12 Ekim 2014 Pazar

Çin, ABD'yi Geçti

Küresel Sistemin Görünümü
Önce küresel sistemin görünümüne bir göz atalım.

2013
Sayı
GSYH Payı (SAGP, %)
İhracat Payı (%)
Nüfus Payı (%)
Toplam Ekonomi
189
100,0
100,0
100,0
Gelişmiş Ekonomiler
36
43,6
61,2
14,7
     ABD

16,4
9,9
4,5
     Euro Blg

12,3
24,8
4,7
     Japonya

4,6
3,6
1,8
Gelişen Ekonomiler
153
56,4
38,8
85,3
     Çin

15,8
10,2
19,4
     Hindistan

6,6
2,0
17,7
     Rusya

3,4
2,6
2,0
     Brezilya

3,0
1,2
2,9
     Türkiye

1,4
1,0
1,1

Tablo bize 189 ülkenin 36’sının gelişmiş, 153’ünün gelişme yolunda olduğunu söylüyor. 36 geliş miş ülke dünya nüfusunun yüzde 14,7’sini, 153 gelişme yolundaki ülke ise dünya nüfusunun yüzde 85,3’ünü oluşturuyor. Tablo, 36 gelişmiş ülkenin dünya GSYH’sının yüzde 43,6’sını, 153 gelişme yolundaki ülkenin ise dünya GSYH’sının yüzde 56,4’ünü yarattığını gösteriyor. Dünyada yapılan toplam ihracatın yüzde 61,’’si bu 36 gelişmiş ülke tarafından yapılırken yalnızca yüzde 38,8’i 153 gelişme yolundaki ülke tarafından yapılıyor.

Amerikalılar, dünya nüfusunda yüzde 4,5’luk paya sahip olduğu halde dünya gelirinden yüzde 16,4 pay alıyorlar. Dünyanın en yüksek nüfusa sahip ekonomisi Çin, nüfusun yüzde 19,4’ünü barındırırken gelirden yüzde 15,8 oranında pay alıyor. Hindistan, nüfusun yüzde 17,7’sine sahip ama gelirden sadece yüzde 6,6 pay alabiliyor. Tabloda en adil görünüme sahip ekonomi olarak Türkiye görünüyor. 

2014’de Çin, ABD’yi SAGP’ye Göre Hesaplanan GSYH Büyüklüğünde Geçiyor
Şimdi gelelim 2014 tahminlerine.

2014
GSYH (milyar USD, cari fiyatlarla)
GSYH (milyar USD, SAGP)
Kişi başına gelir (Cari fiyatlarla, USD)
Kişi başına gelir (SAGP, USD)
ABD
17.416
17.416
54.678
54.678
Çin
10.355
17.632
7.572
12.893
Japonya
4.770
4.788
37.539
37.683
Almanya
3.820
3.621
47.200
44.741
Türkiye
813
1.512
10.518
19.556

(Bu tabloda sayıların yer aldığı 1 ve 3. sütunlarda yer alan sayılar cari fiyatlarla, yani ölçüldüğü anda geçerli olan fiyatlarla, 2 ve 4. sütunlarda yer alan sayılar ise satınalma gücü paritesine (SAGP) hesaplanmış sayılardır. ABD, karşılaştırmalara esas alınan doların sahibi olduğu için orası baz alınmakta ve dolayısıyla ABD’de cari fiyatlar, satınalma gücü paritesine eşit kabul edilmektedir.).

Cari fiyatlarla GSYH büyüklüğü olarak ABD en yakın rakibi Çin’in yaklaşık 7 trilyon dolar önünde bulunuyor. Buna karşılık SAGP’ne göre Çin, ABD’nin önüne geçmiş görünüyor. Bu durum ilk kez ortaya çıkıyor. Yani ABD, ilk kez SAGP ile ölçülen GSYH hesabında Çin’in gerisine düşüyor. Hiç kuşkusuz bir ekonominin zenginliğini ölçmekte GSYH büyüklüğü kadar, hatta ondan daha fazla, kişi başına gelir büyüklüğü de önemli. ABD ile Çin arasında gerek cari fiyatlarla gerekse SAGP ile kişi başına gelirde büyük fark var.

SAGP hesabı Japonya’yı hiç etkilemezken Almanya’yı olumsuz yönde etkiliyor. SAGP ile yapılan hesaplamaya bakılırsa sayıları en fazla fark eden ülke Türkiye. 813 milyar olan cari fiyatlarla GSYH’sı SAGP ile 1,5 trilyon doların üzerine çıkıyor. Benzer bir durum cari fiyatlarla 10.518 dolar olan kişi başına gelirin, SAGP ile 19.556 dolara yükselmesinde görülüyor.   

