8 Ekim 2020 Perşembe

Faizi Arttırdığımız Halde Dolar TL Kuru Niye Düşmüyor?

Ankara Atatürk Lisesinde okuduğum yıllarda bir şehir efsanesi anlatılırdı. Edebiyat hocası kompozisyon sınavında ‘Atatürk neler yaptı?’ diye sormuş. Öğrencinin biri de ‘Neler yapmadı ki?’ yazıp vermiş kâğıdını. Ve efsaneye göre sınıfta 10 alan tek kişi o çocukmuş.

Bütçe açığımız büyüyor mu? Evet, geçen yıllarla karşılaştırılmayacak bir hızla büyüyor.

Dış borçlarımız yüksek mi? Yüksek.

Enflasyonumuz yüksek mi? Çok yüksek.

Cari açığımız yüksek mi? Değil, ama yükseliyor.

Döviz ve altın rezervlerimiz yeterli mi? Değil, swaplar hariç tutulursa net rezervimiz ciddi miktarda eksi durumda.

Merkez Bankamız bağımsız mı? Yasada öyle yazıyor ama gerçek yaşamda durum pek öyle değil.

Uluslararası ilişkilerimiz iyi mi? Değil. Bütün komşularımızla ve AB ile sorunluyuz. ABD ile aramız fena değildi S 400’ler meselesiyle onu da bozduk. Rusya ile durumumuz net değil.

Risklerimiz yüksek mi? Çok yüksek. Dünyada CDS priminin en yüksek olduğu birkaç ülkeden birisiyiz. Ayrıca kredi notumuz yatırım eşiğinin çok altında ve sürekli geriliyor.

Hukukun üstünlüğü söz konusu mu? Değil.  Türkiye bu alanda dünya sıralamasında çok gerilerde.

İnsan hakları, düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğünde iyi durumda mıyız? Değiliz, hepsinde sorunlarımız var ve bu sorunlar artıyor.  

Şeffaflık sorunumuz var mı? Var. İleri düzeyde sorunluyuz.

İtibar ve güven sorunumuz var mı? Var, üstelik giderek itibar ve güven kaybediyoruz.

Yabancılar gidişin farkında mı? Farkındalar ve o nedenle geri çekiliyorlar.

Yerli piyasa aktörleri durumun farkında mı? Farkındalar ama para kazanma ya da kaybetmeme güdüsüyle kötüye gidişi ciddi bir durum değilmiş gibi takdim etme çabası içindeler.

Bütün bunları düzeltme yolunda gereğini yapma girişimimiz var mı? Yok, tam tersine durumun iyi olduğunu anlatma çabası içindeyiz.


Bu durumda faizi artırsak bile TL’nin değer kaybetmesine şaşırmamak lazım. Çünkü bilim, bütün bunların olduğu yerde ülke parasının değer kaybedeceğini söylüyor.

Atatürk Lisesinde sorulan soru gibi düşünürsek bu konuda şöyle bir soru ve yanıt söz konusu olabilir: 

‘Faizi arttırdığımız halde Dolar kuru niye düşmüyor?’ Niye düşsün ki?’

215 yorum:

  1. Faizi neden artırdık? Gerçekten etkili bir artış yapalım da TL'deki değer kaybını en azından geçici olarak frenleyelim diye mi, yoksa faizi artırmanın hiçbir işe yaramadığını cümle aleme kanıtlamaya çalışmak gibi bir zırvalık peşinde koşmak için mi?

    Bence temel soru bu. Eğer etkili bir faiz artışı yapılacak idiyse bunun en az 500 bp olması ve kimse inanmasa da 11 küsur olduğu söylenen resmi enflasyonun en az 2-3 puan üzerine çıkarılması gerektiğini ilkokul çocukları bile öğrendi artık. 200 bp artışı, hiçbir işe yaramayacağını bile bile yapmanın bence tek açıklaması, "gördüğünüz gibi faiz artırmak işe yaramıyor" diyebilmeye zemin hazırlamaktır.

    Bir sonraki PPK toplantısında faizi tekrar düşürmek gibi bir saçmalık yapma olasılıklarının bile bulunduğunu düşündüğümü belirteyim. Bu deli saçması politikalardan kurtulmanın tek yolu bu iktidardan kurtulmaktır, o zamana kadar daha ne saçmalıklarla karşılaşacağımızı bilmeye olanak yok...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Mahdut,

      Bu iktidardan sonraki de aynı iktidarın diğer kolu olacak.

      Adını koymak gerekir ise, CHP de neo-AKP olarak dönüşüyor. CHP iktidarı öncesi farkedilmez, iktidar olduktan bir süre sonra anlarsınız. CHP de cemaatleri bünyesine almaya başladı. CHP de gelenekselci - islam çizgisine giriyor, şu anda liberal islam kısmını CHP ye entegre ediyorlar. Yakındır, Erdoğan'ın değişim zamanı geldiğinde bayrağı onlar alacak. İsmi CHP olmaz da başka bir şey de olabilir, neticede aynı kök, dönüşüp neo-AKP olacak. Kansız tek çözüm bu.

      V7(2J{5Z4>v>~v}

      Sil
    2. Sn 16:25

      Bu "yok birbirlerinden farkları" muhabbeti baymadı mı biraz? Yani sizce AKP, CHP ve diğer muhalefet partileri ihvan-ı müsliminin farklı kolları öyle mi? AKP iktidardan indikten sonra bu partilerden hangisi iktidara gelirse siyasal islamın bayraktarlığını o üstlenecek, Atatürk devrimlerini, demokrasiyi, laikliği yok edip islami kurallarla yönetilecek bir ülke oluşturmak için o çabalayacak öyle mi?

      Bilmem ne kadar konuya hakimsiniz ama size bir sır vereyim, AKP emperyalist güçler tarafından iktidara getirildiğinde kendilerine verilen en önemli görevlerden biri CHP'yi ortadan kaldırmaktı. Bu konuda epeyce yol almış olmalarına rağmen başaramadıkları ortada. Konjonktürün tamamen değiştiği ve AKP'nin ihvanın son temsilcisi olarak kaldığı bu dünyada işlerin çok farklı şekilde gelişmekte olduğunu görelim ve aynı ezberleri tekrarlamayı bırakalım artık lütfen.

      Muhalefetin yetersizliği, pek çok konudaki iflah olmaz beceriksizliği, ürkekliği v.s. hepimizin malumu ama AKP gitse de bir şey değişmez iddiasında bulunmak biraz fazla absürd olmuyor mu sizce de?

      Sil
    3. Mahdut Bey,

      Dediklerinize katılıyorum; göstermelik ve hiç bir işe yaramayan (yaramayacağını da biliyorlardı) 200 bp bir faiz artışı yapıldı, mevduat faizlerini takip edenler zaten bunu görmüştür. Politika faizi 8.25 iken bankaların verdiği mevduat faizi ile politika faizi 10.25 olduğunda bankaların verdiği mevduat faizi aynı hiç bir değişiklik olmadı.

      Söylenecek şey çok ama söylesek de bir anlamı yok. Bu kafa (siyasal islam) saçma sapan islam ekonomisi ve cahilce ürettikleri saçma fikirlerden vazgeçmediği ve serbest piyasa ekonomisinin gereklerini yapmadığı sürece hiç bir şeyin düzelme ihtimali yok. Bu saatten sonra doğruları yapsalar ona da inanacak kimse yok, tren kaçtı...

      Eğitimin, bilimin, aklın, serbest düşüncenin, kişi hak ve özgürlüklerinin, hukukun, güvenliğin yok olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Gençlerin gelecek için en ufak bir umudu bir hayali yok, zeki ve parlak öğrencilerin bir geçerliliği yok. Okusa ne olacak bu ülkede? Bir ülkenin en kıymetli varlığı iyi eğitim almış gençleridir, onların da çoğu yukarıda saydığım sebeplerden ötürü bir şekilde bir daha geri dönmemek üzere yurt dışına gitmek istiyorlar.

      Bu ortamda ekonomi düzelse ne olur düzelmese ne olur; düzelse 3 sene sonra tekrar krize girer, boom and bust cycle.

      Ülke, yönetimi anadolu esnafı kafalı adamların elinde bir hiç olmaya doğru ilerliyor... Maalesef...

      Sil
    4. Beyler butun alternativ partilerin kurucu veya onemli oyuncularinin ayni patron tarafindan design edildigi bir ulkede A plani, B plani, C plani diye bir kurtulus olamaz....tek gercek cozum ki su anda yok...butun bu siyasi kirlilik ve statik hastalik icinde yetismemis bir temiz kirlenmemis bir lider ve onun gibi kurucular olmadan hic bir alyernativ cozum olmiyacak. Siyasal Islam, bas ortusu, CHP nin Ataturk arkasina siginmasi, vs. Vs. Bunlar gibi ideolojik ajandasi olan hic bir lider veya parti bu ulkenin derdini uzun vadeli surdurulebilir cozmez. Kurtarici liderin ve ekibinin objectiv hedef ve sorumluluk almasi ve buna kitlanmesi lazim...1) her yil vatandasin refahi artiyormu? Adam kadin cocuk daha mutlu mu, 2) her yil egitim seviyesi yukseliyor mu?, 3) her yil issizlik azaliyormu? 4) her yil teknolojil yetkinligimiz lider ulkelere yakinlasiyor mu? 5) her yil hukuk hak gercekten uygulaniyor siyasilerden temizleniyor mu? 5) dusunce ve soz ozgurlugumiz gelisiyormu? 6) hapisanede gazateci kalmadi mi? 7) halk gercek islami din kullanilmadan yasiyabiliyormu? Halk tekamul ediyor mu? Allahina gercekten yakinlasiyor mu? Yalan dolan dedikodu kotuluk zor kullanma adam oldurme kadin oldurme kaba davranislar ve her turlu kotu davranistan uzaklasiyor mu?....bos ideolojik degerler ile halkini yanlis yonetmek kacinilmaz...bu objectiv degerler ile kendini sorumlu tututan ve basarmak icin calisan lider ve ekibi tek cozum.....gerisi ortadogu da bir ulkede bir sonraki 4 yil

      Sil
    5. Selam Sn Mahdut,

      Baykal'a seni CB yapalım dediler, sağolsun, mecliste önlerini açtı.
      Söz verdikleri gün gelince de çapkın siyasetçimizin kaseti ile kendisini siyasetten temizlediler.

      CB adayı olarak 1. seçim karşına Ekmeleddin çıkarıldı, Ekmeleddin e seçim döneminde CHP den kimse sahip çıkmadı. Seçime kısa süre kala habersizce 70 küsür yaşındaki bir insan hazırlıksız aday yapıldı.

      CB adayı olarak 2. seçim karşısına parti içinden biri çıkarıldı, parti teşkilatı seçim sandıklarından ayrı tutuldu, seçim organizasyonu yapılmadı, yapan teşkilat mensupları seçim sayım gecesini nezarette geçirdi.

      10. CB Necdet Sezer de CHP ile on yıldan çok uzun bir süredir teması kesti.
      İşi bilenler, CHP nin neo-AKP olduğunu anladılar. CHP ismi ile olmaz belki, ama CHP içinde şu anda yetişip siyaset yapanlar ismi ne olursa olsun neo-AKP nin direkleri olacaklar.

      Her kritik gün ve seçimde CHP her türlü desteğini sağladı.

      2114 ün yazdığı gibi tüm partilerin meşruiyet kaynağı aynıdır, milliyetçiliktir. Menderes'in önünü açan Bayar, meşru kabul edilir çünkü Ata'nın başbakanıdır. CHP, Atatürk'ün partisidir. Alparslan asker çocuktur, Atatürkçüdür! iyi çocuktur. Necmettin meşrudur Menderes'in kolundan gelir miras hakkı vardır. Siyasal islam meşrudur, ordu önünü açmıştır, particilik oynayıp oy alması hakkıdır. Demirel, Menderesin devamıdır, mazlumdur.

      Soylu ile İmamoğlu aynı hocanın talebesidir, hocaları Özal'ın kan kardeşidir önünü açandır. Bahçeli'yi finanse eden, Akşener'i de destekler.

      Hepsi iç içedir, aynıdır. Milliyetçi söylem hepsini tek hizaya getirir. Ayrılıkları sun'i dir.

      Benim küçük Anadolu şehrimde siyasetin ağası olan bir aile var. Dedeler CHP, DP, AP çizgisinde yürümüş üç kere vekil olmuş, dede mevta oldu, şimdi siyasi mirasını sürdüren üç amcaoğlu var. Biri MHP milletvekili oldu, diğeri iki seçim önce CHP vekiliydi, sonra amcaoğluna kaybetti(ki önceki seçimde tam tersiydi). Kuzenleri de İyi Parti il teşkilat kurucu başkanlarından.

      Ben çocukken bunların babaları, babama derdi, biri Tansu'nun diğeri Mesut'un partiden aday olacaklar diye. Hangisi artık kazanırsa, kamu imkanlarını aileye aktaracak.

      Bakanlar, da böyle, vekiller de böyle. Çoğu vekil için seçilebilmek partiden daha önemli. Son 20 yıl sağ cenahı AKP konsolide ettiği için böyle, ki yıllardır MHP vekilleri parti yönetimlerine ne baskılar yapardı AKP ye yanlamak için, keza İYİ Partililer de açık kapı olsun AKP ile diyorlar. CHP belediyeleri de muhalefetmiş gibi olmanın muhalif olmaktan iyi olduğunu düşünürler, ödenekler de merkezden ona göre gelir, maliye ve sgk da ona göre az veya çok haşin davranır ki ödenekten kendilerine düşen kaynak artsın.

      b39)gG;83qv#rEt,

      Sil
    6. Sn 00:01

      50-60 yıllık siyasi tarihimizin özetini verdiğiniz için teşekkürler, sanırım bunları hepimiz az çok biliyoruz da artık önümüze baksak iyi olmayacak mı sizce de?

