16 Ekim 2020 Cuma

Geçmişten Dijital Geleceğe

İnsanlık tarihine birçok devrim, değişim, dönüşüm ve paradigma değişimi damgasını vurmuştur. Bunlardan ilki 12 bin yıl öncesine tarihlenen tarım devrimidir[i]. O tarihe kadar yiyecek devşirerek, hayvanları avlayarak yalnızca bir tüketici olarak yaşamını sürdüren insan, sonrasında bazı bitkileri ehlileştirerek ve hayvanları evcilleştirerek toprağa yerleşerek tarım ve hayvancılığa başladı. Böylece üreticiliğe geçiş yapmış oldu. Bu büyük bir devrim olarak kabul ediliyor. Çünkü bu tarihten sonra insan, başka faaliyetlere ayıracak kadar artı zaman elde etti. Bu artı zaman onun düşünmeye, araştırmaya, sanata zaman ayırmasına ve sürekli ilerlemesine imkân sağladı.

Arada kentleşme, uluslararası ticaretin yaygınlaşması gibi birçok devrim ya da dönüşüm olsa da ikinci büyük devrim sanayi devrimidir. James Watt’ın geliştirdiği buhar makinesinin[ii] 1700’lerin son bölümünde dokuma tezgâhlarında kullanılması ve üretim sürecinde çeşitli aşamaları tamamlayacak biçimde birbiriyle bütünleşmiş bir düzene geçilmesiyle sanayi devrimi başlamış oldu. Tekstil sanayiinde başlayan bu değişim başta kimya sanayii olmak üzere diğer sanayi dallarına hızla yayıldı.

Sanayi devrimi sonrasında yine birçok değişim dönüşüm ve hatta devrim yaşandı. Finans devrimi bunların belki de en önemlilerinden birisidir. Bankaların kaydi para yaratarak ekonomiye verdiği kredilerle ekonomik büyüme hızlandı, talep artışı yaşandı[iii]. Bütün bunlar yeni buluşlara yol açtı.  

20’nci yüzyılın son çeyreğinde Sovyet sisteminin çöküşüyle birlikte dünyada büyük bir değişim daha yaşandı. Bu değişim aslında kapitalist sistemin dünyaya yaygınlaştırılmasından pek de farklı olmayan küreselleşme olgusudur. Farklı çerçevede, faklı görünümde olsalar da sistemden mutlu olmadıklarını dile getirseler de bugün dünyanın neredeyse tamamı kapitalist sistemin içinde yaşıyor[iv]. Küreselleşme, sermayeye erişimi, teknolojiye erişimi kolaylaştırdı. Buna karşılık çevrenin korunmasına katkıda bulunmak bir yana çevrenin bozulmasını hızlandırdı. 

Yirmi birinci yüzyılda bir başka devrimin eşiğinde bulunuyoruz: Dijitalleşme[v]. Dijitalleşme arttıkça süreçler daha sistematik bir şekilde ele alınabiliyor, iyileştirilebiliyor ve değerlere ulaşıp yönlendirmek çok kolaylaşıyor. Bu devrim çoktan başladı aslında ve artan bir hızla devam ediyor. Covid-19 salgını bu devrimin hızlanmasına katkıda bulundu. Birçok konu, salgınla dijital alana taşındı. Bunun en tipik iki örneğinden birisi e-ticaret. Salgın süresinde e-ticaret hem çok ilgi çekti hem de ciddi bir hizmet gördü. Bir başka gelişim eğitim alanında ortaya çıktı. Eğitim faaliyeti evlere taşındı. Çalışanların çoğu da salgın süresinde evinden bağlanarak işlerini yürütmeye devam etti. Önümüzdeki dönemde bu eğilim artarak devam edecek. Hiç kuşkusuz bu gelişim birçok mesleğin da yeni bir çerçeveye dönüşmesine yol açacak. Önümüzdeki dönemin belki de en büyük etkisi eğitim alanında görülecek. Eğitim düzeyini ve kalitesini yükseltebilen kurumlara ilgi artacak. Yeni dönemin gereklerine uygun yetişmeyen insanlar büyük olasılıkla aldıkları eğitim düzeyinin çok altındaki ücretlere rıza göstermek zorunda kalacaklar.

Böyle bir ortamın yeni buluşlara çok açık olduğunu tahmin edebiliyoruz. Ne var ki bu ortamda buluş yapabilmek ancak buna uygun eğitimi almakla mümkün. Türkiye’de okullarda ‘kodlama’ dersi konulmuş olması oldukça iyi bir adım. Buna karşılık bu adım tek başına kesinlikle yeterli değil. Okullarımızın bilime yönelik olarak yeniden yapılandırılması şart. Eğer dijitalleşen dünyaya yeni buluşlarla katkı yapmaya yönelmek istiyorsak ilkokuldan başlayarak çocuklarımızı düşünmeye, soru sormaya, sorgulamaya, analiz yapmaya ve düşüncelerini uygarca tartışmaya yönelecek şekilde eğitmemiz şart.

Hiç kuşkusuz bütün bunları yapabilmek için yetersiz görünen dijital altyapıya yatırım yapmamız gerekiyor. Altyapı yetersizliği eğitim konusu dijital aşamaya geldiğinde acı bir biçimde karşımıza çıktı. Altyapı sorunu iki yönlü: İlki sistemi taşıyacak olan altyapı, ikincisi sisteme ulaşımı sağlayacak olan araçlar. Eğitim alanında yaşadığımız deneyim bu ikisinin de yetersiz kaldığını acı biçimde gösterdi. İleriki yıllarda talep artışıyla bu alanlardaki eksiklerimiz daha da artacak. Eğer geleceğin dünyasında açıkta kalmak istemiyorsak gereksiz altyapı yatırımları yerine hiç zaman yitirmeden dijital altyapıyı geliştirmeye ve bu sisteme ulaşamayan insanlarımıza gerekli araçları en kolay yoldan sağlamaya girişmeliyiz.   

Yaşam değişir, insanlar da değişir. Eğer yaşam değiştiği halde insanlar değişmiyorsa orada gelişme sağlanamaz. Türkiye, bugüne kadar değişime gösterdiği dirençle inanılmayacak kadar zaman yitirdi. Eğer böyle devam edersek önümüzdeki dönemde çok daha büyük sıkıntılar çekeceğimiz açıktır.



[i] Göbeklitepe’yle birlikte tarih daha eskiye çekiliyor.

[ii] Buhar makinesini icat eden Thomas Newcomen’dir (1712.)

[iii] Kaydi para, bankaların mevduatı krediye, krediyi mevduata ve tekrar krediye dönüştürmeler sonucu piyasadaji nakit paradan kat kat daha fazla para kullanımına yol açan bir yöntemdir.

[iv] Çoğu ülke kapitalizmi bir ahbap çavuş kapitalizmi olarak yaşıyor.

[v] Dijitalleşme; ulaşılabilir bilgilerin herhangi bir bilgisayar tarafından okunabilecek şekilde dijital ortama aktarılması sürecinin adı.

77 yorum:

  1. Hocam kripto varlıklardan söz etmemişsiniz
    Paranın dijitalleşmeside bence önemli örnek

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama o konunun gelişmesine ve halka mal olmasına daha çok var.

      Sil
    2. Engel nedir? Ben bu projeyi (Ekonomik Dijital Yaşam) 1998 yılında bitirdim. İvedilikle halka mal edilmeli. Bu suretle halk bir an önce refah ve mutlu bir yaşama kavuşabilir. Sadece karar mekanizmasını çalıştırmak gerekiyor. Sonrası kendiliğinden gelir...

      Sil
    3. 08:46,
      O kripto para dediğiniz şey hiç bir zaman yaygın kullanılmayacak. Daha da doğrusu hiç bir zaman gerçek bir para işlevi göremeyecekler. Evet, engeller var.

      1-) İnanılmaz miktarlarda elektrik tüketilerek üretilen ve bu şekilde doğaya bu kadar çok zarar veren bir şeyin geleceği olamaz. Bu sürdürülemez.

