23 Kasım 2012 Cuma

Karşılıklar Politikası ve Rezerv Opsiyon Katsayısı


Karşılıklar politikası
Bankalar topladıkları mevduatın ve diğer kaynaklarının merkez bankası tarafından belirlenen oranda belirli bir miktarını, ileride karşılaşabilecekleri zorluklarda talep edip kullanabilmek için merkez bankasına yatırmak zorundadırlar. Buna zorunlu karşılıklar, bunun miktarını belirlemeye yarayan orana da karşılık oranı adı veriliyor. Merkez bankasının, karşılık oranını artırıp azaltarak bankaların açabileceği kredi miktarını ve maliyetini etkilemesi eylemine de karşılıklar politikası adı veriliyor. Merkez bankaları, bankalardan aldıkları bu karşılıklar için belirli bir faiz ödeyebilecekleri gibi herhangi bir ödeme yapmayabiliyorlar.

Eğer bir ülkede para ikamesi (yani yabancı paraların da yerli para ile birlikte kullanımı ya da banka hesaplarında bulunması) yaygınsa merkez bankaları bu mevduatın karşılığını yerli para ile isteyebileceği gibi yabancı para cinsinden de isteyebilir. Hatta yerli para cinsinden karşılıkların bir bölümü ya da tamamı için karşılıkları yabancı para cinsinden ödeme opsiyonu tanıyabilir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) uyguladığı zorunlu karşılık oranları vadeye ve mevduat cinsine göre değişiklik göstermekle birlikte vadesiz mevduat ve 6 aya kadar vadeli mevduat için uygulanan oran hem TL hem de yabancı para için yüzde 11 olarak belirlenmiş bulunuyor. Demek ki bir banka örneğin bir ay vadeli 100 TL için 11 TL, 100 USD için 11 USD ve 100 Euro için 11 Euro zorunlu karşılık ayırıp bunu TCMB’ye yatırmak zorundadır.

Rezerv opsiyon mekanizması ve rezerv opsiyon katsayısı (ROK)
TCMB, bankaların TL olarak yatırmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların bir bölümünü (bugün itibariyle % 60’ına kadarki bölümünü) döviz ya da altın cinsinden yatırmalarına izin veriyor. Bu, bankalar için bir zorunluluk değil bir opsiyon yani bir alternatif. Bu uygulamaya rezerv opsiyon mekanizması deniyor. Örneğin bir ay vadeli 91 TL mevduat alan bir banka bu paranın karşılığında TCMB’ye isterse (91 x 0,11 =) 10 TL ya da isterse bunun 4 TL’lik bölümünü TL ve kalan 6 TL’lik bölümünü USD veya Euro olarak yatırabiliyor. Bu kalan 6 TL’lik (ya da yüzde 60’lık) bölüm için TCMB, bankalara yukarıda değindiğimiz alternatifi kullanma hakkını veriyor. Bu uygulamayı seçen bankalar yatıracakları döviz tutarını hesaplarken Rezerv Opsiyon Katsayısını (ROK) uyguluyorlar.
   
Diyelim ki 91 TL mevduat alan ve TCMB’ye (91 x 0,11 =) 10 TL zorunlu karşılık yatırmak zorunda olan bir banka bunun yüzde 40’ı olan 4 TL’yi TL olarak ve kalan 6 TL’yi de Dolar olarak yatırmaya karar vermiş olsun. Bu durumda dolar için şöyle bir tablo yapabiliriz:


Bu banka aldığı 91 TL mevduatın zorunlu karşılık tutarının tamamını TCMB’ye TL olarak yatırsaydı 10 TL yatırması gerekecekti. Bu bankanın Dolar üzerinden ROK uygulamasına girdiğini düşünürsek bu durumda 10 TL karşılık miktarının 4 TL’sini TL olarak kalan 6 TL’sini de dolar olarak yatıracak demektir. Eğer 6 TL karşılığında bire bir dolar yatırması sistemi kabul edilseydi 1,8’lik dolar kuruyla 3,33 dolar yatırması gerekecekti. Oysa ROK uygulamasında yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi 5,50 dolar yatırması gerekmektedir. Bu durumda 10 TL’lik karşılık ((4 TL) + (5,50 Dolar x 1,8)) 13,9 TL’ye gelmektedir.   

