24 Ağustos 2012 Cuma

Neolitik


Taş devri kabaca 2,5 milyon yıl önce başladı ve yine kabaca M.Ö. 5.000’e kadar sürdü. Taş devrini paleolitik (yontma taş devri), mezolitik (orta taş devri) ve neolitik (cilalı taş devri) olarak üçe ayırmak adet olmuştur.  

İnsanın homo sapiens formatında yaklaşık 200 bin yıl önce ortaya çıktığı düşüncesinden yola çıkarsak paleolitik ve mezolitik çağlar boyunca yalnızca bir tüketici olarak yaşamış olduğunu söyleyebiliriz. Bu uzun süre boyunca insanın üretimi; taşlardan, ağaçlardan silah imal etmek, bitki ve hayvan postlarından giyecek yapmak, ağaçlardan, yapraklardan barınak inşa etmek gibi faaliyetlerle sınırlı kalmış görünüyor. Yani üretimi artırma anlamında doğaya hiçbir katkıda bulunmamış.  

Bu çok uzun sürenin ekonomi tarihi ağırlıklı olarak tüketim ve insanın kendisini korumaya yönelik sınırlı üretim faaliyetinden ibarettir.

İnsanın yerleşik yaşama geçişi, hayvanları evcilleştirmesi ve bitkileri ehlileştirmesi yani üretim yapmaya başlaması neolitik çağın başlangıcı olarak kabul ediliyor ve buna Neolitik Devrim adı veriliyor. Paleolitik ve mezolitik çağlar boyunca insan yalnızca tüketiciyken neolitikte yavaş yavaş üretici konumuna geçti. Bu dönemin özelliği insanın, doğanın ürettiklerine katkı yapmaya başlamasıdır. İnsan, yerleşik yaşama geçerek tarım faaliyetine girdi, hayvanların daha hızlı çoğalmasını sağladı ve bu yolla devşirici ve avlayıcı olmaktan uzaklaşarak üretimine katkıda bulunduğu bitkileri ve hayvanları tüketmeye yöneldi.

Neolitik çağın ilk evresi insanın tüketiciliğinin yanına üreticiliğini de eklediği dönemdir.

Neolitik çağla birlikte başlayan yerleşik yaşam yavaş yavaş evlerin yan yana gelerek köylerin oluştuğu sonra da köylerin büyüyerek kentlere dönüştüğü bir yaşam tarzı oldu. Avcılık ve devşiricilik gibi günlük beslenme aşamasından, üreterek stok yapabilme aşamasına geçen insan bu biçimde tasarrufu başardığında başka işlere de zamana ayırabilmeye başladı.  

Kişiler arası değiş tokuşun giderek köy ve kentin içinde kurulan pazarlarla iç ticarete sonra da kentler arasındaki ticarete yani dış ticarete dönüşmesi de bu sıralarda başlamış olmalı.

Bu açıdan bakılınca neolitik yaşam tarzının toprağa yerleşme, tarım, hayvancılığa başlama, kentleşme ve kentler arası ticaretin yani bir anlamda dış ticaretin başlaması gibi birkaç devrimi peş peşe yarattığını görebiliyoruz. Bunlar aşağı yukarı eşanlı olarak gerçekleştiği için hepsine birden neolitik devrim deniyor. Aralarında daha uzun zaman farkları olsaydı bugün her birini ayrı bir ekonomik devrim olarak niteliyor olurduk.

Böylece neolitik çağa girerken yalnızca tüketim yapan insan bu çağ içinde tüketimin yanına önce üretimi sonra tasarrufu, yatırımı, iç ve dış ticareti de ekledi.     

