25 Ekim 2013 Cuma

Ekonomideki Üç Dengenin Geometrik Gösterimi

Bir ekonomide makro denge şöyle ifade edilir:

(S – I) + ( T – G) = (X – M)

Yani özel kesim tasarruf (S), yatırım (I) dengesi ile kamu kesimi gelir (T), gider (G) dengesi, cari dengeye (X – M) eşittir. Bu denklemin sol tarafı bize iç ekonomik dengeyi sağ tarafı ise dış ekonomik dengeyi verir. Buna göre iç ekonomik denge dış ekonomik dengeye eşittir.

Şimdi bu dengeleri tek tek ele alalım.

Tasarruf Yatırım Dengesi ya da Özel Kesim Gelir Gider Dengesi
Özel kesimin tasarruf yatırım dengesini ya da bir anlamda özel kesimin gelir gider dengesini gösteren (S – I) dengesinde üç durum ortaya çıkabilir:

S < I
Özel kesimin tasarrufları yatırımlarını karşılayamamaktadır (tasarruf açığı)
S = I
Özel kesimin tasarrufları yatırımlarına eşittir (tasarruf yatırım denkliği)
S > I
Özel kesimin tasarrufları yatırımlarından fazladır (tasarruf fazlası)

Bunu şekil üzerinde gösterelim:


Bir ülkenin tasarrufları yatırımlarına eşitse tasarruf yatırım denkliği söz konusu demektir. Bu durumu şekilde her iki eksene de aynı uzaklığa yani 45 derecelik açıya sahip olan mavi çizgi temsil ediyor. Örneğin B noktasında ülke, 0s1 kadar tasarruf yapıyor, buna karşılık 0i1 kadar yatırım yapmaktadır. 0s1 = 0i1 olduğu için bu ülkede tasarruf yatırım denkliği sözk konusudur yani tasarruf fazlası ya da açığı yoktur. Bu durumda bu ülkenin dışarıdan borçlanması ya da dışarıya borç vermesi gerekmez. 

Bir ülkenin tasarrufları yatırımlarından fazlaysa tasarruf fazlası veriyor demektir. Bu durumu şekilde yeşil çizgi temsil ediyor. A noktasında ülke, 0s1 kadar tasarruf, 0i2 kadar yatırım yapmaktadır. 0s1 > 0i2 olduğu için bu ülkenin tasarruf yatırım dengesi fazla vermektedir. Bu durumda bu ülke elindeki fazlayı dışarıya borç vermede kullanabilir.  

Bir ülkenin tasarrufları yatırımlarından azsa bu ülkede tasarruf yatırım dengesi açık veriyor demektir. Bu durumu şekilde kırmızı çizgi temsil ediyor. C noktasında ülkenin tasarrufları 0s1, yatırımları ise 0i3 kadardır. 0s1 < 0i3 olduğu için bu ülkenin tasarruf açığı bulunmaktadır. Bu durumda bu ülke bu açığı finanse edebilmek için dışarıdan borçlanacak demektir.

Türkiye, tasarruf açığı olan ve bu nedenle dışarıdan tasarruf ithal eden bir ekonomidir (yani kırmızı çizgi üzerindedir.) Bir ülkenin tasarruf açığı iki şekilde kapatılabilir: (1) Yabancı sermayeyi çekerek, (2) Dış borçlanma yoluyla. Türkiye, yeterince yabancı sermaye çekemediği için ağırlıklı olarak dış borçlanmayla tasarruf açığını kapatmaktadır.  

Bütçe Dengesi ya da Kamu Kesimi Gelir Gider Dengesi
Kamu kesiminin gelir gider dengesini ya da bir anlamda bütçe dengesini gösteren (T – G) dengesinde üç durum ortaya çıkabilir:

T < G
Kamu kesimi gelirleri harcamaları karşılayamamaktadır (bütçe açığı)
T = G
Kamu kesimi gelirleri harcamalarına eşittir (bütçe denkliği)
T > G
Kamu kesimi gelirleri harcamalarından fazladır (bütçe fazlası)

Bunu şekil üzerinde gösterelim:

   
Bütçe Dengesi doğrusu mavi çizgi konumundayken, yani her iki eksene de 45 derecelik bir açı yaparken bütçe denk demektir. Şekilde B noktasındaki bir dengede 0g1 = 0h1 olduğundan yani harcamalar gelirlere eşit olduğundan bütçe denk demektir. B noktasının mavi çizgi üzerinde daha yukarı veya daha aşağı hareket etmesi hem harcamaların hem de gelirlerin aynı miktarda arttığını ya da azaldığını gösterir.

