28 Ekim 2019 Pazartesi

Geldik Küresel Krizin Üçüncü Aşamasına

2011’de Yaptığım Analiz
29 Eylül 2011 tarihli Radikal Gazetesinde yazdığım ‘Krizin Üçüncü Aşaması’ başlıklı yazım, krizin üç aşamalı olabileceği yolunda yapılmış ilk analizdir. Bu yazımı burada sizlerle bir kez daha paylaşıyorum.

 “İlk aşaması ABD'yi, ikinci aşaması AB'yi etkileyen krizin üçüncü aşaması, gelişme yolundaki ekonomileri etkileyecek. İlk aşaması ABD’yi, ikinci aşaması AB’yi ağır biçimde etkileyen küresel krizin üçüncü aşamada gelişme yolundaki ekonomileri etkisi altına alacağını ve asıl krizin o zaman ortaya çıkacağını tahmin ettiğimi daha önce yazmıştım. ABD ve AB’nin krize girmesinden bir ölçüde etkilenmiş olsalar da gelişme yolundaki ekonomiler bugüne kadar krizi bir şekilde kendilerinden uzak tutmayı başardılar. Sanırım artık bu aşamada bu pek mümkün olmayacak…

Şu sıralarda içine girdiğimiz dönemde dünya büyümesinde ciddi bir düşüş yaşanması bekleniyor ve bunun etkisiyle bu tür hammaddelere olan talep düşüyor. Bu durum, bu tür hammaddeleri üretip satan ekonomilerin yavaş bir seyirle de olsa sıkıntı içine girebileceğini gösteriyor. Yükselen piyasa ekonomilerinin bazıları ise hammadde satıcısı değil. Bunlar tıpkı gelişmiş ekonomiler gibi sanayi ürünleri ya da gelişme yolundaki diğer ekonomiler gibi tarım ürünleri satarak döviz geliri elde ediyorlar. Bir bölümünde turizm gelirleri de ağırlıklı yer tutuyor. Türkiye bu kategoride hem sanayi ürünleri ihraç eden hem de turizm gelirleri önemli miktarlara ulaşmış olan bir yükselen piyasa ekonomisi… 

IMF ve Dünya Bankası genel kurul toplantıları sırasındaki gelişmelere bakılırsa gelişmiş ekonomiler henüz sorunun nasıl çözüleceği konusunda, eylem birliği bir yana, düşünce birliği oluşturmaktan bile uzak görünüyorlar. Çok açık olarak görülüyor ki küresel sistemin bugünkü temel sorunu, ortak eylemi organize edecek bir liderin olmaması."

Bugünkü Görünüm
Geldiğimiz aşamada durum bu söylediğim çerçevede gelişmiş görünüyor. Lider sorunu o gün yazdığımdan daha vahim bir görünüm içinde bulunuyor. ABD Başkanı Trump, kapitalist sistemin liderliğine soyunmuş olan ABD’nin bu liderliği yapmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Aldığı kararlar, yaptığı açıklamalarla Kuzey Kore liderinden pek de farklı bir görünüm içinde değil. ABD Başkanlarının, özellikle uluslararası ilişkilerde, en önemli danışmanları geçmişte hep İngiltere Başbakanları olmuştur. İngiltere Başbakanı Johnson’un ise Trump’a akıl verecek hali var mı bilmiyorum.  

Trump’ın, ABD’nin başta Çin olmak üzere büyük dış ticaret açığı verdiği ülkelere karşı bir ticaret savaşı başlatması aslında bir noktaya kadar ülkesinin çıkarınadır. Bir noktaya kadar ifadesinden kastettiğim konu ABD’nin üretim maliyetleri meselesidir. Çünkü Çin, ABD’nin üretim maliyetlerinin düşmesini sağlayan hammadde ve diğer girdilerin de satıcısı konumundadır. Bu savaşı dozunda tutmak mümkün olursa dünya ticaretine de fazla zarar vermeden bir dengeye ulaştırmak da mümkündür. Ne var ki Trump bu adımları atarken iki önemli hata yapmıştır: (1) Dozu kaçırmıştır. (2) Zamanlamayı yanlış yapmıştır. Trump, Çin’le uğraşırken sadece Çin Yuanı’nın düşük değerde tutulmaması konusuna eğilip onu sağlamaya çalışsa amacına ulaşır ve başkalarına fazlaca zarar vermemiş olurdu. Ama bunu yapmak yerine ayrıntılara girdi ve yaygın engellemelere başvurdu. Bunun da ABD – Çin ticareti yanında birçok ülkeyle ticarete etkisi oldu. (2) Trump, bu adımları hızla atarken ABD’nin küresel krizden çıktığını düşündü. Oysa ABD’de işlerin iyiye gitmesi yeterli değildi. Avrupa ve uzak doğuda işlerin kötüye gitmesi dönüp dolaşıp ABD ekonomisini de vurabilirdi. Öyle de oldu. Trump, ticaret savaşlarıyla Çin’in daha da sıkıntıya girmesine yol açtı.

Dünya ticaret hacminin büyümesi ile dünya ekonomisinin büyümesi arasındaki ilişkinin korelasyon katsayısı 0,97. Yani neredeyse bire bir ilişki var. Son üç yılda bu iki değişken şöyle hareket etmiş:

2017
2018
2019
Büyüme
3,8
3,6
3,0
Ticaret Hacmi Artışı
5,7
3,6
1,1

Görüleceği gibi ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının en üst noktaya çıktığı 2019 yılında ticaret hacmi hızla düşmüş ve ekonomik büyümeyi de peşinden sürüklemiş.

Sıkıntı Çin’le kalmayacak gibi görünüyor. ABD’nin geçen yıla göre sıkıntılı görünümü, Avrupa’nın bir türlü toparlanamaması, uzak doğuda yaşanan durgunluk işaretleri ve gelişme yolundaki ekonomilerin de bu gelişmelere ayak uydurarak yavaşlaması küresel krizi 3 Haziran 2015 tarihinde bu blogda yayımladığım “Kapitalizmin Sonu mu Geliyor?” yazımdaki aşamaya sürükleyebilir:

“ABD ve Avrupa, küresel ekonominin yaklaşık beşte ikisi büyüklüğünü oluşturuyorlar. İkisi aynı anda krize girmiş olsaydı neden oldukları krizin büyüklüğü küresel sistemde çok daha büyük bir depreme yol açacaktı. Öyle olmadı. ABD toparlanmaya geçtiğinde Avrupa krizi başladı. Dolayısıyla küresel sistemde etkiler beşte bir ile sınırlı kaldı. Buna karşılık gelişme yolundaki ekonomiler küresel ekonomide, sistemin yarısı dolayında bir ağırlığa sahip bulunuyorlar. Dolayısıyla bunlarda çıkacak bir kriz ABD ve Avrupa’nın yaratabileceği krizin toplamından çok daha ağır hasarlar yaratabilir ve bu çapta bir kriz dönüp yeniden ABD ve Avrupa krizi yaratarak kriz döngüsünü yeniden başlatabilir. 

Aşağıdaki şema küresel krizin döngüsel bir görünüm alması halinde ortaya çıkacak durumu gösteriyor. 


Eğer gidişat şemada gösterdiğim gibi olur ve gelişmekte olan ekonomilere sıçrayacağını düşündüğüm küresel kriz o aşamada durdurulamazsa bu kez en başa dönerek krizi en baştan tetikleyecek konuma gelebilir. Ve eğer bu tür bir gelişme yaşanırsa tarihte ilk kez bir krizin ‘kriz kısır döngüsü’ yaratarak sürgit devam ettiğini görebiliriz.

Kapitalizm, ekonomik sistemler içinde en esnek, en uyumlu olanıdır. Öylesine uyumludur ki kriz halinde dönüp sosyalizmin yöntemlerini bile sisteme monte edebilmektedir. Bugüne kadar irili ufaklı bütün krizleri bu esnek ve uyumlu yapısı sayesinde atlatmayı başardı. Ama unutmamak gerekir ki önceki krizlerin hiçbiri küresel kriz değildi…Büyüdükçe, yaygınlaştıkça esnekliğini kaybeden kapitalizm ilk kez çökme olasılığına yakın bir görünüm içinde bulunuyor.”   

159 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Dogru.Oncelikle Keynes'in Brettonwoods'ta onerdigi Univesal Para Birimine gecilmeli! Ayrica dunyada sadece uluslararasi sirketlerin vergi odememek icin kacirdigi ve su anda sadece spekulatif amacla kullanilan trilyonlarca dolara bir sekilde el konulup ozelikle Dunya bankasi gibi kuruluslar tarafindan az gelismis ulkelerde yatirima donuk proje bazinda ve tabii siki denetim altinda kullandirilmali.Tabii kapitalizmin aga babalari buna kesinlikle izin vermez.O zamanda cokuslerini hizlandirirlar.

      Sil
    2. Unutma kapitalizm çökünce altında kalacak olan sadece bizleriz... Küresel sistemin efendileri yeni alrernatiflerini hazırlamış kenardan bu çöküşü seyretme asamasindalar... Onların kaybettigi birşey yok ve olmayacaktı...

      Sil
  2. Kapitalizm birden çökerse nolacak hocam? Kaos mu? Bi' de kapitalizmin çöktüğünü nasıl anlayacağız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum, savaşlar patlar bence. her ülke birbirine girer. Buhranın sonucu savaştır. Tabi bence.

      Sil
    2. Dunyanin gidisati KAOSA gidiyor kardas. Kendi kendini denetleyemeyen hatta imha eden bir durum soz konusu.Yikici bir sideet sarmali
      Bir siddet ortami var dunyada bu yapici bir siddet degil kendi kendini yok eden bir siddet yani siddeti yaratan uygulayan kisi ve kisiler ayni zamanda kendini de eninde sonunda hatta siddet halinde iken imha edebiliyor.

      Kuresel kriz toplumsal ofke canli bombalar bireysel siddet birbirnden ayni mi saniyorsunuz
      Imha sureci soz konusu kaos olma ihtimali cok yuksek tum dunyada bunun cozumu de bu sistemde yok. Gencler ofkeli ofke konrol altinda degil yani kaosa gidiyoruz.Hayirli yolculuklar

      Sil
    3. Radikallesme ve teror artacak.
      Terorun artma nedeni kayit disina itilen insanlarin sistemden oc alma duygusu.
      Bir nevi bana gore su mutlunun mutsuza borcu var.
      Dolayisiyla dunya, mutsuz insanlari terore bulasmis terorle icli disli radikallesmis insanlarla masaya oturup onlara firsatlar sunmak zorunda aksi halde teror bombalar radikalizasyon sureci devam eder.

      Sil
  3. Harika,çok teşekkürler Mahfi bey , hep var olasınız .

    YanıtlaSil
  4. Mahfi Hocam size bu konuda katılmıyorum. Netice itibariyle ABD ticaret açığını önemli ölçüde düşürmüş oldu. Ayrıca Çin ABD menşeli firmalardan edindiği tecrübeyi rekabete konu ederek, uluslararası piyasada en önemli rakibi olmuştu. Amerikalıların aptal olduğunu düşünmüyorum. Küresel ticaretin yara alması, ABD'nin göze alabildiği bir risk.

    Bizim hükümet de geç farkına varmış olsa da, lüks elektronik ve otomotiv, sigara gibi büyük sektörlerde verdiği büyük ticaret açığının ekonomisine verdiği zararı keşfetti. Bunu bertara etmek adına kısmen politika oluşturmaya başladı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ABD ticaret açığını düşürdü ama büyümesi de düşüyor.

      Sil
    2. hocam 1970 ve 80 lerde abd ve avrupada almanya haric buyuk bir enflasyon ve issizlik vardi.sirasiyla %20ler ve%10 lar.sonra bunu hallettiler.buyume ve refah ile fonlar olaganustu artti.

