4 Ekim 2015 Pazar

Liselerin En Parlak Öğrencileri

1950 ve 60’larda liselerin en parlak öğrencileri inşaat mühendisliği veya makine mühendisliği okumaya giderdi. Ben ilkokuldayken öğretmen sınıfa “büyüyünce ne olmak istiyorsunuz” diye sormuştu. O zamanlar Ankara’da özel okul olarak hatırladığım yalnızca TED Maarif Koleji vardı. O nedenle devlet okulları zengin, fakir karışık bir yapıdaydı. Ankara Mimar Kemal İlkokulu kapıcı çocuklarından memur, işçi, tüccar veya sanayici çocuklarına kadar her ailenin çocuğunun gittiği bir devlet okuluydu. Sınıfımız 65 kişiydi. Bu 65 kişinin 64’ü soruya “mühendis olacağım” diye yanıt verdi. Bir tek çocuk itfaiyeci olmak istediğini söylemişti. Yaşamımda hiç mühendislik düşünmediğim halde o zamanın modasına uyup ben de mühendis olmak istediğimi söylemiştim.

Mühendisliğin gözde olmasının nedeni devletin, yevmiyeli teknik personel yönetmeliği çerçevesinde mühendislere diğer dalların mezunlarının çok üstünde ücret verimesiydi (1960’ların sonlarında üniversite mezunu devlette 495 TL maaşla işe başlarken mühendisler 90 TL net yevmiye ile yani 2.700 TL aylıkla işe başlıyorlardı.) Bu kadar yüksek ücret farkı da liselerin en parlak öğrencilerini mühendislik dallarına çekiyordu. En parlak öğrenciler mühendis olunca, Türkiye, 1970’lerden başlayarak dünya çapında müteahhitlik işleri alır oldu. 1970'lerin başında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile maaş farkları kaldırıldı. Öyle olunca mühendislik dalları eskisi kadar büyük ilgi çekmez oldu.

Derken 1970 – 80’lerde moda tıbba kaydı. Hemen her dalda doktor eksiği vardı. Doktorlar muayenehane açıyor ve çok para kazanıyorlardı. Liselerin en parlak öğrencileri tıp fakültelerini tercih eder olmuşlardı. Sonuçta bu kadar iyi lise mezununun yönelimiyle 1990 - 2000'lerde çok parlak doktorlar yetişti. Hastanelerimiz hızla ün kazanmaya başladı. Mesela göz alanında bizim hastaneler dünya çapında hastaneler haline geldi. Dünyanın her yanından hastalar Türkiye’ye ameliyat olmaya gelmeye başladı. İsviçre’de, Almanya’da gelişen sağlık turizmi bizde de öne çıkmaya başladı. Sonra her hastane tıp fakültesi olmaya ve üniversiteye dönüşmeye yöneldi. Tıp fakültelerinin sayısı arttı. Bir yandan bu artışın etkisi bir yandan doğu hizmeti yapma mecburiyeti, liselerin en iyi öğrencilerinin tıp fakültelerini tercih etmelerine engel oluşturmaya başladı.  

2000'lerde, elektroniğin yaşamımızda yeri yaygınlaştıkça elektrik, elektronik ve mekatronik mühendisliği gibi dallar öne geçti. Liselerin en parlak öğrencileri bu kez bu alanlara gider oldular. Ne var ki bu alanda Türkiye’de çalışacak fazlaca bir alan olmadığı için olsa gerek, inşaat mühendisliği veya tıp alanında olduğu kadar katkı getiren bir gelişme görülmedi. Elektrik, elektronik veya mekatronik mühendisliği tercihi, bu alanlarda görünür bir başarıyı getiremedi. Bu bölümleri bitirenlerin önemli bir bölümü daha yüksek ücret vaat eden bankaların hazine bölümlerine veya finans şirketlerine girerek iktisatçıların, finansçıların, işletmecilerin işlerine talip oldular. Bu bölümlerden mezun olanlar, ekonomi, işletme ve finans işlerinde, o alanlarda eğitim görmüş olanlara göre daha başarılı oldular çünkü ekonomi, işletme, finans gibi bölümlere gidenler liselerin en parlak öğrencileri değildi.

Son 20 yılda ekonomi, işletme, maliye dallarında artan kontenjanlara ek olarak mühendislik ve fen dallarında okuyanların da bu alanlara yönelmesi bu dallarda okuyan öğrencilerin karşı karşıya kaldığı rekabeti kat kat artırmış bulunuyor. Ekonomi, işletme, maliye, finans alanına yönelen öğrencilerin, bu kadar dezavantajı avantaja çevirebilmesinin tek yolu herkesten daha fazla çalışarak lisedeki açıklarını üniversitede kapatabilmekten geçiyor. Hatta lisede geride kaldıkları matematiği üniversitede ileriye götürmeleri, kısacası üniversitedeki 4 yılı sanki 8 yıl gibi yaşamaları gerekiyor. Lisede parlak olmayan geçmişlerini üniversitede çok parlak bir geleceğe döndürebilmeleri için bu şart. Bu dallarda okuyacak olan öğrenciler için üniversite yaşamı rahat edilecek, gezip tozulacak bir yaşam değil. Dersler kolay bile gelse ek çalışmalar yaparak, sosyoloji, psikoloji, felsefe, tarih, hukuk, matematik çalışarak lise geçmişi daha parlak, özellikle mühendislik bölümlerinde okuyan ve sonradan ekonomi, işletme, finans yüksek lisansı yapacak öğrencilerin rekabetini aşmaları gerekiyor. 

122 yorum:

  1. 1 Kasım'ı bekleyin...

    Yeni Türkiye Yolunda İkinci Yarı Başlıyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben eski türkiyeyi istiyorum... mahfi hocamız, eski türkiyeden eğitim konusunda güzel bir bilgi paylaşmış... teşekkürler hocamm...

      Sil
  2. Hocam,

    Şu tabloyu görünce beni bi titreme sardı!

    https://pbs.twimg.com/media/CQE1MYkXAAEo9xG.jpg:large

    Kaynak:
    https://twitter.com/IMFNews/status/648858308414189569

    Size de bir şeyler oldu mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşağı yukarı bildiğim bir durum

      Sil
    2. artış oranı tamamda toplam gsyh'ye oranı nedir ona da bakmak lazım. bizim borçluluk oranımız çok az olduğundan oransal olarak artışı yüksek olmuş da olabilir, örneğin kredi genişleme oranı artık düşüyor çünkü kredi doğal oranına erişmiş gibi duruyor.

      Sil
    3. Pek öyle değil galiba. Özel kesimin borcu 2015 2. çeyreğinde artmış. İlk çeyrekte özel kesim dış borç stoku 277 milyar dolar iken ikinci çeyrekte 287 milyar dolar olmuş.

      Sil
  3. Mukemmel bir bakış açısı. Çok doğru tespitler sayın hocam. Iktisat fakültesi 2. Sınıf öğrencisi olarak, çalışmalarıma hız vererek ilerleyeceğim. Teşekkürler. Yazılarınızın devamını ve özellikle böyle tavsiye ve yol gösterici nitelikte olanları sabırsızlıkla bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  4. Hocam biz çalışıyoruz ama kamu'nun saçmalıklarla dolu alımlarına karşı maalesef elimizden bir şey gelmiyor. Biz iktisat-muhasebe-maliye-hukuk dallarının hepsine çalışıp iyi puanlar yaparken mühendisler veya fen edebiyat fakültesi mezunları sadece türkçe-matematik sınavına girerek vergi müfettişi oldu bu ülkede. Devlet bak ben mühendis de alıyorum demek için resmen bizim hakkımızı gasp etti. Vergi ne demek bilmeyen kişiler vergi'yi denetlemekle görevlendirildi ve şimdi müfettişliğin yeterlilik sınavlarında tabir-i caizse sapır sapır dökülüyorlar. Hem bu kişilere ayrılan kaynağa hem bizim gibi emek verenlere yazık değil mi hocam?

    Ayrıca artık parlak öğrencilerin mühendisliğe gitmesi olayı tam olarak doğru değil hocam. Kimseyi yargılamıyorum ama örnek vermek gerekirse şimdi 100.000'inci olup mühendislik okuyan da var 15.000'inci olup SBF okuyan da hangisi parlak öğrenci? Bu ülkede bürokraside yer almak istemek bunun için zamanında sayısal seçmemek suç mu hocam?

    Eğer bürokrasi'de yer almak bu kadar kolaysa müfettişlik, uzmanlık hayatında maliye görmemiş kişiye 6 ay -1 yıl verilen eğitimle öğretilebiliyorsa niye bizi 4 sene okuttular o zaman 2 sene okusaydık da vakit kaybımız olmasaydı bari.

    Kusura bakmayın hocam biraz doluyum bu konuda sizin de bu yazınızı görünce uzun uzun yazdım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama isyan ederken bir yandan da daha fazla çalışmaktan başka çare görünmüyor.

      Sil
    2. Mühendis değilim ama yanlış bilinen konuya açıklık getirmek isterim. 7.promosyona mensup olan vergi müfettiş yardımcılarından mühendislik bölümlerinden mezun olup mesleğe girenler sadece Türkçe, Matematik sınavlarıyla değil kendi alanları ile ilgili olan konulardan sınava tabi tutuldular. Yeterlikten elenenler ise mühendislik bölümü mezunu olan vergi müfettiş yardımcıları değil. 3 yıllık yardımcılık sürelerini doldurmadıkları için henüz yeterlik sınavına dahi girmediler. Dolayısıyla elenmiş olmaları mümkün değil. Bilmediğimiz konularda kulaktan duyma bilgilerle yorum yapmasak keşke.

