8 Şubat 2020 Cumartesi

Dolar Kuru Niçin Yükseliyor?

Dolar Kurunun Yükselişi
Uzunca bir süre sakin duran USD/TL kuru son üç haftada yükselişe geçti. Bu yükselişin hem dışarıdan hem de içeriden kaynaklanan nedenleri var. Bir başka ifadeyle dolar yalnızca TL’ye karşı değil diğer para birimlerine karşı da yükseliyor. 7 Ocak’ta 95,6 olan Dolar Endeksi[i] (DXY), 7 Şubat’ta 98,7’ye yükselmiş bulunuyor.

Aşağıdaki grafik USD / TL kurunun son üç haftadaki değişimini gösteriyor (Kaynak: https://www.bloomberght.com/doviz/dolar)


Grafiğe baktığımızda dolardaki yükselişin istikrarlı bir görünüm içinde olduğunu, söyleyebiliyoruz. Bu yükselişin nedenlerini analiz etmeye çalışalım.

Dolar Kurunun Yükselişinin Başlıca Nedenleri
Aşağıdaki tablo son üç haftada USD/TL kurunu etkileyen başlıca nedenleri ve bunların hangi yönde etki yaptığını özetle gösteriyor.

Nedenler
2020 Öncesi
2020 Başları
ABD – Çin ticaret savaşı
Düşürücü etki
Artırıcı etki
ABD ekonomisinden gelen iyi veriler
Artırıcı etki
Artırıcı etki
Depremler, doğal afetler
Artırıcı etki
Artırıcı etki
Diğer ekonomilerin sorunları
Artırıcı etki
Artırıcı etki
Suriye ve Libya’daki savaş durumu
Düşürücü etki
Artırıcı etki
Enflasyon
Düşürücü etki
Artırıcı etki
TCMB Faizi
Düşürücü etki
Artırıcı etki

(1) ABD – Çin ticaret savaşı birinci faz anlaşma öncesinde USD/TL kuru üzerinde düşürücü etki yapıyordu, iki ülkenin birinci fazda anlaşması bu kez kuru yükseltici etki yapmaya başladı. Mesele bir süre bu noktada kalırsa kur üzerindeki artırıcı etkinin ortadan kaybolacağını, iki ülkenin ikinci fazda da anlaşmaya yönelmesi halinde bunun kurda yeniden artırıcı etki yapacağını düşünüyorum. (2) ABD ekonomisinden gelen iyi haberlerin kurda yarattığı artırıcı etki ancak olumsuz haberler gelmeye başlarsa düşürücü etkiye dönüşecektir. (3) ABD dışındaki depremler ve doğal afetlerin yükselttiği USD/TL kurunun, bu deprem ve doğal afetlerin son bulmasıyla düşeceği kanısındayım. Bununla birlikte koronavirüsün etkilerinin çok çabuk ortadan kalkmayacağı gerçeğinden yola çıkarsak bu olayın USD/TL kurunu yükseltmeye devam edeceğini söylemek doğru olur. (3) Diğer ekonomilerin sorunları buraya kadar saydıklarımızdan daha karmaşık etkilere sahip olduğu için bu konuda net bir yorum yapmak oldukça zor. (4) ABD, Suriye ve Libya’da başlangıçtaki aktif konumunu bıraktığı için önceleri kurun düşmesine yol açan siyasal görünüm sonraları tam tersine kurun yükselmesine neden olmaya başladı. Bu iki ülkedeki gelişmelerin kura etkisi olayların hangi yönde gideceğine ve Türkiye'yi ne kadar etkileyeceğine bağlı olarak değişiklik gösterecek. Savaşların bitmesi TL’ye değer kazandıracağı için USD/TL kuru gerileyecektir. Tersi olur da savaşlar daha da yoğunlaşmaya yönelirse USD/TL kuru artacaktır. (5) Enflasyon ve faizdeki gerileme daha fazla yatırım yapılmasını teşvik edecek şekilde etki yaparken son dönemde görülen ters baz etkisiyle yükselmeye başlayan enflasyonun kur üzerinde yükseltici etki yapması söz konusu olabilir.  

Ne Yapmak Gerekir?
Bu aşamada iki konuyu bir kez daha vurgulamakta yarar var: (1) USD/TL kurunda enflasyonun üzerindeki artışlar, Türkiye ekonomisini, enflasyonun üzerindeki faizden daha olumsuz etkilemektedir. (2) Bizde faiz, yalnızca enflasyonu değil, onu da etkileyen döviz kurunu denetim altında tutmanın bir aracıdır. O nedenle enflasyondaki düşüşün baz etkisinden kaynaklandığını ihmal eden Merkez Bankasının reel faizi negatife çeken indirimleri, dövize talebi etkileyerek kurun yükselmesine yol açan etkenler arasına girdi.  

Geçmişte birçok kez dile getirdiğimiz reel faizin eksi düzeye inmesinin ciddi sıkıntılara yol açabileceği meselesini bir kez daha vurgulamakta yarar var. Merkez Bankasının son dönemde yüzde 11’in altına düşürdüğü ortalama fonlama maliyetini zaman geçirmeden yüzde 12’ye yükseltmesi, politika faizini iki yönde de esnek olarak kullanılabilen bir araç haline getirmesi ve baskılanan mevduat faizlerinin serbest bırakılması zorunlu görünüyor.





[i] Dolar endeksi; Doların, 6 önemli para birimi (Euro, Japon Yeni, İngiliz Poundu, Kanada Doları, İsveç Koronası ve İsviçre Frangı karşısındaki değerini gösteren bir endekstir (DXY kısaltmasıyla ifade edilir.)

116 yorum:

  1. Hocam yine günün anlam ve önemine yönelik, sıcağı sıcağına yazdığınız bilgi dolu yazınız için teşekkürler. Usd/TL kurunun yükselmesinde dolar endeksinin yükselmesinin payı tabii ki tartışılmaz. Bu arada ülkemizde ardı ardına gelen doğal afetler ve bu afetlere yönelik insan hataları, ayrıca güvendiğimiz kurumlarda ard arda patlak veren yolsuzlukların su yüzüne çıkması, bunların da aysbergin görünen yüzü olması konusunda kanaatin güçlenmesi, kur artışını hızlandırmıştır diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Haklısınız, riskler yüksek olunca, sıcak para da pek gelmez oldu.

      Sil
    2. Sıcak para yarardan çok zarar getirir.

      Sil
    3. Arkadaş aysberg nedir ya, buzdağı demek seni küçük mü düşürüyor?

      Sil
  2. Hocam bahsettiğiniz üzere reel faizin eksilere düşmesi ciddi sıkıntılar doğuruyor. İçeride düşen tasarruftan dolayı dışarıya mı yöneleceğiz yeniden? Veya bunun kaçış yolu, dışarıdan kaynak bulup faiz altında ezilmeden nasıl gerçekleşir?
    İyi çalışmalar hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek çok yatırımcı fonlara ve altına yöneliyor.

      Sil
    2. Sayın Hocam; %0,2 de olsa kambiyo vergisi ödemek istemediğim için dolar yerine altın aldım. Fakat banka hesabında tutulan altının gerçek bir değeri var mı? Elektronik ortamda bir banka milyonlarca ton altın satabilir mi? Yoksa bir sınırı var mı?

      Sil
    3. Yazı çok güzel ama bence en önemli düşürücü etkilerden birisi eksik: Kamunun döviz satışı. İşim gereği USD/TL ve Eur/TL kur hareketlerini gün içerisinde takip ediyorum. Hiçbir haber akışı ve sebep yokken kur aniden 4-5 kuruş düşüyor. Sonra geri çıkıyor. Sonra yine 4-5 kuruş düşüyor. Belli ki bu düşüşler talimatla birilerine yüklü döviz satışı ile yaptırılıyor. Bu iş daha ne kadar böyle sürecek? USD/TL Swap ile döviz pozisyon almanın sonu yok mu? Erke dönergecini bulduk mu?

      Sil
    4. Eğer türev ürünle işlem yapmadıysanız altının elektronik satılması karşılığı olmadığı anlamına gelmez. Aldığınız altının elbet fiziki bir karşılığı olmalı. Hatta kimi bankalar aldığınız altını belirli bir süre öncesinden söylerseniz size fiziken verirler. Aksi taktirde bankaların tonlarca satabildiği hiçbir şeyin değeri kalmaz. Altının değeri zaten fiziken kısıtlı bir miktarda olmasından ve bu şekilde satılamamasından geliyor.

      Sil
    5. 12:23,
      Bankadaki hiç bir şey gerçek değildir.

      Hesabınızda gördüğünüz TL bankanın size olan borcudur, gerçek TL yi banka ya birine borç vermiştir, ya da devlet kağıdı almıştır.

      Hesabınızda gördüğünüz döviz, bankanın size o miktardaki dövizi istediğiniz gündeki kur oranı ile size vereceğinin sözüdür. Öyle bir döviz miktarı yoktur. Ülkede 200 Milyar dolar döviz hesabı varmış, o kadar döviz ülkede yok. Bu bir borç hesabıdır.

      Altın da yukardakiler gibidir. Gördüğünüz gram altın miktarı bankanın size söz verdiği borcudur. Banka batarsa, tahmin ettiğiniz gibi o borç da batar. Belki devletin garanti ettiği sigorta miktarı kadar TL size verilir.

      Tüm bu borçlar, insanların topluca paralarını bankadan çekmeyeceği varsayımına dayanır. Eğer insanlar Arjantin veya Venezüella daki gibi paralarını çekmek isterse, hükümet o borçlar bankaları batırmasın diye TL ye çevirir, o olduğunda da büyük ihtimalle döviz fiyatı 2 ye katlar, banka borçları da doğal olarak yarı yarıya düşmmüş olur.

      Eğer, Yunanistan gibi kendi parası yoksa, hükümet bankadan para çekim miktarına kısıtlama getirir. Der ki bir kişi günde en fazla 50 euro para çekebilir. Bu arada hükümet dışardan borç euro aramaya çalışır. Yunanistan bunu yapmıştı.

