11 Haziran 2013 Salı

Beklentiler

Beklentilerin oluşması
Bir olayla ilgili bitmiş, tamamlanmış bir sonuç söz konusuysa buna gerçekleşme diyoruz. Örneğin yılsonunda enflasyon % 5 olarak çıkmışsa bu gerçekleşmiş enflasyondur. Eğer bir olayla ilgili henüz gerçekleşmemiş bir bekleyişimiz varsa buna da beklenti diyoruz. Örneğin yılın ortasında eldeki verilere bakarak yılsonu enflasyonunu % 7 olarak gerçekleşmesini beklememiz halinde ortaya çıkan oran bizim beklentimizdir. Ekonomik değişkenlerdeki ileriye dönük beklentiler geçmiş deneyimler ve ekonomik yapıdan (tüketim ve yatırım eğilimleri gibi) önemli ölçüde etkilenir.

Önde gelen 100 üretici firmanın karar alıcısı konumundaki yöneticileriyle bir anket yaparak yılsonu enflasyon beklentisi hakkındaki görüşlerini aldığımızda buradan çıkan ortalama oran bize karar alıcıların ortalama enflasyon beklentisini gösterir. Diyelim ki Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi % 5 olarak açıklandığı halde böyle bir anketten çıkan sonuç % 7 enflasyon beklentisi şeklinde olsun. Bu durumda enflasyon gerçekleşmesi, eğer fiyat artırımı için koşullar uygunsa (yani talep yeterliyse ve diğer koşular da engel oluşturmuyorsa), % 7’ye yakın olacaktır. Çünkü karar alıcılar beklentileri olan % 7’lik bir enflasyonun maliyetlerini bu oranda artıracağını düşünerek fiyatlarını artırırlar ve sonuçta enflasyon beklentilerini fiyatlarına yansıtmış olurlar. Böylece gerçekleşme de beklentilere yakın bir yerde oluşur. Rasyonel beklentiler teorisi bunu şöyle açıklıyor: “Beklentiler hangi yöndeyse gerçekleşme de o yönde olur.” İşte bu nedenle ekonomik dengenin oluşmasında ekonomik bireylerin çeşitli değişkenler üzerinde ileriye dönük beklentileri çok önemli rol oynar.

Karar alma sürecindeki bilgiler
Karar alma sürecinde edinilen bilgiler de beklentilerin oluşturulması açısından önemli rol oynar. Örneğin, merkez bankalarının rezervlerini artırmak için daha fazla altın alacaklarına yönelik bir haber piyasada o tarihe kadar oluşmuş altın dengesini bozar. Altın talebinin artacağı yönündeki bu haber, insanları altın fiyatlarının artacağını düşünmeye itecektir. Çünkü arz ve talep yasaları gereği arzda artış yokken talep artıyorsa fiyat artacak demektir. Bu durumda insanlar fiyat artışı olmadan önce altın almak isteyecektir. Bu durumda da altın fiyatları artan talebe paralel olarak yükselmeye başlayacaktır. Haberin temelini merkez bankalarının alımı artırması olduğu halde henüz merkez bankaları alıma geçmeden altın fiyatları artmaya başlamış olur. .

Beklentileri ekonomik yapı kadar, elde edilen bilgiler de yönlendirmektedir. Elde edilen her bilgi doğru olmayabilir. Elde edilen bir haber piyasaları bir yönde hareketlendirirken, bir süre sonra bu haberin yanlış çıkması, piyasaları bu kez ters yönde de hareketlendirecektir. Altın ile ilgili haber örneğimizde, merkez bankalarının altın alımına gideceği haberi altın fiyatlarını artırmıştı. Dünya Altın Konseyi’nin bir açıklama yaparak “dünyanın önde gelen bütün merkez bankalarıyla görüştüklerini ve hiçbirinin altın alımı konusunda bir eğilimi olmadığının saptadığını” açıkladığını varsayalım. Haberin yanlış olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte fiyat artışlarından kurtulmak için altın alanlar taleplerini eskisinden de aşağı düzeye düşüreceklerdir. Çünkü ellerinde yanlış habere dayanarak aldıkları fazla altın bulunmaktadır. Bu şekilde, altın fiyatları haberin yanlış çıkmasıyla eski fiyatından da daha düşük bir fiyata düşebilecektir.
  
