9 Nisan 2013 Salı

Ortodoks ve Heterodoks Ekonomi Politikaları


Ekonomi politikası uygulamalarını yaklaşım biçimi bakımından ikiye ayırmak mümkün: Ortodoks politikalar, heterodoks politikalar.

Dinsel anlamlarını bir yana bırakırsak Ortodoks, Yunanca orthos (doğru) ve doxa (inanç, öğreti) sözcüklerinden oluşan doğru inanç anlamına gelen bir sözcüktür. Ekonomi alanında geleneklere, genel kabul görmüş görüşlere bağlı olan uygulamalara denir. Genel kabul görmüş uygulamalardan oluşan ekonomi politikasına da Ortodoks ekonomi politikası adı verilir. Heterodoks, Yunanca heteros (farklı) ve doxa sözcüklerinden türetilmiş ve farklı inanç anlamına gelen bir sözcüktür. Ekonomi alanında geleneksel görüşlerin ve yaklaşımların dışındaki uygulamaları adlandırmak için kullanılır.

Ortodoks ekonomi politikası:
(1) Maliye politikası
            (a) Vergi politikası (vergiler yoluyla ekonomik aktiviteyi etkilemek)
            (b) Harcamalar politikası (kamu harcamaları yoluyla talep yaratmak ya da daraltmak.)  
            (c) Borçlanma politikası (kamu borçlanması yoluyla ekonomideki likiditeyi etkilemek.)
            (d) Diğer alt politikalar
(i) Teşvik politikası (vergi teşvikleri vererek yatırımları etkilemek, yönlendirmek.)
(ii) Destekleme politikası (bazı ürünleri kamu kesimi adına satın alarak üreticiye destek vermek. Subvansiyon politikası da deniyor.)  
(2) Dışticaret politikası
            (a) İhracat politikası
            (i) İadeler (ihracat yapanlara vergi iadesi uygulanması.)
            (ii) Primler ve destekler (ihracat yapanlara prim ödenmesi.)  
            (iii) Diğerleri (ucuz girdi desteği gibi.
(b) İthalat politikası
            (i) Gümrük tarifeleri (gümrük vergilerinin artırılması ya da indirilmesi yoluyla ithalatın denetimi.)
                        (ii) Kotalar (ithal edilecek mallara miktar sınırlaması konularak ithalatın denetlenmesi.)
                        (iii) Diğerleri (dengeleyici vergi uygulaması gibi.)
(3) Para politikası
            (a) Dolaysız politika araçları
                        (i) Kredi tavanı (kredilere belirli bir miktar ya da oran tavanı konulması.)
                        (ii) Faiz tespiti (piyasada uygulanacak faizler için kamu otoritesince belirleme yapılması.)
                        (iii) Diğerleri (farklı faiz uygulamaları gibi.)
            (b) Dolaylı para politikası araçları
(i) Açık piyasa işlemleri (merkez bankasının senet alarak ya da satarak piyasaya likidite vermesi ya da piyasadan likidite çekmesi.)
                        (ii) Faiz politikası (merkez bankasının kendi uyguladığı faiz oranlarını değiştirerek piyasadaki faizleri, etkilemesi.)
                        (iii) Karşılıklar politikası (merkez bankasının banka kaynaklarının bir bölümünü ihtiyat amacıyla alması.)
            (c) Kur politikası
                        (i) Sabit kur (merkez bankası tarafından döviz kurlarının ilan edilmesi ve piyasada bu kurun uygulanması hali.)
                        (ii) Dalgalı kurda müdahale (kurun piyasada belirlendiği durumda merkez bankasının çeşitli araçlarla kuru yönlendirmesi ve düzeyini belirlemesi hali.)

Heterodoks ekonomi politikası
(1) Gelirler politikası
            (a) Ücretlerin sabitlenmesi (dondurulması)
            (b) Fiyatların sabitlenmesi
            (c) Diğer sabitlemeler 
(2) Dış ticarette genel kabulün dışındaki uygulamalar
(a) Damping (pazarları ele geçirmek amacıyla maliyetin altında fiyatlarla malların ihraç edilmesi.)
(b) Tarife dışı engeller (gümrük vergisi, kota gibi önlemler dışındaki uygulamalarla ithalatın zorlaştırılması.)

(Ayrıntıları bu blogdaki bazı yazılarımda ya da Ercan Kumcu ile birlikte yazdığımız Ekonomi Politikası adlı kitapta bulmak mümkün olduğu için burada değinerek geçiyorum.)

