27 Kasım 2013 Çarşamba

BRIC Ülkeleri, Kırılgan Beşli ve Türkiye (2002 - 2013)

Aşağıda beş temel gösterge çerçevesinde BRIC ülkeleri ile Türkiye’nin karşılaştırmasını sunuyorum


2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
Ort.
Büyüme













Brezilya
2,7
1,1
5,7
3,2
4
6,1
5,2
-0,3
7,5
2,7
0,9
2,5
3,4
Çin
9,1
10
10,1
11,3
12,7
14,2
9,6
9,2
10,4
9,2
7,7
7,6
10,1
Hindistan
4,6
6,9
7,6
9
9,5
10
6,9
5,9
10,1
6,8
3,2
3,8
7
Rusya
4,7
7,3
7,2
6,4
8,2
8,5
5,2
-7,8
4,3
4,3
3,4
1,5
4,4
Türkiye
6,2
5,3
9,4
8,4
6,9
4,7
0,7
-4,7
9,2
8,5
2,2
3,8
5,1
Enflasyon













Brezilya
12,5
9,3
7,6
5,7
3,1
4,5
5,9
4,3
5,9
6,5
5,8
5,9
6,4
Çin
-0,4
3,2
2,4
1,6
2,8
6,5
1,2
1,9
4,6
4,1
2,5
3
2,8
Hindistan
4
2,9
4,6
5,3
6,7
5,5
9,7
15
9,5
6,5
11,4
9
7,5
Rusya
15,1
12
11,7
10,9
9
11,9
13,3
8,8
8,8
6,1
6,6
6,2
10
Türkiye
29,8
18,4
9,3
7,7
9,6
8,4
10,1
6,5
6,4
10,5
6,2
8
10,9
İşsizlik













Brezilya
11,7
12,3
11,5
9,8
10
9,3
7,9
8,1
6,7
6
5,5
5,8
8,7
Çin
4
4,3
4,2
4,2
4,1
4
4,2
4,3
4,1
4,1
4,1
4,1
4,1
Hindistan
8,8
9,5
9,2
8,9
7,8
7,2
6,8
10,7
10,8
9,8
9,9
9,8
9,1
Rusya
8
8,6
8,2
7,6
7,2
6,1
6,4
8,4
7,5
6,5
6
5,7
7,2
Türkiye
10,8
11
10,8
10,6
10,2
10,3
11
14
11,9
9,8
9,2
9,4
10,8
Bütçe Dengesi












Brezilya
-3,2
-3,3
-3,9
-3,9
-3,3
-3,5
-4,1
-2,2
-2,5
-3,2
-2,7
-1,9
-3,1
Çin
-3
-2,5
-1,5
-1,4
-0,7
0,9
-0,7
-8,4
-1,5
-1,3
-2,2
-2,5
-2,1
Hindistan
-9,8
-10,3
-8,3
-7,2
-6,2
-4,4
-10
-9,8
-8,4
-8,5
-8
-8,5
-8,3
Rusya
0,7
1,5
4,9
8,2
8,3
6,8
4,9
-6,3
-3,4
1,5
0,4
-0,7
2,2
Türkiye
-14,4
-10,5
-4,4
-0,8
-0,7
-2
-2,7
-6
-3
-0,7
-1,6
-2,3
-4,1
Cari  Denge













Brezilya
-4,5
-5,2
-2,7
-3,5
-3,5
-2,7
-1,4
-3,1
-2,7
-2,5
-2,7
-3
-3,1
Çin
2,4
2,8
3,6
5,9
8,6
10,1
9,1
5,2
4
2,8
2,4
2,5
5
Hindistan
1,4
1,5
0,1
-1,3
-1
-0,7
-2,5
-2
-3,2
-3,4
-4,7
-4,4
-1,7
Rusya
8,4
8,2
10,1
11,1
9,5
5,9
6,2
4,1
4,7
5,3
3,7
2,9
6,7
Türkiye
-0,3
-2,5
-3,7
-4,6
-6,1
-5,9
-5,7
-2,2
-6,3
-10
-6,1
-7,4
-5,1

(Veriler IMF World Economic Outlook database, October 2013’den alınmıştır. Yalnızca Hindistan için işsizlik verileri bu veri setinde bulunmadığı için farklı kaynaklardan derlenmiştir. Bütçe dengesi ve cari dengede eksi işaret taşımayan ekonomiler cari fazla vermiş demektir.)