      Sil
  5. Sayın hocam, zaten çökmüş olan Sosyalizmden sonra Kapitalizm de çökerse "Adil Düzen" mi kurulacak ?. Bu yaşananlar aslında kapitalist sistemin gereği yaşanmıyor mu ?. ABD bir piyon kullanarak son 2002-2011 arasında çok ısınmış olan Dünya ekonomisini soğutma, Doların değerini düşürerek büyük oyuncuların gelişmekte olan piyasalardan aldıkları yüksek faizlerle elde ettikleri kazançları ABD ye aktarma operasyonu değil mi ? Üretmeyen, üretemeyenlerin daha büyük borçlar ile kapitalizmin patronu ABD ye daha çok bağlı hale gelmesi planlanmıyor mu ? Biz de bu oyunu gördüğümüz halde siyaset uğruna bu oyundaki rolümüzü eksiksiz oynamıyor muyuz ?. Yoksa bütün bunlar benim kafamda uydurduğum mesnetsiz senaryolar mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları bize önümüzdeki on yıl çok daha net gösterecek. Haklı olduğunuz taraflar var.

      Sil
    2. Gelismekte olan ulkelerden illegal sermaye cıkisi buyuk bir sorun.bunlar gelismisleri fonluyor.

      Sil
  6. Merhaba Hocam,
    Oldukça güzel bir yazı yazmışsınız her zaman ki gibi. Elinize sağlık.
    Yazınızda "Aşağıdaki şema küresel krizin döngüsel bir görünüm alması halinde ortaya çıkacak durumu gösteriyor." demişsiniz ancak ben herhangi bir şema göremedim.

    YanıtlaSil
  7. Bireysel olarak kendimizi nasıl korumalıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilgimizi yenileyerek ve artırarak. Aranan kişi olmaya ya da aranan işi yapmaya çalışarak.

      Sil
    2. Peki aranan iş ne olacak?

      Sil
  8. Hocam grafik görünmüyor... Yazının sonundaki eğri...

    YanıtlaSil
  9. Hocam bu küresel gidişattan çıkış yolu nedir? Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları ve ekonomistleri bu durumu göremiyor mu?
    Bunun yanı sıra bu durum bizi nasıl etkiler, olası küresel krizden korunmanın en uygun yolu nedir sizce?

    Son olarak hocam sizce bu krizin başlayacağı tarih ne olacak?
    Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence başladı.
      Buradan çıkışın yolu uluslararası işbirliği ve ticareti artırmakla sağlanabilir. Beklentileri olumlu hale getirmek lazım. Ne yazık ki mevcut dünya liderleri bu olumlu beklentiye geçişi sağlayacak görünümde değiller.

      Sil
  10. Sevgili Mahfi hocam selamlar...

    Geliri azaltıp talebi düşürürseniz, üstüne üstlük bir de vergi oranlarını artırırsanız ne mi olur?
    Durgunluktan çıkamazsınız...

    Sizce bizdeki güncel vaziyet bumudur?

    YanıtlaSil
  11. Hocam emeğinize sağlık.Acaba ülkemiz krizin 3. Aşamasının % kaçında geriye kaç kaldı.iyi çalışmalar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin bu genel kriz dışında başka sorunları var.

      Sil
    2. Dur be diyago, ortalık karışık zaten.
      Ben desem krizin %20 sindesin diye inanacakmısınız?

      Kardeş sen kendi cebine bak kriz var mı yok mu diye,
      Türkiyenin derdi bitmez.

      Sil
  12. Başkan in dediği gibi dünya 5 ten büyüktür elbet bu sistem bitecek hemde kendi elleri ile bitirecekler ve bitiriyorlar hep bana hep bana olan bir sistem bitmeye mahkumdur saygilar

    YanıtlaSil
  13. Hocam kriz kronikleştimi?

    YanıtlaSil
  14. hocam biz kendimizi nasil koruyalim cevabiniz icin tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilgimizi yenileyerek ve artırarak. Aranan kişi olmaya ya da aranan işi yapmaya çalışarak.

      Sil
    2. Selam hocam, ben aranan kişi haline geldim ancak arayan yok, arayan sayısını nasıl artırabiliriz?

      Sil
    3. Adsız 20:13 Nüfus planlaması yaparak.

      Sil
  15. Günaydın hocam.
    Ayrıksı (marjinal) ekonomistlerin dediği gibi bu krizin sebebi üretim sisteminin tarihteki 4. değişiminin etkisi o zaman. (Avcı toplayıcı, feodal köleci, kapitalist paraya dayalı. 1950'den beri gelmekte olan ismini bilmediğim ama bilgiye dayalı ekonomik sistem) Bilimsel ahlaka sahip bütün ekonomistler krizin geldiğini söylüyor ama kriz engellenemiyor. Değişime başlayan sistemle birlikte üretim bilgiye dayalı olarak yapılmaya başladı. Piyasa (para) ekonomisini ayakta tutarak bu krizi çözecek hiç bir formül bulamıyorlar. Dünya Tarihi boyunca görülmemiş bir parasal genişlemeye gittiler ama krize çözüm olmadı. Üretimle paranın ilişkisi kopmasa bile çok ama çok zayıfladığı için parayı basınca üretim dolayısıyla büyüme artmıyor. Hocam bu sistem değişikliği hikayesi size mantıklı geliyor mu?
    Bir de konu dışı bir soru. Ülke borcunun % 40'nı 2020 de çevirmemiz gerektiği doğru mu? Eğer böyle ise bu işi nasıl yapabiliriz? Yapamazsak sonuç ne olur?
    İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel dünya (mal ve hizmet üretimi) ile sanal dünyanın (para ve türev araçlar) birbirinden kopması krizi ortaya çıkaran bir gelişme. Bu doğru. Ama tersine dönmeyip hep burada kalacak diye bir şey yok.
      Önümüzdeki 1 yılda yenilememiz gereken yaklaşık 170 milyar dolarlık bir dış finans yükümüz var. Bunların bir bölümü mevduatlar, bir bölümü karşılıklı verilen işler, bir bölümü de vadesi dolan borçlar. Eğer dünyada bir kriz çıkıp parasal daralma olmazsa bunlar yenilenir. Türkiye, geçtiğimiz yıllarda bu miktara yakın dış yükümlülükleri yenileyebildi.

      Sil
    2. Yok be kardeşim, ne bilgisi ne bilgi ekonomisi, bilgi para etmiyor bizim memlekette.

      Sen yine binadan şaşma, E5 etrafı şu anda çok kelepir, paran varsa 2 daire kapat bana dua edersin ilerde.

      Sil
  16. aslinda keynesyen ekonomi 1970 lerde coktu, yerine chicago boyslarin neoliberalizmi kondu ki bu zaten bildigimiz adam smithin ogretileriydi aslinda o da buyuk buhranda coktugunu gostermisti ve ayrica 2008de de onun coktugunu gorduk.
    kisacasi karl marxin 150 sene once das kapitalde anlattigi cogu seyin dogru oldugu gorduk. bazilarimiz icin dunyanin sonunu dusunmek kapitalizmin sonunu dusunmekten daha kolay...
    ancak gelir dagiliminin duzelmesi, cunku bu uretilen mallari alacak insanlarin alim gucu yok ve emegin pastadan aldigi pay her gecen gun dusuyor.
    sorum su olacak hocam, buyuk dev sirketlere destek vermek yerine kooparatif gibi kari daha adil dagatacak yapilara tesvik vermek bu gelir dengesini duzeltebilir mi? cunku vergiyi arttirinca zaten zengin olan kesim salak olmadigindan vergiden kacacak yollar buluyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düzeltir. Türkiye gibi ekonomilerde bunu yapmak çok daha etkin sonuçlara yol açabilir. Burada en önemli mesele bu girişimleri gerçekten hakkını vererek ve dürüstçe yapmaktır.

      Sil
    2. O zaman da kooperatif başkanı ile yandaşları yaşar, diğerleri avucunu yalar, gelir adaleti yine bozulur.

      Sil
    3. bence de çözüm bu. dev şirket patronlarının yaptıgı gibi çalışanını sömürüp şirket karını servetine katan monopolleşen zenginlerden ziyade ülkemizdeki savunma sanayi şirketleri gibi patronu olmayan ama üretim yapıp karını daha adil bir şekilde çalışanlarına dağıtan profesyonel yönetimli şirketler çoğalmalı. bu tarz şirketlerdeki risk verimlilik kaygısı olabilir o da yönetimsel bir mesele.

      Sil
    4. Patronlar ÇOK UYANIK, şirketlerin ürettiği ürünlerin ihracatını kendi şahsi şirketleri üzerinden yaptırıyor sende borsada şirket niye kar yazmıyor diye bekliyorsun. Üstelik her şirketin bir de ithalat ve ihracat birimi var, onlarda patronun borsa da karı bölüşmek istemediği şirketine bir nevi çalışır. Olaki şirket biraz kar elde etti bir kısmı şirketin bağlı dernek, vakıf, hastane, üniversitelerine yardımı ile vergiden düşürür, herkes gibi patronda kendi düzenini kurmuş, borsadaki şirket fazla kar etmesede olur

      Sil
  17. Kısaca benim bu işten anladığım para pul oldu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zibambe var orda pul paradan daha değerliymiş.

      Sil
  18. Diğer dillere kıyasla İngilizce'si daha çok bilinen "self-fulfilling prophecy" isimli bir tabir vardır.

    Türkçe'si (kabaca) "kendi kendini kanıtlayan, doğrulayan kehanet" demek. Sizin bu yazınız böyle olmuş Mahfi bey.

    Birşeyler yazmışsınız 2011'de, yıllar geçmiş, taaa 2019'da, şimdi kehanetinizi kanıtlamak için uğraşıyorsunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tespitiniz doğru değil: (1) Benim yazdığım kehanet değil. (2) 2011'de bir şeyler yazmadım, bir analiz yaptım. (3) Bir şeyi kanıtlamaya uğraşmıyorum o yazdıklarım zaten kanıtlandı, dünya büyümesi düştü, resesyon riski yine ortaya çıktı.
      Yazıyı bir kez daha okuduğunuzda bu dediklerimi kavrayacağınızı umuyorum.

      Sil
    2. Bizim millet eleştirinin ne olduğunu bilmiyor.

      Eleştirinin, kabul edilebilmesi için öncelikle eleştiren kişinin eleştirdiği konudaki bilgi düzeyinin yüksek olması, hatta sektöründe bilinen bir kimseyi eleştirenlerin yine aynı sektörde bilinen kimseler arasından olması gerekir.

      Aksi takdirde, eleştirinin itibarı olmaz.

      Bu açıdan hareket ile Sn 1410 dan, eğer yapmış ise 2011 yılında ekonomi ile ilgili öngörülerini nerede yazdığını, bizle paylaşması gerektiğini belirtirim. 2011 de ekonomiyi bilmiyor ise, son yıllarda yazdıkları da olabilir.

      Sil
    3. Sayın Adsız korkarım ki Mahfi Bey'in haklılığını birkaç yıl içinde göreceğiz hep beraber.

      Sil
  19. Basiretinize hayranım. Teşekkür ederim hocam.

    YanıtlaSil
  20. Meslektaşınız Doç. Dr. Ümit Akçay twitter'da şöyle bir şey yazmış:

    YORUM: Ümit hocam, iktisatçıların felaket teoremleri tutmuyor. Başka bir dinamik ile açıklamanız lazım. Adamlar ('faiz sebep, enflasyon sonuç' diyenler) iktisat tarihine geçmek üzereler!

    ÜMİT AKÇAY: Eyyamcılık ile iktisatçılık birbirine karışınca, eleştiriniz haklı hale geliyor. Muhalefet de umudunu 'kriz gelsin, hükümet düşsün (!)' apolitizmine teslim edince, eyyamcıların sesi daha fazla çıkıyor. Sonuç, daha fazla hüsran!

