5 Mart 2015 Perşembe

Faiz Enflasyonun Nedenidir Teorisi

1993 yılsonu itibariyle Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 6,7, kamu borç stoku + özel kesim dış borç stokunun GSYH’ya oranı yüzde 80, enflasyon oranı (TÜFE) yüzde 71, cari açığı yüzde 3,2 idi. Ekonomi yüzde 7,9 gibi yüksek bir büyüme oranı yakalamıştı. Hazinenin iç borçlanma faiz oranları yüzde 75 ile 80 arasında değişiyordu. USD kuru 14.458 TL idi. Ekonomi, o dönemde geçerli olan ‘bütçe açıkları ve kamu borçlanması yoluyla büyüme’ modeline göre büyüyordu. Buna karşılık, bugün için düşük gibi görünen cari açık oranı, 1980 yılından o yıla kadarki en yüksek düzeyine çıkmıştı.   
1993 yılının son aylarına doğru zamanın Başbakanı “yüksek faiz enflasyonun nedenidir” diye bir teori ortaya atmış ve çok sayıda destekleyici bulmuştu. Aslında destekleyenlerin önemli bir bölümü bu teorinin doğruluğuna inanmıyordu, ama kimisi borçları nedeniyle faiz düşüşünün lehine olacağını düşündüğünden, kimisi de çaresizlikten tezi destekliyor görünüyordu. Bu teorisini yaşama geçirip enflasyonu düşürmek isteyen Başbakan yüksek faiz isteyen bankaları dize getirmek, onların burnunu sürtmek için, peş peşe Hazine’nin iç borçlanma ihalelerini iptal ettiriyordu. Hazine’nin nakit açığı her geçen gün büyüyor, iç borçlanma ihaleleri iptal edildiği için Hazine ödemelerini yapamıyordu. Doğal olarak bu ortam ekonomide riskleri artırıyor, dış kaynak ihtiyacı çeken ekonomiye yabancı yatırımcıların güveni giderek azalıyordu.

O sırada ben ABD’de Washington Büyükelçiliği Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri olarak görev yapıyordum. Bazen Hazine’deki arkadaşlarımı arıyor, ekonominin krize gireceği uyarısını yapıyordum. Onlar da benim kadar biliyorlar ama Başbakana laf dinletemiyorlardı. Bu faiz düzeyinden borçlanalım diyenler neredeyse vatan haini konumuna düşürüldüğü için ses çıkaramaz olmuşlardı. İki günde bir IMF Türkiye misyon şefi ve ilgili bölüm başkanı telefonla arıyor “neler oluyor, ekonomide risk büyüyor ne yapıyorsunuz?” diye soruyorlar aldıkları yanıttan mutlu olmuyorlardı. Sonunda telefonlardan kaçar oldum.

1994 yılının ilk ayında Washington D.C’de Türkiye’nin gündem maddesi olduğu uluslararası bir konferans vardı. Ben de konuşmacıydım. Benden önce konuşan konuşmacı Türkiye’de bir sorun olmadığını, yeni bir ekonomi politikası uygulandığını, sorunların kısa sürede normale döneceğini anlatmıştı. Benim anlatacağım konu teknik bir konuydu. Ben de böylece güncel sorunlara girmeden kurtulacağımı planlıyordum. Sonuçta ben bir bürokrattım ve yalan da söyleyemiyordum. Yanlış politikalar uygulandığını söylesem bürokratlığımla bağdaşmayacaktı, doğru politikalar uygulandığını söylesem dürüstlüğümle bağdaşmayacaktı. O nedenle tamamen teknik çerçevede sunumumu yaptım. Ne var ki soru cevap kısmında iş kontrolden çıktı ve bana uygulanan politika hakkında ne düşündüğüm soruldu. Dürüstlüğüm, bürokratlığımdan önde geldiği için düşüncelerimi açıkça anlattım ve elden geldiğince ölçülü kalmak kaydıyla hükümetin politikasını eleştirdim.

Bu konferansın yapıldığı tarihten kısa bir süre sonra 1994 krizi çıktı. Kur alıp başını gitti, faiz astronomik oranlara fırladı. İhaleleri iptal edip borçlanmaya burun kıvıran Hazine o beğenmediği faizlerin misliyle faiz ödeyip borçlanma yapmak zorunda kaldı.

Krizin faturası devalüasyon, enflasyonun artması, bütçe açığının büyümesi, büyümenin düşmesi ve ülke kredi notunun önce BBB’den BB’ye sonra da B’ye düşmesi olarak ortaya çıktı. 1994 yılı sonunda USD kuru 38.418 olmuştu, faizler yüzde 100’ün üzerine çıkmış, büyüme yüzde 6,1 oranında küçülmeye dönüşmüştü. Bütçe açığı ve cari açık düşmüş, kamu borç stoku + özel kesim dış borç stoku / GSYH oranı yüzde 122’ye ulaşmıştı. Yılsonunda TÜFE oranı yüzde 120 olmuştu.

Sonuçta faizin enflasyonun nedeni olduğu teorisini uygulamaya sokmanın bedeli faizi de enflasyonu da eski durumu aratacak kadar yükseltmek oldu. 1994 krizine Amerikalıların taktığı isim ‘homemade crisis’ idi. Krizin ekonomi politikasına bir de ilginç katkısı oldu. Dalgalı kur rejimi uygulanan bir ülkede fırlayıp giden kurla başa çıkabilmek için sabit kur rejiminin bir aracı olan devalüasyon uygulaması devreye sokuldu.   

Kıssadan ilk hisse: Bizim gibi tasarrufları yatırımlarından düşük olan ve dış tasarrufları çekmek zorunda olan ülkelerde enflasyonu düşürmenin yolu riskleri düşürmekten geçer. Riskler düşerse kurlar normale döner. Kurlar normale dönerse önce enflasyon sonra faizler düşer. Bu mekanizmayı tersinden işletmeye çalışınca yani önce faizleri düşürmeye çalışınca riskler artmaya başlar. Riskler artınca yabancı tasarruflar yeterince gelmemeye başlar. Yabancı tasarruflar yeterince gelmeyince kurlar yükselir. Kurlar yükselince önce enflasyon sonra da faizler artar.

Kıssadan ikinci hisse: Yaşamı teorine uydurmaya çalışma, teorini yaşama uydurmaya çalış.   

Meraklısı için not: Riskleri düşürmenin yolu yapısal reformları yapmaktan geçer.

196 yorum:

  1. Emeğinize sağlık hocam, sayenizde çok şey öğreniyoruz.

    YanıtlaSil
  2. Hocam,

    Şu anda bundan daha açık bir durum özeti yapılamazdı. CB eğer faiz baskısına devam ederse sonumuz aynı görünüyor.
    Müthiş tespitler!
    Adet olduğu üzere sorularımı da ileteyim.

    1. Doların şu anki piyasa şartlarında teknik analizlere göre kaçta dengeleneceği düşünülüyor?
    2. Yıl sonu dolar tahmininiz 2.70 gibi bir değerdi sanırsam ama daha yarım saat evvel 2.60ı zorladı dolar. Yeni tahmininiz nedir?
    3. Ben CB'nin "asla" geri adım atacağına inanmayanlardanım. Adam iktidarı boyunca bir kez inadından vazgeçmedi. Bu yüzden krizin %90 bizi silkeleyeceğini düşünüyorum. Katılıyor musunuz?

    Saygılar,
    ng

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. 2,70 dolayında
      2. Artık yılsonu tahmini yapmanın bir anlamı kalmadı. Çünkü böyle bir ortamda iş falcılık halini aldı.
      3. İsterseniz ben buna yorum yapmayayım.

      Sil
    2. Teşekkürler Sayın Hocam..

      Sil
    3. 3. Yoo, başı sıkışınca pek çok noktada 180 derece dönmüşlüğü vardır. Bu yüzden TCMB faizleri artıracaktır.

      Sil
  3. Hocam Elinize sağlık. Köşenize çekilmenizi isteyen şahsı dün döviz bürosu kuyruğunda yakaladım. Dolar alıp köşesinden çıkmayacakmış :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güldürdünüz beni çok yaşayın.

      Sil
    2. Hahahahahhahahah iyiydi bu

      Sil
    3. ben bu sohbeti kaçırmışım, birisi kısaca hatırlatabilir mi :)

      Sil
    4. Mahfi Bey, sizin için, "köşenize çekilecek misinizi" soran arkadaş bana da bazı şeyleri düşündürdü aslında.

      Bu soruyu size sorduktan sonra, "İnsan hayata bakınca bazı ilişkiler kurar ve genellemeler yapar...." yorumunu yapan bir başka arkadaşımızı bilimsel düşünce konusunda güzel bir yazıyı yazmasını sağladı bir anlamda. Sizin de değindiğiniz gibi bilim konusunu ele alışı çok güzeldi. Biz de faydalandık.

      Yanlış düşünmediysem, bu yazı neticesinde siz de İnanç ve Bilim adlı bir yazı yazdınız. Yine faydalandık. Gerçi bazı arkadaşlarımız din karşıtı bir yazı olarak algıladı ama işin püf noktasını kaçırmış oldular.

      Demek istediğim bu "köşenize çekilecek misiniz?" diyen arkadaşımız olmasaydı, bu yazılar yazılmayacaktı belki de, en azından yakın zamanda. Zamanında parfüm, koku konusunda bir belgesel izlemiştim. Hatırladığım kadarıyla, o güzel kokunun bir çiçek gibi açılıp etrafa güzel kokuların yayılmasına neden olan etki, aslında kötü bir kokuyla girdiği etkileşimdi. Herkesin aynı düşündüğü bir ortamda ilerleme olamayacağını düşünüyorum. Ama saygımızı kaybetmeden bir fikri zenginleştirerek yapmalıyız eleştirilerimizi.

      Sil
  4. faiz indiriminin enflasyonu düşürmesi için şu şartların oluşması gerekiyor:
    1- faiz indirimiyle artacak kredi talebini frenleyecek mekanizmalar. kredi teminat şartlarının ağırlaştırılması, vadelerin kısalması, miktar sınırlamaları, ZK artışları gibi
    2- faiz indirimi sermaye çıkışını özendireceği için, enflasyonu düşürecek şok programın IMF desteği alması ve yabancı yatırımcının sakinleştirilmesi (yabancı yatırımcının bir süre sonra enflasyonun kalıcı olarak düşeceğine, enflasyon düşünce TL'nin döviz karşısında daha az değer kaybedeceğine, ve faizler düşmesine rağmen bir müddet sonra yine aynı getiriyi elde edeceğine inanması)
    3- şok programın ekonomiyi daraltıcı etkisini hükümetin göze alması
    yukarıdaki şartlar gerçekleşirse faizler düşerken enflasyon ve cari açık düşer. ama mevcut ortamda bu şartların gerçekleşmesi mümkün değil.

    YanıtlaSil
  5. bu dolar neden 2.60 oldu ya halka yardım edin neden cıktı hocam...saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazıda bu sorunuzun yanıtı var.

      Sil
    2. Yazıda bu sorunuzun yanıtı var.

      Sil
  6. elinize sağlık, Türkiye Ekonomisinin geçmişini sizin burda anlattığınız biçimde anlatan bir kitap var mıdır tavsiye edeceğiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir çok kitap var. Türkiye Ekonomisi adlı kitaplara bir bakın google dan

      Sil
    2. Yakup Kepenek hocanın var. Gayet güzel bir kitap.

