5 Eylül 2013 Perşembe

Suriye'ye Müdahale Olasılığı ve Ekonomi


Türkiye ekonomisinde risk artışı, risklerin düştüğü ve reytingin BBB'ye yükseldiği dönemde başladı. Reyting artışının hemen ardından Fed'in tahvil alımlarını azaltma açıklaması geldi. Bu açıklamayla birlikte ABD başta olmak üzere gelişmiş dünyada faizlerde ve borsalarda yukarı yönlü bir hareketlenme başladı. Draghi'nin faizleri uzun süre düşük tutacaklarını açıklamasına karşın Avrupa piyasalarında faiz artışı devam etti. Bu gelişmeler, yükselen piyasa ekonomileri başta olmak üzere gelişme yolundaki ekonomilerde olumsuz etkiler yarattı. Bu ekonomilerden yabancı kaynak çıkışlarıyla birlikte kurlarda artış, borsa endekslerinde düşüş ve faizlerde artış görülmeye başladı. Türkiye, bu değişimden en fazla etkilenen ekonomilerin başında geliyor.

22 Mayıs'ta Fed'in açıklamasından yaklaşık bir hafta sonra Gezi Parkı olayları yaşanmaya başladı. Bu olaylara devletin verdiği aşırı tepki bütün dünyada Türkiye algısının olumsuz bir görünüm almasına yol açtı. Olaylar sona erse de bu olumsuz algının silinmesi mümkün olamadı. Türkiye'de ekonomik göstergelerin benzer ülkelere göre daha olumsuz etkilenmesinde ilk ağızda Gezi Parkı olayları ve bunlara gösterilen yanlış tepkinin etkisi var.

Gezi Parkı olaylarının etkisinin yavaş yavaş kaybolmasıyla birlikte başlayan toparlanma bu kez Suriye'ye müdahale olasılığının artmasıyla birlikte yeniden bozulmaya dönüştü. Bu kez de olumsuzluklardan en çok etkilenen ülke, bölgesel bir savaşın içinde yer alması olasılığı nedeniyle yine Türkiye oldu.    

Perşembe günü borsa düştü, kurlar hızla yükseldi. 22 Mayıs'ta 1,84 olan dolar kuru 4 Eylül'de 2,07, 117 olan CDS primi 242, yüzde 5,5 olan gösterge tahvilin faizi  yüzde 9,41, 93.179 olan BIST 100 endeksi ise 66.200' ün biraz üzerinde bulunuyor.

Henüz Suriye'ye müdahale kararlaştırılmış değil. İngiltere parlamentosu müdahalede yer almayı reddetti, Fransa, müdahalede yer almak için BM kararı çıkarılmasını istiyor, ABD müdahale kararı almaya çok yakın, Rusya ve Çin müdahaleye karşı çıkıyorlar. Karar için BM'ye gidilirse onay alınamayacağı tahmin ediliyor.

Suriye'ye müdahale olasılığı satın alındı mı? Bu aşamada kritik soru bu. Ben bu olasılığın henüz sadece bir bölümünün satın alındığını düşünüyorum. Bu durumda müdahale olursa piyasalarda daha ileri bozulmalar olması mümkün görünüyor.

Kaldı ki iş bununla da bitmiyor. Fed, daha tahvil alımını azaltmaya başlamadı. Önümüzdeki dönemde bu söylem giderek eylem halini alacak. Üstelik ABD ekonomisinden işsizlik verileri iyi geldikçe Fed, tahvil alımı azaltma sürecini artırarak devam ettirecek. Önümüzdeki dönemde buna İngiltere ve Avrupa Merkez Bankaları da katılacak. Çünkü sonsuza kadar tahvil alıp para vermek yöntemiyle ekonomi ayakta tutulamaz.

Özetle söylemek gerekirse önümüzde gelişme yolundaki ekonomilerin canını sıkacak uzunca bir süre var.  Bu dönem yalnızca Türkiye'yi ya da yalnızca gelişme yolundaki ülkeleri değil bütün küresel sistemi etkileyecek bir dönem olacak. Türkiye'nin, konumunu da dikkate alarak, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da en olumsuz etkilenecek ekonomilerin başında yer alacağını tahmin ediyorum.

Haftanın en ilginç olayı Ekonomi Bakanının yaptığı açıklamalardı. TCMB Başkanı ile Ekonomi Bakanının açıklamalarını yan yana koysak ve isim yazmadan bir yabancı iktisatçıya bunlardan hangisinin Merkez Bankası Başkanına hangisinin Ekonomi Bakanına ait olduğunu sorsak sanırım tam tersini gösterirdi. TCMB Başkanı asla bu tür siyasal mesajlar taşıyan açıklamalar yapmamalı, itibarını zedeleyecek iddialara girmemeli. Aslında bana sorarsanız Merkez Bankası Başkanları bu kadar çok konuşmamalı. Açık sözlülük politikası doğru kullanılırsa doğru beklenti yaratabilir ama yanlış kullanılırsa bir daha kullanılması çok zorlaşır.

66 yorum:

  1. Hocam Başçı çok konuşmasın diyoruz da ben adamın ne dediğini pek anlamıyorum. Muammer Güler'in daha bozuk bir versiyonu. bıdı bıdı dıdıdıt dıdıdıt mimik yok jest yok vurgu yok Türkçeyi yeni öğrenmiş çinli gibi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sen anlamıyorsan adamın ne sucu ben gayette anladım. basçının dedıgı sakın olun hersey kontrolumuz altında sene sonu dolar 1,92 sevıyelerınde yada daha altında olacaktır bıze guvenın.

