4 Haziran 2020 Perşembe

Amerika'da Irkçılık

ABD'nin Minneapolis kentinde siyahi George Floyd'u gözaltına almak isterken yere yatırıp boğazına diziyle bastıran ve ölümüne neden olan polis memurlarına tepkiyle başlayan olaylar bütün ülkeye yayılan protestolara dönüştü. ABD Başkanı Donald Trump'ın, güvenlik güçlerine, gereğinde ateş açılması talimatı vermesi olayın giderek büyümesine ve yayılmasına yol açtı. Protestolar ve yağmalamalar yayılırken polis de son derecede acımasız biçimde orantısız güç kullanmaya girişti. Dünya, bu yaklaşımın altında ABD’de bir türlü bitmeyen ırkçılığın etkisi olduğunu konuşuyor. 

Fransız düşünür Alexis de Tocqueville Amerika’da yaptığı incelemelerde Amerikan sistemi hakkında çok önemli gözlemlerde bulunmuş ve bunları ilk kez 1835 yılında yayımlanmış olan Amerika’da Demokrasi kitabında ortaya koymuştur. İlker Yılmaz, Sasam için yaptığı bir araştırmada Amerika’da Demokrasi kitabını ayrıntılı olarak değerlendirmiş ve ırkçılık konusunda Tocqueville’in saptamalarını şöyle özetlemiş[i]: “Eski toplumlarda köle, efendisiyle aynı ırktandı ve çoğu zaman bilgi ve eğitim düzeyi olarak efendisinden üstündü. Köle ile efendiyi ayıran tek şey, özgürlüktü. Köleye özgürlük tanındığı zaman, efendi ile köle kolaylıkla bütünleşirdi. Ancak bu durum, Amerika’da geçerli değildir. Öyle ki; siyahi bir insanı özgürleştirebilirsiniz fakat Amerikalıların gözünde o insanın bir yabancı olarak kalmasını engelleyemezsiniz. Yazar, bunu kitabında şu şekilde savunmuştur: Kölelik kavramı kaldırıldıktan sonra bile ön yargılar devam edecektir. Bu yüzden hiçbir zaman siyahiler Amerikalılar ile tam anlamıyla bütünleşemeyecektir.”

Alexis de Tocqueville’in 1835 yılında gözlemlediği ırkçılık saptamasının 185 yıl sonra da aynen geçerli olduğu görülebiliyor.

Demokrasi çok kolay gibi görünen ama gerçekte çok zor olan bir rejimdir. Sistemin temelinde hoşgörü vardır. Eğer hoşgörü yoksa demokrasi gelişemez. Hoşgörü dediğimiz şey aslında azlık haklarının korunmasıyla başlayan, fırsat eşitliği, yasalar karşısında eşitlik, ırk ve cinsiyet ayrımının yok edilmesiyle devam eden, siyasal iktidarın çeşitli denge mekanizmalarıyla ve her şeyden önemlisi kamuoyu aracılığıyla denetlenmesini öngören bir noktaya kadar giden çok kapsamlı bir yaklaşımdır. Demokrasi, kimin yöneteceğinden çok nasıl yöneteceğine ilişkin bir rejimdir.  

Batıda aydınlanmanın en önde gelen düşünürlerinden olan İngiliz filozof John Locke hoşgörüyü şöyle çerçeveliyor: “Hoşgörü, insan toplumlarının kalıcı bir barış ve huzur ortamında yaşayabilmelerinin vazgeçilmez şartıdır. Bu sadece bugün böyle değildir. Dün de böyleydi, yarın da böyle kalacaktır. Hoşgörünün iki temel alanı vardır. Birincisi, toplumsal hoşgörüdür. Toplumsal hoşgörünün sosyolojik bir olgu olarak yerleşmesi zaman alır. Hoşgörünün ikinci boyutu siyasal alanla, daha doğrusu devletin toplumsal hayattaki yeriyle ilgilidir[ii].”

İyi yönetimin de hoşgörünün de en büyük düşmanı kibirdir. Bir yerde hata varsa o hatanın nereden geldiğini görmek ve ona göre davranmak yaşamsal önemdedir. Bunun en önemli engeli kibirdir. Marksist iktisatçı Lord Meghnad Desai Kibir adlı kitabında küresel krize giren sitemde yanlışın nereden kaynaklandığını tarihte yaşanan ekonomik krizlerle açıklamaya çabalıyor. İktisatçıların kuşkuya dayalı araştırmaları bıraktıklarını ve kapıldıkları kibir nedeniyle krizi tahmin edememe hatasını nerede yaptıklarını göremediklerini, o nedenle de her sorunu tek bir teoriyle çözme hatasında ısrar ettiklerini anlatıyor[iii].

