12 Ekim 2012 Cuma

Küresel Ekonominin 2013 Falı


2012 yılının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Ekim ayı, bir sonraki yıla ilişkin tahminlerin derlenip toparlandığı, planların, programların yapıldığı dönemin başlangıcıdır. IMF ve diğer uluslar arası kuruluşlar küresel tahminlerini açıklar, devletler ve kamu kurumları gelecek yıla ilişkin bütçe ve program hazırlıklarına, şirketler de işletme bütçelerinin hazırlıklarına başlarlar. Gerek devletlerin ve kamu kurumlarının bütçe ve program hazırlıklarında gerekse şirketlerin işletme bütçesi hazırlıklarında gelecek yılda dünya ekonomisinin nasıl bir yön izleyeceği, petrol fiyatlarının ne olacağı, döviz kurlarının nasıl seyredeceği, ticaret hacminin ne kadar artacağı gibi tahminler önemli yer tutar. İhracatıyla ithalatıyla finansmanıyla hepimizi sarmalayan bir küresel sistem içinde bulunuyoruz.

Küresel sistemle ilgi tahminlerde IMF’nin özel bir yeri vardır. Her ne kadar benzer tahminleri yapan başka kuruluşlar olsa da üyesi olan 188 ülkeden sürekli veri derleyen ve bu üye ülkelerin büyük çoğunluğunda yılda bir kez konsültasyon yaparak bu verileri yorumlarıyla birlikte yılda iki kez üç ayrı raporda yayımlayan başka bir kurum yoktur. Bu raporlar Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu (World Economic Outlook), Küresel Finansal İstikrar Raporu (Global Financial Stability Report) ve Mali Gözlemci (Fiscal Monitor) adını taşır. 2013 yılında dünyanın ekonomik görünümüne ilişkin yorumlarımı bu üç raporda yer alan ayrıntılı verilere dayanarak sunmaya çalışacağım.

Dünya ekonomisinin 2013 yılında % 3,6 oranında büyümesi bekleniyor
1994 – 2012 yılları arasında yılda ortalama yüzde 3,6 oranında büyümüş olan dünya ekonomisinin 2013 yılında yüzde 3,6 oranında büyümesi bekleniyor. Yüzde 3,6’lık büyüme oranı içinde gelişmiş ülkelerin katkısı yüzde 1,5 iken yükselen piyasalar ve gelişen ekonomilerin katkısı yüzde 5,6 olarak ortaya çıkıyor. 1994 – 2012 arasında gelişmiş ülkelerin büyüme ortalamasının yüzde 2,2, yükselen piyasalar ve gelişen ekonomilerin büyüme ortalamasının yüzde 5,5 olduğunu dikkate alırsak bu durumun şaşırtıcı olmadığını görürüz.

2013 yılında dünya GSYH’sının cari fiyatlarla 74,2 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor
2004 yılında 42,2 trilyon dolar olan toplam dünya GSYH’sının 2013 yılı sonunda cari fiyatlarla 74,2 trilyon dolara ulaşması bekleniyor (satınalma gücü paritesiyle 86,8 trilyon dolar.) Dünya nüfusunun 2013 yılında 7,2 milyar kişiye ulaşacağı tahmini de dikkate alındığında cari fiyatlarla kişi başına yıllık dünya geliri ortalaması 10.300 dolar dolayında bulunuyor.

Yükselen piyasalar ve gelişen ekonomiler hızlı büyüyerek farkı kapatıyor
1994 – 2003 yılları arasındaki dönemde yılda ortalama 2,8 oranında büyüme hızı yakalamış olan gelişmiş ülkelerde bu hız 2004 – 2012 yılları arasındaki dönemde yılda ortalama yüzde 1,6’ya gerilemiş bulunuyor. Buna karşılık 1994 – 2003 arasında yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 4,4 olan yükselen piyasalar ve gelişen ekonomilerde büyüme hızı 2004 – 2012 arasında yüzde 6,6’ya yükselmiş görünüyor. Bu gelişmenin sürmesi halinde yükselen piyasalar ve gelişen ekonomilerin gelişmiş ekonomilerle aralarındaki farkı kapatmaları söz konusu olacak.

