25 Mayıs 2013 Cumartesi

Küresel Sistemde Yeni Kriz Çıkar mı?

Küresel Krizde Kazananlar ve Kaybedenler başlıklı yazım için hazırladığım tabloyu aşağıda bir kez daha dikkatinize sunmak istiyorum. Çünkü kriz çıkıp çıkmayacağını bu tablo üzerinden analiz etmeye çalışacağım.


Bu tabloda yer alan ekonomilerden en büyüklerinin GSYH’ları şöyledir: ABD 15,7 trilyon dolar, Çin 8,2 trilyon dolar, Japonya yaklaşık 6 trilyon dolar, Almanya 3,4 trilyon dolar, Brezilya 2,4 trilyon dolar. Bunların GSYH’larının toplamı (35,7 trilyon dolar) dünya toplam GSYH’sının (71,7 trilyon dolar) yarısıdır.

ABD, krizi iyi yönetmiş görünüyor. Her ne kadar puanı ortalamanın altında olsa da krizden çıkış yönünde ilerlediği anlaşılıyor. Çünkü büyüme oranı normal sınırlarına geri dönmüş, işsizlik düşmeye başlamış bulunuyor ve enflasyon denetim altında devam ediyor. Üstelik bu duruma dönüşü siyasal sıkıntılara karşı gerçekleşmiş durumda. Obama, bütçe çıkaramıyor, borç tavanı sorunu geçici çözümlerle yönetiliyor ve yönetim esaslı kararları Kongre’den geçiremiyor. Bütün yük Fed’in sırtında kalmış olmasına karşın ABD ekonomisi krizi iyi yönetmeyi başarmış görünüyor.

Çin, küresel krizi en iyi geçirmiş, gücünden kaybetmemiş ekonomilerin başında geliyor. Büyümede hafif bir ivme kaybı yaşamış olsa da bunu kısa sürede telafi etmeyi başardı. Enflasyonda son dönemde yukarı yönlü hareket görülse de bunun denetimden çıkma olarak nitelendirilmesi en azından şimdilik söz konusu değil. Çin’in işsizlik, bütçe açığı ya da kamu borç yükü gibi sorunları hiçbir zaman olmadı. Cari dengede ise zaten fazla veriyor. Çin, bu başarıyı büyük ölçüde güdümlü kur politikasına borçlu. Yuan’ın değerini ciddi anlamda düşük tutarak ekonomisini yönetiyor. Şimdilik bu duruma itiraz edenler olsa da Çin bildiğini yapmaya devam ediyor. Yani aslında olmadığı ileri sürülen kur savaşını Çin uzun süredir yapıyor ve hep kazançlı çıkıyor. Bu durumun bir süre daha böyle gideceğini tahmin edersek yanılmayız diye düşünüyorum.

Japonya uzun süredir durgunlukta olsa da krizde durumu pek değişmemiş, daha kötüye gitmemiş görünüyor. Yeni yönetim Japon Yen’inin değerini düşük tutarak Çin’in uyguladığına benzer bir politika uygulamaya başladı. İlk sonuçlar olumlu görünüyor. Ne var ki giderek yayılmaya başlayan kur savaşları daha da yayılırsa herkes kaybetmeye başlayabilir. Buna karşılık öteden beri durgunluk içinde bulunan Japonya, küresel kriz nedeniyle ek bir sıkıntıya girmiş görünmüyor.    

Almanya, krizden etkilense de eksiye düşmeden durumu idare etmiş görünüyor. Her ne kadar Almanya krizin etkisiyle ivme kaybetmiş durumda ise de bu tablonun tam olarak gösteremediği bir ekonomik gücün hala sahibi konumunda bulunuyor. Başlangıçta krizin bozduğu göstergeleri şimdi daha iyi görünüyor. Tek sorunu büyümenin oldukça düşmüş olması.   

Brezilya krizi en iyi yöneten birkaç ülkeden birisi konumunda bulunuyor. .   

Özetle şunu söyleyebilirim: Dünya GSYH’sının yarısını temsil eden bu beş ülkede şu anda bir sorun görünmüyor. Buna karşılık sistem artık çok hassas dengeler üzerinde bulunuyor. Sisteme olan güvenin sarsılması bile farklı sonuçlar yaratabilir. Bernanke’nin açıklamaları hem oluşmaya başlayan köpükleri almaya hem de sisteme olan güveni oturtmaya yardımcı oluyor.