      Sil
  2. Tarih: 1 Şubat 2013 Dolar Kuru: 1,7462 Yurtiçi Yerleşiklerin Döviz Mevduatları: 117,2 milyar dolar
    Tarih: 30 Ağustos 2013 Dolar Kuru: 2,0311 Yurtiçi Yerleşiklerin Döviz Mevduatları: 117,9 milyar dolar

    Hocam, yukarıdaki rakamlar bize gösteriyor ki bu seferki kur artışı geçmiş yıllardaki kur artışlarından bambaşka bir karaktere sahip. 2003 ile Mayıs 2013 arasında 10 yıl boyunca yurtiçi yerleşikler kurdaki yükseliş %10'u aştığı zaman istisnasız döviz sattılar. ama bu sene dolar %10'un üzerinde değer kazandığı halde döviz satmadılar. ayrıca dolarizasyon oranı 2001 krizinden bu yana sürekli düşüyordu. son 12 yıldır ilk defa dolarizasyon oranında hareketli ortalamalar artışa işaret ediyor. bu sene kur artışına yabancı yatırımcının risk algılamalarından çok yerlilerin bakışındaki farklılık damga vurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki bu kez kurdaki yükselişe yerliler farklı gözle bakıyorlar. Bu iyi mi kötü mü net olarak belli değil.

      Sil
    2. merhaba, bu verileri nereden sağlıyorsunuz? teşekkürler.

      Sil
    3. Merhaba, bu verilere nereden ulaşabiliriz? Teşekkürler.

      Sil
  3. hocam suriyeye olasi mudahele sonucunda bizde bu mudaheleyr katilirsan altin fiyatlarinda ne yonlu bir degisme olur ?
    birde bu mudaheleler fiyarlari kurlari nasil etkiliyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Altın ve fiyatlar muhtemelen yukarı gider. Dolar ise Euro karşısında değer kaybedebilir.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Hocam Fed'in tahvil alımını azaltmaya başlamasıyla piyasadaki bol paranın çekileceğini ve buna bağlı olarak altın fiyatlarının düşeceğini düşünüyorum. Yanlış ise lütfen düzeltir misiniz.
      Saygılar

      Sil
    4. İlk bakışta doğru görünse de altın fiyatlarını başka şeyler de etkiliyor. Örneğin ortadoğuda sürebilecek bir kargaşa altın fiyatlarını yukarı yönlü etkileyebilir.

      Sil
  4. Hocam;

    Suriye konusun da kötü beklentinin bitmesi(müdahale) iyi mi, kötü mü olacak.Türkiye'nin müdahaleye bu kadar hevesli olması kötü beklentinin kötüsü mü, kötü beklentinin biteceği için olumlu beklenti diyebilirmiyiz!? Bu kadar çok bilinmeyenli denklemi çözebilmek için iyi beklenti ya da kötü beklenti içinde mi olmalıyız.Bu kadar çok beklentinin! olduğu bir dönemde 'iyi düşünelim iyi olsun' teoremi piyasaları rahatlatır mı? Savaş'ı bu kadar çocuk oyuncağı sananlar, dedelerinin anlattığı yıllarca süren askerlik ve savaş anılarını dinlememiş olsa gerek!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Savaştan iyi beklenti çıkarmak bence doğru değil. Herşeyden önce savaş kötü bir şey. O nedenle bu aşamada iyimser olmayı gerektiren fazla bir şey yok.

      Sil
  5. hocam öncelikle beklenti üzerine şöyle bir şey paylaşmak istiyorum:
    http://galeri7.uludagsozluk.com/239/davranissal-iktisat_492784.jpg

    sanırım erdem başçı evlere böyle mektup yollasa daha mantıklı duruyor (!)

    ek olarak zafer çağlayan kendisi de iş adamı ve faiz kanalı en çok da kendi işlerini de etkileyebilir.
    ayrıca zafer çaylağan ın ekonomi konusunda merkez bankasından çok daha fazla bir o kadar da sert tutumu yatırımcıyı bilemem ama beni korkutuyor.
    yerli otomobil konusunda ülkemizde işlerini yapan büyük holdinglere baskı yapmıştı mesela çok değil 3-5 ay önce..

    merkez bankası başkanları çok konuşmamalı ama yaşadığı stresi de anlamak gerek. kendisini, bazı şeyleri konuşmada zorunlu hissediyor olmalı.
    bir de başbakanın istediği sıfır reel faiz olayı yüzünden kıskacı daha da daralıyor..

    son olarak ekonomi sözü vardır: beklentiler alınır gerçekler satılır. bu sözü de gene zamanla teyit etmiş olacağımızı ümit ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bürokrat doğru olmadığına inandığı şeyleri yapmak zorunda kalıyorsa önünde istifa seçeneği vardır.

      Sil
  6. Hocam dolarla ticaret yapan biriyim iki aydan buyana maliyet hesaplarken 1.90 1.95 2.00 ve enson 2.20 hesap yapiyorum ilerleyen gunlerde ne yapacagimida bilmiyorum sabit kur sistemi bizim acimizdan ne kadar sakincali

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabit kurda olsak bu baskı karşısında dolar karaborsaya düşer ve sonuçta TCMB yüksek bir devalüasyonla kuru yükseltmek zorunda kalırdı.