      Sil
  7. Kurun en azından sabitlenmemesi bile yabancı yatırımcının gelmesine engel. Bugün elindeki dövizi bozup aldığı TL ile yatırım yapsa geri dönmeye karar verdiğinde hangi kur ile karşılaşacağını bilmez. Ben olsam yatımcı dışardan bakan ayak bile atmam içeri 2-3 sene..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle demeyin. 2014 Şubat sonunda Euro TL kuru 3,05 idi. Bugün 2,85. Bir yıl önce buraya 100 Euro getiren adam bunu bozdurup 305 TL almış ve bunu % 10 ile mevduata yatırmış olsa bugün 335,5 TL sahibi olur. Bunu bugün Euro'ya çevirse 117.7 Euro eder. Adam bir yıulda Euro bazında yüzde 17,7 kazanmış olur. Böyle bir kazanç başka yuerde yok.
      Kaybeden Dolarla gelenler.

      Sil
  8. Hocam bu yazıyı kötü günlerin başlangıcı olarak dikkate almazsam çok mu iyimser olmuş olurum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıyı bir uyarı yazısı olarak alın bence.

      Sil
  9. Mehmet Arkun5 Mart 2015 14:06

    Benim düşüncem, enflasyon sebebi teke indirilemeyecek kadar komplex bir sistemin sonucudur. Ülkenin Kur Rejimi, Dıs Ticaret REjimi, Enerji İhracat İthalat durumu, Üretim Katma değer altyapısı, Tüketim alışkanlıkları ve Eğitim seviyesi dahil pek çok yapılsal sebebi vardır ama elbetteki bütçe açığı verdirten bir faizde en önemli nedenlerinden biridir enflasyonun.

    YanıtlaSil
  10. hocam elinze saglık.izninizle bir sorum olacak. enflasyondan önce faizler düsürüldügnde risklerin artmasının nedeni nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar ne yaptığınızı bilmediğinizi düşünürler ve dolayısıyla güvenleri sarsılır.

      Sil
  11. Ferruh Atalay5 Mart 2015 14:20

    Bilgi + tecrübe...
    hocam ellerinize sağlık. Saygılar.

    YanıtlaSil
  12. Siyasetciler populist davranmasalar merkez bankasini etkilemeseler. MB miz yalnizca arac bağımsızlığı degil amac bagimsizligi da elde etmis olabilse. Bi de uluslar arasi arenada hazir petrol fiyatlari da dusmusken. Birileri cenelerini kapatsalar... Her sey ne kadar da güzel olacakti.... Yazik uzuluyorum. Yazilarinizi bu siyaset adamlari hic mi okumaz sayin hocam. Okusalar da biraz ekonomi ogrenselermm...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ne yazık ki bundan öte yapacak bir şey yok.

      Sil
    2. Saraydakinin sozde iktisat diplomasi var ama bunu goren yok. Konusmalari sanki ekonomi'nin kenarindan dahi gecmemis gibi. Nasil iktisat mezunuysa...

      Sil
    3. İktisat mezunu olmadığı için.

      Sil
  13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  14. Hocam maalesef tarih hep tekerrür ediyor ve biz dersimizi almamakta direniyoruz.Faiz gibi bir konuda faizi düşürürsek enflasyon azalır gibi bir önerme hele ki dışa açık, finansal piyasalara entegre bir ekonomiyseniz hiç gerçekci değildir.Faiz günümüz ekonomilerinde oldukça fazla değişkenden etkilenir ve etkiler.Biz elbirliğiyle önümüzdeki duvarın var olmadığında hemfikir olursak ve birbirimizi yeterince ikna edersek o tuvara tosladığımızda gerçeği kabul etmemizin hiçbir anlamayı kalmayacaktır.İ
    İyi çalımlar.

    YanıtlaSil
  15. Hocam teşekkürler - Bu durumda Merkez Bankasının faizler konusunda enflasyonu bahane etmesi hatalı değil mi? Esas ortaya koyması gereken, ülke riskinden dolayı faizleri indiremiyorum - bunun da ölçüsü şudur demesi gerekmez mi? Bu kısır tartışmadan çıkmanın yolu nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kısır tartışmadan çıkmanın bir tek yolu var: Bilimi öne çıkarmak.
      MB, enflasyonu düşürmek için faizi, artırmak gerektiğini düşünüyor, oysa siyasetçi tam tersini bekliyor. Bu durumda MB nin sorumluluğu düşüyor.

      Sil
    2. Teşekkürler Hocam.

      Fikir vermesi açısından, siz Merkez Bankası başkanı olsaydınız, bilimi öne çıkaran nasıl bir yaklaşım getirirdiniz? Önümüzdeki günlerde debu tartışma devam edecek gibi görünüyor. Aydınlatırsanız sevinirim.

      Sil
    3. Bu konu MB Başkanının çözebileceği bir konu değil. O da zaten bilimi öne çıkarmaya uğraşıyor eminim. Bütün mesele devleti yönetenlerin o noktaya gelebilmesi. Mesela bugün faizi artırmak gerekirdi. Bilim bunu söylüyor. Gelin de anlatın bunu.

      Sil
  16. Hocam İktisat 3 sınıf öğrencisiyim.. Sayenizde derslere olan bakış açım değişti.. Ve bununla beraber derslerdeki verimliliğim ve başarım arttı.. Emeğinize sağlık.. Çok teşekkürler güzel yazılarınız için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, başarılar dilerim.

      Sil
  17. Hocam yazinizdaki risklerin azaltilmasi derken ne gibi riskler bunlar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesela yabancı açısından birincil risk yanlış teorilerin peşinden gitmektir.

      Sil
  18. Hocam iyi günler. Tam da Maliye Politikası II çalışırken bu konulara değinmeniz güzel oldu. Aklıma takılan şu. Kitapta okurken o yıllara ait (1994) dolarizasyonun %30'lardan %70'lere fırladığı yazıyordu. Sebebi sizin de bahsettiğiniz Dolar/Tl arasındaki uçurum mudur ? (38.418) Devalüasyonla ihracatı artırma planı yüzünden kurlar fırlar mı ? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhracat yerli paranın değerinin düşmesiyle artar ama başka şeyler de Gerekir. Marshall - Lerner koşuluna bir bakmakta yarar var.

      Sil
  19. Hocam sizi bu blog vasıtasıyla tanıdım. Yazılarınızı düzenli olarak takip ediyorum. Makroekonomi kitabınızı da yeni bitirdim. Böylesine fikir kabızlığının olduğu bir ülkede ürettiğiniz ve bizlere ekonomiyi öğrettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sonuçta içinde tekniği de barındıran bir bilim olan ekonomiyi bu kadar basit dille anlatmanız şahane. Einstein'ın da dediği gibi eğer kolay bir biçimde açıklayamıyorsanız yeterince anlayamamışsınızdır. Bu sözden de hareketle konuya ne kadar hakim olduğunuz ortada.

    Sizinle birlikte Korkut Boratav'ı da düzenli olarak takip ediyorum. Merak ettiğim sizin de düzenli olarak takip ettiğiniz ve tavsiye edebileceğininiz ekonomi yazarları var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Erinç Yeldan'ı ve Fatih Özatay'ı da izlemenizi öneririm.

      Sil
  20. Hocam merhaba, öncelikle yazınız için teşekkür ederim, elinize sağlık.
    Hocam bu ülke yıllardan beridir var olan artık bir sarmal haline gelmiş bu sorunların temel kaynağına ne zaman ineceğiz merak ediyorum. Bu ülkedeki uzmanların her gün ülkedeki dolaylı vergi hasılatının toplam vergi gelirleri içindeki payının aşırı olduğunu söylemekten çok; dolaysız vergi hasılatının azlığından dolayı ne zaman bir yorum getirecekler merak ediyorum . Sizce de artık bu sorun için yapısal bazı reformların yapılma zamanı gelmedi mi ? Ben inanıyorum ki bu ülkede kayıp kaçak oranı %20'lere vardığı vakit bu ülkedeki tasarruf açığı problemi ortadan kalkıp, her gün farklı bir faiz-kur problemi için çözüm arayışına girmeyeceğiz. Umarım artık bu ülkedeki vergi bilinci gelişir ve kısır ekonomik tartışmalar yerine yapısal reformların uygulanışını tartışır oluruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Ben de bilmiyorum. Biz bir ömür tükettik bunları göremedik umarım siz tüketmezsiniz.

      Sil
    2. Bütün sorun dusunce yapısından kaynaklanıyor. Gelişmiş ülkelerin sahip olduğu imkanlardan hiçbiri elinde yokken bir kaçına sahip olduktan sonra o ülkeleri gösterip faiz indireceksin diye haykırıyorsa bu tutum bizi perişan edecektir.
      Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır gibi de bir söz vardır.
      Dayanılan gayriresmi gelirler olduğu dusuncesindeyim.
      Her ne olursa olsun, kurtarmayacaktir.
      Kapitalist sistemin içinde nasıl işleyeceğini bilmeden çalışıyoruz. Biz bu sistemi daha cok bozariz.
      Haklı olarak ise el atacaklar ise daha bir içinden cikilmaz hale getirecek. Halk bu tutumda insanları sevmiyor. Batiracaksa bizi o batırsin diyorlar.

      Sil
  21. Teori gerçeğe en yakın teoridir. Hocanın ön yargıları gerçeği görmesini engelliyor. Soruyorum ona enflasyonun nedeni ne ? Cari Açık mı? Kur mu? Ne? Eminim oda biliyor enflasyonun nedenlerinin nedenin faiz olduğu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de enflasyonla dolar kurunu yan yana koyun ve iki yıllık bir seride bakın enflasyonun da faizin de nedeninin ne olduğunu göreceksiniz.
      Genellikle başkalarını ön yargılı olmakla suçlayanların kendileri ön yargıların esiridirler.

      Sil
    2. Hocam, bilimsel ispatlaraa, verilere, kanıtlara ve hatta resmi gazeteye bile inanmayan adamlara laf anlatmak boşuna. Bu kafa nasıl düzelir, bilmiyorum.
      Tarihte bağnazlığı, yobazlığı ülkeler nasıl çözmüş ona bakmak lazım sanırım.
      Neyse, ekonomiden sapmayalım.

      Saygılar,
      ng

      Sil
    3. Daha bastan cuvallamis. Ne demek teori gercege en yakin teoridir. Eger o gercekse zaten teori degildir cunku ispatlanmistir. Ona bakarsan maymun da insana en yakin hayvandir ama maymun insan degildir (ustune alinma sozum meclisten disari).

      Sil
    4. Biz yine de doğruyu anlatalım da bakarsınız bir gün işe yarar.

      Sil
  22. Hocam reel döviz kuru endeksi , döviz kuru ve enflasyon arasindaki iliskiyi açıklayabilir misiniz

    YanıtlaSil
  23. Yapısal reform treni umarım YHS gibi bozulup biryerlerde kalmış, böylelikle kaçamamıştır :)

    YanıtlaSil
  24. Hocam tesekkurler super yazi. Elinize saglik.
    citi group'un hisse satisi hakkinda ne dusunuyorsunuz? Onlarda riski gordu diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle olmadığını söylüyorlar ama tersini söylemezler zaten.

      Sil
  25. Hocam 2015 yilini silelim mi simdiden biz?? ;)) bu belirsizlikler ortadan kalksa bile bu sene isler hic iyi gitmeyecek gibi gorunuyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu Ocak ortalarında söylemiştim sanırım.