Geleceğe yönelik olarak yapılan bazı tahminler, Çin’in önümüzdeki çeyrek yüzyıl içinde cari fiyatlarla GSYH büyüklüğünde ABD’yi geçeceği üzerine kuruluydu. 2014 yılında Çin, ABD’yi SAGP ile GSYH büyüklüğünde geçiyorsa o tahminler de gerçekleşebilecek demektir. Buna karşılık benzer tahminler bir zamanlar hızla büyüyen Japonya için de yapılıyordu. Yaklaşık çeyrek yüzyıl önce durgunluk içine giren Japonya orada takıldı kaldı. Büyüme hızının son dönemde yavaşlaması Çin’in, ABD’yi geçip geçmeyeceği tartışmalarının yanında Japon sendromuna yakalanıp yakalanmayacağı tartışmalarını da gündeme getiriyor. 

72 yorum:

  1. http://www.msn.com/tr-tr/finans/ekonomiveis/enflasyonu-makul-oranlara-%C3%A7ekmek-%C3%B6nceli%C4%9Fimiz/ar-BB8QMg0

    Başbakan Yardımcısı Babacan, Yüzde 9’larda dolaşan bir enflasyon Türkiye için hayırlı olmaz. Bundan sonraki dönemde enflasyonu daha makul oranlara çekmek birinci önceliğimiz" dedi.
    Buradan anlaşılan hocam fed faiz artırımına gitmezse cari açık artıp büyüme artacak, faiz faizi arttırırsa görünen de bu zaten cari açık düşüp büyüme düşecek değil mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed faiz artırımına gitmezse diye bir seçenek sanırım yok. Fed'in faiz artırımına ne zaman gideceği sorusu var. Fed'in faiz artırımına erken gitmesi bizdeki sorunları daha erken, geç gitmesi bizdeki sorunları biraz daha geç su yüzüne çıkaracak.

      Sil
  2. yaziniza saglik , mahfi hocam , ntv yayinlari para kitabini almayi dusunuyorum tavsiye eder misiniz , edebileceginiz baska kaynaklarda olursa sevinirim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para kitabı iyi bir kitap. Frederic Mishkin'in Para Politikası Stratejisi adlı kitabını (Efil yayınları) da tavsiye ederim.

      Sil
  3. Hocam merhaba,

    Tam da Wallerstein'ın ABD'nin ekonomik konumunun zayıflayacağına ilişkin öngörülerini okuyordum ki yazınız ile karşılaştım. (Liberalizmden Sonra, Metis,2012, s.33-51.) (kitabın ingilizce 1. basım yılı:1995)

    Bu vesileyle Wallerstein'in bu kitabında bahsi geçen öngörülerine ilişkin varsa yorumlarınızı görmek isteriz.

    Saygılar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Wallerstein'in kitaplarında öne sürdüğü özgün ve ilginç tezler benim de ilgimi çekiyor. Çoğunu doğru buluyorum.

      Sil
  4. hocam türkiyede cari açığın arttığı zamanlar enflasyon düşmüş, cari açığın azaldığı zamanlar enflasyon artmış mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tesadüfen denk gelen bazı paralelliklerden bu sonuca varmak mümkün değil.

      Sil
  5. Hocam merhabalar toplam ekonomi 189 mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. IMF üyesi ekonomi sayısı 188 IMF onlar için tahmin yapıyor.

      Sil
  6. Çin'in imalat sanayi ABD'nin imalat sanayisini 2009 yılında geçmişti. 2013 sonunda fark açıldı, Çin'in imalat sanayi 3 trilyon dolar, ABD'ninki 1,6 trilyon dolar oldu. aslında asıl dengesizlik burada.
    Çin sanki 1980'lerin Japonya'sından biraz daha avantajlı. Japonya'nın 1990 yılında toplam borç/GSYH oranı %390 imiş. Çin'in toplam borç/GSYH oranı şu sıralar %250'lerde. ama önemli olan gelişmişlik ve bu alanda Çin'in kat etmesi gereken çok yol var.

    YanıtlaSil
  7. hocam fed sanırım faiz artırımından çekiniyor değil mi enflasyonun çok az olmasından çekiniyor. bu durumda fed de faiz artırımı konusunda biraz da kafası karışık diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed, ABD dışındaki ekonomileri de kolladığı için faiz artırımına hemen başlayamıyor.

      Sil
    2. Avrupa faizleri düşürüp parasal genişleme yaparken Fed faizleri artırırsa euro-dolar paritesi 1,10'lara geriler. yani 1,30'lara göre amerikan malları avrupa mallarına göre %20 pahalı hale gelir. avrupanın malları kaliteli olduğu için amerikan mallarını rahatlıkla ikame edebilir. o zaman amerikan firmaları fiyat kırmak zorunda kalır. fiyat kırdıkları zaman karlar düşer. karlar düşünce yatırımlar azalır. işe alımlar durdurulur veya azaltılır. işin ucunda bunlar var.

