2 Ocak 2014 Perşembe

2013'ün Piyasalar Açısından Özeti

22 Mayıs 2013’de o zamana kadar söylenti olarak ortada dolaşan “Fed’in tahvil alımlarını Eylül ayından başlayarak azaltabileceği” söylentisi ilk kez Fed Başkanı’nın ağzından onaylanarak resmiyet kazanmış oldu. O tarihten başlayarak piyasalar büyük ölçüde Fed’in yaklaşımlarına, açıklamalarına, toplantılarına kilitlendi. Piyasalar Fed’in yaklaşım ve açıklamalarına göre biçim almaya başladı. Buna ek olarak dış siyasal olaylar ve iç siyasal olaylar ekonomi ve piyasalar üzerinde ciddi etkiler yarattı.  

Bu döneme ilişkin piyasaları etkileyen olayların kronolojisini şöyle özetleyebiliriz:
22 Mayıs: Fed, tahvil alımlarını Eylül’den başlayarak azaltabileceğini açıkladı. Açıklamanın etkisi 23 Mayıs işgününde görüldü (piyasalara olumsuz etki.)
03 Haziran: Gezi Parkı olaylarının etkisi görülmeye başlandı (piyasalara olumsuz etki.)
24 Temmuz: TCMB, gecelik fonlama faizini 0,75 puan artırdı (piyasalara olumlu etki.)
20 Ağustos: TCMB, gecelik fonlama faizini 0,50 puan daha artırdı (piyasaları fazla etkilemedi.)
21 Ağustos: Fed toplantısından tahvil alımlarıyla ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar çıkmadı. Fed’in politika değişikliği işsizlik oranının yüzde 6,5 dolayına düşmesine bağlandı (piyasalara olumlu etki.)
26 Ağustos: Suriye’de kimyasal silahların varlığının saptandığı doğrulandı. Suriye’ye askeri müdahale olasılığı artmaya başladı (piyasalara olumsuz etki.)
27 Ağustos: TCMB Başkanı, doların belini kıracaklarını söyledi (piyasaları etkilemedi.)
05 Eylül: ABD tarım dışı istihdam verisi beklenenden düşük geldi (ABD için olumsuz olsa da Fed’in tahvil alımını azaltmayacağı beklentisi yarattığı için piyasaları olumlu etkiledi.)
06 Eylül: Suriye’ye askeri müdahale gündemden düşmeye başladı (piyasalara olumlu etki.)
16 Eylül: Fed Başkanlığına aday gösterilen Larry Summers adaylıktan çekildiğini açıkladı (Başkan olursa tahvil alımlarını azaltması beklenen Summers’ın çekilmesi piyasalarca olumlu karşılandı.)
18 Eylül: Fed, tahvil alımını azaltma yönünde herhangi bir karar almadı. Böylece Eylül ayında beklenen azaltma operasyonu gerçekleşmedi (piyasalara olumlu etki.)
18 Eylül: TCMB Başkanı USD’nin yılsonunda 1,92, 2014’de ise 1,80 TL dolayında olabileceğini açıkladı (piyasalara etkisi olmadı, bazı kesimler olumlu bazı kesimler olumsuz algıladı.)
30 Eylül: ABD Kongresi Başkan Obama’nın 2014 yılı bütçesini onaylamadı. ABD’de zorunlu olmayan harcamalar yapılamaz hale geldi (ABD için olumsuz olan bu gelişme Fed’in tahvil alımlarını azaltmasına engel oluşturduğu için piyasalarca olumlu karşılandı.)
08 Ekim: Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı (genellikle olumlu karşılansa da piyasalara fazla bir etkisi olmadı.)
14 Ekim: ABD’de borç tavanı krizi 7 Şubat 2014’e kadar ve bütçe krizi de 15 Ocak 2014’e kadar geçici olarak çözüldü (ABD için olumlu olan bu gelişme geçici bir çözüm olduğu ve Fed’in tahvil alım programını etkilemeyeceği düşünüldüğü için piyasalarda bir etki yaratmadı.)
21 Ekim: ABD tarım dışı istihdam verisi beklenenden kötü geldi ABD için olumsuz olan bu gelişme Fed’in tahvil alımlarını azaltmasına engel oluşturduğu için piyasalarca olumlu karşılandı.)
31 Ekim: Başta istihdam verileri olmak üzere Euro bölgesi verileri kötü geldi (piyasalara olumsuz etki yaptı.)
07 Kasım: Avrupa Merkez Bankası faizi yüzde 0,50’den yüzde 0,25’e indirdi (piyasalardaki etkisi olumlu oldu.)
14 Kasım: Fed Başkan adayı Janet Yellen, ABD Senatosu Bankacılık Komitesinde tahvil alımını azaltma yönünde bir takvimleri olmadığını açıkladı (piyasalardaki etkisi fazlasıyla olumlu oldu.).
19 Kasım: TCMB örtülü faiz artırımı yaparak gecelik fonlama faizini tavana (yüzde 7,75) çekecek düzenlemeler yaptı (piyasalar TCMB’nin faize dolaylı da olsa müdahale etmesini genel olarak olumlu karşıladı.)
20 Kasım: Fed FOMC toplantısından tahvil alımlarına aynen devam kararı çıktı (piyasaları olumlu etkiledi.)
25 Kasım: İran, nükleer silah yapımını sınırlandıracak anlaşmayı kabul edeceğini açıkladı (piyasalarda çok olumlu etki yarattı.)
27 Kasım: Çin ile Japonya arasında gerginliğe neden olan Çin Denizi anlaşmazlığı konusunda ABD, Çin’i uyardı (piyasalarda kısa süreli bir olumsuzluk oluştu.)
06 Aralık: ABD tarım dışı istihdam verileri beklenenden daha iyi geldi ve işsizlik oranı uzun bir aradan sonra yüzde 7’ye geriledi (ABD'ye olumlu, piyasalara olumsuz etki yaptı.)
17 Aralık: Hükümetin bazı bakanlarının çocuklarının da adlarının karıştığı büyük bir yolsuzluk operasyonu başladı. Bakan çocukları, işadamları ve bazı bürokratlar da dahil olmak üzere birçok kişi gözaltına alındı (Türkiye’yi yükselen ekonomilerden, hatta kırılgan beşliden negatif ayrıştıran bir olumsuzluk oldu.)
18 Aralık: Fed, 2014 yılının Ocak ayında tahvil alımlarını 10 milyar dolar azaltacağını açıkladı (piyasalar ve özellikle de yükselen ekonomilerin piyasaları olumsuz etkilendi.)
23 Aralık: Yolsuzluk iddiaları giderek genişlemeye ve hükümetten emniyet teşkilatına yönelik operasyonlar yapılmaya başlandı. Hükümet, emniyet teşkilatı ve yargı arasında kavga başladı (Türk piyasası negatif ayrışmaya devam etti.)
24 Aralık: Yolsuzluk suçlamasında çocuklarının ve kendilerinin adı geçen 4 bakan istifa etti (piyasada fazlaca bir etki yaratmadı.)  
25 Aralık: 10 yeni bakanın yer aldığı yeni hükümet açıklandı (piyasada fazlaca bir etki yaratmadı.)
26 Aralık: Yargıya müdahale itirazları ve hükümetin karşı görüşleri gerginliği doruk noktasına çıkardı. 3 AKP milletvekili istifa etti. HSYK yargıya müdahale açıklaması yaptı (piyasa olumsuz etkilendi, Türkiye negatif ayrışmaya devam etti.)
30 Aralık: TCMB, dövize sert müdahalede bulunarak 600 milyon dolar tutarında döviz sattı (kurlara ve borsaya olumlu etkisi oldu.).
31 Aralık: TCMB, dövize müdahaleye 600 milyon dolarlık satışla devam etti (kuralara olumlu etkisi oldu.).