      Sil
    2. hocam borsanın düşüşe geçmesine neden olan etmenler neler acaba ve bunda doların payı nedir

      Sil
  26. Emeginize saglik hocam. Ekonomi artik birilerinin belirledigi parametrelerle (faiz, enf., develuasyun, dis odemeler dengesi vs.) Kendilerini kurtaramayacak hale geldi. Cunku her bir ekonomik parametenin muhakkak alternatif maliyeti mevcut. Kurtulusun tek bir caresi var bu sistemde ki o da baskalarinin kurtulusuna engel olmak. (Digerlerinden daha kaliteli ya da daha fazla uretim yapmak). Baska bir sistem gerekli artik insanliga diye dusunuyorum. Herneyse bu benim gorusumdu paylasmak istedim. Simdi gercege kapitalist sisteme donelim. Eger care istiyorsa insanlar bence bunun yolu Arap Savaslarindan cikan Israil'in uyguladigi birlik politikasiyla ekonominin tum bilesenlerini (isci-isveren sendikalari, ekonomistler, burokratlar ...) toplayip yuksek enflasyonlardan kurtulma taktigini yapmak ya da SUSMAK.

    YanıtlaSil
  27. Hocam Allah sizi inandırsın bazen benim de aklıma böyle süper iktisat teorileri felan geliyor. Geçenlerde kahvede arkadaşlarla oturuyoruz aklıma süper bir iktisat teorisi geldi, arkadaşlar falan cemil cümle kalkınacaktık sonra okey oynadık unuttum.
    Kusura bakmayın size de bir nevi Güzin Abla sorusu soruyorum ama caba bende iktisata karşı bi yetenek olabilir mi? İktisata yetenekli gençlere tavsiyeleriniz nelerdir :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman diyeyim. İktisat teorisi kahvedeyken aklınıza geliyorsa kimseye anlatmayın.

      Sil
    2. Hocam gecenlerde bir gece ak sakallı nur yuzlu dede ruyama girdi dedi ki "eyy oğul, tavuk yumurtadan cikmasa bir nesil sonra nesli tukenir" sonra ben bu ne demek demeden beyaz bir kus oldu uçtu gitti. Ben bunu ilim sahibi hocalara danistim. Onlar da dediler ki ak sakalli dede sana faizi dusur demek istemis. Faiz düşerse cemil cumle kalkinacagiz.
      Hocam ne dersiniz hayir midir şer midir? Faizi dusursek kurtulur muyuz?

      Sil
    3. Kesinlikle kurtuluruz hem de sonsuza kadar.
      Çözümü bilimde arayın. Rüyaların size yararı olmaz.

      Sil
    4. Dede seni kandirmis. Tavuk yumurtadan cikmaz. Yumurta dan cikan civciv dir ve buyuyunce horoz da olabilir. Gece yatmadan once fazla atistirma. Bunun faizle ilgisi yok ama sen yine de bir Diyanet fetva hattina danis derim.

      Sil
    5. Koskoca ekonomi profesörleri başbakan olunca hiç yoktan kriz çıkarıyor. Tuğla kadar dış işleri stratejisi kitapları yazan uluslararası ilişkiler profesörleri başbakan olunca selam verecek komşumuzu bırakmıyorlar.
      Kusura bakmayın da bu şartlarda ben bilime nasıl güveneyim.
      Yine ne varsa ak sakallı dedede var :)

      Sil
  28. Sayın Eğilmez, ekonomimizin şu andaki durumu pek iç açıcı değil. Bir başarısızlık ve yöneticilik hatası belirgin halde. Genellikle bunun Merkez Bankası Başkanıyla Cumhurbaşkanı arasındaki iletişim sorunundan ve uluorta konuşmalardan kaynaklandığı düşünülüyor. Ancak ekonominin başarısızlığı dışarıdan bakanlar ve durumu tam bilmeyenler için Ali Babacan ve Mehmet Şimşek'in başarısızlığı olarak algılanması gayet normaldir diye düşünüyorum. Acaba yanlış mıyım? Ekonominin başarısı veya başarısızlığı ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Maliye Bakanına yüklenmez mi? Acaba merkez Bankası Başkanı ile Cumhurbaşkanı arasındaki iletişim sorununu ve uluorta konuşmaları düzeltmek Ali Babacan ile Mehmet Şimşek'e düşmez mi? Bunlar görevlerini iyi yapamıyorlar, yetersiz mi kalıyorlar? Niye MB Başkanı ile CB arasından kendilerini geri çekiyorlar, bunları baş başa bırakıyorlar? Bence ekonominin başarısızlığı her şeyden önce Ali Babacan ile Mehmet Şimşek'indir diye düşünüyorum. Üzerlerine düşen sorumluluğu şu veya bu sebepten yerine getiremediklerinden baş sorumludurlar diye düşünüyorum, acaba yanlış mıyım?

    YanıtlaSil
  29. Cumhurbaşkanı bu yazınızı görmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendime yazıyorum zaten.

      Sil
    2. Şimdi anladım niye blogun adı'' kendime yazılar'' güldürdünüz beni.

      Sil
  30. Hocam ülkede sürekli garip garip, mantıksız şeyler oluyor. Hiç bunalıp yorulduğunuz, ümidinizi yitirdiğiniz olmuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız ümitlendiğim zaman çok az oluyor.

      Sil
    2. istenilende bu... o yüzden asla ümitsiz olup,bilimden ve mücadeleden kaçınmamak lazım.

      Hasan

      Sil
  31. Hocam Türk ekonomisinin ihtiyaç duyduğu yapısal reformları sıraladığınız bir yazınız var mı acaba? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. blogda ara kutusuna yapısal reformlar rehberi yazıp tıklayın.

      Sil
  32. Hocam harika bir uyarı yazısı, dünkü yazınızdan sonra yapılan yorumlarda 94 krizini işaret etmiştiniz, tam "94 krizini araştır" diye not almıştım ki bu yazı geldi..
    Hocam izninizle benim de bir sorum olacak. Diyelim ki CB faizin neden değil sonuç olduğunun farkında, yine de tam tersi açıklama yapmasının altında ne yatıyor olabilir? bu durum kime yarıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ama hep kendi kendimizi uyarıyoruz gibi bir his var içimde.
      O dediğiniz komplo teorisine girer ben o teorilere girmeyi svmiyorum.

      Sil
    2. Sayın hocam siz "kendinize" yazmaya devam edin lütfen, uyarıyı alan baya bir insan var emin olun.

      Sil
  33. Hocam değindiğiniz çoğu konuda çok haklısınız ama insan bir okuyunca sizi 2. 'Doktor Kıyamet' görüyor.Bize ekonomimizle ilgili umut verici birkaç birşey de söyleseniz keşke..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır.

      Sil
  34. 93 yılı unutulurmu...prof. sarışın kadın başbakandı...
    sanayii de ufak da olsa atelyem var idı, kendi yağımızda kavrulur, hatta üretirdik.eşek gibi de çalışırdık tatil günleri bile..
    o faiz inadını unutmam tabii...batacaz demiştim. hooop devalüasyon ...
    1 sene dayanıp kilidi vurdum atelye kapısına...

    niye yazdım;
    babam da Özal devalüasyonu ile vurmuştu kilidi "fabrika" kapısına ..

    üretmek, bişiler yaratmak o kadar zevkliydi ki..tabii ki karşılığında kârlılık..

    politikacının 2 dudağı arasında bir ekonomide bir daha mı ....tövbe

    YanıtlaSil
  35. hocam eskiden devlet karşılıksız para basarak hem enflasyonu hemde kurları yükseltiyorlardı ama ücretli kesimede zam yapılıyordu şimdi ise hiç zam yok ama yüksek enflasyon ve sürekli yukarı doğru çıkan bir döviz var devlet azar azar karşılıksız paramı basıyorda bunlar oluyor yoksa neden böyle bir ekonomik bir tablo var

    YanıtlaSil
  36. hocam reel kur düştüğünde ulusal paramız değer mi yitirir yoksa değer mi kazanır

    YanıtlaSil
  37. Mahfi hocam iyiki varsınız. yazı için çok teşekkürler.
    bu ortamda Merkez Bankası faiz silahını çekebilir mi? MB kur hangi seviyeye ulaşırsa kimseyi duşunmeden faizi arttırmak zorunda kalır.
    * Hocam MB başkanlığı için aylık gelirinizin 10 katını teklif etseler yarın MB başkanı olurmusunuz :)

    Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ortamda MB'nin faiz silahı çekmesi çok zor.
      Ben bulunduğum yerden memnunum. Hiç bir yerde ve makamda gözüm yok. Konu para meselsi değil.

      Sil
    2. Bu ortam Japonya'da yaşansaydı japon mb başkanı faizi arttırıp arkasından harakiri yapardı heralde Sayın Hocam.
      Bu tarz baskılar çok yanlış ve arka arkaya yapılıdı. 3 yanlış bir doğruyu götürücek gibi duruyor ve o doğru da Sayın Erdem Bey. Ülkemizin bu sıkıntıları çok yara almadan atlatması dileğiyle.

      Sil
  38. DOLAR/TL 2,60'LA FALAN KALMAZ; YÜKSELİŞ DEVAM EDECEK!
    HAZIRLANIN: ZAM DALGALARI GELİYOR!

    Prof. Dr. Osman Altuğ
    5 Mart 2015

    ASIL SORU:
    DOLAR/TL'DE DOLARIN YÜKSELİŞİ SIRADAN VATANDAŞA NASIL YANSIYACAK?

    12 YILDIR YÜKSEK FAİZ VAR

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan haftalardır Merkez Bankası’na faizin düşürmesi konusunda eleştirilerde bulunuyor. Bu konuyu değerlendiren Osman Altuğ, “12 yıldır düşük kur yüksek faiz modeli uygulandı” diyerek şöyle devam etti:

    “Dediler ki arkadaş bu model bize ters geldi. Çünkü bu model, 24 Ocak 1980'le 12 Aralık 1999 arası uygulandı. Yani Turgut Bey bunu uyguladı. Süleyman Bey bunu uyguladı. Koalisyon dönemlerinde bu uygulandı. Erbakan döneminde de uygulandı. Sonraki koalisyon döneminde de bu uygulandı. Sonra Ak Parti, o zaman dedi ki “Bu IMF programıdır. Enflasyonu getiriyor, işsizliği getiriyor ben bunu kaldıracağım” dedi. Ama iktidar olunca, koltuğa oturunca en sadık taklitçi oldu. Yani son 12 yılda uygulanan model yüksek faiz modelidir. Dolayısıyla sanki 12 yıl önce yahut dün faiz yüksek değilmiş de şimdi yüksekmiş gibi bir olgu yaratılıyor.”

    HER DEDİĞİM OLUYOR SANIYORLAR!

    Paranın değerini üretim gününün belirlediğine vurgu yapan Osman Altuğ, “Cumhurbaşkanı istedi diye faiz düşmez” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderme yaptı. Doların artışıyla birlikte ithal malların fiyatlarında artış yaşanacağını söyleyen Altuğ, “Dolar çıktı mal gelmeyecek, süpermarketler son kullanma tarihi yakın malları bir an önce elden çıkarmak için kampanya yapacak” şeklinde konuştu.

    Osman Altuğ'un sözlerine şöyle sürdürdü:

    "Üç kağıt ekonomisindeyiz. Paranın değerini ne belirler? Üretim gücü belirler. Üç kağıt ekonomisi paranın değerini belirlemez. Bir ülke 100 tane yumurta üretse bir yumurtanın bedeli de 1 lira... Yumurta üretimini arttırmak için ne yapmak lazım? Tavuklara iyi bakmak lazım. Horozların yani yatırımcıların moralini düzgün tutmak lazım. Yumurta üretiminin 100'den 200'e çıkarca bir yumurtanın bedeli 1 liradan 50 kuruşa düşer. Tavuklara iyi bakmazsan, horozların moralinin düzgün tutmazsan yumurta üretimi 100'den 50'ye düşerse yumurtanın fiyatı 2 lira olur. Demek ki kim belirliyor? Üretim gücü belirler. Yani bu sahnedeki aktörler belirlemiyor. Arz talep kanunu belirliyor. Yani Cumhurbaşkanı dedi diye dolar çıkmaz. Cumhurbaşkanı istedi diye faiz düşmez. Onlar alışmışlar Meclis’te el kaldırmaya, her dedikleri oluyor sanıyorlar. Her dedikleri olmaz. Doların yükselmesi ithal malın pahalanması demek. Süpermarketlerin belki işleri azalır. Yani dikkat ettiyseniz süpermarketlerin gazetelerde boy boy ilanları var. Yani ithal malların fiyatında vatandaş açısında kısa süreli bir düşme söz konusu olur. Dolar çıktı mal gelmeyecek, süpermarketler son kullanma tarihi yakın malları bir an önce elden çıkarmak için kampanya yapacak. Yapmaya başladılar."

