24 Eylül 2013 Salı

Gini Şişeden Çıktı

TÜİK, 2012 yılına ait Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçlarına göre 2012 yılında Gini katsayısı 0,402 olmuş. Gini katsayısı gelir dağılımı eşitliğini ölçmeye yarayan bir katsayı. 0 ile 1 arasında değer alıyor. 1’e ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar bozuk, 0’a ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar eşitliğe yaklaşıyor demektir. 
ABD’li iktisatçı Max O. Lorenz 1905 yılında gelir dağılımı eşitsizliğini ölçmekte kullandığı bir yöntem geliştirdi. Dikey eksende yüzde 20’lik birikimli gruplar olarak geliri, yatay eksende de yine yüzde 20’lik birikimli gruplar olarak nüfusu gösteriyordu. Bu iki eksenin kesiştiği sıfır noktasından sağa yukarı doğru 45 derecelik eğimle çizilen çizgi gelir dağılımının mutlak anlamda eşit olduğu doğruyu ifade ediyordu. Çünkü bu doğru üzerindeki her nokta eşit sayıda nüfus grubunun gelirden eşit miktar pay aldığı noktaydı. Bu çizgiden aşağıya doğru uzaklaşıldıkça gelir dağılımı bozuluyor demekti. Gerçek hayatta görülen ve 45 derecelik doğrunun altında yer alan eğriye Lorenz Eğrisi adı veriliyor.

İtalyan istatistikçi Corrado Gini, Lorenz tarafından geliştirilen bu sistemi 1912 yılında yazdığı bir makalede bir katsayıyla ifade ederek gelir dağılımı ölçümünü yeni bir kalıba oturttu. Katsayı, mutlak eşitlik çizgisini ifade eden 45 derecelik doğrunun altındaki alan ile gerçek hayatta ortaya çıkan aşağıya doğru sarkmış eğrinin üzerindeki alan arasındaki orantıya dayanıyordu. 0 ile 1 arasında değer alan bu orantıya Gini katsayısı adı veriliyor. Herkesin aynı gelire sahip olduğu bir toplumun Gini katsayısı 0 iken tüm gelirin bir kişide toplandığı toplumun Gini katsayısı 1’dir. Buna göre Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliği azalırken bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliği artar.


Aşağıdaki şekilde dikey eksende birikimli gelir yüzdeleri, yatay eksende de birikimli nüfus yüzdesi yer alıyor. 45 derecelik mutlak eşitlik çizgisinin altındaki çizgi bize Türkiye’nin 2011 ve 2012 yıllarındaki Lorenz eğrilerini gösteriyor (kaynak: TÜİK.)  


Türkiye’de gelir dağılımı araştırmaları çok gürültü kopardığı için düzensiz biçimde yapılıyordu. Örneğin 1994 yılından 2002 yılına kadar gelir dağılımı araştırması yapılmadı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2002 yılından itibaren bu araştırmaların sonuçlarını yıllık olarak yaparak yayınlamaya başladı.

0,40 oranındaki Gini katsayısı gelir dağılımının bozuk olduğunu gösteriyor. Dünyada gelir dağılımı en iyi olan ülkeler İskandinav ülkeleri ve eski doğu bloku ülkeleri. Bunlarda Gini katsayısı 0,25 ile ,0,35 arasında bulunuyor. Buna karşılık gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkeler Namibya ve Güney Afrika. Bunlarda da Gini katsayısı 0,60’ın üzerinde bulunuyor.

Türkiye’de gelir dağılımının 2006’dan bu yana geçirdiği değişim şöyle:
  
Yıllar
Gini katsayısı
2002
0,44
2003
0,42
2004
0,40
2005
0,38
2006
0,43
2007
0,41
2008
0,405
2009
0,415
2010
0,402
2011
0,404
2012
0,402

2002’den itibaren gelir dağılımının düzeliyor olmasının gerçek nedeni 2001 yılında yaşanan ağır krizdir. Krizler, üst gelir gruplarında daha fazla gelir kayıplarına yol açtığı için gelir dağılımını düzeltici etki yaparlar. Sonradan Gini katsayısı yeniden eski düzeyine gelmiş olması bu tezimizi doğruluyor.