Mali kesimdeki anlık etkiler
Örneğimizden yola çıkarak şu sonuca varabiliriz: Beklentilerin elde edilen haberler yoluyla şekillenmesi ve elde edilen haberlerin her zaman doğru olmayacağı gerçeği piyasaların dengesini oynak hale getirmektedir.  

Ekonomide mal piyasalarının dengeye gelmesi zaman alan bir süreçtir. Üretim kararı alıp üretimi gerçekleştirmek kısa sürede olmaz. Buna karşılık mali piyasalarda arz ve talep dengesi ödeme teknolojisinin gelişmesiyle birlikte anlık bir olgu haline gelmiş durumdadır. Dolayısıyla haber yoluyla beklentilerin etkilenmesi ve mali piyasaların yeni dengelere gelmesi çok çabuk gerçekleşmektedir.

Fed'in açıklamaları ve değişen beklentiler
Fed’in tahvil alımlarını azaltacağı yani piyasaya verdiği likiditede azaltmaya gideceği yolundaki açıklamaları aşağı yukarı 2 – 3 haftadan beri başta gelişme yolundaki ülkeler olmak üzere bütün küresel sistemi etkiledi. Henüz Fed bu dediğini uygulamaya koymadı ama açıklama beklentilerin değişmesine yol açtı. Bu açıklamadan önce Fed’in, daha uzun bir süre tahvil alımlarını azaltmayarak piyasayı likit tutmaya devam edeceği tahmin ediliyordu. Fed’den gelen açıklamanın sonucunda insanlar ABD’de likiditedeki azalma sonucunda faiz oranlarının yükseleceğini düşünmeye başladılar. ABD’de bu eğilimin ortaya çıkması halinde Avrupa’da da benzer eğilimler ortaya çıkması beklenir. Bu durumda ABD ve Avrupalı yatırımcılar, gelişme yolundaki ülkelerde daha yüksek faizle duran paralarını alıp ülkelerine dönmeye başladılar. Bunun sonucu olarak gelişme yolundaki ülkelerin borsalarından, bankalarından, tahvillerinden çekilen yerel paralar Dolar ve Euro’ya çevrilerek asıl ülkelerine geri dönmeye yöneldi. Gelişme yolundaki ülkelerde borsalar düştü, yerel paralar Dolar ve Euro’ya karşı değer kaybetmeye başladı ve faizler yükselmeye yöneldi. Özetle diyebilirim ki Fed’in açıklaması beklentileri değiştirdi, beklentilerdeki değişiklik ise gerçekleşmeyi etkilemeye başladı.

Türkiye'de oynak beklentiler
Türkiye’de son dönemde yaşadığımız olay da budur. Dışarıdaki bu gelişmelere ek olarak bir de yerel gelişme ortaya çıktı: Gezi Parkı olayları. Bu olayların mali piyasalar üzerindeki etkisinin bu aşamada çok büyük olmadığını düşünüyorum. Çünkü mali piyasa zaten Fed’in kararıyla etkilenmiş bulunuyordu.

Gezi Parkı olaylarının devamında pek çok gelişme yaşandı. Bu gelişmeler beklentileri sürekli olarak değişmesine yol açıyor. Başlangıçta olayların yumuşama yoluyla çözüleceğini düşünenler ağırlıktaydı. Dolayısıyla olayların piyasalara etkisi çok belirleyici olmadı. Asıl olarak piyasalardaki etki Fed'in açıklamalarıyla sınırlı kaldı, Gezi Parkı olayları bunun üzerine az bir ek etki getirdi. Ne var ki olaylar devam etti ve her gün farklı bir beklenti doğmasına yol açarak piyasalarda etkisini sürdürdü.

