4 Ağustos 2014 Pazartesi

Enflasyon mu Faizden...

Türkiye’de çok uzun bir süredir gündemde olan bir tartışma var: Enflasyon ve faiz ilişkisinde hangisi sebep hangisi sonuçtur? Ya da daha basit ifade edersek yüksek enflasyon yüksek faizin sebebi midir sonucu mudur?

Bu bloğu izleyenler hatırlayacaklar ben bu konuya birkaç kez girdim. Benim görüşüm şu şekildedir: Eğer bir ekonomide maliyet enflasyonu ağırlıklıysa faizin yükseltilmesi maliyetler üzerinde olumsuz etki yapabilir ve enflasyonu artırabilir. Çünkü faiz de finansman maliyetinin, dolayısıyla maliyetlerin bir parçasıdır. Buna karşılık bir ekonomide talep enflasyonu ağırlıklıysa o zaman faizin yükseltilmesi talebi frenleyici etki yaratacağı için enflasyonu da frenleyici sonuç getirir. Buna göre faizle ilgili kararı vermeden önce ekonomide hangi tür enflasyonun ağırlık taşıdığına bakmak gerekir.

Türkiye’de her konuda olduğu gibi bu konuda da insanlar ortadan ikiye ayrılıveriyor. Bir grup enflasyon sonuç, faiz sebeptir derken öteki grup enflasyon sebep, faiz sonuçtur diyor. Genellikle siyasetçiler enflasyonun sonuç, faizin sebep olduğu görüşünde olunca konu da benzer bütün konularda olduğu gibi bilimsel çerçeveden çıkıp siyasal çerçeveye oturuyor.

TÜİK, Temmuz ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre 12 aylık bazda TÜFE yüzde 9,16’dan 9,32’ye yükselirken, Yİ – ÜFE 9,75’den 9,46’ya geriledi. Çekirdek enflasyon olarak kullandığımız I endeksi ise yüzde 9,65’den 9,75’e çıktı. I endeksi, Merkez Bankası’nın etkileyemeyeceği bütün kalemlerden arındırılmış bir endekstir ve dolayısıyla uygulanan para politikasının başarısını ya da başarısızlığını bize en açık biçimde göstermektedir.

I endeksinin 2014 yılı başından bu yana gelişlimi aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:

2014
I Endeksi (%)
Ocak
7,59
Şubat
8,43
Mart
9,32
Nisan
9,74
Mayıs
9,77
Haziran
9,65
Temmuz
9,75

Tablo, yükselen bir çekirdek enflasyon yapısının sadece Haziran ayında aşağıya doğru bir kırılma yaşadığını ve Temmuz ayından itibaren yeniden yukarıya yöneldiğini gösteriyor. 2013 yılı Ağustos ayında TÜFE’nin aylık bazda % - 0,10 olduğunu düşünürsek TÜFE’de ve dolayısıyla çekirdek enflasyonda gelecek ay için de düşüş beklentisi içinde olmak anlamlı görünmüyor.    

Enflasyonda yaz aylarında beklenen düşüşün gerçekleşmemesi hemen ardından faizlerin artması sonucunu getirdi. Dün akşam yüzde 8,77 olan 2 yıllık gösterge tahvilin faizi, enflasyon verisinin açıklanmasının ardından yüzde 9,05’e yükseldi.
Öteden beri söylüyorum; bizde, bu dönemde, talep ve maliyet enflasyonu birlikte yaşanıyor. Buna karşılık ağırlık talep enflasyonunda. Zaten bu iki enflasyon türü birbirini besleyen bir yapıya sahip, yani net çizgilerle ayrılması ve net bir biçimde ölçülüp ayrıştırılması da tam olarak mümkün değil. Dolayısıyla enflasyon daha çok sebep olarak etki yapıyor. Yani enflasyon yükseliyorsa faizler de yükseliyor. Çünkü hiç kimse biriktirdiği parasını zararına başkasına kullandırmak istemez.

Özetle söylemem gerekirse; yüksek enflasyon büyük ölçüde sonuç değil sebeptir. Yüksek faiz ise büyük ölçüde yüksek enflasyonun bir sonucudur. Ekonomi teorisi kriz döneminde paradigma değişimine ayak uyduramadığı için eksik kalmış, yanılgılara düşmüş olabilir. Ama bu eksiklik ve yanılgılar, ekonomi teorisinin tümünün kahvehane sohbetlerindeki teorilerle çürütüleceği anlamına gelmez. 

104 yorum:

  1. Hocam yıl sonu kur tahminizde bir revizyona gidecek misiniz? Teşekkürler..

    YanıtlaSil
  2. her ikisi de birbirini etkiliyor. şimdi bankalar %9 yerine %15 faiz verseler ve para arzı ilave %6 artsa nominal GSYH de yaklaşık olarak %4-5 artar çünkü ekonomide paranın devir hızı akşamdan sabaha keskin bir şekilde değişebilecek bir değişken değil. kredi büyümesi kaynaklı para arzı artışı olmasa bile nominal GSYH'deki ilave %4-5'lik artış neresinden baksanız ilave %2-3 enflasyona tekabül eder. diğer taraftan faizlerdeki keskin düşüş de kredileri ve talebi körükleyerek para arzı artışına neden olur ve onun da neticesi kur artışı ve enflasyondur. "faiz sebep enflasyon neticedir" demek kadar "enflasyon sebep faiz neticedir" demenin de doğru olmadığını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankaların durup dururken mevduata yüzde 15 faiz vermesi mantıklı değil. Adama niçin kendi maliyetini artırsın ki? Ancak enflasyon artıyorsa mevduatı kaçırmamak için faizi artırır.

      Sil
    2. çok düşük ihtimal ama diyelim ki hükümet "çok az tasarruf ediyoruz çok cari açık veriyoruz. yeter artık. faizi %15 yapalım tasarrufları artıralım" dedi. merkez bankası da borçlanma faiz oranını mevduat faiz oranları %15 olacak şekilde yukarıya çekti. kastettiğim tabii ki bankaların kendiliğinden daha fazla faiz vermesi değildi. daha fazla faiz vermeye zorlanacağı bir durumu kastetmiştim.

      Sil
    3. Anladım. Bu durumda tasarruflar atar ama Hazine borçlanmasının da maliyeti artar. Yani bütçedeki faiz yükü artar. Öte yandan bankalar bu gelişme sonucu mevduata daha fazla faiz öderse kredi faizlerini de artırırlar ve sonuçta yatırımlar pahalı hale geleceği için bu sefer yatırımlar düşebilir.

