5 Eylül 2015 Cumartesi

Parasal Genişleme Uygulamaları

Parasal genişleme
Parasal genişleme, merkez bankalarının açık piyasa işlemi (APİ) olarak bilinen para politikası aracının çok büyük miktarlara ulaşmış halinden başka bir şey değil. Merkez bankaları, piyasaya likidite vermek istediklerinde piyasadan tahvil, bono gibi kâğıtları alır (bunlara kısaca kâğıt diyeceğim) ve karşılığında para verirler. Bunu satın alma olarak yapabilecekleri gibi kısa süreli devralıp iade etmeye dayalı repo yöntemiyle de yapabilirler.

Parasal genişlemeyi ilk kez başlatan ABD Merkez Bankası (Fed), bu yolla piyasada likiditeyi artırarak ekonomiyi canlandırmayı amaçlıyordu. Aslında bu yapılanın para basmaktan bir farkı yoktu. Hatta daha da kötüsü para basıp o parayı Hazine’ye vermekten bir farkı yoktu. Çünkü para karşılığında alınan kâğıtların büyük çoğunluğu Hazine kâğıtlarıydı. Fed, bankaların veya kurumların ellerindeki Hazine kâğıtlarını alarak Hazine’nin borcunu üstlenmiş oluyordu.

Fed’in QE uygulamaları
Fed, bir yandan bankalara bu şekilde likidite sağlarken bir yandan da faizleri düşürerek bankaların kredi verebilmelerini sağlamaya çalıştı. Amaç bu yolla talebi ve dolayısıyla ekonomiyi canlandırmaktı. Fed, bu işlemi yaparken bastığı para miktarını astronomik biçimde artırdı. Fed’in bilançosu 2008 yılında 900 milyar USD dolayındaydı, bugün 4,5 trilyon USD dolayında bulunuyor.

Fed, 2008 Aralık ayı ile 2010 Temmuz ayı arasında uyguladığı QE1 programında bankalardan toplamda 800 milyar USD tutarında Hazine kağıdı ve Mortgage’e dayalı türev ürünlerini satın aldı ve karşılığında para verdi. Aynı dönemde faiz oranını da sıfıra kadar indirerek piyasada kredi talebi yaratmaya çalıştı. Bu kadar büyük miktarlı bir müdahaleye karşın QE1 programı istendiği kadar iyi sonuçlar vermedi. Piyasada bir kıpırdanma olduysa da bu, öngörülenin çok altındaydı. Talep yeterince artırılamamıştı.

QE1’den istediği sonucu alamayan Fed, 2010 yılının Kasım ayında QE2 adı verilen yeni bir parasal genişleme programını başlattı. Bu program da ilkiyle aynı mantık üzerine kuruluydu. 2011 yılının Temmuz ayına kadar süren QE2 aracılığıyla Fed, yine bankalardan Hazine kağıdı aldı ve karşılığında bankalara 600 milyar USD tutarında para verdi. QE2, ilkine göre daha başarılı oldu. Bunun iki nedeni var: (1) Fed bu kez uzun vadeli kâğıtları alıp karşılığında para vererek bankaları uzun vadeli bağlantılardan kurtarmıştı. (2) QE1’in üzerine gelen bu parasal destek piyasadaki likiditeyi daha da genişletmişti.  

2011 yılının Eylül ayında Fed, bu kez adına Operation Twist denilen ve toplamda 400 milyar USD tutan bir uygulamayı sahneye koydu. QE’ye benzeyen yani uzun vadeli tahvilleri ve mortgage’a dayalı türev ürünleri bankalardan alarak onlara para verip uzun bağlantılardan kurtulmalarını sağlayan bir uygulamaydı bu. Operation Twist, yeni bir uygulama değildi. Fed tarafından ilk kez 1961 yılında elindeki kısa vadeli Hazine kâğıtlarını uzun vadeli olanlarla değiştirmek ve bu yolla yatırımcılara kaynak sağlamak amacıyla uygulanmıştı. Genel olarak ilki de bu son uygulananı da başarılı sonuçlar verdi.

Fed, 2012 yılının Eylül ayında QE3’’ü uygulamaya soktuğunu açıkladı. Bu programda Fed, operation twist kapsamında aylık 40 milyar USD tutarında mortgage’a dayalı türev ürünleri almaya devam ederken her ay 85 milyar USD tutarında da Hazine kağıdı alacağını ilan etti. QE3 ile birlikte Fed alışılmadık üç açıklama yaptı: (1) Faizi 2015 yılına kadar sıfır oranında tutacağını ilan etti. (2) Kâğıt alarak para verme operasyonunu, istihdam ciddi biçimde iyileşene kadar sürdüreceğini belirtti. (3) Ekonomiyi canlandırmak için çalışacağını ve daralmaya izin vermeyeceğini açıkladı. Bu üç açıklama da bir merkez bankası için alışılmamış açıklamalardı ve Fed bu tür açıklamaları daha önce hiç yapmamıştı. Bunları yapmaktan amacının tüketici, yatırımcı ve finans kurumu güvenini yeniden oluşturmak olduğunu ya da kısaca beklentileri olumlu yöne çevirmek olduğunu söyleyebiliriz.   

QE3 devam ederken 2013 Ocak ayında Fed, QE4’ü yaşama geçirdi ve aylık 85 milyar USD tutarında uzun vadeli Hazine kâğıtlarını almayı sürdüreceğini açıkladı. Fed, QE4 programını açıklarken bu uygulamayı iki koşuldan birisinin gerçekleşmesine kadar sürdüreceğini ilan etti. Bu iki koşul şunlardı: (1) İşsizlik oranının yüzde 6,5’un altına düşmesi. (2) Enflasyon oranının yüzde 2,5’un üzerine çıkması. İşsizlik oranı gerçekten de zaman içinde yüzde 6,5’un altına düştü (bugün yüzde 5,1 düzeyinde bulunuyor.) Bu düşüşü izleyerek Fed, QE4’ü tedrici olarak kaldıracağını Mayıs 2013’de açıkladı ve açıklamaya uygun olarak yavaş yavaş tahvil alımını azaltarak Ekim 2014’de QE4 uygulamasına ve tahvil alımlarına son verdi.  

QE’ler işe yaradı mı?
Fed’in uyguladığı parasal genişleme programlarının tam olarak amacına ulaştığını söylemek zor. Amaç eğer ekonomide büyümeye geri dönmek, işsizliği azaltmak, deflasyonist yapıyı kırmak ve finansal sisteme güveni geri getirmek olarak tanımlanırsa bunlardan bazılarına ulaşıldığını, bazılarına da kısmen ulaşıldığını söylemek mümkün. Aşağıdaki tablo 2008’den bu yana gelişmeleri ortaya koyuyor (veriler için kaynak: IMF, WEO Database, April 2015.)

2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015 T
Büyüme
-0,3
-0,3
2,5
1,6
2,3
2,2
2,4
3,1
Enflasyon
0,7
1,9
1,7
3,1
1,8
1,3
0,9
0,5
İşsizlik
5,8
9,3
9,6
8,9
8,1
7,4
6,1
5,1

Tabloya baktığımızda ABD ekonomisinin bu uygulamalar sonucunda resesyondan çıkarak büyümeye geri döndüğünü, dolayısıyla uygulamaların bu alanda başarılı olduğunu söyleyebiliyoruz. Benzer bir yargıyı işsizlik oranındaki gerilemeye bakarak da yapabiliyoruz. Buna karşılık enflasyonda aynı şeyi söylemek mümkün değil. Enflasyon tam tersine düşüş eğilimini sürdürüyor. Ekonomi üzerindeki en büyük baskı da bu deflasyon tehdidi zaten.  Bunlara ek olarak bazı noktaları da vurgulayalım. İşsizlikteki ciddi düşüşe karşın henüz istihdamdaki artışlar, ücretlerdeki gelişmeler, iş kalitesindeki artışlar tam istendiği düzeyde değil. Finansal kurumlara ve araçlara yeniden güven sağlanmış olsa da QE’lerin yarattığı büyük likidite genişlemesi birçok alanda yeni balonlar oluşmasına yol açmış bulunuyor. Aslında Fed’in faizi artırma isteği de bu balonların daha fazla şişmesini önleme arzusundan kaynaklanıyor.    
Fed faizi artırır mı?
Fed’in faizi artıracağını biliyoruz ama zamanlaması konusunda düşünce birliği yok. Yukarıda değindiğimiz gibi bilançosunun kriz öncesine göre 5 kat artmış olması ve piyasaya verilen bol likiditenin yarattığı balonların Fed’i rahatsız etmemesi mümkün değil. O nedenle Fed, eninde sonunda faizi artıracak. Fed başlangıçta istihdam ve enflasyonu hedef alarak yola çıkmıştı. Sonradan bunların yanına büyümeyi de ekledi. Bugün geldiğimiz aşamada istihdam ve büyümede hedefe ulaşılmış olsa da enflasyon konusunda hedeften uzak olunduğu görülüyor. Bu durumda Fed’in faiz konusunda nihai kararını enflasyondaki gelişmelere (ayrıntılara ve çekirdek enflasyona) bakarak vereceği anlaşılıyor.  

Fed faizi artırırsa ne olur?
Fed’in faizi sıfır dolayında tutması, ABD’de faizlerin çok düşük olması sonucunu getiriyor.  Benzer bir durum, enflasyonun çok düşük olduğu Euro bölgesi ve Japonya için de geçerli. O nedenle bu bölgelerdeki tasarruflar ister istemez daha yüksek faiz öneren gelişme yolundaki ülkelere yöneliyor. Fed’in faizi artırması bir seferlik bir hamle olmayacak. Bu artılş devam eden bir süreç olacak. O nedenle Fed’in faiz artışı gelişme yolundaki ülkelere yönelmiş olan fonların artık yüksek riske ayarlı yüksek getirilerden vazgeçip ABD tahvillerine ve diğer araçlara yönelmesine yol açacak. Bu durum, yani para çıkışları, Türkiye’nin de aralarında yer aldığı dış finansmana bağımlı ekonomilerde ciddi sarsıntılara yol açacak. Bir örnek olarak belirteyim. Türkiye’nin önümüzdeki bir yılda çevirmesi gereken dış borç tutarı 170 milyar dolar. Yaklaşık 35 – 40 milyar dolar da cari açık vereceğini tahmin edersek kabaca 200 – 210 milyar dolar dolayında dış finansman ihtiyacı olacak demektir. Bu durum, Türkiye’nin niçin en kırılgan ekonomilerden birisi olduğunu ortaya koyuyor sanırım.

Ayrıntı Notu: Diğer Ülkelerde QE Uygulamaları
Fed’in uyguladığı QE benzeri uygulamaları önce İngiltere Merkez Bankası (BOE) uygulamaya koydu. Söz konusu uygulama devam ediyor. İngiltere bu uygulamadan son derecede olumlu sonuçlar aldı. Ardından Japonya Merkez Bankası (BOJ) da 2012 yılında benzer bir uygulamaya girdi. Bu yolla BOJ, giderek değerlenmiş bulunan Yen’in piyasada bollaşmasını sağlayıp değerini düşürerek ihracatı artırmayı amaçladı. Japonya, devam eden bu uygulamada kısmen başarılı oldu. Bu uygulamaya en son giren Avrupa Merkez Bankası (AMB), 2015 yılı başında aylık 60 milyar Euro tutarında tahvil alarak karşılığında bankalara para vermeye başladı. Amacı, değeri yükselmiş bulunan Euro’yu piyasada bollaştırarak değerini düşürmek ve Euro bölgesinin ihracatını desteklemekti.  AMB, devam etmekte olan bu uygulamada henüz hissedilir bir başarıya ulaşamadı. O nedenle AMB’nin QE miktarını artırması yolunda baskılar artıyor. 

172 yorum:

  1. Hocam, ABD'de Fed bilançosu 7 yılda 5 katına çıkarken (0.9'dan 4.5 tril. USD'a) -miktar teorisine göre- üretilen mal ve hizmetlerinde çiddi bir artışı gerekiyordu ki enflasyon oluşmasın.. Büyümede bu ciddi artışı göremiyoruz, enflasyonda oluşmadığına göre teori mi yanlış ya da ben konuyu yaşlanıp unutmuş muyum? Saygılarımla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu teoriler hep kapalı ekonomiler için geliştirilmiş teoriler. Sermaye hareketlerinin serbest olduğu bir ortamda rezerv para basıp dağıtıyorsanız bu paralar içeride kalmayıp daha çok faiz veren başka ekonomilere gidiyor. Öyle olunca da enflasyon baskılanıyor.