Şimdi bu kronolojik gelişmeler çerçevesinde 22 Mayıs’tan bu yana bizim piyasaların nasıl etkilendiğini grafiklerle ortaya koyalım.

Borsa :
İlk grafiğimiz borsa endeksindeki (BIST 100 endeksi) değişimleri gösteriyor. 


22 Mayıs 2013’de 93.179 düzeyinde olan BIST 100 endeksi, inişli çıkışlı gibi görünse de asıl olarak iniş yönünde bir patika izleyerek yılı 67.802 düzeyinde kapattı. Eylül ayında yeniden çıkışa geçen endeksteki bu çıkışın asıl nedeni de Fed’in Eylül ayında başlaması beklenen tahvilş alımı azaltma operasyonuna başlamamış olmasıydı. Fed’in tahvil alımını Ocak ayında başlatacağını açıklamasının ve hemen sonrasında ortaya çıkan yolsuzluk olaylarının etkisiyle BIST 100 yeni bir düşüş dalgası yaşadı.   

Gösterge Faizi
Aşağıdaki grafik gösterge tahvilin faizinde 22 Mayıs ile yılsonu arasında yaşanan değişimi gösteriyor.



22 Mayıs’ta Fed kararı öncesinde yüzde 5’ler düzeyinde olan gösterge faiz o tarihten itibaren yükselmeye başlıyor. Eylül ayında Fed’in beklenen tahvil alımı azaltımına gitmemesiyle yeniden düşen faiz bu kez yıl sonuna doğry Fed’in tahvil alımını Ocak 2014’ten itibaren azaltmaya başlayacağını açıklaması ve ardından gelen yolsuzluk olayları nedeniyle yeniden artmaya başlıyor. Yıla yüzde 5,08 ile başlayan gösterge faiz aşağı yukarı ikiye katlanarak yılı yüzde 10,10 düzeyinde tamamlıyor.  

Kur sepeti:
İkinci grafiğimiz kur sepetindeki gelişmeleri ortaya koyuyor. Kur sepetini ((1 USD + 1 Euro) / 2)) ya da (½ USD + ½ Euro) formülüyle hesaplıyoruz.

Kur sepetindeki gelişmeyi aşağıdaki grafik üzerinden izlemek mümkün.


Buna göre 22 Mayıs’ta başlayan kur sepetindeki artış trendi, Suriye’ye müdahale olasılığının yükseldiği dönemde (Ağustos’un kinci yarısı) hızlanmış sonrasında düşüşe geçmiş olsa da yılın son çeyreğinde sürekli yukarı doğru eğilim kazanmış bulunuyor. Yılın sonuna doğru Fed’in tahvil alımını Ocak ayında 10 milyar dolar azaltma kararı ve bunu izleyen yolsuzluk olayları kurlardaki artışı yeniden alevlendirmiş ve kur sepeti 2,10’luk düzeyle başladığı yılı 2,54 düzeyinde tamamlamış bulunuyor.

Türk Lirası yılın en çok değer kaybeden paraları arasına girmiş görünüyor.

