14 Mayıs 2015 Perşembe

Dolar Niçin Düşüyor?

Dolar Endeksi ve Doların 6 Önemli Paraya Karşı Gelişimi
ABD Dolar Endeksi, Amerikan dolarının 6 büyük para biriminin (Japon Yeni, Euro, Kanada Doları, İngiliz Sterlini, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) oluşturduğu döviz sepetine karşı değerini ölçen bir endekstir. DXY kısaltmasıyla ifade edilir. Mart 1973'te Bretton Wood's sisteminin kaldırılmasından kısa bir süre sonra 1973 = 100 endeks değeri baz alınarak hesaplanmaya başlamıştır. Söz konusu 6 para birimi endekste şu ağırlıklarla yer alır: Euro % 57,6 Japon Yeni % 13,6, İngiliz Sterlini % 11,9, Kanada Doları % 9,1, İsveç Kronu % 4,2 ve İsviçre Frangı % 3,6.

Dolar Endeksinin Şubat ayından bugüne kadarki değişimi aşağıdaki grafikte sergilenmektedir.

Şubat ayının ortalarında endeks 94 – 95 aralığındaydı. Mart ayından itibaren Dolar endeksi yükselmeye yani Dolar öteki 6 para birimine göre değer kazanmaya başladı. Sonrasında endeks inişli çıkışlı bir eğilim sergilese de Nisan ortalarına kadar Doların öteki para birimlerine karşı değer kazanması devam etti. Ardından sürekli bir değer kaybı başladı.

Dolar Niçin Değer Kaybetmeye Başladı?
Doların değer kaybetmeye başlamasının nedeni ABD ekonomisinde son dönemde ortaya çıkan olumsuz gelişmeler. ABD ekonomisine ilişkin veriler güçlü geldiğinde, Fed’in faiz artırımı da gündemde olduğunda Dolar, öteki paralara karşı güçleniyor, veriler zayıfladığında ve Fed’in faiz artırım tarihi masadan uzaklaşmaya başladığında Dolar öteki paralara karşı güç kaybediyor. ABD ekonomisine ilişkin veriler, ilk çeyrekte yaşanan zayıf ekonomik performansın devam eden etkisiyle Mayıs ayında daha da zayıf gelmeye devam ediyor ve bu gelişme Fed’in faiz artırımına bu yıl başlama olasılığını yavaş yavaş uzaklaştırıyor. Bu etkiler USD’nin öteki paralara karşı zayıflamasını hızlandırıyor. 

Dolar / TL Paritesinde Doların Güç Kaybetmesi
Mart ayında 100’ü aşarak zirve yapan endeks 13 Mayıs’da 93 düzeyine kadar geriledi. Bunun sonucu olarak Dolar, sadece endekste yer alan paralara değil bütün para birimlerine karşı değer kaybetmeye başladı.

Aşağıdaki grafik Şubat ayından bugüne kadar USD / TL paritesindeki değişimi gösteriyor.

Şubat ayında 2,35 – 2,45 aralığında seyreden parite sonradan USD lehine yükselmeye başladı, inişli çıkışlı ama genelde yükselen bir eğilim sergileyerek Mayıs ayının ilk haftasında 2,70 düzeyine yerleşti. Bu hafta başından itibaren ABD’den gelen yeni zayıf ekonomik verilerin etkisi ve Fed’in faiz artırımının geriye kaydığı izleniminin doğmasıyla Doların bütün para birimlerine ve o arada TL’ye karşı değer kaybı hızlanmaya başladı. 13 Mayıs itibariyle USD / TL paritesi 2,59 düzeyine gerilemiş bulunuyor.  

Önümüzdeki Dönemde Neler Olur?  
Doların bir süre daha zayıf kalmaya devam edeceğini ve Fed’in faiz artırmasına yönelik tavrının bu süre içinde masada olmayacağını tahmin ediyorum. Bu dönemde Dolar, diğer para birimlerine karşı inişli çıkışlı (belki biraz iniş ağırlıklı) bir gelişim çizgisi izleyebilir. Bunu söylerken dayanağım; ABD ekonomisinin bir süre daha zayıf performans göstermeye devam edeceği yolundaki tahminim. Özellikle ilk çeyrekteki zayıf performansın etkisi bir süre daha devam edecek diye bekliyorum. Ben bu görünümün yılın ikinci yarısında yeniden Doların güçlenmesi biçimine döneceğini tahmin ediyorum. Buna karşılık Fed’in bu yıl faiz artırmayacağına ilişkin yılbaşında yaptığım varsayımını sürdürüyorum. Çünkü özellikle son gelişmeler ABD ekonomisindeki toparlanmanın hala çok kırılgan olduğunu ortaya koydu. Böyle bir ortamda Fed’in faiz artırmaması, artırmasına göre daha büyük bir olasılık olarak görünüyor.

Özetle söylemem gerekirse Doların diğer para birimlerine göre yaşadığı bu değer kaybı geçici bir soluklanma gibi görünüyor. Yılın ikinci yarısında Doların yönü yine yukarıya doğru olacak diye tahmin ediyorum.


84 yorum:

  1. almak için alt sınır sizce nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir sınır aramak doğru değil. Eğer yeniden yükseleceğini düşünüyorsanız her düşüş alım için fırsattır. Her düğşüşte bir miktar alım yapılabilir.

      Sil
  2. Mahfi bey analiziniz için teşekkürler.. Nihat Zeybekçi doların 1 kaç hafta içinde inişe geçeceğini söylemişti. demek ki ABD verilerini önceden biryerden öğrenmişler.. O değil de bugun ekonomi gazetelerinde doların düşmesinin sebeplerini 7 haziranda yapılacak seçimindeki iktidar belirsizliğinin yavaş yavaş ortadan kalkması ve AKP nin yeniden iktidar olacağına yönelik beklentilerin güçlenmesine bağlamışlar.. Siyasi belirsizliklerin ortadan kalkması mı yoksa ABD den gelen veriler mi doların düşmesine en çok katkı sağladı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında ABD verileri bu durumu bir süredir söylüyordu zaten. Son 4 günde ne oldu da siyasi belirsizlik ortadan kalktı? Herkes her gelişmeyi kendine yontuyor. Bir hafta önce Dolar yükselirken bu kez muhalefet bunu kötü yönetime bağlamıştı. Doların yükselişi de düşüşü de büyük ölçüde ABD verilerinin durumuna ve Fed'in faizi artırıp artırmayacağı tahminine göre biçimleniyor. Bizim içeriden katkımız son 2 aydır o kadar etkili değil.

      Sil
  3. Hocam dolarin ikinci yarida yukari yonlu olacagina dair varsayimiz ne? Fed faiz artirmayacak ise dolar neden yukselir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü ben ABD verilerindeki zayıf performansın ikinci yarıdan itibaren yeniden güçleneceğini tahmin ediyorum. Fed faiz artırmasa bile vereceği mesajların ekonomideki toparlanmayı destekleyici yönde olacağını düşünüyorum.

      Sil
  4. hocam elinize saglik, ozellikle dolar indexindeki paralarin oranlarini vermissiniz, bilmek istiyordum hep..

