18 Eylül 2012 Salı

Gelir Dağılımında Düzelme Yok


Gelir Dağılımı Eşitliği Nasıl Ölçülüyor? Gini katsayısı ve Lorenz eğrisi
Gelir dağılımı eşitliğini ölçmek için kullanılan araçlar içinde en yaygın kullanılanı Gini katsayısıdır. Bir kare çizerek soldaki dikey eksene yüzde 10 ya da 20’lik bölümler halinde GSYH’dan alınan payları, alttaki yatay eksene de yine yüzde 20’lik paylar halinde nüfusu yerleştirelim. Her bir yüzde 20’lik nüfus payının gelirden ne kadar pay aldığını bu eksenlerin arasında kalan alanda işaretlersek karşımıza bir eğri çıkar. Buna Lorenz Eğrisi adını veriyoruz. Şimdi de soldan sağa doğru karenin köşegen çizgisini çizelim. Buna da mutlak eşitlik çizgisi diyoruz. Yani bütün işaretlerimiz bu çizginin üzerine gelirse o toplumda gelir dağılımı eşittir. Lorenz eğrisi mutlak eşitlik çizgisinden ne kadar uzaklaşıyorsa gelir dağılımı o kadar bozuluyor demektir. Aşağıdaki şekilde hayali bir ülke için çizilmiş Lorenz eğrisi yer alıyor. Lorenz eğrisi ile mutlak eşitlik çizgisi arasında kalan alanın büyüklüğünü (şekilde A alanı) mutlak eşitlik çizgisinin altında kalan alanın tamamına (şekilde A + B alanı) bölersek karşımıza bir oran çıkar. Buna Gini Katsayısı diyoruz. Eğer gelir dağılımı tam anlamıyla eşitse, yani bütün değerler mutlak eşitlik çizgisi üzerindeyse o zaman Gini katsayısı sıfır çıkacak demektir. Gini katsayısı sıfır ile bir arasında değişen bir katsayıdır ve sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını gösterir.



Türkiye’de Gelir Dağılımı
Türkiye’de gelir dağılımı araştırmalarını TÜİK yapmaktadır. 2001 krizinden hemen sonraki yılda 0.44 gibi bir düzeyde olan Gini katsayısı, izleyen yıllarda düzelme eğilimine girmiş 2003’de 0,42, 2004’de 0,40’a inmiş ve 2005’de 0.38 ile düzelmenin doruk noktasına çıkmış görünüyor. Eğer Türkiye bu eğilimi sürdürebilseydi gelir dağılımı bozukluğunu düzeltme yolunda ilerliyor olacaktı. Ne var ki 2006 yılında yeniden 0.43’e çıkan Gini katsayısı 2007 ve 2008 yıllarında 0.41 oranında kalmış.  Bu gelişim bize krizin yarattığı bir gelir dağılımı iyileşmesi yaşandığını işaret ediyor. Yani 2002 ile 2005 arasında yaşanan gelir dağılımı düzelmesinin krizin getirdiği törpülemelerden kaynaklandığı anlaşılıyor. Çünkü krizler yüksek gelir gruplarını daha fazla etkiliyor ve daha fazla törpülüyor. Krizin etkisi ortadan kalkmaya başladığında ise gelir dağılımı bozukluğu yeniden ortaya çıkmaya yöneliyor. 2001 krizi kadar etkili olmasa da küresel krizin etkisiyle 2009 ve sonrasında Gini katsayısında benzer düzelmeler ortaya çıkmış bulunuyor. 2009 yılında 0,415’de kalan katsayı 2010 yılında 0,402’ye gerilemiş, 2011 yılında 0,404 olarak gerçekleşmiş durumda. 

Türkiye’nin 2011 yılına ilişkin Lorenz eğrisi aşağıdaki grafikte, sıralı yüzde 20'lik gruplar ve gelirden aldıkları paylar da aşağıdaki tabloda  gösterilmektedir (Grafik ve tablo TÜİK sitesinden alınmıştır.)      


