5 Ocak 2013 Cumartesi

Faizin Vergilendirilmesi


Maliye Bakanının basına yansıyan açıklamaları çerçevesinde önümüzdeki dönemde yürürlüğe girecek olan vergi reformunda faiz gelirlerinin stopaj yoluyla vergilendirilmesinin nihai vergileme olmayacağı bu gelirlerin öteki gelirlerle birleştirilip beyan edilerek müterakki (artan oranlı) tarifeyle yeniden vergilendirileceği anlaşılıyor.

Stopajın Nihai Vergi Olduğu Uygulama (Halen geçerli uygulama)
Bankalar bugün itibariyle 1 yıl vadeli mevduata ortalama yüzde 6,5 faiz veriyor. Halen uygulanmakta olan sisteme göre bankaların açıkladıkları nominal faizden 1 yıl vade sonunda % 12 gelir vergisi stopajı yapılıyor. Bu vergi faizden alınan nihai vergidir ve faiz gelirinin ayrıca beyan edilmesine gerek kalmamaktadır. Mevduat sahibinin eline geçen faiz getirisi bu kesintiden sonraki tutardır. Bankaya yüzde 6,5 nominal faizle bir yıllığına 1.000.000 TL mevduat yatıran bir kişinin net nominal faiz getirisi şöyle hesaplanacaktır:


Hesaplama
Tutar (TL)
Nominal faiz getirisi
1.000.000 x 0,065 =
65.000
Gelir Vergisi
65.000 x 0.12 =
7,800   
Net nominal faiz getirisi
65.000 – 7.800 =
57.200

Buna göre bu kişi 1.000.000 TL anaparasını bir yıl vadeli % 6,5 faizli bir mevduat hesabında tutarak 65.000 TL nominal faiz geliri elde etmiştir. Bu gelirden % 12 oranında 7.800 TL tutarında gelir vergisi stopaj yoluyla kesilmiş ve kişinin eline net nominal faiz geliri olarak 57.200 TL geçmiştir. Bu kişinin stopaj yoluyla ödediği 7.800 TL’lik vergi nihai vergidir, yani bu kişinin ayrıca faiz gelirini beyan etmesine gerek yoktur.

Faiz Gelirinin Beyana Tabi Olması Hali (Vergi reformuyla getirilecek düzenleme)
Bu kişinin beyanname vermekle yükümlü tutulduğunu ve 65.000 TL’lik nominal faiz gelirini beyan ettiğini düşünelim. Bu durumda 65.000 TL’lik getiriye Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. Maddesindeki gelir vergisi tarifesi uygulanacaktır. 2013 yılı gelirlerine uygulanacak tarife aşağıdaki gibidir.

Gelir Vergisi Dilimleri
Oran (%)
10.700 TL’ye kadar gelirler
15
26.000 TL’nin 10.700 TL’si için 1.605 TL, fazlası
20
60.000 TL'nin 26.000 TL'si için 4.665 TL, fazlası
27
60.000 TL'den fazlasının 60.000 TL'si için 13.845 TL, fazlası 
35

Bu tarifeye göre bu kişinin vergisi (13.845 + 1.750 =) 15.595 TL olarak hesaplanmaktadır. Bu miktardan vade sonunda stopajla kesilen 7.800 TL’yi mahsup edersek stopaj yoluyla ödenmiş vergiye ek olarak geriye beyan yoluyla ödenmesi gereken 7.795 TL kalır.

Eskiden 1.000.000 TL mevduata yüzde 6,5 nominal faizle 7.800 TL vergi ödeyen kişi yeni düzenleme yürürlüğe girdiğinde aynı mevduattan elde ettiği aynı miktarda faiz geliri için 7.795 TL fazlasıyla 15.595 TL gelir vergisi ödeyecektir.

Buna göre bu kişinin eline geçecek net faiz gelirini bulmak için ödenen stopaj ile beyanname sonrası ödenen ek verginin toplamını faiz gelirinden düşmek gerekir. Bu da (65.000 – 15.595 =) 49.405 TL olarak hesaplanmaktadır. 

Reel Faiz Hesabı
Stopajın Nihai Vergi Olduğu Uygulama (Halen geçerli uygulama)
Yukarıdaki örnekte faiz gelirinin stopajla vergilendirilmesi ve beyanname verilmesinin gerekmemesi (yani mevcut uygulamanın devamı) halinde 1.000.000 TL’lik, 1 yıl vadeli, % 6,5 faizli mevduat hesabı açan kişinin eline vergi öncesinde 65.000 TL, vergi sonrasında ise net olarak 57.200 TL geçmektedir. Bu durumda net faiz oranı (57.200 / 1.000.000) x 100 = % 5,72 olmaktadır.

Buna göre reel faizi hesaplayalım:

Reel Faiz = (1 + Net Nominal Faiz) / (1 + Beklenen Enflasyon) -1

Reel Faiz = (1 + 0,0572) / (1 + 0,053) =  (artı) % 0,4

Yani reel faiz sıfırın biraz üstünde (artı) olarak çıkmaktadır. 2013 yılı sonunda enflasyonun tahmin edilen % 5,3’ten yüksek çıkması halinde reel faiz sıfıra ya da eksiye doğru, % 5,3’den küçük çıkması halinde ise daha fazla artı bir oran olmaya yönelecektir.

Faiz Gelirinin Beyana Tabi Olması Hali (Vergi reformuyla getirilecek düzenleme)
Yine yukarıdaki örnekten hareketle, bu kez beyanname verilmesi usulüne geçildiği durumda 1.000.000 TL’lik, 1 yıl vadeli, % 6,5 faizli mevduat hesabı açan kişinin eline vergi öncesinde 65.000 TL, vergi sonrasında ise net olarak 49.405 TL geçmektedir. Bu durumda net faiz oranı (49.405 / 1.000.000) x 100 = % 4,9 olmaktadır.

Buna göre reel faizi hesaplayalım:
Reel Faiz = (1 + 0.049) / (1 + 0.053) =  (eksi) % 0,4

Beyanname usulüne geçildiğinde reel faiz eksiye dönüşmekte, yani anaparanın değer kaybı gerçeği ortaya çıkmaktadır.  

Her iki duruma ilişkin hesaplamaya da anaparadaki enflasyon yıpranmasını dahil etmedim. Anaparanın bir yıl süreyle bankada durmasının yarattığı satınalma gücü kaybını (enflasyon aşınmasını) işin içine katarsak beyannameye geçilmesi halinde anaparadaki satınalma gücü kaybının oldukça yüksek çıkacağı açıktır.  

Artılar ve Eksiler
Dolaysız vergilerle dolaylı vergilerin birbirine yakın ağırlığa sahip olduğu ve dolaysız vergilerin beyan usulüyle toplandığı vergileme sistemi ileri düzeyde vergilendirme sistemi olarak kabul ediliyor. Türkiye, 1950’lerden beri bu modele geçmeye çalışıyor. Bugünkü görünüm, dolaysız vergilerin % 35, dolaylı vergilerin % 65 düzeyinde olduğu ve dolaysız vergilerin bir bölümünün beyana dayalı olarak alınmadığı bir sistemin görünümüdür. Bu çerçeveden bakıldığında hazırlanmakta olan vergi reformu ileri bir aşamayı temsil ediyor. Yukarıda yalnızca faiz gelirlerinin bu yeni düzenleme çerçevesinde nasıl vergilendirileceğini göstermeye çalıştım. Bu yeni düzenleme benzer gelirler için de benzer çerçeveyi oluşturacak.

Yapılması planlanan düzenlemenin ileri bir aşamayı temsi,l eder görünmesine karşılık faizlerin düştüğü bir ortamda, açıklanan enflasyon verilerine inanmayan insanların çoğunlukta olduğu bir toplumda, reel faiz gelirinin eksiye düşerek anaparanın vergilendirilmesine yol açmasının tasarrufları teşvik etmeyeceği açıktır. Türkiye’de 2000’lerin başından bu yana hızla düşen tasarruf oranlarındaki bu düşüşü faizdeki hızlı düşüşten daha iyi açıklayan bir değişken şimdiye kadar gösterilemedi. 


