Dolar Niçin Yükselişte?

Hafta başı itibarıyla dolar değer kazanıyor. Dolar Endeksine baktığımızda doların altı ülke para biriminden oluşan sepete (Euro, Japon yeni, Birleşik Krallık poundu, Kanada doları, İsveç kronu ve İsviçre frangı) karşı değer kazandığını görüyoruz. Yalnızca euro/dolar paritesine baktığımızda orada da doların euroya karşı değer kazandığı açık biçimde görülüyor. Daha düşük çaplı bir değer kazanımı Türk Lirasına karşı da söz konusu.

Ortada bir savaş durumu var ve bu savaş her ne kadar ABD’ye çok uzak bir yerde Ukrayna’da oluyor ve ABD savaşın taraflarından biri konumunda bulunmuyorsa da Nato’nun lider ülkesi olarak ABD, Rusya’ya karşı yürütülen yaptırımlarda başı çekiyor.

Rusya’ya karşı yaptırımlarda başı çekmesine karşın ABD Doları değer kazanıyor. Bunun bazı nedenleri var: Her şeyden önce bu savaş ABD’nin başta Avrupa olmak üzere bütün dünyaya silah satışını artıracak. Özellikle patriot hava savunma sistemleri ve F 35 uçaklarına talep artışı söz konusu.

Petrol ve doğalgaz fiyatlarının yükselmesi bu iki ürünü üretemeyen ülkeler için ciddi sorunlar yaratıyor. Oysa ABD, kaya gazı ve kaya petrolü rezervi bakımından dünyada en üst sırada yer alıyor. Burada bütün mesele bu ürünleri çıkarıp kullanılabilir hale getirmenin yüksek maliyet gerektirmesi. Fiyatlar bugünkü düzeyde kalırsa bunları çıkarıp işlemek uygun hale gelecek ve o zaman ABD bunları çıkarıp kullanılabilir hale getirecek ve hem kendi kullanacak hem de dünyaya satacak. Bu açıdan baktığımızda ABD’nin petrol ve doğalgaz fiyatlarının artışından kazançlı çıkacağını söylemek mümkündür.

Savaş, insanlara tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. ABD’nin burada da avantajı var: Dünyanın en büyük buğday ve mısır üreticilerinden ve ihracatçılarından birisi konumunda bulunuyor. Tarımsal ürünlerde yaşanacak sıkıntı ABD’yi fazla etkilemeyecek.

Rusya’nın uygulayacağı karşı önlemler ve yaptırımların da ABD’yi fazla etkilemeyeceğini söylemek mümkün. Buna karşılık Avrupa bunlardan çok etkilenecek. Özellikle Rusya, her şeyi göze alıp da bir adım daha atar ve Avrupa’ya doğalgazı kesme yoluna giderse bu, Avrupa açısından çok ciddi bir darbe olur.

Burada ilginç görünen bir durum da savaşın başlangıcında hızla değer kaybeden Rus Rublesinin şimdilerde eski konumuna dönme yolunda ilerliyor olması. Ukrayna’nın birkaç gün içinde teslim olacağı ve savaşın sona ereceği düşünülürken şimdi savaşın çok uzun süreceği tahminleri yapılmasına karşın Ruble’deki toparlanmanın arkasında büyük ölçüde Rus Merkez Bankası’nın faiz oranını yüzde 10’dan yüzde 20’ye yükseltmesi yatıyor. Enflasyon oranının iki katı dolayında bir faiz oranı ekonominin daha fazla bozulmasını durduran adım oldu. Buna karşılık Ruble’deki dalgalanma hala oldukça yüksek görünüyor.

Burada ele alıp analize tabi tuttuğumuz gözlemlere dayalı tespitlerin kalıcı tespitler olmadığını özellikle vurgulayalım. Küresel sistem her zamankinden daha fazla ve değişken etkiler altında bulunuyor. O nedenle orta vadeli tahmin yapmak bir yana kısa vadeli tahmin yapmak bile anlamını kaybetmiş görünüyor. Böyle bir ortamda her gün yenilenmek kaydıyla en fazla haftalık tahminlerle devam etmek gerekiyor. Doğal olarak bu kadar belirsizlik ortamında karar almak ve iş yapmak da son derecede zor oluyor.

Yorumlar

  1. Dolar mı değer kazanıyor, diğer ülke para birimleri mi değer kaybediyor? Nasıl anlarız Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel soru bunu anlamak için biraz daha teknik bir analiz yapmak gerekir. Ama diyelim ki bütün para birimleri değer kaybediyor ve dolar yerinde duruyorsa dolar dolaylı olarak değer kazanmış olur.

      Sil
    2. Dünya ekonomi gemisi 2008 den itibaren kevgire döndü.Para yaması,pandemi yaması şimdi de savaş yaması.
      Dünya gemisi daha ne kadar dayanabilir hocam?

      Sil
    3. Dolar veya sepetteki diğer para birimlerini altin veya farkili emtialarla kiyaslarsak, değer kazaniminin/düşüşünün hangisinde daha fazla oldugunu bulabilir miyiz?

      Sil
    4. Dolar değer kazanıyormuş gibi görünüyor, ama ABD'de yüksek bir enflasyon olduğuna göre dolar değer kaybediyor demektir. Bu durumda dolar değer kaybediyor, diğer paralar daha çok değer kaybediyor.

      Sil
  2. Dolar bizim paramız; sizin sorununuz!!!

    YanıtlaSil
  3. Sn. Hocam,

    1973 petrol krizi dönemleri ile çok benzer dönemlerden geçmiyor muyuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu daha kötü çünkü petrol dışında da sorunlar var.

      Sil
  4. Selam hocam,

    Değerli yazınız şunları düşündürdü.

