine guveniyorsan cikarsin ulusal uluslarasi piyasaya degerini bulursun var mi o ozguven sende?

      Sil
  23. Hocam yeplerde sürekli %5 büyüme ve %5 enflasyon tahmini yapılması herşeyin bir obsesyondan ibaret olduğunu mu gösteriyor?

    YanıtlaSil
  24. Hocam pek merakliniz değilim ama yeni girdim sayfanıza derste hoca zorla bu sayfaya bakın dedin ondan girdim saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1329, sen o dersi bırak, ekonomiyi de bırak,
      sen başka işler ile uğraş, başka bir meslek bul.

      Sil
  25. Ortadogu Islam Batakligi hakkinda ne dusunuyorsunuz?
    Kaos teror bombalama savas vs...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz soru sormamışsınız ki!
      Önceden baskın yargınızı ortaya koymuş ve bu doğrultuda cevap beklentisine girmişsiniz. O yüzden hocadan yanıt alamazsınız.

      Sil
  26. Mahfi Hocam, kaleminize sağlık. Çok güzel ozetlemissiniz.👏

    YanıtlaSil
  27. Hocam 1960 ve 1970'lerde ABD ve Avrupa yüksek enflasyon yüksek büyüme modelini uygulamaya çalışmış ama bu durum hep bir krize neden olmuş daha sonra bir çok gelişmiş ülke bu şekilde buyuyemeyecegini bu şekilde istikrarlı büyüme rakamlarının yakalanamayacagini anlamış ve bu gün ki istikrarlı veya kısmen istikrarli düşük enflasyon istikrarlı büyüme rakamlarını yakalayabilmis ve kaynakların verimli kullanılmasi için ellerinden geleni yapmışlar geçmiş dönemdeki büyük krizlerden ders cikarmislar.
    Biz bu denenmiş yanlış ekonomik modeli 2009-2018 arasinda denedik ve yüzde 11 gibi hormonlu ve sadece inşaat sektörüne dayalı kaynakların verimsiz kullanıldığı bir büyüme oranı sonrası geçmiş dönemlerde başka milletlerin deneyimledigi ve kaçınılmaz sonuc olan ekonomik krizin içine girdik bundan çıkmamız belki 3 4 yılımızı alacak ama geçmişten dersler cikarmak yerine süre gelen yanlış ekonomik modeller ve her ay açıklanan saçma sapan ekonomik paketlerle kendimizi oyalamaya devam edeceğiz.
    Ne zaman geçmişten dersler çıkarıp doğru hedefler ve doğru ekonomik planlarla beraber hukuk, eğitim , vergi sistemi, insan haklari, ifade özgürlüğü gibi alanlarda reformlar yapmaya karar verirsek işte o zaman sizin gibi değerli ve tarafsız akademisyenlerin katkılarıyla aydınlık yarınlara ulaşabiliriz diye düşünüyorum.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  28. Hocam ellerinize sağlık hukuksal konulardaki adil yaklaşım ekonomi üzerinde de pozitif etki edecektir bende öyle düşünmekteyim.

    YanıtlaSil
  29. Hocam, üzüldüğünüz şeye bakın,

    Damat, 3-4 ay sonra yeni bir YEP daha açıklar,
    bu YEP tu kaka olur.

    Uzun vadede plan program yok, reis var gam yok.

    Reis herkesin derdini sırayla çözüyor, bakın Ağaoğlu'nun sorunlarını çözdü bile,
    dışardan fon ile para buldu, Finans Merkezini derdini çözdü.