CDS primleri
Üçüncü grafiğimiz Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki borçlanma riski primini temsil eden CDS primlerinin gelişimini gösteriyor. Fed’in 22 Mayıs’ta yaptığı tahvil alımlarını Eylül ayında azaltabileceklerine ilişkin açıklama öncesinde Türkiye’nin CDS primi 118 idi.

Aşağıdaki grafik Türkiye’nin CDS primlerinin 22 Mayıs’tan sonraki gelişimini ortaya koyuyor.


Gezi Parkı olaylarıyla başlayan tırmanma 20 Haziran’da 240 puanı aşarak doruk noktasına tırmandı. Ardından yeniden gerileyen CDS primleri bu kez Suriye’ye askeri müdahale olasılığının en üst düzeye çıktığı Ağustos ayının son günlerinde hızla yükselerek yeniden 240 puanın üzerine çıktı. Suriye’ye askeri müdahale ve Fed’in tahvil alımlarını azaltma yaklaşımının yakın bir gelecekte gerçekleşme olasılığının ortadan kalkması üzerine CDS primleri Ağustos sonuna doğru düşüşe geçti. Bir süre inişli çıkışlı bir eğilim izleyen CDS primleri, Fed’in tahvil alımını azaltma kararını netleştirmesi ve içeride yaşanan yolsuzluk olayları sonrasında yeniden yükselişe geçerek yılı 245 dolayında kapadı.

Uluslararası risk karşılaştırması
Uluslararası risk karşılaştırmasını yapabilmenin en kestirme yolu ülkelerin CDS primlerini ve bu primlerdeki değişimleri karşılaştırmaktır. Aşağıdaki tablo bu amaçla hazırlandı.

Tarih
Türkiye
Brezilya
Endonezya
G. Afrika
Çin
Rusya
22.05.2013
118
130
140
169
73
136
31.05.2013
131
146
162
191
84
155
28.06.2013
191
185
207
216
141
195
31.07.2013
205
191
208
222
125
186
29.08.2013
240
203
282
240
117
200
30.09.2013
214
173
220
197
85
172
31.10.2013
185
166
193
185
79
161
28.11.2013
207
205
236
211
66
171
31.12.2013
245
194
237
204
80
165
Artış Oranı (%)
107,6
49,2
69,3
20,7
9,6
21,3

Tablo bize 22 Mayıs’ta CDS priminde yani risk yüksekliğinde Çin'in ardından ikinci en düşük riskli ülke konumundaki Türkiye’nin, yılsonu itibariyle bu 6 ülke arasında en riskli ülke konumuna geldiğini gösteriyor.

22 Mayıs’tan yılsonuna kadar geçen sürede CDS primi yani riskleri en fazla yükselmiş olan ülke yüzde 107,6 oranındaki artışla Türkiye’dir.

Sonuç:
Grafikleri ve tabloyu incelediğimizde Türkiye piyasaları üzerinde gerek dış gelişmelerin (Fed kararları, ABD ekonomisindeki gelişmeler, Suriye’ye müdahale olasılığı vb) gerekse iç gelişmelerin (Gezi Parkı olayları, TCMB’nin faiz artırımları, yolsuzluk olayları vb) önemli etkiler yarattığını görüyoruz.

Bu gelişmelerin etkisiyle iç ve dış borçlanma faizlerinin artması ve kurların yükselmesiyle borçlanma maliyetlerinin ve kamu kesimi harcamalarının artması kamu kesimine maliyet olarak yansıdı. Borçlanmanın ortalama vadesi 2 yıl dolayında olduğu için, faiz artışının bütçeye yansımasının etkilerini izleyen yıllarda göreceğiz. Etkilerin özel kesime yansıması ise; faizlerdeki ve kurlardaki artış nedeniyle hem borçlanma hem de girdi maliyetlerinin yükselmesi biçiminde gerçekleşti. Buna karşılık Euro’daki artışın USD’deki artıştan fazla olması (yani USD Euro kurunun Euro lehine yükselmesi) asıl ihracatını Euro bölgesine yapan ihracatçının durumu dengelemesine yardım etti.   

2013 yılının 22 Mayıs gününe gelinceye kadar Türkiye ekonomisi daha çok dış olaylara ve dış ekonomik gelişmelere göre biçimleniyordu. 2013 yılında iç olaylar, dış olaylar kadar etkili olmaya başladı. Hatta yılın son ayında yolsuzluk iddiaları ve soruşturmaları, yargıya müdahale itirazları iç etkinin, dış etkileri aşmasına neden oldu.  


2014 yılı, Türkiye açısından, 2013 yılının son çeyreğine benzeyecek gibi görünüyor. Türkiye ekonomisi 2014’de, ABD ve AB ekonomilerindeki gelişmelere ve belki biraz daha ağırlıklı olarak iç olaylara göre biçimlenecek. 

78 yorum:

  1. Hocam emeğiniz için teşekkür ediyorum.

    06 Aralık: ABD tarım dışı istihdam verileri beklenenden daha iyi geldi ve işsizlik oranı uzun bir aradan sonra yüzde 7’ye geriledi (pi,ayasalara olumlu etki yaptı.) demişsiniz fakat bu veri piyasaları olumsuz etkiledi diye hatırlıyorum. Yanlışım varsa özür dilerim. Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız şöyle düzelttim (ABD'ye olumlu piyasalara olumsuz etki yaptı.)