      Sil
  7. Hocam saygılar, Öncelikle yeni yazınız için teşekkürler. Benim şahsi görüşüm, Mısır ve Suriye ile ilgili gelişmelerin zamanlamasının, global parasal genişlemeden sıkılaştırma stratejisine geçildiğinde, azalan likidite kaynaklı olarak emtia fiyatlarınaki düşüşün petrole yansımasının önüne geçilmesi kaynaklı olarak ayarlandığı yönünde. Yani kısacası para azalınca emtia fiyatları düşer, ama öyle bir emtia var ki onun düşmemesi hatta yükselmesi gerekir, bu da petrol. Mısır'daki olağanüstü halin Süveyş geçişlerini sınırlaması, ve Suriye olayının sürüncemede kalarak yılan hikayesine dönmesi belirsizliği artırma amaçlı zamanlandı diye düşünüyorum. Bir buçuk yıl kadar da bu belirsizlik ortamının biraz aşağı biraz yukarı ayarlanarak hisse senetlerinden kontrollü ve kademeli çıkış yani çıkarken de kar ederek çıkış politikasına yardımcı olucu belirsizlik ortamı yaratma amaçlı olduğunu da düşünüyorum.
    Daha önceki yazınıza yorumumda da MB'nin elindeki tek silahın önceden düşündüğünü de belli ettiği ROM oranlarıyla oynama ve zorunlu karşılıkların TL karşılığı ile peyderpey değiştirilmesi olduğunu düşnüdüğümü yazmıştım, zira bu konuda MB dün açıklama da yaptı ve bunu Ekim ayında uygulamaya başlayacağını düşünüyorum.
    Suriye meselesinin Türkiye ekonomisine etkisi, malesef çok küçümseniyor. Önümüzdeki Pazartesi ABD kongresinden onay çıkacağı da artık kesinleşmesine rağmen henüz risk satın alınmadı, ancak 9 Eylül sonrası çok sıkıntılı bir süreçle karşılaşacağımızı düşünüyorum. Bu durumda Eylül'de tahvil alımında azaltmaya gidilmese dahi bunun bile bizim piyasalara spesifik olarak rahatlatıcı etki yapmamasına neden olabilecek seviyede büyük bir risk.
    Ayrıca bugün BRIC ülkeleri + G. Afrika 101 Milyar dolarlık bir ortak rezerv fonu oluşturmalarına rağmen Türkiye'nin bunun dışında kalması da düşündürücü. Önümüzdeki 2 yıllık süreçte yalnızız gibi görünüyor.
    Sn. Başçı'nın konuşmaları malesef her yönüyle bir Türk vatandaşı olarak izlemesi çok can sıkıcı ve moral bozucuydu, bir nevi kumar oynama alışkanlığının bağımlılık yaratıcı etkisinin ispatı gibiydi. Ama kumarda kazanmak veya kaybetmek oynayıcıya değil oynatana bağlıdır.
    Saygılarımla
    Gültekin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. BRIC ülkeleri döviz fonunun herhangibir yarar sağlayabileceğini düşünmüyorum. Başkasının bastığı parayı satarak piyasaları düzeltmek ne kadar mümkün olabilir? Türkiye eğer bu fonda yer almayı istedi ve giremediyse o da başka bir konu tabii.

      Sil
    2. Döviz rezervlerinin sadece geçici etki yapacağı doğru ama en zor dönemde pozitif ayrışarak volatilitenin relatif olarak aynı durumdaki rakiplerine göre çok daha kontrol edilebilir seviyede olmasını sağlayarak, krizin dalgalı döneminde en azından gemilerinin pencerelerini kapatmaya yarayabilir. Burda aslında bizim için sıkıntılı durum, gelişmekte olan diğer ülkelerden negatif ayrışmamız. BRIC+G.Afrika ortak fonu, Japonya'nın Endonezya ve Hindistan'la swap anlaşmaları haberleri birbiri ardına gelirken, biz yalnızlığımıza son vermek bir yana bir de sırça köşkte yaşadığımızı unutup komşumuzun evine taş atıyoruz. Özellikle seçim ekonomisinin ve olası anayasa tartışmalarının, hatta terörün hortlamasının da getireceği etkilerin yanında Eylül veya Ekim aylarında gelebilecek bir ülke kredi notu düşüşü ile negatif ayrışmamız pekişirse malesef daha önceki krizleri mumla arayacakmışız gibi görünüyor. Bu işin sonu 2015 yılında yeni bir Kuvai Milliye hükümeti kurma arayışına kadar gidebilir. Adaylar zaten hazır, hatta yıllardır mağdur olarak hapiste oldukları için şimdiden zaten kahraman oldular bile.
      Saygılarımla
      Gültekin

      Sil
    3. Mahfi hocam elinize emeğinize sağlık. Gültekin Bey yorumlarınıza bu blogda sıklıkla rastlıyorum analitik ve ilgi çekici olduğunu söylemeliyim. sizin de blog vb bir oluşumunuz varsa belirtir misiniz? takip etmek isterim.

      Sil
    4. Cem bey selamlar, önceklikle iltifatınız için çok teşekkür ederim. Doğrusu ben sadece kendi küçük çapımda, işimle de ilgili olduğu için ekonomi ve günlük siyaseti biraz takip eden birisiyim. İnternet ortamında ise sosyal medyadan dahi uzak duruyorum. Mahfi bey'i 90'lı yıllardan beri takip edip, ülkemizin yetiştirdiği önemli bir "iktisatçı" olduğunu düşündüğüm ve yorumlarında dürüstlüğüne gönülden inandığım için ben de kendi yorumlarımda gerçek ismimi kullanmanın dürüstçe olacağını düşündüm (her ne kadar IP numaramı gizlemesem de)
      Saygılarımla
      Gültekin