      Sil
    2. bilanço artışının (3,6 trilyon dolar) %75'i olan 2,7 trilyon dolar bankalarca Fed'de aşırı rezerv olarak tutulduğu ve piyasaya girmediği için enflasyon yaratmadı.

      Sil
    3. Hocam dünyanın kapalı bir ekonomi olduğunu varsayarsak, son 6-7 yılda Ingiltere, EU, Japonya vs..yaşanan parasal genişleme illa biryerlerde enflasyon yaratmış olmayacak mı? Bunun tam tersini dünya ölçeğinde yaşadık...Bu teoriler galiba biraz eskimiş, benim gibi...

      Sil
    4. Tam tersine eğer bu paralar mesela Türkiyeye gelse kur düşecek enflasyon da düşecek. 2004 - 2008 aralığında öyle oldu. Ama bu paralar çıkıp giderken de tersi olacak çıktığı yerde döviz ihtiyacı artacağı için kur yükselecek enflasyon da yükselecek. Ve döndüğü yerde de para bollaşacağı için enflasyon yükselecek. O nedenle Fed faizi yavaş yavaş artırıp bu etkileri azaltmayı amaçlıyor zaten.

      Sil
    5. Üstat,

      Enjekte edilen paranın ABD dışına çıktığı açık. Ancak, büyüme ve istihdamdaki iyileşme arzu edildiği gibi paranın önemli bir kısmının da yatırıma yöneldiğini gösteriyor. Bunun enflasyona yansımamasını ben bir tek sebep ile bağdaştırabiliyorum. O da tüketici güveninin hala istenen düzeye gelmemiş olması (Buradaki gelişmeyi bilmiyorum). Olabilir mi?

      Çok selamlar ve,
      İyi Pazarlar.
      Cafer Demir

      Sil
    6. enflasyon yaratmadı ancak cok buyuk varlık balonlarına ve sert kur hareketlerine yol açtılar

      Sil
    7. Cafer bey, Fed'in bastığı paranın %75'i Fed'de rezerv olarak tutuluyor. rezerv olarak tutulan para piyasaya zaten hiç girmez. piyasaya girmeyen paranın abd dışına çıkma gibi bir durumu da yoktur. basılan paranın enflasyon yaratmamasının en temel nedeni budur. iyi akşamlar

      Sil
  2. QE1 800 milyar dolar değil 1,25 trilyon dolardı.
    fedin şişen yeni balonları patlatmak istediğine emin değiliz. bilhassa hisse ve emlak piyasası düşüşe geçince amerikan halkı tüketimini azaltabiliyor. ayrıca son 3 çeyrektir reel ücretler verimlilikten çok daha hızlı artıyor. amerikalı patronlar açısından bu ne derece sürdürülebilir belli değil

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. QE1 800 milyarla başladı sonradan arttı. QE'lerin bir bölümü iç içe zaten.

      Sil
  3. Hocam bizim paramız bol ama ihracatımız o kadar fazla değil nedeni ne olabilir ki şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üretimimiz yeterince talep yaratacak düzeyde bir üretim olmadığı için olabilir mi?

      Sil
    2. Tam isabet hocam.üretimimiz geçici ve ucuz şeylere yoğunlaşıyor. Bunun sebebi de kalıcı ve pahalı ürünler için gerekli kadroları egitemedigimizden olsa gerek.

      Sil
  4. daha önceki yazınızdaki yorumu tekrarlayayım:
    krugman fedin faiz artışı konusunda bir yazı yazmıştı. fedin faiz artırımları öncesinde tüketim/gdp oranında istisnasız yukarı kıpırdanmalar olmuş. fed faiz artırmaya başlayınca tekrar düşmeye başlamış. ancak tüketim/gdp oranında son yıllarda bırakın kıpırdanmayı 2011'den bu yana sürekli düşüş var. krugmana göre enflasyon düşüklüğünün en önemli nedenlerinden biri bu ve fed faiz artırırsa belki tüketim/gdp oranı daha da düşecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Krugman'ın dediği doğru. Ne var ki bu kez Fed'in faiz artırımı geçmişteki yaklaşımdan farklı. Fed, hiç bir zaman 0,9 trliyon dolardan 4,5 trilyon dolara yükselmiş bir bilançoya sahip olmamıştı. Bu artış eninde sonunda ekonomiyi vuracak. Fed, ondan korkuyor.

      Sil
    2. "this time is different" dediğimiz an iktisat bilim olmaktan uzaklaşıyor. iktisat sadece kişilerin değil kurumların da davranışlarını inceler. Fedin 100 yıllık tarihine baktığımız zaman ticari bankalar üzerinde çok büyük nüfuzu olmuştur. zaten o nedenle QE adı altında Fedin bankalara verdiği paranın büyük kısmını bankalar Fedde rezerv olarak tutuyor ki enflasyon yaratmasın. Fed istemediği sürece hiçbir Allahın kulu banka tek 1 doları bile rezervinden alıp dışarı çıkartamaz. dolayısıyla Fedin bilançosundan rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum zaten varlık satmayacağını bilançosunu sabit tutacağını birçok kez söyledi:
      "During normalization, the Federal Reserve intends to move the federal funds rate into the target range set by the FOMC PRIMARILY by adjusting the interest rate it pays on excess reserve balances"

      Sil
    3. Ekonomi biliminin zamana, koşullara ve toplumların sosyolojik yapısına göre değişiklik gösterdiğini yıllardır anlatıyorum. Hatta bu çerçevede genel teori ve yaklaşımlar çerçevesinde her toplumun kendine göre farklı ekonomi politikası yaklaşımları olması gerektiğini söylüyorum. Ama bunlar ekonominin bilim olmaktan uzaklaşması anlamına gelmez. Bütün sosyal bilimler aşağı yukarı böyledir. İçinde insan olan bilimler insan değiştikçe değişirler.

      Sil
  5. Hocam peki bu sifir faiz uygulamalari bitince piyasada bol olan ve degeri dusuk olan yen, sterlin ve dolar dahada degerlenecek buna paralel olarak hisse senetleri v.b de para cikislarina maruz kalacaklaru icin nispeten ucuzlayacak diyebilirmiyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fed faizi artırınca tahvil ve bono değerlenecek doğrudur ama bu yaklaşımın USD'nin endeks değerini artırması şart değil. Bu gelişme dünyadaki gelişmelere göre biçimlenecek: Bizde faizi artırsak TL değerlenir çünkü ülkeye döviz girişi artar ama Fed faizi artırsa ülkeye girecek olan yine kendi bastığı dolardır.

      Sil
  6. hocam bildiğim kadarıyla merkez bankaları faizleri düşürebilmek için 2 yol kullanırlar 1)ya bankalara api işlemleri yoluyla para aktarmak suretiyle para arzını artırırlar 2)faizleri direk kontrol etmek suretiyle bankaların faizlerine etki edebilirler.
    yukarda şöyle dediniz; ''Fed, bir yandan bankalara likidite sağlarken bir yandan da faizleri düşürerek bankaların kredi verebilmelerini sağlamaya çalıştı '' yani fedin söylediğim 2 yolu kullandığını söyleyebiliriz sanırım değil mi?

    YanıtlaSil
  7. hocam genel olarak bir sorum olacak, örneğin kişiler yastık altındaki 3 milyar$ dövizi(miktarı rastgele yazdım) piyasaya sürmüş olsun ve bu sayede de cari açık 3 milyar$ kadar artmış olsun.piyasaya sürülen bu 3 milyar$ dönem sonunda cari açığın finansman kalemlerinden nerede gözükecektir.merkez bankasının rezervlerinden finanse edilmiş gibi mi gösterilecek,portföy yatırımı şeklinde mi gösterilecek yada başka bir şekilde mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki yastık altında sizin dediğiniz gibi 3 milyar USD var ve yine diyelim ki bunların sahipleri aynı anda bu paraları bankalara götürüp yatırdılar. Bu durumda Türkiyedeki döviz tevdiat hesapları 3 milyar dolar artar. Bu aşamada cari dengeyle ilgili hiçbir şey olmaz. Bankalar bu paralardan belli miktarları ayırıp TCMB'ye zorunlu karşılık olarak yatırır ve TCMB'nin rezervleri yükselir.
      Eğer Türkiyenin cari açığı söz konusuysa ve başka bir yoldan finanse edilmemişse TCMB bu zorunlu karşılıklardan gelenler de dahil olmak üzere rezervlerini kullanarak cari açığı finanse edecektir. Bankalar ise ihracatçıya bu paraları kredi olarak kullandırdığında bu bir yandan ihracat artışı olarak bir yandan da ihracatın finansmanı olarak ödemeler dengesine girecektir.

      Sil
  8. - 2012 yılının Eylül ayında - ifadesini hem QE3 için hem de QE4 için kullanmışsınız...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet çünkü bunların çoğu birbirinin içine girmiş uygulamalardı.

      Sil
  9. Hocam , Merkez bankaları, piyasaya likidite vermek istediklerinde piyasadan tahvil, bono gibi kâğıtları alıyorlar.Kısa süreliğine alıp repo yaptıklarında kağıtlar + faiz ile birlikte, piyasadaki para miktarı artmıyor mu? Bu enflasyon tehdidi oluşturmaz mı? APİ böyle bir soruna yol açmıyor mu?...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ama eğer verdiği faiz enflasyonun altındaysa ya da başabaşsa sorun yok. Mesela bizde ortalama fomlama maliyeti yüzde 8,7 dolayında. Ayrıca böyle bir sorunu gördüğünde MB bu kez tam tersini yaparak piyasadan likidite çekebilir.

      Sil
  10. Merhaba Hocam , Federal Reserve faizi bir defalığına arttırmayacak devamlı olacak,peki ilk faiz artışından sonra ne kadar bir süre sonra ikinci faiz artışı olur? Çünkü ben ikinci faiz artışı için uzun bir süre bekleyeceklerini düşünüyorum...

    Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konu üzerinde çeşitli görüşler ve iddialar var. Ama çoğunluğun görüşü bekleme süresinin çok fazla olmayacağı yuönünde. Bu hiç kuşkusuz enflasyondaki gelişmeye bağlı olarak şekillenecek.

      Sil
  11. Hocam selamlar. Sizi takip ediyor ve yazılarınızı keyifle okuyorum. Paylaşımlarınız için öncelikle teşekkür ederim.

    Hocam, yukarıdaki yazınızda "parasal genişlemeden" kaynaklı olarak yaratılan balonlar nelerdir merak ediyorum.
    Bir de yazınızda ABD merkez bankasının enflasyon hedeflemesinin başarısız olduğunu belirtmişsiniz. Enflasyon oranlarının yükseltilmesi üzerine bir hedefleme mi yapıyorlar ? Onu anlayamadım. Malum bizde enflasyonu düşürme amacı olunca biraz garipsedim.

    İyi günler diliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bir yerde parasal genişleme olduğunda mesela emlak fiyatları şişmeye başlar, borsada hisse senetleri olduğundan daha fazla değerlenir, bir takım türev ürünler türetilerek birçok varlığa dayalı işlem yapılır. Bunlar hep balonlardır. Bol paranın yarattığı şişikin talebin sonucunda ortaya çıkar. Para azalmaya başlayınca da patlarlar.
      Hedefleme demeyelim de hedef diyelim. Fed, enflasyonun yüzde 2 olmasını istiyor. Çünkü enflasyonun sıfır dolayında olması deflasyonist eğilimleri tetikliyor. İnsanlar sıfır enflasyon ve sıfır faiz olduğunda talepte bulunmamaya başlııyor. Çünkü nasılsa fiyat da faiz de aynı kalacak sonra alırım alacağımı diye düşünüyorlar. Onun için bu sistemde ideal enflasyon yüzde 2, ideal faiz de bunun yarım 1 puan üzerindeki faizdir. Fed o nedenle enflasyonun yüzde 2 dolayına çıkmasını hedef alıyor.

