16 Mayıs 2014 Cuma

Soma

Sorumlu kim?
Soma’da yaşanan maden kazası çok sayıda insanımızın yaşamını kaybetmesine mal oldu. Aileler yıkıldı, ocaklar söndü. Şimdi yurdun dört tarafından yardım yağıyor. Bunlar özünde iyi girişimler ama asıl olayın izlenmesini önlememeli. Kusuru, ihmali saptanırsa sorumlular mutlaka bu işin bedelini hem madden hem de ceza olarak ödemeli. Aksi takdirde bu kazalar her yıl tekrarlanan rutinlere dönüyor.

Kimdir bu olayın sorumlusu? Kimisine göre gerekli güvenlik önlemlerini almayan işveren, kimisine göre gerekli denetimleri yapmayan görevliler, kimisine göre bu denetimlerde yazılanları yerine getirmeyenler, kimisine göre de hükümet sorumlu. Bana göre hepsi sorumlu. 

1.      Devlet maden ocaklarıyla ilgili gerekli kuralları yaşama geçirmiş midir? Uluslararası kurallar, standartlar bizde de zorunlu hale getirilmiş midir? Devlete ve maden işletmesi sahiplerine sorumluluklar getiren ILO 176 numaralı sözleşmesini Türkiye niçin imzalamamıştır?
2.      ILO sözleşmesini imzalamamış olmamıza karşın Türkiye’de geçerli olan Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği ve Sondajla Maden Çıkarılan İşletmelerde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği mevcuttur. İşveren bu yönetmeliğin gerektirdiği önlemleri almış, uygulamaları yapmış mıdır? Kullanılan malzeme uygun malzeme midir?
3.      Bu madende denetim yapanlar madenin tamamını inceleyip ayrıntılı teftiş raporları yazmışlar mıdır? Bu raporlarda saptanan eksiklikler işveren tarafından giderilmiş midir? Bir sonra teftişe gelen müfettiş bir önceki teftiş raporunda konu edilen eksiklerin tamamlanmış olup olmadığını kontrol etmiş midir?

İlk ağızda bakılması gereken konular bunlardır.

Günümüz kapitalizmi bu değil
Soma’da konu hem teknik hem de hukuksal açıdan ayrıntılarıyla incelenmeli ve bu inceleme sonucunda ceza ve hukuk davaları açılmalıdır. Bugün Türkiye’nin her tarafında iyi niyetli kampanyalar yürütülüyor ve Soma için yardımlar toplanıyor, destekler açıklanıyor. Bunların hepsi çok iyi ve doğru organizasyonlar. Ama bu organizasyonlar asıl sorumlunun bulunup ortaya çıkarıldığında bütün bu olayın tazminatını ödemekten kurtulmasına yol açmamalı. Soma olayı “Paralar toplandı, devlet de ailelere maaş bağladı mesele bitti” şeklinde sonuçlanmamalı.

Soma olayını yorumlayan bazı kişiler “kapitalizm işte budur, kârı maksimize etmeye çalışırken insan hayatını bile ikinci plana atar” diye yorumlar yapıyorlar. Doğrudur kapitalizmde asıl olan kârı maksimize etmektir. Ama günümüz kapitalizmi artık sadece kâr maksimizasyonunun önünü açan, diğer meselelere sırtını dönen bir sistem değil. Öyle olsaydı bu tür kazaların kapitalizmin en fazla geliştiği ülkelerde devam ediyor olması gerekirdi. Oysa gelişmiş kapitalist ülkelerde bu tür kazalar yarım yüzyıldır olmuyor. Neden? Çünkü orada artık insan yaşamı 19'uncu yüzyıldaki kadar ucuz değil, oralarda artık örgütler var, sendikalar var, işverenin hırsını dengeleyen kurumlar var. Kimse insan yaşamını öyle kolay kolay tehlikeye atamıyor.

İnsan yaşamının tehlikeye atıldığı sistemin adı kapitalizm değil “ahbap çavuş kapitalizmi.” Yani kapitalist sistemi benimsemiş ama onun geçirdiği gelişmeleri bünyeye katamamış ülkelerin uyguladığı vahşi kapitalizmden kalma sisteme benzer bir sistem. Ahbap – çavuş kapitalizminde devlet – işveren işbirliği insan yaşamına değil, elde edilecek getiriye odaklanan bir yapılanmaya yol açıyor. Sonuçta kârın işverene, zararın devlete ve dolayısıyla vergi ödeyenlere kaldığı çarpık bir sistem ortaya çıkıyor.    