      Sil
  8. Hocam Gezi olaylarının Türkiyeye maliyeti nedir ki her yazınızda geziden bahsetmek zorunda kalıyorsunuz? Suriyeye müdahalenin Türkiye açısından kaçınılmaz olduğunu ve öneminin uzun vadede anlaşılacağını düşünüyorum. Kısa vadede sıkıntılı bir süreç aşikar. Var olan düzeni bozmadan pastadan daha fazla pay almak mümkün mü her dilim sahipliyken,2 seçenekten biri bu.diğeri yeni pasta üreteceksiniz bunun için en az 50 yıl gerek,2.seçeneğin bir dezavantajı var adamlar 50 yıl ne şiş yansın ne kebap devam etmemize izin vermeyebilirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gezi olaylarının Türkiye'ye maliyeti uluslararası alandaki itibar kaybı. Maddi kayıptan çok daha fazla olan bu itibar kaybı bizim negatif ayrışan yükselen ekonomiler içinde daha da negatif ayrışmamıza neden oldu.
      Herkes önce kendisine bakmalı ve sormalı ben gereğini yaptım mı diye. Ondan sonra başkalarına fatura kesmeli. Biz on yıldır özelleştirmlerle, cari açıklarla, hanehalkını borçlandırarak, konut ve AVM yaparak durumu idare ettik. Bankacılık sektörü dışında hiçbir alanda gerekli yapısal reformu yapmadık. Şimdi bizi batırmaya çalışan bir sistemden şikayet ediyoruz.

      Sil
  9. sayın hocam şuan ricardo barro hipotezi sadece japonyada mı vardır?

    YanıtlaSil
  10. hocam yazılarınız için teşekkürler.

    savaş+fedin çıkış planı zaten yeterince kötü bir senaryo. bunların ötesinde başka belalar damı var?

    YanıtlaSil
  11. Hocam yeni bir ekonomi mezunu olarak yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum. Boyle guzel bir blog hazırladığınız icin minnettarim.

    Birinci Sorum soyle: savaş ve fed'in tahvil alımlarını azaltmaya başlaması ile tl sert bir deger kaybına ugrayabilir. Kurun yeniden dengelenmesi TCMB baskani'nin dedigi gibi bu sene sonuna kadar gerçekleşir mı? Basci Döviz pozisyonlarını kapatmak icin doğru bir zaman olmadıgını soylemisti. Fakat kur gun geçtikçe yükseliyor. Kalbimiz dayanmıyor. Beklemek mı mantıklı yoksa su seviyeden zararları realize etmek mı mantıklı? Basci'ya ne kadar güvenebiliriz? 1.92 konusunda degil ama turk lirasının bu sene sonunda yeniden deger kazanması konusunda güvenebilir miyiz? (Basci Ekim'e kadar süre istemişti.)

    İkinci olarak, fed'in yol haritasının açıklanması ve belirsizliklerin ortadan kalkması ile kurdaki yükseliş durur mu? Yoksa tahvil alımlarının azaltılması TL icin ikinci bir darbe mı demek?

    Cevabınız icin tesekkur ederim.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Ben kurun yönünün yukarı olduğu görüşündeyim. Fed her tahvil alımıyla ilgili açıklama yaptığında kur yükselir.
      2) Fed'in tahvil alımlarını azaltması ABD ekonomisindeki iyileşmeye, özellikle işsizliğin azalmasına bağlı olarak devam edecek. Ondan sonra bu kez aynı şeyler İngiltere ve Avrupa Merkez Bankası'ndan gelecek. Yani bu oldukça zaman alacak bir süreç

      Sil
    2. Hocam cevabınız için teşekkür ederim. Öyleyse kur darbe almaya devam edecek -Fed'in tahvil alımlarını ertelemeyeceğini varsayarsak.

      Peki TCMB'nin bahsettiği sürpriz dövize müdahale aracı böyle bir konjonktürde ne kadar etkili olur? Akıntıya karşı yüzmeye benzeyecek gibi duruyor.

      Sil
    3. Evet TCMB'nin bugüne kadarki müdahalesi sonuç vermedi ve kur yükselmeye devam etti. Bundan sonra da bu silahla mücadeleden sonuç almak pek mümkün görünmüyor.

      Sil
  12. Hocam merhaba,

    Öncelikle Amerikan ekonomisindeki düzelme işaretlerine bağlı olarak FED'in tahvil alımlarını azaltması ve sonlandırması ihtimali ile bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden para çıkışları yaşanıyor. Daha sonra Avrupa Merkez Bankası'ndan da benzer bir hamle geleceği düşünülüyor. Bunun da benzer bir etki yapması ve bu sürecin devam etmesi bekleniyor.

    Ancak olası bir Suriye Savaşı durumunda başta Amerika ve Avrupa olmak üzere dünya ekonomilerinin etkilenmesi neticesinde, FED'in para politikasında tersine bir değişiklik olması(yeniden tahvil alımlarının hızlandırılması ve genişleyici para politikası izlenmesi) söz konusu olabilir mi?

    Tersine bir değişiklik olması durumu ile Suriye savaşı birlikte değerlendirildiğinde Türkiye ve diğer gelişmekte olan ekonomilere sıcak para girişi yeniden ivme kazanabilir mi yoksa azalmaya devam mı eder?

    Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olası bir Suriye savaşı için Kongre yönetime kara savaşına girişilmemesi kaydıyla izin verecek gibi görünüyor. Bu durumda ABD hava kuvvetleri aracılığıyla Suriye'yi bombalayacak ve iş orada kalacak. Dolayısıyla Fed'in politika değişikliğine gitmesi için bir neden en azından şimdilik görünmüyor.
      Gelişme yolundaki ülkelere para girişinin yeniden başlaması için görünür bir neden yok. ABD'de faizler dün yüzde 3'e gelip dayandı. Bu, yüzde 1,5 dolayında bir pozitif reel faiz demektir. Amerikalı yatırımcı için bu ortamda bununla yetinmek dışarıda macera aramaktan iyi görünüyor.

