11 Eylül 2013 Çarşamba

GSYH ve Büyüme Hesaplamaları - Türkiye Örneği

Cari Fiyatlarla GSYH
GSYH hesaplaması öncelikle piyasada geçerli fiyatlara göre yapılır. Bu da iki şekilde yapılır üretici fiyatlarıyla ve alıcı fiyatlarıyla. Daha çok kullanılanı alıcı fiyatlarıyla yapılan hesaplama olduğu için burada onu ele alacağım. 
Alıcı fiyatlarıyla GSYH piyasadaki nihai malların fiyatları esas alınarak hesaplanır. Örneğin buğday, buğday olarak satılıyorsa onun fiyatı, un olarak satılıyorsa onun fiyatı ve ekmek olarak satılıyorsa onun fiyatı esas alınır. Bir başka ifadeyle ekmeğin fiyatı 1 TL ise artık onun içine giren buğday ya da unun değeri hesaba katılmaz.

Bu şekilde yapılan hesaplama cari alıcı fiyatlarıyla ya da cari piyasa fiyatlarıyla GSYH’yı verir. 2012 yılında bunun değeri 1.416 milyar TL’dir. Bu tutar, uluslararası karşılaştırmalarda kullanılmak üzere yıllık ortalama USD kurundan dolara çevrilir. 2012 yılı için ortalama USD kuru 1,80 olduğundan Türkiye’nin cari alıcı fiyatlarıyla GSYH’sı 786 milyar dolar olarak ortaya çıkmaktadır.  

Sabit Fiyatlarla GSYH
Cari fiyatların içinde enflasyon etkisi olduğu için bu değer bize büyümeyi göstermez. Çünkü büyüme denilen şey fiziki bir olaydır. Yılda sadece 100 adet ekmek üreten bir ekonomi düşünelim. Ekmeğin fiyatı 1 TL olsun. Bu ekonominin GSYH’sı (100 x 1=) 100 TL’dir. İkinci yılda bu ekonomide ekmek üretimi 105 adede çıkmış ekmeğin fiyatı da 1,1 TL’ye yükselmiş olsun. Bu ekonominin ikinci yılsonunda cari fiyatlarla GSYH’sı (105 x 1,1=) 115,5 TL olarak hesaplanır. İlk bakışta ekonomi % 15,5 büyümüş gibi görünür. Oysa emek sayısı sadece 5 adet artmıştır. Bu durumda reel büyümeyi hesaplayabilmek için fiyatları ilk yılın fiyatlarıyla sabit tutarak hesaplama yapmamız gerekir. Bu hesap bize reel GSYH’nın (105 x 1=) 105 TL olduğunu ve büyümenin de ((105 – 100)/ 100=) 0,05 yani yüzde 5 olduğunu gösterir.

Genellikle bu sabitlemeler belirli yılları baz alarak yapılır. Örneğin Türkiye’de yapılan hesaplamalar için 1998 yılı sabitleme yılı olarak alınmaktadır. Böylece sabit fiyatlarla GSYH hesaplanırken fiyatlardaki değişmeler 1998 yılından itibaren hesaba katılmamış olmakta ve reel GSYH ve reel büyüme hesaplanmış olmaktadır.      

USD Cinsinden Gösterim 
Uluslararası karşılaştırma yapılırken her yılın TL cinsinden cari alıcı fiyatlarıyla GSYH’sı alınıyor ve o yılın USD kuruna bölünerek dolara çevriliyor. Bulunan bu tutar yalnızca uluslararası karşılaştırmalarda değil her alanda kullanılıyor. Örneğin 2012 yılının GSYH’sı nedir diye sorulduğunda ya bu cari alıcı fiyatlarla USAD cinsinden olan 786 milyar dolar kullanılıyor ya da bunun satınalma gücü paritesi cinsinden ifade edilen biçimi kullanılıyor. Bu tür bir kullanım bir yıllık bir karşılaştırma için doğru olabilir. Ama bu değerleri her yıl için alıp son yılın değerini ilk yılınkine bölerek demek ki bu kadar büyümüşüz demek çok yanlış. Çünkü bunların içinde fiyat hareketleri var. Yani yukarıdaki ekmek üreten ekonomide olduğu gibi eğer fiyat artışlarına bakmazsak ekonominin yüzde 15,5 büyüdüğü gibi yanlış bir sonuca ulaşmış oluruz. Büyüme açısından bakmamız gereken veriler sabit fiyatlarla GSYH verileridir.

GSYH’nın Hesaplanma Yolları
GSYH başlıca üç şekilde hesaplanır: (1) Üretim yoluyla ya sektörlerin üretim değerlerinin toplanması yöntemiyle (burada her bir sektörde üretilen nihai malların piyasa fiyatları hesaba alınır.) (2) Harcamalar yöntemiyle (burada yapılan tüketim, yatırım ve transfer harcamaları toplanır.) (3) Gelir yöntemi (burada emek, toprak, sermaye, girişimcilik olarak sıralanan üretim faktörlerinin ellerine geçen ücret, rant, kâr ve faiz gelirleri toplanır.)

Bu üç yöntemden gelir yöntemi fazlaca kullanılmadığı için bu yazıda üretim ve harcamalar yöntemini ele alacağım.

GSYH ve Büyümenin Üretim Yöntemiyle Hesaplanması
Sektörlerin GSYH içindeki payları onların ağırlıkları anlamına gelir. Örneğin tarım, avcılık, ormancılık alt sektörünün GSYH içindeki payı (ağırlığı) yüzde 5,9’dur. Yani bu alt sektörde yüzde 10 reel büyüme olsa bunun GSYH’ya yansıması yüzde 0,59 olacaktır. Buna karşılık imalat sanayi alt sektörünün GSYH içindeki payı yüzde 24,4’dür. Yani İmalat sanayinde yüzde 10 büyüme olsa bunun GSYH’ya yansıması yüzde 2,4 olacaktır. İmalat sanayindeki büyüme ayrıca bu malların satışını yapacak olan toptan ve perakende ticaret alt sektörünü, bu malların taşınmasını, depolanmasını yapacak olan ulaştırma, depolama ve haberleşme alt sektörünü ve bu malların üretimi, satışı için alınacak kredi, sigortalar nedeniyle mali aracı kuruluşların faaliyetleri alt sektörünü de etkilemesi bakımından önemlidir. O nedenle sanayi üretimine bakılarak GSYH büyümesine ilişkin tahmin yapılması yaygın bir yaklaşımdır.    