      Sil
  8. ilk tablodaki veriler de SAGP'ye göre mi oluşturuldu? çünkü cari fiyatlarla Türkiye'nin dünya GSYH'sinden aldığı pay %1,1 SAGP'ye göre daha fazla olması gerekiyor. eğer ilk tablo cari fiyatlara göre oluşturulduysa Çin'in payı %12,7 ABD'ninki %22,4 olmalıydı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1,8 de biraz fazla oldu. IMF verilerine göre 1,4

      Sil
    2. İlk tablo SAGP'ye göre. Türkiye'nin SAGP'ye göre payında hata olmuş 1,7 olacak, düzelttim, teşekkürler.

      Sil
    3. Türkiye'nin SAGP GSYH'sı 1,44 trilyon USD, Dünya SAGP GSYH'sı ise 87,2 trilyon USD dolayısıyla yüzde 1,65 ediyor (kabaca 1,7)

      Sil
    4. IMF'nin datasına tekrar baktım. Türkiye'nin GSYH'si 1,44 trilyon dolar, dünya toplamı 101,9 trilyon dolar. oran olarak %1,4 ayrıca "GDP based on PPP, share of world total" diye bir veri var. orada da Türkiye'nin payı %1,416 gözüküyor.

      Sil
    5. Haklısınız. Ben de bu 87,2 trilyon doları aslında yine IMF'nin başka bir veri setinden aldım ama asıl sette 101,9. Bir kez daha düzeltiyorum, teşekkürler.

      Sil
  9. Hocam sizden birşey rica edeceğim. Bundan sonraki yazınızı "ekonomik verileri internet üzerinden hangi kanallar vasıtası ile derleyebiliriz" konusuna ayırırsanız çok faydalı bir iş yapmış olursunuz. Yalnız bu yazı "IMF, Worldbank, Tüik, TCMB den alıyorum" şeklinde genel değil de daha spesifik olursa faydalı olur kanaatindeyim. Özellikle Türkiye ile alakalı verileri ve grafikleri hangi "online" kaynaklardan hızlı ve derli-toplu bir şekilde temin edebileceğimizi açıklamanız eminim birçok okurunuza çok çok faydalı olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de böyle bir yazı yazalım, tamam.

      Sil
    2. Çok teşekkürler hocam. Açıkcası sizin için hiçbir maddi getirisi olmamasına rağmen böyle çok faydalı bir blog'a emek harcadığınız için size ne kadar teşekkür edilse azdır. Ben şahsen genç bir akademisyen olarak Tübitak'ın hiçbir işe yaramayan saçmasapan projelere ne kadar finansman ayırdığını görünce içimde "keşke o paraların bir kısmı sizin gibi gençlerimize birşeyler öğreten insanlara aktarılsa" duygusu oluşuyor. Aslında benim de bir süredir aklımda bu sizin yaptığınıza benzer bir blog sayfası oluşturmak vardı ama iş güç arasında bir türlü yapamadım. Yapmamam da isabet olmuş aslında; şu aşamadan ben sizin tecrübe ve bilgi birikiminize sahip değilim. Ama ileride belki bu işi sizden devralırım :)

      Sil
    3. yurtdışı veriler için 2 güzel kaynak var.
      - ilki IMF World Outlook Database (http://www.imf.org/external/pubs/ft/weo/2014/02/weodata/download.aspx) ülkelerin GSYH, tasarruf, kamu borcu, bütçe dengesi, yatırım, işsizlik, cari denge, enflasyon, nüfus gibi verileri toplu halde bulunuyor.
      - ikincisi tradingeconomics.com sitesi. bu sitede dünya ekonomileri hakkında çok daha detaylı bilgiler var.
      - Türkiye ile ilgili en derli toplu veriler TCMB'nin evds.tcmb.gov.tr sitesinden edinilebilir. istihdam ve sanayi üretimi verisi ise TÜİK'ten alınsa daha iyi olur. TÜİK'in ana sayfasına girdiğinizde en sağdaki göstergeleri seçince yeni bir sayfa açılıyor. açılan sayfanın en aşağısında Excel dosyaları var. oradan detaylara ulaşabilirsiniz.