      Sil
  5. Amerika'da yasiyorum. Yazilarinizi takip ediyorum arada, Turkiye'ye tatile geldigimde ise televizyon programlarinizi mutlaka izliyorum. Bu yazinizi begendim ve yorumlarimi eklemek istiyorum. Dunyanin en onde gelen universitelerinden birinden muhendislik alaninda doktoram var. Kimligimi cok aciklamak istemiyorum. Alanimda cok onemli arastirma makalelerim de var, degisik en onde gelen teknoloji sirketlerinde is tecrubem oldu. Kariyerime ise finans alaninda devam etmeye karar verdim (Amerika'da).

    Ilk basta dunya genelinde neden cok parlak bir bilim adami ya da muhendisin finans alanina kayma tercihi olabilir aciklamaya calisayim. Beni dinleyen cogu kisinin ilk verdigi tepki yuksek para potansiyeli oluyor. Ama aslinda benim ana motivasyonum bununla ilgili degil. Birincisi artik finans alaninda teknoloji ve yapay zekanin payinin ve etkisinin cok hizla yukselmesi. Artik finansal uzman insanlar, onlardan daha superior olan karar verme algoritmalariyla degistiriliyor. Ve dolayisiyla bu teori, analiz ve teknolojiyi gelistirecek yeteneklere inanilmaz talep oluyor. Bu isi yapan biri olarak da yaptigin arastirmayi urune donusturme potansiyeli neredeyse her sektorden daha yuksek. Belki cok ileri arastirma yapip bir yariiletken cip teknolojisi gelistirirsiniz, ama bunun urune katkisi kucuk olur ve belki 5-10-15 yilda urune donusur. Finansta ise $B'leri bir arastirmacinin algoritmasi yonetebilir, ve ayrica basarili sonucun urune donusmesi gunler mertebesindedir. Dolayisiyla is tatmini olarak ben hep finans sektorunu farkli hissettim. Ayrica hic cozulemeyen inanilmaz kompleks problemlerle ugrasirsiniz. Ornegin televizyon programinda sizi izledigimi soyledim ama sizin kanalinizdaki cogu diger programin bilgi icerigi 0'dir. Finansal marketler cok karisiktir ve bence hic cozulemeyecektir. Yani uzerine ugrastiginiz problemin herkesin dikkate aldigini, zor oldugunu ve bitmeyecek oldugunu bilirsiniz. En son faktor olarak da top finans sirketleri (isimlerini vermeyim, cogu New York ve Londra'dadir), dunyanin en top talent'larini calistirmaktadir. Bu sirketlerdeki ortalama talent ve egitim background'u Google, Nasa, Intel, Facebook vs vs. gibi sirketlerin cok uzerindedir. Cok top insanlarla calisirsiniz.

    Simdi Turkiye'ye gelelim. Ben de o klasik Turk egitim ve sinav sisteminden gectim. Stresli yillar, dershaneler, lise ve universite sinav dereceleri... Universite sonrasi Amerika'ya yerlestim ve simdilik ordayim. Neden muhendislik sectim, dunyaya verebilecegim katki potansiyelinden, matematik ve bilime olan ilgimden vs. Su an Turkiye'ye katki vermek bana anlamsiz geliyor. Ulkenin durumu oyle ki su benzetmeyi yapayim, siz bir piyano senfonisi calmaya calisiyorsunuz ama etrafta elinde mikrofonla bagiran insanlar var, dolayisiyla kimse sizi duymuyor. Yani o sesleri susturmadan sizin senfoni calmaniz anlamsiz. Ulkenin bu durumunda da teknolojiye bilime falan para aktarmak anlamsiz. Yetenekli Turk genclerinin degisik kaygilarla servis sektorlerine (profesyonel danismanlik, bankacilik) ya da tip alanina (ki Turkiye'de o da servis sektoru) kaydiklarini gorebiliyorum.

    Amerika gibi ulkelerde extraordinary insanlar cikar, toplumu degistirir fark yaratir. Siz de bu top insanlari bulup firsat yaratmaya calisirsiniz. Turkiye gibi ulkelerde ise cozum once toplum ortalamasini yukseltmektir, yoksa bu top insanlar anlamsizdir. Hatta bu top insanlari Turkiye gibi ulkelerden alip Amerika gibi ulkelere gondermek insanlik icin daha hayirlidir bence.

    Calismalarinizin basariyla devamini dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkınız ve paylaşımınız için teşekkür ederim.

      Sil
    2. yani siz beyin göçünden yanasınız ama sizin dediğiniz top insanlar olmadan Türkiye bir adım ileriye gidebilir mi? Şu an zaten gerici bir iktidar var ve ülkeyi ortaçağ karanlığına götürüyor, hatta götürdü bile..Yazınızda çok önemli bir cümle sarf ettiniz: ''toplum ortalaması''..maalesef son 13 yılda toplumumuzda ortalama diye bir şey kalmadı,toplumsal değerler,bilim milim ahlak hepsi dibe vurdu..Top olma (extraordinary) potansiyeli taşıyan insanlarımzın burada kalıp ülkemizi aydınlığa taşıma işinde görev almaları hem insanlık hem de Türkiye için daha hayırlıdır..Bu konuda Japonya,Kore ve Çin'i örnek almamız lazım

      Sil
    3. Yasiniz belli bir seviyeye gelince tabiri caizse tekmeyi yiyip gene buraya doneceksiniz. Bence simdiden sevmeye calisin buralari yoksa cevremde aglayan onlarca 'amerikada yasamis'lar gibi hareket edip insanlarin sinirini hoplatacasiniz.

      Sil
    4. Ya hocam şu arkadaşları uyarsanız da top deyip durmasalar. Yazıyı okurken gülme tutuyor :)
      Bu arada 2000lerde elektronik başarısının gelmemesinin sebebi, o yıllarda en iyi öğrencilerin yurt dışına çıkıp geri gelmemesi / başka alanlara kayması olabilir sanırım.
      Saygılarımla,

      Sil
    5. mesela kemal derviş, hayatı boyunca ingilzce konuşulan dünyada yaşamasına rağmen, türkiyede konuşurken hiç ingilizce kelime kullanmaz. eğitim böyle bir şey.

      Sil
    6. Elektronik sektörü (özellikle semiconductor) çok büyük yatırım gerektiriyor diğer şeyler gibi değil... o nedenle alt yapımızda olmadığından oralarda pek bir başarılı olamayız...

      Sil
    7. bence finans kapital üretim refah getirmiyor... ve sanal bir ekonomidir. asıl ekonomi reel ekonomidir.. ve maalesef 1978 Washington mutabakatından beridir küresel ekonomide giderek yoğunlaştırılan bir finansal genleşme mevcut!... sonuçları da ortadadır. asla katma değer yaratmayan, istihdamı yeterince artırmayan, tamamen spekülatif ve balon yaratıcı bir kapitalist tabanlar oluşturdu!... 2008 krizini getiren de bu iktisat anlayışıydı.. geleceği bugünden satmak!... yani gelecek 20 yılı sattı batı kapitalizmi!.. ve onun motoru yapılan finans kapital yapı!. sanal varlıklar yüksek seviyelerde ve aşırı kaldıraçlarla şişirilerek satıldı. üstelik borç gerçek buna karşın gelecek 20 yıl sanal!... yani sanal için gerçek borçlanmaları üstlenmek.. sizin övdüğünüz finans kapital asla refah,bölüşüm,istihdam,katma değer ve üretim gibi reel iktisadi değerlere önem vermez.......

      Sil
    8. Amerika'da yasamis diye elestirilen kisilerin cok buyuk bir cogunlugu 'Amerika'da tutunamamis' kumesi ile buyuk kesisim gosteriyor. Zaten tutunabiliyorken geri donenlerin duygusal nedenleri oluyor, kafalarinda da netlestirdikleri icin donerken durumu kabul edip donuyorlar. Geri kalanlari vatandasliga gecip 'daha da isim olmaz' kivaminda guzel guzel yasiyorlar (he arada Turkiye'de kiskancliktan catlayan, gun boyu tekme yiyen vatandaslar da yok degil ;) )

      Yorumu yazan kisi de eger bahsettigi kadar donanimliysa pek aglayacak durumu yok gibi. Turkiye kacirdigi degerlere aglasin, ya da vatandaslarina sundugu (sunamadigi?) hayat kosullarina...

      Sil
    9. Adsiz 11:52 cok guzel noktaya deginmis. Turkiye'de plansizlik buralari da etkiledi. Ulkede dogru duzgun genetik labratuari yok, elli tane genetik muhendisligi bolumu var. Sonra da mezunu ucuz arastirmaci olarak yurt disina gidiyor. Sonuc yurtdundan uzak mutsuz insanlar. Bir ulkenin yuksek ogretim kurumlari oncelikle ulkenin ihtiyaci olan konularda bilimsel gelismeyi hedeflemelidir. Zamanla diger alanlarda ihtiyac oldukca planlayarak egitim yatirimlarini yapmaniz gerekir.

      Rusya'da Cografya cok populer bir bolumdur mesela. Bunun bize maliyeti ise her sene ortalama 25 milyar dolardir.

      Sil
  6. BUGÜN:

    "Öğretmen" faktörünü ikinci plâna ötelediğimiz sürece;
    "Öğrenciler" de pek fazla değişiklik beklememeliyiz!

