26 Haziran 2015 Cuma

2050'de Türkiye Ekonomisi Kaçıncı Sırada Olacak?

Ekonomiler çeşitli ölçülere ve kriterlere göre sınıflandırılırlar. Gelişmiş ekonomiler ve gelişmekte olan ekonomiler sınıflandırması bunun en bilinen ve en kapsamlı olanıdır. Ne var ki bu sınıflandırma ekonomiler arasındaki farkları ortaya koyabilmekte yetersiz kalıyor. O nedenle bu genel sınıflandırmanın içinden bazı ekonomiler ayrıca gruplandırılıyor.

Gelişmiş ekonomiler içinde en gelişmiş olanlarının yani ABD, Kanada, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın oluşturduğu gruba G7 deniyor (buradaki G grubun ilk harfi. İngilizce açılımı Group of Seven.)

Gelişmekte olan ekonomiler içinden de 20 – 25 kadar ekonomi yükselen piyasa ekonomileri (emerging markets) adlı bir kategoriye yerleştiriliyor. Yükselen piyasa ekonomileri grubunu bir çeşit gelişmişler kategorisine terfi ligi gibi düşünebiliriz. Ne var ki hem sayının çokluğu hem de sınıflandırmayı yapan kurumlara göre bu sayının 20 ile 40 gibi çok farklı bir aralıkta alınması karışıklıklar yarattığı için PriceWaterhouseCoopers danışmanlık şirketinin (PwC) E7 başlığında yaptığı sınıflandırma en anlamlısı gibi görünüyor (buradaki E emerging’in ilk harfi. İngilizce açılımı Emerging Seven.) Buna göre E7 ekonomileri Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Endonezya, Meksika ve Türkiye’den oluşuyor.  

Aşağıdaki tablonun kalın siyah çizgiden sol tarafı 2014 itibariyle GSYH büyüklüğü itibariyle en büyük 20 ekonomiyi ve PwC’nin 2015 yılı Şubat ayında 2050 yılı için yaptığı tahminleri, kalın siyah çizginin sağ tarafı ise PwC’nin 2011 yılında 2050 yılı için yaptığı tahminleri gösteriyor.

Eğer PwC’nin raporundaki tahminler gerçekleşirse 2050’de görünüm oldukça değişecek gibi görünüyor. Bugün ilk 5 sırada E7 ülkelerinden ikisi yer alırken 2050’de bu sayı 4’e yükselmekte ve ilk 5’de G7’den yalnızca ABD kalmaktadır. ABD üçüncü sıraya, Japonya 7’nci, Almanya 10’uncu sıraya gerilemektedir. İtalya ve Kanada ilk 20’nin dışına çıkmaya hazırlanmaktadır. Nijerya ve Endonezya ciddi bir artılım yapacak gibi görünürken son 20 yılın en parlak çıkışını yaşayan Güney Kore geriye kaymaya başlamaktadır.

Kuşkusuz bu bir tahmindir. Tahminler bazen tutar, bazen tutmaz. Bunda tuhaf bir durum yok. Çünkü her tahmin belirli bazı varsayımlara dayanılarak yapılır. Varsayımlar tutmazsa tahminin tutmaması da normaldir. PwC’nin bu raporundaki tahminler de bir takım koşulların gerçekleşmesine, bugünkü eğilimlerin devam etmesine dayalı olarak yapılmıştır. Bugünkü eğilimler çeşitli nedenlerle bozulursa varsayımlar sapar, varsayımlar saparsa tahminler de tutmayabilir.  

PwC’nin tahminleri tutarsa Türkiye 2050 yılında 14’üncü büyük ekonomi konumuna geliyor. Oysa hükümetin tahmini ve hedefi Türkiye’nin 2023’de ilk on ekonomi arasına girmesi şeklindeydi.

PwC’nin 2011 yılında yayınladığı rapordaki tahminler Türkiye’nin 2050 yılında 12. büyük ekonomi olacağını gösteriyordu. 2015 raporundaki tahminlerde Türkiye 14. sıraya gerilemiş görünüyor.

Bu tahminleri beğenip beğenmemek bize kalmış bir şey. Ama ondan önemlisi 4 yıl önce Türkiye’yi 12. sırada düşünenlerin şimdi niçin 14. sırada düşünmeye başladıklarının yanıtını bulmaktır.

Tablo: İlk 20 Ülke 2014 ve 2050 (Kaynak: PriceWaterHouseCoopers, The World in 2050, February, 2015
ve PriceWaterHouseCoopers, The World in 2050, 2011.

Tablodaki sayılar milyar dolar olarak okunmalıdır. GSYH miktarları satınalma gücü paritesi esas alınarak hesaplanmıştır. Sarılar E7 ekonomilerini maviler G7 ekonomilerini gösteriyor.)


PwC 2015 Raporundaki Sıralamalar
PwC 2011 Raporundaki Sıralamalar
Sıra
Ülke
2014

Sıra
Ülke
2050

Sıra
Ülke
2050
1
Çin
17.632

1
Çin
61.079

1
Çin
59.475
2
ABD
17.416

2
Hindistan
42.205

2
Hindistan
43.180
3
Hindistan
7.277

3
ABD
41.384

3
ABD
37.876
4
Japonya
4.788

4
Endonezya
12.210

4
Brezilya
9.762
5
Almanya
3.621

5
Brezilya
9.164

5
Japonya
7.644
6
Rusya
3.559

6
Meksika
8.014

6
Rusya
7.559
7
Brezilya
3.073

7
Japonya
7.914

7
Meksika
6.682
8
Fransa
2.587

8
Rusya
7.575

8
Endonezya
       6.205
9
Endonezya
2.554

9
Nijerya
7.345

9
Almanya
5.707
10
İngiltere
2.435

10
Almanya
6.338

10
İngiltere
5.628
11
Meksika
2.143

11
İngiltere
5.744

11
Fransa
5.344
12
İtalya
2.066

12
S. Arabistan
5.488

12
Türkiye
5.298
13
Güney Kore
1.790

13
Fransa
5.207

13
Nijerya
4.530
14
S. Arabistan
1.652

14
Türkiye
5.102

14
Vietnam
3.939
15
Kanada
1.579

15
Pakistan
4.253

15
İtalya
3.798
16
İspanya
1.534

16
Mısır
4.239

16
Kanada
3.332
17
Türkiye
1.512

17
Güney Kore
4.142

17
Güney Kore
3.258
18
İran
1.284

18
İtalya
3.617

18
İspanya
3.195
19
Avustralya
1.100

19
Kanada
3.583

19
S. Arabistan
3.039
20
Nijerya
1.058

20
Filipinler
3.516

20
Arjantin
2.549

131 yorum:

  1. 35 sene sonraya tahmin yapmak esasen bir algı operasyonu. sistemi yönetenler bunu her zaman yapar.
    mesela nijerya.nın bile tr. yi geçmesini öngörmek için formüller ve hesaplar değil, niyetler devreye girmiş, çok açık.
    sıradan vatandaş için soru şu ki, ben bu 20 ülke arasında, hangi ülkede yaşamak isterdim? giderek hangi ülkeye öykünmeliyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yeni bir şey değil. Yıllardır bu tahmini yapıyor ve yeniliyor PwC.

      Sil
    2. Nijerya'yı küçümsemeden önce incelemenizi tavsiye ederim. Çok şaşırabilirsiniz. Önyargılı olmamak gerekli bence.

      Sil
    3. Nijerya buyuk olsa ne yazar halki aç olduktan sonra büyük ekonomi demek her sey demek degildir onemli olan toplumun refah düzeyidir İsviçre luksemburg Norveç İsveç listede yok da noluyor yani gerek var mi ilk 20 ye girmeye onmeli olan insani gelişmişlik ve refah duzeyidir

      Sil
  2. Nijerya da tabi petrol ve dogal gaz

    YanıtlaSil
  3. Vay Mahfi Hoca, sırf 2023, 2071 hedeflerimize laf atmak için ufaktan ufaktan muhalefete başlamışsın gene! PwC'nin kime hizmet ettiğini de gayet iyi biliriz!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiyeyi övenleri göklere çıkarmaya, yeteri kadar övmeyenleri de suçlamaya devam. En ufak bir eleştiri mi var? Hemen kime hizmet ettiğini biliriz teranesi. Madem biliyorsunuz açıklayın biz de öğrenelim PwC kime hizmet ediyormuş?

      Sil
    2. Para baronlarına hizmet tabii ki!

      KPMG, Deloitte, Ernst & Young, Fitch, Standard & Poor's, Moody's... hepsi kopyala/yapıştır! Bildiğiniz halde niçin soruyorsunuz bu da ayrı bir absürdlük!

      Sil
    3. Siz şimdiye kadar hiçbir para baronunun 'ben para baronuyum' dediğini duydunuz mu!
      Siz şimdiye kadar (mesela) Hitler'in 'ben katilim' dediğini duydunuz mu!
      Bunu da unutmayınız sevgili Mahfi bey...

      Sil
    4. Örneğin:
      10 yıl içinde bir savaş çıkarma niyetiniz varsa, küçük adımlarla daha 1. yıldan toplumları buna hazırlarsınız. Medya dediğimiz olgunun bu kadar yaygın olmadığı geçmiş yıllarda bu, bu kadar etkili değildi. Ama günümüzde 10 yıla yaymaya bile gerek kalmayabilir!

      PwC ve türevleri yukarıdaki zeminde hareket eden, dünyanın en köklü 'plaza şirketlerinden' biridir! En ölümcül zehir olan kapitalizmin muhasebesini tutan, en'lerin sıra sıra dizilebileceği bir 'audit' robotları yetiştirme ve işgal etme şirketidir! Ve hatta öve öve bitiremedikleri 'Mad Men' dizisinin teması bile PwC ve türevlerinin yapısı üzerine kuruludur!

      Bir savaş çıkarmak için medya olgusunun üstlendiği görev ne ise,
      Ekonomik türbülansların absorbe edildiği yalanını yutturan PwC ve türevlerinin üstlendiği görev aynıdır!

      Bu bilgiyi şimdi öğrenenler, bir zahmet çevrelerine de aktararak onları aydınlatsınlar!

      Sil
    5. https://www.akparti.org.tr/site/hedef/2292/dunyanin-ilk-10-ekonomisi-arasina-girecegiz
      https://www.akparti.org.tr/site/hedef/2291/kisi-basi-gelir-25-bin-dolar
      Bu hedeflere nasıl ulaşabileceğimizi de yazsalarmış bence samimiyet katabilirlermiş. Kendilerininde inanmadığını düşünüyorum. Yoksa yapabilecek olan devleti yönetsin yapabilirsede Allah razı olsun ama....

      Sil
    6. Siz raporu okudunuz mu? Orada kullanılan varsayımlardan ve yöntemlerden hangisine ve hangi gerekçeyle itiraz ediyorsunuz?