    YanıtlaSil
  30. Avrupa birliginin kurucusu ulkelerde nufus yaslanmasi ile ortaya cikan isgucu acigi kendi demografik yapisi icerisinde karsilanamamaktadir.Bu da bu ulkelerde calismak isteyen yeterli nitelikteki diger ulke vatandaslarina bir firsat sunmaktadir.Ulkemizde ki issiz egitimli meslek sahibi genclerde bu firsattan istifade edebilirler.Genclerimiz oncelikle dil problemini hallederek gitmek istedikleri ulkenin dilini iyi seviyede bilmelidir.Bundan sonra gitmek istedikleri ulkede ihtiyac duyulan is kollarinda kendini egitmelidir.Turkiyede is bulma ve tatmin edici bir ucrete kavusma cok nitelikli bireyler icin bile mumkun olamiyabiliyor.Universtede okuyan gencler ulkemizdeki issizlik durumunu goz onune alip okulla iktifa etmeyip bu sureyi dil ogrenmek ve ehliyet kazanmak suretiyle son gramina kadar degerlendirsinler.Eger bunu basarabilirlerse turkiyeden cok daha iyi sartlarda yurt disinda is temin edebilirler.Daha onceden avrupa ulkelerinde isgucumuz oldugundan genclerimiz diger ulke genclerine gore daha sansli durumdadir.Bilhassa avrupada ihtiyac duyulan is kollarinda lisans sahibi olmaya ozen gostersinler.Maalesef ulkemizde beyninde calisirken en az bedenin calistigi kadar kalori tukettigini bilmeyen proteinli beslenmenin bedenden ziyade beyin icin gerekli oldugunu anlamiyan sahsiyetlerden bolca bulunmaktadir.Hocama saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu blogdaki yorumculardan Sahabeddin den de aynısını duymuştum.

      Eskiden yurt dışına gençlerin gitmesine karşıydım ama gelinen noktada insanlar buna mecbur bırakılıyorlar.

      İki hafta önce Derinkuyu ilçesine gittim, annemlerin eski köyü. 0 -6 yaş grubuna Kuran Kursu ve din bilgisi veriyorlar.

      Pakistanlı bir iş insanı geldi, bu haftasonu biraz konuşma fırsatı buldum, Pakistanlılar Reisin BM de İsrail'e laf atmasından memnun olmuşlar. O kadar memnunlar ki, işte gerçek lider diye twitterda paylaşıyorlar.

      Türkiye, eskiden yol ayrımında idi. Şimdi o yol ayrımı bitti, Türk halkı İslam ve Ortadoğu değerlerini seçti. Bunun geri dönüşü olmaz. Kimse geri dönderememiş. Gençlerden imkanı, bilgisi görgüsü olanlar gitsinler.

      Herkesin hayatı kendine, kimse ikinci kez dünyaya gelmeyecek.

      Sil
    2. Ekonomi sayfasında yazının altına 0-6 yaş arasına Kuran dersi veriliyor yazmış sanane be adam birbirlerinin özgürlük alanına saygı duymayı hala öğrenememiş insanlar görmek gerçekten çok üzücü

      Sil
  31. IMF programını bize yeni ekonomi programı diye yutturmaya çalışanlar zamcıklarıda yazsaysılar ya.

    Bu sene elektriğe suya Doğal gaza nekadar zam yapmışlar onlarında eklesinler.

    IMF yine başımıza bela oldu bu IMF önerisi program Türkiye için düzenli zam demek yeni vergiler geliyor demek yavaş yavaş devaülasyon olacak demek.

    Ekonomistler kimi kandırıyor bu resmen IMF programı bunun tartışması bile yok şimdi çıkıp program üzerinden iyi kötü senaryolar yazmaya gerek yok.

    Zaten Türkiyedki tüm meslek oda başkanları IMF programına övgüler dizmiş ama tabi programı bakan yapmış gibi konuşmuşlar.

    Kısaca hoşgeldin IMF desinler. Artık IMF de kötü adam olmaktan sıkıldı planlı programlı geliyor arka kapı demekki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak IMF programı diyemeyiz.

      Kemer sıkma, reel ücretleri düşürme, vergi ve zamlar tarafı ile IMF programı,
      IMF parası olmaması tarafı ile IMF programı değil, ortada IMF parası yok.

      Sil
    2. Adısz 22.28 para gelmeden önce program verilir bunları yapmaya başlayın diye ve sonradan para gösterilir zaten. Ayrıca IMF para vermez bilançonun arkasına para gösterir güven anlamında

      Sil
    3. IMF öyle sandığınız kadar esrarengiz bir kurum değildir. Sadece biraz okumak gerekir.

