19 Kasım 2015 Perşembe

Yapısal Reformlar Listesi

2016 yılı gelişme yolundaki ülkeler ve özellikle de dış finansmana bağımlı ekonomiler açısından çok zor bir yıl olacak. Bu ekonomiler arasından pozitif olarak ayrışabilmek için zaman geçirmeden bir yapısal reform takvimi ilan edilmesi gerekli bulunmaktadır. Reform alanlarını aşağıda sunuyorum.
Yapısal Reform
Durum
Yapılacak reformlar
Anayasa
Mevcut Anayasa uygulanmıyor, uygulansa da çağdaş dünyaya uyum sağlamaya yeterli değil.
Çağdaş dünyaya uygun bir anayasa yapılmalı ve uyulmaması halinde cezalar net bir biçimde belirtilmeli.
Yargı sistemi
Bağımsız değil. Bu sistem düzelmeden çağdaş uygarlığı yakalamak mümkün değil.
Yürütmeden bağımsız yargı sistemine geçilmesi gerekir. HSYK’da hükümet temsilcisi olmamalı.
Eğitim reformu
Ezbere dayalı bir eğitim sistemi uygulanıyor. Eğitimini tamamlayan gençler analiz yapmayı bilmiyorlar. O nedenle buluş yapan kuşaklar yetiştirilemiyor.
Bilimsel, sorgulayıcı, analitik düşünmeye yönelik bir eğitim sistemine geçilmeli. Felsefe, psikoloji, sosyoloji, mantık, biyoloji dersleri lisede zorunlu olmalı. YÖK kaldırılmalı, üniversiteler özerk yapılara dönüştürülmeli.
Mali sektör reformu
2001 krizi sonrasında büyük ölçüde yapıldı.
Banka ve sigorta muameleleri vergisi kaldırılmalı.
Vergi reformu
Toplam vergi tahsilâtının % 30 – 35’ i dolaysız, % 65 – 70’i dolaylı vergilerden oluşuyor. Bu, gelir dağılımı adaletsizliğini körüklüyor.
Vergi tahsilâtında oranların % 45 – 50 dolaysız, % 55 – 50 dolaylı vergilerden oluşacak biçimde sistem reformu yapılması gerekiyor.
Bütçe reformu
2001 krizi sonrasında reform yapıldıysa da bütçe dengesi hala bir seferlik gelirlerle sağlanıyor.
Bütçenin bir seferlik gelirlerle finanse edilmesi uygulamasının azaltılarak sürekli gelirlere ağırlık veren bir yapıya kavuşturulması gerekiyor.
Yerli üretimi geliştirme reformu
Teşvik sistemi uygulanıyor ama etkin olmadığı gibi tam olarak hangi amaca yöneldiği de net değil.
Geçici ve kısmi ithal ikamesi yöntemiyle, içeride üretilmesi mümkün olduğu halde ithal edilen malların üretilmesini sağlamak için teşvik sistemini etkin biçimde kullanma hedeflenmeli.
Kayıt dışılığın önlenmesi
Vergi dışılık yaygın bir görünüm sergiliyor. Bu yaygınlık kayıt dışılığı da büyütüyor.
Etkin vergi yönetimi ve bağımsız vergi denetimine geçiş gerekir. Vergi Denetim Kurulu, idareden bağımsız olmalı.
Tarım ve Hayvancılık sektörü reformu
Temel tarım ürünlerini ve hayvansal ürünleri ithal eder konuma geldik.
Tarım ve hayvancılıkta önemli ölçüde kendine yeten bir ekonomi durumuna gelmeyi hedeflemek gerekiyor.
Enerji üretimi
Akarsulardan enerji elde etme alanı başta olmak üzere bu alanda oldukça girişim var.
Güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının daha fazla kullanılmasının teşvik edilmesi gerekir.
Sosyal güvenlik ve sağlık reformu
Sosyal güvenlik sistemi ve sağlık sistemi açık vermeye devam ediyor.
Sistemin açık vermesinin önlenmesi için primler ve sağlık giderlerine katılımlar gözden geçirilmeli, emeklilik düzenlemesi yenilenmeli.
Bağımsız kurumlar
Yürütmenin müdahalesi söz konusu olmaya devam ediyor.
İdari, mali ve hukuki çerçevede bağımsız hale getirilmeliler.
AB üyeliği
Son derecede ağır yürüyen bir müzakere süreci içinde bulunuluyor.
Müzakere sürecini hızlandırarak AB üyeliğini bir an önce sonuçlandırmak temel hedef olmalı.

Özellikle Fed’in faiz artırmasından sonra (ki bu artışlar sık veya gevşek aralıklarla devam edecek) gelişme yolundaki ülkelere yönelik kaynak akımlarında ciddi gerilemeler ortaya çıkacak. Bu akımlara bağımlı ekonomilerden birisi de Türkiye. Dolayısıyla dış kaynak akışındaki gerilemeden fazlasıyla etkileneceğiz. Bunu önlemenin yolu yukarıda değindiğim yapısal reformları bir takvime bağlayarak ilan etmekten geçiyor. Örneğin Anayasa değişikliğinin bütün siyasal partilerin katılımıyla 6 ay içinde tamamlanarak yürürlüğe gireceği ilan edilmelidir. Burada en önemli konu bütün partilerin katılımıdır. Aksi takdirde buradaki çaba reform özelliğini kaybeder. Örneğin yargı sistemi reformu hemen başlatılıp üç ay içinde sonuçlandırılmalıdır.

Bu adımlar Türkiye’ye dünyada büyük itibar kazandırır ve içinde bulunduğu gruplardan pozitif ayrışmasını sağlar.

Türkiye bu reformları yapma şansını ilki Menderes döneminde, ikincisi Özal döneminde ve üçüncüsü de Erdoğan döneminde olmak üzere üç kez yakaladı ve ne yazık ki kullanamadı. Bu üç dönemde bazı alanlarda reformlar yapıldıysa da bunlar bütünsel bir sistem reformuna dönüşmediği için yapısal değişimi getiremedi.

Yapısal reformları yapmanın en iyi yolu sıkıntıdan çıkış dönemleridir. Türkiye bu dönemi son olarak 2004 – 2008 arasında yaşadı ve reform fırsatını kullanamadı. Bugün sıkıntıdan çıkış döneminde değiliz. Sıkıntının içindeyiz. Büyümemiz düşmüş, enflasyonumuz yüksek, işsizlik oranımı artmış ve cari açığımız düşmüş olmasına karşın hala yüksektir. Yapısal reformlar için ortam çok uygun değil. Ama başka da çaremiz yok. Çünkü 2016, bizim de aralarında bulunduğumuz gelişme yolundaki ekonomiler için sıkıntılı bir yıl olacak. Bizim bu gruptan pozitif olarak ayrışmamızın tek yolu yeni bir öykü sunmaktır. O da bütün dünyanın konuştuğu ama yapamadığı yapısal reformlardır. Biz buna girişirsek önümüzde başka bir dünya açılabilir. 

148 yorum:

  1. Hocam BSMV'nin kaldırılmasının gerekçesini paylaşmanız mümkün müdür?
    Teşekkürler,

    YanıtlaSil
  2. BSMV, sonuçta faizin yükselmesine yol açan bir vergidir. Bankalar kazançlarından zaten kurumlar vergisi ödüyorlar. Bir de ayrıca yaptıkları her türlü işlemden dolayı BSMV ödüyorlar. Ve tabii bu vergiyi üstlerinde tutmamak için de kredi faizine yansıtıyorlar. Sonuçta BSMV, kredi faizlerini artıran bir vergiye dönüşüyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yani Mali Sektor'de baska bir reform kalmadi da bankalarin karlari mi problem oldu? Su 'banka seviciliginizi' anlayamiyorum. Tamam calistiginiz medya grubunun bankasi var(di). Ama baska bir sebebi olmali. Sayet boyle bir 'affiliation'niniz varsa belirtir misiniz?

      Sil
    2. Benim kimseyle affiliation'ım filan yok. Çalıştığım medya grubu filan da yok. Ben orada yorum yapıyorum. Ama sizin konuyu bilmediğiniz anlaşılıyor. Bankalar BSMV'yi ödeseler de vatandaşa yansıtıyorlar. Sonuçta o vergiyi banka hizmetlerinden yararlanan vatandaşlar ödüyor. Bunları bilmediğiniz için saçma sapan suçlamalara giriyorsunuz. Okuyun öğrenin sonra suçlayın.

      Sil
    3. e hocam bu mantıkla kurumlar vergisini de yansıtıyorlar he kurum ödediği vergileri fiyata yansıtır enflasyonu arttırıyor diye vergileri kaldıralım mı zaten bsmv çok düşk bi oranda alınıyor

      Sil
    4. Çok mantıklı konustunuz hocam tebrik ederim.

      Sil
    5. Hocam çok haklısınız, buna kkdf de eklenebilir sonuçta 0.05 bsmv bireysel kredilerde 0.15 kkdf eklenmektedir ,

      Sil
    6. Hocam banka çalışanı olarak söylüyorum, bsmv konusunda çok haklısınız, hatta bunlara kkdf yi de eklemeliyiz diye düşünüyorum

      Sil
    7. Sacma sapan demenize hic anlam veremedim ve yakistiramadim. Yoksa yok. Bu ve faiz uzerine olan yorumlariniz bende boyle bir suphe uyandirdi. Size de aciklama firsati vermis oldum, bundan rahatsiz olmak soyle dursun tesekkur bile etmeniz lazim. Disaridan nasil algilandiginizi gosteren bir yorumdu. Sonucta algi yonetimi dunyasinda yasiyoruz, kurumlar hedeflerine ulasmak icin her stratejiyi izliyorlar ve bloglarla kitleleri yonlendirmek de batida cok kullanilan bize de yavas yavas bulasan bir metod.

      Ayrica cevabiniz da hic tatmin edici degil. Recep Ozdemir'in de dedigi gibi zaten her vergi fiyatlara yansiyor. KDV de, OTV de. Kaldi ki KDV indirimi yapilinca fiyatlara yansimadigi gibi BSMV kalkinca da emin olun bu bankalarin ucretlerine ve oranlarina yansimayacak, direk ceplerine kalacak. Aksini dusunuyorsaniz baska bir dunyada yasiyorsunuz. En asli gorevi olan bakiye sorgulamadan bile ucret talep edebilen bir orgutten bahsediyoruz, ne rekabet kurumu, ne mahkemeler, ne BDDK kontrol edebiliyor, bahsettiginiz ahbap cavus kapitalizminin bayraktaridir bankalarimiz unutmayin.

      Sil
    8. Siz beni bankalara kıyak çekmekle suçlayacaksınız, yorum yaptığım kanalın banka ilişkisi nedeniyle bunu önerdiğimi ima edeceksiniz ben tepki verince yakıştıramayacaksınız ne güzel. Benim görüşüm beni bağlar, siz kendi görüşünüzü yazdınız da yayınlamadım mı burada? Ya da siz kendi görüşünüzü yazınca ben de sizi reel sektörle affiliation içinde olmakla mı suçladım? Saygı çerçevesini aşarsanız cevabını da alırsınız hiç kusura bakmayın.

      Sil
    9. hakikaten saçma sapan bir yorum bu.. bsmv nin kaldırılması bankanın karlılığına etki etmez. hoca.yı banka seviciliğiyle suçlarken,konuya hakim bile değilsiniz.

      Sil
    10. Bankaların esas gelir kaynağı para alıp satmak üzerindendir. Bu nedenle tüketici yani paranın alıcısı için en uygun koşulu sağlayan banka avantajlı konuma geçer. BSMV krediye %5 civarı yansıtılan bir değer diye biliyorum. BSMV kalkarsa ve bu nedenle diyelim ki %10 olan bir faiz değerini %9.75 gibi sunmak olanağı bile doğarsa bankalar "faizi değiştirmeyip bu kalkan vergiden bana kalan parayı cebe mi atayım yoksa tüketiciye olan yansımasını yok edip daha uygun faiz mi vaat edeyim?" derse tercihi ikincisi olacaktır. Yani kalkan verginin yaratacağı baskı tüketiciye olan maliyeti indirme yönünde olacaktır. Çünkü bu şekilde yeni tüketici kazanılabilir. Kazanılamayan yani mevcut tüketiciden gelir elde etmek pek olası değil. Tüketici kendine en uygun değeri sunan bankaya yönelir.