      Sil
    7. Komplo teorilerinin sonu gelmez. Ama bir tek suçlu vardır genellikle: Kapitalizm. İçinden çıkamadığınız ne varsa suçu kapitalizme yükleyebilirsiniz. Bu arada raporu, hesaplama şekillerini filan öğrenmeye de gerek yoktur.

      Sil
    8. Evet evet haklısınız, tek suçlu kapitalizm!

      Daha çok Silivri'de, Akdeniz ve Ege'deki nezih otellerde düzenlenen, beyaz yakaların katıldığı, programları oluyor. PwC ve türevleri periyodik olarak düzenler genelde.

      İşimiz icabı takip etmek zorunda kalıyoruz ve programlara katılıyoruz.

      Oradaki toplantı üstüne toplantılarda neler anlatılıyor ve kokteyllerde neler konuşulduğunu dinleyince, artık hiçbirinin raporlarını dikkate almamaya karar verdim! Ah bir bilseniz matematiği ne amaçla kullanıyorlar!...

      Gerisini anlatmama gerek yok!

      Sil
    9. Sayın Eğilmez;Ülkenin eğitim sistemi ve sorgulayıcı vatandaş sayısı değişmediği müddetçe bu sorun devam edecek..Ben ne yazıkki eğitim masraflarını hazırladığım bu ülkeye üç çocuk verdim,ama bu ülke çocuklarıma büyük ihtimal gelecek veremeyecek,zira rasyonel bir bakış açısı ile bakıldığında hep kısırdöngü.Win-win yok ,los-los var maalesef...

      Sil
    10. Hocam,
      Bu ülke bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların ülkesi.
      Neo Osmanlı'cı olduklarını iddia edenler ne kadar "Osmanlı" olduklarını gösterdiler zaten. En geçerli meslek iktidar dalkavukluğu şakşakçılık oldu. Yolsuzluk mübah. Hukuk başta olmak üzere çağdaş bir ülkede olması gereken kurumlar çöküyor.

      Hesapsız kitapsız yapılmış duble yollar çökmeye basladı. Onarım maliyetleri yapım maliyetinin 4 katı deniyor. Kaynaklarımızı ya yolları tamir etmeye harcayacağız veya yolsuz kalıp kaynak üretemez duruma düşeceğiz.

      2050 yılında şimdiki durumumuzdan daha iyi olacağımızı gösteren bir gösterge var mi? Ben göremiyorum.

      Sil
    11. Eğitim birçok şey kazandıracak ama kapitalizmi ortadan kaldırmanıza yetmeyecek sayın (21:15) !

      Kanıt mı?

      "Win-win / loss-loss" bir kapitalist zehirdir!

      Bu zehrin farkında olduğunuz hâlde, zehri inatla yaymaya devam etmektir!

      Sil
    12. Kahrolsun kapitalizm diyeli sanırım en az 150 yıl oldu. Kahrolamadı gitti.

      Sil
    13. Yazık!

      İşin ehlisiniz ama kahrolsun demiyorsunuz!

      "Benim dememle kapitalizm kahrolacaksa; ses tellerimi yırtayım öyleyse!" cümlesinin arkasına sığınıyorsunuz!

      Hâlbuki çok iyi biliyorsunuz; mıknatıslar birbirini ittiği gibi çeker de!

      Çeken mıknatıs olunuz Mahfi Bey!

      Mücadeleyi sürüncemede bırakmayınız Mahfi Bey!

      Sizin gibi beyinlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var!

      Evet, defalarca "kahrolsun kapitalizm!"

      "If you can't fly then run,
      If you can't run then walk,
      If you can't walk then crawl!
      But whatever you do you have to keep moving forward!"

      Martin Luther King, Jr.

      Sil
    14. Kahrolsun kapitalizm diyeli sanırım en az 150 yıl oldu. Kahrolamadı gitti.

      Bu cevap neye benziyor biliyor musunuz?

      Anlatalım:

      Sonuç (1)

      Eğer yarın, öbür gün Gezi protestolarının aynısı veya benzeri bir tsunami meydana gelirse:

      "Ooohhooo ooo!...
      Biz bu filmi Haziran 2013'te izlemiştik!
      Şimdi aynı filmin laciverdini vizyona koymuşlar!
      Kusura bakmayın ama:
      'Her yer Taksim, her yer direniş!' diye bağırarak protestoların amacı gerçekleşecek ve kapitalizm kahrolacaksa; ses tellerimi yırtayım öyleyse!"

      Sonuç (2)

      "Kahrolsun kapitalizm diyeli sanırım en az 150 yıl oldu. Kahrolamadı gitti." cevabını yazarak; "Çapuling" yazınızla çelişmiş oldunuz!

      "Hata yapmak hatadır. Ama hatada ısrar etmek facia olur."
      Türkçe tercümesi:
      "İşin ehli olunduğu hâlde kapitalizmi ortadan kaldırmak için mücadele edilmemesi hatasında ısrar etmek facia olur!"

      http://www.mahfiegilmez.com/2013/06/capuling.html

      Sil
    15. Mahfi Bey,

      Sizi Liberal Demokrat Parti'nin kadrosuna davet ediyoruz.

      Kabul mü?

      Sil
    16. Hiçbir siyasal partiye üye olmam. Ben görüşlerimi buradan açıkça yazarım. Beğenen herkes kullanabilir.

      Sil
    17. Kahrolsun kapitalizm demekle hiç konuşmamak aynı şey benim gözümde. Kapitalizm yerine getirebileceğiniz bir sistem olmadığı sürece sadece kahrolsun kapitalizm demeniz tembelliktir. Bir de kapitalizm yerine sosyalizm düşünüyorsanız artık uyuma aşamasına geçmişsiniz demektir. Sosyalizmin insanlara en az kapitalizm kadar eziyet ettiği gerçeği bir çok örneğiyle ortada dururken bunu bir türlü görmek istemeyenlere şifa diliyorum. Demem o ki, kapitalizmin insan yararına olmadığını bilmek kolay, bunu söylemek ve yazmak daha kolay. Siz kolay olanı seçiyorsunuz bir de seçtiğinizi seçmeyeni eleştiriyorsunuz. Muhteşem. İşte ülkemizin okuyan kesimi. Yorum yapan anti pwr arkadaşında yüzünü bile gözümde canlandırabiliyorum, vazgeçin bu saldırganlıktan artk iyice tek tip oldunuz.

      Sil
    18. Sayın Takeredpill,

      Üzülerek bildirmek zorundayız:
      Yazdıklarınızın ekseriyeti "klasik kapitalist vızıltıları" !

      İlk önce ne derece zehirli bir yapıyı (yani "kapitalizmi!") okşadığınızı öğreniniz;
      Ondan sonra en az kapitalizm kadar zehirli ("komünizm!" başta!) diğer yapıları eleştiriniz!

      Şunlarla başlamanız tavsiye edilir:

      Uyarı 1:
      http://bit.ly/1GU3MA8

      Uyarı 2:
      http://bit.ly/1eSbt0w

      Uyarı 3:
      http://bit.ly/1RIHRPh

      Saygılarımızla

      Sil
    19. Okuduğunuzu anlamada ki başarınıza hayran kaldım. Ben kapitalist sistemin zehirinden haberdarım zaten. Yazdığımı bir defa daha okursanız eğer değindiğim noktayı anlarsınız diye umuyorum. Kahrolsun kapitalizm diyerek kapitalizmi yıkmaya çalışmak komiktir veya sosyalist hayaller kurmak komiktir demek istemiştim.Bir şeyi kırk kere söylersen gerçekleşir olayına inanıyorsanız kahrolsun demeye devam edebilirsiniz tabi. Tek bir cümleye odaklanmak yerine yazdığım yazının tümüne genel olarak bakmayı deneyin. Resmin bütününe bakmayı öğrenebilirseniz , insanları gereksiz yere uyarmamış olursunuz. Buda benim uyarım olsun.

      Sil
  4. Yazı için teşekkürler hocam. Yazıyı okumaya başlayınca şimdiki durumumuzdan daha da gerilere düşüyoruz diye düşünmüştüm. Bunu bile beklemiyordum. Ama toplam GSYIH miktarından çok kişi başına düşen GSYİH bir ekonomi için daha belirleyicidir diye düşünüyorum hocam. Bu alandaki sıralamada kaçıncıyız merak ettim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İleriye dönük bu tür bir sıralamaya rastlamadım.

      Sil
  5. Emeğinize sağlık hocam. Yazdığınız yazılarda ben genellikle ülkelerin büyüme oranlarına dikkat çektiğinizi ya da verdiğiniz tabloların bununla alakalı olduğunu gördüm. Sizden rica etsek büyümenin yanında İnsani Gelişmişlik Endeksi gibi endeksleri de karşilaştirmayı görmemiz açisindan dahil edebilir misiniz? Not: Belki önceden dahil etmiş olabilirsiniz ama ben denk gelmedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İnsani gelişmişlik endeksini bu yazımda kullandım:
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/11/turkiyenin-kuresel-ekonomideki-yeri.html

      Sil
  6. PwC nin önceki yıllarda yaptığı tahminlerin gerçekleşme oranı nedir hocam.doküman varsa paylaşırsanız bu tahmininin gerçekleşme ihtimalide zihinlerde netleşmiş ! olur.
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niyetiniz, hedeflediklerinizi gerçekleştirmek ise, matematiği de, istatistiği de, ekonometriyi de, matrisleri de...istediğiniz gibi kullanabilirsiniz!

      Hedeflerin ne kadar berbat olduğuna şahit olduğumuzdan, tahminlerin gerçekleşme oranlarının hiçbir önemi kalmıyor!

      Artık sadece ağaca bakmayın, ormanı da inceleyin!

      Sil
    2. O bilgiyi de siz araştırıp burada bizimle paylaşsanız?!

      Sil
    3. googleda pwc world 2050 yazsanız bütün raporları bulup inceleyebilirsiniz.

      Sil
  7. Herseye bir kulp takanlar iktisatla ilgilenmeyin o zaman.troll 'ugunuzu gidin baska yerde yapin.guzel ortami bozmayin.troll 'luk yapayim derken insaniginizdan ödün verdiginizi unutmayin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke trollerin büyük çoğunluğu bizim gibi olsa, analitiği ve eleştirel düşünmeyi daha çabuk öğrenirsiniz, ama ne yazık ki her trol bizim gibi değil!

      Bu sebeple kafeste hapis hayatı yaşamaya devam ediyorsunuz!