      Sil
    6. Adsız 00:37 Kavramların karıştırıldığını düşünüyorum. Evet herkes bugün gidip bankadan kağıt parasını istese alamaz çünkü bankaya mevduat olarak yatırılan paralar kredi olarak birilerine verilmiştir. Ama zaten büyük kriz durumları dışında herkes parasını gidip istemez bu sebeple de Bankacılık düzenlemelerine göre belirli miktarda tutar zorunlu olarak likidite sağlamak üzere Merkez Bankası'nda tutulur. Altın da tabi kağıt para gibi bankalar tarafından sermaye amaçlı kullanılır. Rezerv yerine geçer. Altın karşılığı TL kredi verilir ama bankalar altın olarak tuttuğu rezervleri TL ile değiştirebilirler ve altınları isteyene ödeyebilirler. Evet bankalar zor duruma düşerse altın dahil hiçbirşeyi geri ödeyemeyebilirler ama bu durum fiziken kasalarında onlara ait altın olduğu gerçeğini değiştirmez. Örneğin kardeşinize 100 adet tam altın borç verdiniz. O da 100 adet tam altını götürüp bir kuyumcuya rehin olarak verdi ve karşılığında 200.000 TL aldı. Kardeşinizin size 100 adet tam altın borcu var. Kuyumcunun kardeşinize 100 adet tam altın borcu var. Kardeşinizin de kuyumcuya 200.000 TL borcu var. Şimdi kardeşinizin size bu altınları size geri ödememe ihtimali var diye aslında ortada altın yok diyebilir misiniz? Bence diyemeyiz. Bu durum sadece sizin risk aldığınız anlamına gelir. Evet altını bankaya yatırmak da bir riskdir ama insanlar bankacılık düzenlemelerine ve bankalara güvendiklerinden bu riskleri alırlar. Güvenmezlerse işler değişir.

      Sil
    7. Selam 10:20,

      Bankadan 100 gr altın aldığınızda, banka kasasında 100 gr altın bulunmuyor.
      Banka size 100 gr altın borç senedi vermiş olur.
      Bilgisayar ekranından bakıp, insanların 100 gr altınım var dedikleri varlık bankanın borç senedidir.

      Dövizde de bu şekildedir. İlerde, bir sorun olmasın diye Merkez bankası bankalara TL dışındaki bu borçları için gerçek döviz veya altını zorunlu olarak karşılık ayırmasını ister.

      Örneğin tüm bankaların Türk halkına borcu 200 Milyar dolardır. Ülkede bu kadar döviz yoktur. Merkez bankası bankalardan %10 kadar zorunlu karşılık tutmasını ister ise, bankalar yurt dışından 20 milyar dolar kadar borç alırlar. O ülkenin yasasına göre bankalar batıp kaçmasın diye parayı Merkez bankası zorunlu karşılık olarak kasasında tutmak isteyebilir.

      %10 zorunlu karşılıkta insanların alabileceği gerçek döviz 20 Milyar dolar, altında ise 10 da biridir. Yani 100 gram altınım var diyen piyasaya bankanın ödeyebileceği altın en fazla 10 gramdır. Gerisi bankanın sözüdür.

      Eğer bugün 200 milyar dolarlık banka hesap sahiplerinin 50 milyar dolarlık kısmı biz paramızı istiyoruz verin derler ise şu olur.

      - Bankalar ertesi güne veya iki iş günü sonraya randevu verir.
      - Tüm para çekme talebi Merkez Bankasına akşam saati iletilir.
      - O miktar paranın verilemeyeceği anlaşıldığında, hükümet bir gecede tüm dövizleri
      sabit bir kur oranı ile TL ye çevirdiğini ilan eder.
      Mesela 1USD = 6TL olarak 200 milyar doları 1200 milyar TL yaptım der.
      - İki gün sonra 50 milyar dolar karşılığı olan 300 milyar TL hesap sahiplerine bankalar tarafından verilir.

      Böylece bankalar batmadan borçlarını hükümet eli ile alacaklıları oldukları mevduat sahiplerine ödemiş olurlar.

      Hükümet, USD hesaplarını TL hesabına çevirdim dediği anda, arbitraj olmayacak şekilde
      TL fiyatı bir anda 1200Milyar TL/20Milyar gerçek USD, kabaca 60TL olur.(Diger faktörleri hesap dışı bıraktım)

      Başka bir hesap ile önceden bankaya 1000 dolar yatıran bir kişi, bankadan parasını istediğinde hükümetin çevirdiği kurdan 6000TL alır. TL yi aldığı anda kur 60TL ye zıplamış olacağı için USD cinsinden parası 100USD ye düşmüştür.

      Türkiye deki olayımız budur.

      MB bilançoları net olmadığı için biz şu anda kurun nereye kadar zıplayabileceğini bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, swap işlemler ile bir devir daim içinde iç talebi bastıran bir MB olduğu.

      Sil
    8. Herkesin bankadaki mevduatını çekmeye çalışması tarihte kaç kez olmuş?

      Birde bankadaki mevduat sahiplerinin hepsi piyasa bilmez mirasyedi takımı değil. Sürecin nasıl işlediğini bilirler. Banka yatırılan mevduattan para kazanmayacaksa ne diye faiz versin?

      Ama bankaya paramı kaptırmayın, yastık altında tutayım diyenlerin bazılarının başına gelenleri de medyadan takip ediyoruz değil mi? Çaldırıyorlar.

      Sil
    9. Adsız 20:10 maalesef anlattıklarınızdan bankacılık rezerv mekanizmasını bilmediğinizi ya da kulaktan dolmak bilgilerle konuştuğunuzu, likitide yönetimi ile karşılık mekanizmasını karıştırdığınızı anlıyorum. O yüzden yazdıklarınızı düzeltme ihtiyacı bile duymuyorum çünkü ilk cümlenizden itibaren yanlış. Şu cümleniz ise trajikomik: "Merkez bankası bankalardan %10 kadar zorunlu karşılık tutmasını ister ise, bankalar yurt dışından 20 milyar dolar kadar borç alırlar." bu cümleyi okuduktan sonra zaten tamamen kulaktan dolma bilgilerle konuştuğunuzu anladım.

      Sil
  3. Teknik analiz, temel analiz, dxy v.s. bir yana da eğer Suriye'de üç-beşbin çapulcuyu korumak için Suriye ve Rus orduları ile İranlı milislerin önüne attığımız askerlerimizi bir an önce geri çekip oraları legal sahiplerine terk etmezsek dolarda yeni zirveler görmemiz ödeyeceğimiz en düşük bedel olacak...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet oradaki konu dolardan filan çok daha önemli.

      Sil
    2. kesinlikle katılıyorum, bize ait olmayan yerlerde savaşmanın maliyeti her geçen gün artacaktır. (maddi ve çok daha önemlisi manevi maliyet)

      Sil
    3. Sayın okayaselçuk,

      Bu iş yan komşunuza hırsız girmişken komşunuza yardım etmek yerine hırsıza yardım edip şu masa üstndeki telefonu da ben götüreyim demeye benziyor. Hatta bu arada ev sahibini korkutup kaçırır, yerine benim yeğeni oturturum belki diye hayaller kuruyorsunuz. Bu iktidarın zihniyetine uygun olabilir de Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine tamamen aykırı bir durum. Çok üzücü, utanç verici...

      Sil
    4. Sayın Mahdut Bey
      Yan komşum insani değerleri hiçe sayıyorsa ve kendi güvenliğimi tehdit ettiğini düşünecek kadar bunu tehditkar yapıyorsa kesinlikle müdahale edilmesi doğrudur. Bu tip olaylar başta engellenemezse domino etkisi yaratır ve koca bir enkaz gibi büyür, engellenmesi giderek zorlaşır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ise günümüzde ve tarihin hiçbir noktasında bizi utandırdığını düşünmüyorum, belki politik atılan adımlar şimdilik bize agresif gibi gelse de umarım tahminlerimizden daha güzel bir geleceğe vesile olur

      Sil
    5. Sayın Adsız 15:17 Bey,

      Yan komşunuzla hırsız girmeden bir yıl önce tatile çıkacak kadar samimi iseniz, ne olduysa hırsız girdikten sonra olduysa ve siz de hırsızla iş birliği yapıp onun malını götürmeye çalışıyorsanız ahlâksızsınız demektir, geri kalan tüm anlattıklarınız bu ahlâksızlığınızı örtmek için diğer konu komşuya uydurduğunuz bahanelerden öteye geçmez.

      Elbette komşuluk ilişkilerinden bahsediyoruz, yoksa dış politikamız müthiş bir ileri görüşle, basiretle idare edilmekte ve her gün yeni bir zaferle göğsümüzü kabartmaktadır :)

      Sil
    6. Türkiye'nin güç etki alanında eski SSCB deki Azarbaycan, İran, Irak'ın kuzeyi, Suriye'nin kuzeylerinde ciddi bir Türk, Türkmen nüfusu, yüksek miktarda Türkçe konuşan insan topluluğu bulunuyor(du).

      Aynı durum, batımızda Arnavutluk'a kadar Balkanlarda, kuzeyimizde de Kırım, Ukrayna civarı için geçerli(ydi).

      Tüm bu nüfusu etki altına alıp, harekete geçirmek, harekete geçmeseler bile pasif şekilde Türkiye politikalarına destek vermelerini sağlamak, sonra onların BM nezdinde bağımsızlık talebinde bulunup, Türkiye'ye bağlı küçük devletlerin oluşturulmasını sağlamak büyük devlet politikalarının uzun vadeli uygulanması, kültürel olarak Türk insanının hazır olması, sosyal dokunun, profesyonel ordunun gücünün ve akademinin hazır olması, bu insanların ekonomik umudunun da olması için Türkiye'nin Batı dünyası ile iyi bir ekonomik entegrasyonunun olması gibi uzun bir silsile içinde yapılması gerekenler bulunuyordu.

      Tabi, aynı şekilde bu durum, adı anılan devletler içinde bekaa meselesi, bundan dolayı Türkiye aleyhine faaliyette bulunabilecek unsurları destekleyip sürekli güçlü kalmalarını sağlamaları gerekiyor.

      Türkiye Cumhuriyetinde o bölgelerin nüfuzumuz alanına alınması için ciddi çalışmalar yapan kişiler olmuştur. En başka Atatürk'ün Hatayı ülkemize kazandırması, İsmet paşanın devamını getirmesi örnektir. Kolay değil, fransa güdümündeki Suriyeden toprak alınıyor.

      Yukardaki tüm türk toplumlarını nüfuz altına almak, asker dışındaki sivil toplumun yapabileceği bir hareket, askeri olarak biz 100 yıl önce kaybettik oraları, bir daha asker ile girip alamayız, dünya gerçeklerine zıttır.