      Bu nedenle ben de olası vergi indirmelerinin tüketiciye düşüş şeklinde yansıyacağını düşünüyorum.

      İ.İ.

      Sil
    11. Bu konuda tuketim urunlerinde yapilan arastirmalar da varmis:
      http://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/9a701c57-8770-4c48-bba6-b19a7a9b47ae/ercan_turkan_vergi.pdf?MOD=AJPERES&CACHEID=ROOTWORKSPACE9a701c57-8770-4c48-bba6-b19a7a9b47ae

      Sonuc, ilk bir iki ay indirimin fiyatlara yansidigi, daha sonra 'duzenleme' yapildigi olmus. Kimi urun gruplarinda hic yansimamis. Bunlar tuketim urunleri icin olan calisma. Hemen hepsi tam rekabet icinde olan urunler. Bir de bankalari dusunun, Turkiye bankalari ve rekabet!? Hem hemen hepsi halka acik sirket, o yuzden karliliklarini en cok arttirmak zorunda olan sirketler. Cok da iyimser olmayin tahminlerinizde bence.

      Ayrica bir de 'konuya hakim' olan arkadaslar bir malin/urunun fiyati dustugunde satan kurumun karinin degismeyecegini dusunuyorlarsa ekonomi konusundaki hakimiyetlerini bir gozden gecirsinler. Ciro nedir, kar nedir, hasila ve kar maksimizasyonu, fiyat elastikiyeti nedir bir ogrensinler. Eger bir sirket 1 TL karla 100 birim sattigi urunu gene 1 TL karla 200 birim satarsa karinin etkilenmeyecegini saniyorlarsa, mantik silsilelerini bir an once degistirsinler, ondan sonra bir sey ne kadar sacma ne mantikli karar verirlerse bosa lakirdi etmemis olurlar.

      Hocam siz de hem sorgulayin diyorsunuz, sorgulayinca da bozuluyorsunuz. Keske herkes kim neyi neden soyluyor ajandasi nedir daha fazla sorgulasa. Saygisizlik ettigimi dusunmuyorum. Cunku bir insanin bagli bulundugu ya da menfaat elde ettigi kurumlarin lehine dusunmesi cok normaldir, ancak etik degerlerden dolayi bu bagliligi belirtmesi dogru olandir. Bunu sorgulamak saygisizlik degildir. (Ayrica yorum yaptiginiz medya kurumunun belki maddi olmasa bile size taninirlik acisindan dolayli menfaat sagladigini inkar edemezsiniz.) Ben sizin boyle bir aciklamanizi gormedim. Simdi siz bir bagliliginiz olmadigi halde bu kurumlarin lehine yorumlarda bulunuyorsunuz. Bu da aslinda yorumlarinizin kredisini daha da arttirir. Benim buna uzuldum dogrusu tepkim bundandir.

      Sil
    12. Ne yazık ki insanlar konu banka olunca kendi yaşadıkları deneyimlerin de etkisiyle olaya salt bireysel bankacılık penceresinden bakma eğilimindedirler. Gerçekte bankaların ticaret hayatında oynadıkları rol önemlidir. Nicelik olarak bireysel işlemler çok olsa da nitelik olarak kurumsal işlemler ağırlıktadır.

      Yeni yatırımların finansmanından eksik işletme sermayesinin tamamlanmasına, uluslararası ödeme sistemlerine aracılık etmekten güven unsurunun teminine kadar bankalar ticaret ve üretimde birçok işlevi yerine getirmektedir.

      Değerli Mahfi Hocamın BSMV'nin kaldırılması yönündeki görüşüne ticari işlemler açısından katılmakla birlikte söz konusu verginin bireyselde korunması gerektiğini savunuyorum.

      Mahfi Hocam, kimileri sizi görüşlerinizden ötürü yaftalayabilir. Ne olur doğru bildiklerinizi söylemekten çekinmeyin. Bizlere ilham kaynağı oluyorsunuz.

      Sil
    13. Bu kişi, (bana göre eziklik göstergesi olan) yazdıklarının arasına "affiliation" gibi yabancı bir sözcük sokuşturarak aklı sıra çokbilmişlik taslıyor. Üstüne üstlük yapılabilecek en kolay işi, çamur atıp sizden savunma bekleme işini yapıyor.

      Sil
    14. Kimseye eleştiri ya da sorgulama dolayısıyla kızdığım yok. Benim kızdığım şey adını açıklamadığı halde buradan bir takım imalarla saygısızca yorum yapılması. Bu eleştiriye tahammülsüzlük değil saygısızlığa tahammülsüzlüktür. BSMV'nin kaldırılmasına şu şu nedenlerle karşıyım diye anlatan ve size katılmıyorum diyen birisine niçin kızayım? Herkes görüşünde özgürdür. Eğer haklıysa hak da veririm. Ve onun reel sektörde bankalara borcunu ödeyememiş bir şirketle affiliationu olduğunu da düşünmem.

      Sil
    15. Arkadasin konuyu bilmedigi aşikar.
      Ayrica bsmv düşük oranda da alinmiyor %15 dolayinda aliniyor ve bunu da maliye de yansitma dediğimiz olayla tüketiciye yani kredi kullananlara yansitiyor.
      1. Hocam, dediginiz gibi bsmv düzeltilmeli fakat bu düzeltilirken bankalarin bunlari kredi kullananlara yansitip yansitilmadigida kontrol edilmeli.
      2. Kkdf de benze düzeltilmeli.
      3. Bankalarin yapmis olduklari kesintiler sigorta vb. Bunlarida düzeltmek gerekiyor bence.
      4. Bankalarin ödemis olduğu vergiler konusunda bence bastan aşagi bir düzenleme yapilmali.

      Sil
  3. Sosyal güvenlik ve sağlık reformu için 'sistemin açık vermesinin önlenmesi için primler' gözden geçirilmeli diye yazmışsınız da, sizin GSS (Genel Sağlık Sigortası) adlı soygundan haberiniz var mı Hocam!

    Askerden 5 ay önce döndüm, iş arıyorum, 'GSS prim borcu' adlı ucube bu sürede bana haber verilmeden birikmeye başlamış!

    Şimdi kara kara düşünüyorum, ben bu prim borcunu nasıl ödeyeceğim!

    'Gelir testinden sonra borç ödemezsin.' dediler. Gittim gelir testi yaptırdım, bu kez her ay 150 küsür TL'yi ödemem gerektiği, ödemediğim taktirde borcun birikeceğini söylediler. Peki dedim, önceden hangi sınırda birikiyordu, 230 TL ile her ay birikmiş. Gelir testinden sonra 150 TL'ye düşürdüler her ay meblağını.

    Birikmiş prim borcunu ödemezsem sağlık hizmeti alamayacağımı söyleyip beni tehdit ediyorlar!

    Ne yapayım şimdi!

    İş arıyorum iş yok!

    Hasta olursam. tedavi yok!

    Ne yapayım, öleyim mi!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu durumu biliyorum. Bir kaç kez de yorum olarak yazdım. Burada bir haksızlık var ama ne yazık ki itirazlara karşın uygulama aynen devam ediyor.

      Sil
    2. davudoğlu seçimden önce birikmiş borçları kaldırdı. işsizlerden prim alınmasını engelleyecekleri vaadinde de bulundu diye hatırlıyorum. bi araştırın derim.

      Sil
    3. İşsizden prim alınmasını engelleyecekse, GSS Primi kalkacak demektir. Zira işi olan zaten SGK'ya prim ödüyor, işsiz olan GSS ödüyor.

      Sil
    4. Alper Bey,seçimden önceki borçların kaldırıldığı bilgisi şu an için doğru değil.Mezuniyet sonrası yaklaşık altı ay iş aradım.Bu sürede biriken borçlarım halen durmakta.

      Sil
  4. Hocam Damga Vergisini unutmuşsunuz... İnsanların imzaladıkları hatta bazı durumlarda imzalamadıkları belgeler üzerinden vergi alınıyor.

    YanıtlaSil
  5. Sayin Hocam,

    Diger ulkeleri bilmem. Turkiye, duzeltilecegi one surulen X icin 20X farkli konuyu iceren torba yasalarin, gundem A ile oyalanirken gecirilen B yasalarinin ulkesi. Hukumet milletvekillerinin oylama yaparken kendi iradelerinin olmadigi bir ulke. Son yillarda gucler ayriliginin muthis bir saldiri altinda oldugu bir ulke.

    Bu sartlar altinda, anayasa degisikligi yapilacak son sey olmali. Akli basinda herkesin anayasayi duzeltecegiz diyenlere inanmayarak tepki gostermesi lazim. Anayasaya uyulmadigi tespitinize sonuna kadar katilmakla beraber, bu sorunun bu sartlarda cozumunun anayasayi degistirmek olduguna maalesef katilamiyorum. Mevcut ortamda bu dusunce bana fazla naif geliyor.

    Bu arada yazilariniz icin cok tesekkurler. Ilgi ile takip ediyorum.
    Saygilar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    2. Bu endişeleri ben de taşıdığım için zaten mevcut anayasa uygulanmıyor ki yenisi uygulansın diyorum.

      Sil
    3. Sayin Hocam,

      Anayasa, evrensel ilkeleri zamane sartlarindan bagimsiz bir sekilde guvence altina almasi gereken bir sozlesme. Neye dayanarak mevcut sartlar altinda duzgun bir anayasa yapilabilecegini, hadi yapildi varsayalim, bu anayasaya ardindan gereken itimatin gosterilecegini dusunuyorsunuz? Gercekte bu anayasa yapilirsa kim yapacak, niye yapacak, kim oturup evrensel degerleri tartisacak, kim mecliste oylayacak, kim koruyacak, kim itimat edecek, hangi kurum uygulayacak?

      Anayasaya uyulmamasi sorununun ozu acikca belli ki mevcut anayasanin kotu olmasi degil, uymayanlarin carpik yonetim anlayisi. Sorun anayasada olsaydi sadece "kotu" ya da "tarihi gecmis" maddelere uyulmaz, digerlerine itimat edilirdi. Sorun evrensel ilkelere zerre saygisi olmayan, isine gelmediginde yeni anayasaya da uymayacak yoneticilerde. Anayasa degisikligine niyet bile etmeden once basta yargi olmak uzere kurumlarin guc ve itibar kazanmasi lazim. Gucler ayriliginin yeniden tesis edilmesi lazim. Aksi ise yangina korukle gitmek.

      Saygilar.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Sn. Eğilmez.

      Herkesin bir model arayışı var ülkeye,ama fikirler farklı ama anayasal Türklük ve laiklik dışında herhangi bir anayasa bu ülkeyi bugünlerden daha kötü hale getirir. Çatısız,omurgasız bir durum alır. Fazla da yüreceğini sanmıyorum. Mevcut hükümet din ve ekonomik baskılar ile götürüyor kitleleri ama işler kötüye sararsa mevcut hükümet te din ve ekonomik baskı ile tutamaz. Gitmez zannımca.

      TR zaten etnik kavgalardan sonra kurulmuş azıcık Türk çoğunlukla anayasal Türklük temelinde bir ülke. TR'nin bölgedeki Türkler konusunda yapmış olduğu ikili-üçlü kültürel ve siyasal garantörlük anlaşmaları var. Yani Bulgaristan Türkleri 1990'da boşuna mı TR'ye geldiler ?

      Sn.Eğilmez bir de,Cumhurbaşkanı dün yine faizin yatırımın önündeki en büyük engel olduğundan bahsetmiş. Faiz yükü yatırım içinde %5'ler diye biliyorum,tam olarak bulabileceğim bir yazı,kaynak var mı ?

      Saygılar.