Bu durumda ancak ABD’nin veya Euro bölgesinin ya da gelişmekte olan ekonomilerin en önemlilerinin (Çin, Brezilya gibi) herhangi bir nedenle yeniden krize girmesi küresel krizin tekrarlanması sonucunu getirebilir. Buna karşılık küresel sistemin bugünkü görünümüyle yeni bir krize girmesi düşük bir olasılık olarak karşımızda duruyor.

Ülke
GSYH
KB Gelir
Enflasyon
İşsizlik
Bütçe D.
K.Borç St.
Cari D.
Puan
ABD
+
+
=
=
=
1,5
Japonya
+
+
#
=
=
0,5
İngiltere
+
=
#
-3,0
EURO B.
Avusturya
+
=
+
=
-0,5
Belçika
+
=
=
-2,0
Güney Kıbrıs
+
#
-4,5
Estonya
=
=
+
-1,0
Finlandiya
=
=
=
=
-1,0
Fransa
=
+
-3,5
Almanya
=
+
+
+
0,5
Yunanistan
+
=
=
-2,0
İrlanda
+
=
+
-1,5
İtalya
+
+
+
-1,0
Lüksemburg
+
=
=
#
=
+
2,0
Malta
+
+
+
+
1,0
Hollanda
=
=
=
+
0,5
Portekiz
=
#
#
-4,0
Slovak C.
=
=
+
-2,0
Slovenya
=
+
=
+
0,0
İspanya
=
+
-3,5
DİĞER
Çin
+
+
=
+
=
=
+
5,5
Rusya
+
+
=
+
+
=
=
5,5
Brezilya
+
+
=
+
=
=
3,5
Hindistan
+
+
#
+
0,5
TÜRKİYE
+
+
=
=
+
+
4,5

Tablodaki işaretlerin anlamları:

Değişim
Puan
Anlamı
+
1
Kriz boyunca başarılı gelişme ve ortalamanın içinde
=
0,5
Kriz boyunca başarılı gelişme ama halen ortalamanın dışında
#
-0,5
Kriz boyunca başarısız gelişme ama halen ortalamanın içinde
-1
Kriz boyunca başarısız gelişme, üstelik ortalamanın dışında


40 yorum:

  1. hocam merhaba,
    benim sorum şöyle: peki FED bu parasal genişlemeden çıktığında yani para tabanını tekrardan daraltmaya başladığında nasıl bir sonuç öngörüyorsunuz? japonya en az iki sene daha sıfır faizli genişlemeye devam ederken FED in piyasadan çıkış yapması doları euro karşısında bile çok değerli bir para yapmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. FED parasal tabanı daraltmadan da parasal sıkılaştırma yapabilir. borçlanma faiz oranını mesela %2 seviyesine getirirse hiç varlık satmadan piyasadaki tüm mevduat faiz oranları en az %2 olur. tabi bu kredi faizlerine ve kısa vadeli hazine kağıtlarına da yansır.

      Sil
    2. Piyasadan para çekme de yavaş yavaş olacağı için şok yaratmayacak diye düşünüyorum. Öte yandan yanıt veren arkadaşımızın dediği gibi faizi artırarak denetleyecek Fed.

      Sil
  2. hocam bu borsanın endeksi nasıl hesaplanıyor mesela 90bin den 91bine nasıl çıkıyor bir de bu firmalar ödenmiş sermaye tutarlarına göre mı hisse çıkarabilir. yıllık temettülerini ancak sermaye artırımına giderek mi arttırabılırler çünkü baktığımda birinci temettü oranı ödenmıs seymayenn yüzde 5idir diyor. bu sermaye artırımı ne demek. hocam çok temel sorular soruyorum afedersınız merak ettıgım ıcın googleda tam cevaplar bulamıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruları buradan yanıtlamak uzun sürer. Bunları anlatan kitaplar var.