      Beyinlerinizi özgürleştireceğiz! İşte o özgürlük (yeni doğmuş bir bebeğin ciğerlerini yakan oksijen gibi!) sizi de heyecanla, mutlulukla titretmeye başladığında bizlere teşekkür üstüne teşekkür edeceksiniz!

      https://www.youtube.com/watch?v=OhhOU5FUPBE

      Sil
    2. Hocam ekonomide 10. 17. 14. Olmaktan ziyade genel bütünün refah seviyesi çok daha önemli değil mi .geçen okuda bi abimiz bi çıkarımda bulundu biliyorsunuz ramazan ayında fitre verilir fitre miktarı bir insanın bir günlük yiyecek miktarıdır.imsakiyelerinin altında yazar en az verilecek fitre 11.50 dir yani islami usullere göre bir insan bir gunde asgari 11.50 liraya doyar.bir kişinin asgari yiyecek miktarı aylık yaklaşık 350 lira oluyor aile 4kişilikse 1400 aylık yiyecek miktarı islami asgari kıstaslara göre.şimdi elektrik su ve kira v.b okul çocuk bezi v.b şimdi asıl soru bu ülkenin yüzde kaçı bu asgari duzeye ulaşamadan yaşıyor.eski tabirle ben cennet ülkeyi doyamadıktan sonra ne yapayım en büyük hava limanını veya yavuzun 3.köprüsünu sadece ekonomik büyüklük bu mudur.yazı imla noktalama bakımından ve anlatım bozukluğu bakımından dorunlu oldu özür dilerim bez parasından yırtayım diye çocuğun arkasından koşturup levazım tutarken yazdım.

      Sil
    3. Gülmeden duramadım. "Levazım" değil, "lazımlık" olacak...

      Sil
  8. Gurcan Gunay. Dikkatimi cekti de Nijerya'nin siralamadaki yukselisi bazilarini sasirtmis ve hatta arkasında gizli bir hesap aranmis. Bu arkadaslar Nijeryanin nüfusunun kac oldugundan haberi var mi acaba? Bundan da önemlisi 2050 yilinda kac olacagindan? 20. Yy in ortasinda nufusu 3 milyon olan Etyopyanin bugun Turkiyeyi gectigini, 2050 yilinda 200 milyonu gecip Turkiyeyi 2.5 a katlayacagini bilen var mi? Bu ne demek, kisi basina milli geliri ulkemizin % 40'i kadar bile olsa ulke ekonomisinin bizimkine esit olnasi demek. Bu yuzden Turkiye nufus artis hizi azalma egiliminde olan ve 120 milyonu hic gecmeyecek bir ulke olarak asla ilk 10 ekonomi icinde olamayacaktir. Nijeryanin bu tahmindeki yerine sasiranlar oncelikle 2050deki Endonezyanin siralamadaki yerine baksinlar. Ozellikle de Gdp rakamini icsellestirsinler. O zaman Nijerya sasirtici gelmez.

    YanıtlaSil
  9. Hocam, bilimsel dayanagi olmayan yorumlar genelde kisisel yorum. Cevap vermeye degecek bir icerik yok bence o yorumlarda.

    2050 icin Misir i dusunmusler ama Iran neden yok acaba. Bence Iran 15-20 araliginda olur 2050 icin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında dediğiniz doğru olabilir. İran'ın bayağı bir potansiyeli var.

      Sil
  10. Hocam 2050'ye göre doğal kaynak zenginlikleri olan ülkelerin atılım yapacağı varsayımıyla tahmin yapmak mantıklı değil.
    Geçelim 2050'yi, 2030'a kadar gelişmiş ülkeler temiz ve yenilenebilir enerji kaynakların teknolojilerine hakim olacak, tıp, mikrokimya, nükleer biyoloji ve astronomide alıp yürüyenlerse dünya lideri olacak diye düşünüyorum. Bu alanlara en çok kimin yatırım yaptığını sanırım hepimiz biliyoruz.
    Bizse büyük ihtimalle Amerika'nın Mars'a insan indirdiği 2035-2040 arasında, tüm malzemelerini Çin'den ithal ettiğimiz ilk savaş uçağımızı sonunda bitiririz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu da başka bir saptama. Haklı yanları var.

      Sil
  11. Hocam, Bilgilendirme için teşekkür ederiz,

    1. olan çini 20.(sonuncu) nijeryayı ve Türkiyeyi excel ortamında ortalama büyümelerini hesapladım ve sonuç olarak
    Çine ortalama %3,6 büyüme Nijeryaya %5,67 büyüme ve Türkiyeye %3,55 büyüme verisi ortaya çıkıyor.
    Bu 3 üne bakınca sanki Sadece Türkiyenin ki olabilirmiş gibi gözüküyor. Temiz enerji kapsamında Nijeryaya çok şans tanımıyor ve bizi geçebileceğine ihtimal veremiyorum ayrıca sadece bizi değil İngiltere ve Almanyayı da geride bırakıyor.

    hocam cevaplayabilir seniz biraz daha aydınlanabilirim.

    Çin %3,6 büyürse Japonya dan pek farkı kalmaz ve resesyona girmez mi ?
    raporda dikkatimi çeken bir detay daha İngiltere Almanyayı yakalıyor sizce bu mümkün mü ?
    Almanya Ağır ve Orta Endüstrideki üstünlüğünü kaybetme olasılığı var mı ?
    Nijerya'nın ne gibi bir özelliği var ki bu kadar büyüme gerçekleştirecek ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün için Çin'in büyümesi o düzeye düşerse Çin perişan olur. Ama önümüzdeki 35 yıllık süre içinde azalarak giderse çok problem olmaz. Çünkü hiçbir ülke 25 - 30 yıl bu kadar yüksek düzeyde büyüyemez.
      İngiltere ve Almanya için hangi detay varsayımın yapıldığını göremedim. O nedenle neye dayanarak bu değişime yer verdiklerini bilmiyorum.
      Almanya'nın şimdilik üstünlüğünü devam ettireceği görülüyor. Ama bu tür hesaplamalar nüfusun yaşlanması vb dikkate alınarak yapıldığı için olabilir.
      Nijerya bugün satınalma gücü paritesiyle bakıldığında dünyanın 30. büyük ekonomisi ve dğal kaynakları en zengin ülkelerden birisi. Ayrıca Nijerya Borsası Afrikanın ikinci büyük borsası. 175 milyon nüfusu var ve herşeyden önemlisi petrolü var.

      Sil
    2. Bence Nijeryalilar sonunda dolar cogaltma solusyonunu bulup etkin kullanarak buyuyecekler. Bunu da en cok Turkiye'ye satacaklar.

      Sil
  12. Nüfus artışı da etkili nijerya 2013'te 173 milyonken 2003'te 132 milyonmuş. devasa aryan işgücü nedeniyle Nijerya Endonezya Mısır Pakistan üst sıralara çıkacaktır. Avrupa ülkelerinde işgücü artışı durduğu için ancak verimliliklerini artırarak büyüyorlar o da nereye kadar.

    Ancak 2050'de petrol biterse ondan Suudiler 12. olmayabilir

    YanıtlaSil
  13. 5 alman birlikte bir iş yapar ve başarısız olursa nerde hata yaptık der. 5 japon tekrar deneyelim der. 5 Türk birlikte iş yapar başarısız olursa aramızda kim cünüp der. Bir de nerde olduğu bilinmeyen gizli düğme var. İşler ters giderse hiç kimse nerde hata yaptık demez birileri düğmeye bastı Türkiye ye oyun oynanıyor türküsü koro halinde söylenmeye başlar.
    nüfus artış ve doğurganlık oranları ekonomiye katkı sağlar ise Almanya ve Japonya listede alt sıralara kayabilir ve küçük bir ihtimal Türkiye ilk on a girebilir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Almayayı geçebilir diyor ama onlardan daha iyi yaşam seviyesi olur demiyor... dünya şu anda bile bunun örnekleriyle dolu, her ekonomisi büyük olan yer yaşanılası ya da adaletli bir yer değil...

      Sil
  14. Almanya ve Japonya yı geçemeyiz tabi ki yanlış anlaşılmasın

    YanıtlaSil
  15. Yazı için çok teşekkürler hocam valla 14.olacaksak bence gayet iyi şuanki gidişata göre yorumlarsam. Çünkü türkiyenin bu yabancı sermayeye bagımlılık ile biryerden sonra patlak verecegını işlerin daha kötüye gideceğini konuşuyoruz ve gidecek gibi de gözüküyor fakat pwc gibi büyük bir firma böyle bir rapor şunmuşsa vardır araştırmaları ve dayandıkları ölçütler. birkaç sıra yükseldiğimize göre yapısal reformlara mı girişecez acaba ne yapıcaz 2050'ye kadar :) bu arada belki 2023'e kadar bir patlama yapıp ilk 10'a girip daha sonrasında gerilemeye başlayarak 14. oluruz hocam. Sorgulamaya gerek yok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayir Turkiye bolunecek, nufusin verimsiz onemli bir kismindan kurtulacak ekonomik buyime bu sayede olacak ama zahiri olacak tabi..

      Sil
  16. Hocam,
    Dünya haritasına bakıp, kendime "Dünyanın Taksim meydanı olmak için en uygun yeri neresi?" diye sorduğumda yanıtım "Anadolu" oluyor.
    Bizim; herşeyden önce 'Barış'a ihtiyacımız var.
    Gerçekçi olalım ve imkansızı isteyelim.
    Yurtta sulh cihanda sulh. Komşularla sıfır sorun.
    Herkesle işbirliği, herkesle ticaret.
    O zaman siralamada çok daha üst sıralara çıkacağımızdan eminim.
    Ancak, şimdiki gidişatımız geriye doğru gibi görünüyor. Nüfus artarken GSMH düşüyor.