Bunu basitleştirerek anlatmaya çalışayım. Türkiye’nin 100 kişilik ve yılda 100 TL geliri olan bir köy olduğunu düşünelim. Bu 100 kişilik köyün en düşük gelirli 20 kişisi 100 TL’lik gelirden toplam 5,8 TL pay almaktadır. Yani bu grubun kişi başına ortalama geliri 29 kuruştur. Bir üst gelir grubunu oluşturan 20 kişinin toplam geliri 10,6 TL’dir. Bu 20 kişinin kişi başına yıllık ortalama geliri 51 kuruştur. Üçüncü grubu oluşturan 20 kişinin toplam payı 15,2 TL’dir. Bu gruptaki kişi başına yıllık gelir 76 kuruştur. Dördüncü grubun toplam geliri 21,7 TL’dir. Bu grupta kişi başına yıllık ortalama gelir 1,09 TL’dir. Gelirden en yüksek payı alan son 20 kişinin toplam geliri 46,7 TL’dir. Bu en zengin grupta kişi naşına yıllık ortalama gelir 2,34 TL’dir. Buna göre en düşük yıllık ortalama gelir ile en yüksek yıllık ortalama gelir arasında 8 kat fark bulunmaktadır. 

Dünyada durum
Dünya ülkeleri üzerinde yapılan gelir dağılımı araştırmaları Gini katsayısının 0.25 ile 0.50 arasında yaygınlaştığını gösteriyor. İsveç, Norveç gibi sosyal demokrasi rejimi uygulayan Kuzey ülkelerinde Gini katsayısı 0,25 – 0,30 gibi oranlarda çıkıyor. Eski sosyalist ülkelerin çoğunda da buna benzer düşük Gini katsayıları söz konusu. Almanya, gelişmiş ekonomiler arasında 0,28’lik oranla gelir dağılımının en iyi olduğu ülke. İngiltere’de oran 0,34. ABD’de gelir dağılımı eşitsizliği Türkiye’deki gibi 0,41 düzeyinde. Türkiye’nin de üyesi olduğu OECD ülkeleri arasında en kötü Gini katsayısına sahip üç ülke şunlar: (1) Türkiye 0,40, (2) Meksika 0,48 ve (3) Şili 0,50.

Gelir dağılımının arka yüzü
TÜİK’in 2011 yılına ilişkin gelir dağılımı araştırmasının ortaya koyduğu bazı önemli saptamalar da şöyle: (1) Ortalama yıllık hanehalkı geliri 24,343 TL. (2) Yıllık gelirin dağılımında en yüksek pay yüzde 45 ile maaş ve ücret gelirlerine ait. (3) Nüfusun yaklaşık yüzde 60’ı kendilerine ait konutlarda oturuyor. (4) Nüfusun yüzde 16’dan biraz fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. (5) Nüfusun yüzde 62’sinin taksitli ödemesi ve borcu, yüzde 26’dan biraz fazlasının ise çok ağır borç yükü bulunuyor. (6) Nüfusun yüzde 87’ye yakını “evden uzakta bir haftalık tatili”, yüzde 68’e yakını “beklenmedik giderleri”, yüzde 80’in biraz yüzde 80’in biraz üzerindeki bölümü de “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını karşılayamadığını” ifade ediyor.    

50 yorum:

  1. hocam öncelikle yazı için teşekkürler..şimdi burada vergi servet üzerinden mi alınmalı konusu tartışılmalı bence..yada düz oranlı mı artan oranlı mı?? tabi ki vergi konusunun diğer makro ekonomik değişkenleri etkilediği de aşikar.. siz bu konuda ne düşünüyorsunuz kısaca yazabilir misiniz ? iyi çalışmalar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de vergilerin dağılımı % 65 dolaylı vergi (yani KDV, ÖTV gibi alış veriş ve işlemler üzerinden alınan vergiler)% 35 dolaysız vergilerden (yani gelir vergisi, kurumlar vergisi gibi gelir ve kazanç ya da veraset ve intikal vergisi servet üzerinden alınan vergiler)oluşuyor. Dolaylı vergiler gelir dağılımını düzeltmez, bozar. Gelir dağılımını düzeltecek vergiler gelir ve servet vergileridir. O nedenle bizim herşeyden önce bu % 65 % 35 çarpıklığını düzeltmemiz ve vergi reformu yaparak ağırlığı dolaysız vergilere kaydırmamız gerekiyor.

