9 Haziran 2013 Pazar

Faiz Yükselince Kim Kazanır?

Diyelim ki Hazine’nin tahvil ihalesine girdiniz ve bir yıl vadeli % 5 faizli bir tahvil aldınız. Yılsonunda 100 TL’lik tahvili Hazine’ye götürdüğünüzde karşılığında 105 TL alacaksınız. Bu tahvilin ikincil piyasadaki faizinin de aynı olduğunu varsayalım. Bu durumda bu tahvili aldığınız gün ikincil piyasada başkasına satsanız fiyatı yine 100 TL olur. Siz tahvili satamadan aynı gün içinde olağanüstü bir olay olduğunu ve faizlerin % 7’ye yükseldiğini varsayalım. Bu durumda sizin tahvilinizin değeri artık 100 TL etmez. Çünkü Hazine’nin yeni çıkaracağı tahvil artık yılsonunda 107 TL ederken sizin tahviliniz 105 TL edecektir. Bu durumda siz bu tahvili ikincil piyasada 100 TL’ye satamazsınız. Daha ucuza satmanız gerekir ki alan da %7 faiz kazanabilsin. Aksi takdirde sizin 105 TL edecek tahvilinizi alacağına gidip Hazine’nin % 7 faizli tahvilini satın alır. Bu durumda eski fiyatla tahvil satın almış olduğunuz için zarar edersiniz. Tahvili vadesinden önce ikincil piyasada satmayıp vade sonuna kadar elinde tutsanız da zarar edersiniz çünkü sizden hemen sonra tahvil alanlar 100 TL’lerine karşı vade sonunda 107 TL alırken siz 105 TL alacaksınız demektir.   

Şimdi hesabı tersine çevirelim. Diyelim ki siz tahvili aldıktan sonra olağanüstü bir olay oldu ve faizler yüzde 4’e düştü. Bu durumda sizin tahviliniz değer kazanır. Çünkü siz yılsonunda o tahvili götürüp 105 TL alacaksınız oysa sizden hemen sonra % 4 ile tahvil alanlar 100 TL’lik tahvili götürdüklerinde 104 TL alacaklar. Bu durumda siz piyasada bu tahvili 100 TL’den daha yüksek fiyata satabilirsiniz.  

Hazine’nin çıkardığı Devlet Tahvilleri ve Hazine Bonoları, ağırlıklı olarak yabancıların ve bankaların ellerinde bulunuyor. 2013 Nisan sonu itibariyle Hazine iç borçlanma senetlerinin her 100 TL’sinin 47,6 TL’lik bölümü bankacılık kesiminde, 25,7 TL’lik bölümü yurtdışı yerleşiklerin elinde, 24,6 TL’lik bölümü banka dışı kesimde ve 2,1 TL’lik bölümü TCMB’de bulunuyor. Faiz lobisi deyimiyle kastedilen bankalar ile yabancı yatırımcılar her 100 TL’lik tahvil ve bononun 73,3 TL’lik bölümüne sahipler. Yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi bu kesim ellerindeki tahvil ve bonolar nedeniyle faizlerin yükselmesiyle değil düşmesiyle kazançlarını artırıyorlar. Bankalarımızın son yıllarda kârlarındaki artışın önemli bir nedeni faizlerin düşmesiyle ortaya çıkmış bulunuyor. O nedenledir ki faizlerin yükselmesinden en çok zarar görenler bu iki kesim.

Faizler düşerken bankalar, maliyetleri daha çabuk düştüğü için kâr ederler, faizler yükselirken ise bankalar maliyetleri daha hızlı arttığı için kayıpla karşılaşırlar. Bunun nedeni mevduat vadelerinin ortalama 1,5 ay olmasına karşılık kredi vadelerinin ortalama 1 yıl olmasındandır. Faizler yükseldiğinde bankalar vadesi çabuk dolan mevduatı elden kaçırmamak için faizleri artırmak zorunda kalırlar, buna karşılık gelirlerini yükseltmek için aynı hızla kredi faizlerini artıramazlar çünkü açtıkları kredilerin vadesi geç dolar. Yani bankalar faiz düşüşünden kazanç elde ederken, faiz artışından kayıpla çıkarlar.    

İddia edildiğinin tam aksine faiz lobisinin faizlerin yükselmesini değil düşmesini desteklemesi gerekiyor. Ortada bir faiz lobisi yok tabii ama tahvil ve bonoları ağırlıklı olarak ellerinde tutan yabancı yatırımcıların ve bankaların faizlerin düşmesine dua ettikleri son yıllardaki kazançlarına bakınca çok açık bir biçimde ortaya çıkıyor.

Faizlerin yükselmesinden kazançlı çıkabilecek bir tek kesim vardır: Mevduat sahipleri. Onlar da örgütlü olmadıkları için faizlerin artmasını etkileyemezler.

“Altının değeri fiyatıyla ölçülür, öğrenmenin değeri ise ölçülemez.” Çin Atasözü.

Not 1: Bu bir kısa dönem analizidir. Eğer faiz yükselişi bir sefere özgü bir yükseliş ise ilk kayıplardan sonra orta - uzun dönemde eski duruma geri dönülür. Ama eğer faizlerde sürekli bir yükseliş başlarsa o zaman kayıplar süreklilik alır.

Not 2: Nisan 2013 sonu itibariyle toplam 393,6 milyar TL tutarında olan Devlet İç Borçlanma Senetlerinin (DİBS ya da Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları toplamı) mülkiyet dağılımı şöyledir (www.hazine.gov.tr):

İç Borç stokunu elinde bulunduranlar
%
Yurtiçi yerleşikler
74,3
     Bankalar
47,6
     Banka dışı kesim
24,6
TCMB
2,1
Yurtdışı yerleşikler
25,7



150 yorum:

  1. Hocam merhaba
    Dediklerinize katilmak ile beraber yapmis oldugunuz analizin anlik oldugunu dusunuyorun . Malum her faiz oranlarin dususu bankalarin marjlarinida daraltiyor her dusus bankalarin oyun alani daraliyor. Onlarda ne yapiyorlar faiz disi gelir kalemlerine yukleniyorlar. Ancak ozellikle Babacanin komisyon gelirleri ile ilgili soylemleri. Gazetelerin ekononomi sayflarinda surekli alinan komisyonlarin haksiz oldugunu dile getirmeleri bankalari zorluyor. Faiz lobisi varmi bilmem ama gecen hafta ticari kredilerin yillik %1,2 arttigina eminim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size kesinlikle katılıyorum. Faizler düştüğünde bankalar işi komisyon kısmına döküyor.Ben bir bankacıyım ve şu sıralar en çok rağbet gören ticari kredimde 0 faizli sadece komisyona yönelik kredi. Şimdi mevduat faizi % 6 seyrederken biz % 5 komisyon 0 faizli kredi veriyoruz. Bu da müşteriye cazip geliyor. Sonuçta yaklaşık % 8 ile mevduatı satmış bulunuyoruz. Herkes bankaların çok fazla para kazandığını söylüyor ama risk payı da düşünüldüğünde kazanılan para göze batmamalı.

      Sil
    2. bu ülkede en çok kazanan kurumlar bankalar ve bu kazancı hiç üretim yapmadan elde ediyorlar sadece risk almaları bu kadar fazla kazanmalarına ve halkı sömürmelerine haklı bir dayanak oluşturmaz ve sadece halkı da sömürmüyorlar çalışanlarını da sömürüyorlar aynı zamanda.

      Sil
    3. Bu konuda sayfalarca tartışabiliriz. Risk/Kazanç konusunda çok haklısınız ancak yinede benzer sektörde çalışanlarla karşılaştırıldıklarında Bankacıların daha az sömürüldüğünden emin olabilirsiniz. Saygılar

      Sil
    4. zaten mahfi hocamız yapılan analizin anlık olduğunu en son belirtmiş.

      Sil
    5. Mahfi hoca faizlerin düşüşünün bankalara kazanç sağladığını çok net bir şekilde anlatmış, yani faizlerin düşmesi başka gelirlere yönelinmesine neden olmuyor zaten bu düşüş bir gelir olarak alınıyor. Alınan komisyonlar ayrı bir konu onun faizden bağımsız olarak alıyorlar(tabii bazı faizi düşük masrafı yüksek krediler hariç)
      Benim asıl söylemek istediğimi şey ise risk kazanç ilişkisi, finansbank'ın gazete'de çıkan haberine göre 600 milyon tl alcağını 100 milyon tl'ye sattığını öğrendik ki buna bu borçların tahsil edilmesi sırasında harcanan paralar dahil değil. Bankaların riskleri dışında çok büyük maliyetleri de vardır. Paranın taşınmasından elemanına(riskli bir iş olduğu için ayrıca çalışanlar da söz konusu) kadar bir çok kalemde gideri vardır. Ayrıca krizlerde ilk batan şirketler bankalar olur.

      Sil
    6. Faiz düsüsünden kazanilan sadece bi seferlik bir kazanc, sürekliligi yoktur. Sayin Egilmez bu noktayi gözlerden kaciriyor..

      Ayrica mevduat sahibi ile tahvil alanin beklenti olarak cok bir farki yoktur. Ikiside daha fazla faiz almak ister. Tahvilin önemli bi farki dönem sonuna kadarki sürede ikincil piyasada satilabilir olmasidir.

      Ayrica ikincil tahvil piyasasindaki islem miktari önemsenmiyecek kadar azdir. Cogu dönem sonunu bekler.

      FAIZ LOBISI kimmi?
      1. Hz. Isa'nin dogdugu yil 1 centi %5'ten faize koyarsaniz, faizinide anaparaya ekleyip bugüne geldiginizde bu para ne olur?? Tahmin edin..
      2. Bide yukaridaki islemi her senin sonunda faizin faizini hesaptan cekrek yaparsak bugün elimizde ne olur??

      Almanya'da Mr. Dax diye anilan Dirk Müller aciklamasi: (ne yazikki almanca)
      http://www.youtube.com/watch?v=2KgP6Aa7BBk

      Faizli para sistemini kuranlar bu sistemin belli araliklarla patliyacagini bilerek bunu
      kurdular ve yönetiyorlar.. Kim olduklarini Sheakspeare bile yazmisti..

      Sil
  2. Merhaba Mahfi Bey,
    Faizlerin düşmesini isteyenler ellerindeki yüksek faizli tahvilleri ikincil piyasalarda satmak isteyenler oluyor anladığım kadarıyla. Peki şu an yüksek faiz üzerinden tahvil alanlar da bu anlamda avantajlı olmuyor mu?

    YanıtlaSil
  3. Hocam ben bankacıyım faiz oranaları düşünce sevinen bir banka yöneticisi görmedim bakış açınız çok teorik olmuş. "Yüksek faiz oranları"nda iniş çıkışlardan faydalanma noktasında bankalar karlı olabilir ama bu süreklilikten değil o anlık yüzdesel değişime pozisyon almaktan kaynaklanan bir fırsat. Düşük faiz bu fırsat marjını da düşürmüş olmuyor mu? Bence ikinci ve daha önemli mevzu mevduat tarafı yani faiz geliri sağlayan kesim. Yazınızda örgütlü olmadığından bahsetmişsiniz sizden ricam bu konuda biraz daha açıklayıcı olmanızdır. Mesela sanayi sektöründeki firmaların yatırım için kullanabilecekleri kaynaklarıyla sağladıkları "faaliyet dışı gelir" rakamlarından.