    YanıtlaSil
  17. Sayın Eğilmez, gelişememiş ülkelerin temel sorunlarından biri de hep genel tenkit, şikayet ve aşağılamadır. Bu kıskançlık / hasetlikten yani kendini geliştirememekten ama gelişmiş gibi göstermek kompleksinden kaynaklanan bir durumdur. Böylece esas konu olan gerçeğe ulaşmak için detayları öğrenmek yerine hemen genel tenkit, şikayet ve aşağılama gibi kolay yollara sapma ve bilgiçlik taslamaya başlanır. Yukarıdaki bazı görüşleri okuduğumda bunun çok bariz örneklerine şahit oldum. Konu hemen Kapitalizm, Sosyalizm, Komünizm ideolojilerine saptırılıyor. Günümüzde bu ideolojilerin yararlı ve yararlı olmayan taraflarının tartışılması yerine, ya tamamen çok kötü veya tamamen çok iyi olduğu ima edilip kestirip atılıyor. Hayatta hiç bir şeyin tam çok iyi veya tam çok kötü olmadığı gerçeği dikkate alınmıyor. Gerçeği öğrenmek için detayların incelenerek iyi veya iyi olmayan tarafların hangisinin daha hakim olduğu ortaya çıkarılamıyor. Bu incelemeyi veya tartışmaları yapabilmek için önce tartışma yapabilecek seviyede ve kültürde olmak gerekir. Fanatik veya bağnaz insanlarla tartışma yapılamaz, ancak kavga edilir. Bunun için gelişememiş ülkelerin dünya çapındaki insanları hemen eleştirilir, çamurlanır ve hatta suçlanırlar, böylece gelişememiş ülkelerdeki dünya çapındaki insan sayısı çoğalamaz ve ülke gelişemez. Bizim ülkemizdeki, dünya çapında olan insanlarımıza olan davranışlarımız ortada. İşte bu kıskançlık, hasetlik zincirinden kurtulmamız için genel tenkit, şikayet ve suçlama yapan, konunun detaylarını söyleyemeyen insanların sözlerini dinleyip geçebilmeliyiz. Medeniyet demek tahammül edebilmek demektir. Son yıllarda ülkemizde maalesef "Anadolu delikanlısı" tipi önemli hale getirilmiş, "İstanbul beyefendisi" tipi ise aşağılanmıştır. Bunu tersine çeviremeden gelişemeyeceğimiz kanaatindeyim. Acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
  18. enteresan bi tahmin , teknoloji geliştiren / üreten japonya-kore-almanya-italya sıralamada gerileyecek ancak sadece toprağın altındaki petrol ve gazı satabiilen nijerya-rusya-meksika yukarlara tırmanacak. ben pek sanmıyorum netice itibariyle dünyada zaten fosil yakıt yerine alternatif bir çok enerji deneniyor. mesela Solar-ımpulse ve alternatif enerji için en güzel örnek ise İsveç , atıklardan/çöpten enerji üretip kullanmak gibi bir projeleri var bir müddet sonra çöp ithal edilmesi bile gündemde... Dolayısıyla fosil yakıtlar dönemi muhakkak 2050 den evvel bitecektir. yani teknoloji yine kazanacağı için ve bu ülkeler teknolojide başı çektikleri için sıralamanın değişeceğini zannetmiyorum (keşke teknoloji üreten yada geliştirebilenlerin içlerinde olabilsek)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım birisi de 1900'lerin başında çıkıp Japonya bugünkü durumuna gelecek dese ya da 1960'larda Kore bugünkü konumuna gelecek dese kimse inanmazdı.

      Sil
  19. Bu denli uzun vadeli tahminler çok manasız geliyor bana...Hangi dataya göre? Hem elinizde mükemmel veriler olsa da, malumunuz, zaman serisinde yaptığınız forecast , aldığınız lag ler ile ilişkili.,Yani 2-3 yıllık bir lag alsanız ( yıllık data için), grafiğiniz hemencecik Lineer forma döner ve RMSE Değeri çok büyümeye başlar...

    Çocuk sayısı ve çocuk bezi marketinin büyümesi ile ilgili bir tahmin olsaydı bu bir nebze bel bağlanabilirdi belki ama GSYİH diyoruz ya...Allah Aşkın'a...Neredeyse sonsuz değişken var buna etki eden...Ha bir de zaman vaktörü var...Yani 35 yıl ötesini görmek imkansız...Açıkcssı çabası da imkansız..Raporun geneli ne diyor bilmiyorum ancak, bu tahmin kısmı bana zaman kaybı gibi geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun vadeli tahminlerin manasız gelmesi çok doğal. Eloğlu bunlarla uğraşırken biz yarın hangi koalisyonu kuracağımızla uğraşmaktan hep kısa vadeli planlar yapıp bir türlü geleceğe yönelemedik.
      Ayrıca linkini de verdim raporu okuyabilirsiniz.

      Sil
  20. bu tahmini bir iktisatçının yapmadığı belli. ekonomi tarihiyle ilgili bir iktisatçı mesela şöyle bir yol izleyebilirdi:
    2050 ile 2014 arasında 36 yıl var. benzer bir 36 yıllık dönemi seçebilirdi. örneğin İngiltere'nin düşüşe, ABD'nin yükselmeye geçtiği 1870'leri baz alabilirdi (bugüne geldiğimizde İngiltere'nin yerine ABD'yi, ABD'nin yerine Çin'i koyun) "uzun depresyon" denilen dönemin başlangıcı 1873 ile 1910 arası dönem iyi bir referans dönem olabilir. 1873'te hangi ülke dünya liginde kaçıncıymış, 1910'a gelindiğinde sıralama ne kadar değişmiş. ve bir benzerini SAGP kullanmadan önümüzdeki 36 yıla uygulamak.. buna bakmak daha iyi bir yöntem olabilirdi.

    YanıtlaSil
  21. 2050 de TC nin şeriatla yönetilen, ilk 20 ye girebilmek için İran'la rekabete girmiş,gelişmiş ülkelerle aradaki fark iyice açılmış,Vietnam'ın da gerisinde kalmış bölünmüş bir ülke olacağını öngörüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yol yakınken Kanada ya başvurunu yap o zaman...Orada mutlu olur çocukların...Hey Allah'ım ya..Sene olmuş 2015, hala kemalist kafanın çizdiği şeriat korkusu...Ya hu ne şeriatı! Kafayı mı yediniz siz ?? !!

      Sil
  22. Hocam,

    Aşağıdaki tarihlerde Kumbh Mela var. Biz gideceğiz sizin de katılmanızı istiyoruz, gelir misiniz? Emin olun bambaşka bir insan olacaksınız...

    14 Temmuz 2015 Salı
    14 Ağustos 2015 Cuma
    26 Ağustos 2015 Çarşamba
    29 Ağustos 2015 Cumartesi
    13 Eylül 2015 Pazar
    18 Eylül 2015 Cuma
    25 Eylül 2015 Cuma

    Bu sene Maharashtra eyaletinin Nashik şehrinde düzenlenecek.

    Gelir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz gidin, biz gelmeyelim. Baska bir insan olarak donun, bu sacmaliklara inanmaktan kurtulursunuz belki degisim yasayince. Cem Yilmaz'in cok guzel bi parodisi var bu konuda, andaii kundaaa yasii...

      Sil
    2. Siii, ama götürebilirler her an!?

      Sil
    3. İlk olarak, biz Mahfi Hoca'mızı davet ettik. Ve henüz cevap vermedi?

      İkinci olarak, ' Saçmalık ' :
      Düzeyinizi ortaya koydunuz böylece!

      Sil
    4. Bana göre değil. Okuyup ilgilenmedim değil. Merak ettim okudum ama hiçbir aşaması beni sarmadı. Davetiniz için teşekkür ederim.

      Sil
  23. "TÜRKİYE'DE EKONOMİK KRİZ YOK" DİYENLER Mİ VAR?
    BUYURUN:

    İş dünyamız 2015'e girerken zaten çok ümitli girmemişti ta ki Haziran ayına kadar. Haziran ayında yapılan genel seçimlerin sonucu, iç siyaseti kilitleyince ve sandıktan çözüm yerine düğüm çıkınca tüm hesaplar altüst oldu.

    Zaten uzun zamandır stresli günler yaşayan ekonomimiz bu durum karşısında çaresiz bir bekleyişe girdi. Muhtemel bir koalisyon ya da erken seçim, düğümü belki kısmen ya da tamamen çözecek ama yapılması gerekenler zamanında yapılmadığı veya karar alınmadığı için kaybolan zaman ve oluşan ekonomik zarar nasıl telafi edilecek?

    Tabii bizim dışımızda gelişen ve olabilecek sürpriz iç ve dış siyasi, askeri veya ekonomik gelişmeler de haliyle ekonomimizi olumlu ya da olumsuz etkileyecek. Tüm bunların ışığı altında hali hazırda yavaşlayan bürokrasi ve piyasalarda oluşan belirsizlik sonucu yaşanan daralma tehlike çanlarının çalmasına sebep oluyor.

    İhracatın yavaşlaması, turizmde özellikle Rus turist kaynaklı gerileme, Suriye ve Irak'da yaşananların ve göçmenlerin ekonomiye olumsuz etkisi vs. derken ip cambazı misali bu kadar dengeyi hesaplamak beraberinde yüksek riskler ve sorunlar getiriyor. Böyle bir tablo üzerine konuşursak, durduğunuz veya yavaşladığınız zaman sorun veya kriz çıkma olasılığı artmaktadır.

    Geçmişe baktığımızda krizlere hiçte yabancı bir ülke değiliz ve oluşan her kriz, fırsatçılar için yeni imkanlar sunmakta ama çoğunluk için yeni toplumsal sorunları beraberinde getirmektedir. Bu gibi durumlarda öncelikle döviz ve faiz artmakta, alım gücü hızla düşmekte, yüksek faizle iç ve dış borç ihtiyacı oluşmakta vs. Sonuçta ekonomik krizler tüm dengeleri ve planları altüst etmekte ve tüm moralleri bozmaktadır.

    Bu durumda iş dünyası ne yapacak?

    Makro seviyedeki iş dünyası önce ortalığı kızıştırır sonra oluşan tablodan çıkan getiriye ve sonuca bakar, buna göre de yeni rotasını belirler. Büyüklere kolay kolay bir şey olmaz ama orta ve alt seviyedeki sermaye için şartlar çok daha zordur!

    Bu dönemde en büyük sorun panik ve yanlış hamlelerdir. Tabii şans faktörü önemli olmakla birlikte verilecek kararlar ticari geleceğinizi belirler. Zira doğru kararlar size nefes alma imkanı sağlarken yanlış kararlar ticari ömrünüzü sonlandırabilir. Mesela ticari piyasa böyle durumlarda klasik tavırlar sergiler.

    Nedir bunlar:

    +

    YanıtlaSil
  24. 1. Böyle zamanlarda öncelikle herkes dikkatli davranır ve alacakları tahsil etmek derdine düşerken borçlarını uzun vadeye yaymak ya da geciktirmek, finansal riskleri azaltmak ve borç faizlerini düşürmek ister. Bu dönemlerde mahkeme süreçleri uzun süreceğinden mümkün mertebe zararın neresinden dönülse kârdır düşüncesiyle, alacaklı ya da borçlularıyla anlaşma yolunu tercih etmek olası zararları azaltır.

    2. Elde kalan yüksek maliyetli stokları eritmek için yeni ve hızlı kampanyalar yapılır ve az stokla çalışmak tercih edilir.

    3. Ürün çeşitliliği azaltılır, çok satılan ve kârlı malların üretimine öncelik verilir ve toplam maliyetler düşürülmeye çalışılır.

    4. Mümkün mertebe bayilerin ya da müşterilerin stok tutması teşvik edilir.

    5. Acil ihtiyaç yoksa, personel alımı durdurulur.

    6. Çalışanlar için yukarıda sıralanan maddeler aleyhe işler ve firmalar bu günlerde personel azaltmasına gidebilir.