Tablonun son sütununda yer alan ve 2002 – 2013 arasındaki 12 yılı kapsayan dönemin ortalamasını gösteren oranlara bakılacak olursa Türkiye, bütçe dengesi açısından bu beş ülke arasında en kötü ekonominin bir üstünde, büyüme açısından tam ortada yer alırken enflasyon, işsizlik ve cari dengede en kötü ekonomi konumunda bulunuyor.

Aşağıda aynı kaynaklardan derlenen verilerle kırılgan beşlinin (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye’nin aynı göstergelerle aynı dönem için karşılaştırması yer alıyor.


2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
Ort.
Büyüme













Brezilya
2,7
1,1
5,7
3,2
4,0
6,1
5,2
-0,3
7,5
2,7
0,9
2,5
3,4
Endonezya
4,5
4,8
5,0
5,7
5,5
6,3
6,0
4,6
6,2
6,5
6,2
5,3
5,6
Hindistan
4,6
6,9
7,6
9,0
9,5
10,0
6,9
5,9
10,1
6,8
3,2
3,8
7,0
Güney Afrika
3,7
3,0
4,6
5,3
5,6
5,5
3,6
-1,5
3,1
3,5
2,5
2,0
3,4
Türkiye
6,2
5,3
9,4
8,4
6,9
4,7
0,7
-4,7
9,2
8,5
2,2
3,8
5,1
Enflasyon













Brezilya
12,5
9,3
7,6
5,7
3,1
4,5
5,9
4,3
5,9
6,5
5,8
5,9
6,4
Endonezya
9,9
5,2
6,4
17,1
6,6
6,0
11,1
2,8
7,0
3,8
4,3
9,5
7,5
Hindistan
4,0
2,9
4,6
5,3
6,7
5,5
9,7
15,0
9,5
6,5
11,4
9,0
7,5
Güney Afrika
12,4
0,3
3,5
3,6
5,8
9,0
10,1
6,3
3,5
6,1
5,6
5,7
6,0
Türkiye
29,8
18,4
9,3
7,7
9,6
8,4
10,1
6,5
6,4
10,5
6,2
8,0
10,9
İşsizlik













Brezilya
11,7
12,3
11,5
9,8
10,0
9,3
7,9
8,1
6,7
6,0
5,5
5,8
8,7
Endonezya
9,1
9,5
9,9
11,2
10,3
9,1
8,4
7,9
7,1
6,6
6,1
5,9
8,4
Hindistan
8,8
9,5
9,2
8,9
7,8
7,2
6,8
10,7
10,8
9,8
9,9
9,8
9,1
Güney Afrika
28,2
28,0
25,5
25,0
23,9
23,3
23,0
24,0
24,9
24,9
25,1
26,0
25,2
Türkiye
10,8
11,0
10,8
10,6
10,2
10,3
11,0
14,0
11,9
9,8
9,2
9,4
10,8
Bütçe Dengesi













Brezilya
-3,2
-3,3
-3,9
-3,9
-3,3
-3,5
-4,1
-2,2
-2,5
-3,2
-2,7
-1,9
-3,1
Endonezya
-0,9
-1,4
-0,6
0,6
0,2
-1,0
0,0
-1,8
-1,2
-0,6
-1,7
-2,2
-0,9
Hindistan
-9,8
-10,3
-8,3
-7,2
-6,2
-4,4
-10,0
-9,8
-8,4
-8,5
-8,0
-8,5
-8,3
Güney Afrika
-1,1
-1,9
-1,2
0,0
1,2
1,4
-0,4
-5,5
-5,1
-4,0
-4,8
-4,9
-2,2
Türkiye
-14,4
-10,5
-4,4
-0,8
-0,7
-2,0
-2,7
-6,0
-3,0
-0,7
-1,6
-2,3
-4,1
Cari  Denge