    "Önce ekmek, sonra ahlâk!" (Bertolt Brecht)

    "Atanamayan öğretmenler" gibi devasa bir sorunu kendi ellerimizle yarattık, büyütmeye inatla devam ediyoruz!

    Öğretmenlerin:
    En azından karınlarını doyuracak kadar,
    En azından kredi kartı borçlarını faiziyle geri ödemekte zorluk çekmeyecekleri kadar,
    En azından konut alımı için dikkatle hazırladıkları bütçelerine destek olacak kadar,
    Ve benzeri amaçlarla iyileştirmeler yapmadıkça;
    Öğretmenlerin şevkle ders anlatmasını, öğrencilerini "teknolojik buluş" yapması için teşvik etmesini beklemek pek mümkün gözükmüyor! (İstisnalar kaideyi ne yazık ki bozamıyor!)

    İsveç,
    Norveç,
    Danimarka,
    İsviçre,
    Almanya,
    Hollanda,
    Belçika,
    Kanada
    gibi ülkelerdeki öğretmenlerin hayata bakışı, gündelik yaşamlarındaki sorunlar ve ders anlatma şevki ile,

    Türkiye ve benzeri ülkelerdeki öğretmenlerin hayata bakışı, gündelik yaşamlarındaki sorunlar ve ders anlatma şevki AYNI DEĞİL !

    Tavsiye:

    http://bit.ly/1T83Sd1

    Artık "açlık içinde yaşayan öğretmenler" şablonunu yıkmak zorundayız!

    "Önce ekmek, sonra ahlâk!" (Bertolt Brecht)

    "Teknolojik buluşlar" yapan öğrenciler yetiştirmek için; "açlık çeken öğretmenler var" çelişkisini ortadan kaldırmalıyız!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atatürk öğretmen maaşlarının milletvekili maaşlarıyla aynı olmasını sağlamıştı.

      Sil
    2. Atatürk öğretmen maaşlarının milletvekili maaşlarıyla aynı olmasını sağlamıştı' efsanesini siz de yazmışsınız...
      sizin gibi araştırmacı birinden bunu beklemezdim.
      http://haber.star.com.tr/yazar/ogretmen-maaslari-zamaninda-cil-cil-altinla-odeniyordu/yazi-734276

      Sil
    3. "atanamayan öğretmen" kavramı sanırım çin dahil hiç bir ülkede yok. ne yani üniversite de devlet memurluğu bölümü mü var çıkan memur oluyor otomatik olarak. evet öğretmenlere iyi maaş verilmeli doğrudur ancak yılın en az 3-4 ayını çalışmadıklarınıda göz önünde bulunduralım ayrıca bu kalitede başka iş yapamayan adamların öğretmen olması durumunuda halletmek gerekiyor. öğretmenler ya aşırı eski kafalı yada bildiğin zır cahil; kitap okumayan adamdan nasıl öğretmen olacak acaba, eğitim sistemi aşırı kötü; çocuk illa el yazısıyla yazacakmış, öyleymiş böyleymiş zamanım olsa kendim verecek eğitimini çocuğuma 5. sınıf öğrencisi çarpım tablosunu bilmiyor, geometrisi 0, en kötüsü de ne bilmesi gerektiğinin ama bilmediğinin farkında da değil boş bir kendine güven...

      Sil
    4. Verdiğiniz linkte star gazetesinin günlük haberleri çıkıyor.

      Sil
    5. tarayıcıda sorun olabilir, tekrar denedim, linkin tamamını kopyalayıp yapıştırınca yazıya ulaşılıyor.
      genel olarak milletvekili maaşları, öğretmen maaşının 5 katından az olmamış. 1930.da tahsisatsız mv maaşları 500 tl, öğretmen ortalama maaşı 100 tl.
      resmi gazete belgeleri de var http://belgelerlegercektarih.com/tag/ataturk-milletvekili-maaslari/

      Sil
    6. Benim bildiğim bu yolladığınız ekteki Resmi Gazetede yer alan öğretmen maaşları (40 lira 50 lira vs) asli maaş. Yani bunlar bir katsayı ile çarpılıp maaş hesaplanıyor. Belki de yanlış biliyorum.

      Sil
    7. Teknolojik buluşlar yapan öğrenci yetiştirmenin öğretmen maaşıyla fazla alakası olduğunu düşünmüyorum. Öğretmen maaşı az alıyor diye bilgisini esirgiyor mu? Eğitim fakültelerinin puanının yükseltilmesi, nitelikli öğretmenlerin yetiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şu bölüme puanım yetmedi de öğretmenliği tercih ettim denmemeli.Eğitimin düzeyini sadece öğretmenlere bağlamak da doğru değil, eğitim alan öğrencilerin zeka düzeyi, çevresi, içinde bulunduğu toplumun ekonomik, kültürel yapısı, değerleri gibi bir çok etkenler de eğitim düzeyini etkiler. Çok değerli öğretmenlerimiz var, çok iyi öğrencilerimiz var kimse üstüne alınmasın. Eğitim düzeyimizin daha da ileri olması dileğiyle, saygılar.

      Sil
    8. Öğretmen maaşı az alıyor diye bilgisini esirgemiyor ama ücretler düşük olduğu için parlak öğrenciler öğretmen olmayı tercih etmiyor.

      Sil
    9. Para icin ogretmenligi secenden ancak dershane ogretmeni olur. "Parlak"lik da fayda etmiyor pek altini nasil doldurdugunuza bagli. Ogretmenlerin kalitesine en buyuk darbe ogretmen liselerinin normal liselere donusturulmesidir. 28 subatin biraktigi pisliklerindendir o da.

      Parlaklarin secimlerine gelirsek. TV'de bir OSS birincisinin mulakatinda sunucunun 'hangi bolumu sececeksiniz' sorusuna suna benzer bir cevap veriyordu: "Elektronik muhendisligi ya da tip fakultesi arasindayim, ama Isletme de olabilir."

      Ne kadar idealist bir parlak ogrenci degil mi?

      ABD'yi bilirsiniz, hangi universite niyet mektubu olmadan basvuru kabul eder?

      Sil
    10. Biz ne haykırıyoruz, siz ne diyorsunuz 21:21!

      'Para için öğretmenlik' yapmayı amaçladığımızı nasıl düşünebildiniz!

      İsveç,
      Norveç,
      Danimarka,
      İsviçre,
      Almanya,
      Hollanda,
      Belçika,
      Kanada
      gibi ülkelerdeki öğretmenlerin hayata bakışı, gündelik yaşamlarındaki sorunlar ve ders anlatma şevki ile,

      Türkiye ve benzeri ülkelerdeki öğretmenlerin hayata bakışı, gündelik yaşamlarındaki sorunlar ve ders anlatma şevki AYNI DEĞİL !

      Tavsiye:

      http://bit.ly/1T83Sd1

      Artık "açlık içinde yaşayan öğretmenler" şablonunu yıkmak zorundayız!

      "Önce ekmek, sonra ahlâk!" (Bertolt Brecht)

      Sil
  7. hocam ülkemizde iibfliler dezavantajlarını avantaja ancak çevre edinerek çevirebilirler. yoksa ağızlarıyla kuş tutsalar (kamunun mülakatsız alımları hariç) kamuda da özelde de iyi bir yere yerleşme ihtimalleri çok düşük. Türkiye'nin en kurumsal şirektidir diyebileceğiniz şirketlerin insan kaynakları müdürleri bile bunu itiraf ediyor. Yani çevre edinmeden birileri referans olmadan hakketiğiniz ölçütlerde bir işe başlamak oldukça zor. Bu yüzden okula yeni başlayan genç kardeşlerime tavsiyem okullarda seminerlere gelen insanlarla iletişim kurmaları ve onlarla olabildiğince irtibat halinde olmalarıdır. Tabi bir kaç yerde staj da olmazsa olmaz. Stajda elde edeceğiniz bağlantılar mezuniyetten sonra umulmadık kapılar açabilir. Bir de hocam size bir şey sormak istiyorum. İktidar partisinin yeni seçim vaatlerinde ki gençlere hibe, girişimciliğe teşvik başlığını nasıl buluyorsunuz? dünyada ki bir çok ülkede, girişimciliğin işsizliğe gözle görülür bir fayda sağlamadığı görülmesine rağmen iktidar partisinin işsizlikle ilgili yapdığı ya da yapacağını vaadettiği şeyler size de komik gelmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence konu sadece kamu sınavları veya çevre kazanarak kazanma değil. Birçok bankada, hazine veya araştırma departmanlarında vb hep ekonomi veya işletme yüksek lisansı olan mühendisler kazanıyor sınavları. İİBF'liler genel olarak iyi yetişmiyor. İstisnalar var elbette ama az. Ben ekonomi bölümünü bitirip de harcamalar yönünden GSYH denklemini yazamayanları gördüm.