ROK uygulamasının sonuçları ve yararları
Bankaların TL mevduatı için TCMB’ye yatırmak zorunda oldukları zorunlu karşılıkların bir bölümünü yabancı para veya altınla ödemelerine izin verilmesi bankalar açısından TL likiditesini artırmış oluyor. Günlük işlemlerini ağırlıklı olarak TL ile yapan bankalar açısından TL fonlama maliyeti de düşmüş oluyor. Bu uygulamanın bankaların dışarıdan daha ucuza yabancı para borçlanmalarını teşvik etmesi gibi bir etkisi de söz konusu oluyor.

Bu uygulamanın TCMB açısından yararı ise başlıca iki noktada toplanıyor: (1) TCMB bu yolla döviz rezervlerini artırmış oluyor. (2) Bankaların getirdiği dövizlerin TCMB’de toplanması sonucu para ikamesinin etkisi düşürülmüş oluyor.

Meraklısı için ayrıntı kutusu:
Bankaların mevduat ve diğer kaynaklarla ilgili olarak tutacağı karşılıklar konusunda 4 kavram söz konusudur:

Ankes
Bankaların mevduat çekilişi veya günlük işlemlere ilişkin ödemelerini karşılayabilmeleri amacıyla kasalarında hazır bulundurdukları paraya ankes denir. Bunun miktarı ve şekli bir zorunluluğa değil bankaların kendi karar ve uygulamalarına bağlıdır. Bankalar gün sonunda bu değerleri genellikle TCMB’ye gecelik olarak borç verirler.

Disponibilite
Merkez Bankası’nın bankaların kabul ettiği mevduata karşılık kasalarında tutulmasını zorunlu kıldığı parasal karşılıklardır. Ankes zorunlu olmadığı halde disponibilite zorunludur.

Munzam Karşılık
Merkez bankasının disponibiliteye ek olarak bankaların kaynaklarından kendisine yatırmalarını zorunlu kıldığı miktardır.

Zorunlu Karşılıklar
Merkez bankasının kabul ettikleri mevduat karşılığında bankaların kendisinde tutulmasını zorunlu kıldığı miktarlardır.

Türkiye’de Bugün Geçerli Olan Uygulama
Serbest karşılıklar anlamına gelen ankes uygulaması sürmektedir.
Eskiden Türkiye uygulamasında Disponibilite + Munzam Karşılıklar uygulaması söz konusuydu. Günümüzde disponibilite ve munzam karşılıklar kalkmış, yerini bankaların TCMB’ye yatırmak zorunda oldukları zorunlu karşılıklar (ya da kısaca karşılıklar) almıştır. 

35 yorum:

  1. Hocam çok bilgilendirici bir yazı olmuş yine ve yine ROK ancak bu kadar güzel anlatılabilir.

    YanıtlaSil
  2. Serdar Kelleci
    Ben de bankacılık sektöründeyim ve bu munzam oranlarının diğer ülkelere oranla bizim bankacılık sistemimizde yüksek olmasının çok yararlı olduğunu düşünmekteyim. Zorunlu karşılıklar Avrupa ve ABD bankalarına oranla Türkiye'de oldukça iyi seviyelerde.
    Bu munzamlara yp mevduatın da dahil edilmesi bankalar için yeni bir kaynak mutlaka; ancak kritik soru; bankaların bu piyasada risk alma kabiliyetlerinin ne seviyelerde olacağı, yoksa elindeki kaynağı kredi olarak dağıtmayıp yine m.b.ye yatırırlarsa pek bir anlam ifade etmemekte. Bunun içinde ekonomide bir canlılık olması şart. Bu da 2013 yılı senaryoları için oldukça zor görünmekte.
    Peki M.B.nin bankalardan yp zorunlu karşılık kabul etmesi piyasada döviz kıtlığına yol açabilir mi? Çünkü şu an piyasada bankalar tl kredilerde çok agresif fiyat politikları izleyip yp kredilerde rekabetçi ve istekli bir tutuma girmemekteler. (yp rezerv bulundurma isteklerinden dolayı)
    Yp kredi vermeye istekli olmayan bir bankacılık sektörüyle karşı karşıya kaldık. Bu politika da maalesef ihracatçı müşterilere büyük zarar verebilir. Dolayısıyla da cari açığa.
    Önümüzdeki dönemde bu politika tlnin sürekli değer kaybetmesine yol açabilir mi? M.B. tabi bu durumda da döviz ihalaleri açabilir anlık çözüm olarak. Tüm dünyada (g20 ülkelerinde) döviz kuru bu kadar müdahelecei bir çözümle mi yönetilmekte?
    Son olarak ''Sanayi Üretimi Büyümeye Devam Ediyor'' adlı yazınızda belirttiğiniz üzere; hemen hemen bütün sektörlerde bir canlılık söz konusu diyebilirim; en azından benim bulunduğum hinterlendda. Yazınızın teyidini bilfiil yaşamaktayım. Umarım süreklilik arz eder.
    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki göstergelere yansıyanlar doğru yani bir canlanma söz konusu. TLnin değer kaybedeceğini pek sanmıyorum. TCMB her iki yönde de oldukça fazla ve esnek araçlara sahip. Gereken müdahaleyi yapabilecek durumda görünüyor.

      Sil
  3. Serdar Bey (Adsız 14.03) emin olun bütün banka üst yöneticilerinin gözü kulağı yurtdışında. Yurtdışı bozulsa (Yunanistan Euro'dan çıkalım mı kalalım mı referandumu yapma kararı alsa veya Demokratlarla Cumhuriyetçiler kör dövüşünü uzunca bir müddet sürdürse ve ABD ılımlı da olsa resesyona girse) TCMB ne yaparsa yapsın herkes frene basar.
    Yabancı para kredilerde haklısınız. 2011'de yp krediler dolar bazında %29 gibi çok yüksek bir oranda artarken bu yıl artış %12'de kaldı ama büyüme de epey yavaşladı. Ama yine de bir azalma olmaması bile iyi haber diyebiliriz.
    Bankalar açısından yp veya altın cinsi zorunlu karşılık uygulamasında asıl risk "risk iştahının azaldığı zamanlarda TCMB'den çekilen dövizin yerine konulacak TL'nin maliyetinin yüksek olma ihtimaliydi" Ama şu an TCMB piyasa yapıcılarına maksimum %8,5'ten gerekli parayı vermeyi taahhüt etmiş durumda. Yani bankaların fonlama maliyetleri taş çatlasın %8 civarı olur. Bunu da tolere edebileceklerini düşünüyorlar. Asıl mesele döviz tarafında, yani 2011'in ikinci yarısında olduğu gibi TCMB'den alınan fonlar dövize yönelir mi? TCMB geçen yıl döviz satışları çare olmayınca faizleri artırabilmişti çünkü oldukça ısınmış bir ekonomi vardı. Şimdi ise potansiyelinin altında büyüyen bir ekonomi var. Hal böyleyken koridorun üst tarafını yukarı çekmek geçen seneki kadar kolay olmayacaktır. Bir de geçen yıl Ağustos itibarıyla TCMB'nin elinde 51 milyar dolar net rezerv vardı, şimdi ise 37 milyar dolara indi. Diğer ifadeyle, TCMB'nin TL'deki özellikle yurtdışı kaynaklı değer kaybına müdahale etme kabiliyeti geçen seneki kadar iyi değil. Hem net döviz rezervleri anlamında, hem de faiz koridorunun üstünü yukarı çekme anlamında.