      Sil
  2. Neden 22 mayis baslangic noktası olarak alindi acaba bunun arkasında nasil bir sebep olabilir merak ettim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 22 Mayıs Fed'in ilk kez tahvil alımını azaltabileceği yolunda açıklama yaptığı FOMC toplantı tarihidir. Uluslararası finansal piyasalarda dalgalanmalar o açıklamadan sonra başladı esas olarak.

      Sil
    2. Bence 22 mayıs öncesi durumun genel karakterinden bahsetmek, karar sonrası dalgalanmaları anlamak ve gelişmekte olan ülkelere olan etkileri açısından yapıcı olacaktır. İyi çalışmalar.

      Sil
  3. Hocam çok teşekkür ederiz. "Tablo bize 22 Mayıs’ta CDS priminde yani risk yüksekliğinde Çin ve Rusya’nın ardından üçüncü en düşük riskli ülke konumundaki Türkiye’nin" demişsiniz ama en düşük üçüncü değil ikinci olmayacak mı ? Rusya 136, Türkiye 118 ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ikinci olacaktı, yanlış yazmışım, düzelttim, teşekkürler.

      Sil
  4. Sayın hocam, CDS primlerine baktığımızda 22 Mayıs tarihinde Türkiye ikinci en düşük riskli ülke konumunda değil mi? Siz Çin ve Rusya’nın ardından üçüncü en düşük riskli ülke konumunda demişsiniz. Bu tarihte Rusya'nın CDS primi daha yüksek görülüyor. Sayılarda da bir yanlışlık olabilir tabiki bilemiyorum. Yanlış anladığım bir yer varsa özür dilerim.
    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayılarda yanlışlık yok ben yanlış sıralamışım, düzelttim, teşekkürler

      Sil
  5. Hocam şuna katılırmısınız kamu sektörü dışardan aldığı borçları ya dışardan aldığı mal alımları için kullanarak ödemeler dengesi açığını finanse edecek yada dışardan aldığı borcu içeride daha fazla yatırım harcamasında kullanarak bütçe açığını finanse edecektir . Katılırmısınız .kısacası dışardan alınan borçlar ya içeride mal ve hizmet harcamalarında kullanılacak yada dışardan mal alımında kullanılacak ( örneğin baraj yapımı için bazı parçalar alınacaksa , v.s gibi)

    YanıtlaSil
  6. Hocam her zaman olduğu gibi güzel bir özet ama 2014 öngörüsü çok az özellikle bizim piyasada sizi güvendiğimiz ender kişilerden biri olarak görüyoruz bir sonraki yazınızda ama en kısa zamanda 2014 beklentilerinizi bekliyoruz.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, bir önceki yazımda 2014 tahminlerini yazdım.

      Sil
  7. Hocam elleriniz dert görmesin yine faydalı bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
  8. Sayın Hocam

    kur sepetini neden tutuyoruz acaba , tek dövize baglı kalarak hesaplama hatalarını mı engellemek amaclanmıstır yorum ve yardımınızı rica ederiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin ihracat gelirinin yarıdan fazlası Euro ile. O nedenle kur sepeti bize daha net yol gösteriyor.

      Sil
  9. tıpkı bizde olduğu gibi 2014'te ABD'de iç siyasi gelişmelerin gidişatı belirleme ihtimali oldukça yüksek. alt gelir gruplarının çıkarını orta-üst gelir gruplarının çıkarlarından daha üstün gören bir başkanları var. böyle bir siyasi yaklaşımın ABD gibi gelişmiş bir ülkede geçerliliği yok. Obama, 2012 seçimlerinden önce "sağlık reformu"nun gerçek mahiyetini halktan gizlemişti. gizlemeseydi seçimi kaybederdi. Cumhuriyetçiler gerekli uyarıları yapmışlardı ama inandırıcılık problemi yaşadıkları için seslerini pek duyuramamışlardı. şimdi detaylar ortaya çıkıyor ve ABD halkının %65'i Obamacare'a genel anlamda olumsuz bakıyor. eğer Obama sağlık düzenlemesi konusundaki inatçı tutumunu devam ettirirse bunun çok ciddi ekonomik sonuçları olabilir.

    YanıtlaSil
  10. Hocam konuyla alakası yok ama Halkbank'da ve BİST'da yabancı yatırımcı oranını nasıl öğrenebilirim? Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür bilgileri banka ekonomistleri biliyor.

      Sil
    2. TÜYİD (Yatırımcı İlişkileri Derneği) Raporlarına bakabilirsiniz, www.tüyid.org.tr den indirebilirsiniz.

      Sil
    3. Tabi TÜYİD'den genel olarak BIST yatırımcılarına dair bilgiler öğrenebilirsiniz, Halkbank özelinde değil. İyi çalışmalar.

      Sil
  11. her şey bir yana 2013'ten aklımda şunlar kaldı:
    TL'yi aslanlar gibi koruruz
    biz bu dövizin belini kırarız
    bana inanın ve kazanın
    enteresan manevralar
    dolar bu, yükselir yükselir düşer
    rahatız, hem de çok rahatız
    sene sonunda dolar 1.92 olursa şaşırmayın

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam size bir soru. yukarıdaki sözleri kim söylemiştir?
      a) Atilla Yeşilada
      b) Yiğit Bulut
      c) Egemen Bağış
      d) Süleyman Yaşar
      e) Zafer Çağlayan

      Sil
  12. Saygıdeğer Hocam bu bütün emekleriniz için tek kelime ile Allah sizden razı olsun. Müthişsiniz.