Brezilya
-4,5
-5,2
-2,7
-3,5
-3,5
-2,7
-1,4
-3,1
-2,7
-2,5
-2,7
-3,0
-3,1
Endonezya
4,0
3,5
2,0
0,6
2,6
1,6
0,0
2,0
0,7
0,2
-2,7
-3,4
0,9
Hindistan
1,4
1,5
0,1
-1,3
-1,0
-0,7
-2,5
-2,0
-3,2
-3,4
-4,7
-4,4
-1,7
Güney Afrika
0,8
-1,0
-3,0
-3,5
-5,3
-7,0
-7,0
-4,0
-2,8
-3,4
-6,3
-6,1
-4,1
Türkiye
-0,3
-2,5
-3,7
-4,6
-6,1
-5,9
-5,7
-2,2
-6,3
-10,0
-6,1
-7,4
-5,1

Türkiye büyümede bu ülkelerin tam ortasında duruyor. Enflasyon ve cari dengede en kötü ekonomi durumunda bulunurken bütçe dengesi ve işsizlikte sondan ikinci sırada yer alıyor.

Özetle söylemek gerekirse kritik 5 ekonomik gösterge açısından Türkiye’nin 2002 – 2013 arasındaki ekonomik gelişimi, çeşitli kaynaklarda karşılaştırma gruplarına dahil edildiği iki grup ekonomi arasında da parlak görünmüyor. 

55 yorum:

  1. Turkiye'nin performansini ayni peer grup ile karsilastirmak gercekten cok faydali. cunku sadece tek ulkeye ait mutlak rakamlar ile yorum yapmanin pekcok sakincasi var. Tablo icin cok tesekkurler,
    Emrah

    YanıtlaSil
  2. Hocam listeye baktığımızda ozellikle brezilya ile pek bi farkimiz olmadigi goruluyor.. peki bizim BRIC içinde yer almama sebebimiz nüfus desek doğru söylemiş olurmuyuz? ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece nüfus değil, BRIC ülkeleri ya çok zengin doğal kaynaklara sahip ya da sanayi ihracatları yüksek ülkeler.

      Sil
  3. hocam merhaba, tablo çok aydınlatıcı olmuş teşekkürler.
    Ortalamalar üzerinden düşündüğümüzde büyüme performansımız, Çin'in özel durumunu dikkate alırsak olumlu, enflasyon oranında 2002-2003 yılları enflasyon oranı ortalamamızı yukarı çekmiş görünüyor, bütçe dengesinde son yıllarda olumlu performans sergilenmiş.
    Maalesef işsizlik ve cari dengede aşılamacak bir katılık söz konusu. bu iki parametrede kısa vadede yapılacak birşeyler varmı?
    yoksa sizin defalarca soylediğiniz gib yapısal reformları başlatarak, orta ve uzun vadeyi beklememiz mi gerekiyor.
    saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Yapısal reformlara girişmeden bu tabloda farklılık yaratmak zor görünüyor.

      Sil
  4. Oldukça yararlı ve açıklamalı bir tablo olmuş. Çok teşekkürler! :)

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Ahmet Topaloglu27 Kasım 2013 14:12

    Hocam BRICS değilmiydi hocan Güney Afrika çıkarıldı mı o gruptan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslı BRIC, sonradan bazıları Güney Afrikayı da eklediler, ama aslı BRIC.

      Sil
  7. Hocam tabloya baktığımız zaman Brezilya'nın Türkiye'den ortalama %2 daha az cari açık verdiğini görüyoruz. %2 ilk bakışta çok önemli bir fark değil ama 11 yılda kümülatif olarak yekun tutuyor. Brezilya şu an büyüme problemi yaşasa da GSYH'sinin %16'sı kadar net döviz rezervine sahip ve en azından döviz likiditesi anlamında rahat sayılır. Türkiye ise GSYH'sinin sadece %4,5'i kadar net rezerve sahip. Diğer ifadeyle son 11 yılda %2 daha fazla tasarruf edip %2 daha az cari verseydik şu an 36 milyar dolar değil kabaca 175 milyar dolar net rezerve veya 140 milyar dolar daha az dış borca sahip olurduk. Gerçekten kümülatif olarak bakıldığı zaman muazzam bir fark.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizler düşükse kredi artar, tasarruf azalır, cari açık büyür. Bu gerçeği göz ardı edersek durum böyle olur.