Sektörler
GSYH 2013 / II Ç Paylar
Tarım, Avcılık, Ormancılık
7,2
Balıkçılık
0,2
Madencilik ve Taşocakçılığı
0,7
İmalat Sanayii
25,7
Elektrik, Gaz, Sıcak Su Üretimi ve Dağıtımı
2,0
İnşaat
6,0
Toptan ve Perakende Ticaret
13,5
Oteller ve Lokantalar
1,6
Ulaştırma, Depolama ve Haberleşme
15,3
Mali Aracı Kuruluşların Faaliyetleri
11,5
Konut Sahipliği
4,4
Gayrimenkul Kiralama ve İş Faaliyetleri
3,7
Kamu Yönetimi ve Savunma, Zorunlu Sosyal Güvenlik
2,8
Eğitim
2,0
Sağlık İşleri ve Sosyal Hizmetler
1,2
Diğer Sosyal, Toplumsal, Kişisel Hizmet Faaliyetleri
1,3
Eviçi Personel Çalıştıran Hanehalkları
0,1
SEKTÖRLER TOPLAMI
99,1
Dolaylı Ölçülen Mali Aracılık Hizmetleri
- 7,8
Vergi - Sübvansiyon
8,7
GSYH (Alıcı Fiyatlarıyla)
100,0

Bu yöntemde yukarıda kısaca değindiğim gibi her bir alt sektörde üretilen nihai mal ve hizmetlerin alıcı (piyasa) fiyatları cinsinden değerleri alınıp toplanır.

Aşağıdaki tablo TÜİK’in GSYH alt sektörleri hesabına göre yapılmıştır.

Sektörler
2012 II Ç
2013 II Ç
Büyüme (%)
Tarım, Avcılık, Ormancılık
2.070,7
2.182,0
5,4
Balıkçılık
63,5
69,1
8,8
Madencilik ve Taşocakçılığı
210,5
203,5
-3,3
İmalat Sanayii
7.481,8
7.733,4
3,4
Elektrik, Gaz, Sıcak Su Üretimi ve Dağıtımı
587,0
602,6
2,7
İnşaat
1.678,7
1.806,2
7,6
Toptan ve Perakende Ticaret
3.872,7
4.067,8
5,0
Oteller ve Lokantalar
408,6
469,5
14,9
Ulaştırma, Depolama ve Haberleşme
4.464,7
4.611,8
3,3
Mali Aracı Kuruluşların Faaliyetleri
3.192,4
3.463,2
8,5
Konut Sahipliği
1.315,0
1.331,5
1,3
Gayrimenkul Kiralama ve İş Faaliyetleri
1.034,0
1.105,9
7,0
Kamu Yönetimi ve Savunma, Zorunlu Sosyal Güv.
813,5
849,8
4,5
Eğitim
567,1
591,6
4,3
Sağlık İşleri ve Sosyal Hizmetler
340,3
355,9
4,6
Diğer Sosyal, Toplumsal, Kişisel Hizmet Faaliyetleri
385,3
391,6
1,6
Ev içi Personel Çalıştıran Hanehalkları
39,5
41,9
6,1
SEKTÖRLER TOPLAMI
28.525,3
29.877,3
4,7
Dolaylı Ölçülen Mali Aracılık Hizmetleri
-2.150,9
-2.354,1
9,4
Vergi - Sübvansiyon
2.489,8
2.621,8
5,3
GSYH (Alıcı Fiyatlarıyla)
28.864,2
30.145,0
4,4

Tabloya göre örneğin tarım, avcılık ve balıkçılık sektörü 2013 yılının ikinci çeyreğinde 2012 yılının ikinci çeyreğine yüzde 5,4 büyümüştür.

Şimdi bu iki tabloyu bir araya getirip ağırlıklara göre bakalım Buna göre örneğin tarım, avcılık, ormancılık alt kesimi 2013 II. Ç de 2012 II. Ç’e göre yüzde 5,4 büyümüştür. Bunu bu alt sektörün GSYH’daki ağırlığı ya da payı olan yüzde 7,2 ile çarparsak bize GSYH büyümesine olan katkısını yüzde 0,4 olarak verecektir. Aynı hesaplamayı bütün alt sektörler için yaparsak sonuçta yüzde 4,4 oranındaki 2013 II. Ç büyüme oranını elde etmiş oluruz.

2013 yılının ikinci çeyreğinde GSYH’nın yüzde 4,4 oranında büyümesine en önemli katkı mali aracı kuruluşların faaliyetlerindeki artıştan gelmiştir. Artış oranı yüzde 8,5 ve bu alt sektörün GSYH içindeki ağırlığı yüzde 11,5 olduğu için katkı yüzde 1 oranında olmuştur. İkinci büyük katkı imalat sanayi alt sektöründe gelmiştir. Her ne kadar bu alt sektörün büyümesi yüzde 3,4’de kalmış olsa da ağırlığı yüzde 25,7 gibi yüksek bir oranda olduğu için katkı yüzde 0,9 olmuştur. Ev içi personel çalıştıran hanehalkları alt sektörü yüzde 6,1 gibi yüksek sayılacak bir oranda büyüdüğü halde bu sektörün GSYH’ya katkısı sıfıra yakın bir düzeyde kalmıştır. Çünkü sektörün GSYH içindeki ağırlığı yüzde 0,1’dir.  
  
GSYH ve Büyümenin Harcamalar Yöntemiyle Hesaplanması
Harcamaların GSYH içindeki payları da farklıdır. En yüksek harcama payı özel tüketim harcamalarıdır (hanehalklarının tüketimi.) Örneğin 2013 II. Ç GSYH’sında özel tüketim harcamalarının payı yüzde 65,6’dır. Özel tüketim yüzde 10 büyüdü denildiği zaman bunun GSYH’ya katkısı yüzde 6,56 oranında olacak demektir. 

Harcamalar
GSYH 2013 II Ç Paylar (%)
Yerleşik Hanehalklarının Tüketimi
65,6
Devletin Nihai Tüketimi
10,6
Gayrısafi Sabit Sermaye Oluşumu (Yatırım)
26,0
   Kamu kesimi
5,1
   Özel kesim
20,9
Stok Değişimi
1,5
Mal ve Hizmet İhracatı
27,3
Mal ve Hizmet İthalatı
30,9

Bu yöntemde harcamalar toplanır. Bunun makroekonomi kitaplarındaki denklemi şöyledir:

Y = C + I + G + (X – M)

Burada Y GSYH’yı, C, özel tüketim harcamalarını, I özel yatırım harcamalarını, G devletin harcamalarını (tüketim, yatırım ve transfer harcamaları), X ihracatı, M de ithalatı temsil eder.

Bu hesaplamayı bir tablo ile gösterelim.

Milyar TL
2012 II Ç
2013 II Ç
Büyüme (%)
Özel Tüketim (C)
18.781
19.769
5,3
Özel Yatırım (I)
6.435
6.303
-2,1
Kamu Harcamaları (G)
4.079
4.710
15,5
İhracat (X)
8.142
8.240
1,2
İthalat (M)
-8.341
-9.317
11,7
Stok Değişimi (SD)
-231
439
GSYH (Y) Sabit Fiyatlarla
28.864
30.145
4,4

Bu iki tabloya bir arada bakarsak özel tüketim harcamalarında 2013 II. Ç’de bir önceki yılın aynı çeyreğine göre ortaya çıkan yüzde 5,3’lük büyümenin GSYH’ya yüzde 3,4 oranında katkı yaptığını anlarız. Kamu harcamalarında ortaya çıkan yüzde 15,5’luk çok yüksek büyümenin GSYH’ya katkısı ise yüzde 2,4 olmuştur. 