    - Savaş öncesi, savaşın Rusya için büyük hata olacağını, savaşın ilk haftasında da Rusya açısından en iyi hamlenin hemen barış olacağını belirtmiştim.
    Rüşvetçi Rus ordusu, 7 yıl da uğraşsa Ukrayna'yı alamaz. Rusların 150 binlik askeri hazırlığını görünce ciddi bulmamış, göz korkutmak için birlik yığıyor diye düşünmüştüm,
    Putin düşündüğümden de vasıfsız çıktı savaş ilan etti. Rusların ciddi bir Ukrayna seferi için en az 500 bin asker yığması lazımdı.

    Savaş harcamaları şöyle bir seyir izliyor:

    - Almanya 150 milyar dolar üzerinde hava savunması için silah anlaşmasına imza attı.
    - Diğer Nato ülkeleri de yıllık 5er 15şer milyar dolarlık ek alımları meclislerinden onaylamaya başladılar.
    - Nato üyesi olmayan, Finlandiya ve İsveç, ilk başta toplam 25-30 milyar dolar savunma ürünleri alacaklar. Nato üyesi olduklarında, en az bu miktarlık her yıl alım yapacaklar.

    Kriz, Avrupanın siyasi hatasının sonucu. Bunlar bedel bile değil henüz. Savaşın uzamasıyla mülteci krizi de AByi bekliyor. Savaş daha Belarus a sıçramadı. Orda da 10 milyona yakın mülteci adayı insan var.

    Savaşın en önemli sonuçlarından biri, Çin yönetiminin, "Çin'i ciddi olarak kimsenin iplemediğini" anlaması olmuştur.
    Hey, huy, asarık, keserik diye boş nida atan Çin yönetimi sustu.

    Rus ordusu nasıl dünyanın en rüşvetçi ordusu ise, Çin yönetimi de dünyanın en rüşvetçi devletidir.
    Nasıl Rus ordu sorumlusu Sergey Şangu makamını rüşvetle satın aldıysa, Çin'li Xi de rüşvetle devlet başkanı oldu.
    Çin, ekonomisini global firmalara komisyon karşılığı outsource etmiş bir yapıdır.


    "Çin yönetiminin kafası savaş ve ekonomi işlerine basmaz"

    Savaşların böyle özellikleri vardır. Laga luga yapıp, boş konuşanları susturur.
    Çin gitsin şimdi Tayvan'ı mı istila edecek, Putin'e mi destek verecek ne yapacaksa yapsın, boyunun ölçüsünü alsın.
    Bu işler, şimdi Çin yönetiminin yaptığı gibi, savaş bitsin, iki taraf dursun gibi komik politikalar ile yürümez.
    Gücü varsa, Xi efendi gitsin Putinciğine destek olsun, silah versin, kankası savaş kaybediyor.
    Kanka derim, çünkü ne Rus ne de Çin tek adam rejimlerini devletten saymam, birbirinin kankası olurlar.
    Savaş öncesinde de uzun bir bildiri ile Rusya- Çin işbirliğinden Putin ve Xi dem vuruyorlardı, ne oldu? Xi, tükürdüğünü yalıyor şimdi.

    - Savaşla dünya küresel sermayesinin, Rusya'ya her ne kadar yaptırımlar yapılsa da yüksek miktarlarda Çin piyasasından çıktığını görüyoruz.
    Samsung, Nike, Microsoft, Apple şu anda Çindeki fabrikalarının kapasitelerini azalttı, Samsung tüm fabrikalarını kapatıp, tamamen üretimi dışarı çıkardı.
    Keza Sony, Toyota hızlı çıkış içinde.

    Çin ve Rusya, Avrupanın kendi klasik üretimini kaldıraç yaparak, dünya ekonomisinde dengeyi lehine çevirmek için yaptığı büyük hata idi.


    Rusya, Rubleyle gaz satmak istiyormuş. Savaş yaptığı bloktan istiyor. Rusya yönetimi komedyen olsa daha komik fıkra yazamazdı.

    2 bin 200 yıl önce Mete Han'a atfedilen bir laf, "Büyük devlet olmağa büyük asker büyük kan gerek" der.
    Rusya ve Asya topraklarında büyük devlet kurmuş Mete.
    Ordusu batağa saplanan Rusya, neyine güvenip Ruble ile satış yapıyormuş?

    "Askerinin gidemediği yere paran gitmez"

    Bir yere ilk önce askerin, silahı, mermisi ile gider, subayının mermisinin ulaşabildiği yere kadar ardından paran gider, ardından tanrın/putun (artık her ne metafizik zımbırtın varsa) o gider.

    Ukrayna savaşı yeni başladı. Biraz zaman geçsin. Batı dünyası, biz Putin ile masaya oturmayız, dediğinde, Ruslar kös kös ya yeni lider bulur, ya da bedeline katlanır.

    9lPynB9lL5qW2R0b

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1-İngiltere, Fransa savaşında ve Napolyon'un Rusya seferinde, Almanya'nın iki dünya savaşı arasında yani 40 yılda savaş gücünü artırarak meydan okuması bunun gibi diğer örnekler.
      (Osmanlı savaşlarında kimlerden borç aldı)
      2- Ülke liderleri, Askerleri, politikacıları neye göre karar verirler. Bu güçleri/destekleri kimden alıyorlar.
      3- Çin son yüzyıldaki İki büyük savaşa girmedi ve tarihsel, demografik ve ekonomik, siyasi yapısı ve geleneği/ felsefesi bunlarda etkin olmalı.
      4- İnsanlık sadece 225-250 yıl tarih boyunca küçük,orta ve büyük savaş yapmamış.
      5-Savaşı sanat haline getirerek insanlığın ne kadar acımasız, insafsız olduğunu yaşıyoruz.
      6- Üretim , kaynak ve pazar paylaşımı ve dengeler süreç içinde belirli olacağı için önyargılı olmak bizleri yanıltabilir.

      Sil
    2. Adsız 19:30 ;
      Metafizik zımbırtı, tüm diyaneti gömmüşsünüz.