      Sil
    2. Sn. Eğilmez, dolaylı vergilerin gelir dağılımı adaletini bozduğunu hepimiz biliyoruz, bunu düzeltmek için de bahsettiğiniz oranlaro geriye çevirmek gerektiğini de biliyoruz. Tahminim Maliye Bakanı Sn. Şimşek de bu bilgiye vakıftır. Sizce ne oluyor da hükumetler bir türlü vergi adaletini sağlama adına dolaylı vergileri azaltıp dolaysız vergileri artıramıyor? Yoksa sermayeye hakim olan kesim maliyeyede mi hakim?

      Sil
  2. çok haklısın hocam açıklayıcı oldu teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  3. hocam dünya da verdi reformu yapan ülke var mı? buffet bile demişti, zenginlerden daha fazla vergi alınsın diye. tabi ne kadar gerçekçi tartışılır. ama başka ülkelerde vergi reformu atılımı bile yoksa biz reform isteyerek hayal kuruyoruz galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyada bizim gibi vergilerin % 65'i dolaylı % 35'i dolaysız vergilerden oluşan ülke olmadığı için onlar yapmasa bile biz vergi reformu yapmaya mecburuz.

      Sil
    2. vergi ile çalışan arabayı bir türlü icat edemedik hocam :)

      Sil
    3. "bizim gibi vergilerin % 65'i dolaylı % 35'i dolaysız vergilerden oluşan ülke olmadığı için" ifadenize şaşırdım. Vergi etkinliği sağlayacak kurumsal kapasiteye, veya üst gelir gruplarını ve sermayeyi vergilendirecek siyasi iradeye sahip olmayan pek çok kalkınmakta olan ülkede benzer oranlar söz konusu aslında. Latin Amerika ülkelerinden başlayarak.

      Sil
  4. Çok bilgilendirici bir yazı olmuş.Elinize sağlık.

    Bu siyasi konjoktürde vergi reformu olabileceğini sanmıyorum değerli hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bana da zor görünüyor.

      Sil
  5. güzel yazı olmuş hocam, elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Doyurucu bir yazı olmuş, bilgilendirme için teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  7. Yazı için teşekkürler sayın hocam.
    Vergi reformu kapsamında ağırlığı dolaysız vergilere kaydırıp örneğin artan oranlı vergi uygulansa makro ekonomik perspektifte üretimde daralmaya yol açmaz mı?Dolayısıyla istihdam oranında bir düşüş yaşanabilir.İşsizliği arttırmadan vergi reformu ne gibi politikalarla dengelenebilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer istihdam bizdeki gibi sgk primi açısından kayıt dışı ağırlıklı ise istihdamda düşüş yaşanır. Ama istihdamda düşüş yaşamayalım diye durumu böyle idare etmek 2001 öncesinde kriz çıkmasın diye bankaları idare etmek gibidir. İleride daha kötü sonuçlar çıkarabilir.

      Sil
  8. Hocam bütçe açığının artması vergilerde artışlar getirilmesini zorunlu kılar mı bu durumda dolaylı vergilerin yüksek olması eşitsizliğin daha da artacağı anlamına gelir mi.Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer harcamalarda kısıntı yapılamazsa, özelleştirme gibi vergi dışında bir seferlik gelirler de bulunamazsa bütçe açığını kapatmanın yolu vergi artışına gitmektir. Eğer artırılan vergiler gelir vergisi ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergiler ise bu gelir dağılımını düzeltici, eğer artırılan vergiler KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler ise bu gelir dağılımını bozucu etki yapar.

      Sil
    2. Üstat burada dolaysız vergilerin oranının artması tasil miktarlarını düşürmez mi? Maksat eğer daha fazla dolaysız vergi ise oranların düşürülmesi daha doğru değil midir? Dolaysız vergi oranlarını arttırarak birazda "kümesteki tavuklar" mantığına gidilmiş olunmaz mı?
      Ancak unutmamak gerekir, kümesteki tavuklar da bir gün kaçabilir :)

      Bu arada yazınız yine her zamanki gibi harika. Teşekkürler ederim.

      Sil
  9. Elinize sağlık hocam. Kısa, net ve anlaşılı her zamanki gibi.

    YanıtlaSil
  10. çok teşekkürler Hocam.
    bütçe dengesi ve yıl sonu görünümü hakkında da yazacak mısınız?

