22 Nisan 2016 Cuma

İktisatçılar Üçe Ayrılır

İktisatçılar üçe ayrılır: 1) Ekonomi okumuş olanlar, 2) Ekonomiyi bilimsel düzeyde değerlendirip, sindirmiş olanlar, 3) İktisatçıymış gibi yapanlar. Bu üç grup içinde en kalabalık olanlar üçüncü gruptakilerdir. İktisatçıymış gibi yapmanın pek bir zararı ya da bedeli yoktur. Örneğin mühendismiş ya da doktormuş gibi yapamazsınız. Gelip size bir binanın statik hesabının nasıl yapılması gerektiğini ya da safrakesesi iltihabının nasıl iyileşeceğini sorarlarsa altından kalkamayabilirsiniz. Ama iktisatçıymış gibi yaparsanız ve size örneğin “enflasyon nasıl düşer” diye sorarlarsa vereceğiniz cevap, birinci gruptakilerle inanılmaz benzerlikler gösterebilir. Aynı soruyu ikinci gruptakilere sorarsanız alacağınız cevap hem öteki iki gruptakilere pek benzemeyebilir hem de sizi hiç tatmin etmeyebilir. Çünkü ikinci gruptakilerin kafası karışıktır. Çünkü işin özü karışıktır. İktisatta her sorunun mutlak doğru yanıtı yoktur. İnsanın işin merkezinde olduğu sosyal bilimlerde kesinlik olmaz. O nedenle ikinci gruptakiler size enflasyonu düşürmek için öyle şeyler anlatırlar ki şaşar kalırsınız. 

İktisatçılar çeşitli konularda tahmin yaparlar. Bu tahminleri yaparken en az bunlar kadar önemli olmak üzere birtakım varsayımlarda bulunurlar. Çünkü bu tahminler genellikle birtakım modellere dayanır ve modelin sonuç verebilmesi için modellerin bazı parametreleri sabit alması gerekir. İşte o sabitler varsayımları oluşturur. Örneğin enflasyon ile ilgili bir tahminde bulunulurken "erken seçim olmayacak" biçiminde bir varsayım yapılabilir. Bunun nedeni geçmiş deneyimlerden hareketle seçimlerin kamu giderlerinin ve dolayısıyla enflasyonun yükselmesine yol açtığının bilinmesidir. İktisatçı olmayanlar da çeşitli konularda tahmin yaparlar. Bunların tahminleri herhangi bir modele dayanmadığı için altında varsayım yoktur. Tutmazsa kimse hatırlamaz, ama tutarsa bu, tahmini yapanın iktisatçı olduğunu değil olsa olsa ya falcı ya da şanslı olduğunu gösterir. Bana sorarsanız falcılık, iktisatçılıktan daha iyi bir iştir. Çünkü iktisatçıların tahminlerini dinleyen ya da okuyanlar, o tahminlerin altında yatan varsayımlarla hiç ilgilenmezler ve sonradan da hatırlamazlar. Dolayısıyla tahminden önce birtakım varsayımlar sıralayarak insanın canını sıkan adam olmaktansa doğrudan tahmin yapıp tutturan falcı konumunda olmak çok daha fazla itibar sağlar. 

İktisatçıları sınıflandırmak kolay gibi görünse de iki iktisatçı yan yana geldiğinde aynı konuda üç farklı yorum çıktığı için bu o kadar da kolay bir iş değildir.


Not: Bu yazı ilk kez 3 Mayıs 1998 günü Yüzyıl'da yazdığım aynı başlıklı yazımın güncellenip düzeltilmiş şeklidir. 

142 yorum:

  1. İktisatçılar hiçbir şeye ayrılamaz çünkü iktisat diye bir şey yoktur! Anlamıyorsunuz bir türlü!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şaka değil, gerçek:

      "Üniversiteden 100 insan beyni çalındı!"
      "İnşallah ihtiyacı olan almıştır!"

      [ https://pbs.twimg.com/media/Cdr3hUIUMAEh9O2.jpg:large ]

      Sil
    2. Mahfi bey, doktorlar bir hastanın göğsünü açtığında kalbi hep aynı yerde ve aynı özellikte buluyorlar, işleri kolay oluyor. İktisatçılar ise bir konuda tahmin yapacaklarında ellerini her attıklarında verileri hep farklı buluyor, varsayımları hep değişken oluyor. İktisatçının işi zor.

      Sil
  2. Hocam twitterda #MaliyedeniibfyeGelirUzmYrd yazmışsınız da, özel sektörde iş arayanlar üvey evlat mı ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok. Onlar da üvey evlat değil.

      Sil
    2. hocam merhaba nasılsınız size nasıl ulaşabilirim aceba benim makale ödevim var orta gelir tuzağı ve türkiye üzerindeki etkileri ve hayatım boyunca ilk defa makale yazacam türkiyenin son verilerine nasıl ulaşacam şuan itibariyle türkiye orta gelir tuzağı hakkında bilgi vermeniz mümkün mü hocam kütfen saygılarımla..

      Sil
    3. Bu konuda blogda yazım var.

      Sil
  3. Hocam,

    Fizik okudum, finans yüksek lisans yaptım, bir bankada çalışıyorum.

    Matematiğim hayli iyidir, malum, fizik okuduk.

    İktisatçı sayılır mıyım? Yoksa finansçı mıyım?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında buna karar verecek olan sizsiniz. Kimse size iktisatçı veya finansçı diyemez. Siz kendinizi nasıl hissediyorsanız odur.

      Sil
    2. Selam hocam,Arkadaşımız nekadar haklı ne olduğunu bilmemekle,zira sovyetler çökünce açığa çıkan süper fizikçiler matematik ve istatistik bilgilerini ileri dönük finansal analizlere uygulamalı olarak hayata geçirdiler.Bu hayata geçenler içinde sciencefiction 'da vardı.Sonucu balonlarla ,bırakınız yapsınlarla,bırakınız geçsinlerle görüyoruz.Bedeli belirsizlikle,kişisel iflaslarla,kısaca 2+2'yi >5 yapmakla (imajiner davranışlar)hepimiz ödeyeceğiz.Ama yaşadığımız dünyamız ben bu işte yokum derken nazikçe hayır olmaz demiyor,ama alametlerini gören gözlere sunuyor.Yorum kesinlikle dini falan değildir,bu gerçekler kendi naturasında yaşayan birisinin kendi yaşadığı gerçeklerdir.

      Sil
    3. Hicbirisi degilsin, yanlis is tutmus Fizikcisin.

      Sil
  4. Bence hic fizik okumamis olup ta iktisat okumus opanlar ekonomiyi anladigini zanedip hisedemezler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimbilir belki de öyledir. Bana sorarsanız da felsefe okumamış, tarih çalışmamış olanlardan iyi iktisatçı olmaz.

      Sil
    2. Hocam kendinize iltimas geçmişsiniz. Hititler sizin özel merakınız 😀 Sadece tarih ve felsefe değil her bilgi iktisatçının analiz yeteneğini geliştirir, otobüs duraklarındaki bekleyenlerdeki artış veya azalışı takip etmesi bile kurgusuna yardımcı olur. Bir de değişimleri farkederek bunlara ayak uydurabilen düşünce yapısıda olmazsa olmazlardan.


      selamlarımla, Cengiz

      Sil
    3. Hocam, "embeddedness" iktisadın tam da bu multidisipliner özelliğini açıklıyor gibi geldi bana.

      Sil
  5. Hocam tenis takip eder misiniz?