    YanıtlaSil
  5. Hocam kısaca ' genel seçimlere kadar düşüş daha sonra yıl sonuna kadar yükseliş trendi görebiliriz' diyebilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim seçime kadar düşüş devam eder demekten kastım Haziran ayını vurgulamaktı. Haziran ayı yılın ortası. Ben ABD 2. çeyrek verilerinin ilk çeyreğe göre güçlü geleceğimi (ki bu da Haziranda başlayacak) düşünüyorum. Dolayısıyla yılın ikinci yarısında dolarda yükseliş başlar diye tahmin ediyorum.

      Sil
  6. Üstat,
    ABD'deki toparlanmanın iki kaynağı olduğunu ve şimdiye kadar usd dolarının izlediği seyrin bu iki kaynağa ilişkin fiyatlama ile alakalı olduğu kanısındayım. Bana göre bu iki kaynaktan ilki geçici iken diğeri görece daha kalıcı. Kısaca; Kaynak 1: Parasal genişleme süreci, Kaynak2: ABD finans sektörünün 2008 krizini takiben yaşadığı arınma süreci.
    Eğer olduğunu ifade ettiğim bu iki kaynağa, reel kesimi de geliştirerek 3. Kaynak olarak ilave edebilselerdi, usd dolarındaki değerlenme daha uzun süreli ve kalıcı olabilirdi. Ancak bunu yapamadılar. Dolayısı ile EUR bölgesini reel sektörlerinin rekabetçiliği bakımından geçme fırsatını değerlendiremediler. Bu yüzden de Euro'nun USD doları karşısında yeniden değerlenme surecine gireceğine inanıyorum.
    Yorumum ile ilgili görüşünüzü paylaşırsanız çok sevinirim.
    Bodrum'dan çok selamlar.
    Cafer Demir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna benzer bir yaziyi Ege Cansen daha once yazmisti. ABD devasa cari acik verdigi surece ve Avrupa bolgesi, ozellikle Almanya surekli cari fazla elde ettikce, uzun vadede Euro / USD orani yukselecektir demisti.

      Sil
    2. Kısmen katılıyorum ama Euro bölgesinin sorunları da az değil. Aslına bakarsanız ABD yönetimi USD'nin Euroya karşı çok fazla değerlenmesini de istemiyordur. Çünkü güçlü dolar ister istemez cari açığı artırıyor. Ben sizin dediğinizin yani Euronun güçlenmesinin daha çok 2016'da görüleceğini tahmin ediyorum.

      Sil
  7. Hocam, CHP seçimlerde tek başına iktidar olamazsa, partinin başına sizi seçeceklermiş.

    Böylece meclisteki Salı grup toplantılarında ve miting meydanlarında talep eğrisini ve IS-LM modelini ferah ferah anlatabileceksiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne bu şimdi,yorummu,hicivmi,eleştiri mi? Türkiye'de düşen seviyenin güzide bir örneğini vermişsiniz.Bu tür yorumları okudukça içimdeki küçük umududa kaybediyorum

      Sil
    2. Bir kişiyi bir yere seçebilmek için o kişinin istekli olup olmamasının önemi yok diyorsunuz yani. Benim siyasete girmek konusunda en ufak bir isteğim yok. Ama anladığım kadarıyla siz bu tür bir işin bir görev olduğunu ve insanların kendi tercihlerinin önemi olmadığını söylüyorsunuz.

      Sil
    3. Üstteki Adsiz bey/hanim komik oldugunu saniyor belli ki. Ama antipatik olmaktan öteye gidememis.Mahfi Bey belki yüz kere yazdi bu tip sorulara cevap.Hala anlasilamamis.

      Sil
  8. Hocam öncelikle yalın anlatımınız için teşekkür ederim.Dolar tl'ye karşı değer kazanırken endeksten daha fazla değer kazandı.Bunda içerdeki sıkıntılar ve seçim belirsizliği etkiliydi.Şimdi ise tl dolara karşı endeksten daha fazla değer kazanıyor gibi duruyor.Yani piyasada artık yavaştan seçimi fiyatlıyor gibi değil mi? Ayrıca dediğiniz gibi dolar uzun vadede 3 liraya doğru gidecek.Volatilite fazla olmadıktan sonra tl'nin dolar karşısında 2.70-3 bandında olması hiçde fena değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Dediğiniz çok doğru. TL, Dolara karşı önceleri diğer para birimlerinden daha fazla değer kaybetti. Şimdi ise diğer para birimlerine göre daha fazla değer kazanıyor. Bunun iki nedeni olabilir: (1) Sizin tahmin ettiğiniz gibi seçimden tek parti iktidarı çıkacağı fiyatlanıyor olabilir (2) Türkiye'ye döviz girişi olabilir. Türkiye'ye döviz girdiğine ilişkin ben, en azından şimdilik, bir kayıt göremedim. Bu durumda Temmuz ayını bekleyeceğiz ve Mayıs ayında net hata ve noksan kaleminde pozitif yönde bir artış olup olmadığına bakacağız. Ya da belki ikisi birden etkili oluyor. Bakalım, göreceğiz ne olduğunu.
      USD'nin 3 TL dolayında olmasının sıkıntı yaratmayacağını hatta iyi olacağını savunan epeyce işadamı var.

      Sil
    2. USD'nin 3 TL dolayında olmasının sıkıntı yaratmayacağını hatta iyi olacağını savunan epeyce işadamı var.

      diyorsunuz da Hocam, maliyetlerimiz yükseliyor, Dolar/TL kuru Dolar lehine daha fazla artmasın, boğuluyoruz! diye ağlayan da yine kendileri!

      İşadamından işadamına değişiyor herhalde ?

      Sil
    3. Evet tabii işadamından işadamına değişiyor durum. Kimisinin geliri Dolarla kimisinin gideri. Geliri dolarla olanlar kurun yükselmesini gideri dolarla olanlar ise düşmesini istiyor. Ama çoğunluğun geliri Euro, gideri Dolarla. O nedenle çoğunluk Euro / USD kurunun Euro lehine gelişmesini istiyor.

      Sil
  9. Mahfi Bey, yazılarınızı zevkle takip ediyorum.

    Benim aklıma takılan bir husus var. Şu an FED le başımız belada. Malum faiz arttırımı başlamadı, ama telaffuzu bile yetiyor. Ve sanırım normalleşme de uzun yıllar alacak. Ve bu aşamada nasıl ki FED faiz arttırma yoluna gitti ise, bir süre sonra AMB da bu yola girecek. Bir yanda FED, bir yanda AMB ve ikisinin birlikte faiz arttırmaya başlaması denk geldiğinde, bu durum Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Evet kesinlikle önümüzdeki harita bize bunu gösteriyor. Fed bitirmeden AMB başlayacak. Bu bizi mutlaka olumsuz etkileyecek. Eğer dünya ekonomisinde (özellikle Euro bölgesinde) toparlanma olursa bunun etkisi daha az olur bize.

      Sil
    2. Peki özellikle Euro bölgesinde toparlanma olacağına gerçekten inanıyor musunuz?

      Japonya'nın 20 yıldır kıvrandığı ağrıya Euro bölgesinin de düştüğü söyleniyor? Üstüne üstlük 'Grexit' potansiyeli devam ederken, 'Ukrayna olayı' sessiz sessiz büyürken, şimdi de 'Brexit' konuşulmaya başlanmışken?