    7. Tüm masraflar gözden geçirilir; promosyon, çekiliş, prim vs. gibi uygulamalar askıya alınır, iptal edilir veya ertelenir.

    8. Maaş zamları düşürülür veya dondurulur.

    9. Yeni yatırımlar aciliyeti yoksa askıya alınır.

    10. Satış hedefleri düşürülür ve düşen cirodan oluşan maliyet artışı gözden geçirilir.

    11. Satışlarda çoğunlukla nakit tercih edilir, vadeler kısa ve alacak miktarı düşük tutulur, vade farkı riskten dolayı yüksek kalır.

    12. Alımlarda ise iştahlı davranılmaz, fırsatlar takip ve tercih edilir.

    13. Kimi departmanlarda personel içerisinde maaş yerine prim sistemiyle çalışanlar öncelikle tercih edilir.

    14. Bazı işlerin bünye dışına çıkarılmasıyla finansal rahatlama sağlanır.

    15. Personel azaltılması sonucu oluşan istihdam açığı ek mesailerle çözülmeye çalışılır ancak mesai ücretleri beyaz yakalılarda pek verilmeyeceği için bireysel iş yükü artar.

    16. Rakiplerin durumu yakından izlenir ve piyasada atılacak adımlarda rekabet koşulları gerekirse rakiplerle birlikte gözden geçirilir. Şayet ittifak sağlanır ve birlikte hareket edilirse dayanışma olur ve güçlü kalınır aksi halde zayıf halka erken düşer.

    Tabii yazdıklarıma daha çok madde ilave edilebilir ama sonuçta piyasadaki daralma zorlu günlerin habercisi gibidir. Bu döneme hazırlıksız yakalananları ve plansız iş yapanları, yani ciddi riske girenleri zor günler beklemektedir.

    Zor bir yıl geçirdiğimizi göz önüne alarak güneşli günlerin bir an evvel gelmesini temenni edelim. Birey olarak da sorumluluklarımızın farkına vararak ve yere sağlam basarak gerekli tedbirleri bir an evvel alalım.

    Ayağını yorganına göre uzat deyimi böyle günler için olsa gerek!...

    Bülent Akyıldız
    http://bulentakyildiz.com/2015/06/25/kriz-kapida/

    YanıtlaSil
  25. SEN HİÇ TÜRK'E BENZEMİYORSUN!

    Bu cümleyi yurtdışında ya da yeni tanıştığım yabancılardan bazen duyarım. Bir süre ne anlama geldiğini, neden söylendiğini kavrayamadım. Hatta bunu biraz kurumlanarak söyleyenler de var.

    Ama bu pek de mutlu olunacak bir cümle değil aslında.

    Yurtdışına 1980'li yıllardan itibaren çıkmaya başladım. O yıllarda olanakları az bir Türkiye vardı. Örneğin kaloriferli ev fazla değildi. Daha yeni yeni yapılıyordu. Hatta "duş" aparatına sahip ev sayısı bile azdı. Beymen-Vakko vardı ama onun dışında orta seviyeye konfeksiyon giysi satan marka-dükkan sayısı 1-2'ydi..

    Ama mutlu bir Türkiye vardı. Sonraları farkına vardığım üzere, o zamanlar kapanalı üstünden fazla geçmemiş olan "Köy Enstitüleri"nin etkileri gözüküyordu. Mesela bu enstitülerin getirdiği bir seferberlikle, köyleri bir cennet gösteren (Nuri İyem'in resimlerini hatırlayın) hep birlikte harman kaldıran resimler, insanın içini ısıtan hikayeler geçerdi. Yine o dönem yaratılmış müthiş güzel ve duygulu okul şarkıları ve marşları vardı (yanılmıyorsam "Orda Bir Köy Var Uzakta" o dönemin okul şarkısıydı).

    İnsanlar o yıllarda birbirlerine acayip yardımcı olurdu. Çünkü bunu özendiren hikayeler, kitaplar vardı. Ders kitaplarında da, insana hayatı sevdiren ve harekete geçiren bir eğitim sistemi vardı. İleriye gitmek isteten...

    Yani olanakları az ama mutlu bir yaşamımız vardı. Çünkü herşeye rağmen etrafımız sevgi doluydu.

    O nedenle 1980'lerden itibaren yurtdışına çıkmaya başladığımda, yabancılar tarafından sarfedilen Türkiye ile ilgili cümleler beni üzmekten öte şaşırtırdı. "Midnight Express"in çok moda olduğu yıllardı ve karşımdaki yabancılar "Sen hiç Türk'e benzemiyorsun ama" diye başlayıp, bana kötü bir Türkiye anlatırlardı. Ben de yukarıda anlattığım hava içinde "ama öyle değil", "ama bu böyle değil" filan diye cevap vermeye çalışırdım.

    Zaman içinde "Sen hiç Türk'e benzemiyorsun"un anlamını çözdüm!

    Bu aslında bazılarının kurumlanarak söylemesinin aksine hiç de mutlu olunacak bir cümle değil. Tersine "sana hakaret edeceğim ama yüzüne yapamayacağım için seni bir kenara ayırayım" cinsinden bir cümle. Çünkü "sen hiç Türk'e benzemiyorsun"un arkasından, Türkiye eleştirileri gelir. Türk'lerin ne kadar pis olduğu, ya da neden hep geç kaldıkları, ya da medeniyete hiçbir katkıları olmadığı, ya da ülkelerinde kadın hakları olmadığı...

    Bu eleştiri gelmese de (belki ortam teke tek konuşmaya müsait değildir) bilin ki, size bu cümleyi kullanan aslında benzer şeyler düşünüyordur.

    +

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müthiş saptama...bana da bi benzerini soylediklerinde kızıyorum.

      Sil
    2. Gözlemlerinizi paylaştığınız için teşekkürler.

      Sil
  26. Bu "Viyana kapıları" vs. hikayeleri mi bilmem ama özellikle Batı'da böyle bir kompleks var. Kendilerini öğretmen/patron/sahip zannedip, büyük bir zevkle ve "kendi gözlerindeki merteği görmeden" sizi eleştiriyorlar; "Sizin yollarınız şöyle", "İstanbul çok güzel ama ne kadar pis", "Kıbrıs konusunda çok hatalısınız", "Kürtlere şöyle davranıyorsunuz"...

    Zaman içinde ben de savunmayı bıraktım, karşı saldırı geliştirdim. Örneğin "kadın hakları" konusunda yakın zamana kadar "aslında ben sizin ülkenizde (ya da 'batı'da) kadın hakları olmadığını düşünüyorum" şeklinde cevaplar verdim. Şaşkınlık içinde suratıma bakanlara da "Holywood Filmleri"ni örnek gösterdim.

    2000'lerden sonra kadın konusunda daha dikkatli olmaya başladılar ama bu filmlere bakın mutlaka kadınların dolaylı şekilde aşağılandığını göreceksiniz. Hemen aklıma gelen bir örnek (sanırım şuydu "Deep Blue Sea": http://www.imdb.com/title/tt0149261/) köpek balıklarını eğittikleri film. Profesör kadın bu balıkları eğitme konusunda çalışırken, havuz kenarındaki muhtemelen lise eğitimli bile olmayan erkek "böyle yapmayın, bunları eğitirseniz başınıza iş alırsınız" filan diyor. Kim haklı çıkıyor? Tabii ki eğitimsiz ama müthiş akıllı erkek, profesör bile olsa "saçı uzun aklı kısa" olan kadından daha çok biliyor.

    Bir çok Holywood filminde, benzer sahneler görürsünüz. Filmi izlenir kılan çelişkileri, kadınlara yarattırırlar. Kadınlar filmin sonunda yanlış ama erkekler her zaman haklı çıkar.

    Örneğin Demi Moore'un kendi prodüksiyonu olan Taciz bile bunu anlatır. Yaygın erkek tacizleri yerine bir kadın tacizi filmi. Ne ilginç değil mi? Filmde, kısa bir sahnede sekreterin şikayetlerini görseniz bile, asıl tacizcinin kadın olduğu ve sonunda da yenildiği bir film (Amerikan filmlerinin kendi çelişkileri konusunda düşündüklerimi de ayrı bir yazıda anlatırım).

    Ya da mesela meşhur Indiana Jones'lardaki gibi kadınları... Ona buna çığlık atan, sakarca düşen, şıp diye bayılan olarak tasvir ederler. Hint'li çocukları kurtardıkları son filmde, Kore'li çocuk mağarada böcek, tırtıl vs. içinde yürürken kahkahalar atar (Indiana Jones'un kılı kıpırdamaz) ama aptal kadın çığlık çığlığadır. Ya da masada önüne gelen yemeğin kapağı açıldığında maymun beyni ile karşılaşınca düşer bayılır. Çocuk ise bu sahneye kahkahalarla gülmektedir.

    Tekrar konumuza dönersek, birileri size "Sen hiç Türk'e benzemiyorsun" diyorsa, bilin ki aslında yüzünüze karşı eleştiri yapacak, hakaret edecek, kendisinin ne kadar medeni, batılı bir ülkeden olduğunu anlatacaktır. Buna kanmayın ve şöyle cevap verin "ciddi misin, aslında sen de hiç (ülke adı)'lıya benzemiyorsun".

    Füsun Nebil
    Sane İletişim kurucusu
    https://www.linkedin.com/pulse/sen-hiç-türke-benzemiyorsun-füsun-nebil

    YanıtlaSil
  27. (1)

    KAPİTALİZMİN EN ÖLÜMCÜL ZEHİR OLDUĞUNU BİLİP, HÂLÂ SESİNİ SOLUĞUNU ÇIKARMAYARAK YAYILMASINA SEBEP OLANLAR VAR MI?!

    “This crippling of individuals I consider the worst evil of capitalism. Our whole educational system suffers from this evil. An exaggerated competitive attitude is inculcated into the student, who is trained to worship acquisitive success as a preparation for his future career!”

    “İnsanların tek tek ‘bireyci’ zihniyete maruz bırakılarak sakatlanması; kapitalizmin sanırım en kötücül hâlidir. Eğitim sistemimizin tamamı bu kötülük nedeniyle acı çekmektedir. Mezuniyet sonrası başlayacakları kariyerlerinde ‘daha fazla edinmek’ fiiline adeta tapmaları amacıyla; okullarımızdaki her bir öğrenci en azılı ‘rekabetçi’ görüşlerle yetiştirilmektedir!”

    *
    “The economic anarchy of capitalist society as it exists today is, in my opinion, the real source of the evil!”

    “Kanaatimce; bugün bile yaşadığına her saniye şahit olduğumuz kapitalist zihniyetin yarattığı kaos, bütün kötülüklerin kaynağıdır!”