      Sil
    2. Hocam, o kadar eğitimde yapısal reform diyorsunuz hocam ama takıldığınız yer yine harcamalar yönünden GSYH'i yazamıyor diye söylüyorsunuz. Bu dediğiniz o kadar önemli mi? Adam gelirden hesaplayabiliyor, üretimden hesaplayabiliyor ama harcamadan hesaplamayı ögrenmeye gerek duymamış olabilir ama hala olaya hakim ve amacını biliyor o kadar önemli mi? sıkıntımız bu bence bunu hesaplamıza gerek yok hesaplayan zaten bir kurum var onun yerine kalemlerini öğrenmek, ve bunun etkisi üzerinde durmak daha mantıklı olur diye düşünüyorum. Saygılar

      Sil
    3. Kusura bakmayın ama harcamalar yönünden GSYH denklemini yazamayan bir ekonomi öğrencisi gelir ve üretimden GSYH hesaplayamaz. Harcamalar yönünden GSYH'yı örnek vermemin nedeni bu denklemin makroekonominin adeta A harfi olmasındandır. A harfini öğrenememiş birisinin Ankara yazması mümkün olabilir mi? Y = C + I + G + (X - M) denklemini yazamayan bir kişinin bunun içindeki bileşenleri anlayıp analiz edebilmesi mümkün mü?

      Sil
  8. Yazınız için çok teşekkürler, yine bizlere yol gösterici bir yazı olmuş. Patika olması açısından bizlere kitap önerebilir misiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha önce önermiştim.
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/02/ekonomide-okuma-onerileri.html

      Sil
  9. Hocam o kadar güzel bir yazı ki, o bilince sahip genç yetistirebilirsek faydası olur bu yazının ama gençlere biz yön verme işini beceremiyoruz.

    Dünya da teknoloji çığır açıp, ekonomi olarak teknoloji şirketleri ülke gelirlerine kafa tutma noktasına gelmişken bizim bu alanda okuyan ogrencilerimiz başka branşlara kayması sanırım hepimizin hatası, yazınız/yazılarınız çok begeniyorum.

    Hocam iyi ki ülkemiz de sizin gibi insanlar var.

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Aslında çok haklısınız. Özellikle ekonomi bilimini ingilizce okuyan öğrenciler işin Türkçesini bilmiyor. Ne yazık ki çoğunun ingilizcesi iyi olmadığı için ingilizcesini de bilmiyor. Belki böyle bir ders yararlı olabilir.

      Sil
  11. Sayın hocam,
    Günümüzdeki popüler dallardansa iktisat okumayı seçmiş lisenin parlak 'öğrencisi' (yazınıza göre çoğul kullanmak yerinde olmazdı herhal) hakkında yorumunuz nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok az parlak öğrenci böyle bir seçim yapıyor. Bence başarılı olursunuz. Ama bir tek şatla. İşi küçümseyip nasıl olsa geçiyorum dersleri deyip çalışmazsanız çok sorun yaşarsınız. Benim zamanımda liselerin parlak öğrencileri arasında Mülkiyeyi seçen oldukça fazla öğrenci vardı. Ben lisenin parlak çocuğu değildim. Ben üniversiteyi, ekonomiyi ciddiye alıp çok çalıştım, onlar daha az çalışarak geçtiler. Onlar ders notlarını çalışıp geçerken ben ders notlarının yanında diğer okullarda okutulan kitapları da okuyarak bilgimi yaygınlaştırdım. Sonunda ben onlardan çok daha başarılı oldum.

      Sil
    2. Teşekkür ederim cevabınız için. Her halükarda işin sırrı, geçmişte kalmayıp çok çalışmaktan kendimize yatırım yapmaktan geçiyor anlaşılan...

      Sil
  12. İlkokuldan beri yaşadığım sorun matematik!

    Bu dersi bir türlü anlayamadığım için, üniversitede istediğim bölümde de okuyamadım, hedeflerimle hiçbir bağı olmayan bir bölümden mezun oldum. Sonuç, 8 (sekiz) yıldır işsizim!

    Matematik dışında donanımlı olduğumu biliyorum, bu konuda mütevazılık göstermem.

    Fakat şunu gayet iyi anladım artık:

    Matematiği iyi olan arkadaşlarımın hepsi 'işini kaybetmek korkusu' ve 'para kazanmak hırsı' sebepleriyle, üniversite eğitimlerinin son zamanlarında 'analitik düşünce'yi terkedip, mevcut düzenin şartlarına boyun eğdi!

    Bir kısmı kamuya kapak attı, tipik 'memur zihniyeti' ile yaşam mücadelesi veriyor...

    Bir kısmı, fabrikalarda tipik 'üretim mühendisi', tipik 'proje mühendisi' oldu, vardiya vakitlerini takip etmek dışında hayatta başka bir amaçları kalmadı...

    Benim gibi matematiğe kafası basmayanlar da, çeviri işleriyle, kargoculukla, giyim mağazalarında tezgâhtarlık pozisyonlarını takip ederek yaşam mücadelesi veriyor!

    İlkokuldan, belki de ana-okulundan başlayan bir değişime ihtiyacımız var!

    Öyle anlıyorum ki:

    Mahfi bey, liselerde verilen eğitim anlayışının değişeceğine inanmadığı için, üniversiteye girebilmiş öğrencilerin kendi kendisini geliştirmesi gerektiğini düşünür olmuş!

    Muazzam bir çürüme içindeyiz ve kimsenin kılını kıpırdatmaya niyeti yok!

    Yazık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle doğru bir tespit. Ben eğitimde yapı değişikliğini becerebileceğimize inanmıyorum. Çünkü bunu denedik. Atatürke zamanında ve sonrasındaki bir süre bunu denedik. Bilimsel eğitime geçmeye çabaladık. Ama olmadı. Sonunda dönüp dolaşıp bilim dışı eğitime geri döndük. O nedenle ben artık kişinin kendi kendini yetiştirrmesi gerektiğine inanıyorum.
      Ben de sizin gibi matematikle sorun yaşayan bir geçmişe sahibim. Çünkü o öğrendiğim ya da ezberlediğim formüllerin, denklemlerin ne işe yaradığını bana kimse anlatmadı. Türev aldığımda bunun neye yarayacağını, integral hesapladığımda bundan ne gibi bir sonuç çıkacağını bana kimse öğretmedi. Ta ki Mülkiye'de 3. sınıfta matematik dersini seçip okuyana kadar. Orada anladım türevin neye yarayacağını. Ve o zaman matematiği sevdim. Çünkü işime yarıyordu. Türev aldığımda arz ve talebin kesiştiğini ve oradan fiyatın çıktığını ya da integral aldığımda Lorenz eğrisinin altından Gini katsayısının çıktığını görebiliyordum.

      Sil
    2. Hocam keşke benim okulumda da bu denli matematik ogretilse, okulumda turkiye de ki ilk 5 okuldan biridir. Egitim seviyesi ne halde :(((
      Mezun olmaya yakın başladık, kişisel gelişime zor oluyor açığı kapatmak...

      Sil
    3. Kişisel gelişim çok merak ve akıllı düşünme gerektirir. ODTÜ'de derste paper anlatmak gerektiğinde yazılanı anlatıp oturuyorlar esasen 15 kişi içinde sadece 1 tek kişi o formül niye öyle ve neden böyle bir sonuç üretiyor diye anlatabildi... Ben gördüğüm bir şeyin nasıl işlediğini bilmesem rahatsız oluyorum anlamayınca soruyorum ama konuda çalışmış olan bile doğru dürüst neden/nasıl sorusuna cevap veremiyor, bu değişim zannedildiğinden çok daha büyük bir momentum gerektiriyor ve belkide normal zekadaki insan nesileri için 20-30 yıllık devamlı bir süreç....

      Sil
  13. iyi akşamlar Mahfi Hocam ;

    Yukarıdaki yazınızda kendimi buldum.makine mühendisliği artık Türkiye'de eskisi kadar revaçta değil (bu diğer mühendislikler içinde geçerli.) finans alanına yöneldim şu an bir üniversitede doktora yapıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ve doğru bir iş yapıyorsunuz. Ama keşke mühendislerimizi kendi alanlarında daha fazla değerlendirebilecek bir sistemimiz olsaydı.

      Sil
  14. Hocam Merhaba,
    Seçim yaklaşırken siyasi partilerin asgari ücret arttırım vaatleri ekonomide ne gibi dengeleri bozabilir
    bununla ilgili bir yazı yazmanız mümkün mü?
    İyi Çalışmalar,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğitiminiz ne üzerine olursa olsun ,zevk,şevk ve kişisel merakla desteklenmiyorsa sonuçta memur zihniyetinde günlük bir uğraşa ve eziyete dönüşür.

      Sil
    2. Bütçe dengesini bozar. O nedenle ben bir önceki yazımda bu dengeleri bozmadan nasıl yapılabileceğini anlattım.

      Sil
    3. Hocam,

      Memur ve emeklilere yapılan zamlar bir önceki yazınızda paylaştığınız gibi vergilerle kaynal yaratılarak dengelenebilir. Ancak asgari ücret özel sektörün sorunu olduğundan bu maliyeti karşılayacak kaynağı nerden bulacak? işsizliği ve kayıt dışıyı artırmıyacak mı asgari ücretteki artış?

      Saygılar,

      Sil
    4. Bakınız ben memur ve emeklilere zamdan söz etmiyorum, yazıyı bir daha okuyun. Ben bir defalık ikramiyeden söz ediyorum. Ayrıca kamu çalışanlarını ve emeklilere ikramiye verilmesinden söz ediyorum özel sektörle ilgili bir önerim yok. Biraz daha dikkat.

      Sil
  15. Hocam merhaba ben dw elektronik mühendisliği okurken birakip iktisada gecmis birisiyim. İktisadin olaylara getirdigi bakis acisi ve insana kattigi dunya gorusunden sonra hiç pişman olmadim kararimdab :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız iktisat eğitimi insana çok şey kazandırır. Mesele severek çalışmak ve analiz yeteneğini geliştirmekten geçiyor.