Notlar:
(1) Bu yazıda yaptığım hesaplamalarda 2013 yılı gelirlerini esas aldığım için 1 yıl vadeli mevduatın faizine uygulanan stopaj oranını % 12 olarak aldım.
(2) Yukarıdaki hesaplamalar beyana tabi olma halinin 2013 yılına uygulandığı varsayımıyla yaptığım için vergi tarifesi olarak 2013 yılı gelirlerine uygulanacak tarifeyi esas aldım.  



116 yorum:

  1. Hocam Günaydın.

    Yine bir hafta sonu klasiği.Elinize ve kaleminize sağlık.Güzel bir karşılaştırma

    Tüm vatandaşları vergi mükellefi yapma adına getirilen bu yeni düzenlemelerin pozitif katkı sağlayacağını düşünüyorum.

    Tasarruf konusunda paradoks yaşıyoruz.Zaten yetersiz olan tasarruflar faizlerin düşmesiyle daha da azalıyor.Faizler yükselince yatırımlar azalıyor ve sıcak para olgusu ortaya çıkıyor.

    Biz ne yapacağız hocam.

    İyi Günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tek çaremiz var: Enflasyonu % 2 - 3 düzeyine düşürüp orada tutmayı başarmak.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Hocam merhaba
      Enflasyon bütün iktisadi kötülüklerin anasıdır.O vakit TCMB'nın tek hedefi fiyat istikrarı olmalıdır.Hem ekonomide düşük enflasyon seviyesi sürdürülebilir hale gelmeli hem de tasarrufları cezbedecek reel faiz oranı mevduat sahibine verilmelidir.Tasarruf oranının arttırılmasında BES'in olumlu katkı yapacağını düşünüyorum.

      İyi akşamlar

      Sil
    4. İbrahim Bey tasarruf edeyim de önünden geçtiğim esnaf her gün gözümün içine bakıyor birşeyler satın alayım diye. şimdi siz ben tüketmesek bu adamlar dükkanı kapatacak. tasarrufları artırırken bunlara da alternatif bi çözüm yaratmak lazım

      Sil
  2. Hocam kumestekı tavuklar artık olmek uzere buna bır care kumese yenı tavuklar ılave etmek veya mevcutların yasaması ıcın can suyu vermek

    Hayırlı sabahlar ıyı hafta sonları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kümesteki tavukların sesi çıkmıyor

      Sil
    2. baksanıza Gerard Depardieu servet vergisinden kaçmak için Rusya vatandaşı olmuş. keza Amerikada zenginlerin vergileri artırılmış. demek ki dünyada böyle bir furya var. bizimkiler de modaya uymuşlar

      Sil
  3. Hocam televizyonda bir çok kişi bunun hakkında konuşuyor ama en açıklayıcısı sizin yazınız olduğunu söylesem yanılmamış olurum.benim sorum Türkiye gerekli sermaye,ara malı gibi girdiler üretilemediğinden bunu dışarıdan ithal etmekte üzerine katma değer katarak bunu satmaktadır ama ödediği malların sattığı mallardan katma değeri yüksek olduğundan cari açık vermektedir.hocam bu ithal edilen mallarına alabilmek için döviz büfelerinden yada bankalardan döviz talep etmemiz gerekir.bankalarda bunu gelen doğrudan yatırımlardan karşılarlar değil mi?ayrıca biz tasarruflarımızın azlığından yakınıyoruz hocam sonuçta tasarruflarımız şu anki durumdan fazla olsada biz mal ithal edebilmek için yine döviz talep etmemiz lazım değil mi?yoksa bu dövizi bankalardan yada döviz büfelerinden talep ederken önce bankalardan tasarrufçuların yatırdığı paraları talep edip sonra bunu döviz büfelerinde bozduruyormuyuz?eğer böyle oluyorsa bizim döviz talepleri döviz rezervlerinden karşılanmayacağına göre tasarruflar fazla olsada yine bizim doğrudan yabancı sermayeye,portföy yatırımlarına ihtiyacımız olmaz mı?hocam çok merak ettiğim bir konu bilgilendirirseniz sevinirim mümkün ise eğer detaylı olursa sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhraç ettiğimiz malın katma değeri ihraç edilen malın üretiminde kullanılan ithal ara malı ve sermaye malından daha yüksek. Ama ithal edilen mallar sadece ihracata yönelik üretim amacıyla ithal edilmiyor, önemli bir kısmını da ülke içinde doğrudan veya dolaylı olarak tüketiyoruz.
      İthalat yapabilmek için gerekli olan döviz doğrudan yatırımların yanı sıra portföy girişleri, krediler ve rezervler yoluyla da temin edilebilir.
      Tasarruflarımız şu anki seviyesinden yüksek olursa bu durum aynı zamanda daha az ithalat daha fazla ihracat anlamına geleceğinden döviz ihtiyacımız azalır. Ancak iç tasarruflar yatırımların aşağısında kaldığı sürece dış tasarruflara ihtiyacımız var demektir. Döviz ihtiyacımızın sıfır olacağı nokta iç tasarrufların yatırımlara eşit olduğu noktadır.

      Sil
    2. Hocam bu soruyu siz cevaplarsanız sevinirim zira buradaki yazan arkadaşlar adamın kafasını daha da karıştırıyor

      Sil
    3. Dışticaret açığı veren bir ülke bu açığını bir kaç yolla kapatır (illegal olanları saymıyorum) Ya doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelir, ya portföy yatırımı gelir (borsaya) ya da borç alırsınız. Önce cari açık verip sonra kapanma yoluna gidilmez. Ne kadar döviz bulabiliyorsanız o kadar açık verirsiniz. Aksi takdirde ithalat yapamazsınız zaten. Bu finansman yollarından doğrudan yabancı sermaye girişini saymazsak gerisi yurtdışından tasarruf ithalidir. Bazen cari açıktan daha fazlası gelir ülkeye. Örneğin Türkiye'nin durumu budur. Bunun da nedeni Türkiye'nin yabancıya verdiği reel faizin çok yüksek olmasındandır (onlarda enflasyon düşük olduğu için.) Biz eğer daha fazla tasarrufa sahip olursak daha fazla yatırım için o tasarrufları kullanırız. Eğer yatırımlarımız bir bölüm itibariyle ihracata dönük yatırımlarsa döviz kazanırlar. O zaman da döviz bulmak için başka işlemlere pek gerek kalmaz.

      Sil
  4. Hocam her zaman tartışıldı enflasyon olduğu için mi faiz var faiz olduğu için mi enflasyon var diye.hocam diyoruz ki faizler enflasyondan yüksek olsun ki paramızı enflasyona karşı koruyalım ve de bu bahaneylede yatırımlara kaynaklık eden tasarruflarımız biriksin.hocam peki reel faizlerin sıfır olması belki tasarruf sahibine parasını bankaya yatırmada cezbegelmeyecek ama bir müddet sonra parasının enflasyon karşısında erimesini istemediğinden parasını bankaya yatırmaz mı? Sizce reel faizin 0 olmasının savunulacak yeri var mıdır? Hocam sizin dediğiniz gibi kaç seneden beri I>s olduğundan cari açık veriyoruz.peki hocam tasarruflarımız az ama biz daha fazla yatırım yaparak büyümek istediğimizden mal ithal ediyoruz bunuda ülkeye gelen portföy doğudan yatırımlarla yapıyoruz.peki hocam ekonomide tasarruf az olduğundan gelen yabancı yatırımları,dövizleri ithalat yapmak için talep ederken ithalatçı bu tl miktarını tasarruflar az olduğundan nereden buluyor? Hocam bizi aydınlatırsanız sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel faiz sıfır hatta negatif olsa bile insanlar paralarını bankada tutmaya devam ederler çünkü nakit olarak tutsalar daha çok kaybederler. Ancak bu durum sonsuza dek sürdürülemez çünkü her geçen yıl parasal metallere olan talep artar. Parasal metallere olan talep "panik" moduna dönüşünce (ki tarih boyunca onlarca kez altına hücum-gold rush durumları yaşanmıştır) sıfır veya negatif olan faizler seve seve pozitif bölgeye çıkmak zorunda kalır. (bk. insanlık tarihi)
      Altın veya gümüş karşılığı olmayan paranın reel faizinin pozitif olmaması eşyanın tabiatına aykırıdır ve sürdürülebilir bir durum değildir. (savaş veya diğer olağanüstü hal bahanesiyle altın ve gümüş mülkiyetinin yasaklandığı durumlar hariç)
      2003 yılından bu yana I>S olduğu için cari açık veriyoruz.
      Önemli olan ekonomiye döviz girişinin olmasıdır. Döviz girişi devam ettiği sürece merkez bankası öncülüğünde piyasaya TL verilir çünkü TL miktarını ayarlamak bizim kontrolümüzde. TL açısından sıkıntı olmaz hiç şüpheniz olmasın. Ancak tabi ki piyasaya verdiğiniz TL'nin de ölçülü olması lazım. 2011 seçimlerinden önceki 1 yıl zarfında olduğu gibi ölçüyü kaçırırsanız kur 1.50'lerden birden 1.90'lara sıçrar.