      Sil
    3. Bence Euro bölgesi toparlanacak toparlanmasına ama bu toparlanma uzun zaman alacak. Yunanistan artık Euro bölgesi için çok da büyük bir sorun olarak görülmüyor. Bence asıl darbe İngiltere'nin AB'den çıkması olur. Gerçi İngiltere Euro bölgesinde değil ama Avrupa'nın en önemli üç devletinden birisi. Böyle bir durum AB'nin geleceğini ciddi biçimde etkileyebilir.

      Sil
  10. Tesekkurler hocam

    YanıtlaSil
  11. Elinize sağlık hocam :) hocam bir para biriminin degerinin artmasi o para miktarina olan talebin artması sonucu mu olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet nedenlerden birisi odur. Ama o para birimine talebin artması da kendiliğinden olmaz. O para biriminin bağlı olduğu ekonominin dünya ticaretinde güçlü ve yüksek pay sahibi olması, ekonomisinin iyiye gidiyor olması vb gibi nedenler olması lazım.

      Sil
  12. Hocam iki şey sormak istiyorum musadenizle. Dolarin 2'ye düşmesi ne gibi gelişmeler ile gerçekleşebilir(hem turkiye hem de turkiyeden bagimsiz olarak) ve bu gerceklesenlerin negatif etkisi ne olur türkiye ekonomisine. Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doların 2 TL'ye düşmesi ya doların çok zayıflaması ve artık eskisi kadar talep edilmemesiyle ya da TL'nin çok güçlenmesiyle olur. İlki lehimize olur maliyetlerimiz düşer, ikincisi aleyhimize olur çünkü bu durumda TL Euroya karşı da güçlenir ihracatımız düşer. Tabii bu dediklerimiz genel şeyler. Farklı bir çok gelişme de ortaya çıkabilir bu arada.

      Sil
  13. Hocam dolardaki bu düşüşte yakın zamanda alınan gümrükten sorgusuz sualsiz para geçirebilme kararınında etkisi var mıdır? Varsa bu etkinin kısa vadede yaratacağı olumlu etki yabancı yatırımcının çıkması için uygun koşulları yaratacağından orta vadede etkisi çok daha kötü olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu andaki düşüşte daha çok Doların bütün paralara karşı değer kaybının etkisi var. Bu sorduğunuz sorunun yanıtı için 10 Temmuz'da Mayıs ayı ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kaleminin açıklanmasını bekleyeceğiz.

      Sil
    2. teşekkür ederim hocam

      Sil
  14. Bu fiyatlamalar acaba gelisen ulkelerden cikis firsat yaratiyor buyuk fonlar icin 2.55 duser ondan sonra 9haziranda fiyatlari 2.70-2.75arasinda olur diye dusuniyorum nedersiniz hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teknik analizi inceledim. 2,55'de güçlü direnç var görünüyor. 2,55'e kadar düşüş olası görünüyor. Ben de Haziranda artış olacağı kanısındayım.

      Sil
  15. ABD'den gelen zayıf verilerden sonra, "imalat sanayi ABD milli gelirinin sadece %11'i, güçlü doların ihracatı azaltmasının etkisi çok az hissedilir, Fed faiz artırır" diyenler yanıldılar. ihracattaki zayıflık sanayi üretimini, sanayi üretimindeki zayıflık yatırımları vuruyor. bunun etkisi ekonomiye yavaşça ama dalga dalga yayılıyor. imalat sanayinin payı %11 gibi düşük bir rakam olsa bile imalat sanayi ABD ekonomisinin lokomotifi olmaya hala devam ediyor çünkü sanayi kuruluşlarının yatırımlar içindeki payı epey fazla, yatırımın azaldığı yerde ise büyüme olmuyor.
    hocam işin en garip yanı dünya ekonomisinin neredeyse 4'te 1'i büyüklükte olan ABD ekonomisinde işlerin kötüye gitmesinin piyasaları coşturması. işler kötüye gittiğinde Obama-Kongre gerginliği nedeniyle kamu harcamaları tarafında destek gelmeyeceği, Fed'in bundan sonra tek 1 dolar bile ilave varlık alımı yapamayacağı unutulmuş gibi. Fed en fazla faiz artışını erteleyebilir o kadar, ancak yeterli olur mu orası çok şüpheli. çünkü ECB daha uzunca bir müddet konfeti dahil her türlü kağıdı almaya devam edecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yalnız piyasada birkaç veri üst üste iyi gelmeyince kötümser beklentilerin suyu çıkabiliyor. mesela nisan sanayi üretiminde %0 değişim bekleniyormuş. nominal değer olarak %0 gelebilir ama reel olarak büyük ihtimalle pozitif gelir.

      Sil
  16. şunu merak ediyorum. TCMB kur artarken neden müdahale edemedi? Ocaktan bu yana kurda yüzde 22'lere varan artış varken, son 3-4 gündür yüzde 4'lük bir aşağı yönlü hareket oldu. TCMB döviz satım ihaleleriyle kuru kontrol altına alabilir miydi? Önümüzdeki 2016 yılının sonuna kadar bazı uzman ekonomistler Euro/doların 0,80'lere geleceğini tahmin ediyor.Şu anki fiyatlara oranla kabaca dolar 3 tlnin üzerine çıkar bu hesaplamayla.Euronun yatay bir seyir izleyeceğini varsayarsak. Bu euro/dolar parite öngörüsüne katılır mısınız? Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başkasının parasına müdahale limitli bir eylemdir. TCMB, geçmişte yaptığı müdahalelerden sonuç alamamıştı.

      Sil
    2. Hocam 2.66lardan yanlis zamanlamada aldigim dolarlari satmalimiyim bu sert dusus devam eder mi ekimi mi beklemeliyim sizce saygilar

      Sil
    3. Bu tür düşüşlerde her düşüşten azar azar alarak devam etmek en doğru harekettir. Yani 2,70'den 2,65'e düştüğünde bütün paranızla dolar almak doğru değildir. Bir bölümüyle almak lazım. Sonra düşüş devam ederse her düşüşte biraz daha almak lazım.
      Ben teknik analiz yapmıyorum ama makro açıdan görebildiğim kadarıyla doların yıl içinde yönü hala yukarı doğru. Yani bir miktar daha düşebilir sonra yeniden çıkışa geçecektir. Bu benim görebildiğim. Yine de taknik analiz yapanlara da bakmak lazım.

      Sil
  17. Hocam finansman girişinin de doların düşmesinde etkili olduğunu söylüyorlar. Doları aşağı çekecek bir finansman girişi mi yaşandı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. TL'nin bütün para birimlerinden daha fazla değer kaybettiği dönemde bu ek düşüşün nedeni faiz ve TCMB üzerine yapılan tartışmaların yarattığı durum ve Türkiye ekonomisinin ivme kaybıydı. Şimdi TL, bütün para birimlerinden fazla değer kazanıyor. Bunun üç nedeni olabilir: (1) Piyasa seçim sonucunda tek başına iktidarı görmüş ve istikrara yatırım yapıyor olabilir (ki bence bu düşük bir olasılık çünkü son bir haftada böle dramatik bir değişim yaşanmadı.) (2) Türkiyeye kayıt dışı para giriyor olabilir (bunun olup olmadığını ancak 10 Temmuzda Mayıs ayı ödemeler dengesi açıklandığında net hata ve noksan kalemindeki gelişmeye bakarak anlayabiliriz.) (3) Dolardaki düşüşü desteklemek üzere kamu bankaları piyasaya dolar satıyor olabilir (eğer bu söz konusuysa bunu yakında anlarız.)