      Sil
  3. krizden kastınız 2008-09 tarzı bir krizse bence de böyle bir ihitmal son derece düşük. ama bu yıl başta ABD borsaları olmak üzere dünya borsaları zirve yapıp orta vadeli bir düşüş trendine girerse ve yaz sonlarında ABD'deki borç tavanı görüşmeleri Cumhuriyetçilerin istediği gibi Medicare'de ciddi kesintilerle sonuçlanırsa 2001 tarzı bir resesyon pekala olabilir. mevcut vergi artışları ve harcama kesintilerinin üzerine ilave sosyal güvenlik tasarruflarının gelmesi, üstüne de Bernanke'nin görevi bırakacak olmasının yarattığı belirsizlik sınırlı bir resesyona (%1-2 daralma gibi) davetiye çıkarabilir.
    son olarak şu gözlemimi aktarmak istiyorum. Mart ayında Atina'ya gittim. Yunan halkı, özellikle gençler çok gergindi. ben şahsen Yunanistan'ın durumunu hiç beğenmedim. bir de Yunan halkı öyle Amerikan ya da Alman halkı gibi koyun da değil, epey bilinçliler ve risk almaya meyilli, cesur insanlar. Yunan halkı tembel bir halk da değil kesinlikle. turizm sektörü gibi çok ağır bir sektörde sabahlara kadar günde 12-13 saat çalışıyorlar. birçok kişiye "Yunanistan Euro'dan çıkmalı mı?" diye sordum. aşağı yukarı 3'te 2'si "evet çıksak iyi olur" cevabını verdi. bence hiç kimse Yunan krizine bitti gözüyle bakmamalı. her an her şey olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. son verilere göre yunanistan'da mevduatın %58'i nüfusun %10'luk kısmına ait olduğu için halkın çoğu açısından euro'dan çıkalım demek kolay. euro'da kalalım mı çıkalım mı diye referandum yapılsa çıkalım diyenlerin kazanması kesin gibi. komşu bizim gibi her şeyleri dengesiz. bi kesim çok zengin veya sırtını devlete dayamış yan gelip yatarken bi kesim de eşek gibi çalışıyor veya işsizlikten kıvranıyor. turizm gerçekten çok yorucu sektör. bir de adamların euro'dan çıkarsak enflasyon,faiz yükselir gibi korkuları yok. geçmişten alışkanlıkları var. bize çok benziyorlar.

      Sil
    2. risk almaya meyilli olurlar tabi kaybedecekleri bir şey yok :)

      Sil
  4. hocam elinize sağlık, artık hafta sonu yazılarınız alışkanlık oldu, ne kadar teşekkür etsek azdır.bir kez daha teşekkür etmeyi borç bilirim, teşekkürler hocam. hocam benim şöyle bir sorum olacak, Bernanke' nin her konuşmasından önce acaba çıkış başlıyor mu endişesi oluyor, ancak bernanke her konuşmasında çıkışın azaltma ile yani alımların bir den kesilmeyeceğini, yavaş yavaş ve gerekli görülürse artırıma bile gidilerek olacağını söylüyor yine de bu durum piyasa da hareketliliği artırıyor. Hocam sizce bu hareketliliğin nedeni ne olabilir, piyasa çok mu kırılgan yoksa başka bir sorun mu var genel kamuoyunun bilmediği? ilginiz için teşekkür ederim iyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. borsalar öyle overbought seviyelere geldi ki herkes satış furyası başladığı zaman geç kalmak istemiyor. "smart money", altın vs. satıp bu seviyelerde borsaya giren "dumb money" fonların parasından mahrum kalmak istemediği için bu aralar verilere, açıklamalara hassaslaştı. hareketliliğin kaynağı o. klasik topping formasyonu. ekim-kasım'a kadar devam edebilir.

      Sil
    2. Borsalar artık oldukça şişti. Belki patlama noktasında olmayabilir ama tehlike büyüyor. Bu çerçevede Bernanke "bana güvenerek borsayı fazlaca şişirmeyi,n" diyerek balonun biraz havasını aldı.

      Sil
  5. sayın hocam, sizce FED 1-2 ay içerisinde varlık alımlarını kademeli olarak Azaltmaya gidebilirmi,?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim beklentim bu işi yılsonuna doğru yapmaya başlaması yönünde.