      Sil
  3. Mahnı bey aydinlatici yazınız için teşekkürler. Bence bu tartışmanın bitmesi yine tek bir çözüme bağlı gibi firmalarının Özkaymak kullanımlarını artırması daha az borçlanmaya gidilmesi ve tasarruflarin artması
    Bu şekilde hem maliyete bağlı enflasyon hem faiz azalır gibi geliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özkaynak artırma yoluyla daha fazla tasarruf edilmez. Zira ABD firmaları ile Türk firmalarını karşılaştırdığımızda bizim firmalarımızın zaten yeterince yüksek özkaynağa sahip olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca fazlaca özkaynak atıl görülmekte. Özellikle bankalar kredi verirken yazılan istihbarat raporlarında özkaynağın güçlü olması çok önemli bir kriter değil. Bu sebepten bankaların kredi verme karakterini etkilemeyecektir. Mahfi beye katılıyorum savunduğu şeyler güçlü köşe taşları. Ancak izlenecek yollar farklılık gözetebilir.

      Sil
  4. Yazı için teşekkürler hocam. Türkiye'de merkez bankası başkanı olmak hele ki böyle bir iktidar döneminde gerçekten çok zor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, yazılarınız için teşekkürler. Tavuk yumurtadan yumurta mı tavuktan derken, hızlanan dış borçlanmanın ekonomimizde görmezden gelinemez bir risk yarattığını anlıyorum. Kısa vadede geri ödenmesi gereken $130Milyar dolar civarında rakamlar tellaffuz ediliyor. İhracat büyümemiz bu riski azaltacak hızda değil. Öngördüğünüz ekonomik tablo sanıyorum karar vericiler, ekonomi bürokratları, iş dünyası dahil tüm kesimler tarafından kabul görüyordur. Bu olumsuz tablonun şiddeti ne kadar sarsıcı olabilir ve siyasi olarak ne kadar yönetilebilir? Reform fırsatlarını kaçırdığımız tespitiniz ile "teyet" mucizesi bekleyemeyeceğimize göre, kısa vadede sonuç üretebilecek siyasi radikal kararlar mı gerekiyor, bunlar sizce hangi araçlar olabilir? Faiz politikasındaki siyasi eğilim değerlendirildiğinde, umutsuzluğunuza katılmaktan başka bir çıkarım göremiyorum. Sizce iktidar veya siyasi/bürakratik mekanizma içerisinde öngörülen tabloya yönelik bir fikir birliği var mıdır? Bu mekanizma içerisinde kısa vadede çözüm beklemek için bir umudumuz var mıdır? Bu devirde bu ortamda Merkez Bankası Başkanı olmak gerçekten zor mu? Bürokratlar veya siyasetin hiyerarşisinde liderlerinin baskısı altında kalanlar, bu baskılardan kurtulamazlar mı? İş işten geçtikten sonra yazılacak kitapları kim okumak isteyebilir? Üzülüyorum. Çok teşekkürler.

      Sil
    2. Mayıs itibariyle reel kesimin açık pozisyonu 170 milyar dolar. En ciddi meselelerden birisi bu. Ve böyle bir noktada biz faizle dalga geçer gibi teoriler ortaya atıyoruz. Ekonomi ciddi bir iştir. Umarım İlk tokadı Moody's den yemeyiz.

      Sil
  5. Hocam sizce bazı kimseler tarafından enflasyonun sonuç olarak gösterilmesi siyasal bir strateji midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konu enflasyon değil faiz. Yani asıl uğraşılan şey faiz. Onun da temeli din.

      Sil
    2. Hocam peki UAE gibi faizin olmadigi ulkelerin merkez bankasi yok mu? Faiz belirlemiyorlar mi? Burada sistem nasil cok merak ettim.

      Sil
    3. Faiz yoksa da faiz benzeri sistemler var.

      Sil
    4. Bankacılık mevzuatında faiz kelimesi çıkarılıp yerine katılım kelimesi koyduğunuzda hiçbir şey farketmiyor. Bankacılık uygulamasında ise farklı olarak lanse edilse de katılım payı/cari hesap kelimeleri yerine rahatlıkla faiz kelimesini koyabilirsiniz ve hiç bir anlam kayması oluşmaz. Nihayetinde katılım bankaları da mevduat bankalarından kredi alıp vermekte. Uluslararası bankalarla da bankalar arası işlem yapabilmektedir.

      Sil
    5. Çok yanlış bir yorum, sizin için faiz ve kar fark etmeyebilir ama fark edenler için yorum yapmadan önce biraz araştırsanız iyi olur.

      Sil
  6. hocam 2013 yılının ortalama döviz kuru 1,90 onu buldum.yine aynı yılın ortalama gösterge faizini nerden bulabilirim hocam siz göstergelerde son gününde olan gösterge faizi belirtmişsiniz sanıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim veri setime göre 2013 gösterge faiz ortalaması % 8,40 görünüyor.

      Sil
  7. Hocam talep enflasyonunu daha ağırlıkta yaşandığı için MB'nin faiz düşürümü enflasyonu tetikleyip artırıyor. Fakat enflasyon rakamlarının açıklanması tahvil faizini de artırdı.Bunun sebebi maliyet enflasyonu ile birlikte yaşandığı için mi teorik olarak bir kargaşa hali varmış gibi gözüküyor?

    Bir diğer sorum enflasyon rakamlarının tahminlerinin aksine olmasının kuraklık ve ramazan kaynaklı oldugunu söyleyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Normal değil mi? Enflasyon artınca tahvil alacak olanlar ve mevduat yapacak olanlar daha fazla faiz istiyor ki ellerine geçecek reel faiz artsın.
      Üç temel grupta artış var: Gıda, alkollü içecekler ve tütün mamulleri bir de oteller, lokantalar grubu. Gıdayı anladım da ötekiler ramazandan etkilenir mi sizce? Yani ramazanda alkollü içecek ve tütün tüketimi artar mı? Hiç sanmam.

      Sil
    2. Hislerin gerçekleri delip geçemez.
      Hayatın ağırlığına dayanamayanlar, büyücünün tanrısına inat, büyücüye taparmış gibi yaparak bütün değerlere isyan içindeler, aslında.