      Sil
    7. In 2002, twelve years after Margaret Thatcher left office, she was asked at a dinner what was her greatest achievement. Thatcher replied: “Tony Blair and New Labour. We forced our opponents to change their minds.” (Conor Burns, April 11, 2008)
      Thatcher Tony Blair neoliberalism.

      Sil
    8. Değerli hocalarım, kurla ilgilenileceğine, kalifiye insan, yüksek teknoloji , ağır sanayi hamlesi yapsak sizce TL miz değer kazanırmı?

      Sil
    9. Seçim sistemi değişmeden hiç bir şey değişmez.Liderlerin mutlak hakim olduğu bir sistemde değişim beklemek hayalden öteye geçmez.

      Sil
  2. Sayın Eğilmez, ekonomimizin tahlil değerlerini gözler önüne serdiniz, çok teşekkürler. Bu durum; Hastamızın tahlil değerleri çok kötü ancak hastaya moral vermek için çok iyisin, çakı gibisin değerlerin pik yapıyor deniyor, esasında hastanın yoğun bakıma alınması gerekmektedir, durumuna çok benziyor. Acaba hastaya iyilik mi yapılıyor, yoksa hasta zaten gözden çıkarılmış, Allah'a havale edilmiş midir?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hasta gozden cikarildi. Zaten coktan cikarilmisti. Ama hasta hayatta kaldigi surece doktor para kazanmaya ve zenginlesmeye devam ediyor. Doktorun amaci hastayi kurtarmak degil, kurtaramayacini biliyor zaten. Onun derdi hasta ne kadar gec olse o kadar iyi. Sonrasi, Malezya'da mureffeh bir hayat doktor icin. Bir de New York mahkemesindeki kara para davasi olmasa...

      Sil
    2. Hocam merhaba, tüm bu ekonomik göstergeler olduğu halde , Nisan-Mayıs aylarında kur 6,80 de neden sabitti?

      Sil
    3. Doktora (!) verilen görev bağışıklık sistemini zayıflatıp ölmese bile iflah olmaz bir hasta yaratmaktı. Bunun için kendisine açık çek verildi. Birlikte görev yaptığı aynı misyonun içindeki diğer doktorlar ile senaryo gereği kavga ettirildi zaman zaman, sistemi değiştirmede elini güçlendirmek için. Görev başarıldı gibi ama "eski toprak" hasta hala yaşıyor, yaşayacak. Sahibinin sesi üfürükçü doktor ise iki arada bir derede, elinde iki ucu .oklu bir değnek...

      Sil
  3. Mükemmel bir yazı olmuş hocam bu kadar çok sorun varken sadece faize taklmaları yapısal reformların "Y" sinin yapmamalarının sonucuna katlanıyoruz...

    YanıtlayınSil
  4. güzel yazı diye buna derler...vay gülüm yandı keten helvam,paran varsa dert yoksa bela , sayısal nasıl tutar diye oynayan bir ülke olduk.elindekinin değerini harbiden bil derim....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. -Yandı gülüm keten helva- sözüne değişik bir bakış açısı getirmişsiniz =)

      Sil
    2. Sayısalda sayılar 49'dan 90'a çıkarıldı. Eskiden bir ihtimali vardı fakat şimdi o da kalmadı. İşiniz şans oyunlarına kalmış ise on numara iyidir.

      Sil
  5. Kötü yönetildiğimizi , hatta yönetilmediğimizi rüzgarda sürüklendiğimizi düşünüyorum. Ne acı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 90 yaşıma girdim,ömür boyu bu memleketin kötü yönetildiğini gördüm en kötüsüde Menderes ti,Allah beterinden saklasın.

      Sil
    2. Yere göğe sığdıramıyoruz ama Menderes'i de Tayyip'i de

      Sil
    3. Anonim 18:33 amin diyemeyecegim cunku beterinden saklamadinini yasayarak goruyoruz zaten.

      Sil
    4. Menderesin farklı versiyonu

      Sil
    5. Kötü yönetimin tek sorumlusu kuralları dikkate almayan sorumsuz vatandaşlardır. Suçu öncelikle kendimizde aramalıyız.

      Sil
  6. Gayet net ve anlaşılır yazınız için teşekkürler hocam. Eskiye dönüp yeni strateji yaptık sanki . Yüksek kur , yüksek enflasyon , yüksek büyüme hedefi. Ancak şeffaflık , itibar ve güven , adalet ve özgürlük olmadan nasıl yatırımcı çekeriz bilemedim . Bilen birileri vardır umarım .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kimsenin de bildiğini sanmıyorum.

      Sil
    2. Ne yatirimci cekmesi? Kuzey Kore yatirimci cekiyor mu? Oyle bir derdi var mi? Kuzey kore'de ates olcmek icin kullanilan cihazlari gordunuz mu? Iki deligi var. Biri alina dayayip ates olcmek icin kullaniliyor. Diger delik atesi yuksek cikanlara karsi kullanmak icin, namlu deligi. Sonuc? Kuzey Kore'de Covid-19 vak'a sayisi sifir. Turkuaz tabloya filan da gerek yok.

      Sil
  7. Hocam! Kısa, öz, anlaşılır ve çok net olmuş. Beyne balyoz gibi iniyor:) Peki her şeye rağmen sepette biraz TL de bulundurmak mantıklı mı? Yoksa geliyor mu gelmekte olan, bu fiyatlardan TL yi sepetten tamamen boşaltmalı mı? Mesela 22 Ekim vadeli TL yi bozup $ almak mantıklı mı? Hesabıma göre TL getirisi dolar kurunda 8.055 denk geliyor. Kurda 8,055 üstü TL vadesi için zarar yazmaya başlıyor. MB faiz artışına devam edecek öngörüsü ile bekleyim diyorum vade sonuna kadar. sonra ilk fırsatta TL sepetini tamamen boşaltayım istiyorum. Mantıklı mı ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, takdir edeceğiniz gibi ben sizin yatırım sepetinize yön veremem.

      Sil
    2. Anonim, Youtube'da ve Paraanaliz sitesinde Murat Kubilay'in "Faiz Degil Tahsilat" konulu videosunu veya makalesini takip edin. Artik faiz getirisi degil getiriyi tahsilat daha onemli hale geldi. Sepetiniz kaydi degil fiziki olsun, bilmem anlatabildim mi?

      Sil
  8. Elinize sağlık Hocam çok güzel yazı olmuş yine. Erken seçim ile ilgili görüşünüz nedir merak ediyorum ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Gürsel,

      Erken seçim ancak AB veya Batı tarafı bastırırsa yapılır Türkiye'de. Onun dışında iktidar erken seçime ihtiyaç duymaz.

      2017 ve 2018 seçimleri bize iktidarın sandık tarafında önlemini aldığını! ispat etti. Seçim sonucu değişmeyecektir, yapılır ise Batı baskısı ile göstermelik bir seçim yapılır, Batıya iktidarın ne kadar güçlü! olduğu seçim sonucu ile gösterilir.

      Baas iktidarları için olağan bir durumdur, Batı baskısı ile erken seçim yapmak. Batı tarafındaki safların da sıklaşmasını sağlar, batıdaki Türkiye için ılımlı veya mantıklı masa çözümü isteyen kimselerin daha şahin kanatta konsolide olmasını hızlandırır.

      Bana göre erken seçim iyi olur.

      KH]r]QSEpK5&{mv

      Sil
  9. Müthiş , harika , nefis bir yazı.

    YanıtlayınSil
  10. Hükümetin aklına istifa etmek niye gelmiyor? Nedir bu kadar kendilerini vazgeçilmez görmelerinin nedeni? Hayret ediyorum. Ayrıca halkın bu tepkisizliğine de hayret ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hükümet meşruiyetini halkın değer yargılarından alıyor. İslam ve Milliyetçilik; AKP ve MHP; halkın yüzde 65 inin değer yargısını temsil eder.

      Arada ermenistan- azerbaycan çatışması gibi yapılan küçük şımarıklıklar da halkın yüzde 65 inin hislerine tercüman olur, halkımızı mest eder. O kadar mest eder ki, misal muhalefet görünen İBB Başkanı bile hemen lehte mesajlarını verir. Ayasofya da aynıdır.

      Şimdi biz bunlar hatalı adımlar dersek, siyaseten karşılığı yoktur. Diyen kişileri yüzde 30 bandı içine sıkıştırır.

      Napolyon diyor ki; düşman hata yaparken sakın rahatsız etmeyin. Türkiye hata yaptıkça bakın kimse sesini çıkarmıyor. Putin de bekliyor, AB de bekliyor. Libya'da hata yaptık, Yunan+Fransa hemen sert çıktı, Almanya sus otur yerine diye hemen sakinleştirmeye çalıştı. Bırak gitsin. Enerjisini bitirsin, sonra ister masa ister sopa ile yola getirilir dedi.

      Meriç nehrinin 50 km batısında Alman tankları dizilmiş bekliyor.
      Güney ege sınırımızın 50 mil açığında Fransız nükleer santralli uçak gemileri demir atmış.

      Suriye, Ermenistan, Libya bunlar Türkiye için çok küçük lokmalar, askeri şımarıklıklar. Çin motorlu, Kanada optik lazerli ucuz SİHA lar ile baş edemeyecek küçük gruplar.
      Daha Türkiye kendine denk bir askeri güç ile karşılaşmadı, hatırlatalım.

      Sopa sınırın 50 km batısında hazır bile.

      Halk konusuna gelince halkı önemsemeyin. Bu tarz konularda 80 milyon halk ile 80 milyon koyun arasında fark yoktur. Yani, Irak halkı çok mu istiyordu Nato ile savaşmayı? Yarısından çoğu istemiyordu. Irak ordusunun yüzde 80 i Nato ile savaşmak istemiyordu.

      Ne oldu? Bu işler halkın istemesi ile olmaz. Halk etkisiz unsurdur.

      n"<.hf4HhP5<u^E

      Sil
    2. Sahabettin bey (16:44) okudugum en guzel yorumlardan biri, tesekkurler.

      Sil
  11. Bu kadar net, bu kadar anlaşılır ve bu kadar sarsıcı bir yazıyı ancak siz kaleme alabilirdiniz zaten Hocam. Ellerinize, emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  12. Hocam yanlışınız var her şeyde çok iyiyiz. Araştırmanızı öneririm. Ekonomimiz çok iyi dolara bakmayın siz.

    YanıtlayınSil
  13. Peki hocam bir soru ekliyorum bizim milletimiz bunları düzeltmek istiyor mu, bunların farkında mı?

    Başka sorum yok.

    @y6C!mHSC`)*XhN

    YanıtlayınSil
  14. Dolar yükseldiğinde komiklikler espiriler havalarda uçuşuyor sinirime dokunmaya başladı nesi komik bunun
    Biz çiftçiyiz enteresan bir şekilde dolar arttığı sene biz çok iyi kazanıyoruz sene başında buğdayı 1500e satarsak masrafı alırız diyorduk 2 lirayı gören çeşitler oldu 1350 mısıra iyi olur diyorduk 1550i geçti ayçiçek uçtu gitti kendi kendimize acaba dolar hep yükselsemi demeye başladık bizim borçlarımız Türk Lirası ile olduğu ve senede 1 kere ödediğimiz için tl değer kaybetmesi borçlarımızı kolaylıkla ödeyebilmemizi sağlıyor sorum şu hocam Türk lirasının değer kaybetmesi borç siler yada enflasyon herşeyi olduğu gibi borçlarıda erozyona uğratıyor diyebilirmiyiz babam 2 senedir hiç şikayetçi değil durumdan ben memurum ben aşırı şikayetçiyim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam isimsiz,

      Babanız, yazdığınız durumda, TL borçlu (değer kaybeden birim); ama üretici. Ürettiği malın bir dünya piyasa değeri var. Dünya piyasa değeri olan her mal, altın gibi, gümüş gibi TL karşısında değerini korur. Babanız, TL diyarında üretim yaptığı için, ister istemez Euro diyarında üretim yapana göre daha az kazanıyor, ancak TL diyarında kazanır. Çünkü ürettiği ürün fiyatını ister istemez, TL nin değer kaybından ve babanızı olası zarardan koruyabiliyor.

      Sabit ücretlinin durumu çok farklı. Onlar tamamen TL piyasa fiyatına göre hizmetlerini üreten insanlar. Hizmet fiyatını sabit bir TL anlaşma fiyatı ile uzun vadeli satıyorlar. Hükümet enflasyonu hatalı ölçtüğü sürece gelir kaybına maruz kalacaklar. Ürettikleri hizmetleri dünya piyasasında kıyaslayıp satabilecekleri bir ortamları bulunmuyor. TL değer kaybını en çok hisseden, TL değer kazancını da en hızlı hisseden gruptalar.

      %)V'K/GH9w'[B`2

      Sil
    2. 16:04 baban gübreyi tohumu ilaçı öpücükle mi alıyor? Ya kullandığı mazotu? Yanağından makasla mı aldırarak mı ödüyor. Ya da bu saydıklarım dolara endeksli değilde kulak memesi kıvamına mı endeksli. Doğru mesleği seçmişsin. Ben bu yüzden memur olmak istemedim

      Sil
    3. Terbiyeli konuşun lütfen diyerek cevap vermek istiyorum
      Mazot fiyatlarımız geçen yıla göre nerdeyse aynı kaldı gübre fiyatlarımız petrolden dolayı çok oynamadı elektrik faturası yüzde yüz arttı ilaç fiyatları yüzde 50 arttı sadece sattığımız ürünlerde doğru orantılı arttı borçlar ise sabit kaldı 2 yılda borcunu ödeyemeyen çiftçi bizce zaten zombi olmuş krediyle yaşayan çiftçidir, konyada 2500 metre kareye 1 dönüm derler 1 dönüm karları 2 bin tl geçti yada bu seviyede çevirin bir çiftçi sorun 100 dönüm yer eker biçer araziler çok büyük bizce 2 senedir hatta 3 senedir borcunu ödeyen ödedi

      Sil
  15. Hocam çok güzel bir yazı. Daha ne olsun diyesi geliyor insanın.