      Sil
  12. hocam, bir ülkenin merkez bankasının bilançosu büyüdüğünde makro iktisadi düzeyde etkinliğinin azaldığını söyleyebilir miyiz?. bildiğim kadarıyla merkez bankasının bilançosunun küçük olması daha optimaldir!. özellikle de yerel para birimi basan merkez bankaları için bilanço büyümesi para politikalarında elini zayıflatır diyebilir miyiz hocam?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru biliyorsunuz. Çünkü MB nin bilançosu parayla ilgilidir. Bilanço büyüyorsa bastığı para artıyor demektir.
      Kesinlikle diyebiliriz. Mesela bizde 2000'ler öncesinde TCMB'nin durumu böyleydi.

      Sil
  13. hocam, benim üzerinde düşündüğüm bir konuda şu: neden merkez bankaları bastıkları parayı bankacılık sistemine enjekte ediyor?. mesela merkez bankaları neden reel sermayeli işletmelere likidite enjekte etmiyor!. üstelik daha düşük faiz bandından borç vererek reel ekonominin üzerindeki faiz yükünü de hafifletmiş olmaz mı?. yoksa hocam, böyle bir iktisadi politika daha fazla enflasyonist baskı yaratabilir diye mi bunu yapmıyor?. bu konuda ne dersiniz hocam?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunuzun yanıtı neredeyse bütün para teorisi ve politikasını kapsıyor.

      Sil
    2. banka ve para tarihini okursanız anlarsınız ki, merkez bankaları, bankalar tarafından kurulmuştur. esasen bankalar da onların şubeleridir. mb.ler özerktirler ve kamu otoritesi sadece basit bir kaç yasa ile onları düzenlemiştir, araç olarak tamamen bağımsızdırlar.

      Sil
    3. Sorun MB'lerin özerkliğinde değil. Asıl sorun MB'lerin tekel olmasıdır. The Economist yazarı Walter Bagehot 1873'te ne demiş bu konuyla ilgili:

      “You might as well, or better, try to alter the English monarchy and substitute a republic, as to alter the present constitution of the English money market”.

      Sil
    4. sorun tam da özerkliktir.
      zaten bahsettiğiniz bagehot.da bank of england.ın özerk olmasını ve daha piyasaya destek amaçlı, müdahil bir merkez olması gerektiğini savunmuştur.. bu alıntıyı niye verdiğinizi anlamadım.
      kaynak da burası http://www.gutenberg.org/cache/epub/4359/pg4359-images.html

      Sil
  14. fed faiz artırınca dolar abd ye dönecek abd de para miktarı artınca enflasyon olacak enflasyonu baskılamak için tekrar faiz artacak faiz artınca daha fazla dolar abd ye dönecek hocam faiz neden enflasyon sonuç demek geliyor içimden nerede hata yapıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Parayı işin içinden çıkarırsanız neden sonuç ilişkisi karışır. Hatayı üç değişkenli denklemi iki değişkene indi,rgeyip düşündüğünüzde yapıyorsunuz.
      Konuyu enflasyon - faiz olarak değil para - enflasyon - faiz olarak düşünün. Bol para az mal varsa enflasyon artar, enflasyon artınca insanları tüketimden vazgeçirip talebi düşürmek için faiz artırılır.

      Sil
  15. hocam abd'nin büyümesi 2009'da -2,8 2012 +2,2 2013 +1,5 olacak
    imf verilerinde işsizlik yıl ortalaması olarak yer alıyor. 2015te ortalama işsizlik %5,4 oldu
    enflasyon rakamlarında yıl sonu enflasyon yanıltıcı. mesela 2009'da fiyatlar yıl genelinde düştü ama sene sonu alırsanız yükselmiş gibi görünür. ortalama enflasyon
    2008 +3,8
    2009 -0,4
    2010 +1,6
    2011 +3,2
    2012 +2,1
    2013 +1,5
    2014 +1,6
    2015 ilk 7 ay 0(sıfır)

    YanıtlaSil
  16. Qe politikaları ile pompalanan likidite sizce buna gerçekten ihtiyacı olanlara ulasabilmis midir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır ama zaten amaç o değildi. Eğer amaç o olsaydı o zaman maliye politikasına başvurulup harcamaları artırmak ve vergileri düşürerek insanların talepte bulunmasının artırılması hedeflenirdi. Buradaki ama finans kurumlarını da sağlamlaştırmaktı. Çünkü bankacılık sistemi sallanıyordu.

      Sil
    2. Hocam banka sistemlerinin sallandığını hangi verilerden anlıyoruz ? buradaki amaç bankalara verip az da olsa bankaların gelir elde etmesi midir( ki bana öyle gelmiyor)

      Sil
    3. "heads bank win, tails people lose" diye atasözü tadında bir deyiş vardır amerikada

      Sil
  17. Hocam,

    Yola çık
    Yoldan çıkma!

    YanıtlaSil
  18. Hocam saygılar,

    İşsizliğin arttığı bir ortamda enflasyonun artması normal midir? Yani insanların harcamalarını kısmaları gerekmez mi? Yoksa bu durum ABD'ye özgü bir durum mudur?

    Hocam bir de bu konuyla alakasız ama sormadan edemeyeceğim. Gösterge tahvil faizi ile MB faizi arasındaki makasın açılması, kapanması neyi ifade ediyor. Gösterge faizinin rolü nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu küresel kriz bize net bir şey gösterdi. Ekonominin kuralları, teorileri evrenseldir ama zaman içinde ve koşullara göre ve hatta yerel durumlara göre değişiklikler gösterebilir. Mesela Phillips eğrisi enflasyon ile işsizliğin ters yönlü ilişkisi üzerine kuruludur. Yani işsizlik düşerse enflasyon artar der. ABD'de işsizlik düşüyor ama enflasyon artmıyor. Demek ki bu teoriler kriz zamanında çalışmıyor.
      Gösterge faiz hazine kağıtları için piyasada oluşan faizdir. Bir anlamda piysadaki tasarrufun bedelini temsil eden faizdir. MB ortalama fonlama maliyetiyle arası açılmışsa yani MB faizi düşük kalmışsa bu MB'nin bankaları ucuza fonladığını gösterir.

      Sil
  19. Hocam Merhaba,
    O zaman ABD'nin yapmış olduğu para arzının aşırı üretime neden olduğu ve aynı oranda talebin yeterli düzeyde artmadığı sonucu çıkıyor rakamlara bakarsak, sağlanan ucuz fonun da yüksek faiz veren ülkelere kaydığı gözüküyor.

    Türkiye penceresinden bakarsak T.C. MB eninde sonunda faizi artırracak bu durum karşısında, faiz artırımının reel sektörü etkilemesi için ne yapılabilir? Yapısal reformlar yapılmalı tamam. ancak bu konumda ve bu durumdayken ne yapılabilinir? Yoksa kurbanlık koyun gibi gelişmelerimi izliycez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu büyüme oranları aşırı üretimi göstermiyor ama üretimde toparlanma olduğunu ortaya koyuyor. Ucuz fonun bir bölümünün banka kasalarında kaldığını, bir bölümünün krediye dönüştüğünü ama bir bölümünün de dediğiniz gibi gelişmekte olan ülkelere yüksek faiz elde etmek için gittiğini söyleyebiliriz.
      Ne yazık ki kısa vadede yapacak bir şey yok. Yapısal reformları yapmayarak bugüne kadar geldik.

      Sil
  20. Merhabalar hocam . Hükümetler enflasyonu yükseltmek niye isterler ? Enflasyon kötü birşey değil mi ? Hocam sorularım saçma olabilir . Ekonomiyle yeni yeni tam anlamıyla ilgilenmeye başladım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazıma bir bakın: http://www.mahfiegilmez.com/2015/05/sfr-enflasyon-sfr-faiz.html

      Sil
  21. bir süre önce jp morgan ceo'su kısa vadeli faiz olarak 2 yıllık hazine kağıtlarının gösterge alındığını, bu kağıtların faizinin son 2 yılda 50 baz puan arttığını, insanların fed ne zaman faiz artırır diye merak ettiklerini ama aslında fedin fiilen faiz artırdığını söylemişti. fed faiz artışını masada tuttuğu sürece resmi olarak faiz artışı açıklaması yapmasa bile durumun de facto faiz artışı olduğunu söyledi. siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru demiş. Ama yine de Fed faizi daha da artıracak.

      Sil
    2. 2 yıllık faiz 50 baz puan artarken 10 yıllıkların faizi yerinde sayıyor. sanırım güçlü bir ekonomik performans beklentisi yok. belki de 2018e geldiğimizde nagatif eğimli getiri eğrisi göreceğiz

      Sil
  22. Dövizin bol olduğu ve dolayısıyla kurun baskılandığı geçmiş sekiz yıllık dönemde enflasyonu rahatlıkla yüzde 1-2 bandına indirebilirdik. O konuda başarısız olduk ve onun neticesinde içeride üretim yapmanın cazibesi ortadan kalktı. AVM'ler ekonomisine dönüştük !! Kısacası FED politikaları ve bizim buna uygun gerekli uygulamaları yapamamamız neticesinde bir kalıcı düşük büyüme sarmalına girmiş olduk. Bu durum Türkiye tarihinde bir ilktir. Çok yüksek işsizlik ve fakirleşme tehlikesi ile karşı karşıyayız.

    YanıtlaSil
  23. Hocam elinize saglik, yine cok onemli ve kapsamli bir toparlama yapmışsınız.
    Ben Fed hakkinda sormak isterim. Hataları kabul etmek erdemdir ve Fed maalesef bu sene arttirim yapacagini soyleyerek bence hata yapmistir. Simdi bu hatayi kabul edip, ben bu sene faizi arttirmayabilirim deyip bazi sebepler one sürse, bu sebepler piyasalar tarafından mantikli bulunursa yinede Fed'in kredibilitesi sorgulanacak mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler.
      Fed hata yaptığını düşünmüyor sanırım. Muhtemelen de bu yıl faizi arttıracak. Bence Fed'in yaptığı hata neleri ne zaman dikkate alarak faizi artıracağını açıklaması olmuştur. Ama unutmayın ki bunları açıkladığı dönemde insanların tutunacak bir şeylere ihtiyacı vardı.

      Sil
    2. hocam bence Çin'in son devalüasyon kararı daha büyük hataydı. Çin devalüasyon yapınca bütün şimşekleri üzerine çekiyor. ama Fed faiz artırdıktan sonra yapsa tepkiler çok azalırdı belki %10'a kadar yuanı devalüe edebilirlerdi. Fed'in faiz artışını beklemeden yapmaları bence büyük strateji hatası. kimbilir belki Fed Çin'in ilave devalüasyonunu önlemek için bir müddet daha bekleyecek. çünkü son 3 aydır ABD'nin ihracatı geçen yıla göre reel olarak azalıyor
      http://www.census.gov/foreign-trade/statistics/historical/realexp.pdf

      Sil
  24. Mahfi bey,
    Dünya piyasasında FED'in bastığı USD miktarı nedir?Ülkelerin rezervlerinde tuttukları dolarlarıda hesaba katarsak dünyada ne kadar dolar var?Rezervlerde tutulan dolarlar piyasada değil aslında ama toplam dolar miktarı nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2014 itibariyle dünyadaki bütün nakit paraların toplamının kabaca 5,3 trilyon dolara eşit olduğu bunun 1,3 trilyon dolarının ABD nin bastığı USD olduğu tahmin ediliyor.

      Sil
    2. Mahfi Hocam,
      Ama sizin yazdığınız yazıdaki tahvil alıp karşılığında piyasada kullanılmak için dolar vermesi durumunda oradaki dolarları toplarsak 800,600,400 (1,8 trilyon dolar) zaten 1,3'den çok fazla,ben tedavülde olan toplam dolar miktarını sordum.

      Sil
    3. Bunların çoğu hesaplardır. Yani nakit olarak para vermiyor onlara hesap açıyor. Bir bölüm para bir süre sonra geri dönüyor. Bir bölümü Fed vadesi gelince Hazineye verip parayı alıyor. Bir bölümü zk olarak geri geliyor. Fed'in piyasaya sürdüğü paranın tamamı nakit değil. Oysa yukarıda değindiğim miktar tamamen nakit para.