      Sil
  8. Bu durumda bizi uyutan merkez bankası olmuyor mu enflasyonu dizginlemek için faizleri artırdığını söyliyerek ?, ikinci bir soru faizleri artırırken enflasyonda artıyorsa ekonomik krizin işaretimi dir ? son olarakta, faizler önünüzde yatırım seçeneği varken bir maliyet değilmidir niçin sürekli bir maliyet olarak görüyorsunuz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB faizi artırmadı ki düşürdü. Bizi uyutan MB'ye faizi indir baskısı yapan siyasetçiler. Faizler artarken enflasyon artmıyor. Enflasyon arttığı için mecburen faizler artıyor. Bu tek başına bir kriz işareti değildir. Ama faiz politikasının yanlış kullanılmasında ısrar edersek krizin tetikleyicisi olabilir. Evet faizler yatırımcı için maliyet ama tasarrufçu için de teşvik aracıdır. Artırırsanız tasarruflar artar yatırımlar düşebilir, düşürürseniz yatırımlar artar tasarruflar düşebilir. Ekonomi politikasının zorluğu da zaten buradadır.

      Sil
    2. Sayın hocam faizler hakkında en nihayetinde şunu söyleyebilirim; faizler artırılmadan önce uygulanan 1 hafta vadeli repo faiz oranı %4,5 iken %9,5 a çıkarılmasına takılıp kalınıyor ancak MB'nin bankalara uygulamasını salık verdiği oran %7,25. Burada faiz siyasi malzeme haline getiriliyor.

      Sil
  9. Hocam merhabalar. Öncelikle yazınız için çok teşekkür ediyorum. Okuması gerçeten çok büyük bir keyif. Enflasyonla ilgili bir kaç sorum var. 1) Enflasyondaki bu artış, reel kurda yarattığı artış ile kısmen de olsa mallarımızın ithalatını azaltacak bir etken olarak görebilir miyiz? 2) Merkez Bankası'na "faizleri indir" baskıları hiç olmamış olsa bu iki ayda yapılan indirimler kadar faiz arttırımı yapsa, bizleri tasarrufa teşvik ederek, en azından talep enflasyonunu bir miktar da olsa baskılamış olmaz mıydı? Ama zannediyorum MB da bir önceki raprunda belirttiği üzere iyiye gidiş bekliyordu bu yüzden baskı olmasa da yapar mıydı ? 3) Hocam enflasyon ve ar-ge arasında bir bağlantı kurulabilir mi ? Yani biz daha iyi bir makina ile aynı kaynaklarla daha çok üretirsek daha ucuza satmaz mıyız ? 4) Maliyet enflasyonunu düşürmenin alternatif ve ucuz (tartışmalı da olsa nükleer veya güneş enerjisi) enerji yolları bulmaktan başka çözüm yolları nelerdir ? (Bizdeki en büyük kalem bu olduğu için). Çok teşekkürler hocam çok sevgiler, çok kolaylıklar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3 ncu ar-ge sorunuz cok mantikli Ülkemizde bu tarz yaklasimlardan cok uzagiz verimlilik ve uretkenlik artmali

      Sil
    2. (1) Eğer enflasyon kalıcı hale gelirse kura yansıyacak ve dediğiniz sorunu yaratacaktır. Ne var ki bizim ithalatımızın yüzde 60'dan fazlası ihraç ettiğimiz mallarda kullandığımız hammadde, aramalı ve yatırım malı olduğu için ithalattaki düşüş ihracatta da düşüş yaratacaktır.
      (2) Ben bu son faiz indirimini yapmaması gerektiğini, enflasyonda düşüşü gördükten sonra yapmayı düşünmesi gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. Ama MB üzerinde o kadar siyasal ve ve başka tür baskı var ki o da bir yere kadar dayanabiliyor işte.
      (3) Kesinlikle kurulabilir. Sadece enflasyonla değil cari açıkla (ithalatla da) kurulabilir. İthal ettiğimiz malların bir bölümünü rekabet edebilecek şekilde burada üretsek ithalat düşer cari açık azalır, kur baskısı düşer bu da enflasyonu denetim altına almamızı kolaylaştırır.
      (4) Maliyet enflasyonunu düşürmenin yolları çok uzun buraya sığmayacak. Ama bir yolu sizin dediğiniz yol. Bir başkası da tarımda farklı çözümler aramak. Asıl olan talep enflasyonunu düşürerek yani üretimi artırarak faizlerin de düşmesini sağlamak.

      Sil
  10. hocam sizin veri setiniz neler biz de yapabilir miyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu Ekonomi Politikası kitabında ayrı bir bölüm olarak açıkladım.

      Sil
  11. Hocam , enflasyon - faiz konusunda pek bahsedilmeyen ama aslında vatandaşın hissettiği önemli bir konu var . Enflasyon rakamı net bir figür ancak vatandaşın genel de kullandığı mevduat faizi gross bir rakam . Kısaca vatandaş mevduat faizi ile enflasyona karşı parasını korumaya çalıştığında aslında faiz oranın ancak 85%'ini net alıyor . Kısaca enflasyon=mevduat faizi olduğu durumda bile aslında reel de vatandaş 15% daha zararlı . Bu karşılaştırma- vatandaşın gerçekte ne hissettiği - hiçbir ekonomik analizde gösterilmiyor . Bunun herhangi bir sebebi var mı ? Teş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu blogda ben bu konuları yazdım. Nominal faiz yüzde 9 ise net nominal faiz % 7,65. Bir yıl sonra beklenen enflasyon yüzde 8 ise eksi 0,3. Şu andaki durum budur. Ben de bu konuyu benden başka işeyen olduğunu görmedim.
      Blogdaki yazım: http://www.mahfiegilmez.com/2012/10/faiz-dresi.html

      Sil
  12. Hocam investing.com'da Aydın Eroğlu isminde bir analizcinin "Faiz ve Enflasyon Sarmalından Nasıl Kurtuluruz?" isimli kısa değerlendirmesini okudum. Makalenin yazarı, hepimizin hemfikir olduğu üzere üretim gücünü arttırmanın anahtar olduğunu savunurken; bunun maliye politikalarının da devreye girmeden söz konusu olamayacağını söylüyor.
    Yüksek faizin kalıcı büyüme sağlayamayacağını düşündüğünden, -ilginç bir şekilde- düşük faiz, gerçek kur politikasını savunuyor. Bu uğurda bir süre enflasyonun ve cari açığın da yüksek seyretmesine göz yumabileceğimizi, vergi kolaylıkları ve teşvikler sayesinde yatırımların ve dolayısıyla üretimin en nihayetinde artacağını düşünüyor yazar.
    Açıkçası bu bana doğru bir yol haritası gibi görünmüyor, zira yüksek enflasyon, cari açık ve kura rağmen ısrarla düşük tutulan faizin yaratacağı "bir kaç" yıllık kriz ortamının maliye politikası ve yapısal reformlarla bertaraf edilebileceğini hiç ama hiç sanmıyorum.
    Böylesi bir politikayı nasıl yorumlardınız? (İlginizi çekerse makalenin linki: http://tr.investing.com/analysis/faiz-ve-enflasyon-sarmal%C4%B1ndan-nas%C4%B1l-kurtuluruz-23531)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kapitalizmin ekonomi politiginin Uretim Gucleriyle sosyalizmin Uretim Gucleri farklı parametreleri icerir.Hangi uretim gucu esas alınarak Uretim Guclerinin gelistirilmesinden soz edilmistir Kadri YİLMAZ

      Sil
    2. Eğer bu tür bir yaklaşım kötüye kullanılmayacak ve gerçekten rekabet ederek bir kaç yılda dünya fiyatlarına gelebileceğimiz bir üretim yaratabileceksek bu politikayı ben de olumlu buluyorum.