      Sil
    2. Hocam şayet kamu bankaları piyasaya dolar sürüyorsa bu süreç seçimlere kadar devam eder ve bu hızla 2.50 ninde altı mümkün olur gibi geliyor fakat sonrasında amerikan verileride sizin söylediğiniz gibi güçlenmeye başlarsa o haldede doları eylülde 2.85 vee üzerinde görmekte mümkün hale gelebilir

      Sil
  18. Hocam TBB kredilerde uygulanan sıkılaştırma politikalarından şikayet etmiş. Ama BDDK'ya göre kullanılan kredilerde sürekli bir artış var. Çelişki nerede? Yanlış yere mi bakıyorum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım karlarında düşüş var. Yani kardan zarar ediyorlar ondan şikayetçiler.

      Sil
  19. Sayın Eğilmez, dolar endeksinin açıklanması ve bu endeksin yıl başından bu güne kadarki değişkenliğini gösteren bilgileriniz için çok teşekkürler. Dünyada dolar endeksi ABD deki bazı finansal parametrelere göre değişiyor, bu bir bilimsel yaklaşım. Bizim ülkemizde bu bilimsel yaklaşıma ilaveten bilim dışı finansal etkilerin fazla olduğuna inanıyorum. Her ülkede bilim dışı finansal etkiler vardır, bunlar ülkenin karakteristiğine göre değişir, ancak bizim ülkemizde bu bilim dışı finansal etkilerin dünya ortalamasının üzerinde olduğunu düşünüyorum. Şöyleki; Haziran başında genel seçim olduğundan, hükümet borsanın yükselmesi ve dövizin düşmesi için gerekli yerlere baskı yapıyor zannediyorum. Seçimler esnasında borsanın düşmesi , veya çökmesi ile doların çıkması veya uzaya fırlaması hükümetin oy kaybetmesine, oy yüzdesinin düşmesine sebep olacaktır. Hükümetin oy kaybına hiç tahammülü olmadığından borsa çevrelerine ve dövizi kontrol eden banka çevrelerine aşırı tazyik ettiği düşünülebilir. Bu durumda hormonlu borsa ve hormonlu döviz seviyeleri oluşuyor. Seçimden hemen sonra hormon etkisi kalkacak ve gerçekler ortaya çıkacaktır. Bizim ülkemizde bilimsel çalışmalar yanında bilim dışı etkiler dikkate alınmalıdır diye düşünüyorum, hatta bilim dışı etkiler yani siyasi etkilerin daha fazla olduğu kanaatindeyim, acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Keşke yanılıyor olsanız.

      Sil
  20. Doların 2,40 altına doğru yöneleceğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  21. Ben Doların Tl karşısındaki aşırı değerini-endeks 100 iken 2.60 dı 93 oldu 2.73 oldu ve şimdi oradaki 10-15 kuruşluk değerlenmesini veriyor bence - bu hafta verdiğini düşünüyorum.Dolar endeksi haftaya yükselişle başladı ama Tl Dolar'a karşı güçleniyordu.Seçimlerde tek parti hükümeti çıkacağını düşünerek Dolar bu seviyelerden seçime girerse 2.55 aşağısı görülebilir.

    YanıtlaSil
  22. Hocam ben eskilerde Libor faizlerinin 4,5%, 6%, spreadlerin de neredeyse bir o kadar olduğunu anımsıyorum. Faiz artışı derken buraları görürsek bu kadar borçlu hane halklarının ve şirketlerin ( tüm dünya) ve Amerikan hazinesinden alacaklı (iskontolu bonolar vasıtası ile) devletlerin (Çin, Japonya) hali nice olur tahmin edemiyorum. Kendimi tüm dünya para otoritelerinin yerine koyuyorum (FED, IMF Avrupa Merkez Bankası) pek bir çözüm bulamıyorum.

    YanıtlaSil
  23. Hocam, bizim için Cem Karaca, Neşet Ertaş veya Kayahan neyi ifade ediyorsa, genel manada 'blues' severler için, özel manada ABD'nin kederli tarihi ile ilgili bir ikon olan B.B. King (Riley B. King) 89 yaşında hayatını kaybetti!

    Umarım haftasonunda kitabınızı okurken, birkaç eserini dinlersiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. B.B.King'i biliyorum. Blues benim çok sevdiğim bir müzik türü olmasa da dinlerken hüzünlendiğim bir tür. Thrill is Gone'u dinleyerek B.B. King'e veda etmiş oldum.

      Sil
    2. Eğer blues olmasaydı, progressive rock da olmazdı!

      Eğer Ahmet Mahfi Eğilmez olmasaydı, http://www.mahfiegilmez.com da olmazdı!

      Size baba demek isterdim ama evlatlarınız kıskanır!

      En iyisi hocam demeye devam edeyim...

      Sil
    3. Türk filmlerindeki replikler gibi oldu. Beni güldürdünüz. Sağolun.

      Sil
  24. Bu noktada MB'ye hic deginmemissiniz. Bence Dolar'daki dususun tek sebebi var, yandas sermayedarlarin piyasaya dolar surmesi, ki net hata noksan'in yuksek cikmasinin arkadasinda yatan da bu kesimin 'gerektiginde kullanmak uzere' ulkeye nakit soktuklari ortada. Ulkede bunu kontrol edecek bir adalet mekanizmasi kalmadi. Muktedirlerin istedigi gibi hareket etmeyen savas muhimmati bile gecirse adalet geregini yapamiyor, para mi geciremeyecek? Tabi MB'na hic degisnmemissiniz dememin sebebi zaten cok da derin olmayan bir piyasada isteyenin istedigi gibi manipule edebilmesi. TL, MB'nin namusudur. Insan namusunu ona buna malzeme yapar mi? Dis ticaret yapan herkesin dilinde tuy bitti, dolarin yuksek veya dusuk olmasi problem degil, volatil olmasi problem diye. 10 gunde 5% deger kazanmasi ile kaybetmesi ayni ekonomik hastaligin habercisi degil mi? Dolar belirli bir cizgide gitse zaten fiyatlari ve masraflari ona gore hesaplarsiniz ama boyle bir ortamda ticaret yapmak gercekten eziyettir, ulkeyi bu hale getirenleri allah bildigi gibi yapsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Adsız bas bas bağırıyoruz ama bilimsel kriterlere uymadığı için duyulması imkansız!

      Açıklamanızda sonuna kadar haklısınız!

      14 Mayıs 2015:
      Mahfi Bey, siz yine pek ciddiye almayabilirsiniz ve hatta komplo teorisi diye düşünebilirsiniz ama gerçekler bir yere kadar saklanabiliyor!

      Dolar/TL'de sanki düğmeye basılmış gibi bir düşüş yaşanıyor değil mi?

      Sebebini yazayım:

      Size geçtiğimiz haftalarda, Türkiye sınırlarında, hiçbir yerde kaydının bulunmaması için (ülkeye girişte) özel izinlerin verildiği, tır, yük gemisi ve uçaklar aracılığı ile kaynağı belirsiz paranın (ve hemen likiditeye dönüşebilen kıymetli madenlerin) girişinden bahsetmiştim.

      7 Haziran seçimlerine kadar, ekonomiyi gündemden az da olsa uzaklaştırabilmek için, bu kaynağı bilinmeyen paranın (ve hemen likiditeye dönüşebilen kıymetli madenlerin) miktarında muazzam artış yapılması talimati verildi! Maksat, seçmenin ağzına birkaç parmak bal çalabilmek!