Bütçe Dengesi Doğrusu yeşil çizginin konumuna geldiğinde bütçe gelirleri bütçe harcamalarını aşmış demektir. Örneğin A denge noktasında 0g1 > 0h2 olduğundan bütçe fazla veriyor demektir.

Bütçe Dengesi Doğrusu kırmızı çizginin konumuna geldiğinde bütçe harcamaları bütçe gelirlerini aşmış demektir. Örneğin C noktasında 0g1 < 0h3 olduğundan harcamalar gelirlerden yüksektir ve bütçe açık veriyor demektir.

Türkiye bütçe açığı veren (yani kırmızı çizgi üzerinde hareket eden) bir ülke olmasına karşın bu açıkta son yıllarda önemli gerilemeler kaydetmiştir.  

Cari Denge (Dış Ekonomik Denge)
Bir ekonominin bütününün dış dünyayla olan ekonomik ilişkilerini gösteren cari denge; ihracat, turizm gelirleri gibi döviz kazandırıcı işlemlerle ithalat, turizm giderleri gibi döviz kaybettirici işlemler arasındaki dengeyi ortaya koyar. Cari dengeyi gösteren (X – M) dengesinde üç durum ortaya çıkabilir:

X < M
Döviz kazanımları döviz kayıplarından azdır (cari açık)
X = M
Döviz kazanımları döviz kayıplarına eşittir (cari işlemler hesabı denkliği)
X > M
Döviz kazanımları döviz kayıplarından fazladır (cari fazla)

Bunu şekil üzerinde gösterelim:


Bir ülkenin ihracat ve diğer döviz kazandırıcı işlemleri sonucunda elde ettiği gelir, ithalat ve diğer döviz kaybettirici işlemleri sonucu ödediği giderlere eşitse cari dengesi denktir Şekilde mavi çizgi bu durumu gösteriyor. B noktasında ülke, ihracat ve döviz kazandırıcı diğer işlemlerinden 0x1 kadar döviz geliri elde etmekte ve buna karşılık ithalat ve döviz kaybettirici işlemleri nedeniyle de 0m1 kadar döviz kaybetmektedir. 0x1 = 0m1 olduğu için bu ülkenin cari dengesi denktir.

Bir ülkenin ihracat ve diğer döviz kazandırıcı işlemleri sonucunda elde ettiği gelir, ithalat ve diğer döviz kaybettirici işlemleri sonucu ödediği giderlerden fazlaysa cari denge fazla veriyor demektir. Şekilde yeşil çizgi bu durumu işaret ediyor. A noktasında ülke, ihracat ve döviz kazandırıcı diğer işlemlerinden 0x1 kadar döviz geliri elde etmekte ve buna karşılık ithalat ve döviz kaybettirici işlemleri nedeniyle de 0m2 kadar döviz kaybettirmektedir. 0x1 > 0m2 olduğu için bu ülkenin cari dengesi fazla vermektedir.

Bir ülkenin ihracat ve diğer döviz kazandırıcı işlemleri sonucunda elde ettiği gelir, ithalat ve diğer döviz kaybettirici işlemleri sonucu ödediği giderlerden düşükse cari denge açık veriyor demektir. Şekilde kırmızı çizgi bu durumu temsil ediyor. C noktasında ülke, ihracat ve döviz kazandırıcı diğer işlemlerinden 0x1 kadar döviz geliri elde etmekte ve buna karşılık ithalat ve döviz kaybettirici işlemleri nedeniyle de 0m3 kadar döviz kaybettirmektedir. 0x1 < 0m3 olduğu için bu ülkenin cari dengesi açık vermektedir.

Türkiye, tipik olarak cari açık veren bir ekonomidir. İthalatı, ihracatından fazladır ve buradan kaynaklanan açığın tamamını görünmeyen kalemler denilen işlemlerle (turizm gelirleri, navlun gelirleri, sigortacılık gelirleri gibi) kapatamamaktadır.       