ABD Başkanı Donald Trump, polisin ilk anda uyguladığı orantısız gücün yarattığı ölüm olayı nedeniyle toplumdan devlet adına özür dileyip ve söz konusu polislerin derhal suçüstü mahkemesine çıkarılacağını açıklasaydı olaylar bu boyuta gelmeyebilirdi.  

Hatayı kabul etmek ve özür dilemeyi bilmek aslında basit ama çözüme dönük bir adımdır. Ne var ki günümüz dünyasında özür dilemenin zaaf olduğunun düşünüldüğü daha düşük kültürlerin görüşü dünyayı egemenliği altına aldı. Devleti yönetenler, olayların büyümesini engellemek yerine kendi seçmenlerine yaranmak için tam tersini yapar oldular. Böylece hoşgörüsüzlük hoşgörünün, karanlıklar da John Locke’un önderliğinde gelen aydınlanmanın yerini almaya başladı. Bugün hala içinde yaşadığımızı sandığımız demokrasinin karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlike budur. 




[i] İlker Yılmaz, http://sahipkiran.org/2016/09/03/amerikada-demokrasi/, Alexis de Tocqueville, Amerika’da Demokrasi (Çeviren: Seçkin Sertdemir Özdemir), İletişim Yyaınları, 2016.
[ii] John Locke Hoşgörü Üstüne Mektuplar (Çeviren: Melih Yürüşen, Liberte Yayınları, 2004. 
[iii] Meghnad Desai, Kibir (Çeviren: Ebru Kılıç), Koç Üniversitesi Yayınları, 2017

64 yorum:

  1. Hoşgörüsüzlük konusunda Amerika 'dan daha beteriz. Hiç değilse Amerika'da iade özgürlüğü var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, hem ürün iade özgürlüğü var:) hem de düşünce ifade özgürlüğü :)

      Aşağıda 17:10 da yazmış, Türkiye gibi ülkeler kendi otoriter rejimlerini gizlemek için ona buna çamur atıyorlar.

      Türkiye'de kadınların çocukları kaybolmuş, polis cobu yiyorlar. LGBT bireyler kendilerini ifade etmek istiyor, devletin tüm makamları onları dışlıyor, insanlar adalet yürüyüşü yapıyor polis gazı yiyor.

      Amerika gibi toplumlar bu sorunları çözer, öyle veya böyle çözer.

      Sil
  2. Tepkilerin bu kadar yüksek çıkmasının sebebi, 1) tüm eyaletlerde yasak olan ayrımcılığın toplum tarafından benimsenmesi ve ayrımcı kabul edilen harekete tepki verilmesi. 2) Beceriksiz Trump a duyulan nefretin dışa vurulması.

    Siyah biri yerine beyaz da öldürülse aynı tepki verilirdi. Polisin aşırı şiddet kullanımı söz konusu.

    Bu olayların en büyük yankısı da Türkiye gibi otoriter rejimler ile yönetilen ülkelerde aşırı şekilde yansıtılması, otoriter hükümetlerin bakın ordakiler neler yapıyor neler propagandası.



    YanıtlayınSil
  3. Güzel bilgi dolu paylaşımınız için çok teşekkür ederim hocam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi hocam çok güzel bir yazı...büyük ölçekte devlet küçük ölçekte aile için geçerli yazılanlar .çok begendim

      Sil
  4. “Devleti yönetenler, olayların büyümesini engellemek yerine kendi seçmenlerine yaranmak için tam tersini yapar oldular.“Hocam bana bu durum bir yerden tanıdık geldi.Sizde de oldu mu?:)))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Trump o kadar salak ki, yaptıkları ile kendi seçmenini de kaybetti.

      Sil
  5. Amerika'da Latin kökenli ve Afrikalılar çoğunlukla angarya işlerde çalışıyorlar buda ırkçılık bir nevi

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye de Suriyeliler de beyaz yaka en güzel işlerde çalışıyor. Mavi yaka Suriyeliler yeteneklerine göre asgari ücretin üzerinde ve aileleri ile gül gibi geçinip gidiyorlar.

