3 Temmuz 2016 Pazar

Lozan Antlaşması 2023'de Bitecek, Biz de Madenlerimizi Çıkarabileceğiz

Son yıllarda nereye dönsek şöyle bir iddiayla karşılaşıyoruz: ‘Lozan Antlaşması 100 yıl süreli yapılmıştır. Antlaşmaya ekli gizli maddelerde, Türkiye’nin bor ve petrol başta olmak üzere madenlerini çıkarması yasaklandığı için biz bunlardan yararlanamıyoruz. Antlaşmanın süresi 2023 yılında dolacak, dolayısıyla 2023’den itibaren madenlerimizi yer üstüne çıkarıp kullanarak ve ihraç ederek hızla gelişmiş ülke statüsüne geçeceğiz.’

Bu iddia doğru mu yoksa bir şehir efsanesi mi? Eğer doğruysa bugüne kadar çıkaramadığımız madenlerimizi çıkararak 2023’den sonra zengin olacağız demektir. Eğer bu bir şehir efsanesiyse o zaman bunu kanıtlayalım ve tarihin çöplüğüne atalım.  

Lozan Antlaşması 100 Yıllık Geçici Bir Antlaşma mı?
Lozan Antlaşması metnine aşağıdaki linkler aracılığıyla ulaşılabilir:


Metni baştan sona incelediğimizde Lozan Antlaşmasının süreli olmadığını, Türkiye’nin bor ve petrol başta olmak üzere yer altı zenginliklerinin çıkarılmasını engelleyici herhangi bir madde veya düzenleme içermediğini görmek mümkün. Lozan Antlaşması’na ekli gizli maddeler veya antlaşma ekleri olup olmadığı konusunda bugüne kadar ortaya herhangi bir şey çıkmadı. O nedenle madenlerimizi çıkarmamızı engelleyen gizli düzenlemeler olup olmadığı konusunun gerçek olup olmadığını en kritik konumdaki üç kaynağın (bor, ham petrol ve doğal gaz) çıkarılıp çıkarılmadığını inceleyerek anlayabiliriz.

Madenlerimizi Çıkaramıyor muyuz?
Türkiye’nin madenlerini çıkarıp çıkaramadığı konusunu incelerken üzerinde en çok durulan üç kaynağa ilişkin verileri ele alacağız: Bor, ham petrol ve doğal gaz.

Bor madeni
Bor madeni, cam ve seramik ürünleri üretiminde, demir – çelik sektöründe (kompakt yapıda cüruf elde etmek için), temizlik malzemeleri sektöründe (deterjan vb temizleyiciler üretiminde), tarım sektöründe (gübre üretiminde) ve daha birçok alanda kullanılan önemli bir madendir.
Bor madeni ile ilgili veriler ve bilgiler için aşağıda linki verilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Eti Maden İşletmeleri Bor Sektör Raporu 2015’e bakılabilir: 


Dünyadaki bor rezervi 2015 yılı itibariyle 1,3 trilyon ton olarak hesaplanmaktadır. Bu rezervin yüzde 73,2’si Türkiye’de, yüzde 6,1’i ABD’de, yüzde 3,6’sı Çin’dedir. Görüleceği gibi Türkiye bor rezervinde dünyada açık ara ilk sıradadır. Aynı yılda dünya bor üretimi 4,2 milyon tondur. Bu üretimde Türkiye yüzde 48 ile birinci sırada, ABD yüzde 29 ile ikinci sırada ve Güney Amerika ülkeleri (Arjantin, Şili, Peru ve Bolivya) yüzde 12 ile üçüncü sırada yer almaktadır.

Türkiye, bor madeni ihtiyacında kendi iç talebini karşıladıktan sonra ihracat da yapmaktadır. Türkiye’de bor madeni üretimini üstlenmiş olan Eti Maden İşletmelerinin 2015 yılı bor madeni satış gelirleri toplamı 809 milyon Dolar olup bunun 787 milyon Doları ihracat geliridir. 

Petrol, yaşamımızda her alanda kullanılan önemli bir kaynaktır. Ham petrol, arıtılarak enerji hammaddesi olarak kullanılmasının yanı sıra birçok türevi de farklı sektörlerde girdi olarak kullanılmaktadır. Doğal gaz, özellikle üretim ve ısınmada enerji kaynağı olarak kullanılan hayati bir kaynaktır.

Ham petrol ve doğalgaz
Ham petrol ve doğal gaz ile ilgili veriler ve bilgiler için aşağıda linki verilen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Ham Petrol ve Doğal Gaz Sektör Raporu 2016’ya bakılabilir: 

Dünya petrol rezervi (konvansiyonel olmayan petrol hariç) 1,7 trilyon varil, doğal gaz rezervleri 187,1 trilyon m3’dür. Türkiye’nin 2015 yılı itibariyle saptanmış ham petrol rezervi 334,5 milyon varil, doğalgaz rezervi ise 3,7 milyar m3’dür.  Dünyada petrol üretimi günlük olarak 91 milyon varil, doğal gaz üretimi yıllık olarak 3,5 trilyon m3’dür. 2015 yılında Türkiye, günlük ortalama olarak tükettiği 503 bin varil ham petrolün 51 bin varilini kendi kaynaklarından (yüzde 10) üretmiş, kalan miktarını ithal etmiştir. Aynı yılda Türkiye, yıllık olarak tükettiği toplam 48,8 milyar m3 doğal gazın 398 milyon m3’ünü kendisi üretmiş (yüzde 0,8) kalan kısmını ithal etmiştir.

Madenleri arama ve kullanma faaliyetlerimiz engelleniyor mu?
Buraya kadar yaptığımız inceleme bize Türkiye’de bor, ham petrol ve doğal gazın bulunduğunu ve herhangi bir engelle karşılaşmaksızın çıkarılıp üretildiğini ve satıldığını gösteriyor. Acaba iddia edildiği gibi Lozan Antlaşmasına bağlı gizli maddeler veya eklerde doğal kaynaklarımızı aramamızı, bunlara ilişkin rezervleri saptamamızı engelleyen düzenlemeler var mıdır? Bu sorunun yanıtını vermek için var olup olmadığını veya var ise nerede olduğunu bilmediğimiz gizli düzenlemelere bakamayacağımıza göre elimizde sadece arama faaliyetlerine bakma seçeneği kalıyor.

Yukarıda değindiğimiz Bor Sektör Raporundaki veriler Türkiye’nin dünyada en büyük rezerve ve üretime sahip olduğunu ortaya koyduğuna göre Türkiye’nin bor rezervlerini belirleme, arama ve üretme konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Yine yukarıda değindiğimiz Ham Petrol ve Doğal Gaz Sektör Raporu’na göre son on yılda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından açılan sondaj kuyusu sayısı 1.594 adettir. Mart 2016 itibariyle Avrupa’nın en fazla sondaj yapan ülkesi Türkiye’dir. Türkiye’de bu tarih itibariyle açılan aktif sondaj kulesi sayısı 28’dir. Türkiye’yi 19 kule ile Norveç ve 10 kule ile İngiltere izlemektedir. Petrol ve doğal gaz aramaları Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının yanı sıra yerli ve yabancı şirketler tarafından yoğun biçimde yapılmaktadır. Bu bilgi ve veriler bize Türkiye’nin ham petrol ve doğal gaz arama, saptama ve çıkarma konusunda herhangi bir engelle karşılaşmadığını gösteriyor.