Türkiye’nin görünümü
S < I
T < G
X < M
Yani Türkiye her üç dengesi de açık veren bir ekonomidir. Bunu da şöyle gösterebiliriz.
                                                                                                                                            
                      (S     –     I)              +            (T     –     G)             =           (X     –     M)                            



                                                                                                                                                                                                                     

 
Mavi çizgiler denklik hallerini, kırmızı çizgiler ise açık hallerini göstermektedir. Türkiye her üç denge açısından da kırmızı çizgilerin üzerindedir. Bütçe açığı daraldığı için o alandaki açık  (T – G) ötekilerden daha dar açıyla gösterilmiştir.                                           

58 yorum:

  1. Hocam bilgilendirme için teşekkürler...

    Konu tam anlamıyla oturdu... Yukarıdaki formülü bir ülkenin ekonomik durumu olarak izah edebiliriz galiba...

    Bir de hocam, ben işletme mezunu olduğum için eşit ağırlıkçıydım ve haliyle matematik bilgilerini unutmaya yüz tuttuk :)

    Kısa vadede matematik anlamında kendimizi toparlamamız için önerileriniz var mıdır ?

    Değerli görüşleriniz için şimdiden çok teşekkür ederim...

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısa vadeli çözümler kuru etkilemek, faizle oynamak gibi geçici çözümlerdir. Bunlar yapılabilir. Ama asıl olan yapısal reformları yaparak orta uzun vadeli çözümlere ulaşmak.

      Sil
    2. Hocam , ''Uzun vadede hepimiz ölü olacağız.'' :)

      Sil
    3. Keynes diyor ki: "Uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız."
      Ben de diyorum ki: "Uzun vade, kısa vadelerin üst üste eklenmesiyle oluşur."

      Sil
  2. Cari açığı kapamak için ithalatı azaltsak bütçe açığı artacak çünkü vergi sistemimiz dolaylı vergilere bağlı.
    Peki hocam tasarrufların tamamı yatırımlara gitmeyeceğine göre yatırımları neden sadece tasarruflara bağlı bir endeks gibi gösteriyoruz? Keynes'in tasarruf paradoksunda belirttiği 'her tasarruf yatırıma gitmez yastık altı yapılır' tezi geçerli değil midir? bugün FED para basıyor ki faiz oranları düşsün karar birimlerinin elinde para bollaşsın bu bol para ile de yatırım yapılsın istihdam artsın işsizlik azalsın. Ama işler FED' in istediği gibi gitmedi sermaye hareketleri serbest olmasından dolayı bol paranın kaymağını gelişmekte olan ekonomiler yedi. Bu durum Keynes'in dediğinin günümüz dünyasına uyarlanmış şekli değil midir?

    yazılarınız için minnettarım hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keynes'in dünyası ile bugünkü dünya farklı. O zaman sermaye hareketleri böyle serbest değildi. ABD'de dağıtılan para ABD'de kalıp orada harcanıyor tüketim ve yatırıma dönüşüp ekonomiyi canlandırıyordu. Şimdi sermaye hareketleri serbest. ABD'de dağıtılan para dünyada faiz nerede yüksekse oraya gidiyor ve ABD'de eskisi kadar etki yaratmıyor.

      Sil
  3. mahfi hocam iyiki varsınız yazılarınızı sürekli takip ediyorum iktisadi idari bilimler maliye öğrencisiyim iktisat hocam dedi ki ekonomi bakanısın başbakan cari açığın hemen kapatılmasını istedi söle bakalım ne yaparsın? ihracatı artırıp ithalatı arttırırım dedim. ihracatı nasıl arttırırsın dedi. katma değer yaratan ürünler yaratırım dedim. o dediğin uzun soluklu hemen kısa dönemde naparsın dedi aklıma heyecandan bişey gelmedi :) şimdi bu yazıyı okuyunca düşündüm de hocam kısa vadede faizi artırıp yabancı sermayeyi çekerek cari açığı kapatırım desem doğru olur muydu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama o zaman da dış borcun artıyor. Yapılacak en kestirme şey kurla oynamak. Ama bunu da dalgalı kur rejiminde yapmak o kadar kolay değil. TL'nin değerini düşürürseniz ya da kurun yükselmesini sağlarsanız ihracat artar, ithalat azalır. Ne var ki bunlar kitaplarda yazıldığı kadar kolay uygulanabilen önlemler değil.