Asya ve Orta ve Güney Afrika en hızlı büyüyen bölgeler
2013 yılında gelişen Asya olarak nitelenen ve Çin ile Hindistan’ın başını çektiği bölge yine en hızlı büyüyecek bölge olarak öne çıkıyor. 1994 – 2012 arasındaki dönemde yılda ortalama yüzde 7,9 oranında büyüyen bölgenin 2013 yılında 7,2 oranında büyümesi bekleniyor. Bir başka hızlı büyüme olgusu da Orta ve Güney Afrika bölgesinden geliyor. Bölge için 2013 büyüme beklentisi yüzde 5,7.

2013’de en düşük büyümenin Euro Bölgesinde gerçekleşmesi bekleniyor
Euro bölgesi (ya da onu oluşturan ülkelerin toplamı) 1994 – 2003 arasında yılda ortalama yüzde 2,2 oranında, 2004 – 2012 aralığında ise yüzde 1 oranında büyümüş bulunuyor. 2013 yılında bölgenin yüzde 0,2 büyüyeceği tahmin ediliyor. 2013 yılında, Euro bölgesinin en büyük dört ekonomisinden Almanya’nın yüzde 0,9, Fransa’nın yüzde 0,4 büyüyeceği, İtalya’nın yüzde 0,7 ve İspanya’nın yüzde 1,3 oranında küçüleceği öngörülüyor. Bölgenin sorunlu ekonomileri olan Yunanistan’da küçülmenin yüzde 4, Portekiz’de ise yüzde 1 dolayında olması bekleniyor. Bu tahminler çerçevesinde 2013 yılının Euro bölgesi açısından 2012 kadar zor bir yıl olacağı anlaşılıyor.

ABD, Japonya ve İngiltere’de toparlanma umudu
ABD için 2013 büyüme beklentisi yüzde 2,1olarak açıklanış bulunuyor. Yaşanan krizden sonra 2012 yılında yüzde 2,2 büyümesi beklenen ABD ekonomisi açısından üst üste yüzde 2’nin üzerinde büyüme gerçekleşmesi toparlanmanın işareti olarak kabul ediliyor. ABD açısından potansiyel büyüme oranının yüzde 2,5 – 3 arasında olduğu dikkate alınırsa toparlanma beklentisinin abartı olmadığını görmek mümkün. Uzun süredir bir büyüme atağını gerçekleştiremeyen Japonya’da böyle bir atak yine söz konusu olmayacak gibi görünse de beklentilerin gerçekleşmesi halinde yüzde 1 oranındaki bir büyümenin Japonya açısından kötünün iyisi olduğunu ve bir toparlanmanın eşiğini oluşturabileceğini kabul etmek gerekiyor. Yine de Japonya ile toparlanma kelimesini yan yana koyarken ihtiyatlı olmakta yarar var. Krizden önemli darbe yemiş ama Euro bölgesinde olmadığı için krizin etkilerini kıtaya göre daha hafif yaşamış olan İngiltere’nin 2013 yılında tahminler çerçevesinde yüzde 1,1 oranında büyümesi halinde bir toparlanmanın başlangıcına gelmiş olduğu kabul edilebilir.

Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, Türkiye
Büyümede dünya rekorunu sürekli elinde tutan Çin’e ilişkin 2013 büyüme tahmini yüzde 8,2 olarak gösteriliyor. 2012’de yüzde 7,8 büyümesi beklenen Çin eğer 2013’de yüzde 8,2’lik büyüme oranına erişebilirse bu gelişme Çin açısından ortaya çıkan yavaşlama endişelerinin ortadan kalkmasını sağlayabilir. Hindistan’da da 2012 yılında düşmüş olan büyüme hızının (yüzde 4,9) 2013’de yeniden yüzde 6’ya çıkması bu ekonomiye nefes aldıracak ve aynı zamanda da dünya toparlanmasına katkıda bulunacak bir gelişme olabilir. Rusya için 2013 büyüme tahmini aşağı yukarı 2012 performansının tekrarı yönünde (yüzde 3,8.) 2012 yılında yüzde 1,5 gibi oldukça düşük bir büyüme performansı yakalayabilen Brezilya’nın 2013 yılında yüzde 4 oranında büyümesi bekleniyor.