      Sil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet borsanın özeti bu. Yani neyi hak ediyorsa oraya gitmesi gerekiyor. Ne var ki spekülasyon diye bir olgu var ve borsanın özü de biraz buraya dayanıyor. Elbette manipülasyonu kastetmiyorum. O suç. Ama kapitalizmin özü spekülasyona dayanır. Tabii bunun da makul bir limiti olmalı. Aksi takdirde spekülasyonla manipülasyon kolayca birbirinin alanına girebiliyor. Bu anlamda Bernanke'nin yaptığı açıklama yasal limiti olmayan spekülasyon olgusuna doğal limit koyma çabası olarak algılanabilir. Ne var ki yatırımcı şu sıralar öyle çaresiz ki parasını koyabileceği borsa dışında bir yer bulamıyor. Bu durumda da borsa alıp başını gidiyor.

      Sil
    2. maalesef borsalarda "secular bear" trendinin geçerli olduğu dönemlerde "ne çok çıksın ne de çok düşsün" durumu olmuyor. sadece "secular bull" dönemlerinde istikrarlı bir seyir izleniyor. ama her "secular bull" da euphoria ile sonuçlanıyor ve ayı trendi başlıyor. şu an açık ve seçik bir şekilde uzun vade ayı piyasası içindeyiz. herhalde 2020'lere kadar devam eder. dolayısıyla böyle piyasalarda belli bir müddet yatay seyir hakim olursa hemen momentum trader'lar devreye girer ve ani hareketler olur. sonra herkes "FED acaba bundan sonra ne yapar?" diye tahmin yürütmeye başlar.
      uzun vade ayı piyasalarında goldman sachs ve morgan stanley gibi büyük yatırım bankaları "time,level,sentiment" olarak özetleyebileceğimiz modellerle piyasaya yön verirler. temel verileri ikinci plana atarlar. satış sinyali alırlarsa gelen her olumsuz haberi abartırlar, alış sinyali gelirse tam tersini yaparlar ve gelen her iyi haberi büyütürler. kullandıkları modeller insan psikolojisini ve devresel hareketleri çok iyi analiz ettiği için medyaya servis edilecek düşüş ve yükseliş hikayeleri bulmakta hiç zorlanmazlar.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Posidonya, sen koca bir salataliksin...

      Hem git yatirim yap, hem de riskini ustlenemeyip baskalarini suclayacak kadar hesapsiz ol. Guzelmis halin, gule gule kullan.

      Sil
    5. Maalesef ilk günün akşamında söylenecek iki yumuşak sözle bitirilebilecek olaylar bugüne kadar geldi. Daha da nereye kadar gideceği bilinmiyor.

      Sil
  7. hocam karne notu iyi olan ülkeler kabataslak bric ülkeleri desek yanlış olmaz herhalde:
    Çin
    Rusya
    Brezilya
    Hindistan
    TÜRKİYE.

    bir de yukarıda medicare den bahsedilmiş.
    geçen hafta, paul krugman'ın bir liberalin vicdanı kitabını okudum ve amerikan iç savaşı'ndan başlayarak günümüz tarihine değin, abd siyaseti ve ekonomisine geniş bir bakış açısı ile yaklaşılmış. özellikle de abd sağlık sistemi ve diğer ülkelerin sağlık sistemleri de kıyaslamaya alınmış. her ne kadar abd nin kamu sorunları (borç yükü-sosyal güvenlik harcamaları) gibi arıza ışıkları yansa da, sizin de bahsettiğiniz gibi iyi bir performans sergilenmiş. lakin euro tek bir ülke olmadığından ab ülkelerinde durum oldukça farklı oluyor haliyle. istikrarı sağlamak için önce ülke olarak sonra da ab olarak gayret göstermek gerek.

    zaman eksenine baktığımızda krizlerin birbirleri arasındaki sürelerin azaldığını görüyoruz. herhalde bunun arkasında yatan neden küreselleşme ve küreselleşme ile krizlerin daha da derinleşmesi.
    bir de borsaların şiştiğini söylüyorsunuz. o zman fed faizleri arttıracak, belki de köpük oraya gidecek?
    borsalar şişti ise şişen kısım (faiz arttırımlarını saymaz isek) nereye gidecek?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet güzel bir özet - analiz olmuş.
      Borsalardaki paraların biraz tüketime gitmesi için iyi bir zaman aslında. Enflasyon düşük. Ertelenmiş alımlara yönelme zamanı olabilir. Bence bunu ateşlemeye çalışıyorlar. Sonra faizler yükselince mevduat ve tahvil yeniden alternatif olabilir.