      Sil
    2. Hocam kusura bakmayın soruyu aşağıya alıyorum siz cevaplarsanız sevinirim.

      Sil
    3. Reel faiz negatif ya da sıfır olursa insanlar paralarını tasarruf olarak tutmaz harcamaya başlarlar. Tabii hepsi değil. Ama tasarruf oranı düşer. 2000 yılında Türkiye'de tasarruf oranı % 22 idi. Bugün yüzde 13. Bunun nedeni insanların alıştığı yüksek faizlerin düşerek reel faizin sıfır düzeyine doğru ilerlemiş olmasıdır.

      Sil
  5. Hocam merkez bankasının veri sisteminde mevduat faizlerine ilişkin verilere baktığımızda 1 ay vadeli mevduatın faizi %16 olarak gözüküyor! Mevduat faizi "ağırlıklandırılmış" yöntemle hesaplandığı için biraz daha yüksek çıkması normal ama bu kadar fark olur mu? %6-7 nire %16 nire?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin o hesabı çok farklı bir hesap.

      Sil
    2. gerçekten de çok fark var. ben de baktım az önce. "hesap" ne olursa olsun, hangi yöntem uygulanırsa uygulansın bu kadar fark olmaz. çok enteresan!

      Sil
  6. ne olacak ki hocam vergileri zaten düşük gösteriyorlar.
    yabancı futbolcunun asgari ücretli sigortasıyla gösterildiği ülkemde zenginden daha çok vergi alacağım desek ne olur ki!?

    mesela messi gibi bir oyuncuya (kaba hesapla) ülkesinde kazandığının yarısını türkiye'de versek daha çok kazanır.
    bir de serbest meslek erbapları özellikle de göze batan olarak sanatçılar gelirlerini düşük gösterdiği sürece bu reform havada kalır. denetim de şart.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki gelir sahibi vergisini düşük gösteremez: (1) Ücret geliri olanlar, (2) Faiz geliri olanlar. İlkinde ücretten otomatik kesintiyi işveren yapıyor. İkincisinde banka faiz doğar doğmaz kesintiyi yapıyor. Bu ikisinin dışındaki tüm gelirler kayıp ve kaçağa açıktır.
      Serbest meslek erbabında vergi kaçağının yüksek olduğunu düşünüyorum.

      Sil
    2. serbest meslek erbabından erbabına fark var. bazı serbest meslek sahipleri kurumsal firmalara iş yaparlar ve onun da istihkakından kaynakta vergi anında kesilir. o tarz kişileri dışarıda tutmak lazım diye düşünüyorum.

      Sil
  7. ne olacak ki hocam vergileri zaten düşük gösteriyorlar.
    yabancı futbolcunun asgari ücretli sigortasıyla gösterildiği ülkemde zenginden daha çok vergi alacağım desek ne olur ki!?

    mesela messi gibi bir oyuncuya (kaba hesapla) ülkesinde kazandığının yarısını türkiye'de versek daha çok kazanır.
    bir de serbest meslek erbapları özellikle de göze batan olarak sanatçılar gelirlerini düşük gösterdiği sürece bu reform havada kalır. denetim de şart.

    YanıtlaSil
  8. Unıversıtede Ahmet Guner Sayar dıye hocamız vardı tesbıtlerı ortaya koyar bır cozum bulmazdı.Bunu sorunca ben bılmem derdı herhalde tum ıktısatcılar sorun tesbıt edıyor cozum bulmuyor.Cozum bulanada Nobel verılıyor herhalde.Hocam sıze yakısan somut cozum onerılerı sunmak,sorun tesbıt etmek standard ıktısatcıların ısı bence.Sız farklı olmalısınız....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sakıp Sabancı'yla röportaj yapmaya gelen gazeteciler ona ekonomiye dair birçok soru sorarlardı. Onun cevabı hep 3 kelime olmuştur: üretim, üretim, üretim. Sakıp Ağa'yı bile memlekette yıllarca dinlemediler. Mahfi Hoca'yı dinleyeceklerini hiç sanmam.

      Sil
    2. Benim her yazım kendi çapımda öneriler taşır. Ama biraz zahmet edip dikkatli okumak gerekir. Mesela bu yazının son satırları bu tür önerileri içeriyor. Diyor ki anaparayı vergilendirirseniz tasaruf oranı daha da düşer, faizi vergilemekle yetinin anaparayı vergilemeyin.

      Sil
    3. bizim insanımızın aklının başına gelmesi için bir dış şok veya doğal afet gibi birşey olmalı. yoksa akıllanmazlar. bir musibet bin nasihatten iyidir lafı boşa söylenmemiş.

      Sil
  9. İki üst kat komşum gemi kaptanı (Nevzat Kaptan) Nevzat Kaptan iyi hoş adamdır ama eli biraz sıkıdır. Bu yeni vergi düzenlemesi canını çok sıktı. Bir mali müşavire danışmış, "Nevzat Abi parayı eşinle çocukların arasında bölüştür o zaman vergiden kurtulursunuz, intikal vergisi gibi birşey çıkacağını da sanmam" demiş. Ama Nevzat Kaptan bu, para konusunda kimseye güvenmez. Zaten hem eşini hem de çocuklarını yakından tanıyorum, para harcamaya meyilli insanlardır :) sonra çarçur ederler filan. Şu an Nevzat Kaptan'ın hanesinde küçük çaplı bir aile krizi yaşanıyor. Nereden mi biliyorum? Eşiyle annem arasındaki konuşmalara istemeden de olsa kulak misafiri oldum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nevzat kaptan haklı ama henüz telaş edecek bir durum yok. Şükrü Kızılot'a göre bu düzenleme 2014 ya da 2015'de yürürlüğe girer.
      Diyeceksiniz ki o zaman niçin şimdiden yazdın bunu? Ben sadece anaparayı vergileme hatasına düşülmesini önlemek adına yazdım. Çünkü o zaman tasarruf oranı daha da düşer ve ülke dış kaynaklara daha çok muhtaç hale gelir.

      Sil
    2. Nevzat kaptan gibi adamları bilirim. parayla yatar kalkarlar ama fazla bonkörlük de iyi değildir. tüket tüket bi yere kadar. ortayı bulmak lazım, memlekete sanırım biraz da böyle Alman kılıklı adamlar da lazım

      Sil
    3. Hocam, 2014'te yürürlüğe girmesi herhalde 2013 yılı gelirlerine uygulanacak ancak vergi 2014'te beyan edilecek anlamına geliyor.