      2-) Bir şeyin para olabilmesi için onun ticarette yaygın ve sorunsuz kullanılması şarttır. Örneğin onunla manavdan limon bile satın alınabilmelidir. Ve o şeyin ticarette yaygın olarak kullanılabilmesi için onun değerinin mümkün olduğunca stabil olması gereklidir. Çünkü aksi halde, tüccar kar-zarar hesabı yapamaz. Bu sorun, enflasyonu çok yüksek olan paralardan bile beter bir sorundur. Çünkü yüksek enflasyona maruz kalan paralar bile en azından istikrarlı bir şekilde değer kaybettiği için, en azından tüccar ve üreticilerin biraz daha zor bile olsa kar-zarar hesabı yapabilmelerini sağlayabilir. Örneğin malı satan kişi, enflasyonu da hesaplayarak vadeli satış yapabilir. Ama kripto paralarda bu olamaz çünkü bu paralar sadece ani değer kayıpları değil aynı zamanda da ani değer artışlarına da maruz kalıyorlar.

      Bir paranın mümkün olduğunca değerinin sabitlenebilmesi için, o parayı yöneten bir merkez bankası olması gerekir. Bu banka, gerektiğinde faiz arttırıp düşürebilir. Gerektiğinde parasal genişleme, gerektiğinde parasal daralma yapabilir. Piyasadaki emisyon hacmini sürekli ihtiyaca göre ayarlayabilir. Kripto paraların merkez bankaları olamayacağına göre, öyle bir şey asla bir para olamayacaktır. Her paranın bir merkez bankası olması boşuna değildir.

      3-) Bir şeyin piyasada yaygın bir para olabilmesi için, onun makul piyasa faizleri olması gerekir. Finans kanadında bulunmayan bir para, para olamaz. Ayrıca, merkez bankası olmamasından dolayı ani değer kayıpları ve değer artışlarına maruz kalan bir şeyin, makul bir faizi de olamaz. Çünkü yatırımcı, büyük para kaybetme riskini de bu faize eklemek zorundadır.

      Kripto paralar bu nedenlerden dolayı hiç bir zaman para olamayacaklar, yatırım aracı da olamayacaklardır. Bunlar şimdi olduğu gibi, kumar aracından başka hiç bir şey olamayacaklardır. Olsaydı zaten şimdiye kadar olabilirlerdi, bir ileri bir geri gitmezlerdi, ne olacakları bu derece tartışmalı olmazdı.

      Sil
    4. insanlar kullanımı için belki haklısınız evet ama yarin, makinalar kendi aralarında hizmet alımı yapmaya başladığında kripto paranın önemi fazlasıyla artacakır. örneğin otonom bir araç benzin yada şarj için perole gittiğinde araç sahibinin verdiği yetki doğrultusunda ödeme yapmaya başlayacağı günler çokta uzak değil zannımca. (alınan yakıt miktarının doğrulanması ve ödemeyi yapması ) ınternet of things ve cripto para ilişkisi ile ilgili çok sayıda makale var

      Sil
    5. 07:41,
      Bu dediğiniz şeyler kripto para olmadan da yapılabilir şeyler. Kripto para olmadan nasıl ki kredi kartı kullanılabiliyorsa, bunların da hepsi kripto para olmadan yapılabilecek şeylerdir.

      Normal parayla yapılamayıp da kripto para ile yapılabilecek tek şey, maliyeden veya polisten kara para gizlemektir. Aslında bu bile normal parayla yapılabiliyor ama kripto para ile daha kolay yapılabilir. Zaten kripto parayı destekleyenlerin önemli bir kısmının en azından vergi kaçağından doğan kara parayı gizlemeyi istiyorlar. Bunların arasında piyasaya olan borçlarını geri ödememek için haciz memurlarından para gizleyenler de var.

      Şu anda kripto parası olanların geri kalanı ise bu paraları alışverişlerde para olarak kullanmak için değil, yatırım amaçlı aldılar. Bunların çoğu kısa yoldan zengin olma derdindeler ve bu nedenle bu paraya talep yağsın diye her yerde kripto para ağızlarından düşmüyor. O bahsettiğiniz makaleleri yazanların da kripto paradan rant bekleyenler olduğu çok açık. Kripto parası olmadığı halde kripto parayı destekleyen tek bir kişi duymadım.

      Ama onlar kendi aralarında kumar oynamaktan başka hiç bir şeyi elde edemeyecekler. Çünkü kripto paranın bir yandan bir yatırım aracı olarak görülüp bir yandan da onun piyasalarda geçerli para olması bile bir hayalden başka bir şey değildir. Çünkü bir şeyin para olabilmesi için onun değerinin mümkün olduğunca sabit olması gerekir. Aksi halde ticarette o paraya güven kalmaz. Oysa ki yatırımcı o paranın diğer yatırımlardan bile daha çok değerinin artmasını bekler. Bu nedenle değeri artmayacağı bilinmiş olsa bu bir yatırım aracı da olamaz. Bu bir para haline gelse ve değeri artıyor olsa, bu durumda da deflasyon olur, hiç kimse parasını harcamak istemez, piyasalar kililitlenir. Tüccar bile mal almaktansa parasını tasarruf etmeye yönelir, üretici üretmek istemez.

      Yani, bu para olsa yatırım aracı olamaz, yatırım aracı olsa, para olamaz. Bu, neticede belirli kişilerin kendi aralarında saadet zinciri kurma yoluyla kumar oynamasından başka hiç bir şey olamaz.

      Sil
    6. Bugün itibarıyla kripto para, ekonomi bilimindeki mevcut "para" tanımını karşılamıyor. Mevcut durumuyla ben daha çok elektronik bir emtea olarak görüyorum. Ama açık fikirli olmak lazım, ticaret hayatında edindiği yer geliştikçe nasıl evrileceğini merak etmiyor da değilim.

      Sil
    7. 1. Anonime cevaben; ziyaaaaaaaaaa kripto para ile refah mutluluk vs gibi söylemlerle kimseyi kandıramazsın. Para türü değişince tüm sorunlar hallolacak gibi gören bu kripto para taraftarları yok mu? Beni güldürüyorsunuz. Halkın kripto paraya talebi artsın da senin kripto paraların değerlensin dimi lale. Bütün amacın bu. Kripto paranın yine ölçü birimi reel para olan Dolar olmaya devam edecek.

      Sil
  2. Tarım devriminin insanlığa kattığı çok önemli birkaç gelişme vardır:

    1- İnsanlarla evcilleştirilmiş hayvanların ve bunların konaklık ettiği çeşitli parazitlerin iç içe yaşamaları sonucu ortaya çıkan zoonotik hastalıklar

    2- Ağırlıklı olarak hayvansal protein ve doğal bitkilerle beslenen insanın besin zincirinde evcilleştirilmiş tahılların ağırlığının artması ile oluşan zihinsel ve bedensel deformasyon

    3- Ne zaman ve ne kadar ürün alınacağı kolayca tespit edilebilen tahıl üretiminin, özellikle kentleşme ile ortaya çkan yönetici sınıfına sağladığı vergi miktarı belirleme ve toplama kolaylığı

    4- Tarım devriminin sağladığı artı zamanın herkes tarafından aynı derecede kullanılamaması sonucu oluşan ruhban sınıfı gibi toplumun kanını emen tufeyli sınıflar, bunların yönetici sınıfı ile işbirliği yapmaları ile ortaya çıkan kölelik-efendilik ilişkileri

    Aslında o dönemden bugüne baktığımızda arada kaç devrim yaşamış olursak olalım güncel sorunlarımızın temelinde tarım devriminin yattığını görürüz...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Sonraki dönemler o dönemde ortaya çıkan sorunları çözemeye çalışarak geçti. Hala da pek çoğu çözülebilmiş değil.

      Sil
    2. Mahdut bey konu hakkında hiç bilgim olmadığı için soruyorum, dalga geçtiğimi düşünmeyiniz:

      "Ağırlıklı olarak hayvansal protein ve doğal bitkilerle beslenen insanın besin zincirinde evcilleştirilmiş tahılların ağırlığının artması ile oluşan zihinsel ve bedensel deformasyon"

      Zihinsel ve bedensel deformasyon örneklerinden birkaçını yazar mısınız? (Önerdiğiniz belli başlı web site, kitapları da ekleyerek.)