Gezi Parkı olaylarının etkisi asıl olarak kaynak girişinde kendisini gösterecek gibi görünüyor. Fed'in açıklaması sonrası Türkiye gibi gelişme yolundaki ekonomilerden çıkan yabancı kaynakların geri dönüşü , Fed açıklama değiştirse bile, bu olaylar nedeniyle eskisi kadar kolay olmayacak gibi görünüyor.

46 yorum:

  1. bugün açıklanan hormonlu GSYH rakamlarına göre %3'lük büyümenin 2,89 puanı, yani neredeyse tamamı kamu harcamaları kaynaklı. "daha maliye politikası devreye girmedi" diyenler herhalde bugün açıklanan verilerden sonra bir kez daha düşünürler.

    YanıtlaSil
  2. Hocam, piyasalara yön veren büyük yatırım bankalarının modellerinde beklentiler en fazla %20'lik bir paya sahip. zaman, seviye, insider bilgi, hatta güneş aktiviteleri, güneş lekeleri, gezegen kütle çekimlerindeki değişim bile modellerine dahil. öyle bir dünyadayız ki beklentiler ve makro ekonomik veriler sadece ana akım medya vasıtasıyla kitlelere hikaye pazarlamakta kullanılıyor. piyasaları yönlendirenlerin apayrı dünyaları var.

    YanıtlaSil
  3. Degerli Hocam,
    insaat sektoru konusunda ne dusunuyorsunuz? Bana oyle geliyor ki, Amerikada'ki, Ispanya'daki, Irlanda'daki gibi buyuk bir cokusu beraberinde getirebilir. Insanlar sonucta evlerinin degerine bakip, ona gore para harcamiyorlar mi? Bunca evi, apartmani kim aliyor, nasil aliyor benim aklim almis degil. Yatirim amaciyla aliyorlarsa, gunun birinde herkes diger ulkelerdeki gibi kendi kendilerini kandirdiklarini anlamiyacaklar mi? Bu konuda gercekten cok kaygiliyim. Umarim yaniliyorumdur.

    -- Amerika'dan sizi takip eden okurunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir yönüyle haklısınız burada da bir balon oluşuyor ama bir yönüyle burası sayılan ülkelerden farklı o anlamda oluşan balon çok büyük değil. Fark şurada: Özellikle İstanbul'da deprem riski nedeniyle bir kentsel dönüşüm söz konusu. O nedenle mevcut konut stokunun en az yarısı yenilenmek zorunda. Dolayısıyla yapılan inşaatın bir bölümü bunların yerine geliyor. Konut fiyatları konusunda ise haklısınız. Çünkü fiyatlar kentsel dönüşümle bile açıklanmayacak bir boyuta ulaşmış durumda. Şimdilerde biraz durulma var.

      Sil
  4. Hocam dediğiniz gibi fedin bazı açıklamalarından dolayı gelişme yolundaki ülkelerden para çıkışı başlamıştır ve kur yükselişe geçmiştir benim sorum bu sene Türkiye'nin vadesi gelen borçlarıyla ve cari açığının finansmanından dolayı ve üzerinede yapacağı borçlanmalardan dolayı 180 milyar$ kaynak bulması gerekmektedir içinde bulunduğumuz durum malum piyasadan yabancılar çıkmaya başlamış ve Türkiye'ye olan güvenleri bir nebzede olsa sarsılmıştır hocam bu sene Türkiye cari açığını finanse edecek kadar ve vadesi gelen borçları ödeyecek kadar kaynağa ulaşılabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıkıntılı bir durumla karşı karşıya olduğumuz açık. Buna karşılık 100 milyar doların üzerinde TCMB'nin döviz rezervi var. Dış borçlanmaların hepsi ödenip de sonradan tekrar alınacak borçlar değil. Çoğu vadesi geldiğinde yeni koşullarla yenileniyor. Türkiye'deki reel kesime ve bankalara borç veren bankaların çoğu uzun yıllardır Türkiye ile çalışan kuruluşlar. Bu borçları yenileyeceklerdir. Maliyetler biraz artar. Zaten CDS'lerden bunu görebiliyoruz. Benim beklentim bu yönde.