      Sil
  32. Hocam hep mi yanlış ekonomi programları yapılıyor hep eleştiri yapıyorsunuz hiç olumlu bir gelişme yok mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hay Allah! Reisi yine kandıracaklar, neyse rabbim affetsin.

      Sil
    2. Eleştiri yapanlar ülkesini seven insanlardır.

      Sil
    3. Mahfi Eğilmez'i muhaliflik yapma hevesiyle her fırsatta hükumete çemkiren (muhalefet)taraflı yazarlarla karıştırmamanı tavsiye ederim 21:17
      Kötüye kötü dediği gibi iyiye iyi demesini de bilir hoca.
      Zaten bu yüzden koyu muhalifler onun yazılarında tam tatmin olamazlar,hocanın siyasete karışmasını isteyip dururlar

      Sil
  33. Hocam, Yep'i ve hedefleri güncel tutmak için excelde data sayfasından pivot çekseler ve ayarlardan her dosyayı çalıştırdığında pivottaki özet verileri ve toplamları güncellese olmaz mı?
    Böylelikle her daim güncel bir YEP olur.

    YanıtlaSil
  34. Kerem İNANIR1 Ekim 2019 23:54

    Hocam ellerinize sağlık, çok ayrıntılı ve güzel bir yazı olmuş, son paragraf için de şapka çıkartılır, söylemeye devam :)

    YanıtlaSil
  35. Turkiyede suanda likitide sikintisi var issizlik var. Bunun cozumu de merkez bankasinin derhal bol para basip piyasaya surmesidir. Bu ekonomide hareketi saglar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadeli çözümler genellikle uzun vadeli sorunlar yaratır.

      Sil
    2. Olsun hocam, kısa vadede firmaların yok olmasından iyidir,
      Kısa vadede firmalar batarsa, uzun vadede kurtaracak bişi kalmaz,

      Atın ölümü arpadan olsun, hocam, aç gitmesin,
      Ayrıca çıkmadık candan ümit kesilmez hocam,

      Para basımına acil ihtiyaç var hocam,
      Sadece şirketler tarafında değil, devletin de paraya ihtiyacı var,

      MB akçeleri bitti, o bitti, bu bitti, mıngırlar kurudu hocam.
      Paraya acil tahşiş gerek hocam, kullar aç, isyana başlarlar yakında.


      Sil
  36. Sayın hocam objektif ve mantıklı yorumlarınıza hayranım teşekkürler. Trump 2016'da seçildiğinde bu yana doları nelerle etkiledi? Türkiye bunlara karşılık hangi politikaları izledi? Etkileri neler oldu? Sizin değerli görüşlerinizi bekliyorum sayın hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Aslında ABD ekonomisi Trump'tan önce toparlanmaya başlamıştı. Yani Trump'ın kattığı ilave bir şey yok. Trump çıkış konjonktürünü yakaladı.
      Bu toparlanmada Fed'in izlediği gevşek para politikası etkili oldu.

      Sil
    2. Trump'ın Türkiye'de doları yükselten hamleleri olmadı mı hocam? Türkiye buna karşılık olarak izlediği para-maliye politikaları neler oldu? Teşekkür ederim

      Sil
    3. Trump ekstra olarak gelir vergisi ve Kurumlar vergisinde indirim yapti. Kurumlar vergisinde indirim ABD gibi liberal bir ekonomi icin gercekten gerekliydi degisen sartlar temelinde. Ancak gelir vergisinde kapsamli indirimin olmasi FEDin parasal tesvik politikalarindan sonra en az 6-8 ay sonra yururluge girmesi gerekliydi. Trump zamansiz yapti vergi indirimlerini ekonomi iyi giderken butce topralanirken buyume yukselirken vergi indirimleri yapmak ABD gibi bir ekonominin isinmasina butce mali sorunlar yasanmasina neden olur. Bu acidan Trumpun Kurumlarda gelir gelmez 5 puan indirim yapip fed daralmaya basladiktan sonra mesela bugunleri goz onune alirsak bugunlerde 2020lere ciddi vergi indirimi yapsaydi suan hava cok farkli olurdu. Hem butce topralanirdi o asamaya kadar parasal bolluktan nasipleneerek hem de suan dunya atmosferinde olumlu hava estirilirdi vergi indiirmleriyle.
      Buyurken vergi mergi indirilmez hele hele butce mali disiplini gevsek olan tuketime dayali ekonomilerde.