      Sil
  13. Hocam iyi geceler kusura bakmayın bilmediğim ve öğrenmek istediğim için soruyorum araştırma da yaptım ama kesin bir sonuca ulaşamadım. Eğer enflasyon sebep ve faiz sonuçsa faiz silahının ne gibi bir etkisi kalıyor. Yani bu düşüncede faiz sadece enflasyonu takip eden bir araç oluyor. Ayrıca 2002'den beri faizler düştüğü için mi enflasyon bu kadar geriledi yoksa tam tersi mi çünkü başbakan faizleri düşürdük ve enflasyon artmadı aksine düştü çünkü bu ülke maliyet enflasyonuna sahip ülke olduğumuzu söyledi sizce doğru mudur? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akp öyle şanslı bir dönemde başa geldi ki bu dönem gerçekten masabaşında ayarlanmak istense bu kadar olmazdı. Örneğin; 2001 krizini geçirmiştik ve malumunuz bankacılık alanı başta olmak üzere birtakım reformlar yapılmıştı. Bu reformlar Akp'den önce başladı ve Akp bunun nimetlerinden faydalandı. Diğer bir konu ise Çin'in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne üye oluşuydu. Çin sayesinde birçok ülke birçok malı artık daha ucuza alabiliyordu, yani Çin dünyada dezenflasyon ortamı oluşturdu. Diğer aklıma gelen örnek ise bazı Merkez Bankalarının (FED, Japon MB..) finansal sisteme para pompalamaları sayesinde para artık daha ucuz hale gelmeye başladı. Saydığım tüm bu etkenler dünyada enflasyonun ve de dolayısıyla faizlerin aşağı yönlü seyretmesine sebebiyet verdi. Yani sizin sorunuza cevap verecek olursak; enflasyon düştüğü için faizler de indi diyebiliriz. Hocamdan önce ben de birkaç bir şeyler yazayım dedim umarım yanlış anlamazsınız. Saygılar.

      Sil
    2. Eğer enflasyon örneğin yüzde 10 ise ve faiz net reel olarak negatif ya da sıfır dolayında ise faiz enflasyonu izliyor demektir. Enflasyonu denetlemeniz için faizi örneğin yüzde 15 yapmalısınız ki talebi kısın ve enflasyonu düşürün. Faizin enflasyonu izlemesi yerine enflasyonu düşürebilmesi için net reel faizin pozitif olması lazım. Tabii tek başına bu yeterli değil. Bütçe açığının denetim altında olması, kurun artmaması gibi başka şeyler de lazım.

      Sil
    3. Kıvanç beyin yazdıkları çok doğru. Başlangıçta iyi kullanılan bu şansla işler iyi gitti.
      Bunu ben de bu blogda yazmıştım: AKP'ye Hediye Edilen Dalga: http://www.mahfiegilmez.com/2014/02/akpye-hediye-edilen-dalga.html

      Sil
  14. Hocam merhaba. Faiz oranini her ne kadar Merkez bankasi etkileme gücüne sahipse de. Faiz neticede piyasadaki arz talep dengesine gore olusmuyormu? Yani MB nin faiz oranina etkisi ancak piyasanın kabulü veya MB güveni doğrultusunda şekilleniyor. MB politika faizini 4.50 de tuttuğu donemde piyasa arz talebe gore çok daha yüksek oranlarla işliyordu. Piyasami daha güçlü MB mi hocam. Yoksa ülkeye gore degisirmi? Tsklrr.sayg

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizler piyasada belirleniyor. MB faizi belirleyen esasa kurumlar olan bankalara yaptığı fonlamanın faizini değiştirerek bankaların maliyetini ve dolayısıyla verecekleri faizi etkiliyor. Dediğiniz gibi politika faizi % 4,5 idi ama o dönemde onu değil faizi yüzde 8 olan gecelik fonlamayı borç verme aracı olarak kullanıyor ve faizleri onunla etkiliyordu.
      MB bugün banka faizlerini düşürmek için kendi borç verme faizini yüzde 4,5'e indirse bu kez başkaları çıkıp enflasyonun yüzde 9,5 olduğu yerde bankaları yüzde 4,5 ile fonlayıp devletin parasını onlara peşkeş çekiyor diye suçlarlar.
      Eğer serbest piyasa geçerliyse yani faizler piyasada belirleniyorsa piyasa MB'den güçlüdür. MB düzenleyici görev yapabilir. Doğrusu da budur.

      Sil
  15. Kahin: Gelecekten haber veren kişi.
    Kehanet: Gelecekte kesinlikle olması muhtemel olaylar.

    Merkez Bankası Yetkilileri, kahinlikten ve kehanetten vazgeçmeli.

    Ekonomi bilimini kehanet sanatına çeviren, -sözde bilim insanları- aydın olarak kabullenilen bu tiplerin derhal takibinin bırakılması, hem bilime hem de bu işi meslek edinenlere saygının artmasına neden olacaktır.

    Son sözüm,

    Kehanetti sunan ve değer veren, politikacıyı(büyücüyü) tanrılaştırır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki MB'yi kehanete iten de siyasetçiler zaten.