      Sil
  5. Hocam Türkiye'nin kredi derecelendirme kuruluşları tarafından notunun ard Arda yatırım yapılabilir seviyeye çıkarılmasıyla yabancı kaynaklara uzun süreli ve düşük faizle ulaşılabilmeye fırsatına kavuşulmuştur . Acaba bu gezi parkından dolayı ortaya çıkan ve yabancıları tedirgin eden bir ortamın olması bizim borçlanmamızda ucuza kaynak bulmamızı etkiler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin borçlanma maliyetleri kredi notunun artmasından önce de oldukça aşağıya düşmüştü. Mesele sadece Gezi Parkı olaylarıyla sınırlı değil. Fed'in parasal gevşemeyi azaltacağını açıklaması bizim gibi bütün ülkelerden kaynak çıkışına yol açtı. Gezi Parkı bizim açımızdan bu değişime ek bir maliyet getirecek. Bu gelişmeler bizim gibi ülkelerin borçlanma maliyetini yukarıya iterken bizdeki Gezi Parkı olayları bu maliyeti biraz daha fazla yukarı itebilir.

      Sil
  6. Hocam anlamadığım bir mekanizma var bir mala olan talep artınca o malın satıcısı malın kıt olma durumuna ve tüketici tarafından çok tercih edilmesine bağlı olarak malın fiyatını artırabilme cesareti gösterebiliyor bu yüzden bir mala olan talep artarsa fiyatının artacağını söyleyebiliyoruz. Hocam biz dövizide mal kategorisine alıp ona olan talep artınca fiyatının artacağını söylüyoruz da anlamadığım bir husus var; bugün merkez bankası 200milyon $ ilk ihaleler düzenledi ve piyasadan tl likiditesini çekmek için . Bankaların vereceği tl karşısında eline 200 milyon $ ilk döviz geçti bu aşamada piyasa da tl kıt olduğu için tl dolara karşı değerlenir diyoruzda bunun değerlenmesi nasıl oluyor ? Örneğin bankalar ellerindeki tl Ler ile dövizleri mi tartıyorda hangisi daha çoksa ona göre mi değeri belirleniyor nasıl oluyorda yapılan bu müdahale sonucunda tl nin dolar karşısında değeri artıp kur düşebiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancıların ve yerlilerin döviz talebi oluyor. Bunlar parasını alıp gitmek istiyor. Bankalar döviz bulmakta sıkışınca döviz kuru yükseliyor. TCMB, ihalelerle piyasaya döviz satıyor ve dövizi bollaştırarak kuru düşürmeye çalışıyor. Bankalar ellerindeki TL ile döviz alınca bu kez TL azalıyor ve TL değer kazanıyor. Mekanizma böyle çalışıyor.
      Piyasada bol olan malın fiyatı düşer
      Piyasada az olan malın fiyatı artar.

      Sil
  7. Hocam ekonomi politikası kitabı raflarda yerini aldı mı ? Eğer almadıysa raflarda yerini aldığı zaman duyuru yaparsanız kitaba ulaşabilme kolaylığı açısından çok iyi olur hocam ayrıca bu kitabı baştan mı güncelliyorsunuz yoksa bazı kısımlar mı değişiyor ? Kitabınızı sabırsızlıkla bekliyoruz hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Henüz çıkmadı. Kitap büyük ölçüde yenilendi. Yeni gelişmelerle ilgili eklemeler yapıldı. Bazı bölümler çıkarıldı yeni bazı bölümler girdi. Çoğu bölüm baştan yazıldı.
      Piyasaya çıktığında duyuracağım. İlginize teşekkürler.