      Sil
  25. Hocam yazınız için çok teşekkür ederim. Son yıllarda uygulanan para politikalarının çok güzel bir özeti olmuş. Elinize sağlık diyorum.
    Hocam müsaadenizle bir şey dikkatimi çekti paylaşmak isterim. Kriz yılları olan 2008 ve 2009'da ekonomi toplamda 0,6 daralmış. Çok iyi hatırlıyorum 2009 senesinde amerikalılar öldük bittik mahvolduk büyük kriz diyorlardı. 2 yılda toplam 0,6 daralma için mi bu kadar kıyamet kopardılar? Biz çok daha fazla küçüldük inanın halkımız bu kadar yaygara koparmadı. enflasyona bakıyorum 2008'de 0,7 2009'da 1,9 olmuş. öyle çok düşük rakamlar gelmedi bana. 2008'de petrol hatırlıyorum bir ara 150 doları görmüştü sonra 30 dolara kadar indi ama enflasyonları gayet makul seyretmiş. o zaman neden bu kadar para bastılar? sanırım birilerine bedava para vermek için böyle bir şey yaptılar.
    İyi günler, saygılar C.U.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her toplumun kriz algılaması farklıdır. Biz yüzde 5 küçüldüğümüzde kriz olmadığını düşünürüz, Amerikalı işini kaybettiğinde kriz olduğunu düşünür. Biz yıllardır kriz halinde yaşıyoruz ama kültürümüz bunu algılamaya uygun olmadığını için farklı düşünüyoruz. Sadece ekonomi olarak bakmayın. Demokrasi, insan hakları, yargı bağımsızlığı, siyasal anlayışlar, özgürlükler vb açısından da baktığınızda algı farkları çok fazla.

      Sil
    2. ABD ekonomisi 2009'da daha fazla küçüldü. hocanın baktığı imf verilerine göre %2,8 daralma olmuş. sürçi kalem olmuştur. enflasyon rakamları da sene sonu enflasyonu, ortalama enflasyon değil. yoksa ortalama enflasyon 2009'da eksi 0,3 gelmiş. merkez bankacıların kayırdığı çok adam var orası kesin de %1,9 enflasyona QE yapmazlardı o kadar değil.

      Sil
    3. Hocam gerçekten de çok haklısınız. Körfez savaşı yıllarını hatırlıyorum da savaş dibimizde olmasına rağmen amerikalılar binlerce kilometre ötede bizden daha çok korkuyordu. İşsizlik olarak en fazla 9,6 olmuş okuduğum kadarıyla Avrupa'da yıllardır bu düzeylerde işsizlik var. Her şeyi çok abartıyorlar. Konforlarında milim azalma olsun hemen isyanlardalar.

      Sil
    4. biz halk olarak sık kriz yaşamaya alıştık. bu maalesef kötü bir alışkanlık!.

      Sil
  26. Hocam çok güzel bir analiz iktisadi bilgilerim Çok yeni olduğu için bazı yerleri anlamadım .Fakat
    Fed'in faiz artırımının sonucu gelişmekte olan ülkelerin etkileneceği ve sermaye çıkışı sonucunu anlıyorum çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  27. Hocam size tecrübelerinize dayanarak bir tahminin gerçekleşme olasılığının ne kadar olduğunu sormak istiyorum.

    Dünya genelinde ekonomik daralma ve belirsizlik yönünden tarihimizin en yüksek aşamalarından birini yaşıyoruz.

    Diyelim ki, sizin de geçmiş yazılarınızda tahmin ettiğiniz üzere, küresel ekonomik krizin 3. safhasına gelişme yolundaki ülkelerin de krize dahil olmasıyla geçileceğini varsayalım. Ve biraz ekstrem örnek olacak ama diyelim ki bölgesel veya kıtalar arası çapta savaşların başlayacağını da varsayalım. Ukrayna'dan tutun, Orta Doğu'ya, Çin ve periferilerine ve hatta Güney Amerika'daki coğrafyalara kadar uzanın.

    Nihayet bu ekonomik krizlerin de (ve belki savaşların da) sona erdiğini göreceğiz. Sona erişin ne zaman başlayacağını tabii ki bilmiyoruz.

    Sorum şu:

    I. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra örneğin Milletler Cemiyeti isimli bir konsensüs sağlandı ve bugün yaşıyor. II. Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra örneğin Bretton Woods, Birleşmiş Milletler, NATO gibi onlarca konsensüs sağlandı ve bugün yaşıyor.

    Şu anda yaşamakta olduğumuz küresel ekonomik kriz sonucunda, dünya genelinde bütün ülkelerin (bazı istisnalar hariç) bütün vatandaşlarına konut ve bütün vatandaşlarına asgari ücret verilmesi kararı alma olasılığı var mı?

    Şöyle düşünün, 1950'lerin başında televizyon yaygın değildi ama sonra her hanehalkının evine toplumdaki statülerine bakılmaksızın girmeye başladı. 1990'ların başında cep telefonu, internet gibi ürün ve hizmetler yaygın değildi ama bugün her hanehalkının evine toplumdaki statülerine bakılmaksızın girmeye başladı. Yani diyeceğim o ki hayatın birçok alanında, bakış açılarımız değişiyor, geçmişte yaşadığımız ekonomik krizlerden, yaptığımız savaşlar sonucunda çıkardığımız derslerden artık insanların genelini ilgilendiren kararları alıyoruz. Yani eşikler bazen yavaş yavaş, bazen hızlı hızlı yükselerek yeni seviyelerine ulaşıyor.

    Her vatandaşa konut ve her vatandaşa asgari ücret konusunu size yukarıdaki çerçevede soruyorum? (Not: Komünist değilim.)

    Bu olasılığı saçma bulanlar da elbette olacaktır. Onlara yukarıdaki "ders çıkarmak" örneğini ve "eşiklerin yükselmesi" örneğini hatırlatırım. Her vatandaşa konut ve her vatandaşa asgari ücret sağlanırsa eğer, tembelliğin teşvik edileceği, milyonlarca insanın hiç bir işte çalışmak istemeyeceği, istihdam sorunları yaşanacağı, emlak & konut sektörünün depreme maruz kalacağı başta olmak üzere, aklımızın ucundan bile geçmeyecek sorunlar doğacağını söyleyenler olabilir.

    Ama bir zamanlar dünyanın düz olmadığını söyleyen bir insan da vardı. Ve şimdi "uluslararası uzay istasyonu" diye bir yer inşa ettik ve Mars'a gitmeye hazırlanan ilk insanlı aracın testleri için astronot ve kozmonotlar 1 yıllık özel teste girmeye başladı.

    Hocam vereceğiniz cevap benim için çok önemli?

    (Ek soru: Siz bir iktisatçı gözüyle, dünya genelinde her vatandaşa konut ve her vatandaşa asgari ücret olasılığını hiç mümkün görmüyorsanız, tecrübelerinize dayanarak başka hangi alanlarda yeni eşiklere ulaşma olasılığımızın mümkün olduğunu yazar mısınız?)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Komünist olsanız da olur. Son derecede insancıl şeyler tahmin ediyorsunuz. Bu dedikleriniz olmayacak şeyler değil.
      Ben herkesin bir asgari gelir elde edebileceği görüşünüze katılıyorum. Bu gelişme komün,zmden çok kapitalizmin istediği bir gelişme olurdu herhalde. Çünkü o zaman geliri artan bir topluma daha çok mal satma ve dolayısıyla daha çok kazanma imkanı olurdu.

      Sil
    2. Yahu siz bir şey düşünürken, bir şey söylerken şu komünizm şirretine bulaşmadan hareket edemiyor musunuz?
      Ne komünizmmiş be arkadaş, bir türlü kafanızdan, hayatınızdan atamadınız gitti!
      Mahfi Hocam seni de esefle kınıyorum bu hilkat garibelerine çanak tuttuğunuz için!!!!!!!!!!!!!!!

      Sil
    3. Yanıtlamaya değmeyecek yorum.

      Sil
    4. Yanlış bilmiyorsam Danimarka gibi bazı refah toplumları her vatandaşın standart bir aylık alması planı üzerinde zaten düşünmekte. Bu aslında bir tür tüketim bazlı kalkınma modeli. İnsanlara para verirsek tüketirler ve o para zaten ekonomiye ve ekonomik etkinliklere akar, yani hem istihdam yaratır, hem vergiye dönüşürerek geri gelir. Dolaylı Keynesyen bir yaklaşım bu. Tek sorun, parayı alanın dolar ya da ithal malı almaması gerekliliği. Yani bir şekilde bu paranın sistem dışına çıkışının engellenmesi gerek. Bu da zorunlu harcama anlamına gelen uygulamaları gerektirir. Yani devlet insanlara birer konutu "hak" olarak tanımlar ve onlar adına inşaatına başlar. Ayrıca insanlara bu evleri taksitle almaları için gerekli düzenlemeleri yapar ve bunun için de para verir. Bu para ele geçmeden konut taksidi olarak geri alınır. Bunun gibi sistemler tasarlanarak bir tür "devlet kapitalizmi" gibi görünen ama aslında ekonomiyi döndüren uygulamalar ile krizden çıkış sağlanabilir.

      İ.İ.

      Sil
  28. hocam yazdığınız konudan bağımsız olarak izninizle şunu sormak istiyorum:
    gerek gelir dağılımının düzelmesi için gerekse de ekonomide bir canlanma olması suretiyle büyüme oranının artmasını sağlamak için devletin transfer harcamalarını yada emekli kesime yaptığı harcamalarını artırması piyasada harcamalar üzerinde genişletici etki yaratacağı görüşü hakim. geliri yüksek kesimin belirli bir noktadan sonra harcama eğilimi düşeceğinden bu kesimden finanse edilecek vergilerin, geliri düşük ve harcama eğilimi yüksek kesimlere (emeklilere, yaşlılara v.b ) verilmesi ekonomide harcamaları artıracağını gözüm kesiyor ve aklıma yatıyor. fakat kafama yatmayan kısım geliri yüksek olan kesimden geliri düşük olan kesime para aktarılması için geliri yüksek olan kesimden vergi alınması bu kesimin eskisine nazaran tasarruflarını düşürecek ve bankaya daha az tasarrufun kanalize edilmesine sebep olarak faizler yükselecektir .bu da özel yatırımların eskisine nazaran azalmasına sebebiyet vermez mi? yani bir taraftan devletin yardımlarıyla,transfer harcamalarıyla geliri düşük olan kesim harcamaları artırıp ekonomi genişlerken diğer taraftan da finansal kesimde yatırımların kaynağı olan tasarrufların daha az birikmesine neden olarak özel yatırım harcamalarını düşürmez mi? iki etki totalde birbirini götürür mü götürmez mi ?pek işinden çıkamadım ve bu kısmı kafamda oturtamadım aydınlatırsanız çok sevinirim.saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devlet memurlara ve emeklilere bir kez birer maaş ikramiye verirse devletin giderleri artar. Bu gelirleri ellerine geçiren memur ve emekliler bu parayı tüketim için harcarsa tüketim artar ve enflasyona yol açılır. Bu haracmalardan KDV, ÖTV gibi vergiler alınır devletin geliri artar. Ayrıca bu harcamaları eline geçiren esnafın geliri artar ödeyeceği gelir vergisi yükselir devletin geliri yine artar. Öte yandan bu harcamalar özel kesimin ürettiği mallara talebi artırdığı için onların satışı artar. Ellerine geçen gelir de artacağı için tasarrufları da artar. Tüketim arttığı için üretim artar üretim arttığı için yatırım artar. Öte yandan özel kesim bu harcama artışları sonucu eline geçen gelirleri tasarruf eder. Tasarruflar artarsa yatırımlar için de finansman doğar. Gördüğünüz gibi hokus pokus gibi bir durum.