      Sil
  10. merhaba hocam ,bu yazinizdan uzak bir yazi olucak benimkisi ,ben sizin reform illuzyonu ve baska yazilarinizdaki egitim sorununu yasamis biriyim . 2006 yilinda, istanbulda bulunan devlet universitesi olan iyi bir universitede , iyi bir puanla maliye bolumunu kazandim duz liseden mezun olmus biri olarak ve emekli ailenin 2 cocugundan 17 yasinda olan bir kiz cocugu iken pek de planli programli biri degildim. ailem universiteyi kazan gerisini dusunme diyerek calisma azmi yaratti bende universite sinavi icin sonrasinda ne universite ogretmenlerim ne de yakinimda olan insanlar bana universiteden mezun olduktan sonrasi icin bilgi vermedi bende universiteyi bitiriyim gerisi kendiliginden gelir diye dusundum hic te oyle olmadi bitirdikten sonra anladim ki ben cok bos bitirmisim yazili sinavlarindan cok iyi not almami saglayan ders calismalarim hic bir ise yaramazmis , bilgisiz mezun olmak hem kendimden kaynaklanan hemde egitimimi tamamlamami saglayan egitimcilerin ogrettiklerinden kaynaklanan bir durummus nurkse'nin kisir dongusu ben ve benim gibi olan tum ogrenciler icin uyarlanirsa bizi en iyi tanimlayan kuram olurmus :) kendime kizma nedenim ise ;kendimi alis harikalar diyarindaymis gibi hissederek okulu bitirmemdi , universite sinavinin verdigi yogun stresi universite de tatildeymis gibi gecirerek atmaya calismak en buyuk hatalarimdan biriymis ama hayatimda yasadigim en guzel 4 yil idi okulumuzun yaz ayinda acilan sosyal tesisleri ,uzun ve pek de gerekli olmayan sohpet havasindaki yazimin ardindan hocam iktisat dersini sifirdan baslayarak cok iyi ogrenmek istiyorum bunun icin onerebileceginiz kaynaklara simdiden mutesekkirim [yazimdaki bazi harfleri bilgisayarimin bozuk olmasindan dolayi kullanamiyorum ve harflerin dogru kullanilmasi yazi da bana gore saygi demektir saygida kusur etmek istemem, harflerimdeki hatalar icin ozur dilerim ]

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu anlattıklarınız pek çok üniversite mezunu arkadaşımızın ortak sorunu. Lisede üniversite hazırlığına öylesine kapılıyorlar ki üniversiteye girince her şeyin bittiğini sanıyorlar. Oysa herşey o zaman başlıyor.

      Size kendi kitaplarımı önereyim: Örneklerle Kolay Ekonomiyi öncelikle okuyun. Bunu iki günde bitireceğinizi umuyorum. Ardından Ekonomi Politikasını okuyun. Bunu da bir haftaya kalmadan bitirirsiniz. Sonra Makroekonomiyi okuyun. Bu, biraz daha fazla zamanınızı alır. Üzerinde durarak, anlamadığınız yeri bir kez daha okuyarak tamamlayın. Bu üç kitabı okuduğunuz zaman ekonomi konusunda birçok sorunu çözmüş güncel olanaları izleyebilir durumda bulursunuz kendinizi. Sonra bu blogdaki yazıları en baştan başlayıp okuyun. Eğer mikroekonomiyi de iyice öğrenmek isterseniz Erdal Ünsal'ın Mikroekonomi kitabını okuyun. Bu dediklerimi yaklaşık 3 - 4 ay içinde bitirmeniz gerekiyor. Bitirdiğiniz zaman birçok konuyu rahatlıkla izler ve hatta yorum yapar olarak bulursunuz kendinizi.

      Sil
    2. Hocam bende iktisat öğrencisiyim şu an hazırlık okuyorum. Elimde Temel Ekonomi (Tümay Ertek) diye bir kitap var onun çoğunu okudum. Bir de Makro Ekonomi diye sınavlara hazırlık kitabı var bu iki kitabı baya inceledim. Sorum şu bundan sonra hangi aşamadan devam edeyim. Yoksa 1.sınıfa kadar bekleyeyim mi?

      İlgi alanlarım sermaye hareketleri, ekonomi teorileri, verilerin analizi vb bunlar ekonominin alt dallarından hangisine daha yakın ?
      Şimdiden Saygılarımla Teşekkürler

      Sil
    3. Siz biraz önden gitmişsiniz ve çok iyi yapmışsınız. Tümay Ertek'in kitapları iktisada giriş için iyi tercihler. Bu arada benim Örneklerle Kolay Ekonomi kitabımı okuyabilirsiniz. Bu blogu da izlediğinize göre siz doğru olanı yapıyorsunuz demektir. Bir son tavsiye. Kendi sınıfınızda okutulan kitaplar düzeyinde olan (örneğin intermediate makroekonomi) ve ABD üniversitelerinde okutulan kitapları da okumaya çalışın. Kendi kitabınızı 3 kez okuyacağınıza üç ayrı kitabı okuyun. Çok daha fazla bilgi sahibi olacaksınız. Ben öğrenciyken öyle yapmış ve yararını çok görmüştüm.