      Sil
  8. Hocam bu piyasaya dolar sürülmesi ve tl çekilmesi ne sekilde oluyor. Yani demek istediğim su ki;
    Doların kısa vadede en az 2 tl ye varacağı aşikar. İstemediğimiz bir durumda da 2 tl yi çok rahat asacaktir tabi. Peki bu dövizleri kime satıyoruz tl karşılığında yani bu satışlar ne kadar şeffaf. ? Devletin mali kalmadı da rezervlerdeki sıcak döviz mı peşkeş çekiliyor. ?

    Teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuya yukarıda yanıt verdim.
      Rezerv dediğimiz şey bugünler için biriktirilir. Bu bir ekonomi politikası uygulamasıdır peşkeş çekmekle ilgisi yok.

      Sil
  9. hocam fedin tahvil alımlarını azaltacağını açıklaması ne gibi bir etki piyasalarda bırakıyor da yabancı yatırımcılar gelişmekte olan ülkelerdeki paralarını dolar ya da euroya çevirip çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed'in tahvil alımını azaltma açıklaması piyasaya verdiği parayı azaltması anlamına geliyor. Çünkü banka ve kuruluşlardan ellerindeki tahvilleri alıp karşılığında onlara para vererek piyasaya likidite sunuyordu. Şimdi bunu azaltmaya başlayacağını açıklayınca piyasada likidite azalması olacağı ve dolayısıyla ABD'de faizlerin yükseleceği beklentisi ortaya çıktı. Zaten faizler de bu açıklamaların ardından hafif hafif yükselmeye başladı. Bu durumda ABD'li yatırımcı dışarıdan yüksek faiz almayı umarak yolladığı parayı geri çekmeye başladı. Çünkü artık faizler ABD'de de yükselecek ve aradaki fark yurt dışı riski almaya değmeyecek diye düşünüyor.

      Sil
  10. Hocam diyoruz ya bir yerde domates bollaşırsa onun fiyatı düşer burada fiyatı satıcı düşürmektedir peki döviz piyasasındada döviz bollaştığında kuru bankalar mı düşürmektedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genel olarak evet. Bankalar kendilerine bol miktarda döviz gelirse giderek daha düşük kurla almaya başlarlar. Çünkü gelen döviz ihtiyacı aşmaya başlamıştır. Tersi olursa kendilerinden döviz çekilişi olursa bu kez döviz fiyatını artırmaya başlarlar ki çekiliş azalsın diye.
      Bir de döviz büfeleri var ama onlar çok etkili değil, daha çok bankaları izliyorlar (çünkü işlem hacimleri düşük.)

      Sil
  11. Merhaba,
    Bu saatta Taksim'deki çarpışmaları izlerken değişiklik olsun diye size bir konuyu sormak istiyorum.
    Son 10 yılda Türkiye'nin kişi başına düşen milli gelir artışının yıllık ortalama %4,5 - 5 olduğunu biliyoruz. Sizin ve medyada yer bulabilen öteki ekonomistlerin Türkiye'nin milli gelirinin son 10 yılda söyleyenin insafına göre 3 kat ya da 4 kat arttığının söylendiğini de biliyoruz. 2002'de yaklaşık 2.500dolar olan kişi başı milli gelirin yıllık ortalama %4,5 - 5 artarak 10 yılda nasıl yaklaşık 10.000 dolara ulaştığını açıklayabilir misiniz? Aslında bunu hesaplamak için büyük ekonomist olmaya gerek yok. İlkokulda öğretilen dört işlemi düzgün yapabilmek bunun için yeterlidir. Ama belki siz 2.500 doların yılda %4,5 artarak 10 yılda 10.000 dolara ulaşması için hangi hokkabazlıkların yapıldığını açıklayabilirsiniz.
    Cnbc-e'de her gün akşam 5'te yayınlanan programda sıkıntılı bir şekilde yaptığınız ürkek konuşmaları her gün izliyorum. Ama o programda böyle bir konunun konuşulamayacağını bildiğim için size bu iletiyi yazıyorum. Televizyonda olmasa da bir şekilde bu konuyu açıklarsanız sevinirim.
    İyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben bu konuyu hem yazdım hem de cmbce'de anlattım. Bu blogdaki şu yazıma bir göz atmanızı öneririm. Bu yazımda gerçek ve sanal büyümeyi ayırarak ortaya koydum.
      http://www.mahfiegilmez.com/2013/04/gercekte-ne-kadar-buyuduk.html