      Sil
    6. Faiz konusu bir şehir efsanesi ve takıntıdan ibarettir. Haklısınız.
      Merkez Bankası'nın bir araştırmasına göre faizin toplam maliyetler içindeki payı % 3,6'dır. Bu yazımda o araştırmanın dökümü var: http://www.mahfiegilmez.com/2015/08/ekonomide-analitik-dusunme-dersleri-4.html
      Yatırımın önündeki en önemli engel kurların belirsizliğidir.

      Sil
    7. sayın candan atadostu ben her türlü biata karşıyım bu atatürk de olsa. Dincileri biatçı diye fişliyorsunuz siz de atatürk biatçılığı yapıyorsunuz kürt sorununun temel nedeni atatürk ve ismet döneminde uygulanan politikalardır: asimilasyon ve yok etme politikaları. Atatürkü sevmiyorum sevmek zorunda da değilim biat da etmiyorum her amerikalının george washington'ı, her fransızın de gaulle'ü sevmediği gibi

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    9. "Nihai hedefi, yani gerçek hedefi birbirimizden saklamaya çalışıp birbirimizi kandırmaya çalışmak boşunadır." Yalın anlatımınız için teşekkürler.

      Sil
    10. Candan Atadostu 18:41

      Çünkü ben biliyorum ki; onu sevmeyen insanlar hiç istisnasız ya din yada ırk sebebiyle sevmiyordur. Dolayısıyla ya dincidir ya ırkçıdır.

      Siz tam bir showman'siniz sayın Atadostu! "Atatürk-çü"lük biblonuzu vitrininize koyarak gösteriş peşindesiniz! Bir "İslam-cı"dan, bir "Hristiyan-cı"dan, bir "kapital-ist"ten, bir "komün-ist"ten, "Kürt-çü"den zerre farkınız yok!

      Bir devletin içinde "Tarihte şimdiye kadar olmayan" bir başka devlet kurmaya çalışma sorunu vardır.

      Diyelim ki tarihte şimdiye kadar olmadı; bundan sonra olmasında hiçbir sakınca yok!

      Biblonuzla gösteriş yapmaktan vazgeçiniz! Çocuklaşmayınız!

      Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır! sözünü hatırlayınız!

      Sil
    11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    12. Candan Atadostu 11:08

      'Ad hominem' konusunda bir uzmansınız!

      Bir çocuktan farksızsınız! İşte ispatı: "'Diyelim ki tarihte şimdiye kadar olmadı; bundan sonra olmasında hiçbir sakınca yok' sözünüz ise, sizin Türkiye toprakları üzerinde Kürdistan devleti kurma meraklısı bir Kürt ırkıçı olduğunuzun delili olduğu gibi, aynı zamanda da benim 'Onu sevmeyen insanlar hiç istisnasız ya din yada ırk sebebiyle sevmiyordur' sözümün haklılığının ispatıdır."

      Cımbız kullanma konusunda da oldukça maharetli olduğunuz aşikâr!

      Ne yazmıştım 22.52'de: Siz tam bir showman'siniz sayın Atadostu! "Atatürk-çü"lük biblonuzu vitrininize koyarak gösteriş peşindesiniz! Bir "İslam-cı"dan, bir "Hristiyan-cı"dan, bir "kapital-ist"ten, bir "komün-ist"ten, "KÜRT-ÇÜ"den zerre farkınız yok!

      Dikkat ederseniz {{ "KÜRT-ÇÜ"den zerre farkınız yok! }} kısmını da ekleyerek, "Kürt-çü"lükle de hiçbir ilgim olmadığını açık açık yazdım! Tıpkı "Türk-çü"lükle ilgimin olmaması gibi! Fakat sizin gibi bir 'ad hominem' ustası "bir Kürt ırkıçı olduğunuzun delili olduğu" kısmıyla hiddetini ifşa etti!

      "Atatürk"ü sevip/sevmemek başka!
      "Atatürk-çü"lük neferi olup/olmamak başka!

      "Ve böyle ırkçıların, 'Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır' sözünü başkalarına hatırlatmaya çalışması ise, ırkçılıktan dolayı, başka ırkların milli duygularını köreltmeye çalışma amaçlıdır ve bir ırkçının bu sözlerden bahsetmesi büyük bir ironik komedidir."

      Yazımın girişinde 'ad hominem' konusunda bir uzman olduğunuzu hatırlatmıştım. Bir üst paragrafta, tırnak içindeki cümleleriniz, 'ad hominem' uzmanlığınızın ispatının katmerlisi!

      "Atatürk-çü"lük biblonuzu vitrininize koyarak gösteriş peşindesiniz Candan Atadostu!

      Tevfik Fikret'i örnek alınız!

      Sil
    13. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    14. (1/2)

      Candan Atadostu 18:38

      22 Kasım 18:41'de yazdığınız "Bir devletin içinde 'Tarihte şimdiye kadar olmayan' bir başka devlet kurmaya çalışma sorunu vardır." cümlenizle; "Türk-çü"lüğe meyilli bir kişi olduğunuzu deklare ettiniz! "Atatürk-çü"lük tabiri ise kullandığınız bir biblo! Yıllardır bu bibloyla beyninizi uyuşturduğunuz için gelmekte olanı görmeyi istememenizdeki ısrarı gayet iyi anlıyorum!

      "Türkiye Cumhuriyeti" isimli ülkede; Müslüman ve sünni ÇOĞUNLUK + "Atatürk-çü" düşüncelerle okullarda (ve hayatın her saniyesinde) doktrine edilen nesillerin oluşturduğu ÇOĞUNLUK mevcuttur!

      Özellikle bu iki ÇOĞUNLUK dışında kalan her kesim, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" tarafından istisnasız, elemeye, pıstırılmaya, döndürülmeye, değişmeye, unutmaya, ÇOĞUNLUK'un tahakkümüne boyun eğmeye ve en acısı ölüme maruz kalmaktadır!

      24 Kasım 22:52 ve 27 Kasım 17:21'de yazdığım üzere (cımbız kullanma konusunda da oldukça maharetli olduğunuz aşikâr!) "Türk-çü", "Kürt-çü", "İslam-cı", "Hristiyan-cı" ve yüzbinlerce "-cı", "-ci", "-cu", "-cü" türevi değilim! Çünkü en başta, "Atatürk-çü"lük biblonuzla sizin eğilim göstermeniz gibi, "ırkçı" değilim! "Tevfik Fikret'i örnek alınız!" diye boşuna yazmadım!

      "Ben en az 10bin yıllık insanlık tarihini çok iyi derecede bilirim. Tarihte şimdiye kadar kan dökülmeden tek bir devlet kurulamamıştır. Oluk oluk kan dökülmeden ne etnik, ne de din devleti var olabilmiştir. Bunu bilmeyecek kadar cahil olmadığınızı varsayarak söylüyorum : Dünya tarihinde, kan dökülmeden masa başında kurulmuş devlet görülmediği için, herhangi bir ırk adına yeni bir devlet kurulmasını onaylayan kişi, bu ırkın devlet sahibi olması adına, oluk oluk kan dökülmesini onaylayacak kadar ırkçıdır."

      Gelmekte olanı görmeyi istememenizdeki tüm deliller; yukarıda tırnak içindeki ifadenizde var!

      Sizin gibi tarih madenciliği yapmaya kalksam bu site o ağırlığı taşıyamaz, çöker!

      Sonuç ne?

      Sil
    15. (2/2)

      Sonuç:

      Her kitle (halk), ayrıma, kıyıma, kırıma maruz kalmadan: Her kitle (halk) OTONOM YÖNETİM HAKKINA SAHİP OLMALIDIR! SADECE "TÜRKİYE CUMHURİYETİ" İSİMLİ ÜLKEDE DEĞİL, DÜNYADA DA!

      "OTONOM YÖNETİM HAKKI" DENEN KELİMELER GRUBUNDAKİ SON KELİMEDE (YANİ "HAKKI" KELİMESİNDE) SORUN VARDIR!
      ÇÜNKÜ: HİÇBİR DEVLET HİÇBİR KİTLEYE (HALKA) HİÇBİR "HAKKI" BAHŞEDEMEZ!
      ÇÜNKÜ: DÜNYADAKİ HİÇBİR DEVLET MEŞRU DEĞİLDİR!
      ÇÜNKÜ: DÜNYADAKİ HER DEVLET SADECE AMA SADECE "TAHAKKÜM MAKİNELERİ"DİR!

      KİTLELER (HALKLAR); KENDİ KENDİLERİNİ YÖNETME "HAKKI"NI HİÇKİMSEDEN ALMAZ! BU; DOĞUŞTAN GELEN BİR HAKTIR!

      FAKAT: YÜZYILLARDIR, DÜNYA GENELİNDE, (GENELLİKLE) "TEMSİLİ DEMOKRASİ" ADLI SİSTEMLE DEVLETLER TEŞKİLATLANDIĞINDAN; "OTONOM YÖNETİMLER" DENEN HAKİKİ ÖZGÜRLÜĞÜN UYGULANMAYA BAŞLANMASI İÇİN; "TEMSİLİ DEMOKRASİ" TEMELİNDE ÖRGÜTLENMİŞ DEVLETLERLE MASAYA OTURULUP, GEÇİŞ DÖNEMİ BOYUNCA, KANA, ŞİDDETE, ÖLÜME ASLA AMA ASLA MAHÂL VERMEDEN SONUCA ULAŞILABİLİR. BU SONUCUN; 10BİN YILLIK İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA GÖRÜLÜP GÖRÜLMEMİŞ OLMASININ, MEVCUT HÂLDE, ÖNEMİ YOK! 1492'DE COLUMBUS AMERİKA'YA AYAK BASTIĞINDA "iPhone" YOKTU; AMA BUGÜN VAR!

      "Dünya tarihinde, kan dökülmeden masa başında kurulmuş devlet görülmediği için..." ifadeniz; tarih madenciliği yaparak, kendinize tırım tırım dayanak noktası aradığınızın ispatı! Yukarıda boşuna yazmadım; gelmekte olanı görmeyi istememenizdeki ısrarı gayet iyi anlıyorum!

      Artık (şahsınızın ifadesiyle) "masa başında" her tür yönetim, demokratik (müşterek) karar alınarak kurulabilir! "10bin yıllık insanlık tarihi"; 2015 itibariyle de tıpatıp aynı olacak, diye bir dayatma olamaz! Bu dayatma; en başta "tarih bilimi"ne aykırı!

      "Tarihsellik ve dönemsellik" kavramlarını bilmeyecek kadar cahil olmadığınızı varsayarak söylüyorum:
      Gelmekte olanı görmeyi isterseniz; "Atatürk-çü"lüğünüzü (dikkat buyurunuz "Atatürk"ü değil!) tekrar sorgulamanız gerekmektedir!

      Biblonuzu bırakıp; "otonom yönetim"in ne demek olduğunu öğrenmeye başlayacak kadar aktif bir kişilik olduğunuzu tahmin ediyorum.

      "Kürdistan" isimli bir ülke kurulursa eğer; dikkat edin bakalım oradaki "yönetim mekanizması" ve "yönetim anlayışı" nasıl olacak!

      "Etnisite isimleriyle anılan halklar" ile "Devletlerin tahakkümü"nü birbirine karıştırmayınız!

      Endişelenmenize gerek yok:
      Fatih Sultan Mehmet, Oliver Cromwell, George Washington, Atatürk, Mohandas Gandhi, Ho Chi Minh gibi isimler nasıl şimdiye kadar saygı gördü ve saygı görmeye devam edecekse; Selahaddin Eyyubi, Musa Anter, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya, İsmail Beşikçi, Tahir Elçi gibi isimler de şimdiye kadar saygı gördü ve saygı görmeye devam edecek!

      Bu size son yazımdır ve şimdiye kadar yazdıklarım ise siz anlayasınız diye değil, okuyan başkaları varsa, "tarihsellik ve dönemsellik" kavramlarını iyi anlasınlar ve "onun bunun 'Atatürk-çü' biblolu çoğunlukçu tuzakları"na düşmesinler diyedir!

      Sil
  6. Hocam çok eksiğimiz var, zaman az. Bu sınavdan geçemeyiz biz, bütünlemeye kaldık bence.