    Çağla Büyükakçay "İstanbul Cup"ta çeyrek finale yükseldi:

    https://twitter.com/CaglaBuyukakcay/status/723186704664936449

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu sabah NTV'de 10'da Ekonomide bundan söz ettik.

      Sil
  6. hocam,
    1998 yılında ABD'nin ekonomik durumunu hatırlıyor musunuz? nasıldı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1997 De uzakdoğu krizi, 1998'de Rusya krizi çıkmıştı ama o zaman küreselleşme bu kadar yaygın olmadığı için ABD ve Avrupayı fazla etkilememişti. ABD ekonomisi iyi durumdaydı.

      Sil
  7. Hocam çok iyi bir şekilde dile getirmişsiniz. Bir iktisatçı olarak beğendim. Kendimi 2. grupta görüyorum

    YanıtlaSil
  8. Hocam yazi mukemmel olmus,elinize saglik.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler sevgili Ali Dikeç.

      Sil
  9. Sevgili Mahfi hocam, canınızı sıkmayın. Adı üstünde tahmin, kesinliği olmayan bir olgu. Bence akıl ve mantık günün sonunda kazanan olacaktır. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  10. Mahfi bey merhabalar, Size bir konu hakkinda danismak istiyorum. Acaba size nasil ulasabilirim? Simdiden tesekkur ederim.

    YanıtlaSil
  11. Felsefe bilmek,ve bu bilgilikle felsefe yapabilmek ,iktisadı bilipte iktisat yapabilmek aynı şey değil midir ,yani her farklı durumda,farklı bir örgü ortaya koymak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her felsefe bilen filozof, her ekonomi bilen iktisatçı olmaz. İyi keman ya da piyano çalan herkesin besteci olamaması gibi bir şeydir bu.

      Sil
  12. Hocam Ekonomik Analiz adlı bir kitap çalışması içinde olduğunuzu söylemiştiniz sanırım bir önceki yazınızda yapılan yorumlardan birine cevap verirken. Kitap bu blogdaki yazıları mı kapsayacak yoksa daha farklı bir çalışma mı. Saygılar sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. Farklı bir çalışma oluyor. Bazen örnek olarak bu blogdaki yazıları da parçalarına ayırıp nasış analiz yapıldığını anlatırken kullanıyorum ama farklı bir çalışma. Böyle bir kitap olup olmadığını google'dan araştırdım. Sanırım bu türünün ilk örneği olacak. Amacım ekonomik analiz yapmayı öğretmek.

    YanıtlaSil
  14. John Dündarın 4 milyon liralık faizsiz kredi almasını hangi iktisatçı açıklayabilir hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Faizsiz ekonomiyi savunan iktisatçılar mı?

      Sil
    2. Muhahaha... Hocam ya siz bu cevapları verirken uzun uzun düşünüyor musunuz yoksa anlık mı?

      Sil
    3. Saatlere bakarsanız ne kadar düşündüğümü çıkarabilirsiniz.

      Sil
    4. Süper cevap olmuş ama bu yolsuzluğu açıklamaz. aynı bankaya ben gitsem aylık faiz işletirler.

      Sil
  15. İyi akşamlar hocam. Yıllar önce, buğdayımızı on bin liraya filan satmıştık. Ben o zamanlar çok karlı bir iş yaptığımızı sanıyordum. Sonra buğday üretebilmek için yapılan masraflar aklıma geldi,sordum babama.Geriye beş bin lira gibi bir tutar kalıyor ama hiç buğday ekmesek ve tarlayı başkasına versek bile zaten iki-üç bin lira alıyorduk dedi.Ben başta on bin lira kazandığımızı düşünürken meğer hiç kar edememişiz. Fırsat maliyeti kavramının kullanılışını çok küçükken ilk burada görmüştüm ismini daha sonra iktisat dersinde öğrenmek nasip oldu.Bu basit bir örnek hocam ama bana göre iktisatçı bu olayın çok büyük ve karmaşık hallerinde bile hep arka planda neler var, gerçek nedir, ne olmalıdır, nasıl olmalıdır,ne yapılmalıdır gibi soruları soran ve bu sorulara cevap bulmaya çalışan kişidir.Bu soruların cevapları da felsefeden tutunda hukuka,tarihe kadar bir çok alanla haşır neşir olmayı gerektirir diye düşünüyorum.Yani size sonuna kadar katılıyorum hocam :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler paylaşımınız için.

      Sil
  16. hocam soros çini abdnin 2008deki durumuna benzetmiş oysa bazıları çin düzeldi herşey güllük gülistanlık havasında o yılbaşındaki panikten eser yok gibi bir görüntü veriyor piyasalar.Sizin çine ilişkin görüşleriniz nedir.Eğer soros gerçekleri dile getiriyorsa olası çin krizini 2008le mukayese edersek tahribatı 2008 gibi mi olur yoksa fazlasını mı beklemeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'in durumu karışık. Verilerinin ne kadar sağlıklı ve güvenilir olduğu bilinmiyor. Özel kesim borçları bilinenden çok daha yüksek çıktı. Çin'in durumu ABD'nin 2008 durumu gibi olmayabilir ama Japonyanın son 25 yıldır yaşadığı durgunluğa benzer bir duruma girebilir.

      Sil
    2. Çin'de olmayan borcun CDS'ini ihraç eden ve bunu alıp başka yerde paketleyen var mı? Borç isteyene bi şeklde borç geliyor. O kadar feci güvensizlik ve alternatifi olmayan borç bulunamayan ortam yok. ABD'ye direk benzer ortam değil. ABD'de kurallı kıyım / vahşet var. Regülasyonu olan alan/enstrüman için hile yapılırsa canını okurlar. Regülasyonu olmayan alanda memleketi batır,kimse bişey yapamaz. Çin'de ise kuralsızlık yozlaşma hat safhada. Benzemeyen yanları çok fazla yani.

      Üstüne, Çin'in Japonya olabileceğinden bahsedebilmek için öncelikle Çin'in de Japonya tarzı bi yönetime sahip olduğunu varsaymamız gerekir. Tarlada başında askerle çalışmak, şehirlere göç kotası vs. gibi şeyler Japonya'da olmadığına göre? Japonya'nın kültürel yapısında yozlaşmalar ciddi oranda olsa bile Çin'den tamamen farklı bi durumdalar. En en en basiti Çin'de bana yeter gerek yok diyecek insan Japyonyadaki kadar bulamazsınız. Japonya'yı durgunluğa sokan nedenlerden biri de tabir uygunsa basiretsiz yöneticiler ve bunların devam eden gelenekleri. Bu son yazdığımla ilgili belki akademik çalışma da vardır, ama farklı sektörler direk bundan şikayet edebilen insanlarla dolu (artık elektroniğe vs. kadar). Çin ise tamamen özgü köşullarda yönetiliyor. Çin'e tamamen açık-demokratik-mantklı hareket eden bi ülke/yönetim gibi bakma hatasını yapıyor çoğunluk. Ülke menfaati gereği el koydum diyebilecek yapıdalar sonuçta. Dahası, baskı innovasyonu törpüler ama para + insan kaynağı da bi yere kadar rekabet edecek noktaya getirir dimi? Çin 2-3 senede deneyimli insanların yapamayacağı edemeyeceği şeyleri yapmaya başladı. Neden nasıl? Arkasında hükümet/parti desteği ile verilen politikalar ile. 2 senede batıda belli alanlardaki hi-tech elektronik şirketlerinin belki bütün orta + alt ürün gamına rakip olacak şekilde, veya bazı açılardan batıdan gelecek teknolojilerin gereksinimini azaltacak kendileri üretecek hale kendi başına kimse gelemez. Hükümet destekli farklı bi tür kalkınma programları var. Devasa teknoloji vs. transferi gerçekleşiyor. Deli gibi innovasyon merkezi değil Çin, kabul. Ama akıllı kafası çalışan insan eksikliği çekmedikleri de ortada. Yeterince para ile besleyince farklı bi noktadalar. İster ideolojik/politik olsun, ister belli yönde amaçları var densin. Japonya ise yen'in durumu vs. yüzünden küçüldükçe küçülen, çöktükçe çöken şirketle dolu. %70 gelir beklentisini düşürenler oluyor. Şartlar Japonyayı bi tür arge merkezi olabileck hale getirmişken , niyeti/imkanı olmayanlar yüzünden yine içinden çıkamadığı bi sarmalda kalmaya devam ediyor. Japonya'da helikopter parası niye hiçbi işe yaramaz? Çünkü devletin kendisi devasa bi KIT olmadan veya özel sektörün çarklarını ciddi ciddi döndürmeden bi işey yaramaz da ondan. Şirketlerin çoğu gözüne fener tutulmuş tavşan gibi. Helikopter parası = anlık olarak fenerin başka tarafa çevrilmesi. Sonrası? Vatandaşa para ver gitsin şirketleri harekete geçirsin? Geçmez işte orda, sorun şirketlerin yapısında. Çin bi tür yükseliş, Japonya çöküş yolunda. Herşey çöktü devasa bi kriz oldu diyelim. Çin'in yanına kalacak olan know-how devasa boyutlarda şu an. Sırf buna sahip olabilmek için bile bu yoldan gitmek mantıklı Çin için (hani iktisat ya konu).