      Sil
  16. hocam rek'in 90 civarı olmasını ile sepetin 3.2 olmasının tutarlı olduğunu hesaplayarak bulduğunuzu söylemiştiniz br yorumda. örnek olarak bu hesabı paylaşabilir misiniz? Yazılarınızı büyük bir keyif ile takip ediyorum.
    saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2013 başından bugüne kadarki REK'leri (TÜFE bazlı) ve her ayın ortalama sepet kurunu bir excel tablosunda bir araya getirip grafik çiziyorum. İkili arasındaki (negatif) uyum oldukça iyi. Korelasyon katsayısı da - 0,86 dolayında çıkıyor. Yani negatif ilişki oldukça yüksek. Bu tutarlılıktan pek bir sapma görmedim şimdiye kadar.

      Sil
    2. Buradaki REK'in açılımı, ünlü tarihçimiz Reşad Ekrem Koçu mu? (1905-1975)

      Sil
    3. Peki Hocam Reşad Ekrem Koçu'nun kitaplarını hiç okudunuz mu?

      Akademik referans yönünden, metodoloji yönünden tarihçiler pek güvenilir bulmazlar.

      Ama 'Osmanlı'nın son yılları'nın ve 'T.C.'nin ilk yılları'nın, özellikle sokakta yaşanan tarihin panoramasını çok canlı aktarır kitaplarında Hocam.

      Eğer Reşad Ekrem Koçu'nın kitaplarını okuduktan sonra, mesela Eminönü'nü gezerseniz, bambaşka hissedersiniz!

      Sil
  17. Hocam, dünyada hiçbir şey karşılıksız değilken; sizin karşılık beklemeden bizleri bilgilendirme çabalarınız için elimden gelen tek şey teşekkür etmek. Sağlıcakla kalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Ben de bu yorumlardan ve onları yanıtlarken birçok konuya yeniden ve farklı bir bakışla bakmayı öğreniyorum. Benim de aldığım bir karşılık var yani.

      Sil
  18. Hocam merhaba, yazınız için teşekkürler. Bu bakış açısıyla bir de liselerin vasat öğrencilerine bakacak olursak daha büyük bir problemle karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz diye düşünüyorum. Liselerin vasat öğrencileri mühendisliğin revaçta olduğu dönemlerde inşaat vs.ye gidemediği için ziraat mühendisliği vb. Bölümlere gitti. Tıpın revaçta olduğu dönemde yine tıpa gidemediği için gözden düşmüş mühendisliklere gitti. Elektronik vs. revaçta iken matematik öğretmenliğine gitti. Matematik Öğretmenliği kolay ataniyor diye bu bölüm revaç kazandığında buraya giremeyenler fizik, kimya öğretmenliğine gitti. Bir dönem hiç olmazsa diyerek sınıf öğretmenliğine gidildi. İBF bölümleri üniversite okumak için gidilen bölümler olarak tercih edildi. Sonuç olarak son 20 senede iş bulan uni mezunlarının neredeyse hiçbiri yaptığı işi seve isteye yapmıyor. Bu durum yüzünden yeri geliyor çocuğunuzu güvenip öğretmene veremiyorsunuz, yeri geliyor canınızı güvenip doktora gidemiyorsunuz vs. vs. Bu kısır döngü içerisinde mahvolan nesillerin yanında şimdi de bunlarin mahvettikleri nesiller sahaya çıķıyor. Katilir misiniz bilmem ama bence bu çözülmesi gereken büyük bir problem..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar güzel özetlemişsiniz ki durumu katılmamak mümkün değil. Evet ne yazık ki niçin o bölümde okuduğunu tam olarak anlamamış birçok kişi üniversitede okuyor ve mezun olduğunda son derecede mutsuz oluyor. Sevmeden okuduğu için kendisini veremiyor ve mezun olduktan sonra da işsiz kalıyor.

      Sil
    2. Sayin Oksuz, konu icinde cok iyi bir noktaya dokunmussunuz. Yinelemek gerekirse bu noktada iki sorun doguyor:
      1 - Cogu kisi yaptigi isi sevmiyor. Ekonomik verimsizlik bir yana, ulkeye mutsuzluk saciliyor. Cok buyuk bir manevi sorun.
      2 - Populer alanlar disinda kalan alanlarda yeteri kadar yetkin kisi bulunmuyor. Yetkin kisi eksikligi ile yasanan sistemsizlik ve kakafoni, calisma ortamini, regulasyon ortamini ve dolayisiyla genel yasam kalitesini etkiliyor.

      Cozum olarak en parlak ogrencilerin populer bir alana yogunlasmadigi, sosyal alanlar ve sanat da dahil olmak uzere tum alanlara dagildigi bir sistem gerekli. Bunun icin yapilmasi gereken sistem degisikliklerinden bir digeri ise ilk ve orta ogretimlerimizde ders disi aktiviteleri arttirmak.

      Bu arada Sayin Hocam cok guzel bir bakis acisi daha verdiniz, aklimizdaki parca fikirler baglandi. Yeri gelmisken tesekkur ederim.

      Sil
    3. -mış gibi yapmak. Aslında bunun dışında herşey cok mükemmel.
      İnsanların en temel ihtiyacı özgürlük.
      Kimsenin alanına saldirmadikca bu ülkede özgürlük var.
      Sistemi zorlaştıran -mış gibi yapan insanlardır.
      Devletin imkânları ve halk çok kötü sayılmaz.
      Devletin elinden geleni fazlasıyla yaptığına inananlardanim.
      -mış gibi yapmaktan kurtulup avrupa gibi kendi sistemimizi kurar isek en müreffeh devlet biz oluruz.
      Kopya sistemler bu devleti sonuca götürmez.
      Bu zamana kadar böyle geldi.
      Bu değişim olmalıdır.
      Bu konularda radikal fikirler için İSMET ÖZEL takip edilmesini tavsiye ederim.
      Neden gavur icadı?
      Teknik ve medeniyet ilişkisi gibi konularda aydınlatıcı fikirleri vardır.
      Okunması marx kadar olmasa da zordur.

      Sil
  19. Hocam çok güzel tespitler içeren yazınızı bir solukta okudum öncelikle kaleminize sağlık .kişisel gelişimimiz konusunda bizlere aydınlatıcı fikirleriniz sunduğunuz ve bilgilerinizi, tecrübelerinizi bizlerden esirgemediğiniz için size çok müteşekkirim .
    Ben önceki yazınızla ilgili bir kaç sorum olacaktı onları izninizle yöneltmek istiyorum;

    1)vergilerde indirim olursa bu hem tüketim harcamalarını hemde yatırım harcamalarını artıracağını bunun da çarpan etkisiyle büyüyerek GSyh yı artıracağından bahsettiniz. yalnız burada ,vergi gelirleri azaldığında kamu harcamalarının değişmeyeceğinden hareketle, GSyh artar dediniz değil mi? Aksi takdirde vergiler ekonomiyi genişletmek adına azaltılırken buna kamu harcamalarıda vergi azalışlarına uyarak,eşlik ederek aynı miktarda azalırsa genişletici etki kaybolur. bu sebeple vergi indirimleri olduğunda politika yapıcıların ekonomide harcamaların artarak genişlemesi için kamu harcamalarının azalmaması ve vergi indirimlerinden kaybedilen geliri de borçlanma ile finanse ederek kamu harcamalarının düzeyini Koruması gerekir kanatindeyim katılırmısınız?

    2) sorudan ziyade yapacağım şu tespite katılırmısınız; ekonominin canlanması adına vergi indirimlerinin yapıldığını düşünürsek bunun ilk etkisi tüketim ve yatırım harcamaları üzerinde etkisini hissettirecektir.yalnız vergiler azaldığında kamunun en önemli gelir kaynağı vergiler olduğu için kamu harcamalarıda azalma tehlikesi altına girecektir devlet burada eski kamu harcama düzeyini koruyabilmek için borçlanma politikasına başvurması gerekecektir.(eğer borçlanmaya başvurulmazsa genişletici etki kamu harcamalarının azalmasıyla kaybolabilir)
    hocam tamda görüşünüzü almak ve bilginize başvurmak istediğim nokta burası ; borçlanma politikasına başvurulursa özel yatırım harcamaları üzerinde dışlama etkisi yaratılarak vergi indirimlerinin genişletici etkisi kaybolur mu? Kanaatimce kamu harcama yaptıkça çarpan vasıtasıyla gelirleri artırmakta gelir artışları aynı zamnda da devlete vergi olarak geri dönmektedir buda dışlama etkisi yaratacak düzeyde borçlanmanın aşırı artmasına sebep olmaz. Belki faizler borçlanma politikasının etkisiyle bir nebze yükselebilir ama bu vergi indirimlerinin sağladığı ekonomik genişlemeyi tamamen companse etmez ve GSyh eskisine nazaran artmış olur şeklinde düşünüyorum katılmadığınız yada eksik gördüğünüz yer varmıdır?