    Adres:
    https://twitter.com/umitak/status/1187363059402248192

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ümit hocanın yazdığında yanlış bir şey yok ayrıca benim yazdığımla da çelişmiyor.

      Sil
  21. İktisat ve Toplum Dergisinin Ekim 2019 sayısında Korkut Boratav hocayla sohbet var. Çok önemli. Dergiyi iktisatçıların ekonomi öğrencilerinin ve ekonomiyle ilgilenenlerin izlemesinde büyük yarar var.

    Mahfi bey,

    Korkut Boratav, marksist bir iktisatçı.

    Siz de böylelikle marksizm propagandası yapmış olmuyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Marksist değilim ama Marx'ın analizlerinin pek çok kısmının doğru olduğunu gördüğüm için Marksist analizi kendi analizlerimde hep kullanırım. Doğru ve tutarlı bir analiz eğer Marksist bir iktisatçıdan geliyorsa başımın üzerinde yeri vardır. Korkut hocaya da saygımız sonsuzdur. Kendisi Türkiye'de ekonomik analizi en iyi yapan iktisatçılardan birisidir.
      Öte yandan Marksizm'den korkmayın, yalan dolandan, ahlaksızlıktan korkun derim.

      Sil
    2. Hocam, bu solcu eleştirmenlerinde bir Marks ı var başka bir şey bilmiyorlar.
      150 yılda çıkara çıkara bir tane Marks çıkarmışlar, Marks aşağı marks yukarı,
      Alaman Markı bile bitti be kardeşim, azıcık yaratıcı olun, bakın kapitalist tayfa
      Adam Smith'i bitirdi, Keynes'i tüketti, Neoclasikleri çöpe attı, sizin Marks hala yerinde.

      Sil
    3. Belki de yanlış şeyler düzeltiliyor veya çöpe atılıyordur..😉

      Sil
    4. 150 yılda pek çok önemli Marksist iktisatçı çıktı. Siz izlememişsiniz. Öte yandan doğru bir tespit varsa o bitmez.

      Sil
  22. 2011de yazinizi yazdiginiz sirada BRexit"in B"si yoktu. Varsa yoksa Yunanistan eurodan cikar mi tartismalari vardi ki o bile 2010 mayisi ile 2011 temmuzu arasindaki ekonomi cevrelerinde tepe yapan tartisilan bir konuydu daha sonra soz konusu bile edilmedi iyiki de edilmedi zaten ama ne siyasi olarak euro bolgesi liderleri baskanlari ne almanya ne de yunanistan arasinda dile getirilen bir konu oldu bu. Kapandi gitmisti ve gitti.

    Demem o ki Bana gore sacmaligin daniskasi olan neye kime hizmet ettigi hala belli olmayan hatta bana kalirsa populizm(populizmde yine halkin ve ekonominin yararina olacak birseyler vardir) bile olmayan aptalca bir sey sagolsun Camaron( ben de ciddi akilli basli biri sanirdim en azindan fotolarindan durusundan davranisindan oyle gozukuyordu) bir pislik atti cekti gitti. Adi da BREXIT!
    Siz johnsondan bahsediyorsunuz da johnsona gelene kadar daha cok veballi adam var. Zaten kendisine de sorsan valla beni ingiltere basbakani yaptilar ama der.

    Kisaca ne kadar ehliyetsiz adam varsa dunya arenasinda goruntusunden devlet baskani gorunumu cizenler de dahil buna bknz Cameron
    Eski Rusya lideri vardi Boris Yeltsin adam alkolik malkolikdi ama en azindan bunlardan daha mantikli biriydi. Utanmasi olan biriydi taciz maciz alkollu gorunmeler ortaya ciktigi an zaman vsden sonra adam aylarca medyayay cikmazdi utanirdi sempatikligi ile kendini affetirmeyi saglardi. Bunlarda o da yok!

    YanıtlaSil
  23. Eninde sonunda varacağımız yer Anarşizm
    İnsanlık için en iyi ve uygun olan da bu. Çünkü Anarşizmde insanlar büyük organizasyonlar kuramazlar. Bilim ve teknoloji üreterek sürdürülebilmesi imkansız bir yaşam tarzını üretemezler. Hayat pek çok kimse için şimdi olduğundan daha zor olabilir ancak yeryüzündeki insan varlığı daha sürdürülebilir olur. O zaman yaşasın anarşizm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ========== BÖLÜM 1 ==========

      (15:30) Serdar bey,

      Yazdıklarınız doğru.

      Fakat ne yazık ki, ‘anarşi’ kelimesi genellikle yanlış anlaşılıyor. Sürekli çatışma, sürekli savaş, sürekli sürtüşme, sürekli ‘vur-kaç’, sürekli ‘yık-dök-kır-parçala’ gibi olumsuz anlamlar yükleniyor ‘anarşizm’e.

      ‘Anarşizm’in öz anlamı; mutlak özgürlüğü savunmak ve bu amaçta mücadele etmektir. Ve her tür ‘iktidar’a karşıdır (sadece ‘siyasi iktidarlar’a karşı olmakla sınırlı değildir).

      Genel ‘yanlış’ kanı şudur:
      ‘Anarşizm’ gerçekleşirse, özgürlük yaygınlaştığı için kötü niyetli kişi ve grupların da güç kazanıp, insanlar üzerinde hegemonya kurarak zorbalığı hakim kılacağı yönündedir. Bu sebeple ‘devlet’ adlı mekanizmaların var olması ve toplumsal düzeni tanzim etmesi gerektiği tezi ortaya atılır. Bu, yanlış bir tezdir.

      ‘Anarşizm’in temel uyarısı şudur:
      ‘Devletler’; birer zorbalık organizasyonlarıdır ve kendilerine ‘legal’ statü vererek kendilerini toplum nezdinde meşru otorite olarak göstermeye uğraşırlar. ‘Devletler’; ‘iktidar hırsı ile yanıp tutuşanlar’ın yoğunlaştığı ve toplumların özgürlüklerini kısıtladığı birer mekanizmadır. Geçmişten günümüzde ‘devletler’, sürekli bir uygulama olarak devam edegeldiği için ‘anarşizm’in daima hedefindedir. Fakat 20 ve 21. yüzyıl ile birlikte ‘çok uluslu şirketler’in de devletler ile aynı ölçüde tehdit oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Kısaca; mücadele edilen ‘devlet’ organizasyonları yüzyıllardır varken, şimdi, ‘çok uluslu şirketler’ de mücadele edilmesi gereken iktidar yığışımları (organizasyonları) listesine eklenmiştir.

      ‘Anarşizm’, aynı zamanda, her tür ‘militarizm’e de karşıdır. Çünkü en nihayetinde, militarist oluşumlar (ordular, polis teşkilatları vb.); devletlerin korunması için vardır.

      Hayatta daha pek çok, çeşitli boyutlarda ‘iktidar yapıları’ vardır. ‘Anarşizm’, bütün bu yapılara karşı ‘mutlak özgürlüğü’ savunur. Hacim ve etki olarak ‘en büyük’ iktidar yapıları ‘devletler’ ve ‘çok uluslu şirketler’ olduğundan; ‘anarşizm’, asıl olarak bu iki iktidar odağına karşı mücadelenin daima ivme kazanması için uğraşır.

      →→→ [Devamı ‘Bölüm 2’de] →→→

      Sil
    2. ========== BÖLÜM 2 [SON] ==========

      ‘Anarşizm’, iktidar olma hırsı ile yanıp tutuşulan bir hayatı savunmaz. Her tür ‘iktidar yapısı’na karşı mücadele eder.

      ‘Anarşizm’; mutlak özgürlüğü hayatın her alanında savunur, bu amaçta mücadele eder.

      ’Anarşizm’in kurallar kitabı yoktur, ‘anarşizm’in kurucusu [veya kurucuları] yoktur.

      Konu hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler şu kaynaklardan yararlanabilir:

      Kuralların Ütopyası: Teknoloji, Aptallık ve Bürokrasinin Gizli Zevkleri Üzerine (David Graeber)

      Anarşizm (James C. Scott)

      Doğal Yaşam ve Başkaldırı, Sivil İtaatsizlik Makalesi ve Walden Gölü (Henry David Thoreau)

      Leviathan (Thomas Hobbes)

      Yönetim Üzerine İkinci İnceleme (John Locke)

      İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı (Jean-Jacques Rousseau)

      Toplum Sözleşmesi (Jean-Jacques Rousseau)

      Devlet ve Anarşi (Mihail Bakunin)

      Milliyetçilik ve Kültür (Rudolf Rocker)

      Anarko Sendikalizm (Rudolf Rocker)

      Özgürlüğün Ekolojisi: Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü (Murray Bookchin)

      Toplumsal Anarşizm mi? Yaşamtarzı Anarşizm mi? (Murray Bookchin)

      Halk Silahlanınca: Durruti ve İspanya Anarşist Devrimi (Abel Paz)

      Değer Teorisi: Antropolojik Bir Giriş (David Graeber)

      Türkiye’de Anarşizm: Yüz Yıllık Gecikme (Barış Soydan)

      Sil
    3. 18.42 sosyal liberalizm hakkinda ne dusunuyorsunuz?
      ECB sizce dunyayi paraya bogsa kredili sosyal demokrasi olsa olmaz mi?

      Sil
    4. Adsız (28 Ekim 2019 19:56)

      ‘sosyal liberalizm hakkinda ne dusunuyorsunuz?’

      ‘Liberal’ kelimesinin kök anlamı saptırılmıştır. Kök anlamından türetilmiş çeşitli fikir ve uygulamalar; günümüzde asıl (kök) anlamından kopuk ve hâttâ zalim vaziyettedir. ‘Liberalizm’ kelimesinin önüne; sosyal, asosyal, neo, green (yeşil), left (sol) ve diğerlerini de ekleseniz, bu gerçek değişmez.

      ‘Liber’ kelimesi, Latincedir. Kök anlamı ‘özgür olma hâli’dir. Fakat binyıllar geçtikçe, bu kök anlam; çeşitli iktidar hırslıları tarafından gasp edilmiş, eğilip bükülmüş, adeta sakat bırakılmıştır. Günümüzde ‘liberal’ kelimesinin anlamı, ‘kapitalistlerin hegemonyasının hüküm sürmeye devam etmesini savunan kişi veya kişiler’e evrilmiştir. ‘Özgürlük’ün sadece ama sadece ‘kapitalizm içinde’ olduğu anlamı dikte edilmektedir.

      ‘ECB sizce dunyayi paraya bogsa kredili sosyal demokrasi olsa olmaz mi?’

      ‘Para’nın temel fonksiyonu, bir ‘değişim aracı’ (‘exchange tool’, ‘common trading item’) olmasıdır.

      ‘Para’nın bu temel fonksiyonunun üzerine, ‘real’den (‘gerçeklikler’den) tamamen kopuk fonksiyonlar yüklendiğinde ekonomik krizler çıkar; geçmişte böyle oldu, bugünkü krizi biliyorsunuz, yarın da böyle olacak. ‘Para’nın temel fonksiyonu ile yetinmeyip, üzerine çeşit çeşit yükler yüklemekten vazgeçtiğimiz an; dünya ekonomisi iyileşme yoluna girer. Mahfi bey’in yukarıda (28 Ekim 2019 15:11) yazdığı şu tespiti bir kez daha, dikkatle okuyunuz: ‘Reel dünya (mal ve hizmet üretimi) ile sanal dünyanın (para ve türev araçlar) birbirinden kopması krizi ortaya çıkaran bir gelişme.’

      ‘Sosyal demokrasi’ kavram ve uygulaması da, sakat bırakılmıştır. ‘Özgürlük’ün sadece ‘kapitalizm içinde’ olduğu yıllar boyunca dikte edildiğinden, zaten bebek adımları atmakta bile zorlanmış olan ‘sosyal demokrasi’ tamamen yürüyemez hâle gelmiştir.