    YanıtlaSil
  7. Hocam özellikle gelir dağılımında kesinlikle bir düzenleme yapılmalı zaten orta gelir tuzagına takılmıs ve gini endeksi hala 0.40 larda olan bir ülke olarak acilen uretimi arttirici etkilerle once gelir pastamızı buyutup daha sonra bunu daha adilce paylasmayı ogrenmeliyiz yoksa 21. yy bir sınıf savasımları tarihi olabilir. Bugün Türkiyenin sayılı zenginlerinden Ali Koc bile bu tehlikenin ve adletsizligin farkındaki adaletsizligin kazanclı tarafında olmasına rağmen gelecek için endiselenerek uygulanan kapitalist sistemi elestirmekte. Artık piyasada o görünmez elin yerini biraz daha devletin eli almalı dunyadada yavas yavas devletlee ekonomiye müdahalede bulunmalı yoksa yeniden bir buhran yasamiz kaçınılmaz olabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada biraz farklı düşünüyorum. Bence devletin eli zaten o piyasanın içinde. Bizdeki sistem asla kapitalist sistem ve serbest piyasa sistemi değil. Devletin yönlendirdiği bir ahbap çavuş kapitalizmi ve dostlar alışverişte görsün piyasası. Devletin eli daha çok girerse daha çok ahbap çavuş kapitalizmi söz konusu olabilir.

      Sil
  8. Bu ülkede yargı hiçbirzaman bağımsız olmadı ve bugün bizim ülkemizde dahi yargıya güven yüzde 20 seviyelerindeyken bu düşünceden dışardaki yatırımcıların kurtulmasının çok zor olduğunu düşünüyorum ne kadar bunu hükümetin yapacağız dese bunun için adımlar atsa bile bi sonuca ulaşmayacaktır teşekkürler.

    YanıtlaSil
  9. Hocam yöneticilerimizde bu cesaret var mı ayrıca partiler ve kişiler kendi çıkarlarını düşünmeden bu reformları yapabilir mi sizce ?
    Not: Kayseri Fen Lisesinden selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki reform anlayışımız ortak değil. Mesela ben eğitim reformunu eğitimin bilimsel, özgür temellere oturtulması olarak anlıyorum başkaları dinsel eğitime ağırlık verilmesi ve biat kültürünün yaygınlaştırılması olarak anlıyor. Bu kadar büyük farklardan ortak bir uzlaşı çıkarmamız mümkün değil.

      Sil
  10. Son genel seçim sonuçları itibarı ile toplum mevcut durumu net biçimde onayladı. Yani her türlü bağımsız yada yarı bağımsız ve hatta özel kuruma müdaheleyi, baskıyı ve tabiki denetimsizliği. Bu koşullar altında idari yapıdan herhangi bir reform beklemek aşırı iyimserlik olur. Bence olsa olsa bir iki mali reform yapılır oda mühtemelen sosyal güvenlik sistemi ile vergi sisteminde olur.

    Hele hele kapsayıcı değişiklikler beklemek kaba tabirle saflık olur.

    Genel olarak ülkeyi farklı bir yarışın içine sokmaktansa artık eski dünyanın hayalleri ile uğraşıyoruz ve görünen o ki uğraşmaya da devam edeceğiz. Geçtiğimiz dönemde okuduğum bir yazıda çok güzel bir ifade vardı:

    1 kamyon ekmek 3.000 tl
    1 ton araba yaklaşık 50.000 tl
    1 ton iphone 30.000.000 tl

    Bu kadar net başka türlü anlatılamaz sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bilimsel bir tarafsızlık içinde yapılması gerektiğini düşündüklerimi yazıyorum. Ama şeytan ayrıntıda saklıdır derler. Mesela yukarıda bir yoruma yorum yazarken dediğim gibi ben eğitim reformunu eğitimin bilimsel, özgür temellere oturtulması olarak anlıyorum başkaları dinsel eğitime ağırlık verilmesi ve biat kültürünün yaygınlaştırılması olarak anlıyor. Bana sorarsanız ikinci yola gireceksek reform yapmamak en büyük reform olur.

      Sil
  11. Hocam bütçenin sürekli gelirlere ağırlık vermesi gerektiği görüşünü açabilir misiniz? Nasıl uygulanabilir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dolaylı vergiler / GSYH oranımız yüzde 12. Bu oran aşağı yukarı OECD üyesi ülkelerle aynı. Buna karşılık dolaysız vergiler / GSYH oranımız yüzde 5,6. Bu oran OECD üyesi ülkelerde yüzde 15. Demek ki dolaysız vergilerde inanılmaz bir boşluk var. Bunun da nedeni büyük ölçüde kayıt dışılık. Bunu giderip bu oranı yüzde 10'lara çıkarabilsek her yıl af kanunuyla ya da 2B vb ile bir seferlik gelirler yaratmaya çalışmaktan kurtuluruz. Çünkü bir seferlik gelirler adından da belli devamlılığı olmayan gelirlerdir.

      Sil
  12. beyinsizler saçma bilgisiz yorum yapar evet mührünün anlamını 1 paket makarna olarak algılar bsmv devletin bir soygunudur ve devlet bunu banka ile tüm kredi ve kredi kartı kullananlardan yağdık eder gazateci değilim uzman bankacıyım ayrıca ötv denilen vergi sadece sarayı zengin eder ötv de kaldırılmalı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankada calismak ve insanlarin beyinleri hakkinda yorum yapabilmek ne kadar tezat iki konu.

      Sil
  13. Merhaba Hocam
    Saymış olduğunuz yapısal reformlara ek olarak bir de çözüm sürecini dahil etmemiz gerekiyor bence.Bu sorunun siyasi ve sosyal etkileri kadar ekonomik etkileri de var.Düşünün Diyarbakır'ın yada Şırnak'ın bir ilçesinde 8-10 günlük sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor ve esnaf bu süre boyunca iş yapamıyor kamu kurumları kapalı eğitim yok.Bu durumda orada yaşayan çocukların analitik düşünme yetkinliğini kazanmasını nasıl bekleyebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız onu da eklemek gerekir.

      Sil
  14. Merhabalar hocam.Yeni takipçinizim ben:)
    Öncelikle her gün okurlarınıza yaptığınız bu fedakarlık için size teşekkür ediyorum.

    Avrupa veya amerikada gmsi (Gayrı menkul sermaye iradı) vergisi nasıl uygulanıyor. Neticede servet üzerinden alınan bir vergi.Türkiyede beyana dayalı olduğu için tahakkuk oranlarının ve buna bağlı olarak tahsilatın az olduğu bir vergi.Sizce nasıl bir sistem olmalı ki vergiden kayıp ve kaçak en aza insin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Aslında bu vergi servet üzerinden değil gelir üzerinden (kira geliri) alınan bir vergi. Beyana tabi olması doğru bir seçim ama bütün mesele denetimi daha yaygın hale getirebilmek.

      Sil
  15. Ek olarak siyasi partiler kanunu. Bence çok hayati. En üst organ meclis değil siyasi parti liderleri. Liderler m.vekillerinden yahut parti üyerlerinden değil, m.vekilleri liderlerden korkuyor. Benim milletvekilimi ben değil parti lideri seçiyor. O da beni değil onu temsil ediyor. Mecliste deve cüce oynuyorlar(çocukuğumun oyunu). Genel başkan deve derse eller havaya.. Sefa Kerim..

    YanıtlaSil
  16. Hocam Menderes'ten bu yana 65 sene geçmiş 3 kez reform dönemi yakalamış yapamamış, genede yapamaz. İktidarlar zenginleşme aracı ve vergi ödeyenlerin paraları ile saltanat sürme makamı gibi kullanıldığı müddetçe hiç bir şey olmaz. Sen yazarsın altına da ben yazarım öyle geçer gider.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız ama biz yine de yazalım. En azından biz yazdık deme hakkımız olsun.

      Sil
  17. Değerli hocam kaleme almış olduğunuz reformların hepsine yürekten katılıyorum. SGK'nın açıklarını kapatmanın en güçlü yolu kayıtdışı ekonomi ile etkin mücadele etmektir. Bunun için de denetim birimlerinin bağımsız bir yapıya getirilmeleri, denetim elemanlarının özlük haklarının emsal kadrolar seviyesine çıkarılması kaçınılmazdır. Taşrada il müdürlüğü altında siyasi ve idari baskılara maruz kalınması denetimin gücünü kırmaktadır. Ayrıca mesleğe katılan personelin özlük haklarının emsal kadrolardan düşük olması nedeniyle başka kurumlara geçmesi başkaca kan kaybıdır. Eşit işe eşit ücret sözde daha doğrusu sadece merkezde kaldı. Malesef taşrada görevli personel görmezden geliniyor. Kayıtdışı masada değil sahada önlenir. Yapılan yasalar insanları kayıtdışına zorlamamalı bilakis kayıtlı çalışmaya teşvik etmelidir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru. Onun için de bu tür denetimler idareden bağımsız hale getirilebilmeli. Ben vergiyi yazmıştım ama belki sosyal güvenlik denetimin de bağımsız hale getirilmesi düşünülebilir.

      Sil
    2. Kayıtdışı ekonomi ile, kayıtdışı istihdam göz ardı edilerek mücadele edilemez. Dolayısıyla gerek hizmet gerekse ücretler açısından gerçekleşen kayıtdışı istihdamı önlemeyi arka plana bırakmamalıyız. Bu konuda az zamanda ve kısıtlı imkanlarla önemli işler başaran Sosyal Güvenlik Denetmenlerinin bağımsız ve özerk bir yapıda örgütlenmesi süreci oldukça kolaylaştıracak ve hızlandıracaktır. Hak edilen özlük haklarına kavuşmaları ise ayrıca teşvik edici olacaktır.

      Sil
  18. vergi denetim kurulu demişiniz, ilk önce şu 150 yıldır ülkenin kanını emen kendilerini dşünenleri susturmak gerekiyor erdoğan birleştirdi bunlar hala ayrılma dedindeler A,B,C,Ç derdindeler ilk önce bunlardan kurtulmak gerekiyor, şu parçalamadan yana olanları susturmak gerekiyor onlare kim mi hud ve mtk lar, vdk dan sonra Tc Tarihinde matrah farkı rekoru kırıldı korktuklarından dolayı bu istatistikleri de yayınlayamıyorlar..!!

    YanıtlaSil
  19. Değerli hocam kaleme almış olduğunuz reformların hepsine yürekten katılıyorum. Kayıtdışı ile etkin bir mücadele isteniyorsa tüm denetim birimlerinin bağımsız bir yapıya getirilmeleri şarttır. Özellikle taşrada görev yapan denetim birimlerinin siyasi ve idari baskıdan kurtarılmaları gerekmektedir. Ayrıca eşit işe eşit ücret sadece merkezde değil taşrada da uygulanmalıdır. Taşradaki denetim birimleri özlük hakları bakımından emsal kadrolara göre mağdur edilmemelidir. Emsal kadrolara nispeten emeğinin karşılığını alamayan personelin verimden düşmesi ve dahi başka kurumlara geçmesi kaçınılmazdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Denetimin özerk veya bağımsız bir yapıya kavuşturulması şart.

      Sil
  20. Hocam kaleminize sağlık her zaman ki gibi çok doğru tespitlerde bulunmuşsunuz. Hocam son dönemde yeni kurumsal iktisadi akımın etkisi ile birlikte "kurumların (yasal düzenlemeler, kurallar, normlar, inanışlar,davranışlar, alışkanlıklar) ekonomik performans" üzerindeki etkisi çokça ele alınan bir konu haline geldi.Bunun en önemli nedeni ana akım iktisadın bir diğer deyişle neo-klasik iktisadın "ülkeler nasıl kalkınır?"sorusuna doyurucu ve başarılı yanıtlar verememiş olmasından kaynaklanıyor.Bu nedenle ülkelerin daha iyi ekonomik performans sergilemelerinin ana fikri kaliteli kurumlara sahip olmalarından geçiyor. Hatta Daron Acemoğlu'nun hemen hemen tüm çalışmalarının temelinde tam da bu mesele yer alıyor. Türkiye'de kurumsal düzenleme tarihi 24 Ocak 1980 kararlarına kadar gidiyor. Bu anlamda 2001 öncesi ve sonrası olarak ayırmak yerinde olabilir. 2001 öncesi süreçte hepi topu 3 yasal düzenleme var denilebilir. Bunlar; 1981 yılında “Sermaye Piyasası Kanunu” ,1994 yılında “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun” ve yine 1994’te “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”. Sizin de belirttiğiniz gibi 2001 krizi uygulamaya konan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı ile kurumsal ve yasal düzenlemelere yer verilmiş ve ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratmış fakat ülke ekonomisindeki dönüşüm için yeterli olamamıştır.