      Sil
  12. hocam , beklentiler ile ilgili yaptiginiz aciklamalari goz onune alirsak FED neden bu yonde bi karar aldi .likiditeyi azaltma nedeni nedir yada ters yonde bir karar alsaydi artirsaydi neden bu yonde bi karar alir?
    saygilarimla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed henüz bu kararı almadı, Bernanke bu yönde bir kararı Eylül ayında alabileceklerini açıkladı. Ve bu yolla beklentileri etkilemiş oldu. Bunun nedeni kriz yönetimini yavaş yavaş terketme ve ekonomiyi normalleştirme arzusudur. Çünkü bu kadar büyük bir parasal genişlemeyi eğer yavaş ve düzgün biçimde tersine çeviremezlerse sonuçta hiper enflasyon ortaya çıkabilir. Fed'in bilançosu küresel krizde 4 misline yakın büyüme gösterdi. Bunun artık düşürülmesi gerekiyor. Yani sonsuza kadar parasal genişlemeyle gitme imkanı yok.

      Sil
  13. Hocam 19 haziranda bir açıklama gelecek Bernanke amcadan; kritik kararlar bu toplantıda kesinleşebilir. Altın, dolar ve borsa korelasyonları da ters tepiyor artık, piyasalar bakalım bu toplantı sonrası nasıl yön bulacak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Farklı bir açıklama gelmeyecek sanırım.

      Sil
  14. Hocam bankalar da döviz bollaştığında banka döviz uCuZ fiyattan almakta olduğunu belirttiniz benim merak ettiğim bir banka bende döviz bol dövizi 1.5 tl den alayım diğer banka ise bende o kadar döviz yok dövizi pahalıdan satayım diyebilir mi? Domates piyasasında elde domates az kalmışsa satıcı fiyatı yükselebiliyor yada elinde bol domates varsa fiyatı düşükten satabiliyor döviz piyasasında bu mümkünmüdür ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Domatesçilerin kendi aralarında bir mekanizması var mıdır bilmiyorum ama bankalararası piyasa diye bir piyasa var ve bankalar birbirlerinden para veya döviz alırlar. Hepsinde azalma başladığında fiyatlar hepsinde birden aşağı yukarı aynı miktarda artar.

      Sil
  15. Hocam dünkü yapılan 200 milyon $ lık döviz ihalesinden sonra bankaların tl kaynaklarında bir miktar azalma olmuştur bu azalma sonucunda bankaların faizlerine bir miktarda olsa artma bekliyebilirmiyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır çünkü o azalmayı gidermek için TCMB repo ihalesiyle bankalara 4 milyar TL verdi.

      Sil
  16. Hocam anlamadığım bir nokta var fedin bilançosu 4 kat büyüdüğünü belirttiniz bunu nasıl okumamız gerekiyor ? 4 kat büyümesi diyince ne anlamamız gerekiyor? Birde para arzı ile parasal taban arasındaki fark nedir hocam
    Son soru ) milli Servet ile gsyh arasındaki fark nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir MB'nin bilançosu sadece para dağıtıyorsa büyür. Çünkü MB mevduat kabul etmez, kredi vermez., genellikle sermayesi artmaz, gayrimenkul almaz vs.
      Parasal taban para arzı ve milli servet ile GSYH arasındaki farkları buraya sığdıramam. Onları ileride bir yazı konusu yapayım en iyisi.