Öneriler:
1.      Hükümet derhal 176 numaralı ILO sözleşmesini onaylamalı.
2.      Türkiye’deki bütün maden ocaklarının bir hafta süreyle kapatılması, bu süre içinde denetlenerek eksikliklerinin saptanması sağlanmalı. Bu denetim ILO 176 standartlarına göre yapılmalı. Eksikliği olmayan madenlerin bu bir haftalık iş kayıplarının bedelini devlet maden sahibine ödemeli. Eksiklikleri olan maden ocaklarının ise eksiklikleri giderilmeden yeniden çalışmaya başlamasına izin verilmemeli.
3.      Soma için vatandaşların, sivil toplum örgütlerinin ve çeşitli kurum ve kuruluşların yaptığı destekler, kusurluysa işverenin ve devletin ödemesi gereken tazminatların yerini asla almamalı. Buradaki sorumluluklar kişiselleştirilmeli. Yani görevini yerine getirmeyenler, görevini ihmal edenler kimlerse tazminatların ödenmesinden şahsen sorumlu olmalılar. Yoksa bu tür kazalarda gerekli denetimleri yapmayan, gerekli önlemleri almayan kişilerin verdiği zararın bedelini toplumun tümünden alınan vergilerle ödemek bu kişilerin zararını topluma ödetmekten başka anlam taşımıyor. Elbette bu yarayı sarmak için bütçeden gerekli katkı yapılmalı. Ama bu katkı bu olayın sorumlularının tazminat ödemekten kurtarılmasına yol açmamalı.

Ek: Son 10 yılda yaşanan maden kazaları (Kaynak: Wikipedi)
22 Kasım 2003 tarihinde Ermenek’teki (Karaman), özel bir firmanın işlettiği kömür ocağında grizu patlaması sebebiyle 10 işçi yaşamını yitirmiştir. İşçilerin cesetleri olaydan günler sonra çıkarılabilmiştir.
8 Eylül 2004 tarihinde Küre’deki (Kastamonu) yer altı bakır ocağında, cevherin nakledildiği 150 metre uzunluğun­daki bandın alev alması nedeniyle meydana gelen yangında, oluşan karbonmonoksit ve diğer zararlı gazların etkisiyle birisi maden mühendisi toplam 19 çalışan hayatını kaybetmiştir.
10 Aralık 2009 tarihinde Mustafakemalpaşa’daki (Bursa) maden ocağında 19 işçi grizu patlaması ile oluşan göçük sonucunda hayatını kaybetmiştir.
23 Şubat 2010 tarihinde Odaköy’de (Balıkesir, Dursunbey) toplam 47 kişinin çalıştığı maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında 17 kişi ölürken 30 kişide yaralanmıştır.
17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak'ta, Karadon kömür madeninde grizu patlaması ve oluşan göçükler sebebiyle 30 kişi hayatını kaybetmiştir.
7 Temmuz 2010 tarihinde Küçükdoğanca’da (Edirne, Keşan) madende çıkan yangın ve oluşan göçük sebebiyle 3 kişi hayatını kaybetmiştir.
8 Ocak 2013 tarihinde Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde, kömür ocağında metan gazının patlamasının yol açtığı göçük sebebiyle 8 işçi hayatını kaybetmiştir. 
13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’daki (Manisa) kömür ocağında meydana gelen patlamanın etkisiyle madende yangın çıkmış faciada 301 madenci hayatını kaybetmiştir. Soma faciası Türkiye'de en büyük kaybın yaşandığı maden kazasıdır.

70 yorum:

  1. Akilci onerileriniz icin cok tesekkurler hocam.
    Bu yaziyi iktidar-muhalefet tum milletvekillerine gonderip takipcisi olmak gerekiyor.

    YanıtlaSil
  2. Hocam , bence sorun denetim yapılmaması değil. Denetimin laçkalıkla yapılması. Bu çevre kirliliğinden, sağlığa kadar her alanda öyle. Hele iktidara yakınsan, kimse kolay kolay dokunamaz denetimde sana..

    YanıtlaSil
  3. Üstat,

    Yazınızın başlığı ile soruduğunuz sorunun cevabı konusunda bende Sn.Alaton ile aynı fikirdeyim. Hepimiziz.
    Nedeni konusunda uzun tartışmalar yapmaya bence çok fazla ihtiyaç yok. Zira kıymetli yazınız da belirttiğiniz ahbap çavuş ilişkisine dayanmayı tercih eden bir kapitalistleşme modelimiz var, müslüman bir ülke olarak.
    Bu yüzden de kısa ve orta vade için çok umutlu olamıyorum.