    YanıtlaSil
  4. hocam 10 yıldır nasıl iktidarda kaldıklarının göstergelerinden biridir bu.olmayan şeyleri varmış gibi gösterip mazlum rolüne bürünüyolar..

    YanıtlaSil
  5. "İşte Taksim'de Gezi Parkı'nda başlayıp 48 ile yayılan protestonun asıl nedeni, aniden düşürülen büyüme hızı nedeniyle artan genç işsizlik oluyor.
    Oysa Merkez Bankası, Başbakan Erdoğan'ı dinleyip faizleri geçen yıl hazirandan itibaren geriletseydi durum böyle olmayabilirdi. Anlayacağınız atanmışlar, seçilmişleri dinlemeyip, adeta kendi iktidarlarını kurup faiz lobisinin yanında yer alınca temel ekonomik göstergeler tutarlıyken birdenbire sosyal sorunlar yaratabiliyorlar." demiş faiz lobisi deyiminin mucidi Süleyman Yaşar. Pes artık,diyecel söz bulamıyorum. Mahfi Hocam elleriniz dert görmesin, yazınızı her yerde paylaşacağım.Saygılar.

    YanıtlaSil
  6. Sürekli biz-siz diyorlar. Hatta spiker biz-siz demesek dedi en sonunda

    YanıtlaSil
  7. Bunlar anlik durumlar aga. sen steady state analysis okudun mu? google de check at.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlık durumlar birleşir kısa vadeyi, kısa vadeler birleşir uzun vadeyi oluşturur.

      Sil
    2. Anlik durumlar birlesir kisa vadeye etki eder ve kisa vadeler birlesir uzun vadeye etki eder. Galiba böyle anlamak lazim. Simdi 70% faizle is yapan bir banka olsun ve 3-4% faizle is yapan bir banka olsun. Oncelikle bu iki durumun birbirinden farki ile bu bahsettiginiz dalgalanmalarin genel resime etkisini iyi ayirmak lazim..

      Sil
    3. "Uzun dönemde hepimiz ölmüş olacağız".....J.Maynard Keynes

      Sil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Hocam siz bir prfsrünüz ancak yazdiklariniz cok amatorce ve zorlama olmus size yakismamis. Eminim size de iyi biliyorsunuz faiz olgusuna bankalarin ve sermaye sahiplerinin bakis acisini. Bence sayginliginizi kaybediyorsunuz bu yaziyla.. Yapmayin hocam

    YanıtlaSil
  10. Hocam yazınız için teşekkür ediyorum.
    Her zamanki gibi gayet güzel ve öğretici bir yazı.

    Benim merakım su ki:
    Bu faiz lobisi diye bahsedilen öcü acaba sadece bizim devletimiz icin mı geçerli bir tehdit.

    Anladığım kadarı ile faizlerin yükselmesinden medet uman kesim yani faiz lobisi her ülkede olabilecek bir oluşum veya örgüt ( tabi böyle ise ?)

    Kötü günde mazlumu oynayıp hayali bir suçlu bulmak , iyi günde ise biz yaptık böyle oldu diye böbürlenmek ve tüm galibiyeti kendilerine mal etmeyi alışkanlık haline getiren bir iktidar bu ülkeye gelmiş mıdır acaba ?

    Bu bahsettigim durumu bu iktidarın tüm olumlu ya da olumsuz icraatlarında görebiliriz.

    Ben ticaretimi cebime giren üzerinden değil cebimden çıkan üzerinden degerlendiriyorum. Aldıklarımızın yanında neler kaybettiğimiz daha önemli sanki...
    Saygılarımla hocam yazılarınızın devamını bekliyoruz

    YanıtlaSil
  11. Tayyip gündemi degiştirmeye çalışyor. Kanmayın....! Daha beter olacagız tehdite devam ediyor

    YanıtlaSil
  12. Hocam bizim ülkemiz AKP iktidarı ile faizcilik ( yerel deyişle cucukculuk ;) yapan bir devlet haline geldi diye düşünüyorum.
    Bankalarımızın borçlarının büyük bir kısmını devletimize Olan borçlar oluşturuyor ve bildigim kadarı ile biz AKP iktidarı ile mal i mülkü sattık ve bankalara faiz ile borç veriyoruz.

    Bu sekilde bir devlet anlayışı ile nasıl bu ülkede devletten büyük bir faiz lobisi oluşabilir. Ve böyle bir devlette nasıl faiz bu kadar AKP tarafından elestirilebiliyor.
    Bu milleti bankalar aracılığı ile faiz batağına sürükleyen AKP iktidaridir. Ve bu kadar insan nadir oldugunda babalık yapmak yerine kart mağdurlarına bir tekme de kendileri atmıştır.

    YanıtlaSil
  13. Tek tek yanıt vermem çok zor o nedenle bir açıklama yapayım. Buradaki analiz kısa dönem analizidir. Uzun dönemde eğer faizler düşmeye devam ederse kazanç artar, faizler artmaya devam ederse kayıp artar. Faizler bir kez artmışsa kayıplar bir seferlik olur sonra yeniden kazanç başlar.
    Bu yazı hiç kimseye yanıt vermek amacını taşımamaktadır. Sadece piyasada başıı alıp giden safsataları doğru bir çerçeveye oturtmayı amaçlamaktadır.

    YanıtlaSil
  14. Hocam ben yazınızın şu kısmını anlayamadım bankalar faiz düşüşünden kazanç elde ederken karlı çıkmakta olduğunu söylediniz fakat aynı kısımda faizler düşünce vadesi dolan mevduatların. Çıkışını önleyebilmek için faizleri artırabileceğinden bahsettiniz peki kar bunun nesinde oluyor? Faizler düşerken bankanın maliyeti düşecek miş gibi düşünülürken banka mevduat çıkışı olmasın diye faizleri artırırsa maliyetleri düşmez ki atladığım yer neresi hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atladığınız yer yok bir yerde kazanç bir yerde de kayıp var.

      Sil
    2. Konu ettiğiniz cümleye bir daha baktım haklısınız aslında orada "faizler düştüğünde" değil "faizler yükseldiğinde" olacak. Düzelttim. Teşekkürler.

      Sil
  15. Hocam bankanın mevduatlarının ortalamasıyla kredilerinin ortalaması arasında farkın olması ne anlama geliyor bunu nasıl okumamız gerekiyor ? açıklarsanız sevinirim hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalara yatan mevduatların ortalama vadesi ile açılan kredilerin ortalama vadesini kastediyorum. Yani bankalarda mevduat hesaplarının ortalama vadesi 1.5 ay iken bankaların açtığı kredilerin ortalama vadesi 1 yıl.

      Sil
    2. Hocam, vade makasi konusunda hakli olabilirsiniz; ama, bu konuda bankalarin sergiledigi tutuma bakarsak pek de sikayetci olmadiklarini soyleyebiliriz zannedersem.

      Kendimden ornek vereyim: Ben IsBankasi ile calisirim. Previa musterisiyim. Ailenin fonlarini da ben yonettigim icin, bir hayli imtiyaz elde etmek mumkun. [Yani, faiz lobisinin bir tur parcasiyim. :) ]

      Fakat, bugune kadar IsBankasindan mesela 1 yillik vadeli mevduat icin 2 ayliktan daha cazip bir faiz rakami alabilmis degilim.

      Genel kanaat icin su linke bakabilirsiniz:

      http://www.isbank.com.tr/content/TR/Fiyat_ve_Oranlar/Vadeli_TL_Faiz_Oranlari-279-269.aspx

      Ilk 31 gune kadar %6.2; daha sonraki butun vadeler icin %6.3 --ustelik de meblag ne olursa olsun.

      Bu tabloya bakip, bankalarin vade makasini daraltmak amaciyla anlamli bir sey yaptiklarini soyleyebilir misiniz?

      Ya da niye bunu tercih ettikleri konusunda ne dersiniz?

      Sil
    3. TCMB'nin enflasyon hedeflemesi ve enflasyonla ilgili açıklamaları faizlerin düşeceğini gösteriyordu. Dolayısıyla bankalar uzun vadeli mevduat bağlayıp yüksek maliyete katlanmak yerine kısa vadeli mevduat bağlayıp faiz düşüşlerini mevduata yani maliyetlerine olumlu olarak yansıtmak istiyorlar.
      Bu da ayrı bir konu.

      Sil
  16. Hocam şimdi kafam karıştı başbakanın bahsettiği faiz lobisi ne oluyor hocam ? Yoksa basite kaçmak için uydurulmuş bir safsatadan mı ibaret? Gerçekten öğrenmek için soruyorum hocam madem anlattığınıza göre faizlerin yükselmesi karları düşürüyor başbakanın görüpte bizim göremediğimiz hangi kriter var hocam aydınlatırsanız sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında faiz lobisi deyimi ilk kez Başbakan tarafından kullanılmadı. Yıllardır var literatürde ama bu kadar geniş ilgi çekmemişti. Faizler düşerken biz düşürdük, yükselirken faiz lobisi yükseltti demek tipik bir savunma mekanizmasının harekete geçmesidir.

      Sil
    2. Hocam Faiz lobisi derken faizden kazanacaklarından bahsetmiyo o zaman.kapanılan 21 batık bankadan sonra araştırma yapılacak ondan mı oldu bu olaylar dersiniz.

      Sil
  17. Hocam geçen sorulan soruda şundan bahsetmiştiniz yabancıların piyasadan aniden çıkması bankaların kaynakları in azalttından elindeki iskontolu tahvilleri kaynak bulabilmek adına daha ucuza razı olmuşlardır demiştiniz . Acaba lobi derken kastedilen bankaların elindeki tahvilleri ucuza alan kesim mi kastediliyor yoksa sizin yazdığınıza göre ortada lobicilik faliyeti gözükmüyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyin kastedildiğini anlamak çok kolay değil. Hayali bir düşmanla uğraşmak gibi bir şey.

      Sil
  18. hocam. Bu anlattığınız tahvilin fiyatıyla faizi arasındaki ters ilişki herhalde normal faizli bir tahvil için geçerli peki normal tahvilden başka iskontolu tahvilde de ve kuponlu tahvilde de bu anlattığınız ts orantı geçerli mi? Yoksa sadece normal tahvilde mi geçerli bu ters korelasyon? Ayrıca ikinci el piyasada kuponlu tahvili ve iskontolu tahvili satabilirmiyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazıdaki örneği iskontolu tahvil üzerinden yapmıştım. Onda kayıp daha net görünüyor. Sonradan bunun finans hesaplarını bilmeyenler için zor anlaşılacağını düşündüğüm için bu şekle çevirdim.
      100 TL'lik tahvili 95 TL'ye aldığınızı düşünün. Ertesi gün herhangi bir nedenle faizlerin % 5'ten % 7'ye yükseldiğini düşünün. Bu durumda artık iskontolu tahviller 93 TL'ye satılacak demektir. Siz 95 TL'ye aldığınız için zarar edersiniz (yuvarlamaları ve küsurları ihmal ederek yazdım.)