İnsanın doğasında, bütün öteki hayvanlar gibi tüketicilik vardır. Bunun yanına üreticiliği ekleyerek öteki hayvanlardan ayrışması insanın doğasına yabancılaşmasıdır. Bu yönüyle belki de evrimin en önemli halkalarından birisidir. Başka hiçbir hayvanın bu aşamaya geçtiği görülmemiştir. Bugünkü ekonomik faaliyetlerinin tüketim dışında kalanları (üretim, tasarruf, yatırım, iç ticaret, dış ticaret) neolitik çağda ortaya çıktığı için neolitik çağı incelemek ekonominin ortaya çıkışını incelemekle neredeyse eş anlama geliyor.

Taş Çağı

Araçlar
Ekonomi
Yerleşim biçimi
Paleolitik (Yontma Taş Devri) 2,5 milyon yıl – M.Ö. 12.000
Elyapımı kesici, kırıcı, parçalayıcı taş araçlar,
Avcılık ve devşiricilik, bireysel değiş tokuşlar
Göçebe yaşam tarzı, mağaralarda, oyuklarda, kovuklarda
Mezolitik (Orta taş devri) M.Ö. 12.000 – 9.000
Ok ve yay, balık sepeti, kayık
Gelişmiş avcılık ve devşiricilik, evcilleştirme ve ehlileştirme öncesi hayvan ve bitki yetiştiriciliği
Geçici köyler, pazarlar ve benzeri ilkel ekonomik aktiviteler
Neolitik (Cilalı taş devri) M.Ö. 9.000 – 3.000
Cilalı taştan araçlar, saban, mızrak, kama vb
Neolitik devrim: Bitkilerin ehlileştirilmesi ve hayvanların evcilleştirilmesi, savaş araçları, ticaret 
Kalıcı köy yerleşimleri ve etrafı duvarlarla çevrili kale kent yerleşimleri

Not: Bu yazıda konu edilen dönüşüm ya da devrimler kesin tarihlerle belirlenecek kadar hızlı geçişlere sahne olmamıştır. Burada kolaylık olsun diye yapılan tarihlemeler konusunda belirli birikimlerin son aşamaya gelmesi esas alınmıştır. Her devir veya çağ öncekinden ve sonrakinden mutlaka bir şeyler taşır.



30 yorum:

  1. Hocam elinize sağlık sorunun temellerine inmişsiniz bu sefer.Ekonomide sorunlar ''artı değerle'' başlıyor desek yanlış olmaz herhalde. Binlerce senedir paylaşım sorununu yaşıyoruz; belki de insanlık bu şekilde yenileniyor ve ilerliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Artı değer insanın sosyal evriminin hatta biyolojik evriminin şekillenmesinde büyük rol oynamış görünüyor. Marx'ın tespitidir ve çok önemli bir tespit.

      Sil
  2. Hocam çok güzel özetlemişsiniz süreci. Ancak sanırım torunlarımız ileride bu süreci en başından yaşamaya başlamak zorunda kalacak hem de başka bir gezegende.. O da bulurlarsa tabii..

    Efe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Belki başka bir gezegende paleolitikle başlarlar.

      Sil
  3. Yazılarınızı zevkle okuyorum.Gerçi denk düştüğünde TV deki konuşmalarınızı da dinliyordum ama bu başka.Kitabınızı da tatilimde zevkle okuyacağımı tahmin edebiliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Kitabı beğeneceğinizi umuyorum.

      Sil
  4. Bilimin ilerlemesilye ileride ihtiyaca göre insan uretilecegine eminim ancak dunyayı böyle kurtaracağız.neticede üretim insan uretimiyle doruk noktasına ulaşacak.

    YanıtlaSil
  5. Yazınızı zevkle okudum. Bizim toplumumuz için düşündüğümde, Tüketim boyutundan ne zaman Üretim toplumuna dönüşeceğimiz konusunda düşünmeden edemiyorum.
    Bu arada ''Light Günlük '' de hakkaten güzel hazırlanmıs, elinize sağlık Üstadım.