      Sil
  17. Merhabalar hocam benim bir sorum olacaktı. Son dönemlerdeki kur hareketlerinde ROM' un etkisi nedir? Gerçekten otomatik istikrar sağlayıcılık görevini yerine getirebilir mi?
    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ROM'un katkısı var tabii ama bu tür dalgalanmalarda ROM yetersiz kalıyor ve TCMB'nin farklı araçlarla doğrudan müdahalesi gerekiyor.

      Sil
  18. üstad merkez bankası başkanı sayın Başçı yaptığı açıklamada (son dönemdeki olaylarında etkisiyle) ülkemizden 7,8 milyar dolarlık bi sermaye çıkışı olduğunu belirtti. Çıkan bu sermayenin spekülatif amaçlı sermaye olduğu ve ekonomide ani olaylar ve krizler döneminde yurt dışına kaçacağı kabul gören bi durum, Bu durumun kısa vadede eknomik dengeleri çok fazla etkilemeyeceğini hem Baççı hemde Sayın Şimşek açıkladı. Size göre bu durum ve olayların daha da büyüyüp uzaması ekonomik dengeleri kısa ve uzun vadede nasıl etkiler, etkilerse önemli sayılmayacak bir etki mi olur yoksa tam tersi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye cari açık veren ve bu açığı dış kaynakla (büyük ölçüde borçlanmayla) finanse eden bir ekonomi. Eğer bu açığı finanse edecek parayı bulamazsak cari açık düşer ve onunla beraber bizim büyümemiz de düşer. Çünkü bizim büyüyebilmek için dış tasarruf ithal etmeye ihtiyacımız var. O zaman da dengeler bozulur, işler tersine döner. Türkiye gibi genç işsizlerin çok sayıda olduğu bir ülkede büyümenin düşmesi pek çok dengeyi tersine çevirir. Kısa vadede etki, az olabilir ama bu devam ederse orta - uzun vadede etki büyür ve ciddileşir.

      Sil
  19. Teşekkürler üstad yorumunuz için...

    YanıtlaSil
  20. Sayın Üstadım yazılarınızı çok büyük bir keyifle okuyorum. Benim sorum biraz şahsi olacak neden ciddi bir ekip toplayıp türkiyede ekonomi gazetesi( belki dünyada böyle bir çalışma ilk olur tam bilemiyorum sadece ekonomik gelişmelerden bahseden ve dünya ekonomisini de barındıran bir mecmuadan bahsediyorum) çıkarmayı düşünmüyorsunuz ? İnsanlar daha da bilinçlenerek ülke ekonomisine sahip çıkar siz de bunun başını çeken kişi olarak haklı gururunu yaşarsınız. ülke dışındaki insanlar bile takip ediyor. bu iş daha resmi yapılsa ekonomiye olan duyarlılık artar. okurlarınız bilginize ve tecrübenize çok güveniyor. sizin gibi degerli bir ekonomistin bu işin de üstesinden geleceğine canı gönülden inanıyorum. bu tavsiyeden ziyade sadece bir düşünce. iyi çalışmalar sayın hocam.

    YanıtlaSil
  21. Hocam, elinize sağlık beklentilerin ne derece piyasayı etkilediğini çok iyi anlatmışsınız. Elinizden kaleminiz eksik olmasın.