113 yorum:

  1. sayın hocam normal bir durumda para arzı artırılırsa geçici refah dönemi olur sonrasında borsa balon yapar ve ekonomi krize girer. krizden sonra faizler indirilir yatırım olmuyorsa tekrar para arzı arttırılır. yani her defasında para arzı artacak mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bir çözüm değil zaman kazanma işi. Ama her defasında da çalışmaz. Özellikle küreselleşmenin geldiği bu boyutta ve de paranız rezerv para ise (USD, Euro gibi) kendi ülkenizde basarsınız ama orada harcanmaz gider Çin'de harcanır. Yani artık bu yöntemlerden o kadar kolay çıkış üretilemiyor.

      Sil
  2. Doğkan Aygün11 Eylül 2013 23:01

    Hocam kaleminize sağlık çok öğretici bir yazı

    YanıtlaSil
  3. Hocam üreticiler 2013 ün 2. Çeyreğinde stokları geçen yılın aynı çeyreğine göre artırmasının sebebi olarak üreticiler gelecek dönemde girdi fiyatlarının artacağını düşünerek maliyetlerinde artış olmaması için gelecek için alınmış bir önlem midir ? Yani üreticiler girdilerini dışarıdan aldığından ileriki dönemde olası bir kur artışı yaşanacağını umarak kurlar düşükken üretimlerini artıralım mı demişlerdir ? Stokların yüksek olmasının başka bir Sebe bi de varmıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu söylediğiniz şey stoklardaki artışı en iyi açıklayan neden olarak öne çıkıyor. Başka nedenler de olabilir ama ben de ağırlığın belirsizlikte olduğunu düşünüyorum.

      Sil
    2. Stoklardaki artışın çoğunluğunun altın ithalatından kaynaklandığını paylaşmak isterim.

      Sil
  4. Hocam harcamalar yöntemi açısından baktığımızda özel tüketim kaleminin alt dallarına
    Dayanaklı tüketim harcamalarına yapılan harcamalar dayanıksız tüketime yapılan harcamalar ve de hizmetlere yapılan harcamalar diye gruplandırırız değil mi hocam tam emin olamadımda çünkü harcama yaptığımızda yapılan harcamaların hepsi gözle görülen harcamalar değil yapılan harcamalardan hizmetleri nereye koyacağız diye merak ettim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet özel tüketim kaleminin altında her türlü tüketim harcaması var. Satınalınan tüketim malları içinde gıdadan dayanıklı tüketim mallarına kadar yayılan çeşitler söz konusu. Ayrıca bunlar içinde örneğin telefon faturası olarak ödediğimiz hizmet bedelleri gibi hizmet tüketimi harcamaları da var.

      Sil
  5. Hocam,
    2. Çeyrek büyüme rakamları genelde olumlu karşılandı. Ama ben bu rakamlara bakınca olumlu birşey göremiyorum. Cari açık ve finansmanı en önemli sorunumuz diyoruz, yine bol keseden yemişiz. İhracat 1,2 artmış ithalat 11,2. Dehşete kapılmasak bile, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz gerekmiyor mu? Ben mi yanlış düşünüyorum.

    Böyle büyümek hayırlı olsaydı Almanlar bizden kat be kat fazla büyüyebilirdi. Ama, bol keseden yeme kültürleri yok maalesef...

    Hitit döneminde Asur'lu tüccarlara borçlanıyorduk; şimdi batılı tüccarlara. 4000 yılda birşey öğrenemedikse bundan sonra da öğrenemeyiz diyorum.

    Memleket yeni sahiplerine hayırlı uğurlu olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki gerçek bu. Türkiye, insanlarını borçlandırarak talebi artırıyor, özel kesimi borçlandırarak üretimi artırıyor. Bunlar olmadığında da büyüyemiyor. İşte bunların çözümü de zor, meşakkatli ve yorucu olan yapısal reformları yapmaktan geçiyor. Ne yazık ki bu sıkıntıya girmek yerine günü kurtaracak formüller itibar görüyor.

      Sil
  6. Ben onu bunu bilmem :)

    2002 yılında KB GSYH 2619 dolarmış. Aynı yıl altın, ortalama 300 dolar/ons..

    Yani 8.73 ons altın alınabiliyormuş

    2012 yılında KB GSYH 10673 dolarmış. Aynı yıl altın, ortalama 1650 dolar/ons..

    Yani 6,47 ons altın alınabiliyormuş.

    Yani son 10 yılda zenginleşip, daha az altın alabilir hale mi geldik? Yoksa milli gelir denilen şey sadece enflasyon ile şişmiş rakamlarla, halkları kandırma oyunu mu?

    Not1: Sadece altın değil, neredeyse tüm emtialarda benzer durum mevcut (gümüş, pamuk, vs...)

    Not2: Milli gelir rakamları Mahfi Eğilmez`in http://www.paraborsa.net/i/temel-ekonomik-iliskiler-1/ yazısından alınmıştır.

    Yazı için teşekkürler Sayın Eğimez

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler hatırlatma için.

      Sil
    2. Bence altin gibi mallarla karsilastirmak cok da manali degil. Altinin fiyati nerdeyse borsa gibi bir inip bir cikabiliyor.
      Asil onemli olan, refah seviyemizi belirleyen mallar ve servisler, mesela yiyecek, icecek, eglence, gezme vs...
      Buna eskiden luks sayilan ama artik hayatimizin parcasi olan, akilli telefonu, bilgisayari da eklerdim.

      Sil
  7. Hocam sizce gelecek dönemde Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu ne olacaktır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlar. Sadece ekonominin değil bütün yaşamımızın en önemli sorunları bunlar olacak. Çünkü bunları yapmadan ekonomiyi de sosyal yaşamı da yukarı çekmenin olanağı yok.

      Sil
  8. hocam merak ettiğim birşey var.gsyh hesaplanırken alınan cari fiyatlar neye göre belirleniyor?yani bir yerde ekmeğin fiyatı 1 tl iken başka yerde 1.2 tl olabiliyor mesela.yada başka bir malın fiyatı değişkenlik gösterebiliyor.bu fiyatlardan hangisini alıp hesaplayacaz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK hep aynı yerlerden fiyat derlediği ve onların ortalamasını aldığı için hesaplama değişmiyor.

      Sil
  9. Hocam bu stok 2012 yılında nasıl oluyorda eksi çıkabiliyor (abdulkadir Özçam )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani 2012'de stoklardan kullanım yapılmış. Diyelim ki önceki yıllarda stoka yapılan 500 TL'lik üretim var. Bunlar o yılların GSYH hesaplarına girmiş. 2012'de ise diyelim ki stoklardan 300 TL'lik kullanım var o zaman 2012 yılı stok değişimi - 200 TL çıkar.

      Sil
  10. Üretim yönteminde kaç ekmek üretildiği nasıl bulunuyor hocam? Vergi kayıtlarından mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK'in çeşitli veri derleme yöntemleri var. Vergi kayıtları da bunlar arasında. Aşağıdaki linkte sağ üstte yer alan metaveri nin ayrıntılarında bunları gösteriyor.
      http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=13584

      Sil
    2. Hocam, 2013/II. dönem GSYH’ye en fazla katkısı olan mali aracı kurum faaliyetlerindeki artış daha ziyade ithalatın finansmanı için mi kullanıldı?