      Batı dünyasında asla bir insanı asgari ücretin altında çalıştıramazsın, tüm işçiler sosyal haklarını tam olarak alırlar. Kaçak işçi var ise, hem patron hem işçi sorunludur, sorumludur.

      Bu yorumunuz, mevcut Türk otoriter rejiminin dayattığı, kendi kusurunu gizleme propagandasının sizi etkilemiş halidir.

      Sil
    2. Turkiyede suriyeliler beyaz yaka mi? Nereden bahsediyorsunuz pardon? Mavi yaka suriyeliler yeteneklerine gore calistiriliyor evet dogru ama piyasanin cok altina. Aylik calisanlar da gunluk yomiye calisanlar da boyle. Acaba diyorum yurtdisinda mi yasiyorsunuz ama talihsiz tespitlerinze devam etmissiniz. Bati dunyasinda aslanlar gibi calistirirsin insanlari asgari ucretin altina. Nerede isciler butun sosyal haklarini aliyorlar?
      Kacak iscideki sorumliluk dogrudur.

      Bu yorumunuz, komik .

      Sil
  6. Adamlar ülkelerinde bir ayrımcılık gördüler ve harekete geçtiler.

    Türkler ne yaptı? Türkan Saylan hasta hasta eziyet gördü, Türkler baktı.
    Hapislerde onlarca insan öldü, suçsuz insanlar hapislere atıldı, gazeteciler hapse tıkıldı Türkler yan gelip yattı.

    Sonra da diyorlar ki Amerika şöyle, Türkiye böyle. Eee böyle vatandaşa böyle hükümet.

    YanıtlayınSil
  7. Dün amerika'dan bir arkadaş yürümüş, whatsapptan bizle paylaştı.

    Polis ile konuşuyorlar, dertleşiyorlar, polis kimseyi itip kakmıyor,
    insanlar 4-5 yaşlarındaki çocukları ile yürüyorlar.
    Polis insanların çocukları ile yürüdüğünün bilincinde.
    Polis barikatların arkasında yarım litrelik su şişeleri var, susayan yürüyüşçülere polis su veriyor.

    Siyahların ellerinde pankartlarda "Black lives matter, All lives matter" yazılı pankartlar var, hepsi birbirine destek olmuş. Ortamda bizim eylemler gibi bir eylem de yok, yürüyüş var.

    Polis dahil kimse de Trump'u iplemiyor.

    İnsanlar ne istediğini biliyor, o da polisin adilce cezalandırılması.

    Bu ortamdan ırkçı bir hareket çıkmaz hocam, sizin başlık hatalı, adamlar niye yürüdüklerini çok iyi biliyorlar.

    Trump medyası ile de Türkiye de TV de gördüğümüz yağmaları gösterip,
    insanları kışkırtıyor ama Trump'a da ekmek çıkmaz hocam bu işlerden. geRi vites yapar yakında, yapmazsa partisini de indiriyor, partisi bastırır çeker adamı.

    arkadaşlarım cumhuriyetçi eyaletde, onların söylemine göre cumhuriyetçi parti de Trump'u indirelim demeye başlamış. Biraz ilerlerse Trump, adamlar çok oy kaybedecekler taşradaki cumhuriyetçiler mevkilerinden olacak. Eski başkanları GW Bush bile, neredeyse halka Biden e oy verin diye sesleneceğim, Trump'un ipini kontrol edin diyormuş.

    Biraz daha Trump gererse, Cumhuriyetçiler de Trump'un azlini Kongrede onaya getirirler diyorlar.
    Azil Temsilciler Meclisinden geçti, Demokratlar Kongreye mahsustan getirmediler diyorlar. Bu işler onlara fırsat vercek.

    Hocam, Amerika farklı, orda yaşayanları dinlemeden sistemi ve dinamikleri anlamak bizim için imkansız.

    Sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşin ben 6 yıl ABD'de yaşadım. İşin içyüzünü biraz bilirim ayıptır söylemesi.