    +++++

    YanıtlaSil
  39. +++++

    FAİZLERİN DÜŞMESİ DE BANKALARI KURTARAMA OPERASYONUDUR!

    Doların yükselişinin daha da süreceğine dikkat diken Osman Altuğ, Cumhurbaşkanı’nın da sürekli dile getirdiği faiz düşürme talepleriyle ilgili olarak “Faizlerin düşmesi de bankaları kurtarama operasyonudur” şeklinde konuşarak devamın şunları söyledi:

    “Dolar pahalanınca bir kere yurt dışından dolar cinsinde borçlandı Türkiye. Dolar cinsinden faiz ödüyor. Borçlarının da zamanı geldi. Özel sektörün bu yıl 166 milyar dolar borç ödemesi var. O zaman doların fiyatı daha çok yükselecek. Yani 2,50 ile falan kalmaz. Türkiye yeni bir denge olayına girecek.

    Faizlerin düşmesinde ne olacak? Faizlerin düşmesi de bankaları kurtarama operasyonudur. Çünkü Merkez Bankası halka doğrudan para vermez. Kime verir? Bankalara verir. Sen şimdi serbest pazar ekonomisinde bankaların sözleşmelerine müdahale etin. Ne yaptın? Kredi kartlarına af çıkarttın. Sen diyorsun banka vadeyi arttırıyor da, banka finansman durumunu nasıl ayarlayacak. 2 milyon kredi kartı borçlusu var. Bu hükümet döneminde 5 kere kredi kartı yapılandırması oldu. Bankalarda bir yandan dolar baskısı bir yandan milletin borçlarını ödeyememesi. Çeklerin karşılıksız çıkması ve vatandaşın ödememesi, çeklere af çıkartılması bankaları zor durumda bıraktı. Sen faizi bankalara için indiriyorsun. Diyorsun ki yok ben bankalar için indirmiyorum. Diyorsun ki bankalara biz Merkez Bankası olarak ucuz faizle para verelim. Sen zaten bankalara ucuz faizle para veriyorsun ondan sonra bankalara devlet tahvili satıyorsun. Yüzde 7 ile veriyor yüzde 8,5- 9 ile bankalardan borç para alıyor.”

    ZAM DALGALARI GELİYOR!

    Osman Altuğ doların yükselmesiyle birlikte halkın gelirinin düşeceğini ve iktidarın ise bu tabloyu halka zam olarak yansıtacağını belirtti.

    “Yani ekonomi üretime dayanır. Ürettiğimizin 2 katı tüketiyoruz. Aradaki farkı borçlanıyoruz. Eskiden de böyleymiş. Biz yiyelim gelecek nesiller ödesin diyoruz. Fiyatlar bazında doların yükselmesi gıda maddelerinde halka göstermelik kampanyalar getirecek dikkat edin. Ama öbür taraftan bütün girdilerde maliyet artışıyla karşı karşıya kalacağız doların yükselişine bağlı olarak. Doğalgazda, elektrikte, petrolde bir vergisiz kalmamak için onların fiyatını vergiyle duman ediyorsun. Yani milletin tartışacağı konu ithalat daralacak. İthalat dayalı bir ekonomiyiz. İhracatımız ithalata dayalı. İhracatımız da ithalatımız da düşecek. Yeni bir denge kurulacak. O nedenle de muhtemelen 3 bin liralık bir kur ile karşı karşıya kalacağız. Reel faizlerde biraz düşme olabilir. Yani enflasyondan arındırılmış haliyle. Çünkü enflasyon meselesinde milletin geliri yetmediği için harcaması da düşecek. Harcamalar düşünce de enflasyon da düşecek. O bakımda reel faizde bir gerileme olabilir ama halkımıza zam olarak dönecek. Duvarı nem adamı zam öldürür, ekonomiyi zam öldürür.”

    ( http://www.odatv.com/n.php?n=2-bucukla-falan-kalmaz-zam-dalgasi-geliyor-0503151200 )

    YanıtlaSil
  40. Hocaa ! Merkez ne bekliyor hoca ! Neden kura müdahale etmiyor? 17 aralık ta da müdahale de geçikti.

    Şimdi deme hükümet baskı yapıyor o zaman bu kadar baskı yoktu... başçı beceremiyor bu işi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunları bana değil hükümete soracaksınız.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Evet bu aralarda İmkansız Üçleme (trilemma) konusundaki yazımı bir kez daha yayınlamam gerekecek galiba.

      Sil
  41. Hocam bitmiş Rusya'yı tekrar batıya meydan okuyan bunca ekonomik yaptırıma rağmen hala dimdik ayakta hala getiren ve tekrar süper güç olma aşamasına getiren Putin neden 21. yy'ın en büyük lideri değil ?Eğer Putin büyük bir lider değilse ABD'de bile umursanmayan Obama mı yoksa batan Avrupa'yı kurtaramayan Merkel mi lider?

    YanıtlaSil
  42. Hocam, sorularım mutlaka size basit gelecektir ama öğrenmek, bilgi sahibi olmak istiyorum!

    Dolar yükseliyor, tamam burası anlaşıldı.

    Piyasada azalan şeyin değeri yükselir.
    Demek ki Dolar piyasada azalıyor, kıymete biniyor ve fiyatı artıyor.

    Peki bu Dolar'ı kim alıyor?

    1. Türkiye içindeki hanehalklarından birikim yapabilmiş olanlar, fırsat bu fırsat deyip, döviz bürolarına koşup; TL satıp Dolar mı alıyor?

    2. Bankalar, şirketler vs. Dolar cinsinden borçlu olduğu için, fiyatı daha da pahalılaşmadan, olabildiğince çok Dolar alıp borçlarını kapatmaya mı çabalıyor?
    Çünkü Dolar durmadan yükseliyor; bekledikçe zarar ediyorlar, borç yükleri artıyor!
    Bu nedenle kurun seviyesi ne olursa olsun (maddi gücü olan şirketler!) Dolar'ı alabildiği kadar alıyor;
    Sonuç olarak (yine) piyasada Dolar kıtlığı baş gösterdiğinden fiyatı mı yükseliyor?

    3. Bankalar, şirketler vs. Dolar'ın daha da yükseleceğini hepimizden daha iyi gözlemledikleri için, fiyat daha da pahalılaşmadan (mesela 2,90 olmadan!), ucuzken (2,60ken!) Dolar alalım; atalım kasamıza dursun, kötü günler bizi beklediğine göre şimdiden önlemimizi alalım mı diyor?
    ('Hedge' dedikleri şey bu olsa gerek?)

    4. Türkiye'ye yatırım yapmak amaçlı gelmiş veya faizden istifade etmek için gelmiş 'yabancı yatırımcılar';
    Risklerimizin arttığını gözlemlediği için,
    Ve ABD Merkez Bankası'nın faiz arttıracağına inanmaya başladığı için mi ülkemiz sınırlarında dolaşan Dolar'ını çekip bizleri terketmeye başladı?
    Böylece piyasada Dolar azaldı ve fiyatı yükseliyor?

    Yukarıdaki sorularıma ekleyeceğiniz, düzeltecekleriniz ve cevaplarınız nelerdir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doları öncelikle yabancılar alıp çıkıyorlar.
      1. Türkler henüz dolar pek almıyorlar ama böyle giderse onlar da alacak.
      2. Aynen doğrudur. Şirketler açık pozisyon kapatmak için döviz alıyorlar.
      3. Bu da doğrudur.
      4.Aynen öyle.
      Bir ülke ekonomi politikasında saçmalamaya başlarsa insanlar dolarları alırlar.

      Sil
    2. sorular nitelikli, cevaplar ise her zamanki gibi güvenilir yerden geldiği için tatmin edici. teşekkürler

      Sil
    3. Hocam 4.madde için şöyle bir yorum da doğru mudur : Bir süredir temkinli ama tedirgin bekleyen ve içeride sıkışmış yabancıların bir kısmı daha fazla beklemek riskli diyip "kol bırakıp" kaçıyor (daha akıllıları ya da daha az risk iştahı olanlar zaten görece düşük kurlardan daha önce çıkmıştı) ?

      Bir de merak ettiğim; şu an yaşanan yabancı çıkışının temel sebepleri içerisinde Türkiye'nin ekonomik/siyasi risklerinin artmasını ve FED'in faiz artırma sürecinin yaklaşması beklentisinin artmasını sayarsak, bu ikisinden hangisinin daha baskın olduğu, her ne kadar tamamen bağımsız sebepler olmasalar da.

      Sil
  43. Merhaba,

    Elimde iki valiz dolusu Dolar var.

    1972 yılında yaptığım ABD seyahatimde, orada 6 ay kalıp para kazanmayı tercih ettim; biriktirdim, valize koydum ve Türkiye'ye getirdim.

    Türkiye'de yeni bir iş kurdum. Bunla uğraşırken yıllar geçti, emekli oldum.

    Şimdi Mart'ın ortalarına ilerliyoruz. Yazlığımı ziyaret edeyim derken, yanıma birkaç ufak eşya alayım dedim. Bir de ne göreyim, bu valizler karşıma çıktı!

    ABD yasalarına göre: Paranın tedavüle girdiği tarih ne olursa olsun; bu parayı bir döviz bürosuna götürüp güncel para ile takas edebiliyorsunuz. Yani kullanılmaz hâlde değiller.

    Artık para kazanmak gibi derdim yok. Emekli maaşım yetiyor da artıyor bile.

    Ama ülkenin hâli içler acısı!

    İki valiz Dolar ateşi söndürmez ama en azından birkaç vatandaşımızın borçlarını kapatır!

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  44. Benden söylemesi tahminen Tayip Erdoğan in elinde çok dolar var bu 1 di .
    2. Seçimi kazanmak ekonomisen geçer diyip faizleri indirmeyi deniyor
    3 ses yok tık tık faiz düşmedi diye çünkü paralar bozuldu
    4 umurumda değil hacı Hoca tepişir çerçevesini Karagöz çeker hahahahahahaha

    YanıtlaSil
  45. Hocam kredi genişlemesi ve cari açık ilişkisi ile alakalı,kitapta okuyupta tam olarak analiz edemediğim bir yer vardı yardımcı olursanız çok sevinirim.cümleyi olduğu gibi aktarırsam;
    "Çok hızlı kredi genişlemesi arzu edilmeyen bir durum.çünkü hızla artan kredi miktarı tüketimi de hızla artırarak ithalatı patlatabilir.bu yolla cari işlemler hesabı önemli açık verebilir."

    Kitapta kredi genişlemesi ile ithalat ve cari açık arasında birebir ilişki kurulmuş fakat ben cari açığın kur kanalıyla etkilendiği ve kuruda en önemli etkileyen silahın faiz olduğunu düşünüyorum.
    Hocam yanlışım varsa düzeltin ama bankaların eskisine nazaran daha fazla kredi açabilmesi faizleri düşürmesine ve ancak faizler düştüğü takdirde de daha fazla kredi açması veya kredi genişlemesine gitmesi mümkündür diye biliyorum. faizler düştüğünde de kurlar artacak Buda ithalat maliyetini artırdığından ithalatı kısacak ve ihracatıda artıracaktır Buda cari açığı artırmaktan ziyade azaltacak şeklinde düşündüm . dolayısıyla bankaların kredi genişlemesine giderse neden cari açık artar çok anlamadım.sonuçta kredi genişlemesi durumunda arada faiz var Buda kura etki etmektedir. eksik düşündüğüm yada atladığım bir yer mi var ?izah ederseniz çok sevinirim.