      Sil
    3. Sn 15:50

      Dalga geçtiğinizi düşünmüyorum, insan fizyolojisine hakim değilseniz hayvansal protein ağırlıklı beslenme ve tahıl ağırlıklı beslenme arasındaki farkı bilmemeniz normaldir, google'da basit bir arama ile kendiniz de bulabilirsiniz diye düşünüyorum...

      Sil
    4. Tüfek, mikrop ve çelik de bunlar çok iyi anlatılır

      Sil
  3. Merhabalar Hocam yazınızın 4. paragrafının son 2 cümlesinde anlam karmaşası olmuş. Ayni konuyu ifade ediyor.

    YanıtlayınSil
  4. Hocam merhaba
    Öncelikle kaleminize sağlık, Buhar makinesinin muciti Thomas Newcomen diye geçiyor araştırdığımda. Ama dipnotunuzda Thomas Newcombe yazıyor.

    YanıtlayınSil
  5. Mahfi Hocam çok teşekkürler, çok kıymetlisiniz. Bir sorum olacaktı. Dijitalleşme birçok sektörde iş kayıplarına yol açmaz mı? En basitinden bazı işlerin robotlarca yapılmaya başlaması gibi. Ama belki de yeni iş kolları mı oluşur, robotların üretimi veya bakımı vs gibi? Görüşünüzü merak ettim. Bir de dijitalleşme artarken tarım gibi en eski uğraşımız, özellikle ülkemiz için her geçen gün önemini artırıyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben digitalleşmenin işsizliğe neden olacağını düşünmüyorum. Gelişen her yeni durumda bir takım insanlar işsizliğin artacağını öngördüklerini söylüyorlar ama zaman bazı işleri yok etse de yerine sürekli yenileri ekleniyor.
      Örneğin fotoğrafçılık. Digital fotoğraf makinelerinin çıkması ve telefonların fotoğraf çeker hale gelmesi üzerine fotoğrafçılık bitecek denilirdi ama görüyoruz ki fotoğrafçılık vesikalık fotoğraftan düğün fotoğrafçılığına evrildi ve çok güzel paralar kazanıyorlar. Hatta artık dükkana bile gerek olmadan sırtına makinesini takıp istediği zaman istediği yere giderek işlerini yapıyor insanlar. Önemli olan zamanı yakalayabilmek. Yakalayan kazanmaya devam ediyor. Yerinde sayan meslek öldü diye ağlayıp duruyor.

      Sil
    2. Teşekkür ederim.
      Evet birçok sektörde iş kaybına yol açacak ama yeni meslekler de çıkacak ortaya. İş kaybı daha çok niteliksiz işgücünde olacak.

      Sil
    3. Evet hocam !! Ornek olarak havaalanlarindaki yer hostesleri olmaksizin yapilan check-in'ler mesela. (hizmet ucreti odeyip ustune ustluk kendi valiz etiketinizi ve ucus kartinizi aliyorsunuz)

      Sil
  6. Mahfi bey Covid-19 bittikten sonra geleceğin meslekleri neler olabilir? Yaşam şeklimiz eskisi gibi olabilir mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her mesleğin gelecekte yeri var: Tek bir farkla en nitelikli olan kişilere yer olacak. Bir de tabii dijital teknolojiyi iyi bilenlere.

      Sil
  7. Saygıdeğer Mahfi Bey, Mahfi Hocam,

    Sürekli üretmeniz biz gençlere kesintisiz bir ilham ve motivasyon kaynağı oluyor.

    Yüreğinize sağlık.

    Saygılar.

    YanıtlayınSil
  8. Dijital çağda, dijital paraya karşıda direnç gösterecek ve geri mi kalacak Türkiye? Bunu zaman gösterecek ama, şu anda bile geride kaldığımızı düşünüyor ve değişime gösterdiğimiz dirençle karşı karşıya kalıyoruz...
    Elinize sağlık Mahfi bey.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız dijitalleşmeye gelinceye kadar direnç gösterdiğimiz çok şey var. Her şeyden önce aydınlanmaya direnç göstermeye devam ediyoruz.

      Sil
  9. Hocam merhaba, Harari Sapiens kitabında der ki tarım devrimiyle birlikte amaç daha çok insanı daha kötü koşullarda yaşatmak oldu. Gerçekten o zamandan bu yana nüfus büyük bir hızla arttı, bu da daha az çeşitte beslenme, salgın hastalıklar, türlerin yok olması, çevre tahribatı gibi birçok sorunu beraberinde getirdi. Tarım devrimi sayesinde düşünmeye daha çok vakti olanlar tarımla uğraşmak zorunda olmayanlardı. Yine Harari bu durumu "Tarih çok az insanın yaptığı, geri kalanların da tarla sürdüğü ve su kovaları taşıdığı bir şeydir." diye açıklıyor. Tarihe baktığımızda insanlık tarihindeki her ilerleme, eşitsizlikleri daha da büyütmüş görünüyor. Ne pahasına olursa olsun ilerleyelim demek yerine bu ilerlemeyi tüm kesimlere yayarak, doğayı ve insanı merkeze koyarak nasıl sağlayabiliriz’e daha çok kafa yormak gerekiyor kanımca. (Bunu genel için söylüyorum tabii ki, Türkiye’nin durumu bambaşka.)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tarım devriminin getirdiği bazı kötülükler olduğu kesin ama ben Harari'yle aynı düşüncede değilim. Kıyaslaması doğru değil. İlkel toplumda eşitlik olduğu düşüncesi kanıtlanmış bir tez değil.

      Sil
  10. Mevcut rejimin (iktidarın) değişmesi gerektiğini halk (seçmen) idrak edemezse hiç bir alanda reform yapamayız ve nal toplama devam ederiz. O saçma sapan Tv oturumlarında konuşulması gereken tek konu bu iktidardan nasıl kurtuluruz olmalı. Bu olmadan, eğitimde ekonomide yapısal reform sözü yalnızca bir temennidir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizim, insan olarak, halk olarak, yazar olarak, bilim insanı olarak temenni etme hakkımız var. Temenni etme hakkı olmayan tek grup siyasal iktidar sahipleri.

      Sil
    2. Mevcut rejimin (iktidarın) değişmesi gerektiğini halk idrak etti de mevcut iktidar henüz idrak edemedi. Gerçi idrak etme yetenekleri olsaydı zaten ülkeyi bu duruma sokmazlardı ama idrak edemeseler de içgüdüsel olarak hissettiklerinden eminim...

      Sil
    3. Mevcut rejim, veya mevcut sistemin ürettiği sonuç olan rejim.

      Ne dersek diyelim, somut olarak ülkeyi fakirleştiriyor. Ne kadar fakirleşecek ülke?

      4 sene önceydi, yurtdışına çıktım, Türkiye'de mobil telefon firması hattımı kapatmadı.
      Kızdım son konuşmalarım olan iki faturayı ödemedim. Kafalarınca, 3-4 fatura daha kesmişler, ödenmeyince hizmeti kapatıp icra ve haciz yapmışlar kendilerine göre.

      O zaman avukatlarını aradım, hatırlamıyorum 230 küsür pound karşılığı TL demişti. Yarısını silin ödeyim demiştim. Yok dedi.

      3.5 yılın sonunda dün aklıma düştü aradım. Avukat temsilcisi hanım bakiyeyi söyledi. Sonra dedi hepsini topluca öderseniz faizin şu kadarını silerim. Ben de dedim, şurayı da silin bunu da yapın, biraz daha sildi.

      Baktım 60 pound oldu. Kabaca 4 yıl önce hak ettiğim borcun karşılığı.

      Bir arkadaşımdan rica ettim hesaplarına havale yaptı, ödendi.

      Sil
    4. İdrak ettiler ki bu kadar borçlaniyorlar.