      Sil
    2. yıllardır yapılan kurda oynama çözüm üretmekten uzaktır. şöyle ki ;
      -enerji ithal eden ülke olduğumuz için ihracatını yapacağımız her ürün maliyetleri kur artışına göre fiyatlanır.
      -iç piyasada; enerjide oluşan fark maliyetlere yansır ve olmayan tasarruf miktarına borçlanma olarak yansır.

      Sil
  4. ama Türkiye de en son açıklanan verilerde bütçe fazlası verdiğimiz aylar çok oldu. nasıl bütçe açığı oluyor?



    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı aylar bütçe fazlası versek de yıllık bazda % 2 dolayında bütçe açığı veriyoruz.

      Sil
    2. hocam yıllık faiz dışı fazla veriyormuyuz.Veriyorsak bunu acaba artırmalımıyız.

      Sil
    3. Yıllık ciddi miktarda faiz dışı fazla veriyoruz. Faiz dışı fazlayı ekonominin büyüme hızının düştüğü yıllarda azaltıp, büyüme hızının arttığı yıllarda artırmalıyız. Yani bir anlamda otomatik dengeleyici (stabilizatör) gibi kullanmalıyız.

      Sil
  5. hocam merhaba dad das modelinin yeni neoklasik sentez modelindeki ıs as mp modelinden farkı nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sınav sorularını kendiniz yanıtlayacaksınız.

      Sil
  6. Elinize sağlık. Peki 3 kalemde de açık vermek neyi doğurur? her sene açık vere vere gitmenin sonunda öngörülebilecek bir durum yatar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üç kalemde deaçık vermek iç tasarrufların yetersiz olduğu ve dışarıdan borçlanmak zorunda olduğumuz sonucunu doğurur. Zaten de öyle oluyor.

      Sil
  7. Iyi diyorsunuz, hos diyorsunuz; da, nedense yukarida bahsettiginiz negatifliklere hangi kesimlerin yol actigini pek soylemiyorunuz.

    Cari aciga, mesela, yol acan devlet midir; yoksa ozel kesim mi?

    Benzer sekilde, dis borcumuzun agirligi hangi kesimden kaynaklaniyor? Ozel sektorden mi yoksa devletten mi?

    Bu kisinin hangisinin asil suclu/kabahatli oldugunu soylemeyince, ister istemez, bir kesimi gizlemis oluyorsunuz?

    Yazinin kendisi cici bici grafiklerle ve lise seviyesi formullerle bezenmis oldugu icin 'bilimsel' intiba verse bile, eksik cikarimlara yola actigi icin, bu yaklasiminizi dogru bulmuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogdaki yazıları okursanız bu soruları sormanızın okuma eksikliğinizden kaynaklandığını göreceksiniz. Blogda bunların hepsini yanıtlayan birden fazla yazı var. Hayatta en büyük yanlış yeterince okuyup araştırmadan sonuca varmaktır. Ne yazık ki bizim toplumumuzda bu oldukça yaygın bir kusur.

      Sil
  8. Hocam öncelikle yazılarınızdan dolayı teşekkür ediyorum.
    Hocam konuyla alakası olmasa da size bir sorum olacak,altın fiyatları neden yükselir ve bunun dolarla ilgisi nedir ?



    Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      1971 yılına kadar dolar altın karşılığı basılırdı. 1 Ons Altın = 35 USD paritesi vardı. Birçok para da dolara bağlı hareket ettiği için onlar da dolardan dolayı altın karşılığı sayılırdı. 1971'de doların altın karşılığı kaldırıldı. Bu tarihten sonra dünyada altın karşılığı basılan bir kağıt para kalmadı. Ama bu karşılık alışkanlığı insanların zihninde kaldı. Dolarla altın arasındaki ilişkinin bir ayağı buradan geliyor. Bir başkası da altın kendiliğinden değer taşıyan bir varlık. Oysa dolar aslında üzerinde yazılana bakmazsınız hiçbir değeri olmayan bir kağıt parçası. Dolayısıyla insanlar ekonomide işlerin ters gideceğini düşündüğünde ellerinde bir şeye yaramayacak kağıt parçalarıyla kalmaktansa işe yarayacak her zaman değeri olacak olan altına sahip olmayı tercih ediyorlar.