    YanıtlaSil
  11. Hocam Merhaba,

    Yıne cok guzel bir calisma olmus elinize saglık... Fransa'da basa gelen sosyalist partisi zenginlerden alınacak vergi oranını yuzde 70 olması icin yasa tasarısı hazırladılar. Ve fransa'da bu ciddi bir tartısma konusu. Benim sorum vergilerin ciddi anlamda yukseltilmesinin sebebi nedir? Avrupa krizi mi yoksa belki de yakın zamanda oalcak ispanya krizi mi?

    Cok tesekkur ederimmm

    YanıtlaSil
  12. hocam dün akşam tv de kanalları gezerken ntv de tüik in açıklanan verileri üzerine gelir dağılımını konuşuyorlardı. programa pek yetişemesem de güncelliğiniz ve disiplininiz harika gerçekten :)

    bu arada şükrü kızılot 17 ve 19 eylül yazılarında vergilerden bahsetmiş. adam akıllı bir vergi sistemimiz olmadığı için yükseltilen vergilerin kaçakcılara gün doğurdunu belirtmiş. bütçe alarm verince vergileri arttırmak hükümet için kolay, ama işlevliği günden güne azalıyor sanırım.
    2 gün önce de okul çocukları için; çantaların çok fazla kanser taşıdığı haberi yapılmıştı.
    kadına sordu muhabir:
    "neden ucuz çanta alıyorsunuz-seneye daha iyisini alacak mısınız kanser riski taşıyor."
    kadın:önce bir eskisin seneye bakarız.
    sanki yeni-kaliteli çanta almak çok kolaymış gibi sordu muhabir.
    alım gücü zayıf olan illa ki daha düşük fiyatlı üründen alacak. yoksa kim istemez evladının sevinmesini, en iyi ürünü kullanmasını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Kızılot'un yorumu doğru. Buna karşılık bizdeki asıl sorun dolaysız vergilerle dolaylı vergiler arasındaki ters orantı. Bunu düzeltmenin yolu da kayıt ve asıl olarak da kapsam dışı işlemleri vergilendirebilmekten geçiyor.

      Sil
  13. Dun tv de de dınlemıstım aydınlatıcı bılgılerınız ıcın tesekkurler

    YanıtlaSil
  14. Hocam sizinki gibi teknik bir açıklama yapamam ama Gini Katsayı'sının 2006 yılı ile birlikte 0.05 puan artması metodoloji değişikliğinden kaynaklanıyor olabilir.

    Zira 2006 yılı ile birlikte TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na (EU-SILC) göre Gini hesaplamasına başladı. Belki de bahsettiğim 0.05'lik artış o yılki metodoloji değişikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu sadece bir görüş ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2005'deki düzelme de aynı olaydan kaynaklanmış olabilir.

      Sil
    2. Hocam, 2006 öncesi ayrı bir metodoloji ile hesaplanmış, 2006 sonrası ise farklı bir metodoloji ile hesaplanmış, elma ile armutu karşılıyor olmayasanız sakın? TÜİK açıklaması şöyle: "Türkiye İstatistik Kurumu gelir dağılımı konusunda istatistik üretmeye 1987 yılında Hanehalkı Gelir ve Tüketim Harcamaları Anketi ile başlamış, 1994 yılında bağımsız bir gelir dağılımı araştırması gerçekleştirmiş, 2002-2005 yılları arasında da gelir dağılımı istatistikleri hanehalkı bütçe araştırmasından üretilmiştir. 2006 yılından itibaren ise, gelir dağılımı yanında yaşam koşulları, gelire dayalı göreli yoksulluk ve sosyal dışlanma konularında bilgi derlemek üzere “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması” isimli yeni bir çalışma başlatılmıştır. Bu araştırma ile birlikte TÜİK ilk kez, “eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir dağılımı”na ilişkin istatistikler üretmeye başlamıştır. Eşdeğer kullanılabilir gelir dağılımında bireysel refah ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, hesaplamalarda hanehalkının toplam geliri kadar hane içindeki fert sayısı da önem taşımakta, hanehalkının toplam kullanılabilir geliri, hanedeki fert sayısı dikkate alınarak bireysel gelire dönüştürülmektedir. Doğru karşılaştırma yapabilmek için de eşdeğerlik ölçeği kullanılarak, her bir hanehalkı büyüklüğünün kaç yetişkine eşdeğer olduğu tespit edilmektedir."