      Türkiye, nüfuz alanını genişletmek için çaba sarfeden tüm evlatlarını şehit verdi. Bunu 50-60 sene önce, 80 ihtilali öncesindeki sağ sol davalarında, 60 ihtilali sonrasında ihtilalci askerler eliyle (Türkeş te mi, evet milliyetçi geçinen Türkeş ile de). En son da o şehit olmuş insanlar tarafından öyle veya böyle yetişen insanları da kozmik odaya girildikten sonra, İlker Başbuğ'a göre 850 civarında şehit verildi. Sanırım onların ölümünü gören 2 bin kadar kişi de istifa edip görevden çekildi.

      Bu olaylardan sonra Türkiye'den artık öyle insanlar çıkmaz. Kozmik odaya girildikten sonra devletin şaftının kayması da bundandır.

      Suriye insanı, Türkiye ye girmiştir. Bunlar organize şekilde çeteleşirler, kendi mafyalarını kurarlar, Türkiyede çalışan Suriyelinin sırtından beslenirler, Suriyelilerin çetelesini Suriye hükümetine aktarırlar, Suriye'den gelen haber akışı ile beyinleri yıkanır, hücre yapıları kurulur, sonra da eylem yaparlar.

      Türk siyaseti (artık siyaset denmez buna) Türkiye'deki insanları artık kapsama alanına alamıyor, Suriyelileri almak için de bir planı yok. Devlet aklı da yok. Bu insanları önümüzdeki bir kaç yılın Suriye ve İran yönetimi etki alanına alır. Hepsini etki alanına almaları önemli değildir, 150 bin kadarı etki alanına girerse Türkiye'nin kaldıramayacağı işler yaparlar.

      İran ve Suriye bu konuda tecrübelidirler de. PKK, Hizbullah terör örgütüne destek verirler iken, ciddi bir Türkiye iç siyaseti tecrübesi sahibi olmuşlardır.

      İran ve Suriye, petrol gelirine sahip oldukları için, sanırım günde 4-5 milyon varil, kendi halklarına maliyeti yansıtmadan işin finansmanını yapacak güçtedirler. Türkiye, öyle bir finans kaynağına da sahip değildir.

      Sil
    7. Sehabettin Batarel, Suriye’nin oyle ciddi petrol rezervi yok. Zaten kismi kiymetteki rezervler de Firat’in dogusunda, geri kalanlar Suriye gibi bir ulke icin yetersiz. Suriye savas oncesi donemde duzgun buyuseydi net ithalatci olacakti, uzun vadede zaten petrole muhtac olacak.

      Diger yazdiklariniz gibi ezberden konusuyorsunuz, bi de biraz zaman ayirin da sadete gelip ozetle kisa yazin, akliniza geleni koyvermeyin.

      Sil
    8. Suriye ekonomisinin savaş öncesinde %20 ile %25 arası direk petrol gelirlerinden karşılanıyordu.

      İran için baktığımızda yine İran ekonomisinin %17 ile %20 si petrole gelirlerinden karşılanıyor.

      Suriye'nin Irak ve İran a göre ciddi petrol geliri yok, ama kendi ekonomisinin küçüklüğüne kıyasla çok iyi bir petrol geliri var.

      Rakamlar batarel i destekliyor.

      Sil
    9. 15:18,
      Rusya her zaman Suriye'nin arkasındadır. İran da mezhep ve bölgesel etki için Suriye yi destekler. Rusya ve İran anlaşıp, aradaki rezerv farkını hep kapatırlar. Suriye petrol gelirlerinde sorun olduğunda, dış borcuna bakarsanız Rusya'ya borcu ekonomisinin yüzde 80 ine kadar yükselir. Suriye petrol gelirini aldığında borcu bir kaç yılda yüzde 30 tarafına indirir.

      Dış politika ile ilgilenenler bunu çok iyi bilirler. Suriye deki PKK kamplarına operasyon yapılır, o sene Suriyenin Rusyaya dış borcu hemen artar, ertesi bir kaç sene hemen iner.

      Suriye tam kapasite ile bugünün parası ile 8 ile 12 milyar dolar yıllık gelir elde eder petrolden. aradaki tüm farklı sorunlu dönemlerde Rusya ve İran kapatır Esad a verirler.

      Sil
    10. Selam 15:18,

      Türkçe sadece burada yorum yazıyorum, arada okuduğum bir kaç twitter hesabı dışında, başka Türkçe haber kaynağı da okumuyorum, bu durum aklıma geleni koyverdiriyor, haklısınız.

      Savaş öncesinde tarım ve petrol gelirleri Suriye ekonomisinin yüzde 60 ına yakın idi. Türkiye dahil tüm AB ve Irak dışında tüm pazarı olan ülkeler ambargo koydular. Suriye yönetimi elinde en büyük gelir kalemi petrol kaldı, diğer ülkelere göre küçük olsa bile onlar için önemli bir gelir. Sn 18:15 in yazdığı gibi doğal müttefiki olan Rusya ve İran, ilerdeki petrol gelirleri ve stratejik sebepler ile finansman desteği sağlarlar, finansmanı uzun vadeli yine petrol kaynaklarına dayandırırlar.

      Beşar Esad, yönetimi aldığında sene 99 ya da 2000 idi. Dengeli ticaret politikası güttü. 2000 yılında dış borcu %150 civarında iken 2010 yılında %30 a indirdi. Suriye savaş öncesi gibi gitseydi, net ithalatı mümkün olan en düşük seviyede tutup, max ihracat hedefliyordu. Savaş öncesi bunu başardı da.

      Yukarda yazdıklarım ezber değil, devletin çok değerli adamları öldürüldüler, sadece sen mışıl mışıl uyuyordun.

      1960 ile 1975 arasında doğu illerimizde teşkilatlanmaya çalışılan tüm Türk aydın kültür geliştirme hareketleri ilk öncüleri, buralardaki organizasyonlarımızdan İran, SSCB, Irak ve Suriye'de siyasal, kültürel, toplumsal örgütlenme planları hazırlayan insanlar, akademisyenler, hepsi öldürüldüler. 80 darbesi öncesi, hepsi benzeri şekilde silahlı pusularda gittiler. 80 darbesi sonrasında da onların anısına nispet yapar gibi, benzeri zayıf bir teşkilat! Kürt milliyetçileri için kuruldu, tam tersi istikamette, İran, Irak ve Suriyedeki Kürt nüfusu, Türkiye aleyhine kullanıldı.

      Aziz ve necip! milletimiz uykuyu çok sevdiği için bir daha doğu illerimize o tarz çalışabilecek insan bulamadı devlet, boşluğu Kürt siyasi hareketi doldurdu. Burayı okuyanların büyük kısmı CHP ye oy veren insanlardır, son yılları bilmiyorum ama bir dönem CHP nin, Anap, DYP vs partilerin doğu ve güney doğuya gidemediğini biliyorum.

      Bilen varsa, aydınlatırsa sevinirim, misal CHP, MHP, İYİ parti birer yasal parti olarak, sizin temsilciniz olarak gidip Güneydoğu da teşkilat kurabiliyorlar mı?

      Oradaki insanlar da bu ülkenin güzel insanları, uzaylı değiller, siyasi partiler o insanların gözlerine bakıp senli benli sıcak bir iletişim kurabiliyorlar mı? İletişim kuramıyorlar ise ezberden konuşan ben değilim.

      Bu vesile ile, oralarda kenarda köşede, evlerinden çıkarken çocuklarının gözleri önünde, görev mahallinde, öldürülen o güzel insanları da yad edelim. Demek ki bir kaç bin tane işi bilen insan olmayınca, on milyonlarca anadolu ve istanbul bebesi doğu anadoluya giremiyormuş.

      Sil
  4. Mahfi Hocam,

    Öncelikle bilgilendirici yazılarınızı bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederim.

    Dolar/TL'nin yükselmesi ile ilgili olarak, yukarıda saydıklarınıza ek olarak, dolaşımdaki paranın artıyor olmasının etkisi yok mudur? M2 para rezervlerinin artışına bakıldığında 2016'dan günümüze TL para miktarı 2 kattan fazla artmış, bu durumda değerini yitirmesinin kısmi nedeni de bu değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hoca en iyisini bilir ama Klasik Miktar denklemi M2 'nin artma nedenlerinden biri olduğunu gösteriyor.

      Sil
    2. Evet var ama o en düşük etkiye sahip neden.

      Sil
  5. Faiz, Enflasyonun Nedeni midir Sonucu mudur?

    Bir safsatanin basi.

    "Ekonomide enflasyon yükseliyorsa kiralar artar, doğal olarak faiz de yükselir."

    vs.

    "Bizde faiz, yalnızca enflasyonu değil, onu da etkileyen döviz kurunu denetim altında tutmanın bir aracıdır."

    YanıtlaSil
  6. Türkiye tası tarağı toplayıp İdlip'ten çekilirse kur gevşer. Tabi ardından Esed de Esat olmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Malesef oyle degil. Idlib'den cekilmek demek Turkiye'nin Rusya'nin yorungesine tam olarak oturdugu anlamina geliyor. Bu durumda da kur gevsemez aksine daha da yukselir. Ya da sabit kalir.

      Sil
    2. eset de esad olmalı!. tam da egemen siyasal kafanın hezeyanları. yani esad rejimini ihvancılarla paylaşmadığı için suriyeyi tamamen küresel sermaye açıp pazar yapmak istemediği için yani tıpkı akepe zihniyeti gibi kararlar almadığı için bir gecede eset oluverdi. yani herif durdu durdu canı sıkıldı kalktı kendi vatandaşlarına saldırdı bunca yıl sonra. gladyo medyasının kalemşörleri bu siteye de sızmış galiba!.

      Sil
    3. Uzun vadede kur ve ekonomi üzerine etkisi olmaz.

      Suriye'nin çocukları bizim ülkemizde olduğu sürece Suriye hükümeti her türlü Türkiye içinde eylem ve huzursuzluk oluşturma imkanına sahiptir.

      Türkiye turizm gelirinin dip yapması için bir kaç Suriyeli haberinin Avrupa ajanslarında yayınlanması yeterlidir. Olumsuz her haber, turizm gelirinden en az 4-5 milyar euro'yu siler.

      Suriye hükümeti bunu pazarlık kozu olarak kullanır, Suriye için sürekli kaynak tırtıklar Türkiye'den, el altından tazminat da ister.