    YanıtlaSil
  22. Hocam MBnin piyasaya döviz sürüp tlyi değerlendirmesinin sırasıyla dış ve iç dengeye etkisinin senaryo gereği nasıl olması beklenir?sanırım ilk ithalat ihracat yönünden dış denge etkilenir fakat daha sonrasında kamu dengesi ve reel denge ne şekilde etkilenir bağlantıyı kuramıyorum yardımcı olur musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB nin piyasaya döviz sürerek TL yi değerlendirmeye çalışması ihracatı artırıp ithalatı düşürerek cari açığı azaltmaya yönelik bir hamledir. Değerli TL daha az enflasyon demektir ve bu da bütçedeki harcama yükünü düşürür. Ne var ki ithalatın düşmesi ithalde alınan KDV ve Ö T V ye bağlıolan bütçe gelirlerini azaltır ve bütçe açığını büyütür

      Sil
    2. Hocam çok teşekkür ederim

      Sil
  23. Hocam saygılar borsada % 20 düşüş kurlarda da %20 artışa sebeb olur mu? Çünkü borsada ağırlık yabancılarda aynı zamanda borsada ve tahvildeki toplam yabancı portföyünün toplam USD değeri nedir sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir ilişki kurmak sanırım doğru olmaz. Bizim gibi cari açık veren ülkelerde borsada yabancı çoğunluğu olan ekonomilerde yabancı çıkışı borsanın düşmesine ve yabancıların parasını alıp Türkiyeden gitmesi kur yükselmesine yol açar. Ama bu ilişkiyi bire bir biçimde ortaya koyacak kanıt yok elimizde.

      Sil
  24. Mahfi Bey şu şekilde düşünürsek yanılır mıyız? Yurt içi yatırımcılar için de Merkez Bankasının döviz rezervleri ileriye dönük bir güvencedir. Dolayısıyla, örneğin fabrika kurmak isteyen bir tüccar, kriz anlarında bile ihtiyacı olabilecek dövizi ülkede bulabileceğini düşünür. Yurt dışından uzun vadeli, düşük faizli döviz kredisini daha rahat bulabilir, kullanabilir. Yani Merkez Bankası döviz rezervlerini arttırarak yurt içi yatırımcılara da mesaj vermektedir. Bu yüzden güçlü bir döviz rezervi bizim için çok önemlidir.
    Dövizimizin kıymetini bilmemiz gerekmektedir. Hele bu zamanlar da daha da çok kıymet vermek durumundayız. Şöyle bir handikapımız da oluyor. Ekonomide tek bir karar alıcı yok. Hepimizin vermiş olduğu kararların sonuçlarını yaşıyoruz. Binbir zahmetle bir yatırımcımızın ülkemize kazandırdığı döviz, bundan bir haber bir tüketicinin bir kararıyla tekrar yurtdışına çıkmasına neden olabiliyor. Şu örneği verebiliriz. Borçlarını çevirmekte zorlanan bir aile reisi olduğunu düşünelim. Çocuğu gidiyor taksitle bin ikibin liralık ithal telefon alıyor :) Bu basit bir örnek.
    Çocuk ben bunu harçlıklarımla, çalışarak öderim diyor, o da haklı. Kısa vadede düşünürsek, Çocuğun yurt içinde TL kazanması Döviz rezervlerimizi arttırıcı bir etki yapmıyor. Sonuçta ithalatçı cep telefonun parasını yurt dışına TL olarak değil döviz olarak gönderiyor.
    Aslında bunlar birer sonuç, ülkede gözüken refah artışının bir sonucunda araba, cep telefonu gibi ürünlere talep artıyor, ama bu talebi karşılayacak yeterli yurt içi üretimi yok. Bu yüzden belki de babayiğitler aranıyor ama kimse çıkıp ben yaparım demiyor.
    O zaman özel sektör yapmıyorsa, konuşulması gereken ( bu yapısal reformlar ) bu fabrikaların, devlet tarafından kurulması. Sizin de daha önce yazdığınız gibi belli bölgeler de bu yatırımlar yapılabilir. Tabi anladığım kadarıyla tüm bu yatırımların hükümet özel sektör marifetiyle olmasını istiyor, ama kısa vadede bu hemen olmayacak gibi.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...