      Sil

  10. Hocam televizyonda bir çok kişi bunun hakkında konuşuyor ama en açıklayıcısı sizin yazınız olduğunu söylesem yanılmamış olurum.benim sorum Türkiye gerekli sermaye,ara malı gibi girdiler üretilemediğinden bunu dışarıdan ithal etmekte üzerine katma değer katarak bunu satmaktadır ama ödediği malların sattığı mallardan katma değeri yüksek olduğundan cari açık vermektedir.hocam bu ithal edilen mallarına alabilmek için döviz büfelerinden yada bankalardan döviz talep etmemiz gerekir.bankalarda bunu gelen doğrudan yatırımlardan karşılarlar değil mi?ayrıca biz tasarruflarımızın azlığından yakınıyoruz hocam sonuçta tasarruflarımız şu anki durumdan fazla olsada biz mal ithal edebilmek için yine döviz talep etmemiz lazım değil mi?yoksa bu dövizi bankalardan yada döviz büfelerinden talep ederken önce bankalardan tasarrufçuların yatırdığı paraları talep edip sonra bunu döviz büfelerinde bozduruyormuyuz?eğer böyle oluyorsa bizim döviz talepleri döviz rezervlerinden karşılanmayacağına göre tasarruflar fazla olsada yine bizim doğrudan yabancı sermayeye,portföy yatırımlarına ihtiyacımız olmaz mı?hocam çok merak ettiğim bir konu bilgilendirirseniz sevinirim mümkün ise eğer detaylı olursa sevinirim

    YanıtlaSil

  11. Hocam her zaman tartışıldı enflasyon olduğu için mi faiz var faiz olduğu için mi enflasyon var diye.hocam diyoruz ki faizler enflasyondan yüksek olsun ki paramızı enflasyona karşı koruyalım ve de bu bahaneylede yatırımlara kaynaklık eden tasarruflarımız biriksin.hocam peki reel faizlerin sıfır olması belki tasarruf sahibine parasını bankaya yatırmada cezbegelmeyecek ama bir müddet sonra parasının enflasyon karşısında erimesini istemediğinden parasını bankaya yatırmaz mı? Sizce reel faizin 0 olmasının savunulacak yeri var mıdır? Hocam sizin dediğiniz gibi kaç seneden beri I>s olduğundan cari açık veriyoruz.peki hocam tasarruflarımız az ama biz daha fazla yatırım yaparak büyümek istediğimizden mal ithal ediyoruz bunuda ülkeye gelen portföy doğudan yatırımlarla yapıyoruz.peki hocam ekonomide tasarruf az olduğundan gelen yabancı yatırımları,dövizleri ithalat yapmak için talep ederken ithalatçı bu tl miktarını tasarruflar az olduğundan nereden buluyor? Hocam bizi aydınlatırsanız sevinirim

    YanıtlaSil
  12. Hocam şu an politika faizi ve bor alma ve verme faizi ne durumdadır? Bu faizlerle bankanın maliyetlerini etkileyecek olan kredi faizleri ne durumdadır?

    YanıtlaSil
  13. Politika faizi %5.5 seviyesinde. Borç alma %5, borç verme ise %9 olarak gözüküyor ama piyasa yapıcılara uygulanan borç verme faizi daha önemlidir, o da %8.5 düzeyinde. %5.5'lik faiz miktarını TCMB'nin belirlediği 1 hafta vadeli repo ihalelerinde uygulanan faiz. %9'luk borç verme faizinde ise yeterli teminat gösterildiği sürece herhangi bir miktar sınırlaması yok.
    Tüketici kredi faizleri TCMB'nin verilerine göre %14.1 ticari krediler ise %11.6'larda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim sağolun

      Sil
    2. Soruyu yanıtlayan arkadaşa teşekkürler.

      Sil
  14. Ben bu uygulamanın Ülkeye fayda getireceğini sanmıyorum...8 yıldır çalışıyorum maaşlı olarak...benim maaşımdan kesilen vergiyi toplayın senelik olarak daha üzerinde vergi ödeyen mükellefleri , toplam mükellef sayısına orantılayın bakayım kaç çıkacak :) söylemek istediğim devletin vergi gelirlerinin çoğunu maaşlı çalışanlar ve KDV,ÖTV...vs oluşturmaktadır...Beyan usulü işe yarasaydı sattığı malı veya hizmeti pazarlarken çok dürüst ve doğru olan mükelleflerimiz doğru düzgün beyanname verirlerdi :)
    Fiş almasam kaça olur diyen bir dönemden geçtik biz..herksin kendi menfaatini düşünmesi sebebiyle birbirimizi vergi kaçırmaya teşvik ettik ve buna alıştık sanki çok doğal oldu bizim için .... doğru düzgün bir vergi bilincine kavuşmamız da şak diye olacak birşey değildir...umarım toplum yararını gözetecek bir bilince ve eğitime sahip oluruz birgün ama ben göreceğimi sanmıyorum bu günleri :)

    Saygılar
    Alper ÖZDEMİR

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TC kimlik numarası birçok şeyi değiştiriyor. Artık bütün alışverişleriniz, banka işlemleriniz, kredi kartları üzerinden daha kolay izlenebiliyor. Önümüzdeki dönemde vergi kaçırmak veya kayıt dışı kalmak daha zor olacak gibi görünüyor.

      Sil
    2. eskiden de devlet istese takip ederdi. sonuçta adam diyelim ki gayrimenkul aldı kaydı vardı, araba alınca benzer şekilde. bankadaki mevduatı da öyle. amerikalılar 100 yıldır iyi vergi topluyor. 100 yıl önce kredi kartı, elektronik takip mi vardı? adam caydırıcı ceza uyguluyor, halk da bu uygulamayı benimseyince tıkır tıkır toplanıyor vergiler. vergi toplama işi tamam teknik boyutu da var ama öncelikle siyasi niteliği ağır basan bir iş. önce halkın iyi bir vergi sistemine oy mekanizmasıyla onay vermesi lazım

      Sil
  15. Bu hesaba göre anparanız on yılda %10 eriyecek.hatta miktar daha da attarsa %30 anapara eriyecek.bu insafsızlıktır.insanlar dövize altına geçerler.yurtdışına taşırlar paralarını...denemesi bedava...ama bunu anlamak için Sayın mahfi eğilmez gibi hesap kitaptan anlamak lazım...tebrik ediyorum çok güzel bir yazı yazmış ....enayi söğüşlemek bu kadar kolay olmıyacaktır....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz, bankalarda tutulan tasarruflar daha da düşebilir. En azından anaparayı korumak için insanlar dövize geçerler. Bunu da ne kadar isteriz bilmiyorum. Döviz yükümlülüğünün artması bankalar için daima risktir.

      Sil
    2. dışarıda faizler düşük olmasa, Fed, AMB vesaire tuvalet kağıdı basar gibi para basmasa hükümet buna cesaret edebilir miydi? şimdi yolunan kazlar gidip dışarıda ticari yada benzer bir reel sektör faaliyetinde bulunamayacaklarına göre paşa paşa ödeyecekler vergileri. yalnız altın, gümüş vb. gibi şeylere para daha çok gidebilir. zaten dünyada da trend böyle. çok değil 3-5 yıl önce altının rengini bilmeyen hedge fon yöneticileri altın tahminleri yapmaya başladılar, uzman kesildiler

      Sil
  16. sayın hocam peki
    1-100 000 tl faiz geliri olan ve 75000 ve üzeri diye bir sınır açıklarlarsa.100-75=25000TL
    gelir vergisi dilimlerine sokarak vergi ödeyin demeleri ihtimali yokmu.daha doğru olmazmı?
    2-faiz+borsa +kira +maaşlar derlerse ne olur?yani tüm gelirler bir sepete konursa...
    3-ABD nasıl uyguluyor bu işi gelir vergisini..?450000 üstü diye bir açıklama geldi geçende...
    ABD de 450000 bizde 40000 üstü olması çok garip değilmi...orda zengin 450000....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediklerinizin hepsi olabilir. Ben eldeki bilgileri ve verileri derleyerek bir yazı yazdım. Maliye Bakanı istisna ve muaflıkları kaldıracağız dediği için 100 - 75 hesabına girmedim. Ama bu dedikleriniz olabilir.

      Sil
  17. "beyaz turk'sunuz" diyelim. Ailenizin fedakarliklari sonucu ve liyakata dayali olduguna dair simdikine gore daha kuvvetli dayanaklar olan okul/sinav sistemimizin eski halinden 70, 80, 90larda basariyla gectiniz, universiteyi bitirmis, bordro mahkumu, akilli, uretken bir calisansiniz. Herhalde bu profilde 5-10 milyon insan vardir, coluk cocugu, dede nineyi de sayinca 15-20 milyona cikar.