      Sanırım, Türk siyasetinin sıkışmasının sebebi Türkiye içindeki Suriyelilerdir. Bu adamlar ülkeden de gitmezler.

      Türkiye için en iyi çıkar yol, Suriye hükümeti içinde Türkiye lehine denge politikası izleyecek siyasetçilerin varlığıdır. Eh, mevcut Suriye siyasi yapısında bu da imkansızdır. Önümüzdeki dönem için de imkansızdır. Suriye hükümetini askeri olarak Rusya koruduğu için, Türkiye askeri olarak da yaptırım yapamamaktadır. Türk askeri işe yaramamaktadır.

      Suriye, Türkiye'ye şah çekmiştir. Türkiye'nin şah çekmesi için ABD ile anlaşması lazımdır. O zaman da Kürt unsurlar Türkiye'yı sıkıştıracaktır. İki ucu pis değnek dedikleri budur.

      Bu işin Suriye'ye finansal bir yükü de yoktur. Sattıkları petrolden bir kaç varil ayırmaları yeterlidir. Ülkesi yıkılmış, elindeki bir kaç milyon suriyeliyi de besleyebilen düzenini koruyabilen petrol geliri var. Daha da kötüsü, ülkede huzursuzluk yapabilecek Suriyeli nüfusu da yurt dışına yerleşti, kalanlar Suriye hükümetini destekleyen halk kitlesi, yıkıcı bir savaş sonrası isyan da etmezler.

      Türkiye, ordaki uzantılarını da finansal olarak sürekli beslemek zorunda, petrolü altını da yok. Hata ettim deyip ceketi alıp gidecek bir durum da yok.

      Ha ne olur? Türkiye'den 4-5 milyon Türk'ü gönderirsiniz Suriye'ye, Türkiye'yi sevmedik, Suriye'de yaşamak istiyoruz derler. O zaman Suriye hükümeti ile skoru denkleştirirsiniz.

      Sil
  7. Sanırım tren raydan çıktı

    YanıtlaSil
  8. Dolar, endeks olarak neredeyse cogu para birimine karsi gucleniyor. ABD ekonomisinde durumlar cok iyi veriler gayet olumlu ve bu uzun suredir boyle.
    Turkiyeye gelince zaten negatif reel faiz sureci icerisinde TLnin deger kaybetmesi cok normal. Buna bir de onumuzdeki gunlerde cari dengedeki aciklar ve butce acigi sarmali da eklenirse isler rayindan cikabilir.Bu durum TLnin uzerinde ciddi bir baski yaratabilir.Siyasi saglik ve sosyla gelismelerden bagimsiz konusursak sayet boylesi boyutta olgular kurda hareketlilige meydan verir.
    Turkiyenin yapmasi gerekeni yapmamis olmasi zaten bu boyutlara TLyi hazirliksiz birakmaktadir. Gectigimiz yazdan itibaren faiz indirimlerine ara vermek gerekirken tam gaz indirimlerle negatif reel faiz yaratildi. Dahasi onumuzdeki donemde enflasyonun baz etksinden kurtulup yukselme yuksek cikma durumu da cok olasi bu durum mevcut faiz seviyelerinde negatif reel faiz getirisini arttirirken TLdeki baskiyi da arttiracak.
    Su asamada tek olumlu durum Petrol emtialarindaki dusuk fiyat eksenidir. Bu durum en azindan bizim lehimize isleyen bir durum yaratiyor.

    YanıtlaSil
  9. Mahfi bey

    Sönmüş gözüken bir alevi yeniden harlı hale getirmek için sormuyorum.

    Bitcoin meselesi 1,5 - 2 yıl öncesine kadar epey konuşuldu Türkiye'de. Sonra alevi söndü. (İlgilileri elbette yakından takip ediyordur hala.)

    Sizce sebebi neler olabilir? Sadece genel ilgi niçin azaldı, bunu soruyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sadece Bitcoin icin degil yeni tum teknolojiler icin boyledir. Izahi asagida izah ediliyor makalenin malesef Turkce’si yok.

      https://en.m.wikipedia.org/wiki/Hype_cycle

      Sil
    2. https://translate.google.com/translate?hl=tr&sl=auto&tl=tr&u=https%3A%2F%2Fen.m.wikipedia.org%2Fwiki%2FHype_cycle
      ÇEVİRİSİNİ ŞÖYLE BIRAKAYIM.

      Sil
    3. Bitcoin gaz yapar ondan ilgi azaldı.

      Sil
    4. Elektrik fişini çekince geçmeyen şey para değildir.

      Sil
    5. Adsiz 00:29, Bitcoin su anda odemelerde gecmiyor zaten daha cok deger saklama araci az olarak da para aktarma icin kullaniliyor.

      Bunu altin gibi dusunebilirsiniz. Kimse altini odeme araci olarak kullanmiyor cunku hassas terazi ile odeme kabul etmek makul degil ancak bir nevi altin karsiligi olan kagitlari odeme araci olarak kullaniyorlar. Pek tabi bircoin de bu sekilde kullanilabilir.

      Sil
    6. Ben de hocama arada soruyorum ama Bitcoin ile ilgili cok cevap vermiyor, olsun saygim sonsuz. Bitcoini yakin takip edenlerden biri olarak soyleyeyim, gectigimiz yillarda teknik olarak gelisti, cesitli saldirilardan basarili bir sekilde cikti ve bu sene arzi yarilaniyor yani yakinda yine tvde gazetede yogun olarak konusulmaya baslanir.
      Sebebi arkadasin dedigi gibi hype cycle degil ama benzer bir arz soku. Bitcoinin arzi kodunda yazili oldugu uzere 4 yilda bir yariya iner bu da talep sabit olsa bile fiyatini yukari cekiyor.
      Deger saklama araci olarak kullanimina ek olarak, yeni gelistirilen Lightning agi ile kisiden kisiye aninda cuzi bir ucrete gonderilebiliyor.
      Kisaca dijital altin: Dolara karsi bile 2020'nin basindan beri %45 artti.
      Elektrigi cekince calismiyor diyen arkadas bankalarin, sanayinin hatta yakinda arabalarin bile fisini cekince calismadiginin farkindadir sanirim. Elektriksiz, internetsiz bir dunya yok artik. Ha bu arada opendime.com internetsiz bitcoin tasima araci :)

      Sil
  10. Hocam bütün yorumlara tek tek yanıt veriyor olmanıza bayılıyorum.her insana ve de görüşüne değer vermeniz ne kadar hoş.hayranlikla takip ediyoruz hocam:)

    YanıtlaSil
  11. Mahfi hocam, "bedavacı" değilim.

    "İktisatçı" belgeseli, YouTube veya başka platformlarda yayınlanacak mı?

    Bu konuda duyum alırsanız, twitter'da paylaşır mısınız?

    (Lütfen cevap yazınız.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuyu belgeselin yapımcısı olan Çiğdem Boz hocaya bir soralım.

      Sil
  12. 1923-1938 cumhuriyet döneminde yapilan yapısal reformların incelenip araştırılıp öğüt ve ders alınarak çok çok acil uygulanması gerektiğini aksi halde dolar 7 ,9 ,11 olur yada ülke olarak aklımıza başımıza alarak 4,3,2,1 de olur ne dersiniz hocam saygılar sevgiler sunarım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ku çıpası uygulamasında haberiniz yok herhalde.

      Sil
  13. Kral Çıplak sözünü kim deyince uyanma olacak? Yurt içinde dillendirilmesi pek fayda görmüyor, peki bunu kim diyecek de uyanış başlayacak kim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu anda Kral Çıplak diyeni dövüyorlar.

      Mezhep siyaseti olduğu sürece, demokraside en alt, dip dalgası dediğimiz insanlar mevcut iktidar tarafında yer alır. Türk siyasetinde kısa ve orta dönemde bir değişim isteği ve yönü görünmüyor.

      Akp kurulduğunda, ilk 2-3 ayında insanlar hemen meclise gireceklerini öngördü, bir kaç ay sonra iktidar olacağı kesinleşti. Ben o zaman CNR dı sanırım bir seminerde AKP ve CHP mecliste olacak demiştim, millet bana uzaylı gibi bakmıştı.

      O zaman dip dalgası hemen kendini belli etti, tepkiyi verdi. Şimdi, öyle bir tepkinin olmamasının yanında, öyle bir tepki olsa bile gidebilecek adresi yok.

      Sağ tarafın alternatiflerinin hepsi, mevcut iktidarın güdümünde ve mevcut iktidarın eski yöneticileri.

      Bu tarz ülkelerde içerden kimse kral çıplak demez. Dışardan hiç bir ülke de müdahale etmez. Bu ülkeler kendi hallerine devam ederler. Geçmiş yıllarda oluşturdukları servet yavaş yavaş ülkeyi terk eder. Uzun dönemli fakirlik, fakirlik ile gelen eğitimsizlik, eğitimsizlikle gelen dış dünyaya kapalı siyasi yapı ve sürekli dışa aktarılan kaynak ile giderler.

      Bir yerde patlar, bu patlama ya iç olgular ile olur, ya da dış bir kaç gücün artık yeterli kıvama geldiğini düşünmesi ile. Benim tahminim bugünkü değer ile Türk ekonomisi 550 - 600 Milyar dolar seviyesine düşer ise iç dinamikler bir patlama oluşturur. Şu an 850 Milyar seviyesinde olduğumuzu düşününce bir miktar zamanımız vardır.

      Türk devlet teşkilatını düşününce de bu dinamikleri bastırabilecek askeri ve polisiye güç vardır.

      Dünyadan dış müdahale olmaz, Türkiye Nato üyesi olduğu sürece kimse bize bulaşmaz.
      Türkiye ye dış müdahale için önce Nato dan atmaları lazım. Türk ekonomisinin de 500 Milyar dolar seviyesinin altında olması lazım. 500M dolarlık bir ekonomiye sahip ülke ile savaş yapmak maliyetli olur.

      Doların seyrinden ziyade TL nin durumu önemli. TL convertible olma özelliğini kaybetti. Ekonomik kurumsal yapıda zayıflıklar arttı. Duygusaldan ziyade, parası convertible olmayan tüm ülkelerdeki gibi TR ye de giren sıcak para miktarı düşecektir. Daha kötüsü Türkiyedeki otoriteleri, döviz cinsinden getiri elde etmek için zorlayacaklardır, misal EUR veya USD cinsi enstrüman çıkarmasını isteyip, döviz kuru riskini yatırımda Türkiye tarafına yıkma isteği ağır basacaktır.