Heterodoks ekonomi politikası üzerinde biraz durmakta yarar var. Genellikle gelirler politikası (incomes policy) adından dolayı vergi politikasıyla karıştırılır. Oysa buradaki gelirler politikasından kastedilen şey gelirlerin dondurulmasıdır. Ekonomideki enflasyonist baskıları önlemek amacıyla ücretler belirli bir süre için ya da süre verilmeksizin dondurulur. Buradan güdülen amaç gelir – fiyat çekişmesini kırmak ve enflasyonu denetim altına almaktır. Bu uygulamaya çoğu kez fiyatların, faizlerin, kiraların dondurulması da eşlik eder. Böylece toplumda belirli bir süre hiçbir fiyat ve ücret artmadığında enflasyonist baskının kırılacağı düşünülür.

Heterodoks ekonomi politikası dünyada en çok başta Brezilya ve Arjantin olmak üzere Güney Amerika ülkelerinde uygulanmış ve başarıya ulaşamamıştır. Kısa süreli başarılar söz konusu olsa da işin temeline inilerek getirilecek çözümlerin yerini bu uygulamalar alamamıştır. Bunun temel nedeni süre uzadıkça karaborsanın, el altından yapılan ödemelerin ortaya çıkmasıdır. Bu uygulamalar dönem dönem geçmişte Türkiye’de de uygulanmış ancak geçici bir takım düzeltmeler dışında kalıcı sonuçlar verememiştir.

Yukarıda sıralama yaparken damping ve tarife dışı engelleri de heterodoks politikalar arasında saydım. Bu konu tartışmalıdır. Bu ikisini bu kategoriye koymamın nedeni ikisinin de genel kabul görmüş uygulamalar olmamasındandır.  

Bu açıklamalar ve sınıflandırmalar sonrasında soru şudur: TCMB’nin uyguladığı rezerv opsiyon katsayısına  (ROK) dayalı zorunlu karşılıklar uygulaması hangi kategoriye girer? Benim yanıtım bu uygulamanın heterodoks politika uygulamaları arasına gireceğidir. 

52 yorum:

  1. Hocam elinize sağlık, kitaplarinizda bu konuyu okumuştum ancak kısa bir özet yapmanız küçük bir hatirlatici notu gbi olmuş, teşekkürler. Hocam benim şöyle bir sorum olacak; merkez bankasının uyguladığı faiz koridoru hangi kategoriye girer acaba? İlginiz için çok teşekkür ederim. İyi bir gün olması dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankası'nın uyguladığı bütün faiz politikaları (politika faizi, gecelik fonlama faizi ya da koridor faizi) para politikasının alt politikası olan faiz politikasına girer.

      Sil
  2. Hocam bildiğiniz üzre sabit kur sisteminde para politikasının etkisiz olduğu öngörülmektedir. Peki MB neden etkisiz olacağını, milli geliri arttırmayacağını bile bile para arzını arttırır? Ayrıca sanırım bu heteredoks bir politika olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk olarak kur sistemi sabit değil. Sabitleşme eğilimi göstermesi kur sisteminin sabit olduğu anlamına gelmez.
      Para arzında MB'den kaynaklanan pek bir atış yok. Ayrıca GSYH büyümesi kadar artış olmazsa ekonomide likidite sıkıntısı çıkar.

      Sil
  3. Hocam öncelikle teşekkürler elinize sağlık.
    Hocam ortodoks ya da heterodoks politikalardan herhangi birisi için diğerine göre daha etkilidir diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şimdiye kadarki uygulamalara bakarak çok kısa dönemde heterodoks politikalar, orta uzun dönemde ise ortodoks politikalar etkilidir dersek yanlış olmaz.

      Sil
  4. Sanırım sadece ROK değil bu dönem TCMB kendisi heterodoks...Gelenekselleşmiş politikalar uygulamamanın şok etkisiyle sınırlı başarılar elde etti.Ama şoklar etkisini azalttığında, yani alışılmış olmaya başladığında uyguladığı politikaların derinliği ya da derinsizliği daha iyi anlaşılacaktır.Bu durumda beni rahatsız eden tek şey "vatandaşın cebinden risk oyunu oynanıyor" olmasıdır. Tutarsa dünyada örnek merkez bankası, tutmazsa fatura bize...Saygılarımla
    Mustafa Köprü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamda her politika uygulandığı dönemin şartları altında önem kazanmıyor mu. Bu durumda farklı uygulamalara yönelim olacaktır tabiatıyla. Başkalarının tasarrufları ile yaşayan ülkelerin başına neler geldiğini yakın zamanda daha net gördük. Tasarruf oranı az olan bizim gibi ülkeler( Şu an % 12 düzeyinde ) için makasın darltılması uzun vadede büyük kazanımlar sağlayacaktır. Vatandaş, cebini kendisi risk oyununa sokup, kazandığından fazla harcamamalı.