      Sil
  9. Mahfi hocam yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Dış ticaret hadleri, Dış ticaret hadlerini etkileyen faktörler ve Türkiye ekonomisine etkileri ile ilgili bir yazı yazmayı düşünür müsünüz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İleride düşünürüm. Çok kişinin ilgilendiği bir konu değil ama düşünürüm.

      Sil
  10. Hocam elinize saglik. Ben ogrencilerime de sitenizi tavsiye ediyorum. Daha once acikladiginiz bir konu vardi. Farkli kaynaklarda farkli seyler yaziyor. O yuzden size de sormak istedim. Sizce amortisman akim degisken midir? Simdiden cok tesekkur ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler.
      Amortisman akım ya da stok açısından kafa karıştıran bir konudur.
      Ekonomi açısından amortisman stok değişkendir. Buna karşılık muhasebede amortisman tıpkı sermaye gibi hem akım hem de stok değişken olarak ifade ediliyor.
      Konumuz ekonomi olduğu için amortismanı stok değişken olarak alıyoruz.

      Sil
    2. Dr. Özgür Saraç (DEÜ)
      Hocam benim katkım şu: Bu dünyada kendiliğinden olmayan insan emeği ile yapılan herşey sermaye stokudur. Sermaye stokuna yapılan ilavelere YATIRIM denir ve yatırım AKIM değişkendir. Benzer şekilde sermaye stokundaki eksilmelere AMORTİSMAN denir ve amortisman da AKIM değişkendir.

      Not: Brüt Yatırım - Net Yatırım = Amortisman denir.

      Kaldı ki, iki akım değişkenin farkı stok olamaz. Naçizane

      Sil
  11. Hocam degerli vaktinizi ayirdiginiz icin tekrar cok tesekkur ederim. Vermis oldugunuz cevapla benim icin cok buyuk bir celiskiyi cozmus oldunuz. Cok kiymetli bilgilerinizi ve tecrubelerinizi paylastiginiz icin tesekkurler.

    YanıtlaSil
  12. Hocam Ellerinize sağlık güzel bir yazı olmuş yine.

    Benim sorum konunun teroik kısmından ziyade Türkiye'nin durumuyla ilgili. tarihsel gelişimine baktığımızda bu dengelerin, 1980 sonrasında genel olarak S-I ve X-M de hemen hemen hep açık veren bir ülke olmuşuz. Bu noktada, hala algı olarak denge X-M den kaynaklanıyor algısı ağılıklı olarak konuşulmuş ve bununla ilgili çalışmalar uygulanmış projeler hayata geçirilmiş. Halbuki S-I dengesi de hayati ve bununla ilgili hatırladığım bir tek proje BES- ki onun da hala sıkıntıları aşılamadı ve istenen düzeye gelemedi- bu noktada siz ne düşünüyorsunuz? Hala biz, ülke veya vatandaş olarak bu denge ile ilgili bireyinde yapması gereken birşeylerin olması gerektini konusunda zafıymıyız?
    Saygılar Hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      2000'ler öncesinde S - I dengesi çok az açık veriyordu (yüzde 1 - 2 kadar.) 2000'ler sonrasında bu açık arttı (yüzde 6 - 7 arası.) Açığın artmasının iki nedeni var: (1) Kamu kesimi açığı (bütçe açığı) azalmış. Bunu yaparken kişilerin ellerindeki fonları kamu kesimine çekmişiz (vergi ve özellikle KDV, ÖTV, emlak vergisi vb ile.) (2) Faiz oranları düşmüş. Yani kişilerin elindeki kullanılabilir gelir azalırken bir yandan da faiz düşmüş. Bu durumda kişiler ellerinde kalan geliri tasarruf etmek yerine g.menkul almıişlar.