Türkiye, 1994 – 2003 yılları arasında yüzde 2,7 oranında büyüyerek ciddi bir hayal kırıklığı dönemi yaşamıştı. 2004 – 2012 yılları arasında ise yüzde 5,1’lik yıllık ortalama büyüme hızına ulaştı. Türkiye’nin potansiyel büyüme hızının yüzde 5 dolayında olduğunu düşünürsek potansiyeline uygun bir büyüme sergilediği ortaya çıkıyor. Buna karşılık 2013 yılı beklentisi potansiyel büyüme hızının oldukça altında (yüzde 3.) Hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Planda bu oran yüzde 4 olarak tahmin ediliyor.     

Dünya ticareti
Küresel sistemde ticaret hacmi 1994 – 2003 yılları arasında yılda ortalama yüzde 6,9 oranında büyüdü. Bu ortalama 2004 – 2013 yıllarını kapsayan dönemde yüzde 5 dolayına geriledi. 2009 yılında yüzde 10,4’lük hacim küçülmesinin ardından 2010 yılında yüzde 12,6’lık rekor bir ticaret hacmi artışı geldi. 2012 yılında ticaret hacmi büyümesinin yüzde 3,2 oranında kalması bekleniyor. 2013 yılı için yüzde 4,5 oranında artış tahmini yapılıyor. Gerçekleşmesi halinde dünya ticaretinde bir toparlanma olduğundan söz etsek de bunun yeterince güçlü olmayacağını kabul etmemiz gerekir.   

Enflasyon
Küresel kriz boyunca enflasyon birkaç ülke dışında sorun oluşturmadı. 2012 yılsonu için gelişmiş ülkelerde enflasyonun ortalama yüzde 1,7 olarak gerçekleşmesi beklenirken 2013 yılsonu tahmini de aynı düzeyde tahmin ediliyor. Talep düşüşünün doruk noktaya çıktığı bu dönemde piyasalara gerek Fed’in enjekte ettiği dolarlar gerekse AMB’nin sürdüğü Eurolar enflasyonist bir etki yaratmadı. Buna karşılık bugünkü görünüme bakarak bu aşırı likiditenin ileride ekonomiler canlanmaya geçildiğinde enflasyonist baskı yaratmayacağını söylemek mümkün değil. 2012 yılsonu için yükselen piyasalar ve gelişen ekonomiler için beklenen enflasyon yüzde 4,8. 2013’de enflasyonun düşeceği ve yüzde 4 ile yılı tamamlayacağı tahmin ediliyor. Gelişmiş ülkelere göre yüksek gibi duran bu oranın yükselen piyasalar ve gelişen ekonomiler için son on yılın en düşük düzeyine işaret ettiğini söylemekte yarar var. 

Borç yükü
Küresel krizin en fazla etkilediği alan gelişmiş ülkelerin kamu kesimi toplam borç yükü oranları oldu. Almanya dışında bütün gelişmiş ekonomilerin borç yükünün 2013’de artması bekleniyor. Japonya 2013 sonunda yüzde 245’lik bir borç oranına ulaşacak gibi görünüyor. ABD’nin borç yükü yüzde 111,7’ye Euro bölgesinin borç yükü ise yüzde 95’e yükselecek. Japonya ile ABD öteden beri yüksek borç yükü taşıyan iki büyük ekonomi. Buna karşılık daha düşük bir borç yüküne sahip olsa da Euro Bölgesinin böyle bir borcu taşıma alışkanlığı henüz oluşmuş değil. O nedenle borç yükü daha düşük olsa da Euro Bölgesinin daha kritik bir konumda olduğunu vurgulamamız gerek. 