Bu araştırmanın başka sonuçları da var. Örneğin buna göre nüfusun yüzde 16’dan fazlasının yoksulluk sınırının altında olduğu ortaya çıkmış bulunuyor. Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı %59 dolayında hesaplanıyor. Nüfusun % 86’sı “evden uzakta bir haftalık tatili”, %62’si “beklenmedik harcamalarını” ve % 79’u “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle karşılayamadığı görülüyor.

Gelir dağılımındaki bu görünüm bize Türkiye’de tasarrufların niçin düşük olduğunu ve bankalarda belirli miktarın üzerindeki mevduatın niçin çok az sayıda kişiye ait olduğunu açık bir biçimde gösteriyor. 

50 yorum:

  1. Mahfi Hocam merhaba, oncelikle degerli bilgiler iceren yaziniz icin tesekkurler. Bir isletme ogrencisi olarak her yazinizi ve yorumlarinizi ozenle takip ediyorum ve kitaplarinizi da okumaya basladim. Aklima takilan nokta 2001 krizinde gerceklesen gelir kayiplariyla katsayi bir nebze duzelmis olsada ust gelire sahip kisim toparlanarak katsayiyi yeniden yukari cekmis bulunmakta. Ancak 2006dan sonra tekrar dususe gecmis bulunmakta. Bu donemde benim bilmedigim bir kriz mi vardi yoksa buna ekonomik toparlanma mi sebep oldu? Konuyla alakasiz olarak belirtmek istedigim bir diger sey ise Kolay Ekonomi kitabinizin cok degerli bilgiler icermesine ragmen dizgi ve duzeninin gercekten cok ozensiz oldugu. Cunku cogu parca birebir ayni sekilde 2 3 defa basilmis.
    Tekrar tesekkur eder iyi calismalar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      2006'da biliyorsunuz ABD'de mortgage krizi, 2008'de de ABD kökenli Lehman Brothers krizleri yaşandı ve bizi dolaylı da olsa etkiledi.
      Kolay Ekonomi yeniden ve çok daha iyi biçimde hazırlandı sanırım bu yıl bitmeden basılmış olacak.

      Sil
    2. Hocam TÜİK'in Gini verileri 2002-2005 döneminde Hanehalkı Bütçe Anketine 2006-2012 döneminde Gelir ve Yaşam Koşulları Anketine dayanıyor. Rakamlardaki sapmanın bir kısmı anket farklılığından kaynaklanıyor sanırım.

      Sil
  2. Hocam yazınız yine cok faydali bilgiler iceriyor, tesekkur ederiz. Birkac sorum olacakti:
    - Gini'yi daha iyi hale getirmek icin hukumetlerin temelde ne yapmasi gerekir?
    - issizlik ile bir dogru oranti kurabilir miyiz, issizligi azaltmak cozum mudir? Yoksa ayrica bir de ücret reformu gerekir mi?
    - Cari acik vb konularda konustugumuz devlet tesvigiyle marka yaratma stratejileri yine sadece belli kesimleri zengin etmez mi? Gini acisindan Kobileri desteklemek daha iyi bir yontem olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Gelir dağılımında adaleti sağlamak için dolaysız vergilerin tahsilatını artırıp dolaylı vergileri düşürmek ilk ve en temel adım.
      Markayı kim yaratacaksa onu desteklemek lazım. Burada amaç Gini katsayısını düzeltmekten çok ülkeye döviz kazandırıcı birm adım atabilmek olmalı.

      Sil
  3. elinize sağlık hocam..

    YanıtlaSil
  4. Hocam benim aklıma yoksulluk sınırı altında yaşayan oran takıldı. Yoksulluk sınırı altında yaşayanların oranı yaklaşık %16 denilmiş, tahmin edilen üzere yoksulluk sınırı aylık rakam 3.300 TL civarında. Buradan hareketle Türkiye'de %16'lık kısım dışındakiler aylık 3300 TL üzerinde gelir mi elde ediyorlar? Yoksa bu rakama açlık sınırı dahil değil midir? Eğer yoksulluk sınırı altındakiler %16 ise, başka değişle 3300 TL ve üzeri gelire sahip olanlar yaklaşık %84 ise bu rakam anormal değil midir?
    Çalışma için Teşekkürler Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yoksulluk sınırına açlık sınırındakiler de dahil. 3300 TL 4 kişilik ailenin aylık toplam geliridir. Yani adam başına ayda 825 TL düşüyor.