    Çok selamlar.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
  4. Hocam yazınızın tüm detaylarına katılıyorum. Umarım bu düşünceleri algılayabilecek düşünsel reform sağlayabiliriz. Daha kurtarma çalışmaları başlamışken rant kavgası ve siyasi söylemler akıl alır gibi değil...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Ne yazık ki her yerde rant peşinde koşanlar var.

      Sil
  5. Hocam teşhisleriniz çok güzel. Yakın bir zamanda hükumet yetkililerinden biri bir açıklama yapmıştı. Şili' de ki maden faciası bizim ülkede olsaydı işçilerimiz orada 69 gün mahsur kalmazdı 3 günde kurtarırdık diye evet şimdi bunun gerçek olduğunu görüyoruz. 3 günde çıkardılar ama maalesef işçilerimizin cansız bedenlerini çıkardılar. gerçekten çok büyük acı hepimizin başı sağ olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, hepimizin başı sağolsun.

      Sil
  6. Hocam teşekkürler, hepimizin başı sağ olsun. Kapitalizm'le ilgili görüşlerinize ben de sonuna kadar katılıyorum. Sorunun ana kaynağı her zaman için herşeyi yarım yamalak yapma hastalığımız sanırım, bir tarafını becersek de eksik kalan diğer taraftan herşey patlıyor ne yazık ki... Uluslararası kurallar ortak akıl tarafından geliştirilen şeyler; ama genellikle uzun vadede büyük faydalar sağlasa da anlık maliyeti yükseltiyor, bu da bizim 'Bize bişey olmaz abi' anlayışımıza ters geliyor tabi, inşallah-maşallah-evelallah üçlüsüyle işlerimizi nasılda yürütürüz en nihayetinde.
    'Ders alır mıyız, değişen bir şey olur mu?' diye düşünürken önce ağzımızın orta yerine yumruk yiyip düştük, yere düşmüş halde iken de tekmelendik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ekleyebileceğim bir şey yok.

      Sil
  7. Hocam tespitleriniz umarım hemen hayata geçirilir fakat bir sorum var sosyal devlet ilkesini kendimize baz alırsak bu tür yerlerin özelleştirmemesi gerekmez mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dünyanın pek çok yerinde madenler özel kesim eliyle işletiliyor. Önemli olan devletin denetimleri doğru dürüst yapması ve işletmeleri önlem almaya zorlaması.

      Sil
  8. Hocam, tüm madenleri bir hafta kapatmak dışındaki önerilerinize katılıyorum. Madenlerin bir hafta kapatılması önerinize ise şunu eklemek istiyorum. Eğer bu 1 haftalık kapatma planlı bir şekilde yapılmazsa, Türkiyedeki sanayi üretimi büyük sekteye uğrar. Bu da zaten ağır aksak ilerleyen ekonomimize büyük darbe vurur. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Bence bir hafta kapatma çok önemli. Bu işlerin bir bedeli olduğunu düşünmemize ve ona göre önlem almamızı sağlar. Aksi takdirde sanayi üretimini insan yaşamı önünde tutmaya ve bu felaketleri yaşamaya devam ederiz.

      Sil
    2. Hocam, yanlış anlaşıldı herhalde. Kapatmaya karşı değilim, sadece bunun çok iyi planlanması gerektiğini düşünüyorum.
      Ayrıca, yapılan yorumlardan ötürü şunu da eklemek istiyorum, mesele o gitsin bu gelsin zihniyetinden ziyade, patronlara, siyasilere, bürokratlara insanların sadece para için çalışmadıklarını, paradan daha kuvvetli motivasyon kaynakları olduğunu, Business Management/İşletme Yönetimi diye bir bölümün olduğu ve bu bölümün sadece materyalist bir yönetim tarzı olmadığını, insanların sosyal politikaları, çevreyi/yeşili, stres düzeyini, işyerindeki adaleti, ve en önemlisi (ve buradaki en acısı) iş yeri güvenliği gibi mevzuların öneminin anlatılmasıdır.
      Biz şu anki patron, bürokrat, ve siyasi üçgen içerisinde bu kavramları ne kadar sürede uygulayabiliriz bilmiyorum. Ancak elektrik gitmesin diye arıtma tesisini çalıştırmayan, yasal zorunluluk yok diyerek yaşam odası yapmayan, bu ağaçlar görüntüyü bozuyor diyerek ağaçları kesen zihniyet ile o dilimize pelesenk olmuş Muasır Medeniyetler Seviyesini biraz zor yakalarız.
      Yani hocam Eğitim Şart...

      Sil
  9. Boyle olur Neoliberal ve dinci iktidarin icraati.

