25 Mayıs 2014 Pazar

Faiz Lobisi Haklı Çıktı

Merkez Bankası ne yaptı?
22 Mayıs 2013’de Fed’in tahvil alımını yavaşlatacağına ilişkin ilk açıklamasını yaptığı günden başlayarak başta gelişme yolundaki ülkeler olmak üzere küresel piyasalarda dalgalanma yaşanmaya başladı. Türkiye, bu küresel dalgalanmaya kendi iç siyasal ve sosyal dalgalanmalarını da eklediği için en fazla etkilenen ülkelerden birisi oldu. Kırılgan beşli olarak adlandırılan ülkeler içinde (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye) en kırılgan ekonomi konumuna geldi. Dış finansman ihtiyacı olan gelişme yolundaki ülkeler bu gelişmeye karşı faiz artırarak yabancı fon çekmeyi denerken TCMB, kurlara satış yoluyla müdahale etmeyi denedi. TCMB bu uygulamada başarılı olamadı.   

TCMB’nin, faiz aracını kullanamamasının nedeni toplumda faizle ilgili başlatılan ve büyük ölçüde siyasal iktidar kadrosunun da desteklediği faiz karşıtı söylemlerdi. Faizin artırılmasını önerenlerin “faiz lobisi” olarak suçlanmasıyla doruk noktasına ulaşan bu yaklaşım Merkez Bankası’nın elini kolunu bağlıyordu. Kurlardaki hızlı yükselişin durdurulamaması sonucunda Merkez Bankası, 27 Ocak 2014’de haftalık repo faizini yüzde 4,50’den yüzde 10’a artırmak zorunda kaldı. “Zor, oyunu bozar” diyen atasözümüz bir kez daha yaşama geçmiş oldu. Merkez Bankası’nın faizi artırmasından sonra Türkiye’nin göstergeleri hızla toparlanmaya başladı.

Faiz artışı ne sonuçlar getirdi?
Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın 27 Ocak 2014 akşamı açıkladığı faiz artırımının CDS primi olarak ölçtüğümüz risk primi üzerindeki etkisini gösteriyor (Kırmızı çizgi MB politika faizi, mavi çizgi CDS primi, siyah kırıklı çizgi TCMB’nin faizi artırdığı tarih.)


Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın 27 Ocak 2014’deki faiz artırımının sepet kur (½ $ + ½ €) üzerinde yarattığı etkiyi gösteriyor (Kırmızı çizgi MB politika faizi, mavi çizgi sepet kur, siyah kırıklı çizgi TCMB’nin faizi artırdığı tarih..)


Aşağıdaki grafik Merkez Bankası’nın 27 Ocak 2014 akşamı açıkladığı faiz artırımının BIST 100 endeksi üzerindeki etkisini gösteriyor (Kırmızı çizgi MB politika faizi, mavi çizgi BIST 100 endeksi, siyah kırıklı çizgi TCMB’nin faizi artırdığı tarih..)  


Değerlendirme
Bu üç grafiğe baktığımızda piyasaların, küresel sistemde dalgalanma yaşanmasına, ülkede siyasal ve sosyal risklerin artmasına ve bunun sonucunda kurların yükselmesine karşın TCMB’nin faiz artırmamasını, siyasal iktidarın ekonomi politikası üzerinde baskısı biçiminde algıladığı net bir biçimde anlaşılıyor. Türkiye’de bu baskı nedeniyle doğru para politikasının uygulanamayacağını düşünen piyasalar CDS primini yükseltiyorlar, borsadan çıkışlar başlıyor ve buna paralel olarak borsa endeksi düşüyor, döviz giriş çıkış dengesi bozulmaya başlıyor, kurlar yükseliyor. TCMB, faizi yükseltince işlerin normale döndüğünü, siyasal baskının kalktığını ya da azaldığını ve uygulanması gereken politikaların uygulanmaya başladığını düşünen piyasalar ona göre davranmaya başlıyor. Risk primi düşüyor, kurlar gevşiyor, borsaya girişler arttığı için de borsa yükseliyor.