      Sil
  5. Her yazınızda işin teorik kısmına da herkesin kolay anlayabileceği bir şekilde değinmeniz çok yararlı. Yazılarınız için teşekkür ederim.

    Dolaysız vergileri arttırmanın da Türkiye'de çok fazla işe yarayacağını düşünmüyorum. Türkiye'de çok daha önemli yapısal sorunlar var. Ülkenin sanayisi yalnızca iki üç şehirde tıkılıp kaldıysa, turizm pazarından da aslan payını üç dört şehirden fazlası alamıyorsa geriye kalan kesimin GDP içinde payı çok düşük olan tarım ve hayvancılık gelirlerinden başka bir gelir kaynağı kalmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Dolaysız vergilerde çok fazla istisna ve muaflık var. Ayrca kayıt dışı kalan çok gelir var.

      Sil
  6. Toplumdaki üretici, tüketici ve faktör sahiplerinden birinin durumunu kötüleştirmeden bunlardan bir başkasınınkinin durumunu iyileştirmenin mümkün olmadığı varsayımı, yani tahterevalli etkisi sözkonusu olması durumunda gelir dağılımı eşitsizliğinin daha fazla azaltılma düşüncesi hayal olarak kalacağını düşünmekteyim. Aydınlatıcı değerli yazılarınız için teşekkürler Üstad.

    YanıtlaSil
  7. Hocam dolaylı vergilerin dolaysız vergilere göre daha hakkaniyetsiz oluşunun sebebi düşük gelirli vatandaşlardan yüksek gelirli vatandaşlara göre daha fazla alınmış olmasıdır. Çünkü düşük gelirliler yüksek gelirli vatandaşlara göre bütçeleri içinde oransal olarak daha fazla tüketim yapmaktadırlar. Peki bu bilgiler ışığında dolaylı vergileri azaltırsak Barro hipotezinde savunulduğu üzere sizce düşük gelirli kesim tasarruf oranını artırır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya tasarrufunu ya da harcamasını artırır. Harcamasını artırırsa bu başkasının geliri olacağı için o aşamada da tasarruf artabilir.

      Sil
  8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  9. Mahfi Bey,
    okul zamanından hatırladığım kadarıyla, yukarıda belirttiğiniz hususlara ek olarak "bizim gibi gelişmekte olan ya da daha dürüst bir ifadeyle gelir düzeyi düşük ülkelerde Gini Katsayısının düşük olması aslında o kadar da istenen bir durum değildir. Zira düşük toplam gelir düzeylerinde eşit dağılım sermaye birikimine engeldir." gibi alternatif bir bakış açısı da vardı diye hatırlıyorum. Bu bakış açısı, sizin "Gelir dağılımındaki bu görünüm bize Türkiye’de tasarrufların niçin düşük olduğunu..." şeklinde devam eden cümlenizdeki tespitle çeliştiği için görüşünüzü almak istedim. Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu hipotez "Geliri yüksek olanın tasarrufu daha yüksek olur" yaklaşımına dayanıyor. Doğrudur da. Ancak günümüzde gelir dağılımının daha düzgün olduğu ülkelerde tasarruf oranları bize göre daha yüksek çıkıyor. Yani ülkeye, tasarruf alışkanlıklarına ve zamana göre değişen bir hipotez bu. O nedenle kanun değil hipotez.

      Sil
  10. Mahfi Bey Merhaba,
    2013 OECD raporu verilerine göre Türkiye, büyüme ve istihdam artışı sağlayan ülke olma yolunda. Bu durumda 2013 Gini tablosundaki rakamın daha olumlu olacağı gibi bir beklenti içine girebilir miyiz?