      Sil
  11. Bir fabrika 100 TL lik üretim yapsın. Aynı ürünü tüccarda 105 TL ye satarsa GYSH ye katkısı ikisinin toplamı mı alınır ? Veya fabrika 100 TL lik üretim yaparken 80 TL lik kredi kullanırsa yine toplam mı dikkate alınır? Eğer böyle ise mükerrerlik olmaz mı hocam ? Bu nasıl engelleniyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH hesaplarında mükerrerliği önlemek için nihai malın fiyatı esas alınır. Sizin örneğinizde eğer mal 105 TL'ye satılmışsa 105 TL alınır öncekiler alınmaz. Eğer fabrika 100 TL'lik üretim yapmış bunu stoklara koymuşsa o zaman bu stok artışı olarak ve 100 TL olarak hesaba alınır.

      Sil
  12. Ustad oncelikle yazi icin tesekkurler.

    Benim sorum buyumeyle ilgili, bir akademisyenden buyume oranlarindan enflasyonun arindirilmasi gerektigini aksi halde oranlarin gercekci olmayacagini duymustum. Mumkunse konuyla ilgili dusuncelerinizi okumak isterim.

    Simdiden tesekkurler efendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet yazımda sözünü ettiğim sabit fiyatlarla hesaplama ya da reel GSYH büyüme hesabı zaten böyle yapılıyor. Yazımda bundan söz ediyorum.

      Sil
  13. en son paragrafta kamu harcamalarının büyümeye katkısı 0,8 puan olarak yazılmış ama (devletin tüketim harcamaları + kamu yatırımları) toplamının büyüme katkısı 2,18 puan olarak gerçekleşmiş. özel tüketim 3,42 puan, özel yatırımlar -0,46 puan, ihracat 0,34 puan, ithalat -3,38 puan, stok değişimleri ise 2,32 puan katkı sağlamış.
    bir de Amerikalı ekonomistlerin büyüme ile ilgili yazılarına baktığımızda birçoğunun stok değişimleri hariç tutulduktan sonraki rakamları baz aldıklarını görüyoruz (real final sales) Türkiye'de ise böyle bir yaklaşım pek yok gibi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız kamu kesiminde hesaplamayı yaparken tüketimi katmayı atlamışım. Düzelttim, çok teşekkür ederim.
      Evet bizde stok değişimleri öteden beri hesaba katılıyor.

      Sil
    2. hocam siz kamunun payıyla, kamudaki büyümeyi çarpıp 2,4 rakamına ulaşmışsınız ama sabit fiyatlarla kamudaki artışı (630.499) genel artışa (1.280.783) bölüp büyüme oranı olan 4,437 ile çarpınca 2,18 rakamına ulaşıyoruz. böylece kamunun katkısı 2,4 değil 2,18 puan oluyor.

      Sil
  14. Çok güzel bir yazı;

    Hocam dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri ve vergi subvansiyon kalemlerini anlamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolaylı ölçülen mali aracılık hizmetleri müşteriden komisyon, dosya ücreti vb adı altında ayrıca alınmayan ve faizin içine yedirilmiş bulunan paraları ifade ediyor.
      Sübvansiyon karşılıksız yapılan ödemelerdir. Vergi ise karşılıksız alınan bedelleri ifade ediyor. Bir yandan vergi alınıp bir yandan iade yapıldığı için bunların GSYH'ya katkısı mükerrerliği önlemek için netleştiriliyor.

      Sil
    2. sektörler toplamı %99,1 iken bu iki kalemle birlikte %100'e nasıl ulaşıyoruz?

      Sil
    3. Dolaylı ölçülen mali aracılık faaliyetleri eksi olacak.

      Sil
  15. emeğinize bilginize sağlık Mahfi Hocam

    YanıtlaSil
  16. Hocam yapısal reformların bu kadar gerekli olduğu bir ekonomide bu reformları gerçekleştirmeye neden tam anlamıyla girişilmiyor sizce? Günü kurtarma amaçlı yapılan müdahalelerle nereye kadar gidilecektir sizce, sizce ekonomimiz kırılgan mıdır ve kırılgan ise sizce önünde sonunda krize girecek midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy kaybettirir de ondan. Şimdilik günü kurtararak gidiyoruz bakalım.

      Sil
  17. Cok guzel derlenmis elinize saglik, sorum bundan sonra ki donemlerde kamu yatirimlarinin artis egiliminin devam edip etmeyecegi , hukumet boyle bir tercihte bulunacak olursa kamu mali dengesinde bozulma beklenebilirmi?
    saygiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Kamu yatırımlarıyla devam etmek zor.

      Sil
    2. Hocam,
      kamunun borc stoku dusuk diye biliyorum ben. Ozellikle diger ulkelerle karsilastirinca.
      Neden kamu yatirimlariyla devam etmek zor anlamadim?
      Borc stoku diger ulkelerin seviyesine gelinceye kadar bu durum surdurulemez mi?

      Tesekkurler.

      Sil
    3. Kamu kesimi zaten altyapı yatırımlarını yapıyor. Bundan ötesine girip üretim tesisi kurmasının anlamı yok. O zaman yapılan özelleştirmeler anlamını kaybeder.

      Sil
    4. Ben "kamu yatirimini" kamu harcamasi olarak algiladigim icin sormustum, ama o zaman duzelterek soyle soruyim.

      Kamu harcamalariyla buyume goturulemez mi? Tabi ki, eninde sonunda Yunanistan'daki gibi duvara toslanacak, ama benim sorum o degil. Benim merak ettigim, gecici sure de olsa, hukumet isterse kamu harcamalarini borcla arttirip buyumeyi surduremez mi. Bir de hocam, boyle bir yol izlenirse, ne kadar sure kazanir hukumet ve uzun vadede sonuclari ne olur?

      Tesekkurler.

      Sil
  18. Merhabalar hocam,

    Bu açıklayıcı yazınızı okurken aklıma takılan şu soyuya cevap bulacağımı düşünmüştüm. ama ya ben kaçırdım yada konu belki de basit olduğundan gündeminize almadınız. İthalata dayalı büyüme den şikayet ediliyoruz ya hep. Ben bunu tam manasıyla netleştiremiyorum kafamda. Formülden yola çıkarsak; Y = C + I + G + (X – M) ya o zaman yani mesel aözel tüketim harcamaları artışından kaynaklı büyüme var diyorsak ve bunun ithalat sayesinde olduğunu düşünüyorsak ithalatta büyüdügün de eksi yazmıyor mu? yani c artıyor ama m de artıyor dolayısıyla ithalat artışı nasıl büyümeyi getirir ki? ithal malların bir şekilde katma değerinden dolayı fiyatı artıyor ve tüketim harcamaları artıyor bunu mu kast ediyoruz acaba???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim ithalatımızın yüzde 80 i üretimde girdi olarak kullanılıyor yani üretimiz ithalata yakından bağlı. O nedenle böyle deniyor. Tüketim malı ithalatımızın toplamdaki payı yüzde 15 in altında.