    YanıtlaSil
  21. genel olarak katılıyorum ama

    Anayasa : muhalefetin böyle bir çabası yok :( yasaların dili hala anlaşılmaz muğlak ve çelişkili.. yeni yapacak olanlar da bu kalibre de mi, bilemiyorum.

    Eğitim : öğretmenlerin, yeni yetişenlerin de çok kalitesiz olduğunu görüyorum.

    Mali sektör reformu: BİST tarafında büyük vurgunlar yapılıyor, ve kimsenin el attığı yok.

    Bütçe reformu : bu konuda bence çok büyük ilerlemeler sağlandı ama petrolü olmayan bir osmanlı bakiyesi, genç bir ülkenin açık vermemesinin yolu yok gibi birşey.. en önemli yok, faiz ödemelerini çok daha minimize edebilmek.

    Enerji üretimi : Maalesef dün resmi gazetede bir tebliğ var ve güneş enerjisi paneli ve ekipmanları ithalatında gümrük vergisi kilo başına 35 usd alınacak.. bu bir skandaldır ve kazananlar yine içerideki bir kaç büyükbaş olmuş!

    Sosyal güvenlik ve sağlık reformu : bir subay ile işçinin emekli maaşı çok farklı.. herkesin gelirine göre katkı payı alınmalı...

    Bağımsız kurumlar : Yürütme müdahale etmek için oyla seçilir. bu konuda katılmıyorum.. mesela tcmb.ye müdehale etmemek mantığım almıyor ama adaletin ve kalitenin bağımsızlık dışında bir yolla mutlaka bulunması gerekiyor. çünkü bu ülkede bağımsızlık, sorumsuzluk getiriyor.

    AB üyeliği : ab üyeliğini istemeyen ab.nin kendisi, bu kim hükümet olursa olsun değişmeyecek bir süreç.

    YanıtlaSil
  22. ''Yeni anayasa yapmak'' diye birşey olmaz... Yeni anayasa yapmak demek mevcut anayasaya darbe yapmak demektir..ve anayasal düzeni değiştirmekten darbe suçunu oluşturur ve müebbet hapis cezasını gerektirir...

    Anayasa hiç kimseye, kendisini ortadan kaldırma yetkisi vermiyor... İsteyen açıp baksın varsa bana da söylesin... ''TBMM filanca oy çokluğu ile mevcut anayasayı ilga edebilir'' gibi bir ifade yazıyor mu??? yazmıyor...Öyle yazsa her aklına esen bir araya gelip anayasa düzeni yani rejimi değiştirebilirdi...

    Anayasa sadece ilk 3 madde hariç kendisi üzerinde değişiklik yapılmasına izin veriyor... o da 330-367 arasında kalınırsa referandum ile, 367 üzerinde kalınırsa doğrudan değiştirme yoluyla oluyor..

    Yani AKP 550 ile TBMM'ye girse bile yeni anayasa yapamaz...sadece istediği maddeleri referandumsuz değiştirebilir...

    Yeni anayasa yapmak için darbe yapmak lazım... o da ancak askerin desteği ile olur... Yani AKP ''bu anayasayı tamamen ortadan kaldırıyorum'' diyecek ve oluşacak olan toplumsal kargaşa ve protesto ortamını önlemek için asker devreye girecek... askerden onay almadan mevcut anayasa ortadan kaldırılamaz...

    Ayrıca şunu da belirtmek lazım...''bu ülkeye darbe anayasası ile yönetilmek yakışmıyor'' diyenlerin derdi ne sormak lazım? 1982 darbe anayasası ise 1961 anayasası da darbe anayasası! hatta 1924 ve 1921 anayasaları da anadolu ihtilalinin bir sonu oldukları için mevcut 1876 anayasasına darbe yapan anayasalar... dolayısıyla 1921 ve 1924 anayasaları da darbe anayasası!...

    Anayasa Hukuku terminolojisinde kurucu meclisten kasıt olarak bir anayasayı ''ilk kez yapan'' yada ''yeni baştan yapan'' ifadeleri kullanılır ki yeni baştan bir anayasa yapılması ancak darbe yaparak mümkün olabilir.... bu durumda darbe anayasası özelliği taşımayan tek anayasamız 1876 anayasası oluyor... ki ''bu ülke darbe anayasaları ile yönetilemez'' diyenler de aslında bunu kastediyor.. sadece 1982 değil, egemenliği millete veren 1921 anayasası dahil hepsini darbe anayasası olarak görüyorlar..

    O yüzden AKP'nin anayasa taslağı diye sunduğu şey 1876 anayasasının birebir kopyası...isteyen kıyaslayabilir... yasama, yürütme, yargı birebir aynı... Halen daha karşı devrim yapılmaya çalışıldığını ve ''90 yıllık reklam arası'' denirken ne demek istediklerini anlamamak mümkün değil.. niyetler gayet belli... darbe sonucu kurulmuş olan yeni Türk devletini ve rejimini sona erdirmek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anayasanın oluşum felsefesini açıklayan son dönemdeki okuduğum en güzel yazı.Milli irade konusundaki sulandırılmış zihinler için de benzer bir açıklama ihtiyacı var.İngilterede yazılı anayasa yok'un anlamı içinde.Selamlar ve teşekkürler.

      Sil
  23. kısaca akp'nin değerlerini,ilkelerini,uygulamalarını özetlersek: dinci,mezhepçi,ihalede fesatçı,imarda talancı,yandaş kayırmacı,havuz medyacı..say babam say..daha devam eder gider...Sayın hocam,boşuna yazmışsınız,biz de boşuna yorum yapıyoruz, böyle bir zihniyet reform filan yapmaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olsun biz doğru bildiğimizi yazalım yine de. Bu bizim bu ülkeye borcumuzdur.

      Sil
    2. Hocam yeni anayasa konusunda arkadaşlara genel olarak katılmıyorum. Her ne kadar bende mevcut hükümeti ve yöneticileri sevmesem de muhtemel bir başkanlık sisteminin uzun vadede ülkemiz için faydalı olabileceğini düşünüyorum. Her şey kötüye gitse en azından insanlar karizmatik lider anlayışının işe yaramadığını fark edip akılcı demokratik liderler seçebilirler. Toplumlar, ülkeler, milletler pat diye gelişmezler. Şuankinden daha demokratik özgürlükçü vede düzgün bir başkanlık sistemi getiren anayasa ülkemiz için uzun vadede çok mantıklı. Hocam sizinde benimle aynı görüşü paylaştığınızı düşünüyorum. Sırf AKP önümüze koydu diye aklımızı mantığımızı bir kenara bırakmayalım. Nasıl son seçimde herkesi şaşırttı ise ilerde de milletimiz şaşırtır bizi.

      Sil
  24. Yüksek katma değerli ileri teknoloji ürün ve hizmetlerin yurtiçinde geliştirilmesine yönelik şu anda uygulanan yaklaşım, teşvik programları ile teknokent ve serbest bölge uygulamaları olarak öne çıkmakta. Ancak bunlardan verim alınmasının önünde temel bazı engeller var:

    - Bu programlara ve özel bölgelere giriş için konan kısıtlar ve prosedürler, birçok girişimi daha baştan yok ediyor veya baltalıyor. Yeni bir iş modeli veya ürün fikriyle bu programlardan yararlanmak istediğimizde, biz ağır işleyen bürokrasiyle uğraşırken, ABD'deki muadil bir girişim çoğunlukla yolu zaten yarılamış oluyor.
    - Teşvik programlarının hemen hepsi, tüm ayrıntılarıyla önceden planlanmış, monolitik bir iş planı gerektiriyor. Ancak gerçekte, başarılı projeler çoğunlukla adım adım ilerleyen ve her adımda güncellenen daha çevik metodolojiler uyguluyor. Yazılım sektöründen yola çıkacak olursak Waterfall-Agile ayrımı buna çok güzel bir örnek. Teşvik programlarının içkin kısıtları, kabul edilen projelerin başarısını baştan baltalıyor.
    - Kısıtlarla, hantal bürokrasiyle, dar kafalı onay mekanizmalarıyla uğraşmamak için bu programların ve özel bölgelerin dışında bir girişim yapmak istediğinizde, yüksek vergiler, sosyal güvenlik primleri ve gümrük vergileriyle boğuluyorsunuz.

    Bu sebeplerden, çoğu zaman yüksek teknoloji içeren, yüksek katma değerli bir işi, üçüncü dünya ülkesinde gerçekleştirmek, tüm altyapı ve diğer sıkıntılara rağmen daha avantajlı oluyor.

    1. Doğrudan tüketime yönelik olmayan, sınırlı miktarlardaki yüksek teknoloji ürünlerinin gümrük ve diğer vergilerinin sıfırlanması (Yeni mezun ve çalışan bir mühendisin, hobi olarak bile bir mikroçip üzerinde çalışması için yurtdışından parça getirmesi şu anda çok zor ve pahalı. Startup'lar için durum çoğu kez daha da zor. Tüketim amaçlı akıllı telefona yüksek vergi konacaksa yine konsun.)
    2. Bu kapsamdaki girişimler için, hızlı işleyen bir süreçle çalışanların sosyal güvenlik giderlerinin düşürülmesi (Aldatıcı mahiyetteki işletmelere ceza uygulanabilir)

    Sadece yukarıda bahsettiğim iki düzenlemenin bile, Türkiye'de yüksek katma değerli girişimciliğe çok önemli pozitif katkısı olacağına inanıyorum. Sanırım bu iki düzenleme, yapılacak (ki yapılması ufukta pek görünmüyor) bir eğitim reformundan çok daha etkili olacaktır. Zira artık özellikle teknoloji alanındaki eğitim, okullara ve kurumlara eskisi kadar bağlı değil. İhtiyaç ve istihdam olanağı olduğu takdirde, çok daha fazla kişi internet üzerinden kendini belli seviyeye kadar geliştirebilecek, doğrudan çalışarak üniversitelerimizin verdiği eğitimin ötesine kolaylıkla geçebilecektir.

    Naçizane, yüksek teknolojiyi devlet desteğinin boyunduruğundan çıkarmamız gerektiğine inanıyorum. Bu düzenlemeler yapıldığı takdirde, devletin verdiği/vereceği destek, teşvik ve krediler, diğer ülkelerdeki gibi bankalar ve VC'ler tarafından üstlenilecektir.

    Saygılar

    YanıtlaSil
  25. Hocam son yayınlanan iyileştirme raporlarına bir göz attım da hepsi ne yazık ki YİNE yüzeysel. Kamu gelirlerini verimli toplama, kamu harcamalarında israfı önlemek başlıklar arasında. Bunların da etkisi olumlu olur muhakkak ama daha öteye gitmek gerekir diye düşünüyorum haksız mıyım?

    YanıtlaSil
  26. Hocam Hayırlı cumalar, namazdan sonra yazınızı her zamanki dikkatimle analiz ederek okuyacağım. merakla beklediğim bir yazıydı, şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
  27. Hocam yine cok guzel yazmissiniz, elinize saglik.

    Mesele yine donup dolasip ayni noktaya geliyor.

    Yukaridakilerin yapilmasi icin guclu, bagimsiz, gerektiginde ozerk, siyasetten uzak kurumlaru lazim. Bu kurumlar ki gucun ve yaptirimlarin paylasilmasini saglayacak, gunluk siyasetin uzerinde uzun donemli kararlar alabilecek, gerektiginde donemin siyasetcisinin kisa vadeli zararina (oy kaybina) sebep olabilecek yaptirimlari hayata gecirecek, hatta gerektiginde yasa yapiciya ne yapmasi gerektigi konusunda en dogru yonu cizebilecek....