      Eğer ‘Kuzey Avrupa’ ülkelerinin ‘sosyal demokrasi’ ile yönetildiğini iddia ediyorsanız, yanılıyorsunuz. O ülkelerde, insanlara, kapitalizmin yakıcılığı hissettirilmediği için; sanki her şeyin ahenk içinde olduğu, ‘sosyal demokrasi’nin timsali ülkeler olduğu sanrısı oluşuyor. Kapitalizm can yaktığı an, acı hissedilmeye başlandığı an; ne ‘sosyal’ kalır, ne ‘demokrasi’.

      Konu hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz, iktisatçı ‘Guy Standing’in şu kitapları yardımcı olabilir:

      ‘Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf’
      Kitabın tanıtım PDF’si:
      ( https://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/prekarya1.pdf )

      ‘Prekarya Bildirgesi: Hakların Kısılmasından Yurttaşlığa’
      Kitabın tanıtım PDF’si:
      ( https://www.iletisim.com.tr/images/UserFiles/Documents/Gallery/prekarya-bildirgesi.pdf )

      Sil
    5. Adsız29 Ekim 2019 20:23
      Benim Buyuk Insanlik icin onerdigim sistem
      "Kredili Dusuk Faizli Sosyal Demokrasi"
      Yani devletler merkez bankalari araciligla para basacak ucuz yollu kredi verecek o kredi ile insanlar is kuracak egitim yapacak daha sonra katma deger yaratacak verdigi vergilerle krediyi bir nevi odemis olacak.
      Dahasi Kredili Sosyal demokraside krediyle ev alinip sabit faizden omur boyu kiranin 3/1 oranina sabitlenmek kaydiyla ev alimi yapilacak olurse kisi cocuklarina kalan ev varsa borcu ayni sekilde odenecek "Uzatmali Mortage" Esi colugu cocugu yoksa ev devlete kalacak devlette kiraya verecek aldigi kirayla kredisini odeyecek
      Kredili Sosyal demokraside devlet fabrika arazilerini peskes cekecek gerekirse uretim yerlerini insaa edecek mutesebbus onerileri dogrultusunda mutesebbuse kalan bedava arazi uretim yaptigi sure icin bedava mekan sahibi olacak kredisini zaten vergi odeyerek ihracat yaparak odemis varsayilacak
      Yine Kredili Sosyal demokraside Kedi Kopek Havyan sahiplerinden ekstra hayvan sahipligi vergisi alinacak
      Kredili Sosyal demokraside asgari ucret serbest piyasada belirlenecek asgari ucrette fiyat olmayacak.
      Kredili Sosyal Demokraside istikrar icin Bankacilarin ortak sectigi birisi Basbakan olacak
      Meclis Bankacilar burokratlar toplum erk ve iktidar sahipleri tarafindan olusturulacak
      Alternatif meclis de olacak o ise daha cok koylu sinifi coban isci sendikacilardan olusacak bu kesimlerin eline ordu verilecek
      Boyellikle ordu ve silah gucu ile meclisin sadece kendi cikarini kullanmasinin onune gecilmis olacak yani bundan korkan bankacilar ona gore uygun kredi dilimlerinde toplumsal yasam formlari olusturacak. Bir nevi denge fren mekanizmasi

      ‘sosyal demokrasi’ tamamen yürüyemez hâle gelmiştir.
      Bence sosyal demokrasiyi kredili hale getirerek yurur adim atar hale getirebiliriz.
      Ne kadar kredibiliten var o kadar sosyal demokrasi olursa daha farkli olur. Herkese kredi notu verilebilir. Zenginler AAAya sahipse CCC notuna sahip biri AAA seviyesine gelmek icin caba gosterip sinif atlayabilir.Kredili Sosyal demokraside

      Sil
    6. Adsız (30 Ekim 2019 21:24)

      ‘Kredili, düşük faizli sosyal demokrasi’ önerinizin gerçekleşmesi mümkün olmadığı gibi, insanların en temel özgürlük kazanımlarına da aykırıdır. İnsan hayatındaki özgürlüklerin bir kısmı doğuştan gelmekle beraber, bir kısmı da mücadele ede ede kazanılmıştır. Öneriniz, büsbütün yanlış.

      Bahsettiğiniz ‘kredi’ sistemi ve bu sistemin kapitalizm içinde sürdürülebilirliğini sağlamak için ‘düşük faiz’ telkinleri, hâlihazırda, bankaların ‘kredi (tüketici, taşıt, konut, KOBİ-yardım, vb.) çeşitleri’ ve ‘kredi kartı mekanizması’nda var. Ekonomik çerçeve ile sınırlı tutulursa, ‘kredili sistem’ zaten var; gelir dağılımı adaletsizliğini arttırsa da, borç büyüterek yaşamayı dikte etse de, daima tüketim ile yaşamayı dikte etse de, bahsettiğiniz sistem zaten var.

      Fakat siz, kredili sistemi, ‘sosyal statü’ minvalinde dile getiriyorsunuz; asıl problem burada başlıyor.

      Bahsettiğiniz kredili sistem, ‘makbûl, uysal, koyun, damızlık insan (!)’ yaratmak için uygulanabilir ancak. Ve bunun pilot uygulaması da, Çin’de hükümetin halkı üzerindeki zorbalık denemelerinde gözlemlenebilir.

      Eğer gündemi takip ediyorsanız; iki yıl önce, Çin’de, hükümetin ‘münasip gördüğü standartları (!)’ seve seve, isteye isteye uygulayan vatandaşlara ‘yüksek puan (!)’ verileceği, bu standartlara erişmek için çabalamayan vatandaşlara ise ‘düşük puan (!)’ verileceği yönünde haberler çıkmıştı. ‘Devlet’in bizzat kendi eliyle, hiçbir saklama, gizleme emaresi göstermeden, açık açık; toplumsal ‘ötekileştirme’yi yarattığı, dikte ettiği bir proje bu!

      Konu hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz:

      Çin’in vatandaşlık puanının detayları

      ( https://www.dunyahalleri.com/cinin-vatandaslik-puaninin-detaylari/ )

      Çin Sosyal Puanlama Sistemi, Tüm Nüfusu Gözetleyecek

      ( https://www.technopat.net/2017/12/04/cin-sosyal-puanlama-sistemi-tum-nufusu-gozetleyecek/ )

      ‘Devletler’e ve ‘çok uluslu şirketler’e karşı mücadele etmek, anarşistlerin temel davranışlarıdır.

      ‘Kredili sistem ile sosyal statü’ öneriniz, anarşizmin yıllar boyunca mücadele ettiği özgürlük kazanımlarına aykırıdır. Her şeyden önce, bahsettiğiniz sistem; ‘devletler’in hâlihazırdaki gücünü perçinleyen, bu organizasyonların zorbalıklarını daha da arttıran tohumlar barındırır.

      ‘Kredili sistem ile sosyal statü’ önerinizden vazgeçiniz.

      ‘Anarşizm’i anlamaya çabalayınız.

      ========== Son uyarılar ==========

      ‘Kredili sistem ile sosyal statü’ öneriniz; devasa boyutlarda distopya içeren, kelimenin gerçek anlamıyla ‘kötü’ bir öneridir!

      Yevgeni Zamyatin, Aldous Huxley ve George Orwell’in uyarılarını dikkatle okuyunuz:

      ‘Biz’ (Yevgeni Zamyatin, İthaki Yayınları)
      Kitabın tanıtım adresi:
      ( http://www.ithaki.com.tr/urun/biz/ )

      ‘Cesur Yeni Dünya’ (Aldous Huxley, İthaki Yayınları)
      Kitabın tanıtım adresi:
      ( http://www.ithaki.com.tr/urun/cesur-yeni-dunya/ )

      ‘1984’ (George Orwell, Can Yayınları)
      Kitabın tanıtım PDF’si:
      ( https://admin.canyayinlari.com/Upload//BooksPdf/9789750718533.pdf )

      Sil
  24. Sayın Hocam ''Sıkıntı'' kelimesini makalede yanlış kullanmışsınız. ''sorun'' kelimesi olmalıydı. Sıkıntı bildiğiniz üzere canlı varlıklarda olur. Cansızlar yani nesneler, kavramlarda ''sorun'' olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TDK Sıkıntı anlamı :
      5. mec. Sorun, mesele, sendrom, problem: “Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu.” -B. Felek.

      TDK diyor ki; sıkıntı kelimesini mecazi anlamı ile cansız varlıklar ve sistemler için kullanabilirsiniz.

      Mahfi hocanın kullanımı doğrudur.

      Sil
  25. Selam Mahfi hocam,

    Bu durumda biz ne yapalım?
    Dolar mı, Euro mu, Altın mı, TL mi alalım?

    Not: sizin yatırım tavsiyesi vermediğinizi biliyorum o sebeple siz baş harfini yazın, ben gerisini anlarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çalışıp yeni dünyaya hazır olmaya bakın. Bu işler eldekileri altına dolara çevirmekle olmuyor.

      Sil
    2. Hocam çalışıp hazır olacağız tabii ki ama elimizde avucumuzda biraz birikim var o da bu krizde çar çur olmasın diye ne yapalım diyor bence arkadaşımız.

      Sil
  26. Mahfi bey yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.Bu dünya krizine dönüşecek şey bir kimse fedakarlık etmeyince bir dünya savaşına dönüşür mü? Çünkü iliklerine kadar dünyanın içine işlemiş bir sistemin çökmesi yada yeniden yapılandırılması silah gücü gerektirmez mi?
    Saygılarımla,
    Murat ÖZKAN
    https:// www.acikyonetim.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Murat bey,

      Öncelikle hocamızın yazılarını okumanız güzel, ancak hepsini okuyunuz, fırsat buldukça okumak olmaz :)

      Burada şahabeddin lakaplı arkadaş bir analiz yazmıştı geçen haftalarda, milliyetçi hükümetlerin kontrollü bazı lokal savaşlar yapabileceğini ancak, ciddi bir dünya savaşına dönüşmeyeceğini belirtmişti. Günümüz ticari ve finansal sisteminin politik karar alıcılar üzerindeki etkileri dünya savaşına izin vermez.

      Ama arada türkiye suriye, büyük bir ülkenin uydusu iken sistemin dışına doğru itilmiş, ülkeler patlayabilir, böyle çatışmalar kapitalist sistemin emniyet sübapları olacaktır.

      Sil
  27. hocam, 2008 abd merkezli mortgage ve hatta daha da makro bakacak küresel ölçekte yaşanmaya başlayan finansal kriz beraberinde büyük bir parasal genleşmeler zincirini de getirmişti. bu genleşmelerle başta abd olmak üzere adeta dünyanın büyük bölümüne enflasyon ihraç edilmiş olmadı mı?. gerçi petrol fiyatları kriz sonrası öncesinin yarısına bile gelmediği için ciddi bir enflasyonist baskı yaşanmadı ancak ileride petrol fiyatlarında yaşanacak şok artışlar ve giderek yavaşlayan ekonomik aktivite küresel çapta bir stagflasyonu daha doğrusu gelişmişlerde resesyonu bizim gibi ekonomilerde ise stagflasyonu getirmez mi?. son olarak türkiyeye sıkça gelmiş olan ve ülkemizi iyi tanıyan iktisatçılardan James rickards türkiye ekonomisini kömür madenindeki kanarya ya benzetmiştir. adeta dünyada domino etkisi olursa burada ilk devrilenin türkiye ekonomisi olabileceğini ve finansal çöküşün başlangıcının gelişmekte olan ekonomiler olabileceğini ve bunların içerisinde de türkiyenin başat rol oynayacağı düşüncesini paylaşmıştır. kaldı ki hocam benim de ta geçen seneki kur şoku sonrasında arkadaşlarımla konuştuğum risk buydu işte. yani tüm cumhuriyet tarihinin 79 yıllık borç stokunun 3-4 katı daha fazlasını 16-17 yılda yapmış bulunuyoruz. dolayısıyla bizde kırılma yaşanırsa başta ab ekonomisi olmak üzere çeşitli ekonomilerde borç-alacak zincirini kötü etkileyeceğimiz aşikardır. bu konuda sayın rickards haklı çıkarsa şaşırmam ne dersiniz?. saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış derler ya,

      Türkiye işte o tavşan, tüm türkiye batsa dünya tınlamaz,
      türkiyeye verilen borçların büyük kısmı sigortalanmıştır,
      türkiyeye ciddi hiç bir kurum borç vermiyor yıllardır, borç tahsil ediyorlar,
      türkiyeye borç verenler spekülatif dandik fonlar, onların da hepsi bile batsa kimseyi etkilemez.