      Sil
  13. Hocam merhaba,

    Merkez'den döviz borcu olan şirketlere Non-Deliverable Forward işlemlerinde önayak olacağı beklentisi bulunmakta. Geçen 2 hafta önce "Bir kaç gün içinde göreceksiniz" deyip, bu hamleyi halen gerçekleştirmemesi sizce güveni sarsıyor mudur? Ayrıca, böyle bir araç kullanılırsa sizce ne kadar verimli ve etkin olur? Özel sektörde ilk 500 şirketin daha ağırlıklı olarak bu ürünleri kullanıyor olmasından dolayı umutlanabilir miyiz? Yoksa korunma mekanizmalarını kullanmayan KOBI ve Ticari-kurumsal hariç- için el sallamamız mı lazım? Düşüncelerinizi yazablirseniz çok memnun olurum.

    Saygılarımla hocam..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben TCMB'nin böyle bir işleme girişeceğini ya da önayak olacağını sanmıyorum. TCMB'nin görevi şirketlerin zor durumlarında onlara yardım etmek değildir. TCMB, sadece zor durumda olan bankalara destek olabilir (lender of last resort sıfatı ve elindeki zorunlu karşılıklar nedeniyle.)

      Sil
    2. 1) Merkez'in elinde döviz kurunun belini kırabilecek -faiz dışında- nasıl bir araç olabilir? Blöf olablir mi? Bazılarının "vardır bir bildiği" demesini şaşkın verici buluyorum. 2008 krizi sonrasında IMF ile anlaştık anlaşacağız diyerekten 1.5 sene geçirmiştik, Sayın Başçı da böyle bir yola girişmiyodur inşallah, zira birisi Başbakan diğeri Merkez Başkanı...

      2) 22 Mayıs'tan bu yana EMG içerisinde %8.80 civarında kayıp yaşayan 4ncü para birimini savunmanın tek gerçek yolu sizce FAİZ midir? Dünya genelinde faizler düşerken içeriye giren sıcak para çıkarken de aynı zaman ve frekansta faizlerin yükselmesi söz konusu olabilir mi? -Gedikleri gibi gittiler deyişi-

      Sil
    3. 1) Ne yazık ki ben de bilmiyorum. Tahminlerimi bir yazıda ortaya koydum. Bunların ve faiz artırımının dışında ne gibi bir araç olabilir bilmiyorum.
      2) Risklerin bu kadar yükseldiği bir ekonomide bundan sonra faiz artışı aleyhte sonuç bile verebilir. Herşeyi zamanında yapmak gerekir. Bu haftaki The Economist'te Türkiye en riskli ülke olarak gösteriliyor.

      Sil

    4. http://www.economist.com/news/finance-and-economics/21584993-which-emerging-markets-are-most-vulnerable-freeze-capital-inflows-stop

      Sil
    5. teşekkür ederim
      Gültekin

      Sil
  14. Hocam merhaba,

    Merkez'den döviz borcu olan şirketlere Non-Deliverable Forward işlemlerinde önayak olacağı beklentisi bulunmakta. Geçen 2 hafta önce "Bir kaç gün içinde göreceksiniz" deyip, bu hamleyi halen gerçekleştirmemesi sizce güveni sarsıyor mudur? Ayrıca, böyle bir araç kullanılırsa sizce ne kadar verimli ve etkin olur? Özel sektörde ilk 500 şirketin daha ağırlıklı olarak bu ürünleri kullanıyor olmasından dolayı umutlanabilir miyiz? Yoksa korunma mekanizmalarını kullanmayan KOBI ve Ticari-kurumsal hariç- için el sallamamız mı lazım? Düşüncelerinizi yazablirseniz çok memnun olurum.

    Saygılarımla hocam..

    YanıtlaSil
  15. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  16. Hocam saygılar,

    Her şey iyi hoş da biz neden faiz arttıralım? enflasyon beklentimiz hala değişmedi. değişse bile yıllarca japonya negatif reel faiz vererek yatırım yaptı. bizde reel faizler negatif olsa bile türk parasına göre... yabancı parası olan adam zaten kurdan kazanarak karını realize ederek basıp gidiyor. ben bu noktada faiz arttırımında mb nın dogru karar aldıgını düşünüyorum. aklı selim olan insanlar önlemlerini zaten şimdiden alarak pozisyonlarını koruyorlar. sürekli kur artıyor borçlardan bahsediyoruz ama ya ihracat yapanlar? gezi parkı öncesinde insanlar cari açıktan bahsediyordu şimdi cari açığın önüne bir set koymak veya bu kur yükselmesi bir abs etkisi yaratmaz mı? hiç mi olumlu yanı yok?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer % 2 - 3 dolayında bir büyüme bizi rahatsız etmeyecekse, yani dışarıdan tasarruf ithaline gerek duymayacağımız kadar (% 22 yerine % 15 dolayında) bir yatırım yapmakla yetineceksek hiç sorun yok. Faizi artırmaya gerek yok. Ama bunu siyasetçiye kabul ettirmek öyle kolay değil. Seçime giden bir ekonomide yüzde 2 - 3 büyüme siyasetçiyi kesmez. O zaman da ya iç tasarrufları artırmaya ya da yabancı tasarruf ithaline gereksinim var demektir. Her ikisi de gelir ve riskin olduğu kadar faizin de bir fonksiyonudur.