    Bu insanlar maaslarindan kesilen direkt vergileri, yil icinde yaptiklari her turlu harcamadan kesilen absurd vergileri ve harclari, arabaya yakit + arac vergisi + araba alirlarsa 20-30 bin TL OTV + dogalgaz + elektrik + cep telefonu konusmasi + icki sigara vergileri + dunyanin en pahali pasaport ucretleri vs. vs., liste cok uzar, her turlu vergiyi alt alta yazip toplayacak olurlarsa, bir de bunlara birikimlerine uygulanan vergileri eklerlerse, ne buyuk bir dumenin icinde olduklarini anlarlar. Isvereniniz size 60 bin TL brut maas vermeye razi ise mesela, bankada da 150 bin TL birikiminiz var ise, net maas gelirinin %90'ini harcayip %10'unu biriktiren tipik bir tuketici iseniz cok cok rahat 25-30 bin TL vergi/stopaj/harc odersiniz ortalama bir yilda. Ortalama diyorum, cunku mesela 60 bin TL'lik uyduruk bir araba satin aldiginiz bir yilda sadece 25 bin TL o arabanin vergisi var listede devlete giden.

    Devletin 300 kusur milyarlik yillik gelirinin buyuk kismini bu profildeki insanlar oder. Maaslarindan gelir vergisi kesilir, aldiklari enflasyonu karsilamayan faiz gelirinden %10-18 stopaj kesilir, bir depo benzin alirlar 200 TL vergi oderler, bir sise uyduruk sarap icerler 30 TL vergi oderler, camasir makinesi alirlar 200 TL KDV oderler, dogalgazla medeni bir sekilde isinarak sehirlerinin odun komur kirligine katki yapmazlar ama gunde 3-4 TL vergi oderler kisin, pasaport alirlar yillik 150 TL harc oderler, notere giderler en ufak vekalet icin 300-400 TL oderler, arabalarini kendi vergileriyle insa edilmis sokaga park ederlerse 5-20 TL Ispark oderler, telefonla konusurlar OTV oderler, vs. vs.

    Oy vermeye gelince, coklukla iktidara oy vermezler, ama bu onlarin iktidari finanse ederek cezalandirilmalarina yol acar. Ironik degil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız, bu yazıya yapılan en iyi yorum açık ara sizinki ama böyle yorumlar genelde bir iki teselli edici sözle geçiştirilir. bizim millet hesap kitap sevmez. ödedikleri vergilerin istatistiğini değil de FB-GS maçlarının istatistiğini ver o zaman kulak kesilirler.

      Sil
  18. Hocam bu yatırımcı 1 milyon lirası ile bir gayrimenkul alıp kiraya verseydi ve yılda 65000 TL kira geliri elde etseydi o zaman nasıl bir durumla karşılaşacaktı? Bu güzel yazıya, kira geliri senaryosunuda eklemeniz mümkün mü? (Diğer bir alternatif senaryoda aynı miktarda borsa getirisi olabilir)
    Saygılar,
    Aykut

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. konutunu kiraya verseydi 10,305 TL vergi öderdi. işyerini kiraya verseydi 13,000 TL stopaj kesilirdi ve 2,000 TL kadar bir vergi iadesi alırdı. borsa ise faiz gibi %15 stopaja tabi ama "vergi reformunda" borsa kazançları olur mu bilinmez.

      Sil
    2. Konut muhtemelen değer kazanıyor olurdu. Yani bir yandan kira geliri alırken bir yandan da konutun değeri yükseliyor olurdu. Oysa bankaya yatan anapara enflasyon nedeniyle değer kaybettiği için eğer reel faiz o kaybı karşılayamıyorsa bırakın faizden kazanmayı adam anaparayı yemeye başlamış oluyor.

      Sil
    3. hesaplamaya amortisman payının da dahil edilmesi lazım. bi evin ömrü en fazla 60-70 yıl, o da %1.5 aşınma payı eder. 1 milyon TL üzerinden 15,000 TL amortisman demektir. bir de emlak vergileri var. mevduatta fiziki aşınma yok, şimdilik "aleni" servet vergisi de yok ama her an gelebilir :)

      Sil
  19. Hocam iyi akşamlar dilerim...

    Sizce 2013 yılında banka mevduat faizlerinin durumu ne olur???

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim tahminim bu düzenlemenin 2014'de yürürlüğe girebileceği şeklinde.

      Sil
  20. Mahfi Bey, 2000 yılında özel kesimin tasarrufları %22 idi, bugün %12 diyoruz. ve bu düşüşü faizlerin düşüşüne bağlıyoruz ama az önce merkez bankasının sitesine baktım. 2000 yılında 3 ay vadeli mevduatın ortalama faizi %45'miş, enflasyon ise ortalama %55. %10'luk bir negatif reel faiz söz konusu (%16,5'lik stopaj kesintisini saymıyorum). bugün itibarıyla da reel faizler negatif ama 2000 senesindeki kadar negatif değil. ama tasarruflar bugünden daha yüksek. insanlarda o yıllarda "para aldanması" olduğu sonucuna ulaşabilir miyiz? veya kamu bugüne kıyasla daha fazla bütçe açığı verdiği için olabilir mi? teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB sitesindeki mevduat faizi oranları ağırlıklandırılmış yöntemle hesaplanan faiz oranları. Bizim açımızdan karşılaştırmaya baz oluşturacak bir hesaplama yöntemi değil. Hazinenin sitesine bakmakta yarar var. Orada Hazine tahvillerinin faiz oranları yer alıyor. Örneğin 2002 yılında faiz % 63,9 enflasyon 47,2. 2003'de faiz 46,4 enflasyon 25,6. 2004'de faiz 24,8 enflasyon 10,7.

      Sil
    2. cevabınız için teşekkür ederim. bir kez daha baktım, merkez bankası mevduat faizi verilerini kendisi hesaplamamış, bankalar birliğinden almış. örneğin en son veri Ekim 2012'ye ait ve %6.9 olarak gözüküyor. 2002'de 3 ay vadeli ortalama mevduat faizi %53.4 ortalama enflasyon %45 - 2003'de ortalama faiz %38.6 ortalama enflasyon %21.6 - 2004'te ortalama faiz %22.4 ortalama enflasyon %8.6 olarak yer alıyor. bu yıllarda reel faiz pozitifmiş ama betam'ın verilerine göre 2004 yılında tasarruflar %17.5'e düşmüş. 2002 yılında %24.6 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış. bu verilerden hareketle reel faizin tasarruflar üzerinde ikincil bir etkisi olduğu sonucuna ulaşabilir miyiz? şimdiden teşekkürler

      Sil
    3. Türkiye'de farklı yerlerden aldığınız veriler farklı çıkıyor. Kimisi ortalamayı alıyor, kimisi ay sonunu, kimisi düzeltme yapıyor kimisi ham veri kullanıyor. Hiç değişmeyen faiz verisi Hazine'nin DİBS faizleri.
      Reel faizin tasarruflar üzerinde etkisi oldukça yüksektir. Bazı yılların özellikleri olabilir. 2004 yılının farklı bir özelliği olabilir, araştırmak lazım.

      Sil
    4. Mahfi Bey, vaktinizi alıyorum biliyorum ama 2005'e ilişkin veri daha bir ilginç. 2005'te 3 ay vadeli ortalama mevduat faizi %17.7 ortalama enflasyon ise %8.2 olarak gerçekleşmiş. ancak tasarruflar %17.5'ten %12.3'e feci şekilde düşmüş. bu anormal düşüşün nedeni ne olabilir sizce? galiba pozitif reel faiz her zaman daha yüksek tasarruf anlamına gelmiyor. gerçekten kafa karıştırıcı. şimdiden teşekkür ederim.

      Sil
    5. bence 2005 yılının GSYH verisiyle "feci" şekilde oynamışlar :) yoksa o derece düşüş olacağını sanmam.