      Sil
    2. Vatandaşın fazla harcamamasını istiyorsak faiz negatif olmamalı.

      Sil
    3. O zaman faiz oranlarını arttıralım herşey güllük gülistanlık olsun hocam. Değişik enstrümanlar mevcut değil mi. Gelişmiş ülkelerde parasal genişleme varken, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde yüksek faizin olumsuz sonuçları olmayacak mıdır. BES, altın mevduat hesapları vb. yönlendirmeler etkin değil mi. Sadece faizin düşük olması mı tasarruf düzeyini düşüren.

      Sil
    4. 2000 yılında tasarruf oranı % 22, 2012 yılında % 13 ise bunun nedenini faizdeki hızlı gerileme dışında bir yerde aramak pek doğru olmaz. Ayrıca sıcak para için Tobin Vergisi diye bir uygulama var. Bizim sorunumuz yerliye düşük yabancıya yüksek faiz vermek. Biz iç tasarrufları artıracağımıza dış tasarrufları ödünç olarak içeri çekmeyi tercih ediyoruz.
      Ekonomi politikası, ekonomi dışı yaklaşımlardan arındırılmadan uygulanınca ne yazık ki sonuç dışarıya para transferi oluyor.

      Sil
    5. Sayın Mahfi Bey, Alman ekonomisini örnek vererek yazmış olduğunuz makalenizde "...birinin tüketimi/yatırımı diğerinin tasarrufu ..." yazmıştınız. Yazdığınız gibi, ülkemizin tüketimi/yatırımı ülkemizin tasarrufuna dönüşmemesi, yabancının tasarrufuna dönüşmesinden, yani tüketim/yatırım mallarının çoğunu ithal etmemizden/olması gereken ihracatı yapamamızdan dolayı, tasarruf oranlarımız düşüyor, değil mi?

      Sil
    6. Biraz öyle biraz da faizler negatife döndüğü ve bizim toplum buna alışık olmadığı için gelirler tasarrufa dönüşmüyor.

      Sil
    7. Tasarrufların artmasına yönelik faizlerin negatifliğini ortadan kaldırmak için tek yol faiz artırımı olmasa gerek. Son yıllarda neredeyse enflasyonun demir attığı yüksek seviyedeki banttan aşağıya doğru çekilmesi (2-3 seviyelerine) de bir çare olacaktır.Eğer TCMB nin asli işi buysa son yıllarda yükselmesini engelliyor ama düşmesini de sağlayamıyor.Yani asli amacında başarısız ama tali işlerde iyi. Vatandaşda aslında bu durumdan fazla rahatsız değil. 60-70 enflasyonlardan sonra "ha 8-10, ha 3-5 fark etmez diyor".Çünkü ölçeğe alışamadık henüz.Krediyi alan ise yatırıma dönüştürdüğünde %50-100 kar hayalleri ile yola çıktığından %15-20 ile aldığı kredi faizleri onlara da çok gelmiyor. Dünya ölçeğinde %5-10 kar seviyelerini far ettiklerinde ise ya batıyor ya da o zaman 2-3 seviyelerinin kıymetini anlıyor.

      Enflasyonun 8-10 bandından 5'in altına çekilemeyişinin nedenleri, sanırım yeni bir yazıyı hakediyor Mahfi Bey...
      Mustafa Köprü

      Sil
  5. hocam tarife dışı engelleri açarsak buna örnek olarak hangi politikalar verilebilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biraz uzun. Ayrıntısı Ekonomi Politikası kitabımızda.