      Sil
  8. 10 yılın ortalamasını almak iyi güzel de, burada hareketli ortalama önemli, ya türkiye zamanla iyileşiyor ve diğer ülkeler kötüleşiyorsa, neticede ortalamada onlar daha iyi olabilir ama yabancı yatırımcı yükselen yani iyileşen trende bakar, ortalama yaklaşımı ile ülkeleri değerlendirmek çok da doğru değil bence. Belki de bu yüzden adamlar BRIC den kaçıp MIST e yöneliyorlardır. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hareketli ortalamaları alıp kıyaslarsanız biz de sizden hareketli ortalamalara göre gidişi öğrenmiş oluruz.

      Sil
    2. tamam üstad, bir ara bakarım, bu aralar çok yoğunum bir de bitcoin fiyatlarını izlemekten başım dönmüş durumda.

      Sil
  9. ne yapsak ne etsek?tekrar ab'ye mi girelim,şangay'a mı gidelim,ekonomiye can mı verelim?yoksa elma hesabı mı mı açalım?sayın deniz gökçe(eko diyalog kadrolu hükümet yağdanlığı) ne düşünüyor acaba bu konuda,hiç konuştunuz mu kendisiyle sayın eğilmez?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deniz Gökçe hakkındaki yorumunuza katılmıyorum.
      Yapılması gereken şeyler yapısal reformlar bu konuda yazıp çizelim.

      Sil
    2. Mahfi bey ben 30 sene önce boğaziçi'den mezun oldum,rahmetli demirgil o zaman da yapısal reform diyordu,insanlar gibi toplumların da karakterleri var,bu topraklarda bu işler kendiliğinden olmaz,ancak özal'ın askeri yönetim altında,o da şöyle böyle,uygulayabildiği kadarıyla olur....deniz gökçe'ye gelince, yazıları internet'te duruyor,ne yazdığı meydanda,siz çok iyi niyetli bakıyorsunuz..

      Sil
  10. Bize uluslararasi iktisat kitaplarinda brics diye okutuluyor hatta south korea icin yukselen guc deniliyor. Sebebi sizce nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana sorarsanız Güney Kore bunlara göre gelişmiş ekonomi sayılır ve bunların arasında yer almaz.

      Sil
  11. Hocam buyumemizdeki (ihracat ve uretim) engellerden birisinin gumruk birligi(ab) oldugunu ve ayni zamanda sinir ticareti yapamamamizin cari dengeye, ihracat ve uretimimize negatif etki ettigini soyleyebilrmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etkisi vardır mutlaka ama başka nedenler de var.

      Sil
  12. Hocam merhaba konuyla ilgili değil ama dolar-kur ile altın fiyatı arasındaki ilişkiyi kuramıyorum.allah rızası için yardım edin lütfen

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgi kuramamakta haklısınız çünkü şu sıralar her türlü ilişki kopmuş durumda.

      Sil
  13. Merhaba hocam bir soru kafama takıldı cevap bulamadım. Üçlü açmazda bu üç politika da uygulanırsa ne olur ? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir süre sonra birisi tutulamaz hale gelir ve sistem çöker.

      Sil
  14. Hocam MIST ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MIST konusu biraz karışık. Goldman Sachs tarafından yapılan sınıflandırmaya göre Meksika, Endonezya, Güney Kore ve Türkiye.MIST adlı bir grup oluşturuyor. Bu ülkeler BRIC ya da BRICS'den sonra en hızlı büyüyen ekonomiler. Bu sınıflandırmada bence Güney Kore doğru yerde değil. Sınıflandırmanın yalnızca ekonomik duruma göre yapıldığını dikkate alırsak Güney Kore bu ülkelere göre daha yukarılarda bir konumda bulunuyor. Yani bence Güney Kore gelişmişlerle gelişme olanların arasında gelişmişlere yakın bir yerde duruyor.