      Sil
  13. Hocam bir önceki yazınızı yeni okudum onunla alakalı bir sorum olacaktı ; deniyor ki hocam iç tasarruflar düşük olduğundan dolayı biz dışardan borçlanıyoruz ve bu parayı burada çevirerek içeride kullanıyoruz deniyor acaba bu şu şekilde mi gerçekleşiyor bankalar dışardan döviz le borçlanıp bunu merkez bankasına yatırarak piyasaya tl çıkmasını sağlıyor ve bireylerin kullanımına sunuluyor bu mekanizma böylemi işliyor hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. direk ben yatırım yapmaya geldim diyen bir yatırımcı illa bir bankayla mı çalışması gerekiyor peki? doğrudan merkez bankasına para yatırılabiliyor mu? yoksa yurt dışından gelen her türlü para muhakkak bir bankanın hesabından mı geçiyor?

      Sil
    2. Merkez Bankası vatandaştan doğrudan para almıyor.

      Sil
  14. hocam merhaba merkez bankası enflasyonu indirmek için faizleri arttırırsa enflasyon kısa vadede düşer mi hocam ya da yanılgı olarak artar mıdır ya da başka değişkenlere mi bağlıdır bu durum hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun artış eğiliminde olduğu ve bunun talep enflasyonu kökenli olduğu bir ortamda talebi düşürmenin bir yolu tasarrufları özendirmektir. Onun da bir yolu faizleri artırmaktır. Ne var ki faizleri artırdığınızda eğer faizler dünya faiz oranlarından yüksekse o zaman içeriye sıcak para girişi başlar. Onu da önlemenin bir yolu örneğin 6 aydan az kalan sıcak paranın elde ettiği faize ek bir vergi (Tobin Vergisi) uygulamaktır.

      Sil
    2. Hocam Tobin Vergisi yazmaktan bıkmadınız.Ama faiz lobisinden bu kadar çekinen bir hükümet, dışarıdan para getirmeye bu kadar uğraştığı bir dönemde uygulayabilir mi bu vergi biçimi?

      Sil
    3. Yazması bizden kara vermesi karar vermesi hükümetten. Önermek, karar vermekten kolaydır. Çünkü sorumluluk karar vernde olur, öneride bulunanda değil.

      Sil
  15. Yazı için teşekkürler hocam.
    Ayrıca hiç polemiğe girmeden en sade biçimde olanı gözler önüne seriyorsunuz ki anlamak isteyene yeterince şey söylüyor zaten.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Polemik yarar sağlayan ve bilgiyi ileri götüren bir şey değildir. Sadece kavgayı kazanmanıza yardımcı olabilir. Benim amacım kavga kazanmak değil, bildiklerimi paylaşmak.

      Sil
  16. hocam merhabalar konu baslıgından bıraz bagımsız bır soru olucak ama anlayamadıgım bır husus var şöyle kı reel faızden bahsederken beklenen enflasyonla kıyaslayacagımız faız polıtıka faızı mı ? bankaların mevduatlarına odedıklerı nomınal faız mı yoksa faız korıdorunun ust lımıtımı ? Hangı faızle kıyaslayıp reel faız negatıf yada pozıtıf dıyecegız kose yazarlarını okudukca kafam daha fazla karısıyor bu konuda simdiden tesekkurler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bu konuda karışıklık var. Bizde faizi en iyi temsil eden, her gün piyasada yeniden belirlenen gösterge tahvilin faizidir. O nedenle yorumcular en yaygın olarak gösterge tahvilin bileşik faizini reel faiz hesabında kullanıyorlar.

      Sil
  17. Hocam merhaba
    Ülkelerin dış açık kadar dış fazla da vermek istememelerinin sebebi nedir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış fazla veren ülkenin parası değerlenir. Bu da ihracat için sorun çıkarabilir.

      Sil
    2. Cevabınız için teşekkür ederim hocam.