      Sil
  19. Hocam Allah sizden razı olsun bizleri aydınlattığınız için yazınız yine bir mahfi eğilmez klasiği olmuş
    Doğkan Aygün

    YanıtlaSil
  20. Gerçek faiz lobisi kimdir?

    Faiz lobisi, arkaplanda yapılan gizli görüşme ya da işbirliği halinde organize işler düzenleyip kargaşa çıkartarak, bunun olası etkilerini önceden tahmin edip bu kargaşa ortamına sahip çıkanlar ve ya yönetenler olup, ilerde artacak faiz oranlarına göre kargaşa öncesi pozisyon alanlardır. Aksi halde, edilgen bir şekilde artan ya da azalan faiz oranlarından kar ya da zarar edenler, olası olarak kar bile etmiş olsalar dahi faiz lobisi olamazlar.

    Öz: faiz oranlarının değişmesinden edilgen şekilde kar edenler faiz lobisi değil, şanslı kişilerdir. ama edilgen ötesi çaba içinde olanlar kar ya da zarar etseler bile faiz lobisidir.
    Cahit Şen

    YanıtlaSil
  21. Hocam peki borçlanma senetlerinin % 47.6 sının bankacılık kesiminin üzerinde olması olası bir risk oluşturmaz mı? İleride faizlerin yükselmesi sonucunda Hazine'nin yeni faizli kağıt çıkararak bu yeni yüksek faizden piyasadaki alıcıların iştahı arttığından bu yeni faizli kağıtlara koşacağımdan ve bankacılık sektörününde elindeki kağıtları daha ucuza satmak zorunda kalacağından bu bir risk oluşturmaz mı bankacılık sektörüne ? Bu oranı yüksek buluyormusunuz hocam ?hocam birde bankaların elinde bulunan tahviller consol denen vadesi sonsuz olan tahviller mi , iskontolu tahvilleri mi, kuponlu tahviller mi hangisine rağbet daha çoktur ? Yoksa bankalar için fark etmememe midir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizlerin sürekli yükseleceği bir ortamda bulunmuyoruz. 1990'larda durum farklıydı. Enflasyon sürekli yükseliyor ve dolayısıyla faizler düşmüyor, tersine yükseliyordu. Bugünkü ortam böyle değil. Bankalar bu ani yükselişten zarar etse de diğer işlemlerinden kar etmeye devam ediyorlar. Bütün mesele faiz artışlarının süreklilik kazanmaması. Süreklilik kazanırsa o zaman zararlar da sürekli hale gelir.

      Sil
    2. Nasil bulunmuyoruz... Faizler (global) 30 yildir düsüyor..
      10 yillikta %2 lere geldik, su gibi para basiliyor!?!?
      Asagi dogru potansiyel kalmadi artik..

      10 yillik Amerikan T-Note faizleri 1953-2013
      http://static2.businessinsider.com/image/51c47c986bb3f7ff2f00000e-1200/david-rosenberg-gluskin-sheff-bernanke-will-get-the-inflation-he-wants.jpg

      Sil
  22. hocam süleyman yaşar, yiğit bulut gibi yazarları anlamaya çalıştım faiz lobisinden kasıtları gerçekten nedir diye şayet var olan yabancı yatırımcılar ve bankalar için gerçekten kısa vadede faiz artışı onların aleyine işleyen bir durum, peki acaba büyük sermayaye sahip olan güçler ya da yabancı güçler bir şekilde bir nevi borsada maniplasyon yapmak gibi Türkiye'de kaos ortamı yaratıp, ya da misal kredi derecelendirme kuruluşları üzerinde baskı oluşturup not düşürmelerine neden olup, bu şekilde piyasa faizlerinin artmasını ve daha sonrada yüksek faizli kağıtlara girerek olması gerekenden daha fazla kazanç sağlıyor yüksek faizin kaymağını oluşturdukları kaos ortamından faydalanarak yiyor olamazlar mı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zorlama bir komplo teorisi olur bu diye düşünüyorum. Elbette böyle düşünenler de olabilir ama bunların hepsinin bir araya gelip de eldeki ekonomik gücü bu yönde kullanmaları çok zorlama bir yaklaşım olur. Bunu kabul ettiğimiz anda son on yılda da tam tersini yapıp işleri olduğundan iyi göstermek için hükümete destek olduklarını düşünmek gibi bir mantığa ulaşırız.

      Sil
  23. Peki hocam yüksek faiz ortami olan bir ekonomide yatirim harcamalari ve ticaret hacmi nasil olur... Ulke uretebilen bir ulke olabilir mi... Acaba faiz lobisi dedikleri bu olabilir mi.. Bence olaya sadece banka patronlari acisindan bakmammalisiniz....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hangi açıdan bakacağımı bilemiyorum. Çünkü bu tür hayali düşmanları bulmak çok zor.

      Sil
  24. Ege Cansen'in yazısını okudunuz mu? Neden Ege Cansen'i televizyonlarda göremiyoruz. Tam bir komedi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum. Arada bir benim de çıktığım cnbce'deki Son Baskı programına davet ediyorum ve sağolsun kırmayıp geliyor.

      Sil
  25. https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10151465975486569&set=a.10151457040336569.1073741828.717756568&type=1&theater

    YanıtlaSil
  26. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23458252.asp

    YanıtlaSil
  27. Serdar;
    Buradaki çelişkiyi bana göre ortaya çıkaracak tek çözüm(naçizane) , 1-bankaların ve yabancı sermayenin daha çok devlet tahvili ve hazine bonosuna mı yoksa biste mi yatırım yaptığının oranı olabilir mi hocam? 2- belirttiğiniz üzere bankacılıkta son üç senedir müthiş karlar elde edilmekte, bu kar; bilançolarda faiz geliri mi- yoksa komisyon geliri olarak mı yazılmış buna dikkat edilebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komisyon gelirleri bankalarda faiz gelirlerinin çok düşük bir oranıdır. Mart 2013 BDDK verilerine göre faiz gelirleri toplam gelirin yüzde 74'ü iken komisyon ve benzeri gelirler % 14'dür. Bankalar BİST'e sadece yönettikleri fonlara koyacakları kağıtlarla ilgili girerler.

      Sil
  28. Üstad analiz şuan için doğru ama istikrarsız sürekli faizleri oynaklık gösterdiği piyasaya toplam yüzde 73 üne hükmeden kesimden ek talep gelir mi?
    Asıl sıkıntıda bu değil mi mevcut durumda yazdığınız gibi faizlerin yükselmesinden zarar gören kesim yeni alımlara katılmaz ki çünkü şuanki belirsizlik hat safhada ve yeni alım yaptığında faiz yükseleceği için zarar edecektir.
    Bu durumlar göze alındığında hazine de yapacağı borçlanmada mevcut faiz oranına risk primi ekleyerek daha yüksek faiz oranından borçlanmalı ki talep gelsin ki yine de eski talep gelmeyebilir?
    Bunlar göze alındığında bizim gibi kısa sermeyeli para hareketleri ile halk dilinde sıcak para denen olgu ile ekonomisi dönen ülke için faizlerin artması çok büyük sistemsel sorunlara yol açmaz mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer faizler stabilize olursa yeni alımlar gelir. Ama eğer faizler yükselmeye devam ederse Hazine giderek daha pahalı borçlanır. 2000'ler öncesinde yaşanan olgu buydu.
      Faiz artışı (eğer süreklilik gösterirse) borsadan çıkışları hızlandırır, Hazine'nin borçlşanma maliyetini yükseltir, enflasyon üzerinde artırıcı etki yapar. Her ne kadar asıl olarak enflasyon artışı faizi artırırsa da maliyet enflasyonunun geçerli olduğu dönemlerde tersi de geçerli olur.

      Sil
  29. Hocam hayali düşman diyorsunuz ama, bunlar olmyan şeyler değil misal 1998' de Soros'un Quantum ve Robertson'un Tiger fonlarının Hong Kong' daki açığa satış operasyonu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sadece buradaki olaylardan söz ediyorum. Burada ne Soros ne de Robertson yoktu.

      Sil
  30. Hocam saygılar

    Öğretici yazınız için teşekkürler ancak anlık faizin yükselmesinin ikinci el piyasada etkisi ters olsa da Devlet açısından baktığımızda yeni borçlanmalarda devletin borç yükü artacaktır. Bu da karşı tarafın (borç verenin) yapay risk ile arttırılan faizde daha fazla gelir elde etmesine yol açacaktır.

    Bir mantık hatasımı yapıyorum yoksa odaklanmamız gereken sadece ikincil piyasamıdır?

    Şimdiden teşekkürler
    Ahmet Gündüz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mantığınız doğru ama daha önce tahvil alanlar kayıp yaşayacaklar. Çünkü aynı tahvilin faizi şimdi artmış olacak. Stoktaki tahvil, bono miktarı şu anda satılacak olandan fazla olduğu için de kayıp kazançtan büyük olacak. Faiz artışı süreklilik kazanırsa her satışta bir önceki tahvil sahipleri kaybedecek.

      Sil
    2. Hocam Merhaba,
      Tahvil sahiplerinin bir kaybi yok esasinda anladigim kadariyla, her halukarda kazaniyorlar. Faziler yukeseldikten sonra yeni tahvil alanlara kiyasla bir kayiplari olacak gibi anliyorum, dogru mudur?

      Saygilar,

      Sil
  31. Faiz yiyenler kabirlerinden şeytan çarpmış gibi kalkar. Tayyip bizi faizden ve faizcilerden kurtaracak. Allah zekatı ve sadakaları artırır faizi eksiltir.

    YanıtlaSil
  32. Hocam, 'faiz lobisi' dedigimiz seyin mutlaka orgutlu olmasi gerekmiyor.

    Ornek vermek icin 'swarm intelligence' [ https://en.wikipedia.org/wiki/Swarm_intelligence ] ya da 'collective consciousness' [ https://en.wikipedia.org/wiki/Collective_consciousness ] veya --daha 'az bilimsel' adiyla-- 'hive mind' teorileri/hipotezleri filan gibi tumturakli terimler kullanabiliriz; ama gerek yok cunku gercek hayattan cok sayida ornegi hepimiz yasiyoruz.

    Ornege gecmeden once iki noktayi acikliga kavusturmakta fayda var. Birincisi, 'hive mind' ile atifta bulundugumuz davranis sekli, 'mob spirit'e benzemekle beraber, birey baglaminda cikarinin daha bir farkinda olan bir surunun davranis bicimini izah etmek amaciyla kullanilir. Ikincisi, nasil ki 'lobi' kelimesini bir tahkir/tezyif amaciyla kullanmiyorsam, asagidaki ornekteki 'sivrisinek' benzetmesi de herhangi bir sekilde hakaret amaci tasimiyor. 'Kan emici' vs sifatlari da ornekteki kitleyi iblislestirmek amaciyla kullanmiyorum.