      Sil
    2. Rosa Parks adlı siyahi kadın 1950 lerde bindiği otobüsün bu ırka ayrılmış arka kısmına geçmediği için ayrımcılık karşıtı bir hareketi başlattı. Aynı kadın ölmeden önce siyahi Amerikan başkanı ile bir araya geldi. Zincirlere vurularak başka bir ülkeye köle olarak getirilenler açısından durum pek de kötü değil

      Sil
  8. Bizim Reis bile ingiliçce twit attı, ırkçısınız oğlum siz dedi.
    Altına tabi bizim reisin hümanistliğini, insana duyduğu saygıyı bilmeyen amerigalılar yalan yanlış yazılar yazmışlar, hele biri dilim varmıyor f.şist demiş değerli büyüğümüze haddini bilmeyerek! Halbuki o adam ne bilsin, bizim reis f.şist olsa hiç o tiwiti atabilir miydi?

    Çok şükür ülkemizde, ekonomistler televizyonlardan rahatça yorum yapıyor, gazeteciler düşüncelerini rahatça dile getiriyor.

    Mahfi hocamız, amerigada olsa, CNNden şimdiye çoktan kovulurdu, ama ülkemizde öyle mi?

    Ekonomi yayınları ile bilinen NeTiVi hocamıza her zaman sahip çıkmıştır, halkımız da hocamızın ekranlardaki yorumlarını yapabilmesine destek vermiştir.

    En komiği de nedir bilir misiniz?

    Yıllar önce Yunus Emre demiş, "İlim kendini bilmektir". Kendini bilmeyenler, ona buna çamur atmıyorlar mı?

    YanıtlayınSil
  9. Gezi olaylarında Türk toplumunun duyarsızlığını görüp harekete geçmiştik, ben kafama kapsül yedim.

    Olaylardan sonra en çok üzüldüğüm, çevremdeki ve ailemdeki kişilerin sana mı düştüydü diye beni eleştirmesiydi. Evet bu işler bana düşmüştü, başka kime düşecekti? Herkes Türkiye'de kıçını koltuğuna yapıştırmış birilerinin bir şey yapmasını bekliyor, o sırada hırsızlar haklarını, paralarını ve geleceklerini çalıyor, kimse ses etmiyor.

    Türkiye'de bir yıl iş bulamadım, yazılım uzmanı olarak İngiltere, sonra da Amerika'ya geldim.

    Evet bu olaylar var, çalıştığım şirketin başta patronu, CEO'su, şirketteki tüm yöneticiler hemen ırkçılık aleyhine, siyahların hakları üzerine, siyahların tarihleri ve yaşadıkları sorunlar üzerine mesajlar ilettiler. Herkesin eşit hak ve adil davranışa sahip olmalarının önemini tekrar vurguladılar ki her çalışana ayrımcılık konusunda her sene ücretsiz zorunlu eğitim verilir, sınavlara gireriz.

    Şirket bize Amazon dan almak üzere ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı Amerikan yazarların eserlerini paylaştı. Her çalışana 3 er tane seçtiği kitabı hediye etti. Tek şartımız, kitapları okuyup komşularımızla, çevremizle paylaşmak.

    İnternetten ayrımcılık karşıtı ücretsiz yazılar şirket epostaları ile bizle geçen hafta paylaşıldı. İsteyenler bunları sosyal medya hesaplarından paylaşsınlar denildi. Beraber çalıştığımız arkadaşlar ile bunları okuduk, hepimiz 20 şer tane çıktı alıp komşularımızın posta kutularına bıraktık.

    Ben Türkiye'deki baskıyı çok iyi biliyorum. Türkiye'de baskı olmasının tek sebebi Türk insanının vurdumduymazlığı, başka bir sebebi yok.

    Dün masum insanlar hapislere atıldı Türkiye'de kimse sesini çıkarmadı, Mahfi hoca TV kanallarından kovuldu ekonomistler bile ses çıkarmadı, bugün milletvekilleri kovuluyor, yine kimsenin sesi çıkmıyor.

    Ben şahsen, elimden geleni Türkiye'de yaptım, burada da yapacağım.

    YanıtlayınSil
  10. 1-)Hocam merkez bankası ihracat için sağladığı reeskont kredisi benzeri ithalatımızın yüksek olduğu sektörlere çok düşük faizli kredi imkanı açsa ve genel faizleri yükseltip tüketim ve diğer kredileri kıssa acaba orta vadede cari açığımızı kapatabilir miyiz?
    2-)Genel piyasa faizinden çok düşük faiz verilse ihracat ve bu sektörler için bu ne gibi sıkıntılar doğurur? Kredilerin mevduata yatırılması gibi kayıplar olur mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 1) ne orta ne uzun ne de kısa vadede ucuz ihracat kredisi, ithal ikamesi kredisi cari açığı kapatamaz. Ne kadar kredi verirseniz verin ülkede petrol çıkmaz, kaliteli araba ucuz ve erişilebilir fiyata üretilemez, incik boncuk çin malları ile fiyat rekabetine giremez, bilgisayar üretemez, çip üretemez, tarım ilacı üretemez...