    YanıtlaSil
  11. TÜİK'in yazınızın konusunu oluşturan "araştırmasına" göre "işveren gelirleri" yılda ortalama 35.680 TL yani ayda 3 bin TL kadar, "kendi hesabına çalışanların" aylık ortalama geliri ise 986 TL imiş! Ücretlilerin aylık ortalama geliri "araştırmaya" göre 1263 TL. Diğer ifadeyle serbest meslek erbabı ücretliden az kazanıyormuş!! Hocam, Allah aşkına bu rakamlar inandırıcı mı?
    "Ya napalım elimizde bundan başka veri yok" denilebilir. o halde bu konularda TÜİK'in komedi parodisi haline gelmiş "araştırmalarını" yazılara konu edip vakit harcamamak gerekir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  12. Hocam ; tasarruf oranının yükselmesini istiyorsak düşük gelir guruplarının da gelirini artmasını sağlayarak ( bazı iktisadi politikalar sayesinde ; dolaysız vergilere ağırlık vererek ) tasarruf etmesini sağlamamız gerekir . Benim sorum ; acaba düşük gelir gruplarının gelirinin artması için dolaysız vergilere ağırlık vermenin yanında ne gibi politikalar izlenebilir ?

    YanıtlaSil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ölçme hatası var ya da krizin etkisi geçince eski tas eski hamam oldu.

      Sil
  14. Hocam dolaysız vergilerin tahsilatının artırılması yüksek sermayeli yatırımcıların daha cazip vergi oranlı ülkelere kaymasına veya beyin göçüne neden olmaz mı bu da uzun vade sıkıntı yaratmaz mı ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaratabilir ama dolaysız vergi yükü bizim kadar düşük ülke bulmak kolay değil.

      Sil
  15. Hocam, Türkiye'nin kişi başına düşen gelirinin artması iyi mi kötü bilemiyorum. Zira arttıkça Gini'de artacak gibi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişi başına düşen gelirin artması gelirin mutlaka iyi dağılacağını işaret etmiyor. Çünkü kişi başına gelir bir ortalamadan ibaret.

      Sil
  16. Hocam Merhaba, Yıllardır ihracata dayalı bir kalkınma modeli geliştirmemize ve sıcak para girişi ile dolar sıkıntımızı ötelememize rağmen neden hala bu kadar fark var sizce neden halen gini kat sayısında bir düzelme yok. Çalışma için teşekkür ederim emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü vergi sistemimiz böyle bir adaleti sağlayacak yapıdan yoksun.

      Sil
  17. hocam normalde ben birisine borç verirken borcuna sadık kalan ve borcunu zamanında ödeyen birisine borç veririm borçverirken de öncelikli olarak gelirine bakarım. ben şunu sormak istiyorum bir üke bize borç verirken yada kısa vadeli sermaye hareketi olarak bize gelen ülkeler bizim ülkemizn hangi verilerine bakarak gelir ve neden o verilere bakar ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye, borcunu geri ödemede genel olarak sadıktır. Osmanlı borçlarının paylaşımında en büyük pay Türkiye'ye düşmüştür ve borcunu zamanında ve tam olarak sadece Türkiye ödemiştir. Mesela bu iyi bir repütasyondur. Ayrıca bizde reel faiz yabancı için oldukça yüksek bir getiri sunuyor.

      Sil
  18. hocam keşke 23 ünden önce yazsaydınız bu yazınızı. mülaktta sorulan bir yorum sorusunda gini katsayısı üzerinden yorum istediler sanırım ve ben dilimin ucuna gelmesine rağmen tam anlayamadığım tam bağlantı kuramadğımdan pek birşey söyleyemedim.
    her yazınız ayrı bir zevk. çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Ama blokta daha eski tarihli araştırma sonuçlarını yorumlayan benzer yazılarım vardı keşke onlara baksaydınız.

      Sil
  19. "yüzde 20’lik birikimli gruplar " bu ne demek hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yatay eksene bakarsanız oradaki 20 ilk 20 demek, 40, ikinci 20 demek değil 40 demek. Bunu kastediyor.