Merkez Bankası şimdi de faizi düşürerek doğru yapmış olabilir mi?
Geçtiğimiz hafta Merkez Bankası politika faizini yüzde 10’dan 9,50’ye indirdi. Bence doğru bir karardı. Birkaç nedeni var: (1) Faiz artırımından beklenen sonuçlar alınmış, kurlar gevşemiş bulunuyor. (2) Kurlardaki gevşemeye paralel olarak piyasada faiz oranları düşüyor. (3) Enflasyonda yıl ortasından itibaren düşme eğiliminin ortaya çıkması beklentisi söz konusu. (4) Dış finansman ihtiyacının karşılanmasında en azından şimdilik sıkıntı ortadan kalkmış görünüyor. (5) Enflasyonda, maliyet politikası daha ağırlıklı bir etki yapıyor. (6) Beklentilerin olumlu olarak etkilenmesi gidişi daha olumlu etkileyebilir.

Bu durumda Merkez Bankası’nın 27 Ocak’ta aldığı faizi artırma kararının getirdiği olumlu etkinin bu kez faiz indirme kararının getirmesi beklenen olumlu etkiyle yer değiştirmesi olası görünüyor.   

Faiz kararlarının ve sonuçlarının bize hatırlattığı dersler
Merkez Bankası’nın 27 Ocak 2014’de faiz artırımıyla başlayan uygulaması bize bir şeyler öğretmiş olmalı:  
(1) Ekonomi politikası, adında yer alan politika kelimesine aldanarak politikanın bir dalı gibi düşünülmemelidir. Buradaki politika İngilizcedeki policy’nin çevirisidir. Türkçe’de politics de policy de politika çevirisiyle karşılandığı için bir karmaşa doğuyor. Politics, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı, policy ise akılcı sonuçları başarmak için oluşturulmuş ilkeler rehberi olarak tanımlanıyor.
(2) Faiz politikası, tıpkı diğer ekonomi politikası araçları gibi esnek bir biçimde kullanılması gereken bir araç. Ocak ayında nasıl artırılması gerekiyor idiyse şimdi de indirilmesi gerekiyor. Faiz politikasını futbol takımı tutar gibi ele almak bizi yanlış yerlere götürür.  
(3) Merkez Bankası’nın bağımsızlığının yasada yazılı kalmayıp yaşama geçirilebilmesinin, ekonomi politikasının günümüzde en yaygın uygulanan alt dallarından olan faiz politikasının doğru yürütülebilmesi için ne kadar önemli olduğu bu deneyimle ortaya çıkmış olmalı.

Kıssadan hisse: Ekonomiyi faiz lobisi değil faiz fobisi batırır (Örnek: 1994 krizi.)

55 yorum:

  1. sayın hocam para politikasının yürütülmesi başlığı altında 2 tür hedeflemeden bahsediliyor faiz ve parasal hedefleme. faiz hedeflemesini enflasyon hedeflemesi olan ülkeler kullanıyor. abd parasal hedefleme kullanıyor diyebilir miyiz? saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Fed parasal hedefleme kullanıyor. Ama kriz dönemlerinde bunlar şaşabiliyor.

      Sil
    2. Hocam elinize sağlık her zamanki gibi yapıcı tespitlerinizle bizleri aydınlattınız.
      Türkiye nin mevcut konjonktüründe TCMB fiyat istikrarını hedeflerken;Siyasi cephenin fiyat istikrarı hedefi yerine tam istihdam-ekonomik büyüme hedefini tercih ettiğini söyleyebilir miyiz ve bu tercih sizce mantıklı gerekçelere mi dayanmaktadır yoksa tamamen yaklaşan seçimler öncesi popülist eğilimlere mi ve TCMB nin amaç bağımsızlığına hatta bana göre araç bağımsızlığına da sahip olmadığı düşünülürse;bu uyuşmazlık uzun vadede Türkiye ye ciddi bir maliyet yüklemeye devam edecek gibi görünüyor belirttiğiniz gibi uluslararası arenada ülkenin kredibilitesine ciddi zarar veriyor ve sanırım vermeye de devam edecek. Liberal ekonominin babası olarak adlandırılan A.Smith'in bile uzmanlaşarak fark yaratmaktan bahsettiği piyasa ekonomisinde siyasilerin her konuda alenen fikir beyan etmeleri sanırım ciddi paradokslara yol açıyor.
      Hocam ilaveten izninizle bir konuda daha engin bilgilerinizden yararlanmak istiyorum ''Cold Turkey'' olarak adlandırılan enflasyon politikasının üreticisi TCMB midir yoksa sadece ismi mi kaynaklarda bu şekilde geçiyor
      Saygılarımla