      Sil
  15. hocam siz türkiye'nin bize verdiği en büyük nimetlerden birisiniz,ne kadar dua etsek azdır,yazılarınızla bizleri aydınlattığınız için sonsuz şükranlarımı iletiyorum.emeklerinize sağlık.

    benim sorum cari açık neden sorundur hocam ? cari açığın sürdürülemez olmasından ziyade nacizane kendi bilgilerimle şöyle bi yorum yapıyorum fakat doğru mudur ?
    cari açık sürekli olarak artmaya devam ederse belli bi zaman sonra ithalat yapılamaz hale gelir çünkü ülkemiz ithalatını dövizle gerçekleştirdiği için cari açığın artması ülke içerisindeki riski artırır dolayısıyla da dövize borçlanmayı zorlaştırır ve piyasadaki döviz arzı azalır,döviz bulmak zorlaşırsa da ithalat azalır.
    ikinci sorum bütçe açığının neden sorun olduğuyla ilgili..cari açığımız azalırken ithalatımız dolaylı vergilere yönelik olduğu için bütçe açığımız da artıyo diye biliyorum.o zaman bütçe açığı neden sorun oluyo hocam ?sonuçta bütçe açığımızın artması cari açığımızı azaltıyor..anlayacağınız kafam bi hayli karışık sevgili hocam :)
    cevap verirseniz minnettar kalırım.teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah. Bir katkım oluyorsa ne mutlu.
      Cari açık ülkenin yatırımlarıyla tasarrufları arasındaki farktır. Yani ülke yatırımından daha az iç tasarruf yapıyorsa o zaman aradaki fark kadar cari açık oluşur. Bunun finansmanı da dış kaynaklarla (bizde ağırlıklı olarak dış borçlanmayla) karşılanır. Dış borçlar arttıkça ülke riski artar. O zaman borçlanma da hem zorlaşır hem pahalı hale gelmeye başlar. Bir süre sonra borçlanma zorlaşınca döviz kurları artar cari açık düşer. Cari açığın düşmesi demek bu sistemde yatırımın azalması yani büyümenin düşmesi demektir. Cari açık onun için sorundur.
      Büte açığı kamu harcamalarının kamu gelirlerinden fazla olmasıyla ortaya çıkar. Aradaki fark borçlanmayla karşılanır. Yani ülke cari açık verince ağırlıklı olarak özel kesim, bütçe açığı verdikçe ağırlıklı olarak kamu kesimi borçlanır. Borçlar arttıkça faizler yükselir.
      Cari açık arttıkça bütçe açığı azalır (bizde böyledir ama her ülkede böyle değil) çünkü bizim vergi sisteminde ithalden alınan vergiler oldukça apırlıklıdır.
      Yani bir bela öteki belayı düzeltir haldedir. Bunu çözmenin yolu iki belayı birbirinden bağımsız olarak yapısal reformlar yoluyla çözmekten geçer.

      Sil
  16. hocam sizin yazılarınızı okuyarak mülakatta sorulan sorulara daha iyi cevap verebildim. Şimdi vergi müfettiş yardımcısıyım. Allah razı olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler, katkım olduysa ne mutlu.

      Sil
  17. Hocam sabah kalkar kalkmaz ilk işim sizin blogu açmak oluyor. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bunu bildiğim için her sabah yeni bir şeyler eklemeye çalışıyorum :)

      Sil
  18. Mahfi Bey günaydın.

    Yarıştığımız ülkeler belli, ama hangi ülkeyi örnek almamız gerekir diye sorulacak olursa, ben Almanya derdim.
    Çin gibi bir büyümeyi istemezdim, çünkü büyümenin temelinde ucuz işgücü yatıyor.

    Çin'e rağmen ekonomisi önemli bir miktarda fazla veren belki de tek ülke Almanya. Petrol, doğalgaz vb.gibi gelirleriyle cari fazla veren ülkeleri saymıyorum. Çünkü bizim de böyle bir gelirimiz yok.

    Bir Çin ile, ileride bir Çin olabilecek Hindistan ile yani nüfusu kalabalık, işgücü ucuz ülkelerde yarışabilmemizin, sürdürülebilir bir ekonomiye geçebilmemizin formülü Almanya'da bence.

    Paramız rezerv para olsaydı, Amerikaya benzerdik herhalde. Çünkü geçmişte Küçük Amerika olma niyetimiz vardı.

    Mümkünse bir ara Alman ekonomisiyle kıyaslayan bir çalışma yapabilir misiniz?