      Direk yatırımlar için, üretim imkanı ve altyapısı Türkiyeden daha iyi olan ülkeler bulunuyor, bu ülkeler daha çok direk yatırım çekerler. Türkiye'deki direk yatırımlar ile ancak Avrupa pazarına ürün satılabilir, diğer pazarlar için Türkiye avantajlı değil.

      Türk işçisini geliştirebilecek teknolojik yatırımlar için Hindistan ve Doğu Avrupa ülkelerinin insan kaynak ve altyapıları daha çok güven veriyor. O ülkelerin tecrübeleri daha fazla.

      Türk siyaseti, şu anda dünya pazarlarına ürün üretmek, ticari hukuku düzenlemek veya ticareti, üretimi geliştirmek için gerekli esnekliğe sahip değil.

      Türk ekonomisinin en gözle görünür başarısı ihracat olacaktır, turizm ve mevcut firmaların ucuz işçilik ile avrupa pazarına ürün üretmesi gerekir. Başka aklıma yapılabilecek bir şey gelmiyor.

      Sil
    2. burada Garanti verilen köprüler, hava limanları, şehir hastahaneleri vb. ve bunların ücretlerinin kura endeksli olması aslında Kur riskinin milletin omzuna yüklendiği anlamı taşımıyor mu ki zaten?

      Sil
  14. 2020 krizin son aşaması mı olacak sizce hocam.

    Daha fazla idare edebileceklerini sanmıyorum. 2018 yılı yarısından itibaren krizin içerisindeyiz ve Eski krizler gibi birkaç aylık değil uzadıkça daha çok yıpratıcı oldu.

    Devletin kur baskılaması farklı alanları patlatacaktır ve şimdilik rayına oturdu görünen ekonominin. Yada daha doğrusu stabil sayılan ekonomi için bu baskılamalrın patlaması ve boşalması sonucu enerji birikimi 8 şiddetinde deprem yatacak gibi.

    Bence artı kabullensinler krizi ve çıkış için reformlara başlasınlar yoksa hem kendileri hemde ülke yok olacak.

    Umarım kriz bu sene olur patlar ve daha fazla uzamaz. Çünkü bu iş uzadıkça daha çok yıprattı bizi ekonomi. Belirsizlik sürekli herşeyi ertelemekle geçti 2018 yılından beri bu ortam aşırı gerhinleşti sosyal patlamalar la birleşirse daha kötü olacak.

    Biriken enerji boşalmaz sa depremin şiddeti ve süresi daha büyük olur. İşte ozaman hasar değilde yıkım olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşin kötüsü kriz derinleştikçe reform yapmaya direnç de artar.

      Sil
  15. Negatif reel faiz güçlü bir ekonomide, o da bir süreliğine, belki bir araç olarak kullanılabilir. Ancak cilalanmış rakamlarla payandalanmış bir kumanda ekonomisinde negatif reel faiz kaçınılmaz sonun şiddetini artırmaktan öte o ekonominin tüm unsurlarına hiçbir fayda sağlamaz. Ne yazık ki bunu yaşayarak göreceğiz. Yani Perşembenin gelişi çarşambadan belli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Negatif reel faiz; butce acigi veren, cari fazla veren kullandigi yerel parasi degerli buyume sorunlari yasayan dusuk enflasyonlu ve enflasyon sorunu olmayan bir ekonomide faydali sonuclar verir.
      Boyle bir ekonomide "Negatif Reel Faiz" sayesinde butce acigi hafifler butcedeki faiz odemeleri duser bu durum butcenin rahatlamasina sebeb olur. Hatta zamanla ekonomideki buyume faktorleri de isin icine girdiginde uzun vadede butce dengesi zamanla fazla bile verir seviyeye gelir. Bu da orta ve uzun vadede negatif reel faizin Butce deki kamu maliyesindeki faydalaridir tabii buyume olmak kaydiyla. Kisa vadede ise sadece rahatlama yaratir negatif reel faiz butcede.

      Yine negatif reel faiz sayesinde yerli paranin degeri duserek zayiflamasi saglanir bu da ekonomide uretim ihracat sureclerine katki saglar negatif reel faiz enflasyon sorunu olmayan bir ulkede buyumeyi ihracat uretim yoluyla arttirma olasiligi daha fazladir bizim gibi enflasyon gecmisi olan ilimli-yuksek enflasyonlu ulkelerdeki negatif reel faiz olgusundan farkli olarak. Bizde bu turlu durumlar tuketimi kredi kullanimini artirarak buyume saglarken negatif reel faiz enflasyonsuz bir ekonomide yerel parayi degersiz kilarak yatirimlari artirarak uretim ihracat ekseninde buyumeyi daha olasi kilar.

      Negatif reel faiz dusuk enflasyonlu enflasyon sorunu olmayan bir ekonomide yerli paranin degerinin dusmesine istinaden enflasyonun yukselmesine olanak taniyarak Philips egrisi denkleminde issizligi dusurucu etki yaratir. Negatif reel faiz boylelikle Dusuk buyumenin issizlik uzerindeki olumsuz etkisini sinirlamaya calisir. Dusuk buyume kosullarinda enflasyonun olusmasini saglayarak philip egrisi surecinin ortaya cikmasini saglar bu surec eger buyumeye piyasadaki hareketlilige neden oluyorsa surec zamanla issizliginde dusmesine olanak saglar.

      Son tahlilde "Negatif reel faiz" Enflasyon sorunu olmayan cari dengesi olan hatta fazla veren yerli parasi olan degerli buyume sorunlari issizlik sorunlari yasayan butce acigi olan bir ekonomi icin faydali sonuclar yaratabilir.

      Sil
    2. İşin doğrusu borç yaratan mekanizmayı çözmektir. Onun da yolu kamu kesiminin gereksiz israfı terk etmesidir. Kamu kesimi dünyanın harcamasını yaparken tasarruf sahibine negatif faiz uygulanması bozuk düzenin böyle devam etmesine hizmet eder.

      Sil
    3. Sn hocam, yanlis anlasilmasin ben negatif reel faizden yana degilim belli sartlar kosullar disinda.
      Benim bahsettigim ekonomik duzen daha cok Avrupada uygulanabilir bir mekanizma. Sosyal harcamalarin yuksek oldugu yerde gecmisten gunumuze tuketimin doydugu yerde kimse kolay kolay borclanmaya tenezul etmez. En azindan bir Amerika gibi bir Turkiye gibi surec yasanmaz negatif reel faiz kiskacinda. Boyle olunca da surec olumluya evrilmesi cok daha olasidir ekonomik durgunluk surecinde. En basta butce dengesine fayda saglayabilecegi asikardir hele hele mali disiplin israf onlemleriyle birlikte negatif reel faiz kamu maliyesini duzeltici etkisi cok nettir.
      Dahasi boyle ekonomilerde yerel paranin degerini dusurerek cari dengeyi artirici etkisini de unutmamak gerekir.
      Eger bu surec enflasyonun biraz kipirdamasina olanak verirse hem borclanma dinamiklerinin yaratacgi sismeleri berataraf eder hem de philips egrisi denkleminde issizligi isgucune katilimda olumlu neticelere imkan tanir.

      Mamafih bu surec yakin zamanda Avrupada olan uc asagi bes yukari buna benzer surectir.
      Ancak biz gibi ulkelerde mekanizma farkli isledigi icin bizi negatif reel faiz tabiri uygunsa;bizi bozar. Belki en fazla butceye katkisi olur en fazla issizligi dusurur o da ic tuketimin canlanmasi hasebiyle olur.
      Nitekim biz bu sureci 2010-2013 araliginda en net belirgin olarak da 2011de yasadik. O donem yapacagimiz yapisal reformlari erteledigimizden sureci ekonomiyi kuresel krizin yarattigi para bollugundan yararlanarak faiz politikalariyla yonetmeyi sectik boylece makro ekonomiyi yonetebilecegimizi dusunduk.
      Nitekimde 2010-2013 arasinda ulkenin ekonomi politikasi merkez bankasi eliyle yonlendirildi. Hukumete kalan dusuk faiz kosullarinda sadece mali disiplini iyi kotu saglamak tek seferlik gelirlerle mali disiplini saglamak gelir dagilimini bozmak ugruna dolayli vergileri artirarak sureci yonetmek oldu.

      Sil
  16. Piyasa dinamiklerinin yanına bir de sürü psikolojisini eklemek lazım. Buna teknik anlamda "beklenti" diyorlar. Dövizin artacağını gören herkes TL'sini kapıp gelirse bayağı bir yukarılara da çıkabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasada TL yok, TL olsa herkes döviz talep edecek.
      Mevcut TL sadece transaction işlemleri yapmak amaçlı yani fabrika mal almak istediğinde TL yi kullanıyor, maaş ödemesinde TL kullanıyor.

      Büyük firmalar eğer ithalat, ihracat yapıyorlar ise, parayı yurtdışı yerleşik banka hesaplarına taşıyor, Avrupa daki yatırım enstrümanlarına parayı aktarıyorlar.

      Merkez Bankası ve Hükümet bu gidişi geri çeviremiyor, bu insanları döndürecek tek hareket IMF gibi büyük ve kurumsal bir yapının Türkiye ye yatırım yapması olur.

      Merkezin tek hamlesi, Mahfi hocanın bahsettiği gibi döviz artışından kaynaklı enflasyonu düşürmek için yerlilerin döviz talebini yerlilerin parası ile devir daim iççinde karşılamak.

      Gerçek döviz çıkışında bu işlem işe yaramaz.

      Ekonomi azıcık hareketlendiğinde, işe yaramaz.

      Katar gibi abidik gubidik yerlerden gelen para iyi kazanç yaptı, ama çıkmak isterse döviz cinsinden tüm kazançlarını bırakmak zorunda kalacak, belki zarar edecek. Hükümet o abidik gubidik paralara kazanç gösteriyor.

      Tüm bü paraların kazançları, uluslar arası hukukta kazançtır, ödememezlik edilemez, halk ödeyecek günün sonunda.

      Sil
  17. 7Şubat 2020 de 4milyar dolarlık tahvil ihracı ve sonrasında bu doların euro ya çevrilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet, arbitraj yapmaz. Yapıyorsa bir tuhaflık var demektir.