      Sil
    3. hocam iktisat ögrencisiyim konuyla alakası yok biliyo rum ama soracagım kimsede yok internette bilgi toplayamadım sorum şu cevaplarsanız sevinirim borsanın 75.000de olması veya 60000 de olması ne demek ne anlam ifade ediyor işlem sayısı mı?şimdiden teşekkürler

      Sil
  2. Üstat,

    Yazınızdan merkez bankalarının geçmiş dönemlere göre daha proaktif davranmasını desteklediğinizi de anlıyorum. Öyleyse, ellerindeki araçların önceye göre daha geliştiğini mi, yoksa yaşamın (veya zaman) akışının hızlanması gibi bir gerçekliğe karşı bir ihtiyaç olarak ister istemez ortaya çıktığını mı düşünmeliyiz.

    Eğer ikincisi ise, daha fazla risk almak durumundalar artık..

    Çok selamlar
    Cafer demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben özellikle bu tür küresel kriz ve yansıması ortamında ikincisinin daha öne çıktığı kanısındayım.

      Sil
  3. hocam bildiğimiz gibi fragile five diye tabir edilen içerisinde türkiye'nin de bulunduğu 5 ülke, 22 mayısta gerçekleşen bernanke'nin konuşmasından sonra en sert dalgalanmalar yaşayan ülkeler.ve o dönemden bu güne baktığımız zaman bu 5 ülkenin para birimlerinin ve cds risk primlerinin korelasyon içerisinde hareket ettiğini görüyoruz.mesela diğer 4 ülkenin para biriminin değer kaybettiği bir ayda türkiye'nin para biriminin de büyük olasılıkla değer kaybettiğini görüyoruz.işte bu bağlamda benim dikkat ettğim nokta şurası oldu;merkez bankasının faiz artırımına gittiği 27 ocak gününden günümüze bu 5 ülkenin 4'lüsünün(türkiye'nin dışındakiler) para birimi ve risk primlerinin nasıl hareket ettiğini incelememiz, merkezin attığı faiz artırımı adımının piyasalar üzerinde ne denli etkili olup olmadığı konusunda bize daha doğru bir yol gösterecektir.mesela bu ülkelerde ocak 27'den bugüne kadar para birimlerinde bir değer kaybı ve risk primlerinde de bir artış görseydik,merkez bankasının attığı adımın gerçektende piyasalar üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu söyleyecektik.fakat bu ülkelerin 27 ocaktan bugüne risk primlerinde düşüş gerçekleştiği ve para birimlerinin değerlendiği gerçeği göz önüne alınırsa türkiye'nin ekonomisindeki 4 aylık dönemdeki toparlanmayı sadece faiz artırımına bağlamamız gerektiği gerçeğini söylemek mümkündür.bir de hükümetin merkez üzerindeki baskısının piyasalar üzerindeki negatif etkisinden ziyade,güçlü devlet-söz sahibi devlet yapısının yatırımcılar üzerindeki pozitif etkinin daha baskın olduğunu düşünüyorum.saygılarımla.iyi çalışmalar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün toparlanmayı sadece bir tek nedene indirgemek yanlış olur. Yani faiz sonunda sihirli bir araç değil. Bütün mesele bir aracı zamanında ve doğru kullanabilmek. Eğer elinizde kullanabileceğiniz bir araç yoksa risk büyüyor. Ama eğer elinizde kullanabileceğiniz bir araç var ve siz onu herhangibir nedenle kullanmıyorsanız risk daha da büyüyor. Çünkü ilki imkansızlık ikincisi ise yeteneksizlikle ilgili bir durum.

      Sil
  4. hocam faiz hedeflemesi ile parasal hedeflemeden birini her ülke uygulamak zorunda mıdır yoksa bu politikalardan ikisini ülkeler uygulamak zorunda değil midir örneğin abd. bu 2 politikayı uygulamadaki temel amaç enflasyonla mücadele midir? saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Genellikle MB'lerinin amacı enflasyonla mücadeledir ve araçlar ve politikalar ona göre biçimlenir. Bunun dünyada istisnaları vardır. Bir de kriz hallerinde amaçlar çoğalabiliyor.

      Sil
  5. Bir de şu "KONUT BALONU" meselesini incelemekte fayda var gibi.
    Bu konuda yazınız varsa da görmedim.