    2)eğer kredi genişlemesi durumunda ,faizlerde bir oynama olmuyor ve bu sayede de kurlar fazla değişmiyorsa kredi genişlemesinin cari açığa sebep olacağını anlıyorum. Acaba kitaptaki cümleyi de faizlerde değişme olmamak şartıyla kredi genişlemesi cari açığı artırır şeklinde mi düşünmeliyim .Yardımcı olursanız sevinirim.

    3)yukarda ki soruyla bağlantılı olarak ,bankalar kredi genişlemesine giderek daha fazla kredi açmak istediğinde bunu faizleri düşürerek mi yapar? Yoksa faizler aynı seviyedeyken de kredi genişlemesine gidebilir mi?eğer faizler aynı seviyedeyken de kredi genişlemesine gidilebiliyorsa kredi genişlemesinin cari açığı artırır ibaresi aklıma yatıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Aslında başlangıçta faiz düşüşü olmalıydı. Yani faizler düşer o nedenle kredi genişlemesi yaşanır, kredi genişlemesi hem iç hem de dış talebi artırır, iç talep artışı enflasyona dış talep artışı ithalat artışı yoluyla cari açık artışına yol açar. Sonunda TL nin dış değeri de düşer.
      (2) Kredi genişlemesinin nedeni faizlerin düşmesi olmalıydı.
      (3) 2 ile bağlantılı

      Sil
  46. Belirli sektörde ithal ikamesi modeli uygulanmak isteğinde yurtdışından ithal edilen malları pahalılaştırmak ve cazip olmaktan çıkarmak için gümrük vergileri,kotalar v.b araçlar kullanılarak ithalat pahalılaştırılmakta bu sayede de talep içeriye kaydırılarak malların içerde üretilmesi istenmektedir.bu nokta da aklıma takılan husus;
    İthalatı belirli araçlarla pahalılaştırılarak içerde üretilmesi planlanan ürün ,daha önceden hali hazırda üretimi yapılan bir ürün mü olması gerekir ?
    Yoksa içeride herhangi bir şekilde üretimi yapılmayıp alınan ithalatı kısıtlayıcı önlemlerden sonra üretimine başlanacak bir mal mı olması gerekir ?

    2)aslında sizin yorumunuzu merak etmekle beraber kendi sorumu kendim cevaplamış Olacağım ama yukarda ki sorumu şöyle düşünüyorum ; herhangi bir şekilde içerde üretimi yapılmayan X Ürününü, içerde X malının ithalatını kısıtlayıcı önlemler alındıktan sonra üretmeye kalkmak zaman alacak tüketicilerin talepleri,yurtiçinde X malının piyasası olmadığından zamanında karşılanamayacak Buda tüketicilerin mecburen eskisine göre daha Pahalı fiyattan Ürünün ithalatını gerçekleştirecekler Buda boş yere tüketicilerin maliyete girmesine sebep olacaktır.Halbuki içerde üretimi yapılan ürüne yönelik ithal ikamesi uygulanırsa ,tüketiciler bu Ürünün ithalatı pahalılaştığında direk olarak taleplerini hali hazırda da o sektörün üretimi olduğu için biraz pahalıda olsa içerden karşılayabileceklerdir.bu yüzden ithal ikamesi modeli içerde üretimi yapılan ürüne yönelik uygulanması mantıklı olandır Katılırmısınız ? Esenlikte kalmanız temennisiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) İkisi de olabilir. Yeni üretilecek bir malın üretimini sağlamak için de kota gümrük v vb uygulanabilir mevcut bir malın üretimini teşvik için de.
      (2) Son derecede mantıklı bir yanıt. Ama uygulamada ilki de oldu.

      Sil
  47. Mahfi Bey; Her Toplantıda, Ekranda, Basında, bahsedilen Türkiye Yapısal reformları yapmadı, ev ödevini yapmadı denilen konular nedir? Nedir bu yapısal reformlar? Mümkünse başlık halinde alabilir miyim? Not : İktisatçı değilim o nedenle bilmek öğrenmek adına soruyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogda ara kutusuna yapısal reformlar rehberi yazın o yazıda anlattım.

      Sil
    2. Buyrun:

      1. Nedir bu Yapısal Reformlar?
      http://www.mahfiegilmez.com/2012/01/nedir-bu-yapsal-reformlar.html

      2. Ekonomide Yapısal Reformlar
      http://www.mahfiegilmez.com/2013/09/ekonomide-yapsal-reformlar.html

      3. Yapısal Reformlar Rehberi
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/03/yapsal-reformlar-rehberi.html

      Sil
  48. Bana göre Türkiye'de enflasyonu düşürmek için iki şey yapılmalı. Birinci olarak enerjide dışa bağımlılığı azaltmak gerekir.Bunun için yenilenebilir enerji her türlü teşvik edilmeli ve az enerji harcayan üretimler desteklenmeli. İkinci olarak da +1 puan reel faizle iç tasarruflar artırılmalı. Böylece dolara bağımlılık azalır, enflasyon düşer ve ardından faizler. Yapılacak başka şeyler de var ama bence en etkilisi bunlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım artık konu enflasyonu düşürmekten geçti. Şimdi konu kur artışının neden olabileceği krizi önlemeye geldi.

      Sil
  49. Hocam; 'Ben demiştim!', 'Biz uyarmıştık!' diyeceğimiz günler kapıda!

    5 Mart 2014'te 'Forbes' dergisinde, 2009 sonrası meydana gelen 'balonlaşmalar' üzerine uzman ekonomist Jesse Colombo'nun yazısı.

    5 bölüme ayırarak Türkiye'yi geniş geniş anlatmış.

    Başlık:
    Niçin Yaşanabilecek En Kötü Senaryo Türkiye'nin Balon Ekonomisi İçin Hâlâ Geçerli?

    1)
    http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/

    2)
    http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/2/

    3)
    http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/3/

    4)
    http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/4/

    5)
    http://www.forbes.com/sites/jessecolombo/2014/03/05/why-the-worst-is-still-ahead-for-turkeys-bubble-economy/5/

    YanıtlaSil
  50. Hocam sanırım Türkiye sıcak para fırsatlarını çok kötü kullanarak 2001-2014 arasında yapması gereken, yapısal reformların popülist nedenlerle yapılmaması özellikle düşük faizli dış kaynağın doğrudan yatırım, üretim, arge ve markalaşmayı özendirip ekonomik yapıyı bu yönde yönlendirerek belkide tüm geleceğini kurtarabileceği yerde bunu tamamen kişisel rant hırsları ve tüketim toplumu yaratıp bunuda borçlanmayı teşvik ederek doyumsuz ve buna bağlı kötü alışkanlıklar kazanmış bir toplum hediye etti.. Ve bunun cezası sanırım çok ağır olacak tek fırsat dışarıdan kaynaklanabilecek yeni parasal genişleme ihtimalleri ama her halükarda sonuç vahim ve üzücü...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef böyle. Ne kadar uyarsak da olmadı.

      Sil
  51. Hocam yine güzel yazmışsınız, harikasınız. Fed faizi artırmadan dolar 2,62 oldu. Fed henüz faiz artıracağını açıklamadığı için dolar kurunda 2,70 garanti. Dolar yükseldikçe şirketlerin bilançoları bozuluyor. Eğer şirketler borçlarını ödeyemez duruma düşerse bankalar da ödemelerde sıkıntı çekecek. Şimdi de Süper Mario Draghi 9 Martta tahvil alımına başlayacaklarını açıkladı. Avro/dolar paritesi düşerken maliyetler artacak gelir azalacak. Merkez Bankası faizi artırsa siyasilerin suçlamaları başlıyor dolar yükseliyor, faiz artırmazsa kuru dizginleyemiyor. HDP'nin seçime parti olarak girmesi siyasi riskleri daha da artırdı. Neler olacağını tahmin etmek zor. Uçurumdan düşmesekte yokuş aşağı gittiğimizi rahatlıkla söyleyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocayi uzun suredir takip ediyorum. Muhtemelen cevabi evet olacak : )
      Saygilar.
      ng

      Sil
    2. Beni uzun süredir izleyen izleyicimi kıracak değilim. Cevabım Evet.

      Sil
  52. Hocam,

    "Krizleri fırsata çevirmek" diye bir deyim vardır, bilirsiniz. Burada kastedilen;
    1. Birikimi değer kaybetmeyecek/kazanacak araçta tutmak (2015 için dolar gibi görünüyor, bilmiyorum katılır mısınız?)
    2. Krizin durulduğu noktayı tespit edip düzeltme yaşanacak yerlere bu birikimi yönlendirmek (sanıyorum ki borsa, hatta borsalardaki sağlam banka hisseleri en iyi adaylar, veya düzeltme görmüş uygun taşınmaz mülkler)
    gibime geliyor. Katılır mısınız?
    Hatta;
    3. Tecrübelerinize göre krizlerin durulduğu, düzeltmelerin geldiği dönemin sinyalleri nelerdir?

    Saygılar,
    ng

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Ben bunu yılbaşında defalarca söyledim bu yıl dolar yılı olacak diye.
      (2) Olabilir
      (3) En basiti siyasilerin MB, faiz vb konularında konuşmamaya başladığı anlar.

      Sil
  53. Hocam çok güzel bir yazı süreci şimdi daha iyi anladım çok sağolun

    YanıtlaSil
  54. Hocam bir önceki yazınızda mb sinin kendisine hedef olarak I endeksini kabul etmesinin daha rasyonel olabileceğinden bahsetmissiniz:
    1. Bu durum diğer emerging ekonomilerde bahsettiginiz sekilde mi uygulanıyor yada benzer uygulamayi yapan ülke var mi?
    2. Hanehalki zaten kendisini etkileyen enflasyonun mb sinin acikladigi enflasyondan en az 5 ile 10 puan üzerinde oldugunu düşünüyor. Bu durum toplumun mb.sinin yayinladigi verilere olan güvenini sarsmaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Böyle bir uygulama yapan ülke var mı bilmiyorum.
      (2) Verileri MB yayınlamıyor biliyorsunuz TÜİK yayınlıyor MB onları veri alıyor. Esasen toplumun bu verilere olan güveni çok düşük.

      Sil
  55. Enflasyonun mu faizin sonucu yoksa faizin mi enflasyonun sonucu olduguna iliskin olarak Turkiye ekonomisi uzerine yapilan bir ekonometrik calisma varmidir? Turkiyenin en onemli onceligi issizligi azaltmak ve azalan buyume hizlarini artirmak midir yoksa aliskanlik haline gelen bir baska ifade ile uzun yillar yuksek enflasyon ortaminda yasadigi icin surekli zam yapmaya alismis esnaf ve isadamlari vebunlardan surekli zam isteyen calisanlar gibi cok cesitli sebeplere dayanan kronik enflasyonu dusurmeye calismak bunu da yillardir yuksek faizle basaramayip (hic hedefini tutturamayan merkez bankasi) ekonominin dusuk buyume oranlarina razi olmasi ve bunun sonucunda issizligin artmasi midir? Tabiki siyasetin isi issizligi ve buyume problemlerini cozmektir. Ayrica, dunyada bircok ulke enflasyon oranini artirmak icin cabalarken gerekirse enflasyona katlanip buyumeyi saglamak gerekmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir çalışma var mı bilmiyorum.
      Eğer siyasetin önceliği büyüme ve işsizlik sorununu çözmek ise (ki ben de aynı görüşteyim) o zaman MB'na % 5'lik enflasyonu tutturma hedefi vermek yerine mesela % 10'luk hedefi esas almasını söylemeleri gerekir. Biliyorsunuz bu hedef Hükümetle MB tarafından ortaklaşa belirleniyor.
      Yıllardır yüksek faiz dediğiniz faiz reel olarak sıfır dolayında. Nominal faize bakmayın.