      Sil
    2. Sayın Hocam,

      bu bir seferlik bir döngü (Kredi Kartı mantığı ile aynı - "LİMİTİNİZ YETERSİZ") ama bu kısır döngüden çıkılmadıkça bir anlamı yok. Genel olarak "fordizimi" benimsememiz gerekiyor lakin burda da başka bir sorun ortaya çıkıyor oda küresel rekabet gücümüze darbe vurur. (Sözüm ola Avrupada asgari ücret ilk 10 sıradaymış! Hangi kur oranından?) Niye? Çünkü hala emek yoğun olan üretim ve katma değeri düşük hizmet sektörü ilemi(kişisel görüşüm) büyme ile sürdürmeyi çalışıyoruz.
      Reform ve inovasyondan herkes bahseder oldu. Ama neyi, nası vel nerde yapacağımız söyleyen yok ve bunu bunu kim gerçekleştirecek? Devlet mi? Genel olarak, resmi gazetede yayınlanan dudak uçuklatan teşvikler/hibeler/destekler baktığımızda hangi
      işletmenin ne yaptığını görüyoruz(genel olarak kocaman bir sıfır). Diğer yandan dış güçler zaten buna izin vermeyecektir (bkz Sabancı Center Cinayeti").
      Her yıl yaklaşık olarak sadece üniversitelerimizden 1,5 milyon mezun veriyoruz sen haftalık 45 saat ile kime istihdam sağlayacaksın. Zaten emekli emeklediği için musalla taşına varıncaya kadar çalıştırmaya mecbur bırakıyorsun.
      17. büyük ekonomi - Kişisel gelir yaklaşık 10.000 USD (GINI Allaha Emanet) - Insanlık endeksi 162 mi?
      Evet toz bembeler içinde geleçeğimizi borçlanarak yaşadık! ve şimdi ödeme vakti geldi Abas.
      21. YY EKONOMIK SLOGANI OLABILIRMİ acaba?

      Bizde her fert gibi (idoloji fark etmez) ülkenin iyiye gitmesini istiyoruz lakin puzzle n tamamına baktığımızda benim artık kişisel umudum ve gücüm kalmadı!
      Ne mi oldu? En güzel yıllarımı bir umut ile boşuna tükettim ve yarın ülkemeden insanca yaşayamadan göçüp gidiceğim.


      Hepinize kocaman SEVGILERIMLİ yolluyorum.

      Sil
    3. dediginizi devlet neden yapmiyor? bir neden varmi?

      Sil
  29. Faiz artırın Türkiyedeki konut kredisi nasıl olur ev fiyatları artar mi biz fakirleşince ev fiyatları aynı kasada ne olur cevaplarsaniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faiz yükselirse ev kredisi faizi de artacağı için konut talebi düşer. Ne var ki artık konut kredisi bir anlamda konutları satanlar veriyor. Peşinm fiyatına şu kadar taksit sıfır faiz diye satıyorlar zaten. Yani artan faizi onlar düşürmüş oluyorlar. Başka türkü konut satışı olmayacak çünkü.

      Sil
  30. Geçmiş grafikler faiz artırma ons yükseliyor ons yükselirken dolar düşmez mi ben mi yanlış bakiyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her dönem farklıdır bu işler öyle bir paralel trend çıkarmak pek mümkün değildir.

      Sil
  31. Bizim MB m2 para arzını %22 arttiracakmi bu sene.bu para basma degilmi.enflasyon olmazmış.o para nereye gidiyor.para basması yasalmi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB'nin yasal görevi para basmak zaten başka yasal görevi yok ki. Bir para basacak iki bastığı paranın istikrarını sağlayacak.

      Sil
  32. Hocam amerika neden deflasyonda urettigi mallar ic piyasada pek fazla talep bulmuyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlar gelecek kaygısıyla para harcamıyor.

      Sil
    2. Nereden biliyorsunuz Mahfi bey?
      Amerika'ya gidip insanlara mı sordunuz?

      Sil
    3. Araştırmaları okuyoruz herhalde

      Sil
  33. hocam abd ya da fed her neyse bastığı bu karşılıksız paralarla gelişmekte olan ülkelerin varlıklarını ucuza kapatarak,ithalat yaparak emperyal amaçlarını gerçekleştirmeyi bilinçli yapmıyor mu parasal genişlemeyi ne zaman geriye döndürecek, ya da daha doğrusu döndürecek mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paraların hepsi karşılıksızdır. Sanırım kısa zamanda geri dönüşü başlatacak.

      Sil
  34. hocam, 2008 krizinde abd ekonomisinde olsun Avrupa euro bölgesinde olsun keynesyen ve monetarist yaklaşımların bir karmasının uygulandığı kanaatindeyim. her ne kadar sorunlara biraz daha monetarist perspektiften bakılmış olsa da sanki böyle karma bir metodla krizin aşılmaya çalışıldığını düşünüyorum hocam!. yanlış mı düşünüyorum acaba?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha çok Keynesyen yaklaşımın parasal alana uygulanması diyebiliriz. Çünkü Friedmanvı veya Yeni Klasik Okulcu monetarizm piyasaya karışılmasını istemiyor.

      Sil
  35. hocam, neo liberal ekonomi politikaları uygulamaları sonucu yaşanan her krizden sonra ister bu kriz global olsun ister bölgesel ve isterse de ulusal ekonomide olsun; hemen devletten yardım istenir ve özelleştirilen kar transferlerinin kamuya zarar olarak yansıtılması istenir. o halde neden ısrarla devlet ekonomiden tasfiye ediliyor.. bence devlet kesinlikle ekonomide olmalı hem de gayet aktif olmalıdır!. bunun yanı sıra da hür girişimcilere de destek vermeli ama denetim mekanizmasını güçlendirmek kaydıyla!. bence deregülasyonlu bir piyasa sistemi kriz üretmeye çok daha elverişlidir!. en iyisinin, karma iktisadi bir model oluşturmaktan ve küreselleşmenin sınırlanmasından geçtiği kanaatindeyim hocam!. saygılar.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aynı kanıda değilim. Ben devletin üretim faaliyetinde olmaması ve yalnızca oyunun kurallarını belirleyen yerde olmasını istiyorum. Ama tarafsız, kurallara uygun ve disiplinli olarak. Yani devlet, gerçek bir hakem olmalı. Ama taraf tutmadan, kuralları eğip bükmeden uygulamalı. Hem hakem hem futbolcu olursa işler karışır.

      Sil
  36. Bretton Woods antlaşması delindiğinden bugüne Dünya'nın ekonomisinin çivisi çıkmıştır. Yeni bir sistem kurulana kadar FED ve diğer birkaç ülkenin para basma ve ihraç çılgınlığı maalesef devam edecektir. Asıl sorunun çözümü bu ülkelerin canını çok acıtacağı ve ülkelerindeki artmış refah ve gelir düzeyi ile rekabet imkanları kalmadığı için sonu belli olmayan bir gidiş sürmektedir. Sorunlar sadece ertelenmektedir. Bugünkü sistemde , bu kadar ucuz kredilerle sadece firma ve ülkelerin rekabet güçleri ortadan kaldırılmakta, ABD ve emperyalist ülkeler, geçmişte savaşlarla elde ettiklerini bugün sadece para ihraç ederek ve sonsuz kredi vererek sağlamaktalar. Bu sayede bu ucuz kredilerle teşvik edilen tembellik ve üretimden (mecburen) uzaklaşma Yunanistan, Türkiye, Brezilya v.s. ülkeleri borç batağına sürüklemiştir. Ekonominin "Görünmez Eli" bugün artık apaçık görünmektedir. Saygılarımla,
    İsmail Necdet Erim Makine Mühendisi

    YanıtlaSil
  37. sa hocam kur tahminlerinizi güncelleyecek misiniz, bir de ulke ekonomisi bu kur artışına daha ne kadar dayanabilir?

    YanıtlaSil
  38. konuyla ilgisi yok ama merak ettiğim bir şeyi soracağım aylık hangi türkçe dergilerini alıp beğenerek okuyorsunuz? kolay gelsin...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzunca bir süredir Türkçe dergi okumuyorum.

      Sil
  39. Kusura bakmayın bence parasal genişleme olabilecek en sorumsuzca ve en adaletsiz fikir. Eğer bir işletme/banka/... risk almışsa bu riski ödemelidir, işler sarpa sarınca devlete/mbye dönüp meme diye ağlamak ahlaksızlıktır, Riskin sınırlarında gezenleri ödüllendirmek bunların er yada geç batacağını göze almamaktır. parasal genişlemeyle olacak şey riskli işletmelerin/işlemlerin... batmayarak işlerine devam etmesidir, bu durumdaki işletmeler ise er yada geç batar. eğer işler geniş halk kitlelerine yayılıyorsa yapılması gereken sosyal devlet işidir. Ama maalesef genişleme yapmamışın yapmışa oranla nerede olacağını gösterecek bir gösterge yok elimizde çünkü herkes parasal genişleme yaptı, eğer büyüklerden biri yapmamış olsaydı uzun vadede parasal genişleme fikrinin çokda iyi olmadığı görülebilirdi, baksanıza bizim mb bile parasal genişleme tipli birşeyler yapacak... Bu arada unutulmamalıki hiç bir partı sonsuza kadar sürmez.

    YanıtlaSil
  40. Usd nin karşılığı varmı?
    Karşılıksız olarak her emtia/hizmet alabilir mi?
    Evet. Yurduna dönen Benjaminler kırılgan ekonomiler doğrudan ve dolaylı olarak bir süre sonra tatile çıkarım? Evet ise, en azında yükün bir kısmını, yüksek faiz nedeninden dolayı taşımış olurlarmı? Evet ise zaten karşılıksız değilmiydi?

    Ayrıca sayın Mahfi bey kişisel ricam elektronik para hakkında bizi bilgilendirmenizi rica ediyorum. Örnek dolaşım da olmayan para (örneğin kredi kartı) para değeri açısından nasıl bir etki yapar veya yapması gerekir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konularda bu blogda yazılar var. Geçmişe doğru tararsanız bulacaksınız. Günümüz dünyasında hiçbir kağıt paranın karşılığı yok.

      Sil
  41. Hocam yukarda geliri yüksek olan kesimden alınarak geliri düşük olan kesime transfer harcamaları yapmak suretiyle ekonomiyi canlandırmaya çalışmak finansal kesime eskisine nazaran daha az tasarruf akacağından yatırımlar üzerinde negatif etkisi olur mu diye soru yöneltmiştim anlaşılacak dille mantığıyla anlatmışsınız çok teşekkür ediyorum.
    Yanıtınızdan da görüldüğü üzere sanırım benim hatam olayın sadece ilk etkisini düşünmek ve ilerleyen aşamalarda ne olacağını tasavvur etmemek olmuş. Yani geliri yüksek olan kesimden vergilerin alınması bu kesimin belki ilk aşamada finansal kesime kanalize edilen tasarruflarını azaltacak fakat devlet tarafından yapılan transfer harcamaları zamanla hem devletin gelirini hemde işletmelerin gelirini çarpan etkisiyle artıracağı için ilk aşamada azalır dediğim tasarruflar aslında geliri yükselen kesim tarafından finansal kesime aktarılacak ve yatırımlarda bir azalma olmayacaktır.Yatırımlarda azalma olmaması sebeplede ilk baştaki transfer etkisinin harcamalar Üzerindeki genişletici etkisini gidermeyecektir . Doğru anlamışmıyım hocam ?

    YanıtlaSil
  42. QE=Quantitative easing=Parasal genisleme

    YanıtlaSil
  43. BAZI AKADEMİSYENLER MESLEKTAŞLARIYLA OMUZ OMUZA MÜCADELE ETMEYECEK KADAR MÜŞKÜL!

    KOÇ ÜNİVERSİTESİ'NDE KIYIM:
    10'DAN FAZLA AKADEMİSYEN GEREKÇESİZ İŞTEN ATILDI!

    (4 Eylül 2015)

    Nisan 2013’te taşeron işçilerin herhangi bir bildirim yapılmadan işten atılmasıyla başlayan protesto ve eylemlerle gündeme gelen Koç Üniversitesi’ndeki güvencesiz çalışma koşulları bu sefer akademisyenleri hedef aldı. Yeni öğretim döneminin başlamasına iki hafta kala üniversite yönetimi bir çok akademisyenin sözleşmelerini yenilemedi, senelerdir Türkiye Devrim Tarihi dersleri ile çeşitli servis dersleri veren 8 okutmanı ise hiç bir sebep göstermeden işten çıkardı.