      Sil
    3. Japonya'yı çok iyi bilen biri olarak ekonomik bir problem olduğunu söyleyemem. Japonya çok uzun yıllar boyunca kendine yeten bir ekonomi olmuştur. Dünyanın en güçlü ekonomilerinden birisidir. Ekonomilerinde sadece yavaşlama vardır, bunun nedenleri de:

      1. Japonya ekonomisinin doğal sınırlarına çok yaklaşması
      2. Japonya nüfusunun azalması ve yaşlanması
      3. Japonya'nın yakın komşuları olan Çin ve Güney Kore'nin hızla Japonya'ya bazı alanlarda rakip olması,
      4. Japonlar'ın para harcamayı İngilizler, Amerikalılar vs. kadar sevmeyen bir kültüre sahip olmaları ve tasarrufa ağırlık vermeleridir.

      Fakat hala dünyanın belkide en yaşanabilir, refah seviyesi en yüksek ülkesidir.

      İşsizlik oranı çok düşüktür, suç oranı 0'a yakın(en güvenli ülke), insan hakları ve özgürlükler konusunda çok iyi durumda, ABD ile rekabet edebilecek teknoloji ve Ar-Ge çalışmalarını bağımsız yapabilen tek ülkedir. Ayrıca Tokyo dışında halkın alım gücü çok yüksektir.

      Sil
    4. evet,saydığınız bu 4 özellik kesinlikle doğrudur. Japonya gibi çinde de tasarruf eğiliminin tüketim eğiliminden güçlü olduğunu görmekteyiz. bunun dezavantajı şu anda olduğu gibi global konjonktürde dış talep olmayınca buna benzer ekonomilerde sert yavaşlama yaşanır. avantajı ise; konjonktür tersine döndüğünde dünya ekonomisinin büyüme motoru haline gelebilmeleri ve dış dünyanın tasarruflarına bağımlılıklarının ya hiç olmaması ya da düşük seviyede olmasıdır.

      Sil
    5. MuratT`nin yorumuna ilave olarak, Japonya`da babası gece gündüz çalışırken onları göremeden büyümüş şimdiki çalışan kuşağın, babalarının yaptığı fedakarlıkları yapmak istemiyor oluşu da eklenebilir sanırım. Refah düzeyi arttıkça Kore ve Çin'in de başına aynı şey gelir herhalde.

      Sil
  17. Hocam ekonomi yönetimi için hükümetten teklif gelir ise değerlendirirmisini?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. devletin başı hükümet layık görüp göreve çağıracak, gitmemek olur mu? Bu sorunun sorulması dahi abesle iştigaldir.

      Sil
    2. gelmez :)

      Sil
    3. Böyle bir teklif gelmez. Çünkü yazılarımı izleyenler bilir ki ben kimsenin adamı değilim ve olmam o nedenle bana denileni değil doğru bildiğimi yaparım. Onu da siyasetçi istemez.

      Adsız 23:19'a yanıt: Bu dediğiniz doğru değil. Bana geçmişte o dönemin Başbakanı tarafından MB Başkanlığı teklif edilmiş ve ben reddetmiştim.

      Sil
  18. Hocam merhabalar.Hayvan eti yenmesini etik buluyormusunuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedem kızdığı zaman karşısındakine "hayvan eti yemiş" derdi. Buyrun burdan pay biçin ;) eskiler boşa konuşmaz.

      Sil
    2. Dedeniz hayvan eti yemez miydi?

      Sil
    3. Yerdi yediği halde böyle derdi. Bende çocuk aklımla niye böyle diyorsun sende et yiyorsun, et yemek kötü bir şey mi diye sordum. Cevabı ise şuydu: "et yiyince böyle agresif oluyorsun" derdi. Gerçi bu söz onada et yemeyen babasından kalmıştı.

      Sil
    4. Hayir dedem yamyamdi, insan eti ile idare ederdi...

      Sil
    5. Yahu arkadaşlar bırakın lagalugayı lütfen!

      Okuyunuz, öğreniniz:

      "Tabağındaki Yüz - Gıda Hakkındaki Gerçekler"
      Yazan: Jeffrey Moussaieff Masson
      Çev. Zülal Kalkandelen
      http://www.kitapyurdu.com/kitap/tabagindaki-yuz-amp-gida-hakkindaki-gercekler/377086.html

      Jeffrey Moussaieff Masson (Sigmund Freud ve psikanaliz üzerine uzman ABD'li yazar), yediklerimizin sağlığımızı, ahlâki benliğimizi ve gezegenimizi nasıl etkilediğini gösterirken ağzımıza aldığımız her lokmanın arkasındaki kararların farkına varmamızı sağlayacak sorular soruyor:

      Hayvanları yemenin toprağımız, sularımız ve hattâ küresel ısınma üzerindeki etkileri nelerdir?

      Çiftçilik yöntemlerinin hayvanlar ve insanları etkileyen sonuçları nelerdir?

      Aynı zamanda bir psikanalist olan J. M. Masson, inkârın bizi çatalımızın ucundaki hayvanı düşünmekten nasıl alıkoyduğunu gösterirken, bir yandan da tabağımızdaki etin
      bir zamanlar duyguları olan bir canlı olduğunu ve tabağımıza gelmeden önce büyük eziyete maruz kaldığını hatırlatıyor ve beslenme şeklimizdeki ahlâki çelişkileri ortaya koyuyor.

      Tabağındaki Yüz, yazarın 20 yılı aşan entelektüel, psikolojik ve duygusal deneyimlerini gıda devriminin bu çok önemli kitabında bir araya getiriyor. Gıda seçimi konusunda bilinçli olmak isteyen herkes (veganlar, vejetaryenler ve et yiyenler) bu kitaptan çok şey öğrenecek.