    3) kamu harcamaları 3 şekilde sınıftandırılır mal ve hizmet harcamaları , yatırım harcamaları ve transfer harcamaları . Devlet eğer transfer harcamalarını(emekliye yapılan Yardımlar v.b) vergi gelirleriyle finanse etmeye girişirse Kanımca toplam harcamalar artmayacaktır. Çünkü bir kesimden alınan vergiler diğer kesime örneğin emeklilere transfer harcaması adı altında gelir olarak aktarılacaktır. Vergi alınan kesim ile transfer harcaması yapılarak gelir elde edecek kesimin marjinal tüketim eğilimi eğer aynı ise harcamalar açısından hiç bir değişiklik olmayacak sadece gelir Dağılımı düzelecektir. Eğer transfer harcaması yapılarak gelir elde edecek kesimin MPC si vergi alınan kesimin MPC sinden büyük ise hem toplam harcamalar artarak ekonominin genişlemesi sağlanacak hemde gelir Dağılımı bir nebzede olsa düzelecektir. Kanaatine varıyorum katılırmısınız saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Katılırım, doğru yorum.
      (2) Eksik olan yer yok. Eğer kamu kesimi bir defalık borçlanmayla işi götürürse dışlama etkisi fazlaca hissedilmez. Ama o borçlanma sürekli artarak giden bir borçlanmaya dönüşürse o zaman dışlanma etkisi kesin olarak görülür.
      (3) Katılırım ben de yazıda aşağı yukarı bunu anlatıyorum. Düşük gelirli kesimin mpc'si daha yüksek olduğu için yorumunuzdaki ikinci alternatif gerçekleşecek yani hem büyüme sağlanacak hem de gelir dağılımı düzelecek.

      Sil
  20. Hocam OECD Türkiye'nin ekonomisi toparlanıyor demiş. Nasıl toparlanıyoruz ben tam anlayamadım.
    İthalat ihracat düştüğü için hem rakamsal hem de ihracatın ithalatı karşılama oranı olarak rakamsal düzelmeler olabilir ama borçlar olduğu yerde durduğu gibi gelire oranı artar; yani borcunu odemek icin gelirinin daha fazlasını aktarman lazım gelir. Karlılık yüksekse hala daha sorun yoktur ama karlılık düşük ise birikimlerden (varsa) işletme sermayesinden kullanmak gerekebilir ki bu durumda iflas kaçınılmaz olur.
    Şu anki durumumuz böyle gibi. Toparlanan nedir yine anlayamadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Belki bundan daha kötüsü olamaz diye düşünmüşlerdir. :)

      Sil
    2. aşırı kötüden çok kötüye geçerseniz toparlanırsınız :)

      Sil
    3. Hocam bu kadar zamandır hiçbir kişiye hicbir kuruma türk deyimiyle hic laf cakmadiniz.
      Burası tam yeriydi ama yinede kimseye laf cakmadiniz.
      Hep sisteme bakıyorsunuz.

      Teşekkürler.

      Sil
  21. Hocam ben olaya farklı bir perspettifle ışık tutmaya çalışacağım.Yazınızda da belirttiğiniz gibi ülkemizde gençler bir meslek tercih ederken hep DAHA ÇOK PARA hangisinde mantığıyla bölüm(meslek) seçiyor veya aileleri tarafından seçtiriliyor.Hiç kimse yatkın olduğu sevdiği mesleklere yönelmiyor.Aslında farkında olsalar sevdikleri bölümlerde hem daha çok para kazanacaklar hem kendi gelişimlerini en üst seviyede tutacaklar hemde vatan ülkemize daha fazla hizmette bulunacaklar.İşte bu yüzden mutsuz insanlar işini sevmeyen meslek mensupları ile dolu oldu ülkemiz.Para hırsını bir yana bırakıp ülkemiz için çalışsak müspet anlamda değişen makro şartlardan da yararlanacağız zaten.Bir diğer değinmek istediğim konuda şu ki ülkemizde iibf öğrencilerine okulda verilen eğitim gerçekten çok yetersiz.Fakültelerde kütüphanede öğrenci bulamazken kantinler mahşer gibi oluyor.Öğrenciler bu fakültelere nasıl olsa işsiz kalacağım bari birkaç yıl hayatımı yaşayayım mantığıyla geliyor ne yazık ki.
    Sorunlarımızı duyarlılıkla ortaya koyduğunuz için çok teşerkkürler hocam.

    YanıtlaSil
  22. Hocam yazınıza baştan sona katılıyorum...
    En iyi Üniversitenin mühendislik alanlarından birinden mezun olmama rağmen Makina yüksek lisansı bırakıp, İktisat yüksek lisansına ve 2. olarak iktisat lisans eksiklerini kapatmak için iktisat 2. üniversiteyi okumaya başladık. Hatta bitireceğim.
    Sistemin hiç farkında olmadan bizi mühendisliğe yönelttiğini üniversitede anlıyorsunuz ama iş çoktan geçmiş oluyor. Mühendislik biliminin birçok pozitif katkısı oluyor hayata bakış açınıza. Fakat birçok genç üniversiteye gittiği zaman ''ben burdan mezun olurmuyum veya iyi bir mühendis olurmuyum'' diye sorarak yıllarını geçiriyor.
    Ayrıca yazıda değindiğiniz gibi son yılların en popüler tercihi gene Tıp oldu. İlk 10 bin kişinin yarısından çoğu Tıp tercih ediyor. Zannımca bu kadar birikimli gencin bir meslek dalına yönelmesi ülkemiz açısından ilerleyen yıllarda bazı olumlu katkılar sunsada daha büyük zararları beraberinde getirecek. Bence çözüm için Kamu ücret politikasının revizesi gerekiyor.
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Para para peşinde koşanlardan kaçar, hayyalelri peşinde koşanları kovalar /Sunay AKIN

      Sil
  23. Teşekkürler Hocam.
    Anlaşılan EĞİTİM;
    Eğitilmemiz ve eğitmemiz gereken bir alan olmaya devam ediyor.
    Aslında Ömür Boyu Eğitim anlayışı olması gerek ama
    şimdilik Eğitimde eğitimli insanların katma değerinin farkında lığı bile büyük bir adım.
    Ben gençlerimizin bunu başaracak kadar azimli ve yetenekli olduğunu biliyorum ve inancım sonsuz.Tek eksik rehberlik edecek biz büyüklerin onların GELECEĞİMİZ ve GELECEĞİN onlar olduğunu anlamamız.

    YanıtlaSil
  24. yazınızın ana fikri, nereden para daha fazla ise,insanlar çocuklarını o mesleğe yönlendiriyor.
    bu hala böyle.
    ama esas olan eğitim, kişinin yeteneklerini ve bulmasına yardımcı olmalı.
    türev integrali hayatında gerçek olarak kullanacak insan sayısı belki 1000 kişi bile değilken, herkese bunları öğretmek, ne işe yaradığını bile öğretmek anlamsız. hala da devam ediyor bu saçmalık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İntegral türev hayatın işlemesini anlamak için çok önemli araçlardır, ne işe yaradığını bile bilmemek bir çok problem karşısında apışıp kalmanıza neden olacaktır. ABS frenden tutunda enflasyonu-faizi, zamanla değişimi-toplam etkiyi vb. hesaplamak için gereklidir, eğer bilmezseniz karşınıza çıkabilecek problemlerin çözümünde çok önemli iki araçtan yoksun olursunuz. Örneğin ben meselğim gereği LCS diye bir şey biliyorum ve bunun bir çok pratik konuda kullanılması mümkün ama bunun ne işe yaradığını bilmiyorsanız elinizdeki problemi çözmek için bu araçları yeniden keşfetmeniz gerekir, ozamanda kumda debelenip durursunuz. esasen bu hiç matematik bilmeyeyim işi biraz çocukçadır... Düşünün yemekhane işletiyorsunuz hergün farklı sayıda insan geliyor sizde bir şekilde üretmeniz gereken yemeği hesaplamak istiyorsunuz bunu ortalama-varyans ve standart sapma bilmeden yaparsanız bilen sizi batırır...

      Sil
  25. Sayın hocam başka bir yazınıza yapılan yorumlarda okumuştum sanırım. Bir baba çocuğunun eğitimine 250.000$ harcadığından ancak 2000 TL maaş teklif edildiğinden şikayet ediyordu. Böyle de bir gerçek var ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  26. Hocam son 7-8 yıldır trend yeniden tıp alanına kaydı. İş garantisi ve yüksek maaş kazanma potansiyelini diğer branşlara oranla daha risksiz gören gençler bu alana tekrar yöneliyor. Örnek olarak kendi lisemin (fen lisesi) birkaç yıl öncesi kazananlar listesine bakmış ve 96 lise mezununun 60'dan fazlasının tıp tercih ettiğini görmüştüm. Kendim ise 96 yılı mezunuyum ve o dönem tıpkı yazınızda belirttiğiniz gibi herkesin mühendis olmaya çalıştığı (ki bende öyle oldum) yıllardı. Elektronik, Bilgisayar ve Endüstri ise başı çekiyordu.

    Yine ek olarak söyleyeyim, benim dönem arkadaşlarımın (bugün artık birçok yerde iyi konumlara gelmeye başladılar) en başarıları artık Türkiye'de değiller. Bunun önemli nedeni ise yine yazınızda belirttiğiniz gibi çalışma alanı darlığı, düşük ücretler, dış ülkelerde sunulan fırsat fazlalıkları gibi nedenler. Arkadaşlarımın başlıca tercih ettiği ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri, Avusturalya, Kanada.