    *** İşten atılan akademisyenler tepkili ***

    Senelerdir Türkiye Devrim Tarihi derslerini eleştirel bir yaklaşımla işleyen okutmanlar, işten çıkarılmalarının yanı sıra tazminat ve diğer hak edişlerinin verilmemelerine tepkili. İşten çıkarılan akademisyenler arasında yer alan Osman Şahin; yaşanan sürecin Türkiye’de akademisyenlerin derinleşen güvencesiz ve ağır çalışma koşullarına güçlü bir delil olduğunu belirtirken bu süreçten en çok etkilenecek olan kesimlerin başında kalabalık sınıflara ve içi boşaltılmış derslere mahkum edilen öğrencilerin olduğunun altını çiziyor.

    1 Eylül’de sosyal medya hesapları üzerinden bir açıklama yayınlayan Efe Baysal ise okul yönetiminin akademik hayatı, öğrenci ve işçileri etkileyecek kararlarda tepeden inme kararlarının son dönemde arttığını belirterek, üniversitedeki eğitim kalitesindeki düşüşten ve üniversite bileşenlerinin yaşadığı güvencesizliklerden Koç Üniversitesi yönetimini sorumlu tuttu.

    İşten çıkarılan Tarih okutmanları güz yarıyıl derslerinin başlangıcı olan 14 Eylül Pazartesi günü 12.30’da üniversite girişinde yaşanan süreç ve işten çıkarmalar hakkında bir basın açıklaması gerçekleştirecekler.

    *** Ne olmuştu? ***

    2 Nisan 2013’te taşeron işçilerin Koç Üniversitesi’nden çıkarılmasıyla başlayan ve bir hafta devam eden eylemler kazanımla sonuçlanmış, taşeron işçilerin işe geri iadelerinin yanı sıra işçilerin asgari insani çalışma koşullarının korunması amacıyla öğrenciler, işçiler ve akademisyenlerden oluşan Taşeron İzleme Kurulu kurulmuştu. Bu süreç içinde üniversite bileşenlerinin dayanışmasıyla kurulan “Koç Üniversiteliler Dayanışması” iki seneyi aşkın süredir yönetimin karar mekanizmasının şeffaflaşması, akademisyen ve işçilerin artan iş yüklerinin azaltılarak iş güvencesi sağlanması, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine sigortalı ve güvenceli çalışma haklarının verilmesi gibi konularda eylemler düzenliyordu.

    Son olarak taşeron direnişinin ikinci yıldönümünde Koç Üniversiteliler Dayanışması yüzlerce öğrenci, akademisyen ve işçi ile üniversite dışından bir araya gelen demokratik kitle örgütlerinin katılımıyla büyük çaplı bir eylem gerçekleştirmiş, taleplerini bir kez daha gündeme getirmişti. Ayrıca geçtiğimiz Mayıs’ta Dayanışma’nın talepleri 1000’i aşkın imzayla Rektör Ümran İnan’a iletilmiş, ancak İnan bu taleplerin hiçbirisine bir cevap vermemişti.

    http://sendika1.org/2015/09/koc-universitesinde-kiyim-10dan-fazla-akademisyen-gerekcesiz-isten-atildi/

    YanıtlaSil
  44. YÖK'ÜN KARARI:
    3 YILINI DOLDURAN ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİ İŞTEN ATIN!

    (1 Eylül 2015)

    6569 sayılı Kanun’da yapılan değişikliği dayanak göstererek karar alan YÖK, yüksek lisansını yaparken araştırma görevlisi olan öğrencilerin işten atılmasının önünü açtı. YÖK’ün “3 yılını dolduran araştırma görevlilerini işten atın” şeklindeki kararı hakkında yazılı açıklama yapan Eğitim Sen, yüksek lisansını yaparken araştırma görevlisi olan öğrencilerin kanundan yaralanma haklarının gasbedildiğini ifade etti.

    Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da değişiklik yapılmıştı. Yapılan değişiklikle ilgili maddede şu ifadeler yer aldı: “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yüksek öğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmaz.”

    Ancak bu düzenlemeye rağmen YÖK Yürütme Kurulu, 29 Temmuz’da aldığı kararla yüksek lisans yaparken araştırma görevlisi de olan yüksek lisans öğrencilerinin bu kanundan yararlanma hakkını elinden aldı. Üniversitelere kararıyla ilgili yazı yollayan YÖK, 50/d ve 35. madde kapsamındaki araştırma görevlilerini kanun kapsamı dışında tuttu. Böylece yüksek lisansını yaparken araştırma görevlisi olan öğrenciler, geriye dönük aftan yaralanamayacak ve 3 yılları dolmuşsa işten atılacak.

    EĞİTİM SEN TEPKİ GÖSTERDİ

    Duruma tepki gösteren Eğitim Sen yazılı açıklama yayımladı. “Senet ve azami süre baskısı” altında güvencesiz olarak çalıştırılan araştırma görevlilerinin işten atılma tehlikesiyle yüz yüze bırakıldığı belirtilen açıklamada, “YÖK’ün ilgili kararı nedeniyle, yüksek lisans eğitiminde ikinci yılı dolan, bu esnada da araştırma görevlisi olan birisi, bir yıl sonra yüksek lisansını bitirmediğinde işten atılacaktır. Çünkü söz konusu kişi araştırma görevlisi olduğu için yasada yüksek lisans için azami süre olarak belirtilen ‘üç yıllık’ sürede eğitimini bitirmelidir. Dolayısıyla akademik başarısı ve niteliği gözetilmeden sadece bu süreyi aştığı gerekçesiyle işten atılacaktır” denildi.

    DÜĞÜN DAVETİYESİ DAĞITIYORLAR

    “YÖK’ün de çok iyi bildiği üzere, üniversitelerde görev yapan her bir araştırma görevlisi aynı zamanda lisansüstü eğitim programlarında öğrencidir. Dolayısıyla araştırma görevliliği ile lisansüstü öğrencilik statüsü üzerinde yapılan tüm düzenlemeler, her iki statüyü de taşıyan araştırma görevlilerini doğrudan etkilemektedir” denilen açıklamada, araştırma görevlilerinin güvencesiz istihdam edildiğine dikkat çekildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Araştırma görevlilerinin iş tanımlarındaki muğlaklık nedeniyle yapmak zorunda kaldıkları işler arasında sekreterlik, tamirat işleri, düğün davetiyesi dağıtma gibi özel işler dahi bulunmakta, bu işleri yapmayanlar ise yoğun biçimde mobbinge maruz kalmaktadır.”

    http://www.evrensel.net/haber/259601/yokten-3-yilini-dolduran-arastirma-gorevlilerini-isten-atin-karari

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. araştırma görevlisi dediğin 2 kadrodur. birinci tip kadro lisans üstü öğrencilere burs niyetinde verilir.(esasen halen değişmediyse bu "burs" kelimesi halen yönetmeliklerde vs. vardır), doğal olarak bu tip bir yüksek lisans araştırma görevlisi zaten 3 yıldan daha fazla araştırma görevliliği yapamaz. ancak atılma kalktığı için artık sonsuza kadar bu kadroda kalmasının önü açılmıştı; YÖK sanırım bunun önünü kapamak istedi. Bu araştırma görevliliği kadrosu başarı esaslıdır doğal olarak süresinde bitirememiş öğrenciye devamlı verilemez. diğer araştırma görevlisi kadrosu farklı ve daimi bir kadrodur onda bir değişiklik olduğunu sanmıyorum. Lütfen konuları ele alırken demogojik şekilde değil kanuni şekilde ele alalım... (bende yüksek lisansım bitene kadar 2.5 sene araştırma görevliliği yaptım bitince kadromda bitmiş oldu)

      Sil
    2. Cevabım yanlış anlaşılmasın; demek istediğim şey geçici olarak düşünülmüş kadroların daimi hale getirilmeye çalışılmasına karşı bir düzenleme yapılmış bunda tepki gösterecek yerler varsada ruhu doğrudur 2547 sayılı kanunun 50/d ve 35. maddeleri "lisansüstü eğitim yaptırmak" amacıyla uygulanmaktadır; 33A ise kalıcıdır. Yani birisi süreli diğeri kalıcı kadrodur, 50d ve 35. maddeleri okuduğunuzda anlarsınız ki eğitim bittiğinde kadro biter, atılma kalktığından eğitim hiç bitmez kadro kalıcı olur, oysa amaç yl/doktara bitirtmektir, işe almak değildir, bir akademisyenin bu kadrolara girerken göze alması gereken bir şeydir, yani eğitimim bitince ne yapacağım sorusu; eğer üniversiteniz sizde ışık görürse/torpil falan olursa/... vs. sizi zaten daimi bir kadroya alacaktır ancak alması zorunlu değildir, çünkü kanunun yazılışı/felsefesi bu kadroların daimi olarak kullanılamayacağını ima eder, Neden 2 araştırma görevlisi kadrosu var sorusunun cevabı ise yl/doktora öğrencilerine akademik hayatı tanıtmak-hazırlama-eğitimi süresince bir gelir kaynağı vermektir, siz bu iyi niyeti alıp kötüye kullanırsanız tabiki durum iyi olmaz; belkide bu kadroları tekrar düzenleyip herşeyi netleştirmek daha iyi olur ancak işte o akılda yökte yok, çünkü bu hali güzel rant yaratabiliyor...

      Sil
    3. Sayın 12:23'e ve 12:42'ye,

      Aşağıdaki referans bilgilere hemen şimdi yönelmenizi tavsiye ederiz:
      (Eğer daha önce yöneldiyseniz, şimdi daha dikkatli yönelmenizi öneririz.)

      1. http://bit.ly/1T83Sd1

      2. http://bit.ly/1SApX3z

      Saygılarımızla

      Sil
  45. Hocam bu konuyla ilgili değil ama size gmailden bir mesaj attım lütfen yardımcı olurmusunuz

    YanıtlaSil
  46. hayırlı günler diliyorum sevgili hocam, 2008 krizinde abd veya Avrupa euro bölgesi sizce konjonktürel de olsa likidite tuzağına düştü mü?. bir de hocam abd nin 2009-2015 arasındaki süreçte V şeklinde mi yoksa W şeklinde mi büyüme ivmesi gösterdi sizce?. keza Avrupa euro bölgesi için aynı zaman zarfında kanaatimce L şeklinde bir büyüme ivmesi yaşandı ve sizce yanlış mı düşünüyorum hocam?. saygılar.....

    YanıtlaSil
  47. hocam, reflasyon ; ekonomide makro olarak dengesizliğin dengeye getirilmesi çalışmalarına getirmek anlamına mı geliyor?. saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deflasyon veya stagflasyon tehdidi altındaki bir ekonominin genişletici para ve maliye politikalarıyla tersine çevrilerek, özellikle para arzının enflasyona yol açmayacak şekilde ölçülü bir şekilde arttırılarak piyasaların yeniden dengeye getirilmesi ve fiyat istikrarının sağlanmasıdır. Yani deflasyonu , düşük enflasyona çevirme yoluna gitme....