Özetin özeti
ABD toparlanmaya devam edecek, Euro bölgesi bugünkü durumunu da arar hale gelecek, yükselen piyasalar ve gelişen ekonomiler küresel krizden biraz daha fazla etkilenmeye başlayacakla. 2013, 2012’den daha iyi bir yıl olmayacak.  

20 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. ilk yorum benden olsun hocam :)

    benim de yazınızdan çıkardığım özet şu şekilde:
    -gelişmiş ülkelerin büyüme hızı yavaşlıyor (bunu krize bağlayamıyoruz çünkü 1994-2012 arası dönemleri kapsayan geniş bir zaman aralığı mevcut)
    -dünya gsyh'sı 9 yılda 2 katına çıkmış. inanılmaz bir rakam.

    2013 karamsarlığınız için de şunu demişsiniz:
    "ABD toparlanmaya devam edecek, Euro bölgesi bugünkü durumunu da arar hale gelecek, yükselen piyasalar ve gelişen ekonomiler küresel krizden biraz daha fazla etkilenmeye başlayacakla. 2013, 2012’den daha iyi bir yıl olmayacak."

    sanırım, basılan paralar şu an ekonomiye yansımadığı için enflasyon baskısı olmuyor ama ilerde paralar likitide deresinde yüzmeye başladığında ve bir de gelişmiş ülkelerin borç yük oranlarına baktığımızda (eu-usd-jpy %95-111-225), sanırım karlı dağın yamacından kar parçaları düşmeye başlayacak ve kartopu şeklinde büyüyerek kriz derinleşecek.
    yazınızdan bu çıkarımı yaptım.
    bir de madem krizden bahsedildi, haftasonu için kapitalizm ve hırs üzerine costa gavras'ın 2007 yapımı "Le Couperet" filmini öneririm herkese.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. *jp borç yükü %245 olacak
      **Le Couperet filmi de 2005 yapım.

      Sil
  3. Hocam sizce ABD'deki seçim dönemi ABD ekonomisi için 2013 yılında bir risk oluşturur mu?Hocam geçen yıl aynı dönemlerde Bakan Babacan ve birçok iktisatçı 2012'nin zor bir yıl olacağı gibi bir öngörüyü dile getiriyorlardı.Bugün baktığımızda sizinde belirttiğiniz gibi 2013'te zor bir yıl olacak.Galiba her yıl bir önceki yıldan daha da zor hale gelecek.Bilmem katılır mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım uzun yıllar sıkıntı var.

      Sil
  4. Üstad, oylamada 367'yi bulamasa da erken seçim yasası geçerse Ekim'de yerel seçimler var. Çok değil 1 yıl göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Önümüzdeki aylarda işler kötüye giderse hükümet kürkçü dükkanına yani IMF'ye döner mi? Şöyle bi göstermelik gelir vergisi reformu karşılığında 40-50 milyar dolar para rahat bulur bence, seçime kadar da büyüme kaynaklı cari açığı finanse eder. Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF'ye harçlık veriyoruz dedikten sonra dönmek kolay değil.

      Sil
  5. gelir vergisi alınacak söylentisi bana göre gazı alma amaçlı söylendi. alınması gereken vergiler zaten zenginlerden alınamıyor oy kaygısı yüzünden. seçimlerden önce de zengine: kardeşim biraz daha vergi alacağım senden demek pek makbul olmaz bana göre.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında vergi almaya pek ihtiyaç da yok. Sonuçta hiçbir şey yapmasak bile bütçe açığı % 3'ü geçmez. Hatta ekonomiyi canlandırmak için vergi almamak daha bile iyi olabilir.