      Sil
  11. Hocam insaat sektoru onder sektor olabilirmi dusunceleriniz nelerdir bununla ilgili yaziniz varmi yardimci olursaniz sevinirm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşaat sektörü önder sektör olursa ekonomi pek bir yere gitmez. Asıl olan imalat sanayisinin önder olması. Çünkü orada yapılan diyelim ki bir torna tezgahı kendisi üretim olduğu gibi sonraki aşamada onunla da üretim yapılabiliyor. Oysa inşaat yapıldı mı bir sefer üretim olur.

      Sil
    2. Hocam sadece insaatla buyuyen bir ekonomi nereye kadar buyuruz ve bu konut balonu patlarmi hukumetin bu politikayla 2023 hedefini gerceklestirmesi mumkunmu

      Sil
    3. Hocam sadece insaat sektoruyle buyuyen ekonomimiz nereye kadar buyur bu konut balonu patlarmi ve iktidar 2023 hedefine sadece insaatla gidebilirmi

      Sil
    4. Orta Gelir Tuzağı bir araştırın Cevdet Bey.

      Sil
  12. blogunuzdaki tum yazilarinizi okudum ,hatta okudugum yazilarinizdan bilmedigim ve ogrendigim konular da oldu , kurlarla ilgili aciklamalariniz anlamakta zorlandigim yerleri anlamami sagladi, bir kere daha blogunuzdaki yazilari verdiginiz oneri sirasiyla okuyacagim onerilerinizi en kisa zamanda alip okuyacagim cok tesekkur ederim. Telafi edilmis talep egrisi gibi eksiklerimi de telafi edebilirim kisa surede umarim saglicakla kalin yazilarinizda gorusmek uzere :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kolay gelsin, başarılar.

      Sil
    2. Peki gelismis bir ekonominin gelismekte olan bir ekonomi hizinda buyumesi mumkun mu eger mumkun degilde bu demektir ki Cin daha uzun yillar yuksek buyume hizlari kaydecektir gibi gorunuyor

      Sil
    3. Gelişmiş ekonomilerin gelişmekte olan ekonomiler kadar hızlı büyümesi olağan bir şey değil. Çünkü belirli bir büyüklüğe erişilince artık ekonomiyi o kadar hızlı büyütmek mümkün olmuyor. Bununla birlikte gelişmekte olan bir ekonominin hızlı büyürken de takılıp hızını kaybetmesi mümkün.

      Sil
  13. Hocam issizlik azaliyor milli gelir artiyor artiyor sonra daha cok sonra ne oluyor da tekrar issizlik artiyor sanal kesimin reel kesimi gecmesi mi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen ekonomi eni bir organizasyonla büyür. Sonra yapılması gereken reformlar, düzenlemeler yapılmadığı için hızı kesilir. O zaman da işsizlik artar. Bakınız Türkiye'nin son 12 yılı.

      Sil
    2. Hocam en buyuk reform hukuk alaninda yapilmaliydi. Turkiye de is yapmak cok zorlasti. Gun gectikce daha da kotu oluyor. Para tahsilati cok buyuk dert. Her an dolandirilma tehlikesi altindasiniz. Paranizi tahsil edemezseniz gidebiliceginiz tek yer mahkeme. Orada da isler cok yavas ilerliyor. Sonuc almak icin yillar geciyor. O sure sonunda karara baglansa bile ilgili kisi genellikle ortadan kayboluyor yada mal kaciriyor. Maalesef bunu cogunlukla icra edenler ise dindarim diyen kesim. Memlekette dinsiz dindarla karisti. Dunun baldiri ciplak gezenleri bugun sozde ticaret yapip adam carpiyor. Eskiden soz senetti. Bugun yazili senedin bile anlami yok. Icra daireleri dosya dolu. Bu toplumu hukuksuzluk daha da kemirecek. Yapisal reform ilk olarak hukuktan baslamali. Kanunlar duzgun uygulanirsa her turlu sorun cabucak hallolur. Ticaret daha temiz olur. Yeni buluslar sayesinde ihracat cesitliligimizi artiririz. Trafik sorunumuz bile cozulur. Aynen dediginiz gibi insaat bir yerde durur ama IPHONE 20-30-50-100 e kadar gider.

      Sil
    3. En büyük reform eğitim alanında yapılmalı. Çünkü yeterli ve doğru eğitimi veremezseniz dünyanın en iyi yasalarını da getirseniz uygulatamazsınız.