    [Albert Einstein; teorik fizikçi]
    Mayıs 1949’da “Monthly Review” dergisinde yayınlanan makalesinden
    http://monthlyreview.org/2009/05/01/why-socialism/

    * * * * *
    Kendi beyinlerini özgürleştirmek ve başkalarının beyinlerini özgürleştirmeye yardımcı olmak için sabırla, dayanışmayla, iradeyle mücadele eden herkese saygılarımızla!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ingilizce bilmeyenler icin not duseyim. Ingilizce alintilarin Turkce cevirileri isabetli degil ve oldukca tarafli.

      Ayrica konu ile alakasiz bu tarz uzun yorumlar, yorumlarin genel okunabilirligini cok dusuruyor. Cok degerli yorumlar yapan takipciler var, onlarin hatrina bunlari da okumus oluyoruz.

      Sil
    2. Sayın Onur Camli,

      Albert Einstein'ın makalesinden yapılan alıntıların çevirisi;
      "Monthly Review" adlı dergide yayınlanan hâlinin bütünü dikkate alınarak, "context"e uygun çevirilmiştir.

      Şahsınızın bu çevirilerin "isabetli olmadığı ve taraflı olduğuna dair iddiası";
      Konuyu saptırmaya,
      Ve daha da acısı "kapitalizmi meşru göstermeye meyilli" olduğunuz olasılığını yükseltmektedir!

      Beyninizi özgürleştiriniz!

      Saygılarımızla

      Sil
  28. (2)

    Büyükannem müthiş bir insandı. Bana Monopoly oynamayı öğretmişti. Oyunun adının “edinmek!” olduğunu anlamıştı! Biriktirebildiği her şeyi biriktirir ve nihayetinde oyun tahtasının hakimi olurdu. Ardından bana hep aynı şeyi söylerdi: “Bir gün bu oyunu oynamayı öğreneceksin!”

    Bir yaz; neredeyse her gün, her saat Monopoly oynadım. Ve o yaz oyunu oynamayı öğrendim. Anlamıştım ki; kazanmanın tek yolu “edinmeye” olan KOŞULSUZ bağlılıktı! Anlamıştım ki para ve mevkiiler; sizin skorunuzu artırmaya yarıyordu!

    O yazın sonunda artık büyükannemden daha acımasızdım! Eğer oyunu kazanmam gerekiyorsa, kuralların etrafından bile dolanmaya hazırdım! O yılın sonbaharında büyükannemle oturduk ve oynadık. Sahip olduğu her şeyi elinden aldım! Onu, son dolarını verip mutlak yenilgiyle ayrılırken izledim...

    Ardından, bana öğreteceği bir şey daha vardı.

    Dedi ki:

    “Şimdi tamamı kutuya geri dönüyor!
    Bütün o evler ve oteller!
    Bütün demiryolları!
    Ve kamu şirketleri!
    Bütün o gayrimenkul!
    Ve o harikûlade paralar...

    Hepsi kutuya dönüyor!

    Zaten hiçbiri gerçekte senin değildi!

    Bir süreliğine, olayın büyüsüne kapıldın!

    Oyunun başına oturmandan çok önce de buradaydılar!
    Ve sen gittikten sonra da burada olacaklar!

    Oyuncular gelir, geçer...
    Evler ve arabalar...
    Unvanlar ve kıyafetler...
    Hattâ vücudun bile!...”

    Gerçek şu ki: Elde ettiğim, tükettiğim, biriktirdiğim her şey gün gelip kutuya geri dönecek, ve ben her şeyimi kaybedeceğim!

    Kendinize sormanız gereken soru şu?

    İşyerinde nihai terfinizi aldığınız zaman,
    Nihai alışverişinizi yaptığınız zaman,
    Mükemmel evinizi satın aldığınız zaman,
    Birikim yapıp maddi güvencenizi sağladığınız zaman,
    Ve başarı merdivenlerinin basamaklarını tırmanıp gelebileceğiniz en yüksek noktaya geldiğinizde;
    Heyecanınız da kaybolur, kaybolmaya devam edecek!

    Peki; sonra ne olacak?!

    Yolun sonunu görebilmek için daha ne kadar çaba sarf etmek zorundasınız?!

    Eminim anlıyorsunuzdur: Hiçbir zaman yeterli olmayacak!

    Öyleyse kendinize şu soruyu sormak zorundasınız:

    Önemli olan nedir?!

    [John Ortberg; yazar ve konuşmacı]

    https://www.youtube.com/watch?v=kSAVN-nYSLI

    https://www.youtube.com/watch?v=0ZKwAGWrDTU

    https://www.youtube.com/watch?v=M_tFYqz-Igk

    * * * * *
    Kendi beyinlerini özgürleştirmek ve başkalarının beyinlerini özgürleştirmeye yardımcı olmak için sabırla, dayanışmayla, iradeyle mücadele eden herkese saygılarımızla!

    YanıtlaSil
  29. (3)

    Ben New York’da büyüyen genç bir delikanlı iken “bayrağa bağlılık” yemini etmeyi reddettim. Tabii ki okul müdürünün odasına gönderildim! Müdür bana “Neden bağlılık yemini etmek istemiyorsun?” diye sordu. “Herkes ediyor, sen de yemin etmelisin!”

    Cevap verdim:
    “Bir zamanlar herkes dünyanın düz olduğuna inanıyordu! Ama herkesin yanlış şeye inanması; dünyayı düz yapmıyor!”

    Ve devam ettim:
    “Bugün Amerika Birleşik Devletleri sahip olduğu her şeyi diğer kültürlere, diğer milletlere borçlu. Ve ben bağlılık yeminini ‘dünyaya’, üstünde yaşayan herkese etmeyi yeğlerim!”

    Söylememe gerek yok herhâlde; bu olayın üzerinden çok geçmeden okulu tamamen bıraktım. Ve yatak odamda bir laboratuvar kurdum...

    Orada “bilim”i ve “doğa”yı öğrenmeye başladım. Sonra fark ettim ki; evren yasalarla yönetiliyor. Ve insanoğlu, toplumla birlikte, bu yasalardan bağımsız değil.

    Bütün bunları keşfederken, şimdilerde “Büyük Buhran (The Great Depression)” olarak adlandırdığımız “1929 krizi” geldi çattı. Bütün fabrikalar boş boş dururken; milyonlarca insanın neden işsiz, evsiz ve aç kaldığını anlamakta zorlandım!

    Kaynaklar değişmemişti! İşte o zaman farkettim ki; “ekonomi oyunu”nun kuralları yapısı gereği hükümsüzdü!

    Kısa bir süre sonra; bir sürü ulusun birbirlerini sistematik olarak yok etmek için sıraya girdiği “2. Dünya Savaşı” başladı!

    Bir hesap yaptım; bütün bu yıkım ve savaş için boşa harcanan kaynaklar, aslında gezegen üzerindeki tüm insanî ihtiyaçları rahat rahat karşılayabilirdi!

    O zamandan beri insanoğlunun kendi neslinin tükenişine zemin hazırlayışına tanık oldum! Son derece değerli ve sınırlı kaynakların “kâr etmek amaçlı!” ve “serbest piyasa!” adına sürekli olarak yok edilmesini acı içinde gözlemledim!

    Toplumun, toplumsal değerlerin;
    Materyalizmin ve bilinçsiz tüketimin temelini oluşturduğu bir yapmacıklık, sahtelik seviyesine düşürüldüğünü izledim!

    Parayla ifade edilen güçlerin; “sözde özgür!” toplumların politik yapısını kontrol etmesine tanık oldum!

    Şimdi 94 yaşındayım!

    Ve korkarım ki düşünce yapım; 55 yıl öncesiyle tam olarak aynı!

    Bir kez daha uyarıyorum:

    Bu saçmalık artık sona ermeli!

    (15 Ocak 2011)

    [Jacque Fresco; endüstriyel tasarımcı, mucit, yazar ve aktivist]

    https://www.youtube.com/watch?v=eMVjmxf642M

    * * * * *
    Kendi beyinlerini özgürleştirmek ve başkalarının beyinlerini özgürleştirmeye yardımcı olmak için sabırla, dayanışmayla, iradeyle mücadele eden herkese saygılarımızla!

    YanıtlaSil
  30. Hocam, tecrübelerinize dayanarak cevaplamanızı istiyorum:
    Dinozorlar tükenmemiş olsaydı kurban sayılır mıydı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu yanıtlarsam ardından oruçluyken suyla ağzımı çalkalarsam orucum bozulur mu gibi bir soru gelecek galiba.

      Sil
    2. Dinozorlar tukenmemis olsaydi kurban sayilmazdi cunku gevis getirmezler. Ayrica dinozorlar tukenmedi de, sadece sekil degistirdiler. Bazilari insan sekline burundu, biz de onlari adam saniyoruz.

      Sil
    3. Dinazorlar tükenmemiş olsaydı kim kimi kurban ederdi tartışılır.

      Sil
    4. Dinazorlar tükenmedi, fosil yakıta dönüştü.
      Onların kalıntılarını otomobillerimizde çatır çutur yakarak yol alıyoruz :-)
      Ama içinde bulunduğumuz yüzyılde içinde petrol biteceği için dinazorlar da tamamen dünya üzerinden yokolacaklar diyebiliriz. Biraz da espri yapalım... saygılar...

      Sil
  31. Hocam bu konunuyla ilgisi olmayacak ama, dünyaya baktığımızda yunanistan avrupa amerika çin vs... ekonomik sistemin optimum olması için neler yapılabilir neler hatalı yaklaşım olmuş birazda devletçi kimliğinizden çıkarak değerlendirdiğiniz bir yazı yazmanız önerisini sunsam kabalık etmem umarım(liberal yazın demiyorum- sadece bu konuda bir eğiliminiz olduğunu gözlemlediğimden yazınızı tarihe not düşerken biraz daha zayıflıklarımızın bizi etkileyen etmenlerin farkında olup daha objektif olalım diye söylüyorum...)? Örneğin zenginden daha çok vergi, devlet bütçe açıkları, özel sektör bütçe açıkları, kaynak paylaşımı, doğrudan-dolaylı vergilendirme, devletin zenginlere karşı tutumu (abd- çok kazan koçum yanındayım, avrupa toplumun kölesi olacaksınız verin paraları, çin ben isterim olur) vs. geniş perspektifli yeni sistem önerisi için neler düşünülebilir eskisinden de ders alarak... Yani hocam özetle biz nasıl daha güzel bir toplum olacaz yakında genç nufus da azalacak endişeleniyorum, bugünkü gençlerimizlede yeterince iyi bir sistem oturtamadık (not: bende genç sayılırım ama bilim gözlüğüm beni ileriye umutla bakmamdan alı koyuyor).