    Meseleyi basite indirgemek icin Insan hayatindan yola cikarsak, bu kurumlar olacak ki
    bebek olumleri olmayacak,
    anneler bebeklerini guvenli saglik kurumlarinda dogurabilecekler,
    kucuk cocuklar saglikli beslenecek, gerekli besinleri alabilecek,
    anneler cocuklarin kucuk yastan gerekli egitimle donanmasi icin gereken birikimi ve uygulama gucunu elinde bulunduracak, cocuklar okulda guclu yonlerinin torpulenmedigi ,aksine kesfedilip daha guclendirildikleri, ozgur dusunebildikleri, yaratici olmalarini saglayan bir egitim alacak
    bu cocuklar okullari bittiginde istedigi meslegi secebilecek, kendilerini guclu ve yaratici hissettigi alanlarda calisailecek
    bu cocuklar is kurmak istediklerinde gerekli finansmani tesvik edici vade, sure, maliyet ve guvenle saglayabilecekler
    bu finansmani saglayabilecek gerekli finansal sistem olacak, oyuncular ertesi gun paramizin degeri yariya duser mi, faziler iki katina cikar mi, yeni yasa koyucular oyunun kuralini bastan cisecekler mi diye korkular tasimayacak
    bu islerin basarilari is sahiplerinin siyasi iliskilerinden bagimsiz olacak
    isletme sahipleri yarin oburgun isyerime siyasi guc tarafindan el konulacak mi, odemesi imkansiz vergiler gelecek mi vs diye kokular tasimayacak
    isletme sahipleri kendilerini siyasi gucun adil (vergi adalaetinden rekabete kadar her turlu), kanunla ve kurallarla korunulmus bir ortam hazilayacagindan emin olacak, siyasi guc de dolayli veya dogrudan is alaninin bir oyuncusu olabilir diye korkmayaacak
    insanlar liyakatin, yaraticiligin kazandigi bir ortamda calistigina inanacak
    insanlar calisma hayatlarindan sonra kendilerini nelerin bekledigini kestirebilecek,

    Su an bunlari yapabilecek kurumlar mevcut mu, degilse yasa koyucunun amaci bu kurumlari ortaya cikarip gucunun - ve hatta ne yazik ki refahinin - bir bolumunu paylasima acacak mi?
    Ya da baska bir degisle, yasa koyucunun asinda hangi parti, hangi insan oldugunun cok da onemli olmadigi, guclu kurumlar tarafindan isletilen guclu sistemlerin oldugu bir ulke miyiz, yoksa degil miyiz, degilsek olabilecek yolda ilerliyor muyuz?

    Cevaplar muhtemelen ve ne yazik ki insanlarin siyasi gorusune gore degisebiliyor

    Ama isteledigniz reformlarin yapilabilmesi icin son birkac sorunun cevabinin ne olmasi gerektigini biliyoruz.

    YanıtlaSil
  28. Hocam sizin tarif ettiginiz gibi özgürlükçü anayasa ve eğitim reformu yapilirsa yönetimler istedikleri gibi at kosturamazlar mazallah halk bilinclenir diye korkar onlar.

    YanıtlaSil
  29. Hocam, fetva kurulu öneren BDDK ve reforma her manada karşı olan bir inanç sistemiyle söylenecek BABACAN yalanlar bile bizi fazla ileriye götürmeyecek. 2000'lerdekine benzer gerçek bir yıkım yaşanmadan ekonomide kalıcı bir reform yapılmasına uygun zemin çok zor görünüyor

    YanıtlaSil
  30. Yargı reformunda kelep dolaşmış durumda devletin canını sikani savcı selim kirazın akibeti bekler denildi.
    Bu aşamada halk adına bir reform olmaz düzen böyle gider.
    Devlet de yargı anlayışı ile olması gereken yargı anlayışı cok farklı.
    Bundan dolayı ab süreci çok zor.
    Diğerleri de yaklaşık olarak buraya bağlı.
    Tetikçi devlet anlayışı bitmelidir.


    YanıtlaSil
  31. Bence dünyayı Nano Teknoloji ve Geri dönüşüm kurtarır.

    o.z.

    YanıtlaSil
  32. Sayın Eğilmez, belirttiğiniz reformların ve bireysel özgürlüklerin arttırılması gerektiğine inanıyorum. Ancak bu reformlar için hukuki düzenlemeler yapılması, kanunların çıkarılması gerekmektedir. Bu düzenlemeleri ve kanunları yapacak olan Millet Vekillerimiz, özgür iradeleriyle karar verecek durumda değiller. Millet Vekillerimizin, Parti Liderlerinin karşısında dizleri titriyor, yerlere kadar eğiliyorlar, çünkü seçimlerde adayların listesini Parti Liderleri yapıyor, ona biat etmek, sonuna kadar itaat etmek zorundalar. Bence önce Millet Vekillerini özgür kılacak şekilde, Siyasi Partiler kanunu ve meclis iç tüzüğünün değişmesi gereklidir. Genel seçimlerde adaylar mutlaka ön seçimlerle belirlenmeli, Merkez yoklaması, Merkez listeleri kaldırılmalıdır (buna muhalefet edenler genellikle eğitimsiz adayların seçilecekleri, iyi eğitim görmüş adayların ise Meclise giremeyeceği iddia edilmektedir. Olabilir, Demokrasinin gereği budur). Siyasi Partiler Kanunu ve Meclis iç tüzüğü değişmeden yapılacak yeni Anayasa , diğer reform kanunları eskisinden daha kötü olacak, sadece Parti Liderlerinin konumunu daha da güçlendirecektir. Şimdiye kadar uygulayageldiğimiz Liderler Demokrasisini, Halkın demokrasisi haline getirmeliyiz. Halkın iradesi böyle olur, şimdi uyguladığımız ise Liderin iradesidir. Demokrasi özgür Millet Vekilleri ile olur. Siyasi Partiler Kanunu ve Meclis iç tüzüğünün değiştirilmesi reformların ilk basamağı olmalıdır. Acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geçmiş deneyimlere bakınca haklı olmadığınızı söylemek mümkün değil.

      Sil
  33. Sayın Hocam,Hap gibi reform tablosu hazırlamışsınız. Partilerin programlarında da bunların bir kısmı var ama laf kalabalığı okunması anlaşılması zor maalesef. İki konu üzerinde bişeyler söylemek istiyorum.

    Anayasa değişikliğinde kaygılarım var ama yeni bir anayasaya ihtiyacımız kesin. Bu anayasa değişikliğine ilave olarak siyasi partiler kanunu ,seçim kanunu ve seçim sistemi değişikliği de gündeme gelmeli. Halkın gerçek temsilcilerin meclise katılması gerçek millet iradesinin tecellli etmesi için çoğunluğunu tanımadığımız atanmışların seçen sistem yerine çift kademeli dar bölge seçim sistemine geçilmesi şarttır. Ama bunu hiçbir liderin kabul edeceğini zannetmiyorum

    Ülkemizde gelir adaletletsizliğinin vergi adaletinin sağlanması için KAYDİ PARA'ya geçmenin en kolay yöntem olacağını düşünüyorum.Ülkemizde tam yüzdesini bilmiyorum ama büyük çoğunluğun banka kartı var.Bu konuda teknik olarak en büyük sıkıntı kücük ödemelerdi ama şimdi temassız kartlar ile buda çözüldü.Çok kısa sürede bu proje gerçekleştirilebir ve kayıt dışılık %1 seviyelerine hatta sıfıra indirilebilir.Her türlü harcama ve gelirler bankacılık sistemine gireceği için kara para rüşvet vergi kaçakcılığı ortadan kalkar.Ülkemizde bu alt yapı var. Sadece irade lazım.Ülkemizde yıllarca Vatandaşlık no su için bekledi uzun yıllar sonra yapıldı bi sürü sorunlar halledildi. şimdi kaydi paraya geçildiğinde birçok sorun da halledilecektir.Siyasi irade isterse bu projenin gerçekleşeceğine tüm kalbimle inanıyorum.

    YanıtlaSil
  34. Boğaziçi köprüsünü 1973'te İngilizlere yaptırdık. FSM köprüsünü 1988'de İngiliz ve Japonlara yaptırdık. Yıl 2015 üçüncü köprüyü yine Japonlara yaptırıyoruz. Biz, bu kırk kırkbeş yılda köprü tasarımı yapabilecek mühendis mi yetiştiremedik. Yoksa bu köprüyü yapabilecek organizasyonu (şirketleri) mi kuramadık. (Bence ikincisi)
    Bu nedenle benim düşüncem eğitim reformundan önce kültür reformu yapılması gerektiğidir. Yoksa yetiştirdiğiniz beyinler de heder olur gider.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu boyutta kopru insaati ulkemizde (ve hatta dunyada) sinirli sayida bulunmakta olup, bir Turk sirketinin kopru insaati uzerine uzmanlasmasini beklemek pek mantikli degil. Fakat Turk insaat sektoru (ulkece buyume stratejimizi bu sektor uzerine kurdugumuzdan), havalimani gibi, gokdelen/akilli binalar gibi (hatta AVM(!)), karayollari gibi alanlarda dunya ile yarisir hale gelmistir.

      Sil
  35. Hocam, para basılmasına kim karar veriyor?... Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 87. maddesine göre; Türkiye Büyük Millet Meclisi para basmaya karar veriyor. Ben para basmaya TCMB karar verir diye biliyorum ama, bir size sorayım dedim....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size TCMB sitesinde yar alan açıklamayı vereyim:
      "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 87. maddesinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu belirtilen para basma yetkisi ilk olarak, Merkez Bankasının kuruluşuna esas teşkil eden 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun ile Merkez Bankasına devredilmiştir. Anılan Kanunun 1. maddesinde, banknot ihracı imtiyazı, münhasıran Merkez Bankasına 30 yıl süre ile verilmiş ve bu sürenin dolmasına 5 yıl kala uzatılabileceği hükme bağlanmıştır. Daha sonra bu imtiyaz süresi 27 Nisan 1955 tarih ve 6544 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 1999 yılı sonuna kadar uzatılmıştır.
      Bilindiği gibi, 14 Ocak 1970 tarih ve 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, 11 Haziran 1930 tarih ve 1715 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak, bu yeni Kanun'da Merkez Bankasının banknot ihracına ilişkin imtiyaz süresi aynen korunmuştur.
      Son olarak, 14 Ocak 1970 tarih ve 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu'nda değişiklik yapan 21 Nisan 1994 tarih ve 3985 sayılı Kanun ile Merkez Bankasının banknot ihracı yetkisine ilişkin süre sınırlaması tamamen kaldırılmıştır."

      Sil
    2. Yani 1994 tarihi itibarıyla MB'nin charter'ı sınırsız olarak uzatılmış mı olmakta?

      İ.İ.

      Sil
    3. Evet dolayısıyla TBMM para basma konusunda karar vermiş ama ne kadar ve ne zaman basılacağına ilişkin yetki kullanımını süresiz olarak yasa ile TCMB'ne devretmiş bulunuyor.

      Sil
  36. Hocam ekonomi için hükümete kremalı pasta yapmışsınız, üstüne de çilek koymuşsunuz. Peki karşımızdaki eğitimsiz insanlar tarafından sevilen 317 kişilik vizyonsuz bir ordu bu pastanızdan istifade edebileceğinden umutlu musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben burada yalnızca görüşümü yazıyorum. Bunları siyasetçiler dikkate alırlar ya da almazlar orasını bilemem. Sonuçta siyasal yetki onlarda. Umutlu muyum? Orta derecede diyeyim.

      Sil
  37. Ben Bingöl'e göktaşı toplamaya gidiyom.

    Yolum evinizin önünden geçiyo, siz de gelecekseniz bekleyeyim biraz kapınızın önünde, boşuna iki ayrı arabayla gitmeyelim Öğretmenim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönüşte ucuza satarsanız eğer taşlardan birisini sizden satın alabilirim.