      Sil
    2. Bence bu deyime eskiden kelimesini eklemek daha doğru hocam,

      evet eskiden siyasetçiyi yüzde 2 veya 3 büyüme kesmiyor olabilirdi. ancak, günümüz dünyasında ve türkiyesinde hele ki böyle bir jeopolitik konumda yüzde 2 veya 3 büyümeyi öpüp siyasetciler başlarına koyar ve halkda bence bunu benimser zira suriye ve mısır durumu ortada. elbette bu yazıların hepsi düşünce olmakla beraber. ekonomide yaşanan bir belirsizlik var ve fırsatçılar pusuya yatmış bir durumda. açıkca spekülatif bir şekilde insanlar para kazanmak istiyor. bunu görebiliyoruz. kaybeden ise her zaman ki gibi gerçekten borçlanarak yatırım yapan insana oluyor. bu arada hocam,

      sizce reel faizler negatif olursa türkiye ekonomisi gene yabancı yatırımcı için cazip olur mu? suriye ve mısırı yok sayarsak.

      Sil
    3. Biliyorsunuz reel faizin sıfır olması şimdiye kadar sadece yerli tasarruf sahibi için söz konusu oldu, yabancı yatırımcı her zaman yüksek reel faiz kazandı. Bu konuda benim bu blogda yayınlanan Türke Başka Yabancıya Başka Reel Faiz yazıma bakabilirsiniz.
      Bugünkü ortamda konu faiz değil risk artışı. Yoksa Türkiye şu anda görünürde yabancıya (örneğin ABD'li yatırımcıya) yüzde 8 dolayında pozitif reel faiz veriyor. Ama kur riski bu çekiciliğin tamamını alıp götürüyor.

      Sil
  17. Hocam Merhaba,

    Yazınızdada belirttiğiniz gibi çok zor bir dönemden geçeceğiz umarım bu dönemi bir de savaşa müdahil olarak iyice zorlaştırmazlar aksi taktirde sonumuzun Libya veya Tunus gibi olacağını düşünüyorum. Hane halkının borçlandırılması, avm yapımı, özelleştirmeler ve cari açıklarla hem vakit hemde para kaybettiğimiz yorumunuza kesinlikle katılıyorum. Aydınlatıcı makaleniz için ne kadar teşekkür etsek azdır. Şu sıralar sık fırsat bulamıyorum bir önceki yazınızada bir yorumum oldu yanıtlarsanız sevinirim.

    Saygılarımla,

    Alperen

    YanıtlaSil
  18. Hocam yazınız için bende teşekkür ederim. 8 Mayısta "TCMB'nin Hamleleri ve Olası Sonuçları" konulu yazınıza aşağıdaki linkteki yorumumuyollamışım, şimdi kendi çapında bir piyasa oyuncusu olarak becerebilirsem kısaca güncelleyeyim.

    http://www.mahfiegilmez.com/2013/07/tcmbnin-hamleleri-ve-olas-sonuclar.html?showComment=1373304646493#c2541371293956185915

    ----------23 mayıs-------8 temmuz----değişim----6 Eylül------değişim
    tahvil----5,26------------8,26-----% 57 (+)------9.55-------% 15 (+)
    bist100---91000----------71000-----% 21 (-)------67232------% 5 (-)
    Dolar-----1,85-----------1,95------ % 5,5 (+)-----2,05------% 5 (+)
    Euro------2,38----------2,51------- % 5,5 (+)-----2,70-----% 7,5 (+)
    asus------100----------112----------% 12 (+)------108------% 1,7(-)

    Aradan geçen 2 ayda TCMB'nin planı eğer bu tablo değilse (!!!) tutmamış görünüyor, bundan sonrası tutar mı? Ben hala aynı fikirdeyim, tutmaz (hani şu sene sonuna 1.92 altı iddiası). Yalnız şöyle bir durum var en azından benim için. Ben işlemlerimi biraz önce yazdığım cümlem vb. cümlelere göre yönlendirmem. Yalnız TCMB Başkanı iddialı konuşuyorsa bunu da göz önünde bir yerlere yazarım.

    Çıkarımlarım;

    ABD'den ve AB'den "toparlanabilir duruma gelebiliyorum" işaretleri geliyor. Kısa vadede kolay paraya alışmış borsa için iyi değil ama orta ve uzun vadede iyi bir şey (ben kısa vadeciyim).

    Eğer 2 aydır + yapamadıysam piyasanın (ve aktörlerinbazılarının) durumu ciddi kötüdür düşüncesinden hareketle, aşağı yukarı 20 gündür hisse senedim yok, bir miktar altınım vardı, onun dışında poziyonum TL olarak duruyor, son 10 gündür izlediğim kadarıyla bazı hisse senetlerindeki anormal hareketler birazda bu yüzden.

    Hükümet bir süre sonra mevcut yapı ile büyüyemediğimizi kabul etmek zorunda kalacak, bunun sonucunda ikinci bir çalışma hamlesi gelecektir (gelmeli) ve bu sefer doğru şekilde yapısallarla birlikte.

    Çevremden edindiğim izlenim son 1 aydır ekonomiyi izlediğim göstergelerime göre (kendime göre ayşe teyzelerim, Mehmet bey'lerim var) ciddi ciddi bir tasarruf hamlesi başlamış görünüyor, yeterli değil ama kavramın hatırlanması güzel.

    Adam akıllı bir dış politikaya ihtiyacımız var, absürd durumlar absürd politikalar olmadıkça fazla sürmez, Mısır, Suriye vb.