      Sil
  48. sayın eğilmez, Japonya bildiğim kadarıyla 1992 yılında bankacılık sistemi merkezli bir kriz yaşamıştı. bu yıldan sonra Japonya ekonomisinde adeta kronik hale gelen bir deflasyonist eğilim ortaya çıktı. hocam burada esasen japon ekonomisini referans olarak vermek istedim; her zaman olmasa da çoğunlukla deflasyonist bir piyasayı yeniden dengeye getirmek enflasyonist bir piyasayı dengeye getirmekten daha zor ve daha uzun sürebilen bir olgudur diye düşünüyorum!. bu düşüncem de hata var mı hocam?. varsa düzeltir misiniz?. saygılar....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Kapitalist ekonomi ancak enflasyonist bir düzeni sağlıklı olarak öngörür. Bu düzende büyüme vardır ve herkesin geliri enflasyona oranla +/- artar. Kısmen düzgün ,sağlıklı! sayılabilecek bir kapitalist ekonomide balonlar oluşmaz. Belli hizmet ve malların ortalama fiyat artışları üzerinden ortalama enflasyon hesaplanır. Ancak rekabet koşullarının bozulması, finansal müdahaleler (ucuz kredi, para basılmasıv.s.) sonunda sağlığı bozulan ekonomilerde balonlar oluşur. Bu balonlar bazen emlak piyasasında, bazen borsada hisse senetlerinde v.s. oluşur. Balonların patlaması veya hızlı değer kaybetmesi ile krizler oluşur. Şu anda Dünya ' nın başındaki bela Deflasyondur. Dolayısı ile üretim ve büyüme düşmekte ve hatta azalmaktadır. Para birimleri Döviz cinsinden ve tüm Dünya'da dolaşımda olan ülkeler düştükleri bu deflasyonist durumdan ,1930 lardaki büyük durgunluktan aldıkları dersle, bu sefer para basarak kurtulmayı düşünmüşlerdir. Ancak yaptıkları kısmen kendi ülkelerinde düzelme sağladıysa da , nu maceranın sonuçta bir hiperenflasyonla souçlanması beklenmektedir. ABD bu yüzden tedrici olarak ,piyasaya sürdüğü milyar Dolarları azar azar geri çekmeye çalışmaktadır. Başarılı olup olamayacaklarını hep birlikte izleyeceğiz. Türkiye'ye dönersek, 13 yıllık AKP iktidarında piyasaya sürülen bu Dolarlardan bize, TL faizine, borsaya yatan kısmı nedeniyle TL uzun yıllar baskıda kalarak değerlenemedi. Bugün kucağımızda kabaca vadesi yaklaşmış 200 Milyar Dolar, toplam 450 Milyar Doları bulan bir borç, Türkiye'ye akışı durmuş sıcak para sonucu Döviz TL karşısında hızla değerlenmekte ve tüm plan hedeflerini altüst etmektedir. Bu ilk aşamada Türkiye'de belli Balonların, başta Emlak ve Borsa' nın patlayarak , hızlı bir pahalılaşma, ve durgunluk içinde enflasyon(stagflasyon) u getirecektir. Dengelerin yerine oturması bu sefer 2001 krizinden daha uzun sürecektir. Saygılarımla, Necdet Erim

      Sil
  49. hayırlı günler olsun diyorum hocam!. hocam belki konu başlığınızın içeriğine pek uygun olmayacak ama yine de yüksek müsaadeniz ile sormak istiyorum. hocam; abd, İngiltere finans iktisat tabanı reel iktisat tabanına nazaran daha büyük ve buna karşın çin , almanya, fransa, italya , Hollanda ve Japonya reel iktisat tabanları , finans iktisat tabanlarına nazaran daha büyüktür dersem bu doğru olur mu?. saygılar.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğru olur. Eskiden böyle değildi ama son 50 yılda böyle oldu.

      Sil
  50. Hocam tek bir cümleyle açıklamanız gerekir ise.Hedefi enflasyon yaratmak olan ve halen enflasyonu düşük olan bir ülke neden faiz arttırmak derdindedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çünkü piyasaya sürdüğü ama ülke dışında olan büyük miktarda para geri dönmeye başladığında ciddi enflasyon baskısı yaratabilir. Fed, enflasyon istiyor ama yüzde 2'den fazla değil.
      Askerlikte buna düzenli ricat deniyor. Bunu yapmazsanız ordular bozguna uğrayıp kaçıyor.

      Sil
  51. Hocam bu güzel yazılarınızın her biri için ayrı ayrı teşekkür ederim.
    Benim merak ettiğim bir konu var. O da şu:
    Üretilen mal ve hizmet miktarı arttıkça, onların karşılığı olan nakit para da artmak zorunda veya artıyor. Ama nasıl artıyor?
    Merkez bankası tahvil karşılığı para veriyor, ama o tahvilin vadesi gelince parayı geri çekiyor, para miktarı yine aynı seviyeye geri geliyor. Dolar alıp tl veriyor, bir zaman sonra doları verip tl yi geri alıyor, nakit para miktarı yine aynı seviyeye geliyor.
    Yoksa merkez bankası hazine kağıtlarını alıp, dolayısıyla hazinenin borcunu üstlenip, piyasaya para veriyor da bir zaman sonra o hazine kağıtlarını alıp hazinenin kapısını çalmayarak mı yapıyor bu işi?
    Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu anlattığınız APİ işlemi. Yani MB'nin piyasadaki likidite miktarını düzenlemekte kullandığı yol.
      MB ayrıca her yıl piyasaya yeni para sürer. Buna emisyon deniyor. TCMB parasal tablolarına bakarsanız M1 içinde yer alan dolaşımdaki para miktarının yıldan yıla arttığını göreceksiniz. Bu artış TCMB nin yeni para sürdüğünü gösterir.
      Genellikle MB'ler büyüme oranında para arzı artışı yaparlar.

      Sil
  52. Fed faiz arttirimi ile proaktif politika izliyor. Enflasyonu su an kontrollu bir sekilde arttirabilir. Zaten ABdnin onunde enflasyonist bir donem var. Faiz arttirimi icin planlarinin gerisinde bile kaldilar. Abd faizinin dusuk oldugu her gun gelecekte abd enflasyonuna binecek bir yuk. O yuzden Fed onceden tedbir aliyor. Bizimkilerde pek gormedigimiz seyler olunca bu ne perhiz bu ne lahana tursusu diyoruz.

    YanıtlaSil
  53. Hocam izninizle şunu sormak istiyorum; büyümenin artması illa yatırım üzerinden ilerlemesine gerek yok değil mi? Yatırım yapmadanda büyüme mümkün değilmidir örneğin keynesyen denklem gereği tüketim harcamalarının(C) da artması Y yi artırmaktadır. Burdan şunu çıkarıyorum her ne kadar istenmesede teorik olarak büyüme yatırımları artırmadan da tüketim harcamalarını artırarak sağlanabilir diye düşünüyorum yatırım yapılmadan tüketim harcamaları üzerinden büyümek işletmelerin yeni makineler almayıp mevcut makineleri daha fazla kullanması ile mümkün olur diye düşünüyorum katılırmsınız ?
    Yada eksik gördüğünüz yer var mı?

    2) hocam yatırımlar ekonomide sermaye stokuna yapılan ek ilave olarak tanınlanmaktadır.yani yatırımın içine 1)makine teçhizat harcamaları 2)stok harcamaları 3)konut harcamaları yatırımların içine dahil edilmektedir. Bu noktada şuna sormak istiyorum ; acaba girdilere yapılan ,hammaddelere , aramalarına ,enerjiye yapılan harcamalar yatırım harcamalarına dahil edilir mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) C'nin artması devamlı olursa ister istemez önce üretim de artar sonra onu artırabilmek için yeni yatırımlar devreye girer. Ancak üretim artışı başlarda sizin dediğiniz gibi mevcut üretim kapasitesinin kullanımı artırılarak sağlanır. Ama bir süre sonra bu yetmez ve yeni yatırım gerekir.
      (2) Eğer bunlar yatırım amaçlı kullanılacaksa edilir.

      Sil
  54. Hocam bir şeyi anlamakta güçlük çekiyorum, bunları okurken güleceğinizi biliyorum ama umarım niçin sordum diye kızmazsınız.

    Mesela sizin ATM kartınız var. Emekli maaşınız, tv programınızdan gelen ücret, ünv. hocalığınızdan gelen ücret vb leri sizin ATM kartınıza yatırılıyor. Paraya ihtiyacınız olduğunda ATM'den çekiyorsunuz.

    Peki devletlerin ATM'si nedir? Hazine müsteşarlığı ile maliye bakanlığı mıdır? Eğer bu ikisiyse niçin iki tane? Niçin sadece hazine müsteşarlığı ya da sadece maliye bakanlığı yeterli olmamış da iki kurum var?

    Ve bütün bunlara ek olarak Merkez Bankası niye var? Merkez Bankası'nın bir A.Ş. olduğunu öğrendiğimde kafam allak bullak olmuştu! Ve bu bankanın devletin ATM'si olmadığını öğrendiğimde de baygınlık geçirmek üzereydim!

    'Hazine Müsteşarlığı' & 'Maliye Bakanlığı' & 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı' & 'Merkez Bankası' aralarındaki farklılıkları lütfen net açıklar mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB para basiyor. Neden parayi mustakil bir banka basiyor da devlet basmiyor diye sorarsaniz bunun cevabi da serbest piyasa ekonomisinde yatiyor. Her banknot aslinda MB'nin banknot sahiplerine bir senedidir. MB teori de derki, bu banknotu bana getirdigin zaman karsiligini alirsin. Eskiden bu altin karsiliginda idi ancak artik karsilik paranin konvertible olmasinda yatiyor. Pratikte MB diyorki 'tamam bastigim paranin karsiligi yok ama ben sana karsiliginda faiz getirisi verebilirim bu sekilde degerini kaybetmez'. O yuzden MB'nin asli gorevi paranin istikrarini ve degerini korumaktir.

      Devlet, ya da hazine ancak borclanabilir. Hem iceriye, hem de disariya borclanir. Ve tabi ki borcunu odememeyi de secebilir. Buna moratoryum denir. Bu yuzden yabancilar devletin bastigi para ile ilgilenmezler. Cunku onlara gore en nihayetinde borclu olan MB'dir, devlet moratoryum ilan etse bile ellerinde para hala gecerliligini korur, pula donse bile.

      Hazine devletin kasasiyla, maliye ise vergisiyle ilgilenir. Hazine, nakit dengesini, maliye ise gelirleri kontrol eder. Bir devletin borclarini yonetmek ve gelirleri ile ugrasmak bile belki daha fazla kurum gerektirir. Orta duzey sirketlerde bile bu ayrim vardir, bir nakit dengesini saglayan thresurer, ve muhasebe gibi. Kaldi ki devlet ve 300-400 milyar tl'lik butcelerden bahsediyorsunuz.

      CSGB sadece sosyal guvenlik ile ilgili, neden bunlarin yanina koydugunuzu ben anlamadim belki hocam anlamistir, belki de kinaye yaptiniz bilemiyorum.

      Sil
    2. Benim Hazine adlı bir kitabım var. Bu sorularınızın yanıtlarını orada ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.

      Sil
  55. Hocam Eger Abd QE4de azaltma yaparken gecen ocak 2014den beri her ay 10 milyar dolar o arada da fazileri 0.25 0.35 0.45 arttirimlarla belli bir seviyeye getirseydi daha iyi olmaz miydi. Madem bu yazi deneysel para politiklarini acikliyor boyle bir deneysellik olamaz miydi.? Sonucta BOE ingilterede 0.50 faizle parasal genisleme yapiyor. Bence FED 2014 ocakta baslayan ekimde biten azaltmali genislemeyi bence hem azaltmali para basma hem de ceyrek puanlik degilde ufak baz puanlarla da faiz arttirmali yapip ve ekim 2014 de degil de daha genis perioda yumusak soft adimlarla zamana yaysaydi daha iyi olurdu mesela. soyle ;
    Aralik2013(85 milyar dolar) 2014ocak 80 milyar dolar subat 80 milyar dolar(faiz arttirmi0.25 den 0.30) mart 75milyar dolar nisan mayis haziran temmuz boyle dusuk azaltmalarla surerken ufak 5 puanlik faiz arttirmlari da yaparak bunu yaparken de o ay para basmayi azaltmayarak mesela subat 0.25den 0.30 faiz, para basimi 80 milyar mart 75 milyar inis faiz sabit sureci de zamana yayarak 2015 nisanina kadar getirseydi bence daha iyi sonuclar alinirdi hem abd icin hem de dunya ekonomisi icin boylesi buyuk depremler olmazdi. Fed ne yapti her ay 10 milyar dolar alimi azaltti 2014 ekiminde alimi sonlardi di tum dunyayi faizlerine kitledi. Sizce benim dedigim deneysel caba nasil olurdu?

    ikinci dusuncem EUro bolgesi derhal almanya malmanya demeyip disiplin misiplin demeyip bir an once aylik 95 milyar euro alim yapmasi lazim sonucta euro dolar gibi bicak sirti bir para birimi degil dunya icin dolar kadar bu kadar sikinti yaratacak bir para birimi degil.