      Sil
    4. Trump Rahip brunson olayında da başrol oynadı ve dolar paritesi yükseldi. Faizlerin düşmesi gerekirdi fakat o da yükseldi Türkiye piyasasında. Bu ve bu gibi durumlar 2016 dan bu yana olarak nasıl bir seyir izledi? Ve Türkiyedeki politika yapıcıları ne tepki gösterdi??

      Sil
  37. Hocam Merhaba, yerli arabalardan KDV ve ÖTV gibi vergilerde alınmama veya düşük alınması için açıklamalar yapıldı.Fakat bu durum GATT yani sonrdan DTÖ ilkelerinden olan " Ulusal Muamele Kurallarına" aykırı değil mi ? Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. DTÖ, artık eskisi kadar güçlü değil. ABD'ye bir şey yapamayınca öteki ülkelere yapma şansı da azalıyor. O nedenle DTÖ öncesinde olduğu gibi her ülke bildiğini okumaya başladı.

      Sil
  38. fed in faiz indirimi yapmaması gerekir diyordum ki şöyle bir baktım almanya İngiltere İsviçre g.kore italya hatta çin de pmı endeksleri belirgin düşüşler başlamış durumda. almanya Avrupa ekonomisinin sanayi motorunda pmı 41 lere doğru çekilme yaşıyor. keza İngiltere 56 lardan 48 lere çekilmiştir. İsviçre 44 lere geriledi geçen yıl 53 lerde seyreden pmı verisi. g.kore 47 lere çekilmiş görünüyor. çin de bile 50 ye doğru son dönemlerde çekilme var ki çin bunun olmaması için ciddi parasal genişleme politikası izledi. ciddi bir sanayi üretiminde gerileme var. abd de 50-51 bandında seyrediyor ama geçen sene orada da 53 lerde idi ortalama pmı medyanı. fed para yaktı borsalarda düşüş trendi ortaya çıkmaya başladı çünkü tüm dünya kolay çok ucuz paraya alıştırıldı 2008 krizi sonrası. peki fed bunu yaparak yani faiz indirerek yeni bir krizi önleyebilir mi cevabım hayır. çünkü parasal genleşmeler dünyadaki emlak ve borsa ve tahvil balonlarının patlamasını ve krizin tsunami haline gelmesine neden olur kanaatindeyim. zira fed, 2008 krizi öncesinde de faizleri 1.25 ten adım adım 5.0 lere kadar yükseltmişti 2007 başlarında. emlak ve borsada düşüş trendleri baş gösterince tekrar düşürmeye başlamıştı fakat 1 yıl sonra kriz patlak verdi. çünkü varlık değerlerinin tahvil bono gibi değerlerin gidebilecekleri yer kalmamıştı.faiz düşürerek sadece kısa süreli boğa piyasası oluşsa dahi hızla ayı piyasası oluşacaktır. kapitalizmin gidecek yeri kalmadı çünkü hızlı tüketti tükettirdi. artık tüketim doygunluğu oluştu ve yepyeni tüketim alanları oluşturmak zorunda ki zaten küreselizme ve dijital dünya sistemine geçiş planları da bu yüzdendir. dünya zombi şirketler çöplüğüne dönüştü. sadece borçlarının faizlerini ödeyebilme kapasitesi olan şirketler çok arttı. bu yüzden zaten dünya hızla borç bataklığına gömüldü.fed faiz artırdıkça bu şirketlerde iflas dalgası başlayacak ki zaten bazı şirket ve banka batıkları gündeme düşmeye başladı. abd de borsalardaki şirketlerin %86 sı imalat yapan şirketlerdir. fabrikalardır. borsa düşüşleri bu işletmelerin nakit akımlarını düşürüp kaynak sıkıntısı yaşamalarına neden oluyor. istihdam abd de daha çok hizmet sektöründe yoğunlaşmıştır. bu nedenle işsizlik çok düşüktür. zaten hizmet şirketlerinin borsalardaki hacmi ortalama % 18 düzeyindedir. fed para basmayı artırabilir zaten GSYH sinin %20-22 si kadar bilançosu vardı. büyütebilir ama Avrupa merkez bankası GSYH sinin %40 dan fazlasına eşit para basımı yaptı. keza Japonya %100 ünü bile aşmış durumdadır. İsviçre %60 ını çoktan aşmış durumda. birçok önemli ekonomide zaten hali hazırda büyük parasal genleşmeler yapılmış durumda. fed nötr politika izlerse belki daha iyi bile olur derim. faiz indirdikçe krizin derinliğini artırır yükseltirse krizi biraz öne çekebilir günah keçisi ilan edilir ama dünyada kapitalizm orta sınıfı yok ettiği için bu durumdadır çünkü sistemin ana direği orta sınıftır. orta sınıf yok edilince merkez bankalarının para politikaları giderek etkisiz kalmaktadır.