      Sil
    3. Adsız olan arkadaş aşırı radikal bir şekilde yorum yapmış

      Sil
  5. Hocam peki faizi (enflasyonun altına) indirdiğimizde doların artmasında neler etkili? insanların alternatif olarak dolar alması ve harcamaları arttırması etkili (enflasyonu arttırıyor) ama birde faizi bu kadar düşürülen sürekli açık veren bir ülkeye giren sıcak para ve doğrudan yatırım miktarı azaldığı için mi artıyor? Cari açık ve yatırımların azalması doları aniden mi etkiliyor yoksa uzun vadede mi? Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir: Ülkeye döviz girişi azalıyor. Yani dolar azı düşüyor. Ki bu kurun yükselmesine yol açar.
      İki: İnsanlar enflasyona karşı korunmak için dolara yöneliyor. Yani dolar talebi artıyor. Ki bu da kurun yükselmesine yol açar.

      Sil
    2. Yani hem sıcak para ve doğrudan yatırımlar azalıyor hem de insanlar dolara dönüyor değil mi? İşte böyle olduğunu sokaktaki adama öğretemediğimiz için bence insanları eğitemiyoruz. -Türkiye, cari açık veren bir ülke ve faiz enflasyonun altına inerse hem yatırımlar dolar ve tüketime yönelerek cari açığı büyütür ve hemde döviz akışı azalır.- gibi bir cümle (doğruysa) söylenmiyor medyada faiz-enflasyon ilişkisi konuşulunduğunda. Oysa sokaktaki adamın bu tür şeyleri anlaması imkansıza yakın. Ben de düşünüyorum da hiç üniversite eğitimi almasam -stokçuluk var,savaş var vb.- gibi sebeplere bağlayabilirdim her şeyi.

      Sil
    3. Sn Kaan,
      Güzel bir yerden yakaladınız.

      Sokaktaki adamın bilmesine gerek yoktur esasen.
      Kendi işini en iyi bildiği şekli ile piyasa koşullarında yapması yeterlidir.

      Ekonomi işini, askerlik işini bilen insanlar, zamanı geldiğinde öngördükleri sorunlar için toplumu uyarır.
      Bizdeki sorun, işin ehli insanların ülke ve firma yönetimlerinden bir şekilde el çektirilmeleri.
      Özgür düşünce hakkının insanlarda olmaması ile ehil insanların susturulması.
      Özgür düşünce hakkının olduğu kurumlar, ehil insanları yönetimine getirir, topluma güven verir.

      TR özelinde en iyi misal, eskiden mensubu olduğum Türk ordusudur.
      Hatırlayın, ülkenin ilk 90 yılında en güvenilir kurum her zaman ordu olmuştur.
      Orduda dahil olduğum tüm proje ve toplantılarda, konu ile ilgili görüşlerimi en açık şekli ile toplantı ve proje dökümanlarına ekledim.

      İmkan olsa da tüm yöneticiler eski komutanım "Engin Alan" ın Özel Kuvvetler Komutanlığında nasıl insanların düşüncelerini en açık ve net şekli ile aldığını,
      toplantıdaki özellikle en düşük rütbelileri nasıl görüşlerini, izlenimlerini açıklamak için cesaretlendirdiğini bir görse.

      İşte özgür düşünce hakkı budur. Erler, Onbaşılar, Çavuşlar, Astsubaylar, Teğmenler silsilesinden düşüncelerini almak o kadar önemlidir ki, sahaya dokunan insanlardır.

      Bugün Rus ordusu, Ukrayna'da batağa saplandı. Bu satırları okuyanların çoğu askerliğini yapmıştır. Misal, lojistik ve ikmalde askerlik yapanlara yüzlerce kere kamyon akü,
      lastik, parça tak çıkart, gereksiz yere kamyonu alakasız yerlerden sür emirleri verilmiştir. İşte bunları yapmadığı için Rus askerleri, Ukrayna çamurlu yolunda patlayan kamyon
      lastiğini değiştiremiyor, biten aküyü şarj edemiyor, tankına benzin ikmali yapamıyor.

      İşte, sahadaki o erlerin durumunu, yeri geldiğinde bir Çavuş, tüm açıklığı ile Generali Engin Alan'a aktarabilecek özgür düşünce hakkına sahipti.
      Keza, Türk ordusunun tüm general rütbesi böyle bir karakterde idi.

      İnsanları eğitmek bizim işimiz değil.
      Etkimiz altındaki eğitimli insanların enerjilerini yükseltmek, kendilerini rahat ifade edecekleri ortamları yaratmak işimiz.

      Şark zihniyeti derler, bazı gerçekleri üstünden o da kendi üstünden gizler, tepeye kadar böyle gider.
      Tepedeki kendini ciddi bir sıkıntıya kadar cennette zanneder. Sonra da koltuk korumak için bahaneler silsilesi başlar.

      Şimdi çalıştığım global bankanın bulunduğum teknik işlerinde de şark zihniyeti bir şekilde hakim olmuş. İşe girdiğimin ilk haftası bazı teknik dökümanlardaki hatalardan anladım. Üstüme ilettim, salladı, onun üstüne ilettim o da sallayıp, biraz baskılı ortam yaratma yoluna gitti.

      Bilirsiniz, Türk ordusunda şark ve iltica zihniyetli insanlar düzenli olarak atılırdı.

      Acaba, global bankada nasıl oluyor, şu Şark farelerini biraz ciyaklatsam diye düşündüm. Kuralına ve ortamına göre yapınca, bizim ordudakinden daha kolay temizleniyormuş. Beni de ikisinin üzerinde bir koltuğa oturttular, kurum tarihinde çok nadir olurmuş.

      Sokaktaki adam bilemez. Konu devlet kadroları olunca, sokaktaki adamın cebi deliniyor.

      Her kurumda, kendi hiyerarşisi içinde, işini bilen, fareleri kuyruklarından tutup atacak kişiler gerek.