    Ve turizme de daha fazla önem vermemiz gerekiyor bence. Çünkü bir bakkalı bile ihracatçı yapan tek sektördür turizm.
    Tüketimin düşürülmeye çalışıldığı dönemlerde hedef kitlesi yurtiçi tüketim yapan işletmeler için de bir ilaçtır turizm.
    Ve yurtdışına ihracat yapan yurtiçi firmalara da dolaylı yoldan katkısı vardır. Ülkemize gelen turistler, ihracatçı firmalarımızın da potansiyel müşterisidir.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomik açıdan bakınca haklısınız ama sosyal alanlara gelince gelişmiş ülkelerle pek bir benzerliğimiz yok. O nedenle onlarla kıyaslama çok anlamlı olmayabilir. Yine de bir ara böyle bir kıyaslama deneyelim.

      Sil
  19. Merhaba Hocam,

    Bankacılık ve finans tarihini okuduğumda karşıma Rotschild ailesi çıkıyor. Bu aile söylentilere göre dünyadaki servetin yarısına sahipmiş ve dünyadaki ilk bankayı da bunların kurdukları söylenir. Çoğu büyük ülkelerin merkez bankalarının kontrolü de bu ailedeymiş.

    Bu konuda bilgilerinizi paylaşabilir misiniz ?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. George Armstrong- rothschild para imparatorlugu kitabini okumani tavsiye ederim

      Sil
  20. Hocam, Merhaba !

    Ekonomik Büyümeye ben farklı açıdan bakmak istiyorum. Büyümek aynı zamanda tükenmek değil midir? İnsan yaşamında olduğu gibi.Örneğin kömürü topraktan çıkarıp satıyoruz. Milli gelir hesabına ilave ediyoruz. gelirini harcıyoruz.Ama bu kömür madeni rezervi azalıyor.Bu azalma bir milli gider değil midir ? Kalan ömürde bu kaynakların yok olmasının açtığı sefaletin bir maliyeti olmalı diye düşünüyorum. Bu maliyet hesaplara yansıtılmış olsaydı her şey daha mı pahalı olurdu? Komünizm insan doğasını ihmal ettiği için çöktü , kapitalizm de doğayı ihmal ettiği için çökecek görüşüne katılıyormusunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birisi milli gelir öteki milli servettir. Sizin deyiminizle milli gelir milli servetin kullanılmasıyla elde ediliyor. Bir anlamda doğru bir tespit bu. Örneğin petrol rezervlerinin kalan ömrü 40 - 45 yıl olarak hesaplanıyor. Yani bu sürenin sonunda çıkarılacak petrol kalmayacak. Yani serveti tüketerek gelir yaratıyoruz. Komünizm de doğayı bozmakta kapitalizmden geri durmamıştır.

      Sil
  21. Hocam Merhaba,

    Üretim yapmadan, Cari açık işsizlik, büyüme gibi makro büyüklükleri düzeltmemiz mümkün müdür? Mümkünse hangi yolla mümkün değilse neden yıllardır bu ülkede üretim yapılmaz ve bebek endüstriler desteklenmez?

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye üretim yapıyor. İhracatımızda en ağırlıklı kalemler otomobil parçaları, kazanlar, makine aksamları, beyaz eşya vb. Üretim yapmasak bunları ihraç etmek mümkün değil. Ayrıca Türkiye 1980'lere kadar bebek endüstrileri kambiyo kontorlü ve diğer ithalat ikamesi yöntemleriyle destekledi.
      Bizim sorunumuz dizayn aşamasında kendi markalarımızı yaratamamak. Arananın neredeyse bütün parçalarını üretiyoruz ama toparlayıp arabayı yapıp markamızı koyamıyoruz.

      Sil
  22. Merhaba hocam,hep bu sıcak para terimini duyarız,faizler yükselince ülkeye sıcak para girişi olur.Sorum sistem nasıl ve hangi araçlarla işler?Örneğin;A ülkesinde faizler çok yüksek,ben Türkiye vatandaşı olarak paramı nasıl A ülkesinde değerlendirebilirim?İlginiz için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıcak para bir ülkeye faiz ya da diğer getiri yüksekliği için giden ve en ufak risk gördüğünde hemen çıkan paraya deniyor. Bu para daha çok mevduata, tahvile, hisse senedine geliyor.
      A ülkesindeki bankaya paranızı yollayıp mevduat yapabilirsiniz ya da tahvil alabilirsiniz. Ya da burada bu işi yapan fonlar kanalıyla aynı işleri onlara yaptırabilirisniz.