      Sil
    2. enflasyon düşük diyerek, dünya; tüketimi arttırıcı politikalar izleyecek olursa, bizim de tüketimizi artacak (enflasyon yükselecek) bu sefer bizim negatif reel faizimiz daha da diplere inecek.. halimiz duman olur hocam :)

      Sil
    3. ABD'nin sosyal güvenlik sistemi arıza sinyali vermenin ötesinde motor su kaynatıyor. şimdilik motor yağı idare ediyor, daha yatak sarmadı :)) başkan Clinton görevi bıraktığında sosyal güvenlik açığı vergi gelirlerinin %15'i kadarmış. Bush döneminde açık/vergi geliri oranı %25'e yükselmiş. Obama döneminde bu oran %47'ye çıkmış. CBO diye non-partisan bir kuruluş var. bu kuruluşun projeksiyonuna göre sosyal güvenlik sistemi bu haliyle devam ederse 2023'te sadece sosyal nitelikli transfer harcamaları vergi gelirlerini aşıyor. acil tedbir almaları lazım.

      Sil
  8. Hocam kriz teorileri ile konjonktür teorileri farklı kavramlar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz teorileri ile konjonktür teorileri kısmen iç içe geçen bazen de farklılıklar gösteren teorilerdir.

      Sil
  9. Hocam mulakatta bana sorulan soru su : turkiye hangi ekonomik modeli uyguluyor Akdeniz ülkelerinin uyguladığı ekonomik model dedim acar mısın dediklerinde kaldım orda hocam sizce turkiye ekonomik modeli bu mü yoksa farklı bir model mı uyguluyoruz sizin yazılarınızı sürekli takip ediyorum ekonomiyi de takip ediyorum açıkcası böyle bir soru karşısında cevap veremedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2002-08 yüksek faiz-düşük kur modeli (başarıyla uygulandı)
      2008-09 kriz molası (bu dönem "IMF ile ha anlaştık ha anlaşıcaz" havucuyla piyasaların ustaca oyalandığı dönem olarak da nitelendirilebilir :)
      2009-13 düşük faiz-düşük kur modeli (başarılı olup olmadığı önümüzdeki 1 yıl zarfında anlaşılacak olan model)

      Sil
    2. Türkiye 2000'lere kadar kamu kesimine, bütçe açıklarına, kamu borçlanmasına, MB'nin Hazineye kredi açmasına dayalı bir model ile büyümeye çalıştı. Buna ağırlık olarak kamu kesimine dayalı büyüme modeli diyebiliriz. 2000'lerden sonra ise özel kesime, cari açığa, özel kesimin ve hane halklarının borçlanmasına ve MB'nin Hazineye kredi açmamasına dayalı bir büyüme modeli uyguladı. Buna da ağırlıklı olarak özel kesime dayalı büyüme modeli diyebiliriz. Ben bunları yazılarımda dile getirdim.
      Ne var ki bunlar benim özgün sınıflandırmalalarım. Soru sahiplerinin bu yanıtları beğenip beğenmeyeceğini ya da kafalarında farklı değerlendirmeler olup olmadığını bilemem.

      Sil
    3. Hocam kriz öncesi ve kriz sonrası verilere baktgimizda krizin Abd'de çıktığı, ancak Euro bölgesinin krizden daha fazla etkilendiği görülmektedir. Kriz sonrasında Abd'nin toparlanma sürecinde olduğu ve riskli bölgenin Euro bölgesi olduğu görülmektedir. Hocam Abd'de çıkan bir krizin euro bölgesini bu kadar etkikemesinin sebebi nedir acaba ? Genişlemeci para politikasının euro bölgesinde gecikmesi hala avrupa ülkelerinin en riskli bölge olmasinda ne kadar etkili olmuştur ? Abd krizi avrupaya gore daha iyi yönetti diyebilir miyiz ?

      Sil
    4. ABD ve AB'nin krizden etkilenme farklarının pek çok nedeni var. ABD krizi daha iyi yönetti. Başkan ile Kongre arasında farklılık olmasına karşın Fed olayı iyi yönetti. AB ise lider eksikliği çekiyor.

      Sil
    5. en önemli fark ABD'de mali birlik varken AB'de olmaması. avrupada mali birlik olsaydı bu derece sıkıntı olmazdı. olay sistem farkından kaynaklı. bir de ABD'nin finansal sistemi krizden önce de AB'ye kıyasla daha sağlamdı. halen de öyle. ABD'de wholesale lending'in aktiflere oranı AB'ye kıyasla çok düşüktür. yine borç/kaynak oranı AB'de çok yüksekken ABD bankacılık sisteminde kaynaklar daha çok mevduatlara dayalıdır.