    YanıtlaSil
  39. olayın en kısa özeti: türkiye 2001 sonrası hızla küreselleşme yanlısı politikaları benimsedi borçlandı harcadı borçlandı yedi keyif yaptı üstüne tüm üretim işletmelerini %27 lik bedeline karşılık sattı babalar gibi. dünyanın büyük çoğunluğu gibi sürü güdüsüyle hareket etti ve 79 yılda yapılan borçlanmanın tam üç katını 17-18 yılda yaptı. gelecekten fazlasıyla yedi. yukarıdaki ımf ile oluşturulan rakamlar da sadece iyimser beklentilerden ibarettir reel de karşılığının olduğunu düşünmüyorum. dünya ekonomisi 2002-2008 arası gibi bir döneme girerse ki çok düşük olasılıktır; ekonomide ancak enflasyonda olduğu gibi ciddi kalem oyunlarıyla yukarıdaki makro iktisadi verileri ilan ederler.bu ülkede hiçbir kuruma ve yöneticiye güvenim yoktur. ben işletme fakültesi mezunuyum hem dünya hem de türkiye ekonomisini takip edip analizler de bulunmaya çalışıyorum ve diyorum ki; aslında abd ve birçok ekonomide de veriler sağlıklı değil. aşırı değişken veriler var gelişmiş piyasa ekonomilerinde bile. ciddi anomoli mevcuttur. tıpkı türkiye ekonomisinde özellikle son kur şoku sonrası uygulanan anomoliler gibi.

    YanıtlaSil
  40. Ben yazılarınızın hepsini beğeniyorum hocam. Ama bu yeni ekonomik programın cüzdanıma faydası yok. Günlük 20 lira mutfak param var sadece. Bu 20 liram ile tuvalet kağıdı mı alayım, gıda mı alayım, kahvaltılık mı alayım, şampuan sabun kişisel bakım ürünü mü alayım diye her gün takla atmaktayım. Bu taklalarımın sorumlusu ben değilim ama. Beni kızdıran da bu.

    YanıtlaSil
  41. Hocam elinize sağlık. Tüm yazılarınız güzel. Benim 20 lira günlük bütçem var alışveriş için. Her gün takla atıyorum. Tuvalet kağıdı mı alayım, kahvaltılık mı alayım, sebze mi gıda mı alayım, kişisel bakım sabun şampuan mı alayım? İnanılmaz zorlanıyorum. Ama borca da girmekten kaçıyorum. Çünkü borcumu kapatabilecek birikimim yok. Yani tv de anlatılanlarla benim günlük 20 lira bütçem arasında kat ve kat uçurumlar var. İnanılmaz derecede benimle ülkenin vatandaşı olarak zekamla dalga geçildiğine inanıyorum.