Sonuç
Lozan Antlaşması’nın, doğal kaynaklarımızı aramayı engelleyici gizli maddeleri olduğu ve antlaşmanın 100 yıl süreli olması nedeniyle 2023’de yürürlükten kalkacağı, ondan sonra bizim bu kaynakları çıkararak hızla gelişmiş ülke konumuna geçeceğimiz biçimindeki iddiayı ele aldık ve inceledik. Lozan Antlaşması metnine ilişkin incelememizde; antlaşmanın süreli olduğuna ilişkin hiçbir düzenleme olmadığını gördük. Ardından antlaşma metninde yer almayan ve doğal kaynaklarımızı çıkarmamızı engelleyen gizli düzenlemeler olup olmadığını araştırmaya geçtik. Burada elimizde gizli metin vb olmadığı için doğal kaynaklarımızı arayıp aramadığımızı analiz etmeye giriştik. En kritik üç kaynak olan bor, ham petrol ve doğal gazı örnek olarak seçip devletin resmi raporlarından konuyu araştırdık. Bu araştırmalarımızda gördük ki doğal kaynaklarımızı yeterince arıyoruz ve bulduklarımızı devreye sokabiliyoruz. Yani bunları aramamıza engel olan hiçbir düzenleme veya başka bir engel söz konusu değil. 

Ve sonuçta bu iddianın sadece bir şehir efsanesinden ibaret olduğunu kanıtlamış ve tarihin çöplüğüne atmış olduk.  

304 yorum:

  1. Bor'u işleyip değer katıp üreteceğimiz ürünleri ihraç etme konusunda beceriksiziz, değil mi mahfi hoca?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece bor da değil öteki konularda da aynı durum var.

      Sil
  2. size bu yazıyı yazdıracak kadar cok sayıda "makul" insanın bu tarz umitlerle düşünüyor olması aslında icindeyasadigimiz büyük akıl tutulmasının açık bir tezahürü olmuş, cok iyi bir çalışma, teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Maalesef internetten kolayca derlenebilecek bilgiler bu kadar yakınken insanların bu safsatalara inanması akıl alacak bir şey değil.

      Sil
    2. Bir çok konu da aynı şeyler oluyor Hocam.Kişi kendi siyasal görüşüne göre bir şey uyduruyor. Sonra kimse bunu araştırmadan paylaşıyor, yazıyor, konuşuyor.

      Sil
  3. Sayın hocam, Sinan Meydan bu konuya hem kitaplarında hem de katıldığı programlarda sık sık eğiliyor. Konuya meraklı takipçileriniz Youtube'da bu konuda bir çok videosunu da bulabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet biliyorum ama sanırım bu tür net bir kanıtlama ilk kez yapıldı.

      Sil
  4. Hocam doğal gaz metreküp sayılarında yanlışlık var sanırım türkiye dünyada üretilen dogalgazdan daha fazlasını tek başına tüketmiş olamaz. Yani aslında turkiyeden beklenir ama şaşırdım ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ever haklısınız dünya doğalgaz üretimini 187 trilyon m3 yazacağıma 187 milyar m3 yazmışım. Hemen düzelttim. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  5. hocam keşke çöpe atmasaydık!! memlekette çöpçü çok. çöpten bulduklarını entari yapıp yine üstlerine giymesinler bunlar :)

    YanıtlaSil
  6. Üç milyon Suriyeli sığınmacıyı vatandaşlığa alırsak onlar çıkarır artık madenlerimizi.Türkiye ne günlere kaldı,hergün başka bir saçmalık gündemi işgal ediyor.Bu çürümüş toplumu ve popülist siyasetçilerini aydınlatmaya veya uyarmaya değmez hocam.Vaktinize ve çabanıza yazık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir tek kişiyi bile doğruya ikna edebilsek başarıdır.

      Sil
  7. bu iddiayı ortaya atanlar sözde aklı bir karış havadaki solculardan oy tırtıklama çalışan islamcı zevattır... 'mustafa kemalin misyonunu biz tamamlayacağız' demeye getiriyorlar... öyle bir misyon yok halbuki...

    AKP'nin şimdiye kadar yaptığı icraatları dikkatle incelersek karşı devrimin taşlarının döşenmeye çalışıldığını görüyoruz...


    Örnek:

    13 Şubat 1925'te Piran'da patlak veren Şeyh Sait isyanına bakalım...Kürtçü bir ayaklanma gibi gözükse de özünde şeriatçı bir ayaklanmadır...Nitekim Şeyh Sait adliye sürecinde ''şeriatı kaldırdınız size itaat mecburiyetimiz ortadan kalktı'' demiştir...

    Anayasa madde 24: 'Devletin sosyal ve hukukî düzeni kısmen dahi olsa, din kurallarına dayandırılamaz' demektedir...Din ile ilgili konularda devlet organları karar alamazlar, düzenleme yapamazlar..devletin tüm görevi dini hayat için hürriyet ortamı tesis etmekten ibarettir..

    RTE'nin başbakanlığı döneminde çıkarılan bir yönetmelikle anayasanın hem laiklik ilkesi hem de 24. maddesi hukuksuz biçimde ortadan kaldırıldı, Şeyh Sait'in 80 yıl önce yapmaya çalıştığı şeyi o zamanın hükümeti basit bir yönetmelikle yaptı....Ne zaman çıktı o yönetmelik? 13 Şubat 2010'da http://bit.ly/29mw9ia

    Kutlu Doğum Haftası tertip etmek devletin işi olmadığı gibi, o günle ilgili etkinlik düzenlemekle devletin görevi falan değildir...devlet işi haline getirdiğiniz zaman memur ve zevatın da zorla etkinliğe katılma mecburiyeti doğar ki ahlak ve din kurallarının hukuk kuralı haline gelerek zorunlu olmasına en hafif tabirle faşizm deniyor..

    Kendi halinde bir memur olarak bilmem hangi ilin bilmem hangi ilçesinde mütevazi memurluk yapan biri olarak gidip kutlu doğum haftası etkinliklerine katılmak zorunda falan değilim, valiliğin organize ettiği iftara gitmek zorunda değilim, kamu binasının bodrum katında düzenlenen kuran tilavetini dinlemek zorunda değilim...

    ....

    Örnekler daha da çoğaltılabilir.. çünkü AKP bunu bilinçli olarak yapıyor..toplumsal tabanı olan nakşi-müslüman kardeşler ittifakı ile olası bir şeriati düzenin psikolojik ve hukuki altyapısı oluşturulmaya çalışılıyor..

    13 Şubat 2010 ne ise 29 Ekim 2023 de odur...

    YanıtlaSil
  8. Hocam bizim Urfa ağzıyla kısacası "babaya rehmet" bir konu bu kadar güzel açıklanırdı.

    YanıtlaSil
  9. Eğer Recep Tayyip Erdoğan olmasa hepiniz dımdızlak ortada kalırsınız!

    Lozanmış, bunlar hikaye!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başka bir şehir efsanesi.

      Sil
    2. Okuduğun iki kitap ismini yaz bu derin tecrübeyi aldığın kaynaklardan ben de faydalanayım sayın adsız.

      Sil
    3. Adsız 21:03 al şimdi bu kapağı ve kumda oyna. Ağzınıza sağlık Mahfi Bey.

      Sil
    4. 21:03 Bu zekayla yalakalik yapmazsan tabii sen aç kalirsin. Aynen devam et hic yorma beynini

      Sil
    5. Beyin var mi ki yorsun? Omurilik sogani neyine yetmiyor bu trol'un?