    Simdi gelelim ornege:

    Benim cocuklugumda birkac donem gittigimiz bir yazligimiz vardi. Iyiydi hostu da, sivrisinek konusunda luzumundan fazla bereketliydi. Geceleri, pencerelerin onunde --odadaki isigin da cazibesiyle-- bir sivrisinek bulutu olurdu. Pencereyi actigimizda da, bu bulut --sanki merkezi bir yerden emir almis bir orduymuscasina-- topyekun hucuma gecerdi.

    Fakat, bilindigi kadariyla, sivrisineklerin --arilarin aksine-- kendi aralarinda (birbirlerinin davranislarini gozlemekten oteye) bu tur bir iletisim mekanizmalari yok.

    Yani, bir 'komplo'dan bahsedemeyiz. :)

    Iyi de, o zaman, neden bahsedebiliriz?

    Basit: Bu organizmalarin herbiri hayatta kalmak icin 'programlanmis' ve isik da canlilarin bulundugu yere anlamina geliyor. Canlilarin teneffus sonucu cikardigi karbondioksite de duyarlilar. Canli demek kan demek; kan da onlar icin ideal gida. Dolayisi ile, boyle bir imkani algiladiklari anda, hucuma geciyorlar.

    Hepsinin ayni anda hucuma gecmesi icin merkezi bir emre de --kendi aralarinda iletisime de-- ihtiyac yok; zaten birbirleri ile rekabet halindeler; ki, bu da saldiriya katilanlarin neden aniden bu kadar yuksek oldugunu acikliyor.

    Sivrisinekler bir disiplinli ordu gibi davranmadiklari halde, onlarin hucumuna ugrayanlar bunu oyle gormeyebiliyor.

    'Faiz lobisi' de bence bircok acidan buna benziyor.

    Evet, disiplinli bir ordu gibi davranmiyorlar; ama, bireysel cikarlari geregi sergiledikleri davranis bicimi acisindan boyle degerlendirilmeleri cok da yanlis degil. [Aslinda eskilerde ordular da biraz boyleydi. Ganimet elde edebilmek icin sivil insanlar silahlanip ordular teskil etmiyorlar miydi?]

    Boyle bakarsak, Gungor Uras hocamizin 'Ayse Teyze'si ile ben --ve hazirunun onemli bir kismi-- 'faiz lobi'sinin birer parcasiyiz da diyebiliriz: Daha yuksek faiz alabilmek icin bankalarin ensesinde boza pisiriyoruz. Bankalar da, haliyle, kredi verdiklerinin enselerinde..

    Bu, konunun dogal ve nispeten 'masum' tarafi..

    Bir de madalyonun oteki yuzu var..

    {devam..}

    YanıtlaSil

  33. {..devam}

    Aklima, kimilerince 'hocalarin hocasi' sifatiyla odullendirilen Erdogan Alki hocamiz geliyor.. Ait oldugum cikar grubu adina kendisine sukran borcluyum; rahmetli, ozel sektorun cikarlarini cansiperane savunurdu --bazan toerik varsayimlari real-life diye sunmasi gerekse bile..

    Su yazisina atifta bulunuyorum: http://www.hurriyetdailynews.com/is-there-really-an-interest-rate-lobby-.aspx?pageID=449&nID=12041&NewsCatID=426

    Sozkonusu yazisinda gecen su cumlenin..

    "[..] The level of interest rate is an outcome, not the main reason of movements on those markets. [..]"

    ne kadar da suret-i haktan durdugunu ayrica vurgulamak izahtan varestedir..

    Varestedir; ama, sadece teoride.

    Pratikte, yani gercek hayatta, 'serbest piyasa' denen 'myth'e cok da iman etmek her zaman isabetli olamayabiliyor..

    Hele de elimizde artik butun datalari ile incelemge hazir bir "Libor Scandal" [ https://en.wikipedia.org/wiki/Libor_scandal ] varken; faiz konusunu piyasanin masum tezahurlerinden birisi olarak nitelendirmek cok da kolay degil.

    Hal boyle olunca, 30 kadar aile tarafindan yonetilen ve bir kapali kutu olan FED'in neler cevirdigini belki de hic bilemeyecegimizi de not etmemiz yanlis olmaz galiba.

    Diyecegim o ki, iki turlu faiz labisinden bahsetmek mumkun. Birisini sivrisinek bulutu ile izah derken, digerini de daha yuksek organizmalarin teskil ettigi mesela kurt surusu ile izah etmeliyiz bence.

    [Cok uzun bir yorum oldu. Vaktinizi aldim. Ozur dilerim. Silseniz de gonul koymam.]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye sileyim ki çok hoş bir yorum.
      Sivrisinekleri içeri çeken şey ışığı açık bırakıp camı da kapatmamış olmamız. Cama tel takmamış ışığı da açık bırakmışsak şikayet hakkımız olmaz.

      Sil
  34. Hocam konuyla ilgisi yok ama sanayi üretim endeksini ölçerken elektrik , gaz , buhar ve iklimlendirme hesaplamaya nasıl dahil ediliyor bunlar diğer tekstil yada otomotiv sanayide ki gibi adet olarak yansımıyor herhalde değil mi hocam ? Şu kadar kilovat elektrik üretildi diye mi hesaplamaya katılıyor yoksa başka türlü mü hesaplanıyor?
    Diğer sorumda ; imalat sanayi sektörünün içerisine otomotiv sanayi giriyor mu hocam bunun haricinde hangi sektörler giriyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların hepsi üretim miktarıyla ölçülüyor. Örneğin elektrik dediğiniz gibi kw saat ile giriyor.
      İmalat sanayii içine otomotiv imalatı ve diğer her türlü imalat giriyor.

      Sil
  35. Hocam örneğinizde tahvili aldıktan sonra faizlerin yükselmesiyLe elimizdeki tahvilin satış fiyatının düşeceğini belirtmişsiniz faizlerin %5 den % 7 yÜkseldiğini söYlerken hangi faizin yükseldiğini kasteddiniz meVdUat faizi mi kredi faizi mi gösterge faiz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür hesaplarda gösterge faiz esas alınıyor. Çünkü önce o artıyor sonra ötekiler onu izliyor. Burada tahvili esas aldığımız için gösterge faizi esas alıyoruz.

      Sil
  36. Hocam piyasada şu an an itibariyle faiz 6.27 herhalde bU faiz gösterge faiz oluyor herhalde bu gösterge faizin Yükselmesiyle bankaların mevduat faizlerini yükseltmesi düşünülebilir mi?
    Acaba faiz lobiciye kastedilen mevduatvfaizlerinin yükselişe geçeceği mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gösterge faiz şu anda 6,50. Bu faiz 4,50'ye kadar inmişti. Bu faiz bütün faizlerin yönünü gösteremn bir çeşit yön belirleyici gibi. O nedenle bu faiz yükseldikçe ister istemz ötekiler de yükseliyor.
      Faiz lobisiyle neyin kastedildiğini bilmiyorum. Ama mevduat sahipleri bu konuda hiçbir zaman aktif rol almazlar. Sadece faizi düşük bulurlarsa buradan çıkıp daha yüksek getirili yerlere gidebilirler.

      Sil
  37. Hocam Merhaba. İşlerim dolayısıyla şehir değiştirdim (Tekirdağdayım) ve evimi taşımak zorunda kaldım. Yaklaşık 2 aydan beri internet şirketinin alt yapısını oluşturmasını bekliyor, internet almıyoruz. Yazılarınızı takip edemiyorum şu anda da bir internet cafeden yazılarınızı okumaya çalışıyorum. Özlemişim hocam ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
  38. Merhaba hocam,
    Yurt dışındaki bir yatırımcının döviz üzerinden tahvil aldığını düşünelim. Faizlerin yükselmesi reel olarak o kişiye daha fazla bir getirisi olmaz mı ? Yoksa yanlış mı biliyorum hocam ?

    YanıtlaSil
  39. Kişinin yaşadığı ülkede enflasyon %2-3 civarında olduğunu düşünelim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuçta burada alınacak tahvil TL ile alınmışsa durum değişmez, yabancı da faiz artışından zarar görür. Üstelik TL değer kaybetmişse kaybı daha da büyür. Ama Türkiye'nin ihraç ettiği Euro tahvilden almışsa o zaman durum değişiktir. Euro faizleri değişmediği sürece etkilenmez.

      Sil
  40. Hocam, malum mevcut iktidar aslında bir koalisyon. bu koalisyonun en güçlü ortağı da İlyas Başsoy'un tabiriyle "Selim Türkhan Partisi" STP mensupları ise tamamen menfaat icabı iktidarı destekleyen kitle. bu kitle son 1-2 yıldır düşük büyüme oranlarından, faizlerdeki düşüşün kredi faizlerine bir türlü yansımamasından şikayetçiydi. ama artık onların da sabrı taşmaya başladı ve "biz bu iktidara amerikayla, avrupayla, baş edemeyeceği adamlarla kavga etmesi için oy vermedik" demeye başladılar. belki STP mensupları hala genel seçimlerde alternatifsizlik nedeniyle mevcut iktidarı destekleyebilir ama önümüzdeki yerel seçimlerde iktidarın aklını başına alması için bi "sopa" gösterebilirler. bugün pazarcı esnafıyla yaptığım sohbetten edindiğim izlenimler bunlar.

    YanıtlaSil
  41. Hocam merhabalar,
    Mantiki kurgusu olan yaziniz icin cok tesekkurler. Boyle mantiksal tutarlilik ve teoriye dayanan yazilara ihtitacimiz var. Malesef bazi kesimlerin propagandasiyla, basinda ve sosyal medyada bas dusman faiz lobisi olmus ve basini almis gidiyor.
    Hocam sizden istegim,

    gezi parki olaylari neticesinde dolarin tl karsisinda deger kazanmasi ve borsanin dusmesine de faiz lobisi sebep gosterilmisti. Bundan hareketele borsada portfoyun nerdeyse %70 ine sahip olan yabancilarin, dolar yukseldiginde ve borsa dustugunde (anlik durumlar), neden turkiyeden cikamayacaklarini, ciksalar bile katlanacaklari maliyetleri, mantiki kurgu ve teori cercevesinde yazarsaniz sevinirim.
    Saygilarimla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu son gelişmelerde yabancılar dolar yükseldiği için çıkmıyor tam tersine yabancılar çıkmaya başladığı için dolar yükseliyor. Bu bize özgü bir olay değil. Bütün gelişme yolundaki ülkelerde aynı şey görülüyor. Fed'in parasal gevşemeyi azaltacağına ilişkin açıklamalarının ardından bu gelişme yaşandı. Bazen de bir ülkede yaşanan olaylar nedeniyle o ülkeden yabancı para çıkışı olur. O zaman yalnızca o ülkenin parası değer kaybeder. Eğer Fed açıklamaları nedeniyle yabancı çıkışı olmasaydı Gezi Parkı olayları nedeniyle yabancı çıkışı olur muydu? Ya da dolara veya dövize talep artar da kurlar yükselir miydi? Asıl soru bu. Mutlaka etkisi olurdu. Ama Fed olayını ayıklayamadığımız için bugünkü durumda Gezi olayının etkisini ayırt edemiyoruz.
      Yabancı yatırımcılar (doğrudan yatırımlar hariç) en ufak bir risk gördüklerinde çıkıyorlar. Sıcak para denmesinin nedeni bu. O andaki mkaybı da göze alıyorlar.