      Sil
  18. Hocam vergileri mi artıracaklar yeni ZAMLAR mı yapacaklar???

    Gizli ZAM ne demek :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi de.
      Gizli zam diye bir şey olmaz. Zam zamdır

      Sil
  19. Hocam bir tür kur çıpası uygulamada dolayısıyla artışlar limitli kalacak ve kontrollü olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur cipasi biz gibi ulkelere gitmez. Ne cari dengemiz fazla veriyor ne butcemiz ne de dogal kaynagimiz var.
      Eger dogal kaynagi petrol ve dogal gazi olan bir ulke olsaydik ve geleneksel olarak da cari fazla butce fazlasi verirken de boylesi kur dengesizlik inis cikislari olsaydi. Iste o zaman boylesi bir ulkede boylesi bir Turkiyede Kur cipasi yerinde ve harika bir uygulama olurdu. En azindan makro ve mikro ekonomi olceginde belirsizlik bertaraf edilirdi.
      Ornegin boyle bir Turkiye dusunelim 1 Euroyu 6.60 fiksleyip cipaliyip 1Euro:6.60TL esitliginde TLyi Euroya baglayip yolumuza bakardik. Cunku petrol dogalgazimiz kendimize yetiyor disariya satiyoruz cari fazlamiz var butcemiz fazla veriyor. Kur hareketleri ile ugrasacak halimiz yok

      Sil
  20. Hocam yazınızı okuduktan sonra Wikipedia'dan Dxy'deki para birimlerinin oranlarını inceledim. Para birimlerinin oranları sabit midir, değişen ihracat-ithalat miktarına göre değişken midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para birimlerinin oranları ABD ile olan ticaret hacmine göre belirlenmiş bulunuyor. Şimdiye kadar bir kez Euro yürürlüğe girdiğinde oranlar ve yapı değiştirilmiş.

      Sil
    2. çok sağolun Hocam, benim için çok değerli bir bilgi.

      Sil
  21. hocam, Ankara'da yasiyorum, soğuk malum, termal içlik fiyatı sormak icin bilinen birkac magazaya uğradım, bir içlik fiyati 600 tl, hocam çok sinirlendim, bir icligi Türkiye'de üretmek bu kadar zor mu? bu kadar mi teknolojik bir ürün bu içlik?
    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ne güzel işte, 600 TL görünce, içiniz ısınır üşümezsiniz.

      Sil
  22. Merhaba hocam,
    ilk olarak kendimi tanıtıyım. Ben Emre. EM Structure mimarlık ve inşaat şirketinin sahibiyim. Durum şuki;
    ben ve arkadaşlarım yatırımlarımızı artık Türkiye değilde genel olarak yurt dışına çevirmiş durumdayız.Bunun başlıca sebepleri kurdaki sabitlenemeyen dalga ve iç piyasadaki gerilim. Hem inşaat sektöründe hemde farklı yatırım kanallarında Türkiye gerilemenin aksine tam bir dibi görme çabasında. Bir çok arkadaşım ihraacat yaparken gümrük sorunları nedeniyle artık kazandıkları paraları altın gibi değerli madenlere yatırıyorlar. Bu durumda Türkiye'deki iç piyasayı olumsuz yönde etkiliyor. Haklı olmamız bizi de üzüyor fakat TL deki erimeye karşı aldığımız önlem bu yönde. Bir diğer konuda işsizlik. Bu son 2 aydır mail adresime gelen iş başvurusu hatırı sayılır düzeye geldi. Bu durum bana şunu anlatıyor. İnsanlarımızdaki alım gücü her geçen gün düşüyor. Ortadoğu'ya baktığımızda, bizim orda ne işimiz var diyorum. Türkiye dünyanın en büyük jeopolitik önemine sahip bir bölge. Bu durumu lehimize çevireceğimize sürekli alehimize çeviriyoruz. Bir çok ticaret yolu ülkemizden geçiyor. Türkiye kadar 4 mevsimi en güzel şekilde yaşayan bir ülke yoktur. Tarih olarak ilk medeniyetler bu coğrafyada kurulmuş. Türk olduğumuz için mutlu olmak yerine sürekli başka milletlere özeniyoruz. Bu topraklardaki potansiyelin sadece %50 sini kullansak emin olun çok farklı bir yerden bakıyor olacağız. Bu durumu emin olun yabancı yatırımcılar görüyor ve el altından sürekli ülkemizden toprak satın alıyorlar. Fakat onların gördüğünü birazda biz görelim. Biraz gözümüzü açalım. Herşeyin iyisi Türkiye'de var. Bizim medical firmalarımız dünyadaki bir çok medical firmasından önde. Bunun gibi sayamayacağım bir çok alanda çok iyi mühendis, mimar, tasarımcı arkadaşlarımız var. Devletin sadece kendi çevresine değil diğer arkadaşlarımıza da yardım etmesini istiyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ilke ve inkilaplarını biraz dikkate alalım. Bazılarının sevmediği o adam bu ülkenin 100 yıl sonraki düşeceği durumu görmüş ve bir çok uyarıda bulunmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araplar ozellikle de Iraklilar sapir sapir yer yurt bina arazi aliyorlar. Ailece vatandas oluyorlar. Bu sayede hem kendilerini iklimsel siyasal sarsintilardan koruyorlar hem de TC vatandasligi aliyorlar cok cuzi rakama. Zaten mevcut yonetim Bu ulkenin gercek insanini sevmiyor bu araplari seviyor onlara deger veriyorlar. Araplarda bunu cok iyi biliyor tam gaz satin almalara devam ediyorlar.
      Yarin bir gun cok yakin zamanda politik guc olacaklari bize amir memur olup emir verecekleri cok net. Bizi kendi ulkemizde esir alip kole edecekler.. Demem o ki Turkiyenin kiymetli entellektuel sermayesi baska ulkelere giderken geriye kalanin yanina disaridan ne oldugu bilinmeyen lumpen bagirarak konusan istismarci islamci teror selefi vahabi takimi ithal ediliyor. Bu durumun olusturacagi kakafoni kulturel yozlasmislik uyusmazlik ileride cok buyuk sorunlari getirecek.

      Turkiye collesiyor salt cografi iklim duzleminde degil kulturel olarak da collesiyor. Zaten Ortadogu islam Teror batakliginda bir vaha olan Anadolu cografyasi gittikce collesiyor.

      Sil
    2. Merhaba Emre bey,

      Sizin de çok iyi bildiğiniz! gibi, eski Türkiye de bu durumlarda, hükümet değişir, yeni hükümet yeni bir IMF programı veya iyi kötü bir yapısal reform ile ile parayı alırdı, kaynak bulurdu.

      Şimdi, IMF seçeneği görünmüyor. Para gelmesi için bizim milletin siyaseti değiştirmesi gerekir. Miletimiz yerinde mutlu mutlu durduğuna göre, herkesin keyfi yerinde demektir. Şikayete lüzum bulunmamaktadır.

      Millet eskiden siyasetçiye yazarkasa filan atardı, şimdi onlar da kalmadı, bakıyoruz, siyasetçinin görebileceği bir eylem bulunmuyor. Bazı hayati vakalar gördük ki, hiç birinde siyaset kurumunu direk hedef alan hareketler değildi.

      Misal, Hataylı bir vatandaşımızın hayatını kaybettiği elim olayda, kendi annesi çıktı, Sn Cumhurbaşkanımızı Allah başımızdan eksik etmesin dedi. Büyük ihtimalle rahmetli arkadaşımız da Sn Cumhurbaşkanımızı çok seviyordu.

      Sil
    3. Turkiye halki secimini yapti. Yaptigi tercihin bedeli ne olursa olsun odeyecek. Bedeli yoksulluk caresizlik sefillik dogru durust egitim alamamak olacak. Bu bedeli oyle ya da boyle odeyecek. Kendi yere dusen aglamaz. Cok daha fazla yoksulluk carsizlik bitaplik halkimizi bekliyor. Bu durumda aglamak yok sikayet etmek yok halkimiza sukur etmek kaliyor. Sabrin sonu sefalettir.

      Sil
  23. Hocam sistemik çöküş geliyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna bir şey demek zor. Sistemik çöküş oldukça kapsamlı bir ifade.

      Sil
    2. Uğur Civelek bunu beğendi.

      Sil
  24. Hocam merhaba ekonomi ile baştan bilgi sahibi olmak istiyorum nasıl yapbilirim önerileriniz varmı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim Kolay Ekonomi kitabımla başlayın.

      Sil
    2. Hocam ders kitabı yabancı kaynak ne önerirsiniz? Bir de sıralama nasıl olmalı okunacak ders kitaplarının? Selamlar

      Sil
    3. Makroekonomi, Mikroekonomi ve Ekonomide Analiz.

      Sil
  25. dolar yükselmeye başladı çünkü yeniden dış ticaret açığımız yükselişe geçti yakında bu cari işlemler açığını getirecektir. bu da kur üzerinde baskı yaratır çünkü eskisi kadar sıcak para girişi yok. swap dth karşılıklarıyla oynayarak net hata noksan kalemini kullanarak baskıladılar. ancak o baskı ithalatımız sürekli azalırken ve dış dengesizlik azalırken cari dengesizlik iktisadi aktivasyonların zayıflamasıyla nispeten stabil olmuş iken işe yarıyordu. ekonomi yeniden pozitif tarafa geçmeye başladıkça kur üzerinde ciddi yukarı baskı gelecektir. rezervlerimiz zayıftır. kaldı ki öyle 2018 ağustosu sonrasında ciddi bir kur atağı gelmedi. gelirse halimiz yamandır.

    YanıtlaSil
  26. Hocam merhaba
    Youtube'da Altınbaş üniversitesinde yaptığınız söyleşileri takip ediyorum. Bu söyleşiler herkese açıkmı? Nasıl katılabilirim? Emeğinize sağlık teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söyleşiler herkese açık, hiçbir koşul yok, ücretsiz. Yer kısıtlı, 19'da başlamadan yarım saat önce gelirseniz oturacak yer bulabilirsiniz. Yoksa ayakta izlemeniz gerekebilir.

      Sil
    2. Bizim üniversitede 20 yıl önce, herkese açık akademisyen toplantılarının telefon numaraları olurdu, insanlar telefon ile bağlanıp dinlerlerdi. İsteyen ise fiziken gelir katılırdı.