      Sil
    2. 18:51 yanlış düşünüyorsunuz!. 2008 öncesi çok sayıda aynı dandik fonlar ve gölge bankalar abd de avrupada ciddi miktarlarda mortgage kredileri vermişlerdi. sonrasında ne oldu?. kimin verdiği önemli eğil burada. önemli olan kaynakların kullandırılması ve bunların geri dönmediğinde yarattığı borç-alacak zinciri kırılmalarıdır. senin bu dediklerini ben piyasalarda ciddi finansal kaldıraçlı kredi kullanmış riski yüksek finans kurumlarından da duymuştum. bunlar sadece risklerini hala yüzdürmeye çalışanların dilidir. türkiye peşinden tüm gelişmekte olan ekonomileri çekecektir bu gerçektir.

      Sil
  28. Yine çok önemli konuları anlaşılır, basit bir dille anlattınız.
    Ben konunun iklim değişikliği boyutunu da gündeme getirmek istiyorum.
    Küresel ısınma yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Önümüzdeki yıllarda, deniz seviyesinin yükselmesi, düzensiz sıcaklık ve yağışlar değil büyümek, buhran yıllarını bile mumla aratacak küçülmelere neden olabilecek sonuçlara yol açabilir.
    Kapitalizmin, kısa vadeli kar maximizasyonundan körleşmiş gözleri, içinde bulunduğumuz krizin de gösterdiği gibi, riskleri öngörüp önleyici tedbirler almasını engelliyor. BM’nin kör gözlerini Greta’ nın iyileştirebilme olasılığı var mı?

    Dediğiniz gibi kapitalizmin sonunun geldiğini düşünüyorum. Sadece krizlerini çözemediği için değil;sistemin özünde ‘etik’ içkin bir öğe olarak yer alamadığı için. Teknoloji o kadar ilerledi, ekonomi o kadar büyüdü ki, züccaciye dükkanındaki file döndük ama ne filliğimizden, ne de içinde bulunduğumuz çevrenin züccaciye dükkanındaki kristaller gibi kırılgan şeylerden oluştuğundan haberdarız.
    Sıklaşan ve şiddeti artan felaketler, sigorta şirketlerinin batmasına yol açıyor. SİSTEM sigortasız kalma yolunda.
    Küresel sisteme karşı en büyük tehlike ve tehdit Antarkita kıtasında oluşan devasa çatlaklardır.
    Kapitalizm bunun farkında mı? A,B,C planları var mı?
    Yoksa tarihin sayfalarında bardak veya saksı olarak yerini alacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele bir şu Greta büyüsün, o zaman görürüz kendisini, nasıl kapitalizt olduğunu.
      Hocam, kapitalistler senden benden daha iyi düşünmüştür ilerde ne olacağını, şimdiden küplerini dolduruyorlar, onlar en korunaklı yerlerden arsaları tarlaları alıp evlerini dikmişlerdir, giderler paşa paşa ekinlerini ekip yerler. Sen ben de ya saksı oluruz ya bardak.

      Sil
  29. abd de ingilterede fransada seçilen sözde liderler ve tabi başka ülkeleri de hesaba katarsak gelişmiş ülke toplumlarında farkındalık gibi bilinçli olmak gibi değerlerin düştüğü ve popülizmin artık oralarda da gelişmekte olan ülkelerle 3.dünya toplumlarını aratmamaya başladığını görüyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duyan da sanki Türkiye gibi tek adam yönetimi zanneder onları, onlar konuşurlar, rakipleri de konuşur, halkları da konuşur. Size uzaktan sadece tepedekinin konuşmalarını basın iletir. Bizdeki gibi konuşan silivriye gitmiyor orda, Fransada silivri yok.

      Sil
  30. dünya bir türlü optimal sistemi üretemedi. üretemez de!. neden mi?. çünkü; dünya dar bir elit tabakanın etrafında döndürülüyor da ondan. bizler adına sistemi belirliyorlar istedikleri zaman yaratıcı yıkımı başlatıp yenisini kabul ettiriyorlar. çünkü sistem kuracak tüm argümanlar eskiden beri çok dar kesim elindedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünya dar bir elit tabakanın etrafında dönseydi emin olun bu kadar kalitesiz siyasetçi çıkarmazdı

      Sil
  31. ''Dünya Ekonomisi'' adlı kitabınızı yeni bitirdim. Üniversite'de ders kitabı ya da kaynak kitap olarak ve de kendi isteğimle okuduğum diğer kitaplarınız için de bu vesile ile teşekkür etmek isterim. Dünya Ekonomisi kitabı, özellikle ekonomi bilimi ile ilgili akademik bilgisi hiç olmayan, güncel ekonomik konuları ve dünya ekonomisinin seyrini biraz daha bilinçli takip etmek isteyen herkes için harika bir kaynak bence. Çok yalın, herkes ve her kesimce kolayca anlaşılır bir dille bu kadar karmaşık konuları anlatabilme uslubunuza hayranım. Okul sonrası iş sınavlarına hazırlanma, sınav ve mülakat süreçlerinde hem gazete makalelerinizden hem de kitaplarınızdan çok faydalanmıştım. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  32. Hocam öngördüğünüz bu gelişmekte olan ülkeler krizi ne zaman başlayacak.

    YanıtlaSil
  33. Hocam

    Toplu taşıma araçlarını kullanıyor musunuz?

    Eğer ayaktaysanız size yer veriyorlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kullanıyorum, vermiyorlar beni genç sanıyorlar, ben de ses çıkarmıyorum :-)

      Sil
  34. Hocam kapitalizim cokerse 0ns altın 10 bin dolar olurmu bence tek care sınırli paraya gecmek ve reel ekonomiye dönmek bütun kotulukler 1971 de basladi

    YanıtlaSil
  35. Zevkle okudum emeğize sağlık hocam.

    Şimdi yanlış olmasın bahsettiğiniz kısır döngü bir ülkede olduğu zaman devlet devreye girer üreticinin satamadığını alarak piyasa canlanana kadar, talep bulana kadar devam eder az çok bir şekilde müdahale eder. peki hocam bu kısır döngü dünya ekonomisinde olduğu zaman bu döngünün seyri nasıl değişir kim bozar acaba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorun da orada küresel sistemde devreye girecek ortak bir mekanizma yok.

      Sil
  36. Sayın hocam, zaman önemli bir parametredir. Ongoruleeinizin 9 yılda gerçekleşme olasılığıni hesaplamak zor. O halde sıfır bilgi ile tarihe şöyle bir not düşmek isterim. Onumuzde ki yıllarda dünya yaşadığı bu krizden anlaşmalar yoluyla çıkacaktır. 9 yil sıfır bilgi ile mesnetsizce yazdığım bu notun gerçekleşmesi için bekliyorum.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gungho, seni kimse hatırlamayacak, Mahfi hocamızı hatırlayacaklar, düşün bakalım neden?

      Sen de bir blog aç, düşüncelerini düzenli yaz, takipçilerin olsun, o zaman öngörülerine bakalım.

      Sil
  37. Ayrıca hocam bu genel durgunluğun sebebi ticaret hacimlerinin düşmesi mi yoksa tıpkı bir zamanlar ab de görülen borç krizimi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye de durgunluğun sebebi milletin parasını dolara gömmesi, piyasada dönecek para kalmadı.

      Sil
  38. Hocam merhaba,
    1-Kapitalizm çökmesi ya da yok olması için öncelikle bir alternatifinin olması gerekmez mi? Şu an için görünmüyor.
    2-Küresel krizin kapitalizm çöküşüne sebep olacağını söylüyorsunuz ama krizlerde(ebatı önemli değil)kapitalizm bir parçası veya ana kolonlarından biri değil mi?
    3-Doların küresel ticaretteki gücü ve gelişmekte olan ülkelerin eroin bağımlısı gibi kapitalizm bağlılığı kapitalizm daha da güçlü hale getirmiyor mu?
    4-Son olarak kapitalizm çökerse bugünleri arama ihtimalimiz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2151 arkadaşımız, kapitalizim çökerse çöksün kardeşim,
      sen düşüneceğine bırak Rokofeller ile Rotşchild düşünsünler.
      Kapitalizim çökerse onlara çökecek.

      Koç, Sabancı düşünsün, bana ne?

      Sil
    2. ADSIZ 06:09, rockefeller rothschild neden düşünsün. bu hanedanlar zaten tüm sistemi kuran ve ellerinde tutanlardır.yeni sistemin ne olduğu belli zaten. siz göremiyorsunuz. dijital sistem. dijital ve bilgi temelli ekonomi sistemi geliyor. kademeli biçimde kendi kurdukları kağıt para ve nakit para sistemini bitirmeye başladılar. bitcoin libra gibi paralar pilot uygulamalardır. kamuoyunu yeni sisteme alıştırma uygulamalarıdır. hala anlayamamışsın kapitalizm onu kuranlara değil en tepesinde bulunanların değil tabanında yaşayanların üzerine çöker. bu kadar krizden sonra bile anlayamamışsın. adamlar her krizden daha zengin daha organize ve güçlü çıkıyorlar farkında değilsin hala.

      Sil
  39. Hocam milletimiz işi bilmiyor.

    Herkes dolara yüklenmiş, bankada dolar turşusu kuruyor,
    Ekonomi duruyor, para bekliyor.

    Milleti silkelediler hocam, 6.4 ile 6.8 arasında dolara yüklendi millet,
    şimdi düşük fiyattan satamıyorlar,
    O zamanlarda doları TL ile şortlayanlar şimdi neredeyse %40 kazanç sağladı, bir yılda.
    Daha ne isterler?

    Yüütubda bir eleman var, millete dolar 12TL olacak diye gaz veriyor, bunları duyanlar inanıyor,
    ellerinde doları tutuyorlar, başkaları bunların parası üzerinden para kazanıyor.

    Kimse de demiyor ki arkadaşım, finans piyasasında bu kadar çok kişi para kazanamaz diye,
    Ülkenin yarıdan fazlası dolarda bekliyor,
    daha çoook beklerler. Şu anda sağlam keriz avlandı dolardan.

    Bu işi çok ama çok iyi bilenler bir abimiz dolar 3 tl olmaya yakın elindeki tüm evleri satılığa çıkardıydı, bana söylediğine göre 2.75 ile 3.05 arasında dolar maliyeti yapmış, 6.20 ile 6.40 arasında TL ye geçmişti. Adamda 20 civarı daire vardı, kendi ailesi ile oturduğu evi bile sattı, sattığı kişiye kira ödeyerek oturuyor. O TL ye geçtikten sonra dolar 7 lirayı gördü, bana dediği aynen şuydu, en son 6.30 dan yüklü satış yaptım, elimde dolar kalmadı, 7 lirayı piyasa kaldırmaz, milleti fena ütecekler.

    Şimdi diyor alırsam, en az 60-65 daire düşürürüm nakit. İşte bu adamlar yavaş yavaş piyasaya girecekler tekrar, hareket o zaman gelecek ama henüz karlarını mal piyasası ile realize etmediler.