      Dolar/TL'de yaşanan hızlı düşüşün asıl sebebi bu!

      Seçimlerden sonra kim, ne yapacağını bilmiyor! Bu kaynağı belirsiz parayı (ve hemen likiditeye dönüşebilen kıymetli madenleri) bile eskisi kadar yüksek miktarlarda getiremeyeceklerini artık anladılar!

      Bilginiz olsun istedim...

      Sil
    2. Ciddiye almadığım tezi doğru değil. Tam tersine ben normal gelişmelerin dışına çıkan herşeyi ciddiye alıp bakarım. Örneğin TL, bütün paralardan fazla değer kaybederken nedenini araştırdım. Ve vardığım sonuç faiz ve TCMB üzerinde yaratılan baskıların yatırımcıları ürküttüğü sonucu oldu. Bugün de TL, bütün para birimlerinden fazla değer kazanıyorsa ve bunu objektif olarak haklı gösterecek bir neden yoksa başka bir şey vardır diye düşünüyorum. Bu konudaki tahminimi yukarıda bir yorumu yanıtlarken yazdım. Burada bir kez daha yazayım:
      TL'nin bütün para birimlerinden daha fazla değer kaybettiği dönemde bu ek düşüşün nedeni faiz ve TCMB üzerine yapılan tartışmaların yarattığı durum ve Türkiye ekonomisinin ivme kaybıydı. Şimdi TL, bütün para birimlerinden fazla değer kazanıyor. Bunun üç nedeni olabilir: (1) Piyasa seçim sonucunda tek başına iktidarı görmüş ve istikrara yatırım yapıyor olabilir (ki bence bu düşük bir olasılık çünkü son bir haftada böyle dramatik bir değişim yaşanmadı.) (2) Türkiyeye kayıt dışı para giriyor olabilir (bunun olup olmadığını ancak 10 Temmuzda Mayıs ayı ödemeler dengesi açıklandığında net hata ve noksan kalemindeki gelişmeye bakarak anlayabiliriz.) (3) Dolardaki düşüşü desteklemek üzere kamu bankaları piyasaya dolar satıyor olabilir (eğer bu söz konusuysa bunu yakında anlarız.)
      Bunun komplo teorisiyle bir ilgisi yok.

      Sil
  25. hocam FED başkanlarından biri hem parasal genişleme hem de faiz artırımı na devam edeceğiz dedi bu durumda faiz artırımının bir anlamı kalır mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada bir hata var. Çünkü Fed parasal genişlemeyi sonlandıralı aydan fazla oldu.

      Sil
  26. Mahfi Bey, konuyla alakalı değil belki ama önemli bir konuyu sayfanızda paylaşmak isterim.
    Daha önce yazdığınız Gini katsayısı hakkındaki konu ile ilgili, yani gelir dağılımındaki adaletsizlik..
    OTOMOTİV SANAYİSİ EMEKÇİLERİ ÜRETİME ARA VERDİ.
    Dün, daha doğrusu evvelsi gün otomotiv sanayisinde üretim faaliyeti gerçekleştiren 2 büyük ana sanayinin emekçileri, üretime ara verdi. Sebebi, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın tüm ülkelerinin sorunu aslında: Gelir dağılımındaki adaletsizlik. Emekçiler, yıllık 5bin liralık maaş artışı istiyorlar hepi topu. Herbir işletmede 4bin işçi olsa, istenen ücret artışı 20 milyon lira eder. Yürüyen bant sisteminde, yerinden ayrılamadan, robot gibi çalışan bu emekçiler, 1 yılda 350 bin adet otomobil üretiyor. İstenen ücret artışının otomobil fiyatına getirdiği yük sadece 57 lira. Sendika onların haklarını koruyamadığı için sendikadan istifa ettiler ve tek başlarına kendi haklarını arıyorlar. Emekçilerin bu hareketi ile meydana gelen üretim duruşunun ana sanayilere maliyeti ise 30 milyon liradan fazla ve üretim duruşu devam ettikçe katlanarak artıyor. Haklarını arayan emekçilerimizi alkışlıyor, destekliyorum... Vahşi kapitalizme boyun eğilmemeli. Emekçiye hakkı ödenmeli. Ülkedeki gelir dağılımındaki adaletsizlik sorununun çözülmesi için çok önemli bir hareket... Sanayinin her kolu desteklemeli... diye düşünüyorum. Saygılarımla. Berna KORUR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kapitalizmin küreselleşmesinin getirdiği en önemli değişiklik bence sendikaların güçlerinin kırılması oldu. Sosyalizmin bir seçenek olmaktan uzaklaşması bu gelişmeyi ortaya çıkardı. Bu gelişme sanki iş hayatında barış ortamı yarattı gibi görünse de gerçek, emeğin hakkını almakta giderek daha zayıf hale gelmesi oldu. Kapitalizmin finans alanında denetimden uzaklaşması 2008 krizini getirdi. Şimdi de emeğin hakkının verilmesinde, gelir dağılımı adaletinin sağlanmasında denetimden uzaklaşmış bulunuyor. Bunun da bir faturası olacak sanırım.

      Sil
    2. Sayın Berna Korur'u ve onun gibi kişileri ellerimiz patlayıncaya kadar alkışlıyor ve saygılarımızı gönderiyoruz!

      #RenaultDireniyor ( #RenoDireniyor #DirenReno )

      #TOFASDireniyor ( #DirenTOFAS )

      #CoskunozDireniyor

      #ValeoDireniyor

      #FICOSADireniyor

      #DELPHIDireniyor

      #YazakiDireniyor

      #AundeDireniyor

      #LearDireniyor

      #MAKODireniyor

      #MaysanMandoDireniyor

      #ABRotechDireniyor

      #SKTDireniyor

      #OtotrimDireniyor

      #FarbaDireniyor

      #TredinDireniyor

      #DinizJohnsonControlsDireniyor ( #DJCDireniyor )

      #BeycelikGestampDireniyor

      #BORCELIKDireniyor

      #BORUSANDireniyor

      #BORUSANMANNESMANNDireniyor

      #FORDOTOSANKocaeliDireniyor

      #ArcelikEskisehirDireniyor

      #VESTELEskisehirDireniyor

      #BSHCerkezkoyDireniyor

      İŞÇİ YOKSA, YUKARIDAKİ ŞİRKETLER DE YOK!

      İnsan insan olduğundan
      Acıkan karnı doymalıdır
      Boş laflarla karın doymaz
      Yiyecek ekmek olmalıdır

      Marş sol'ki üç
      Marş sol'ki üç
      Arkadaş yerini bil
      İşçinin sınıf cephesine gir
      Çünkü sen de bir işçisin

      İnsan insan olduğundan
      Ezmekten ezilmekten nefret eder
      Ne altında köle ister
      Ne üstte efendiye boyun eğer

      Marş sol'ki üç
      Marş sol'ki üç
      Arkadaş yerini bil
      İşçinin sınıf cephesine gir
      Çünkü sen de bir işçisin

      İşçi işçi olduğundan
      Başkası onu kurtaramaz
      Çünkü işçileri kurtaracak olan
      İşçiden başkası olamaz

      Marş sol'ki üç
      Marş sol'ki üç
      Arkadaş yerini bil
      İşçinin sınıf cephesine gir
      Çünkü sen de bir işçisin

      BERTOLT BRECHT
      1898-1956

      Und weil der Mensch ein Mensch ist,
      drum braucht er was zum Essen bitte sehr!
      Es macht ihn kein Geschwätz nicht satt,
      das schafft kein Essen her.