    YanıtlaSil
  6. Sanırım ilk kez Hitit öncesi döneme de ekonomik anlamda el atmış oluyorsunuz..geçmiş uzun dönemi global olarak değerlendirmek hayli güç olsa da ortaya koyduğunuz perspektifi ilginç buldum. en azından tembel zihinleri düşünmeye sevk ediyor..benimse vurgulamak istediğim nokta şu: ne yazık ki tüketiciliğinin yanına üreticiliğini eklediği halde hayvanlardan ayrışamayan insanların hala var olması

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çeşitli yazılarımda işlediğim bir konu bu. Hatta bu konuda bir kitap üzerinde de çalışıyorum ama biter mi bilmiyorum. Yorumunuzun son cümlesi ilginç ve ne yazık ki doğru.

      Sil
  7. hocam öncelikle yazı için teşekkürler
    yazınızda belirttiğiniz gibi ekonomik gelişim çoğunlukla yerleşik hayat ile paralel gelişmiş. Buradn yola çıkarak biz türk milletinin ekenomik gelişimleri başta sanayi devrimi vb olmak üzere hep dünyadan daha geç benimseyişimimizin altında yerleşik hayata geçişimimizin daha geç olduğu yatıyor diyebilir miyiz? Ne zaman bu milletin tarihi le ilgili komuşulmaya başlansa hep savaşçı kişiliğinden övünçle bahsedilir üretim aşamasına katkısı hakkında pek hatrı sayılır değerlendirme bulmak çok zordur. kılıca hep azamet sabana acziyet atfedilmiştir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türklerin yerleşik hayata ne zaman geçtiğini bilmiyoruz. Ama göçebeliklerini biliyoruz. Buna karşılık sanayi devrimi daha çok icatlarla ilgili bir olay. Yani bilimle meşgul olmakla ilgili. Sanayi devriminin İngiltere'de ortaya çıkması buharın makineye uygulanmasıyla olmuş. Türklerde bu tür işlere merak saran insan sayısı çok az olmuş. Sonuçta toplum neyi merak ediyorsa o gelişiyor. Çünkü insanlar oraya yöneliyor. Bizde insanlar bu dünyayı değil ötekisini merak etmişler daha çok.

      Sil
  8. Üstad merhabalar , İnsan yerleşik hayata geçip üretim yapmaya başladığı anda piyasa mekanizması oluşmaya başlamış. Üretilen ürünler ticari olarak meta kabul edilmiş ki dış ticaret oluşmaya başlamış. Yerleşik düzen beraberinde mülkiyet kavramını getirmiş. Binlerce yıldır üretim olmuş , ticaret yapılmış , tüketilmiş , mülk edinilmiş bir dolu ekonomik faaliyet gerçekleştirmiş. Bunlar başladığında büyük büyük büyük dedelerimizin şartları eşitmiş. Bakıdığında serbest piyasaınn temelleri atılmış. Şimdi her birimiz arasında ekonomik olarak inanılmaz boyutta farklılıklar var. Bu fark binlerce yılın birikimi mi? Yoksa krizlerin müsebbibi kapitalizmin eseri mi? Sistemleri yapanlar da yönetenler de uygulatan"lar" da insanlar.. Aklıma şu soru geliyor insanı hayvandan ayıran en önemli özellik AKIL mı? Yoksa AHLAK mı? Elinde kapitalizm silahını bulunduran ahlaksız akıllılar acaba hangi canlı türüne daha yakındır ? Saygılar üstadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet aşağı yukarı yerleşik yaşamla birlikte piyasa da gelişmiş. İnsanı hayvandan ayıran çok şey var. Ben sadece üretime değindim. Çünkü üretim hem aklı, hem zekayı hem de organizasyon yeteneğini gerektiren bir eylem.

      Sil
  9. Sn.Mustesarim, Hocam yine sistematik bir yaklasim insanoglu uretici olmaya baslayinca insanoglunun yaraticiligi devreye giriyor yaraticilikla birlikte kalite farki ve rekabet proses boylece ilerliyor bunlarin onemli bir bolumunu bilmekle birlikte biz sizin gibi sistematik yaklasamiyoruz farkiniz da bu iste tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah olur mu öyle şey, benimki çok yazmakla gelişmiş bir anlatım rahatlığı hepsi o. Bir de merak. Ben merak ediyorum. Evren nasıl var oldu sorusuyla başladınız mı merakın sonu gelmiyor.