    6.40 üzerinden maliyet yapanlar çok bekleyecekler, onlar ellerindeki doları spekülatörlere satacak, spekülatörler karlarını realize edecekler.

    Ah Mahfi hocam ahh, emekli nineler bile dolara geçmişler.

    YanıtlaSil
  40. Sofist Thramaykhos, devlete karşıymış mö 3. yy. da. Savunduğuda güçlü zayıfı eler doğanın kuralı bu fikriymiş. Devlet ya da sistem bunu engellemeye çalışıyor ve bu doğal olana aykırı diyormuş. Olan biten bu belkide. Yani her tür devlet sistem çökmek zorunda.

    YanıtlaSil
  41. Kerem İNANIR29 Ekim 2019 00:00

    Ellerinize sağlık hocam, çok teşekkürler yazı için, sevgiler :)

    YanıtlaSil
  42. Yani, ev mi almalıyız, hazır alabiliyorken?

    YanıtlaSil
  43. Hocam 2020 dünya ekonomik krizini daha öncede yazmıştım. Hatta haturlanırsa Türkiyede 2018 de ekonomik kriz hissedilecek 2019 da yaşanacak ve 2020 de devam edecek demiştim.

    Çünkü 2020 dünya ekonomisi için kriz ve çözümü kolay değil. Bundan önceki süreçte sürekli bol para bastıkları için artık o parayı geri çağırmak ta bile zorlanıyorlar hatta trump kuduruyor. Faiz düşürün diye baskı yapıyor. Ekonomiyi kağıt para basarak yüzdürmeye devam ediyorlar.

    Kağıt para imparatorluğu bitiyor değersizleşti çünkü çok fazla miktarda kağıt para basılıyor. Altın ve gümüş tekrar güvenli liman oluyor. Yakın gelecekte kripto paraya geçildiğinde kağıt işi tamamen yok olacak.

    Yeni anlaşmalarla sistem düzeltilmez sadece sorunlar ileri atılır ertelenir.

    Çözüm ise artık yeni bir sistem ama doğru ve özellikle gelir adaleti üzerine bina edilmiş bir sistem. Sınırlı paralar. Gerçek veriler olacak. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların veri saklamasıyla olmuyor. Daha evvelde söyledim IMF te AMB de Dünya Bankası da durumun farkında ama sürekli iyilik pompalıyor gerçeklerle yüzleşmiyor.

    Geöen yıl IMF verileri açıklandı bakın ozaman da söylemiştim bilerek olumlu hava pompalıyor diye. Gerçekler saklanıyor. Söylemler ile ekonomi yönetmeye çalışıyorlar. Gerçeklerden tamamen uzak.

    Yakın gelecekte sistem değişecek 2025 yılında yeni sisteme geçilmiş olacak. Yeni sistemin gelmesi içinde eskinin kalkması yani kullanılmaz olduğu ortaya çıkması lazım. İşte bunun tarihi de 2020 olacak.

    YanıtlaSil
  44. Selam Mahfi hocam,

    Önemli bir sorum olacak.
    2 yıllık ağır işsizlik sonunda, Youtube da 20 bine ulaştım abone sayısında.
    İçerik iyi, kitle kaliteli, para zamanında hesapta...

    Şimdi benim sorum, bu kriz youtubu vurur mu?
    Benim Ekmek teknesi, pardon Youtube, batar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ver linkini uye olalalim. Youtuburlik sanayine bizim de destegimiz olsun

      Sil
    2. Yok artık hocam, koca yutuub da batarsa, biz tükkanı hiç açmayalım daha iyi,
      yutuub gider butuub çıkar hocam, kapitalizim bu, biri yutuubu ucuza kapatır,
      yine yoluna devam eder.

      Sil
  45. Hocam merhaba, kapitalist sistem çökerse yerini hangi ekonomik sitemin alacağını düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bilgi ekonomisi... net şekilde. aslında kapitalizmin efendileri bunu 1975 sonrası görmeye başladı bizlerden çok önce. çünkü 1970 sonrasında sanayi kapitalizmi karlılıkları giderek düşüşe geçmişti.fakat fiat para dediğimiz kaydi para yaratmanın yolunu açarak para tabanlı kapitalizmin fazla daralma yaşamaması için sınırsız para için paranın doların yani altınla bağını koparıp barter düzenini değiştirdiler. çünkü giderek parayla yapılan bazı üretim icatlar bilgiyle de yapılabilir olmaya başladı. örneğin yazılımlar gibi!.. bu durum parasal tabanda sıkışma yaratacaktı. finans kapitalleşmeyi patlatarak bunun önüne geçtiler. ama artık finansal genleşmeler döneminin de sonuna yaklaşıldı. bilgi ekonomisi yani bir nevi enformasyonizm yeni kapital düzen olacak gibi görünüyor.

      Sil
  46. Kriz bence biraz iddiali bir tabir, shock manasinda. Kredi sisteminde yani freservebanking, verilen kredilerin hepsi yatirim ve uretimde kullanilamadigi icin olusan verimsizligin zaman zaman sistemik duzeltmesi oluyor, bu sistemin dogasinda var, buna gore politika yapmak gerekir. Diger taraftan kriz dedigimiz dogal afet veya beyinsizlik (bu da dogal afet aslinda) nedeni ile ecosistemdeki bir veya birkac elemanin sifirlanmasi sonucu sistemin durmasi seklinde.

    YanıtlaSil
  47. Küreselleşme kavramı zaten kapitalizmin tıkanmaya başladığı anlarda ortaya çıkan malların ve insanların serbest dolaşımı ve daha fazla üretim ve tüketimini sağlamaya çalışan bir çözüm (Büyütülen pazar) olarak atılmış bir öngörü iken
    Akil insanların ortaya atılan düşüncesini serbest pazar ekonomilerini baltalayan yine bu çözümün ortaya atılmasının nedenini anlamamış veya Bilgi Sahibi olamamış kişiler tarafından baltalandı. Beceriksizlikleri dünya ekonomisine faturalandır oldu. Amaç unutulunca, gitmek için kullanılan araçlar çoğunlukla yanlış olur.

    YanıtlaSil
  48. Değerli Mahfi Bey,
    Kapitalizm'i mekanik bir organizasyon olarak düşünmemizde fayda var. Tıpkı pasta yapımında kullandığımız pasta tabanı gibi. Sistemi taşıyor ama pastayı tek başına o oluşturmuyor. Demokrasi, Sosyal adalet, Hukuk, Sendikal faaliyetler, meslek ve sektör Birlikleri/örgütleri, Erkler ayrılığı gibi gibi o tabanın üzerine yerleştirdiğimiz diğer unsurlar o pastanın kaliteli-lezzetli olmasını sağlıyor. Evet Liberal ekonomi hep mekanik bir arz ve talep dengesi üzerine oturuyor. Liberal ekonominin eksik yaşandığı yani arz-talep ile ilgili iradeler konurken insanları, toplumları temsil eden baskı gruplarının (sendika, meclis, mesleki ya da sektörler örgütler, kooperatifler vb) kuvvetli etkisi olabilen ülkeler Liberal ekonominin ruhsuz/mekanik dişli çarklarına ruh katıyor ve sosyal adaleti sağlamış oluyor. Bu yönüyle liberal kapitalizm eğer gerçekten bu örgütlenmelerle beraber oluşabildiyse büyük sıkıntılar da yaşasa kendisine yeni bir denge noktası oluşturacaktır diye düşünüyorum. Evet acılar çekilir 3-5 yıl sıkıntılar yaşanır sonra da mal ve hizmet arz ve talebi yeni bir sosyal eşitlik/adalet vb gibi kavramlarla yeniden oluşur muhtemelen...

    YanıtlaSil
  49. "Ama unutmamak gerekir ki önceki krizlerin hiçbiri küresel kriz değildi…Büyüdükçe, yaygınlaştıkça esnekliğini kaybeden kapitalizm ilk kez çökme olasılığına yakın bir görünüm içinde bulunuyor.” Daha önce de küresel krizler oldu. İmdada savaş ve silahlanma harcamaları yetişti. Bu defa bu krizden kapitalist yoldan çıkış yok..

    YanıtlaSil
  50. Hocam merhaba. Blogunuzu severek ve büyük bir dikkatle takip ediyorum. Sizden etkilenerek ben de kendime bir blog açtım ve ilk iki yazımı paylaştım. Bloguma gözatıp sayfanızda blogumdan bahsederseniz çok sevinirim. Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogunuzun adını paylaşırsanız seve seve göz atarım.

      Sil
  51. Hocam tum bu analizler cebimize giren ve cikan uzerine yapiliyor. Peki ahlak ve degerler uzerine cebimize dokunacak olan bir analiz var mi? Baska deyisle ekonominin ahlaklisi ahlaksizi var midir? Paradan once dusunmemiz gereken degerleri dikkate alan bir sistem var mi?

    Buna fukara edebiyati diyecekler olabilir. onlara paranin edebiyatinda coklugu da azligi da sorun olan bir sistem hikayesi yazdiriyor diye cevap veririz.

    Sizin ekonomik duzene bu penceden baktinizda gordukleriniz nedir?

    Tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin ahlaklısı veya ahlaksızı olmaz, insanın ahlaklısı ve ahlaksızı olur. Onların ekonomiyi kendi çıkarları için yönetmeleri ekonomiyi değil onları suçlamayı gerektirir.

      Sil
  52. 1.BÖLÜM

    Paylaştığınız yazı için çok teşekkürler Mahfi Bey.
    Elinize ve emeğinize sağlık.

    Yazınızın ana fikrinde altını çizdiğiniz noktalar bence çok önemli:

    • Kapitalizmin tıkanması,ihtiyaçlara ve sorunlara çözüm üretebilme kabiliyetini gösterememesi.
    • Ekonomik krizlerin artık küreselleşmesi,
    • Ve küresel bir ekonomik kriz döngüsüne girme ihtimali öngörünüz.

    Dünyanın ve küreselleşmenin geldiği noktanın,sadece iktisat bilimi ve mevcut ekonomik teorilerimizle kavrayabileceğimiz bir nokta olmadığını düşünüyorum.
    Sanırım disiplinlerarası(multi disiplin) bir yetkinlikle bu sorunlara bakabilmemiz gerekiyor.
    Çünkü sorunun ilgi alanına girdiği asıl bilim dalı,sorunu anlamamıza ve çözüm üretebilmemize pek imkân vermiyor diye düşünüyorum.
    Sizin de sık sık başvurduğunuz felsefenin,belki bu geldiğimiz noktada bizlere yardımcı olabileceğini düşündüm.
    Bu sebeple Ayhan Bıçak tarafından kaleme alınan “Devlet Felsefesi” isimli kitapta,altını çizme ihtiyacı duyduğum bölümlerden bazılarını sizlerle de paylaşmak isterim...

    “...Gelecekle ilgili ileri sürülen düşünceler genellikle KEHANET olarak nitelendirilmektedirler.Ancak konulara ilişkin tarihsel verilerin kullanılması ve şimdiki süreçlerin eleştirel gözlemlenmesi gelecek hakkındaki düşünceleri kehanetlerden ayırmakta ve onları ÖNGÖRÜ haline getirebilmektedir...”