      Sil
  21. Hocam Emeğinize sağlık. Tasarruf için BES in faydalı olacagını düşünenlerdenim, faizlerin yüksek olması çok fazla sıcak parayı çekmez mi zaten bu da ülke için zararlıdır diye düşünüyorum. Birde çevremde bir çok işyeri iyi iş yapmasına ragmen fiş kesmediği için matrahsız yada 3 sene üst üste aynı vergiyi vermş fakat gelirini 3 e 5 e katlamış bunun önüne geçilmesi gerekmez mi, sonuçta devletten vergi kaçırıyor. örneğin yapılan işlemlerin belli oranını kartla yapılma zorunlulugu getirilse gerek bankamatik kartı gerekse kredi kartı bunun önüne bu şekilde geçilemez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizin yüksekliği yabancı için geçerli. Eğer TL'nin değeri değişmezse örneğin bir Amerikalı buraya getirdiği dolarla TL alıp vadeli hesap açsa dönem sonunda kazandığı % 6,5 faizden kendi ülkesinin enflasyonunu (% 2,5) düşse reel olarak kabaca 4 puan faiz geliri elde etmiş olur. Oysa aynı işi yapan Türk bizde enflasyon yüzde 6,2 olduğu için sıfır dolayında reel faiz almış olur.
      Vergi kaçıramayan iki kesim var: (1) Ücret geliri elde edenler (2) Faiz geliri elde edenler. İkisinin geliri de kaynakta kesilerek vergilendiriliyor. Bunların dışındakileri yakalayabilmek için iyi denetim şart.

      Sil
    2. hocam, bu hükümet en çok içki masalarında eleştiriliyor ama içkilerin vergileriyle kimbilir kaç tane oy fakir fukara edebiyatıyla satın alınıyor? bunu bir keresinde içki içerken hükümeti eleştiren bir gruba söyledim az kalsın dayak yiyordum.

      Sil
  22. Hocam Türkiye'nin mal ve hizmete konu olan döviz giderleri gelirlerinden fazla olduğundan ülkeden döviz çıkışı olmuştur bu döviz çıkışından daha fazlada döviz girmiştir faizlerden dolayı cari açık finanse edildi diyince bunumu anlamalıyım yani ülkeden döviz çıkışı oluyor ama bir miktarda ihracattan dolayı döviz girişi oluyor ama çıkışdan fazla girmediğinden aradaki tutar diğer ekonomilerden geldiğinden finanse edildi mi diyoruz?hocam biz herhalde mal ithal ederken rezervlerimizi fazla kullanmıyoruz herhalde değilmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır rezerv kullanmıyoruz, kullansak rezervlerde azalma olur, oysa tam tersine rezervler yıldan yıla artıyor. Biz kazandığımız dövizden fazlasını harcıyoruz. Gelişmekte olan bir ülke olarak kalkınmaya çalıştığımız ve petrolümüz, doğal gazımız olmadığı için bu normal. Aradaki farkı eğer doğrudan yabancı sermaye yatırımıyla karşılayabilsek fazla sorun olmayacak ama farkın çoğunu borçla karşılıyoruz.

      Sil
    2. Hocam yani şunu söyleyebilirmiyiz biz ithalat yapabilmek için kendi ekonomimizden bulabildiğimiz kadar döviz talep ediyoruz.ödemeler bilançosunda ise yılsonu şu varsayım yapılıyor;mal ve hizmetlerden elde ettiğimiz gelirler mal ve hizmetlere ödediğimiz giderleri aştığından giderlerimizin bir kısmı böyle karşılanmış varsayıyoruz ama bu giderler hala kapanmadığından aradaki fark diğer ülkelerden gelen yatırımlar ve borçlardan kapatılmış varsayılıyor.ama sonuçta biz dönem içerisinde ithalat yaparken bunu kendi ekonomimizdeki doğrudan yatırımlardan karşılamış olabiliriz ama dönem sonunda ihracat gelirlerine bakıldığında bir kısmı buradan karşılanmış yetmeyen kısmıda doğrudan yatırımlardan ve borçlardan karşılanmıştır diyebilirmiyiz?

      Sil
    3. Kabaca böyle özetlemek mümkün.

      Sil
    4. hocam birbirinin aynısı soruları üst üste cevaplamaktan sıkılmıyorsunuz ya size helal olsun diyorum. adam neredeyse sormaktan usanacak siz cevaplamaktan usanmıyorsunuz.

      Sil
  23. Hocam merhaba.2000 yılında yüzde yirmiler civarında olan özel kesim tasarrufları yüzde onlara kadar düştü.Bunun tek sebebi faizlerin düşmesi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir şeyin tek bir nedeni yoktur. Ama bazı nedenler vardır ki onlar ötekileri ya tetikler ya da ötekilerden daha ağır basar. Tasarruflarla faizler arasındaki ilişki de böyledir. Gelirler artmış (kişi başına gelir 3 bin dolardan 10 bin dolara çıkmış), riskler azalmış (ekonomi 2001 krizinden çıkıp daha az riskli bir görünüme girmiş), küresel kriz her yerden daha az Türkiye'yi etkilemiş. Geriye iki şey kalıyor konut kampanyalarının etkileri ve faizlerin düşüşü. Ben tasarruf oranlarının düşüşünde ikincinin daha etkili olduğunu düşünüyorum. Hatta ikincisi ilkini de etkilemiş görünüyor (faiz düşükken konut alma fikri.)

      Sil
    2. düşen özel sektörün tasarrufları. 10-12 sene önce özel sektör daha çok tasarruf ediyordu ama kamunun tasarruf açığı çok fazlaydı. şimdilerde kamunun açığı azaldı. onu da hesaba katmak lazım. ama sonuçta ülke içi tasarruflarda bi 10 yıl öncesine düşüş olduğu kesin. zaten cari açık aldı başını gitti

      Sil
  24. Merhaba hocam.Özel kesimin tasarrufları %22 den %12 ye düşmüş 2000 yılından 2012 yılına kadar.Bunun bence çeşitli nedenleri var.Örnek verecek olursak 2000 lerin başında ki ihtiyaçlarla günümüz ihtiyaçları arasında büyük farklılıklar olduğunu düşünüyorum.Örneğin 2000 yılında bir çok evde bilgisayar yokken bugün neredeyse bilgisayar olmayan ev kalmadı ya da o zaman evlerde bir araba varken şimdi birçok evde bir den fazla araba var.Ya da bilgisayarın kullanımının artmasıyla İnternet kullanımının da artması gibi.Böyle bir çok örnek verebiliriz bana göre ve bu durum da tasarruf oranlarını ciddi manada düşürdü diye düşünüyorum.Çünkü yukarıda verdiğim örneklere çok önemli miktarlarda harcama yaptık ve tasarrufa ayıracak bütçemiz kalmadı sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2000 yılında kişi başına gelir 2.965 dolardı, bugün 10.500 dolar. Yani gelirler ortalama 3,5 kattan fazla artmış.

      Sil
    2. 2000 yılında 128 MB bellekli dandik bi bilgisayara 1500-2000 dolar para veriyorduk. 56K denilen berbat modem bağlantısına eşek yüküyle para ödüyorduk. şimdi varoştaki adam çocuğuna 300 dolara bilgisayar alabiliyor. bence bilgisayar ve internete verilen paranın ülke gelirine oranı 2000 yılında bugüne kıyasla çok daha yüksektir.

      Sil
  25. Hesabınız doğru ancak çok iyimser. Bankada bulunan 1.000.000 TL mevduatın ötesini kapsamıyor. Hesap sahibinin bu faiz gelirinin haricinde 60.000 TL daha geliri olması halinde faiz için ödeyeceği vergi oranı %35 olacak ve net faiz geliri %4,2'ye düşecektir. Bu durumda reel faiz (eksi) %1,1 olacaktır. Enflasyon oranı düşürülmeden böyle bir adım atılabilmesi mantıklı görünmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz. Bu hesabı ben de yaptım ama Türkiye'de 1 milyon TL'den fazla hesabı olan kişi sayısı 50 binin altında olduğu için siyasetçinin bu konuya fazla aldıracağını düşünmek ne kadar doğru olur bilemem.