    YanıtlaSil
  4. merhaba hocam
    yazı için teşekkürler öncelikle ve ileveten merakettiğim konu TCMB 'nin rezerv opsiyon katsayısı (rok) a yapacağı müdahale yani bu katsayıyı düşürüp yükseltmesi ekonomiyinasıletkiler
    para politikası aracı olarak kabulgörülebilinir mi ve rok ile döviz kurunda dolaylı olarak ihracat da bie etki yapmak mümkün mü? beni bu konuda aydınlatırsanız çok müteşekkir olurum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin ROK'u uygulamasının 2 nedeni var: ilki brüt döviz rezervlerini artırarak dışarıya "döviz likidite durumum iyi, spekülatif hareketlere girişmeden evvel iyi düşünün" mesajı vermek, ikincisi ise bankalara ilave TL imkanı sağlayarak büyümeye destek olmak. TCMB bu yolla dolarizasyon oranını düşürerek (bu aralar %26 civarı, 2008 krizinde %30'du) kredi hacmi ve para arzındaki artışın kura ve enflasyona yansımasını sınırlı tutmaya çalışıyor. TCMB kura ve faize müdahale etmek isterse ROK'a kadar elinde başka imkanlar var. Örneğin, 5,75'ten verdiği parayı azaltmak, para piyasalarına müdahale etmek, döviz alım ihaleleri açmak gibi.

      Sil
    2. ROK tek başına bir politika aracı değil ama karşılıklar politikasını uygulamada bir tercih. TCMB, dövize doğrudan müdahale yerine ılımlı değişimleri ROK kanalıyla etkileyebiliyor. Buna karşılık eğer TL aşırı değer kazanmaya başlarsa ROK yeterli olmayabilir ve o zaman doğrudan alım satımla müdahale yolunu seçebilir.

      Sil
    3. Hocam konvertibl parali kredi hakkında yazınız mevcut mu ?

      Sil
  5. Sayenizde doğrusunu en kestirme yoldan öğreniyorum. Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  6. ilk defa ROK nedir nasıl uygulanır anladım sayenizde.tşkrler hocam

    YanıtlaSil
  7. Merhaba Hocam,

    Munzam Karşılık ve Zorunlu Karşılık uygulamalarını aynı şey sanıyordum. Teori ve uygulamada farklı şeyler olduğunu öğrendim.

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek çok kişi (bankacıların bazıları da dahil) öyle sanıyorlar. Aslına bakarsanız munzam karşılık uygulandığı zaman zorunlu karşılık yoktu ve munzam karşılık zorunlu karşılık yerine uygulanıyor, bir anlamda aynı görevi görüyordu. Dolayısıyla o eski alışkanlığın devamı normaldir.

      Sil
  8. sayın hocam yazılarını büyük bir zevkle okuyorum bir hukuk öğrencisi olmama rağmen.Gerçekten de sade ve anlaşılır dilinizle büyük bir kitleye hitap ediyorsunuz.Anketlerinizde Türkiye'de ve dünyada en büyük sorunun açık ara gelir dağılımı olduğu sonucu çıkmış.Bu konuyla ilgili yazınızı merakla bekliyorum.Bu konu hakkındaki yorumlarınızı bizimle ne zaman paylaşacaksınız?saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Gelir dağılımı konusunda bir yazım var. http://www.mahfiegilmez.com/2012/09/gelir-daglmnda-duzelme-yok.html

      Sil
  9. hocam yazılarınız için teşekkür ederiz çok faydalı oluyor. hocam kredi notumuz yatırım yapılabilir seviyeye çıkınca sermaye girişlerinin artacagi beklentisi hakim oluyor ve kontrolsüz sermaye girişlerinin makro sonuçları ekonomide sorunlar yaratıyor. hocam sermaye girişlerinin kontrolü mümkün müdür ve mümkünse hangi araçlar kullanılmalıdır. bu konuda yazarsanız çok seviniriz teşekkür ederim şimdiden hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Sermaye girişlerinin kontrolü için bunların kısa süreli olanlarından çıkışında vergi alınması gibi bir yöntem uygulanıyor. Ne var ki burada çok ince bir denge var. Bazen o vergi sermaye girişlerinin tamamen erimesine de yol açabiliyor. Burada en doğru şey enflasyonu düşürüp faizlerin yerli tasarruf sahibiyle yabancıya aynı oranda gerçekleşmesini sağlamak. Bir ülkenin yabancıya sağladığı reel faiz getirisi dünya ortalamasına ne kadar yaklaşırsa sıcak para o kadar azalır.