      TR özelinde, atılacak çok fare var gibi geliyor, siyaset başta olmak üzere ciddi bir rehabilitasyon gerek.

      Türk entelleri yönetim işini anlamadıkları için bana karşı gelse de, ben aklı selim ve eğitimli insanlara mutlaka iktidar partisine girin diye 10 yıldır anlatırım. Bellidir ki TR şartlarında muhalefetin iktidar olacağı yoktur. İktidar partisine giren her aklı selim insan, ülke yönetiminden liyakatsiz ve yeteneksiz 5 insanı temizler.

      Buna siyaset kurumunu rehabilite etmek denir.

      (Asker kökenli olduğum için AKP, CHP, HDP, İYİP, MHP diye ayırmıyorum. Bana göre hepsi aynı)

      hw83LdTI89F8LMJN

      Sil
  6. Dünyada doların güçlenmesi ve ABD'nin faiz arttırımına gitmesi türkiyeyi orta vade de ne gibi zorluklarla karşı karşıya bırakır hocam?

    YanıtlaSil
  7. Tarımsal üretimle ilgili tespitleriniz çok önemli.
    Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  8. Sanırım siz Türkiye'de siyaset yapamazsınız Mahfi bey. Yanlış anlamayınız lütfen, niteliklisiniz elbette.

    Mevcut Türkiye siyaseti sizin gibi birini dışlar, hevesiniz kursağınızda kalır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen aynı düşüncedeyim ve o nedenle de siyasete girmem için yapılan teklifleri reddediyorum.

      Sil
    2. Ben de şunu anlamıyorum, açıklarsanız sevinirim:

      Mahfi bey, ben sizin kadar nitelikli değilim, olmayı çok isterdim.

      Fakat nitelikli olmanıza ek güvenilir biri olduğunuzu da biliyorum.

      Sizin gibi kişilerin, mevcut hasta düzeni tekrar sağlıklı hâle getirmek için siyasete girmesi gerekmez mi? Epey meşakkatli bir durumdan bahsediyorum, farkındayım.

      Böyle deyince , sanki, "Siyaseti düzeltirken bütün eziyeti siz ve sizin gibi kişiler çekecek, bu esnada sizi destekleyen biz sıradan halk da oturduğumuz yerde keyfimize bakacağız." gibi bir algı mu oluşuyor acaba Mahfi bey, böyle mi düşünüyorsunuz?

      Sil
    3. Hayır böyle düşünmüyorum. Ben gerçekleri konuşmaya odaklıyım. Düşüncelerimi özgürce söylemeye alışığım. Parti disiplini nedeniyle kendi düşüncemi söylemek yerine liderin fikrini savunmak benim kabul edebileceğim bir şey değil. O nedenle siyaset bana göre değil.

      Sil
    4. Daha önce dediğim gibi Mahfi bey sokaktaki adam Yatırımlar,faiz,enflasyon nedir bilmez ve bilmesi beklemekte zor. En iyi üniversitelerden mezun insanlar bile makro dersi almamış olabilir. Siz politikacı olacaksanız sokaktaki adamın oyu daha önemli olacak çünkü çoğunluk makroekonomi uzmanı değil

      Sil
    5. Kaan Bey ben politikacı olmayacağım. Sokaktaki adamın makroekonomi hatta ekonomi bilmesi de gerekmez, sağduyu sahibi olsa yeterli. Ne yazık ki o da çok eksik.

      Sil
    6. Selam Kaan bey,

      Bir önceki yorum ile konuyu kurum ve toplumsal özgür düşünce hakkına bağladım. Ordumuz ve Global banka misali verdim.

      Günümüz savaş koşullarında Türkiye gerçekten çok iyi bir konumda. Bu tarz ortamlarda, genellikle, savaş dışında denge politikası üretebilen toplumlar çok büyük kazanımlar elde eder.

      Türkiye, devlet geleneğinde, kuruluş itibarı ile bu değerler eklenmiş.
      Pratik olarak, İsmet Paşanın ikinci dünya savaşına girmemesi de mevcut devlet kadroları için misal oluşturuyor.

      TR ın yapması gereken kendi işine odaklanması, başka da hiç bir şey değil.

      Kendi işi nedir? Tarım üretimini verimli kılmak. Sanayi üretimini etkin verimlilikte tutmak. İnsanının eğitimine önem vermek, toplum huzurunu sağlamak. Bu kadar.

      Gördüğüm tek engel de, insanlarına özgür düşünce ortamını sağlayamayan Türk yöneticiler ve kurumları. Başka da engel göremiyorum.

      Benim için kolay olan, her zaman faydalı bulduğum özgür düşünce ortamı, toplum için çok zor veya imkansız olabilir.

      Önceki yorumumda, AKP, CHP, HDP, İYİP, MHP (alfabetik sıra) arasında ayrım görmediğimi belirttim.

      Ancak, sivil hayatta, topluma öyle ayrımcı bir toplum mühendisliği çalışması yapılıyor ki, sokaktaki adam ister istemez ayrımcı büyüyor. Ne işe yaradığını bilmediğim büyük bütçeli Diyanet kurumundan, kadın erkek eşitsizliğinin savunulmasına, Kürt kökenlilerin ve onların partilerinin onyıllarca ayrıştırılmasına, temel eğitimde çocukların ayrımcı düşünceler almasına, ticari hayatta müslim-gayrimüslim diye sermayenin ayrıştırılmasına kadar sizin daha iyi bildiğiniz büyük bir zincir.

      Bize birey olarak kolay gelen topluma zor gelebilir. Aklı selim insanlar, filozoflar bile önyargıların kırılmasının zorluğunu belirtmişler.

      Aydınların, özgür düşüncelerini, araştırmalarını açıkladıkları için öldürüldükleri bir toplum burası.