    YanıtlayınSil
  16. Atatürk neler yaptı sorusunda ülke rejimini değiştirdi bir cevap olabilir. Gelenek ve görenekler ile yönetilen Osmanlı toplumunu, milliyetçi esaslara göre yönetilen bir devlet rejimine kavuşturdu.

    Adı üstündedir. Milli değerler devlet yönetiminde egemen kılınıp, islam ve din değerleri yönetimden çıkarılmıştır. İslam ve din, Diyanet işleri başkanlığı ile milliyetçi devlet otoritesi altına alınmıştır.

    O dönemlerin popüler bir devlet uygulaması idi. Türk insanı olarak devlet rejimlerimizi tarihte bir kaç kere değiştirdik. Hepsi kanlı oldu. Ya bir dış güç zorladı bizi, ya kanlı iç çatışmalar ile yaptık. Şaman, göktanrı dinlerinden İslam devletine geçişte de benzerini yaşadık. Devletler ve topraklar değişti, nesiller değişti.

    Günümüz milliyetçi devleti de akılcı ve mantıklı, pragmatik devlet yönetim geleneğine karşı kayıp halinde. Güzel bir toprağımız var. Toprağımızın etrafındaki tüm komşulardan daha güçlüyüz. Ama akılcı çizgiye yön veren devlet aklımız eksik.

    Devlet aklı eksik olunca, halkın eğitimi, barınması, şehirlerin yapısı da bozuk ve eksik oluyor. Akılcı yönetim olmayınca yukarda emek verip teşhis ettiğiniz sorunlar semptom olarak karşımıza çıkıyor.

    Şimdi geldiğimiz yolda milliyetçi devleti terk edip, akılcı devlete evrilmemiz lazımdır.

    Atatürk milliyetçiliği kavramı ile, salt milliyetçi kalan devlet yönetimi ile evrensel doğruların devlet yönetiminde kabulu ilkesi arasında bağ kurmuştuk. Ancak, bizim ahalimiz, 250 yıl önce bırakmamız gereken İslam gelenekçiliği seviyesinde kaldı. Bu ahaliye uygulanması gereken kontrollü demokrasi malesef uygulanmadı, veya uygulanamadı. Ahalinin gelenekselci yaklaşımının devlete sirayeti engellenemedi.

    Ahali ister istemez, son 250 yılda yaşadığı travmaları 500 yıl öncesinin fetihler devri özlemi ile gidermek istedi. Bir çocuk gibi o hayal ile kendini avuttu. Hayal olduğunun farkına varamadı, dünyanın değiştiğini, değişen dünyada bizim milletimiz kendisinin yobazlaştığını göremedi, devleti de kendisi gibi bağnazlaştırdığını farkedemedi. Sonucunda, dünyanın en büyük havaalının yapan, en büyük köprüsünü yapan, en uzun yollarını yapan, en çok HES ini yapan siyasetçinin söylemlerine kandı. Kanmaya da devam ediyor.

    Elimizde şimdi Türk-BAAS rejimi var.

    Bu tarz rejimlerde faiz-para ilişkileri ekonominin normal şartları altındaki gibi hareket edemezler.

    $VbT3kaPg`WHtgb

    YanıtlayınSil
  17. Ekonomiden pek anlamıyorum. Sizi de daha önce takip etmiyordum yeni takip etmeye başladım. Hocam en azından anlaşılır bir dil kullanıyorsunuz. Acaba bu maddelerin haricinde, merkez bankası karşılıksız para mı bastı? Bu kadar hızlı kötüye gidiyoruz. Selamlar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Günümüzde bütün paralar karşılıksızdır. ABD merkez bankasına gidin ve dolarınızı verin. Size karşılığında ne verecekler? Altın mı? Gümüş mü? Hayır sadece götürdüğünüz banknotunuzun yenisinden verebilirler =) Biz kredi musluklarını aşırı açtığımız için paramız değer kaybetti. Çoğalan şey değer kaybeder. TL de çoğaldı.

      Sil
    2. Siyasi ve jeopolitik riskleri de unutmayin. Yurt disi borclanmasi yapilacagi gun Sinop'da S-400 test etmek hangi akla hizmettir? O zaman gider pavyon faizi ile dolar borclanirsin. Yunanistan bile %1 ile borclanirken gider %6.5 ile dunyanin en yuksek dolar faizini verirsin. Bu devletin bir koordinasyon birimi filan yok mudur? Milli gelir artisi %2 olan bir ulkenin %6.5 ile dolar borclanmasi yurt disina %4.5 kaynak transferinden baska nedir?

      Sil
    3. Karsiliksiz para basimindan kastedilen bir ulkede basilan paraya karsilik gelecek uretim artisi olmamasidir. Bir ulkenin parasinin degerini belirleyen o ulkenin uretim gucudur (Osman Altug hoca iktisat 101 dersi yumurta analojisi).

      Sil
  18. Ekonomiden pek anlamıyorum. Sizi de daha önce takip etmiyordum yeni takip etmeye başladım. Hocam en azından anlaşılır bir dil kullanıyorsunuz. Acaba bu maddelerin haricinde, merkez bankası karşılıksız para mı bastı? Bu kadar hızlı kötüye gidiyoruz. Selamlar.

    YanıtlayınSil
  19. Merkez Bankası artirsa bile, politikacı TV ye çıkıp faizler düşmeli ben dindarim derse büyük fonlar köpek balığının kanayan av olan TL yi satmaya yöneldiler yıllarca da.
    Türkiye'deki tüm politikacılar dan kurtulmadikca herşey güvensiz malesef .

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben suçu hiçbir zaman politikacılarda bulmadım. Politikacılar halkın aynasıdır. Bence meclis halkımızı çok güzel temsil ediyor.

      Sil
    2. Anonim 16:25 çok haklısınız!. sorunumuz politikacılardan ziyade halkın bizati kendisidir. çalıyor ama çalışıyor diyen bşr halk her türlü zilleti hak ediyordur. çalışıyor dedikleri de bizi de görüyor çalıyor ama diyemedikleri içindir. halklar nasıllarsa öyle yönetilirler. şeker fabrikalarının kapatılıp yerine nbş ye mahkum edilen halk bunu alkışlıyorsa ve hasta garantili şehir hastaneleri yapılıyorsa yani hükümet sizleri hasta edeceğim sermayedarlara taahhüt ettim diyor ve buna bile ses çıkarmıyorsa bu halka her türlü zillet evladır!. ev araba gerisi lavanta dedi halk. bu ülkenin üretim kültürü olan tüpraşlar petkimler ereğlisi iskenderun çelikleri seydişehir alüminyumları tekelleri telekomları sümerbankları etibankları yüzlerce fabrikası cayır cayır üç kuruşa satılırken alkışlayan halka bunlar az bile!.

      Sil
    3. Çevremizdeki yaşam sahnelerine iyi gözlemlediğimizde;çoğunluk insanımızın davranışlarının ana kaynağı içgüdüsel-duygusaldır.Akıl ve mantık nadiren etki eder. İçgüdüsel kaynaklı davranışlarda korku,şiddet,hayatta kalma, üreme çoğalma,çalma-çırpma,güçlüye biat itaat ederek kolay yaşama ana kaynaklardır. Akıl,deneyim,ahlak,saygınlık,başarılı olma,geniş ufukla bakabilme becerisi,kendinden gurur duyma,öznel benlik kaynaklı davranışlar maalesef azınlık toplulukta gözlenebiliyor.Çoğunluğun bu düzeyde olduğu toplumlarda korku egemenliği kuramazsanız, önüne gelen size taciz eder.Önem vermez,değersiz görür.Geçmişte yaşadığımız deneyimlerde olduğu gibi çıkarına dokunduğunuz herkes size düşman olur.Gösteride yaparlar,demokratta olurlar.Hatta yakanıza da yapışırlar.Sözde hesap sorarlar.Ve hümanist bir yöneticiye güçlerini gösterdikleri için kendilerini kahraman bile sayarlar.Öğretmen olduğum için bu yaygın toplumsal davranış modellerini çok iyi gözlemledim.Tepkisel davranışlı,akıl ve vicdanı gelişimi eksik olan öğrenciler,iyi niyetli,yumuşak başlı,(konusunda uzman olsa bile) elbetteki tehdit unsuru olmayan öğretmene etmediklerini bırakmazlar.Ama tehdit unsuru olan öğretmenin karşısında birden değişir.Ya tepkisiz kalır(Önceki öğretmene yaptığı kahramanlığın kırıntısını gösteremez),ya biat itaat eder,ya da yalakalık-yanaşmalık yapar.İçgüdüsel yaşayan insanın davranışlarını denetleyen tek şey tehdit faktörünün büyüklüğüdür.Dişine uygun bulursa saldırır.Hele tamamen zayıf görürse saldırganlığı alay ve aşağılamaya kadar vardırır.(alçak eşeğe binen çok olur).Tehdit oranı yüksekse yukarıda yazdığım tepkileri gösterir.Yani otorite demografik özelliklerden dolayı mecburen ortaya çıkar.Şikayet edenlerin çoğuda kendi tarafının otorite olmasına kadardır.Güçlü olunca oda krallaşır. Zordur böyle toplumlarda yaşamak.Güçlü bir hayvan olamazsan yaşam alanın çok daraltılır. Özgürlük mü? Sadece hiçbir korkusu olmayan ahmakların ve güçlülerin (Para,iktidar,mevki v.s)lüksüdür.Sen her yerde kuşatılırsın. Bunalırsın. Vahşi hayvan sürülerinin içinde kalan insan konumundasın. Çevreni gözle,trafikte,apartman yaşamında,okulda,iş yerinde insan davranışları nasıl şekilleniyor. ve en tuhafı sivil toplum örgütlenmelerinde bile otoriter ve değişmez yöneticiler vardır.Bu halka az bile deme.Çile çeken biziz.Hoyratların öyle bir derdi yok.O Serengeti'de ki yaşamı kanıksamıştır.Daha iyi bir yaşam olabileceğini hayal bile etmez.

      Sil
    4. Kilavuzu karga olanin ... diyecektim ama bizim durumumuza daha cok uyan ata sozu, tezekten terazinin ...

      Sil
  20. Muhteşem tespitler ve açıklamalar. Hatta daha fazlada var yazmaya kalkarsak bu liste uzar gider

    Şeffaflık olmayan yerde devlet olmaz onun yerine mafya olur herşey gizli saklıdır.

    Açıklanan verilere kimse güvenmiyor ve kimisi açık söylüyor kimisi yarım ağız söylemeye çalışıyor kimiside bilmiyorum diyerek kaçamak cevap veriyor.

    Pandemi de açıklanan pozitif vaka sayısına güvenen yoktu ve sonunda itiraf geldi.

    Vaka sayısına güvenen yok.
    İşsizlik rakamlarına güvenen yok.
    Enflasyon rakamlarına güvenen yok
    Büyüme rakamlarına güvenen yok.
    Gelecekte ekonomik beklentilere güvenen yok.

    Rakamlarla oynarsanız sonucu bulamazsınız.

    Matematikte sorunun cevabını bulmak için doğru rakamlar ile işlem yapmak zorundasınız ki doğru sonucu bulasınız.

    Hayel ettiğiniz rakamlar değil gerçek rakamları yazmadığınız sürece sorunun cevabını bulamazsınız. Ülkemizde matematik bilmeyen sayısı çok fazla olduğu içinde kendi hocalarının bulduğu cevabı doğru kabul edersiniz.

    Acaba hocanız matematik biliyor mu. İşte doğru soruya buradan başlamak lazım acaba bizim akıl hocalarımız bize bilgi verenler ekonomi biliyor mu.

    Cevap. Fazi enflasyonun sebebidir. Bunun tersini söyleyen bu işi bilmiyordur diyorsa.

    En iyisi biz yeni biz hoca bulalım kendimize.

    YanıtlayınSil
  21. Her zamanki gibi çok güzel, kolay anlaşılır mükemmel bir yazı.
    Mevcut iktidar bunları yapmadı, doğası gereği bundan sonra da yapamaz.
    Yapabileceği ne var? Kurumların ve bireysel yatırımcıların tekrar TL ile "tanışmalarını" sağlamak ve bir şok yaratmak için 3 ay faizli,%25 yıllık faiz ödemeli Hazine bonosu çıkartmak!

    YanıtlayınSil
  22. Hocam tebrikler, çok güzel özetlemişsiniz.

    YanıtlayınSil
  23. kısa ve öz, emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  24. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  25. Sizi hatırladım. Hayri Baba'nın sınavında İng.'den kopye çekerken yakalanmıştınız.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayri Baba benim hocam olmadı. Bize Mualla gelirdi.

      Sil
    2. Sayın mahfi hocam sizi üniversiteden beri takip edenlerdenim. Sade bir dille özet geçtiniz. teşekkür ederiz.

      Sil
  26. "Enflasyonumuz yüksek mi? Çok yüksek"
    Tüik'in en az 3'e bölüp açıkladığı hali bile mi çok yüksek diyorsunuz hocam? :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir haber: Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 12.62’ye çıktı. Bu sonuç, dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında Türkiye’yi 14’üncülüğe yükseltti. Türkiye’den yüksek çift haneli enflasyona sahip ülkeler Güney Sudan, Sudan, Arjantin, Liberya, İran, Haiti, Etiyopya, Özbekistan, Angola, Zambiya ve Sierra Leone olarak sıralanıyor. Sierra Leone’den sonra da Türkiye geliyor.