      Sil
  10. Hükümetin sıfır faiz hedefi ya da propagandası vardı hocam, ona ne demeli

    YanıtlaSil
  11. Hocam mail adresinizi göremedim dünya ekonomisinde çok uluslu şirketlerin yeri hakkinda görüşünüzü öğrenebilir miyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıca çalışıp analiz etmek gereken bir konu.

      Sil
  12. Hocam şuan Aykut Kibritçioğlu hocamız şuan Paris'de olduğu için Uluslararası iktisat dersi kapatıldı.Aslında bu dersi siz verseniz hem Siyasallılar iktisada doymuş olur hem de kartal yuvaya dönmüş olur :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uluslararası iktisat dersinin Mülkiye'de kaldırılması kolay anlaşılır bir şey değil. Aykut Kibritçioğlu çok değerli bir hocadır ama bir ders bir kişi gitti diye kapanmaz ki.

      Sil
    2. malesef hocam son yıllarda büyük kıyım var öğretim kadrosunda zaten okulun son durumunu sizde biliyorsunuz kalite gözle görülür şekilde düşmeye başladı malesef

      Sil
  13. Merhaba hocam size önce çok teşekkür ederim böylesine faydalı yazılarınızı bizlerle paylaştığınız için... Halk arasındaki tabir ile "Ailecek seyreliyoruz sizi :)". Elimden geldiğince takip ediyorum sizi kitaplarınızın çoğunu edindim arkaşlarıma önerdim blogunuzu takip etmelerini ki bir çok konuyu anlaşılacak şekilde paylaşmanız onlarında hoşuna gitmiş Allah sizden razı olsun. Kaleminize zeval gelmez inşallah bize yorumlama kabiliyeti kattığınız için bir kez daha teşekkür eder saygılar sunarım hocam...

    YanıtlaSil
  14. yazım var. http://www.mahfiegilmez.com/2012/09/gelir-daglmnda-duzelme-yok.html

    YanıtlaSil
  15. Hocam yazınız için teşekkürler. Size teknik bir konu hakkında soru sormak istiyorum. ROM nekanizması karşılığında merkez Bankasına yatırılan döviz Merkez Bankasının Varlıklarına mı eklenmiş oluyor? Eğer durum böyleyse bunun sonucunda buna denk gelen yeni TL likiditesi yaratılmıyor mu Banka Rezervi olarak? ROM'un Bankalara ve Merkez Bankasına Bilanço etkilerinden bahsedebilirmisiniz?

    YanıtlaSil
  16. Yasal karsilik oraninin azalirsa para arzi bu durumda nasil etkilenir artarmi yada azalirmi ne olur tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zorunlu karşılıklar azalırsa piyasada kalan para miktarı artar bu da bankaların kredi hacmini artırıcı etki yapar.

      Sil
  17. Merhaba Hocam, TCMB'nin halihazırda uygulamakta olduğu ROM uygulamasına son verip TL yükümlülükler için sadece TL karşılık kabul etmesi durumu söz konusu olursa, bankalar bu durumdan nasıl etkilenir?
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  18. Merhaba hocam bir ülkede para ikamesinin olması para arzini artırır diyebilirsiniz?

    YanıtlaSil
  19. Hocam Merhaba, 2008-2015 aralığında Finans hesabı istatistiğine baktığımızda -11000 ve -10000 aralığından -5000 e iyileştiği görülüyor. Bununla beraber şuan zorunlu karşılık oranlarını ve döviz imkan dilimlerini de dikkate aldığımızda örneğin 100000 tl ve 50000 dolar mevduat olduğu varsayımı altında MB 'nın ROM ve faizlerle ilgili kararı nasıl olurdu hocam ? Bankacılık sistemi ve ekonomi bundan nasıl etkilenirdi?
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...