      saygılar

      Sil
  15. Hocam vergi reformu nasıl olmalı. Gelir vergisi oranları mı artırılmalı yoksa mükellef sayısı mı artırılmalı? OECD de gelir vergisi oranları nasıldır? Dolaysız vergide yapılacak artış ne kadar olmalı ki dolaylı vergideki indirimi karşılasın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muafiyetler ve istisnalar kaldırılmalı, memurdan işçiden hangi vergi alınıyorsa futbolcudan da o vergi alınmalı, vergi dışılık önlenmeli. Bunun dışında bizdeki dolaysız vergi oranlarında sorun yok.

      Sil
  16. hocam beyninize saglik.kalem uretilir.:)gelir dagiliminin bozulmasinda kanuni duzenlemeler ile nasil bozuldugu, bozulacagi gercegini analiz etmenizi bekliyorum.cek kanundaki duzenlemenin piyasa dongusu uzerinde cok onemli bozulmalara sebep oldugu acik.icra iflas yasasinda aileyi yani asgari ihtiyaclar icin gerekli esyanin engellenmesi sosyolojik anlamda dogru bir karar.alacagin teminati olmasada caydiricilik anlaminda ticaretin yapilmasinda kucukleri degil teminatlari olanlari olan kurumsal isletmeleri koruyan bir hale donusmustur.kucuklerin vadeli satisla buyumesinin teminat olmadan buyumesi zor.turkiye ozelinde ticaret esnaflik vasatindan dengelenmektedir.avm lerin yapilip esnafligin vadeli satislarla rekabeti zoragir.istir.garantisi olmayan alacagin olmadi sistemde guclu alanin sozlesmeleri hukuk olacaktir.giclu olanin daha fazla guclu yaparken,buyumek isteyen icin olumsuz bir rekabet olusturmaktadir.

    YanıtlaSil
  17. Hocam ya şu yazıyı 3 gün önce yazsaydın hafta sonun ki sınavda doğru cevaplardık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğu tarasaydınız keşke çünkü benzer bir yazım vardıhttp://www.mahfiegilmez.com/2012/03/turkiyede-gelir-daglm.html

      Sil
  18. Bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkürler.
    Sesli düşünmek için yazıyorum eksik veya yanlış yönleri olabilir.
    Gini katsayısı gelir dağılımını ölçüyor. Yani akım değişken.
    Peki ya stok değişkeni? Tamam ölçmesi zor, hatta çoğu zaman doğruyu da yansıtmayabilir.
    Üst gelir grubu diyoruz, bunlar büyük ihtimal üst servet grubunu da oluşturuyor. Kişisel harcamalar haricinde , üst gelir grubu gelirleri stok değişkene yani servete dönüşmesi gerek. Yani bu servet şu ya da bu şekilde tekrar gelir oluşturucu bir kaleme dönüşmeli diye düşünüyorum, yani tasarruf edilmeli, yani yatırıma dönüşmeli, yani dış tasarrufa ihtiyacımız azalmalı (cari açık açısından), veya daha fazla vergi alınmalı ve bütçe açığı azalmalı vs. vs.

    Bir varsayımda bulunuyorum. Peki ya üst gelir grubundaki kişi mevcut geliri yeterli görüp, etkin ve verimli yatırımlarda bulunmazsa, nasılsa mevcut durumunda orta gelir grubundan (76 kr) gelirden neredeyse 3 kat daha fazla gelire sahip, hem de sadece sermaye getirisi de olabilir bu, yani mevcut sermayesini muhafaza etmesi bile üst gelire sahip olmasını uzun yıllar sürdürebilecek nitelikte.