    Ama The New York Times bile bu konuya ilgi göstermişse, patlamaya yakın demektir.

    http://www.nytimes.com/2014/05/21/realestate/commercial/after-istanbuls-building-boom-come-worries-of-a-bust.html?_r=0

    Ne dersiniz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna bir kaç yazımda değinmiştim.

      Sil
  6. Hocam yazı için teşekkürler. Daha önceki yazılarınızda önemli olanın gecelik borç verme faizi olduğunu söylemiştiniz, politika faizi çok da önemli değil herhalde.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlardan hangisinin önemli olduğu MB'nin hangisine ağırlık verdiğine göre değişiyor. Son dönemde politika faizi ağırlık kazanmıştı.

      Sil
  7. Alperen Tuğrul ÇİFTÇİ25 Mayıs 2014 18:28

    Sayın Hocam gelişmeleri dünden bugüne grafiklerle çok anlaşılır şekilde ifade etmişsiniz teşekkür ediyorum
    Bazı ünlü yabancı yatırımcılar ülkemize giren sıcak paranın geçmiş dönemlerde( BİST'in 80000 puanlardaki dönemleri) iyi yönetilmediğini ve bu yapay likidite okyanusunda cari açığı azaltmak ve ülke içi üretimi artırmak için kullanamadığımızı yorumluyorlar sizce de veriler bunu doğruluyor mu?

    Eğer öyleyse yeni yol haritamız nasıl olmalı ve faizler düşürülerek ülke içi üretim yönlü yatırımlar desteklenmeye devam mı edilmeli ?

    İlginize teşekkür ederim saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yabancı yatırımcıların böyle düşünmesinin en başında bizim yapısal reformları yapamamamız geliyor. Bu durumda adamlar haklı.
      Faiz olsun, kur olsun hep geçici çözümler sağlıyor. Kalıcı olanı yapısal reformlara girişmek.

      Sil
  8. Hocam elinize sağlık. Güzel bir yazı. Olaya siyasi gözlüklerle baktığımızda ne kadar yanlış kararlar verilebileceği görülmüş oldu. MB'nın bağımsız olması gerekliliği net olarak bir kez daha görülmüş oldu. Ama maesef ülkemizde bu bilinç oturmuş değil. Hele bir de işin içine son yıllarda artan toplumun radikalleşmesi ve siyasi ayrışmalarin artması düşünmeden sorgulamadan sadece liderin söylediğini tasdik etme biçiminde ortaya çıktı. Objektif düşünemiyoruz toplum olarak.

    Bu yazınizdan sonra bile yine birileri çıkıp onun bunun adamı diyenler çıkacaktır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Sanırım kimse bana şunu ya da bunun adamı diyemiyor. Çünkü ben faizin artırılması gerektiğinde artırılmasını, düşürülmesi gerektiğinde düşürülmesini savunuyorum. Bir yere angaje olup kalmıyorum.

      Sil
    2. Hocam peki önce enflasyonun düşüşünü görseydi de MB ondan sonra faiz indirseydi daha doğru olmaz mıydı?
      Bir de bu iç tüketimi arttırarak zaten yüksek enflasyonu daha da arttırmaz mı?

      sevgiler

      Sil
  9. Sayin hocam, yazilarinizi ve degerlendirmelerinizi buyuk bir begeni ile okuyorum. Ozellikle bugunku yazinin bitisi (faiz fobisi) harika Ayrica yazilariniz altinda imkan verdiginiz tartisma bolumu degerlendirmeleri daha da zenginlestiriyor. Cok tesekkur ederim emeklerinize. Acaba bu yazilari bir kitapta toplamayi dusunuyor musunuz? Derslerde kullanilacak cok degerli bir kaynak kitap olabilir. Saygilarimla. Ugur Tandogan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Evet yorumlarla birlikte kitap haline getirme gibi bir düşüncem var.