      Sil
  20. Hocam cari açığı kullandığımız yabancı tasarrufları olarak tanımlarsak eksik tanımlamış oluruz değil mı hocam ? Tamam cari açığımız ne kadar ise o kadar yabancı tasarruf kullanmışız demektir fakat her kullandığımız yabancı tasarruf miktarı da bize cari açık miktarını vermez zira cari açık haricinde ( dışarıdan mal almak içn kullandığımız yabancı tasarruf haricinde ) örneğin bankaların dışarıdan ucuza. Kredi alıp içeride bu krediyi kullanırması gibi . Bu dışarıdan kullandığımız yabancı tasarrufları artırır harcamalara gitmediğinden cari açığı büyütmez kısacası cari açık bir ülkenin bir yılda kullandığı toplam yabancı taarruf değildir değil mi ? Kullandığı toplam yabancı tasarrufun bir kısmıdır sadece katılırmısınız hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İki konuyu birbirine karıştırmamak gerekir. Cari açık bizim dışarı sattığımız mal ve hizmetler karşılığında elde ettiğimiz döviz geliriyle dışarıdan aldığımız mal ve hizmetlere ödediğimiz döviz miktarı arasında oluşan negatif farktır. Bu farkı dışarının tasarruflarını kullanarak kapatırıız. Ülkeye giren döviz miktarı ise farklı bir şeydir. Faizler ya da borsa getirileri yüksek olduğu için ülkeye cari açıktan çok daha yüksek döviz girmiş olabilir. Ayrıca cari açık bir yılda oluşan açıktır yani akım değişkendir. Oysa döviz stoku yılların birikimidir yani stok değişkendir.

      Sil
  21. hocam tuik verilene ne kadar guvenilir ? bugun istatistik hocamiz ah o tuik felan dedi. neden kaynaklanabilir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü TÜİK verileri ve hesaplama biçimlerini sık değiştiriyor. Örneğin enflasyon sepetinde gıdanın ağırlığını düşürdü. Bunu tam da gıda fiyatları artarken yaptı ve dolayısıyla kuşkuları üzerine çekti. Benzer bir işi ödemeler dengesinde net hata ve noksan için yaptı, yine benzer bir işi GSYH hesaplarında yaptı. Güvenilirliği düşüyor.

      Sil
  22. Hocam mülakatta gelen bir soruya şöyle cevap verdim acaba doğru cevap mı verdim ; soru Türkiye'nin cari açığının kriz dönemlerinde sürdürebilirliği hakkındaydı , ben dedimki; Türkiye yaklaşık 50 milyar $ kadar cari açık veriyor kriz dönemlerinde yabancı sermaye nin ülkeye gelmesinde ki zorluktan dolayı kurlar yükselme eğilimine girer. Döviz her zaman bulunabilen bir maldır biz dünya krize girmiş olsa ve ülkemize doğrudan yatırım ve portföy yatırımı ile sermaye girmesede biz eskisi gibi fazladan 50 milyar $ bulamayız diye düşünmek yanlış olur döviz her zaman bulunur ama kriz dönemlerinde kurlar yükseldiği için ve dışarıda da eskisine nazaran faizler yüksek olduğu için bu parayı buluruz bulmasına da maliyeti çok fazla olur normal şartlar altında kimsed e hem kurların yüksek olmasından hemde dışarıda faizlerin yükselmesinden dolayı maliyete katlanmak istemez ve kriz dönemlerimde maliyetler yüksek olduğundan eskisi kadar cari açık vermeyiz dedim tabi veremememizin sebebi o parayı bulamamamız değil o parayı banka her türlü bulur ama maliyeti yüksek olur diye o kadar yüksek cari açık veremeyiz
    Hocam soruyu doğru cevaplamılmıyım eksiklikler varmı cevapta . Onun haricinde de söylediğiniz taktikleri uygulamaya çalıştım her şey içn teşekkür ederim iyi günler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben olsam bu yanıta tam not verirdim. Konunun aşağı yukarı her yönünü kavradığınızı net bir biçimde göstermişsiniz.

      Sil
  23. Hocam kantitatif karar verme teknikleri nin ekonomiyle ilgisi var mı? Ekonomiye bir katkısı olur mu bu dersin ?
    Hocam bir de sigorta işletmeciliği dersinde tam olarak ne anlatılmaktadır ? Cevabınız içn şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kantitatif karar verme tekniklerinin ekonomiyle yakın ilgisi var. Burada daha çok istatistik, matematiksel istatistik ve ekonometri kullanarak karar almayı daha objektif çerçeveye oturtmayı öğreniyor insan. Sigorta işletmeciliği dersinin içeriğini bilmiyorum.