      Sil
  10. Peki hocam bu milleti niye 2023 hedefleri diye kandırıriyorlarda madenleri islemeiyolar yada islemek istemiyorlar ? Tesekkür ederim.

    YanıtlaSil
  11. Sayın Eğilmez, ülkemizde ne yazık ki halen bir barış antlaşmasının süreli olabileceğini düşünen insanlar mevcut ve malesef o insanlar bu blogtan çok uzaktalar. Toplum arasına karışıp fatih, eyüp, esenler gibi bölgelerde faaliyetlerinizi gerçekleştirmenizi tavsiye ederim.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Emin olun düşündüğünüğüzden fazlası var ve hepsi de kötü niyetli değil. Önemli bir bölümü biat kültürüyle yetişmiş, düşüncesi bozulmuş aslında iyi niyetli insanlar.

      Sil
    2. Durum bu kadar yalın.Gördüğüme inanırım diyor.Siyaset bilimide üst yapı ve inşaat kısa surede oy getirir der.Problem algı yönetimi ile gelişiyoruz mitinin ayakta tutuluyor olması.Kendi paradoksunu yaşıyor.Ingilterede AB referandumunda ele alınış şeklimiz maalesef gerçek algı.Kafir diyip Turist beklemek.Dogmatik dusunce dunyası..bu arada dunyalı olmak çabası.Hocam nezdinizde herkese iyi bayramlar.

      Sil
  12. Harika yazı hocam Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  13. Çok güzel yazı olmuş. Facebook ta bunu paylaşacağım. Malumunuz insanların çoğu facebook tan( çok saçma ama yapacak bir şey yok) bilgi öğrendiğini sanıyor.

    Facebook= Kahvehane muhabbeti.


    Artık bilgiye bu kadar kolay( internet sayesinde) ulaşılırken, internetin hurafe çöplüğüne dönüşmesini hâlâ daha aklım almıyor.

    Sırf bununla ilgili tez bile yapılır.

    YanıtlaSil
  14. Sayın Eğilmez bende Lozan Anlaşmasının Osmanlıca metni de var. Ben bu iddiayı ilk duyduğumda baştan sona bir daha okudum. Süre ile ilgili herhangi bir sınırlama olmadığı gibi beyinsiz tayfasının iddia ettiği gibi madenlerle ilgili herhangi bir kısıt koyan madde yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki insanlar iki tıkla ulaşabilecekleri şeyleri okumuyorlar. Duyuyor ve duyduklarına inanıyorlar.

      Sil
  15. yeni mezun bir metalurji mühendisi olarak demir-çelik sektörüne bu kadar hakim oluşunuz beni bir kez daha etkiledi mahfi bey :) bunun yanı sıra komplo teorilerinden beslenen ve bu sayede kazanç/ün sağlayan insanları barındıran bir toplum olarak istediğimiz kadar veriler ve belgelerle gerçekleri aydınlatalım, insanlar yine "dış güçler" yalanına inanarak kendilerini kandırmaya devam edecekler. Bir diğer taraftan, yazıda yaptığınız incelemenin sonucu yanlış olsun ve gerçekten böyle bir durum var diyelim. koskoca ülkenin bilim ve teknolojiden değil de bir süre sonra tükenecek enerji kaynaklarından medet umması ve zenginleşeceğini düşünmesi bence işin bir diğer üzücü tarafıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef o da çok doğru bir saptama.

      Sil
  16. çok aydınlatıcı
    Teşekkürler

    YanıtlaSil
  17. Çok aydınlatıcı
    Teşekkürler

    (Kaç cahille tartıştık bu konuyu)

    YanıtlaSil
  18. Sevgili hocam sizi cok seviyoruz çabalarınız yazılarınız için teşşekkür borçluyuz ancak bu konu hakkında İlber hocanın Sinan Meydan ın Murak Bardakçı nın yazmadığı yazı söylemediği söz kalmadı maalesef inanmıyorlar belgeleri görselerde inanmıyorlar resmi tarih vs gibi saçma savunmalarla yalan diyorlar.En son siz de dayanamayıp yazmıssınız ama nafile bildiğimiz yahut bilmediğimiz konularda birbirimizi aydınlatmaya devam ediyoruz varsın olsun ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım bu yazı hepsinden biraz farklı. Ben burada böyle bir şeyin gerçek olmadığının (madenlerimizi rahatça arayıp çıkardığımızı devletin resmi belegeleriyle göstererek) kanıtlarını sunuyorum.

      Sil
  19. Hocam şuan canlı gündemde böyle bir konu yokken bu mevzuya neden değindiğinizi sorabilir miyim ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben gazeteci değilim. Gündem beni ilgilendirmez. Bu soru bana her yerde sorulduğuna göre toplumda bu safsataya inanma yolunda yaygın bir kanaat oluşmuş demektir. Gördüğüm net yanlışı düzeltmek benim işim. Ayrıca bu konuları içeren bir analiz kitabı yazıyorum.

      Sil
  20. Mahfi bey öncelikle yazılarınızı takip ediyorum ve gerçekten çok faydasını görüyorum yaşamımda bunun için size sonsuz teşekkür ederim. Benim size konuyla alakali olmayan bir sorum olacak. Mali Müşavirliği kendime bir alternatif yaratmak için eger istedigim meslek olmazsa yapmayı ve asıl hedefim olan gelir uzmanlığıni yapmayi düşünüyorum. Fakat bunun bana mülakatlarda olumsuz bir etkisi olacağı söyleniyor ve çok kararsizim bu konuda. Tavsiyelerinize çok ihtiyacım var. Şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunun nasıl bir olumsuzluk yaratacağını anlayamadım. Gelir uzmanlığı veya vergi müfettişliği ileride mali müşavirlik yapmak için size gereken uzmanlığı verebilecek işlerdir.

      Sil
    2. Efendim şu şekilde bir olumsuzluk olacağını söylediler bana. Mali müşavirlik stajim devam ederken girdiğim gelir uzman yardimciligi mülakatinda bu mesleğe yönelmiş olmam sebebiyle onların gözünde bir olumsuzluk olacağı. Çünkü bankada çalışan ya da spk belgeleri olan arkadaşlarıma özellikle neden bu belgeyi aldın ilerde bankada mi çalışmak istiyorsun diye sormuşlar ve cok irdelemisler. Ve bunlar benim staja başlamami durduruyor. Bir türlü karar veremiyorum.

      Sil
  21. Hocam öncelikle bu çalışma için teşekkür ederim.
    Blogunuzun oldukça sıkı bir takipcisiyim bende bu konuyu çevremden ve bazı tv kanallarından oldukça fazla duydum ve hepte merak etmişimdir. Ne yazık ki detaylı bir araştırma ya da inceleme yapmamıştım bu yazınız gerçekten güzel oldu. Hem face de hem de twitter da paylaştım.

    YanıtlaSil
  22. bu memlekette insanlar günlerce kabataş diye bir yalanın peşinde sürüklenip durdu.
    siz burada ne kadar doğru mantıklı bilgi de paylaşsanız iktidar sahiplerinin ağzından çıkan her kelime itibarlı ve doğru varsayılıp en az 50 tane kanaldan canlı olarak yayınlanıyor ve bir de bakıyorsunuz bir yalan üzerine kurgulanmış bir hikayeye yalanı söyleyen bile inanıyor.
    öyle bir dönem ki yaşadığımız dönem gün gelipte bu akıl tutulması son bulunca yüzlerce belgesel ciltlerle kitap yazılacak bu dönemle alakalı.
    öyle bir dönem ki bu dönem masum bir iki muhalif söz söylerken bile insan kendini gizlemek zorunda hissediyor acaba yarın devletle bir işim olursa önüme engel olur mu bu yazdıklarım diye.
    yazık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Ama gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.