      2) krediyi alan başkasına kredi verir, karaborsa kredi oluşur, kredi tüketime gider, ucuz kredi, döviz, ev araba tarla alımına gider.

      Sil
  11. Hocam, Niall Ferguson'un Paranın Yükselişi kitabında bir dönem banka kredilerinde siyahi olan vatandaşların risk priminin daha yüksek olarak değerlendirildiğinden dahi bahsediliyor. Sonradan bu yaklaşım yasaklanmış tabii ki.
    Aydınlatıcı yazınız için teşekkürler hocam.
    Saygılarımla

    YanıtlayınSil
  12. Müzikte, sanatta, sporda, bilimde ve sosyo-kültürel-ekonomik hayatın diğer tüm alanlarında bu kadar katma değer yaratanlar, kendi ülkeleri olan Amerika'yı bu kadar iyi temsil edenler nasıl olur da salt ten renginden dolayı köleci zihniyetin önyargılarına hala maruz kalabilirler??!! Elbette ayaklanacaklar, elbette ses çıkaracaklar. Köleci zihniyet kabul edilemez.

    YanıtlayınSil
  13. Ya siyahi adamı Türk polisi öldürdü de haberimiz mi yok? ABD'deki ırkçılığı memleketi eleştirmek için kullanmayın. Tanzimat aydınları da aynı hataya düştü. Biz her zaman en kötüyüz algısı,çok aşağılık bir ruh halinin yansımasıdır.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçeklerin konuşulması, hataların eleştirilmesi aşağılık ya da yukarılık bir ruh halinin yansıması değildir sevgili kardeşim. Gerçeklerin o şekilde ya bu şekilde anlatılmasından rahatsızlık duyulmasıdır aşağılık ruh halinin yansıması. Gerçeklerden korkmayın.

      Sil
    2. Anonim 0029,
      Türk'e Türk propagandası o kadar içinize işlemiş ki, artık gerçekleri farketmeyen bir zombi haline gelmişsiniz.
      Hergün bir gazeteci masum hapse atılıyor, sebebi de birinin çaldıklarının ortaya çıkmaması. Milletvekilleri, parti başkanları hapse atılıyor. Uykuya devam.

      Sil
  14. Hocam merhaba,
    Yazılarınızı bu sıralar biraz geriden takip etmek zorunda kaldım. Bu vesieyle 29 Mayıs 2020 tarihli "İlk Çeyrek Büyümesi ve Kamuoyunun Bakışı" başlıklı yazınızda düzeltilmesi gereken aşağıdaki nazarlık iki yer olduğunu farkettim.
    Arz eder, saygılarımı sunarım.
    1. "Buradaki iki kritik mesele var:"
    Ki kalkmalı
    2. "Veri açıklandıktan sonra atılan twitlerden açıklanan orana güvensizliğin daha da armış olduğu görüldü."
    Artmış olmalı

    YanıtlayınSil
  15. Çok güzel yazı hocam teşekkürler.
    Keşke bizde de, bazen böyle dayanışma olsa :((

    YanıtlayınSil
  16. Hocam merhaba bloğunuzda üretimle ilgili bahsekonu ettiğim konuda vermiş olduğunuz cevabınız için teşekkür ederim.İçinde bulunduğumuz zaman diliminde arizi olarak gelişen pandemi sürecinde Tahakkuk eden vergi miktarları düştüğü gibi oluşan tahakkuklarda % 60 gibi ödenemedi bazı mükelleflerin vergileri ötelendi,banka kredileri alındı çeşitli ad ve miktarlarda ve bunların vadeleri var acaba gerek kredi geri ödemeleri,gerek ötelenen vergi ödemeleri,yeni tahakkuk edece vergiler bir kaç ay içinde zaman bakımından çakışacak ve kanatimce bu ödemeleri zamanında ödeyebilecek bir Ekonomik mekanizmanın çarkları çalışıp insanların bu yükümlülüklerini yerine getiremiyeceği yönünde.Sizce devletin böyle bir tabloda vatandaşın yasal yükümlülükleri ( kredi,vergi,sosyal güvenlik ) yerine getirebilmesinin önünü açmak bakımından para politikalarınamı yoğunlaşması gerekir yoksa maliye politikalarında çalışma tedbir alması gerekir.Zira finans açısından bundan sonra daha zormu olur yoksa maliye politikalarımı.Bıradan hareketle uygulanabilir ve uyulabilir bir süreçle ilgili yapılabilecek neler yapılabilir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İster para politikası ister maliye politikası uygulansın uygulamanın doğru yapılması ve hedefe ulaşması önemlidir. Gördüğüm kadarıyla bizde bunlar olmuyor. Bir takım teşvikler, paralar dağıtılıyor ama nereye ve kime gittiği belli değil.