      Toplumun sadece yüzde 5'i hocamızın "sağduyu" kelimesi ile belirttiği hissiyatı olsa, ne oldu bu aydınlara da öldürüldü dese, biraz önyargıların kırılmasına dair ümidim olur.

      Aydın insanın arabasına bomba koyup patlatıyorlar. Bu basit bir iş midir? Bana açıkça söyleyin, 80 milyon insan arasında kaç kişi bir bomba düzeneğini, bir arabanın kontağına bağlayabilir? veya kaç kişi motor sarsıntısı ile aktive olabilecek bir bomba düzeneğini araca yerleştirebilir? Yapabileceklerin kaç tanesi bombayı bulabilir, bulabilenlerden kaç tanesi araca koyacak cesareti bulabilir, bunlardan kaç tanesi araçlar arasından aydının aracını bilebilir? Bomba düzeneği kurma bilgisini geçtim, araba ön kaportasını bile açamayan 75 milyon insan var.

      Sokaktaki insanları ve entel geçinenleri geçtim, siyasi liderlerden niye hiç bir tanesi açıkca bu aydına ne oldu da bomba ile patlatıldı diye sorup, işin peşini takip etmez?

      Dediğim gibi toplumun yüzde 5i talep etse, siyasetçiye baskı yapsa ümidim olur.

      lOL9PmY2MIM3GNNG

      Sil
    7. Amerikan toplum yapısı ve siyasetinde de büyük çaplı ve hiç organik gözükmeyen ayrımcılık ve kutuplaşmalar var. Bunlar hangi amaca hizmet ediyor, ve bunlardan zarar gören halktan veya bürokrasiden niye kutuplaşmaya karşı başarılı birleştirici akımlar çıkmıyor? Böyle şeyler yapacak aydınlar batıda da mı suikaste uğruyor?

      Sil
  9. MAHFİ HOCAM TÜRKİYE CUMHURİYETİ MERKEZ BANKASI REZERV OLARAK DOLAR MI DAHA FAZLA OLMALI ALTINMI DAHA FAZLA OLMALI.TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence üçte iki döviz, üçte bir altın en uygun denge.

      Sil
  10. Hocam.ABD kendi petrolünün dışında Iraktaki petrol kaynaklarına sahip mi?Onları kullanabiliyor mu?

    YanıtlaSil
  11. Savaş çıkması ve uzaması abd nin işine geliyor. Oyüzden abd ne natoya alıyor ukrayna yı ne almayacak diyor.

    Küresel senaryolar pandemi ile başladı tedarik zinciri enflasyon bol para dağıtımı ile tüm dünyada enflasyon yaratıldı ve şimdi çıkarılan teşvik edilen savaş ile tek kazananı abd olan her türlü sadece abd nin kazandığı bir dünya.

    Aşı ile bilim tekeli yaptılar sadece abd onaylı aşılar kabul edildi diğerleri kabul edilmedi. Ancak Çin Rusya Küba İran kendi aşılarını üretti ABD aşısı na güvenmediği için. Avrupa uzun zamandır ABD nin şubesi oldu.

    Şimdi gıda krizi geliyor diye bağıranlar sözde haklı çıktı. Çünkü yeni dünya düzeninde enflasyon makro ekonomik sıkıntılar ve reel sektör krizleri ile gıda sıkıntısı çıkması lazımdı ki kendi ürettikleri yapay et gibi biyolojik ürünleri makinaları ile üretip dünyaya pazarlasınlar.

    Diğer ülkeler para almak için krizden kurtarmak için yeni anlaşmaları kabul etsinler.

    Dünyada bilim ABD tekelinde olduğu için dsö dahil tüm onaylar abd tarafından yapılıyor. Uzay Bilimleri onların iklim değişikliğine karar verip karbondioksit salınımı azaltıp hatta hayvanlardan çıkan gaz bile çok fazla metangazı olduğu için hayvanlarda kesmemeiz lazım yapay et tüketmek iyidir. Kuş gribi çıkarıp tavukları telef edelim.

    Bill Gates zaten öncü haberci bundan sonra daha fazla virüs çıkacak diyor müneccim Gates amca ve ekliyor 100 günde aşı üretmemiz lazım ve ben servetimi bu aşı fabrikalarına harcayacak diyor. Sözde insanlık için yapıyor ancak dünyada okadar fakir aç yoksul susuz Afrikalı varken onlara yardım yapmayı aklına getirmiyor.

    Suriyede milyonlar ölürken sessiz kalan Avrupa bize mülteci gelmesinde size para verelim diyen Avrupa. Ukraynada olan bitene kayıtsız kalamıyor onlar bizim gibi sarışın ve renkli gözlü diye yardım çığlıkları atıyor. İkiyüzlü Avrupa herkesi aşıladınız.

    YanıtlaSil
  12. Ortadogudan nefret ediyorum. Dunyaya hic bir faydasi olmamis bir b9olgedir

    YanıtlaSil
  13. Sayın Hocam,

    ABD ve dolar hakkında bilgiler verirken dikkatimi çeken üç şey oldu.

    ABD'deki gibi olmasa bile Türkiye'deki savunma sanayi son 20 yılda ciddi anlamda dışa bağımlılığı azalırken gelecek dönem için yüksek caydırıcılığa sahip projeler oluşturuldu ve bazı ürünler envantere alındı. Bazı ürünler de ihraç edilmeye başlandı. Bu projeler önümüzdeki yıllarda ülke ekonomisine ciddi katkıları olacaktır. Malum dünyamızda ne savaş nede çatışma eksik olmuyor. (Kişisel düşüncem silah yerine kalem ile ekonominin güçlenmesi yönündedir.) ABD ekonomisini canlı tutan silah sanayisi gibi Türkiye Ekonomisini canlı tutacak sektör gelecek dönemde savunma sanayi olacak gibi gözüküyor.