      Şimdi bile katılırım bazen telefon ile.

      Memlekete 9 yıldır gelemedim, şimdi gitsem Altınbaş üniversitesine baştan aşağı pırıl pırıl bir bina, her köşede güleryüzlü personel, her tarafında kablosuz internet, her masada bir bilgisayar, her konferans odasında iyi bir projeksiyon cihazı vardır.

      Mahfi hocam, çakmayım diyorum, insanlara anlık ulaşmak zor değil, bütçe bile istemeyen işler oldu artık.

      Kerem Alkin'e söyleyin ayarlasın artık hocam. Hatta kızdırmak için deyin ki "Keremcan bile bilmem neyini canlı yayın yapıyor, biz bi söyleşiyi o kadar akademik ünvan ile insanlara canlı yayamıyoruz." Belki Keremcan adaşı gayrete getirir hazreti.(Bu arada Kerem isimlerinin aynı olduğunu yazıyı yazdıktan sonra farkettim.)

      Hocam, kendisine diyemezseniz bile bu yorumu gösterin okusun.

      Sil
    3. Bizim programlarımıza katılan Kerem Alkin değil Emre Alkin (Kerem Alkin'in kardeşi.) Canlı yayınla ilgili sorunumuz soru cevap kısmında karışıklıklar olabiliyor, o nedenle canlı yapılmıyor.

      Sil
    4. Doğru hocam, şimdi hatırladım, ben 2002 de staj yaparken Kerem Alkin benim staj yaptığım firmanın danışmanlarındandı.

      Türkiye'deki akademik bozulma, 1937 lerde ilk kötü sonuçlarını verdi. O zamanlar Almanya'dan kaçıp gelen akademisyenler başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere, Türk akademisine bir çeki düzen verdiler.

      Tarihçi, Halil İnalcık o günleri çok iyi anlatır. Alman akademisyenlerin, sizin ilgi alanınız Hitit Arkeolojisi olmak üzere yetiştirdiği Türkler, tarih ve felsefe alanlarındaki katkıları, çok iyi gençlerin yetişmesini sağlamıştır.

      Bazı Türk akademisyenlerin liyakat dışı kadro almaları, liyakat esası dışında ünvanlarının yükseltilmesi dikkatleri çekmiş, Alman akademisyenlerin de farklı ülkelerde iş bakmalarına ve ülkeyi terketmelerine sebep olmuştur.

      Halil İnalcık'a göre dünya çapındaki akademisyenleri kaçırmamızın yegane sebebi o senelerde meydana gelen liyakatsız kadrolaşmadır. Liyakatsiz kadroların milliyetçi ve siyasi söylemler ile Alman akademisyenlerin dışlanması için çabalamalarıdır.

      1965 yılında, İstanbul üniversitesinde meydana gelen, bir akademisyenin bir öğrenciye tecavüz etmesi, üniversite yönetimi ve akademik kadrolar tarafından akademisyenin korunması, yine dünya çapında başarılı bazı türk akademisyenlerimizin bunu sindirmeyip, millet meclisine konuyu taşımaları, sonrasında da mecliste konunun araştırılmayıp sümen altı edilmesi, Türk akademisine vurulan başka bir damgadır.

      Bizim mevzuya gelince, hatırladığım, staj yaptığım o iki aylık süre içinde danışma Kemal Derviş taraftarı iken, sermaye firmasının siyasi tercihi sebebi ile anti Derviş çiliğe hızlı bir dönüşü yapmıştı. Derviş o zaman, staj yaptığım grubun bir bankasına dokunmak istemişti, dönüşün sebebi de bu idi (sonrasında Kemal Derviş, o grubun iki bankasına birden dokundu).

      Rüzgar gülü ne diyelim, o piyasada bu malzemenin de bir alıcısı var. Biz bir zahmet o piyasaya emek satmayalım.

      Sil
  27. ihracat rekor kırmış 179 milyar doları aşmış. her zamanki gibi nicelik ön plana alınıyor. peki birim başına ihracat kazancımız ne olmuş?. birim başına 1,2 dolar. yani katma değerde düşüş var. nicelik artmış nitelik düşmüş dolayısıyla da katma değer düşük kalmıştır. çoğu ihracatçı likiditeye dönebilmek için salt stokları eritebilmek için işçilik ücretlerini ödeyebilmek için neredeyse maliyetine ya da çok düşük karlılıkla ihracat yapmış durumda. birim başına 1,2 dolardan 2 dolara çıkarabilseydik satış rakamı medyanını bu rekorun bir anlamı olurdu. bu haliyle yok. zaten bir ülkenin daha kendi iç talebini dengeleyebilecek üretim kapasitesi bile yok iken bu kadar ihracata odaklanması da ayrıca hatadır. bugün ihracata dayalı büyüyen tüm ekonomiler önce iç taleplerini rahatlıkla dengeleyebilen seviyelerde üretim kapasitelerine ve sermaye stoklarına sahip ülkelerdir. türkiye ekonomisi bu durumda değil ama öyleymiş gibi hareket ederek hata yapıyor.

    YanıtlaSil
  28. Azalan verimler yasasi nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Azalan Verimler Kanunu
      Bir üretim sürecinde veri teknoloji düzeyinde kullanılan üretim faktörlerinden birinin miktarı arttırılırken diğer üretim faktörlerinin miktarı sabit tutulursa, miktarı arttırılan girdinin ek birimleri üretim sürecine girdikçe toplam ürün bir noktaya kadar artar. Bu noktadan sonra eklenen birim girdilerle ek ürün miktarı azalmaya ve hatta verim düşmeye başlar. Bu ilkeye azalan verimler kanunu denir. Nedeni değişken faktörün verimliliği¬nin giderek azalmasıdır.

      Azalan Verimler Kanunu, ekonominin en eski kavramlarından biridir. Bir inşaatta sıva yapan işçi sayısını sürekli artırarak sıva işi hızlandırılabilir. Ancak bir noktadan sonra bu işçilere çalışmaları için gerekli sermaye malı (mala, kova vb.) verilmezse işçiler sadece kalabalık yaparak ötekilerin çalışmasını da engellerler ve verim düşer.
      Bkz. Mahfi Eğilmez, Ekonominin Temelleri, Remzi Kitabevi.

      Sil
    2. Hocam fazla maaş/mesai de buna örnekti diye hatırlıyorum. Kişi bir noktaya kadar çalışır sonra verimi düşer, ya da çok fazla maaş yerine daha az alıp kendine vakit ayırır, gibi.

      Doğru mu hatırlıyorum?

      Sil
    3. Maaşla ilgili verdiğiniz örnek bununla ilgili değil.

      Sil
  29. Zamanında, İstanbul Hükümeti işleri yapamayınca, yetkin insanlar Ankara hükümetini kurup, faaliyetleri oradan yapmışlardı. Hepsini de İstanbul hükümeti hain ilan etmişti.

    Şimdinin insanları, ne Tüik, ne hükümet verileri ne SGK verilerine inanıyorlar.
    Aralarından bir kaç tane de insan çıkıp, hükümeti geçtim, İzmir Bağımsız İstatistik Enstitüsü gibi bir dernek bile çıkaramıyor.

    Neden?

    Nedeni belli, bu tarz işler için sağlam bir insan kaynağı ve altyapısı gerekir. Şimdiki Türk insanında bunlar yoktur.

    YanıtlaSil
  30. Suriye'de saçma sapan bir savaş yüzünden gençlerimiz ölüyor, ülkede millet açlıktan kendini yakıyor, enflasyon tırmanıyor, işsizlik her ay yeni bir zirve yapıyor, bütçe açığı almış başını gitmiş ama biz Rusya'yı gıcık etmek için Ukrayna'ya silah alsın diye 200 milyon hibe yapıyoruz, israf tavan yapmış, liyakatsizlik yüzünden her gün doğal afet adı altında insanlar ya enkaz ya çığ altında kalıyorlar, sanayi ölmüş, tarım bitmiş, tek tutunduğumuz dal turizm salgın hastalık ve savaş korkuları ile kötü sinyaller veriyor ama dolar 6 lirayı aşmıyor, her şey şahane...

    Ülkemizde şu aralar gizli bir kur çıpası uygulandığı söyleniyor. Kur çıpasının ne olduğunu Mahfi hoca daha önce yazdı, elbette benden çok daha iyi bilir, açıklar da ben size halen ülkemizde uygulanan kur çıpasının ne olduğunu yazayım: dayak yeme, yüzüne tükürülme, kış kıyamette kovulup işsiz kalma, hatta fetöcü ilan edilip içeri atılma korkusu. Çıpası bu olan kuru o çıpaya bağlayan ipin ne kadar dayanacağını da siz hesap edin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ukranyaya 200milyon yardim buyuklugumuzun gostergesi buyuk ulke olmak istiyorsan superguc olmak istiyorsan cevre ulkelere yardim yapacaksin. Afrikaya yaptigimiz yardimlar ortada. Somalide ozellikle. Millet bununla gurur duymali

      Sil
    2. Ukranya değil Ukrayna sayın Adsız 13:33

      Sil
    3. Kafan güzelmiş birader güle güle kullan :D

      Sil
    4. Süper güç olmak için yardım yapılmaz. Önce süper güç olursun sonra yardım yaparsın. 5 milyon işsizimize kim yardım edecek? Ukrayna da bize yardım etsin ne güzel o da süper güç olsun biz de süper güç olalım, hep birlikte süper güç olalım.

      Sil
    5. Kendini yakan vatandaşın fotoğrafı ikonik ama daha ironik olan halkın fakirliği. Emekli maaşları 150-200 dolar. Bir de milyonlarca işsiz. İşsiz sayısı artıyor ama işsizlik oranı artmıyor. Bu durumda ben büyük ülkeyim diye kendi açların varken başka ülkelere para dağıtmazsınız.

      Sil
    6. 17:04, Türkiye devlet veya ülke olarak para dağıtmıyor, ülke yöneticileri o an için sözde fayda gördükleri için o parayı dağıtıyorlar.

      Türk yöneticilerin halk ile bir bağı yok ki. Türkiye deki açlar, açların kendileri ve aileleri dışında kimsenin umurunda bile değil.