      Drum links, zwei, drei!
      Drum links, zwei, drei!
      Wo dein Platz Genosse ist.
      Reih dich ein in die Arbeitereinheitsfront,
      Weil du auch ein Arbeiter bist.

      Und weil der Mensch ein Mensch ist,
      drum braucht er auch noch Kleider und Schuh.
      Es macht ihn kein Geschwätz nicht warm
      und auch kein Trommeln dazu.

      Drum links, zwei, drei!
      Drum links, zwei, drei!
      Wo dein Platz Genosse ist.
      Reih dich ein in die Arbeitereinheitsfront,
      Weil du auch ein Arbeiter bist.

      Und weil der Mensch ein Mensch ist,
      drum hat er Stiefel im Gesicht nicht gern.
      Er will unter sich keinen Sklaven sehn
      und über sich keinen Herrn.

      Drum links, zwei, drei!
      Drum links, zwei, drei!
      Wo dein Platz Genosse ist.
      Reih dich ein in die Arbeitereinheitsfront,
      Weil du auch ein Arbeiter bist.

      Und weil der Prolet ein Prolet ist,
      drum kann ihn auch kein anderer befrein.
      Es kann die Befreiung der Arbeiter nur
      das Werk der Arbeiter sein.

      Drum links, zwei, drei!
      Drum links, zwei, drei!
      Wo dein Platz Genosse ist.
      Reih dich ein in die Arbeitereinheitsfront,
      Weil du auch ein Arbeiter bist.

      Teşekkürler sayın Mahfi Eğilmez!

      Sil
    3. Sayın adsız. Yaklaşık bir yıldır makro ekonomi ve politik ekonomi okuyorum. Hayek, Keynes, tarftarları elime ne geçtiyse artık. Hepsi palavra. Gerçek ekonomi = sınıf mücadelesi + milletler arası bölüşüm. Liberal ekonomistler ister soldan ister sağdan okusunlar bence maval okuyorlar.

      Sil
    4. Hayek, Keynes, Friedman, von Mises, Smith, Ricardo, Marx, Stiglitz, Krugman, Amartya Sen, Acemoğlu, Sadun Aren, Nail Satlıgan...

      Hepsine ihtiyacımız var!

      İktisat; fizik gibi, matematik gibi normal şartlar altında geçerli olan, asla değişmez kurallara sahip bir bilim değil!

      Mahfi Bey'in de sürekli hatırlatmaya çalıştığı şey bu!

      Ekonomi, hayatın önünde değil;
      Hayat, ekonominin önünde olmalıdır!

      Sil
    5. Haklısınız. Dileğim kısa sürede, tüm Türkiye'ye yayılır. Asgari ücret ise en az 1900 lira olmalı. Gerekirse, beyaz yakanın maaşları düşürülerek veya onara maaş artışı vermeyerek kaynak yaratılabilir ve mavi yaka maaşları arttırılabilir.

      Sil
    6. Bu daha başlangıç !

      Sil
    7. hakikaten bu daha başlangıçmış :-) direnin emekçi kardeşlerim. yakında zafer sizindir...

      Sil
    8. Sayın Korur,

      Siz, bizden farklı değilsiniz!

      "Siz"
      veya
      "Biz"
      diye bir ayrım yok!

      "Sömüren"
      ve
      "Sömürülen"
      diye bir ayrım var!

      Fas'ta, Romanya'da ve İspanya'daki Renault & Fiat tesislerinde de üretimin yavaşlamaya başladığını unutmayınız!

      Yangının yayılmaya başladığını unutmayınız!

      "Arkadaş yerini bil
      İşçinin sınıf cephesine gir
      Çünkü sen de bir işçisin

      İşçi işçi olduğundan
      Başkası onu kurtaramaz
      Çünkü işçileri kurtaracak olan
      İşçiden başkası olamaz"

      Turuncu-Yeşil-Kırmızı-Kavun içi-Mavi-Beyaz...Yaka

      Renklerle kandırılmaya devam ediliyoruz!

      15.000'in üzerinde direnen "emekçi";
      Evlatlarını okula gönderiyor.
      Sözümüz ona "iyi" üniversitelerde eğitim görmeleri için vardiyadan vardiyaya koşturarak ömrünü çürütüyor!

      Peki, o evlatların büyük çoğunluğu üniversiteden mezun olduğunda ne oluyor?
      Sömürücü sistemin birer dişlisi haline geliyor!

      Yıllar önce (14/15 Mayıs 2015...devam ediyor) babası, annesi, teyzesi, amcası, halası, dayısı, ablası, yengesi, ağabeyi...o fabrikalarda direnip adil hayat için mücadele ederken;
      Ne yazık ki o evlatların büyük çoğunluğu üniversiteden mezun olduğunda "burnu havalarda gezen beyaz yakalaşıp" geçmişinde kendi emekçi ailesine uygulanan eziyeti, bu kez kendi "altında" çalışan emekçilere uyguluyor, uygulamaya mecbur bırakılıyor!

      Bu sistem, kuşaktan kuşağa aktarılarak, kendini yeniden üretiyor!

      Ne acı:
      Beyaz Yaka(ların çok büyük çoğunluğu):
      Kendini tertemiz zannediyor,
      15.000'in üzerinde emekçiyle omuz omuza aynı mücadeleyi vermeye yanaşmıyor, çekiniyor, önemsemiyor, unutmaya çalışıyor,
      Veya "Ohhh be... en azından birkaç gün tatil yapma imkanımız doğuyor!
      Starbucks'a mı gitsek!
      Setbaşı'na mı gitsek!
      Uludağ'a mı çıksak!
      Güzelyalı'ya mı kaçsak!
      Yalova'da balık lokantasına mı gitsek!
      Antalya'yı mı görüp dönsek!
      Bandırma'ya mı meyletsek!
      Yoksa şöyle en güzelinden bir İstanbul/Beyoğlu turu yapıp instagram da kendimiz gibi beyaz yaka iş arkadaşlarımızı mı çatlatsak!"

      Fas'ta, Romanya'da ve İspanya'daki Renault & Fiat tesislerinde de üretimin yavaşlamaya başladığını unutmayınız!

      Yangının yayılmaya başladığını unutmayınız!

      İşte bu nedenle bir kez daha hatırlatıyoruz:

      "Arkadaş yerini bil
      İşçinin sınıf cephesine gir
      Çünkü sen de bir işçisin

      İşçi işçi olduğundan
      Başkası onu kurtaramaz
      Çünkü işçileri kurtaracak olan
      İşçiden başkası olamaz"

      Sil
    9. evet haklısınız. 'sosyal demokrat' geçinen beyaz yakalar, 15 binin üzerindeki emekçiye destek vermediler maalaesef, foyaları çıktı ortaya... özde değil, sözde sosyal demokratlarmış meğerse... cık cık cık...

      Sil
    10. Yabanci otomobil ureticileri Bursa olaylarindan etkilenip, fabrikalari kapatir ya da kapasite dusurup, yatirimlarini Iran, Romanya, Fas gibi isicilik maliyetlerinin daha dusuk oldugu, sendikalarin emir komuta ile calistigi rakibimiz olan bolge ulkelerine kaydirirsa issiz kitlelere nasil cevap vermeyi dusunuyorsunuz? Globalizasyonda kapital ve uretim kuresellesti ama emek hala yerel maalesef.