    Burada not olarak Avrupa ülkelerinin aynı oranda rağbet görmediğini de belirteyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiginiz ulkelerin hepsi dili Ingilizce olan ulkeler. Avrupa ulkeleri ragbet gormuyor cunku sadece Ingilizce ile bir yere kadar gidebiliyorsunuz ama topluma tam entegre olamiyorsunuz. Sadece Ingilizce ile ne Fransada yasayabilirsiniz ne Almanyada. Ingilizce konusulan Ingiltere'nin Hindistan gibi sinirsiz insan kaynagi zaten var, Irlanda zaten disariya kalifiye eleman gondermekle mesgul. Avrupada durum bu malesef. Ayrica calisma izni, vize vs. ile Avrupada kimse ugrasmak istemiyor. Almanya, Fransa ve Iskandinav ulkeleri Avrupa topluluguna yeni katilan Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi ulkelerden veya Yunanistandan memnuniyetle eleman aliyorlar. Kimse Turklere calisma izni almak icin ugrasmaz, bunun icin para harcamaz, vizenin cikmasi icin 6 ay beklemez Avrupada artik. Ayrica Amerika ve Avustralya'da cok ucuza calisan Cinli ve Hintli muhendislerin rekabetini de hesaba katmak lazim. Ozellikle Cinlilerin performansina yetismek icin epey bir ugrasmasi gerekir Turk muhendislerinin. Bu ulkelerin hepsinde bulundum ve calistim. Avustralya'da fazla mesai ucreti verilmeden gunde 15 saat calistirilan Cinli muhendisler gordum.

      Sil
    2. Cinlileri bilmem ama Hintliler hakkinda yazacaklarim;
      1) ucuza calisyor 2) uysallar kafasina vur ekmegini al 3) bati kulturune karsi bir hinc yok(afrikalida ve bizde vardir bak ) 4) ingilizceleri yabanci dil; degil anadilleri kivaminda 5) uyumlular lukuscu degiller rahatlar bodrum kata ev tut sirket olarak bana burayi mi tuttun demezler 6) cakalliklari yok gece hayatlari alkol sov lukus sigara viski sevgili yapayim kurnazlik yapayim uc kagit vs..hic biri yok7) iddia ederim turkiyeden cokk cok daha iyi egitiliyorlar hindistan IT de iddiali ve tecrubeli is hayatina ve okullara sahip 8) Yurtdisina Turkiyelilerden cok daha cabuk alisiyorlar ve oyle arabeks edalarda hasret cekme demogojileri yok yani kisaca kucuk emrah modunda degiller

      Sil
    3. Bilmiyorum artık nedir sorun? Ama geçen gün gazetede Çinlilerin tüy kadar hafif ve esnek ama çelik kadar dayanıklı bir materyal yaptıklarını okuduğumda aklıma bizim 100 yıla yakın yaşadığımız serüven geldi. Buna benzer hiç bir buluşumuz yok. Oysa Çin, son 20 - 30 yılın kalkışıyla buraya geldi. Bizde bir tek buluş yok. Niye? Çünkü toplumun rol modelleri bilim adamları, sanatçılar, aydınlar, entelektüeller değil, siyasetçiler. Çocuk yaşta siyasetle meşgul olmaya başlıyor toplum. Herkeste bir Türkiyeyi kurtarma sevdası. E böyle bir eğitim ve yönlenmeden buluş yapacak adam da çıkmıyor doğal olarak.

      Sil
    4. hocam selam,

      rol modelden ziyade para yok bilim ve teknikte.... bu devirde fizikçi matematikçiyi adam sayan mı var türkiyede ?...adam parası olana deniyor bu coğrafya da.... kusura bakmayın.... o nedenle buluş niye yapılsın kim neden yapsın? bilim adamını kim fonlayacak? çalışan ile çalışmayan nasıl ayırt edilecek ?

      saygılar

      Hasan

      Sil
  27. Hocam ben ve benim gibi üniversite sınavına sosyalden girecek arkadaşlarım (yıl 1996, liselerde kredili sistem uygulanıyor) sınavda vasat kalmamak sosyalcilerin en önüne geçebilmek için birçok arkadaşlarımız 6. dönem okula gelmezken ileri matematik dersi almıştık. Bir tane fazla matematik sorusu yapmak, 0,001 puanın bile çok önemli olduğu bu sınavda sizi birçok sosyalcinin önüne geçiyordu. Biz bunu sınavda öne geçebilmek için yapmıştık ama iyiki de yapmışız, çocukların matematik zekasını sosyal bir bölümü tercih edecek diye tamamen devre dışı bırakmak çok kötü birşey... Biz ileri matematik dersi aldığımız için bir anlamda da cezalandırıldık. Lise diplomamız o zaman "Genel Kültür" den mezun olarak çıktı. Yani, sosyalci değil matematikçi değil fenci değil. Kredili sistemde bu diploma hiç bir bölümde başarılı olmamış anlamına geliyordu. Ne üzülmüştük, ortalıkta ilerde sizin diplomanıza bakacaklar genel kültür yazacak, başarısız görüneceksiniz lafları dolanıyordu. Ne safmışız, üzülmüştük... Halbuki hem sosyal hem türkçe hem matematik bilen öğrencilerdik. Ama bir anadolu kentinde olan Anadolu Lisemiz' deki o sınıfdan Türkiye'nin en iyi üniversitelerinin iyi bölümlerine çok fazla öğrenci gönderdik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne tuhaf insan o yaşta diplomada yazana daha çok takılıyor oysa asıl olan kafanızın içinde yazanlar.

      Sil
    2. Hocam yorumunuzda Çin'in bulusundan bahsetmissiniz onu ben de haberlerden hayretle izledim. Sizinde bir ara soylediginiz gibi dusunemeyen sorgulayaman birey ne bulus yapabilir ki? Biz hep birinin gelip bizi kurtarmasini bekledik sanirim daha da beklemeye devam edecegiz. Tesekkurler saygilar

      Sil
  28. Hocam konuyla alakasız olacak ama tahvillerin "yeniden ihraç edilmesi" ne anlama geliyor? Bugün bir yatırım bülteninde gördüm ve internette aradım ama tatmin edici bir cevap bulamadım. Sizin cevap vereceğinizi ümit ediyorum. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hazine bir tahvil ihraç ediyor. Vadesi dolarken aynı tahvili yeniden ihraç ederek aldığı parayı ilk sahiplerine ödüyor ve bıu kez yeniden ihraç edilen tahvilin sahiplerine borçlanmış oluyor.

      Sil
  29. Hocam lisede parlak olmayıp ekonomi okuyan öğrenciler çok iyi bir üniversite hayatı geçirmişlerse

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de bahsettiğiniz öğrencilerden birisiyim.. lise mezuniyet derecem çok düşük 5/1,92 dir..işletme fakültesini bitirme derecem ise: 4/3,16 puandır... çünkü lise de çok tembeldim.. ve bunun sıkıntısını da İstanbul'da okumak yerine karadeniz teknikte işletme okuyarak çektim..

      Sil
    2. Belki de o sizin kazancınız olmuştur. Karadenizi görmüş, farklı deneyimler elde etmiş, değişik gözlemler yapmış olabilirsiniz. Bunları belki de ileride daha iyi değerlendireceksiniz.

      Sil
    3. hocam bu arkadaşın okuduğu bölümde iyileri olsada, burada s harfine benzer bir işaret var(integral işaretini kastediyor) diyenide duyulmuştur.

      Sil
  30. hocam, öncelikle bugün ile geçmiş dönem arasında kısa da olsa bir köprü kurarak çok önemli bir konuya yani eğitimi konu edinmişsiniz!... teşekkür ederim!.. hocam, hakikaten de bahsettiğiniz gibi.. mesela ben de maalesef ortaokul ve lise yıllarında özellikle de matematik alanında iyi temel kazanamadım.. bunun sıkıntısını üniversite sınavlarında çok geçtim. sosyal derslerde çok başarılıydım. Türkçe de dahildir hocam!. fakat matematik sıkıntım sebebiyle iktisat yerine işletme bölümünü tercih ettim. ayrıca bir İstanbul üniv. ya da Marmara üniv. ya da mesela bir odtü gibi okullar yerine karadeniz teknikte işletme okumak zorunda kaldım... bu içimde hep bir ukde olarak kaldı.... saygılar hocam.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yukarıda yazdığım yorum ile aynı şeyi söyleyeceğim.

      Sil
  31. Sayın Eğilmez, Matematik öyle bir bilim dalıdır ki, bu alanda ileri gitmiş her birey ve toplum, diğer tüm alanlarda da başarılı olur. Matematikle arasi iyi olanlarin iktisadi seçmeleri ve basşarılı olmaları bu yüzden. Sizin mülkiyedeyken herkesin matematikten kaçarken matematiği seçmeniz aklıma geldi yazıyı okurken. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  32. Hocam siz bir defasında, bir yoruma karşılık olarak hatırlıyorum da, piyasaya yeni çıkan bir kitabı(makroekonomi, mikroekonomi vb.) alır okurum yazmıştınız.Siz elinize aldığınız örneğin; bir mikro iktisat kitabını ne kadar sürede bitiriyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sürekli okuyabilirsem 2 veya 3 gün.

      Sil
  33. Hocam emekliye verilen ikramiyeden,asgari ücretliye verilen zamdan bütçe açığı vermez bu ülke.Nasıl mı verir linkte göreceksiniz zaten yorumu size kalmıs sahsen içim sıkıla sıkıla üç kuruş kazanmak için yıllarını harcayan yeni mezun bir genç olarak izledim denk gelmemiş olsaydım keşke... ahh atam ahh..
    http://www.lacapitale.be/1390176/article/2015-10-05/bruxelles-emine-erdogan-la-femme-du-president-turc-bloque-les-magasins-de-l-aven
    Bu da videosu http://odatv.com/emine-erdogan-belcikada-luks-dukkani-kendisi-icin-kapatti-0510151200.html

    YanıtlaSil
  34. hocam faiz'in teknik analizini yapmak doğru olur mu? tüm zamanların usd faiz grafiğine bakarsak kırılma artış 2017 ye denk geliyor. 80'lerden başlayan düşüş var grafikte inceleyebilir misiniz?

    saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben teknik analiz yapmıyorum. O ayrı bir iş. Yapanların analizlerinden yararlanıyorum. Benim işim makro analiz.