    Suriye işinde en kötü seçenek bence savaş, operasyon vs değil, bunun tahmin edilenden uzun sürmesi (herhalde Hükümetin bir tahmini, planı vardır, İnşallah) İşin mali boyutu konusunda savaş masraflarının dışında bizimde karşılaşacağımız maliyete ilişkin Araplarla bir diyalog, anlaşma vb. olması şart.

    Uzun oldu, yaklaşım açısından tepki toplamasın ama, çok eski bir şey, hisse senedi almak için en iyi zamanlardan biri top seslerinin duyulduğu zamanlardır demiş birisi.

    Dağınıklığın kusuruna bakılmasın, Selamlar


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok hoş bir yorum, katkılar için teşekkür ederim.

      Sil
  19. Mahfi Bey,

    İngilizce'de "Elephant in the room" diye bir tabir vardır. Odamızın orta yerinde bir filin yıllardır durduğunu biliyoruz ama çeşitli sebeplerle susmaya devam ediyoruz.

    Sanırım herkes savunduğu mevziye göre pozisyon alıyor. "İlk önce benim mevzim korunsun da, gerisini sonra düşünürüz." yaygın bir kanı olabilir mi?

    "Toplu halde susma" niçin devam ediyor? Çoğunluk sisteme kronik bir şekilde bağlı olduğundan sanırım "kriz var" diye söylenmeye başlamanın dönüp bir zaman sonra kendilerini de vuracağını biliyor olmalılar.

    Diğer bir değerli iktisatçı Vefa Tarhan'ın yazılarını okuduğumda sizin tespitlerinizle neredeyse aynı şeyleri söylediğini görüyorum. Ve ısrarla tekrarlıyor: "...Amaç felaket tellallığı değil, tedavi"

    Link: http://t24.com.tr/yazi/son-veriler-ekonomi-nasil-bu-duruma-dustu-ve-simdi-ne-olacak/7345

    Özellikle Ağustos 2013'ün ikinci yarısından itibaren yaşamaya başladığımız dönemin iktisadi tahlilleriyle birlikte sosyolojik tahlilleri de gerekiyor "fil" hakkında gerçekleri artık öğrenebilmemiz için !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim bir örneğim var. İstanbul'da evlerin % 80'î iskansız. İskansız ev demek yerleşim yapılamayacak ev demek. Yani belediye istediği anda bu evleri boşaltabilir. Bunun sonucunda insanlar belediyeye karşı sessizler. Belediye kötü hizmet de sunsa itiraz edemiyorlar. Çünkü belediyeye karşı yumuşak karınları var.
      Türkiye'de nüfusun yüzde 80'i sadece ev konusunda değil bütün konularda bu tür bağımlılık içinde. O nedenle demokrasi, düşünce özgürlüğü, siyasal sistem doğru işleyemiyor. Eleştirinin, kamuoyu tepkisinin düşmanca tavır olarak nitelendirildiği yerde bunlar doğru işleyemez. Bunların doğru işleyemediği bir yerde ekonominin doğru işlemesi ancak mucize olur. Olsa da o mucize sürdürülemez.

      Sil
  20. hocam enflasyon artarsa tüketim harcamaları artar mı azalır mı? pigouya göre enflasyon düşük olursa tüketim artar diyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konular akla kara gibi ayırdedilmesi kolay olmayan konular. Enflasyon arttıkça insanların bir bölümü fiyatlar daha da artmadan alacağımı alayım diye hareket ediyor ve tüketimi artırıyor, bir bölümü ise fiyatlar artarken yükselen faizden yararlanayım diye parasını tasarruf ediyor.
      Japonya'da uzun yıllar enflasyon sıfır hatta eksi oldu. Devlet, büyük bütçe açıkları vererek harcamaları artırdı. Amacı insanların ellerine geçen paraları harcayıp ekonomiyi canlandırmaları idi. Kimse harcama yapmadı, tüketim artmadı ekonomi de canlanmadı.
      Bu tür önermeleri değerlendirirken toplumlar, kültürler, koşullar, beklentiler gibi unsurları dikkate almak gerekir. Ekonominin zorluğu buradadır. Evrensel gibi gözükse de aslında ayrıntıda yerel bir bilimdir ekonomi. Ekonomik olayları inceleyip heryerde geçerli bir bilimsel kanun çıkarmak fizikteki kadar kolay değildir.

      Sil
  21. Seçim yakında.Hükümet şimdiye kadar hep seçim önceleri şapkadan birşey çıkardı. Bence henüz kartlar dağıtılmadı veya havuçlar verilmedi.Yakında hem de çok yakında iç siyaset, dış siyasetin önüne geçecektir.Eğer tüzük değişikliği olmazsa mevcut bakanlar kurulunun %90 ı yenilenerek aday olunması gerekiyor. Başbakanlık/Cumhurbaşkanlığı durumu ise ayrı bir önemde.
    Ustalık zor bir dönemdir.Ancak ustalıktan sonra ya üstadlık var ya emeklilik. Suriye riski yakın gelecekteki riskler yanında aranırsa şaşmamak gerekir:))

    YanıtlaSil
  22. Hocam Günaydın. Bir sorum olacak. Hocam; Artık Merkez Bankaları para basımını piyasadaki arz ve talebe göre yapıyor. Bunu biliyorum. Yani basılan paranın karşılığı olması gerekmiyor. Peki bu arz ve talebin temel belirleyicileri nelerdir ve bunlar günlük mü gözden geçirilmektedir Hocam? Teşekkür Ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merkez Bankaları genellikle ekonominin büyüme oranı kadar dar para arzını artırmaya gidiyorlar. Böylece büyümenin ihtiyaç duyduğunun ötesinde para basmayarak enflasyon oluşumunu engellemek istiyorlar.