      Sil
    11. Sayın Köksal,

      Sorun burada başlıyor!

      Sadece Türkiye sınırları içinde yürütülen mücadelenin, yine sadece buraya özgü kalması ve uzun ömürlü olmaması riski olmakla beraber; bir uyarı sinyali, "enternasyonal eylem işareti" verdiği ortada!

      "'Emek & değer teorisi'nin ne demek oldunu acilen öğreniniz!" diye bas bas bağırıyoruz ama kimse umursamak, yaklaşan tehlike üzerine ciddiyetle düşünmek istemiyor!

      Diyelim ki üretim İran, Romanya, Fas ve bu ülkelerden daha müşkül durumda "bırakılan" Uzak Asya ülkelerine kaydırıldı. Bahsettiğimiz ülkeler, bölgeler; "sömürücü kuvvetlerin" gidebileceği son nokta! Yani "daha ucuz iş gücü"nü bulabilecekleri başka ülke ve bölgeler yok! Örneğin "şempanzeleri" de eğitip, istihdama katıp, onları da sömürmeyi planlıyorlarsa veya kimsenin haberi yokken "Mars"ta koloni kurup onları sömürmeyi planlıyorlarsa durum değişir tabii!

      Daha geniş değerlendirme yapmak zorundayız:

      Türkiye'den örnek verelim. Günümüzde "Turuncu Yaka", "Mavi Yaka", "Beyaz Yaka" vb. statülerde istihdam edilen ve edilmeye hazırlanan sınıf, "rekabet" denen kavramla başedebilmek için kendisini sürekli donatıyor. "İngilizce" hava gibi, su gibi, ekmek gibi, el-ayak-göz-kulak gibi "olmazsa olmaz" bir vaka! "Rekabet" gitgide keskinleşmeye devam ettiğinden; hem "patronlar sınıfı", hem yukarıda ifade edilen sınıflar (mesela) "Çince" öğrenmeye mecbur kalacak. Çünkü biliyorlar ki; başta Çin olmak üzere Uzak Asya ülkelerinin genelinde iş gücü çok ucuz!
      Onlarla rekabet edebilmek için:
      Ya Türkiye'dekiler onların tecrübelerini öğrenip, üstüne daha fazla şey katıp, onları geçecekler,
      Ya da; Çin'den ve diğer ülkelerden "ucuz iş gücü" Türkiye'ye getirilecek! Tıpkı Singapur veya Dubai gibi "yeni parlatılan yıldızlarda" gördüğümüz gibi!

      Kimsenin başka ülkelere gitmesine, çalışmasına, yerleşmesine, yaşamasına, yeni hayatlar kurmasına karşı değiliz!
      "Sömürü düzeni"nin hiçbir sınır tanımadan, en ince kılcal damarlarımıza kadar girdiğini sürekli hatırlatmaya çabalıyoruz!

      Nisan 2015'in sonunda 700'ün üzerinde "'kaçak' yabancı uyruklu insan"ı taşıyan geminin/gemilerin İtalya açıklarında battığını,
      Bu insanların niçin "Avrupa" isimli yere gitmek için canlarını dişlerine takarak ölümcül bir yolculuğa çıktıklarını,
      Bu dehşet olayın arkasındaki sebepleri sorgulamak istemiyoruz!
      Sorunların çevresinden dolanıp, unutmaya çalışıyoruz!
      Odamızın ortasında duran devasa fili görmezden gelerek yaşıyoruz!

      Bizlere ölümü gösterip, sıtmaya razı olmamız için ellerinden geleni yaptıklarını artık unutmamak zorundayız!

      Dünyanın 1 numaralı "kapitalist" ülkesi ABD'den örnek verelim. Ağustos/Eylül 2008'de Lehman Brothers'ın çöküşüyle birlikte başladığı "bizlere anlatılan" küresel ekonomik krizin de etkisiyle; ABD halkı "Barack Obama" isimli kişiyi başkan seçti (deniyor).

      (Takip...)

      Sil
    12. Obama'nın hem 2008, hem 2012 başkanlık seçimleri için ABD halkına verdiği ilk vaat şu idi:

      "30 yıldan fazla bir süre; bu ülkeyi ayakta tutan, bu ülkeyi her zaman, her koşulda prestiji en yüksek konumda tutan şirketlerimiz; iş gücünü, üretim tesislerini, fabrikalarını, neredeyse bütün fiziki varlıklarını, daha ucuz kıtalara, ülkelere, bölgelere taşıdı. Muazzam kâr elde ettiler. Hem ülkemiz GDP'si için, hem bu ülkenin vatandaşları için muazzam refah yarattılar.

      Ama 2000'lerin ilk 10 yılının sonunda görüyoruz ki; kendi iş gücümüz, bu toprakların insanı, 'Ben Amerikalıyım' diyen çok büyük bir kitle artık daha düşük maaş & ücretlerle yaşamaya mecbur kalıyor! İşten çıkarmalar artıyor! Patronlar, işçilerden çok fazla fedakârlık bekliyor ama karşılığında daha az ücret vereceklerini söylüyor! Ve hattâ rekabet öyle seviyelere yükseldi ki; ABD'de fabrika kurmak isteyen yeni nesil girişimcilerimiz, veya yurtdışındaki tesislerini tekrar ABD'ye geri getirmeye niyetlenen o büyük şirketlerimiz; 'kalifiye eleman, tecrübeli mühendis, İngilizce'den başka diller bilen personel' bulamıyoruz diye yakınıp duruyor!

      Teknolojinin, ilerlemenin, bu ülkenin her zaman 1 numara olmasının yegâne yolu; ABD'yi tekrar eski konumuna yükseltmektir! Bunun için hep beraber elimizi taşın altına koymak zorundayız."

      Obama veya bir başkasının taraftarı değiliz! Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı da ekonomi, istihdam gibi konularda aynı şeyleri söylüyor!

      Obama'nın yukarıdaki sözlerine cevap vermek mahiyetinde olmasa da, içinde önemli tohumlar barındıran bir açıklama Tim Cook'dan (Apple CEO) geldi:

      "Bizim ilk amacımız, bu ülkedeki istihdam yapısının belini doğrultmak değil!
      Dünyadaki her insanın daha mükemmel teknolojiye nasıl ulaşacağı sorusuna cevaplar aramak bizim ilk amacımız!
      Biz 'iş ve işçi bulma kurumu' değiliz!"

      [ http://www.cultofmac.com/143238/how-apple-can-solve-its-china-problem/ ]

      [ http://www.cultofmac.com/141870/should-apple-make-its-products-in-the-u-s/ ]

      Çin ve Tayvan'daki Foxconn fabrikalarında işçiler bir gün "iş bırakma eylemi" yaparsa;
      İşte o zaman "Cook ve benzerleri" üretimlerini nereye kaydıracak acaba!

      (Takip...)

      Sil
    13. Aşağıda okuyacağınızın gerçekte yaşanmış olup-olmadığına dair kanıt yok. Fakat günümüzde, daha çok ABD sınırları içinde, bir nasihat gibi anlatılmaya devam ediliyor:

      1950'lerde ABD/Cleveland'da "Ford"un tesislerini, şirketin kurucusu Henry Ford'un torunu "Henry Ford II"nin ev sahipliğinde gezmekte olan "Otomotiv Sanayi Çalışanları Sendikası" başkanı Walter Philip Reuther arasında bir konuşma geçer.