    YanıtlaSil
  10. şirket yetkililerine sorulan tüm sorular havada kaldı . 4 gün geçmiş hala içerde kaç kişi var , kaç kişi çıktı net rakam verilmiyor . Taner yıldız çalışmaları azalttık diyor . Cenazesine dahi ulaşamayan insanlar ne olacak ? Yaşam odası yok !! Yangının neden çıktığı bilinmiyor . Başbakan adam tokatlıyor .Hüseyin çelik kadrolu protestocular , ölü seviciler diyor .

    Çok haklısınız sayın hocam ama bu ülkede insana hiç bir zaman kıymet verilmedi . Dindar bir toplumu uyutmak çok basittir . Utanç duyuyorum bu yaşananlardan .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekleyecek hiçbir şey bulamıyorum.

      Sil
  11. Hocam yazınız için çok teşekkürler. Ben olaya dahada farklı açıdan bakmak istiyorum. Öncelikle iş müfettişlerinin çoğu mühendis eğitimi almış kişiler elbette bu doğru ancak sosyal politika dersi almamış teftiş görevlileri bence sadece mevzuata yanı kanuni ölçüde inceleme yapabilir. Yani insan onuruna yakışır şekilde inceleme yapılma konusunda eksiklik ortaya çıkıyor. Teknik den ziyade sosyal bilimler özelliklede çalışma ekonomisi öğrencilerin alanı olmasına rağmen. Onlara pek rağbet yok. Evet hocam günümüzdeki kapitalizm bu değil ancak biz 1860 lı yıllardayız hocam! En formel sektör dahi enformelleşerek büyür...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önemli olan müfettişin etki altında kalmadan gördüklerini yazabilmesi, gerekli uyarıları yapabilmesi. Hangi eğitimi almış olduğu daha az önemli bence.

      Sil
    2. Gğrki Demi yerinde ama eksik bilgiyle yorum yapmış. İş Teftiş Kurulu'nda hem teknik hem de sosyal müfettişler var. Teknik müfettişler mühendis ve iş sağlığı ve güvenliği açısından teftiş ediyor. Sosyal müfettişler ki sayısı tekniklerden fazladır, işin yürütümü yönünten yani sosyal haklar ve çalışma şartları yönünden teftiş yapıyor. Ve evet, önemli olan bundan da ziyade müfettişlerin ceza yazdıklarında büyükleri tarafından azarlanmaması, kapatılan ocakların bir hafta içinde açılmaması, seçim var diye teftişlerin gevşetilmemesi.

      Sil
  12. adlandırmayı ben şöyle yapıyorum: otoriter yandaş yalaka kapitalizmi..bu yazı merkez tabir edilen medyada yayınlanıp geniş kesimlere ulaşmalıydı...bir sürü ipsiz sapsız sözde yazarlar gazete köşelerini meşgul ederken, Mahfi Eğilmez gibi değerler korkak gazete patronları yüzünden kendisine yer bulamıyor..o nedenle bu felaketin sorumluları arasında gazete patronları da var..uyuyan halkın uyanmasını engelliyorlar!!..kanal7 de çıkmış birisi: ''şehitlik herkese nasip olmaz,ölen işçiler peygamber efendimize komşu olacaklar'' diye sallayarak kederli insanlara müsekkin veriyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ama burada yazmaktan hiç şikayetim yok. Ve emin olun bu blogdaki yazılar da o dediğiniz gazetelerin yazarları kadar okunuyor.

      Sil
  13. Devlet verdiği kredi yi birici oncelikle is guveligine harcayacak sin diyecek onu takip edecek üretim her zaman olur is canlar yanmasin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet çoğu kez tam tersini yapıyor ne yazık ki.

      Sil
  14. Hocam,

    Daha ne diyeyim. Analitik dusunce yapisi Turkiye'de bir avuc insanda var gibime geliyor. Sizin yazinizin noktasina virgulune dokunmadan imza atarim. Eklemek istedigim seylerden bir tanesi de sorumlu bakanin sorusturmanin bagimsiziligina golge dusurebilecegi geregi ile istifa etmesi geregidir. Yerine gecici bir bakan atanir, sorusturma tamamlaninca da gorevine geri doner, eger sucsuz ise.

    Her olan olumsuzlugu da Tayyip Erdogan'dan istifa talep etmek ve kaos cikarmak icin kullananlardan sadece ben degil toplumun geneli tiksiniyor sanirim. Sonuca odaklanmakta zorlaniyor milletimiz. Suclamak kulturun iliklerine kadar islemis.