    Enerji konusunda da ABD de kaya gazı olduğu gibi Türkiye kara sularında Karadeniz (Karadeniz de 320 milyar metreküp keşif yapıldığı duyurulmuştu) ve Akdeniz'de sismik araştırma ve sondaj gemileri doğalgaz ve petrol arayışlarını sürdürüyor. Keşfedilen miktar elbette enerji bağımsızlığı için yeterli değil ama bağımlılığı azaltması yönünde umut vadediyor.

    Gıda konusunda ise salgın dönemi olmasına rağmen 2021 yılında Türkiye sebze ve meyve üretiminde dünyada 5. sırada yer alıyor. ( 2021 yılında sebze ve meyve üretimi dünya sıralaması 1.Çin, 2.Hindistan, 3.Brezilya, 4.ABD) Sıralamadaki ilk dört ülkenin toprak büyüklüğü ve nüfusu da değerlendirildiğinde Türkiye bu konuda da çok geride değil.

    Bu olumlu bakış açısıyla yazdıklarımın yanında Ülke ekonomisinde problemler olduğunu da hissetmekle kalmayıp bizzat sıkıntıları yaşıyorum. Ben Ülkenin durumunu ise içinden çıkılamaz bir bataklık durumunda görmüyorum. Yapılacak bir takım reformlarla, uzun vadeli stratejiler ile çok farklı noktalara geleceğine inanıyorum.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Selam Sn Naci,

      Size ilave olarak, silah sanayi çok özel bir sanayidir.
      Ordu ve silah ekonomisi, normal ekonomi ile çok dengeli yürümesi gereken bir alan.
      Silah üretimi ciddi bir teknoloji üretebilen insan kaynağı gerektirir, bu insanların da normal ekonomik ortamda yetişmeleri gerek.
      Silah üretimi ve ordu ilişkisi, pazarda en ufak şüpheyi kaldırmaz.
      (Misal vereyim, bir ülkenin teknolojik bir silahını (diyelim ki drone'ları) ülke başkanının damadı üretiyorsa, alıcıların kaşları hemen bir kalkar, niye damat, niye başkası değil? Bu bir şüphedir, bu alıcının pazarda yaşadığı bir şüphedir, niye böyledir diye sormayın, bilmiyorum, silahın alıcısı düşünür bunu.)

      Ukrayna savaşından sonra dünyanın en büyük silah alıcısı Almanya'dır.
      Size ilginç gelecektir, hemen 110 milyar Euro, sadece hava kuvvetleri için bütçe ayırdılar.

      Alman ordusu şu anda fecaat durumda.

      Yıllar boyu Alman siyasiler, ihracat yapacak diye eski alman şirketlerine ucuz kredi verdiler, silah sanayini ihmal ettiler.

      Geçen ay baktılar ki; Alman ordu paraşütlerinin yarısı hurda olmuş, kullanılamaz durumda, Almanya'da paraşüt üretebilen şirket kalmamış.

      Baktılar ki, Alman bombalama uçakları kullanılamaz durumda.
      Alman savunma sanayi bitmiş, eskiden uçak parçası tedarik eden şirketler yok.
      Şimdi yeni farkettiler.

      Alman sanayi savaş dronu üretemiyor.
      İsrail'den drone siparişleri verdiler.

      Toparlamak için 110 milyar Euro ya ek olarak, mevcut yıllık savunma harcamalarına 30 milyar Euro daha ek yapacaklar.

      Komik geliyor ama gerçek.

      Silah sanayi çok farklıdır.
      2. dünya savaşında, şimdiki Nato'nun temelini oluşturan ülkeler mesela Rusya'yı bitirme imkanları varken bitirmediler, soğuk savaşa izin verdiler.

      Soğuk savaş bittiğinde, daha önce Rus ordusunun dünyanın en rüşvetçi ordusu olduğunu yorumlarla yazdım, Rus generalleri ordu envanterini 3-5 dolara haraç mezat satıp zengin olurken, tüm silahları alıp bitirmediler. Aman dediler, Putin'in elinde 3-5 bir şey kalsın.

      İnanamazsınız, biz subayken de bahsi çok geçerdi, Ruslar şimdi Ukrayna'da kullandıkları tankları bile soğuk savaş sonrası satılığa çıkarmışlardı, zorla alın gidin diyorlardı da, alıcılar bir yerden sonra dur dediler.

      Silah işi, ben yaptım satarım mantığının çok ötesinde bir iştir.

      X72CVILNxz57LBGd

      Sil
  14. Hocam abd nin yarısı fed üstüste 2-3defa faizi 50baz puan arttırsın,enflasyon kontrol altına alınsın diyor,diger yarısı 2defa 25baz puan faiz artışı yeterli daha fazlası resesyona sebep olur diyor,hangi taraf haklı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ikisi de haklı. Faiz artırımları devam ederse ekonomi durgunluğa girebilir devam etmezse de enflasyonu kontrol etmek çok zorlaşır. Ekonomi çelişkileri yönetme sanatıdır. Bütün mesele birisini seçtiğinizde beklentileri doğru yönetmektedir. Ekonomide matematik gibi kesin çözümler yoktur.

      Sil
  15. Hocam iktidar değişir ve dielim dolar tekrar 7-8tl ye düşerse ihracatçı batıp,cari açık patlarmı ve sonunda ekonomi batarmı?bunu şuyüzden soruyorum,geçen hafta partinin otobüsleriyle tokat havaalanı açılışına gittik,partili amcaların aralarında şu konuşmasına şahit oldum:"dolar önümüzdeki birkaç ayda 14ten 18e çıkarsa sadece biraz daha pahalılık olur ama sanayici,ihracatçı,turizmci rahatlar..fakaat 14ten diyelim 8e düşerse asıl işte ozaman ekonomi batar,benzin fiyatları düşse bile market&pazar fiyatları düşmeyeceği için hem daha fakir bir ülke oluruz hem daha pahalı,çünkü ozaman maaşlarda artmaz.üstelik hem ihracatçı,hem turizmci rekabet edemez cari açık patlar,büyüme %-10lara düser, ülke ekonomisi tamamen batar,o yüzden 2023te reisle devam.."
    Hocam gerçekten böylemi?