    YanıtlaSil
  32. Hocam Türkiye'nin GSMH'sı 850 milyar$ civarında değilmi? Tabloda 1,5 trilyon gözüküyor.(2014)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2014 sonu itibariyle GSYH'mız 800 milyar dolar. Bu cari fiyatlarla yapılan ölçüm. 1,5 trilyon dolarlık rakam ise satınalma gücü paritesine göre yapılan ölçüm.
      Satınalma gücü paritesi konusundaki yazım: http://www.mahfiegilmez.com/2012/05/satnalma-gucu-paritesi-nedir.html

      Sil
  33. " WHO IS AN ECONOMIST? "

    HERE IS KEYNES' ANSWER!

    In 1924 John Maynard Keynes wrote an obituary for a prominent economist Alfred Marshall, one of the founders of the English neoclassical economics and Keynes’ former tutor and academic patron. In this fascinating piece of work Keynes astoundingly mulls over Marshall’s economic scholarship and intellectual life. Joseph Schumpeter, in his obit of Keynes, called this obituary “the most brilliant life of a man of science I have ever read.” (2003: 271).

    At the beginning of this essay, Keynes sketches the “ideal type” of an economist, outlining his preferable professional features and personal characteristics. So, who is an economist according to Keynes? Here is his abundant answer:

    "The study of economics does not seem to require any specialized gifts of an unusually high order. Is it not, intellectually regarded, a very easy subject compared with the higher branches of philosophy or pure science? An easy subject at which few excel! The paradox finds its explanation, perhaps, in that the master-economist must possess a rare combination of gifts. He must be mathematician, historian, statesman, philosopher—in some degree. He must understand symbols and speak in words. He must contemplate the particular in terms of the general and touch abstract and concrete in the same flight of thought. He must study the present in the light of the past for the purposes of the future. No part of man’s nature or his institutions must lie entirely outside his regard. He must be purposeful and disinterested in a simultaneous mood; as aloof and incorruptible as an artist, yet sometimes as near to earth as a politician." (Keynes 1924: 321-322)

    Would you like to evaluate now the suitability of contemporary mainstream neoliberal economists to this profile?.. Well, please do not waste your time. Better read this informative, very interesting, from many perspectives, and beautifully written paper (free access):

    https://economicsociologydotorg.files.wordpress.com/2015/03/keynes-19241.pdf

    (Keynes, John M. 1924. “Alfred Marshall, 1842-1924.” The Economic Journal 34 (135): 311-372)

    Written by Oleg Komlik

    (PhD Candidate in Economic Sociology in the Department of Sociology and Anthropology at Ben-Gurion University and a Lecturer in the School of Behavioral Sciences at the College of Management Academic Studies.)

    March 1, 2015

    *
    Economic Sociology and Political Economy
    http://economicsociology.org/2015/03/01/who-is-an-economist-here-is-keynes-answer/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alfred Marshall, Keynes'in Cambridge'de hocasıydı. Keynes bütün kendi kuşağı gibi Marshall'dan çok etkilenmiştir. Ve ideal iktisatçıyı tanımlarken de büyük ölçüde Marshall'ı betimlemiştir.

      Sil
  34. Hocam, Noam Chomsky'nin çalışma odası ile sizin çalışma odanız neredeyse aynı:

    (Fotoğraflar Mayıs 2015 öncesinde çekilmiş)

    http://bennorton.com/wp-content/uploads/2015/05/chomsky-office-1.jpg

    http://bennorton.com/wp-content/uploads/2015/05/chomsky-office-2.jpg

    http://bennorton.com/noam-chomskys-office-looks-exactly-like-you-imagined-it/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle aynı değil. Ben öyle bir odada çalışamam. Chomsky, bilgisayar olayına tam olarak adapte olamamış bir kuşağın temsilcisi olduğu için odasının öyle olması normaldir. Benim odam oldukça düznlidir. Ben öyle bir odada aradığımı bulamam.

      Sil
    2. Well, well, well!

      Ha, Ha, Ha!

      Odanızın fotoğrafını sizi ziyaretimde çekmiştim: Chomsky'ye 10 basar!

      O fotoğrafı yayınlayacağım ve yalanınız ortaya çıkacak!

      Sil
  35. 2050,e kadar 3 dünya savaşı olasılığı nedir?
    Asıl böyle bir tartışma olsa bence daha dikkatimizi çeker diye düşünüyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu bilemem. Bir büyük kriz daha çıkarsa olabilir.

      Sil
    2. Ne demek 'bunu bilemem' !

      Siz 'Aydın' değil misiniz?

      Biz sizi niye okuyoruz o zaman?

      Sil
    3. Böyle bir zorunluluğunuz yok. Okumayın.

      Sil
  36. Hocam, 'political correctness' diye bir tabir var, bilirsiniz.

    'kadına bayan dediğiniz anda zorluk başlıyor' demişsiniz.

    Aslında ne kadar önemli bir konuya işaret ediyorsunuz!

    Kelimeleri 'political correctness' düzleminde nerede, nasıl kullanacağımız konusunda bazen suratımıza tokat atmaya yeltenenler var!

    Sizin 'yönetim / yönetişim' ve 'iletişim' kelimeleri üzerinde dikkatle düşünmenize benzer şekilde 'political correctness' da dikkatle izlenmesi gereken bir alan!

    Şu haberi hatırlıyor musunuz?
    Artık 'çoban' yok, 'sürü yönetimi uzmanı' var! Ve bunun için sertifika dağıtmak amaçlı eğitim programlarına başlandı bile!

    http://www.hurriyet.com.tr/ankara/25261841.asp

    'Political correctness'ı tersinden anlamak böyle bir şey olsa gerek!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum ama ben kadına bayan demeyi çok tuhaf karşılıyorum. Erkeğe bay demek gibi. Bay milli takımımız diyor muyuz da bayan milli takımımız diyelim.

      Sil
    2. Çocuk doğunca "kız mı, oğlan mı?" diye soruluyor. Çocuk erkekse cevap "oğlan" yerine "erkek!" oluyor." Oğlan" kelimesi sevilmiyor. Bunun gibi de "kadın" kelimesi kadınlar, kızlar arasında beğenilmiyor. "Adamın biri" derken de "erkeğin biri" sözü tuhaf gelir. Erkek kelimesine de "adam" deniyor. Kısacası "kadın" kaba bir kelime bana göre. "Buyurun bayan" veya "Buyurun hanımefendi, " daha kibar oluyor. Gündem bu değil tabiki konu dışına çıktım. Mahfi Bey, iyi ki varsınız. Slmlr.

      Sil
  37. Nijerya bugün 175 milyon ve kadın başına 6 çocuk düşüyor. 2050'de projeksiyonlara göre 440 milyon olacak ve abd'yi geçip en kalabalık 3. ülke olacak. bu denli büyük bir ülke ile ne almanya ne japonya gdp olarak rekabet edemez.

    Ancak İran'ın ki az geldi İran güçlü denebilecek sanayisi ve devasa doğal kaynakları ile ilk 15'e girer

    YanıtlaSil
  38. Hocam mukayeseli çalışmanız için teşekkür ederiz.Yapılan yorumlarla bir bütünlük arz eden bloğunuzu takip etmek bir zevk.Sorgulayıcı yorum sahiplerinede teşekkür ediyoruz.Hocam Beğenmiyorsan Kanada ya git diyen ,Dinazora Geviş getirme penceresinden bakan arkadaşlarımıza isimsiz olarak yorum yapma imkanı tanıdığınız için teşekkür ederiz.Yüregimize su serpen bu arkadaşlara huzurlu bir gelecek öngörüsünde bulundukları için tebriklerimizi sunuyoruz.

    YanıtlaSil
  39. Yunanistan'ı kurtaracak kişinin kim olduğu belirlendi:

    ***AHMET MAHFİ EĞİLMEZ***

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kendimi kurtarsam bana yeter.

      Sil
    2. Buyur gene: Turgut Özal'dan donelere devam!

      Mahfi Bey, siz zaten kurtulmuşsunuz kurtulacağınız kadar: Bir eliniz yağda, bir eliniz balda!

      Bu yaştan sonra dünyayı kurtarmayı ciddi ciddi düşünmelisiniz artık!

      Kendime Yazılar'dan bir sonraki aşama Örgütlü Eylemler!

      Sil
    3. Pardon ama daha ne yapacaktı, sabah akşam burada karşılıksız yazı yazıyor, tüm sorulara cevap veriyor, insanları eğitmek de bir eylem değil midir?

      Sil
    4. Sayın (16:53)

      Tekrar hatırlatıyoruz:

      Kendime Yazılar'dan bir sonraki aşama Örgütlü Eylemler!

      Tabirin ne ifade ettiğini öğreniniz!

      Sil
    5. Başüstüne...

      Sil
  40. 2023 için +2 trilyon $ GYSH hedefini destekleyen veriler ama bunların gerçekleşmesi akp tek başına iktidarının devam etmesi gerekir. yoksa PwC de yanılmış olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonominin geldiği aşamada tek başına iktidar da olsa çok başına iktidar da olsa geriye sarma dönemi başlamıştır. 2013'de GSYH 823 milyar USD idi, 2014'de 800 milyar USD'ye geriledi, 2015 için tahminimiz 775 milyar USD'dir. Bundan sonra işler artık tek başına iktidarla filan götürülecek durumda değildir.

      Sil
    2. TL bazında büyüme devam ettiğine göre sorun yok demektir. USD kurunun normal şartlar da 2015 yıl sonu 2.00 - 2.15 olması gerekirken ne yazık ki yaşanan olumsuz gelişmeler (Gezi Saçmalığı, 17-25 Aralık Darbe Girişimi vb.) sonucu 3.00 TL civarı olacak. bu da aslında büyüyen türkiyenin uluslarası piyasa da değer kaybetti izlenimi yaratacak... yani anlıyacağınız her şey planlı

      Sil
  41. Eğer bir fabrikada üretim müdürü olsaydınız:

    Cost efficiency ve high productivity den yana mı olurdunuz?

    Human wellness den yana mı olurdunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben fabrikada üretim müdür olmazdım herhalde. Yetişme tarzım üretimin başında bulunmaya uygun değil. Ama yanıtım şu: Hepsini birden kollamak en uygunu olurdu.

      Sil
    2. Hepsini birden kollamak mümkün değil! Gayet iyi biliyorsunuz!

      Lean Six Sigma, Kaizen vb. saçmalıklar bu yüzden var!

      İlk sırada: 'Human wellness' Her zaman, her yerde!

      Sil
    3. cci.tr için Cost efficiency & high productivity ilk öncelik olurdu.Tecrübe ile sabittir ve çokda kötü değildir.

      Sil
    4. "Tecrübe ile sabittir"in hemen ardından "çok da kötü değildir" yazmak (üzülerek bildiririz!);
      Sömürü düzenini gönüllü kabul etmektir!