    Demir

    YanıtlaSil
  15. yorumcu Aykanat analitik düşünmesine karşın olup biteni anlamamış görünüyor (anlamış ise T.Erdoğan'ı savunma amacı güdüyor)..gerçek aydınlar ve yurtseverler Erdoğan'ın istifasını tabiiki istiyor..Örtbas edilen 17 aralık olayları bile tek başına bir istifa nedenidir..gerçekleri görerek eleştirmek ve suçlamak vatandaşın demokratik hakkı değil midir ?..toplumun geneli değil de yarıdan fazlası bu iktidardan tiksiniyor

    YanıtlaSil
  16. Hocam 18 ayda 3 seçim olursa bu tempoya maden ocağı, trafo, kablo mu dayanır? bir de kullanılan teçhizat ve yedek parçada fason imalat varsa. Soma'da çalışan Mehmet Utkan adlı bir mühendis üretim artışının zorlanmasından, taşeron işçilerin işlerini iyi yapmamasından bahsetmiş. verimlilik artsın diye mekanik, hidrolik sistemler kullanılmıyor ki böyle sistemler olsa çok az kayıp olurdu. bizim ilkokul mezunu bakkal bile neden manuel sistemlerin olmadığını soruyordu. böyle bir memleket burası

    YanıtlaSil
  17. bir ülkede hesap verme yoksa, hukuk üstün değilse, şeffaflık nanaysa, eleştirilere darbecilik denirse o ülkede ölüm "olağan"laşır. suç onda bunda değil, hesap vermemede/sormamada, hukuk eksikliğinde, demokrasi eksikliğinde, "dışlayıcı kurumlar"da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar çok eksik var ki, hukuk en başta geleni tabii. Biz hukuku yasa yapmak zannediyoruz. Tıpkı demokrasiyi, seçim yapmak zannettiğimiz gibi.

      Sil
  18. Bu konuda sizinde belirtiginiz gibi cozumler ve gorusler ne yazik ki, Turkiye'de yaratilmis olan algi karmsasindan dolayi duyulmuyor bile. Benim duymus olmam cok onemli degil, ben zaten 24 saat ulkemin meselelerini dusunuyorum, zaten aklimda ve vicdanimda devamli isyandayim. Peki ya, sendikalasamamis iscilerimiz? Gelir duzeyleri yoksulluk siniri altinda kalan, ailelerine en temel ihtiyaclrini alabilmek icin borc batagina giren, bu duzenden dolayi issiz gezen insanimiz? Onlara nasil ulasacak sizin bu goruzleriniz? Toplum bu yenilesmeyi ve donusumu nasil baslatacak? Eli satirli bir kitlenin zorbaliginda sesiniz duyulmuyor sayin hocam? Duyuluyorsa lutfen bize de soyleyin, nasil ve nerede?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsi doğru, en doğrusu sesimizin duyulmadığı.

      Sil
    2. Kadri Yilmaz
      Endustrilesme surecini tamamlayamamis ve ulke tasarrufu dusuk bir ulkede sesimiz duyulmaz
      Hava kursun gibi agir
      Bagir bagir bagiriyorum
      Kosun kursun eritmeye cagiriyorum

      Sil
  19. Hepimizin başı sağolsun. yazınız harfi harfine çok doğru noktalar içeriyor. Çok büyük bir bedel.Umarım politika yapıcılara biraz ders olur... Yorumlarda Cafer Bey'in belirttiği gibi Sorumlu Hepimiziz.

    YanıtlaSil
  20. Tüm Türkiye nin başı sağ olsun. Kayıplara, canlara yürek dayanmıyor. Muhakkak tedbirler alınır, dünya standartları kısa zaman da yakalanır, şüphem yok Iktidarı, Muhalefeti, Sendikası, Bürokratı, Aydını, Cahili bu işin peşini bırakmaz bu ülkede, Avrupa standartları yakalanır yukarıda da dedim ya şüphem yok. Tüm Türkiye hepimiz suçluyuz adamlar elli sene önce yakalamiş bu standartları. Koltuk sahibi olsun olmasın herkesin suçu var. 300 yakın ocak sönmeden, evin eri yitmeden aklımız neredeydi. Yürek dayanmıyor. Allah'tan canlara rahmet ailelerine baş sağlığı dilerim. Türkiyem kapkara . :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef hep olay olduktan sonra uyanıyoruz.