      Sil
  24. Hocam öncelikle değerli yazılarınız için size can-ı gönülden teşekkür ederim,emeğinize sağlık.
    Benim sorum şu olacak, lisans eğitimi alırken Çin'in cari fazla veren bir ülke olmasına rağmen büyüme oranının hala istenilen seviyelerde olmamasının sebebinin iç talep yetersizliği olduğunu söylemiştik. Gelişmekte olan ülkeler için büyümenin en önemli dinamiklerinden biri de iç talep mutlaka. Ancak ülkemizde cari açığın artma nedenlerinden biri olarak da son yıllardaki iç talep yükselişi ve buna bağlı olarak tasarrufların azalması sonucunda yatırımların azalması gösteriliyor.
    Bu durumda büyümeyi sağlayan iç talep ne ölçüde olmalıdır ya da ben yanlış mı düşünmekteyim Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'in büyüme oranı yüzde 8 dolayında. Dünyada halen en hızlı büyüyen ülke. Bunun istenen bir düzey olmadığını söylemek çok zor. Ama Çin'de bir iç talep sorunu olduğu da muhakkak. Kişi başına geliri artsa da henüz iç talebi yükseltecek düzeye gelemedi. Buna uğraşıyorlar.
      Her ülkenin koşulları farklı. Bizde kişi başına gelir Çin'dekinden oldukça yüksek ama tasarruf oranımız çok düşük. Buna karşılık tüketim eğilimimiz çok yüksek (ABD düzeyinde.) Bunun temel nedenlerinden birisinin geçmişte elde edilen yüksek reel faizin (yüzde 10 dolayındaydı) şimdilerde sıfıra yaklaşmış olmasında olduğunu düşünüyorum. Çünkü Tasarruf / GSYh oranı 2001 öncesinde yüzde 20 iken şimdi yüzde 14.

      Sil
  25. Gini katsayısı 0,402 ne anlama geliyor hocam? 0'a yaklaştıkça gelir dağılımında iyileşme, 1'e yaklaştıkça gelir dağılımında bozulma oluyor. Bunu biliyorum ama sayısal verileri yorumlayamıyorum. Ülkenin yüzde şu kadar lık kısmı gelirin şu kadar lık kısmını alıyor gibi bir analizi nasıl yaparız?
    Yazılarınız gerçekten çok faydalı ve alışkanlık yaratıyor, her gün sitenizi ziyaret etme ihtiyacı hissediyorum. Çok teşekkürler, kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayısal verilerin ayrıntısı için TÜİK'in araştırmasına bakabilirsiniz. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=13594 Burada yüzde 20 ler itibariyle gelirin hangi oranlarda paylaşıldığı mevcut.

      Sil
  26. Hocam Türk vergi sistemiyle ilgili görüşlerinizi birkaç cümleyle anlatmak isterseniz ne söyleyebilirsiniz? Sizce vergi sistemimizin başlıca sorunları , eksiklikleri neler ve bu konuda neler yapılmalıdır? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  27. Sayın Mahfi Bey, demokratikleşme paketinin ekonomiye etkisini anlatan bir yazı yazabilirmisiniz? Yada kısa bir cevap olarak ta birşeyler söylemek isterseniz çok sevinirim. İyi çalışmalar

    YanıtlaSil
  28. Üstad krizlerin gelir dağılımında yüksek gelir grubunun işine yaradığı söylemişsiniz, gini katsayısına bakıldığında da bunu doğrular görülüyor ancak Korkut BORATAV krizlerin bölüşüm etkisinde yüksek gelir grubu lehine, düşük gelir grupluların aleyhine etki ettiğini söylüyor. Yine ekliyor UNCTAD'ın 2000 tarihli Ticaret ve Kalkınma Raporu'nun IV. Böülmünde bu durumun ayrıntılarıyla incelendiğini belirtiyor. Ayrıca 1997-2009 aralığında bölüşüm endekslerini tablo olarak veriyor, verilen verilerden de 1997 sonrasındaki kriz yılları ve bir sonraki yıllarda dağılımın yine düşük gelir gruplarının aleyhine değiştiği görülüyor.
    Siz bunun tersini söylemekte bunu da gini katsayısıyla göstermektesiniz, bu paradox nasıl çıkıyor? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  29. Hocam konu her zaman yeni sayılabileceğinden sorumu sormaktan çekinmedim. Varsayınız ki, nüfus sadece bir kişiden oluşmakta. Buna göre nasıl bir dağılım beklenebilir. tam adaletli / tam adaletsiz ? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...