    YanıtlaSil
  56. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  57. Hocam fed'in parasal genislemesi sayesinde issizlik orani makul bir seviyeye gelebildi, tek bir amac kaldi o da enflasyonu arzu edilen seviyeye getirmek.Acaba faizi artirarak dis piyasadaki dolari kendine cekerek ulkede dolar arzinin artmasina ve bununda enflasyonu yukseltmesine neden olmaz mi? Yani hocam demek istedigim fed faizi enflasyon artsin diye artiriyo olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. FED zaten enflasyonun artacagini biliyor. Ancak 70'lerdeki gibi stagflasyon istemiyor, o yuzden su anda kontrollu bir sekilde o paralarin ulkeye gelmesini istiyor. Amiyane tabirle bastigi paralari enflasyona yedirecek ama eger buyume olmazsa sorun yasayacak bu yuzden ekonominin 'rayina oturmasini' istiyor. Maaslarla ve issizlikle bu kadar cok ilgilenmesinin sebebi de bunlarin stagflation habercisi olmasi.

      Sil
  58. CNBCE binasını terkederden sizi kaçıracağız!

    Gözlerinizi ve ellerinizi bağlayacağız. Boynunuza iğne vurarak sizi uyutacağız ve beyaz torosla Ankara'ya götüreceğiz!

    Ekonomi Bakanlığı'ndaki bakan odasına sizi götürüp orada ayıltacağız. Ve sizin ekonomi bakanı olduğunuza dair hazırladığımız resmi kağıda imzanızı şuurunuz tam yerine gelmeden attıracağız!

    Şuurunuz yerine geldikten sonra ne yaptığınızın farkında olacağınızdan, bakanlık binası önünde basın toplantısı düzenleyerek, yeni ekonomi bakanı olarak yapacağınız hamleleri anlatmaya başlayacaksınız!

    Aynı işlemi İlber Ortaylı sırada olmak üzere geniş çaplı bir operasyonla tekrarlamaya devam edeceğiz!

    Ülke bu haldeyken, ehil insanların sorumluluk almaktan kaçmasına artık göz yummayacağız!

    Bu satırları bir tehdit olarak alıyorsanız, evet tehdittir!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sistemi değiştiremediğiniz bir yerde kişileri değiştirerek bir yere varamazsınız. İsterseniz o mevkiye dünyanın en iyi iktisatçısını getirin. Toplum eğer sistem değişimine onay vermemişse yapacağınız şey hiç bir kalıcı sonuç veremez. Eğer verseydi Atatürk devrimleri o sonuçları verirdi.

      Sil
  59. Niçin Türkiye'yi terkedip, Kanada'ya yerleşmiyorsunuz?
    (Kanada'da değilim.)

    YanıtlaSil
  60. hocam sağlınız sıhhatiniz yerinde mi servet bey burun ameliyatı olduğunuzu söyledi ciddi bir problem var mı? çok geçmiş olsun umarım ciddi bir probleminiz yoktur.esenlikte kalmanız temennisiyle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pazartesi sabahı evde bir kaza geçirdim. Başımda, burnumda ve boynumda zedelenmeler oldu. O nedenle bir süre yazı yazmayacağım ve tv ye çıkmayacağım. Yorumlarınıza yanıt veremiyorum kusura bakmayın.

      Sil
    2. Çok çok geçmiş olsun hocam

      Sil
    3. Ne kusuruymuş hocam hiç birşey sağlığınızdan önmeli değil ya .Allah daha büyük kazalardan korusun

      Sil
    4. Gecmis olsun hocam. En kisa sürede saglikli bir sekilde aramiza dönmenizi temenni ediyoruz.

      Sil
    5. Hocam,

      Helikopterle Sarıyer'deki evinizin üstüne milyonlarca küçük küçük nazar boncuğu boşaltacağız! Ve daha fazla ihtiyaç olursa daha fazla getirebiliriz ama balon oluşur diye de korkmuyor değiliz!

      Yaptığımız teknik analize göre siz 121 yaşına kadar yaşayacaksınız. Yani koca koca 56 yıl daha var önünüzde!

      Hocam lütfen sağlığınıza dikkat edin, dünyanın size çok ihtiyacı var! Kendinizi düşünmüyorsanız bari bizleri düşünün, bencil olmayın! Siz monetarist, wild capitalist değilsiniz ki bencil olasınız!

      Ve tabii ki, 121'den önce ölmeyin ölmeyin ölmeyin Hocam!

      (Not: Stanley Fischer geçmiş olsun demek için cep telefonunuzu sabah-akşam çaldırıyormuş ama açmıyormuşsunuz. Sebebini açıklar mısınız?)

      Sil
    6. çok geçmiş olsun hocam acil şifalar diliyorum .

      Sil
    7. sevgili hocam çok çok geçmiş olsun!. kendinize iyi bakınız!. siz bizlere daha çok ekonomi öğreteceksiniz!. saygılar....

      Sil
    8. Çok teşekkür ederim arkadaşlar. Sağolun varolun.

      Sil
    9. Gecmis olsun hocam, en kisa zamanda sagliginiza kavusmaniz dileklerimizle...

      Sil
    10. Hocam sakal tıraşı olmayın. Bırakın istirahat döneminiz boyunca yanaklarınız dinlensin lütfen...

      Sil
    11. hocam halis zencefil, halis bal, halis tereyağı, halis üzüm pekmezi lazım mı hocam? gönderteyim mi evinize hocam lazım mı?

      her şey para değil hocam! para ne ki hocam!

      mutfağınızda parayı bılendırdan geçirdiğinizde halis bal elde edebilir misiniz, edemezsiniz tabii ki de!

      para içilecek yenilecek bir şey değildir! para pistir! para hastalıktır! keşke para ölse! ama ne yazık ki yol masrafını parayla ödüyoruz! ölmüyor öldüremiyoruz şu parayı hemen!

      lazım mı hocam gönderteyim mi yukarıdakileri!

      Sil
    12. Çok teşekkür ederim eksik olmayın sağolun. Göndermiş kadar oldunuz.

      Sil
  61. Hocam bugün İktisat Fakültesi'nden yeni mezun olan bir genç olsaydınız KPSS ye çalışırmıydınız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üniversitede akademisyen olmak için çalışırdım.

      Sil
  62. Hocam çok geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
  63. Hocam Merhaba ,

    Konu başlığı ile direk ilgili değil ancak nereye soracağımı bilemedim. Son dönemde yaşadığımız kur artışının Merkez Bankası Bilançosu üzerinde ne gibi etkileri olabilir ?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. MB üzerinde doğrudan fazla bir etkisi olmaz. Ama bankalar sıkıntıya girerse dolaylı etkileri olur.

      Sil
    2. MB üzerinde doğrudan fazla bir etkisi olmaz. Ama bankalar sıkıntıya girerse dolaylı etkileri olur.

      Sil
  64. ecb QE ye gitmesine rağmen euro neden degerleniyor hocam teşekkürler .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Euro bu aralar daha çok USD'ye alternatif para birimi olması nedeniyle değerleniyor.

      Sil
  65. hocam, sözde türkiye ekonomisi 2. çeyrekte %3,8 büyüme göstermiş. bence tüik tamamen siyasal iktidarın güdümüne girmiştir!. bu derece devalüasyonun yaşandığı ekonomimizde üstelik ihracat pazarlarımız daralmışken ve iç talepte zayıflamışken temmuz ayı sanayi üretimimiz beklentilerin de üzerinde gerilemişken güven endeksi giderek düşerken inşaatta bile yavaşlama eli kulağındayken bu kadar büyüme olması bence imkansızdır. bunun ancak yarısı kadar büyüme olmuş olabilir yani % 1,9 -% 2,1 vb gibi. bunun üzerinde olması iktisat mantığıma pek de uymuyor açıkçası .. hocam, biliyorum siz resmi kurum açıkladığı için bir eleştiri getirmeyebilirsiniz fakat ben bu ülkede artık hiçbir resmi kuruluşun bağımsız olmadığını ve sürekli manipülasyonlar yapan kurumlar haline getirildi. o yüzden bu hikayedir. kimse kendi kendini de kandırmasın!. saygılar hocam.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2. çeyrekte özellikle konut ve otomobil satışlarının etkisiyle büyümenin beklenenden yüksek geleceği tahmin ediliyordu. 3 ve 4. çeyreklerde büyümenin bu hızla devam etmeyeceğini ve yıllık ortalamanın yüzde 2 - 2,5 arasında bir yerde olacağını tahmin ediyorum.

      Sil
  66. Hocam çok geçmiş olsun!

    YanıtlaSil
  67. Hocam,

    Eğer evden dışarı pek çıkmayacaksanız, lütfen Pink Floyd'un "The Endless River" albümünü dinlemeyi ihmâl etmeyin.

    David Gilmour, 18 Eylül'de "Rattle That Lock" solo albümünü çıkarıyor.

    Roger Waters da muhtemelen 2015-16 içinde "Heartland" solo albümünü çıkarıyor.

    Ve son olarak, 29 Eylül 2015'te İstanbul'un çeşitli bölgelerindeki sinema salonlarında sadece bir günlük "Roger Waters The Wall" konseri, İtalya'nın Anzio bölgesinde II. Dünya Savaşı'nda babasının (kendisi 5 aylıkken kaybettiği) anıtını ziyaret edişini gösteren belgesel kıvamındaki çekimlerle birlikte vizyona girecek. Şu adrese girerek, evinize en yakın sinema salonu hangisiyse biletler tükenmeden alabilirsiniz:
    http://rogerwatersthewall.com/

    Bu mesaj tarafınıza ulaştı mı Mahfi Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler öneriler için.
      Carl Sagan'ın Cosmos adlı eserinden düzenlenmiş olan Cosmos: Bir Uzay Serüveni adlı olağanüstü diziyi izliyorum.

      Sil
    2. Hocam, orjinalini de izleyin. Carl Sagan'a inanılmaz göndermeler var. Yanlış hatırlamıyorsam ilk bölümünde, Neil Tyson'ın Carl Sagan'la olan görüşmesini anlattığı sahnede gözleri kızarıyordu. Çok etkileyici bir sahnedir.

      Sil
  68. Hocam Merhabalar,
    Oncelikle, "Basit bir şekilde anlatamıyorsan, yeterince bilmiyorsun demektir" sozu Einstein'e mi ait bilmiyorum ama sozun ispati gibi yazdiginiz icin kendim gibi bu konulardan hic anlamayanlar adina size tesekkur etmek istiyorum.

    Bunun ardindan, gelen her turlu yoruma ictenlikle cevap verdiginizi goruyorum. Boyle insanlarin hala var oldugunu gormek ne kadar guzel bilemezsiniz.

    Benim de bir sorum olacak, anladigim kadariyla FED para basmayi hazine kagitlarini ve mortgage turevlerini satin alarak yapiyor. Fed su anda ne kadar para basiyor diye merak edip arastirirken su lintketi dokumana rastladim: http://www.fhfa.gov/DataTools/Downloads/Documents/Market-Data/CurrentMarketData_2015-05-08.pdf burada gordugum kadariyla Mart 2015'te hala para basiyor bir miktar. Ama siz para basmayi biraktigini yazmistiniz. Bu noktada kafam karisti. Fed'in her ay ne kadar para "bastigini" izlediginiz / izleyebilecegimiz bir kaynak var mi? Ya da bu kafa karisikligini nasil gideririm, bana da yardimci olabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  69. İlginç gerçekten $20b / ay para basılıyor diye görünüyor.
    Hocam bir açıklamasını yaparsa konuyu anlarız eminim.

    YanıtlaSil
  70. hocam merhabalar parasal genişleme politikasının dış ticarete etkileri nelerdir

    YanıtlaSil
  71. iyi akşamlar hocam ben iktisat öğrencisiyim yarın sınavım var ve sizin bilgilerinize ihtiyacım var yardım ederseniz çok sevinirim..
    Soru: Tam sermaye hareketliliği ve esnek döviz kuru sisteminde uygulanan daraltıcı politikanın etkilerinden değildir?
    a)Parasal daralma mali genişlemeyle dengelenir
    b)Parasal daralma mali daralmayla dengelenir
    c)Parasal daralma net ihracatı azaltır
    d)Mali daralma net ihracatı artırır
    e)Mali genişleme rekabet gücünü artırır

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...