    YanıtlaSil
  42. Son pragrafta dile getirdiğiniz temel reform dileklerinize izniniz olursa kendi adıma şunları da
    ilave etmek isterim (dilek ve temenni olarak).

    (1) kökten ve yapısal bir vergi reformu ve vergi ödeme kültürünün hakim kılınması (olmazsa olmaz
    şart; dolaylı vergiler minimize edilmeli, servet ve birikimden değil doğrudan gelir ağırlıklı bir
    vergi sistemi oturtulmalı; ekonomideki kayıt dışılığında tabii ki beraberinde ve aynı oranda
    düşürülmesi gerekiyor), (2) üretim odaklı bir kalkınma modeli, yüksek ve ileri bilim ve teknoloji
    (3) tarım ve hayvancılığın islahı ve kooperatifçilik, (4) enerjide dışa bağımlılığın azaltılması
    ve bunun içinde çevreci yenilenebilir enerji payının maksimize edilmesi (5) kaynak verimliği,
    tutum ve tasarruf, geri dönüşüm kültürü, (6) eğitimde nitelikli işgücü projeksiyonu ve planlaması
    (nüfusta da) (7) devlet yönetiminde ve mahalli idarelerde şeffaflık ve denetlenebilirlik,
    (8) korumacı ve kurtarmacı değil, devlet denetim kontrol ve katkısında serbest, hukuksal ve
    rekabetçi piyasa koşullarının kesintisiz ve koşulsuz bir şekilde sağlanması (taviz vermeden bunda
    süreklilik), (9) finansal piyasaların büyütülmesi ve geliştirilmesi, (10) eğitim ve iş alanında
    fırsat eşitliği ve liyakat, (11) vatandaşlık hizmetlerinde ve hukuk alanında çağdaş, uygar, insan
    odaklı ve öncekli bir sistematik, eşitlikçi bir sistem, (12) ve yarınlar için toplumsal barış,
    huzur ve uzlaşı; birlikte çalışma, üretme ve inşa etme kültürü (farklılıklara rağmen ve farklılıklar
    da iyidir; değişik düşünce, bakış ve görüş açıları yararlanılırsa zenginliktir: öğretir, sorgulatır,
    test ettirir ve geliştirir). (13) modern şehircilik, yüksek kaliteli ve yaşanabilir uygar bir
    çevre (şehir ve kırsalda): havası, suyu, ulaşımı, trafiği, düzeni, temizliği, kolaylığı, barışı,
    huzuru, güvenliği, yaşanılabilirliği... (şehir merkezlerinin nüfus yoğunluğu azaltılabilir,
    özel araç trafiği sınırlanabilir (yerine kolay erişilebilir, hızlı ve yeterli bir toplu taşıma
    sistemi sağlanabilir) yeşil alanlar arttırılabilir, vs.

    Keşke 2007-2019 aralığında bu tür yapısal reformları peyder pey gerçekleştirmeyi becerebilseydik
    bugün bambaşka bir Türkiye tablosuna bakıyor olabilirdik. Yine de bir fırsat penceresi hala var
    önümüzde. Ümit ederim ki önümüzdeki birkaç yılda bunlara hızla eğilinebilse ve mesafe kazanılsa
    ne güzel olur.