      Sil
  42. Hocam açıklamanız için teşekkürler, yalnız aklıma takılan Başbakanın faiz lobisi üzerinde durmasının nedeni bankalar diye düşünüyorum. Çünkü Rekabet Kurulunun bir incelemesi olmuştu bu konu hakkında, sizin açıklamalarınıza göre Başbakanın böyle bir konu üzerinde ısrarla durması mantıksız geliyor, o halde işin arkasında başka ne olabilir? İngilteredeki Libor skandalıyla nasıl bir ilişki kurulabilir? Bence hayali düşman denilen faiz lobisi gerçekten iş başında. Yaptığınız açıklamaları bir de bu açıdan nasıl değerlendirirsiniz.? Aydınlatırsanız sevinirim. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz Lobisi sözü Başbakana ait değil. Daha önceleri enflasyon lobisi sözüyle bizim literatürümüze girdi sonra kur lobisine dönüştü son yıllarda da faiz lobisi lafı çıktı. Bazı yazarlar tarafından kullanıldı. Başbakan bu sözü yeni kullandı.
      Burada konu ettiklerinizin bu deyimle bir ilgisi yok. Faiz lobisinden kastedilen şey faizleri yükselterek bundan çıkar sağlayanlar. Faizin yükselmesinden çıkar sağlayabilecek tek grup mevduat sahipleri (yerli ya da yabancı.)Onların da örgütü yok.

      Sil
  43. iyi günler üstad...
    Başbakanın faiz lobisi ile ilgili söylemleri sertleşti, ve piyasa üzerindeki baskılarından yakındı, acaba yazınızdan yola çıkarsak eğer fais lobisinin sesini kesmek veya baskısını azaltmak için devlet bono ve tahvillerinin faiz oranları arttırılabilir mi? ya da bu bi yöntem olabilir faiz lobisi ile mücadelede...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahvil ve bono faizleri piyasada belirleniyor.

      Sil
    2. devlet tarafından faiz oranlırının arttırılması yönünde gizliden vela açık(doğrudan vela dolaylı) bir politika (piyasa içinden) olabilir mi, olabilirse ne kadar etkili olur üstad?

      Sil
    3. Böyle bir şeyin açık olarak yapılabilmesi için TCMB'nin faiz artırımına gitmesi gerekir.
      Gizli olarak ya da dolaylı nasıl yapılabilir? Bir de niçin yapılsın? Aklıma bir şey gelmiyor.

      Sil
  44. teşekkürler üstad...

    YanıtlaSil
  45. Hocam, bu sitedeki 'Hakkimda' linkinizde "Özel kesimde çeşitli finans kuruluşlarında yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği yaptım. 2006 yılında bütün görevlerimden ayrıldım." yaziyor.

    Bu sirketlerin hangileri oldugunu bakindigimda, pek bir bilgi bulamadim. Tek bulabildigim, Mart 1999 tarihli bir yazida Toprakbank Yonetim Kurulu Baskanligindan istifa ettiginiz.

    Buradan sunu cikarsayabilirim herhalde: Siz, anlasilan, Halis beyin rahle-i tedrisinde pek bulunmadiniz.

    Eger bulunsaydiniz, eminim, ozel sektorun --kaynak yaratmak ve kullanmak acisindan-- ne derece yaratici oldugu hakkinda kanaatleriniz degisirdi.

    Simdi, Toprak Holding ve/ya Halis beyden bagimsiz olarak --onlari ve herkesi tenzih ederek-- sunlari soyleyebilirim:

    -- Yurtdisinda birikmis paraniz varsa, bunu ya dogrudan dogruya o ulkedeki bir banka uzerinden yabanci kredi olarak, ya da o ulkedeki bir bir yerli banka uzerinden kendi sirketlerinize kredi olarak (back-to-back) kullandirtabilirsiniz. Turkiye'deki sirketiniz karli oldugu muddetce sorun yok. Dahasi, buradaki sirketinizin odedigi faiz haddinin onemi de yok, cunku cok olsa 1 puanini bankaya odersiniz; geri kalani da sizin disardaki (teminat amacli tutulan) mevduatiniza gider. Burada odediginiz faizi de masraf yazdiginiz icin daha az vergi odersiniz.

    -- Yurtdisinda birikmis paraniz yoksa, biriktirmek o kadar zor degil. Diyelim ki, yatirim yapan bir sirketiniz var. Disaridan makina techizat alacaksiniz. 100 liralik makinaya (artik gonlunuzden ne gecerse, ya da cok abes kacmayacagini dusundugunuz her ne ise) 150 - 200 liralik fatura kestirisiniz. Satan sirket buna itiraz etmez --kendi maliyelerine bunu kolayca izah ederler. Aradaki 50 - 100 lirayi sizin gostereceginiz hesaba yatirirlar. Sorun cikarsa da sorun degil; bu islerde komisyon alip aracilik edenler vardir. Bir kac kurus onlara odersiniz; sorun hallolur. Bu islemleri tesvik filan kapsaminda yapiyorsaniz, tadindan yenmez, cunku hizlandirilmis amortismanla (harcamis gosterdiginiz) paranizi cok kisa zamanda geri alirsiniz.

    -- Yatirim filan yapmiyor, ama ithalat ya da ihracat yapiyorsaniz, yine kolay: Ithal ettiginiz seyleri kendinize pahali fatura ettirirsiniz; ihrac ettiginiz seyleri de ucuz fatura edersiniz (bu isler icin disarida bir sirketiniz varsa off-shore filan) bu daha iyi olur. Icerde kariniz dusuk olur; daha da az vergi odersiniz.

    Ihracat yaptiginiz icin yurtdisinda legal olarak tutabileceginiz fonlari hic saymiyorum. Ayrica, bunlar cok basit teknikler, daha yaratici olmak tabii ki mumkun.

    Peki, artik yatirim filan yapmaktan vazgectiniz diyelim; ama disarida da epey paraniz birikti.

    Ne yapacaksiniz?
    {devam..}

    YanıtlaSil
  46. {..devam}
    Kolay..

    Baska hicbirsey yapamiyorsaniz, biyikli yabanci olursunuz.

    Ya da, daha risksiz calismak istiyorsaniz, yerli bankalarimizin yurtdisindan aldiklari 'syndication credit'lere katilirsiniz: Turkiye'nin 'credit rating'inin dusuk olmasi (kalmasi) sizin lehinizedir; baska herhangi bir yerde cok zor elde edeceginiz faizler/nemalar elde edersiniz.

    Turkiyelilerin yurtdisindaki paralarinin 60 ila 100 milyar USD arasinda oldugunu dikkate alirsak, bu vatandaslarimizi acisindan, Turkiye'nin 'credit rating'inin dusuk olmasini (kalmasini) istemek --bunun icin lobiler yapmak-- son derece dogal olsa gerek. [Bu cerceveden bakinca, birilerinin LIBOR ya da UNIBOR'u 'ayarlamasi'nin neden 'GOOD THING' sayilacagina ayrica girmeme gerek yok herhalde.]

    Bunun adina faiz lobisi demek zorunda degiliz tabii ki, ama if it looks like a duck, swims like a duck, and quacks like a duck, then it probably is a duck.

    Ote yandan, benim ve vaktim ne de imkanim var; belki siz bir calisma yapabilirsiniz --ama, fincanci katirlarini urkutmemek adina, boyle bir maceraya girmenizi hic de beklemedigimi soylemek isterim.

    Faraza yapacak olursaniz, bahsettigim konu su: Cok eskilere gitmek zor olabilir ama, mesela, son 20 senedir, ISO1000'un faaliyet disi karlarinin toplami nedir? Bunlarin faaliyet karlari nedir? Birbirlerine oranlari nedir? Bu sirketler, ettikleri kari neden yatirima donusturmek yerine, faaliyet disi kar amaciyla bir tarafta tutmak tercihinde bulununca otomatik olarak 'faiz lobisi' mensubu sayilmazlar mi?

    El cevap: Tabii ki sayilmazlar. Cunku, dokuzuncu koyun otesindeki fincanci katirlarini urkutmek sagliga zararli olabilir.

    [Eh, artik bunu silersiniz herhalde :) ]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok bunları da silmem.
      Özel kesimde bulunduğum şirketlerin adlarını reklam olmasın diye yazmıyorum.
      Dedikleriniz doğru saptamalar, ekleyecek bir şey yok.

      Sil
    2. Hocam, cok da cepheden olmamakla beraber, sizin faiz lobisi ve faizlerin seviyesinin belirlenme mekanizmalari hakkinda bu makalenizde soylediklerinizin diyametrik tersini ifade ettigimin farkedilmedigini dusunmek mumkun mudur? :)

      Sil
    3. Değildir. Sadece her görüşün saygın olduğuna ilişkin bir kabulün olduğuna işarettir.

      Sil
    4. Mahfi Bey,
      Arkadaşımız sizin faiz lobisi tarafında olduğunuzu düşünüyor olmalı ki,
      yazdıklarını silmenizi bekliyor, ikidir:)

      Sil
    5. Oyle degil.

      Birincisinde de ikincisinde de uzun yazdim. Neredeyse Mahfi beyin makalesi kadar uzun.
      Her blog sahibi o kadar uzun yoruma tahammul etmez ve etmek zorunda da degil. O yuzden silinmeleri halinde alinmayacagi notunu eklemek ihtiyaci duydum.

      Faiz lobisi konusuna gelince: Ben, Mahfi beyin "Faiz lobisi denen sey bilimsel degildir" mealindeki sozlerini "kitapta yeri yok" olarak anliyorum.

      Itiraz etmiyorum.

      Fakat, teori ile pratigin arasindaki mesafenin, bazan pratikte, teoride oldugundan cok daha uzun olduguna isaret etmek istedim.

      Sil
    6. Evet ben faiz lobisi diye bir şey olmadığını düşündüğüm için yanında veya karşısında yer alınmayacağı kanısındayım.
      Tasarrufların en önemli belirleyicilerinden birisi faizdir. 2000'ler öncesinde faizler yüksek iken (reel faizi kastediyorum) tasarruf oranımız yüzde 20'den yukarıda idi. 2000'ler sonrasında reel faiz düştükçe tasarruf oranımız da % 15'in altına düştü. Bu da bizi cari açık olayına itti. Şimdi burada reel faizin negatif olmaması gerektiğini savunmak faiz lobisi olmak mıdır? Deniyor ki gelişmiş ülkelerde faizler negatif. İyi hoş da onların finansman sorunuyla bizimki aynı değil ki.
      Faizin düşüklüğünden şikayet edenler arasında bir de tasarrufunu bankada tutan ve faiz düşünce geliri azalan tasarruf sahipleri var. Bunları da faiz lobisi diye adlandırmak mümkün olmaz.
      Özetle şunu demek istiyorum bir tartışma bilim sınırları dışına çıktığı zaman nereye gideceğini bilemezsiniz. Siyasetçinin, tartışmaları bilimsel yapması gerekmez tabii. Ama bizim de bilim dışına çıkmamız gerekmez.