      Sil
  14. Hocam bu fedin faizi yukselticek diye lanse ettigi bizdeki politika faizi mi yoksa devlet tahvil faizi midir yoksa gosterge faiz mi hocam

    YanıtlaSil
  15. hocam ben ppp'den ziyade nominal hsaplamadan yanayım. nominal, toplam ekonomik aktivitenin hacmini yansıtmıyor olabilir doğrudur ama ppp de her neyse o mal ve hizmetin kalitesi hakkında bir fikir vermiyor. hal böyle olunca nijerya, hindistan, kısmen türkiye ve görece çin gibi "çavuş ekonomiler" üst sıralara yükseliyorlar. nüfusu ve/veya yüzölçümü fazla olan bir coğrafyanın büyük olması kadar doğal birşey olamaz. kur sabitleyip nominal hesaplama yapmanın en sağlıklı olduğunu düşünüyorum ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uluslararası karşılaştırmalar konusunda ben de aynı fikirdeyim. PPP hesabı bence gelişmiş ekonomilerin, gelişmekte olanları kandırmak ve onlara kendilerini iyi hissettirmek için uydurdukları bir gösterge diye düşünüyorum.

      Sil
    2. neden öyle birşey yapmak istesinler ki, daha çok tüketmeye teşvik etmek için mi?

      bence büyük sermayenin asıl sorunu bu -reel sektörde yapacak iş bulamayınca millete borç verip çarkı döndertmeye çalışıyorlar. veya %1'in parasını meydanda dağıtsan bile birşey değişmez, tepedekilerin suçu da değil, bu lokomotif(global ekonomi) 7 milyar insanı çekmez. belki boş laf ama insan düşünmeden edemiyor...

      Sil
  16. Hocam yazı için teşekkür ederim. Geçenlerde Kenneth Rogoff'un Çin için kaleme aldığı bir yazıyı okudum. Pek de iç açıcı değildi. Çin günden güne yavaşlama eğiliminde. Yazının linkini paylaşmak iserim. http://www.project-syndicate.org/commentary/questioning-chinese-economic-climate-by-kenneth-rogoff-2014-10

    YanıtlaSil
  17. Evet ama Cin in buyume suresince arada dalgalanmalar yasamasi normaldir ,dogaldir

    YanıtlaSil
  18. Metinde Sagp ' ne göre 4. Ve 5. Sütun demissiniz 2 ve 4 diyecektiiz heralde, degil mi?

    YanıtlaSil
  19. Hocam, yarın (15 Ekim) TÜİK, işsizlik & istihdam oranlarını yayınlayacak.

    Sizin tahmininiz ne yönde olur? Ve, herhangi bir siyasi yapıya eğilim göstermeden soruyoruz, TÜİK'in yayınladığı bu oranlar tam manasıyla gerçeği mi yansıtıyor?

    Son olarak hocam, televizyona da çıktığınızı yeni öğrendik. Sizi en son eko-diyalog da takip ediyorduk. Program bitince sadece üniversiteye devam ettiğinizi düşünmüştük.

    İ.İ.B.F.'lilerin sorunları gittikçe büyüyor hocam! Hani size sık sık soruyorlar ya, bir emlak balonu var mı, varsa ne zaman patlar, diye. Asıl balon tüm ülke tarafından İ.İ.B.F.'liler üzerinde büyütülüyor, ve patlarsa, toparlaması o kadar kolay olmayacak hocam!

    Bu çok hızlı büyüyen İ.İ.B.F. balonunu, ne FED'in erken veya geç faiz arttırımına gitmesi kurtarabilir, ne TCMB'nin 1 haftalık repo faizini yükseltip alçaltması kurtarabilir, ne hükümetin (özellikle kalkınma bakanı Cevdet Yılmaz'ın) açıklamak için bekleyip durduğu 1250 maddelik eylem planı kurtarabilir!

    OVP açıklandığı zaman, yanılmıyorsak Dünya gazetesinde köşe yazarlığı yapan bir gazeteci şuna benzer bir saptama yapmıştı: Bu ülkede yanlış giden, bilerek unutulan, unutturulan, görmezden gelinen sorunlar yavaş yavaş baş göstermeye başlayınca ortaya attığımız çözüm önerilerini öyle cafcaflı bir şekilde pazarlama gayreti içindeyiz ki, 25 ana başlık ve 1250 alt başlıklı bir eylem planı hazırladık diye diye röportajlar verirken, 'adamlar ne kadar da ince eleyip sık dokumuşlar baksanıza, 1250 tane maddeden bahsettiklerine göre derslerine iyi çalışmışlar, ve sorunları şıp diye bir çırpıda çözüverecekler' gibi boş hayaller yaratmakta üstümüze yok!

    Sizden isteğimiz, sabah yaptığınız programların birinin TAMAMINI veya en azından bir programın yarısını İ.İ.B.F.'lilerin sorunlarına ayırır mısınız hocam?

    Eğer böyle bir program yaparsanız biz bir şekilde onun videosunu edinir, hak arayışımızda önemli bir basamak, önemli bir destek olarak kullanmak istiyoruz!

    Cevabınızı bekliyoruz hocam...