      Sil
    2. Hocam,
      bu yuzde 80 girdinin ne kadari enerjiyle ilgili, mesela petrol, dogal gaz vs...
      Bizim kisa ve uzun vadeli enerji yatirimlarimiz bu olayi tersine cevirebilir mi?
      Cevirirse tam olarak ne zaman cevirmesini bekliyoruz.
      Baska bilmedigim buyuk ve onemli girdiler var mi, bunlarla nasil basa cikmayi planliyoruz ulke olarak.

      Tesekkurler

      Sil
    3. Kabaca % 60'ı enerji.
      Bunu tersine çevirmemiz mümkün değil. Belki % 5'ye indirebiliriz. Kalan yüzde 40'ı burada üretmeye çalışmak daha anlamlı.

      Sil
  19. hocam tl gsyh hesaplamasında yıllık nufus artısı tarafından aynı zamanda massediliyor değil mi? yani aslında tl olarak büyüme rakamları daha düşük

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reel büyüme sadece büyümeyi gösteryor yani net büyümeyi bulmak için nüfus artışını da düşmek gerekiyor.

      Sil
  20. Hocam, harcama yöntemiyle hesaplamada, özel tüketim harcamaları kalemine insanların satın aldıkları ithal malları dahil ediliyor mu? Özel ve Kamu tüketim harcamalarının içinde ithal malı varsa, (hesaplamada ithalat da ayrı bir kalem olarak gösteriliyor) burada mükerrerlik nasıl önleniyor?

    Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İthalat GSYH da eksi olarak yer alır artı olan ihracattır.

      Sil
  21. Hocam yazınız gerçekten çok açıklayıcı,teşekkürler.

    yalnız farklı bir noktadan büyüme ve doğal olarak tüketim konusuna dair bir sorum var, geçen Karadeniz üzerine yapılmış bir belgeselde şahit oldum ki yapılan barajlar nedeni ile orman içindeki tüm dereler kurumaya başlamış, böyle bir durumda orman ve ekosistemin çok zarar gördüğü aşikar.

    Bir tarafta büyüme - ki enerji tüketimiyle oluyor- bir yanda toprağımızı ve yeşilimizi kaybetme.bu denklemi çözecek gerçek çözüm üzerine kafa yorulması bence çok acil. zira bunu yapmaz isek -tarihte hadi göçler ile kurtulmuşuz- büyüyen ama yaşayamayan ve yaşatmayan bir ülkede olacağız değil mi bir bilim adamı olarak siz ne düşünüyorsunuz.yani büyüme ama nasıl büyüme? tüketmek ama ne kadar ? bunlara bir regulasyon getirilemez mi?

    saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet ne yazık ki büyüme uğruna ekosisteme çok zarar veriyoruz. Bununla ilgili konfreanslar düzenleniyor ama şimdiye kadar önlemler hep havada kaldı.

      Sil
  22. sayın hocam doğru bildiğiniz şeyleri yaptığınız için istifa ettiniz belki. peki ya bunları değiştirmek için siyasete girmeyi hiç düşündünüz mü. açıkçası ben siyasi söylemlerden uzak görevinizi tam layıkıyla yapmak için uğraşacağınızı düşünüyorum. böyle değerler türkiyede pek az.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etrafın teşvikiyle 1995 yılında milletvekili olmak için seçime girdim İzmir'de üçüncü sıradaydım ilk iki seçildi ben seçilemedim. Çünkü seçim sırasında yalan söylemedim, gerçekleri anlattım.

      Sil
    2. Hocam birilerini zan altında bırakmadınız mı :)

      Sil
    3. Öyle bir niyetim yok emin olun. Ben kişilerle pek uğraşmam sorunum sistemi eleştirmek.

      Sil
  23. Hocam ellerinize sağlık. 2. çeyrek için açıklanan yüzde 4,4 oranındaki GSYH büyümesi nominal bir büyüme mi yoksa reel bir büyüme mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yüzde 4,4'lük büyüme oranı reel büyümedir. Nominal yani cari fiyatlarla büyüme yüzde 10,2.

      Sil
  24. hocam japonyann yeni ekonomik programında çok fazla para basıldıgı takdırde tuketım yıne artmaz ve para tasarruflara yonelırse ne olur? durgunluk ıcınde enflasyon mu olur stagflasyon mu olur hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonya'da yakın geçmişte iki olay gerçekleşti: (1) Enflasyon - 1 ile + 1 arasında oynadı. Yani hemen hemen hiç olmadı. (2) Japon Yeni değer kazandı. Enflasyonun olmadığı ortamda faizler de sıfırdı. Ve Japonlar ellerindeki paraları faiz elde etmek üzere başka ülkelerde yatırıma yolladılar. Şimdi ise Yen değer kaybediyor. Yani o dışarı yolladıkları ve USD ya da Euroya çevirip oralarda tahvile, mevduata yatırdıkları paraları ülkeye getirince daha çok Yen elde etmiş gibi oluyorlar. Enflasyon hala çok düşük ve bu durumda para harcamaları, erteledikleri tüketim harcamalarını yapmaları daha akıllıca görünüyor. Yavaş yavaş da bu yolda bir kıpırdanma başladı.
      Japonya uzun süredir stagflasyona çok yakın koşullarda yaşıyor zaten. Şimdi bunu terse döndürme yolunda ilerlemeye başladı.

      Sil
  25. Hocam Merhaba,

    Cari açığı biraz olsun düşürebilmek için hesaplama yöntemini değiştirdik. GSYH yı hesaplamak için bakalım neleri değiştireceğiz. Hoş her ne kadar Cari açık hesabını değiştirmişte olsak açık git gide büyüyor. Makro anlamda siyaset yapsam neyi çözmem gerekirdi diye düşünüyorken yapısal reformlar yazınız bize ışık oldu. Belki tez konusu bile olabilir malum imkansız üçlü ile ilgili kaynak bulmak zor biraz da yapısal reformları araştıralım belki yeni birşeyler buluruz.

    Verdiğiniz bu hizmetin bizler gibi ihtiyacı olanlara ulaşması dileğiyle.

    Emeğinize sağlık,

    Saygılarımla,

    Alperen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Aslında Üçüz Açık ile Yapısal Reformları bir arada ele alan bir tez konusu da güzel olabilir. Birisi neden birisi sonuç.

      Sil
    2. Hocam değerli önerileriniz için teşekkür çok ederim. Bu günden itibaren internetim de geldi artık rahatladım. Belirttiğiniz konuyu araştırmaya başladım. Muhtemelen tez danışmanım konuyu zırt pırt değiştirdiğim için beni okuldan atacaktır ama yinede bu konu daha çok heyecan verici.

      Görüşmek dileğiyle,

      Alperen,

      Sil
    3. Hocam zırt pırt tez değiştirmekten dolayı beni okuldan atacak. Artık internetimde geldiğine göre sıkıntı yok teşekkür desteğiniz için teşekkür ederim hocam

      En derin saygılarımla,

      Alperen,

      Sil
    4. Kolay gelsin, başarılar.