      Sil
  6. iyi günler hocam

    8 aylık cari açık verisinde 9 milyar dolar altın ihracat söz konusu 2013 yılında altın ihracat durursa

    ihracat aynı seviyede kalacak ,iç talepe gelince yapılan zamlar tüketicilerin toplam kredi borcu 250 milyar tl aştı iç talep te büyümeye çok destek verecek gibi degil

    bence 2013 de %4 büyüme kolay degil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın ihracatının kökenini araştırmak gerek. Türkiye çok sınırlı miktarda altın üretiyor. Gerisini ithal ediyor. Ne var ki bu yıl ithal edilenin çok üzerinde ihraç etmiş. Bankaların topladığı altınlar ödeme aracı olarak kullanılıyor olabilir.

      Sil
  7. Ustadim

    Turkiyeye gelen Avrupalilar buradaki tuketimi gorunce akillari duruyor,
    Tuketim su siralar EU da tamamen durmus vaziyette, ama Turkiye ic tuketimi, sebebini bilemedigim bazi nedenlerle inanilmaz artmis durumda
    Istanbulda Oteller tiklim tiklim dolu,
    Yunanistanda 100 euroya 5 yildizli otelde kalabilyorsunuz ama Istanbul Lalelide 200 Euroya 4 yildizli otelde yer bulamiyorsunuz,
    Esnaf ozellikle Alisverise gelen Araplardan cok memnun,
    20 yil onceki Rusyaya yapilan Bavul ticareti benzeri bir ticaret gelismis durumda,
    Ancak bir tarafta ulkeye doviz girdisini artarken diger taraftan ulkenin kayit disi ticaretini de beraberinde artiriyor,
    Umarim SSCB dagilmasinda yaptigimiz hatalari simdi tekrar yapmayiz,
    SSCB dagildiginda ortaya cikan Turki cumhuriyetlerde cok ciddi hatalar yapip oradaki sermayeden yeterince yararlanamamistik,
    Bari simdi biraz daha dikkatli davranip ulkemize gelen Ozellikle Libya, Irak ve Iranli esnafi kusturmeden surekli bir ticaret bagi kurmaya basrasak .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gerçekten de Körfez turistleri ve iş adamlarının Türkiye, özellikle de İstanbul ilgisi en üst düzeyde görünüyor. Ödemeler Dengesindeki net hata ve noksan artışının bununla ilgisi olabilir.

      Sil
  8. Hocam elinize sağlık. Merkez bankaları bu kadar para enjekte etmesine rağmen enflasyon sorunun ortaya çıkmamasının özellikle sermayenin serbest dolaşımı ve paranın dolaşımı(v) açısından değerlendirmek gerekirse neler söylersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MBler tarafından enjekte edilen paralar bankalara veriliyor, kredi açsınlar diye ama onlar bu kredilerin geri dönmesinden korktuğu için yeniden MB'lere borç veriyorlar. Aslında kredi kullanımı için pek fazla talep de yok. Herkes eldeki parayı bile kullanmıyor. Paralar fonlar kanalıyla yüksek faiz veren ülkelere gittiği için ABD ve Avrupa'da enflasyonist etki yaratmıyor.

      Sil
    2. Hocam bu cevabınız üzerine müsaadenizle bir soru daha sormak isterim, merakımı bağışlayın. Fonlar yoluyla Türkiye'ye gelen bu sıcak paraların; enflasyon hedeflemesinde bir türlü istenilen düzeyin yakalanamamasında etkisi nedir? Saygılar.

      Sil
    3. Petrol fiyatlarında ve ÖTV gibi vergilerdeki artışın etkilerinin yanında oldukça düşük olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü bu paralar bir yandan geliyor bir yandan da gidiyor. Asıl etkiyi yaratan Körfez sermayesinin getirip mal mülk alımında kullandığı paralar sanırım.

      Sil
  9. küçük esnafın hali ne olacak hocam? esnaf kan ağlıyor ve bana görede 2013 ve diğer yıllarda kan ağlayacağız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2013 bana da pek parlak görünmüyor.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...