      Sil
  17. Hocam, öncelikle çok güzel ve içeriği dolu yazınız için teşekkür ederim. Bu konuda benim naçizane düşüncem; dünyada devlet adamı vasıflarına sahip siyasetçilerin bulunmayışı ya da çok az sayıda olmaları. Siyaset, halkın beklentilerini/ gereksinimlerini karşılamak ve mutluluk ile refahını artırmak için yapılmalı bence. Ama genel manzarada siyasetçiler, siyasetlerini her koşulda iktidarda kalmak üzerine şekillendiriyorlar. Kısıtlı bir süreliğine bulunduğumuz dünyada, sonsuz süre kalacakmış gibi planlar, düşmanlıklar, savaşlar, sömürüler vs yapmak bana çok anlamsız geliyor. Paylaşamadığımız şeylerin hepsini bırakıp gideceğimizi bile bile, bu hırslara anlam veremiyorum. Hırsların değil, insan olma bilincinin galip gelmesini diliyorum

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun.
      Evet maalesef sorun son 10 - 15 yıldır dünyanın en ileri ülkelerinde bile ortaya çıkan politikacıların yeteneksiz, niteliksiz insanlardan olması. Ne var ki halk da onları seçiyor.

      Sil
  18. Hosgoru kelimesi tam anlatmiyor tolerans kelimesini, katlanmaktir isin esası. Yani ağırına gitse, kahrolsan da katlanacaksın. AB insan hakları mahkemesi "shock, disturb, offend" şeklinde tanımlamış, seni rahatsız eden ve katlanmak zorunda olduklarını. Bizde de,tahammül edilemeyen bazı etnik grupların rengi farklı olsaydı, aynı sonuç olurdu. 9dakika boğazına çökerek hayat söndürmek benzeri polis şiddetinde, yarışırız abd ile. İnsanın kendi iç faşizmini yenebilmesine daha gelemedik, URFaşizm her yerde. Siz kitap tavsiye ediyorsunuz hocam, ben de bir link tavsiye edeyim. http://www.openculture.com/2016/11/umberto-eco-makes-a-list-of-the-14-common-features-of-fascism.html

    YanıtlayınSil
  19. Hocam netflix yapımı “ when they see us” bu konunun işlendiği harika bir yapım. Trump’ın da gençliğinde aynı zihniyette olduğunu gösteriyor. İzlemediyseniz tavsiye ederim

    YanıtlayınSil
  20. Kimse doğacağı ırkı seçemez. Farklı ırktaki insanların dışlanmasına karşıyım.
    Ama her ırkında kendine has özellikleri olduğunu söylemek onları dışlamak anlamına gelmemeli.

    Irkların fiziksel ve kültürel özellikleri doğup büyüdükleri coğrafyaya göre şekillenmiştir.

    Bu sebepledir ki farklı ırkların eşit sayılarda olacak şekilde bir arada yaşamasına karşıyım.


    ** Günümüzde bazı ülkeler "Irkçılık yapmayın" sözünü yanlış anlamıştır. Bu durumu Ortadoğudan gelen bütün mültecilere kapımızı açmalıyız ve onların hepsini vatandaş yapmalıyız olarak algılanmıştır.

    Oysa ki farklı ırklar kendi ülkelerinde yaşamalı ve onlarla kültürel - ekonomik ilişkiler kendi milli sınırları ayrı olacak şekilde saygı ve sevgi çerçevesinde ilerlemelidir.

    Aksi takdirde aşırı derecede karışmış toplumlarda en ufak provakasyon iç savaş ve bölünme olarak sonuçlanır.