      Sil
  26. Hocam 2. Çeyrekte %4.4 olarak büyüdük diyoruz da neye göre % 4.4 büyüdük? Bir önceki aya göre mi yoksa geçen senenin aynı çeyreğine görE mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüme bizde geçen yılın aynı dönemiyle kıyaslama yoluyla hesaplanıyor. Yani 2012 ikinci çeyrekteki GSYH'ya göre reel olarak (enflasyondan arındırılmış olarak) % 4,4 büyümüşüz.

      Sil
  27. Hocam merhaba.Öncelikle bu güzel çalışma için teşekkürler.Ekonomide sizin çok fazla söylediğiniz yapısal reformların yapılması gerektiğine ben de katılıyorum fakat bunu yapabilmek için de ülkenin biraz huzura ihtiyacı yok mu ? Ülkemizde maalesef sürekli bir kamuoyunu meşgul edecek şeyler var.Son zamanlarda Gezi Parkı olayları Mısır ve Suriye meseleleri daha önce ki yıllarda darbeler ya da ardı ardına gelen bize özgü ekonomik krizler hep bu yapısal reformların yapılmasına engel oldu diye düşünüyorum.Bence şu an bizim ekonomiden önce anayasada ciddi reformlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediğiniz de yapısal reform. Yani bizim önce demokrasiyi, insan haklarını ve benzeri sosyal yaşama katılımı yükseltmeye ihtiyacımız var. Anayasa konusunda haklısınız ama konu yasa yapmak değil onu uygulamak. TCMB ve birçok bağımsız kuruluşun yasalarında bağımsızlık var. Bugün TCMB'nin ve bağımsız kuruluşun bunun hakkını verdiğine inanıyor muyuz? İnanmıyoruz. Çünkü yasaya yazmakla olmuyor. Siyasal iktidarın bu bağımsızlığa saygılı olması gerekiyor. Bu çerçevede bakınca bizim yasalarda değil zihniyette ciddi bir reforma ihtiyacımız var.

      Sil
  28. hocam bıraz konu dışı olucak ama sıze bır sorum var. dovız kuru ıle faız oranı ıle dırek bır ılıskı var mı. yanı dovız kuru arttığında fazı oranıda mı artar ( otomatık olarak ) yoksa onun bır sonucu olarak mı ortaya koyarç yanı anlatmak ıstedıgım fedd 22 mayıstakı açıklamalarından sonra gelısmekte ülkelerden gelısmıs ulkerelere para akısı oldu. sermaye sahıplerı ellerındekı parayı alıp gelısmıs ülkelere aktarmaya başladı böylece bızde bıst dususe gectı dovız kuru arttı. ıste merkez bankası bu durumda 2 yolu vardı. ya faız arttırımına gıdıcektı yada dovız satısı ıle bırlıkte para arzını azaltıcaktı ( bankaların kredı hacmını düşürmek ıcın )ama merkez bankası dovız yolunu sectı etkılı olmadı daha sonra 23 temmuzdaki ppk toplantısında faız arttırmı dusuncesı olduğunu soyledı ve faızı arttırdı
    yanı hocam durum boylemı oldu yanı dovız kuruna karşılık merkez bankası bır faız polıtıkası mı uyguladı yoksa arada kaçırdığım bırsey var mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle doğrudan bir ilişki yok. Faiz ile daha çok enflasyon arasında bir ilişki var. Yani enflasyon yükselirse faizler artıyor. Döviz kuruyla ilişki şu şekilde çıkıyor. Döviz kuru yükselirse enflasyonu artırıyor enflasyon yükselince de faizler artıyor.
      Son olaylar biraz farklı. Fed'in açıklaması sonrasında öteki gelişen ülkelerde olduğu gibi Türkiye'den döviz çıkışı oldu. Dövize olan ihtiyacımız azalmadığı için (cari açığımız fazla düşmedi)çıkan dövizleri geri getirebilmek ya da daha fazla döviz çıkışını engellemek için faizleri artırdık. Çünkü yabancılar buraya yeterince faiz geliri elde etmek ya da borsadan kazanmak için geliyor.

      Sil
  29. Hocam, evvela bu güzel yazınız için teşekkür ederim.
    Benim anlayamadığım bir kısım var. Hem diyoruz ki, harcama yöntemi ile hesapladığımızda, özel yatırımlar artmamış, kendi içinde %2,1 oranında azalmış ve milli hasılaya katkısı negatif olmuş; hem de üretim yöntemi ile baktığımızda, imalat sanayiinin kendi içinde %3,4 arttığını, milli hasılaya %0,8'ler civarında bir katkı yaptığını görüyoruz.

    Burada benim izah edemediğim çelişkinin izahı nedir, özel yatırımlar ve reel sektör milli hasılaya pozitif katkıda mı bulunmuş, negatif katkıda bulunmuş?

    Şimdiden teşekkür ederim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Yatırımla üretim aynı şey değil biliyorsunuz. Yatırım, ileride üretimin artmasına yol açacak olan faaliyetler, üretim ise bugün piyasaya ya da stoklara konulacak şeyler. Yatırım artmamış ama üretim artmış olabilir. Bunun nedeni: (1) Önceki dönemlerde yapılan yatırımların sonuçları bu dönemde üretim artışı olarak gelmiş olabilir, (2) Kapasite kullanımı artmış olabilir. Ki burada ikisi de var.
      Dolayısıyla özel kesim harcamalar anlamında yatırım harcaması olarak negatif katkıda bulunmuş olsa da üretim anlamında pozitif katkıda bulunmuştur.

      Sil
  30. Sadece ekonomi alanında değil birçok alanda ciddi reformlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çok doğru. Hatta öteki alanlardaki yapısal reformlar çok daha ayrıntılı ve gerekli.

      Sil
  31. konumuzla alakalı değil ama, hocam konut kredileri artar mı. ev satın alacağız , kredi çekmeyi hemen düşünelim mi ne dersiniz... saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oturmak için alacaksanız alın. Yatırım amaçlı ev almanın zamanı geçiyor diye düşünüyorum.

      Sil
  32. Hocam, yeni yazınız için çok teşekkürler.
    Size bir sorun olacak. Blog safyanızda daha önce konusu geçti mi bilmiyorum ama Temmuz ayındaki 4,8 Milyar Dolarlık Net Hata Noksan sizce neyin nesidir? Olacak şey değil bu rakam... aklıma gelen varlık barışı veya insanların yastık altındaki dolar veya altınını bozdurması, veya ithalatçının döviz yükselecek endişesiyle yurtdışındaki dövizini getirip stok yapması geliyor, ama 4.8 Milyar tüm bunlarla açıklanabilecek bir rakam değil...
    Gültekin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık barışı kayda girdiği için net hata ve noksana girmiyor. Yastık altından çıkan dövizler bir bölümü olabilir. Çünkü DTH'larda önemli artış var Temmuz'da (yaklaşık 10 milyar dolar kadar.) Bir bölümü de şirketlerin borçlarının yurtdışındaki paralarla ödenmesi olabilir.

      Sil
  33. Hocam,

    Iyi ki ben hoca degilim; siz de ogrencim degilsiniz..

    'Y = C + I + G + (X – M)' formulunde kullanmak icin verdiginiz tabloda 'M'nin karsiligi zaten negatif.