      Sil
    7. Süper güç diye birşey yoktur.emperyalizm vardır.o da kapitalizmin bir üst aşamasıdır.öncelikle türkiye yarı sömürge bir ülkedir.çevre ülkedir iktidarlar kompradordur.çevre ülkeler de emperyalist olamaz para dağıtarak hiç olamaz :) ayrıca neden emperyalizme neden bu kadar heves ediliyor.abd nin emperyalist olması abd nin kendi iç çelişkilerini sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmıyor.türkiye emperyalist olsa da milyonlar yine ezilecek yoksul olacak sana pay mı çıkacak ey vatandaş.azıcık sınıfınızı bilin duygusallığı bırakın.sürüden ayrılın.

      Sil
  31. Çağın gerçeklerinden uzaktasın Mesuliyetli.

    YanıtlaSil
  32. Keşke kriz bir an önce gelse de kurtulsak çünkü geciktikçe daha beter olacak sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu anda kriz var, sorun yöneticilerin kriz varlığına uygun olarak ekonomik, siyasi ve hukuku kararları almamaları.

      Sil
  33. Rusya ve iran kendilerimi dolar şoklarına karşı nasıl koruyabiliyorlar petrol ve doğal faz bu kadar önemli mi ? Biz üreterek kendimizi hiç koruyamıyoruz bu eskiden beri boyle demek üretimizin bir karşilğı yok ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dogal kaynagi olan ulkeler genel olarak doviz soklarina karsi korunaklidir. Ama bunun olmasi icin bir kac sartin olmasi lazim. 1. Enflasyonun dusuk olacak 2. Cari Dengen dogal kaynak ihracatindan dolayi gsmhye orani cok yuksek olacak.

      Bahsettiginiz ulkeler Iran Rusya ve bir tanede benden olsun Azerbaycan gibi ekonomilerde tarihsel olarak ve geleneksel olarak enflasyon sorunu olan ulkeler. Herhangi bir amborgo olmadan da hatta Petrol fiyatlarinin 110-120 dolarlarda salindigi donemde bile enflasyonlari hic bir zaman %2-2.5 bandlarinda oynamadi.
      >Dolar sokuna karsi bahsettigim sartlari karsilayan ve zaten sabit kur rejimi uygulayan Big mac endeksini de referans alirsak parasi reel olarak da degersiz olan ulke Suudi Arabistandir. Ama bunun en buyuk sebebi ve boyle olmasinin en buyuk nedeni S. Arabistnda ne geleneksel olarak ne de tarihsel olarak enflasyon olgusunun olmamasidir. Zaten S. Arabistanin ben bildim bileli kuru 1Dollar 3.75 Riyal bandinda dolara fikslenmistir piklenmistir.

      Bize gelince bizim uretmemiz ve saglikli mali parasal bir ekonomi kurmamiz lazim. Bununda ilk yolu enflasyon belasini alt etmemizden gecer.
      Senin ulke olarak ekonomide ve enflasyonda en iyi oldugun donemde enflasyonun %8-10 bandinda dalgalaniyorsa bir baskasinin soz gelimi ABDnin enflasyonu ise %1.5-2.5 arasindaysa zaten aradaki en iyi ihtimalle yillik %7lik enflasyon farki bir sekilde bir yerden cikar bu birikimli enflasyon farki zamanla kurda yukselmelere dovizde soklara yukari yonlu dalgalanmalara otomatikman sebebiyet verir. Buna ancak faizlerini yuksek tutarak belli bir sure direnirsin. Ancak aradaki birikimli enflasyonun yaratacagi diyalektik orta ve uzun vadede senin kullandigin yerli paranin deger kaybetmesine isleyecegi cok aciktir.

      Sil
    2. İran ve Rusya'nın kendilerini dolar şoklarına karşı koruduğunu nereden çıkardınız? Rublenin değeri 2008 yılında 24 iken şu anda 64'tür. Usd ruble kuru 2 buçuk kattan fazla artmıştır. Daha 2011 yılında 10bin değerinde olan usd riyal kuru şu anda 42.000 seviyesindedir. 4 kattan fazla artmıştır. Bu ülkeler kurlarını koruyamamaktadır.

      Sil
    3. Rusya ve İran ekonomileri eğer petrol satışı yapmazlar ise, dünyanın en verimsiz ekonomileri arasındadır.

      Önümüzdeki dönemde, Türk ekonomisi de yapısal reformlar yapılmadığı için o yola doğru gidiyor, Türkiye de doğal kaynak olmadığı için hep beraber yaşayıp göreceğiz, döviz fiyatları yıl gelecek yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değer kazanacaklar.

      Sil
    4. 17:31 olarak devam ediyorum.
      Iran, Rusya ve Azerbaycan 2014-2016 arasinda diger dogal kaynagi olan ulkelerden farkli olarak Develuasyona gitmislerdir. Bunun baslica en buyuk nedenleri Petrol fiyatlarinin dususu olmustur. Bunun yaninda diger petrol dogal kaynak zengini ulkelerden farkli olarak bu ulkelerde ilk yorumumda bahsettigin petrol fiyatlari yuksekken bile enflasyon olgusunu surekli yasamis olmalari. Dahasi Iran ve Rusya denkleminde Amborgo surecinin uygulanmasi bunun baslica neenleridir.
      Mesela Amborgo sorunu olmayan Azerbaycan 2015den once sabit doviz kuru uygulamasi icerisindeyken ve cok ciddi cari denge fazlasi varken enflasyonu istenilen seviyelere indirememis ve petrol fiyatlari dustugu 2014 sonundan itibaren ulke krize girmis 2015de cok ciddi yuksek develuasyona gitmis ardinda da daha 1 sene dolmadan ikinci yuksek develuasyona giderek manati dalgali kura gecirmistir.

      Sil
  34. Hocam merhaba. 'Kapitalizm devamlı büyümeye muhtaç bir sistemdir' tanımı sık yapılır. Benim burada anlamadığım neden sadece kapitalizm büyüme muhtaçtır? Sonuçta hangi sistem olursa olsun büyümenin olması lazım insanların refahlarının artması için. Yani sosyalist bir sistem de büyümeye muhtaç iken neden bu tespit sadece kapitalizm özelinde yapılıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde borç miktarı o kadar büyük ki bu borcun ödenmesine imkan yok. Borç takla attırılmak zorunda. Borç da borç ile çevriliyor. Bu borca faiz de işlediği için borç sürekli büyüyor ama ödenmiyor ve ödenmeyecek. Gittiği yere kadar...

      Sil
    2. Dünya ekonomisi borcu, rakama bakarsanız çok yüksektir.

      Bu borç için sorunlu olan kısmı gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerin borcudur.

      Gelişmiş ülkelerin finans sistemi gelişmiş olduğu için, onların borçları türev ürünler ile artmış görünür. Pek çok türev ürün vardır, gelişmiş ülkelerin, özellikle Avrupa ülkelerinin borçlarında, ana alacaklı kurum dışında başka kurumlar tarafından da hedge edildikleri için borç iki veya üç kat gibi görünür.

      Türkiye de olmayan sigorta mekanizması mesela, Almanya'daki aynı miktar borcun Türkiyedekine göre kabaca 2.5 kat fazla görünmesini sağlar.

      Sil
    3. Kapitalizm, dönemsel bir ekonomik tanım kelimesidir. Bir kaç yüzyıl içinde bulunduğumuz sistemde, özellikle sermaye -kapital- sahiplerinin emek harcamak zorunda kalmadan para kazanabilmelerini ifade eder.

      Kapital sahiplerinin para kazanabilmelerinin de hukuki dayanağı devlet tarafından güvence altına alınmıştır. Bunlara kapitalist olmuş devletler denir. Kapital sahiplerinin, sermayeleri karşılığında para kazanabilmelerini kabul edip, bunu da içeren kurumsal yapılar oluşturan toplumlara kapitalist toplum denir.

      Daha önceki toplumlarda misal Osmanlı'da paşalar, Romada generaller sadece ünvanları sebebi ile yaptıkları emek işi dışında da ciddi gelir sahibi olabilirdi. Paşa ve General olmak önemli bir ünvan idi. O toplumlar da o sistemi kabul etmiş, kurumsal yapıları ona göre oluşmuş.

      Hem o eski toplumlar, hem de günümüz toplumları, ekonomik faaliyetlerini daha az çaba ile daha çok çıktı üretmek, daha verimli olmak üzerine inşaa ediyorlar. Bu bir diğer anlamda büyümeyi beraberinde getiriyor. Her ekonomik yapı, büyümeye muhtaç durumda. Büyümedikleri durumda, rakipleri tarafından ortadan kaldırılıyorlar. Büyümek, bir anlamda hayatını devam ettirmek ile eşdeğer.

      Bu açıdan bakınca, kapitalizm büyümeye muhtaç bir sistemdir ifadesi doğrudur, daha genel tabir ile her toplum büyümeye muhtaçtır kelimesinin ekonomik anlamdaki alt karşılığıdır.

      Türkiye, mesela, son 3-4 yıl içinde, dünyadaki rakiplerine göre yüzde 20 civarında küçüldü.

      Sosyal hayatta Türk halkı şu anda hissediyor. Türk hükümeti de hissediyor, Türk devleti eski günlerdeki gibi harcamak istiyor, daha çok kaynak ihtiyacında bulunuyor. Galiba devlet dış politikasını da önceki koşullarda önceki gelir düzeyine göre belirledi, şimdi zorlanıyor. Bu konuda bizlerin bireysel olarak yapabileceği bir şey yok. Hayat böyle, büyümek gerekiyor, büyümenin gereklerini yapmak gerekiyor.

      Sil
    4. 11 Şubat 2020 19:36
      Dunyanin borcu kime oyle bi anlatiyorsunuz ki sanki Uzaylilara borcumuz var ufolar gelecek basacak dunyayi girtlagimiza cokecek parasini faiziyle alacak sefil olacagiz.

      Sil
  35. Okullarda eğitim bitmiş. Fen dersleri laboratuvarlarda değil sınıfta yapılıyor. Deneyin videosunu akıllı tahtadan gösteriyorlar. Fen grubu öğretmeni deney gözlem yapmayı unutmuş. Kimse de öğretmene, ya arkadaş deneysiz,gôzlemsiz fen dersi mi olur, demiyor. 4 kg evrakla dolaşan öğretmen iyi öğretmen olmuş. Velhasıl bu eğitim işini çözemezsek 50 yila kalmaz devlet çozulecek.İnanmayanlar,Cumhurbaşkanlığı Forsundaki yıldızları sayabilir.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...