      Sil
    5. Yurt disina cikinca mobil telefon hatti kapatilmaz. Bu uluslararasi roaming anlasmalarina aykiri. Kullanmak istemiyorsaniz siz cep telefonunuzu kapatacaksiniz. Yurt disinda sadece arama yapinca degil birisi sizi aradiginda da para odersiniz cunku baska ulkenin mobil sebekesini kullaniyorsunuz (bunu sizin adiniza Turkiye'deki mobil telefon operatoru oder, sizden tahsil eder). En iyisi telefonunuzu kapatmayin ama SIM kartini cikartin. O zaman gittiginiz ulkedeki acil arama servislerini ucretsiz olarak kullanabilirsiniz ama kimse sizi arayamaz. Konusmalarinizi da internet uzerinden whatsapp vs gibi uygulamarla ucretsiz yapin.

      Sil
  11. Hocam, buhar makinesini ilk icat eden Thomas Newcombe değil Thomas Newcomen olacak.

    YanıtlayınSil
  12. Sayın Eğilmez, Güzel bir konu ve güzel, açıklayıcı yazınız için teşekkür ederim. Malum her Devrim kendi sorunlarını beraberinde getirdi. Devrimin getirdiği sorunların düzeltilmesi ve Ülkelerin Devrime uyum göstermeleri uzun zamanlar aldı. Her Ülkenin Devrime uyum sağlaması farklı sürede ve değişik yönde oldu. Çabuk uyum sağlayan Ülkeler, geç uyum sağlayan Ülkelerle gelişmişlik açısından arayı açtılar. Daha rahat, daha refah , daha huzurlu yaşamlar sürmeye başladılar ve sizin de bahsettiğiniz gibi kendilerine daha fazla zaman ayırmaya başladılar. Gelişmiş Ülkelerdeki insanların kendilerine diğer Ülkelere göre daha fazla zaman ayırmaları, daha fazla öğrenmelerine, araştırmalarına, ticaret yapmalarına yardımcı oldu ve diğer Ülkelerle aralarının daha da fazla açılmasına sebep oldu. Dijital Devrim yine aynı sorunlarıyla ve avantajlarıyla beraber geliyor diye düşünüyorum. Bu devrime daha çabuk uyum sağlayanlarla, geç kalanlar arasındaki gelişmişlik farkı daha büyük olacak ve Gelişmiş Ülkeler, daha az gelişmişlere nazaran çok daha rahat, refah, güvenli, sağlıklı, bilgili yaşam sürecekler gibi gözüküyor. Bence bu Devrimleri sırasıyla yaşamamız gereklidir. Yani Tarım devrimini yaşamadan sanayi devrimine geçemeyiz, aydınlanma çağına geçemeyiz, Devrimlerin sırasını atlayamayız diye düşünüyorum. Digital Devrimi yaşamadan, daha sonraki Bilgi ötesi Devrimlere geçmemiz mümkün olamayacaktır. Ancak bu Devrimleri yaşayabilmemiz için, Halkın çoğunluğunun değişikliğe hazır olması ve değişikliğe uyum sağlayabilmesidir. Bu devrime uyum sağlayamayan Ülkelerle daha çabuk uyum sağlayacak ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı çok daha büyük hale gelecektir. Malum değişmeyen bir şey varsa, o da değişimdir.

    YanıtlayınSil
  13. Hocam bu konu yani dijital çağ gerçekten çok önemli. Ülkemizin tüm unsurlarının geleceği ve fikirleri gündem etmeyip dar çerçeveli sorunlarla uğraşmak gibi bir sorunu vardır maalesef. Bu sorun üstelik aydınlarımıza da sirayet ediyor. Kimseyi eleştirmeden söyleyelim ki herhangi bir konuda yapılan tartışmalar fikir ve teknoloji çerçeveli değil kavram ve kavga çerçevelidir. Halbuki kavramlar da kavgalar da şartların ürünüdür hepsi de bir gün anlamsızlaşır. Bakın uğruna dünya harpleri çıkan petrolün durumuna.Para dediğimiz ve bugünkü ekonominin ekonomistlerin düşüncelerinin odak noktası olan araç artık bilgisayarların tuşuyla oluşturuluyor. Yani geleceğimize bunlar üzerinden hareket eden bugünkü ekonomik terimlerle yön veremeyiz.Teknoloji ise
    geleceği belirler. istediğimiz güzel ülkeyi teknolojik ilerlemenin temel politika olduğu bir ekonomiyle gerçekleştirebiliriz. Bilgisayar çağı uzay çağı verimli tarım çağı gibi kavramlar parayla ilgili terimlerin önüne geçmek zorundadır. Bu dijital çağ kavramını bir ekonomistin ele almasını ülkemiz ve ekonomimiz için çok değerli buluyorum. Sağolun.

    YanıtlayınSil
  14. Hocam merhaba,

    5g ve crypto paralarla yeni bir safhaya evrilecek olan Dijital devrimin sonucunda, küresel yönetici sınıf artık herşeyi tam manasıyla kayıt altına alabilecek.

    Ne zaman, nerede Ne yaptın, nereye ne harcadın vs hepsinin kaydı olacak. Adeta ahiretteki amel defteri misali..

    YanıtlayınSil
  15. Gelecek daha teknolojik ve insana daha az ihtiyaç olacak ama kesin olan birşey varsa biz bu teknolojilerin mimarı değil, yine geriden takip edeni olacağız.

    YanıtlayınSil
  16. Hocam elinize sağlık umarım devlet yetkilileri de bu dijital değişimin farkına varırlar ve çok gecikmeden çağımıza ayak uydurabilir ve geleceğimizi sağlama alabiliriz.Saygılar.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorum, sistem, düzen kendi devlet yetkililerini kendine göre seçtiği için yetkililer bu konuda yetkisiz insanlar.

      Sorun yetkililerde değil, malesef.

      %45e^nN4^~n8RS<[

      Sil
  17. Hocam çok iyi kod(algoritma)bilmenin ilerde insanlara,maddi(is-para) olanakları dışında ne faydaları olacak sizce?
    bunu bi arkadaşıma sordum,bana şöyle dedi:kadınlarla aranın iyi olması,onların ruhundan anlamak bazen nasıl çok işe yarıyorsa,algoritma bilmek gelecekte,makine ve robotların dünyasında o işe yarıycak..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aslında arkadaşınız güzel bir analoji kurmuş. Bu durumda iyi algoritma bilmezseniz gelecekte robotlar size şöyle diyebilirler: Bedenime sahip olabilirsin ama ruhuma asla :)

      Sil
    2. Bu analojiye gore kadinlarin kodlama bilmesine gerek yoktur. Ayrica benim sarja bagladigim cihaz nasil bana posta koyabilir ki? Senin ruhun bir kapat dugmesine bakar sevgili robotum.

      Sil
    3. Kodlama bilmenin avantajına dair somut bir örnek vereyim. Ben 65 yaşımdayım, ama geçliğimde bugün yarı ölü bir dil olan Fortran öğrenmiş ve mesleğimle (inşaat mühendisi) ilgili bazı programlar yazmıştım. PC'ler çıktıktan sonra Excel gibi programlar bana çok kolay gelmişti. Aslınde Excel kullanıcılarının yüzde 90 nının farkında olmadığı Visual Basic modülünü de iki günde öğrenmiş ve kullanmaya başlamıştım.

      Bu sayede yazacağım programlarımı daha etkin bir şekilde yazabiliyorum. Dahası, Visual Basic modülünü kullanmasam bile Excel içinde bazı ihtiyaç duyacağım fonksiyon hesaplamalarının olması gerektiğini tahmin edip onları arayıp buluyorum. Örneğin, finansçıların kullandığı Internal Rate of Return (İç karlılık oranı) hesaplaması için bir fonksiyon mutlaka vardır diyor ve hakikaten olduğunu görerek gereksiz karmaşık hesaplamalardan kurtulabiliyorum.

      Sonuç: kodlama biliyorsanız kullanacağınız hazır programları bile daha etkin kullanırsınız.