    _________________________________

    “...Küresel ortamda varılan gelir dağılımı dengesizliğine insanlar ne kadar daha tahammül edeceklerdir?İnsanların tahammüllerinin en önemli nedenleri iyi(zengin) yaşama tarzından pay alma umudu ve devletlerin güvenlik güçleridir.
    Fakat küresel dönemdeki veriler,önceki bölümlerde işaret edildiği gibi,çok açık bir şekilde gelir dağılımı dengesizliğinin fakirlerin aleyhine olmak üzere giderek kötüleştiğini göstermektedir.Dünya nüfusunun yarısına yakını açlık sınırında yaşıyorsa küreselliği taşıyan kurumların başarılı olduğu söylenebilir mi?İnsanlığın geri kalanı da gelir dağılımı dengesizliğinin sıkıntılarını yaşamaktadır.Bütün ülkelerde,nüfusun ortalama yüzde yirmisi en üst gelir seviyesine sahiptir ve onların yaşayış tarzları iyi yaşama tarzı olarak herkese sunulmaktadır.Geri kalan yüzde seksenlik bölümler,o hedefe ulaşmak için çalışsalar da başarılı olamamaktadırlar.Son yüzyıldaki gelişmeler yüzde yirmilik dilimin genişlemesinin pek mümkün olmadığını göstermektedir.

    Gelir dağılımı dengesizliğinin en önemli nedeni yürürlükteki iktisadi ve siyasi sistemlerdir.Demokrasi adı altında anılan kapitalist paradigma açısından gelir dağılımı dengesizliği önemli bir sorun değildir.Söz konusu paradigmada,iktisadi-siyasi değer sistemlerinde esas olarak zenginleşerek farklılaşmak ve ötekilerden üstün olmak amaç olarak benimsenmekte ve eşitsizlik sistemin merkezi haline gelmektedir...”

    _______________________________

    “...Sorunlarla ilgili çözüm modelleri üretmekle yükümlü büyücüler(akademisyenler,aydınlar,siyasetçiler,düşünürler),hakim paradigmanın ayrıntılarında kaybolmuşlardır.Büyücüler,dünya sorunlarının çözümü için,hakim paradigmanın dışına çıkarak onu eleştirmek gerekliliğinin farkında değillerdir.Genellikle yaptıkları gibi hakim paradigmanın yarattığı düzen içinde kendi göreceli güvenli konumlarının tadını çıkarmaktadırlar.

    Tatmin edilemeyen dıygular ve bu duygu durumlarıyla birlikte gelişen haksızlık,eşitsizlik,dünya nüfusunun yarısını açlık sınırında yaşatan adeletsizlik,insan türünü kendini yok etme aşamasına getirmiştir.İnsandaki kişisel üstünlük sanısını besleyen duygu durumları,insanlar arasındaki eşitsizliği olağan göstermekte ve adaletsizliği adaletmiş gibi sunmaktadır.Bu sonuçtan,toplumu oluşturan unsurlar olan aile,kabile,din,hukuk,ordu,iktisat,gelenekler,kurumlar ile birlikte bütün bunların bir bileşimi olan ve insanlığı binlerce yıldır yöneten devlet sorumludur...”



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gelir adaletsizliğinin bana kalırsa en büyük sebebi, refah düzeyi yüksek insanların ya da ülkelerin nüfus artış hızının az, düşük olanlarınsa çok olması. Bence insanlığı tehdit eden en büyük sorun, nüfustaki bu artış.

      Sil
    2. 2.BÖLÜM

      “...Bazen kehanetlere de varan bu öngörülere dayanılarak tasvir edilen bu kıyametin üç temel nedeni vardır:İlki,açgözlülük,güç tutkusu,mülkiyet hırsı,üstünlük duygusu,kin,nefret,paylaşmamak,sorumsuzluk,kibir,şehvet,kıskançlık,öfke oburluk,tembellik gibi duygu durumlarıdır.İkincisi,kabilecilik,ufuksuzluk,bilinçsizlik,öngörüsüzlük,akılsızlık gibi olumlu anlamlara ve işlevlere sahip kavramların olumsuzlaştırılmasıdır.Üçüncüsü,insanlar arasındaki eşitsizlikleri,adaletsizlikleri,haksızlıkları besleyen,başta iktisadi ve siyasi değerler olmak üzere,insanlar arası ilişkileri eşitsizlik üzerinden temellendiren değer sistemleri ve kurumsal yapılardır.Dünyada terörün giderek artması küresel şartlarda insanların yoksulluktan,adaletsizlikten,hor görülmeden kaynaklanan öfkelerle yakından ilişkili olduğu da göz ardı edilmemelidir.Bunlar insanlığın genetik hastalıkları olmakla birlikte,akıl ve bilinç varlığı olan insan bu sorunları aşabilecek donanıma da sahiptir...”

      _____________________

      “...Akıl insan olmayı sağlayan kültürel yapının kurucusudur.Başka bir deyişle,akıl,insan olmanın ilk temel şartıdır.İnsanın ürettiği ne varsa bunların tümünün akıl tarafından yaratıldığı gerçeği,insanla akıl arasındaki özdeşliğe işaret eder.İnsanı var eden ve sürekliliğini sağlayan akıl,bütün olmlu özelliklerinin yanında,yıkıcı özelliklere de sahiptir.Ürettiği her şeyi bozar ve yıkar.Akıl,bozma ve yıkma işlemlerini gerekliliklerden hareketle yaptığı gibi,keyfi nedenlerle de yapar.Bütün değerleri üreterek insanlığa bir düzen verirken aynı zamanda değerlerin nasıl etkisizleştirilip yıkılacağı da akıl tarafından geiştirilip öğretilir.Akıl,esas itibariyle yapıcıdır.Üretir,düzenler,sistemleştirir,gerekçelendirir,anlamlandırır,adlandırır.Ancak bütün insanlar akıl sahibi olduklarından,birbirlerini alt etmek,birinin diğerine üstünlüğünü sağlamak için akıllarını kullanırlar ve bu tür kullanımlarda aklın yıkıcılığı bütün görkemiyle ortaya çıkar...”

      Sil
    3. 3.BÖLÜM

      “...İnsan olmayı gerçekleştiren yetenek olarak aklın hakları,işini yapması için geren ortamı hazırlamak ve ihtiyaçlarını karşılamaktır.Aklın hakları,öncelikle,onun beslenmesini sağlayan bilginin kesintisiz elde edilmesidir.Aklın beslenmesi,eğitim-öğretim,kişisel tecrübeler,meraklar,sorular,sorun çözmeler ve sorun üretmelerle mümkün olmaktadır.Akıl,beslenirken aynı zamanda da üretim yapar.Aklın üretimi düşüncelerdir.Akıl,ilkece yapıcıdır.KURULAN YAPILAR TOPLUMSAL İHTİYAÇLARI KARŞILAYAMADIKLARINDA,YAPILARIN YETERSİZLİKLERİNİ VE YERİNE YENİ YAPILARIN KURULMASI GEREKTİĞİNİ GÖSTERMEK AKLIN İŞLERİ ARASINDADIR.Aklın yapma ve yıkma süreçleri,ÖZGÜRLÜĞÜ BİR HAK OLARAK YAŞAMASINA BAĞLI OLARAK GERÇEKLEŞMEKTEDİR.Kişisel özgürlükler,değerler ve kurumlar tarafından baskı altına alındıkça aklın üretkenliği düşmektedir.Sorun çözme yeteneği gerilemekte ve farkında olmayarak toplumun daha da kötüleşmesine neden olmaktadır.Toplumlar iktisadi ve siyasi açıdan zayıfladıkça geleneksel olanda çare aramaya yönelmekte ve geleneksel olanı yüceltmektedir.Geçmişin yüceltilmesi,aklın sorun çözme hareketliliğini psikolojik olarak engellemektedir.
      Olması gereken,aklın hakları arasında sayılan serbest tartışmalar yapmaktır.Tartışmalar,çok farklı sorunlar ortaya çıkardığından ve çok farklı çözüm önerileri getirdiğinden,akıl bunları kavramak ve kullanmak için geliştirdiği modeli sürekli gözden geçirmek durumundadır...”

      ________________________

      “...Eleştirel akıl toplumda yeterince gelişmemişse o toplumda sorunların çözümleriyle ilgili düşünce üretimleri zayıf kalmaktadır.Genellikle “gelişmiş” nitelemesini taşıyan toplumlar taklit edilmektedirler.Partiler,bilerek ya da bilmeyerek ideolojileri canlı tutarak kendi arka bahçelerini korumak için eleştirel aklın kullanımını engellemeye çalışmaktadırlar...”

      Sil
  53. Mahfi öğretmenim,

    Siz, Cumhuriyet aydınısınız.

    Sizi seviyoruz.

    Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Sizin de Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.

      Sil
  54. https://www.gercekgundem.com/egitim/129842/osym-baskani-maliyetine-yapiyoruz-demisti-alti-ayda-sinavlardan-1617-milyon-tl-kr

    İçim şişti, ne diyeceğimi bilemedim !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ÖSYM'yi şirket gibi öğrencileri de müşteri gibi düşününce olacağı budur.

      Sil
  55. Youtuberlik hizmet sektorune mi giriyor.
    Youtuberlar ulkeye doviz kazandiriyor mu
    Kazandirdiklari doviz ihracat kaleminde mi tutuluyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hizmet sektörüne girer.
      Kazandıran olur kazandırmayan olur. Yaptıkları işe ve aldıkları reklama bağlı.
      Kazandırdıkları döviz hizmet gelirleri kısmında yer alır.

      Sil
    2. Youtube gibi firmalar, aracı firmalardır.
      Youtube özelinde reklam veren ile içerik üreten arasında gelir dengesi kurarak reklam verenin istediği tipteki izleyicinin sürekliliğini sağlamaya çalışıyor.

      Eğer, youtube içerik üreticisi, Türkiye'deki izleyicilere hitap ediyorsa, reklam verenler genellikle Türkiye yerleşik firmalarıdır. Bu tarz içerik üretiminde net döviz dışarı transfer edilir.

      Eğer, youtube içerik üreticisi, yurtdışındaki izleyicilere hitap ediyorsa, reklam verenler genellikle yurtdışı yerleşik firmalarıdır. Bu tarz içerik üretiminde net döviz dışarıdan Türkiye'ye transfer edilir.

      Meblağ olarak baktığınızda, ihracat kalemine giremeyecek kadar düşük bir rakamdır.

      Not: Türkiye'deki içerik üreticilere para hangi firmasından geliyor bilmiyorum. Ancak, eğer Türkiye'de yerleşik bir google firması ödemeyi yapıyorsa, Türkiye'deki reklam verenlerin ödemelerini aktaracağı için, Google yurtdışından TR'a para aktarmadan muhasebesel olarak Google TR ile muhasıplaşacağı için, ihracat kalemi bile olmayacaktır.

      Not2: Bizim devlet bu tarz firmaların Türkiye'de faal olmadıkları, vergi ödemedikleri için TR faaliyetlerini ara ara durdurur. En azından ben Türkiye'de iken böyle olurdu. (Biz de İngiltere, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerden banka hesabı açar bu firmaları kullanırdık.) Hatta bir mahkeme davasında beni bilirkişi yapmışlardı.

      Bu firmalar ile hukuki zeminde iletişimde bulunabilmek için Türkiye'deki Ticaret Kanunu eksiktir. 15 yıl önce filan bunu dile getirip meclis başkanlığı ve bazı alt komisyonlarına bilgi vermişliğimiz vardır. Ancak, hala TTK eksiktir. Benim yaşım 40'ı geçip, tecrübem de artınca işin sadece TTK ile sınırlı olmadığını bazı diğer hukuki alt yapının, sonra da o hukuki alt yapıyı değiştirme iradesi olan sosyal alt yapının da bazı eksiklikleri var. insan bunları daha iyi farkediyor.

      Benim özel sektör zamanımda (özellikle 2004-2009 yılları arası) bu konuları çok iyi bilen ve meclis komisyonlarına sektörden yardımcı olan insanlar vardı. O insanlar da 2011 gibi filan bıraktılar. Şimdi olanların hepsi %100 (sözde) yandaş oldular. Çünkü şunu anladılar, hükümete yanlamadan 50-60 kişilik ekipleri bu sektörde ayakta tutmak imkansız, onlar arasında yurt dışına çıkıp iş geliştirebilecek alt yapısı olmayanların tamamı yandaşçılık yapıyor.