    YanıtlaSil
  13. Bu durumda ;
    1-Ocak-2013 de Türk Lirası'na güvenip döviz almayanlar ve bir yıl boyunca Türk Lirası'nda kalanlar 31-Aralık-2013 de kaybetmiş mi oluyor ??

    YanıtlaSil
  14. hocam bizim imf ye vereceğimiz bi borç vardı. onu imf ye vermeyip te piyasaya sürsek dövizi durdursak olmaz mı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu ana kadar piyasaya o kadar para sürüldü zaten ama etkisi olmadı. Öte yandan IMF'ye verilecek borç adı var kendi yok bir şey şimdilik.

      Sil
  15. 24 Aralık: Yolsuzluk suçlamasında çocuklarının ve kendilerinin adı geçen 4 bakan istifa etti (piyasada fazlaca bir etki yaratmadı.)

    hocam yanılmıyorsam 3 bakan istifa etti zafer çağlayan muammer güler ve erdoğan bayraktar ilk iki bakanın istifası bir şeyi değiştirmedi ama bayraktar'ın istifası sonrası yaptığı açıklamada tayyip erdoğan'ı istifaya çağırması piyasaları sarsmıştı.

    sevgiler ...

    YanıtlaSil
  16. Hocam yazınız için teşekkürler

    İnsanları gerçekten imrendiriyorsunuz tabiri caizse aşırı dinamiksiniz. Konu dışı birkaç sorum olacaktı. Bugün bir arkadaşımla euronun yükselmesi ülke için çok iyi dedi neden dediğimde ise ihracatımızın hepsini(%100) euro ile yapıyoruz dedi yok öyle olur mu dedim evet dedi nereden öğrendiğini sordum finansçı birisinin olduğunu söyledi benim yine inanasım gelmedi bu durum böyle mi gerçekten? Veya ihracat işlemlerinde kullanılan paranın ne kadarı dolar veya euro olduğu öğrenebileceğimiz yer var mı? Aslında ekonomiyi takip eden arkadaşlar olayların genel akışını bilir sizin tarih yazarak belirtmeniz çok hoşuma gitti önemli olayları kaydettiğiniz bir not defteriniz mi var? bizlere örnek olacak bir davranış. Tekrardan teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Elde yayınlanmış böyle bir veri yok. Ancak ihracatımızın yöneldiği yerlere baktığımızda yarıdan fazlasının AB ve diğer Avrupa ülkelerine yönelik olduğunu görüyoruz bu durumda ihracat gelirimizin yarıdan fazlasının Euro ile olduğunu tahmin ediyoruz. Kalanın önemli bölümü USD ve bir bölümü de diğer dövizlerle (Pound, Yen vb.)
      22 Mayıs'taki Fed kararının etkisini izlemek için excel de böyle bir liste tutmaya başladım ve sonra devam ettim.

      Sil
  17. Elinize saglik. Güzel bir özet olmuş. Bir düzeltme önerim, bir de sorum var.

    Düzeltme: (1 USD + 1 Euro / 2) kısmında parantez eksik kalmış sanırım. (1 USD + 1 Euro) / 2 matematiksel açıdan daha doğru olacak.

    Soru: 22 Mayıs'taki CDSlere bakılırsa Türkiye güvenle yatırım yapılabilecek bir ülke görüntüsü var, riskler düşük ama borsa hızla yükseliyordu ama bonolarda premiumdaydı, yani YTM oldukça düşüktü. Şimdi risklerin artması ise borsa ve TL değer kaybederken, bonoların da (USD cinsinden) YTMleri yüzde 6ların üstüne çıktı, sizce Turk bonolarında ilgiyi artirir mi? Ic "savas"in duruldugu bir Turkiye'de bence bonoların YTMleri tekrar 4 seviyelerine gelmeye baslayacagini varsayarsak.

    Bir de Mart secimleri, uncertainity getirecegi icin, piyasalara etkisinin olumsuz olacagini ama olasi bir AKP zaferinde piyasalarin hizla toparlanacagini dusunuyorum, sizin dusunceleriniz nedir?

    Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      (( 1 USD + 1 Euro) / 2)) olacaktı.
      Benzer görüşteyim.

      Sil
  18. üstad gösterge faizinin bu kadar artmasına rağmen dolardaki artışın kırılamamasının sebebi ekonomimizdeki risk priminin artması olabilir mi ? Çünkü bize teoride anlatılan sürekli faiz yükselirse döviz gelir TL değerlenir mantığındaydı . Ancak burada neredeyse iki gösterge de doğru orantılı olarak hareket etmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Risk primindeki artış faizdeki artışı götürüyor. Ayrıca faizi piyasa artırdığı TCMB'den bir hareket gelmediği için kafalar da karışıyor.

      Sil
  19. Hocam, TCMB nin gecelik fonlama faizini arttirmasi, merkez bankasinin verdigi paraya istedigi faizin artmasi anlamina mi geliyor? Eger oyle ise neden piyasalara olumlu etki yapiyor? Bunun mantigini kavrayamadim. Tesekkur ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet verdiği paranın faizini artırması anlamına geliyor.
      Faizin yükselmesi demek kurun gerilemesi TL'nin itibar kazanması demek. Ayrıca enflasyonu frenleme yolunda adım atılması demek. Bir yandan da tasarrufları artırarak cari açığı frenlemek demek. Bunlar piyasaya olumlu yansır.