      Sil
  23. Sayın hocam, Lozan'da alınan kararlardan birinin de Türkiye'nin eğitim sistemi ile ilgili alınan hayati kararların bir konsey tarafından verildiği ve bu konseyde ABD'den üyelerin yer aldığı. Hatta isminin de Fullbright Anlaşması olduğu söyleniyor. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu bu konu üzerine birçok kez konuşmuştur. Bununla ilgili de bizi aydınlatırsanız çok sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buna da baktım ve hiç bir belge bulamadım. Söylentiden ibaret olduğunu düşünüyorum. Çünkü günümüzde bu tür hiç bir belge, tutanak, görüşme gizli kalmıyor, mutlaka birileri tarafından sızdırılıyor, açıklanıyor. Öte yandan ABD ve İngiltere Dışişlerinin üzerinden 50 yıl geçmiş bütün gizli belgeleri, kayda alınmış görüşmeleri ve belgeleri yayınlamak gibi bir geleneği var. Böyle bir şey olsaydı belgesi yayınlanmış olurdu.

      Sil
    2. Mahfi Bey, Oktay Sinanoğlu gibi bir hakiki Türk aydınını yalancılık ile itham etmeniz bence hoş değil. Bilmese emin olmasa Oktay Bey gibi biri her yerde çıkıp bunu dillendirmezdi diye düşünüyorum.

      Sil
    3. Kim bu adsiz 12:10? Kendisine nobel salaklik odulu verilmesini onerecegim.

      Sil
    4. Fulbright anlasmasinin ozu su, Turkiye vs gibi gelismekte olan ulkelerden genc bilim adamlarini ABD ve Ingiltere gibi bati ulkelerine gonderin doktora vs yapsaini saglamak ve orada arastirmalara katilmasini saglamak. Bunlar memlekete geri donunce kendi ulkelerinde bilimsel arastirmalar konusunda onculuk yapacaklar. Dogal olarak bu kisilerin Ingilizce bilmesi onsarti getirildi. Artik hala Fulbright ile yurt disina giden bilim adami yok. Baska organizasyonlar ve burslar var ama Ingilizce on sarti gecerli. Gidenlerin bazilari da geri donmuyor ve bence de donmesinler orada kalsinlar cunku donunce Adsiz 12:10 gibi aptallara laf anlatmakla omur tuketecekler.

      Sil
    5. Adsız 12:10
      Okuduklarınızı ya anlamıyorsunuz ki buna benim yapabileceğim bir şey yok ya da taraf olduğunu için ters anlıyorsunuz o zaman da yapabilecek fazla bir şey yok. Oktay Sinanoğlu'na yalancı dediğim bir tek cümle gösterin ben burayı bırakayım.
      Bilim söylentiyle yapılmaz. Bakın ben bu iddianın yalan olduğunu söyledim ve devletin resmi verileriyle yalan olduğunu da kanıtladım.

      Sil
  24. Sayın hocam, Lozan'da alınan kararlardan birinin de Türkiye'nin eğitim sistemi ile ilgili alınan hayati kararların bir konsey tarafından verildiği ve bu konseyde ABD'den üyelerin yer aldığı. Hatta isminin de Fullbright Anlaşması olduğu söyleniyor. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu bu konu üzerine birçok kez konuşmuştur. Bununla ilgili de bizi aydınlatırsanız çok sevinirim

    YanıtlaSil
  25. mahfi hocam o kadar sade ve akıcı anlatmışsınız ki anlamamak mümkün değil teşekkürler yazılarınız ve yorumlarınız için.

    YanıtlaSil
  26. Okadar önemli bir konu olarak görüyorum ki kaynak gösterek facebook sayfamda paylaştım.
    Kısa ve net bilgiler.
    Petrol noktasında dogalgaza göre baya iyi sayılır. Aramaların doğü güneydoguda yogunlastirilmasi rezervleri daha da arttirmazmi hoca zira az ötede Musul ve Kerkük te okadae zengin yataklar mevcut malum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Bildiğim kadarıyla oralarda da yoğun arama yapılıyor. Ayrıca uzaydan alınmış fotoğraflar var. Ne yazık ki şu ana kadar yapılan aramalar ve değerlendirmeler bu topraklarda petrol kaynaklarının oldukça kısıtlı olduğunu ortaya koyuyor. Olsaydı bor yatakları gibi onlar da belirlenir ve üretim başlardı.

      Sil
  27. Kimi diğer yorumlarda da değinildiği gibi, bu rapor aslında bizim toplumumuzun kafasındaki tümörün röntgeni.
    Asıl tehlikeli olan ise bizim ısrarla bunu reddetmemiz. Aksini savunuyo olmamız.
    Artık araştırmacılığı, bilimi neredeyse tamamen reddeder konuma doğru girmeye başladık cahillik 4.0 ı gerçekleştirmek üzereyiz.

    Artık ülkemin geleceğinden ciddi oranda endişe ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilimi, sorgulamayı, analiz yapmayı bir kenara bıraktığınız anda toplum bu tür yalanların, kasıtlı uydurmaların, safsataların ve şehir efsanelerinin peşine takılıyor. Bu durumdan kurtulmanın bir tek çözümü var: Bilimi, bilimsel araştırmayı tekrar eski yerine taşımak. O da kolay değil ne yazık ki.

      Sil
  28. Araştırmadan kabul ediyorlar. Eğer gizli madde varsa nereden biliyorsunuz; yok eğer gizli madde ortaya çıkarıldıktan hadi gösterin. Ama bana kalırsa gizli madde olmaz zaten geçersiz olur. TBMM'nin onaylaması gerek diye biliyorum. Neyse Mahfi Hoca bunun şehir efsanesi olduğunu gösterdi. Bu açıdan bakmamıştım, teşekkürler Sayın Hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğiniz kesinlikle doğru. Gizli madde filan yok ama olsaydı da zaten TBMM'nin onaylamadığı maddeler geçerli olmaz. Bu bir uluslararası antlaşma, geçerlilik kazanabilmesi taraf olan ülkelerin parlamentolarında onaylanmasına bağlı. TBMM'de ve taraf ülkelerin parlamentolarında gizli maddeler onaylanıp da gizli tutulsa bugüne kadar birileri bunları mutlaka açıklardı. Ama ben bu iddianın yalan olduğunu başka bir açıdan kanıtlamış oldum.

      Sil
  29. Bundan bi kac sene önce arkadasimi ofiste ziyarete gitmistim. Bi kac tas vardi masasinda. Dikkatimi cekti sordum bu nedir diye? Bu dedi :"meshur Bor varya iste o". neden ama hepsi farkli görülüyor dedim. Bana anlatmaya calisti. Bu ham sekli biz bu sekilde cikarabiliyoruz. Sonra isleyip bu ikinci hale getirebiliyoruz. Sanayide kullanilabilir olmasi icin 3 asama daha gerekiyor dedi. Bunu biz yapamamiyoruz maalesef dedi. Kanada ya ihrac edip, diger asamalardan sonra islenmis Bor u pahaliya geri aliyoruz dedi.