    YanıtlaSil
  16. ABD'nin kaya gazı ve kara petrolü üretmesi için gereken sermaye ve süreyi düşünürsek, ABD'nin bu işten kar sağlayabilmesi için çok uzun yıllar petrolün bu fiyat seviyesinde kalması gerekiyor diye düşünüyorum.
    ABD'de bu işi yapacak şu an düşük kapasiteyle çalışan tesisler var mı? Eğer bunun için yeni tesis kurulması gerekiyorsa bu fazla riskli olmaz mı? Tesis kurulana kadar bile fiyatlar aşağı gidebilir sonuçta.

    YanıtlaSil
  17. Mahfi bey elbette siz kâhin değilsiniz. Belki, gençliğinizde tecrübe ettiğiniz yaptırım örneklerinden hareketle birşeyler söyleyebilirsiniz.

    Diyelim ki; hiç beklenmedik şekilde, Rusya-Ukrayna savaşı çabuk bitti. Ve Rusya, geri adım atmayı kabul etti.

    ABD ve AB'nin devletler statüsünde Rusya'ya yönelik başlattığı yaptırımlar devam edebilir belki, bunu anlarım.

    Peki; "özel sektör" karar alırken, bağlı oldukları devletlerin yaptırım kararlarına uymaya devam etmek zorundalar mı?

    Daha net sorayım: Rusya'dan çıkan ABD-Kanada-AB-Japonya-(ve diğer ülkeler) merkezli "şirketler" hemen geri döner mi, Rusya'daki yatırımlarına sanki Ukrayna'da savaş hiç olmamış gibi devam ederler mi?

    II. Dünya Savaşı bittikten sonra, Almanya'ya, yabancı ülkelerden şirketler yatırım yapmak için kendi iradeleriyle mi geldiler? Yoksa, savaş bitmiş olsa bile müttefik kuvvetlerin yaptırım kararlarına tamamen uymak zorunda mıydılar?

    Not: Sorumu size, duygusal-rövanşist (Rusya cezasını çekmeli) anlamında sormuyorum.

    YanıtlaSil
  18. Hocam bu savaştan ABD çok kazançlı çıktı ve hala da kazanmaya devam ediyor. Avrupa'ya Rus gazı gibi kaynaklara alternatif olarak kendi kaya gazı ile lng petrolünü satarak pazar payı ABD lehine şekillenmeye başladığı aşikardır. Bu nedenle Rusya savaşmayı tercih ederek hem ekonomik yönden hemde küresel açıdan ayağına sıkmış oldu.

    YanıtlaSil
  19. Hocam Rusya doğalgazı Ruble ile vereceğiz dost olmayan ülkelere diye bir açıklama yapmıştı ,bugün de doları rezerv para olmasının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu başlarına gelen ambargoların kolayca her ülkeye uygulanabileceğini ,digital parayı tekrardan gündeme getiren Çin altını çizdi . Ve Rusya ile ticaretin bu şekilde yapılacağı ile ilgili mesaj verdi . Putin Ruble ile olmasada altın ile de ticaretin olabileceği sinyali verdi .Yaz doğalgaz olmadan geçer ama kış gelirken Avrupa bu karara sıcak bakar mı ?
    Yani altın toplamak için düğmeye basmak gündemlerinde olur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rusya ve Çin ekonomik etki alanları dünya ekonomisinin günümüz koşullarında en fazla yüzde 22'sini kapsar.

      Yorumlarımda dile getirdim.

      Rus ordusu nasıl dünyanın en rüşvetçi ordusu ise, Çin yönetimi de dünyanın en rüşvetçi yönetimidir. Çin başkanı Xi, makamlarını rüşvet ile satın almıştır. Rus ordusu en üst düzey sorumlusu da makamını rüşvetle satın alan, askerlikle alakası olmayan biri.

      Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz diye bir deyiş vardır.

      Hem Çin, hem Rusya istedikleri kadar açıklamalarda bulunsunlar. Ne ekonomik güçleri, ne politik etki alanları söylemlerini desteklemekten uzaktır.

      Çin yönetimi, ekonomik olarak ihracatını ve üretimini başlı başına batı sermayesinin şirketlerine outsource etmiş bir yapıdır.

      Putin, Rusyasından bu kadar yüklü miktar doğalgaz almak, enerji bağımlılığını çeşitlendirmemek, yıllar önce Avrupanın kendi başına yaptığı politik bir hata idi.

      Yani Avrupalı ve özellikle Alman Politikacılar, dış ticaret dengesinde hep fazla vermenin telaşı ile ucuz Rus gazı peşinde koştular. Bir de verdikleri paranın bir kısmı ile Ruslar Avrupadan telefon, araba filan alıyor, uçak alıyor, Avrupalı politikacı mutlu oluyordu.

      Açıkca, perşembenin gelişi çarşambadan belli idi. Avrupa çok ucuz diye Rus gazını aldı. AB verdikleri paranın Putin rejimince ordu harcamalarına gittiğini bile bile Rus gazı aldı. Yeryüzünde silaha bu kadar yatırım yapmış hangi diktatör silahları kullanmamış ki? Putin'in de kullanacağı belliydi.

      Gün Avrupa için hesap ödeme günü. Daha bir ay oldu savaş başlayalı. Gördükleri faturanın sadece ucu.

      Altın meselesine gelince, altın dönemini yaşadı, kullanıldı, öldü, mezara gömüldü. Dirilmeyen ölü gibi, altın da dirilmeyecek. İşin çok teknik detayları var. Altın standardına geçilirse, küçük ekonomisi olan ülkeler ciddi spekülatif sorunlar yaşar, küçük ülke dış ticaret dengeleri kendi ekonomik verimlilik ve gerçekliğinden kopmaya başlar.