      "Sağlıklı ve etik beslenmenin rehberi olan bu kitap, üslubuyla çok cana yakın ve faydalı güncel bilgiyle dolu." (J. M. COETZEE)

      "Derin bir anlayış ve şefkatle dolu olan 'Tabağındaki Yüz', son yıllarda okuduğum en ilginç kitaplardan biri. Jeffrey Masson zeki olduğu kadar da bilge bir yazar.
      Bu, hayatınızı yaşama şeklinizi iyi yönde değiştirecek bir kitap." (JOHN ROBBINS, "Healthy at 100", "Diet for a New America" ve "The Food Revolution" kitaplarının yazarı)

      Sil
  19. daha kötüsü de var ;
    4) iktisat okuyup iktisatçı olamayanlar,

    İşte o benim. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yine iyi. Hiç değilse durumunu biliyor.

      Sil
    2. Daha da kotusu var. Iktisattan anlamayip sahte diplomayla iktisat mezunu oldugunu iddia edip anayasa'ya ragmen belli pozisyonlara secilebilenler.

      Sil
  20. hüseyin demirel22 Nisan 2016 21:25

    Hocam merhaba konuyla alakalı değil ama mehmet şimşeğin bugünkü açıklaması bankalarda kredi verecek para kalmadı kaynağa ihtiyaç var bu durumda acaba ne olur (amatör ekonomist) saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu açıklamanın tam olarak neyi ifade ettiğini bilmiyorum ama bunu kastettiğini sanmıyorum.

      Sil
  21. Hocam, bir çok eseri sıraladım kendime, sırayla okuyorum ancak sizden de iktisatçı olacak kişilerin mutlaka okuması gereken kitapların listesi gibi bir şey alabilir miyiz? Doğrudan "İktisat kitabı" olmayanlar da dahil olmak üzere, vaktiniz olursa kitap tavsiyelerinizi yazabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  22. Hocam yine çok güzel bir yazı teşekkürler,sizin de söylediğiniz gibi iyi bir iktisatçı olabilmek için, matematik,hukuk,muhasebe,yabancı dil (İngilizce iktisadın dili İngilizcedir) ve analitik düşünce,felsefe, tarih, bileceksiniz.Bunları bilmiyorsanız sadece diplomada iktisatçı olursunuz.Hocam reçeteyi doğru yazdım mı? :)

    YanıtlaSil
  23. Efsane "Monty Python" komedi & skeç grubunu biliyorsunuzdur mutlaka Hocam.

    İlginizi çekeceğini tahmin ediyorum: Bu grubun üyesi Terry Jones "Boom Bust Boom" isimli belgesel ile, Lehman'ın çöküşüyle beraber günümüze evrilen ekonomik kriz sürecini anlatacak.

    Önemli kısım şu, "insan faktörü" uzun yıllar ekonomi dışına itildiği için, finans daima öne sürüldüğü için, Jones, ekonomiye asli unsur insanı yeniden tanıtmaya esprileriyle çalışacak.

    Fragman: https://www.youtube.com/watch?v=7XtnZDNXCKM

    Ana site: http://boombustclick.com/

    http://www.economist.com/blogs/prospero/2016/04/economics-film

    YanıtlaSil
  24. Hocam ağzınıza kaleminize sağlık biz iktisatçıların cevaplarını beğenmeyip yanlış diye karşı çıkanlara okutmak lazım bunu izninizle Facebokumda paylaşıyorum :)

    YanıtlaSil
  25. hocam merhaba, borsayla ilgilenmediğinizi defaatle söylemiştiniz. Kendiniz bireysel olarak hiç işlem yapmadınız mI ? Çok garip geliyor bana ilginizi çekmemesi. Bence kendi yatırımlarınız ve goruslerınız vardır ama, ilgilenmediğinizi söylüyorsunuzdur :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Borsaya bişr kez özel sektörde iken girdim ve biraz para kazandım. Ondan sonra Hazine Müsteşarlığına atanınca borsadan çıktım. Sonra da yazı yazdığım için tarafsızlığım sorgulanmasın diye bir daha borsaya girmedim. Yani bu uzak duruş ilgimi çekmemesi nedeniyle değil etik anlayış nedeniyle. Borsayla ilgim yalnızca endeksleri izleyip makro etkilerle ilişkisini kurmakla sınırlı.

      Sil
    2. Dürüstlüğünüze hayranım hocam. Başkalarına ahlak taslayıp fırsatını bulunca deveyi hamuduyla götürenlerin bol olduğu ülkemizde sizin gibi örnek insanlara çok ihtiyacımız var.
      Sağolun, varolun.

      Sil
  26. Sayın Hocam,
    1- Bu güne kadar herhangi bir eşyanızı takas edebildiniz mi?
    2- Herhangi bir eşyanızı ikinci el mahiyetinde şahsen sattınız mı? Neler vardı bunlar içinde? Ve bu satışlar tatmin edici miydi?

    *satış ve takas işlemi yapamadıysanız "ticari yeteneğiniz, şansınız" olmadığından mı? Yoksa tenezzül etmeyip hediye etme yoluna mı gittiniz?

    Mesala ben hiç bir eşyamı satamam telefonumu bile artık kullanılamayacak duruma gelmeden yenisine yönelmem. Bu pintilik ya da cimrilik değil, sadece benim olandan kopamıyorum.
    Zaten satış konusunda da hiç şansım yoktur cidden bir şeyi satmak istesem üstüne para isterler o ayrı :=)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. Takas etmedim.
      2. Sattım. Eski televizyonumu sattım.
      3. Eski eşyalarımı (iyi durumda olanları) genellikle tanıdığım, bildiğim ihtiyaç sahibi kişilere veriyorum.

      Sil
  27. Hocam bende de AVM lerdeki kafelere bakarak ekonomi hakkında analiz yaparken buluyorum kendimi.Yaklasiyormuyum dersiniz iktisatciliga

    YanıtlaSil
  28. 45 yaşında bir mühendis olarak şunu söyleyebilirim ki, ekonomi olarak tanımladığımız bilim hayatımızın her alanında. İşe giderken hangi yolu seçtiğimizden, kullandığımız cihazların, oturduğumuz evin tasarımına kadar,; ekonomi hayatımızın içinde. Daha genç okuyuculara, ilginç gelecektir ki, temel mühendisklik bilimlerinin tamamına yakının içinde önemli bir ekonomi teorisi var. Çünkü, tasarımda ve uygulamada kıt kaynaklar ile yüksek değer yaratıyorsunuz. Daha geniş resimde ise, ekonomiye hakim iseniz, bugünün dünyasını, ülkelerin ve toplumların nispi güçlerini bir resim gibi görebiliyorsunuz. Veya tarihçiyseniz, Roma'nın nasıl yıkıldığını,ABD'nin nasıl İngiltere'yi 19 yy. sonunda geçtiğini, Almanya'nın iki Dünya Savaşında yenilip, Batı ve Doğu Prusya'yı, Silezya'yı, neredeyse tüm sanayi kapasitesini, önemli derecede nüfusunu kaybetmesine rağmen bugünkü Almanya olmasını anlayabilirsiniz. Hayata bakışınızı zenginleştirmek için mesleğinizin ilgisi olmasa bile, temel ve özet olarak ekonomi, muhasebe, istatistik ve hukuk okunmasını öneriyorum. Artık her türlü kaynağa rahatça erişilecek bir dünyadayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke ekonomi okumuş olanlar da sizin kadar net düşüncelere sahip olsalardı. Teşekkürler paylaşım için.

      Sil
  29. Hocam selamlar, matematikçiler için makro ve mikro ekonomiyi grafiklerle anlatan , marjinalin türev olduğunu söyleyen matematik ağırlıklı , matematik temellerini açıklayan bildiğiniz bir kitap varmı.. Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alpha C. Chiang, Matematiksel İktisadın Temel Yöntemleri.