      Sil
  18. Hocam çok kısa bir sorum olacak 1) ticari serbestleşme 2) finansal serbestleşme 3) ekonomik serbestleşme bunların anlamlarını rica etsem açıklayabilirmisiniz ?
    Hocam Türkiye 1980 Lerde dışa açık ekonomiye geçmekle erken karar mı aldı geç karar mı aldı (en azından açık ekonomiye geçmeden belirli çalışmalar yapılabilmiydi? Enflasyonu düşürmek cari açığı düşürmek gibi biz bunları düşürmeden geçmekle erken bir karar mı aldık acaba açıklayabilirseniz çok memmun olurum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunların hepsi bu işlemlerle ilgili yasakları, kısıtlamaları kaldırma anlamına geliyor. Ticari serbestleşme mal ve hizmetlerin hem yurtiçinde hem de daha çok yurtdışından serbestçe alınıp satılması anlamına geliyor (malların ve hizmetlerin serbest dolaşımı.) Finansal serbestleşme ise paranın serbest dolaşımı anlamına geliyor. Yani örneğin faiz burada yüksekse Avrupalı yatırımcı parasını buraya getirebiliyor. Ekonomik serbestleşme ise piyasa sisteminin her şeyi (fiyatları, üretim miktarını vb) belirlemesi anlamına geliyor.
      Türkiye eğer açık ekonomiye geçmeden bu dediklerinizi yapmaya uğraşsa hiç bir zaman ekonomisini açamazdı, çünkü bunları zorlama olmadan yapamıyor.

      Sil
  19. Yukarı da sorduğum soru ile paralel olarak acaba direk piyasamızı yabancılara açmak yerine önce ithal ikemeci politikalar izleyerek yerli sanayiyi korumak daha iyi olmazmıydı? Birden ekonominin dışarı açılması yerli sektörü zorlamamışmıdır ?
    Birde hocam finansal piyasalar ile ilgili konuyu basit anlatan bir kitap tavsiyeniz varmıdır ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye tam 50 yıl ithal ikameci politika izledi ve sonuçta dünya çapında bir tek marka yaratamadı. Ne tekstilde ne otomotivde ne elektronikte ne de başka bir alanda. Tek üstünlüğümüz yurtdışı müteahhitlikte ortaya çıktı.
      Bu konuları anlatan Türkiye Ekonomisi kitapları var.

      Sil
  20. Hocam bu gösterge faizinin artıp azalmasında faktör olan durum nedir?Örneğin FED tapering e gideceği dedikodularının ilk çıktığı dönemde ABD tahvil faizlerinde artış oldu.Sonrasında bizde de satışlar meydana geldi.Yani hocam normal bize öğretilen mekanizmada faizlerin artması için tahvil fiyatlarının düşmesi gerek.Tahvil fiyatlarını düşüren de tapering sonrası daralan likidite karşısında insanların tahvillerini satıp, çoğalan tahvil arzında tahvil fiyatlarının düşmesi şeklin de midir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed, tahvil alımını azaltarak düşüreceğini söyleyince bu kelime finansa uygulandı.
      Fed tahvil alımlarını azaltacağını söyleyince Amerikalılar ellerindeki tahvilleri Fed'i beklemeden satarak paraya dönmek istediler. Tahvil arzı çoğalınca fiyatı düştü. Tahvil fiyatının düşmesi demek tahvilin faizinin artması demek.

      Sil
  21. Hocam merkez bankasının döviz rezervi ne kadar? Cari açığımızı kapayacak derecedemi? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB'nin döviz rezervi 110 milyar dolar dolayında (ayrıca 20 milyar dolara yakın altın rezervi var.) Döviz rezervinin net kullanılabilir olan tutarı (yani varlıklardan yükümlülükler düşülünce kalan miktar) 40 milyar dolar dolayında.

      Sil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  23. Hocam;
    Bu eşitliklere ve Türkiye'nin durumuna bakarak ; ülkemizde üçüz açık söz konusu denilebilir mi?
    Oyleyse bu sürdürülebilir midir?

    YanıtlaSil
  24. Hocam,
    Cari fazlanın iç ekonomik dengeye etkileri nelerdir ?

    YanıtlaSil
  25. Hocam TÜRK ekonomisinin en önemli yapısal sorunu Dış Alımı karşılayamaması yani İnovasyonu düşük bir ekonomi olması diye düşünüyorum. Ne dersiniz. Acaba ne zaman YÜKSEK TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPMAYI KEŞFEDECEĞİZ( Örn: Güney Kore) NE DERSİNİZ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...