      Putin yönetimi Ruble ile doğalgaz satacakmış. Bunu da savaş yaptığı ülkelerden istiyor. Bir yorum ile belirtmiştim, komedyen olsalar, bu kadar komik fıkra yazamazlardı.

      Rus ordusu sahada toprak alamadı, bugün de Kiev ve etrafından çekilmişler. Putin savaş yapamıyor belli oldu. Barış şartları da çok ağır. Rus merkez bankasına ait, 300 milyar dolar MB parası rehin durumda. Savaş tazminatı olarak bu para temizlenir, yine de yetmez Ruslar borçlu çıkar.

      Savaşı sürdürmek için Putin'in yeni teçhizata ihtiyacı var. Ordusu eksik teçhizatla savaşıyor. Rus askerlerinin silah donanımı yetersiz. Askerin öyle savaşa gönderilmesi hatalı bir kere. Türk askeri sahada çok ama çok daha iyi donanımlıdır.

      Çin de, Putin'e yeni silah veremiyor. Halbuki, dünyayı yönetmeye aday ise, kankasına silah vermesi lazım. Çin den tık yok, boş lafla gemi yüzmüyor.

      Putin, barış da yapamıyor şimdi. Savaşa Belarus'u da katıp, sonuç almak isteyebilir. Belarus ordusunu Ukrayna'ya sürdürür. Bu ihtimalde, Avrupa 9 milyonluk yeni bir mülteci akını ile de karşılaşır.

      Buraya yazıyorum, yarın AB, altın toplamak için düğmeye bassın, 5 yıla kalmaz dış ticareti yönetemez hale gelir dağılır. Nasıl İngiltere ayrılmışsa, Fransa da ikinci ayrılan olur.

      Avrupa'nın tek yolu var. Yıllar yılı meyvesini yediler, şimdi fatura ödeme zamanı, faturayı ödeyecekler, paşa paşa, kaçarları yok.

      Ue67P2j7WMAbXNrM

      Sil
  20. Merhabalar hocam
    Maliye bölümü için yüksek lisansta hangi üniversiteyi önerirsiniz

    YanıtlaSil
  21. Güvenli liman arayışı yüzünden amerikan 10 yıllık tahvillerin faizi artı diyen yorumcular görüyorum. Satış görünce faiz artıyor ve aslında güven azalması sonucu olan bir şey değil midir bu durum yanlış mı biliyorum.

    Enflasyonun gerisinde kalacak diye satış görüyoru ihmal edersek, savaş ortamında azalması gerekmez mi ?
    Bu satışları yapan Çin olabilir mi, bu piyasalar tarafından bilenebilen bir şey mi?
    Kimin sattığı ve çin satar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin satabilir, satarsa malını ucuza kapatırlar. Zararı Çin görür. Satamıyor.

      Sil
  22. "Dış ticaret açığı Şubat’ta bir önceki yılın aynı ayına göre %135,5 artarak 3 milyar 347 milyon dolardan, 7 milyar 881 milyon dolara yükseldi.

    TÜİK’in bugün açıkladığı dış ticaret açığı raporuna göre Şubat ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre %25,4 artarak 20 milyar dolar oldu, fakat ithalat da aynı ayda %44,5 artarak 27 milyar 885 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise, %71,7'ye geriledi. Bu oran Şubat 2021’de %82,7 idi."

    Sayın Eğilmez, kurları baskı altında tutuyoruz ama, bu sefer de cari açık daha fazla artıyor. Bu durumda dış ticaret açığı azmaz mı?

    YanıtlaSil
  23. Mahfibey yazılarınızı okuyorum. Dikkatle okuduğum birşey daha varsa cevap verdiğiniz yorumlar. Herkesin bir takımı olduğu gibi herkesinde siyasi görüşü vardır. Teşekkür ederim bunu yazılarınızda görmüyoruz. Gözlemlediğim en az linç yiyen ekonomistlerdensiniz. Bunu siyaset üstü yazmanizami borçlusunuz. Israrla siyasete gir söylemlerine kapıyı kapattığınız için teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  24. Altın ile ilgili senaryoyu sizden biraz daha detaylı yorumla rica etsek hocam. Ülkeler için artıları ve eksilerini sebepleriyle yorumlarmısınız lütfen ?

    YanıtlaSil
  25. Mahfi bey, barış ortamı baskın olur ekonomi iyiye giderse lüx konfor turizm tüketimi artıyor. bu durum ekolojik baskı yaratıyor.

    Savaş ortamı baskın hale gelir ekonomiler zora girerse yine silah endüstrisi ya da kullanımı avantajlı olmayan kaya gazı vs gibi ekolojik etkisi daha fazla olan enerji kaynakları caziphale geliyor yine ekoloji üzerine baskı artıyor.

    Dünyanın ekolojik sürdürülebilirliği ekonomi yönetiminin elzem bir parametresi ne zaman olacak. olduğunda artık çok geç olmuş olmayacak mı?

    İçtenlikle söylüyorum, kaya gazı, kaya petrolü vs gibi konuları okurken dahi tüylerim diken diken oluyor. Devletlerin yetkilerin, bilirkişilerin vs. bu ihtimalleri bu kadar kolay dile getirebilmesine anlam veremiyorum. Gerçeklerle bağımız tamamen kopuk değil ama gerçeklerin kaldıramayacağımız bazı kısımlarını hep birlikte anlaşmışçasına görmezden geliyoruz. Aklım almıyor. Bu endişeler yersiz ya da abartılı mı sizce? çünkü çok derinden günlük davranışlarıma kadar etki ediyor.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yüksek Enflasyona Karşın Piyasa Nasıl Canlı Olabiliyor?

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Veriler Kötüyse Piyasa Nasıl Böyle Canlı Olabiliyor?