      Sil
  18. Hocam, süpersiniz.
    Digital evrilme, aslında zorunlu olsa da "betona gömülen para" olarak adlandırılan gerekli/ gereksiz alt yapı yatırımları kadar sermaye gerektirmez düşüncesindeyim.
    Acımasız olacak ama "kapasitesi olan gençlere hemen bu yatırımı başlatmak kısa sürede yatırımın dönüşünü sağlar.
    Demek istediğim, "aynı anda herkese" yerine farklı bir uygulama da olabilir.
    Büyük nüfusu ile Hindistan bir örnek olabilir..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam fdogans,

      Güzel bir mantık. Bence dijital evrilmeye yatırılan kaynak miktarı betona gömülen para dan katlarca daha yüksek. Ancak, sizin açtığınız bir noktaya geliyor. Dijitale aktarılan para, yüksek oranda geri dönüş ve katma değer sağladığı için aktarılan kaynak daha az kaynak aktarılmış gibi hissediliyor.

      İnsana yapılan yatırım, yatırım dönüş zamanı geldiğinde faydayı öyle bir katlıyor ki, bir sonraki yatırım isteğini kamçılıyor.

      Saygılar

      A`WZ/{npJ3;Q~}:f

      Sil
  19. Efsane müsteşarım. Dünyaya önerdiğim yeni paradigma Hepitalizmdir
    Hepitalizm; çağımızda insanlığın karşı karşıya kaldı- ğı ve materyalist düşünce tarzının sonucu olan israfı, açlığı, yoksulluğu, eşitsizliği, savaşı, çatışmaları, ayrımcılığı, küresel salgınları, iklim değişikliğini ve toplumsal cinsiyet önyargılarını aşmanın ve bu büyük zorlukları çözmenin yanında ülkelerde mutluluğun, öznel iyi oluşun, esenliğin, farklılıkların birlikte- liğinin, refahın ve özgürlüğün önceliğini insani gelişme ve tüm hayatın odağına yerleştiren, yaşam doyumunu, yerelleşmeyi ve sadeciliği esas alan, gelirden çok mutlulukla ilgili anlayışın en üst seviyeye çıkarılmasına katkı sağlayan yeni bir ekonomik sistem, sosyopolitik felsefe ve küresel kalkınma paradigmasıdır. Yeryüzündeki bütün yaşamda mutluluğun, öznel iyi oluşun ve özgürlüğün sağlanmasını önerir.
    Diğer taraftan, mutluluğu, özgürlüğü, esenliği, öznel iyi oluşu, dinginliği, sakinliği, farklılığın birlikteliğini, sevgiyi, dostluğu, çevreciliği, insanlık ve manevi değerlerini, adaleti, eşitliği, hakkaniyeti, aileyi, merhameti, iyiliği, hoşgörüyü ve beden olumlamayı sadecilikle birlikte gerçekleştirmeye çalışan kişiye de “hepitalist” denir.
    Yapılan araştırmaların da gösterdiği gibi, Z kuşağının değerleri olarak belirtilen özgürlük, adalet ve eşitlik, aynı zamanda hepita- lizmin de gerçekleştirmeyi hedeflediği değerlerdir. Bu bakımdan, Z kuşağı da hepitalist olma yolunda, hepitalizmin dünyada gerçek- leştirilmesinin beklentisi içindedir.
    Mutluluk, refah ve özgürlüğün önceliğini ekonomik kalkın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Selam hocam bu konu üzerinde düşünürken aklıma somut bir örnek geldi, Bill Gates.

      Halka açık kaynaklara yansıyan düşüncelerine göre sizle aynı düşünüyor, ayrıca bildiğiniz gibi Afrika da yaptığı insani yardımlar ile bazı hastalıkların tüm Afrika kıtasından yok olmasını sağladı. O tıbbi gelişmelerde çoğu Afrika ülkeleri hükümetlerinin de imkansız denilen ortak işbirliği yapmalarını sağladı. (Bence başarısının en büyük göstergesi Ortadoğu toplumlarında insanları kısırlaştırıyor yalan dedikodusunun yayılması, demek ki o kadar etkili olmuş.).

      İnanılmaz büyük bir başarı, muazzam bir servet.

      Şimdi bana ama dedirten noktayı yazayım. Senato ve bazı son demeçlerinde anti-tekel yasalarının esnetilmesini savundu. Yapma be Bill dedim. O yasalar az da olsa servetin büyükler elinde tekelleşmesini engelliyor. Peki Bill, Microsoft başına senden sonra başka bir insan geldiğinde o muazzam servetin bir payı yine Afrika'lı çocuklara mı akacak? Yoksa Türkiye, Rusya gibi tek adam rejimlerinin yandaş firmaları üzerinden kazancın ençoklanması için rüşvet mi olacak?

      Çok ama çok zor bir yol yazdığınız, inanıyorum ki oraya bir şekilde gidilecek.

      Güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

      m^%=J?:8V[HdJX{#

      Sil
  20. Zynga'nın 1.8 milyar dolara satın aldığı Peak Games Türk şirketi değil miydi? Onlara özel imkanlar mı sağlandı? Onlar farklı bir kültürde ve eğitim sisteminde mi yetişti? Acaba bahane üretmekteki yaratıcılığımızı inovasyon alanında göstersek sonuç farklı olabilir mi?

    YanıtlayınSil
  21. Emekleriniz sağlık hocam, çok güzel bir yazı.

    Bir dönem toprak çok önemli idi. Toprak düzeni devlet düzenini belirledi. Bizim bugün Türkiye'de bildiğimiz devlet düzeni toprağa bağlı sosyal hayatın devamı. Toprağı devlet elde eder. Üzerindeki gelirden kira/vergi alır. Nesiller geçtikçe devlet varlığını toprak gelirinden sağlar.

    Gelirin bir kısmıyla asker besler. Askeri güçlü olan devlet diğerlerini topraklarını alır, toprağını büyütür, gücü artar. Roma, misaldir. Osmanlı Romanın devamı olarak çok iyi bir misaldir.

    Doğu Roma ordusu sistemi evrimleşmiş Osmanlı ordusu yeniçeri sistemi halini almıştır. Yıldırım'ın Timur'a kaybetmesi, Cengiz Han'ın üstün teknoloji olan Harzemşah ordusunu yenmesi, Atilla'ın Roma yı yenmesi, Cengiz Han torunlarının avrupa içine kadar akınlar yapabilmesi; Roma tipi orduların Orta Asya kökenli göçebe savaşçı ordu geleneğine karşı da zaafıdır.

    Toprak düzeni üstüne, toprakta yaşayan insanların mal/mülk (özel mülk) edinme haklarını elde etmeleri, sonra devlet sistemi üzerinde söz sahibi olmaları, meşrutiyet, ardından cumhuriyet, demokrasinin gelişmesi de toprak düzenine bağlı devletin evrimleşmesidir.

    Mal ve mülkü, toprağı koruma görevi devletin yükü olmaktan çıkıp, halkın da aktif katıldığı bir evrime girmiş, askeri teknoloji ve gelişim halkın genelinden bilgi ve kaynak almaya başlamıştır. Geçen gün Deskartes'in ordu geçmişi ile ilgili bir yorum yazmıştım. Bu tarz sivil-asker geçişleri olmuş, ordular güçlenmiştir. Güçlenen o ordular da salt toprağa bağlı Osmanlı gibi devletleri bitirmiştir.

    Demokrasi düzeninde bankaya gidince, toprağa bağlı taşınmaz evinizin teminat olması, bankanın Merkez bankasına bağlı olması, Merkez Bankasının bankalar ile kredi-parasal genişleme bağları yine bu düzenin üzerine kurulur. Yansımalarıdır.

    Günümüzde, güçlenen bireyler, finans kapital ile alternatif devletler arası geçiş yapıyorlar. Nasıl, ilk toprak sahipleri devlet yönetiminde etkili olmuş, sonra o etki demokrasi ile tüm halka yayılmış ise, finans kapital sahipleri de devletler yönetimine girdiler. Kendilerini devletlerin de ötesinde güçlü kılmaya başladılar. Şimdi sıra normal insanların o aşamaya gelmesindedir.