    Madem gelir dağılımı bozuluyor. Bir de ülkenin tasarruf oranı düşük. Yani bu üst gelir ve servet grubu sadece tüketiyor mu acaba sorusu çıkabilir mi diye kendimi düşünmekten alamıyorum. Yani sistemin çalışmasında bir çok kısır döngüler oluşabiliyor ve dolaylı- dolaysız vergiler de bu durumu körüklüyorsa (ama ağırdan ağırdan) ve ülkede bu kadar güçlü bir iktidar varken bile yapısal reformlar yapılamıyorsa...
    Bu kadar zeki adam yazıp çiziyor olmasına rağmen, siyasi irade de (sadece günümüz yönetimi değil daha öncekilerin tümünü kastediyorum) elinde olan veya olmayan sebeplerle bu yapısal değişiklikleri onlarca yıldır gerçekleştiremiyor veya yaptıkları yeterli olmuyor ve hala gelişmekte olan bir ülke olmaya devam ediyorsak...
    Sanırım daha okunacak, yazılıp çizilecek ve konuşulacak çok şey olacak.

    Hocam, büyük bir merak ve ilgiyle sizi takip etmeye devam ediyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok hoş bir analiz. Servet sahipleri kendileri kullanmasalar bile servetlerini ve onlardan elde ettikleri gelirleri bankaya yatırıyorsa birileri bankadan kredi alıp bunları kullanıyordur. Sadece tüketiyor olsalar bile birileri onlara sattıklarından para kazanıp üretiyor ve dolayısıyla yatırım yapıyorlardır.

      Sil
  19. Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum ,Türkiye'de vergi toplama oranı nedir yani olması

    gerekenin yüzde kaçı toplanabiliyor.

    Bir de sayın hocam işçilerden kesilen vergiler ve dolaylı vergilerle bir işçinin gelirinin yüzde

    kaçı vergiye gidiyor cevaplarsanız sevinirim.Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Vergilerin tahsilat oranı % 90 dolayında. Ama bu oran yanıltmasın. Bu oran beyan edilen ya da saptanan verginin tahsil edilen kısmı. Bir de kayıt dışılık meselesi var. Orada oran nedir bilinmiyor yalnızca bazı tahminler var. Yani biz bildiğimiz 100 Tl nin 90 TL sini topluyoruz. Bilmediklerimizle birlikte bu miktar aslında 130 TL ise o zaman tahsilat oranı yüzde 69'a düşer.
      Gelir vergisi tarifesi artan oranlı olduğu için bu sorunuzun yanıtı ücret miktarına göre değişir. Ama SGK primlerinden işçinin ödemesi gerekeni de hesaba katarak kabaca ücretinin % 25 ile 30'u dolayında bir tutar dersek yanlış olmaz. Dolaylı vergileri bu hesaba katamayız. Çünkü harcamalarını ve harcama kompozisyonunu bilmemiz gerekir.

      Sil
    2. Hocam, asgari ücretlilerin tamamı gelirlerinin tamamını neredeyse gıda harcamaları olarak tüketmektedir. Bu harcamalarına %18 de vergi ilave edersek ,maks. %48 eder. Bu ülkede kazancının yarısı kadar vergi ödeyen bir kesim örnek verebilir miyiz.
      Devlet düzenleme yaparken biraz elini cebine değil vicdanına atmalıdır.
      Yatırım ve üretimin desteklenmesi konusunda yapılan düzenlemeleri görüyoruz.
      İşçilerin emekçinin desteklendiği günleri görebilecek miyiz?
      Elbette ki ssk lı olan işçiler işveren üzerinden destekleniyor.
      Peki yapılan desteklemeler işçiye ulaşabiliyor mu?
      Yoksa işverenin kesesinde mi kalıyor.
      İşçi hakkını bile arayamıyor. Birşey diyecek olsa çıkışını alıyor.