      Sil
  10. Sevgili Üstadım zaten sizin bu derin tecessüsünüz olmasa olaylara yalnızca bir yönünden bakabilirsiniz ancak siz herşeyi birçok yönünden ele alıp öyle güzel aktarıyorsunuz ki.. Biz de elimizden geldiğince bilgi ışığınızdan faydalanmaya çalışıyoruz.. İyi varsınız hocam..

    YanıtlaSil
  11. hocam üretimden bahsetmişken, yeni iktisatçıar ya da fikirleri bayatlama raddesine gelen moruklar; kapitalizmin, sömürünün aşaüı yukarı 17-18.yy da falan başladığını söyüyorlar.
    oysa insanın bir başkasına olan egemen olma gücünü gösterme, hatta sömürme duygusu psikolojik ise, bunun insanın varlığından itibaren başlaması gerekir bana göre.

    yani illa sanayi devrimi oldu kapitalizm başladı yanılgısı çok uçuk.
    sivilce gibi bir şey bu. patlatılmalı bir an önce :)
    (sivilcenin patlatılması da ne kadar doğru orası da malum tabi..)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sömürünün tanımı önemli. Eğer sömürüyü emeğin sömürülmesi olarak algılıyorsak sömürü kölelik kadar eskidir. Üstelik kölelikte ücret de söz konusu değildir. Boğaz tokluğuna çalıştırma söz konusudur. Kapitalizmde hiç değilse bir ücret vardır ödenen.

      Sil
  12. Merhabalar Hocam,

    Bu yazınız ilgimi çekti zira ben prehistorya'yı araştıran bir meraklıyım.

    Neolotik konusunda -siz de duymuşsunuzdur- Göbekli Tepe yeni bir dönem başlattı. Bilinen her şeyi ters/düz edeceği kesin. Site maalesef şu an dünyanın en önemli kazısı olmasına rağmen Türkiye'de ilgi çekmiyor. Bu konuda da bir şeyler yazarsanız en azından duymayanlar sayenizde öğrenmiş olur.

    Bu arada zamanında makalelerinizi su gibi ezberleyip Maliye Müfettişliği ve Hesap Uzmanlığı sınavlarına girmiş biri olarak size saygım sonsuz.

    İyi çalışmalar dilerim..

    Salih Rıdvan Yılmaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Göbekli tepeyi henüz görmedim ama ilgiyle izliyorum. Gerçekten de dünyada şu anda yapılan kazılar içinde belki de en ilginci gibi duruyor. Dünyada ilgi çekmesi için öncelikle bulunduğu yerde ilgi çekmesi gerekir. Ne yazık ki bizdeki bütün kazıların ve çıkan eserlerin sorunu bu.

      Sil
  13. http://history.sf-fandom.com/2012/08/24/new-evidence-challenges-old-assumptions/ en son makele, göbeklitepe ile ilgili...

    YanıtlaSil
  14. Ekonomi dünyasının cilalı taş devrinden bu yana aynı temel çerçeve içinde kaldığını görmek şaşırtıcı oldu benim için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet işin özü ve ilişkiler aynı çerçevede kalmış görünüyor.

      Sil
  15. ustadim
    Atesin bulunmasi insanlarin bir araya gelmesini ve birbirleri ile konusmasini saglamistir. asil gelisme bundan sonra baslamistir..

    YanıtlaSil
  16. Çok keyifle okunan çok güzel ve bilgilendirici bir yazı. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  17. Dünyanın Ekonomik Düzenini Anlatan Basit Hikaye… Neolitik Dönemin başlarına denk geliyor sanırım bu hikaye
    http://guzelblog.com/2011/10/05/dunyanin-ekonomik-duzenini-anlatan-basit-hikaye/

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...