      Sil
  6. Sayın Mahfi Bey bir şey sormak istiyorum. Bir spor yorumcusu, teknik adamın maça katkısı % 10 dur demişti. Kamunun uyguladığı ekonomi politikalarının oyuna (ekonomiye, gelişmeye, vb.gibi) katkısı ne kadardır? Yatırımcı ithalatı azaltıcı alanlara yatırım yapmıyorsa, işletmeler ihracatı düşünmüyorlarsa, tüketici cari açığı çoğaltan harcamalar yapıyorsa, işverenler,tüketiciler bu ülkede üretilen ürünleri değil de ithali tercih ediyorsa kamunun ekonomi politikalarıyla başarıya ulaşması ne kadar mümkün olabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben onu diyen yorumcunun görüşüne katılmıyorum. Öyle maçlar oluyor ki teknik adamın katkısı % 60'a çıkıyor.
      Kamu kesimi elindeki araçları doğru kullanırsa ekonomiye katkısı çok yukarılara çıkabilir.
      Tüketici çok haksız değil. Eğer 100 yıldır tekstille uğraşıp da dünya çapında bir marka yaratamamışsak o da yabancı markayı tercih eder.

      Sil
    2. Haklısınız Mahfi Bey. Tabii bir kısır döngü de oluşuyor gibi. Markalaşılmadığı için tüketici tercih etmiyor, yatırımcıda tercih edilmeyeceğini düşünerek o alanlara yatırım yapmıyor. Biz almazsak, yabancı nasıl alsın; ihracat ta gerçekleşmiyor. Tüketici haklı olarak kişisel çıkarlarını düşünüyor harcama yaparken.İşte ekonomik politikalar bu noktaya kısa vadede işlemiyor gibi.

      Sil
  7. yazınız için minntarım

    Hocam konuyla ilgisi bulunmamakla birlikte bu Güney Kıbrıs, Slovenya ve Lüksemburg ülkelerindeki bankaların mevduatları çok fazla lüksemburg'da yaklaşık GSYH'nin 55 katı Draghi bankalardaki mevduatın birkaç katı ülkelere krize sürükleyebilir diyor. Bu mevzu tam olarak nasıl oluyor benim düşüncem Merkez Bankası kredi alanın daraltır ve böylece bankalar daha az kredi verir ayrıca MB kararı ile yurt dışından tahvil ithal etseler bu tehlike önlenmez mi tabi bu tahvillerin ileride getirisini büyük olacağını varsayarsak bankalar dşük faizden verebilir mi? sorum uzun oldu kusuruma bakmayın lütfen teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sistem mevduatın krediye dönüşmesine dayalı. Eğer bu gerçekleşmiyorsa bankalar para kazanamaz ve yükümlülüğünü karşılayamaz.

      Sil
  8. Hocam benim sorum bankaların mevduatları gsyh nin bir kaç katı büyüklüğe ulaşmasını ekonomik anlamda nasıl yorumlamamız gerekiyor? Benim anlayacağım dilden anlatırsanız sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bu mevduatların çoğu o ülkede yerleşik kişilere aitse bu, iç tasarrufların yüksekliği anlamına gelir. Eğer tasarruflar doğru yatırımlara yönlendirilirse o ülkenin büyümesine katkı yapar. Çünkü mevduatların yöneltileceği en önemli alan kredilerdir. Bu kadar çok mevduat faizlerin zorlamayla değil doğal olarak düşmesine ve dolayısıyla kredilerin ucuzlamasına ve yatırımların artmasına yol açar.

      Sil
  9. Hocam Türkiye'de enflasyonu düşünebilmek için enflasyon hedeflemesi sistemini değilde fiyatların gelirlerin dondurulması sistemi uygulanmaya çalışılsa uygulanabilir mi? Uygulanırsa sonuçları ne olur? size göre başarılı olabilir mi? Yoksa gelirler nasılsa donduruldu diyerek nasılsa aynı ücreti alacağız diye işyerlerinde verimliliğin azalmasıyla mı karşılarız? ayrıca bazı üreticiler de fiyatların doldurulmasından stoktan para kazanamayacağı için üretimi mi kısarlar ? Kısacası ekonomik sonucu ne olur hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, bu yöntemleri geçmişte uyguladı. Kuru sabitledi, faizi sabitledi, zaman zaman fiyatları dondurdu ama sonuç alamadı. Çünkü her seferinde bir süre sonra el altından uygulamalar başlıyor, karaborsa önlenemiyor.

      Sil
  10. Hocam yanılmıyorsam bir mal ithal ettiğimizde onu gidip gümrükten alırken gerekli işlemler yapılıp vergisi mahsup edildikten sonra o malda tasarrufa bulunma hakkına kavuşuyoruz. Peki mal ihraç ederken karayolu kullanılacaksa o malı gümrüğe gidip mi taşıyacak araç buluyoruz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu işleri yapan şirketler var. Siz malı onlara yükletiyorsunuz onlar götürüyor.