      Sil
  47. Çok güzel bir yazı. Özellikle'de şu kısım. "İddia edildiğinin tam aksine faiz lobisinin faizlerin yükselmesini değil düşmesini desteklemesi gerekiyor." Sizden ricam Türkiye ekonomisi üzerindeki kırılganlıkları ve siyasi handikapları geçmiş örnekleriyle verdiğiniz bir çalışma. Çok yararlı olur diye düşünüyorum. Selamlar.

    YanıtlaSil
  48. Hocam bir konuyu anlamadım. Benim ve diğer insanlar için açıklarsanız çok memnun olurum.

    Yazınızdaki örnek devlet tahvillerinin alınışıyla ilgili olmuş. Peki devlet özel sektör tahvillerinden almak isterse o zaman faizlerin yükselmesi bankaların faydasına olmıcak mı? Buna ek olarak devletten gelen uzun vadeli parayı kısa vadede kredi olarak vatandaşa yükselen faiz ortamında sattığını varsayarsak faizin her yükselişinde bankaların karı daha da artmaz mı?

    Konuyu birde bu tarafıyla değerlendirirseniz memnun olurum.

    Saygılar, teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özel sektörün tahvili henüz yok biliyorsunuz. Daha doğrusu yasal düzenleme yeni yapıldı. Henüz pek özel sektör tahvili yok ortada.
      Mevduatların faizi daha çabuk, kredilerin faizi daha yavaş yükseldiği için sürekli yükselen faizlerle bankalar kar edemez.

      Sil
  49. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, faiz lobisini "faizlerin yüksek olmasından istifade edenler" olarak tanımladı.

    Yüksek olmasından faydalananlardan kasıt sanırım cebinde hazır para yüksek faize mevduat bağlayabilecek zenginlerden kastediliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sanırım öyle. Türkiyeye borç vercek olanlar da kazanır. Ama risk arttığı için pek de borç vermek istemeyebilirler.

      Sil
  50. "Aksi takdirde sizin 105 TL edecek tahvilinizi alacağına gidip Hazine’nin % 7 faizli tahvilini satın alır. Bu durumda eski fiyatla tahvil satın almış olduğunuz için zarar edersiniz. "

    Hocam yukarıdaki cümlede "zarar edersiniz" dediğinizde aslında (getiri enflasyonun üzerinde olduğu sürece) kardan zarar edersiniz demek istiyorsunuz değil mi? Yatırımda amaç birileriyle yarışmak değil, para kazanmaktır, başkası daha fazla kazanabilir, bu bizi ilgilendirmez.

    Bir diğer nokta ise, elinde kağıt olanlar için fazilerin yükselmesi zarardır (fırsatı kaçırmış oldukları için) diyorsunuz, ancak buraya parasını getirenlerde o paralardan daha çook var (matbaa ellerinde nasılsa, usa habire para basıyor) dolayısı ise faiz yükseldikçe, yabancı yatırımcı da yüksek faizde kağıt almaya devam edecektir, dolayısı ile yüksek faiz ödeyen (ödemeye zorlanan) bir Türkiye "faiz lobisi" için her zaman ballı kaymaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başçı Türkiyeden son bir ayda 8 milyar dolar çıktığını söyledi. Sizin dediğiniz gibi olsaydı bunlar çıkmazdı.
      Bankaların elinde 180 milyar TL lik tahvil bono stoku var. Bunlar % 5 - 6 faizden alındı. Şu anda faiz % 7 enflasyon % 6,5. Nerede bu ballı kaymak?

      Sil
    2. Hocam daha maçın birinci yarısındayız, maç doksan dakika, bu mit'lerde boston'lar da okuyanların aklını ve şeytanlığını hafife almamak lazım.

      Sil
    3. Bonolar kac senelik 1-2 en fazla..
      2 sene sonra ve sonraki yillar %7'den borc vermek mi?
      Yoksa %4 vermek mi borc verenler acisindan daha hayirli olur?

      Sil
  51. Hocam, faizin döviz kuruna olan etkisinden hiç sözetmemişsiniz? faizin yükselmesi paralel olarak TL'nin döviz karşısında yükselmesine sebep olmaz mı bu da dış yatırımcının işine gelmez mi? Elbette komplo teorilerine itibar etmeye gerek yok her dış yatırımcıya da faiz lobisi şeklinde bakmak hiç doğru değil ama bu tip manipülasyonlardan fayda sağlayabilecek bir kesim yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman öyle olmaz. Bakın eğer TCMB müdahale etmese faizler yükselirken döviz kuru da yükseliyordu. Hala da yüksek. Sosyal bilimlerde teori kriz zamanlarında hep doğru çıkmayabilir. Her yeni durumun yeni bir teorisi vardır.

      Sil
  52. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  53. hocam faiz lobisi şeklinde adlandırılan lobinin dünyanın her yerinde olduğu iddia ediliyor ve 2005 yılında londrada bankaların bir araya gelerek libor bankalar arası faizi maniple ettiğinin ortaya çıktığı söyleniyor. ve Türkiye'de de rekabet kurulunca 8.3.2013 tarihinde 13.3/198 - 100 sayılı karara göre, 12 bankanın mevduat kredi ve kredi kartları hizmet ve faizleri ile ilgili uyumlu eylemde bulunmaları nedeniyle para cezasına çaptırıldığı söyleniyor. . Bilgilenmek amacıyla sizin bu örneklere bakış açınız nedir hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dedikleriniz faiz lobisi değildir. Her ikisi de rekabeti önlemeye çalışmak için kartel davranışı içine girmektir.

      Sil
    2. hocam faiz lobisi olduğunu iddia edenlerin yazdıklarından bi kesit olarak aldım bu yazdıklarımı. sanırım bu tarz kartelci davranışlarla beraber piyasalarda oluşan faiz artışı belirli kesim tarafından lobi olarak adlandırılıyor

      Sil
    3. Faiz lobisi lafı bizde kullanılıyor Başka bir yerde kullanıldığına ben rastlamadım. Hatta bunun Türkçesi çıkar grubu olan İngilizcedeki "interest lobby" deyiminin hatalı tercümesinden kaynaklandığını ileri sürenler bile var.

      Sil
    4. hocam kanımca faiz lobisi diye adlandırdıkları şey zaten kısmen sıcak paracılar. anlamadığım zaten şu anda bile sizin çok güzel bi yazınız vardı yabancıya farklı yerliye farklı faiz diye ki enflasyon oranı daha düşük olduğu için yabancılar için hala reel getiri şansı mevcut. son 10 yılda karşılaştığımız durum özellikle üretemeyen ekonomik büyümesi genel anlamda inşaat sektörüne dayalı bir toplum, kendi içerisinde üretemedği için üretimde ithalata bağımlılık ve bununla birlikte oluşan çok büyük cari açık oranları, bu açığı kapatabilmek adına ülkeye sıcak para çekmek, ve oluşan bu durumdan dolayı dış ticarete konu olan mallar yerine kuaför cafe restaurant zinciri gibi dış ticarete konu olmayan alanlardaki aşırı artış. yani faiz lobisi diye bahsedilen şeylerin kaynağını yaratan aslında hükümetin ekonomik politikalarının ta kendisi. bu kadar rahatsızlarsa yüksek faize gelen sıcak paradan bence en azından tobin vergisi koysunlar. hem sıcak paraya muhtaç bırakıyorlar hem de faiz lobisi diyorlar. hocam yanılıyor muyum

      Sil
    5. Yanılmıyorsunuz. Bizim büyüme modelimiz bu. Ya bütçe açığı verecek ve içeriden ve dışarıdan borçlanacağız ya da cari açık verip dışarıdan borçlanacağız.
      Sıcak paracılar sizin de dediğiniz gibi yüksek faizden kazanırlar. Ama eğer bir ülkede riskler artıyorsa (ki Gezi Parkı olayları risklerin artmasının tipik örneğidir) ve/veya kurlar artıyorsa (yani TL değer kaybediyorsa) bu faiz yükselişinden kar elde edemez tam tersine kurdan dolayı zarar ederler. Dolayısıyla onların bu tür olaylar çıkarıp da kar elde etmesini düşünmek doğru bir yaklaşım olmaz. Onlar için ideal durum enflasyonun yükselmesi ve paralel olarak faizlerin artmasıdır. Bunun onlar için zararı değil karı olur. Çünkü buradaki enflasyon onları ilgilendirmez.

      Sil
  54. Mahfi bey, tasarruf oranlarımız hakkında şöyle bir değerlendirme yapmış olsak yanılır mıyız?
    2002 öncesinde tasarruf oranlarımızın % 20 nin üzerinde olduğunu biliyoruz. Tam izah edebilir miyim bilmiyorum. Kredi ödeme oranımızında % 5 olduğunu varsayalım. Tasarruf oranımız % 25 ise, toplamda bankaya yatan para oranı %30 olur. Bankaya kredi ödemesi olarak yatan parayı da, yanılmıyorsam banka tekrar kredi olarak kullandırabiliyor, hem de karşılık ayırmadan.
    2013 yılında bu durum şöyle gerçekleşmişse,( % 15 tasarruf oranı, %15 kredi geri ödeme oranı) , bankaya toplam yatan para oranı 2002 yılına göre değişmemiş olur. Gerçekte de bu şekildeyse, "tasarruf oranlarımız düştü (faiz olması gereken tutarda olmadığı için), bu yüzden dışarıdan borç ithal ediyoruz" saptaması herşeyi tam olarak açıklamamış olur. Bunu şu düşüncelerle de destekliyorum. Bankaya yatan TL tasarruf oranlarının düşmesi ne şekilde olur? Yurtdışına TL gitmediğine göre, yurtdışından da TL girişi yok. TL nerde tutuluyor, ya cüzdanda, ya şahsi/şirket/kamu kasalarında ya da bankada. TL, devamlı bir şekilde yurt içinde dönen bir para. Geçmişe göre bankaya daha az TL geliyorsa, bu elde deste deste paranın tutuluyor olması demektir, değil mi? Kasalarda, cüzdanlarda büyük miktarlarda TL tutuluyor ki, bu para bankaya ulaşmıyor. Aslında bahsedilen, döviz birikimi, döviz tasarruf oranlarımız.
    Bence sıkıntımız tasarruf oranlarımızın düşüklüğünden değil, döviz giderlerimizin 2002 senesi öncesine göre çok artmasından kaynaklanıyor. Döviz gelirlerimiz neden artmıyor? Bu kadar yatırım yapılıyor, bu döviz gelirlerine neden yansımıyor? Cari açık açısından olaya baktığımızda, ithalatımızı yatırım, ara mal, tüketim malı gibi sınıflandırarak şu açıklamayı yapmak gerçeği yansıtmıyor. İthalatımızın içinde nihai tüketim tutarı az, çoğunlu ara malı ve yatırımdan oluşuyor. O zaman şöyle düşünüyoruz, ara malı/yatırım ithalatı ileride bize döviz kazandıracak. Beklediğimiz dövizler gelmiyor bir türlü. Bence nedeni ara malı/yatırım ithalat tutarının önemli bir kısmı yurtiçi tüketimi için kullanılıyor. Bir makina ithal ediliyor, ama bu makinadan çıkan ürünleri ihraç etmiyoruz, yurt içinde tüketiyoruz. Yani ithalatımızı döviz kazandırıcı ithalat, döviz gideri yaratan ithalat olarak sınıflandırırsak daha gerçekçi bir yaklaşım sergilemiş oluruz.
    Tüketimi azaltarak, tasarruf tutarlarımızı arttırmak hedefimiz olmamalı, kendi bindiğimiz dalı keseriz(birinin harcaması,diğerinin tasarrufu). Yapılması gereken döviz giderlerimizi azaltarak, döviz gelirlerimizi arttırmaktır.
    Reel Faiz oranlarımız yüksek kaldıkça, dışarıdan kaynak girişi herzaman olacaktır. Tasarruf oranlarımız ne kadar yüksek olursa olsun. Dışarıdan gelen parayı kabul etmeyecek bir banka var mıdır bilmiyorum. Dışarıdan borçlanma yurtiçinden borçlanmadan daha ucuzsa banka, özel sektör yurtdışını tercih edecektir.
    Bilmiyorum yanlış mı düşünüyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasarruf ile kredi geri ödemesi aynı şeyler değil. Tasarruf mevduat kredi geri ödemesi ise o mevduattan kullandırılıp geri alınan miktar. Yani mevduatı kredi olarak kullandırınca mevduat azalmıyor.
      Döviz giderlerimizin önemli miktarı ithalattan onun da önemli miktarı sermaye malı, aramalı ve hammadde ithalinden kaynaklanıyor. Bu kalemler ihracatımız içi,n zorunlu ithal kalemleri. Yani bunları ithal etmezsek ihracat da yapamıyoruz.