      Sil
  27. hocam öncelikle emeğinize sağlık.

    Yaklaşık 40 yıldır devam eden, Sıcak paraya dayalı cari açık ekonomisi ile kalkınma maceramızın artık sonuna geliyoruz. Bu çarpık sistem ile Kalkınma bir yana, beklendiği gibi iflasa gidiyoruz.

    Şu da bir gerçek ki, neoliberal ekonomi tarihinde bu bizim modelle kalkınıp sınıf atlamayı başaran tek bir gelişmekte olan ülke yoktur. Bu gerçek ortada iken türkiye’nin yıllarca bu çıkmaz sokakta dolaştırılması tek kelimeyle vatana ihanettir. Sorumlulularından bu halk hesap sormadıkça da gidişat hep daha vahim olacaktır.

    Saygılarımla,

    YanıtlayınSil
  28. Bence hocamızın yazdıkları yeni şeyler değiller. Burada sadece aynı problemlerin (neyazık ki) devam ettiklerini ve/veya daha kötüleştiklerini görmekteyiz. İnsan hakları/fikir özgürlükleri konusu, Merkez bankasının kontrol altında tutarak gerekli bağımsızlağa sahip olmaması ve dışa karşı ''asarım, keserim, yenerim'' politikası en büyük etkenler. MONO NO AWARE

    YanıtlayınSil
  29. Bu yorum yazar tarafından kaldırıldı.

    YanıtlayınSil
  30. Bu zihniyetin geleceği nokta bu idi. Zaten geldik. Biz milletçe bazı şeyleri yaşamadan ders almasını bilmiyoruz. Maske tak diyorlar. Takmıyoruz. Sonuç olarak ölüyoruz. Yani toplumsal olarak önce ölüm döşeğine yatacağız, sonra bazı şeyleri idrak edip; yüksek ateş içinde yatacağız. Bekli birileri antipiretik ve antibiyotik ilaçlar enjekte edecek, sonra da içimizdeki mikroplardan arınacağız.

    YanıtlayınSil
  31. Çok güzel anlatmışsınız hocam. Bütün bunlar sadece paramızın değerini kaybettirmekle kalmıyor aynı zamanda hukuka güvenmek, adalete inanç, vicdan sahibi olmak gibi insani bazı değerlerimizi de kaybettiriyor. Kısacası iktidar hırsı uğruna, ülke olarak maddi manevi bütün değerlerimiz göz göre göre eriyor.

    YanıtlayınSil
  32. Doların düşmesi için faizin enflasyon oranını karşılaması gerekir lakin ülkemizde bu oranın kaç olduğu konusunda mutabakat mevcut değil,Tüik der %11,tüketici der %20,üretici der %30,MB der %9 vs.. böyle oluncada doğru rakam bulunana kadar faizin yükseltilmesi evladır lakin o rakamda sabit kalmayacağından enflasyonu kontrol edebilmek için faizleri kur misali günlük dalgalanmaya bırakmak daha etkili bir çözüm olacaktır.

    YanıtlayınSil
  33. Hocam, dolar kuru önemli değil siz Taze Kuru ya bakın,

    Uuuvv Elon Musk'un roketini hisse fiyatında deniyorlar,
    Mars'a kadar gitti, şimdi yeryüzüne dönüş aşamasında.

    Temmuz ayı başında 17 TL olan hisse 1000TL yi Eylül sonu geçti,
    şimdi 550TL.

    Millet hollanda lalesini bir şey sanıyor, lale bahçesini BIST'e dikmişler.

    İki ay önce dedik, SPK ne işe yarıyor acep?.

    Analiztin teki de şey yazmış vaktinde, ilerde gıda kıtlığı olursa diye piyasa gıda fiyat artışını satın alıyor . abooo dedim, minare kılıf olayının da ötesinde.

    Hadi biz terbiyeli olalım yorum yazmayalım, SPK oraları okumaz gelir buraları okur.

    YanıtlayınSil
  34. Mahfi bey yüzünüze estetik mi yaptırdınız?

    Elmacık kemiklerinizi törpületmişsiniz gibi gözüküyor.

    Burada: https://twitter.com/foderturkiye/status/1313811681135517698

    YanıtlayınSil
  35. Kesinlikle fevkaladenin fevkinde bir yazı olmuş.

    YanıtlayınSil
  36. Döneminin batı dünyasından bile zihniyet olarak 150-200 yıl ilerde bir lider olarak Atatürk'ün değerini iyi bilmek lazım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Onu bilsek burada olmazdık zaten.

      Sil
    2. Selam 1902,
      O dönem sadece Atatürk değil, yetişmiş tüm devlet adamları Avrupa seviyesinde hatta aldıkları eğitim avrupa seviyesinin bir kaç kademe üzerindeydi.

      Avrupa ile farkımız bizim halkımızın fakir ve bitap düşmüş hali, eğitimsiz cahil haliydi. Eğitimsiz nüfus Batıya kıyas ile aşırı yüksekti.

      Babamdan bir anı :
      Dedemin babası Çanakkale topçu subaylarından. Babam da mühendis. Babam üniversite 1. sınıfta fizik derslerine çalışırken şans eseri dedesi odasına girmiş. Kitaba göz atarken, atış hareketlerini görmüş. Şu yerçekimine göre atılan bir cisim yatay, dikey, hangi açı ile atılırsa ne kadar uzağa ne kadar sürede gider tarzı olanlar. Babamın dedesinin tabiri ile Hendese konuları.

      Oturmuş çözmüşler, o gün için babam diyor ki dedesinin yaşı 70-75 arası imiş. O yaşta kavramları çok iyi hatırlamış. Hatta fizik kitabında geçmeyen, rüzgar şiddeti ile o top nereye düşer hesabını da anlatmış babama. Babama demiş ki biz cephede (Çanakkale) siperler arasını mümkün oldukça çamur yapardık, askerin yoğun geçtiği yerlere sahte ağaç ile yükseltirdik ki düşman denizden topu attığında menzili yukarı sapsın, düştüğünde de şarapnel az dağılsın.

      O kurtuluş dönemi öncesi askere verilen eğitimin ne kadar çağdaş olduğunun göstergesi.

      Bizim diyaneti 20 yıl önce kapatıp, o paraları eğitime aktarmış olsak, ülke insanı çok farklı yerde olurdu. Ne bileyim, uyduruk mitolojik masalları anlatan kimsenin anlamadığı, kimseye de bir somut faydası olmayan arapça hikaye kitabını millete anlatmak için aşırı yüksek bir bedel ödeniyor.

      </#Uj*6fe\:Hb3.\

      Sil
    3. Çok güzel bir anı sayın 23.01, zaten öylesine bir zaferin arkasında bilimin etkisi büyüktür muhakkak. Hocamıza da yazısı için çok teşekkürler.

      Sil
    4. Tavsiyem önce "mitoloji kitabı" dediğiniz metni baştan sona anlayarak okumanız. Belki orada izafiyet teorisi ve büyük patlamaya ilişkin bazı şeyler görürsünüz. Göremezseniz ben size nokta atışı yer gösteririm.

      Sil
  37. Soru cevaplarla gayet basit ve anlaşılır bir şekilde anlatmışsınız paramızın neden değer kaybettiğini. Çok teşekkürler. Keşke, bunca haksızlığın hukuksuzluğun adaletsizliğin vicdansızlığın yaşandığı bir ülkede değerini kaybeden yalnızca paramız olsa..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben eğitimi boyunca doğru ve hızlı KARAR alması gereken hakimin KARAR alamadığına inanamıyorum. Üstelik KARAR alamayan hakimin maaşını da ödüyorum. Siz KARAR alamayan bir yöneticiye para veren patron gördünüz mü? Anadolu Medeniyetler Müzesine gitseniz yüzlerce alım satım, borç senet antlaşmasının işlendiği tabletleri görürsünüz. M.Ö'den günümüze gelen iştihat ve örnek davaların sonuca bağlandığı bir ülkede yaşıyoruz, hadi bunları geçtin en kötü kararı alsan ne yazar bir üst mahkemeye gidilecek otomatikman, ONA RAĞMEN KARAR ALAMIYORLAR, önlerinde bilgisayar, ceplerinde son model telefon, klima desen sıcak soğuk, katip desen hazır kıta, Mahkeme Salonu desen özel taştan saray ötesi, bir dirhem toz yok etrafta kaldırımda yürüyüp gelmişsin yağmur çamur demeden salona ama, KARAR da YOK! BUGÜN GİT YARIN GEL! EN BASİT DAVA BİLE GORDİON DÜĞÜMÜ OLDU, ASYA KRALI KİM ONU BULACAK HAKİM SANKİ!

      Sil
  38. Gazi'nin değerini bilen millet olsa Menderes seçilmezdi zaten,onun izinden çeyrek asır devam edilseydi Atatürk'ün vizyonunu gerçekleştirmiş Türkiye bugün AB üyesiydi ama tercihler bizi buraya getirdi ve ülke 21 yy da vizyonsuz kaldı,Atatürk'ün değerlerini iyi bilmekde bunu değiştirmez artık çünkü o değerler 20yy dünyası aitti.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Anonim,

      Atatürk'ün temel ilkesi olayları bilim ve akıl çerçevesinde değerlendirmek ve ona göre hareket etmekti. Sizce bu ilkenin modası geçer mi?

      Sil
  39. 2001 den beri basilan ve ulkemize saganak sekilde yagan paranin cekilmesi ile hersey netleşti..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sular cekilince kimin mayosuz yuzdugu belli olur

      Sil
  40. Mahfi Hocam ben sadece siz merhaba demek istiyorum
    Merhabaa

    YanıtlayınSil
  41. Hocam,vatandaşların ikinci ev satın alması yasaklanmalı,darphane takı olarak kullanılmayan altın para basmamalı,şirketlerin de çalışanların da uluslararası bir mahkemeye temyiz hakkı olmalı,Wall Street gibi kazandığımız parayı tekrar ekonomiye kazandıracak düzgün bir yatırım sistemi kurulmalı,dış politikada bugün ne yapılıyorsa tersi yapılmalı

    YanıtlayınSil
  42. Bence yapancılara enflasyon istatistiki olsrak inandırıcı gelmiyor,aslında hickimseye inandırıcı gelmiyor.açıklanan enflasyon %x,faiz %x+0,5..
    halbuki enflasyon gerçekte %3x filsn dolayısıyla faizin %3x+1buçuk olması lazım,tcmb nin politika faizini acilen bin baz puan filan arttırıp %20nin üzerine çıkarması lazım.bu bile kuru geriye götürmez ancak yerinde saydırır.bu da enflasyonu düşürmek için gerekli desteği ve fiyat istikrarını saglar..

    YanıtlayınSil
  43. Hocam çok açıklayıcı bir yazı olmuş tebrikler. Bir kaç sorum olacak bu şekilde devam edersek en kötü senaryo ne olur? Çözüm için adım adım neler yapılmalı? Erken seçimin bu tabloya uzun ve kısa vadede nasıl bir etkisi olur?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Nacizane yorumum, en kotu senaryo moratoryum ilan etmek olur. O safhaya gelmeden en uygun cozum IMF'ye gitmek ama ne bizim hukumet IMF'ye gitmek ister ne de IMF Turkiye ile anlasma yapar (ABD vetosu var). Cozum icin ilk adim sermaye kontrolu getirilmesidir. Erken secim olmaz, ama erken secimin tetikleyicisi sermaye kontrolu getirilmesi olabilir. Her ikisi de riskli ve surpriz sonuclara gebe oldugu icin 1. cumleye geri donulur: Moratoryum ve ardindan OHAL.

      Sil
    2. Artik Yeter!
      IMF ve Secim olayi diye bir sey yok!
      Secim mecim gecim yok!
      IMFye gitme yok!
      Yok oglu YOK!

      dediginiz gibi biraz akli basinda olan saf olmayan mantikli dusunebilen biri icin once Sermaye kontrolleri sonra morotoryum ve hemen akabinden OHAL!

      Sil
  44. Hocam sizce Dolar kuru daha da cikar mi Faizlerde buna paralel cikar mi?

    Semih Mahcupadis

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Semih bey, dolar kuru çıktıkça faiz de ona paralel olarak çıkarsa enflasyon da bunların her ikisine paralel olarak çıkar, böylece faiz sebep, enflasyon sonuç hipotezi dolaylı yoldan da olsa gerçekleşmiş olur. Bu bağlantıyı kurduktan sonra sorunu çözmek amacı ile faizi düşürürseniz döviz ve enflasyon daha da hızlı çıkar, sorun orada...

      Bu arada, dolar kurunun çıkmaması için ortada bir sebep olması lazım. Yani çıkmasını engelleyecek herhangi bir şey, örneğin Ankara'da dolar madeni bulunması, gökten dolar yağmaya başlaması gibi bir mucize olmadıkça dolar kuru çıkmaya devam eder. Bunların gerçekleşmesi biraz zor görünüyor derseniz, o zaman bu iktidarın gitmesi ve ekonominin başına en azından kendi doktora tezini kendi yazmış, tercihan 10 yıllık falan yönetim tecrübesi bulunan herhangi bir iktisat fakültesi mezununun geçmesi gerekiyor...

      Sil
  45. Hocam TCMBnin blogunda cok harika makaleler var. Cogu da kisa anlasilir ve bilimsel verilere dayanan grafiklerle cozumlenen yazilar. Herkese bu blogu tavsiye ederim. Adini sanini duymadigimiz kiymetli ekonomistlerce yazilmis makaleler mevcut. Salt Turkiye ekonomisi icin degil. Ekonomi bilimi icin genel gecer cok degiskenli makro analizlere rastlanabiliyor.

    https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/enflasyonun+yapisal+unsurlarina+bir+bakis+demografi

    Hocam siz bu blogdaki yazilari okuyor musunuz?