      Sil
    2. o 50 bin kişinin bi beşte biri parasını ülke dışına aktarsa "devletin güvenliğine karşı işlenen suçlarla" itham edilme ihtimalleri çok yüksek :) hatta Ergenekon'un faiz lobisi ayağı bile olabilir

      Sil
  26. Hocam yani anlattıklarınızdan şu çıkartılsa yanlış olur mu; tasarruflar ile cari açık arasındaki ilişki tasarruflar yatırım kaynağı olduğundan katma değeri yüksek ürünleri üretenilmemiz için ekonomimizde yeterli düzeyde tasarruf olursa bu tasarruflar ile yatırım yapıp ürün üretebiliriz ve de bu ürünleri dışarıya pazarlarsak ticarete konu olan mal ve hizmet giderlerini karşılayabilir bu sayede dışarıdan finansmana gerek kalmadan kendi yağımızda kavrulabiliriz.hocam tasarruf ile çları açık arasındaki iliski bu müdür? Bundan dolayı mı tasarrufların artırılması gerektiğini düşünmeyesiniz?başka bir sebebide var mı?son olarakta tasarrufların artsada ithalat yapabilmek için belirli bir miktarda ekonomiden döviz talebinde bulunmamız gerekmekte olduğundan tasarrufların artmasıyla atıl sermaye daha fazla olacağından piyasadan daha fazla döviz talebinde bulunma imkanı doğar mı?kısacası yukarıda ki dediğiniz gerekçeden başka tasarrufların artırılmasını neden savunuyoruz ki; sonuçta dış piyasadan mal ithalinde bulunabilmek için döviz gerektiğinden ve de bu döviz de ülke ekonomisine girmediği müddetçe tasarruflarımızı artırsak ne olur ki (tabi ilk gerekçe hariç)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ancak burada kritik husus, bireylerin tasarruflarını artırması ve daha az tüketmeleri neticesinde yerli üretici başta olmak üzere ekonomideki diğer aktörlerin gelirlerini ve tasarruflarını azaltmamaları gereğidir. Yerli üretici tasarrufunu artıran kişiye satamadığı malı dışarıya satabilmelidir. Tasarrufunu artıran kişinin daha az ithal mal satın alması neticesinde geliri düşen ithalatçı bu gelir kaybını başka bir faaliyetten karşılamalıdır.

      Sil
    2. hocam bir kez daha takdirlerimi iletiyorum size

      Sil
  27. sayın hocam ekonomistler iç talepteki canlanma beklentisiyle 2013 yılında büyümenin birazdaha artacağı görüşündeler.Hane halkında para olmadığına göre bu canlanma nasıl gerçekleşecek yada bizim bilmediğimiz başka yontemlermi var.saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sözünü ettiğiniz ekonomistler herhalde hane halkının biraz daha borçlanarak talebi artıracağını varsayıyordur. Ekonomide varsayım serbesttir biliyorsunuz.

      Sil
    2. bu ekonomistlerin banka ekonomisti olduğu anlaşıldı hocam. anlayana sivrisinek saz

      Sil
  28. Hocam, altın fiyatlarıyla reel faizler arasında güçlü bir negatif korelasyon olduğu söyleniyor. 2008 sonbaharından bu yana altına ve altın cinsi varlıklara 1 trilyon dolar kadar bir para girdiği söyleniyor. küresel finansal varlıkların değerinin ise 200 trilyon doların üzerinde olduğu düşünülürse o zaman reel faizler negatifken 1 trilyon dolar daha para girse altın 2500 dolar olur diyenler var. bu konuda bir yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın konusu bu tür tahminlerden uzaklaşalı ve tümüyle spekülasyonun sahasına gireli epeyce oldu. O nedenle o konuda yazmayı şimdilik düşünmüyorum.

      Sil
    2. 1 trilyon dolarla buralara geldiyse bence pekala bi ilave trilyon dolar daha girebilir. 2500 dolar çok uçuk değil. artık eskisi gibi kapalı ekonomi kalmadı. altın bulundurmanın yasak olduğu bir ülke de yok yanlış hatırlamıyorsam.

      Sil
    3. bazı uzmanlara göre dolar arzı ve altın stoku sabit kalsa bile, para arzı ve altın stoku değeri arasındaki tarihi oranlara geri dönülmesi için ons başına fiyatın 3500 dolar olması gerekiyormuş.

      Sil
  29. Hocam az önce bir yabancı sitede ilginç bir yazı okudum. Amerikada reel faizlerin en yüksek olduğu 1982 yılında hanehalklarının doğrudan ve dolaylı olarak sahip olduğu hisse senetlerinin toplam finansal varlıklarına oranı %15'lerdeymiş. reel faizlerin düştüğü günümüzde bu rasyo %38'e çıkmış. şimdi piyasalarda bi çalkantı olsa hisseler yarıya inse adamlar servetlerinin neredeyse beşte birini kaybediyor. reel faizlerin düşmesi ekonomiyi daha da kırılgan hale sokuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1982'lerde sistem bu kadar açık değildi. O dönemin koşullarıyla bugünküler arasındaki farklar benzerliklerden daha fazla.

      Sil
  30. gazetelerde köşesi olan bazı ekonomistler bu yıl amerikadaki vergi artışları ve harcamalardaki azalışın Fed'in para politikasıyla telafi edileceğini ve sıcak para akımlarının gelişmekte olan ülkelere yönelmesiyle iç talebin canlanacağını söylüyorlar. bu öngörüye katılıyor musunuz? fakat üstad diğer taraftan Bernanke 2014 başında görevden ayrılacağını söyledi. Bernanke'nin ayrılacak olması piyasalar açısından bir belirsizlik olmaz mı? son olarak amerika bütçe nedeniyle durgunluğa girerse bu durum gelişmekte olan ülkelere yönelik para akımlarını azaltmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıcak paranın gittiği GYÜ lerde yapılan üretim ABD ve AB'ye satılamayacaksa bambaşka sorunlar yaratır.

      Sil
    2. amerikada tarihsel olarak en çok şubat ve mart aylarında bütçe açığı veriliyor. borç tavanı çözülmezse işler yaş. teknik de olsa resesyon olur bence

      Sil
  31. Hocam sorularımla sabahtan beri belkide kafanızı şişirdim beni maruz görün sabahtan beri şu soruya mantıklı bir izah bulamadım.hocam deniyor ki Türkiye tasarruflarını artırırsa dışarıdan tasarruf ithal etmesine gerek kalmaz.beni aklıma şu takıldı tamam yatırımların kaynağı ülkede tasarruflardır daha fazla tasarruf yaparak yatırımın finansmanı teminnederiz elde ettiğimiz paraylada yatırım hamlesine girişiriz Türkiye'de son yıllarda bu sıkıntıyı çekmektedir.örneğin Türkiye'nin tasarruflarının bir anlık fazla olduğunu düşünelim ve bir işletme piyasada faliyete geçeceğini düşünürsek o firmanın işleyebilmesi için gerekli girdileri hammaddeleri doğalgazı ithal etmesi lazım .tamam eskiye göre tasarruflarımız arttı ama yine bunları ithal edebilmemiz için dövize ihtiyacımız var,sonuçta tasarruflar arttı ama yine dövize ihtiyacımız var değişen ne oldu?elbette biz bu girdileri temin ettikten sonra üzerine katmadeğer katarak satıp döviz geliri elde ediyoruz (ama çok küçük bir kar marjıyla çünkü sattığımız ürünler rekabete açıkken ithal ettiğimiz ürünler rekabeti düşük).eğer bu girdileri ekonomimizde üretebiliyor olsaydık yaptığımız tasarrufun bir anlamı olacak ve diğer ülkelere döviz kazandırmamış olacaktık aksine döviz gelirlerimiz artmış olacaktı ve cari açığımız arasındaki makas daralacaktı ve bu sayede de fazla faiz vererek tasarruf çekmeye çalışmayacaktık .ama malesef durumumuz böyle değil.hocam bunun mantıklı izahı var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cari açık dediğimiz şey döviz ödeyerek aldıklarımızın döviz alarak sattıklarımızdan fazla olmasından kaynaklanıyor.
      Tasarruf dediğimiz şey ise iki şekilde etkili oluyor: (1) Daha az tüketirsek daha az ithalat yaparız ve daha az cari açık veririz. (2)Tasarrufumuz yüksek olursa dışarıdan daha az borçlanırız.