      Sil
    2. Hocam, vergiyi doğuran olay gibi bir cümle duydum.

      Lütfen anlatır mısınız, bu özde nedir?

      Sil
    3. Vergiyi doğuran olay vergi alınmasını gerektiren olayın ortaya çıkmasıdır. Mesela gelir vergisi gelir üzerinden alınır. Gelir vergisi açısından vergiyi doğuran olay gelirin elde edilmesidir. Örneğin ücretliye ücreti ödendiği anda vergiyi doğuran olay ortaya çıkmış olur.

      Sil
    4. Arada sırada teknik müşavirlik,proğramlama,2.el sistemleri devreye alma vs gibi işler yapıp emekli maaşımın yanında ekstra gelir elde ediyor ve maliyeye kaydım olmadığı için fatura istenen durumlarda düşük yüzde KDV ile fatura alıp iş sahibine veriyorum.Bunu hakkaniyete çevirmek için defterdarlığa gidip sordum:Ben sürekli mükellef olmadan bu sorunu nasıl çözerim diye;Şimdiye kadar nasıl yapıyorsan öyle yap kardeşim bizi uğraştırma.......Vergiyi doğru yoldan toplamayanın vatandaşada doğrudan hiçbir mükellefiyetide yoktur....

      Sil
  38. TCMB'DE REZALET!

    Merkez Bankası'nın verilerinde vahim bir hesap hatası olduğu anlaşıldı. Söz konusu hata Dünya gazetesinin haberi ile ortaya çıktı.

    Edinilen bilgiye göre Merkez Banlısı verilerindeki yabancıların DİBS, hisse senedi alım satım rakamları çelişkili ve dış borç ödeme rakamları yanlış. 'Cari açık'ta da ölçüm hatası olduğu belirtildi.

    Merkez Bankası'nın 'Elektronik Veri Dağıtım Sistemi'ndeki (EVDS) vahim hesaplama hatası, Dünya gazetesinin uyarısı üzerine ortaya çıktı.

    Merkez Bankasından konu ile ilgili yapılan açıklamada "EVDS içinde, zaman serilerinin yüksek frekanstan düşük frekansa değişim yapılması sırasında kullanılacak tek teknik kesikli olacak şekilde düzenleme yapılmıştır" denildi.

    Dünya gazetesinden Alaattin Aktaş'ın ilgili haberi şöyle:

    http://odatv.com/merkez-bankasinda-rezalet-2011151200.html

    YanıtlaSil
  39. Hocam artık karıştırmaya başladım.

    Hangisini kullanmak doğru:

    İngiltereliyim & İngilizim

    Almanyalıyım & Almanım

    Türkiyeliyim & Türküm

    Fransalıyım & Fransızım

    Hindistanlıyım & Hinduyum

    Kürdistanlıyım & Kürdüm

    Japonyalıyım & Japonum

    İtalyalıyım & İtalyanım

    Arabistanlıyım & Arabım

    Moğolistanlıyım & Moğolum

    Kırgızistanlıyım & Kırgızım

    Rusyalıyım & Rusum

    Nasıl ifade etmemiz, neye göre ifade etmemiz gerekir Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer hem Türk hem Türkiyeli iseniz Türküm demek doğru. Buna karşılık Kürt ama Türkiyeli iseniz Türkiyeli Kürdüm demek daha doğru gibi. Tamamen benim düşüncem.

      Sil
    2. Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.

      Atatürk

      Sil
  40. Hocam ben konu ile pek alakası yok ama gsyh hesaplaması ile alakalı olarak şunu sormak istiyorum izninizle;
    Örneğin 1$=2tl iken 200.000 tl verip 100.000$ aldığımızı varsayarsak ilerleyen zamanlarda dolar 1.5tl olursa ve elimizde ki dolarları bozdurmayı tercih edersek biz 50.000 tl zarar etmiş karşı taraf ise 50.000tl kar etmiş olacaktır.karşı tarafın 50.000 tl karı gsyh hesaplanırken gelir yaklaşımı ile hesaplanan gsyh da kar olarak gözükür mü?

    Aynı şekilde örneğin piyasa fiyatı 10 tl iken 100 hisse alsak ilerleyen zamanda da hissenin piyasa fiyatı 20 tl olunca hisselerimizi satarsak elde edilen 1000 tl kar gelir yaklaşımı ile hesaplanan gsyh hesaplarında kar olarak yer alır mı ?
    Yer almaz diye düşünüyorum ama
    Mantıklı izahını kafamda açıkçası yapamadım aydınlatırsanız sevirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH finans hesaplarını değil reel ilişkileri hesaba katar.

      Sil
  41. Merhaba Hocam, güncel yıl sonu dolar tahmininiz nedir ve 2016'da doların yünü için ne düşünüyorsunuz,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yıl sonu USD = TL tahminim 3. 2016 tahminimi daha yapmadım.

      Sil
  42. Sizi sevmiyorum!

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yapalım sağlık olsun. Saygılar.

      Sil
  43. Mahfi Bey, iyi akşamlar.

    Emeklilik düzenlemesi için yapılabilecekler sınırlı. Düşünün, asgari ücret 1.300 TL olsa bile, 25 yıl 9000 gün asgari ücret üzerinden prim ödeyen bir sigortalının 25 yılın sonunda eline geçecek para 965 TL'dir. Bugünün satınalma gücünü yansıtması için enflasyon farklarını hesaba katmadım. Büyüme hızı olarak %3 esas aldım. Eğer sigortalı 7.200 gün üzerinden prim öderse, 815 TL alacaklar. Diğer maaşlarda da oranlama aynıdır. Yeni sistemde hesaplama basit. %5 li büyümeleri yakalarsak, 9000 gün için 1040 TL, 7200 gün için 877 TL.

    Ve 2008 yılından sonra sigortalı olanların, hem emeklilik maaşı alma, hem de bir işte çalışma hakları yok. Birini tercih edecekler.

    SGK'nın yayınladığı istatistikler var. Emeklilikte gelir/gider açığı 4/a'(SGK) yok fazlalık var , 4/c (Emekli Sandığı) lilerde fark az, esas sorun, 4/b lilerde, yani bağkurlularda.

    2014 yılında devlet katkısı hariç;

    4/a Prim geliri 95 milyar, emekli aylığı ödemeleri 80 milyar
    4/b Prim geliri 9 milyar, emekli aylığı ödemeleri 22 milyar (açık burada)
    4/c Prim geliri 30 milyar, emekli aylığı ödemeler 32 milyar

    Ve her yıl gelir/gider dengesi iyileşiyor, bağkurlular hariç.

    Neden bağ-kur böyle diye düşünürken, aklıma işgücü istatistikleri geldi. Orada farketmiştim. İşgücü istatistiklerinde işveren sayısı her geçen yıl eriyor, azalıyor. Emekli sayısı ise her geçen gün artıyor, ama yeni işverenler ortaya çıkmıyor. Ki daha önce 4/a lı sayılan isteğe bağlı sigortalılık da, bağkurlu sayılmasına rağmen.

    SGK'nın eli serbest olmalı. Yani maliyetlerini düşürebilmek için her türlü girişimleri yapabilmeli, fonlarını en yüksek getirilerde kullanabilme imkanına kavuşabilmeli. Bence ülkenin en güçlü kurumu olabilir. Neredeyse hepimizin patronu, uyuyan bir dev.

    Tabiki 4/b deki açıktan daha büyük açık yaratan Sağlık harcamalarımız. Burada yapılabilecek çok şey vardır diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  44. Hocam Türkiye'nin emek-yoğun verimliliğe sahip bir ülke olduğu söylenebilir mi? Tarımdaki istihdamın GSYH'ye oranına bakınca özellikle?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarımdaki istihdamın oranı giderek azalıyor. Eskiden neredeyse istihdamın yarısı tarımdaydı şimdilerde yüzde 20'lere geriledi. Ama yine de oldukça yüksek bir oran bu. Belki şöyle söylemek daha doğru olur: Türkiye, bu konumdan giderek uzaklaşıyor olsa da hala emek-yoğun verimliliğe sahip bir ülke statüsünde bulunuyor.

      Sil
  45. hocam, yapısal reformlar için öncelikle toplumsal bir reforma tabi tutulmamız gerekiyor. çünkü: toplumsal tabandan yapısal reform taleplerinin güçlü biçimde gelmezse bu siyasi yapıyla kıyamete kadar yapısal sorunlarımız giderilemez!. Cumhuriyet rejimi halka dayanır ve gücünü halktan alır. Fakat halk bahsettiklerinizden bi haber ise siyasal erke yapısal reformlara dönük olarak hiçbir talep olamaz!. olsa olsa amiyane tabirle kömür yardımı, para bağışı, evladına iş bulunması gibi günlük taleplerde bulunabilir derim!. biz toplum olarak değişmedikçe yani toplumsal beyin yeniden yapılandırılmadıkça ki maalesef eğitimin iyice geriletilmesiyle bu konu daha da zora girmiştir; bu ülkede birçok konuda değişim olmayacağı gibi olan değişimlerin büyük kısmı da maalesef negatif yönde olur. Saygılar hocam!....

    YanıtlaSil
  46. Yerli araba bir yapisal reform mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer o arabanın motorunu burada, herkesin yaptığından mesela çok daha az benzin ya da mazot yakacak bir biçimde yapmayı başarır ve dünyada bu arabaya bir talep yaratabilirsek bu, yapısal reform sayılmasa bile çok ciddi bir iş olur. Ama eğer herkesin yaptığı arabayı burada daha pahalıya yaparsak bu sadece büyük bir hata olur. Yapısal reform diyebilmek için ithal ettiğimiz sermaye mallarını burada daha ucuza yapabilecek ve bunu dünyaya satabilecek bir dönüşüm gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yoksa herkes araba yapar. Bir iktisatçının ilk soracağı soru şudur: Kaça mal oluyor? Herkesin 100 liraya yaptığı şeyi 150 liraya yaparsanız bu yapısal reform değil enayilik olur.

      Sil
    2. Hocam tesekkurler, cok net..
      Sanirim su an ortalarda dolasan projeyi de hata kapsaminda goruyorsunuz. Ben konuyu takip edemedim pek ama nerden edecegimi de sasirdim dogrusu (pek cok konuda oldugu gibi ikiye bolunmusluk var). Bu projenin karli olmayacagi simdiden matematiksel olarak bariz mi yoksa sizce milli gelire ya da cari acigin azalmasina gercek bir katki yapma ihtimali var mi?

      Sil
    3. Evet ben bu projeyi açıklandığı kadarıyla hata olarak görüyorum. Ama açıklanmamış kısmında kimsenin bilmediği bir icadımız varsa ve o icat bu arabayı dünya çapında eşsiz kılacak o yüzden de dört bir taraftan talep olacaksa onu bilemem tabii. Aksi takdirde bu arabayı satmak için iki şeyden birisini yapacağız demektir: (1) Gümrük duvarlarını yükseltip insanların bu arabayı almasını sağlayacağız. Ki bu bizi geçmişte yaşadığımız ithal ikamesine götürür. (2) Arabayı satabilmek için zararı göze alıp düşük fiyatla satacağız. Ki bu da bizi geçmişin görev zararlarına götürür.

      Sil
  47. Enerji uretiminde nukleer santrallerden bahsetmemeniz dikkatimi cekti. Cari acigi azaltmak icin etkili bir yaklasim degil midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğrudur ama her şey de cari açık değildir. Dünya, yavaş yavaş nükleer santrallerden vazgeçerken bizim yapmamız ne derece doğru onu tam olarak bir yere yerleştiremediğim için bu listeye katmadım. Çevreye neredeyse hiç özen göstermeyen bir toplumda nükleer santral meselesi açıkçası çok da içim sinmiyor.