    Saygılarımızla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İİBF sorunu ile ilgili yazı yazdım, tweet attım, yorum yaptım, tv programında bir kaç kez dile getirdim. Ama bizim programımız böyle bir program değil. Biz makroekonomik konuları konuşuyoruz.

      Sil
    2. Mikro yu da ihmal etmezsiniz değil mi?

      Yazdığınız cevaptan size bu konu hakkında çok fazla 'duyuru yapar mısınız?' talebi geldiği gayet iyi anlaşılıyor hocam...

      Sizin gitgide büyüyen bir sorunu tek başınıza sırtlamanızı tabii ki beklemiyoruz...

      Sizden ricamız şu: Bir adet A4 kağıdın yarısına büyük puntolarla, 'İşsizlik sorununu, özellikle İ.İ.B.F. mezunlarının istihdam edilmesini görmezden gelmeyelim!' yazısını printer dan çıkarıp, bu kağıdı ortadan katlayıp, tv de programınız başladığında kameranın kadrajında sürekli görüntülenecek şekilde, su/meşrubat içtiğiniz bardağa yaslayarak desteğinizi sürdürür müsünüz?

      Yukarıda sizden istirham ettiğimiz hatırlatma desteğinizi HER PROGRAMINIZDA yapmanıza, emin olunuz hocam, stüdyodaki reji karşı çıkmayacaktır ve konuştuğunuz makroekonomik konulara halel gelmeyecektir...

      Her ne kadar iktisat alanında bir üstad, bir öğretim görevlisi olsanız da, positioning kavramının pazarlama alanı içinde ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu siz de iyi bilirsiniz!

      Bu nedenle, sadece şahsınızı veya bütün iktisatçılar alemini değil, bir ülkenin bugününü, geleceğini ilgilendiren, tehlikeli boyutlara ulaşmış bir konu hakkında, yukarıda bahsettiğimiz hatırlatma desteğini her programınızda yapar mısınız hocam?

      Cevabınızı bekliyoruz...

      Saygılarımızla...

      Sil
  20. Hocam dünyanın GSyh sı kaç bilmiyorum ama Sizin basitleştirdiğiniz ve dünyayı bir köy olarak ve GSyh nı da 100$ olarak kabul ettiğiniz örnekle alakalı bir sorum olacaktı ;burada dünyanın geliri 100 $ derken dünyada Ki para miktarını 100 $ olarak düşünmeyeceğiz değil mi hocam ? Yani bu Köyde 100$ dan daha az para vardır bu paralar da mal ve hizmete konu olarak ve elden ele geçip harcanarak 100$ lık bir işlem yaratmış gibi mi düşüneceğiz ? Tam emin olmadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 100 $ diye basitleştirdiğimiz gelir 1 yılda o köyde yaratılan gelirin tamamı.
      GSYH hesabında biliyorsunuz:
      Gelir = Nihai Üretim = Harcamalar Toplamı

      Sil
  21. Yeni yüz yılın ilk çeyreğinde, Çin ABD yi ekonomik olarak yakalayıp geçecektir.
    Yeni yüz yılın ikinci çeyreğinde ise, Çin ABD yi askeri olarak da yakalayıp geçecektir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görünüş öyle. Ama aynı şeyler eski yüzyılda Japonya için de söyleniyordu.

      Sil
    2. Japonya nin rakibi Almanya ydi onu da gecmeye basardi buyume surecleri dalgaladir bu da Cin bu surecte duraksamalar yasamadi da dogaldir bunu Amerikalilarin kendileri soyluyor

      Sil
  22. mahfi bey,
    cumhurbaşkanlığı bütçesinden ne gibi harcamalar yapılabilir... aydınlatabilir misiniz bizi. saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her idarenin bütçesinden yapılan harcamalar gibi. Personel ücretleri , sigortalar, bina bakım, onarımı. Aydınlatma, ısıtma, arabaların bakımı, uçağın masrafları vs. Bunlara ek olarak şimdi bir de AOÇ'de inşa edilen bina eklendi sanırım. Cumhurbaşkanlığı bütçesinden ayrıca binada yenilen içilen yemekler de ödeniyor. Ayrıca yabancı konuklara verilen ziyafetler, onların ağırlanması vs.

      Sil
  23. Hocam Merhaba,

    Konuyla pek alakası yok biraz da özel ama size bir soru sormak istiyorum. Gayrimenkul değerleme uzmanlığı hakkında bilginiz var mıdır? Nasıl bir meslektir? Türkiye de ki geleceği hakkında bilginiz var ise bizi aydınlatabilir misiniz?

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda çok genel bilgiler dışında bir bilgim yok ne yazık ki.

      Sil
  24. Hocam lafı dolandırmadan soruyorum. Ara sıra kendi kendinize şunu dediğiniz oluyor mu?