      Sil
  56. Yine beni yaniltmadiniz ve akıl yikamaya yönelik siyasi bir yazı yazmışsınız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazının siyasi bir yazı olduğunu söylemek için siyasi gözlükle okumuş olmak lazım.

      Sil
    2. Kişi kendinden bilir işi. Nasıl başlarsan okumaya öyle anlarsın.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  57. Hocam bir önceki yazınızda mb sinin kendisine hedef olarak I endeksini kabul etmesinin daha rasyonel olabileceğinden bahsetmissiniz:
    1. Bu durum diğer emerging ekonomilerde bahsettiginiz sekilde mi uygulanıyor yada benzer uygulamayi yapan ülke var mi?
    2. Hanehalki zaten kendisini etkileyen enflasyonun mb sinin acikladigi enflasyondan en az 5 ile 10 puan üzerinde oldugunu düşünüyor. Bu durum toplumun mb.sinin yayinladigi verilere olan güvenini sarsmaz mi?

    YanıtlaSil
  58. Cumhurbaşkanının faizler üzerinde ki baskısını inşaat sektörü ve yapılmakta olan yapılacak olan milyarlarca liralık yatırımlarla ilişkilendirebilir miyiz hocam? Hele ki bir dev haline gelen inşaat sektörümüz üzerinde yüksek faizin yıkıcı etkisi olmaz mı?Asıl o zaman yıllardır kriz geliyor diye hop oturup hop kalkanlar haklı çıkmaz mı? İşin bu yönünü niye gözardı ediyorsunuz? Bir diğer eleştirim ise; 1994 yılında ki şartlarla bugünki şartların aynı olduğunu düşünüyorsunuz ki, kıyaslama demeyeyimde daha açık ifadeyle; aynı sonuçları öngörüyorsunuz. 1994 lü yıllarla bugünümüz arasında benzer gördüğünüz ekonomik verileri paylaşır mısınız lütfen, faiz oranları mı benzer? Enflasyon oranı mı benzer? GSYH mı benzer? MB döviz&altın rezerv miktarı mı yoksa? Cari açık/ GSYH mı? Yapılmakta olan yatırımlar mı? Bulguları çarpıttığınız söylemiyorum hocam haşa! İşiniz ve mesleğiniz gereği okuduğunuz "how to lie with statistics" kitabını anımsatıyorum size

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ben kişilerle uğraşmıyorum sistemle uğraşmaya çalışıyorum.
      1994 verileriyle bugünkü veriler arasında dağlar kadar fark var. Benzerlik mantık yapısının aynı olması. Asıl tehlikeli olan o.

      Sil
  59. Hey gidi günler daha bir veya bir buçuk ay önce dolar 2.30 da iken forumlarda 2.60 sesleri yankılanıyordu da hadi ordan deyip inanmıyordum. O tahminleri yürütenlerin ellerinden öperim

    YanıtlaSil
  60. Sayın Eğilmez,

    Bilgilendirici ve hafıza tazeleyici yazınız için teşekkürler.

    Belki kabaca bir karşılaştırma olacak, cehaletime bağışlayın. 1994 krizinde USD 14 binlerden 38 binlere çıkmış. 2001 krizinde yanlış hatırlamıyorsam 675 binden 1milyon 600 binlere çıkmıştı. Bu gözle baktığımızda halen USD'de gidecek çok yolumuz var gibi görünmüyor mu?

    Saygılar, iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Veriler çok farklı. İlk bakışta haklısınız. Ama herşey o zamanki gibi olmayabilir.

      Sil
  61. ÖZEL SEKTÖRE BİNEN 42 MİLYAR LİRALIK YÜKÜN FATURASI KİME KESİLECEK?

    "TÜRKİYE'NİN KAMU KESİMİNİN ve HANEHALKININ DOVİZ (DOLAR) BORCU YOKTUR." DİYENLERE DUYURULUR!

    Özel sektörün toplam dış borcu 2014 sonu itibariyle 282.3 milyar dolar. Bu borcun 243.8 milyar doları yurtdışından sağlanmış, 38.5 milyar dolar ise yurtiçindeki yükümlülüklerden oluşuyor. Toplam dış borçta, 2013 sonundaki 267.9 milyar dolara göre 14 milyar dolarlık bir artış var.

    Bir de reel sektörün döviz varlık ve yükümlülüklerine ilişkin verilere bakalım. 2014 sonu itibariyle finansal kesim dışında kalan firmaların 98.1 milyar dolarlık varlığa karşılık 281.4 milyar dolarlık yükümlülüğü bulunuyor. Yani bu değerlere göre reel sektör 2014 sonu itibariyle 183.2 milyar dolar açık pozisyon taşıyor.

    Rakamlar özet olarak böyle. Detayları ve geçmiş yıllara göre olan değişimi tablomuzda izlemek mümkün.

    Bizim ağırlıklı olarak üstünde durmak istediğimiz, son günlerde baş döndürücü bir hızla artmakta olan döviz kurunun, özel sektörü nasıl bir girdabın içine sokmakta olduğu. Siyasilerimiz, eksik olmasınlar "Kamunun dış borcu çok az, hele hele milli gelire oranı nereden nereye indi, hiçbir risk yok" diyerek aynı plağı döndürmeye devam ediyorlar.

    Söylenende doğruluk payı elbette var; ama döviz talebi hızla tırmandığında bunun yaratacağı tahribat dövizi kimin almak istediğine bağlı olarak pek değişmeyecek ki... Kur artışının nedeni ikinci planda kalacak, önemli olan sonuç; sonuç da kur artışının tahribatı.

    FATURA KİME

    Reel kesimin 2014 sonunda 183 milyar dolar açık pozisyonunun şimdi hangi düzeyde olduğunu bilmiyoruz. Ama varsayalım 183 milyar dolar hiç değişmedi. 2014 sonunda 2.32 olan dolar kuru 2.55'e geldi. Yani 23 kuruşluk bir artış söz konusu. Çarpıyoruz bu artışı 183 milyar dolarla, 42 milyar liralık bir yük çıkıyor karşımıza.

    Çok doğaldır ki, özel sektör bu 42 milyarı sırtında taşımak istemeyecek, bundan kurtulmak için çaba gösterecek.

    Nasıl olacak bu; birincisi fiyatlara yansıtılarak; ikincisi de borç ödemeleri olabildiğince ötelenerek. Bu öteleme, döviz alacaklısına karşı olduğu kadar, hatta ondan daha fazla diğer alacaklılara karşı kullanılacak bir yönteme dönüşecek.

    A şirketi, yurtdışında borçlu olduğu B bankası ya da şirketine olan borcunu ödemek için, yurtiçinde borçlu olduğu C şirketinin alacağını aksatmak durumunda kalabilecek. Ve bu durum bir domino etkisi yaratırsa hiç şaşırtıcı olmayacak.

    Taşlar bir kere yıkılmaya görsün... Sapasağlam duran şirketler bile, alacaklarını tahsil etmekte zorlanmaya başlayınca sıkıntıya düşebilecekler.

    Enflasyonun yüzde 5.5 olarak öngörüldüğü, daha gerçekçi yaklaşımlarla yüzde 7-8 dolayında tahmin edildiği bir dönemde dolar kuru iki ayda yüzde 10 artmış. Bu demek değil ki izleyen aylarda da aynı hızla artış sürecek; ama bu artışı da oturup bir düşünmek, nerede yanlış yaptığımıza, daha da önemlisi bunun sonuçlarına bakmak gerekmez mi? Siyaset, kuru kimin yükselttiğini bulmak için adeta papatya falı açıyor. Kurun niye yükselmekte olduğu sır değil zaten; biraz da ortaya çıkacak sonuçlara kafa yorulsa...

    (.....)

    YanıtlaSil
  62. (.....)

    ARTIK DOLAR CİNSİNDEN BORÇ BULMAK DA ZORLAŞACAK! SİLKİNİN VE KENDİNİZE GELİN!

    Türkiye geçen yıl önceki yıla göre dış borç bulmakta zorlandı, portföy yatırımları azaldı. Bu yıl, sıkıntının daha da artması bekleniyor. Yıl ortasında ya da daha sonra, az ya da çok, FED bir şekilde faiz artırımına gidecek. Bazı kesimler, "FED faizi ne kadar artırırsa artırsın, bizdeki oran hala çok yüksek, hem bu yüzden indirim yapılması gerekir. Dolayısıyla bize gelen parada bir eksilme olmaz" görüşünü savunabiliyorlar. Bu görüşte ısrar edenler, Türkiye'deki döviz kuru oynaklığını, hatta son dönem için oynaklık bile denemez, düzenli artış gerçeğini görmezden geliyorlar.

    Yabancı Türkiye'ye ya da bizim gibi bir ülkeye görece yüksek faiz için gelir elbette ama, kur artışının da faizi silip süpürmeyeceği varsayımıyla gelir. Yılbaşında getirdiği 1000 dolarını 2.32'den TL'ye çeviren ve eline geçen 2320 lirayı yüzde 9 faizli iç borçlanma senedine yatıran bir yabancı, bir yıl beklediğinde 2529 liraya sahip olacak. Ancak kur 2015 sonunda şimdiki 2.55 düzeyinde kalsa bile, bu yabancı yatırımcının eline 992 dolar (2529/2.55) geçecek demektir.

    Eğer kur artışının daha da artacağı tahmin ediliyorsa, bundan kaygı duyuluyorsa; soru bir, yabancı gelir mi; soru iki, mevcut yatırımcılar hızla Türkiye'yi terk etmez mi?

    Bir yandan dışarıdan borç bulmakta zorlanacağız, bir yandan da gelmiş olan yatırımcıyı ürkütecek çıkmaya yönelteceğiz. Gelmeyecek döviz yüzünden arz azalacak, çıkmak isteyecekler yüzünden talep artacak. Bunlar yetmiyormuş gibi içeride her gün siyaseten sonuç elde etmek uğruna demeç üstüne demeç verilecek.

    Soğuk savaş döneminde ABD'li siyasetçilerin geliştirdiği bir domino teorisi vardı. Komünist idareyi benimseyen bir ülkenin komşularının da bir süre sonra bu idareyi seçmek durumunda kalacaklarına ilişkin bir teori. Bu teori şimdi bizde mali yapısı zayıflayacak şirketlerin iş yaptıkları şirketleri etkilemeleri şeklinde yeni bir biçim alır mı dersiniz...

    ADRESTEKİ TABLOYU DİKKATLE İNCELEYİNİZ!

    http://www.dunya.com/d/other/fgtjh.png

    Alaattin Aktaş
    5 Mart 2015
    Dünya Gazetesi

    http://www.dunya.com/ozel-sektore-binen-42-milyar-liralik-yukun-faturasi-kime-kesilecek-159046yy.htm

    YanıtlaSil
  63. Sonlara doğru olan büyük yorumlar hariç tüm sayfayı okudum.Enfes bir yazı olmuş, yorumlarınız ve duruşunuz harika.

    İyi ki varsınız hocam...

    Ülke olarak çok büyük bir enerjimiz var.Ama kendi dinamiklerimiz içinde boğulmakla o kadar meşguluz ki, dünyadan ve gelişmelerden izole oluyoruz.Alın Türkiye'yi dünyadan fiziksel olarak koparıp ayrı bir gezegene koyun. Çok da değişen birşey yok gibi.