      Sil
  20. Çok DEĞERLİ Mahfi Bey,

    Bu son derece önemli/kıymetli çalışmanız için (blogunuz) YÜREKTEN TEBRİK ve TEŞEKKÜRLER..
    Varolun, sağolun..

    Yeni yıl için de sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluklar dileriz

    Mustafa HUNCA

    (TR ile ilgili İngilizce yayın yapan sitemizde bazen buradan referanslar alacağız - izninizle, tabii ki altında refere ederek linkiyle birlikte)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben de sizlerin yeni yılınızı kutlarım.
      Bu dediğiniz çerçevede alıntı yapıldığı sürece izne gerek yoktur.

      Sil
  21. Yazınız için çok teşekkürler. Hocam bir sorum olacaktı. Merkez Bankası enflasyon hedeflemesini ÜFE'ye mi yoksa TÜFE'ye göre mi belirler. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TCMB, enflasyon hedefini TÜFE'ye (manşet enflasyona göre) belirliyor.

      Sil
  22. Merhaba;
    Bu CDS hangi verilere göre hesaplanıyor, neyi neye bölüp çarpıyorlar, merak ettim..
    Kolay gelsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. CDS primini bir fiyat gibi düşünün. Bunun değişimi ülkenin riskine ve sigorta ettirilmek istenen tahvil miktarına bağlı. Ülke riski yükselmişse ve ülkeye ait tahvillerden sigorta ettirilmek istenenlerin sayısında artış olmuşsa o zaman bu da artıyor.

      Sil
  23. hocam merhaba Euro/Dolar paritesi tam olarak ne işe yarar birkaç yerden okudum fakat kafama yatmadı.Açıklarsanız sevinirim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euro / Dolar paritesi Euronun Dolara göre ne kadar değer kazandığını ya da kaybettiğini gösterir. Dolar / TL ya da Euro / TL paritesinden bir farkı yoktur.

      Sil
  24. Iyi gunler üstad! Öncelikle ememeginize sağlık! Yazı bütününde gözüme çarpan ve en olumsuzmus gibi görünen " negatif ayrıştırma" kavramınin ne olduğunu anlayamadım. Değerli yorumlarinizin bizi aydınlatmasi dileğiyle şimdiden teşekkürler!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Ekonomide öteki ülkelerden farklı yöne gitmeye ayrışma diyoruz. Eğer onlar pozitif yöne gidiyor ya da en azından olduğu yerde duruyor ve bir ülke onlardan farklı olarak negatif bir görünüm içine giriyorsa ona da negatif ayrışma diyoruz.
      Türkiye, yükselen ekonomiler içinde yer alıyor. Küresel krizde bu ekonomiler gelişmiş ekonomilerden pozitif olarak ayrıştılar. Son bir yılda bu kez negatif olarak ayrışmaya başladılar. Türkiye ise son bir yılda yükselen ekonomiler içinde de nagatif ayrışan 5 ülke arasına girdi. Hatta onların içinde de en fazla risk artışı yaşayan yani en fazla negatif ayrışan ekonomi oldu. CDS primlerindeki bozulma bunu net olarak ortaya koyuyor.

      Sil
  25. Değerli Mahfi Hocam elinize sağlık

    Hocam benim konu dışı bir sorum olacaktı.Hocam cari dengenin Ercan Kumcu'yla yazdığınız Ekonomi Politikası kitabındanki tanımı: "Cari işlemler dengesi yurtiçindeki yerleşiklerle yurtdışındaki yerleşik ekonomik birimler arasındaki mal, hizmet ve mülkiyeti el değiştirmek kaydıyla para hareketlerini gösterir." Hocam benim kafamı karıştıran durum şu. Eğer biz ithal ettiğimiz ara malı ve sermaye mallarının bir kısmını yurtiçinde üretsek, yani ithalatı azaltsak ama aynı zamanda tasarruf oranımız yine aynı durumda yani %12.6 larda olsa ve yatırımlarımız yine %20 lerde olsa yine aynı miktarda (%7.4) cari açık verir miydik? Bir de hocam, eğer cari açık firmların yatırımlarının finansmanlarını yurtdışından sağlamaları demekse aynı zamanda neden bu para hareketlerini cari ödemeler dengesi içinde gösteriliyor dış borçlanma yerine? çok teşekkürler hocam, kusura bakmayın biraz uzun oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Önce bir karışıklığı giderelim. Cari açık ayrı bir şeydir, dış finansman ayrı bir şey. Cari açık reel bir sonuçtur. Yani dışarıda yerleşik olanlara mal veya hizmet satarsınız veya onlardan mal veya hizmet alırsınız. Sattığınız aldığınızdan az ise cari açık oluşur. Bu açığın finansmanı için eğer iç tasarruflarınız yeterli değilse o zaman dışarıdan finansman bulursunuz.
      Makro dengenin formülünü hatırlayalım:
      (S - I) + (T - G) = (X - M)
      Burada sol taraf ne kadar açık verirse sağ taraf da o kadar açık verecek demektir.
      Sol taraftaki tasarrufları (yani S ve T'yi) artırmadığımız sürece sağ taraftaki açığı azaltmamız mümkün değil.