      Sil
  23. Merhaba Hocam,

    Benim aklıma takılan soru, ben yıllardır Amerika para basmıyor ve bu sayede kendi parasının değerini artırıyor diye biliyordum... Ama sonradan öğrendim ki FED sürekli para basıyormuş... Sürekli para basılması ve piyasaya para enjeksiyonu yapılması o paranın değerini düşürmez mi ? Ekonomiye olumsuz etkileri olmaz mı ?

    Görüşleriniz için teşekkür ederim şimdiden...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Piyasada 1,2 trilyon dolar tutarında ABD Doları olduğu tahmin ediliyor. Ne var ki bu para sadece ABD'de değil dünyanın her tarafına dağılmış durumda. Eğer tamamı ABD'de olsa ciddi enflasyon yaratırdı.

      Sil
  24. Mahfi Bey, bu yapısal reformların uygulama sırası nasıl olmalı sizce?

    Sormak istediğim, cari açığa neden olan etmenlerin bertaraf edilmeden örneğin vergi yapısındaki bir değişiklik cari açığın daha da büyümesine neden olabilir mi? (Dolaylı vergilerin ağırlığının azaltılıp, dolaysız vergilere ağırlık verilmesi)
    Cari açığa etkisi iki şekilde görülebilir.
    1- Vergi indirimi, toplam vergi gelirlerimizde bir azaltma yaratırsa, azalan miktar kadar devletin borçlanma ihtiyacı artacak demektir.
    2- Hanehalkının vergi indiriminden doğan tasarrufu, tüketime yöneltmesi durumunda, bu harcama ithalatı da arttıracak demektir.

    Satıcının vergi indirimi, bir süre sonra fiyata tekrar zam olarak yansıtması durumunda, yapılan vergi indirimi toplam vergi tahsilatını arttırmayacak demektir.

    Sizce nerden başlamak gerekir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız yapısal reformlara eğitim ve yargıdan başlamak gerekir ama işi ekonomiyle sınırlarsak cari açığı düşürücü önlemlerden başlamak gerektiğini düşünüyorum. İthalatı düşürecek biçimde üretimi desteklemek ve dışarıdan finansman aramayı azaltacak biçimde tasarrufları artırmakla başlansa herhalde en doğrusu olurdu. Vergi konusuna bu adımlardan sonra girmek sanırım daha doğru olur. Çünkü dediğiniz sakıncalar ortaya çıkacak.
      Bazen konular yapısal reforma ihtiyaç olmaksızın da çözülebilir. Örneğin faizler bu kadar düşük olmasa tasarruflar düşmez kredi kullanımı bu kadar artmaz ve dolayısıyla cari açık da büyümezdi. Ama o zaman da ekonomi böyle büyümezdi. Bazen bir amaca ulaşmak için öteki amaçlardan fedakarlık etmek gerekir.

      Sil
    2. Üretimi desteklemek yönünde niyetler açıklanmaya başlandı. Taksit sınırlaması, borç limiti belirlenmesi gibi adımların etkilerini ileride göreceğiz. Bu uygulamaların doğru olduğunu kabul edersek, bir konuda eksikliğimiz ortaya çıkıyor gibi.
      Bu uygulama paranın bollaştığı anlarda uygulamaya konulsaydı, üretime daha çok kaynak ayrılmış olacak, risk taşıyan tüketim daha az gerçekleşmiş olacaktı. Demek ki ileride oluşabilecek bazı şeyleri önceden öngörüp, önlem alma mekanizmalarımız ya yok, ya eksik, ya da var ama, bu mekanizmaların uyarıları önemsenmiyor. Ta ki sıkıntıya düştüğümüz anlarda çözüm üretiyoruz.