      Sil
  10. Hocam bir süredir yurt dışındaydım ve bol bol insanları gözlemleme ve konuşma fırsatı buldum. Ne kadar kişiyle konuştuysam Türkiye'nin potansiyeli olan bir ülke olduğunu ama bunu gerektiği gibi kullanamadığını söylediler. Buradan gelmek istediğim konu sizin de defalarca bahsettiğiniz gibi bilimsellikten kopmamamız gerektiği. Faizler gerektiğinde arttırılabilmeli ve sonrasında azaltılabilmelidir. Dogmalar doğrultusunda hareket edersek oyunun dışında kalırız. Umarım yeni nesil olarak Türkiye'nin sahip olduğu potansiyeli Atatürk'ün çizmiş olduğu doğrultuda açığa çıkarabiliriz. Yazınız için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Türkiye potansiyeli yüksek bir ülke. Ne var ki bilim yolundan çıktığınız anda o potansiyeli kullanamıyorsunuz. Umalım ki yeniden bilimsel çerçeveye dönebilelim.

      Sil
    2. hocam sizce gerçekten potansiyelimiz yüksek mi yani ne bileyim hiç bilimsel bir şey üretemiyoruz anca tüketmeyi biliyoruz ben zeki bir millet olduğumuzu düşünmüyorum zekilerimiz de zaten bu ülkede durmuyor kaçıyor beyin göçü. . . ilk 25'de yokuz şu listede http://www.statisticbrain.com/countries-with-the-highest-lowest-average-iq/

      Sil
    3. Potansiyel yüksekliği kullanılamadığı zaman hiçbir şey ifade etmiyor.

      Sil
    4. Bugün Güven Sak'ın yazısından bir cümleyi paylaşmak isterim; Bir fizikçinin bulabildiği en iyi iş, üniversiteye hazırlık dershanesinde ders vermekse, o ülke sıçrayamaz. Bu söz aslında çoğu şeyin özeti gibi bence. Yazının tamamını şu linkte bulabilirsiniz. http://www.dunya.com/vasat-ekonomi-performansiyla-yuksek-gelirli-ulke-olamayiz-156022yy.htm

      Sil
  11. Hocam öncelikle teşekkürler. Şu iki konu çok dile getirilmeye başlandı:
    1. Borç Stoğu (hem Hanehalkı, hem Özel Sektör)
    2. İnşaat Sektöründe olası Balon (TR, İspanya yolunda iddiası)
    Bu konularda güncel analizinizi paylaşmanız mümkün müdür?
    İç ve Dış basında Türkiye'yi kriz beklemektedir yönündeki yazılar haklı uyarılar mıdır?
    Gerçek dışı mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ara ara bu konulara değiniyorum. Ama topluca bir daha ele alalım.

      Sil
  12. Hocam selamlar,
    tüsiad başkanı "İmalat sanayi sektörünün milli gelir içindeki payının son 10 yılda yüzde 25'ten yüzde 15'e gerilediğini" belirtmiş, bu rakamlar doğru mu? ,eğer doğru ise bununla beraber faiz indirimi cari açığı daha da artırmaz mı?

    tşk

    Hasan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet imalat sanayisi geriliyor. Buluş yapamayan, başkalarının bulduğu şeyleri imal eden her toplumun kaderinde bu vardır. Eğer biz bu kaderi değiştiremezsek faizi indirsek de çıkarsak da sonuç değişmez.

      Sil
    2. Ben jet uçak teknisyeniyim, birden fazla buluşlarım var.
      Benim fikirlerimle patronların zengin olmasını istemiyorum.
      Ülkeme kazandıracağım katma değerin bu ülkedeki asıl ihtiyaç sahiplerine gitmeyeceğini bildiğim için bu katma değeri önemsemiyorum.
      Çalışmadan, sırf zeka oyunlarıyla kazananlara paravan ve gelir ağacı olmak istemiyorum.
      Verginin haddini aşmış haline katkıda bulunmak istemiyorum.
      Asgari geçim seviyesiyle yaşayarak, sessizce ve günahsız olarak uçmak istiyorum.

      Sil
  13. Hocam gunaydin.Faiz fobisi tekrar hortladi sanirim.

    YanıtlaSil
  14. hocam çevremde 1 senedir satılık olan evler var fiyatlarda indirim yok ama satışta yok yada ben yanlış gözlemliyorum ve sürekli yeni projeler arka arkaya geliyor ve bu kadar konutun satılmamasının tek sebebinin faiz olduğu gibi bir algı yaratılıyor güney kore gibi kendi markalarımızı yaratmayıp sadece konuta dayalı bir büyüme modeli ile yürüyoruz ve sonra bir durgunluk yaşandığında faiz tek sorumlu ilan ediliyor bunun mantığını anlayabilmiş değilim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki konuta dayalı büyüme modelleri bir kaç yıl gidiyor sonra çöküyor. Bilime dayalı eğitime dönmeden buluş yapabilen bir toplum konumuna geçemeyiz. Buluşu olmayan bir toplum ise orta gelir tuzağından çıkamaz.