      Sil
  21. Kadri Yılmaz 16 Mayıs 2014
    Sn Hocam
    Somadaki elim kazaya donuk onerilerinizi onaylamayan katilmayacak bir akil dusunemiyorum
    Somadaki cinayette temel nedenin karin maksimizasyonu oldugunu Twitleyenlerden biriyim
    Kapitalizm bu degil tezinize katilmak olanaksiz.Kapitalizmde butun mekanizmalar karin maksimizasyonu hedefler.Acak Kapitalizimde birakin yapsinlar bırakın gecsinler felsefesinin vahsiligi Sosyal siyaset kurumlari ile dengeleniyor
    Bu gun TR de uygulanan Neo-Liberal ekonomik politikalar sosyal siyaset kurumlarini presledi ufaladi etkisizlestirdi.Ornegin bu gun somada etkili bir sendikacilik varmi
    Kapitalizm sosyalizmi icinde barindirmaktadir.Bu baglamda hangi kapitalizm sorusu one cikiyor.Avrupadaki kapitalizm hangi kapitalizm
    SAYGİLARİMLA

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizdeki kapitalizm 19. yy kapitalizmi. Bir amanlar güçlü sendikalar vardı. 1980'lerde onları yok ettik. Şimdi patrona tabi sendikalar oldukça ahbap çavuş kapitalizminden öteye gidemeyiz.

      Sil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  23. Hocam elinize sağlık, gelişmiş ülkelerde sendikaların varlığı da vahşi kapitalizmi önlüyor insan hayatının değerini arttırıyor demişsiniz, bizdeki sendikacılık ise tam tersine devletin memura verdiği yüzdelik zammı dahada aşağı düşürürek memurun daha az zam almasını sağlıyor yani maalesef bizdeki sendikacılık "sari sendikacılık" yada sizin ahbap-çavuş kapitalizmi teriminizi uyarlarsak ahbap-çavuş sendikalaşması diyebiliriz. Tabiki bu durum işçi sendikaları içinde maalesef geçerli, bu danışıklı dövüş sürdükçe kısa vadede olumlu olmak, birşeyleri düzeltmek zor ve bence ülkenin en büyük sorunu nerdeyse tüm kurumlarının BAĞIMSIZ olmaması, asıl sorun kısaca BAĞIMSIZLIK, yazı için ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar doğru bir yorum ki eklenecek hiç bir şey yok.

      Sil
  24. Kaza listesi en çok ölümlü kazalardan bazılarına yer veriyor sadece. Soma faciasının olduğu günün ertesinde Zonguldak'ta bir işçi öldü, kimsenin ruhu duymadı. Kaçak ocaklarda ölüp istatistiklere girmeyen veya ocağın sahibi olarak giren çok işçi var. Bugün atılan nutukların hepsi 4 yıl önce Karadon'da atılmıştı ve orası da çok harika bir ocaktı. Olan yine dürüstçe çalışmış, ölüleri sırtında madenden çıkarmış birkaç orta seviye çalışana, mühendislere kesilecek. Ben şu an suçsuz yere yıllarca hapis yatacaklara ve öldüğü için suç üzerine yıkılacaklara üzülüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz. Ben de aynı şeyden korkuyorum.

      Sil
  25. Hocam yazınız çok yerinde tespitler içeriyor fakat ben günümüzde de kapitalizmin kar maksimizasyonunu amaç edindiğini savunuyorum. Gelişmiş kapitalist ülkelerde kar maksimizasyonunun insan hayatı önüne geçmeme sebebini ise gelişmiş ülkelerin ''gelişmiş demokrasilerine ve insan hakları konusundaki duyarlılığına'' bağlıyorum. Daha çok ekonomik büyüme hedefleyen anlayışımızın bir gün ekonomik kalkınmayı amaç edinmesi dileğiyle... İyi günler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu sadece duyarlılıkla ilgili değil. Oralarda bağımsız kurumlar çalışıyor. Sendikalar güçlü, yargı bağımsız, müfettişler gördüklerini yazabiliyorlar. Yani hukuk devleti işliyor. Hukuk devletinin işlediği yerde hesap sorulur. Hesap sorulan yerde de önlem alınır.

      Sil
  26. Geçenlerde gerçekleşen Feribot kazasından sonra istifa eden Kore Başbakanı bu kazadan kendimi sorumlu hissediyorum demişti. Böyle bir olaydan sonra o koltukta oturuyorsaniz insanlık onuruna ilgili problemleriniz var demektir hele birde vatandaşı dovuyorsaniz suç ortağısiniz demektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef arada kültür farkları var.