      Sil
    6. ABD'de mali birlik var ama muhalefet nedeniyle bütçe çıkaramıyor, borç tavanını artıramıyor yönetim. Dolayısıyla ABD'de de para politikasına maliye politikasının katkısı AB'!den fazla değil.

      Sil
  10. Hocam merhabalar

    Bir sorum olacaktı. Şimdi FED parasal genişlemede bulunuyor yarın bir gün bizim ülkemizdeki faizler daha dogurus amerikadaki faizler normal piyasalara göre faiz oranları yuksek oldugunda tüm ülkeden dolar çıkısı gerçekleşmez mi böylece amerikada enflasyon tavan yapar( böyle bir senaryo mumkun muumkunse abd nın bunu onleme planı var mı) teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. amerikada faizler diyelim ki 1 puan yükselirse türkiye'de en az 3-4 puan yükselir. dolayısıyla denge bulunur. denge bulunana kadar bizim borsa tepetaklak olabilir, enflasyon artabilir, hatta resesyon da olabilir ama dünyada dolar dengesi bir şekilde oturur.
      dediğiniz "dolarların amerikaya geri dönmesi durumunda amerikada enflasyonun artması" durumu 2 şekilde söz konusu olur. ilki, amerikan ordusunun caydırıcılığını kaybetmesi ve petrol başta olmak üzere temel emtianın dolarla fiyatlanmaması durumudur. böyle bir durumda beyni olan hiç kimse dolar tutmaz ve muhtemelen Çini gibi bir ülke fırsattan istifade para birimini konvertibl hale getirir. ikincisi, bankacılık sisteminin (mesela türev piyasalardaki üçkağıdın ayyuka çıkması durumu) yükünün amerikan devletinin sırtına binmesi ve amerikan devletinin anormal borçlanma yapması neticesinde dolara olan güvenin kaybolmasıdır.

      Sil
    2. Yanıtı beğendim. ABD'de faizlerin artması halinde dolarla ABD'ye dönmez çünkü öteki ülkelerde de faizler artar. % 7 cari açığı olan Türkiye'yi düşünün. ABD ve diğer gelişmişler faizleri artırdığı halde Türkiye, faizi düşük kaldığı için bu açığı finanse edecek yabancı kaynağı bulamazsa ya büyümesi çok düşecek ona razı olacak ya da faizi yükseltecek ve yabancı kaynak girişine dayalı büyümesini yüksek tutmaya çalışacak.

      Sil
  11. Mehmet ÇOBAN

    Sevgili Hocam,

    Gösterge faizi,gösterge tahvil faizi veya ikinci piyasada oluşan faiz... diye ekonomi yazılarda geçen, zannettiğime göre ekonominin durumunu asıl gösteren faizi merak ediyorum.Hocam bir tanımlarsanız veya anlatırmısınız? Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gösterge faiz, Hazine'nin çıkardığı tahvillerden (ki bunlara bonolarla birlikte DİBS deniyor) ikincil piyasada en çok işlem göreninin piyasada oluşan faizidir. Piyasa gösterge faiz olarak ona bakıyor.

      Sil
  12. Ceyhan

    Hocam gösterge faiz ile politika faizi arasındaki ilişkiler bütününü kısaca anlatabilir misiniz ? Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Politika Faizi TCMB'nin bankalara haftalık repo ile borç verdiği para için aldığı faizdir. Bu faizdeki değişim piyasadaki bütün faizler üzerinde etkili olur.
      Gösterge faizi ise yukarıdaki yanıtta anlattım. Gösterge faiz birçok nedenden etkilenir TCMB'nin faizinden de etkilenir.

      Sil
  13. Hocam,

    Öncelikle, Türkiye'de özellikle her iki Bayramda geçtikten sonra iyice palazlanacak iktisadi krizin beklendiğini bir çok satır arasında okuyabiliyoruz. Eğer bu yorumu doğru kabul edecek olursak yıl sonu dolar kuru seviyesinin hatta mart-nisan dönemine doğru süzülmesiyle 1,5TL 'nin altına ineceğini beklemeli miyiz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...