      Sil
  15. Hocam Merhaba,

    Konut balonu konusu sadece aşırı konut üretiminden mi yoksa genel ekonomik yaklaşımdan mı şişiyor. Bir ev almak istediğinizde 10 yıl vadeli uygun faizli kredi bulabilirken, üretim yapmak için makina yatırımı yapmak istediğinizde yada arge için finansman aradığınızda kısa vadeli ve yüksek faizli kredi bulabiliyorsunuz. Bu paradoksu kim yada ne tetikliyor?
    Ülkedeki finansman anlayışının da değişmesi de gerekmiyor mu? Yapısal reformlarla ülke sanayisinin büyümesi için atılması gereken adımları neden devlet büyüklerimiz göremiyor sizce?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel saptama iyi tartışma konusu. Ama yanıtı kolay değil.

      Sil
    2. İTÜ makine mühendisi genç bir kardeşim (fuarda) bu ülkenin makine cehennemine döndüğünü bu sektörün çok iyi gelir getirdiğini, makine almaya gücü yeten ama karın tokluğuna çalışacak eleman bulamadığı için barınaklarda-sanayide yatan çok makine olduğunu bu sayede ülkenin soğana çevrildiğini bir çok örnek vererek anlatmıştı. Ufak bir makine alt dereceden ortalama iki ev fiyatı ediyor. Kısaca balon sadece konuta endeksli değil. Başka patlayan balonlarda var.

      Sil
  16. hocam kreditör olsam, cds denilen risk primini önemserdim belki ama değilim :) sonuçta jp.de çalışan biri tarafından icat edilmiş, tabi öncesinde de başka isimlerle aynı primler konuluyordu, kavramın adını koymuş ki bu banka ve piyasayı yapanların libor fixing yaptılaklarını biliyoruz,yani şike yaptılar,cezalar ödediler. yine de sonuçta doları biz basmıyoruz ve bu piyasalara inanmasak güvenmesek de maalesef bağlıyız.
    piyasalar ülkelere yardımcı olmak için var değil maalesef, bunu yanlış politikalara bahane olarak söylemiyorum ama her türlü para kazanmak için oradalar ve trilyon dolar hacimler var.. yanlış hatırlamıyorsam aralık olayları da zaten da borç servisinin 14 m ile pik yaptığı zaman denk geldi ve kaçış yoktu..
    mb bağımsızlığı ile aynı fikirde değilim, mb hükümetinden amaç/araç hiç bir şekilde bağımsız olmamalı, bunun bir mantığını göremiyorum. verdiğiniz grafiklerde faiz cds.e çıktı ve işler düzeldi çok klasik bir bakış açısı ama genelgeçer açıklama evet bu.

    sizden sadece cds ile ilgili bir detaylı yazısı da bekliyorum. http://en.wikipedia.org/wiki/Credit_default_swap
    teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      MB bağımsızlığı konusunda emin olun ben de ısrarlı değilim. Ama o zaman adını koymak lazım. Hem MB bağımsızdır diye yasa çıkarıp hem de işine karışacaksak bu tam Türk işi bir sistem oluyor. Kaldıralım o yasayı, bağlayalım MB'yi Başbakana faizi filan Başbakan saptasın geçip gidelim. Ne kendimizi ne de dünyayı kandırmaya çalışmayalım. Benim itirazım buna.
      Mevlana'nın dediği gibi "Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün."

      Sil
  17. Hocam merhaba,

    Öncelikle görüşlerinizi bu şekilde yazıya aktardığınız için teşekkür ederim. Benim sorum MB ' nin almış kararlar sonrası hükümetin verdiği karşılıklar hakkında olacak.SN.Başbakanımız MB ' nin almış olduğu faiz artırım kararı sonrası faizlerin gereğinden fazla artırıldığı şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.Faizlerin düşmesi sonucu açıklamasında ise "Faizi yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, şimdi geliyorsun yarım puan indiriyorsun. Sen dalga mı geçiyorsun?" şeklinde MB ' ye bir cevap verdi. Sizce iktidar MB 'nin kararları üzerinde baskı kurup özerkliğine darbe vurmak mı istiyor ? Ayrıca MB 'nin kararlarına karşı hükümet kanadından yapılan bu tarz açıklamalar MB 'nin işini daha da zorlaştırmaz mı ve yabancı yatırımcıyı bu açıklamalar nasıl etkiler ?

    Emeğiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. İyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu açıklamaların seçim amaçlı olduğu kanısını taşıyorum.
      MB'nin bağımsızlığı zaten kağıt üzerinde kalıyor. Bu ilk değil. Artık biliniyor ki MB yüzde 5'lik enflasyon hedefini kendi bilgi ve deneyimine göre değil memura yapılacak zammı frenlemek isteyen hükümete destek için koyuyor.
      Çok teşekkür ederim.

      Sil
  18. Değerli yazınız için teşekkürler ..Hocam faiz oranlarındaki degisikliklerin konut kredilerine etkisi nedir? Daha dogrusu, Bankalar konut kredisi faizini belirlerken, hangi faiz oranini göz önünde tutar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB faizinin düşmesinin, gösterge faizin düşmesinin hepsi konut kredisi faizlerinin de düşmesini etkiler. Bankalar konut kredisi faizini belirlerken kendi kaynak maliyetlerini göz önünde tutuyorlar. Bunda en önemli kalem mevduat faizleri.

      Sil
  19. Hocam, bahsi geçen kırılgan beşlinin FED açıklaması sonucu diğer gelişmekte olan ekonomilerden negatif ayrışması sadece bu ülkelerin yüksek cari işlemler açığıyla açıklamak ne kadar doğru? Bu çerçevede bu ülkelerdeki yüksek işsizlik oranlarının, para birimlerinin rezerv para olmamasının ve merkez bankalarının alçak döviz rezervlerine sahip olmalarının payıda yok mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece cari açıkla açıklamıyorlar zaten. Bu blogda konuyla ilgili yazım var, ona bir bakarsanız birden fazla göstergeyle değerlendirdiklerini göereceksiniz.

      Sil
  20. Ey ekonomistler bir G20 ülkesinde faiz %10 oluyorsa ben ona faiz değil soygun derim. saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl soygun enflasyonun yüzde 10 düzeyinde olmasıdır. Enflasyon yüzde 10 ise faiz de yüzde 10 ise reel faiz sıfır demektir.

      Sil
    2. hocam siz ekonomiyi toplumdan kopuk anlatıyorsunuz. ekonomi bir toplum bilimidir. o halde olan olayların ve kavramların toplumdaki karşılıklarını da söylemelisiniz. aksi halde sizin yaptığınız rakamların matematiksel bir modellemesinden ibaret olur. mesela faiz diyince bunun neyin faizi olduğunu, bu faizi toplumun hangi kesimlerinin hangi kesimlerden aldığı, bunun sonuçlarının neler olduğu gibi şeyleri de anlatmalısınız. bir maçın istatistiklerini verir gibi bize rakam vermeyin. gerçekleri anlatın.

      Sil
    3. Bloğumda daha önce yazdığım yazıları okursanız bunların hepsinin anlatıldığını görürsünüz.

      Sil
  21. http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/

    YanıtlaSil
  22. Hocam iyi akşamlar,
    Mahfi Hocam 2-3 aydır yazılarınızı takip edemedim. Şimdi hepsini topluca okumaya başladım. 2-3 ay önce Türkiye ve Dünya ekonomisini takip ederken hangi internet sitelerinden yararlandığınızı sormuştum.
    Sizde "bu konuyu bir yazıda ele alacağınızı " söylemiştiniz. Böyle bir yazı yazdınız mı hocam. Ben kaçırmış olabilirim diye soruyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bunu yazmadım. Ekonomi Politikası adlı (Ercan Kumcu ile ortak) kitabımızın son bölümünde bunlar açıklamalı listeler olarak var. Buraya sığdırma sorunu olduğu için yazamadım.

      Sil
  23. teşekkürler hocam. Hemen kitabınızdan bir tane edineceğim.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  24. Hocam ! Şöyle bir durum değerlendirmesi yaptım. MB faizi düşürmezse özel bankalarda kredi faizlerini düşürmez. Bu durumda da konut satışları da gittikçe düşer. Konut satışları düşerse.... ekonomik kriz olmaz ama oldu havası verirler.

    Saygılarla Genç Faber :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...