    Su anki durum nedir bilmiyorum ama bundan 6-7 sene önce böyleydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım için teşekkürler. Lozan'da bor madenini çıkarmamızı engelleyen gizli madde safsatasına ayıracağımız zamanı boru çıkarınca nasıl işleyeceğimize ayırsaydık mesele bitmişti.

      Sil
  30. Hocam durum o kadar vahim ki buna inanan akademisyenler bile var. Bunlardan biri üniversiteden hocamdı ve Türkiye ekonomisi dersinde bu durumu gayet ciddi bir şekilde işlediğini gördüm. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben de bu analizi onun için yaptım. Adam akademisyen, araştırma yapıp gerçeği bulmaya çalışacağına gidip uydurma adamların laflarına inanıyor.

      Sil
  31. Katılımcı demokratik bir siyasi yapı oluşturmamış, şeffaflıktan uzak kurumları yozlaşmış, ahbap çavuş kapitalizmi daha da palazlanmış, özgür düşünce, irade ve ifade hapsedilmiş, bilimden şaşmış bir ülkede Irak'taki kadar petrol çıksa ne fayda demek geliyor içimden... Saygılarımla Hocam.

    YanıtlaSil
  32. hocam konuyla alakasız ama bir mantığa oturtamadığım için size sorim dedim.
    Önceden bu vardı:
    -Noel Baba değil aslında o Türk ve adı Nail baba,

    Şimdide bu başımıza çıktı:
    -Shakespeare değil dünyaca ünlü bu yazarın gerçek adı Şeyh Pir ve üstelik müslüman.
    Bizim derdi mi ne?

    http://m.gercekgundem.com/medya/218132/shakespeare-degil-seyh-pir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zırvanın tavan yaptığı bir dönemdeyiz. Bilim olmayınca hep bu tür menkıbeler, safsatalar yayılır ve emin olun gerçeğe inanandan daha çok bunlara inanan çıkar.

      Sil
  33. Bende soyle fikirimi var tabi ki varsayim yontemi bayagidir soylenen birsey ve inanida cok. varsayimi neden musul ve kerkuk sorunu lozanda degilde sonra birakildi sonuc petrol; turkiyenin herhangi bolgesi degil irak ozelikle sonra cozelim demekle ben burayla ilgileniyorum gerisi sizin olsun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aksi kanıtlanan her konudan sonra o konuyu savunanların yeni konular ortaya atması kaçınılmaz bir durumdur. Onu çözsen yenisi çıkar.

      Sil
  34. Hocam konuyla alakasız olacak ama, sizin söylediklerinizi beğenmeyen at gözlüklü insanlar sizi faiz lobisinin manipülatörü olduğunuzu söyleyip itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Bu konuya birinci ağızdan nasıl bir cevap verirsiniz? Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aklı başında hiç kimse bana böyle bir suçlama yöneltmez. Aklı başında olmayanlar da benim muhatabım değil zaten.

      Sil
  35. Çok açıklayıcı ve tatmin edici bir yazı olmuş ama bu hayalle yaşayanlar ya da bunu koz olarak kullananlarin pek işine gelmez ellerinize sağlık hocam iyiki varsınız Teşekkürler

    YanıtlaSil
  36. Hocam her yazınız adeta bir ders niteliğinde, teşekkürler. Seçtiğiniz konu ise herkesin bir fikri olup da kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği bir konu. Gelişmiş ülkeler arasına girmek için nominal zamanda yapılanlara bakmak gerekir. Bu şehir efsanesini gerçek olarak kabul ettiğimizi varsayalım. Peki 2023'e kadar ne yapıyoruz ? Bir yanda İsveç'in 80.000 ton ÇÖP ithal edip, bunu 250.000'in üzerinde evin elektrik ve ısınma ihtiyacını karşıladığı verisi, diğer yanda ise bir ilkokul klasiği olan "Türkiye'nin en önemli geçim kaynaklarından bir tanesi tarım ve hayvancılıktır" sözüne rağmen SAMAN ithal eden Türkiye... Bu ve bunun gibi çelişkili örnekler... Bakalım, 2023'ü çok merak ediyorum ama büyük ihtimalle o tarihte de yeni bir rüyamız olacak. Hedef 2071 !!!

    YanıtlaSil
  37. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  38. Sayın Eğilmez, islami bankacılık ile ilgili cevabımı yanıtsız bıraktınız. Böyle kaçak dövüşmeyin lütfen sizin gibi bir bilim adamına hiç yakışmıyor.
    Saygı ve sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben diyeceğimi dedim, siz de aslında benim ne dediğimi anladınız. Adınızı ve kim olduğunuzu açıkça yazarsanız eşit şartlar içinde yazışmış oluruz ve dilediğiniz kadar uzatabiliriz tartışmayı. Ortada bir dövüş yok ki kaçağı kuçağı olsun? Ama eğer bir dövüş varsa adsız yazıp da beni kaçak dövüşmeyle suçlamak asıl kaçak dövüşenin siz olduğunuzu göstermiyor mu? Saygılar benden.

      Sil
  39. Mahfi Bey, sizin gibi naif birini incitmek niyetinde asla değilim ancak işinize gelen yorumları onaylayıp cevap verip bırakıyorsunuz, gelmeyenleri ya onaylamıyorsunuz ya da konuyu 2. plana atıp cevap vermekten kaçınıyorsunuz. Bu durumda adımı yazmamam gayet doğal. Bir çok noktada aynı düşünüyoruz cevap yazdığım kısımlar katılmıyorum demektir cevabımda belirtmediğim kısımlar ise hem fikir olunan yerlerdir. Ben yinede sizin iyi niyetinize güvenerek cevabımı buraya tekrar yazıyorum; Birinde duran paradan yattığı yerden para kazanmak var diğerinde katılım var risk var icraat var ve aldığı bu aksiyonlar neticesinde kârda da ve altını çizmek istiyorum zararda da ortaklık söz konusu. Ben bu sistemler arasında bir bağ kuramıyorum. Size göre sermayenin değerlendirilmesi sadece faiz ile mi mümkün? Katılım bankacılığını uygulayan bütün kuruluşlar boşa kuruldular o halde öyle midir? Lütfen ön yargılarınızdan bir an için kurtulup öyle cevap verin.

    Şimdiden iyi bayramlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adınızı yazmadığınız sürece yanıt yok. Korkmayın ben nasıl yazıyorsam siz de yazın. Burası fikir meydanı.

      Sil
    2. Fikirlerin tartışıldığı bir ortamda isimlerin önemi yoktur Mahfi Bey. Siz şuna kısaca verecek cevabım yok desenize :))

      Sil
    3. Anlıyorum, siz belli ki katılım bankalarından birinde görevlisiniz ve o nedenle tarafsınız, adınızı veremiyorsunuz. Ben taraf olmadığım için adımı ortaya koyabiliyorum.
      Bana bu kar zarar ortaklığı işinden zarar etmiş tek bir örnek verebilir misiniz? Veremezsiniz. Çünkü yok. Çünkü görünüm öyle ama kâr garanti. Yani faizden hiçbir farkı yok. :))

      Sil
    4. Aynen tahmin ettiğim gibi oldu. Zarar örneği yok. Olsa on kez yazardınız. Adına kar payı denmesi yapılan ödemenin faiz olduğu gerçeğini yok etmiyor.

      Sil
  40. :)) Keyfiniz bilir önemi yok. Hoşçakalın.