    YanıtlayınSil
  46. Hocam uzun süre boyunca yabancı yatırımcının kolay kolay yapılanları unutmayacağını söylediniz,siz ve artık ana medyadan uzaklaştırılmış ya da kendi tercihiyle yer almayan değerli ekonomistlerimiz. Londra borsasında TL bulmak kolaylaştırıldı ancak bu gecelik swap faizlerinin yüzde binlere ulaştığı zamanlarda bile yeterli önlemler alınmadı. Pazartesi gününden itibaren yukarı yönlü bir hareketle yine güçsüz ve güvensiz TL'ye karşı yön alınmayacak mı? Günü kurtaramadık, savaşı da kaybettik. Önlem adı altında getirilen TL'ye ulaşmayı zorlaştırmanın bize tek bir pozitif etkisi oldu mu?

    YanıtlayınSil
  47. Hocam Bulgaristan ekonomisini inceledim gerçekten iyi bir ekonomi. Bulgaristan kamu borcunun milli gelire oranı %20 seviyesinde. 2010 yılından sonra cari fazla vermeyi başlamışlar. 2016 yılından beri de bütçe fazlası veren bir ülke. 2007 yılından beri de tasarruf oranını arttırıyor. 2019 yılında tasarruf oranı %23,54 olmuş. Yatırım oranı %19 seviyelerinde. Yani tasarruf fazlası veren bir ülke. Bulgaristan üçüz fazla veriyor(cari fazla-bütçe fazlası-tasarruf fazlası). Kredi derecelendirme kuruluşlarına göre kredi notları yatırım yapılabilir seviyesinde. 36 milyar dolarlık bir rezervi var. 67 milyar dolarlık gayri safi yurt içi hasıla sahip. Bulgaristan'ın kişi başı düşen milli geliri 9 bin doların üzerine çıkmış. Bu politikalara devam ederse büyük ihtimalle orta gelir tuzağından çıkacak. Bulgaristan geçen ay 2,5 milyar euro eurobond ihraç etti. %0,3 faiz ile borçlandı. Kısacası Bulgaristan ev ödevini doğru yapmış. Türkiye'de tam tersi orta gelir tuzağının içinde çürüyor ve her geçen yıl daha da fakirleşiyor. Rezervlerimiz ekside. Cari açık, bütçe açığı ve tasarruf açığı veriyoruz. Yurt dışından para da gelmiyor. Dış finansman ihtiyacımız yüksek. Türkiye ise dün 2,5 milyar dolarlık eurobond ihraç etti. %6,37 faiz oranıyla borçlandık. Kısacası Türkiye ekonomisi hiç iyi durumda değil. Türkiye ev ödevini yapmamakta ısrar ettiği sürece daha da fakirleşeceğiz. Hocam Bulgaristan ekonomisi hakkında düşünceleriniz nedir ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de Bulgaristan ekonomisini uzun yillardir cok yakindan takip eden biriyim. Bulgaristan yabanci yatirim cekme konusunda da saglam konumda.Sizin yazdiklariniz uzerinde bir sey soylenecek yok.
      Eklemek gerekirse sayet Bulgaristan 1990dan beri kronik issizligin assizligin mekaniydi.Bu 2015lere kadar da boyle surdu yuksek issizlik olgusu adeta histeriye donusmustu. Ancak Bulgaristan ozellikle 2015den beri kesintisiz issizligi dusurmektedir. Suan Bulgaristanda issizlik yok denecek kadar az bir orani temsil etmektedir. Buna mukabil asgari ucret uygulamasinda populizme kaymadan ekonomik gercekleri ve makro hedefleri goz onunde bulundurarak refahi asgari ucreti makul olcude arttirmayi sectiler. Bunun semerisini artik gormektedirler. B Benim gorusum dusuk issizlikle beraber bundan sonra BUlgaristanda hakli refahin tadi baslayacaktir. Sabreden tasarruf eden dervis muradina ermis hesabi...
      Bulgaristan karadeniz kiyi seridinde turizm atilimlari yapmaktadir. Yakin zamanda olmasa bile orta vadede bir turizm potansiyeli olusturacagi kesin. Bilenler bilir Bulgaristanda kis turizmi neredeyse Avusturya ile benzer kaliteli kara sahip kayak turizm imkanlari da vardir.
      Yine cogu kisinin bilmedigi bir Bulgaristan olgusunu da burda beyan etmek isterim. Dunyada ev sahipligi orani en yuksek ulkedir Bulgaristan. Yani kirada oturan insan neredeyse yoktur. Bu ev sahipligi de oyle mortage yuksek borc harc kredi vs uzerinden de degildir. Dahasi bu rekoru cok uzun yillardir tasimaktadir.
      Yine Bulgaristanda IT uzerine muhendisleri ve saglam okullu ahcilari gibi kalifiye elemanlari Avruapda itibar gorur. Tek sikintilari Bulgaristandaki dusuk maas hasebiyle bu insanlarin Avruopaya gitmesidir ki son yillarda bu sorunu cozmeye basladilar.
      Tarim konusunda kendini doyurabilen bir ulkedir. Gul uretimi ve gul suyu sektorunde dunyada tektir piyasayi tek basina yonlendir. Gul suyu da sanki Altin petrol gibi bir mamul desek tesbihte hata olmaz sanirim. Darisi bizim Ispartalilarin basina...

      Son aldigim duyumlara ve saglam kaynaklarima gore daha dune kadar issizlikten genci yaslisi koyunu birakip Avrupaya gidip Avrupanin gocmeninin bile yapmadigi isleri en berbat kosullarda en ucuz ucrete yapan ve Bulgaristana saglam doviz kaynagi yollayan saglayan cogunlu da Bulgaristan Turkleri olan kesimler geri donmeye baslamislar artik.

      Sil
    2. Devam;
      Bulgaristan ve ekonomisini takip ettigimde benim ilk gozume carpan faktor sudur; 1990dan sonra serbest piyasa surecine giren Bulgaristanda yuksek issizlik yuksek butce acigi yuksek hatta hiper enflasyon kosullari olusmustu. Bu kosullar altinda cok uzun sure yasadilar. Hepsini cozemediler ilk yaptiklari sey IMF gozetiminde Orotodx ekonomik politiklr yaparak Yerli paralarini o zamanin Markina bagladilar 1997de 1999da da paralarindan sifir attilar. 2002den beridir de euroya fikslenmistir. Enflasyon cok kisa bir surede dustu. Normalde Yerli parayi guclu bir paraya piklemek gerek IMFnin gecmis tecrubelerinde gerek diger orneklerde cok riskli bir durumdur. Ilk baslarda enflasyonda cok olumlu kazanimlar elde edilsede surec dogru duzgun yonetilmediginde yuksek cari acik ve yuksek issizlik olgusu ve son olarak likidite krizi bankacilik iflaslari ve olen yerli uretim olgusu yakani birakmaz.Genellikle kesintisiz saglam orotdox ekonomik politiklar uygulandiginda sonuc verir. Tam da bu noktada Bulgaristan ornegi bunun ornegidir. Bulgaristanda parayi piklemesi ile ilk kazanimi enflasyonu yenmesi oldu 90larin sonunda. Daha sonra bir bir makro hedeflerini gerceklestirdiler saglam butce olusturdular. Cari acigi ise dis dogrudan yatirimlarla fabrikalarla ihracatla kapattilar ve saglama aldilar. 2000ler boyunca bu sureci yasadilar. 2007de ABye girince de bu surec daha bir ivme kazandi. Geriye sadece yuksek issizlik olgusu kalmisti. Onu da serbest dolasimla bir nevi emdiler. Daha surdurulebilir bir olgu kildilar sosyal anlamda.. Issiz kalan kitleler hem ABye gitti hem de kazandiklari dovizlerle ulkelerine hem finansal nakdi hem de dogrudan yatirim yaptilar ulkelerine.Yuksek Issizlik olgusu 2015e kadar sikinti vericiydi ancak 2015den sonra dusuk faiz oranlari yuksek dogrudan yatirim imknalari olumlu makro sartlari dahilinde bulgaristanda issizlik 2015den sonra kesintisiz yuksek oranda dustu. Bugun issizlik olgusu yoktur Bulgaristanda. Sorun ucuz iscilik ve yurdisina giden insan sorunu vardir. Bu sorunlarida ben inaniyorum ki cozecekler zaten simdiden cozmeye basladilar.

      Sil
    3. Belirtmek gerekir ki; Bulgar levasi 1997de Alman Markina fikslenmis. 1999da paradan sifir atarak bu fikslenmeyi; 1Alman Marki:1Bulgar Levasi esitligine donusturmus. Alman Marki tedavulden kalkinca da 2002den itibaren de 1EURO:1.98 Bulgar Levasi fiksliginde suana kadar devam etmektedir.

      Deger olcusu bakiminda Yani bugunun Bulgar Levasi deger olarak aslinda eskinin Alman Marki oldugunu soylersek yanlis olmaz.

      Sil
  48. Hocam merhabalar,
    Her zamanki gibi yine çok güzel ve net biçimde konuyu izah etmişsiniz anlayanlara. Tek fark bu sefer yapısal reform tabirini kullanmamışsınız :)
    Saygılarımla,
    Dicle Çapkın

    YanıtlayınSil
  49. Sayın Hoca'm; Konuyla doğrudan ilgili değil ama yıllardır kafamı kurcalayan bir soru var.Cevap verirseniz çok memnun olurum. Paramızdan 6 sıfır atılmadan önce en büyük banknotumuz 20.000.000 lira idi.6 sıfır atıldı ve piyasaya en büyük banknot olarak 200 lira sürüldü.Bu durum önden yüklemeli olarak paramızın değerini 10 kat azaltmak olmadı mı? Bu durumun bir izahı var mı? Saygılar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında güzel soru. Mahfi hoca kendi fikrini söylerse hepimiz için gerçekten açıklayıcı olur da benim izahım şu: 20.000.000 TL'lik banknot 2001'de piyasaya sürüldü. TL'den 6 sıfır ise 2005'de atıldı. Arada geçen sürede 20.000.000 TL'lik banknot enflasyon nedeni ile zaten yetersiz hale gelmişti, yerine 200.000.000 TL'lik banknot basmak yerine 200 YTL sürüldü...

      Sil
    2. Önce YTL yapmışlardı, sonra onu TL ile değiştirdiler. 1YTL 1Euro ile benzer olduğu için Almancılar toplar makinelerde 1Eu yerine kullanırlardı.

      Yine, Alman kalpazanlar, 50 YTL yi digital baskı teknolojisi ile çoğaltıp, Türkiye de piyasaya sürerdi.

      Hatta, 2012 de Ergenekon sonrasında Türkiyeden ailesi ile İngiltereye göç eden bir Türk askeri uzman, Avrupa'da garajlarında 50 YTL üreten kişileri bulmuş, yerlerini Türkiye ile paylaşıp, ilgili ülkelerde tutuklanmalarını sağlamıştı. Adamlar, Türkiye de yakalanacaklarını bildikleri için makine techizatı yurtdışında kurmuşlar, yakalanmayız diye düşünmüşlerdi.

      Dönemin MB Başkanı Durmuş Yılmaz, bu durumu ağzından kaçırmış, artık fotokopi makinasında paramız kopyalanmayacak diye TL nin duyurusunu yapmıştı.

      Bu da konu ile doğrudan ilgili olmadı ama genel kültür bilgisi. Türkiye, parasına değer veren insanları kaybedince ister istemez parası da değer kaybetmeye başladı.

      gMm)rgDR9V#_p78r

      Sil
    3. Şimdi piyasaya 2000 TL'lik banknot sürsek paramızın değeri 10 kat azalacak mı? Neden azalsın ki? Tedavüldeki en büyük banknot ile paranın değeri arasında bağlantı yoktur. Ayrıca sıfır eklemekle ya da silmekle paranın değeri değişmez.

      Sil
    4. 6 sıfırı paramız çok degerlendiği içinmi attık?

      Sil
    5. Sn Saysa, 6 sıfırı elbette paramız çok değersizleştiği için attık, bu nedenle bir üstteki Anonimin yorumu çok anlamlı değil. Bugün 2000 TL'lik banknot basarsak elbette paramız 10 kat değersizleşmez ama paramız 10 kat değersizleştiği için yakında 2000 TL kupürlü banknot basmak zorunda kalabiliriz. Nitekim bir süredir 200 TL kupürlü en büyük banknotun yetersiz kaldığı, özellikle bankacılık işlemlerinde kullanılmak üzere 500 ve 1000 TL'lik banknotlar basılması gerektiği dillendiriliyor.

      Son dönemde dolar 10 TL'ye çıkarsa bir sıfır atıp bir doları 1 TL yapar mıyız gibi sorular dolaşıyor. Elbette dolar 10 TL olursa bir sıfır atabiliriz ama o zaman 1 TL'yi 1 dolara değil 0,1 dolara eşitlemiş oluruz, sonra da 1 dolara eşitledik diye kendimizi kandırıp hava atarız. Nitekim TL'den 6 sıfır atıldığında da yapılan buydu, 1 TL aslında 0,0000001 dolar alım gücüne kadar değer kaybetmişti, o nedenle sıfırları atıp aslında 1 milyon TL'ye 1 Yeni Türk Lirası diyerek her zamanki gibi illüzyon yaptık ve siyasetçilere "tuvalete giderken bir milyon lira yerine bir lira ödüyoruz" tarzı son derece ucuz ve ilkel bir siyasal malzeme çıkardık. Bu arada bol sıfırlı bir takım banknotlarla uğraşma külfetinden kurtulmak gibi pratik bir yönü de oldu ama bugün semt pazarına gittiğinizde 15 yıl sonra bile o dönemleri yaşamış insanların 1 TL'ye bir milyon TL, bin liraya da bir milyar dediklerine şahit oluyoruz. Demek ki insanlar kâğıdın üzerinde ne yazdığına değil, alım gücüne bakıyorlar.