      Kanıt mı?

      (1)

      "TOFAŞ'ta, 142 işçi işten atıldı!"

      http://www.evrensel.net/haber/254336/tofasta-142-isci-isten-atildi

      (2)

      Aşağıda okuyacağınızın gerçekte yaşanmış olup-olmadığına dair kanıt yok. Fakat günümüzde, daha çok ABD sınırları içinde, bir nasihat gibi anlatılmaya devam ediliyor:

      1950'lerde ABD/Cleveland'da "Ford"un tesislerini, şirketin kurucusu Henry Ford'un torunu "Henry Ford II"nin ev sahipliğinde gezmekte olan "Otomotiv Sanayi Çalışanları Sendikası" başkanı Walter Philip Reuther arasında bir konuşma geçer.

      Tesisin ortalarına yaklaştıklarında; Henry Ford II, W.P.Reuther'ı yeni teknoloji ile donattıkları üretim bandının başına getirir ve sinsi bir ses tonuyla ona sorar:

      "Sayın Reuther, siz de kendi gözlerinizle gördünüz; çağ artık makinelerin çağı.

      Şu robotik kollara bakar mısınız ?! Bir insan koluyla kıyaslayacak olursak ne kadar da maharetli çalışıyorlar değil mi!

      Aslında ben bir şeyi merak ediyorum:

      Lütfen bana söyler misiniz;

      -eliyle alaylı bir şekilde makineleri işaret ederek-

      Sendikanıza topladığınız aylık aidatları bu vakitten sonra nasıl toplamayı düşünüyorsunuz ?!"

      Reuther istifini hiç bozmadan aynı alaycı ses tonuyla cevap verir:

      "Bay Henry, peki siz bu üretim bandından çıkardığınız otomobilleri nasıl satmayı planlıyorsunuz ?!

      Arabalarınızı bu makineler satın almayacak herhâlde değil mi bay Henry ?!

      Bir şeyi asla aklınızdan çıkarmayın bay Henry:

      Siz yepyeni teknolojiler ile üretim maliyetlerinizi her geçen gün azaltarak arabalarınızı üretiyor olabilirsiniz.

      Ama unutmayın;

      -Tüketici- dediğimiz 'insanlar' hâlâ o eski yöntemle üretiliyor!

      Her ay bir önceki aya göre, her yıl bir önceki yıla göre veya her 'beş-yıl' bir önceki 'beş-yıl'a göre gibi zaman dilimleri üzerine bir değerlendirmede bulunursanız;

      Eline daha az maaş geçen bir tüketici, eğer gelirini arttıramazsa,

      Sizin 'yepyeni teknoloji!' ile donatılmış 'robotik kollarla üretilen!' son model arabanızı da almayacaktır !"

      der ve her ikisi de kahkaha atarak tesisin geri kalanını gezmeye devam ederler!

      Kaynak:

      Kasım 2011
      The Economist: "Artificial intelligence - Difference Engine: Luddite legacy"

      Adres:
      http://econ.st/syGalm

      Mayıs 2015'te yanan harlı ateş:
      Renault ve TOFAŞ da başlayan "emekçi direnişini",
      "İran'a, Fas'a, Romanya'ya üretimi kaydırırlarsa biz ne yaparız?!" sorusunu,
      "Bizlere ölümü gösterip, sıtmaya razı olmamız için ellerinden geleni yaptıklarını"
      Şimdi tekrar tekrar düşünmek zorundayız!

      "-Robotik Kollar- araba satın alabilir mi?" / "Arabayı insan mı satın alır?"

      Saygılarımızla!

      Sil
  42. Burada genel kanı doğal kaynakları olan ülkelerin bu kadar büyüyemeyeceği ve teknoloji üreten ülkelerin daha fazla büyümesi gerektiği. Unutulan ciddi bir durum var. Özetle anlatmak gerekirse bu gün her yeni versiyon çıktığında değiştirilen telefonlar, bilgisayar yapımında ( özellikle mikroişlemci ) kullanılan malzemeler v.b hepsi çok hızlı bir şekilde tükenmekte ve yenilebilir durumda değil. Bu yüzden "derin uzay madenciliği"* ile ilgili Amerikada farklı firmalar var. Dikkati çekmesi gereken konu daha Ay'a "istediğimiz zaman" gidemiyorken insanlar uzay madenciliği için ciddi yatırımlar yapmakta. Bu da doğal kaynakların ne kadar büyük bir rol oynayacağını göstermekte.
    Yenilebilen kaynaklar birçok konuda çok ufak bir kısmı kapsamakta. Elektrikle çalışan bir araba bile elektriğin büyük kısmı doğal kaynaklardan üretildiği için ( henüz bu şekilde 35 sene sonra ne olur tahmin tabiki ) yaptığı motordaki ~% 35 yakıt-enerji efektifliği, elektrik santralleri ve onların efektifliği sayesinde ~% 75 bandına çıkartabilmesi.
    İngilizce olmakla birlikte "nadir mineraller" konusunda güzel bir başlangıç yazısı aşağıda mevcut.
    h ttp://www.bbc.com/future/story/20140314-the-worlds-scarcest-material
    * Deep space minning : Uzayda, özellikle astroid kemerlerinin olduğu yerlerden astroid getirip ya da orada işleyerek içindeki madenleri kullanmak ve "doğal kaynak" elde etmeye çalışmak şeklinde özetlenebilir.
    CT

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yenilebilir değil -yenilenebilir-...slm

      Sil
  43. http://zemah.blogspot.com.tr/

    Hocam ben hala bir öğrenciyim. Ve sürekli inandığım bir inanç vardır. Öğrenci kendini geliştirdi geliştirdi yoksa okuldan mezun olması onu bu hayatta bir yere taşımaz. Ben kendimi geliştirmek için çalışıyorum. Boş durmuyorum. Tezler okuyorum , makaleler okuyorum , kitaplar okuyorum vb. Benim bloguma bir göz atıp sizce doğru yolda mıyım ? Bana düşüncelerinizi söylerseniz çok sevinirim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru bir iş yapıyorsunuz. Bloğunuz da iyigidiyor. Daha da gelişir. Yeter ki devam edin. Yazmak insanı araştırmaya, araştırmak da gelişmeye açık hale getirir. Başarılar.

      Sil
    2. Çabalarınız muazzam. Yazılarınızı okumakla birlikte, kitap listenizde de mühim isimler var.

      Size sadece şu uyarıyı yapalım:
      Bütün çabalarınız sonucunda; bir kan emici kapitalist olmayınız!

      Bir kapitalist olmamak sizin elinizde!
      'İktisat' ile 'kapitalizm'i birbirine bulayarak dünyayı zehirleyen bir akademi dünyasını eleştirmek ve hattâ örgütlü eylemlere girişmekten korkmayınız!

      Hatırlayınız:
      Korku, azim getireceği gibi; pasifleştirebilir de!

      Pasif olmayınız:
      Kapitalizmi ortadan kaldırmak için, canla başla mücadele ediniz!

      Saygılarımızla!

      Sil
    3. Mahfi hocama da , diğer yorum yazan kişiye de değerli yorumları için çok teşekkür ederim. Böyle güzel şeyler duymak beni daha da cesaretlendirdi ve güzel işler yaptığım için daha da mutlu etti. Teşekkür ederim.

      Sil
  44. Hocam, kaba hatlarıyla cevabını merak ettiğim bir soru var: 2050'de (eski) ileri kapitalist dünyaya ne olacak?

    YanıtlaSil
  45. Mahfi Bey,

    Gerçekten güzel bir site, halka inmiş gündemi yakalayan yazılar ve tüm iyi şeyler... gerçekten...

    Ayrıca genelde yorumlara olabildiğince cevap vermeye çalışmak....bu farklı bir yaklaşım. İçtenlikle herkese cevap vermenize ve iyi niyetinize hayran kaldım.

    Ama bence biraz abartıyorsunuz ve bu değerinizi hiç arttırmıyor. Gereksiz polemik yaratacak yorumları yokmuş gibi değerlendirip, buna ayıracağınız zamanı başka türlü değerlendirseniz, gereksiz erozyona uğramamış olursunuz.

    Saygılar,

    KE

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Kâzım Erdemyayar,

      Mahfi Eğilmez, Türkiye yenilmez! İlk olarak bunu biliniz.

      İkinci olarak ise, Mahfi bey Türkiye'nin ve dünyanın en azılı kapitalizm karşıtı iktisatçılarından biridir ama bunu etrafına pek yansıtmaz. Sitesinde niçin kapitalizm karşıtı yorumlara onay verdiğini şimdi daha net anlayabilirsiniz.

      Üçüncü ve son olarak ise şu videoyu izleyiniz:

      https://www.youtube.com/watch?v=H3BoWHX-pQQ

      Sil
  46. Peki ya İran ?

    YanıtlaSil
  47. Pwc 2015 i tenkit edenler 2011 e ne diyecekler acaba

    YanıtlaSil
  48. http://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.PCAP.CD?order=wbapi_data_value_2013+wbapi_data_value+wbapi_data_value-last&sort=desc

    dalga gecilen yunanistan bizi neredeyse ikiye katlamis. polonya, cek cumhuriyeti, macaristan bizi sollamis. acaba cari kurlarla durum ne? dagilin beyler dagilin. beni kisi basi gelir ilgilendirir.

    YanıtlaSil
  49. Hocam ellerinize sağlık bilgilendirici bir yazı olmuş. Okuduğum bölüm itibariyle yazılarınız çok yararlı oluyor. Yapılan yorumlar neden 14. olduğumuzu gösteriyor sanırım.

    YanıtlaSil
  50. Hocam meslek lisesi muhasebe finansman mezunuyum bu yıl üniversiteye gideceğim başarı sıralamam ne çok iyi nede çok kötü. İktisat, ekonomi ve finans, birde işletme bölümü arasında kaldım matematiğim fazla iyi değil fakat lisede muhasebe dersim çok iyiydi hangi bölümü önerirsiniz hocam yardımınıza ihtiyacım var. İçime yatan işletme gibi ingilizcemi geliştirmek üniversite hayatımı dolu bir şekilde geçirmek istiyorum. Hocam işletme sizce doğru bölüm mü?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşletmeye gitmenizi öneririm. Üniversite süresince ekonomi ve hukuk derslerini de mutlaka kendi başınıza çalışın. Hangi bölüme giderseniz gidin öteki bölümlerin derslerini de öğrenenler öne çıkarlar.

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim hocam tavsiyeleriniz için, diğer bölümlerin derslerinede çalışacağım. Sizin gibi tecrübeli kimsenin fikri benim için çok önemliydi tesekkur ederim verdiğiniz cevap için

      Sil
    3. Hocam iktisat (İngilizce) mi önerirsiniz işletme mi?

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...