    Son 20 yıla kadar insanın devletler arası geçişi zordu. Günümüzde insan geçişleri de özellikle teknoloji özelinde çalışan insanlar için kolaylaştı. Normal insanlar devletler arası geçiş yaptıkça finans kapitalin sahip olduğu esnekliği istemeye başladılar. Günümüz devlet yönetiminde etkin olan finans kapitalin devlet ile ilişkilerinde, malesef normal insanların tüm finansal hareketlerini devlet ile paylaşmaları zorunluluk.

    Normal insan bunu aşmak istiyor. Mesela, ben eposta ile bu yazıyı yazdığı için Mahfi hocamıza teşekkür kahvesi ısmarlamak istesem, dünyanın öbür tarafından bi 10 tl aktarım yapamıyorum, yapmak istiyorum, olmuyor.

    Misal, Osmanlı devamı Türk devleti, Paypal'ın sahibi olan Finans Kapital ile anlaşamıyor, o finans kapital Türkiye'yi aynı hukuki zeminde görmeyip hizmetini açmıyor. Önceki devletlerin yaşadığı sorunun benzeri. Ama aynı finans kapital yönetimine eriştiği tüm devletler ile win-win tarzı işleri yapıyor. Hukuku uymayan Türkiye dışta kalıyor.

    Normal insanlar da, Finans Kapitalin o esnekliğini ve devlete normal insanlar için sunduğu kayıtları dijital dünya ile aşmak istiyor. Bence aşılmıştır, bütünüyle aşılacaktır.

    x@L3*^@AecKnZ3.2

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizans peçenek kıpçak kuman bulgar gibi Türk boylarını orduda aktif kullanmıştı. General seviyesine dahi getirdi. Tabi onlar kuzeyden geldiklerinden soydaşlarıyla çarpıştıklarını bilmeyip asimile oldular. Moldova Ukrayna Almanya Balkanlar vs. Yine de yenildiler. Saf değiştirenler vs.

      Sil
  22. Yukardaki yazıda bahsettiğim toprak kirası/vergisi devletlerin sahip olduğu kutsal ve kutsanmış bir kaynak. Nesiller devam ettikçe toprak birilerine ait olacak, devlet birileri aracılığı ile gelir alacaktır.

    Gücün kaynağını da temsil eden bir unsur oldu, toprak gelirleri.

    Son 60 yıl da, bunun farklı bir türü finans kapital ile başladı. Üretim ve hizmetler arttıkça finans kapital, bankalar aracılığı ile farklı bir kira türünü halktan güç devşirmek için kullandı.

    Borçlandırma.

    Ev almak için, araba almak için, iş yerine eşya almak için, uzun dönemli bir hizmet almak için, işleri geliştirmek için, hastane masrafını ödemek için, iyi bir cep telefonu/bilgisayar/beyaz eşya/mobilya almak için borçlandırılmaya başladık. Yaşadığımız toprak için aldığımız ev parası devlete gitmeden önce borç ve faiz ile bir finans kapital kurumuna gitti.

    Faiz geliri gücün kaynağı olmaya başladı. Yukarda yazdığım devlet ve finans kapital ilişkisinde; devlet kamu gücü ile borcunu ödemeyen bizlere ceza verdi, kaynakların finans kapitale akmasına aracılık etti. Önceki yorumda yazdığım finans kapital ve devlet ilişkisi halkın kamu gücü ile borcunu ödemeye zorlanması/malının alınması/hapis ve diğer cezalar ile başka ülkeye kaçıp devlet kontrolünden çıkmasının engellenmesi gibi yaptırımları, finans kapital devlete dikte etti.

    Gücün meşru kaynağı, toprak gelirinin yanında faiz geliri oldu. Faiz geliri toprağın gelirini geçti.

    Misal: Ben arkadaşımdan(veya bir firmadan) borç aldığımda yaptırım gücü, bankadan aldığımdaki yaptırım gücünden daha az olmaya başladı. Finans kapital firması ise, borcunu ödeyemediğinde devletin vergiler ile kurtarılma kapsamına girerken, o verginin kaynağı vatandaş olan ben o kapsama sokulmuyorum. Finans kurumu, Merkez Bankası ve yasa nezdinde aldığı güçle yarattığı para/krediden güç devşirirken, batması durumunda sözde! sosyal hayatı engelleyeceği gerekçesi ile yine vatandaşın vergisi ile kurtarılmaktadır. Finans kapital devlet ile ilişkisinde, sosyal hayatı etkileyecek kadar çok kredi yaratma ayrıcalığını almıştır, batması devleti korkuttuğu için kazancı özelleşmiş iken, borcu kamulaştırılmıştır.

    Vatandaşın, bu kıskaçtan korunmasının bir yolu, dijitalleşme, finans sistemden varlığını çıkarabilme özgürlüğü, devletin kamu baskısından kaçırabilme yeteneğinin gelişmesidir.

    Misal: 500 bin TL kazancım var, ev yerine BitCoin alırsam, sadece benim bildiğim dijital şifre ile dünyanın istediğim yerinden, istediğim kadar parayı çekme imkanım oluyor. O 500 bin TL üzerine haciz gelemez, icra konulamaz. Bir an gelir, bankadan aldığım borcu ödeyemezsem, üzerime yazılı tüm mal varlığı, o varlıkların el değiştirmeleri kayıt altında iken, BitCoin güvendedir. Banka hesabıma ehaciz gelse, bir arkadaşımın banka hesabından paramı çekerim.

    İşte Bankacılık sistemi ve Merkez bankalarının son bir kaç yılda dijital parayı meşrulaştırma zorlukları, hep bir kayıt altına almaya çalışma güdüleri, kayıt altına alabilmek için milyarlarca dolar harcamaları bu sebepledir. Sözde, kara-para ticaretini savunarak param üzerindeki tahakkümlerini devam ettirme güdüleridir.

    Misal: Evim yok kiradayım. Evimde ikinci el değeri 5-6 bin TL lik eşya var. Ailem var. Gelirim yüksek, kredi itibarım iyi. Bankadan 400 bin TL kredi çektim ve BitCoin aldım. Kredi geri ödemesini yapmadım. Yurtdışına çıktım.

    Bu durum bankayı nakavt eder. Finans Kapital'in çabası bunun engellenmesi üzerinedir.

    H8KhF@f5>z=WdP(T

    YanıtlayınSil
  23. Buhar makinesini 100 yıl önce bir Alman’ın bulduğunu, destek alamadığı için kendi servetini harcayıp buharlı bir tekne yaptığını, ilk denemeyi yaptığında kayıkçılar tarafından teknenin parcalandığını, siyasi otoritenin tepki çekmemek için onun haklarını korumadığını, adamın sefalet içinde öldüğünü unutmamak gerek. Tam da bu yazının içeriğine uygun, küçük hesaplara dayalı bir “gelişmeye direniş” örneğidir.

    YanıtlayınSil
  24. Buhar makinesini 100 yıl önce bir Alman’ın bulduğunu, destek alamadığı için kendi servetini harcayıp buharlı bir tekne yaptığını, ilk denemeyi yaptığında kayıkçılar tarafından teknenin parcalandığını, siyasi otoritenin tepki çekmemek için onun haklarını korumadığını, adamın sefalet içinde öldüğünü unutmamak gerek. Tam da bu yazının içeriğine uygun, küçük hesaplara dayalı bir “gelişmeye direniş” örneğidir.