      Sil
  35. Hocam merhaba yazinizi okurken sunu dusundum mevcut sartlarda o parlak cocuk nasil yetisecek. Kim ona matematik ogretecek? Anne olarak gecmis egitim donemime bakiyorum hangi ogretmenden ne vizyon gorecek? Cocugunun potansiyelini gorebilmek cok cok onemli ama kim bu potansiyeli egitebecek? Fazil Say yurtdisinda egitim almasaydi bugun nerde olurdu acaba? Turkiyede o parlak cocuk nasil yetisir? Birgun zamaniniz olursa bu konuda da yazin lutfen. Selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fazıl Say ilk piyano eğitimini Mithat Fenmen'den aldı. Her zaman ondan aldığı eğitimi öne çıkarıyor. İş ki biz iyi eğitimli öğretmenler yetiştirelim.

      Sil
  36. Hocam Merhaba,

    Konu dışı olarak güncel ekonomik sorunlar ile ilgili okuma listesi önerebilir misiniz ? 19.09.2014 tarihinde de ilgili bir yazınız da mevcuttu. O minvalde konuyu nasıl detaylandırabiliriz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir liste vermiştim daha önce: http://www.mahfiegilmez.com/2015/08/ekonomi-ogrencisi-icin-analitik.html

      Sil
  37. Hocam,

    Umarım aşağıda okuyacaklarınızı tehlikeli bulmazsınız ve umarım cevap yazarsınız!

    İktisat 1. sınıftayım.

    Ocak'tan beri sitenizdeki bütün yazıları okuyorum. Nasıl birisi olduğunuzu kafamda az çok şekillendirebildim.

    Fakültemizdeki bütün hocalar, istisnasız, 'parayı merkeze koyarak' bize ders anlatıyor! Yani, parayı, iktisadın içindeki bir enstrüman olarak değil; parayı gaye edinerek derslere katılmamızı, bu şekilde yetişmemizi telkin ediyorlar!

    Fakat sizin yazdıklarınıza bakınca, siz hiç 'paracı' bir akademisyene benzemiyorsunuz! 'Para'nın iktisattaki fonksiyonları neler ise, bütün değerlendirmelerinizi bunun içinde yapıyorsunuz.

    Merak ediyorum Hocam,
    Bizim hocalarımız niye böyle?
    Siz niye böylesiniz?

    Lütfen yanlış anlamayınız, maksadım sizi yıkamak yağlamak, sizi durduk yere göklere sığdıramamak değil.

    Eğer bizim fakültedeki anlayış, diğer üniversitelerin fakültelerinde de varsa; ortada tehlikeli bir hastalık dolaşmıyor mu Hocam!

    (Not: Sorduğum soru 'monetarist policies' ile sınırlı tutulacak kadar dar değil Hocam. Cevabınızı yazarken, meslektaşlarınızı, bu policies i savunuyor olabileceklerinden dem vurarak savunmaya kalkmayınız! 'Para'yı resmen merkeze koyuyorlar ve bizim de böyle yetişmemizi istiyorlar diyorum size! Umarım durumun vahametini anlatabilmişimdir?)

    Saygılarımı sunarım...

    YanıtlaSil
  38. Mahfi Hocam, ben de liseyi fen lisesinde okuduğum için mühendislik ya da tıp seçmek zorundaydım ama bir yandan da iktisata ilgim vardı.Okuduğum mühendislik dalı çok ağır mühendislik dersleri içermese de çok sevemedim.Şu an yine ekonomi ile ilgili bir kamu kuruluşunda çalışıyorum ve ekonomi, maliye çalışmaya devam ediyorum kendi çapımda.

    YanıtlaSil
  39. Mühendisler hep para için seçiyorlar zaten. o yüzden gelişme olmamış. İktisada gelirsek,

    Recep Tayyip Erdoğan gibi bir iktisatçı çıkar memlekete çağ atlatır. Sırf o orada okudu diye Marmara-İşletme tercih ettim... koca reisin oturduğu sıralara oturmak, bastığı yerlere basmak bile bir şeref

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Putlastirma düşüncesinin başlangıcı burası olduğunu tahmin ederim.
      Eğitime bile yanlış başlıyoruz.

      Sil
  40. Ben de on yil once Turkiye'den okumak icin ayrilmis bir mekatornik muhendisi ve akademisyen olarak yazilariniz ilgi ile okumaktayim. Elektrik, elektronik, bilgisayar ve mekatronik gibi dallardan yuksek matematik yetisi ve analitik dusunme kabiliyeti ile mezun olan en parlak ogrencilerin buyuk bir bolumu yurt disindadir. Turkiye'den daha gelismis ve bilime onem veren ulkelerde arastirma-gelistirme muhendisi veya akademisyen olarak calismaktadir. Turkiye'de Aselsan ve Arcelik gibi sayili ornekler disinda yuksek kapasiteli ogrencilerimizin korelmeden calisabilecegi kuruluslar ve dunyada ses getirebilecek akademik calismalar yapabilecegi universiteler cok sinirlidir. Bence bu nedenle biz Turkiye'de elektronik ve benzeri yuksek teknolojili alanlarda bir gelisme gormuyoruz. Sermayenin de cok hizli hareket edebildigi kuresellesmis dunyada yetenek ona en iyi olanaklari veren yere en kisa zamanda gidiyor.

    Yukarida yorum yapan bir arkadasa katiliyorum. Bizim ilk once toplumuzun ortalama insani gelismislik duzeyini yukseltmemiz gerekiyor. Bizse yuksek olasilikla Turkiye'den bir daha gitmeyecek Suriyeli siginmacilari ulkemize alarak bunu daha da dusuruyoruz.

    YanıtlaSil
  41. hocam genelde rusyada kriz çıktıktan 1 sene sonra bizde kriz çıkıyor, sizce neden?rusya sizce şu anda ekonomik krizde mi?kriz olarak değerlendirmek için kriterler nedir mesela? büyük krizleri kastediyorum.
    saygılarımla,

    YanıtlaSil
  42. Mahfi Hocam, yazınızın içeriği ile ilintili bir konuda yazdığım bir yazıyı geçtiğimiz günlerde blog sayfamda paylaşmıştım. Eğitimde, 80'lerden başlayan ve 2002 sonrasında zirveye doğru yol alan bir çöküş yaşadık. Ne acıdır ki, bu çöküşün dip noktasına doğru ilerlemekteyiz. Bu cahiliye döneminde de durumun düzeleceğine dair umutlarım maalesef sıfırlanmış durumda. Kişisel başarılar dahi azalıyor ya da bilimden uzak kriterlere tabi tutuluyor. Türkiye'nin ülke olarak geleceğe dönük başarı şansı yok. Nobel ödülünü bir Türk aldı belki ama ödülün alınışındaki katkı Türkiye'ye ait değil. Dolayısıyla, ödül Türkiye'ye gelmedi. 44 yıldır Aziz Sancar'ın araştırmalarına destek veren ABD'ye ait bir ödül oldu. Maalesef!

    http://ardatunca.blogspot.com.tr/2015/09/kisisel-ve-kitlesel-basar.html

    YanıtlaSil
  43. Hocam, bu konuda üniversitelerin sorumluluk alması İİBF öğrencilerini daha donanımlı yetiştirmeyi gerekir. Ayrıca yeni trendlere baktığımızda davranışsal iktisat ve kurumsal iktisat alanları günümüz ekonomisinin gidişatına daha fazla katkı yapacak gibi görünüyor. Kısacası nasıl Smith'in yetmediği yerde Keynes onun ise yetmediği noktalarda Friedman sahneye çıktıysa günümüzde ki değişim de matematiģin tamamen amaç haline getirildiği bu iktisat anlayışının orta vadede populerligini yitirecegini işaret ediyor. Bir gün iktisat mezunlarının rakibi psikologlar, sosyologlar ve hatta norologlar olacaktır. İktisat öğrencilerinin kendilerini bu alanlarda ayrıca eğitmesi onların faydasına olacaktır . Saygılarımı sunuyorum. Güzel yazınız için de teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  44. Saygıdeğer Hocam, bu yazınızı okuduktan sonra kendime her gün sorduğum bir soruyu, affınıza sığınarak, size sormak istiyorum: Eğer zamanı geriye alma şansınız olsaydı yine iktisat ve maliye mi okurdunuz yoksa tıp ya da mühendisliği mi tercih edersiniz? ( Bu soruya vereceğiniz yanıt bende de bir şeylerin netleşmesine neden olacak. Fikirlerinize çok değer veriyorum.) Şu an 25 yaşındayım ve her geçen gün iktisat okumuş olmamın verdiği gurur yerini pişmanlığa okuyor. Yaşım uygun olsa gayret edip üniversite sınavına tekrar hazırlanmak ve tıp okumak istiyorum. Zira doğal bilimler, sosyal bilimlerden daha fazla ilgimi çekiyor. Lisedeyken ne yanlış tercihler ne büyük hatalar yapmışım. Bedeli çok ağır oldu...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...