    Not: Karışık toplum olan Amerika neden ayakta diyeceksiniz. Çünkü dünyanın en güçlü ekonomik, askeri ve teknolojisine sahip. Her ülke Amerika değil....





    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biz sence karışık bir toplum değilmiyiz..Ataturk ne mutlu türküm diyene cümlesini neden kurmak zorunda kaldı sence.Osmanli zamani mesela.Nufus yapısını hiç inceledin mi.Cumhuriyet kurulduktan sonra büyük ermeni göçü oldu ama Özellikle balkanlardan bir çok insan da türkiye ye göç etti.Müslüman olması bir seyi değiştirmiyor. Yasam kültürlerini de getirdiler beraberinde.Bence yakin ve uzak tarihimizi bir oku derim.Hic bir derinliği gerçekçiliği olmayan slogonist milliyetçi soylemler esas dünyayı çıkılmaz noktaya götürdüğü gibi düşmanlığı da arttırıyor

      Sil
  21. Hocam niteliksiz politikacilar siyaseti kapladı demişsiniz ama ben ya bir yerde okudum ya da dinledim donanımlı insanların artık büyük şirketlerde iyi bir gelir ve makam imkani bolca bulduklarından siyasetten uzak durmalarinin da bunda rolü olduğuna dair bir saptama vardı.Malesef siz ve sizin gibi insanlar ben halimden memnunum dedikçe bu dünyanın kaderi değişmeyecek.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nir yanlış anlamayı düzelteyim. Ben halimden memnunum demiyorum. Bu şekilde biat kültürüne dayalı bir siyasetin içinde yer alamayacağımı söylüyorum.

      Sil
  22. Hocam merhaba;
    Sanırım bir küçük yazım hatası gözünüzden kaçmış: "Hoşgörü dediğimiz şey aslında azlık haklarının korunmasıyla başlayan..." cümlesinde "azlık" yerine "azınlık" olması gerekli diye düşünüyorum.
    Güzel yazınız için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Azınlık sözcüğü genellikle etnik azınlığı kapsıyor, oysa benim orada vurgulamak istediğim iktidar yanlısı olmayanlar. O nedenle azlık sözcüğünü kastan kullandım.

      Sil
  23. Teşekkürler hocam.Ben genelde köleliğin temel kaynağı savaş esirleridir diye biliyorum orda biraz tez üretmek için gerçekten kaçınılmış bence tartışmalı bir iddia

    YanıtlayınSil
  24. Sevgili hocam,

    Ben de modaya uyayım. Yazıda naçizane bir yerde düzeltme yapılması icap etmektedir.

    Yazıdaki cümleniz "ABD Başkanı Donald Trump, güvenlik güçlerine gereğinde ateş açılması talimatı vermesiyle olayın giderek büyümesine ve yayılmasına yol açtı.# şeklindedir.

    Olması gereken ise "ABD Başkanı Donald Trump'ın; güvenlik güçlerine gereğinde ateş açılması talimatı vermesi, olayın giderek daha da büyümesine ve yayılmasına yol açtı."

    Mahfi hoca candır, değerlimizdir.

    Sevgilerle.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O bölümde sıkıntı olduğunu sizin yorumunuzdan sonra bir kez daha okuyunca fark ettim ve düzelttim. Teşekkür ederim.

      Sil
  25. Aydınlatıcı, güzel yazınız için teşekkürler Hocam. Yüreğinize, kaleminize sağlık. Pek ihtimal vermiyorum ama hoşgörünün kazanacağı bir dünya dileği saygılar... ..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet umarım hoşgörü, kibrin ve hoşgörüsüzlüğün yerini alır.

      Sil
  26. Ortadoğuda olunca arap baharı, "demokrasi götürme yarışı"... Peki bu durum Amerika'da olunca ne oluyor?

    YanıtlayınSil
  27. Sevgili Hocam, blogunuzda yazılarınızı okumak büyük keyif. Keşke Sizin de bir youtube kanalınız olsa veya sık sık bir youtube kanalında konuşmalarınız yayınlansa. Bir çok ekonomisti izliyoruz ama Sizin yeriniz ayrı. Haftada en az 3 gün youtube da isminizi aratıyorum, belki yeni bir röportajınız yayınlanmıştır diye. Dilerim böyle bir proje gerçekleşir. Saygılarımla...