      Sil
    2. Günaydın Mahfi Bey. Tabi ben ekonomist diliyle konuşamadığım için tam izah edemedim. Tasarruf oranlarımızın düşüklüğü değerlendirilirken yapılan yorumlardan birtanesi de, faiz oranlarının düşük olmasından dolayı tasarruf sahiplerinin eskisi kadar tasarruf etmek istemeyeceği, harcamaya yöneleceği hususuydu. Tasarruf oranlarımızın üzerinde etkili olan şey reel faiz hiç kuşkusuz. Ama sanırım sadece o değil. İşi sadece TL tasarruf miktarı ve oranı üzerinden düşünelim. Bu oranın bir sınırı vardır değil mi? Yani % 100 lük bir tasarruf oranı olamaz (mı?). Nasıl ki potansiyel büyüme oranı diye birşey varsa, potansiyel tasarruf oranı da olmalı diye düşünüyorum. Bu oranı bu yıllarda düşüren şey de borçluluk (yurtiçi özel sektör/hanehaklı) oranının yüksek olması diye düşünüyorum.
      Ama şöyle birşey de aklıma geliyor. Kendimden örnek vereyim. Bekarken her ay bankada para biriktiriyordum. Evlendim, uygun faizle kredi çekerek bir ev aldım. Şimdi ise heray bankaya konut kredisi ödüyorum. Banka açısından baktığımızda, kredi vermek için ihtiyacı duyduğu kaynak açısından baktığımızda, ha ben mevduata yatırmışım, ha kredi geri ödemesi yapmışım. mevduata yatırıyor olsaydım hem bana faiz verecek, hem de karşılık ayırarak kalan kısmını kredi olarak bir başkasına verme durumunda olacaktı. Şimdi ise kredi geri ödemesi yaptığım için, bana faiz ödemesi yapmıyor, yatan paradan herangi bir karşılık ayırmadan bir başkasına kullandırtıyor. Yani bankaların tasarruf oranlarının düşmesinden dolayı yurtiçi yerleşiklerden kaynak temini yönünden çektiği bir sıkıntı yok. Yine söylüyorum bu söylediklerim TL tasarrufları içindir. Bir ileri adıma gidelim, ben bankadaki mevduatı çekerek, üstüne kredi ekleyerek ev aldım. Evi aldığım kişi, gitti tüm parayı bankaya yatırdı. Bankaya fazlasıyla kaynak girişi oldu. O yüzden TL cinsinden tasaruuf oranlarımızın düşmesi, borçluluk oranlarımızın yükselmesi nedeniyle ise, banka açısından kaynak temini açısından bir problem yok demektir. Yok başka bir sebepler var ise, TL açısından, para bankaya dönmüyor demektir, bunun sebebi de kasalarda, cüzdanlarda tutulan TL nin çok çok artmasıyla olur. Kasada, cüzdanda sıfır faizle hatta eksi enflasyon faiziyle kim tutar? Bankanın vermiş olduğu faize el mecbur razı olacağız. Ben razı olmaz harcarsam, malını aldığım kişinin tasarrufu olur o bankaya yatırır. yani harcama yapıldığı müddetçe TL tasarrufu birikir. O yüzden dedim TL yurtdışına çıkmıyor, bankada tasarrufta değilse nerede bu para?
      İthalat hususunda eğer ithal ettiğimiz tüm hammadde ve aramalı ihracat içinse, stokların hepsini ihraç ettiğimizde döviz fazlamızın olması gerekmez mi? yani cari açık hammadde ve aramalı ithalinden kaynaklanmıyor olmalı. hammadde/aramalı ihraç edilen ürünün %50 sine tekabül ediyorsa, 10 milyar USD ithalatımız varsa bu 20 milyar USD ihracat demektir. Yanlış mıyım? Yapılan yatırım ithalatının hepsi ihracat içinse, makina kaç yılda parasını çıkaracaksa döviz kazancı sağlayarak, o kısımdan da cari fazla beklememiz gerekmiyor mu?
      yaptığımız bu yatırım/aramalı/hammadde ithalatının karşılığını alabiliyor muyuz? Ki her yıl cari açık veriyoruz. Hani yatırım ithalatını yurtiçinden karşılarsak cari fazlası mı vereceğiz? Bunu anlamaya çalışıyorum da:)
      Çok teşekkür ederim vereceğiniz yanıtlarınız için, yardımlarınız için. Sizin sayenizde Türkiye ekonomisini öğreniyor, neler döndüğünü anlıyor, yanlış düşüncelerimizi düzeltebiliyoruz.

      Sil
    3. Ben teşekkür ederim yorum ve katkılarınız için.
      Gelirin iki tür kullanımı var: Tüketim ve Tasarruf. İnsan mutlaka tüketim yapacağına göre % 100 tasarruf olamaz. Tasarrufu asıl etkileyen şeylerin başında faiz geliyor. Yani insanlar ileride kullanmak için paralarını bir kenara ayırdığında en azından onun enflasyon karşısında değerini yitirmemesini istiyor. Faizler negatife döndüğünde ise tasarrufun anlamı azalıyor.
      İnsanların borçluluk oranının artması hiç kuşkusuz tasarruflarını düşürüyor. Bunda da faizlerin düşmesinin etkisi var. Yani düşük faizler insanların daha fazla harcama yapmasına ve bu harcamaları kredi kullanarak yapmasına yol açıyor.
      Türkiye'nin ihraç ettiği her 100 USD'lik malın içinde 60 USD ithal girdisi var. Petrol ve doğal gaz ithalatı (bunlar evlerde ve özel arabalarda da kullanılıyor) en büyük payı tutuyor. Tüketim malı ithalatımız ise % 10 - 12 dolayında.
      Eğer ithalatın önemli kısmını yurtiçinden sağlarsak cari fazla vermesek bile açığı oldukça düşürebiliriz. O nedenle petrol ve doğal gaz gibi dışarıya bağlı olduğumuz maddeler dışındakileri içeride üretmenin yolunu bulmamız gerekiyor. Elbette hepsini değil ama yapılabildiği kadarını.

      Sil
  55. ustad
    piyasa faizi,tahvil faizi,politika faiziarasindaki farklarla ilgili yazi yazarmisiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ustad.tesekkur ederim yazinizi bekliyorum.tanimlarini elbette bulmak zor degil,ogrenmek de.ama benim icin onemli olan bunlarin birbirini etkilesim sureci.gosterge faiz piyasada olusuyor evet ama diger yandan merkez bankasinin gerek gecelik faiz gerek karsilik orani uzerindeki mudahalesi nasil gerceklesir piyasa faizi etkilemek icin onu ogrenmek istiyorum

      Sil
  56. Hasan Özbakan20 Haziran 2013 14:43

    Piyasa faizi: Ellerinde tasarrufu ödünç vermek isteyenler ile (borç veren-arz) finansmana ihtiyacı olanların (borç alan-talep) bu fonları değiş tokuş yaptığı piyasadaki denge faiz oranıdır.
    Tahvil faizi: Hazinenin DİBS ler için belirlediği faiz oranıdır.
    Politika faizi: TCMB nin bir hafta vadeli repo ihale faizi olarak belirlediği orandır. Amaç borç alan ve verenler faiz konusunda ışık tutmaktır.

    YanıtlaSil
  57. merhaba hocam, 10 gün önce 22.000 tl ye 300 gün vadeli bono aldım, vade sonu değeri yaklaşık 23.350 tl civarı, şu an nominal değeri 21.845 tl civarında, yani 155 tl zararım var, öğrenmek istediğim şey, faizler yükselmeye devam etse de vade sonunda elime 23.350 tl para geçecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazımın tipik bir uygulama örneği. Zarar etmenizin nedeni faizlerin yükselmesi. Sizin kar edebilmeniz için faizlerin düşmesi gerekiyor. Yazının ilk paragrafına bir daha göz atın.

      Sil
    2. Vade sonunda elinize yine 23.350 TL geçecek ama bonoyu arada satarsanız zararlı çıkarsınız.

      Sil
  58. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  59. hocam,
    yiğit bulut un söylediklerinden bir şey anlamayan sizin kapınızı çalıyor.
    en çok sizin başınız ağrımış sanırsam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baş ağrıması değil önemli olan gerçeği anlatabilmek. Bunun da tek yolu konuya ön yargılarla ya da komplo teorileriyle bakmadan bilimsel olarak bakabilmek. Bilimle uğraşmanın tek yolu gerçeğin peşinde koşmaktan geçiyor. Hesap ortada bankalar şu anda zarar yazıyorlar ve yabancılar da kaçıyor. Bunlar eğer faiz yükselişinden para kazansalar niçin zarar yazsın ya da ülkeden kaçsın?

      Sil
  60. Hocam, faiz lobisi söyleminden benim anladığım yüksek faiz ortamında (stabil yüksek faiz ortamı) topladığı mevduatı kredi vermek yerine hazine kağıtlarına yönlendirerek kredi riski almaksızın faiz farkından kazanç sağlayan bankalardır. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de eğer onlara faiz lobisi dersek ülkeyi böyle bir bütçe açığıyla ya da risk artışıyla borçlanmaya ve dolayısıyla yüksek faiz ödemeye iten siyasetçilere de bir şey dememiz gerekmez mi? Borçlanmak isteyen yokta da bunlar zorla yüksek faizle mi borç veriyor?
      Ekonominin kuralları vardır o kuralların dışına çıkınca hayali haydutlar veya hayali kahramanlar yaratmak kaçınılmazdır.