      Tesisin ortalarına yaklaştıklarında; Henry Ford II, W.P.Reuther'ı yeni teknoloji ile donattıkları üretim bandının başına getirir ve sinsi bir ses tonuyla ona sorar:

      "Sayın Reuther, siz de kendi gözlerinizle gördünüz; çağ artık makinelerin çağı.

      Şu robotik kollara bakar mısınız ?! Bir insan koluyla kıyaslayacak olursak ne kadar da maharetli çalışıyorlar değil mi!

      Aslında ben bir şeyi merak ediyorum:

      Lütfen bana söyler misiniz;

      -eliyle alaylı bir şekilde makineleri işaret ederek-

      Sendikanıza topladığınız aylık aidatları bu vakitten sonra nasıl toplamayı düşünüyorsunuz ?!"

      Reuther istifini hiç bozmadan aynı alaycı ses tonuyla cevap verir:

      "Bay Henry, peki siz bu üretim bandından çıkardığınız otomobilleri nasıl satmayı planlıyorsunuz ?!

      Arabalarınızı bu makineler satın almayacak herhâlde değil mi bay Henry ?!

      Bir şeyi asla aklınızdan çıkarmayın bay Henry:

      Siz yepyeni teknolojiler ile üretim maliyetlerinizi her geçen gün azaltarak arabalarınızı üretiyor olabilirsiniz.

      Ama unutmayın;

      -Tüketici- dediğimiz 'insanlar' hâlâ o eski yöntemle üretiliyor!

      Her ay bir önceki aya göre, her yıl bir önceki yıla göre veya her 'beş-yıl' bir önceki 'beş-yıl'a göre gibi zaman dilimleri üzerine bir değerlendirmede bulunursanız;

      Eline daha az maaş geçen bir tüketici, eğer gelirini arttıramazsa,

      Sizin 'yepyeni teknoloji!' ile donatılmış 'robotik kollarla üretilen!' son model arabanızı da almayacaktır !"

      der ve her ikisi de kahkaha atarak tesisin geri kalanını gezmeye devam ederler!

      Renault ve TOFAŞ da başlayan "emekçi direnişini",
      "İran'a, Fas'a, Romanya'ya üretimi kaydırırlarsa biz ne yaparız?!" sorusunu,
      "Bizlere ölümü gösterip, sıtmaya razı olmamız için ellerinden geleni yaptıklarını"
      Şimdi tekrar tekrar düşünmek zorundayız!

      "-Robotik Kollar- araba satın alabilir mi?" / "Arabayı insan mı satın alır?"

      Saygılarımızla

      Sil
    14. Sn Erkut Köksal: çok haklı ve yerinde bir soru sordunuz. cevap vereyim: şu an grevde olan ana sanayilerin genel giderlerini kabartan, işçilere ödenen 1000-1500 lira aralığındaki işçilik maliyeti değildir. Maliyetleri şişiren aslında yüksek beyaz yaka sayısı (maviye oranı %30) ve beyaz yaka ücretleridir. (5bin-10 bin lira aralığında). Yapılması gereken, genel giderlerin hakkaniyetli bir biçimde gözden geçirilip, üretimi gerçekleştiren emekçinin hakkının ödenmesidir. Beyaz yakaya verilen ücretsiz sağlık hizmetleri, servis araçları vs gibi giderler kısılabilir, beyaz yaka sayısı azaltılır vs vs... Bu şekilde üretilen otomobilin bugünden çok daha ucuz olması sağlanır, işletmenin rekabet gücü artar.

      Sil
  27. Hocam merhaba,
    Mart ayının ortalarında dxy 93 iken dolar 2.28 civarıydı. Şimdi gene 93'e geldi ve ülkemizde de dolar düşmekte. Bu 2.28 üstündeki dolar fiyatına köpük tanımını kullanabilirmiyiz yoksa yanlış bir analiz mi yapmış oluruz? Bu seviyelerde de siyasi otoritenin özellikle söylemleri de doların çıkışını hızlandırmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fizik bilimlerde histeresis diye bir olgu var. Çcukların oynadığı plastik çamurları düşünün. Bunlara bastırır bırakırsanız ezildiği yerde kalmaz yükselir ama eski düzeyine de gelemez. Finanstaki bir çok gösterge için de bu durum geçerlidir. TL yükseliyor ama arık yeni dengeler söz konusu. O nedenle artık yeni düzeyler oluşuyor.

      Sil
    2. ABD'de 0'a yakin enflasyon var. DXY endeksinin baz aldigi ulkelerde de enflasyon cok dusuk. Turkiye'de neresinden bakarsaniz bakin 10% enflasyon var. Boyle bir durumda zaman hep TL aleyhine isler. Klasik her sey sabit kalsa mantigiyla bile sene sonunda DXY ayni degerde kalirsa dolarin 2.50 olmasi lazim. 'Kurun olmasi gereken degeri' diye kafa yoran bir suru calisma ve hesaplama bicimi de var, ama gerceklerle ortusmuyorlar. Zira yeni finans duzeni sagolsun, para birimleri de alinip satilan oyuncaklara donustuler.

      Sil
    3. Çok doğru bir saptama, teşekkürler.

      Sil
  28. Bugün kömür olmasaydı ne olurdu?

    Babam sağ olurdu!

    "SOMA 301"
    Yönetmen: Faik Ahmet Akıncı
    sinemalarda

    https://www.youtube.com/watch?v=9kc931Rsk9I

    YanıtlaSil
  29. Hocam doların bu günlerdeki düşüünün seçimlere daha güçlü girmek isteyen iktidarın piyasaya kamu bankaları aracılığı ile bolca dolar sürmesinin etkisi olmamışmıdır.Şayet böyle ise dolardaki düşüşün 7 haziran seçimlewrine kadar süğrmesi gerekmezmi.

    YanıtlaSil
  30. Hocam bu FED'in açıklamalarını yaklaşık bir yıldır takip ediyorum. Ve ağızlarında hep bir faiz arttırımı ancak bunu ağızlarına her aldıklarında doları tüm paritelerde güçlendirdiler. Bu hep böyle gitmesin? Yani insanlar kurumlar kuruluşlar devletler, bu beklentiye göre hareket edip faiz arttırımına gidince yön olarak diplerden geri dönmesin? Mesela dolar FED in 3 kez daha faiz arttırımına az kaldı gibi ima da bulunması diyelimki 2.95 i gördürecekse faiz arttırdıktan sonra geri yön aşağı mı dönecek bunu çok merak ediyorum? Çünkü bu beklentiyle zaten tavan üstüne tavan yapmış oluyor. Teşekkürler şimdiden hocam.

    YanıtlaSil
  31. hocam görüşlerinize katılıyoru çok güzel tespitleriniz var az inişli zamanlarda ara ara aım yapılabılır zaten guncel ekonomıyı takıp eden bır ınsan ona gore yatırım yapıp yapmayacagını tahmın edebılır... benım de tahmınım yıl sonuna kadar dolar euroyla eşitlenir fakat kolay kolay da euro sevıyesını gecemeyecektır onun ıcın usd ye yapılacak yatırımın daha yerınde ve makul olacagını dusunuyorum teşekkurler

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...