    YanıtlayınSil
  25. Mahfi hocam, sayfadaki referans linklerinin hepsi bozuk link. Linkler
    file:///C:/Users/mahfi/OneDrive/Masa%C3%BCst%C3%BC/Yaz%C4%B1%20Haz%C4%B1rl%C4%B1klar%C4%B1/ge%C3%A7mi%C5%9Ften%20dijital%20gelece%C4%9Fe.docx#_ednref3

    şeklinde. Bu linker tıklandığında, linkler sizin bilgisayarınızdaki bir dosyaya olduğundan dolayı, o dökümanlar sizin bilgisayarınızda açılabilir ama internetteki bir kullanıcının bilgisayarında C:Users/mahfi adlı bir klasör olmadığı için bu dökümanlar bulunamaz.
    Saygılar ve sevgiler ve emekleriniz için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  26. teknoloji ve insan arasındaki ilişkiye ekolojiyi yada dünya kaldıraç rasyosunu da sokmamız gerekir. mesela dünyanın manyetik alanı çatırdamaya başlasa ve buna uçak hareketlerinin yol açtığını var sayalım hava taşımacılığı bir devrasyon yaşar vs vs

    YanıtlayınSil
  27. Hocam yeniden vergi ve sgk yapılandırması geliyormuş.

    Bu iş artık kimse vergi sgk ödemesine döndü. Zaten af yapılandırma çıkıyor elindeki parayı niye versin ki.

    Berat albayrak hazine ve maliye bakanı şöyle demişti 29.08.2018 de.

    Benim bakanlığı dönemimde bir daha böyle bir vergi affı barışı olmayacak.Ben 1 yıl kalırım 5 yıl kalırım bilmem benim dönemimde bir daha vergi barışı yok. Biz daha yalın ve daha tabana yayılmış vergi sistemi için çalışıyoruz.

    Şimdi ne oldu acaba.

    YanıtlayınSil
  28. Hocam bu kadar para basildi tum dunyada, ileride bir hiper enflasyon ihtimali goruyor musunuz?

    YanıtlayınSil
  29. Biz dünyanın en büyük hava alanını hastanesini yaparken Asya ülkeleri Dijital sektörde Avrupa'yı geçtiler ABD ile rekabet ediyorlar,Süleyman Demirel'in 1987'de yaptığı bütçe konuşmasını dinlemiştim orada yol yapmak için döviz dış borç almayın,büyük bir atılım gerekiyorsa bunun için alın diyor,biz 70 milyar dolarlık 80 yıllık kamu varlıklarını sattık bu parayla duble yol yaptık faiz ödedik çok büyük israf.

    YanıtlayınSil
  30. Dijital gelecegin en temel taslarindan biri de bir ulkenin fiberoptik internet altyapisidir. Isvec'in Stockholm sehrinin (sadece Stockholm, butun Isvec degil) fiberoptik sebekesinin uzunlugu butun Turkiyenin fiberoptik sebekesinin tam 20 kati. Nufusu 1 milyon olan bir sehirle 81 milyonluk dev bir ulkeyi kiyasliyorum dikkat edin.

    Turkiye'de fiberoptik altyapi kurma imtiyazi sadece TurkTelekom'a verildi. TurkTelekom Lubnanli Hariri ailesine satildiktan sonra hic bir alt yapi yenileme calismasi yapilmadigi gibi Hariri TurkTelekom'un arsalarini ve bakir kablolarina varincaya kadar butun degerlerini satti. Turk bankalarina 14 milyar dolar borc takip gitti. Ici bosaltilmis TurkTelekom'u da devletin kucagina ve kredi veren bankalara borc icinde birakti.

    14 Milyar dolar borc Turk bankalarindan alinmisti. Golun tasiyla golun kusunu vurup kactilar yani.
    Fiberoptik altyapi eksikliginin sonuclarini bugun ogrencilerin ve ogretmenlerin EBA'ya erisimde yasadiklari problemler ile goruyoruz. Avrupa'da evlere 40 Mbit/s internet baglantisi saglanirken Turkiye 90'lardaki gibi 56 kbit/s dialup-modem hizlarina geri dondu. Kirsal bolgelerde onu bulabilen bile sansli ulkemizde.

    TurkTelekom soygununa geri donersek, bir ulkeden 14 milyar dolari tokatlayip gitmek kolay degil. Mutlaka iceriden gizli ortaklari vardir, komisyon odedikleri kisiler vardir. Hariri zamaninda TurkTelekom'u denetlemek icin atanan kisi bugun CB yardimcisi. Baska yorum yok.

    YanıtlayınSil
  31. Ortaokul 8. sınıfa giden, Descartes’i bilgisayar oyunu, metodolojiyi metot defteri sanan bir çocuğum var. Salgının başlamasıyla birlikte, mart ayında okullar kapanınca, eğitime EBA ile devam etmiştik. Hem TV’den, hem de bilgisayar ortamından izlediğimiz eğitimler, içerik açısından zayıf, yapım kalitesi bakımından felaket, öğrenim ihtiyacını ve çocuk merakını karşılayamayacak seviyedeydi. Öyle olsa bile, devletin yapması gereken bir görevdi, hazırlıksız yakalanmıştı, kısa sürede bu kadarını yetiştirebilmişti, vs. Vatandaş olarak, bundan daha fazlasını talep etmekte elbette haklıydık. Yapabileceğimiz tek şey şikâyet etmekti. Biz de öyle yaptık. EBA, aslında eğitimci olmayan biz ebeveynlerin çocuklarımıza ne öğretil(me)diğini fark etmemizi, müfredatı yakından, bilfiil takip etme imkânına kavuşmamızı sağladı.

    EBA ile ilgili farklı şikâyetler devam ediyor. En başta fırsat eşitsizliği geliyor. Çoğunlukla teknolojik ve ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle, kırsal bir yana, büyük şehirlerde bile EBA’ya ulaşamayan çocuklar olduğunu öğreniyoruz. Eski EBA'da Adnan Menderes’in idam edilmesinden, yeni EBA'da din dersinde cinden, şeytandan bahsedilmesi örneklerindeki gibi, içerik bakımından zararlı olduğundan şikâyet edenler var. Bunlar haklı şikâyetlerdir.

    Ağustos ayında başlayan yeni EBA’ya gelince: 8. Sınıflar için bahsediyorum, diğer sınıfları bilmiyorum, içerik açısından bir hayli geliştirilmiş bulduğumu söyleyebilirim. Mart ayındaki EBA içeriğiyle kıyaslanmayacak ölçüde hem ders konuları açısından, hem görsel açıdan, hem de yardımcı kaynaklar açısından çeşitlendirilmiş. Khan Akademi, Vitamin gibi bakanlık dışı eğitim kaynaklarından yardımcı konu anlatımları, programlar, videolar eklenmiş. Ders anlatımları daha bir ustalaşmış, öğretmenler kamera karşısındaki acemiliği ve telaşı atlatmış görünüyorlar. Alıştırmalar ve deneme testleriyle de ölçe ve değerlendirme konuları eksik bırakılmamış. Ders kitabıyla birlikte birebir takip edilmesi halinde, fiziki olarak okula ve öğretmene ihtiyaç duymadan, öğretim kısmı buradan tamamlanabilir.

    Dijital öğretim buraya kadar tamam ama arkadaşlarla ve aile dışındaki diğer büyüklerle birlikte okulda sosyalleşme olmadan, öğretmen gibi yabancı bir büyüğün otoritesini, yönlendiriciliğini, ilgisini hissetmeden, diğer çocuklarla, sınıflarla, okullarla yardımlaşma, rekabet, yarışma ve heyecan duygusu olmadan, eğitim ne kadar sağlıklı olabilir?

    Ayrıca, öğretmenlerin EBA’ya girmediğini görüyorum. Matematik öğretmenine “EBA bu sefer iyi olmuş” deyince; “Aaa, öyle mi? Ben daha bakmadım!” dedi. Bırakın diğer EBA içeriğine göz atmayı, kendi öğrettiği matematik dersini bile incelememiş. PES!!!

    Çocuğunuz EBA kullanıyorsa, lütfen siz de onunla birlikte, bilhassa dijital platformdan dersleri inceleyin. Eksiği var mı? Var. Geliştirme imkanı var mı? Hem de nasıl! Azıcık zaman ayırın. 15 dakika bile yeterlidir. Ondan sonra ister beğenin, ister beğenmeyin.