    Oyle olunca, bu formule koydugumuzda rakamlar soyle oluyor:

    Y (012 II Ç): 45,778.00
    Y (2013 II Ç): 48,339.00
    Büyüme: %5.59

    Bir de, iktisatci/muhasebeci taifesindeki bu virgul sadakatini bir turlu anlayabilmis degilim.

    'Ondalik ayiraci' icin virgul kullanan, dunyada galiba bir Fransa kaldi; bir de bizim bean-counter taifemiz..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu böyle anlayan hoca çıkmaz. Çıkarsa da canı sağ olsun.
      Ondalık ayıracı olarak Türkçe'de virgül kullanılıyor. Bu kural değişmediği sürece virgül kullanmak gerekir. Herkes kendi kuralına göre yazar çizerse konu sapar gider. Ne yazık ki Türkiye'de öyle de oluyor zaten.

      Sil
    2. Hocaya gerek yok, hocam. Excel'e (ya da OpenOffice'e) o formulu o data ile girdiginizde de oyle cikar.

      Virgul ve kurallara harfiyyen uymak konusuna gelince: Ben sizi devlet memurlugu gunlerinizden de biliyorum; anayasaya aykırılığı iddia edilip tadili veya iptali teklif dahi edilemeyecek denli temel/onemli Inkilap kanunlarimizdan olan 671 No'lu "Şapka İktizası Hakkında Kanun"na mugayyir davrandiginiz da biliniyor. Binaya girip cikarken ve Dairede cekilmis basi acik resimlerinizi delil olarak muhafaza ediyoruz. Virgul konusunda geri adim atmazsaniz ailenize ve basina servis edecegiz. :)

      Sil
    3. Evet çok doğru aslında excel'den taşıdığım için öyle duruyor. Denkleme koyunca bozuluyor tabii.
      Çok hoş.
      Ben de uzun süre virgül değil nokta kullandım. Sonra karışıklıklar çıkmaya başladı ve Türkçe'deki kullanımı benimsedim.

      Sil
    4. Evet çok doğru aslında excel'den taşıdığım için öyle duruyor. Denkleme koyunca bozuluyor tabii.
      Çok hoş.
      Ben de uzun süre virgül değil nokta kullandım. Sonra karışıklıklar çıkmaya başladı ve Türkçe'deki kullanımı benimsedim.

      Sil
  34. Hocam finans mühendisliği kavramı ile ilgili düşünceleriniz nedir? İşletme finansında görev alabilmek için ne gibi özelliklere sahip olmak gerekir.(Gerçi kariyer ile ilgili yazınızı okudum ama bu biraz daha spesifik bir soru oldu sanırım)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Finans mühendisliği bence uydurma bir kavramdır. İşin doğru adı adı finans uzmanlığıdır. Burada uzmanlaşmak için işletme, matematik ve ekonomi üçlüsünü (aynı ağırlıkta olmasa da) bilmek gerekir.

      Sil
  35. Hocam kitapta şu ibare geçiyordu yatırımlardaki 1000 tl lik artış harcamalar yöntemine göre esas alırsak milli gelirde ilk etki olarak 1000 tl lik artış yapar
    Bunun sebebi 1000 tl lik yatırım demek 1000 tl lik harcama olduğu için harcamalar yöntemine göre de her harcama kayıt edildiği için ilk aşamada 1000 tl milli geliri artırır diyebilirmiyiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bu harcama içeride üretilen mallara yönelik olarak yapılmışsa bu sonuç çıkar. Bu 1000 TL'lik harcamanın diyelim ki 300 TL'si ithal mallara harcanmışsa 700 TL I'ya girer 300 TL M'e girer. M eksi olduğu için 700 TL'lik GSYH artışı ve 300 TL'lik de GSYH azalışıyla sonuçlanır. Yani, net artış 700 TL olur.
      Bu artış nominal artıştır. Reel artışı bulmak için içindeki enflasyonu çıkarmak gerekir.

      Sil
  36. Hocam merabalar.

    Öncelikle elinize sağlık. Hocam benim bir sorum olacaktı konuyla biraz ilgisiz ama. Hocam likidite tekrar Amerikaya dönüyoruz. Tamam bunu biliyoruz. Ama neden amerikan tahvil faizleri yükseliyor. Basit mantıkla tahvile takep artarsa tahvil fiyatı artıp, faizleri düşmez mi? Yani ekstra talep edilen bir risk primi falan mı var acaba? Çok saolun hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Evet tahvillere dönük talep artarsa tahvil fiyatları artar ve tahvil faizi düşer. Ne var ki Fed'in likiditeyi azaltma açıklaması sonrasında ABD'ye dönen paraların bir bölümü tahvil alımına yönelse de bir bölümü likidite olarak tutuluyor. Öte yandan şirketler likidite azalması olasılığına karşılık ellerindeki tahvilleri satarak likiditeye dönüyorlar. Yani tahvil satışları tahvil talebinden fazla. Bu durumda da tahvil faizleri yükseliyor.

      Sil
  37. Hocam açıklığa kavuşturamadığım bir konu var yardımcı olursanız sevinirim ; hocam örneğin bir konut yapacağız ve bu konutun içinde kullanacağımız maddelerin kendimize göre hesabını yaptığımızda örneğin 70.000 liralık Demir siparişi 50.000 liralık kum siparişi v.s gibi siparişleri vermeyi planladığımızda 200 . 000 tl lik harcama yapmayı planlıyoruz demektir
    Hocam benim sorum ; 70.000 tl lik Demir siparişi verdiğimizde Demir üreticileri bu siparişleri yetiştirmek için kendileri üretip direk GSyh yı mı artırır yoksa stoklarından mı karşılar ?
    2) harcamalar yaklaşımına göre baktığımızda yapılan her harcama GSyh yı artırıyor . Gerçekten bizim her yaptığımız harcama üretim artışını sağlayarak GSyh yı artırır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1)Üretim yoluyla GSYH o yıl içinde yapılan üretimi topluyor. Yani eğer 70.000 TL lik demir siparişi o yıl üretilip size satılacaksa hem 70.000 TL'lik üretim hem de 70.000 TL'lik yatırım harcaması olarak birisi üretim ötekide harcamalar cinsinden GSYH hesaplarına girer.
      Eğer 70.000 TL'lik demir geçen yıl üretilip stoklara konmuşsa ve stoklardan satılıyorsa o zaman stoklarda azalış olarak üretim yoluyla GSYH'yı etkilemez (çünkü o geçen yıl üreti,ldiğinde GSYH'ya girmiştir) ama harcamalar yönüyle GSYH'yı artırır. Bu kez stokları azalan demir üreticisi 70.000 TL'lik yeni üretim yaparak stoklara ekleyince üretim yoluyla da GSYH artar.
      2)Evet yaptığımız her harcama GSYH'yı artırır.

      Sil
    2. Hocam manyak bir cevap olmuş şimdi kafamda yerli yerine oturdu teşekkürler

      Sil
  38. Hocam,
    Konuyla alakasız olacak ama 2008 yılından bu yana altın fiyatlarındaki artışı ve azalış grafiğini bir balonun şişip sönmesine benzediği fikri aklıma düştüğünden beri kafam daha bir karıştı.