      Sil
  30. Hocam kaç yaşınıza kadar çalışmayı düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sorunun cevabını daha önce farklı şekilde cevaplandırmıştık. Yine hatırlatalım:
      Hesaplarımıza göre hoca 121 yaşına kadar yaşayacak, yani yıl 2071 olunca ölecek.
      Eğer boynunu yine incitmezse, göz sağlığına dikkat ederse, yağlı gıdaları dikkatle tüketirse, bir oturuşta 1 lt. rakı değil 0,5 lt. rakı içerse, spor yapmayı sürdürürse, yolu açık...

      Sil
  31. hocam Ulusal Egemenlik Bayramınız kutlu olsun.
    Unutmadan içinizde halen bir çocuk ruhu barındırıyorsanız Çocuk Bayramınızda kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Padişahın kulları olmaktan çıkıp, özgür insanlar olmamızı sağlayan, Cumhuriyetimizin dönüm noktalarından birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı hepimize kutlu olsun.

      Sil
  32. Ölümlü dünyada, son tahlilde gerçekler acıdır. Bu nedenle bilimsel gerçekler çoğumuzun umurunda değil. Gizem satıp, hayal tacirliği yapan, insanlara sadece duymak istediklerini söyleyen "-sahte- peygamberler" karşısında bilim adamlarının pek şansı yok.

    YanıtlaSil
  33. Bu yazı benim kesinlikle savunduğum noktaları içeriyor.Misal şimdi sokağa çıksak bakkalından, inşaat işçisine herkesin ekonomiden anlayıp yorum yaptığını gözlemleriz.Enflasyon attı, dolar düştü vs vs... Ama iki teori, birkaç farklı birşey söylerseniz; "sende amma çok biliyorsun, o öyle değil" mevzusu dönüyor.Bu ülke olarak herşeyi herkesten çok iyi bilen bi halk olduğumuzun gerçeğini yansıtıyor.
    İktisat bölümünü boş okuyan dostlarımızı ayrı tutarsak araştıran, öğrenen meraklı İktisatçıların da şu ortamda çok söz hakkı olmadığı maalesef aşikar.Yine de siz ve sizin gibilere çalışmalardan dolayı teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ama bu her konuda böyle. Cahil cesareti denen bir şey var. İşin kötüsü cahillikte ve paralel olarak cesarette de artış var. Yapacak da bir şey yok.
      Teşekkürler.

      Sil
  34. Hocam merhaba yazınız için teşekkürler. Hocam psikoloji ile iktisatın ilişkisi nedir, hangi düzeydedir. 1.2.3.grup iktisatçılar için ayrı ayrı psikoloji & iktisat tanımlaması yapmak mümkünmü ? Birde 1.2.3.grup iktisatçılara itibar gösterenlerde psikoloji hangi boyutta etkili yazılarıda yorumlarıda ilğiyle takip ediyorum esenlikle kalın hocam teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi insanın merkezde olduğu bir sosyal bilim. Ve doğal olarak insanın merkezinde yer aldığı bir bilimde psikoloji çok önemli. İyi iktisatçı psikoloji ile ilgilenmek zorundadır.

      Sil
  35. Mahfi Eğilmez olarak kendi bakış açınızı yansıtacak şekilde geniş bir "emek" tanımlaması yapar mısınız?
    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapamam. Emek, herkesin kendisine göre tanımlayacağı bir şey değildir. Her türlü kavramı kendi tanımlarımızla tanımlayıp içini boşalttık bari emeğe bunu yapmayalım.

      Sil
  36. Değerli Hocam, öncelikle yazınız için teşekkür ediyorum. Ben, iktisatçıların kaça ayrıldığından ziyade iktisatçıların neyi konu alması gerektiğini sorgulamakta fayda olduģunu görüyorum (Nitekim günümüz küresel iktisatçıların yoğunlaştığı alan da bu.). 2 sene önce ingilizce bir kitap geçmişti; ince birşey ve Türkçeye'de çevirmişler sonradan gördüm "Hayatımızdaki ekonomi" diye. Bir bayan Julie A. Nelson isimli profesör, iktisat öğrenimine ilk başladığındaki düşüncelerini anlatıyor kitabında. İzninizle bir iki satırını hatırladığım kadarıyla paylaşayım:
    "Ben iktisat bölümünü isteyerek seçmedim. Öyle boşluğuma gelmiş oldu. Aslında yapmak istediğim de birşey deģildi. Sonrada araştırmaya başlayınca, önemli bir bilim dalı olduğunu anladım ve "ne güzel" dedim kendime "Afrika'daki çocukların faydalarını maksimize edebileceğim bir bilim dalı".. Ama sonra anladım ki Afrika daki çocukların değil Firmaların kârlarını maksimize ediyormuşuz."
    Yani demek istediğim, bizim iktisatçı olarak tartışmalarımızın % olarak kaçı insanlara gećiyor ve onlar faydalanıyor. Biz yine enflasyonu ne olacak bitecek, faiz yükselirse ne olacak bitecek kendi aramizda tartışıyoruz.. Mühim olanın insan olduğunu biliyoruz bu bilimde.Ancak onları ne kadar ilgilendiriyor bizim tartışmamız. Sadece tüketim mi fayda artırır? İnsanlar büyük firmaların ürettiği mallara talep göstermiyor ki.. Zengin aldığı arabayı 1 süre sonra yeni modeliyle değiştiriyor. Zaten onlar da sayı ile üretiyolar arabaları. Sizin bu noktadaki görüşünüz nedir?
    Ben yine size bu yazıyı yazdığınız ićin teşekkür ediyorum. Sizin gibi değerli bir iktisatçiya soru sorup cevap alabilmek bizleri onurlandırıyor. İyi günler diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu sevgili bayan profesör konuyu mikroekonomi bazında firma ekonomisi olarak ele almış ve ona göre tanımlamış. Bir açıdan bakarsanız böyle görünür. Bir başka açıdan bakarsanız o zengin aldığı arabayı 25 yıl kullanırsa araba fabrikası araba satamaz konuma düşer ve batar. Batınca sahibi olan zengin batar ama orada çalışan 100'lerce işçi de ücretinden olur.
      Julie A. Nelson'un haklı olduğu noktalar var ama mesela Dünya Bankası gibi o konuları çözmeye çalışan kurumlar da var. Yani konu ak veya kara değil. Gri.
      Paylaşım için teşekkür ederim.

      Sil
    2. Sizin kaçış kapınız bu. Cevap veremediğiniz zaman, konu ak veya kara değil, gri, diyerek hemen toz oluyorsunuz!

      Sil
    3. Ne yapayım? Sizin gibi ne dediğimi anlamayanlarla karşılaştığımda konuyu uzatmadan oradan uzaklaşmayı tercih ederim.

      Sil
  37. Merhaba hocam.ben iktisat son sınıf öğrencisiyim mezun olacam ama iktisatla ilgili pek bir şey bilmiyorum.bölümümü çok seviyorum ama kendimi geliştiremedim.ekonomiyi seviyorum yazılarını okuyorum ekonomiyle ilgili.alt yapim yok hocam.sizce mezun olunca ne yapabilirim ben hocam.teşekkürler şimdiden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman varken ekonomi bilginizi geliştirmeye bakın. Çok kitap okuyun.

      Sil
  38. Hocam, öncelikle değerli bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür ediyorum. Ancak müthiş bir kafa karışıklığı yaşıyorum. Sorum biraz uzun ancak benim gibi bir kitap kurduna çok faydanız olacak.

    Ben iktisat bölümüne daha yeni başladım. Mikro ve Makro konularının teorik bölümlerini de iyi biliyorum. Daha okulda görmedik ama ben şimdiden halletim. Ancak yorum yapma işinde kafam çok karışıyor.