      Sil
    2. Çok haklısınız hocam tamda bu noktada ülkeyi yüksek faiz ödemeye iten makroekonomik göstergelerin bozulmasının-risk artışının çok önemli kaynaklarından biri siyasi istikrarın bozulması olması sebebiyle siyasi istikrarı bozan etmenler neler diye bakmak gerekecektir. Bu etmenleri bulup, bunların da faiz lobisi kavramının içine gireceğini söylersek çokda yanılmış olmayız diye düşünüyorum.

      Sil
    3. 5 civarinda stabilite saglanabilse idi.. Hükümet TL'nin deger kaybini cok daha saglikli bir sekilde gerceklestirebilecekti.. Tabi TL deger kaybederken faizler belli bir süreligine yine yükselecekti daha önce %10 üstene cikip tekrar indigi gibi bu asikar..

      Sil
  61. Hocam ben İktisat öğrencisiyim Yeni Yeni öğreniyorum bazı şeyleri.. Bu yuzden sorum belki saçma gelebilir. Şimdi siz faiz artışının bankalara yaramadığını çok güzel açıklamışsınız Teşekkür ediyorum bunun için. Niyet şu olabilir mi diye kendi kendime içimden geçirdim : Ortada istikrarlı yürüyen bir devlet var faiz 5lerin altına düştü bundan sonra düşme olasılıgı eskıye gore daha azalmış bulunmakta. sizinde dediniz gibi eğer bankalar düşüşten lemalanıyorsa faizin yükselmesi ve süren istikrarla birlikte (düşeceğini var sayarak) kar elde etmek istenmiş olablir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani bu sizce de çok zorlama bir mantık çıkarımı olmaz mı? Bu iniş ve çıkışlarda batacak kredi müşterileri olacağını düşünürsek bankalar bu işten zararlı çıkabileceklerini hatta batabileceklerini düşünmezler mi?
      2001 krizinde bu faiz oynamaları yüzünden kaç banka battı. Benzeri olaylar 1994'de oldu. Yani bankalar bu tür iniş çıkışları sevmezler. Onlar faizlerin hangi düzeyde olursa olsun istikrarlı olmasını isterler. Tıpkı kurların istikrarlı kalmasını istemek gibi bir şeydir bu.

      Sil
  62. Değerli Hocam,

    Analiz muhakkak doğrudur. Ancak, faiz düşüşünden "faiz lobisi" olduğu ileri sürülen kesimin para kaybetmesi tezi sadece halihazırda elinde DİBS bulunan kesim geçerlidir. Bunun yerine ilk defa yurtiçi piyasada DİBS almak isteyen yatırımcı için daha yüksek faiz tercih edilir. Ancak, daha fazla DİBS almak isteyen yerli ve yabancı kesimin ne denli büyük fonlara sahip olduğu ve bunların mı "faiz lobisi" denilen kesim olduğu hususu başka bir sorundur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda da belirttiğim gibi DİBS stokunun yarısını bankalar 1/4'ünü de yabancılar tuttuğuna göre faiz artışından asıl kaybedenler faiz lobisi sözü yakıştırılan bu kesimdir.
      Yeni DİBS alanlar ise ancak faiz düşerse daha karlı hale gelirler. Yoksa faiz yükselmeye devam ederse onlar da kaybeder.

      Sil
  63. merhaba hocam; peki bankalar şuanda borç yazıyor ve yatırımcılar kaçıyor ama bir yandanda dünyanın en büyük bankalarından bir tanesi RABOBANK hangi mantıkla Türkiye ye geliyor (daha bugün reklamını gördüğüm haber). Bundan 2 yıl önce hollandada kuzenim göstermişti dünyanın tek AAA( three A) bankacılığı diye ne anlama geldiğini çözemesemde güvenlik derecelendirmesidir diye düşünmüştüm?. Bu bankayı Türkiye' ye çeken tüketicilerin mevzuatlarla yeterince korunmaması mıdır? Ayrıca faizler bu kadar yüksekken neden bir banka yabancı bir piyasaya giriş yapmak ister ki? sayın hocam sizce kafa karıştırıcı değil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. AAA gibi harf değerlendirmeleri reyting şirketleri tarafından bankalara verilen notları gösterir. AAA en yüksek kredibilite notu, D en düşük kredibilite notudur.
      Türkiye'de bankacılıkta kar yüksektir. Kredi faizleriyle mevduat faizleri arasında önemli fark var. Bunlara ek olarak Türkiye'de üçüncü köprü gibi, üçüncü havaalanı gibi boğaz kanalı gibi çok pahalı projeler var. Bunlara finansman bulan bankalar çok para kazanırlar. Onun için Türkiye bankacılık açısından çekici bir piyasadır.

      Sil
  64. Hocam Cahilliğimi mazur görün, ben bankadan kredi çekip ev aldım faizin yükselmesi demek benim benim zarara uğramam demek değilmidir? ben zarara uğruyorsam banka değilde mevduat sahipleri mi kar ediyor? Faiz diyelim ki anormal olarak %15 e çıktı yüksek faizden, düşük faize aynı anormal düşüş hesap edildiğinde bu iş nihayetinde bankalara yaramaz mı? Şimdiden Teşekkür ederim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer ev kredinizi sabit faizle almışsanız faizin yükselişinden etkilenmezsiniz. Bu durumda banka size verdiği faiz düşük kaldığı için zarar edebilir.
      Buna karşılık mevduat faizleri yükseldiğinde mevduat sahipleri daha yüksek faiz elde etmeye başlarlar.

      Sil
  65. Hocam malesef eksik yorumlamışsınız. Elinde bono tahvil tutan faizlerin düşmesini ister de, repo ve devamlı aylık mevduata bel bağlayanlar ne yapar? Onlar da faizlerin çıkmasını ister tabi ki, bono tutanlar bir seferlik faizlerin düşmesini ister de itfa tarihine doğru faizlerin mümkün olduğunca çok olması işlerine gelecektir. Faiz lobisi yok demek de bence herşeyi faiz lobisine bağlamak kadar yanlıştır. Faizlere bel bağlayan, yattığı yerden parasına para katmak isteyen bir dolu mevduatçı piyasalarda dolaşmaktadır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Son paragrafı bir daha okursanız eksiklik olmadığını göreceksiniz.

      Sil
  66. Hocam öncelikle selamlar..Bu yazınız eski biliyorum ama bugün bir tartışmanın ortasında bilgilerimin eksik olduğunu hissettim ve size şunu sormak istiyorum..Neden faiz lobisi derken sadece tahvil faizleri açısından yaklaşıyoruz olaya.. Faiz denilen olgu sadece bu faiz mi? çok merak ettiğim bir konu bunu bana açıklayıcı yazarsanız çok çok sevineceğim.. Neden tahvil faizine göre yorumladık her şeyi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece tahvil faizi açısından yaklaşmıyoruz. Yazının sonunda dikkat ederseniz bankaların durumundan da söz ettim. Tahvil faizi daha çok yabancıların itibar ettiği bir getiri de onun için ön plana çıkıyor.

      Sil
  67. hocam bence bu konuda bankaların portföylerine bakmak lazım. Bankalar mevduattan mı daha çok kazanıyorlar yoksa hazine bonolarından mı? Yani bunların hangisinin ağırlığı portföyde fazlaysa durum ona göre şekil alır bence. Portföyleri mevduat ağırlıklıysa faizlerin artması bankalara kar sağlar ama bono ağırlıklıysa o zaman faiz artışı zararlarına olur. Bence durum bundan ibaret...

    YanıtlaSil
  68. Çok ağır konudan bahsetmişsin Hocam, milletin beyni bulamaç olmuş görüyorum ki. :)
    Bu durumu tam olarak anlayabilen insanın Keynes'in Spekülatif Para Talebi görüşünü öncelikle net bir şekilde öğrenmesi gerekir. :)
    Yani yorumlar arasında insanlara kızgınlığınız olmuş olabilir diye düşündüm inceleyince, bence eğer kızmışsanız kızmayın derim, ağır ve karmaşık bir konudur.
    Yazı için Teşekkürler, iyi çalışmalar... :)

    YanıtlaSil
  69. Hocam rasyonel beklentiler hipotezine göre,bilgi tamsa,iktisat politikalarına ihtiyaç duyulmuyorsa neden merkez bankasına ihtiyaç duyuluyor yardımcı olabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rasyonel beklentiler hipotezi eklentilerin gerçekleşmeyi belirleyeceği ve açıklanmış bilgiler çerçevesinde de beklentilerin doğru çıkacağı varsayımına dayanıyor. Gerçek hayatta bu varsayımın karşılığı tam olarak yok. Herkes eldeki bilgileri MB kadar iyi ve net analiz edecek donanıma sahip değil. ZEW endeksini bilen kaç kişi veya firma var? Ya da bu endeksi bilen iktisatçıyı dinleyecek kaç patron var? Sonuçta şirkette kararı patron ya da en üst yönetici alıyor. O nedenle para politikası etkin olabiliyor.

      Sil
  70. Hocam yazılarınızı severek okuyoruz. Daima yazmanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  71. faiz lobisinde yanlış anlaşılan durum kazanan değildir. Faiz lobisi bir devlet için sunu ifade eder. Devletin iç borçlanması, yani kaynak elde etmesi için tahvil çıkarır ve orta uzun vadeli nakit elde eder. Devlet kendi adına bu elde ettiğini bildiği sekilde yatırıma çevirir ya da ihtiyacını karşılar. Öte yandan devlete güvenen ve para kazanırım diye devletten tahvil alanlar da devlettin ekonomik politikasına göre eğer istikrar var ise tahvil alımından tereddüt etmez. FAkat olağanüstü bir durumda faiz artışı gerçekleşir ise, bu sefer devlet artık çıkaracağı tahvillere artık karşılık bulamayacaktır. yani faiz orantılı olarak bir yükselişte ise kimse zarar etmeyi göze alamaz. bir bakıma borsayla ters orantılıdır. borsa kazanırken devlet tahvili yatırımcıları kaybedecektir. dolayısıyla da devletin kaynak bulma kanalı tıkanacak ve önü de kesilmiş olacaktır. Lobiden kasıt kar elde etmek değil, devlete kaynak sağlamamaktır..

    YanıtlaSil
  72. ben durumu tam tersi biliyordum, ama işte anlık durumlar varmış.. faiz artarsa bankalar daha cok kar edermiş zanndiyordum, faiz oranları düşünce de bankalar gelir oranını artırmak için de başka durumlara yonelıyor.. tamamen strateji meselesi her iki durumda da kar ve zarar rıskı var anlaşılan... iyi bir strateji lobının yarattıgı ıvmeyı en aza dusurebılır o zaman.. tesekkurler hocam

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...