      Sil
  16. Bu enflasyonun sebebinin, 17 Aralık'ta başlayan ve bir takım sözde hükümet karşıtı sermayedarların aşırı döviz talebi sonucu meydana gelen devalüasyon olduğunu sağır sultan bile biliyor. Siz halâ burda Faiz mi enflasyon'dan çıkar, Enflasyon mu Faiz'den çıkar polemiğine girmişsiniz. Aklı selim olanlar Mart sonrası oluşan enflasyon trendine bakar. İstatistikte bir kural vardır. Ekstrem değerler istatistik dışı tutulur diye. Bu ekstrem durumu, bölgenin jeopolitik sıkıntılarına bağlamak da ayrı bir saçmalık. Dünya'nın en güzide mekânında bize ait toprakların etrafında çatışmalar olması kaçınılmazdır. Bize düşen görev etrafımızda yanan her ateşe atlamamızdır. Dün Bakkal olarak hayatta kalmaya çalışanlar, bugün KOBİ adı altında ağır faiz şartlarında günde 10 saat (bazıları Pazar günü bile) çalışmaktadır. Aklınız başınıza toplayın. Enflasyon yüksek, Faiz düşük çığırtkanlığı yapmayın. Yoksa Ocak 2015 sonrasından tükürdüklerinizi yalayamaz duruma gelirsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hay hay emredersiniz. Hiç eleştiri yapmayalım hükümet ne derse onu yapalım. İşler iyi giderse hükümetten kötü giderse hükümet karşıtı sermayedarlardan diyelim.

      Sil
    2. Ocak 2015 den sonra ne olacak çok merak ettim doğrusu. Birde ne bu kibir, ne terbiyeden uzak bir hitabet. Mahfi beyin sabrı ve alçak gönüllüğüne hayran olmamak elde değil....

      Sil
    3. Hatırlatma:
      mfazil34***5 Şubat 2014 11:13
      -----Aşağıda linkini vereceğim site Dolar kurunun 2,25'in altına inmeyeceği savını ortaya koyuyor. Sizce bu ne kadar gerçekçi?! http://www.sankoanaliz.com/tr-TR/makale/usdtry-teknik-gorunum47.snk
      -----Mahfi Eğilmez****5 Şubat 2014 16:38 ->Bence yıl içinde inebilir. Ama orada kalıcı olmaz.

      Mahfi Bey tahmininiz tutmamış görünüyor. Yorumlarınız ne kadar güvenilir sizce?!

      Kaynak: http://www.mahfiegilmez.com/2014/02/2014-tahminlerimi-yeniledim.html#more

      Sil
    4. adaşıma teşekkür ederim,hiç gülecek halim yokken güldürdü beni

      Sil
    5. Ben yılbaşında ilk tahminimi açıklarken bu yıl tahminlerin tutmayacağını çünkü çok inişler ve çıkışlar yaşayacağımızı söylemiştim. Yani tahmininin tutmayacağını söyleyen bir kişiye tahminin tutmadı diye eleştiri yapmak ne kadar doğru bilemedim.

      Sil
    6. Ben de verdiğim link'teki başlığa dikkatiniz çekmek istiyorum: "2014 tahminlerimi revize ettim" diyorsunuz ve yine tutturamıyorsunuz: Şahsi düşünceme göre yaptığınız yorumlar Türkiye'yi analiz etmekte yeteneksiz olduğunuzu gösteriyor. Her ne kadar ekonomi bilginizden şüphe etmesem dahi üzülerek söylüyorum ki siz Türkiye ekonomisi konusunda kötü ve beceriksiz bir ahçısınız...

      Sil
    7. Siz bu yıl tahmini tutan bir tek kişi gösterin ben de dediğinizi kabul edeyim olsun bitsin.
      Ben zaten her tahminimde bu yıl tahminlerin tutmayacağını söylemişsem daha neyi eleştiriyorsunuz ki.
      Neyse eleştiri hakkı kutsaldır deyip geçelim bari ne yapalım.

      Sil
  17. bir banka ekonomistini dinliyorum şöyle diyor: "bankacılık sektörü büyümesini sürdürecek. gelecek yıl kredilerde %25 artış bekliyoruz" sonra ülkenin en önemli problemlerinden birinin diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla enflasyonun çok daha yüksek olduğunu söylüyor. krediler %25 gibi yüksek sayılabilecek bir yüzdeyle artarken enflasyonu nasıl düşüreceğiz? kredileri faizleri artırmadan, mesela teminat koşullarını ağırlaştırarak, frenlemeye kalksak bu sefer büyüme negatife düşer. büyüme düşünce ülkeye ilişkin risk algılaması artar, borsadan çıkış olur, ülkeye daha az yatırım gelir ve kur yükselir. kur yükselince enflasyon düşmeyebilir. sözün özü bu sistemde enflasyonu düşürmek kolay gözükmüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir tespit. Bankacılar diyor ki "bizim bankanın kredi hacmi yüzde 25 büyüyecek ama genel kredi hacmi yüzde 15 büyüyecek." Hepsi aynı şeyi söylüyor. Enflasyon böyle düşmez. Talep kesilmedikçe enflasyon düşmez.

      Sil
  18. Hocam, çok teşekkürler. Faiz sebep değil sonuçtur, enflasyon artarsa faizde artar (talep enflasyonu) görüşünüze katılıyorum. Biraz daha detaya inersek, Temmuz ayı enflasyonunu arttıran ana unsurları cevabi yazınızda; " Üç temel grupta artış var: Gıda, alkollü içecekler ve tütün mamulleri bir de oteller, lokantalar grubu. Gıdayı anladım da ötekiler ramazandan etkilenir mi sizce? Yani ramazanda alkollü içecek ve tütün tüketimi artar mı? Hiç sanmam" olarak belirtiyorsunuz. Peki alkollü içecek ve tütün tüketimi artışını neye bağlıyorsunuz? Bu tüketim artışlarının, fiyatlara etki yapmaması için üretimlerini arttırmak veya başka önlemler almak (vergilerini düşürmek, bu hükümetin dini görüşüne aykırı diye düşünüyorum) , enflasyonu dizginlemek için çare olabilir mi? Veya tüketim enflasyonunu dengelemek için neler yapılabilir. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsunuz. Bu ürünler üzerindeki vergileri düşürmek gibi bir düşünce yok. Ayrıca tarımda da işler pek iyi gitmiyor. Fındık ve kaysı bunun bu yılki örnekleri. Bilimsel yaklaşımın yerini başka yaklaşımlar aldığı zaman olayı polisiye önlemler dışında çözmek mümkün olmaz. Polisiye önlemler de bir süre sonra karaborsaya neden olur. Alkollü içeceklerde, tütün ürünlerinde ve benzinde vergiler, malın fiyatından fazla oldu neredeyse.

      Sil
  19. hocam merak ettiğim için soruyorum işin hem hukuki hem de vergisel boyutunu. diyelim ki bir ülke var işte devlet yönetimindeki kişiler var bir de bunların akrabaları falan var. mesela herhangi bir x kişisi devletten yasal çerçevede ihale aldığı zaman bu devleti yöneten kişilerin akrabalarının yönetiminde bulunduğu herhangi bir vakfa falan keyfince istediği bağışı yapabilir mi yani bunda bir sakınca var mıdır hocam yoksa her şey hukuksal çerçevede mi olmaktadır.
    not: verilen olay ve örnekler tamamen hayal ürünüdür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu işler batida olmaz ama ortadoguda olur.