      Sil
    2. Hocam arkadasın sorusu benimde kafamı karıştırdı örneğin şu an tasarrufumuz ülke olarak %12,6 yatırımlarımız ise %20 aradaki farkta bize cari açık olarak geliyor . Hocam şimdi yurtdışından ithal ettiğimiz yatırım mallarının büyük bir kısmını burada üretsek burada ürettiğimizden daha az cari açık vermiş oluyoruz burayı anlıyorum . Hocam denklemsel olarak bakınca ise tasarruflarımız yine %12,6 yatırımlarımızda yine %20 olmuyor mu ? Yine aynı cari açık oranı olmuş oluyor ? Normalde daha az cari açık oranı çıkması gerekirdi . Nerede hatam var hocam . Acaba yatırım oranı eskisi gibi %20 olamayacak mı?(gerçi eskiden dışardan ithal ederken aynı malları burada üretiyoruz Buda bir yatırım olmuyor mu o yüzden yatırım oranı değişmez dedim ) açıklığa kavuşturursanız sevinirim hocam

      Sil
  26. Hocam yine güzel bir yazı ile karşılaştık emeğinize sağlık.
    Bu tablo içerisinde görünen şey aslında yukarıda da bahsettiğiniz üzere negatif ayrışmamız. Negatif ayrışmanın etkilerini 2014 yılında da göreceğimiz aşikar. Hocam benim anlamaya çalıştığım şey, FED'in tahvil alımlarını kısmaya ne kadar daha devam edeceği. FED için bu sınır nedir acaba ? bir de bu kadar çok FED'e bağımlı olarak piyasalarımızın şekillenmesi ne kadar sağlıklı ? sonuçta kapitalist dünyanın getirilerinden olan serbest piyasa ve uluslar arası piyasa sistemi mevcut iken, bu kadar bağımlı yaşamak ne kadar doğrudur ? Biraz daha az etkilenebilecek bir ekonomik sistem için ne gibi yapısal reformlar içerisine girmeliyiz ? Benim merak ettiğim konu budur. CDS primleri bile almış başını gitmişken piyasaya nasıl güvenebilir yabancı yatırımcı..
    Yazılarınızı merakla takip ediyorum saygılarımı sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda daha önce yazdım. Ama konu sadece ekonomi değil. Bu tür yolsuzluk iddiaları varken ve yargı müdahale altındayken yabancı yatırımcının güveni devam edebilir mi? Bırakın yabancıyı yerli yatırımcının güveni devam edebilir mi? TCMB, faiz konu olduğunda bağımsız değilse yatırımcı güveni kalır mı? Ben bu soruların yanıtını bulamıyorum.

      Sil
  27. sayın hocam merhaba. ekonomi likidite tuzağından sizce nasıl kurtulur bu sizce mümkün müdür? 1929 sonrasında nasıl kurtulmuştur. bildiğim kadarıyla japonya likidite tuzağındadır. sanırım enflasyon yüzde 1e çıkmış. likidite tuzağı ile pigonun reel balans etkisi çelişiyor mu hocam çünkü pigouda faizler düşerse enflasyon düşerse tüketim harcamaları artıyor diyor.saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok zor bir çıkış. Büyük ölçüde beklentilerin değişmesi gerekiyor. Yeni bir yönetim yeni bir anlayış vb.

      Sil
  28. Hocam ellerimize sağlık.
    Merak ettiğim benim FED'in tahvil alım programını kısma politikasını nereye kadar daha sınırlandıracağı. Yani aslında para muslukları en son tamamıyla ne zaman kapanacak ? Bu para akışının azalması ekonomimizde zaten olumsuz etkilemişken tamamıyla kapanması ülke ekonomisini ne yönde etkileyecek ?
    Bir de hocam sizce bu kadar bağımlı bir ekonomik sistemimizi kırmak için nasıl ekonomik reformlar getirilmeli ? Kapitalizmin temel argümanı olan serbest ticaret ve global ekonomi dünyasında yaşarken, bu bağımlılığı azaltabilecek kendi ayaklarımızın üzerinde durabilecek olan önlemlerimiz neler olmalıdır ? CDS primleri bile bu kadar yükselmişken yabancı yatırımcıyı ülkemize beklemek biraz hayalperestlik midir acaba ?
    Yazılarınızı şiddetle takip ediyor saygılarımı sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Fed'in tahvil alımlarını azaltma programı yıl sonunda sıfırlamaya kadar gidecek gibi görünüyor.
      Ekonomik reformlar konusunda daha önce yazmıştım.

      Sil
  29. hocam suan yuksek devlet tahvılı kac yıllıktır? bunların vadesıne gore borc mıktarımızı nasıl ogrenebılırız. 20 senelık mıdır hocam. saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://tr.investing.com/rates-bonds/turkey-government-bonds burada 10 yıllık diyor doğru değil mi hocam vadeleri nasıldır acaba

      Sil
    2. Hazine sitesinde listesi var:
      http://www.hazine.gov.tr/default.aspx?nsw=EilDPQez15w=-H7deC+LxBI8=&mid=59&cid=12&nm=33
      Merkezi yönetim DİBS stok listesine bakınız.

      Sil
  30. Hocam bu gösterge faizi nedir ? Ne işe yarar ?
    Borsa ile ilgili temel bilgiler veren yazı yazabilir misiniz ?
    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konularda yazılarım var. Blogu tarayın.

      Sil
  31. hocam bu işsizlik fonunda biriken paralar ne yapılıyor? baya para birikmiş sanırım işsizlik maaşı da düşük haliyle. onlar ne olucak bilginiz var mıdır. saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal olarak işsizlik fonu parası amacı dışında kullanılmaması gereken bir çeşit tasarruf. Ama bazı amaçlar için kullanılma çabası var.