      Bu kavram kargaşası, anladığım kadarı ile özellikle genç kesimin o yüksek enflasyonlu dönemleri ve bol sıfırlı paraları yaşamamış olmalarından kaynaklanıyor. Sonuçta önemli olan zırt pırt sıfır atmak değil, paranızın değerini zırt pırt sıfır atılacak duruma getirmemektir ama mevcut yönetimle belki altı sıfırlı yeni liraları değil ama iki-üç sıfırlı yeni liraları tekrar göreceğimiz günlere fazla kalmadı gibi duruyor...

      Sil
  50. Hocam bütün bunlara rağmen artırdığımız faiz reel olarak tüik rakamlarıni dogru kabul edersek eksi veya 0 yani faizimizin reel olarak 10 falan olması gerekirken 0 faiz ile yabancı yatırım bekliyoruz halen bir normalleşme yok yabancılar falan girmez

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam faizi yükseltirse de moratoryum kapıda.

      O yüksek faizi ödeyecek güç yok ülkede.

      Bir başka konu da şu ki, o yüksek faize gelen yabancı o faiz ile çıkıp çıkamayacağını bilmior. Yani bugün faizleri hükümet %30 yapsa, bir yıl sonra yabancı döviz alıp çıkmak istediğinde döviz fiyatı %40 artmış olabilir. Bu da yabancının zarar ile çıkması anlamına gelir.

      Şimdi borçlanma limiti yetkisini artırmaya çalışıyorlar.

      Ekonomi yönetiminin tek umudu var, döviz fiyatları yükselsin, sonra ihracat ile finansman sağlayalım.

      Bu mantığın çalışması için müşterimiz olan Euro bölgesi ile para birimi oranımızı 1 e 18 gibi bir seviyeye getirmek lazım. Niye bu kadar yüksek derseniz, şu misali vereyim.

      1 Euro = 20 TL denklemine girersek; mevcut durumda Euro borcu olan ve iç piyasaya mal üreten firmaların topu atması demektir.

      O firmalar topu atmasın der isek, slumplasyonu firmaların dış borçları çevrilebilir hale gelene kadar devam ettirmek lazım. Slumpflasyon sonunda kim kalır kim gider bilinmez.

      Varlık fonundaki tüm firmaların yabancı kurumlar tarafından alınması gerekir. İç piyasaya üretim yapan firmaların dış firmalar tarafından alınıp, ya kapatılması ya da ihraç yapabilir hale getirilmesi gerek. Bu durum da kredi notunun seviyesi ve dış ilişkiler, hukuku zemin ile çelişiyor.

      Türkiye için normalleşme, her şekilde 500 550 Milyar dolar seviyesine küçülmüş bir ekonomi ile sağlanabilir gibi duruyor. Ekonomiyi dengeye getirebilecek bu seviye de demokrasinin bir daha gelmeme seviyesi.

      rrDwW4QjM7+LW[Xz

      Sil
    2. Faiz olayini coktan gectik artik...
      Basilan paralar gidecegi yere gitti...Enflasyon ve Dolarizasyon ortada...Rezerveler de
      Butun bunlari bu anki atmosferde salt faizlerle kontrol etmek imkansizdir.

      Faizler onceden antibiyotik gorevi gorebilirken suanki ortamda bebe aspirini gorevi gormektedir. Bu baglamda faizleri arttirmak sadece bir iki gun belki bir hafta manevra alani saglar doviz pozisyonlarinda ve kurda..
      Hadi torpil gecelim en fazla bir ay...O da cok sert faiz arttirimi olursa belki o da belki diyorum. Ki sert faiz arttirimlari(+600 ve ustu) da mevcut konjokturde spekulasyona derin guvensizlige panik ataga da meyil verebilir.
      Kisaca faizler bebe aspirini gorevini gorecektir.

      Simdi birileri cikar 2018 kur atagindan bahseder. 2018deki sartlar konjoktur cok farkliydi. Her seyi bir kenara birakalim dunyada olumlu bir ekonomik hava aktivite sozkonusydu. O donem kurlari kontrol etmek icin artirilan faizler ve son olarak gelen sert faiz arttirmlari ekonomide ise yarayabilme avantaji manevrasi saglayabiliyordu yani antibiyotik gorevi gorebiliyordu.
      Suan ki konjoktur ortam halet-i ruhiye ve gercekler bize faiz arttirim konusunun artik gectigini arttirsak da bize bebe aspirini etkisi yaratcagini gosteriyor.

      Bundan sonra olacak sudur;
      1. Sert bir faiz arttirimi(+600 ve ustu bir rakam)
      2. Hemen Akabinden Sermaye KOntrolleri
      3. Morotoryum(ki bu iki olgudan hemen sonra da olabilir daha sonrada olabilir bir iki ay gecikmeli zaman kazandirmali.. sonucta ilk iki onlem piyasayi sakinlestirebilme ihtimali az da olsa vardir.)
      4. OHAL

      Sil
  51. Insan sinir oluyor, muhalefetin de, koalisyon fasizmi gibi asagilik, hain, intikqmci davranmasini ve fakat milleti kurtarmasini istiyor. Muhalefet seviyeli ve ilkeli bicimde davrandikca, gerilmis toplum,bunu yeterli bulmuyor. Hic kabahati olmadan gecen 20 yil icin sucluyu chp.de ariyor. Bunlar gidince 3 yil daha kayip olacak, realist olalim. Birakmak zorunda kalacaklari nokta -$500myr ustune cikmayacak, C- notu kapida. Moratoryum ile gidecekler. Gelen de, 3 yil icinde duzeltecek. Muhalefet hergun "sictiniz, gidin gayri" dese, baska sey demese yeterli. Erken birakmalarini isteyenler, koalisyonun caldiklarini iade ve tahsilden vazgececek. Emeklilikte rahat ettirmeyecegiz bunlari! diyenler devam ederse, naturel cokusu bekleyecegiz birkac ay daha... Yani meselenin ozu, akp ve mhp tayfasinin yargidan muafiyet kazanmasi ve caldiklarini Geri kusmamasidir. Baska bir ajandalari yok. Hic bir karar almasalar, bu noktadan daha kotu olmazdi zaten. Yol bitti.

    YanıtlayınSil
  52. Ülke çiftlik gibi yönetiliyor örneği veriliyor çoğu zaman ama çiftlik yönetmenin bile bir disiplini bir sorumluluğu vardır. Yoksa şaşaadan ödün vermeden gelir gider dengesi gözetilmeden yönetilen her çiftlik de batmaya mahkumdur. Ülkenin bu kadar sorumsuz şekilde ve bulunduğu makam ile alakasız tiplerle yönetilmesi akla ve mantığa uymaz ve dediğim gibi bu kafa ile çiftlik bile yönetilmez. Kimse babasının çiftliğini bile bu kadar sorumsuzca yönetemez.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam,
      Tek adam rejimi babasının çiftliğinden bile beter yönetilir. Osmanlı sultanları saltanat sahipleri oldukları halde, aynen günümüz türkiyesi gibi yönettiler ülkeyi. adamlar doğru dürüst gelir gider hesabı yapmadılar, devleti kurduktan 350 yıl sonra 1650 de Tarhuncu ahmet paşa ilk gelir gider hesabı ve bütçe denkliği üzerine çalıştı, adamı ödül olarak idam ettiler.

      Tek adam yönetiminde böyle hesaplar yapılmaz. Tüm kurumların kasası tek kasa olarak kullanılır. Ondan buna bundan ona bakiye aktarılır. devlet kurumları arasında naylon fatura kesilir. Yöneticiye yakın iş adamı ihaleleri alır, aldığı ihalelerden doğan vergilerin hepsi affedilir.

      Bunların üstüne daha elim haber vermek gerekir ise, hükümete yasal borçlanma limitinin iki katı kadar daha borçlanabilme izni veren bir yasa hazırlanıyor diyorlar. Yakında kokusu çıkar.

      %XGu}6njTb)+L%"c

      Sil
  53. Yukarıdaki maddelerin çoğu önceden de vardı. Siyasi sorunları hariç tutarsak diğerleri çok büyük engeller değil. Bundan önce de borcumuz vardı ve bunları finanse edenler yine yabancılardı. Dün yabancı büyük bir bankanın üst düzey elemanı yatırımcılar bir ülkenin yönetim şekliyle pek ilgilenmez diyor.liyakat hukuk yasalar maddi manevi güvenlik büyük nimetlerdir .Osmanlı devleti bunların hepsini bir de bunların yanına insani değerleri katarak çok iyi yaşatmıştır. atalarımız demokrasi ile de yönetilmiyordu. Ekonomileri de gayet iyiydi. Deniyor ki hükümet ilk zamanlarında demokrattı ondan ülkemiz daha
    müreffehti. Batı ile ilşkileriniz iyi olursa demokrat olursunuz aksi takdirde yandınız. İran Suudilerden binkat daha cumhuriyetçi ancak baskıcılıkla suçlanır mesela. Batı ile ilşkilerimiz iyi olsun elbette ancak ekonomik sorunları böyle değerlendirirsek gerçekleri göremeyiz.merkez bankası bağımsızlığına da karşıyım. Bir ülkenin kalkınma planlarını yapanlar para politikasını yönlendirmeden nasıl ekonomik strateji oluşturacaklar.
    sorumluluk alanlar hükümetler mi merkez bankası mı. Ülke koskoca ordusunu yönetecek merkez bankası baüımsız olacak. Uluslararası sermayenin stratejisidir bu MB bağımsızlığı. Ancak ülkenin kaynaklarının teknoloji bilim yerine yaşamsal olmayan tüketim alanlarına kredi olarak kullandırılmasıü da çok yanlıştır.

    YanıtlayınSil
  54. Yasim 28, yurtdisina basip gitme kafasina gelmis, derece puanli genclerden biriyim. Mahfi hoca kadar onun okurlarinin da bilgi oldugunu gorunce cok mutlu oluyorum. Abilerim, guzel abilerim hep kotu seyler yazmayin. Bu ulke icin mucadele edecek gucumuz ve istegimiz var. En azindan bize inanin genclere. Sizleri seviyoruz

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu iktidar yolcu Deniz kardeşim. Yurt dışına giden gitti, bence kalanlar az beklesin, ilk iktidar değişikliğinde gidenler de gelmeye başlayacak zaten. Antitez döneminin tamamlandığını, uzatmaları oynadığımızı birkaç kez yazdım, artık düdüğün çalma zamanı geldi. Kaybeden takımın çamurluğu herkesin malumu olduğundan ve sahayı nasıl terk edecekleri tam olarak bilinmediğinden uzatmalar fazla uzadı ama 82 milyonluk seyirci kitlesi arkalarından çalmak üzere tenekeleri hazırladı, bitiş düdüğünü bekliyor. Bu arada her uzatma dakikasında birkaç gol daha yiyorlar ama kafalarındaki tek şey maçın sürmesi olduğundan, şu aralar düdüğünü kapmak için hakemi kovalıyorlar ama faydası yok, o maç öyle ya da böyle bitecek ve daha sonra sahaya sizler çıkacaksınız...

      Sil
    2. Hayal görüyorsun Mesuliyetli,tek adam rejimleri seçimle gitmez.

      Sil
    3. Tek adam rejimleri de her rejim gibi gitme zamanı gelince gider. Nasıl gidecekleri ise tamamen kendi tercihleridir. Ben gitme zamanlarının gelip geçmekte olduğunu belirttim, gidiş şekilleri kendilerine kalmış...

      Sil
    4. BU yonetimin yolcu oldugu kesin. Mahdut bey secimden bahsetmemis. Zaten secimle gideceginden falan bahsedelenler de zannediyorum ciddi ciddi zeka sorunu var.

      Y.disi olayi artik kapanmistir. O devir coktan gecti. Gerek korona gerek multeci mevzusu gerek yuksek kur ve Turkiye pasaport imaji(yesiller bile cikamiyor belli para davetiye rezervasyon vs gibi kriterler isteniyor 2019dan beri..) hasebiyle bu hikaye 1.5-2 sene once bitti. Korona olayi bu filmin son noktasi darbesi oldu! Aha Japonya bile, Turkiyeye artik resti cekti daha ne diyeyim.

      Onceden universite bitirmis ya da bitirmemis meslek sahibi olan ya da olmayan dil bilen ya da bilmeyen bir kimse parasi olmasa dahi hayalini kurabiliyordu boyle seylerin..... Boyle bir kimsenin parasi yoktu ne babadan ne suran isi gucu yoktu vs...uc bes bisey biriktirip borc harc, baskasinin parasini gosterip vs dil okulu vasitasiyla gidip garsonluk bulasikcilik vs part-time calisarak tutunuyordu hatta azmederse sabrederse sansi da yaver giderse kalici oturum vs vatandas bile olabiliyordu. Bir cok kisi taniyorum ABDye ingiltereye Avrupaya bu sekilde gidip kendi hayatini kuran... Simdi adamin parasi olsa da Turkiyenin bu sartlarinda nasil dil okulu vs vizesi alacak? Cunku artik TR vatandaslari potansiyle gelip de donmeyen konumunda bu tur vizeler buna cok bakar!....hadi aldi diyelim nasil tutunacak zaten koronadan dolayi is guc olaylari kesat hele hele hizmet sektorunde. Ne olacagi da belli degil ileride salgin bitse bile...