    YanıtlaSil
  41. Mahfi Hoca, anlaşmanın temeli siyasi, siz ekonominin siyaseti de belirleyeceği görüşe sahip olanlar gibi yorumlamışsınız. Neden her maddesi açık, aleni olsun ki, siyasi anlaşmalar da kamuoyuna açıklananlar yanında açıklanmayanlar da olur. Tamam madenler vs kullanılamam bahsi sizin ima ettiğiniz bir çok şeyi çağrıştırıyor, tembelliğin maliyetine eklenebiliyor... Benim bu tartışmada anlamadığım şey, bu memlekette bir konu kendi bağlamında neden konuşulamaz da, hala şeriatçılıktan, Şeyh Said İsyanından, Atatürkçülükten falan bahisle sahte tatmin yoluna gidilir. Onu bunu karalayıp yalan yanlış tarih okumalarıyla tembelliği, miskinliği, korkuları açık etmenin çektirdikleri yetmedi mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Konuyu oralara nasıl ve niçin bağladığınızı anlayamadım. Ben bu konuyu çok basit bir çerçevede ele aldım. Gözümüzün önünde duran madenlerimizi çıkardığımız, işlettiğimiz ve yeterince aradığımız gerçeğinden hareketle bu iddianın doğru olmadığını kanıtladım. Öte yandan birçok kişin bildiği hiçbir konu bu kadar uzun süre gizli kalamaz. Hele günümüz dünyasında, arşivler her yere saçılıp açılmışken birileri mutlaka bu maddeleri bulup açıklardı. Mesela Sykes Picott Antlaşması da gizlidir, Osmanlının haberi olmadan imzalanmıştır ama Rusya bir süre sonra çıkarlarıyla bağdaşmadığını düşünerek bu antlaşmayı açıklamıştır. Lozan'ın gizli olduğu iddia edilen maddeleri neredeyse 100 yıl gizli kalabilir mi?

      Sil
    2. size yamadım hocam, yukarda tartışmayı saptırıp başka yerlere çekenleri okuyunca onlara yazdım. Nedir bu ya dedim kendime, her taşın altından Atürkçülük çıkartan gericilerden ne zaman kurtulacak şu memleket?

      Lozanla ilgili tartışmalarınızdan istifade ettim. İddia edilenlerin bilgiye değil hamasete dayandığını görmekten mutlu oldum. Sadece,gizli maddeler yok deyişinze katılmadığımı belirtmek istedimdi. Zira uluslaraarsuı siyasi anlaşmalarda gizli maddelerin olması doğaldır. Derler ki İngiliz geleneksel teamülüne göre 75 yıl sonra her gizli belge kamuoyuna duyurulur. Ama Lozan'ın hala özelliğini koruduğu için vs atlandı... Velev ki yanlış olsun, bizimkiler açıklayamaz mı? Kusur varsa bizimdir, zamanın ve şartların muvacehesinde anlarız ama bilmek önemlidir... Selamalr.

      Sil
    3. Evet aynen öyle İngiliz hariciyesinin geleneğidir üzerinden 75 yıl geçen bütün gizli belgeler, antlaşmalar vb dahil her şeyi yayınlarlar. Dolayısıyla Lozan'da gizli maddeler olsaydı mutlaka çıkardı ortaya. Kaldı ki Atatürk'ten nefret eden başta Rıza Nur olmak üzere Lozan heyetinde bulunanlar vardı. Buna rağmen gizli maddelerin gizli kalması mümkün mü?

      Sil
    4. Hocam, Atatürk neden kendisinden nefret eden Rıza Nur gibilere müsamaha göstermiş? Şuanda aynı ideolojik yapı belkide Atatürk'ün müsamahası yüzünden ülkeyi karanlık çağa sürüklüyor. Hayatın cilvesi mi bu sizce yoksa Atatürk'ten sonrakilerin iş bilmezlikleri mi?

      Sil
    5. İyi ki müsamaha göstermiş. Hep kendi yanında olanları mesela Lozan'a göndermiş olsaydı şimdi bu yalanlar çok daha fazla olacaktı. Bence Rıza Nur'un Lozan heyetinde olması Lozan'da gizli madde olmadığının bir başka kanıtıdır. Çünkü olsaydı Rıza Nur bunları yazar çizer en azından ölümünden sonra ortaya çıkmasını sağlardı.

      Sil
    6. Burada atlanan bir nokta var. Bir anlaşma gizli olabilir. Bu, anlaşmanın içeriğini diğer yani 3. taraflardan gizlemek içindir. Sykes Picot anlaşması gibi. Fakat,bir anlaşmaya taraf olan ülkelerin herhangi birinden gizli madde diye bir şey olamaz. Akıl var mantık var; ev kiralıyorsunuz ama kontratın 2 sene sonra ortaya çıkan gizli maddesi olur mu? Gizli madde diye bir şey varsa herkes kafasına göre anlaşmaya ya da kontrata ek yapar ileride. Gizli madde diye bir şey yoktur, var olması durumunda bile geçerliliği yoktur. Bunlar ancak cahil akılların uydurması. Saygılar.

      İ.İ.

      Sil
    7. Çok doğru. Ki Sykes Picott Antlaşması bile uzun süre gizli kalamadı, Ruslar açıkladı.

      Sil
  42. 80 sene Atam izindeyiz deyip izin yaptınız. Şimdi biz sizi tam zamanlı tatile çıkardık. Hiç bişeyden de memnun olmuyorsunuz ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben şimdi bu zavallıya ne diyeyim? En iyisi bir şey demeyip zavallılığıyla baş başa bırakayım. O yine safsatalara, şehir efsanelerine inanmaya devam etsin. Ne yapalım herkes de her şeyi anlayacak diye bir şey yok. Bazıları ne desek anlamayacak.

      Sil
    2. Izin yapmaktan calismaya firsat bulmadiniz. Simdi komple tatildesiniz

      Sil
    3. Tatil yapmak iyidir. Arada bir siz de yaparsanız belki ufka bakarak yeni şeyler görür ve size her anlatılana inanmak yerine biraz çaba gösterip anlamaya çalışırsınız. Tavsiye ederim tatil iyidir.

      Sil
    4. Ata'nin izinde oldugumuz icin diplomasiz birisi CB secilebildi. Yoksa 17. Mahmut bugun padisah ve halife olacakti ve bu adsiz salagi da kimbilir kimin kapisinda usak olacakti. Sen Ata'nin izinden cikanlara takil Adsiz. Kilavuzu karga olanin basina ne gelir unutma ama. Bedava makarna herseye cozum degildir.

      Sil
    5. Mahfi bey, siz hem geçmişe hem bugüne ideolojik bakıyorsunuz.

      Mustafa Kemal'i bir insan olarak kabul edip tarihteki yerini saptamak başka şey.

      Kemalizm veya Atatürkçülük diye, bir insandan ideoloji icat etmek başka şey.

      Siz bu ikisi arasındaki farkı biliyorsunuzdur harhalde.

      Örneğin, Karl Marx hiçbir zaman -ben Marxistim. Ben öldükten sonra düşüncelerimi ideoloji haline getirenler marxism terimini kullanabilir- dememiştir.

      Siz, Lozan Antlaşmasının gizli maddeleri olmadığı yönündeki ifadelerinizi, Kemalizme toz kondurmamak için yazıyorsunuz.

      Bu antlaşma, devasa bir imparatorluk emperyalistler tarafından çökertildikten sonra aynı kuvvette yeni bir devlet doğmasın diye özel olarak hazırlanmıştır ve, sizin de henüz bilmediğiniz, gizli maddeleri vardır.

      Bu maddelerin neler olduğunu, hepimiz, 2023'te öğreneceğiz.