      Sil
  20. Merkez Bankası ppk faiz indirimi kararı alır mı hocam. Moody's kredi notunu düşünebilir mi sizce

    YanıtlaSil
  21. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bu işlere girmeyi düşünüyorsanız once 6 ay kadar excel de bir program yapip sanal olarak islem yapin. Paldir kuldur girmeyin borsaya

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Aynı şey. Önce işin teorisini çalışın, sonra teknik analiz çalışın. Bir yandan da sanal bir alış veriş oyunu oynayın. İşin girdisini çıktısını öğrenin ve sonra bu işlere girin. derim. Ve sakın ola "bizim bu işleri bilen bir arkadaş var o diyor ki" diye başlayan sözlere inanmayın. Kendiniz ayrıntısını öğrenmeden girmeyin.

      Sil
  22. daha okumaya başlamadan ben de (naçizane) talep ve maliyet kaynaklı olduğunu tahmin etmiştim..enerjinin yanısıra pek çok ara malını da ithal ediyoruz..bu koşulda maliyet baskısı her zaman olacak..bir de millet olarak çok talepkarız, tüketmeye bayılıyoruz ayranımız olmasa bile..velhasıl hocalarımızın dediği şu yapısal reformlar sandığımızdan da önemli galiba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapısal reformlar işin olmazsa olmazi

      Sil
  23. herşeyi sıfırlayalım ve yeniden başlayalım.
    fed olarak para veriyorum bankalara. yüzde 1 faizle. bankalar da piyasaya 1+1 faizle. ben de iş kurdum ve kredi aldım, 1 tl vergi de vericem, batmamak için en az yüzde 4 kazanmam gerekiyor. malımı 104 tl.ye sattım.
    1 sene geçti fed baktı ve dedi ki, 100 liralık mal olmuş 104 tl. şimdi araştıralım bu maliyet mi talep enflasyonu mu. bin tane rapordan sonra sonuç, para arzını kısmak lazım... ya da işsizlik var, faizi azaltalım..
    döngü özetle bu. faiz üretici için de tüketici için de maliyettir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel ozetlemissiniz de tssarruf sahibini unutmussunuz. Resme onu da katmayi deneyin bakalim ne göreceksiniz.

      Sil
    2. Modele sifirdan basladigimiz icin henuz tasarruf sahibi yok. Ayni sartlarda zaman gecip tasarruf sahibi olunca, bankadan alacagim mevduat faizi 1<x<2 olacak. Bu da yeni kredi alacaklara daha fazla borc faizi ve maliyet olarak donecek hem de aslinda benim tasarrufu pek korumayacak.
      Simdiki kaotik dunya bu duzende ama 10 yillik gelgitlerle farkliymis gibi algiliyoruz.

      Sil
  24. Hocam talep enflasyonu ile ilgili meseleyi açıkladınız, ben de yararlandım teşekkür ederim. Peki,Türkiye'deki mevcut durumda, yabancı sermaye yatırımları ile faiz ve enflasyonun ilişkisi nedir?

    Bir de Finansallaşma süreci konunun neresinde duruyor? Yanıtlarsanız çok sevinirim..

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda blogda bir yazım var: http://www.mahfiegilmez.com/2012/09/turke-baska-yabancya-baska-reel-faiz.html
      Finansallaşma sürecinin anlatılması buranın sınırlarını aşar.

      Sil
    2. Çok güzel bir yazı teşekkür ederim hocam... Tabiî ayrı bir konu ama, sıcak para girişi, aynı zamanda bir müddet sonra net kaynak çıkışına da neden oluyor. Cari açığını dış finansmanla karşılamak, özellikle kısa vadeli portföy yatırımları ile karşılamak ne kadar sürdürülebilir merak ediyorum... İnsanın aklına şu geliyor, biz iflas ettik de, iflas tarihimizi mi erteliyoruz? The Economist'de, hatırlarsınız, Türkiye'nin yüksek risk altında olduğunu yazılmıştı, bir iki yıl önce. Ne dersiniz, genel kanıya göre, Türkiye ekonomisi kaç yıl sonra portföy yatırımlarına muhtaç olmaktan çıkabilir? Böyle bir şey mümkün görünüyor mu? saygılarımla...

      -Diliniz çok güzel ve Türkiye'de az rastlanır cinsten orijinal çok teşekkür ediyorum hocam-

      Sil
    3. Evet sıcak para girdiği hızla çıkabiliyor. O nedenle riskli bir kaynak. Türkiye bu yüksek cari açıkla gerçekten risk altında. O nedenle de kırılgan beşli denilen grupta bulunuyor. Yüksek cari açık ve sürekli dış finansmanla katılan açık sürdürülebilir bir durum değil. Babacan bu işi bildiği için büyümeden fedakarlık ederek cari açığı düşürmeye çalışıyor.
      Türkiye'nin portföy yatırımlarına muhtaç olmaktan çıkması yapısal reformları hangi hızla yapabileceğine bağlı. Bu konudaki şöhretimiz ne yazık ki iyi değil. Yapısal reformları krize girmeden yapmıyoruz. Örneği bankacılık krizi ve ardından gelen bankacılık yapısal reformu.
      Nazik sözleriniz için teşekkür ederim.

      Sil
  25. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  26. Hocam iyi günler konumuz ile alakasız ama biraz araştırma yaptım ve bulamadım,
    Kredi derecelendirme kuruluşlarının hepsinin Türkiyeye verdiği dereceler farkılı ama olası MOODYS not indirimi sonrası bir derecelendirme kuruluşu belkide bizi spekülatif dereceye düşürecek bu durumda ülke notu oalrak hanigisinin derecesini dikkate alacağız en azından Bankalar SYR hesaplarken hangi dereceyi değerlendirecekler ?
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ülkenin yatırım eşiğinin üzerinde olabilmesi için alışılmış ölçü S&P, Moody's ve Fitch'den en az ikisinin BBB düzeyinde not vermiş olması şeklinde kabul görüyor. Türkiye'nin notları S&P'den BB, Moody's ve Fitch'den BBB. BU durumda Türkiye yatırım eşiğinin üzerinde kabul ediliyor. Moody's'in notu kritik. Çünkü BBB - ve görünüm de negatif. Yani olumsuz bir değişim Türkiye'yi BB düzeyine düşürecek ve yatırım eşiğinin altına inmiş olacağız.
      Şu anda bankalar hesaplamalarda kredi notumuzu BBB olarak dikkate alıyorlar. Eğer Moody's bizi BB'ye indirirse işler biraz karışacak. Öyle bir durumda bence BB olarak dikkate almak gerekecek.