      Sil
  32. bence ekonomimizde reel faizlerin sıfır olmasının bir anlamı yok çünkü faizi biz ekonomi politikası olarak kullanıyorsak aşırı talep artışları olduğunda ve arz bunlara yetersiz kalıyorsa daraltıcı bir maliye politikasının yanında faizleri yukarı çekerek talebi denetim altına almaya çalışırız.o yüzden sizin dediğiniz gibi faizde bilimsel bir konu olduğundan tartışması da ona göre yapılmalıdır.ilk görüşüme katılırmısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ülke olarak bir yığın yapısal sorunumuz varken ve dışa açık bir ekonomiyken zaten bize dayatılan bir faiz oranı mevcut. bu faiz oranını belli bir müddet aşağıya çekebiliriz fakat bir süre sonra kur ve enflasyon artışı olarak geri döner (örn.2011'in ikinci yarısı)

      Sil
  33. Sayın Hocam,
    Yazınızda enflasyon verilerine güvensizlikten söz etmişsiniz. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? Türkiye'deki enflasyon rakamları ne kadar gerçekçidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda bir yargılamada bulunmam için TÜİK ile aynı sepeti ve ağırlıkları kullanarak aynı ölçümü yapmam, binlerce maddenin ayda bir kaç kez fiyatını derlemem gerekir ki bu imkan dışı. Benim başka bir ölçüm var. Aşağı yukarı her hafta aynı marketten aynı malları alıyorum. Bunu bir seper olarak düşünürsek son üç dört haftadır bu sepetin toplam fiyatı % 15 - 20 dolayında arttı. Ama bu enflasyonu tam yansıtan bir öçlü değil. Çünkü bu işin yalnızca gıda ve içecek bölümünün bir parçası. Bunun dışında pek çok mal ve hizmet giriyor sepete. İnsanlar benim ilk söylediğim sepete bakarak enflasyonun açıklananın çok üzerinde arttığını düşünüyorlar.

      Sil
    2. Teşekkürler hocam,
      Bir de elektrik, doğalgaz gibi maddelere gelen yüksek oranlı zamların girdi maliyetlerini artıracağını düşünmekle beraber bunun bir yansımasını enflasyon rakamlarında göremediğimi belirtmek isterim. Bu konudaki yorumlarınızı da paylaşmanızı rica ederim.
      Saygılarımla

      Sil
  34. Avrupa'da başlayan ve Amerika'da devam eden "zenginleri vergilendirme" maskesi altında harcamaları kısma furyası galiba bize de sıçramış. Doğrudur son 4-5 yılda Amerika olsun Avrupa olsun az buz para çarçur etmediler. Ama bu harcamaları kısmak pek popüler olmadığı için bir ambalaja sokmak lazımdı. O ambalaj da "zenginlerin vergilerini artırıyoruz" retoriğiydi. Amerika'da "zenginlerin" vergileri artıyor ama artan verginin 2 katı kadar da sosyal güvenlik indiriminin kalkmasıyla ücretlilerin vergisi artıyor. Ayrıca çoğunluğu alt-orta gelir gruplarını etkileyecek ve 9-10 yıla yayılacak 2 trilyon dolar kadar da harcama azalışı var. Ama hakkını yemeyelim bizim hükümet "zenginden" topladığı parayı anında vatandaşına harcar. buna da şükür :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu işler tuhaf bir şekilde modadan etkileniyor.

      Sil
    2. amerikada 20.yüzyılda firmaların totalde zarar ettiği tek kriz 30'lardaki krizmiş. zaten o yüzden "büyük depresyon" demişler. patronlar zarar etmeseydi o krize "büyük depresyon" demezlerdi bence :)

      Sil
  35. Hocam, 2002 yılı başında 100 dolarını TL'ye çevirerek vadeli mevduata yatıran bir yabancı yatırımcı, parasını 2007 sonuna kadar tutup tekrar dolara çevirdiğinde stopaj sonrası ve dolar bazında %335 gibi anormal bir getiri elde ediyor. Ancak 2008 başında 100 dolarını TL'ye çevirerek vadeli mevduata yatıran ve 2012 sonunda TL'sini tekrar dolara çeviren yabancı yatırımcı ise bu dönemde stopaj sonrası ve dolar bazında yalnızca %5 kazanıyor. Genel anlamda "2002-2007 dönemi iyiydi, 2008-2012 zor geçti" kanısı bu anlamda geçerli değil gibi. En azından dışarıya daha az faiz aktaran bir ülke olmuşuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru ama bir tek göstergeye bakarak bu sonuca varmak pek doğru olmaz.

      Sil
    2. 6 yılda %335, yılda ortalama %50'nin üzerinde. müthiş para! tam "sucker country"yiz yani

      Sil
  36. Mahfi Bey, ABD'de 2007'de 3 aylık hazine kağıdının reel faizi ortalama +%2 iken 2011'de ortalama -%3'e inmiş. Ancak 2007'de özel sektör tasarruflarının GDP'ye oranı %14.2 iken 2011'de %18.8'e çıkmış. Tasarrufların artmasında ekonomiye ilişkin belirsizliklerin ve beklentilerdeki bozulmanın reel faiz etkisinin önüne geçtiğini söyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki nedeni olduğunu düşünüyorum: 1) Sizin dediğiniz gibi beklentiler faizden daha önemli hale gelmiş durumda. (2) Ortalığa o kadar fazla para saçıldı ki bu kadar para bir yandan tasarruf artışı olarak bankalara gitti bir yandan para bolluğu faizleri daha da düşürdü.

      Sil
  37. tasarruf oranimizin son 10 yilda bu denli dusmesinin ana nedeni tasarrufu yapan kesimin umugune devlet tarafindan basilmis olmasidir. Bu kadar basit. Adamin disposable income'ini vergi/harclarla kusa cevirirseniz, onun tasarruf orani duser. Devlet topladigi bu parayi tuketime harcarsa, ki harciyor, krizin ustunden 12 yil gecti daha butcenin fazla verdigi tek bir yil dahi yok, ulke capinda tasarruf oraniniz duser.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl neden yüzde 10 dolayında bir reel faiz elde etmeye alışmış olan tasarruf sahibinin bu faiz gelirindeki hızlı düşüştür.

      Sil
  38. Hocam burada bahsettiğimiz 60000 sınırı alınan maaşı kapsıyor mu. yıllık brüt 60000 lira maaş alan bir kimse otomatikman elde ettiği her faiz, temettü veya kira geliri için %35 vergi mi ödeyecektir. teşekkürler.

    YanıtlaSil
  39. Merhaba, stres ve kişisel veya işletme kredisi Onay olmadan hızlı ihtiyacınız var mı? Eğer öyleyse, şimdi% 3 temel faiz oranı kredi teklifi olarak bizimle irtibata geçiniz. Bizim kredi güvenli, daha fazla bilgi ve uygulamalar için, bu e-postayı yanıtlayın. Saygılarımızla gerekli kredinin (libertyloaninvestment@ymail.com) adı ve miktarı,

    YanıtlaSil
  40. Am xavi Gerad jude, Aiicco inssurance plc bir temsilcisi.
    Size bir kredi ihtiyaci varsa bugün e-posta yoluyla bugün bize ulasin, istediginiz kredi ile size yardimci olabilir:
    (xavigeradloanfirm@yahoo.com)
    Yilbasi kredileri% 3 faiz orani sadece avelable vardir. Ciddi basvuran, ancak daha fazla bilgi için irtibata geçiniz. Biz renging krediler
    sunuyoruz
    3000 sadece US $ Euro ve pound 50,000.000 için.
    Biz dahil kredi her türlü teklif
    Bireysel krediler:
    Isletme Kredileri:
    Ögrenci Kredileri:
    Insaati krediler:
    Ev kredileri:
    Is expandsion krediler:
    Borç konsolidasyonu kredi:
    Biz hizli ve dinamik test edilmis ve güvenilir bulunmaktadir.
    Daha fazla bilgi için (xavigeradloanfirm@yahoo.com): E-posta Iletisim.

    Sr Gerad jude görüyoruz.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...