    YanıtlayınSil

  28. “Livaneli’nin Penceresinden&Batı’nın Kibri ile Doğu’nun Cehli Arasında”
    Kitabı okudunuz mu acaba?
    Okuduysanız görüşlerinizi öğrenmek isterim.

    YanıtlayınSil
  29. Mahfi bey

    Konu hakkında hiç bilgim olmadığı için soruyorum, tuzak soru olduğunu düşünmeyiniz lütfen.

    IMF
    Dünya Bankası
    OECD
    Standard & Poor's
    Moody's
    Fitch
    PricewaterhouseCoopers
    Deloitte
    KPMG
    Ernst & Young

    Yukarıda isimleri yazılı olan kamu & özel kurumlar Türkiye ile ilgili raporlarını hazırlarken, "istatistik verileri"ni; kendi istihdam ettikleri personelleri Türkiye'nin her tarafına göndererek onların topladığı verileri mi kullanıyorlar?

    Yoksa;

    Sadece ama sadece TÜİK'in "istatistik verileri"ni mi kullanıyorlar?

    Hangisi?

    YanıtlayınSil
  30. Hocam Amerika'da 40 mil işsiz var tarihin rekoru. Ancak s&p hala yükseliyor, piyasalar ile reel ekonomi arasında sizce de bir kopukluk yok mu?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey, korona olayı başlamadan yıllar önce, 3 Aralık 2017'de şu yazıyı yazmıştı ama bugün bile geçerliliğini koruyor:

      Piyasa Aldırmazlığı

      http://www.mahfiegilmez.com/2017/12/piyasa-aldrmazlg.html

      Yazının özeti:

      "İktisat bilimi"nin para temelli mekanizmalar arasında sıkışıp kalması, dünya genelinde finansallaşmanın artması nedeniyle; ekonomideki oyuncuların çok büyük bir bölümü, paralarını değerli tutabilecekleri yerlere gidiyor. Bu hamleler, bugün (2020'de) çok büyük miktarlarda oluyor. Pek çok ülkenin GSMH'sinden büyük fonlar, saniyeler içinde borsalar arasında dolaşarak kârlarını koruyabiliyor ve arttırabiliyor. Piyasaların "aldırmazlığı", korona döneminde bile yüksek.

      Sil
  31. “Borsa(Stock Market)’da beklentiler alınır,gerçekler satılır.” :) Dont’ you?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beklentiler 40 mil kişi iş bulur mu yani?

      Sil
    2. Tamamına Bulmaz...
      Ama salgın öncesinde abd ekonomisinin tarihinin en düşük işsizlik rakamlarını gördüğünü de unutmamak lazım.
      Şu an satın alınan,salgındaki en kötü noktanın aşıldığına dair kısa vadeli bir toparlanma.
      Sadece büyük fonların geleceğe dönük bakışlarında,bir hafta,10 gün veya 1 ay önceye göre daha iyimser bir moda geçmelerinden kaynaklandığını düşünüyorum.Buna bir de salgın nedeniyle abd deki para musluklarının sonuna kadar açılmasını eklersek,bu yükselişi açıklayabiliriz diye düşünüyorum.
      Ama 2020’de,salgın dışında,s&p nin fiyatlaması gereken çok önemli gelişmeler var.

      Sil
  32. Mahfi bey şu haberi dikkatinize sunuyorum:

    Webometrics, 'intihal' nedeniyle Türk üniversitelerini sıralamadan çıkardı

    https://t24.com.tr/haber/webometrics-intihal-nedeniyle-turk-universitelerini-siralamadan-cikardi,882773

    YanıtlayınSil
  33. Hocam döviz ve altın üzerinden iç borçlanmalar hiç olmadığı kadar arttı. 2012-2016 yılları arasında bildiğim sıfırdı. Bu devletinde dolarize olduğunu göstermez mi? Bu hata ekonomiyi nasıl bir riske sokar?

    YanıtlayınSil
  34. Hocam covid 19 sürecinde büyüme tahminlerine göre gelişmiş ülkeler eksi durumdayken gelişmekte olan ülkelerin az da olsa büyüme göstermesinin nedeni nedir sizce

    YanıtlayınSil
  35. nerede hükümete, erdoğana giydirecek diye merakla okudum ve hayret ettim. bence yazı eksik olmuş, bizimle hiç alakası olmayan bir konu da olsa, erdoğan mutlaka despotik bir lider olarak eleştirlimeliydi!

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...