      Sil
  27. hocam merhaba.benim soru konuyla alakalı değil ama sizin görüşlerinizi çok merak ediyorum.ben üniversite son sınıf öğrencisiyim ve spk nın kasım ayındaki ileri düzey lisans belgesi için sınava girecem.bu belgeyi almak finans sektöründe ne gibi avantajlar getirir iş bulma konusunda ? hangi mesleği seçmek isteyenler bu belgeyi almalıdır sizce ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ce finans sektöründe çalışacak ve hele hisse senetleriyle meşgul olacak kişilerin bu belgeyi alması şart. Bu tür işlerle uğraşmayacak olsanız bile cv nizde bu belgenin olması avantaj sağlar.

      Sil
  28. hocam merhaba.öncelikle verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ederim.benim sorum: ben banka müfettiş yardımcı sı olmak istiyorum.sizce bu meslek için gerekli şartlar ve işe alımda öncelik sağlanması için hangi niteliklere sahip olmak gerekiyor (spk sertifika,yabancı dil,okul ortalaması vb. gibi) ? bi de banka da müfetttiş yardımclığı mesleğini kariyer olanakları ve gelişimi açısından nasıl görüyorsunuz ? cevabınız için şimdiden teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Banka müfettişliği bankalarda kariyer yapmak isteyenler için iyi bir meslek. Kısa sürede kuşbakışı mevzuatı ve çalıştığınız bankayı öğrenmenizi sağlar. Giriş sınavlarında ekonomi, maliye, muhasebe, hukuk soruları sorulur. O nedenle bu alanlarda bilgili olmak gerekir. Yabancı dil bilgisi ve okul ortalaması her alanda olduğu gibi bu alanda da çok önemli farklardır.

      Sil
    2. Dostum Mahfi Eğilmez Bey in blogunu takip eden bir bankacı olarak şunu söyleyebilirim. Banka müfettişi nihayetinde denetim için vardır. Sen kendini her yönlü geliştirmek istersen Makro bakış açısını hiç kaybetmemen lazım. Tabi bu arada mesleğini de hakkıyla ifa etmelisin. bazı bankalar personeline bakarken bazıları çok acımasızdır. Mesela iş bankası emekli müfettişlerine vefa gereği oda bile tahsis etmiştir. Ara da gelip uğrarlar. Banka müfettişlerinin aylık ücretleri iyidir. 6 bin alabilirsin. Ancak ingilizcen iyi olursa dil tazminatı devasa gelir getiriyor. Okul puanının hiç bir önemi yok. Ben iş dünyasında okul puanına değer veren şirket veya kamu kurum ve kuruluşu görmedim. bir tek YÖK kıymet veriyor :)

      Sil
  29. Sayın Hocam,

    Maliyet enflasyonu konusunda tam anlayamadığım bir nokta var.
    Maliyet enflasyonunun düşmesi için faizlerin düşmesi gerektiğini yazmışsınız. Peki doların yükselmesi sonucunda ortaya çıkacak olan maliyetin/enflasyonunun önüne geçmek için de faizlerin düşürülmesi mi gerekir?

    Faiz maliyetin bir parçası oluğuna göre faizleri azaltarak maliyetleri düşürebiliriz. Fakat kurun maliyet üzerindeki etkisini engellemek için faizi kısmak istenilen sonucu vermeyecektir. Böyle bir durumda nasıl hareket etmek gerekir?

    Özetle sorum şu: kur artışı sebebiyle meydana gelecek maliyet enflasyonuna karşı faiz silahı nasıl kullanılmalıdır?
    Saygılar,
    Eren Göçük

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur artışıyla meydana gelecek enflasyon, insanların TL'yi terkedip dövize dönmesine yol açıyorsa (ki çoğunlukla öyle olur) enflasyonla değil kuru düşürmekle uğraşmak gerekeceği için faiz artışıyla önlenmeye çalışılır. Burada kur artışının yaratacağı enflasyon, faiz artışının yaratacağından daha yüksek ve sürekli olabilir.

      Sil
  30. MBsı enflasyonla mücadelede neden zorunlu karşılıklar politikasını kullanmıyor hocam? Sorun bankacılık sisteminin kredi hacminin büyüne hızını düşürmek olduğuna göre zorunlu karşılık oranlarını arttırıp para çoğaltanının etkisini küçültmek talep kaynaklı enflasyonu ciddi ölçüde azaltır diye düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü kredi hacmini düşürünce bu kez de büyüme düşüyor. Siyasetçi büyüme düşmesin ama enflasyon düşsün, işsizlik artmasın ama cari açık düşsün gibi birbiriyle çelişkili hedeflerin hepsinin bir arada gerçekleşmesini istiyor.

      Sil
  31. Hocam spk ileri düzey lisansına sahip olarak borsa aracı kurumlarda araştırma uzmanı ya da yarırım bankalarında portföy yöneticisi olunabilir mi ya da sadece ileri düzey lisans yeterli mi? Birde bu işlere giriş zor mudur?
    Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları cevaplamak zor. Çünkü her birinin ayrı bir bakış açısı var.

      Sil
  32. Hocam Güzel yazılarınız için çok teşekkür ederim.
    İktisat politikası doktora programına başvurdum.Hem yazılı sınavda hem de mülakatta bu konu soruldu.Bu konu ile ilgili olarak daha önce yazdığınız yazılar okumuştum ve onlar sayesinde hem sınavım hem de mülakatım güzel geçti ve programa kabul aldım.Bunun için teşekkür ve saygılarımı iletiyorum.
    Ayrıca bu programdan daha çok verim almak için bir kaç kitap önerebilir misiniz?Sizin kitap 1.sırada zaten, onun dışında öneri istiyorum:)
    iyi günler dilerim.
    Serdar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Çok sevindim. Modern Makroekonomi adlı kitabı öneririm.

      Sil
  33. Hocam,FEDin bilançosundaki devasa büyümeyi ekim ayından sonra hangi para politikası araçlarıyla küçültebileceğini,bunu yaparken hem kendi reel ekonomilerine hem de başta türkiye olmak üzere diğer kırılgan beşliyi oluşturan ülkelerin ekonomileri ve piyasaları üzerindeki olası etkileri kaleme alan bir yazı yazabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Açıkçası bu sorduğunuz soruları Fed'in de tam olarak yanıtlayabileceğinden emin değilim.