    Güzel bir devlet üniversitesinin son sınıf öğrencisiyim.İnternet ekonomisi ile ilgileniyorum.Sorum konudan bağımsız olacak.

    Etrafıma baktığımda yaşıtlarım ile şu anın yetişkinleri arasında bir uçurum görüyorum.Çevresine daha anlayışlı, eğitime ve bilime önem veren, farklı inanç,insan ve doğaya daha güzel bakabilen insanlar görüyorum.Acaba diyorum biz de büyüyünce 'rasyonel' biri olmak adına belki de adapte olmak ve hayatta kalmak adına bu özellikleri kayıp mı edeceğiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Kaybetmemek için elinizden ne geliyorsa yapın. Bunun bir tek yolu var: Bilime sıkı sıkıya bağlı kalmak.

      Sil
    2. Hocam sürekli bilime sıkı sıkı bağlı kalın diyorsunuz da...

      Okullarımızdaki mühendislik, fen, iktisat fakültelerinin kalitesi belli, hala 100 yıl önceki teorik bilgiler okutuluyor...

      Biz ne yapabiliriz bu durumda?

      Sil
  64. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah ben yorumlardan mutluluk duyuyorum ve emin olun ben de birçok şey öğreniyorum.
      Dolar ve Euro yatırımcısı konusunda yazdıklarınız çok doğru. Ben de aynı konuda bir yazı kaleme almaya başlamıştım. Çok doğru bir saptama ve asıl tehlike Euro da değerlenmeye başlayınca doğacak.
      Vergi meselesinde çok geç kaldık. Bunu ben de Tobin vergisi yoluyla iki yıl önce önermiştim. Bugün artık çok geç: Zaten herkes kaçıyor, kaçışı hızlandırmaktan öte bir işlev görmez.
      Faizlerin yabancıya hitap etmesi konusunda çok haklısınız zaten iç tasarrufların düşüklüğünden de belli oluyor durum.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Okurken benimde aklıma onerdiginiz tobin vergisi gelmişti. Hatta o zamanlarda gerek yorumlarda gerek yazilarinizda yuzden fazla kez uzerinde durdunuz. Hakliliginiz bir kez daha ortaya çıktı.
      Candan hn. Bahsettigi konu da ufuk genisletti. Sessiz izleyici ve devrimciler olarak emeği geçen herkese tesekkur ederiz.

      Sil
  65. "Riskler artınca yabancı tasarruflar yeterince gelmemeye başlar. " cümlesi "getiri azalınca yabancı tasarruflar gelmemeye başlar" eşdeğer midir? Tam can Alıcı nokta burası bence,tasarruf açığı nedeniyle dışardan borçlanıyorsunuz daha fazla faiz vermek istemiyorsunuz,teoride haklısınız ama pratikte sermaye sapls size bunun bedelini ödetirler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hiç komplo teorilerine girmeyin. Konu oralara gitmeye gerek kalmayacak kadar basit. Sizin tasarruf açığınız var birilerinin de tasarruf fazlası var. Bu fazlayı size vermeleri için onların kendi ülkesinden fazla faiz vereceksiniz ama zaten yüksek olan riskleri de artırmayacaksınız. Riskler artarsa adamlar kazançtan getiriden vazgeçip giderler. bakın Rusya % 15 faiz veriyor bir tek Allahın kulu borç vermiyor. Böyle getiri kimsede yok ama risk yüksek. Yüzde 15 kazanacağım derken ana parayı kaptırmak ta var.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  66. Hocam özellikle halka açık şirketlerimizin ne kadarı dolardaki oynaklığa karşı kendilerini türev piyasalarda hedge etmişlerdir?Ben mart bitmeden firmaların yüksek kur farkı gideri yazmamaları için doların etkisininde mart enflasyonuna yansımaması için esaslı müdahelerinin yapılacağını düşüdüşünmedeyim.Seçim fiyatlaması için henüz erken.Hatta konjoktur ülkede rahat seçim geçiricez gibi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hedge etme olayı ne yazık ki yaygın değil.

      Sil
    2. Hocam burada is adamlarini sanki gizli bir hedge (maliyetsiz) yapma durumu var sanki...
      Başa baş kar noktasini hesapladiktan sonra kur farkini, enf., faiz orani farkini aliciya bindirdikten sonra kendini otomatik hedge etmez mi?

      Sil
  67. sayın hocam kıssadan hisselerinizi bilen ve alan mb de çok kişi var ancak bu hükümet cephesinden hala birşey çıkmaması ve seçim odağına iyice girmemiz maalesef durumları kötü hale getiriyor....bu euro nun değerlenmesi acaba seçim öncesinden mi kaynaklanıyor yoksa kıpırdanmalar daha önceden mi başaldı...

    YanıtlaSil
  68. Hocam tehlikenin farkına varabilmemizi, geçmişten verdiğiniz örnekle çok başarılı bir şekilde sağlamışsınız.Elinize sağlık

    YanıtlaSil
  69. Hocam geçmişten verdiğiniz örnekle, sayenizde durumun ciddiyetini daha da iyi bi şekilde anlamış olduk.Elinize sağlık

    YanıtlaSil
  70. Hocam, bu arada sizin gibi "tarafsız" ve "gerçekleri saptırmadan" yazan başka insanlar da varsa bize önerir misiniz? Forum olur, blog olur, site olur. Bu gibi kriz dönemlerinde akil insanların yönlendirmelerine ihtiyacımız olacak gibi.

    Saygılar,
    ng

    YanıtlaSil
  71. Hocam, Bütçe açığı ve cari açık "düşmüş" yerine "artmış" denilmesi mi gerekiyor ben yanlış mı anlıyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür krizlerden sonra büyüme düştüğü için bütçe açığı da cari açık da düşer.

      Sil
  72. Hocam bu yazıların hepsine yanıt veriyorsanız akşama kadar bilgisayarın başından kalkamıyorsunuz demektir. Çıkın dışarı yürüyün biraz, temiz hava alın, daha size çok ihtiyacımız olacak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, ben çalışarak dinleniyorum.

      Sil
  73. Selamlar Hocam,

    Finans profesörümüz, Türkiye'de yapılacak en iyi yatırım paranızı yemektir, o yüzden paranızı harcayın diyor...

    Sizce de haklı mı?

    YanıtlaSil
  74. Merhabalar hocam. Yazınız için teşekkür ederiz. Birkaç gündür ekşi sözlükte çıkan 2015 krizi ile ilgili başlıklar mevcut. Baktınız mı bilmiyorum. Acaba durum bu kadar vahim mi ? ( Evet vahim ama iyi bir şey duymaya ihtiyacım var. ) Tabi ki gerçekleri duymak görmek gerekir yoksa kendimiz kandırırız ama bu durum son zamanlar gelecek yorum yapılamayacak kadar üzüntü verici. Yazdıklarımda ne bir muhalefet etme durumu ne bir destekleme durumu var. Zaten objektif bakamazsam ya da yorumlayamazsam burada ne işim var ? Ama yapısal reform dışında iyi bir rüzgar gelmez mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durum vahim ama ümitsiz değil. Sorun ekonomide değil, kafalarda.

      Sil
  75. Bankacılık sistemine bir müdahele gelir mi? Brezilya da olduğu gibi aylık para transferleri belli bir miktar ile sınırlandırılabilir mi? Döviz ve altın cinsinden mevduatlarda para çekimi belli bir süre için engellenir mi? Dolar veya Altın alacak olanlar bankacılık sistemine girsinler mi yoksa nakit veya fiziksel mi alsınlar? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu anda böyle şeyler söz konusu değil.

      Sil
  76. hocam merhaba resmi ekonomik bilgi ve verilere nereden ulaşabilirim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TÜİK, Hazine TCMB, BDDK buralardan ulaşmak mümkün.

      Sil
  77. Doların yukselmesi bu donemde kimin isine geliyor ki hocam dolari yukseltmek icin elinden geleni yapiyorlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu tür ilişkileri bilmem.

      Sil
    2. Hocam bilmez siyasi seyleri :)

      Sil
  78. Bir yorumunuzda kredi genişlemesi ile cari açık arasında Bağlantı kurarak kredi genişlemesinin faizlerin düşmesi ile sağlanacağını belirterek, "faizler düşer o nedenle kredi genişlemesi yaşanır, kredi genişlemesi hem iç hem de dış talebi artırır, dış talep artışı ithalat artışı yoluyla cari açık artışına yol açar" dediniz.
    1) Anlamadığım nokta , faizler düşünce kredi genişlemesi olması yanında ,kurda artar.kurun artmasıda ithalatı azaltır ihracatıda artırması beklenir buda cari açığı iyileştirici etki yapar.fakat siz faizlerin düşüşünün kredi genişlemesini artırarak ithalata etki yapacağını söylediniz ve kuru hesaba katmadınız .fakat faizler düşünce kurda artmaz mı bu da cari açığı iyileştirici etki yapmaz mı ? Eksik düşündüğüm yer neresi anlamadım? İzah ederseniz sevinirim saygılarımla

    2)faizlerin düşerek kredi genişlemesi olması bu nedenlede cari açığı artırmasını ,kurda değişme olmama şartıyla mı düşünmeliyim .(yani faizler düşecek bu sayede kredi genişlemesi olacak fakat kur fazla oynamayacak )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur artışının cari artışı azaltması için bizim ihraç ürünlerimizin esnekliğinin ithal ürünleri esnekliğinden fazla olması gerekir. Biz esnekliği düşük mallar ithal ediyoruz (enerji, ara malı, sermaye malı). Bunların ithali kurdan az etkilenir. Yani kur ne olursa olsun biz bu malları ithal etmek zorundayız. Ama ihraç ettiğimiz malların esnekliği yüksek (tekstil ürünleri, otomotiv vb) Bunlarda fiyat artarsa karşı taraf ithalatı düşürür.

      Sil
  79. Hocam yazının 2. paragrafın ilk cümlesi:

    "1993 yılının son aylarına doğru zamanın Başbakanı “yüksek faiz enflasyonun nedenidir” diye bir teori ortaya atmış ve çok sayıda destekleyici bulmuştu."

    bu şekilde.

    Yeni nesil ekonomistler o zaman ya bebekti ya da daha dünyaya gözlerini açmamıştı.

    Bizim merak ettiğimiz nokta "1993 yılının son aylarındaki zamanın Başbakanı o sözleri sarf ettiği zamanki görüntüleri görmek."

    Kısacası bilgilerin doğruluğundan emin olmak istiyoruz.

    Ek olarak cnbc-e'de arşive yönelik bir program yapmanızı/yapılmasını talep ediyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda kitaplarda yazılı bir çok kaynak var.