      Bugün Hürriyette okuduğum bir haberde
      "AB’nin 1970 yıllarından bu yana uyguladığı dışa kapalı, pancar ve şeker üretiminin sübvanse edildiği şeker rejimini, dünya ile entegre hale getirmek, Dünya Ticaret Örgütü taahhütleri ve özellikle şekeri hammadde olarak kullanan gıda sanayiinin rekabetçi fiyatla şeker taleplerini karşılamak için 2006 yılında reform stratejisinin uygulamaya konulduğu ifade edildi. Bu strateji doğrultusunda AB’de, pancar verimi, ölçek ekonomisi ve coğrafi şartlar açısından rekabetçi olamayacak ülke ve üreticilerin şeker sektöründen teşvik edilerek çıkmaları ile şeker üretim maliyetlerinin, dünya ile rekabet edebilir bir düzeye gelmesinin sağlandığı belirtildi."

      Haberin devamında, kapatılan 83 fabrika ile, pancar üreticilerin verimliliklerinin %40 arttığı, sektörün ekonomik olarak değer yaratmayan net ihracatçı konumdan, kontrollü ithalatçı konuma gelindiği belirtiliyor.

      AB deli olmalı değil mi? İhracatçı konumdan, ithalatçı pardon kontrollü ithalatçı konuma getirdi bölgesini.
      Deli değil tabiki. Ama burada iki terim öğreniyoruz;
      1- Ekonomik olarak değer yaratmayan ihracat.
      2- Kontrollü ithalat.

      AB, rekabetçi bir biçimde üretemediği hammaddeyi, Gıda sektörünün mamül ürünlerini rekabetçi bir fiyatla ihraç edebilmesi için, kontrollü ithalat uygulamasıyla, ülkede daha fazla katma değer yaratılmasını sağlamış oluyor.
      Yani hammadde de yarattığı ihracat kaybını, mamul ihracatıyla fazlasıyla telafi ediyor.
      Ayrıca, ekonomik değer yaratmayan kaynaklar, ekonomik değer yaratan varlıklara dönüştürerek bir taşla çok kuş vurulmuş oluyor. Sürdürebilir büyüme böyle olsa gerek.
      Harcanan Kaynak değişmiyor ama ekonomik değer 1 iken 3 e çıkıyor.

      Burada bizim böyle bir yapımız, bu tarz çalışma yapan, öneriler sunan kurullarımız var mı?
      Buna önem gösterelim, hele kaynak yönünden sıkıntı çeken ülkelemiz için önemli fırsatlar yaratacaktır.

      Mesela bizim ne kadarlık ihracatımız ekonomik değer yaratmayan ihracat?
      Ne kadarlık ithalatımız kontrolsüz?
      Ekonomik değer yaratacağımız alanlar neler?

      Sil
  25. Hocam cevabınızın şu kısmını anlayamadım izah ederseniz çok memun olurum ;Dış borçlar arttıkça ülke riski artar. O zaman borçlanma da hem zorlaşır hem pahalı hale gelmeye başlar. Bir süre sonra borçlanma zorlaşınca döviz kurları artar
    Hocam bu cümlenizde borçlanma zorlaşınca kurlar artar dediniz neden kurlar artar anlamadım ?tam emin olamadım ama şöyle mi düşünmem gerekir kur döviz talebi ile döviz arzının kesiştiği yerde oluşur dışardan borçlanmak demek döviz arzını artırır eğer borçlanma zorlaşınca döviz arzı azalır ve talep devam ettiği sürece kur yükselir böyle mı düşünemeliyim çok emin olamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dış borçlanma zorlaşınca yani daha az döviz girişi olmaya başlayınca döviz kıtlaşacağı için döviz pahalı hale gelir yani kurlar artar.

      Sil
  26. Mahfi bey yazı için teşekkürler.
    Konuyla alakasız ama geçenlerde dış ticaret rakamları açıklandı.Yılın ilk 10 ayındaki ihracat rakamı gecen yılınkinden 1.2 daha az.İthalata baktığımızda geçen yıla göre 5.8 artmış.
    Şimdi bu rakamlar sizce ekonomide bir daralma mıdır yoksa önümüzdeki senelerde düzelebilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamen altınla ilgili bir gelişme. Geçen yıl İran'a altın ihraç etmiştik o nedenle ihracatımız iyi görünüyordu bu yıl altın ihracatı yerine altın ithal ediyoruz görünüm bozuluyor.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...