      İşte o zaman, önyargılı ve ideolojik bakış açınız sebebiyle hata yapmış olduğunuzu anlayacaksınız.

      Bakalım o vakte kadar, kim öle kim kala...

      Sil
    6. Bu yazıyı okuduktan, bu kanıtları gördükten sonra bile gizli maddelerden söz etmek bu ülkede bilimi, üfürükçülüğe egemen kılmanın ne kadar zor olduğunun kanıtı.

      Sil
  43. Niyazi İşlek4 Temmuz 2016 16:04

    Benim memleketim Amasya-Gümüşhacıköy ilçesi Gümüş nahiyesi. Adından da anlaşılacağı gibi bol miktarda Gümüş ve Manganez (ve hatta Altın-bizzat yerini biliyorum) yatakları olduğu halde Ermeniler gittikten sonra bu ocaklar kapatılmış, hiç kimse de açmıyor. Kendim İstanbul'da ikamet ediyorum, BİMER'den 1-2 defa gidin araştırma yapın dememe ve hatta yerlerini tarif etmeme rağmen itibar eden olmadı ve memleket kaynakları öyle yerin altında duruyor resmen. Olaya bizzat şahidim sizin anlıyacağınız. Bu konuda ne deseler inanırım. O derece...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Atma Niyazi din kardeşiyiz. Hoca belgelerle ispatlamış ötesi var mı?

      Sil
    2. Eğer orada yeterince gümüş ve manganez olsa ve çıkarılma maliyetini karşılayacak kazanç sağlayacak durum olsa mutlaka birileri çıkarırdı. Çünkü yaptığım kısa araştırma Türkiye'de gümüş ve manganezin çıkarıldığını, üretildiğini ve satıldığını gösteriyor.

      Sil
    3. Niyazi İşlek4 Temmuz 2016 16:30

      Şöyle söyleyim o zaman. İlgilenenler, yöre tabiriyle Kabadere mevkiine gitsin ve tehcir öncesinden bugüne öylece bırakılmış ve sonrasında hiç dokunulmamış maden ocaklarını görsün. Servet var oralarda. Kaçırmayın derim.

      Sil
    4. Ben orada gümüş ya da manganez yoktur demiyorum. Siz bildiğinize göre olabilir tabii. Ama sanırım kalan gümüş ve manganez artık çıkarılma maliyetini kurtarmıyor olabilir. O nedenle de kimse ilgilenmiyor olabilir. Ama dediğiniz gibi bir servet olsa bunu kaçırmazlar.

      Sil
    5. Efendim ülkemizde zaten bir sürü maden kaynağı mevcut, ki bunlar arasında petrol de var. Ama ne yazık ki sıradan vatandaş madenlerin ekonomik fizibiletisini anlamıyor. Akdeniz'de Beydağları'nda bile petrol var ama çıkarılması ekonomik değil. Olsaydı zaten onca petrol şirketi gelir kar etmek için başvurur, çıkarırdı. Ama yüksek rakımda bunların masrafı korkunç ve o nedenle çıkarılması söz konusu değil ya da ancak ve ancak petrol fiyatları çok artınca söz konusu olabilir. Ama sıradan vatandaşa sorsanız her yer petrol dolu da işte çıkartmıyorlar. Sanki bunun için o adamlar gidip taa okyanus dibini kazıyorlar, sırf Türkiye'deki petrol çıkmasın diye. Yalan dolan da olsa bir açıklama iş görüyor her zaman çünkü o zaman her şeyin açıklandığı sahte bir teoriniz oluyor.

      İ.İ.

      Sil
    6. Niyazi İşlek6 Temmuz 2016 16:54

      Elin Ermenisi 100 yıl önceki teknolojiyle bu madenleri rantabl işletebilmiş, biz 21 yy. teknolojisiyle işletemiyoruz. Ne desem bilmem ki. Tehcir'den sonra hiç kimse dokunmamış o madenlere diyorum, kimse gelip bakmamış ne var ne yok diye yani. Hem sonra ne maliyeti ? Ocaklar toprağın yüzünde herkes görüyor. Evlerin temel duvarlarında buradan çıkarılan taşlar kullanılıyor halen ağır olmasından dolayı. Şurayı okuyan bir maden mühendisi çıkmaz mı acaba ? Oradakileri niye yapmıyor demeyin, benim çocukluğumda 5.000 civarında olan nüfus şimdilerde 250 civarında. Onlarında % 80'i 70 yaş ve üzeri. Bizim atalarımız da Bosna'dan Selanik'ten gelip hayvancılıkla uğraşmışlar, madencilik bilen olsa yapar zaten. Durum bu yani. İlgilensin birileri, memleketin kaynakları öyle duruyor, yazık valla...

      Sil
    7. Niyazi İşlek6 Temmuz 2016 17:01

      Hocam tanıdığınız felan vardır, şu işe bir el atın gözünüzü seveyim, hem memleketime iş-aş vesilesi olmuş olursunuz. Kimseden hiç bir beklentim yok yeminle, yeterki oraya bir sanayi gelsin ekmek gelsin oradaki gariban insanlara. Çok dua alırsınız, hürmetlerimle...

      Sil
    8. Çok doğru. Ben sıradan vatandaş için bir şey demiyorum. Onların bu eğitim sistemiyle bu tür söylentilerin peşinden gitmesi normal. Bir de belirli bir görüşe taraftar olanlar var. Onlara da bir şey demiyorum. Adam taraftar, yapacak bir şey yok. Ama bunların yanında okumuş yazmış insanlar var bu yalanların peşinden giden, açıp okumayan, mahalledeki söylentilere inanıp sahi sanan. Onlara şaştığım için bu yazıları yazıyorum. Hani belki bir ihtimal bu yazı vesile olur okur da araştırır da bir şey ler görüp işin doğrusunu öğrenir diye.

      Sil
    9. Varsa ilgilenen birileri gidip baksın. Niyazi bey haklı olabilir ve gerçekten bir şeyler olabilir orada. Ama tabii mülkiyeti kime ait onlara da bakmak lazım.

      Sil
    10. Varsa ilgilenen birileri gidip baksın. Niyazi bey haklı olabilir ve gerçekten bir şeyler olabilir orada. Ama tabii mülkiyeti kime ait onlara da bakmak lazım.

      Sil
  44. MAHFİ AMCA MAHFİ AMCA RAMAZAN BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN MAHFİ AMCA

    BU BAYRAM BİZE KAÇ PARA HARÇLIK VERECEKSİN MAHFİ AMCA?

    MALUM, ENFLASYON DA YÜKSELDİ, HARÇLIĞA ZAM İSTERİZ MAHFİ AMCA?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bayramınız kutlu olsun.
      Sitemi ücretsiz sunmaya devam ediyorum.

      Sil
  45. Eğer ilgilenenler olursa, iki yazı daha:

    'İşte, Lozan'ın gizli maddeleri'
    Murat Bardakçı
    25 Temmuz 2012 Çarşamba
    http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/761647-iste-lozanin-gizli-maddeleri

    'Lozan palavraları artık gına getirdi!'
    Murat Bardakçı
    5 Ocak 2015 Pazartesi
    http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1026747-lozan-palavralari-artik-gina-getirdi

    Mahfi hocam siz bu yazıları okumuş muydunuz?