    1- Nereden başlayacağımı, hangi iktisat okulunu dikkate alıp değerlendirme yapacağımı bilemiyorum. Örneğin, sizin bir önceki yazınızda faizlerden bahsederken fiyat ve gsyh arasındaki ilişkiyi kurarken direkt Klasik iktisat okulunun arz eğrisini kullanmışsınız. Bunu varsayınca direkt olarak, ekonomiyi tam istihdamda kabul etmiş oluyoruz. Bunu gelişigüzel mi yoksa Ceteris paribus mantığı ile mi, yani ne kadar az değişken o kadar iyi daha çok Occam's razor gibi olduğu için mi yaptınız?

    2- Bu da sonraki aşamalarda örneğin, işsizlik ile enflasyon arasında bir yorum daha yapacakken bir önceki aşamada Klasik okulun görüşünü tercih ettiğim için Keynesyen okulun görüşlerini seçememe gibi bir sorunumuz olur mu? çünkü mesela başta siz Klasik AS'yi kullandınız(tam istihdam genel durum), sonra Keynesyen okulu(eksik istihdam genel durum) kullanmanız karmaşa yaratır mı?

    3- Son olarak da; örneğin, işsizlik ile enflasyon arasında bir yorum yapmamız istendiğinde bu konu ile ilgili iktisat okullarının farklı farklı görüşleri var. Ben hangisini seçeceğime nasıl karar vereceğim? Sonuçta hepsi ayrı ayrı varsayımlar belirlemişler.

    Not: Teorik konuları halledince iktisat bana vız gelir diyordum. Geçenlerdeki yazınızda da bunu anlatmışsınız. O yüzden beni çok iyi anlayacağınızı düşünüyorum :)

    Vereceğiniz değerli cevabınız için şimdiden ellerinizden öpüyorum ve teşekkürler ediyorum.

    Saygılar.

    By İktisat Böceği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok güzel bir kafa karışıklığı bu yaşadığınız. İnsanın kafası karışmadan iyi iktisatçı olamaz zaten. Aynı konuda farklı varsayımlarla birçok çözüm vardır. Bütün mesele gereçeğe en yakın olanını bulmak. Doğru çözüm bazen klasiklerin, bazen Keynesyenlerin, bazen yeni klasiklerin önerileri olur. Bazen hiçbiri olmaz. O zaman siz kafanızda bir karışım yaparak kendi çözüm önerinizi getirirsiniz.
      Ekonomi biliminin en anlaşılmaz ama bana sorarsanız en güzel tarafı budur. Tek çözüm yoktur. Bütün çözümleri inceleyip en dorğtu olanını seçmeniz gerekir.
      Bence ekonomi öğrenmek için çok doğru bir yerde duruyorsunuz. Devam ederseniz iyi bir iktisatçı olacaksınız.

      Sil
    2. Peki hocam, tam olarak şimdi anladım. Bu benim için çok önemliydi. Takipteyim, sizden bütün bilgileri çalacağım :)

      Sil
  39. Hocam selamlar.Dün süleyman yaşar yazmış tasarrufları etkileyen faizler değil,şirketlerin karlılıklarıdır ve dolayısıyle faizler düşmelidir diye.Bu görüşün geçerliliği nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi biliminde durum şöyledir:
      S = f (Y,r)
      Burada S; tasarruflar, f; fonksiyon işareti, Y; gelir ve r de faizi gösterir.
      Yani Tasarruflar, gelirin ve faizin bir fonksiyonudur.
      Bilmem benim daha başka bir şey söylememe gerek var mı?

      Sil
    2. Hocam eğer f; fonksiyon işareti derken matematikteki fonksiyonlardan bahsediyorsanız, iktisattan birden bire soğudum.

      Çünkü lisede fonksiyonları anlamadığım için sınıfta kaldım ve bir daha matematikte belimi doğrultamadım! Şimdi ne mi yapıyorum: İşsizim!

      Sil
    3. Şirketin karlılıkları da artınca gelirleri artmış ve tasarruf gelirin de bir fonksiyonu olduğuna göre tasarrufları artmış olmaz mı hocam? Yani şu an faiz etkisi mi gelir etkisi mi daha baskın tasarrufların artmasında?

      Sil
  40. hocam eger isciler tasarruf yaparsa bu tuketimi azaltiyor. devlet illa tasatruf olacaksa tasarruflarin emeklilik fonlarinda tahvil olarak durmasini istiyor.
    sermayenin tasarruflari ve karlari ise tum dunyada serbest dolasiyor. yani turkiyede kar eden bir holding ben bu karlarla yurt disinda yatirim yapayim diyebilir. bir baska sorun ise tasarruflarla ne yapilacagi. isci para biriktirip bono tahvil mi alacak. sermaye ise rezidans mi dikecek yoksa sanayiye mi girecek. eger devlet ekonomiye hic mudahele etmezse tasarruflar ya ulkeden kacar yada anlamsiz alanlara da yonlenebilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dedikleriniz doğru ama yine de bu ülkede 2000'ler öncesinde tasarruflar nasıl olup da GSYH'nın % 20'sini aşmıştı. Ve ne oldu da 2000'ler sonrasında % 15'lere düştü sorusunu yanıtlamıyor. Bu soruyu doğru yanıtlayan tek şey faizlerin de düşmüş olması.

      Sil
  41. neden emek tanımlamasını kendinize göre yapamazsınız anlamadım?
    Sürekli birilerinin cümleleriyle mi hareket etmek zorundayız ? Sizden elma için yeni bir kelime bulun demedim ki.
    Daha önce emeğin tanımını yapanlara vahiy yoluyla bu bilgi gelmedi ki.
    Kaldıki sıradan biri değilsiniz iktisat konusunda ders veren kitap yazan donanımlı bir öğretim görevlisisiniz. Yapacağınız tanımlama emeğin içini boşaltması beklenemez. Nasıl Ricardo'ya göre emek tanımı varsa sizin gibi donanımlı bir hocanında günümüz şartlarını içeren kendi tanımlaması olabilir.
    Söylemeden edemeyeceğim tanımlama isteğime fazla ön yargılı yaklaşmanız beni hayal kırıklığına uğrattı.

    Son olarak bu eleştirimi art niyetli olarak almayın sizi seviyoruz.
    Saygılar bizden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfurullah tabii ki art niyetli olarak görmedim. Ön yargılı da yaklaşmıyorum. Ama emek gibi artık evrensel kabul görmüş tanımlara gelmiş bir konuyu benim ayrıca tanımlamamın ne yararı olacak onu anlamadım. Her konuda da kendi tanımımızı geliştireceğiz diye bir arayışa gerek yok.

      Sil
  42. Hocam merhabalar. Türkiye'nin önüne çıkabilecek olası riskler(kriz, savaş, deprem vs) için ve ekonomik kalkınmasına destek sağlayabilmesi için bir mali alan(fiscal Space) yaratması gerekiyor mu? Sizce bunu nasıl başarabilir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yılda 200 milyar dolar dış borç ödemek durumunda olan bir ekonominin bunu başarabilmesi için her şeyden önce bu bağımlılığı düşürmeye çalışması gerekir.