      Aha bakin daha yakin zamanda korona oncesi Almanya is yasasi cikarmisti ne oldu hic koronaya takildi isiszlik yukseldi firmalar butce kisti seyahat kisitlamalari geldi ofis isi yerine online evden calisma geldi vs...
      Yani demem o ki y.disi hikayesi bitti artik.BITTI!

      Deniz kardesim seni ben anliyorum ancak gercekleri de soylemek zorundayiz. Maalesef bazi deneyimler ve olgular var. Bunlarda oyle parayla pulla hatta nitelikle de asilamiyor. Bazi seyler sans isidir konjoktur isidir. 2020 itibariyle Mevcut konjoktur bu bakimdan pek avantajli degildir. Mevcut konjoktur eskisi gibi firsat sunan bir sureci gostermemektedir bahsettigim nedenlerden oturu. Belki yaniliyor olabilirim istisnalarda vardir elbet ama ben mevcut konjokturden bakiyorum. Eger bu yazdigin yorumu bundan tam iki sene once yazmis olsaydin o zamanki konjokture gore daha avantajli firsat sahibi olabilirdin. Imkanin ve kendine guvenin varsa hic durma derdim gidersin derdim basarirsin derdim.
      Isin daha gercekci yani ise; bu konjokturun devam edecegi yonunde yani eskisi gibi basip gideyim ne is olsa yaparim biraz surunurum sabrederim sonra kendi meslegimde biseyler yapar ederim hatta birileri bulup izdivac kurarim olayi yok artik.
      Bakiniz gercekci olalim durust olalim daha dune kadar senin gibi olup da yazin turistik koslerde takilan yazlik calisan bazi insanlar evlilik nisanlilik vs ile bile gitti. Bu kisiler arasinda atanamayan ogretmenler bile biliyorum. Malum artik Y.disindan turist bile gelmiyor kismetine konacak. Turizminde ozellikle de Turkiye turizminin de yakin gelecekte ne olacagi mechul salgin bitse dahi.
      Eee Avrupada da 2016 oncesi gibi de degil bazi seyler Multeci gocuyle ozellikle meshur Koln olaylari hasebiyle tanisma evlenme birilerini bulma konusunda insani beseri guvene dayali iliskileri de zarar verdi on yargilari kurdu. Yabanciysan hele esmer ortadogu vs isen potansiyel ya teroristsin ya da tacizci tecevuzcu en iyi ihtimalle oturum almak isteyen bir cikarcisin vssin. Insanlarin gozunde...... Insanlarda farkinda bizim ne durumda oldugumuzu ekonomik sosyal beseri manada. Artik herkes herseyi biliyor haberdar internet sosyal platformlar var.
      Eskiden boyle degildi kismetine ne duserse oturumunu saglama aliyordun.
      Umuyorum yaniliyorumdur umarim yanilirim. Amacim karamsarlik tacirligi yapmak degil tipki bir cok kisinin olumune neden olan umut tacirligi gibi...Neyse onu acik acik soylemek gerekir.
      Deniz kardesim umit ediyorum hayal ettigin niteliklerine uygun bir yasama en kisa zamanda nail olursun.

      Sil
  55. Uretim girdi maliyetlerini ve asgari ucreti dusurerek bu yuksek kur avantaji ve ucuz isciligimizle ihracat sampiyonu olabiliriz.
    Artan oto fiyatlari bizi biziklete yonlendirmeli hem cevreci bir ortama imkan sunar...
    Turkiye bence ucuz isciligin merkezi olmali Anadolu, eski Cin gibi sangay gibi olmali. Iphone artik burda uretilmeli.
    Banglades nasil tekstilde uretim ussuyse bizim olmamaiz icin bir sebeb arz-u halsizlik goremiyorum.
    Haksiz miyim hocam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye hukukun üstünlüğü sorununu çözmeden hiçbir konuda şampiyon olamaz. Sadece kadın voleybolcularımız hariç. Onlar her yaşta Avrupa ve Dünya şampiyonu oluyor.

      Sil
  56. Mahfi Bey, Dolar yazdığım esnada 7,94 sene başı ise 6 idi. Dolar TL karşısında %32 yükselmiş gözüküyor ve inecek gibide durmuyor, Euro yükselişi dahada fazla, buna rağmen enflasyon senelik %11,75 seviyesinde deniyor. Daha yüksek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda görüşleriniz nedir ?
    Teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Steve Hanke'nin hesabina gore Turkiye'de enflasyon %37.02. Veysel hocanin hesabina gore %40. TUIK'in acikladigindan daha yuksek oldugunu gerkes biliyor. Ona bakarsan diplomanin sahte oldugunu atilan butun imzalarin gecersiz oldugunu da herkes biliyor ama degisen birsey olmuyor diyecektim ama aslinda oluyor, vaadler bile degismeye basladi. Eskiden bir ev bir araba 2 anahtar vaadi vardi, simdi vaadler yoksulluga sabir ve sebat etmekten oteye gidemiyor. Sorulmasi gereken soru, daha nereye kadar sabir sebat?

      Sil
  57. Mahfi Bey merhaba, TL'ye saldırı olduğu söyleniyor, ekonomik göstergeler pek iç açıcı değil, piyasalara güven veremiyoruz yabancı yatırımcıları çekecek kadar, koronavirüs gerçeği var dünya ekonomisine darbe vuran.

    Bu tablo varken TL'yi Dolar'a sabitleme gibi bir opsyonumuz yok mu ?

    Normal zamanda dezavantajları olan bişey bu ama şu süreçte yapılsa faydası daha çok olur gibi geliyor. Sizin görüşleriniz nelerdir ?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkenin sabit kur izleyebilmesi için döviz gelirlerinin döviz giderlerinden fazla olması ve ciddi tutarda rezervi olması lazım. Bizde ikisi de yok.

      Sil
    2. Ayrica sabit kur izleyebilmesi icin Butce disiplini olmasi gerekir. Kamu borcunun milli gelire orani ve Butce aciginin milli gelire orani son derece komik rakamlarda olmasi sarttir.
      Fazla veren butce ve ya denk butce, bu turlu sabit kur rejimlerinde yerli parayi guclu paraya(Dolar Euro vb..) fiksleme pikleme politikalarinda neredeyse olmazsa olmaz bir makro ekonomik denklemdir. Hatta Ortodoks ekonomik anlayista IMF gore yapisal bir kuraldir.

      Sil
    3. zaten 2001 krizi sabit kur rejiminin bizim iktisadi yapısallığımıza uygun olmadığını göstermiştyr. ikiz açık veren yani hem ütçe açığı hem cari açık veren ekonomilerde sabit kur rejimi saatsiz bomba gibidir ne zaman patlayacağı belli olmamaktadır. biz 199 da tl yi dolara peg ettik dolar endeksi 2000 itibaren öyle güçlü yükseldi ki bizim tl de hızla euroya karşı büyük değer kazandı ve ab ye karşı büyük ticaari açık beraberinde cari dengesizliği de getirince açığımız duble oldu ve finansal kırılganlık krize davet çıkardı.

      Sil
  58. Mahfi Bey. Dün yani geçtiğimiz yıllarda 1$ =1TL olduğunu normal sayarsak. Bu anormal durum karşısında Ekonomi biliminin tüm gerekliliğini yerine getirirsek. Yeni normal kur 1$=1TL mi olacaktır yada yeni normal 1$=4TL mi olacaktır yada kaç olur? Böyle bir düşüş ne kadar zaman sürer.
    Böyle bir düşüş yaşanırsa yaşanırsa bugün fiyatlanan ürünlerin otomobil, teknoloji cihazları, vs. vs. gibi fiyatları kura göre belirlene ürünlerin fiyatları ne olur? Halk üretici tüketici buna nasıl tepki verir?

    Cevaplarsanız sevinirim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi biliminin tüm gereklerini yerine getirmek yetmiyor.

      Sil
  59. Durumun şahane bir özeti. Tebrikler.

    YanıtlayınSil
  60. TR'deki yatirimlari %60 erimis biri olarak acikca mutsuz oldugumu ifade etmek istiyorum. Futboldan ekonomiye herkesin her seyi siyasete cektigi ortamda benim de canimin yandigini ve cok aci yandigini belirtmek icin yaziyorum.

    Mahfi hocamiz herkesin anlayacagi sekilde net ifade etmis, bunlar hijyen faktorleridir. Bunlarin dinle, muhafazakarlikla, ataturkculukle ile herhangi bir bagintisi yok. Sonucta en buyuk ivmeyi de bu siyasi yonetici kadrosu gerceklestirdi, son 5-6 yildir olan en derin kuculmeyi de bunlar yapti.

    2000 yilini yasayan bilir, ekonomik caresizlik insanlarin ruh sagligini bozan, toplumu dengesizlestiren bir olgu. Su andaki krizin tek iyi tarafi insanlarin burnundan gelen kanin kesinlikle secimlere yapsiyacak olmasidir. Kazanan parti, kisiler falan onemli degil onemli olan Mahfi hocamizin da saydigi hijyen faktorlerine saygi duyulmasi oralarda yanlis yapilmamasi.

    Forumlarda, twitterda, yorumlarda herkesin hepimizin degisimi talep etmesi gerekiyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Seçimle değişeçekler ise, buyrun seçimlere.

      Sil
  61. Hocam elinize sağlık. Yazıyı okumak bi ayrı keyifli alttaki yorumlar apayrı keyifli. Blogda gerçekten güzel bir ambians var.

    YanıtlayınSil
  62. Korkmayın sihamız var sevinin. Buna sevinikrn kötü şeylere ilişmeyin.

    YanıtlayınSil
  63. Hocam tesekkur ederiz Cok naziksiniz. iste politikaci ile Bilim insani farki. Sayin Kilictaroglu ve be diger muhalefet parti liderleri kursilerden bagiriyor. " TURKIYE YONETILMIYOR".

    YanıtlayınSil
  64. Bu hukumete guven sifir.hizla Parlamenter sisteme geri donulmeli.eski Turkiyeye donulmeli.guven verilmeli.yurtta baris dunyada baris ilkesine donulmeli.uretim modeli cumhuriyetin basinda oldugu gibi olmali.uretim uretim uretim.

    YanıtlayınSil
  65. İyi güzel anlatmışsınız hocam teşekkür ederim peki yerli halkın milyarlarca dolar stokladığının bu doları ateşlemesinde bi etken olduğunu düşünmüyor musunuz??

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hükümetin beceriksizliği nedeni ile TL her geçen gün tuvalet kağıdı haline dönüşürken halkın kendini korumak için en kolay yolu seçip parasını dövizde tutması "stoklamak" değildir, bu tip mesajlarla sorumluluğu bir şekilde yerli halka yüklemek ise, eğer kötü niyet değilse en azından sorumsuzluktur...

      Sil
    2. Teessüflerimi bildiririm Sn Mahdut,
      Tuvalet kağıdı durduğu yerde değerini kaybetmez.

      Siz Tuvalet kağıdı fiyatı geçen seneden bugüne kadar ne kadar arttı biliyor musunuz?

      Lütfen TL yi Tuvalet kağıdı ile kıyaslamayınız.

      Sil
    3. Bir ulkede dolarizasyon varsa yerli insanlar kendi yerel para birimine guvenmeyip yabanci para birimlerine itibar ilgi alaka gosterip bu para birimleriyle birikim hatta ticarete borc-harc alacak-verecek alis-verise meyil ediyorsa orada sorun o ulkedeki yerli paranin kiymetinin olmamasiyla iliskilidir.

      Bu bir ekonomi sorunu oldugu kadar guven sorunudur da devlet-birey ve bireyler kendi aralarindaki beseri ticari iliskilerindeki guvensizliginin de bir baska tezahurudur dolarizasyon olgusu.
      Bu olgu olusmamasmi icin yerli paranin hukum surdugu ulkede once guven olusturulmali sonra enflasyon fiyat istikrari seviylerinde bir seviyeye cekilmesi saglanmali. Bu fiyat istikrari seviyesindeki enflasyon(TR gibi GOU icin %4un alti gibi bir rakam) da oyle bir iki sene suren degil en az 15 yil istikrarli bir seviyede olacak ki o ulkenin insanlari alis -verislerinde birikimlerinde borc-harc iliskilerinde yerli paradan hesabini yapsin hatta yerli para uzerinden planlarini hayallerini kursun.
      Aksi halde dolarizasyon olgusundan kurtulmanin baskabir caresi yoktur. Dolarizasyon bir sebeb degildir. Bir sonuctur. Isin aci tarafi ise kalici bir islevi vardir; kusaktan kusaga gecen babadan ogula gibi sureklilik arz eden bir yapisal olgudur sonuctur.

      Halbuki TL baglaminda dolarizasyon 2000lerin ortalarindan itibaren azalmaya baslamisti yerli paraya guven itibar tl uzerinden ticari iliskiler olusmaya baslamisti. Ancak fiyat istikrarini onemsemeyen ulkemizin sartlarina uygun bir faiz para politikasi uygulanmayan bir ortamda yerli para yanlis politiklar sonucu olusan enflasyon ile her gecen gun degeri dusen bir kagit parcasina donusuverdi. Boyle bir ortamda insanlarin yabanci paralara itibar etmesi sasirtici degildir.

      Sil
  66. Hocam, anlaşılır sade yazınız için teşekkürler
    Hem faizin hem de dövizin arttığı bir ortamda yine uzun vade de yapısal reformlara başvurmak, yukarıda yazdığınız tüm maddeleri tarafımızda olumluya döndürmemiz gerekiyor.
    Peki, kur atağını durdurmak hatta bir miktar stabil hale sokabilmek için kısa vade de ne yapmak gerekiyor ? 2018 de ciddi anlamda faiz arttırılmıştı fakat yukarıda yazdıklarınız yüzünden artık bu işe yaramıyor. Hastayı ameliyata sokmadan önce, akan kanı durdurmak için ilk müdahale ne olmalı?
    Teşekkürler Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadede ciddi bir faiz artışı ve siyasal ve sosyal sorunların çözümüne yönelik paket açıklanması. Sonra ciddi bir ekonomi programı.