    YanıtlayınSil
  32. Hocam dijitalleşme ile beraber geleneksel birçok mesleğin 3-5 sene içinde tamamen ortadan kalkacağına dair öngörüler var . Örneğin CFO, CIO veya CMO gibi pozisyonların yerine Chief Data Officer veya Chief Channel Officer gibi pozisyonların geçeceği öngörülüyor . Ayrıca Covid 19 un iş hayatındaki değişimleri 10 sene geriye çektiği ile ilgili görüşler var. Bu konularda sizin yorumunuzu alabilir miyim . Çok selamlar

    YanıtlayınSil
  33. Merhaba dijitalleşme ile ilgili iki kısa yazım:
    http://www.barisdurukan.com/2017/10/network-governance-ile-posdcorb.html
    http://www.barisdurukan.com/2017/10/dijitallesen-kamu-kurumlarinda-posdcorb.html

    YanıtlayınSil
  34. Mahfi hocam,
    yazılarınızı ilgi ve merakla merakla takip ediyor, hem sizden hem de ara ara gelen yorumlardan güzel bilgiler ediniyorum.
    Yazılarınızda neredeyse her defasında yapısal reformlara değiniyorsunuz. Eminim Arjantin, Endonezya veya Gürcistan'da da sizin gibi iktisatçılar her fırsatta yapısal reformlara değiniyor,yani genel anlamda yonetimsel değişikleri olmazsa olmaz olarak belirtiyordur.
    Şöyle bir sorum var: diyelim ki insanlık farkli bir gelismislik düzeyine ulaştı ve dünyadaki tüm ülke yönetimleri tam da yapılması gereken tüm yapısal reformlari ve yönetimsel değişiklikleri yaptılar... Bu durumda teorik olarak bütün ülkeler gelişmiş ülke sınıfına girer mi yoksa ne kadar doğru yönetilirse yönetilsin, gerek coğrafya gerekse dünyadaki kaynakların kısıtlılığı nedeniyle bir grup ülke gelişmemiş olarak kalır mi?
    Saygılar, selamlar

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir grup ulke daima gelismemis olarak kalacak. Bunlar basta islam cografyasi olmak uzere demokrasi, hukukun ustunlugu ve insan haklarinin yeterli olmadigi veya yeterince onemsenmedigi ulkeler olacak. Bu ulkeler ile gelismis ulkeler arasindaki zamanla makas giderek acilacak. Bu ulkelerin gelismis ulke kategorisine gelebilmek icin atmasi gereken adimlar Ataturk'un dedigi gibi fikri hur vicdani hur birey olmayi basarabilmis vatandaslar ile baslar. Demokrasi, hukukun ustunlugu ve insan haklarinin olmadigi ulkelerin vatandaslari ya din afyonu ile uyutulur ya da diktatoryal baski altinda sefalet icinde inler. Bu ulkeler makas acildikca bagimsizliklarini da kaybetme noktasina gelebilirler ve zamani gelince de tarih sahnesinden silinirler.

      Sil
    2. MiG.29 çok doğru bir tespitte bulunmuş. Bu bağlamda ülkemiz çok kritik bir aşamada. Tam da seçim yapma noktasındayız, ya Atatürk ilkelerine sarılıp gelişmiş ülkeler arasındaki yerimizi alacağız ya da bir süre daha, giderek daha fazla sürünerek devam edecek, sonra da dağılıp gideceğiz. Seçim necip milletimizin...

      Sil
  35. Herkes Tarım Devrimi'ni kötülemiş,Antropolog Napoleon Chagnon'u bir okuyalım bakalım insanlık neden Taş Devri'ni bitirip Tarım Devrimi'ne geçmiş.

    YanıtlayınSil
  36. Tarım Devrimi neden gerçekleşti? Cevap Taş Devri'nin insanlık dışı hukuk sistemi ve ekonomik seviyesi,Taş Devri'nde hukuk o kadar ilkel ki örneğin gençlerin yarışı kabile içi şiddet sonucu ölüyor büyük kısmı kadınlar kimin olacak meselesi,insanoğlu bu felakete iki kurum kurarak cevap veriyor devlet ve evlilik,Taş Devri'nde evlilik olmadığı için doğan çocukların kimin olduğu belli degil çoğu tecavüz sonucu çünkü serbest,her gece komşu kabile gelip seni yok edebilir her şeyini alabilir.
    İkinci mesele Taş Devri ekonomik olarak o kadar geri ki bugünkü Zimbabve yanında Almanya kalır,Yemek yemek için yırtıcı hayvanlarla dolu 40 km alanda ayağında ayakkabı olmadan her gün hayvan öldürmek zorundasın ve Anadolu ve Avrupa en az 6 ay soğuk kış,Kışın sıcak bir elbise giymek için bir Ayı öldürmek zorundasın tabi bazen o seni öldürüyor.
    Kısaca Tarım Devrimi sadece tarımla ilgili değil öncelikle bir hukuk sistemi mesela incil ve kuranda geçen ibrahim'in oğlunu kurban hikayesi Tarım Devrimi'nin devamı olan Bronz Çağı'nda insan kurbanının yasaklanması hikayesidir,çocuk kesiyorduk yerine koyun verdiler medeniyet budur.Devlet kurumu geldi cinayet suç sayıldı,bunlar hemen olmuyor MÖ 12,000 ile Yunan Klasik Çağı arası yaklaşık 10 bin yıl.

    YanıtlayınSil
  37. Dijitalleşme mutlaka gerçekleşecek. Ama komplike teknolojilerin yaşama şansı yok. Yazılımda en önemli konu, geliştirilen sistemin "olabildiğince basit" olmasıdır.

    "Basitlik mükemmelliktir." Leonardo Da Vinci

    YanıtlayınSil
  38. Severek takip ettiğim, bilgilendirici ve ufuk açıcı güzel yazılarınız için teşekkürler Mahfi Hocam.

    Bilim bize büyük patlama ile oluştuğu düşünülen fakat ne kadar büyük olduğunu bilemediğimiz evrenin yaşının yaklaşık 14 milyar, dünyanın 4.5 milyar, dünyadaki ilk yaşam formunun 4.2 milyar, memelilerin 220 milyon, primatların 75 milyon, ilk insan diyebileceğimiz homo cinsinin (yok olan homoerectus, neandertal) 2 milyon ve bugünkü modern insan olan biz homosapienslerin yaşının ise 300 bin yıl olduğunu ve bu süre içinde sürekli bir evrim ve gelişme/değişim içinde bulunduğumuzu gösteriyor.

    Hiç şüphe yok ki, insan cinsinde son 2 küsur milyon içinde olan değişim devam edecek, teknoloji (yapay zeka AI, nesnelerin interneti IOT, robotik, biyogenetik, vb), insanın hiç bitmek bilmeyen hırsı ve gittikçe güç kazanan totaliter rejimler sayesinde insanlık yeni bir forma dönüşecektir.

    Teknoloji sayesinde yaşam süresi giderek artıyor gibi olsa da maalesef insanlık başta doğa ve doğal kaynaklar olmak üzere yaşadığı ortamı, sonucunda kendisini tüketiyor hızlı bir şekilde. Dünya insanca yaşanacak bir yer olmaktan çıkıyor. Çip takılıp her şeyi kontrol edilen (ki çip olayı şimdiden bazı ülkelerde başladı), sürekli gözetim ve kontrol altında, adına robosapiens gibi birşey denilecek yarı robotlara dönüşmüş, köleleşmiş bir gelecek bekliyor biz homosapiensleri...

    Mevcut nesiller olarak öyle bir dünyada yaşamak zorunda kalmayacağımız için şanslı sayılabiliriz bir bakıma. Bizler görmeyiz ama öyle hızlı bir şekilde kötüye gidiş var ki çocuklarımız, torunlarımız hakkında inanın emin değilim, bu dönüşüme ucundan yakalanacaklar mı diye !..

    Saygılarımla & Sağlıcakla...

    YanıtlayınSil
  39. Mahfi hocam benim size bir sorum var söylediniz ya bu covid dönemde e ticaret olan ilgi artı ya , bu covid döneminden sonra e ticaret olan ilgi devam eder mi? Eger devam ederse insanlar daha çok işsiz olacak buda ekonomiye zarar vermez mi?

    YanıtlayınSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...