      Sil
  34. Hocam öncelikle degerli yazilariniz icin cok tesekkür ederim. Benim gibi temel ekonomi bilgisi olanlara cok yardimci oluyorsunuz. Kolay Ekonomi adli kitabinizi okudum, elinize saglik cok yalin anlatmissiniz her seyi. Benim yazinizdan bagimsiz bir sorum olacakti yanitlarsaniz sevinirim:

    Cari acik hesabinda ülkeyi bir kapali kutu gibi düsünüp, ülkeye giren para ile ülkeden cikan parayi hesapliyoruz, degil mi? Dis ticaret dengesini bir yana birakirsak, mesela Türkiye'ye turist olarak gelip burada para harcayan yabancilar, cari acigi düsürmemizi sagliyorlar. Ayni mantiga göre, Türkiye'de yasayanlarin da baska ülkelere gidip para harcamasi (teorik de olsa) cari acigi artirir, degil mi? Örnegin ben Roma'ya tatile gidip 2000€ harcasam, cari acik 2000€ artacak demektir. Peki benim nerde ne kadar harcadigimin hesabi nereden belli oluyor? Mesela bir restorana gidip yemek yemissem, bir turist olarak yurtdisindan bu parayi getirdigim nerden anlasiliyor (Bir Italyan da ayni sekilde o restoranda gayet yemek yiyebilir). Bu tip harcamalar nasil belirleniyor da, cari acik gibi ekonomik göstergeler hesaplaniyor? Otelde kalmayi anlayabilirim örnegin, orada kaydimiz var. Ama kayitsiz olarak (anonim olarak) ödedigimiz durumlari nasil acikliyoruz?
    Tesekkürler hocam saygilar,
    Oytun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Turizm gelir ve giderleri anketlerle saptanıyor. Gelen turistlere ve Türkiye'den yırtdışına gidenlere örnekleme yoluyla anket uygulanıyor. Oradaki verilere göre mesela gelen İngiliz turistlerin burada ne kadar para harcadığı ortalama olarak bulunuyor sonra gelen İngiliz sayısıyla çarpılıp İngiliz turistlerin ne kadar toplam harcama yaptığı bulunuyor. Aynı şiey diğer ülke turistleri için de yapılıp toplamı alınıyor. Yurtdışına çıkan Türklere de aynı sorular sorulup onların dışarıda ne harcadığı anketle bulunuyor.
      Bu hesaplar hiçbir zaman birebir gerçeği göstermiyor tabii. Arada mutlaka farklar oluyor. Onlar da ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kaleminde yer alıyor.

      Sil
  35. Hocam faizdeki herhangi bir değişimin etkisi ortalama ne kadar sürede ortaya çıkar?Bir de basılan paranın yüzde kaçı ekonomide kalıyordu da kalan kısım tekrar merkez bankasına dönüyordu bu oranı merak ediyorum teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tümüyle ekonominin durumuna bağlı ama ortalama 2 - 6 ay arasında çıkar diyebiliriz. Buna karşılık örneğin kurlar üzerindeki etkisi derhal ortaya çıkıyor. Bunu Ocak ayındaki faiz artırımında yaşadık.
      Basılan paranın kalan ve dönen oranı ile ilgili bir oran bilmiyorum.

      Sil
  36. Hocam, çok alaksız bir soru sormak istiyorum, tecrübenizden ötürü vereceğiniz cevap benim için çok önemli. Lisans programları için bir rehber hazırlamıştınız. Aynı şekilde merak ediyorum: İktisat teorisi ve İktisat politikası doktora programları arasında kaldım... Hepsinin dersleri çok güzel geliyor bana. Lisans eğitimi için yaptığınız karşılaştırmaya benzer bir karşılaştırma yapabilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de iyi. Ama bugünlerde iktisat politikası daha popüler. Teoride değişiklikler geç yansıyacak. Oysa politikada (özellikle de para politikasında) hergün bir şeyler değişiyor ve MB'ler bunları gündeme sokuyor. Ben olsam iktisat politikasında doktora yapardım.

      Sil
  37. Konu ile alakasız ama,Hocam merhaba öncelikle, 2012 tasarruf oranları ile cari açık miktarlarına Dünya Bankasının sitesinden baktım. Avustralya, Belarus, Kanada, Şili, Etüyopya, Fnlandiya, Fransa, Gana, meksika (dah da sayılabilir) gibi ülkelerin tasarruf oranları yüksek ama yine de cari açık vermişler. Büyüme oranları da çok yüksek değil. Bunun sebebi nedir? Örneğin AVUSTRALYA tasarruf oranı 2012 için %25,3 buna rağmen cari açık 65 milyar dolar. Yani ülkenin tasarruf oranı yüksek büyüme oranı da çok yüksek değilse nasıl cari açık oluşuyor anlamadım. Ayrıca, hocam bir de cari açık akım değişken tamam ama, S>I ise bu geçmiş yurt içi tasarruflardan G>T ise bu da yurt içi tasarruflardan borçlanarak karşılanamaz mı? Bunu nasıl ayırt edebiliriz? Yani bu aradaki fark geçmiş tasarruflardan karşılanıp karşılanmadığı....Şimdiden çok teşekkürler.........

    YanıtlaSil
  38. Hocam gıda kaynaklı enflasyon sizce de arzı artıracak politikalarla düşebilir mi?Bu durumda ithal gıda ürünleri yerli ürünlerin üretimini ne boyutta etkiler?Teşekkürler

    YanıtlaSil
  39. 2002 faiz %60 enflasyon %30
    2008 faiz %20 enflasyon %10

    daha konuşacak mısınız ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2014 Ocak TCMB politika faizi % 4,5 enflasyon % 8,5.

      Sil
    2. O Erdem Başçı'nın marifeti :) Şu an faizi %1 yapsa bile enflasyon kolay düşmez, dengeyi bozdular. Sizi Merkez Bankasının başında görmek isteriz hocam ama bu kafayla değil...

      Sil
  40. Hocam kusura bakmayın konuyu anlamak için yazıyorum:
    İlk bölümde "talep enflasyonu olduğunda faiz enflasyona sebeptir" şeklinde anlaşılıyor
    Ama yazının sonunda şu bölümde ise talep enflasyonu ağırlıklı olmasına rağmen neden enflasyon faize sebep oluyor?
    "Buna karşılık ağırlık talep enflasyonunda. Zaten bu iki enflasyon türü birbirini besleyen bir yapıya sahip, yani net çizgilerle ayrılması ve net bir biçimde ölçülüp ayrıştırılması da tam olarak mümkün değil. Dolayısıyla enflasyon daha çok sebep olarak etki yapıyor. "

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...