      Sil
  80. Hocam yukarda ithal ikamesi ile ilgili sorumda ; ithal ikamesi modeli ,içerde herhangi bir şekilde üretimi yapılmayan Mala yönelik olarakta uygulanabileceğini ,yani gerekli ithalatı kısıtlayıcı önlemler alındıktan sonra da üretilmek istenen ürünün üretimine başlanabileceğini uygulamada bu şekilde olabildiğinden de bahsettiniz .
    Şunu sormak istiyorum; ithalatı kıstlayıcı önlemler aldıktan sonra içerde herhangi bir şekilde önceden Üretmediğimiz malı üretmeyi planlamamız o sektörle ilgili önceden yetişmiş iş Gücü'nün ,altyapının v.b nin hazır olması halinde mümkündür değil mi?
    Yani biz bugün ıpad üretmiyoruz amacımız ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra onun içerde üretimini gerçekleştirmek ise bugünden ıpad Ürününü üretecek bir altyapının, kalifiye elemanın hazır olması gerekir diye düşünüyorum.
    öbür şekilde ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra ,eğer içerde ıpadi üretecek altyapımız,kalifiye elemanımız yoksa içerde ıpadi üretemeyiz Buda ithal ikamesinden çok ithalat yasağına girer diye düşünüyorum.yani yurtiçinde daha önceden üretmediğimiz malın ,ithalatını kısıtladıktan sonra bu malı içerde Üretmek için bu Mala yönelik altyapının hazır olması gerekir diye düşünüyorum katılırmısınız ?bu konuda ki düşüncelerinizi merak ediyorum esenlikte kalın.Hocam yukarda ithal ikamesi ile ilgili sorumda ; ithal ikamesi modeli ,içerde herhangi bir şekilde üretimi yapılmayan Mala yönelik olarakta uygulanabileceğini ,yani gerekli ithalatı kısıtlayıcı önlemler alındıktan sonra da üretilmek istenen ürünün üretimine başlanabileceğini uygulamada bu şekilde olabildiğinden de bahsettiniz .
    Şunu sormak istiyorum; ithalatı kıstlayıcı önlemler aldıktan sonra içerde herhangi bir şekilde önceden Üretmediğimiz malı üretmeyi planlamamız o sektörle ilgili önceden yetişmiş iş Gücü'nün ,altyapının v.b nin hazır olması halinde mümkündür değil mi?
    Yani biz bugün ıpad üretmiyoruz amacımız ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra onun içerde üretimini gerçekleştirmek ise bugünden ıpad Ürününü üretecek bir altyapının, kalifiye elemanın hazır olması gerekir diye düşünüyorum.
    öbür şekilde ıpad ithalatını kısıtladıktan sonra ,eğer içerde ıpadi üretecek altyapımız,kalifiye elemanımız yoksa içerde ıpadi üretemeyiz Buda ithal ikamesinden çok ithalat yasağına girer diye düşünüyorum.yani yurtiçinde daha önceden üretmediğimiz malın ,ithalatını kısıtladıktan sonra bu malı içerde Üretmek için bu Mala yönelik altyapının hazır olması gerekir diye düşünüyorum katılırmısınız ?bu konuda ki düşüncelerinizi merak ediyorum esenlikte kalın.

    YanıtlaSil
  81. Hocam,

    USD/TRY'nin kaçta dengeleceğine dair teknik analiz kaynağı var mı bildiğiniz?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  82. Hocam merhaba,

    Faiz ile alakalı tedirginliğin, nominal değil de reel faiz üzerinden yapılması daha doğru değil mi? 1994 yılında reel faiz oranları en az enflasyon kadar değil miydi? 94 yılındaki bu durum, (nominal-reel faiz uçurumu) enflasyonu beraberinde getirebilir diye düşünüyorum. Bugünlerde ise reel faiz nominal faize çok yakın sayılır. Dolayısıyla şimdilerde yüksek faiz (!) enflasyonu beraberinde getirir teorisinin zamana göre değişkenlik göstereceği sonucunu çıkarmaz mı; ne dersiniz?

    Saygılar

    Erol Boydak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1994'de reel faizler % 10 dolayındaydı.
      Eğer kuru gözden kaçırırsak faiz enflasyon ilişkisini doğru kuramayız.

      Sil
  83. Başçı ne bekliyor hoca kura müdahale için? Bu adam hala nasıl görevde kalabiliyor utanmadan?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız

      Böyle ortamlarda doğrudan müdahale için iyice düşünmek, ince eleyip sık dokumak gerekir. Zira açacağınız ihale; piyasa tarafından, çoğunlukla da rakamdan bağımsız olarak adeta yutulur...

      Sonuçta çok kısa vadede yükselişi durdursanız da; uygulamadan halk diliyle etkisiz kalıp "Karizmanızı Çizdirmiş" olarak çıkarsınız. Çok geriye gitmenize gerek yok 2001 krizinde, hatta yakın tarihlerde çeşitli sebepler ile yapılan bazı müdahalelerde bunun örneklerini görebilirsiniz. Böyle bir ortamda yapılacak doğrudan müdahalenin; çok kısa vadede etkili olsa da, kaçışı kolaylaştırıp, ivmelendirmekten başka bir etkisi olmaması çok yüksek bir olasılıktır.

      Sil
    2. Eğer bir MB Başkanını kamuoyunun önünde rezil ederseniz adamdan bir şey yapmasını beklemek haksızlık olur.
      Kuru kontrol edebilmenin tek yolu bu ortamda faizi artırmaktır. Yoksa dolar satarak kura müdahaleden sonuç çıkmaz.

      Sil
    3. Merkez Bankası başkanını basın aracılığı ile adeta dövdüler Ancak kim ne derse desin ülkemin menfaati için gerekeni yapması gerekirdi .Hiç bir siyasetçiyide işine karıştırmamasi gereken cevapları vermesi gerekirdi.Çünkü bunun eğitimini cumhurbaşkanı veya başka biri almadı.Sessiz kalmamalıydı nasıl olsa bunun sorumluluğunu ona yıkacaklar.Cumhurbaşkanı ve siyasiler kurdaki bu yükselişin sorumlusu olarak her ne kadar gerçek öyle olmasada Merkez Bankası Başkanını suçluyorlar .Siyasetin doğasında bu var zaten iyi olsa hükümetten kötü olsa başkasın dan bilinir bir günah keçisi ilan edilir inşaALLAH tansiyon daha da artmaz bu iade burda biter.

      Sil
  84. Hocam bence elinizi taşın altına koymalısınız,kendinize yazmaktan ziyade.. ekonomimizin karar alma mekanizmalarında bulunmanız elzemdir...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben oralarda bulundum geçmişte. Artık ben bildiğimi, gördüğümü, öğrendiğimi paylaşmak durumundayım. İsteyen okur yararlanır. Bildiğim, dikkatimi çeken her şeyi, hiç bir karşılık beklemeden yazıp anlatıyorum.

      Sil
    2. Zaten anlamadığım global ekonomiyi çok iyi bilen,bir çok konuda doktora yapmış profesörler üniversite hocaları neden ekonomi bakanı olmazlar bunu anlamıyorum .

      Sil
  85. Hocam Allah sizden razı olsun...

    YanıtlaSil
  86. Sn. Mahfi Bey, Fed'in 2015 ortalarında faizleri artırma beklentisi realize olursa; bizde zaten çıldırmış olan usd kurunu, daha da artırır mı yoksa kurlar zaten çok yükseldiği için etkisi sınırlı mı kalır? Ayrıca gönüllü iktisat öğretmenliğiniz için çok teşekkürler. Koca koca kitaplar okuyup anlamamaktansa; halk dili ve yaşanmış örneklerle açıklamalarınızı okuyarak daha çok bilgileniyoruz.

    YanıtlaSil
  87. Bence faiz artirimi fed e faiz artislarina basladigi doneme birakilmasi gerekir cunku simdiden daha baslanirsa bu yolun sonu ne ?

    YanıtlaSil
  88. Degerli Hocam,ilkönce anayasa ile siyasetcilerin dövizkurlari faiz oranlari ve ekonomi hakkinda konusmalarini,Tv ye cikip beyanlar vermelerini yasaklasak herseyin kendi icinde bir dengeye oturacagini düsünüyorum.Siyasilerin böyle demecler vermeleri insider trading ile aynidir.Saygilarimla

    YanıtlaSil
  89. Hocam wordpress kullaniyorsunuz galiba. Facebook uzerinden paylasmak icin bir tus koyarsaniz iyi olur.

    YanıtlaSil
  90. Hocam şurada bunu ekonometrik olarak test etmiştim, belki incelemek isteyebilirsiniz.

    https://github.com/renmark/Faiz-Enflasyon/blob/master/STATA_faiz_enf.txt

    YanıtlaSil
  91. Hocam merhaba, faiz ve kur arasındaki ilişkiye son dönemden şöyle bir örnek veriliyor, ben bu konuda ki sizin görüşünüzü merak ediyorum.
    "Faiz hareketleri kurlara her zaman yansımaz. Nitekim son dönemde Brezilya'nın yaptığı faiz artışlarına rağmen Real son iki ayda ciddi değer kaybederken, Hindistan'ın iki aydır faiz indirmesine rağmen Rupi'nin Dolar karşısında değer kazanması bunlara örnek olarak gösterilebilir."
    Tabi bence bu örneklerde tek değişkenin faiz olarak görülmesi hatası var, mutlaka diğer etkenler bu sonuçları doğurmuştur.

    YanıtlaSil
  92. Merhaba;

    Hocam dolar index aldı başını gitti, sırada bir de Fed'in faiz artırımı var ki, küresel ölçekte doların daha da değerlenmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda sadece MB Başkanı'na koşullar uygun iken faizi düşürmesi gerektiğinin söylenmesi neticesinde doların alıp başını gittiğinin algısının oluşturulması sizce ne derece doğrudur?

    YanıtlaSil
  93. Gelişmekte olan ülkelerde tasarruf açığı olduğuna göre bu ülkeler borçlanarak yatırım yapabilecektir. Dolayısıyla bu ülkeler, gelişmiş ülkeleri yakalayabilmek için onlardan daha hızlı ve daha agresif büyümek zorundadır. Yine bu ülkeler yatırımların büyük bir kısmını borçlanmayla yapmaktadır ve şuanda faiz, en önemli maliyettir. Şuanda faizin özel sektöre yansıması yıllık yüzde 15 olduğuna göre bu faiz oranı, firmalarımızın özellikle de rekabetçi piyasalarda mal satan firmalarımız için çok yüksek bir maliyet aynı zamanda dezavantajdır.
    Burada bence bir kaç önemli nokta var;
    Gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu, talebi kısarak, talep yanlı politikalarla kısa dönemde belirli ölçüde düşürebiliriz ama uzun dönemde düşürebilirmiyiz.Burada talebi kısalım, enflasyon düşsün derken, ekonomiyi resesyona sokma tehlikesi de varmı? Eğer ikisinden birini tercih etmemiz gerekirse sahsen ben resesyon yerine belirli bir ölçüde enflasyonu tercih ederim. İdeal olan arasını bulmak ama memur mantığıyla bu olabilirmi?

    Firmaların en büyük iki maliyeti faiz ve enerji maliyeti olduğuna göre enflasyonu üretim yönünden ele almak daha mantıklı değilmi. En azından kısa dönemde istediğimiz sonucu almasakta uzun dönemde arz yönlü politikalarla enflasyon dengeye gelmezmi?

    Merkez Bankası politikalarını uygularken sadece işin para yönüylemi ilgilenecek yoksa reel sektörüde dikkate almalımı? Bundan dahada önemlisi reel sektörü bilmeyen bir kişi (sektörde calışmayan /uygulama yönünün bilmeyen) daha çok teori yönünü bilen birisi ekonomi prof’u olsa da Merkez Bankası başkanlığı yapmalımı. Önceden özelde şimdide kamuda çalışan biri olarak söylemeliyimki ne özel kamuyu biliyor ne de kamu özeli tanıyor. Bu manada Merkez Bankası başkanı ve para kurulu üyeleri vs. kişiler Ekonomiyi bilmenin yanında en az 10 yıl özel sektör üst düzey deneyimi olmalı bence.
    Saygılar,

    YanıtlaSil
  94. Merhaba, bir acil kredi borçlarını temizlemek için ihtiyacınız var ya da işinizi geliştirmek için sermaye bir borca ihtiyacım var? Mali zorluklar içinde insanlara yardım ediyorsun var be reddetti bankalar ve diğer mali kurumlar tarafından?. Yani, bize e-posta: elinagulay@gmail.com

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...