      Sil
  43. 1- hocam "ikinci el piyasası"nın (araba, ev, eşya vs.) paranın dolaşım hızını arttırmaktan yana başka anlamlı etkisi var mı?
    2- ikinci el piyasasının gelişmesi ve hızlanması büyümeyi olumsuz etkiler doğru mudur?
    3- paranın dolaşım hızının artmasının ve ikinci el piyasasının gelişmesinin ekonomiye olumlu etkisi nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1-Var. Çünkü arabasını 2. elde satan kişi muhtemelen üzerine para koyarak yeni araba alır.
      2-Bir yere kadar doğrudur. İlk kez ikinci el işlemler yapıldığında olabilir. Sonraki yıllarda bu zaten bir baz oluşturduğu için pek etkisi olmaz.
      3-Haracamaların arttığını gösterir, ekonomi canlanıyor demektir. Ama bu bir yandan da enflasyonun denetlenmesi gerektiğini söyler bize.

      Sil
  44. “Bir cahil için en iyi şey susmaktır.
    Ne var ki, bunu bilseydi zaten cahil olmazdı.”
    Sâdi-i Şirazi (1193-1292)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel söz.
      Sokrates zamanın Delphi'de yaşayan yaşlı filozofun oturduğu mağaranın kapısında "Kendini Bil" yazısı varmış. İnsana öğretilmesi gereken ilk şey kendini (yani haddini) bilmesidir. Ne yazık ki bizim toplumumuzda hiç öğretilmeyen bir şey bu.

      Sil
  45. Hocam iktisata yeniden baslamam için kendimi geliştirmem için hangi kitapdan baslamaliyim.okul bitecek ve ben sadece temel basit şeyleri biliyorum.okul bitince atanamayacagim için iktisatla ilgili bir işte çalışamayacagim için okuduğum bölüm dışında (polislik,askeriye,vb.) Mesleklere yönelmek de istemiyorum kısa yoldan.aklım karışık ne yapmaliyim hocam.çaresizlik içindeyim.tekrardan teşekkür ederim hocam şimdiden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen Örneklerle Kolay Ekonomiye başlayın. Bunu 2 - 3 günde okuyup bitirmelisiniz. Sonra sırasıyla Makroekonomi, Ekonomi Politikası, Kamu Maliyesi ve Mikroekonomi kitaplarımı okuyun. Bunları bitirdiğinizde kendinize güveniniz gelecek.

      Sil
    2. Tamam hocam teşekkür ederim.her yazilarinizi imkanim elverdiği kadariyla takip ediyorum ve okulda kendime katamadigim bazi bilgileri yazilarinizda ve yorumlara verdiginiz cevaplarda katıyorum.hocam bu dediğiniz kitapları nasıl temin edebilirim.ve hocam ben 1 ay sonra mezun olunca adamakilli 1 yıl kpss ye mi hazirlanayim bana ne önerirsiniz hocam rehberliğinize ihtiyacim var.bu tür yazilarimla sizi sıktıysam affiniza sığınırım ama hocam gerçekten yardimci olacak kimse yok etrafımda.tekrardan teşekkür ederim hocam sağlıcakla kalmaniz dileğiyle.

      Sil
  46. Merhaba Hocam,

    İktisatçı değilim fakat iktisat ile ilgili okumayı, grafikleri takip etmeyi, yatırım yapmayı ve tahminlerde bulunmayı severim. Ne yazık ki gazetelerde veya internet sitelerinde yazan ekonomi yazarlarının büyük kısmını ciddiye alamıyorum, okuduktan sonra çoğunun gerçekten bu işi derinlemesine bilmediğini düşünüyorum. Sorum ise; yazınıza paralel olarak sizin takip ettiğiniz, yazılarını ciddiye aldığınız ve bize takip etmemizi önerdiğiniz yazarlar var mı?

    iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güncel konularla ilgili pek yok ne yazık ki.

      Sil
  47. Enflasyonun ilimli sekilde yukseldigi arttigi bir ekonomide Merkez bankasinin faizleri dusurmesinin ve eksi reel faizler seviyesini gormesi Dis ticaret ve butce disiplinin hukum surdugunu de bildigimiz bir ekonomide belirgin olarak neler olur? Ekonomi ne tur tepki verir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ekonomi eğer dış kaynaklara bağımlı ise, yani iç tasarrufları yetmediği için yatırımlarını yapabilmek için dışarıdan borçlanmak zorundaysa o zaman önce iç tasarruflar daha da düşer. Çünkü kimse parasını başkasına zararına kullandırmak istemez. Sonra da eğer faizler dünya düzeyine yaklaşmışsa dışarıdan kaynak girişi azalır. Bu da kurların yükselmesine yol açar. Sonuçta enflasyondaki ılımlı yükseliş sert yükselişe döner. Eğer dış dünyanın durumu iyi ise kur yükselişi ihracatı artırır ama eğer dış dünyanın durumu iyi değilse ihracatta artış olmaz. Buna karşılık ithalat düşmeye başlar. Eğer ülke enerji gibi hammadde, ara malı ve sermaye malı ithal ettiği için ithalatını da kısamıyorsa o zaman cari açığı büyümeye ve dış ticaret disiplini bozulmaya başlar. Kısa vadede hemen ortaya çıkmayacak olsa da orta - uzun vadede ekonomide sıkıntılar doğar ve büyüme de düşer.

      Sil
    2. hocam ulkenin adi AHMET ulkesi diyelim.

      Cari fazla veren bir ekonomi butcesi fazla veren bir ekonomi. Bu ekonomide enflasyoon %2.5 ve her ay artiyor %2.8 kadar cikiyor daha da cikabilme potansiyeli tasiyor mesela %3 ler gibi. faizler %0.75 politikasi cizgisinde. Boyle ekonomide buyume dis dunyadan kaynaklanan dusme potansiyeli var oldugundan faizler merkez eliyle dusuruluyor ve enflasyon ilimli sekilde artiyorsa
      Ekonomik tepkime
      Makro ekonomide Issizlik ithalat/ihracat ne olur
      Mikro ekonomide tuketiciler ureticiler ve de esnaf kobinin drumu ne olur.

      Sil
  48. hocam saygılar.şöyle bir tanım da okumuştum hocam geçenlerde: iktisatçı; dün öngördüğünün bugün gerçekleşmediğini yarın açıklayabilen kimsedir.bide bi sorum olacak.avrupa mb bankası malum tahvil alım programı uyguluyor peki hocam bu para kimlerin eline geçiyor ve piyasalara veya reel ekonomiye karışıyor mu işleyiş nasıl oluyor acaba abd'deki durumla avrupada'ki durum benzer midir sonuç ve koşullar itibarı ile?eğer piyasalara kolay bi şekilde aktarılıyorsa enflasyon neden yükselmiyor bu buyuk miktarlara rağmen bu sadece halkın harcama alışkanlığı ile açıklanabilecek bir olgu mudur ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bir tanım değil. İktisatçılarla dalga geçen bir şaka. Genellikle bunları da iktisatçılar uydurup kendileriyle dalga geçerler.
      Tahvil alım programı ağırlıklı olarak bankalara yönelik olarak uygulanıyor. Bankaların nakit ihtiyacını karşılamak için AMB, onların ellerindeki tahvilleri alıp karşılığında para veriyor. Ne var ki bankalar ellerine geçen bu ilave likiditeyi hemen krediye dönüştüremiyorlar. Bir kere kredi için yeterince talep yok. İkinci olarak da herkese kredi vermek istemiyor seçici davranıyorlar ki verdikleri krediyi geri tahsil edebilsinler. O yüzden bu paralar piyasaya kolay çıkamıyor. İnsanlar da pek harcama yapmıyorlar. Kriz ortamlarında genellikle para harcamada değil geleceğe yönelik olarak durumu sağlamlaştırmakta yani tasarrufta kullanılıyor.