      Sil
    2. Yani Hocam Okun's Rule u temel alıyorlar gibi diyebiliriz herhalde. Teşekkür Ederim Hocam

      Sil
    3. Yani hocam Okun's Rule gibi bir formüllendirmeyi temel alıyorlar herhalde. Çok Teşekkürler Hocam

      Sil
  23. hocam avrupanın da borcu var japonyanın da borcu var. amerikanın da borcu var. ama neden avrupayla amerikada borsada balon oluşuyor japonyada tasarrufa gidiyor. dünyada düşük faizler oldugu için neden japonyada tüketime gitmiyor da tasarrufa gidiyor ama amerikada tüketime gidiyor hep. nedeni yerelsellik midir hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet nedeni kültürel farklılık. Japonlar, işlerin iyi gitmediği ortamlarda daha fazla paniğe kapılıp içe dönüyorlar. Bunun mutlaka toplumsal nedenleri vardır ama incelemediğim için bu konuda bir tahminde bulunmak istemiyorum. Bir tek şeyi vurgulamalıyım: İnsanlar ve onların oluşturduğu toplumlar karar alırken beklentiler çok önemli oluyor. Bu beklentileri de bugünün ve geleceğin beklentileri kadar geçmişin izleri de etkiliyor.

      Sil
  24. Mahfi Bey,

    "Elephant in the room" tabirine bir ekleme daha yapıyorum.

    "Fake-optimism" & "Sahte-iyimserlik" şeklinde çevirebileceğimiz bir durum daha var.

    6 Eylül 2013'de ABD'den gelen tarım dışı işsizlik verilerinin dünya ekonomisini (tabii ki Türkiye en başlarda!) nasıl etkileyeceği üzerine sabırsızlıkla beklendi. Suriye'ye yapılması muhtemel operasyon öncesinde ekonominin geleceğini kestirebilmek açısından bu verinin en önemli basamak olduğu heryerde anlatıldı.

    "Business 2 Community" adlı portaldan Michael Lombardi isimli gazeteci (esas mesleği 'borsa simsarlığı') ABD'de işsizliğin düşüşünün doğru olduğunu fakat hangi sahalarda çalışılmaya başlandığı gözlemlendiğinde o meşhur "Orta Sınıf ABD vatandaşı" denilen kavramın artık yok olmaya yüz tuttuğunu söylüyor!

    Perakendecilik, sağlık hizmetleri, (özel sektör) ofis personeli, yardım kuruluşları (huzurevi, NGO tipi federal mali destek almadan faaliyet yürüten ve düşük maaşla personel çalıştıran binlerce 'community foundation') gibi sahalarda istihdamın arttığını buna karşılık sanayi sektörü, inşaat sektörü gibi daha kompleks ve karlı sahalarda istihdamın hiç kıpırdamadığını belirtiyor!

    "Oda içinde duran fil ve kimsenin bu duruma ses çıkarmaması" tabirini yıllar önce 'group behaviour - bireylerin toplu ortamlarda takındığı tekil ve çoğul tavırlar' üzerine araştırma yaparken öğrenmiştim. Yıllar sonra bu tabiri bir gazeteciden tekrar duymak iyi bir uyarı işareti oldu.

    İki makalesi de kısa. Ve ilk makalesinde Haziran 2009'dan Temmuz 2013'e hangi sahalarda istihdam artmış hangisinde azalmış bununla ilgili bir chart da koymuş.

    Bilginize sunarım,

    Saygılarımla

    * "Did You See This Morning’s Jobs Report; the Worst So Far of the Year?" - http://www.business2community.com/finance/see-mornings-jobs-report-worst-far-year-0608516

    * "An Obituary for the American Middle Class" - http://www.business2community.com/finance/obituary-american-middle-class-0608525

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. İkisi de güzeldi.

      Sil
  25. yorumun okunduktan sonra onaylanması olayını pek sevmedim... cunku ilk yorumum şart olmaksızın dıger yorumların yanında ki yerini almıştı... bu durum genele yonelik bir kosulsa , lütfen değiştirin mahfi bey... yok benim ilk yorumuma özel bir şeyse buna çok üzülürüm.. apoletlerinizi, madalyalarınızı blogunuzun ''hakkımda'' kısmında gördüm ve başım döndü....lakin yuksek öğrenim hayatında sadece mikro ve makro iktisat dersleri almış, sınav kagıtları amfide örnek olarak gosterilmiş, ekonomiye ait gorusleri hocalarında itibar görmüş, tahmininizcede notları AA olan birisi olarakyorum paylasılma şartlarından hiç hoşlanmadım sonucta tam rekabet piyasanın ideal oldugu ancak blogunuzda yazıyor olmam sebebiyle denetimin mudahele amacıyla kullanılması muhtemel bir ekonomide , derdim piyasalardan elinizi cekmeniz, piyasadaki rol paylasıcılarının en özgün malı piyasaya sunmasına musade etmeniz... sonucta fiyat , yorumlarla belirlenecektir... :)daha da süslerdim yazacaklarımı ancak dilimizin gramer yapısı ve yorumlarıma itibar gösterilmeyecek olmasına inancım beni frenliyor... ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki yorum adına korsan reklşam giriliyor. Amacım sadece bunları eleyebilmek. Önceleri tek tek siliyordum. Fakat sayı o kadar arttı ki denetim koynaktan başka çarem kalmadı.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...