      Sil
    3. Dolaylı vergi olarak tüketimden alınan vergilerin tamamı da vergi olarak yerine ulaşmamaktadır.
      Muafiyet ve istisnalar nedeniyle devletin bu kanalıda istismar edilmektedir.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  20. hocam, izlenimlerim çerçevesinde en önemli konu olduğunu düşündüğüm gelir dağılımı
    hakkında bir konu var. bir çok tarihi kaynakta osmanlı devletini iktisadi açıdan
    diğer devletler kapitülasyonlarla sıkıntıya soktuğu söyleniyor.
    fakat burada açıklanmayan bir konunun olduğun fark ettim.
    ders kitaplarımızda bir ifadeye rast geldim.
    ifade aynen şöyle:
    demokrasinin iktisadi yönünü tamamlar.
    tam bu esnada kafamda bir şimşek çaktı bu da nedir diye sorguladığımda
    kısa bir araştırma yaptığımda:
    iktisadi demokrasi diye bir sınıflama olduğunu ama bu zamana kadar da
    rastlamadığım bir durum olduğun fark ettim. bize öğretilen sadece demokrasinin
    kendisi, siyasi demokrasi, iktisadi demokrasi gibi kavramlara yabancı olduk.
    bir zamandan sonra da bilime araştırarak ulaşılacağını görüyor insan.
    iktisadi demokrasi konusunda karşıma çıkan ilk kaynağı okudum.
    http://www.iudergi.com/tr/index.php/iktisatsosyoloji/article/viewFile/6375/5899
    şu an bakımdaymış açılabilir.
    kafamda bu konuda bir şeyler şekillendi ama biz bu konuyu geliştirmek için
    bilimsel anlamda nasıl bir yol izlemeliyiz.
    ben bu konunu en az laiklik kavramının tam ve doğru olarak anlaşılması kadar
    önemli buldum. sonuç olarak iktisadi bir konu işin ucunda para var.
    bu konuda bilginize geniş anlamda yorumlarınıza başvurmak isteriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten de üzerinde çok durulmamış bir konu. Açıkçası benim de kafa yormuşluğum yok. Size önerim bu konuda bir literatür taraması yapıp bir şeyler yazmanız.

      Sil
  21. ülke ekonomisini bir pasta olarak düünürsek malasef bu pastadan en büyük payı alanlar Türkiyenin arkasında ki para babalarıdır. kimse kimseyi kandırmasın bu hususta bugün gariban sınıfı dediğimiz işçi sınıfı Türkiyenin ekonomisini sırtlanmış durumda onlar olmasa ülke bir anda çöker ama bakıyoruz ki uygulamada en az parayı alan yine işçi sınıfı burada insan bir durrr diyor düşünesi geliyor yahu zaten bu insanların sosyalfaaliyet hakkını satın alıyorsun birde üstüne hakkını vermiyorsun bu olacak işmidir ? ben bir öğrenci olarak başbakana buradan diyorum hatta eleştiriyorum bu adaletsizliği çözmediğin sürece sen başbakan değilsin ! birileri kukla niyetine koymuş bu milleti ne dersen tamam de otur aşağı vay be bunada adalet diyor din kisvesi altında ülkeyi yönetiyorsun başkakan.bu adamlar fabrikada ömürlerini satıyorlar emek veriyorlar ama onun hayatı ve yaşamı iki dudak arasına bırakılmış bu nasıl iştir kardeşim bu nasıl iştir biraz düşünün şimdi kalkmış bu sayfada yazı yazıyorsunuz sizler biraz düşünün arkadaşlar bu uçurum niye ? neden birileri sürekli büyüyorda birileri sürekli alçalıyor bu nasıl düzendir ?işçi sınıfının omuzları üstünde büyüyen bir Türkiye var ama hak adalet namına bir şey yok !maaş ve ücret dağılımları bir insana sövmekten daha aşağı bir nitelikte ve bu halde insanlar mecburen çalışıyorlar bu işte mecburiyetlik var ya dayatıyorlar da dayatıyorlar yazık hemde çok yazık !onun için bu yazıyı okuyanlar iyi muhakeme yapsınlar ve düşünsünler sen ben sustuğumuz sürecebu hep böyle devam edecek !

    YanıtlaSil
  22. Elbette muhakeme yapmak gerekir muhakeme yapmamışsınız ama kısa bir muhakeme yapayım.
    işçilikte vergiler çok yüksek. neden?
    insanlar işçilik yerine müteşebbis olmayı seçsinler diye.
    işveren kalifiye işçi yok diye isyanda.
    bunun yanında işsizlik çok yüksek.
    devlet yeterli eğitimi sağlayamıyor.
    kalifiye eleman düşük ücretten çalışmak istemiyor. işverenin yüksek ücret vermek işine gelmiyor.
    kısır döngü içine yitilmiş bir türkiye.
    muhakemesi de bu olsun.

    YanıtlaSil
  23. devlet işsizliği çözmek yerine tasarruflara kazanç sağlamayı tercih ediyor.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...