      Sil
  11. hocam konu dışı olacak ama iktisat için yorum gücümü geliştirmek istiyorum bu yüzden kolay ekonomi kitabınızı aldım çok hoşuma da gitti faydalı bir kitap. diğer kitaplarınız da bu tarzda mı yoksa bildiğimiz ders kitabı mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öteki kitaplarım da bu tarzda yazılmış kitaplar. Okunma sıralarıyla ilgili benim önerimi öğrenmek isterseniz bu blogdaki yazılar/kitaplar sekmesini tıklayıp o bölüme bir göz atın.

      Sil
    2. çok teşekkür ederim hocam iyi akşamlar..

      Sil
  12. saygıdeğer hocam konu ekonomi politikaları olunca merak ettiğim bir soruyu sormak istiyorum. yanlışım varsa affola. alman merkez bankası bundesbank ın temel amacı fiyat istikrarı yani enflasyonu düşük tutmak işsizlikle ilgilenmiyor (kısa dönemde işsizlikle enflasyonun ters yönlü olduğunu belirterek). birleşik devletler merkez bankası fed temel amacı düşük enflasyonun yanında işsizlikle aktif politika. bizim merkez bankamız sanırım biraz bundesbanka yakın diyebilirmiyiz. ve hocam size siyasal iktidar için hangisi daha önemli türkiye gibi bir ortamı varsayarsanız hangisi daha mantıklı.aklıma takılan diğer soru işsizlik oranı 2012 sonunda 9,2 gösteriyor. açıkçası sokağa çıktığınız zaman sanki bu oranın daha yüksek olduğunu sanıyorsunuz öyle bir algı var.özellikle üniversiteliler arasındaki işsizlik oranının 9,2 den yüksek olduğunu ve bunun rakamlara yansımadığını düşünüyorum. şayet işsizlik rakamları açıklandı yüzde 20 gibi bir oran açıklandı merkez bankası hala fiyat istikrarı için uğraşır mı yoksa işsizliği düşürmek için enflasyona biraz göm yumar mı? şimdiden çok teşekkür ederim hocam hoşçakalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin yasal görevi fiyat istikrarını sağlamak yani enflasyonla uğraşmak olarak tanımlanmış olsa da kurla, büyümeyle, finansal istikrarla da uğraşıyor. Çünkü bunların hepsinin sonunda fiyat istikrarını bozacağını düşünüyor. Biraz da faizi indirme yönündeki siyasal baskıya maruz kalıyor.
      Sokaktaki işsizliğin ve enflasyonun daha yüksek algılanmasının nedeni ölçme farklılıkları. Başvuruda bulunmamışsanız sistemi sizi işsiz olarak görmüyor ama sokaktaki adam onu işsiz olarak görüyor. Gıdanın enflasyon sepetindeki ağırlığı % 26 oysa birçok aile için bu ağırlık % 40 - 60 arasında. Gıda fiyatlarındaki artış düşük gibi yansıyor. Ama sokaktaki adam bunu doğrudan hissediyor ve enflasyonun açıklanandan daha yüksek olduğunu düşünüyor.

      Sil
  13. Hocam geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Genel Ihtiyat Politikalarıni bu bakımdan nereye koyabiliriz?
    Ve sizce genel ihtiyat politikaları para politikasinin 3. ayağı olmali mı?
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel İhtiyat politikası diye ayrı bir politika yok aslında. Bizde gündeme gelen şekliyle makro ihtiyati politika denilen grup para politikasının bir parçası (kredi sınırlamaları gibi.) Buna karşılık sınırlamalar yönlendirme biçimindeyse ortodoks, zorlama biçimindeyse heterodoks politika grubuna yerleştirilebilir diye düşünüyorum.

      Sil
    2. hocam kredi sınırlaması dışındaki makro ihtiyati politikalar nelerdir?

      Sil
  14. Hocam cok yararli olmus. Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  15. hocam türkiyenin 2012 sonu borç toplamı 336 milyar dolar ve bunun 103 milyar doları kamuya ait. siz ayrıyeten merkezi yönetimin 532 milyar tl borcu var demişsiniz. peki bu 103 milyar dolarlık kamu borcu ve 532 milyar tl lik merkezi yönetimin borçlarının içerikleri nelerdir. neden 532 milyar liralık borç 336 milyar doların üstüne ilave edilmiyor?daha önceki verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. %32 ile 336'yı toplarsak bu bize Türkiye'nin borcunu vermez. Çünkü içinde özel kesimin iç borcu yok. Onu da bilmiyoruz.