      Sil
  27. Utanmadan sıkılmadan faciayı normalleştirmek için 1800 -1900 lerden örnek veriyor kafasına göre akıllı. Çin diyor, İngiltere diyor 1800 diyor A be insafsız biz 2014'teyiz kimse demiyor, diyemiyor. Normal diyor! ölüm Allahın emri diyor. Bu işin fıtratı bu diyor. Midem bulandıkça bulanıyor. Ayıp be, günah be ne günlere kaldık! Bakın hocam bir milletin zekasıyla bu kadar oynanmamıştır tarihte. Vakti zamanında askerlik yan gelip yatma yeri değildir de demişti gelen şehitleri normalleştirmek için. Bu millet hesabı kimden soracak? Her olumlu tabloyu kendine mal edenler, olumsuzlukları hataları neden kabul etmiyorlar? Sayın hocam "olağanlaştırmanın" tezahürü dini kavramları dezenformasyona uğratmaktan geçiyor. Önümüze gelene Şehit diyoruz, şehit dedik mi tamam adamlar kurtuldu oluyor, hesap sorma unutuluyor,tedbir unutuluyor, tevekkülün önemi unutuluyor! Neyse hocam ben sorumluyu buldum zorlamayalım zira isyan etmiş sayılıp dinden çıkarız. Bu işin müsebbibi madencilerdir. Onların küçük yavrularıdır. Dünyası kararmış eşleridir. Madencileri o işe sokan babaları,arkadaşlarıdır. Yazık! Rabbim rahmet etsin! ailelerine sabır,metanet nasip etsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonuçta sizin isyan ederek yazdığınız şey gerçek olup çıkarsa karşımıza şaşırmayın.

      Sil
  28. Hocam gine harika bir yazi,tebrikler........nacizane fikrim;umarim bu olaydan gerekli dersler cikarilir hükümet ivedilikle düzenlemeleri yapar ve denetimleri artirir......

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Umarım öyle olur.

      Sil
  29. ILO 176 imzalandığında, maden ihalelerini alan 'ahbap-çavuş' kapitalizmini benimsemiş şirketler etik değerlerle donatılmış olmayacak. Madencilik, özel sektörün vicdanına bırakılmayacak kadar tehlikeli çalışma şartlarına sahip bir sektör. Bu nedenle rödövans sistemi kaldırılmalı. Realist yaklaşım budur. Uygulanabilirliği olmayan yasanın kimseye faydası yok. Aksi olsaydı gelişmiş ülkelerin anayasalarını kopyalayıp sorunları kökünden çözüyor olabilirdik.
    Kısacası iyileştirilmiş yasalarla-düzenlemelerle bu sorunun çözülebileceğine inanmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankacılıkta Basel ilkelerini kabul edip sistemi düzelten bir ülkenin bu konuda uluslararası düzenlemeleri kabul ederek sistemi düzeltememe gerekçesini anlayamadım.

      Sil
    2. Teşekkürler Hocam. İhale alan şirketin hakkıyla denetlenemeyeceğini düşündüğüm için karşıyım rödövansa. Kaldı ki ILO176'nın da mevcut yasalardan bir artısı olmadığından bahsedilmiş şurada;
      http://www.bugun.com.tr/ilo-176-kurtarir-miydi-yazisi-1107843

      Sil
    3. Yazıyı okudum tespitlere katılmamak mümkün değil. ILO 176'yı imzalamak yeterli değil elbette bunları uygulamak gerekir. Biz yasa çıkarmakla işin bittiğini sanıyoruz. Sadece bu konuda değil her konuda. Atasözümüz bile var: "Osmanlı'nın yasağı bir hafta sürermiş."

      Sil
  30. Hocam rica etsem Türkiye'ninmakroekonomik dengelerini ele alabilir misiniz

    YanıtlaSil
  31. Yaziniz icin tesekkurler hocam.Bir sorum olacak bu kazalar kapitalizm yuzundense niye dunyanin en kapitalist ulkelerinde neden en fazla degil demek gunumuz kapitalizmini aklamak icin cok yuzeysel bir bakis acisi olmaz mi?Yani kapitalizmin acimasizliginin bilincinde olup ona karsi koymak icin orgutlenen proleterler ve sendikalasan halk kapitalizmi buna zorunlu birakmis olamaz mi?Eger olabilirse bu kapital sahiplerinin kendi secimleri midir?Ayrica dunyanin en kapitalist ulkelerindeki isci olumlerine bakmak at gozluguyle bakmak olmaz mi?Peki emperyalizmin somurdugu ulkelerde(orn:afrika) isci olumleri kendi hangi ulkenin hanesine yazilmalidir sizce? Yanlis anlasilmak istemem,ben kapitalizmin insanlarin canini gozetmedigini iddia etmiyorum kapitalizmin arti deger somurusunu maksimize etmesi icin insanlarin hayatta kalmasina ihtiyaci vardir ama yalnizca "Hayattta kalmasina".Cevabiniz icin simdiden tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bu tanımladığınız kapitalizm bugünün dünyasını değil 19 ve 20 yy ın dünyasını açıklıyor. Bugün gelişmiş demokrasilerde sendikalar güçlü, sol partiler iktidar adayı ve kapitalizm geçen yüzyıllardaki kadar rahat değil. Birçok sınırlama var. Öte yandan Afrika ülkelerinde bile (Güney Afrika, Zambiya, Zimbabwe) maden kazalarına karşı alınan önlemler bizdekinden fazla.
      Bizdeki durum tam olarak ahbap çavuş kapitalizmi. Yani işveren devlet işbirliğiyle kuralları yok saymak ve karı ve paylaşımı arttırmak. Bu olaydan kapitalizmi suçlayarak çıkmak mümkün değil. Burada hangi sistem olursa olsun ağır ihmaller, kusurlar var.