      Sil
    2. Tesekkurler.. Gorus meselesi yani, ben buna katilmiyorum. Ozellikle dunyanin tutumunun onemli oldugunu dusunmuyorum. Vazgecenler dediginiz artik gelismis olan ulkeler. Bunlarin nukleer santralleri birakmasini Turkiye'nin ornek almasi, ergenlik cagindaki bir cocugun kirmizi et yemeyi birakan 40 yasi ustu buyuklerini ornek almasi gibi birsey olur. Insanin 40 yasindan sonra et yemenin kanser riski uzerine dusunup vejeteryan bir diyete gecmesi mantiklidir, ama ergenlik cagindayken eti onemli bir protein kaynagi olarak degerlendirmesi gerekir; kendileri gencken bol bol et yiyip sonra birakan yaslilari kistas almasi enayilik olur, kisa boylu kalir.

      Sil
    3. Ben sizin nükleer santrallar konusundaki görüşünüze katılmıyor değilim. Ama açıkçası gerek yapılacağı yerler, gerekse bizim konuya yaklaşımımızdaki çevreye duyarlılık eksiklerimiz nedeniyle içime sinmediği için bu listeye eklemedim.

      Sil
  48. Hocam Merhaba . Nakliyeciyim. Yilda ortalama 2 milyon liralik motorin aliyorum. 1,3 milyon lirasi ötv-kdv. Kamyon satin aliyorum ötv . Her bir aracin yillik mtv si 2500 TL. Diger vergiler... Dolayli ve Dolaysiz vergileri bizden daha baska kimseden bu kadar almiyorlardir diye dusunuyorum. Sizce ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Miktar olarak karşılaştıramam elimde yeterli veri yok ama oransal olarak yakalanan herkesten bu kadar alınıyordur. Önemli olan yakalanmayanları yakalamak. Çünkü bu, çok büyük bir haksız rekabet ve dolayısıyla toplumsal huzursuzluk yaratıyor.

      Sil
  49. Onu belirtmek istedim gercekten buyuk haksiz rekabet. 65 Sgk li peronelim var ,yilda 5 milyon ciro yapiyorum ( 90 gün cek rotatif krediler...,ancak motorin nakit ,diger odemeler nakit ) ama Bagdat caddesinden 2+1 konutu 1,2 milyona satin alamiyorum.Alabilecegimi de sanmiyorum. Alanlarin da hangi vergilere tabi oldugunu da gercekten bilmek isterim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'nin her alanda en ciddi sorunlarından birisi haksız rekabet. Kurallar bazılarına uygulanıyor bazılarına uygulanmıyor. Bu, sadece mali alanda değil her alanda böyle. Zaten onun için de bir türlü çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkamıyoruz. Aça konut fiyatları o uygarlıkları geçiyor o da ayrı.

      Sil
    2. Hocam tesekkurler. Mehmet Simsek'e de yazdim defalarca ,orali olmadi. Nakliyecilerin kullandigi motorinden alinan otv ile ilgili duzenleme yapilmasi gerekiyor .
      Bi örnek vericem daha fazla uzatmadan , yan komsumuz Mahmut bey amca ,5 dönüm tarla aldi 150 bin TL 'ye gecen yil Gebze'den, gecen hafta da satti 350 bin TL ' ye. Vergi yok . Risk yok.
      iyi hafta sonlari.

      Sil
    3. Aslında komşunuzun değer artış vergisi ödemesi lazım ama beyan etmemiş. Risk var. Maliye bunları banka kayıtlarından , tapu kayıtlarından yakalayabiliyor. Benim de demek istediğim bu. Bu tür vergi dışı kalan olaylar
      rekabeti bozuyor ve maalesef toplumsal huzuru bozuyor. Ne yazık ki Bizim ülkemizde bunlar çok yaygın.

      Sil
  50. Hocam iki elestrim olacak

    1) Mali Kural nerede ?
    2) Tarim ve Hayvancilik Reformu nerede ve nasil nicin yazmadiniz yok ?? yahut olmali.
    3) AB uyeligin konusunda ne abde ne bizde bir netlik var. ABye uye olamasak bile "zaten bizi almazlar mantiginda olsak bile" artik abnin cop ayrimindan gidadan tutun taa demokratiklesmeye kadar tum odevlerini yapmamiz lazim. biz yapalim da onlar almasinlar biz yaopalaim da zaten bizi almazlar demenin bu sefer ezikligini degil de hakli onurlu gurunu yasayalim.

    onerilerim eklentim
    1) mali kural yapilmali
    2) tarim ve hayvancilik reformu yapilmali
    a) GAP Konya ovalari projelerine gaz ustune gaz verilmeli ve derhal hayata gecirilmeli.
    b)
    c)
    ekleyen eklesin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Mali kural bence çok gerekli değil. Çünkü bugüne kadar o kural olmadan da bütçe disiplini sağlandı.
      (2) Tarım ve hayvancılık reformunda haklısınız onun eklenmesi lazım.
      Bundan öteye eklemeler işi reform havasından çıkarıp OVP veya 5 yıllık plan havasına sokar. Ne kadar çok alana girilirse içinden çıkılması o kadar zor olur.

      Sil
    2. Tarım ve hayvancılık sektörü reformunu listeye ekledim. Hatırlatma için teşekkür ederim.

      Sil
    3. Hocam,
      Merhaba,son hafta Gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye olumlu ayrıştı,belli ki bir takım fonlar geliyor.Ben sanayinin içindeyim,piyasaya bakıyorsunuz kimse de para yok.Bankalar tedirgin kredi faizlerini düşürmüyorlar,devletle iş yapan yandaşlar borç para dahi bulamıyorlar,3.köprünün taşeronları birer birer batıyor,inşaat sektörüne para geliyor desem onlar da pek rahat değil.Mevduatlarda çok artış yok,borsada hareket sınırlı,bu para nereye geliyor?cevaplarsanız sevinirim,teşekkürler

      Sil
    4. Hocam kayıt dışı ekonomiyi etkileyen durumlardan biriside Mali müşavirlik mesleğinin yapısı, ücretini müşterisinden almamalı bence onun yerine "noterlerdekine benzer bir yapıya geçilebilir.

      Sil
    5. Son haftada YSD/TL hızla TL lehine değişti. Belli ki Türkiye'ye döviz giriyor. Bakalım Kasım ayında net hata ve noksan kaç çıkacak?

      Sil
    6. Ne yazık ki ben de bu sözünü ettiğiniz paranın nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilmiyorum. Sadece sonucunu net hata ve noksanda görebiliyoruz. O da bize nereden gelip nereye gittiği hakkında bir bilgi vermiyor sadece geldiğini gösteriyor.

      Sil
    7. hocam rica etsem tarim ve hayvancilik ekonomisi uzerine bir ya da iki yazsaniz.

      Sil
    8. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  51. hocam, ahbap - çavuş kapitalizmi olgusu maalesef ülkemizde liyakat gibi sosyal olduğu kadar iktisadi değeri de olan ve kapitalist sistemde özellikle üretim tarafında büyük önem arz eden bir olguda elimizi ciddi derecede zayıflatıyor diye düşünüyorum. yani: üreten değerlerin içerisine liyakatın yerine hısımlığı,ahbaplığı,arkadaşlığı vb gibi ahbap - çavuş kapitalizminin dayandığı iktisadın gerçeklerinden kopuk değerleri koyduğumuzda adeta bir sistemsizliği sistemleştirmiş oluyoruz ve iltisadın gerçeklerinden de aynı derecede uzaklaşmış oluyoruz. ve bu yüzden de makro iktisadi olarak da mikro iktisadi olarak da verimlilik ve bunun üzerine inşa edilmesi gereken ücretlendirme konularında da ciddi çarpıklıklara ve adaletsizliklere kendimizi adeta mahkum etmiş oluyoruz. Saygılar hocam...

    YanıtlaSil
  52. Hocam elinize sağlık ,değerli yorumlarınız için.

    YanıtlaSil
  53. Hocam "Ockham'ın Usturası" hakkındaki görüşlerinizi çok merak ediyorum?

    Sadece bilim de değil, hayatı, dünyayı, hayat-dışını, dünya-dışını anlamaya çalışmak ile ilgili önemli bir tabir mi bu Ockham'ın Usturası?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ockham'ın Usturası: 'Bir konuyu açıklamakta birden fazla teori (veya hipotez, çözüm vb) varsa en basit olanının seçilmesi doğrudur' diyen bir yaklaşımdır. Aslında çok mantıklı görünen bir yaklaşımdır ama teorilerden hangisinin daha basit olduğunu belirlemek de kolay değildir.
      Birçok konuyu en basit haliyle ele almaya çalıştığım için benim sıklıkla başvurduğum bir yaklaşım olduğunu söyleyebilirim.

      Sil
  54. kisacasi A'dan Z'ye herseyi dizayn edilmesi gerekir...

    YanıtlaSil
  55. İhtiyaç:
    Karşılandığında insanlara haz; karşılanmadığı zaman acı veren duygudur.

    Özelikleri:
    1- İhtiyaçlar şiddet açısından farklılık göstermektedir. (Yeme, İçme, İletişim)
    2- İhtiyaçlar artma eğilimindedir.(Teknolojik, Cep telefonu gibi)
    3- İhtiyaçlar karşılandıkça onlara karşı duyulan şiddet azalmaktadır.
    4- İhtiyaçlar ve ihtiyaçları karşılayan araçlar birbirinin yerine belli oranda ikame edilebilmektedir.
    (Sinemaya gitmek yerine maça gitmek gibi, Portakal yerine Elma tercih etmek gibi)
    5- İktisatçılar ihtiyaçların ahlaki yönünü dikkate almazlar.

    İhtiyaçlar temelde zorunlu ve kültürel ihtiyaçlar olmak üzere ikiye ayrılır.
    a)- Zorunlu İhtiyaçlar: Yeme içme, giyinme, barınma gibi.
    b)- Kültürel İhtiyaçlar: Spor, sinema, tatil gibi

    Mevcut Anayasayı bile arar olmaktan korkarken Yeni Anayasayı en çok dile getirenlerin amacı ne olabilir?

    YanıtlaSil
  56. Hocam anayasayla ilgili reform kısmına bir ekleme yapmak istiyorum.Bakanlar kurulunun teknokratik bir anlayışla dizayn edilmesi.Bu yazdığım şuan kısa vadede belki gerçekleştirilmesi zor bir reform olsa da bence gelişmiş ekonomiler arasına girmek istiyorsak orta vade de bunun sağlanması gerekiyor.

    YanıtlaSil
  57. Nazmi Karyağdı23 Kasım 2015 21:42

    Sayın Üstadım,
    Yazınız adeta bir reform hükümeti programını andıran stratejik bir döküman niteliğinde.
    Siyasi kararlılık, bürokratik atılım ve milletçe destek sayesinde ve bir eylem planı çerçevesinde bu stratejik hedefleri hayata geçirerek yeni bir başarı öyküsü yazılabilir inancındayım.
    Ufkumuzu açmaya devam ediyorsunuz, çok teşekkür ediyorum.

    Not: İlave olarak sanayi stratejisi ve ihracat reformu konuları da eklenebilir mi diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  58. merhaba mahfi hocam yapısal reformlar arasında bana göre ilk önce egitim reformuna öncelik verilmeli.Çünkü sürekli ezberci sistem üzerinden gidiyoruz.Daha gecen gün bi sınava ben uzn saatler çalıstım diğer arkadaşlar sınav sorularını bulmuşlar.Meğerse hoca her sene aynı soruları soruyormus.PEKİ bizbu sekilde ne kadar iyi bir eğitim almış oluruz mahfi haocam.Saygılar

    YanıtlaSil
  59. Hocam inanın HSYK da hükümet temsilcisi gitse bile sistem de çok bir şey değişmez siyasi davalar dışında esas sorun ticari uyuşmazlıklar ve yargıya güven bunun çözümü ise ancak daha fazla hakim adliye ile değil hemen her alanda ihtisas mahkemeleri kurulması ve bilirkişilik sisteminin yerli yerine oturması ile olur bugün karmaşık teknik hususlarda hakim her şeyi bilmiyor bilirkişi kalitesi vasat ve yargılama uzuyor tarafları tatmin etmeyen kararlar veriliyor kısacası keşke tek sorun bağımsızlık olsa idi sorun sistemin kendisinde

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...