      Sil
    2. hocam aslında şunu sormak istedim hazinenin sitesinden bulduğum rakamlar 103 milyar dolar kamu borcunun 81 milyar doları merkezi yönetime aitmiş. diğer taraftan merkezi yönetimin borcu da 532 milyar tl. bu ikisi aynı şey midir 81 milyar dolar borç 532 milyar tl nin içinde midir

      Sil
    3. Evet o merkezi yönetimin iç ve dış borç toplamının TL cinsinden tutarı yani 81 milyar dolar onun içinde.

      Sil
    4. şimdi anladım çok teşekkürler hocam

      Sil
  16. ROK niçin heterodoks pol. ya girer hocam açıklayabilir misiniz?Bir sorum daha var size belki alakası yok bu konu ile ama, sosyalist ekonomilerde tam rekabet koşulları mümkün olabilir mi?Bunun örnekleri var mıdır dünya tarihinde?Tez yazıyorum da bugünlerde bu konu ile ilgili araştırma yaptım ancak pek sonuca ulaşamdım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ROK heterodoks politika örneği sayılabilir çünkü asıl olan mevduat hangi paradan yatmışsa karşılığın o paradan alınmasıdır. Oysa burada TL mevduattan döviz ya da altın karşılık alınıyor.
      Dünyada örneği olup olmadığını bilmiyorum. Ama batı ülkelerinde uygulandığını sanmıyorum. Çünü o ülkelerde dolarizasyon yok.

      Sil
  17. hocam tcmb de euro üzerinden açılan süper döviz hesaplarına verilen faiz acaba yurtdışında yaşayanların getirdiği dövizlere verilen faiz midir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bunlar Almanya'daki Türk işçiler için açılan hesapların faiz ödemeleri.

      Sil
    2. Hocam merhaba benim konum ekonomi politikasına çerçeve oluşturulması bu konu hakkında kitabiniz haricinde bilgi edinmem lazim bulamıyorum yardımcı olabilir misiniz

      Sil
  18. TOKİ ve gayrimenkul spekülasyonu olayı da bizim cari açık konumuzun önemli bir malzemesi. Türkiye harcadığından daha az para kazanan yani yere çakılmaya mahkum bir ekonomi. İnşallahlarla ayakta tutulmaya çalışılan bu çarpık yapı kendi içinde bazı çarpık oluşumlar meydana getiriyor ve cahil toplum bunu bir gösterge olarak kabul edebiliyor.
    İnşaat sektöründe kamu arazilerini yağmalayarak bir canlılık oluşturulabilir ve daha önce söz ettiğim gibi kredi piyasası canlılığı sayesinde sektör büyüyormuş gibi görünebilir ancak bu sadece bir içe dönme sürecidir. İnşaat yaparak döviz kazanılmaz tam tersine kaybedilir. İnşaat içerde temel sektördür ama borç üzerine kurulu bir büyüme felaket getirir. Türkiye'nin önemli iki ihracat firması Akkök ve Erenler grubu istanbulda yaptıkları büyük projelerle gündemdeler acaba asıl faaliyet alanlarında küresel rakiplerine karşı ne durumdalar? bir sanayici neden inşaat spekülasyonuna katılmak zorunda kalır? herkes bina yapsın peki kim döviz getirecek eve? Cari açıktaki patlama pekçok nedene dayanıyor ama insanlar döviz açığının olumuz tarafını TL bolluğuna bakarak görmezden geliyor, bakalım sonuç ne olacak? Sabırsızlıkla türkiyenin ekonomik intiharının sonucunu bekliyorum

    YanıtlaSil
  19. hocam ortodok ve heterokdoks istikrar politikalrının işsizliğe bakışı ve çözüm yolları nelerdir?

    YanıtlaSil
  20. Hocam ortodoks ve heterodoks politikalarının tam olarak birleştikleri ve ayrıldıkları noktalar nelerdir?

    YanıtlaSil
  21. Hocam Merhabalar benim de bir sorum olucak
    Kalkinma ekonomisi calismalari icin ortadoks mu yoksa heteredoks politikalar mi daha uygundur ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...