      Sil
  32. Bu katliamın sorumlusu kapitalizm ve onun yaverleridir. bkz: http://www.ozguruniversite.org/index.php/fikret-bakaya/guenluek/1509-bu-katliamn-faili-kim-

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomide yapılan hataların yarattığı yüksek enflasyon ve yüksek kurun sonucunda ortaya çıkan yüksek faizi faiz lobisine bağla, madenlerde gerekli önlemleri alan kapitalist ülkeleri görmezden gelip önlemleri alma ve devlet olarak kontrolleri yapma sonra bunun sorumluluğunu kapitalizme at. En kolay yol bu. Görünen suçlular varken görünmeyen suçlular yaratarak suçluları aklayıp duruyoruz.

      Sil
  33. Üstad şimdi herkes "vay müfettişler doğru dürüst denetim yapmamışlar" diye kızıyor. Tamam da, yapma şansı var mıydı acaba? Memleketin denetim birimleri teker teker kapatılırken, kapatılmayanlar hadım edilirlerken hiç kimse duymadı sesimizi! Çok partili yaşama geçildiğinden beri her gelen denetimi baskıladı. En sonunda da kaldırdılar fiilen. 17 yıllık bir denetim elemanı olarak söylüyorum. Hiç bir denetim elemanı, layıkıyla görevini yapamaz böyle bir ortamda. Yapan da cezasını çeker!

    YanıtlaSil
  34. Bakın ey mü’minler (Allah'a inananlar), sizler, hesap gözetmeksizin (karşılık beklemeden) infak etmeye çağrılıyorsunuz. İçinizden (mali ve akli) cimrilik ederek, mükellefiyetlerini yerine getirmeyenler var. Kim cimrilik eder, mükellefiyetleri yerine getirmezse, kendi nefsine karşı kendi aleyhine cimrilik etmiş, (kamu düzeninin bozulmasına, güvenliğin sarsılmasına sebebiyet vermiş olur). Allah zengindir, muhtaç değildir, siz ise fakirsiniz, muhtaçsınız. Eğer iktidara gelir, şer’î(kanuni) mükellefiyetleri yerine getirmezse, Allah, sizin yerinize başka kavmi (insan topluluklarını) getirip, işlerinizin başına geçirir. Şunu üstüne basarak belirtelim ki, onlar sizin gibi gevşek, duyarsız, sorumsuz davranamazlar.
    Kur'an-ı Kerim. Muhammed Suresi 38. ayet

    YanıtlaSil
  35. bence sorun kokuşmuşluktur. baksanıza sakallı bakan ortalıkta gezip duruyor habire ölenlerin sayısını açıklıyor. sanki o madende can ve mal güvenliğini sağlamak kendi bakanlığının denetiminde değilmiş gibi.

    YanıtlaSil
  36. Devletin bir kuruluşu kiraya verirken veya ödeme yaparken daha akılcı kriterler koyması lazım. Daha güvenli madenlerde üretilen veya mekanize üretime daha fazla fiyat verebilir. Ben bir doktorum hasta sayısı kadar performans yerine iyileşme oranına göre ödeme olabilir. Ameliyat başına ödeme yerine hastane enfeksiyonu yada ölüm oranı azlığına göre öeme yapılabilir. Ama ülkemizde devlet sayı her zaman nitrlikten önemli olmuştur.

    YanıtlaSil
  37. Bakan Bey söyledi bizim mevzuat daha detaylıymış ILO dan o yüzden gerek yokmuş imzalamaya. Küçük enişteyi tutmasalar avrupa ya imzalatacak ama işte hep dış mihraklar :((

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...