      Sil
  67. hocam çok açıklayıcı bir yazı.

    YanıtlayınSil
  68. Hocam gerçekten altın rezervlerimiz de dahil, swaplar hariç tutulursa net rezervimiz ciddi miktarda eksi durumda mı?

    Yazınızın tamamı doğru ve objektif tespitlerden oluşmuş, tebrik ediyorum.. Tereddütüm sadece yukarıdaki husus da...

    YanıtlayınSil
  69. Bu güzel yazılar için teşekkürler

    YanıtlayınSil
  70. merkez bankası tl swap işlemlerinde faizi 150 baz puan artırdı ve eline geçen ilk dolarları da hemen satmaya geçti yine 7,96 olan kur 7,86 ya geriletti. hocam bu sürdürülebilir mi?.

    YanıtlayınSil
  71. Mahfi Egilmez should be stopped as soon as possible.

    He has always been thinking and acting in the scientific way.

    That should not happen anymore.

    YanıtlayınSil
  72. Mahdut beye ve Şahabbetin beye bir sorum var:

    Öncelikle partizanca soru sormadığımı bilmenizi isterim. Gelgelelim, ülkemizde son yıllarda kutuplaşma zihniyetinin "aşırı" yükselmiş olması sebebiyle herhangi bir konuşma esnasında hassasiyetlerin çok çabuk depreşmesi neticesinde "troll" yaftasını yemeyi göze alarak soruyorum:

    Şu an hükümet bütün kadroları ile birlikte devlet mekanizmasından çekilse, ülkemiz insanlarının "biat etme alışkanlığı"nın çok çabuk biteceğini düşünüyor musunuz?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sn Anonim, neden böyle bir çekince koyduğunuzu anlamadım ama sorunuza çok basit bir yanıt vereyim, ortada biat edilecek kimse olmazsa biat kültürü de kalmaz. Zaten bu nedenle "kişiler değil sistem önemlidir" demekten dilimizde tüy bitti...

      Sil
    2. Padişahım çok yaşadan bu güne biat kültürü hep genlerimizde vardı. Yüce Atatürkün cumhuriyet fikri hür vicdanı hür irfanı hür nesiller ister sözü havada kaldı bu yüzden fikri hür nesiller yetistiremezsek malasef hukumet gitse de maleaef yeeine gelenler yada dergahlar yada tarikatler hep biat kultursuzlugu ile besleneceklerdir.

      Sil
    3. Sn Karaoğlan58

      "Ortada biat edilecek kimse olmazsa" şeklinde özetlemeye çalıştığım zaten bu söylediğinizdi. Belirttiğiniz tüm ilkel yapıların ve bunların yarattığı kerameti kendinden menkul "biat edilecek kişiler"in kökünü kurutup bunları çıktıkları o karanlık deliğe gömecek bir sistem kurulmalı ve çağdaş, bilimsel, aklıcı bir eğitim sistemi ile kendine güvenen bireyler yetiştirilmelidir. Bu iş öyle sanıldığı kadar da zor değildir, niyet edilsin, en geç 10 yılda hallolur.

      Sil
  73. Mahfi bey, Camus'yü ne kadar çok sevdiğinizi belirtmiştiniz.

    Öyleyse size bir önerim var:

    Kitap: Cesur Dahiler
    Yazan: Sean B. Carroll ("Evrimsel gelişim" alanında biyolog)
    Çeviren: Ülker İnce
    Yayınevi: E Yayınları
    624 sayfa, Aralık 2019

    1940 ilkbaharında tanınmayan ama gelecek vaat eden bir yazar olan Albert Camus ile, çiçeği burnunda bir biliminsanı olan Jacques Monod, Paris'te sessizce kendi hayatlarını yaşayan iki insandı.

    Almanlar Fransa'yı işgal ettikten sonra ikisi de ülkelerinin Nazilerden kurtuluşuna yardım etmek için Direniş örgütüne katıldılar, bu uğurda önemli, tehlikeli roller üstlendiler ve bu mücadeleden sağ çıkmayı başardılar.

    Beklenmedik gelişmeler sonucunda iki adam savaştan sonra dost oldu. Kararlılıkları ve benzersiz yetenekleri sayesinde biri modern edebiyatın, öteki modern biyolojinin sesi oldu ve ikisi de ayrı ayrı kendi uğraş alanlarında Nobel Ödülü aldılar.

    Yıllar süren araştırmaları sırasında, daha önce yayımlanmamış ve bilinmeyen pek çok malzeme toplamayı başaran Sean B. Carroll, bu malzemeye dayanarak yazdığı Cesur Dâhiler'de olağan hayatların olağan dışı olaylar sonucunda olağan dışı hayatlara dönüşümünün öyküsünü anlatıyor: Bu ayrıca, sıra dışı zorluklar karşısında cesaretin, çiçeklenen yaratıcı dehaların, dostluğun öyküsüdür.

    YanıtlayınSil
  74. Sonunda 83 milyonu varlık fonuna devredip köle pazarında satacaklar.
    Mine Söğüt finali özetlemiş;
    https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/mine-sogut/sen-istiyor-duj-verecek-100-dolar-1772208

    YanıtlayınSil
  75. Mahfi Hoca,Türkiye'nin CDS'i Rusya'dan çok çok kötü ama kredi notu B+,Rusların notu BBB- Nu neden kaynaklanıyor acaba?

    YanıtlayınSil
  76. Pardon hocam,BBB- daha yüksek bir notmuş,cahillime verin 😊

    YanıtlayınSil
  77. Güzel yazınız için teşekkürler Mahfi Hocam. Okuyunca, Av. Ulvi Puğ'un şu ironik yazısı aklıma geldi. İzninizle, paylaşmak isterim:

    ÇOY 3
    Yaşlıca bir kadıncağıza, bir aydır Üniversite hastanesinde yatmasına rağmen, bırakın tedaviyi bir türlü teşhis bile konulamıyormuş.
    Sonunda Başhekim gelmiş yanına, peşinde de doçentinden öğrencisine tam kadro bir ekip.
    Başhekim konuşmaya başlamış : -"Radyolojik tetkikler?"
    Hemen filmler ışıklı panoya yerleştirilmiş.
    Sert ve kararlı bir ses:
    "EKG?" demiş.
    Derhal başhekimin önüne serilmiş. -"Eforlusu?" demiş.
    O da hemen açılmış önüne.
    -"Laboratuvar tetkikleri?". Her şey önceden hazırlanmış.
    - Elektroansefalografi?
    - Buyrun hocam.
    - Emar?
    Emar da konulmuş büyük patronun önüne.
    - Sintigrafi?
    - Anjiyo?...
    Derken Büyük Başhekim son soruyu sormuş:
    - Peki, Sken oldu mu?
    O ana kadar ağzını hiç açmayan yaşlı kadın cılız bir sesle zar zor konuşmuş;
    - Bir tek onu yapmadılar Doktor bey evladım!
    Sakın aklınıza, Milletimize ne yapmak istediğini açıkça söyleyen meşhur müteahhidimiz gelmesin.
    Sken, (scan) “tarama" anlamında kullanılan tıbbi bir deyimdir.
    Tedavinin başarılı olması için teşhisin doğru olması şart. Türkiye’mizin durumu da ne yazık ki hiç iç açıcı değil. Soruna teşhis koymak için bu kadar tahlile de hiç gerek yok.
    Sorun belli;” ÇOY. “
    Yani Çoklu Organ Yetmezliği.
    Yasama, yürütme ve yargı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyetinin organlarının hiç biri çalışmıyor.
    Eğitimin hali içler acısı, ekonomide alarm sinyalleri çalıyor. Adalet batmış durumda, özgürlükler hak getire...
    Ünlü hukukukçu Rudolf Von Jhering; “Şekil keyfiliğin can düşmanı ve hürriyetin ikiz kardeşidir.” demiş.
    Ben , Türkiye Cumhuriyetinin bu kadar keyfi yönetildiği başka bir dönem hatırlamıyorum.
    Kanunla düzenlenmiş Cumhuriyet Bayramı Kutlamalarını, Barolarımızın seçimlerini Genelgeyle yasakladılar.
    Camiler açık, AKP Genel Başkanının miting gibi toplantıları serbest; Cumhuriyet Bayramımızı kutlamak yasak. Baroların seçimli genel kurullarını yapmak yasak!
    Çoklu organ yetmezliği sebebiyle hastaneye kaldırılan Temel’i muayene eden anabilim dalı başkanı, yanındaki asistanlara;" Dikkat edin!" demiş
    " Birazdan bu hastanın sağ tarafına felç inecek!"
    Bunu duyan Temel, insan üstü bir çabayla uzanıp, üreme organını sağdan sola almış.
    Biz; Türkiye’de ÇOY problemi var ve demokrasimiz felç olmak üzere dedikçe , iktidara yakın oldukları için palyatif hasta bölümünde olanlar hala Temel gibi bir yerlerinin keyfinde görülüyor.
    Onlara şunu söyleyeyim; iktidara yakın olmak size palyatif hasta bölümündeki konforu verse de şu anda sizin de tedaviniz yok.
    Temel yüzme havuzuna işediği için, antrenörü yüzme takımından kovmuş. Temel hemen itiraz etmiş;" Penu kovamazsın hocam. Sanki havuza işeyen ilk yüzücü pen miyum?"
    “Değilsin tabii" demiş hocası "değilsin ama tramplene çıkıp da oradan göstere göstere havuzun içine ilk yapan sensin."
    Ekonomiye damattan bakan,
    Hukuk fakültesine veterinerden dekan.
    Kimdir acep böyle göstere göstere Devletin ve Demokrasininin içine...
    Ulvi Puğ

    YanıtlayınSil
  78. Mahfi bey, Anaksimandros gibisiniz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi bey blog'unuzda "navtex" ilan edecek misiniz?

      Mâlum, sizi Yunan filozofuna benzetmişler...

      Sil
    2. Anaksimandsos Milet'lidir, yani kendisi Aydın'lı bir hemşehrimizdir...

      Sil
  79. mahfi hocam elinize sağlık, ama bu ülke ne zaman adam olur biliyor musunuz, kimliğe bakmadan sadece görüş ve düşüncelerin önem kazandığı ve sorgulandığı gün.

    YanıtlayınSil
  80. Sayın Eğilmez'e ve yorumculara iyi haftasonları:

    "Bu adam zaten başkan. Allah olmak mı istiyo? Allah olmak istiyosa toplanak Allah diyek..."

    "Atatürk bile bu yasaları kendine çevirmedi biliyon mu..."

    https://www.youtube.com/watch?v=TuTymhHQo3w

    YanıtlayınSil
  81. Hocam yine herzamaki gibi gundem yarattınız Size bir soru sormak istiyorum.Yillar once hurruyet te yazan iki yil once vefat eden sukru kucuksahinin mazot ve benzin hakkinda bir yazısı vardi.Benzin ulkemizde işlendiği icin mazota göre ulkem8ze maliyeti daha düşük olduğuna dair.Ne hikmetse ulkemizde benzine daha çok vergi uygulanıyor mazota göre Kizilot bundan dolayı benzinli araçların satışının dusmesinden dolayi elde cok miktirda benzin kaldığını ve cok düşük fiyatla disariya satildigindan buyuk bir vergi geliri kaybı olduğunu halbuki benzini mazottan daha düşük rakama satilmasi gerektiğine dair bir yazi kaleme almıştı Bu carpikligi bir cok kere de dile getirmisti.Bir de iklim değişikliği durumu yasanan dünyada benzininin mazota göre cok daa temiz bir yakıt oldugu da bilinnmekte.Avrupada
    mazottan daha yuksek vergi alma durumu da var üstelik.Benzine daha az döviz odeyecegimiz ortadayken neden israrla mazot ülkemizde daha ucuza satılıyor.Bu konuda ki fikrinizi merak ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tarımda kullanılan traktör vb mazot yaktığı için

      Sil
  82. Dolar cikarda inerde panik yapmayin lutfen

    YanıtlayınSil
  83. Mertcan Arslan'ın face'sinden güzel bir söz:
    Pahalı parfümleri boşver- "İNSAN GÜVEN KOKMALI"..
    Zihin açıklığınızın biz câhillere de bulaşması dileklerimizle..
    Sâde- açık anlatımlarınız için teşekkürler..

    YanıtlayınSil
  84. Hocam kaç gündür yazı paylaşmanızı bekliyorum.
    Elinize emeğinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  85. Hocam, dolar 1.8 tl civarında gezinirken 3 bin tl maaş alıyordum. Paramız değer kaybettikçe maaşım zamlandı ve 12 bin tl'ye kadar çıktı. Şimdi paramız değerlenirse bende haksız, emeksiz bir refah artışı olmayacak mı? Bu durum kötü bir şey değil mi? (Sıradan bir vatandaş)

    YanıtlayınSil
  86. çok güzel anlatmışsınız olayı. Elinize sağlık.

    YanıtlayınSil
  87. salgın etkilerini piyasaya yansıtmamak için şu zamanda istenen faiz arttırımının gerçekleşmesi doğru olur mu hocam? salgın yokken yüksek enflasyona rağmen arttırmayıp şimdi arttırma en azından pozitif reel faize geçme girişimi başlatmak sakıncalı olur mu? malesef enflasyon kronik bir hal aldı ona da müdahale etmek gerekiyor. tam bir çıkmaz ki faiz artsa da kur düşmeyecek bile.

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...