    Bir balon patlarken (mortgage) onun tahribatını önlemek için başka balonlar (başta altın olmak üzere emtia fiyatlarının artması ve düşmesi, gelişmekte olan ülkelere akan ucuz para ve orada cari açıkların yanında artan konut fiyatları(*), kısa vadeli borçlar vs gibi) yaratılmış gibi görünüyor.

    Balonu, reel (ekonomik) bir nedeni olmayan spekülatif servet el-değişimi olarak ifade edersek; para parayla para kazanan (reel ekonomiye katkı sağlamayan ve bu yeteneğe sahip olmayan) kişilerin elinde biriktiği sonucuna geliriz. Yani hem ekonomi canlansın diye piyasaya para sürülüyor; hem de bu paralar, reel ekonomiye değil, tam tersine yeni balonlar yaratacak alanlara gidiyor.

    Piyasadan para çekmeye çalışınca; emisyonun artan kısmının bir bölümü üretim yeteneğinden yoksun kişilerin elinde biriktiği için, eski emisyon değerine dönülse bile, bu durumda reel ekonominin elindeki para miktarı öncekinden daha az olacağı için reel ekonomi daha da zayıflamış olur.

    1. FED'in tahvil alımını durdurması, parayı geri çekme işleminin yanında çok ama çok kolay ve önemsiz bir operasyon. Kişisel görüşüm, FED'in bu aşamayı tempolu bir şekilde geçeceği yönünde.
    2. Piyasaya bu kadar para vermek ne kadar tehlikeliyse, parayı hasarsız geri çekmek de o kadar zor görünüyor.
    3. FED, olayı bu kadar karmakarışık hale getireceğine; dara düşen ailelere nakdi yardım yapması daha doğru olmaz mıydı?
    4. Ekonomist değilim, umarım yanılıyorumdur.

    (*) Türkiye'de konut kredisi evin değerinin %75'ine veriliyor. Yani, %25 birikmiş paranız olmalı. Bu işin sigortası bir bakıma (Evi alanın hem birikim yapma yeteneğini olduğunu gösteriyor; hem de aksi durumlar için en az %25 lik bir alan bırakıyor). Ama ya birikmiş %25'iniz de yoksa; o zaman evin değeri olduğundan yüksek gösteriliyor ve %75 kredi alıyormuş gibi yapılıyor. Yani evin %100'une kredilendirilmiş oluyor. Tabi, bu kişilerin "birikim yapma" yetenekleri olup olmadığı bir bilinmeyen olduğu gibi, ödeme yapabilecek yetenekleri olup olmadığı da bilinmiyor olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz çok güzel bir özet olmuş.

      Sil
  39. Mahfi bey yazilariniz ve emekleriniz için çok teşekkür ederim.yazilarinizi hergün takip ediyorum.sizin gibi insanların varlığı bizleri umitlendiriyor ulkemiz için.

    YanıtlaSil
  40. Hocam sizce turkiyenin gelecekteki en büyük sorunu nedir.ve neden sorunun o olacagini dusunuyorsunuz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tasarruf yetersizliği. Çünkü bu sorun cari açığı büyütüyor ve büyümeyi kısıtlıyor.

      Sil
  41. Hocam yazilarinizi begenerek okuyorum.ve sikilmadigimi fark ediyorum okurken.yakinda bi mulakatim var ve turkiyenin gelecekteki en buyuk sorunu ne olur ve bunun nedenini soracaklarini dusunuyorum bu soruyla ilgili fikirlerinizi alabilirmiyim

    YanıtlaSil
  42. İyi akşamlar. Sorum şu, herhangi bir ülke vatandaşı fed den tavil alabilirmi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tahviller biliyorsunuz Fed'e ait değil.Her ne kadar ABD Hazinesi adına tahvil ve bonoların ihalesini Fed yapsa da tahvil ve bonoları ABD Hazinesi çıkarıyor. Bunlara 1 yıla kadar olanlara Treasury Bill ya da T-Bill, bir yıldan uzun olanlara da Government Bond adı veriliyor. İlk çıkışta belirli koşullar olduğu için genellikle bankalar tarafından alınıyor ve ikinci elden halka ve diğer kurumlara satılıyor.
      Bu tahvil veya bonoları herkes satın alabilir.

      Sil
  43. Hocam neden sabit yıl 1998 ?

    YanıtlaSil
  44. Hocam merhaba,

    Önümüzdeki en önemli sorunlardan birini tasarruf yetersizliği olduğunu belirtmişsiniz. Harcamaya parası olmadığı rakamlarla sabit olan, sürekli kredi çekme yarışındaki Türk halkının nasıl olup da tasarruf yapabileceği düşünülebiliyor.

    Bunun bir mantığı var mıdır?

    YanıtlaSil
  45. merhaba hocam. Ulkemızın gsyh olusum bıcımı nedır ve bu hollanda sendromuna yol acar mı bunun hakkında kısaca bılgı verırsenız sevınırım

    YanıtlaSil
  46. Hocam merhaba,
    Ben hukuk fakültesinden henüz mezun oldum ve kendi büromu kurmayı düşünüyorum ve uzmanlık alanımı henüz belirleyemedim. Uzmanlık alanımı ticaret hacminin yüksek olduğu ve de ilerde ki zamanlarda gelişme gösterecek bir alanda belirlemek istiyorum. Sizin yazdığınız verileri incelediğimde örneğin inşaat sektörü GSYH da payı yüzde 6 ve büyümesi yüzde 7.6 olarak gördüm. Aynı zamanda gayrimenkul kiralama ve iş yeri faaliyeti de yüzde 7 büyümüş. Yani bu bakımdan gayrimenkul hukuku iyi bir uzmanlaşma alanı olabilir diyebilir miyiz?. Ben gayrimenkul sektörünü sadece örnek verdim. Siz bu kıstaslara göre bana bir sektör söyleme imkanınız var mı?

    YanıtlaSil
  47. devlet 300 liralık vergi alsa 300 liralıkda harcama yapsa milli gelirde bir artış söz konusu olurmu hocam cevap bekliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 300 lira artış olur denk bütçe

      Sil
  48. Bu ekonominin ikinci yılsonunda cari fiyatlarla GSYH’sı (105 x 1,1=) 115,5 TL olarak hesaplanır. İlk bakışta ekonomi % 15,5 büyümüş gibi görünür. Oysa emek sayısı sadece 5 adet artmıştır. Bu durumda reel büyümeyi hesaplayabilmek için fiyatları ilk yılın fiyatlarıyla sabit tutarak hesaplama yapmamız gerekir. Bu hesap bize reel GSYH’nın (105 x 1=) 105 TL olduğunu ve büyümenin de ((105 – 100)/ 100=) 0,05 yani yüzde 5 olduğunu gösterir.

    Ekonomi bilgim yeterli olmadığından yazınızın yukarıda kısmıyla alakalı sormak istiyorum hocam, fiyat artışıyla beraber olsa bile eğer 115,5 liralık işlem oluşmuşsa buna % 15,5 arttı neden diyemiyoruz?

    şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...