      Benim gibi bir kaç kişi yurt dışına çıktılar, işlerini taşıdılar.

      Bu işlerin bir ayağında düşünce özgürlüğü geliyor. Türkiye'de sosyal medya kullanım amacı dünyadan özellikle İngiltere ve AB ve ABD'den bir yönüyle son 2 yılda ayrışmaya başladı. Bu da meslekten atılan gazetecilerin sosyal medyayı gelir ve düşüncelerini aktarma mecrası olarak kullanmasıdır. Aynı durum Mahfi beyin bu bloğu için de geçerlidir. Çok aydınımız için TV ve gazete imkanları kapatılmıştır.

      Benim mesela 2.5 yılı geçmiş, Türkiye'den bir gazete internet sayfası hiç açıp okumadım. Okumanın bir anlamı bulunmuyor.

      Sil
  56. Hocam merhaba
    " Şu sıralarda içine girdiğimiz dönemde dünya büyümesinde ciddi bir düşüş yaşanması bekleniyor ve bunun etkisiyle bu tür hammaddelere olan talep düşüyor."
    "Bu tür hammaddeler" hangileridir?

    YanıtlaSil
  57. Mahfi hocam,

    Uzun dönem işsizsizlikle ilgili yazınızı ne zaman yazacaksınız?

    Babam benim yaşımdayken ikinci çocuğu dünyaya gelmiş (o çocuk benim!)

    Ben ise bırakın evlenip çocuk yapmayı, iş mülakatlarına gitmek için babamdan hala yol parası ister haldeyim!

    Bu çile bitmiyor hocam!

    Bir kanser gibi uzun dönem işsizlik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rakamlara güvenmiyorum açıkçası.

      Sil
    2. Yahu Adsız kardeşim, sende hiç utanma yok mu!

      Babandan para istemeye utanmıyor musun! Lütfen söyler misin?

      Tırnak makası, çakmak gazı gibi şeyleri sokak sokak, cadde cadde gezerek satabilirsin, para kazanabilirsin.

      Tembellik ettiğinin farkında mısın?

      *

      Mahfi bey

      Siz iş ve işçi bulma kurumu musunuz? Siz iktisatçısınız, niye işsizlikle ilgili yorumlara izin veriyorsunuz sitenizde?

      Sil
    3. İşsizlik, ekonominin en önemli sorunlarından birisidir ve iktisatçılar buna çözüm arar.

      Sil
  58. Komplo teorilerini köpürtmek için değil, akademisyen teşhisiniz ne diyor Mahfi bey:

    Lübnan, Şili gibi ülkeler; coğrafi ve kültürel olarak birbirine benzemese de, aynı problemler nedeniyle insanlar sokaklara çıkıyor, protesto hareketleri doğuyor. Haberleri izliyorsunuzdur.

    "Dünya ekonomisindeki sistemik krizin çeşitli boyutlardaki yansımaları" demek doğru bir teşhis olur mu, ne dersiniz?

    Japon suşi sever, Türk hamsi sever. Okyanuslar ve denizler kurursa, Japon da Türk de aynı anda isyan eder.

    Ekonomi, sanki, insanlığın ortak gemisi gibi. Bu gemi su almaya başlarsa, etkilenmeyen olmuyor gibi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama herkes aynı oranda ve yönde etkilenmiyor.

      Sil
  59. Her çarşamba sabahı sütçü gelir, taze süt alırım.

    Parayı verirken ayaküstü bir-iki dakika konuştuk.

    Sütçü aynen şunu söyledi: "Vallahi çocuklarımız ne yapacak hiç bilmiyorum. Ben şu aksayan ayağımla ömrümün kalanını süt satarak tamamlar giderim, karnımı doyururum. Ama çocuklarımızın bu rekabette nasıl tutunacağını bilemiyorum, eskiden hayat böyle değildi..."

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haksız değil, özellikle tarım ve hayvancılıktan kopuş çok hızlı oldu ve ne yazık ki yerine de onları kapatacak bir şeyler koyamadık.

      Sil
  60. Faizler iner dolar düşer,
    Faizler iner enflasyon düşer,
    Ekonomistler bu işe bakar bakar şaşar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon baz etkisiyle iner
      Faizleri de indirirler
      Bu işi anlamayanlar
      Tersi oluyor sanır.

      Sil
  61. Hocam bu seneki Cumhuriyet Bayramına yönelik gözlemleriniz nelerdir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yaşıma geldim bu yılki kadar coşkuyla ve gönülden katılımla kutlanan bir Cumhuriyet Bayramı görmedim.

      Sil
    2. Türkler pratik insanlardır ve hayatın gerçeklerine uygun olarak buralara, bugüne kadar gelmişlerdir. Küllerinden yeniden doğmayı bilmişlerdir. Bu nedenle Atatürk değerlerinin ne kadar çok katma değer yarattığını bilirler. Sağcısı da solcusu da Atatürk’ün hayatta en hakiki mürşit bilimdir yolunu izlemezsek, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak çok fakirleşebileceğimizi bilirler. Bu coğrafyada, bu jeopolitikte bunun ölüm kalım meselesi olduğunu bilirler. Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

      Sil
    3. Peki hocam bu coşkunun dinamiği nedir?
      Toplumsal değişime dönüşüme etkisi nedir?

      Sil
    4. Belediyenin CHP li olması sebebi ile bayram imkanlarının artırılması, bizim millet yine aynı millet.

      Sil
    5. Hocam,
      Hayatımda ilk defa yürüyüş kortejine katıldım. Ailecek katıldık, çocuğumuz için katıldık.
      Bizim ilkimiz onun rutini.

      Ama asıl sebep bence internet, cep telefonu, Dünyayı cebimizde taşıyoruz. İster istemez dünya vatandaşı oluyoruz.

      Sil
  62. Faiz iniyor.
    Dolar TL iniyor.
    Gayrımenkul yatırımı durdu .
    Hisse güven vermiyor .
    Altın kendi çapında zirvede .
    Sepet yapanlar zararda .
    Dolar alanlar zararda.
    Para enflasyona göre de eriyor .
    Kısaca küçük yatırımcı ( bireysel yatırımcı) ne yapsın hocam.
    Yazdiklariniz boyumuzu aşıyor. Net cevap lazım. Yatırım tavsiyesi olmasa da ne yapmalıyız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yatırım tavsiyesi vermiyorum. Bu, benim uzmanlık alanım değil. Ben iktisatçıyım.

      Sil
  63. Hocam ne yalan söyleyeyim, kapitalizmin çöküş emarelerini ortaya koyuşunuz geleceğe ilişikin umutlarımı artırdı. Bu çöküşün ilk ve en güçlü tırpanını bizlerin yani sıradan halkın yiyeceğini bilsem de.

    Güzel bir yazı hocam kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  64. hocam kapitalizm kendi ayağına sıkıyor sürekli dünyanın bir kısmı çok zengin bir kısmı çok fakir. ya da kişilerin bir kısmı çok zengin bir kısmı çok fakir. bu adaletsizlik ortadan kalkmadan krizler de asla bitmez. dünya kendi ayağına sıkmaya devam eder.

    YanıtlaSil
  65. Üstadım selamlar, Bu bahsettiğiniz kriz analizinize katılıyorum. Ve çözümlerden bir tanesi ne yazık ki dünya çapında büyük bir savaş ile nüfusun düşürülmesi ve tahribatın peşinden getireceği yenilenme seçeneği ile kriz düzeltilebilir görünüyor. Çünkü yeni bir yapılanma en aktif yenilenme ve üretim dinamiği olması mümkün. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
  66. Hocam

    Cadılar Bayramınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne terbiysiz, kalitesiz insanlarsınız siz...sizlerle ilgim alakam yok, düşün yakamdan, benimle uğraşmayın, işinize bakın...

      Sil
  67. ABD krizi türev enstrümanların tetiklediği bir mortgage çöküntüsüne neden olan finansal bir kriz
    şeklindeydi. Muhtemelen ki ABD'nın bir zamanlar ortadoğu'da giriştiği savaşlarının ve federal bütçe
    açığının da getirdiği trilyonlarca dolarlık borç etkisi de vardı bu krizin kökeninde.

    Oluşan sorunlu bataklığı temizlemek yerine 'too big to fail' motto'su ile merkez bankası bilançolarını
    büyüterek (para basarak) herkesi şimdilik kurtaralım diyerek masadaki hesabı kimse henüz ödemeden
    kalktılar. Bu hesap birgün elbet ödenecek yani mahsuplaşılacak (bir yerden çıkacak sonuçta) çünkü
    hala masada duruyor. Bilançolar daraltıldıkça bu hesap tekrar ortaya çıkıyor, artık kimin eline
    kalırsa o gereken miktarı ödüyor ve ödemeye devam edilecek. Ta ki hesap/borç kapanana kadar.

    Avrupa krizi yapısal nitelikli farklı ayaklara sahip: yaşlanan demografik nüfus, euro bölgesindeki
    ekonomik dengesizlikler, güney bölgesinde yüksek devlet borçlulukları, vs.

    Netice olarak gelişmiş ekonomilerde yaşanan krizler küresel büyümeyi de sekteye uğrattığı ya da
    düşürdüğü için kaçınılmaz olarak gelişen ekonomilerin de büyümelerinde yavaşlama olması kaçınılmaz
    bir durum. Buna tek başına 3ncü bir kriz aşaması mı demeli yoksa etkileşim mi demeli emin olamadım.

    Kapitalist sistemde mevcut durumda (özellikle finansal açıdan da) bir tıkanma ve sorun/sıkıntı yaşandığı
    kesin. Küresel çapta dengelenme gerekiyor (gelir dağılımı, ücretler, kaynak paylaşımı, cari dengeler,
    vs.), finansal tarafta da yapılması gerekenler var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada reel ekonomide yaşanan krizler büyük bir sorun oluşturmuyor aslında. Kriz yaşanan yerde
      servet kaybı olsa da aslında birikim ve sermaye el değiştiriyor, kriz başka bir taraf için
      fırsat ve kazanç artımına yol açıyor. Başka bir değişle krizde olan birinin cebindeki para
      azalırken o azalan para yanmıyor, uçmuyor ya da kaybolmuyor, mutlaka başka birinin cebine extra
      olarak giriyordur. Burada kastettiğin doğal afet, yangın, yıkım gibi şeyler değil sadece düz
      reel ekonomik kriz (patlayan şişmiş balonlar, izlenen yalnış politikaların neticeleri, vs).

      ABD'de yaşanan finansal kriz biraz daha farklı idi çünkü türev enstrümanlardaki zincirleme
      tepki kriz yarattı. Türev enstrümanlarda karşılık sorunu var, paradan para yaratma. 2nci, 3ncü
      türevler yaratılırsa bu zincir uzuyor ve yaratılan para hacmi katlanıyor. Bir kriz anında
      mesela banka belki reel'de ipotek evle mortgage parasının karşılığını geri alabilse bile,
      türev kağıtları elinde tutanlar için aynı durum söz konusu değil. Uçucu, buharlaşıcı bir
      finans enstrümanı. Buradaki bir krizde reel ekonomi krizinde olduğu gibi para bir cepten
      başka bir cebe gitmiyor; buharlaşıyor, yok oluyor, yanıyor an itibari ile çünkü gelecek
      ne yazık ki ipoteklenemeyen bir şey (ipoteklenmeye kalkınıldığında o gelecek olmuyor başka
      bir değişle bambaşka bir gelecek oluyor o şey).

      Reel veya finansal ekonomik krizler kendiliğinden oluşabilse de günümüzde artık kontrollü
      bir şekilde çıkarılabiliyorlar da. Kontrollü çıkarılan orman yangınları gibi bir durum.
      Mesela aşırı şişkinlik nedeni ile oluşan bir durumun şişkinliğini almak için kontrollü
      bir kriz yaratılabiliyor.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...