    YanıtlaSil
  43. 2020 yılında %5 lik büyüme hedefiyle enflasyon cari işlemler dengesi gibi makro iktisadi parametre hedefleri asla örtüşmemektedir. böyle bir büyüme için ister istemez ithalatı artırmak gerekiyor ki üretimde dışa bağımlılık medyanımız maalesef yüksektir. ithalat artışı beraberinde cari işlemler açığı artışını ve bu da döviz gereksinimi artışını getirecektir. bugün her ne kadar fed tekrar faiz indirimi başlatmış olsa da asla 2002-2008 arasındaki çoşkulu ve iyimser küresel piyasa koşulları yoktur. eski düzeyde dış finansal akım hacmi oluşumu çok zordur. dış piyasalarda ki özellikle en üyük ihracat pazarımız kıta Avrupası hele ki euro bölgesinde ciddi pmı gerilemeleri başlamış durumda. deutsche bank gibi devasa bir alman bankasının hisseleri sert şekilde geriledi. abd de bazı bankaların likidite sıkışıklığı yaşadığı için fed in repo yaparak bu bankalardan varlık alımları yaparak likidite yaptığı biliniyor. küresel çapta büyük finansal kaldıraçlar yüzünden giderek artacağa benzeyen likidite sıkışması kaçınılmaz olabilir. birçok gelişmekte olan ekonomide de pm ısm verilerinde bozulmalar başladı.büyük bir zombi şirketler stoku var dünya ekonomisinin. bu şartlarda belki iç kaynakları zorlayalım desek özel sektör fazla borçlu zaten ve yatırım üretim istihdam yaratma kapasiteleri ciddi derecede amortismana uğramış görünüyor. kala kala kamu tarafı kalıyor ama kamunun ekonomideki hacmini o kadar çok daralttık ki kanaatimce büyük bütçe açıkları verilse de istenilen büyüme ivmesini yakalamak zordur. kaldı ki verimsizlik de ekonomide giderek artıyor. yüksek teknolojiye dayalı üretim hacmimiz son yıllarda geriledi ve %1,6 ya kadar düştü. rekabet gücümüz sınırlı belki lirayı devalüe ederek rekabet gücümüzü artırırız diyoruz bu seferde tüm makro iktisadi dengeler altüst olmaktadır. genişleyici para ve maliye politikalarıyla yani tıpkı 2001 öncesi gibi büyüme moduna geçmeyi planlıyor olabilir hükümet ancak o dönemde kamu ekonomisi büyüktü. üretim araçlarının çoğu elinde olduğundan hareket etme manevra yapma alanları hayli genişti kaldı ki bu ülke genleşici maliye politikaları para politikalarıyla geçmişte iyi büyüme ivmeleri yakalamış ve bu uğurda enflasyonu yükseltmeyi göze almıştı tabi o dönemlerde tarım ve hayvancılığımız güçlüydü ve enflasyon karşısında bugünkü kadar ezilmiyorduk ve bilhassa orta sınıf dediğimiz ekonomiyi ayakta tutan güçlü bir kolonumuz vardı ancak bugün ne tarım ve hayvancılığımız güçlü ve verimli ne de para-maliye politikalarıyla yönlendirebilecek orta sınıfımız bulunmamaktadır. o yüzden bu program sadece temenniler dışında bir anlam ifade etmiyor benim nazarımda. yapısal sorunlar çok ağır ve burada tek satır bile değinilmiyor. teknik olarak da çok tutarsız. enflasyonu olduğundan düşük göstererek büyümeyi olduğundan biraz daha yüksek gösterebilirler. ancak bu politikalar asla gerçekçi büyüme ve finansal istikrarı sağlayamaz. bu program er ya da geç kur şokuyla bir gün patlar derim ama bu ne ne zaman olur bilinmez tıpkı büyük İstanbul depreminin olacağının belli zamanının belli olmaması gibi!:

    YanıtlaSil
  44. Merhaba hocam,

    2020-2022 YEP'te ithalat ve ihracat Genel Ticaret Sistemi (GTS) tanımlı verileri verilmiş. Ancak bir önceki programda GTS tanımlı değil sanırım. Çünkü bunu belirten bir şey yazılmamış. Bu şekilde karşılaştırma yapmak doğru olur mu? Yoksa GTS olmasına rağmen ihracat ve ithalat tahminlerinin düşük çıkmış olmasına mı odaklanmalıyız ?

    YanıtlaSil
  45. Hocam Merhaba,
    Dünya bankasının açıklmaış olduğu endekste iş yapma kolyalığı 190 üülke arasında 33. sıraya yükselmiştir. sizece yatırım için elverişli bir piyasa görünümünde midir? bunun hakkında düşüncelerinizi merak ediyorm. teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...