      Sil
  32. peki bu politikalar Türkiye'de kamu maliyesi değişkenini nasıl etkilemiştir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzun bu kutu içinde yanıtlanacak kadar kısa bir yanıtı yok. Blogda yer alan çeşitli yazılarımda bunlara değinmiştim.

      Sil
  33. Hocam merkez bankası açık piyasa işlemleri yapıp ta bankaların elindeki tahvilleri alıp bankalara para şırınga ettiğimde faizlerin düşmesi beklenir deniyor çünkü bankanın elinde ki para bollaşmış oluyor Buda faizlere yansımış oluyor deniyor . Hocam bir nokta kafama takıldı merkez bankası bankalara likidite sağlayıp elinde ki tahvilleri alıyor ama bunu bedavaya almıyor heralde değil mi bunun sonucunda vade sonunda bankalar merkez bankasına aldığı paranın üzerine faiz koyarak para vermiyor mu ? Yani hocam emin olamadım ama api işlemleri yapıp merkez bankası bankaları fonladığında ilk etki faizlerin düşmesi olur daha sonra vade sonunda merkez bankası tahvilleri verip verdiği para yı faizi ile birlikte çektiğinde de faizlerin artması beklenir değil mi hocam tam emin olamadım .
    2) hocam 1 haftalık yada 1 aylık repo faizi olduğunu biliyorum bunun haricinde vadesi daha yüksek api işlemi var mı ? Yani merkez bankası bankaların ellerinde ki tahvilleri alıp bankaları fonlarken vade ne kadara kadar çıkıyor ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birinci sorunun cevabı tam olarak evettir. Bununla birlikte bu operasyon devamlılık gösterirse faizler üzerindeki artırıcı etkisi hafifler.
      MB genellikle api süresi olarak aylık ve haftalık repo ihalelerini kullanıyor.

      Sil
  34. Hocam bir yerde gördüm ama tam açıklık getiremedim deniyor ki TCMB repo ihalesi açarsa yada TCMB bankalara interbank piyasasında para verirse tl faizleri düşer deniyor hocam anlamadığım TCMB bu yollarla bankalara likidite sağlıyor ama bedava sağlamıyor ki . Ama faizler düşer deniyor . Burayı açıklarsanız çok sevinirim .
    2) hocam maaş ödemelerinde vergi ödemelerinde piyasa faizi nasıl etkilenir ? Ben şu şekilde düşünüyorum bankaların fonlarına talep arttığı için faizler yükselir diyorum ama şu kafamı karıştırıyor maaş ödemeleri olduğu zaman. Merkez bankası bankalara rpo ihalesi açar deniyor ve böyle oluncada bankaların fonları bollaştığından faizlerin düşmesi gerekiyor. Acaba hangi şekilde düşünemeliyim hocam kafam karıştı açıklayabilirmisiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) MB bankalara haftalık repo ihalesinde yüzde 4,5 faizle likidite veriyor. Gecelik fonlama faizi de yüzde 7,75. Bu iki oran da piyasada oluşan faizler göre düşük sayılır. Yani bankalar piyasadan mevduat yoluyla toplayacakları paraya ödediklerinden daha düşük faizle MB'den para buluyorlarsa bu faizi düşürür. Ya da belki daha doğru bir ifadeyle faizi artacağı kadar artmaktan alıkoyar.
      (2) İlk sorunun yanıtı bu soru için de geçerli.

      Sil
  35. Hocam döviz kuru ile borsa arasında ters korelasyon olduğu söyleniyor bunu hangi mantıkla düşünemeliyim ?
    Hocam birde altın fiyatları ile döviz kuru arasında yada faizler arasında bir ilişki varmı varsa bunu nasıl düşünmeliyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döviz, tahvil, mevduat (yani faizle işleyen sistem), altın ve hisse senedi (borsa) birbirinin alternatifi yatırım araçlarıdır.
      Döviz kuru artmaya başlarsa insanlar döviz alıp döviz mevduatı tutmaya yönelir. Bu durumda borsadaki yatırımlarını çekerler ve borsa düşüşe geçer. Faiz artmaya başlarsa o zaman da yine borsadaki paralarını çekip tahvil almaya ya da mevduat yapmaya yönelirler. Borsa yine düşer.
      Borsanın yükselmesi için kurların fazla oynamaması, faizin düşük kalması ve fazla oynamaması gerekir.

      Sil
  36. Hocam izninizle bir soru sormak istiyorum bugün derste TCMB repo ihalesi yaparsa faizler düşer dendi. Hocam anlamadığım yer örneğin repo faizi %4 ise ve repo faizi %7 ye çıktığını varsayarsak TCMB bankalara repo ihalesi açarak fon sağlarsa bankanın eskisine göre maliyeti yükseldiğinden faizler de yükselme eğilimi göstermeyecekmidir ?bu durum ilk durum ile çelişiyor tam anlayamadım hocam
    2) hocam heralde her zaman banka bir yerden fon sağlayıpta parasını artırması faizleri düşünmeyecektir değil mi sağladığı paranın maliyeti de önemli bir unsur değilmidir faizler üzerinde ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruyu yukarıda yanıtladım.
      Herhalde bir sınıfta bu konu işlenmiş ama soru işaretleri kalmış.

      Sil
  37. Öncelikle çok teşekkürler hocam yazınız için. Yerli paranın değersizleşmesi dış talebi artırdığı için ihracata olumlu etki ediyor fakat ithalattaki borçlanmadaki vs olumsuz etkiler bunu solda sıfır bırakıyor diyebilr miyiz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...