      Sil
  49. hocam bende wikipedia iktisatcisiyim galiba. impossible trinity diye bisey okudum.

    merkez bankasi; kur, para politikasi, ve sermaye hareketlerinden sadece ikisini kontrol edebilir. ucu ayni anda hedeflenemez, aksi takdirde kriz olur.

    yani sabit kur ve bagimsiz faiz politikasi istiyorsak sermaye giris cikisini denetlemek gerek. yada sabit kur istiyoruz ama sermaye hareketleri de serbest ise bagimsiz para_faiz politikasi uygulayamayiz, faizleri istedigimiz gibi artirip azaltamayiz.

    turkiyede sermaye hareketleri serbest. ehh kurlar da kafasina gore hareket ediyor yani orada da bir serbesti var. geriye kaldi bagimsiz para politikasi. ama para politikamiz da dunyadaki faiz oranlari ve enflasyondan bagimsiz yurutulemiyor. bu durumda su sonuca variyoruz: turkiye merkez bankasi ne bagimsiz para politikasi uygulayabilir, ne kurlari sabit tutabiliyor, nede sermaye hareketlerine kisitlama getiriyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi bir analiz. Ama bizde faiz serbest. Sonuçta MB'nin etkileyebileceği fon tutarı, toplamın yüzde 10 - 12'si kadar. Bizde hedefleme enflasyon aracılığıyla faizler üzerinde. O da çok etkili bir durumda değil.

      Sil
    2. hocam aarkadasin yorumu bence guzel ben bisey eklemek istiyorum. Acaba merkez bankasinin eline tobin vergisi imkani versek merkez bankasi kisa vadeli sermaye hareketlerine vergi oranini veren bir yetki versek hem faizlerle hem bu vergi oranlari ie pyasalara yon veremez mi veremezmiydi

      mesela oranlari maksimum duzeyde hukumet tarafindan belirlenen tobin vergisinin yetkisini merkzin eline versek daha iyi olamaz miydi merkez bankasi istedigi zaman tobin v ergisini 0 yapsa istedigi zaman da% 0.1 vesaire oranlarda yukseltme dusurme imkani olsa daha inovatif bir yapi olmaz mi maksimum %1.5 e sabitlesek merkez bankasinin eline belli bir oran dahilinde bu oranlar arasinda degistirme hakki versek maksimum %1.5 minumum %0 arasinda oynama hakki versek iyi olur mu mekerskesin elini guclendirme baglaminda. sonucta sermaye akimlarini merkezden daha iyi bilen bir devlet kurumu yok syrica bu oranlarda oynama hakkini kanunla belirlersek piyasalara korku da vermeyiz bagimzis merkerzin eline de bu kozu yetkiyi vererek kredibiliteyi de saglariz diye dusunuyorum. kisaca tobini cikarma hukumetin elinde olmali kullanma degistirme oranlari degistieme hgakki merkezin elinde olmali

      Sil
    3. İstediği büyüme oranını yakalamak için yatırımlarını artırmak zorunda olan buna karşılık o yatırımlara gerekli olan tasarrufları sürekli yetersiz kalan ve bu nedenle de dışarıdan borçlanmak zorunda kalan bir ülkede Tobin vergisi sadece maliyetleri artırıyor. Bunu son olarak Brezilya uygulaması bize gösterdi. O nedenle Tobin vergisi böyle bir durumda yararlı değil.

      Sil
  50. hocam iyi günler elinize sağlık yazılarınız için...Benim Arabistan ABD sorunu hakkında bir sorum olacaktı. Sudi Arabistan ABD 75 milyarlık tahvillerini sattığı zaman doları çok fazla etkiler mi?(arasındaki ilişki nasıl olur? dolar değer mi kaybeder?) ve siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle bir sorun yok. Suudi Arabistan böyle bir adım atamaz. Hiç kuşkunuz olmasın. Suudlar, ABD ne derse onu yaparlar.

      Sil
    2. o günler geride kaldı o 750 milyar doaların bir kısmı türkiyeye gelecek.

      Sil
  51. Tamam hocam Teşekkürler derste bu durumda dolar deger kazanir diyenlere Hayır araplar fed tahvillerini satıp kendi para birimlerine cevirirse dolar bollasir ve deger kaybeder dedimde bana karsi cikmislardi bunu merak ettim hocam yansıması bu şekilde olmaz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olmaz ya diyelim ki SA 750 milyar dolarlık tahvili satıp 750 milyar doları aldı. Kim alacak 750 milyar dolarlık tahvili? Vadesi gelmediğine göre ABD Hazinesi ödemeyecek parayı. Birisi satın alacak ve Suudlara bu parayı ödeyecek. Var mı böyle biri? Bu ortamda hiç sanmam. Yani tartıştığımız konu mantık olarak doğru değil.

      Sil
  52. "bir ülkenin refah düzeyi enerji tüketimiyle doğru orantılıdır."
    bu doğru bir ifade midir ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir şey tek bir değişkenle açıklanacak kadar basit değil. Ama bu ifadenin doğru bir şekli şöyle olabilir: "Bir ülkenin refah düzeyini belirleyen göstergelerden birisi de enerji tüketiminin düzeyidir."

      Sil
  53. yazı için teşekkürler hocam, analiz kitabınızı sabırsızlıkla bekliyorum ve şu anda para teorisi dersinde F.mıshkın in para teorisi kitabını kullanıyoruz hocamızın tavsiyesiyle, muhtemelen yazacagınız kitapta bu tarz bir kitap olacak diye umuyorum eğer öyle olursa tadından yenmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mishkin'in kitabı çok iyi bir kitaptır.
      Benim yazmakta olduğum kitap çok farklı bir kitap. Sanırım bir örneği ya da benzeri yok.

      Sil
  54. Hocam cuma günü yayında tenisten bahsetmiştiniz bence uğurlu geldiniz.Bugünkü şampiyonluk çok anlamLI alkışlamak gerek:)

    YanıtlaSil
  55. Hocam merhabalar kendinizi bir Maliyeci olarak mı yoksa İktisatçı olarak mı görüyorsunuz merak ettim?
    Saygılar...

    YanıtlaSil
  56. Üstadim tekrar merhabalar;ülkemizde senelerdir %20'ye sabit kurumlar vergisi orani ve dolayısıyla avantajı,teorik olarak;iktisadi büyüme için,GDP için, vergide adalet ilkesini askıya almak demek bir nevi.Peki sizce devletin verdiği bu taviz karşılığıni alıyor mu,doğru bir vazgeçiş mi,oran yükselse veya artan tarifeye geçilse daha kötüsü olabilir mi,.saygilarimla.

    YanıtlaSil
  57. Merhaba hocam iktisatta yüksek lisans şartlarına baktım hep ingilizce istiyorlar. Bir iktisatçının ingilizce mi bilmesi gerekir yoksa: matematik, türkce tarih coğrafya ve psikolojimi bana göre ingilizceye hiç gerek yok türkce tarih coğrafya ve psikoloji iktisat bilmek için gereklidir.
    size göre nedir?

    YanıtlaSil
  58. Hocam 2.gruptan yeni bir okurunuzum.
    Arsiv farkini 6-7 ay icinde kapatirim..
    O zmn belki konuyla ilgili yazarim ancak once bir tespit/onerim var (metadoloji;)
    Yorumlar ve cevaplar guzel de yeni yorum yazmak icin telefonumun browserinda en alta inmem gerekiyor (benzer yorum/soru vardir incelenip yenisi yazilsin diyedir) ancak bazi yorumlar 5 satir bazilari 25.. bunlari gosterimde bi standardize etsek ? Atıyorum 5 satirdan sonra devamini tiklayinca asagi dogru uzayan bi sekilde gorebilsek ?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...