    Şu ekonomik kriz bir an önce çıksa da, ülke düzlüğe ulaşmak için hamleler yapmaya başlasa artık! Görülen o ki mevcut durumda pinekleye pinekleye hiç kimsenin bir şey yapacağı yok!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün samimiyetimle söylüyorum böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmiyorum. Ben, kamu kesiminde görevliyken 2 büyük ve birkaç küçük kriz yaşadım. Özel kesimde görevliyken de 2001 krizini yaşadım. Ekonomik krizin ne olduğunu iyi bilirim. Krize umut bağlamak "uçurumdan atlayalım bakalım belki uçabiliriz" demek kadar abes bir şey.

      Sil
    2. Hear, hear!

      Sil
  25. Mahfi Hocam her yazınızı ve yorumlarınızı okumak gerçekten çok keyifli çevremdekilere sizden bahsedip okumalarını tavsiye ediyorum.
    Benim merak ettiğim bir konu var; Osmanlı Devleti'nin ekonomik gücününün, ekonomik göstergelerinin, ne boyutta olduğu özellikle en güçlü olduğu 16.yy'da nasıl bir ekonomik güce sahipti ? Günümüzdeki ABD'nin ekonomisi kadar o dönemde etkin bir güce sahip miydi ?

    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Ne yazık ki elimizde bu tür ayrıntılı veriler yok. Osmanlıda sanayi sayımları var oralardan bir şeyler çıkarılması mümkün. Bir de Angus Maddison'un yaptığı hesaplamalar var. Ben onlara dayanarak Kanuni döneminde Osmanlı'nın gücü ile ilgili bir şeyler yazıyordum yarım bıraktım. Şimdi bu sizin sorunuzdan sonra dönüp onu tamamlayıp yayınlarım.

      Sil
    2. http://www.businessinsider.com/mckinsey-worlds-economic-center-of-gravity-2012-6

      Burada dünyanın ekonomik ağırlık merkezi gösterilmiş, gdp değişimlerini gösteren bir link daha var. tarih boyu nüfus ve yüzölçümü nedeniyle çin doğal olarak açık ara lider götürmüş ta ki 19yy'a kadar. Sanayi devrimiyle beraber Avrupa ve Kuzey Amerika dünyanın kalanına muazzam fark atmışlar. Asya ekonomilerinin büyümesiyle bu trendin daha hızlı bir şekilde tersine döndüğü görülüyor.

      Kanuni dönemine(16yy'ın ilk yarısı) gelirsen benimki de sallamasyon olacak ama şöyle bir tahminim var: avrupanın en büyük ekonomileri habsburglar(ispanya+avusturya+bilimum almanlar)>osmanlı>fransa>rusya?>diger>portekiz>...

      ekonomik güç ve askeri güç/politik güç tabi ki farklı şeyler. o dönemde osmanlı bir süpergüç(zamanın teknolojisiyle) ve karada öttürüyor olabilir ama tarihin ilk global imparatorluğu ispanya idi. amerika kıtasından çıkan gümüşleri yükleyen ispanya, osmanlı ve protestanlarla savaşmak için kamu harcamalarını arttırdı(piyasa karşılıksız para saçtı) ve yüzyılın sonunda enflasyondan iflas etti. aynı yüzyılın sonunda hollandanın(ve daha sonra ingilterenin) dünya ticaretinde lider olması kapitalizm tarihi açısından ilginçtir. osmanlıya ne olduğunu ise hepimiz biliyoruz. 16.yy ın sonunda duraklamaya başladı ve sanayi devrimiyle de beraber ekonomisi maalesef çuvalladı...

      Sil
  26. hocam yazı için teşekkürler elinize sağlık. Ben de çeşitli organizasyonlar yönettim. Harcadığınız emek ve para ile orantılı en yüksek verimi eğitimle alıyorsunuz. Ben sağlık sektöründeyim. Sağlık ta önemli ancak eğitim olmadan başarı sınırlı kalıyor. Bir de sorum olacak. Emlak alan kişilerin uzunyıllar borç ödediği düşünülürse, diğer tüketim ve hizmet alımlarını azalttığı ve ötelediği gerçeği ekonomiyi olumsuz etkiler mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Emlak alan kişi uzun yıllar borç ödese de bankaya yaptığı her ödeme yeni bir kredi olarak başkasına gideceği için bu kez o kişinin harcamasına dönüşür.

      Sil
  27. Hocam merhaba,
    Daron Acemoğlu, Çin'in büyümesinin sömürücü kurumlara dayandığını, yaratıcı yıkımla yüzleşmediğini ve siyasal bağlamda da kapsayıcı bir yapı kurulamadığı için sürdürülebilir olmadığını savunuyor ve Sovyet benzeri bir büyüme olduğundan bahsediyor. Ne kadarına katılırsınız?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...