    YanıtlaSil
  46. Tarihin Arka Odası - Murat Bardakçı - 28 Şubat 2015

    "Lozan Antlaşması"

    Konuk: Dr. Ali Güner

    https://www.youtube.com/watch?v=BiiTU5XG7sM

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paylaşım için teşekkürler. Ben bu yayını izlemiştim. Ama buna rağmen insanlar inanmıyordu. Sanırım bu yazımda olayı ters açıdan yaklaşarak kanıtlamış oldum.

      Sil
  47. Madencikle ileri gitmis ekonomi biliyormusunuz guney kore ve japonya orneklerine uymuyor bir de cikarip isleme teknolojisi ve donanim diye bir sey de var led ampul bile yapamayan bir ekonomi maden olsa bu alanda yine disari bagimli kalir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii burada kastedilen iki kaynak var: Bor ve petrol. Borun çok değerli olduğu ve ABD'nin bunu uzay teknolojisinde kullandığı, kendi kaynağı da olduğu için başkalarına çıkarttırmadığı iddiası var. Gençliğimden beri buna benzer iddiaları duyarım. Oysa dünya üretiminin yarısını yapıyoruz. Yani bu iddia tümüyle palavra. Petrolde de büyük petrol şirketlerinin Türkiyede petrol aratmadığı, bulunan kuyuları kapattırdığı iddiası var. Onu da çocukluğumdan beri duyarım. Türkiye Petrollerinin ve MTA'nın arama faaliyetlerine bakınca tümüyle bir şehir efsanesi olduğu anlaşılıyor.

      Sil
  48. Sevgili Mahfi Hocam, artık blogunuzu adsız yorumlara kapamanın zamanı gelmedi mi sizce? Bunlara nasıl sabrediyorsunuz gerçekten çok sabırlısınız. Fakat siz onlara sabretmek yerine vaktinizi daha faydalı şekilde değerlendirebilirsiniz. Sinirinizi bozmak için inadına alakasız şeyler yazıyorlar. Aktroller ile uğraşıp zamanınızı ziyan etmeyiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ad yazarak yorum yapmak daha zahmetli. Kötü niyetlileri cezalandıracağız derken iyi niyetlileri cezalandırmayalım. Türkiye'nin tarihi boyunca yaptığı hatayı biz de burada tekrarlamayalım. Ayrıca bu insanları da aydınlatmaya sabırla uğraşmak lazım bakarsınız bir kaçını objektif düşünmeye çekebiliriz. Çok zor biliyorum ama denemeye devam edeceğim. Beni düşündüğünüz için çok teşekkür ederim.

      Sil
  49. Hocam bu iddiayı öne süren arkadaslara sorulması gereken soru şudur: Eğer bu şartlara uymaz ise Türkiye buna mukabil hangi güç Türkiye'ye hukukî yaptırım uygulayacak? Ve bunu nasıl yapacak? Gene antlaşma şartları gibi gizliden gizliye mi yapacak yoksa açıktan antlaşmanın şartlarını ihlâl ettiniz yaptırımı da budur mu diyecek?
    Biz bu arkadaslara Arnold Toynbee'nin Türkiye Bir Devletin Yeniden Doğuşu isimli kitabının 152. sayfasını okumalarını tavsiye ederiz:
    Hemen hemen her konuda Türk milliyetçi istekleri, Lozan'da Müttefikler tarafından kabul edilmiştir. Ve dünya, tarihte bir eşi daha olmayan bir olayla karşılaşmıştır. Yenilmiş, parçalanmış bir ulusun, bu yıkıntı içinden ayağa kalkması ve dünyanın en büyük ulusları ile tam eşit koşullar içinde karşı karşıya gelmesi ve Büyük Savaş'ın bu galiplerini dize getirerek her isteğini bunlara kabul ettirmesi şaşılacak bir şeydi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru söylüyorsunuz. Toynbee hatırlatmanız için ayrıca teşekkür ederim.

      Sil
    2. Estağfurullah hocam. Ülkemizi cumhuriyete taşıyan atalarımıza İngilizlerin övgülerine karşılık bu ülkenin çocuklarının hakaretler etmesi ne kadar hazin! Umarım herkese tarihteki yerine göre hakkının verileceği günler bizim ülkemizde de bir gün gelir. Tabii bu millet olarak ciddî bir tarih şuuruna sahip olduğumuz gün olacaktır. İnşallah o günler uzakta değildir, hayırlı bayramlar.

      Sil
  50. Hocam biz yerli kömür kullanımını artırsak belki cari açık açık azalır ama enerji fiyatları değil mi hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkisi arasındaki verimliliğe de bakmak lazım. Kömür daha ucuz olsa da aynı verimi almak için daha fazla miktar tüketmek gerekiyor bildiğim kadarıyla. Bir de çevre sorunu daha fazla yaratıyor.

      Sil
  51. Mahfi hocam bizim petrolde dışarı bağımlılığımız doğalgaza göre daha az galiba?
    O zaman petrol fiyatlarındaki düşüş doğalgazda olsaydı (petrol sabit kalsaydı) bizim cari açığımiz daha mı azalırdı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet doğalgazda neredeyse tümüyle dışa bağımlıyız (tüketimimizin yalnızda binde 4'ünü üretebiliyoruz) ama petrolde tükettiğimizin yüzde 10'unu üretebiliyoruz. Doğalgaz fiyatları da bire bir olmasa bile bir şekilde petrolle bağlantılı. Yan, üretimde kullanıldığı ve büyüme düşüp üretim dünya genelinde azaldığı için talep de düşüyor. Buna bağlı olarak fiyat da düşüyor ama doğalgaz evlerde de çok yaygın kullanıldığı ve o talep düşmediği için petrol kadar düşmüyor. Eğer doğalgaz petrol kadar ucuzlasaydı bizi cari açığımız çok daha fazla düşerdi.

      Sil
  52. Ramazan bayramınız mübarek olsun. Sevdiklerinizle sağlıklı mutlu huzurlu nice bayramlar geçirmenizi yüce Allahtan niyaz ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bayramınızı kutlar, sevdiklerinizle birlikte sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim.

      Sil
  53. hocam insanlar lozan diyorlar bi kisitlama olarak. belki boyle bi kisitlama yok gercekten ama yinede kisitlamalar var uzerimizde. ab ye mal satmaktan kendi silahimizi yapmaya dek tc uzerinde kisitlar var. bunlar gizli de degil. komplo teorisine ihtiyac yok...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzerimizdeki tek kısıtlama bilim dışı eğitim alarak hurafelere inanan bir toplum haline gelmiş olmamızdır.

      Sil
    2. gizli degilse kaynaklarini yaz da gorelim; ama haci dedenin soyledikleri kaynak sayilmiyor ona gore

      Sil
  54. Hocam üst akıl Alman, Japon ve Amerikan tahvillerini satın alıyor. Deutsche Bank hisseleri 2008 Mrotgage krizinde düştüğü en alt seviyenin de altında. Aynı üst akıl Çin'i o kadar borçlandırmış ki inanılmaz bir durumda olduğu söyleniyor(Yanılmıyorsam sizde geçenlerde twitter bir grafik paylaşmıştınız bu konu hakkında) Ve borcun grafiklerde olandan daha fazla olduğu konuşuluyor. Sanırım bu durum büyüme düştükçe Çin'de daha şeffaflaşacaktır ve halının altındaki pislikleri görebileceğiz.

    Ne düşünüyorsunuz peki hocam bu konu hakkında? Çin ekonomisinde bir çöküş olursa etkisi ne çaplı olur sizce? Bu sefer ülkelerin sistemleri daha dayanıklı mı?

    Yazınız çok güzel olmuş. Aslında bu yazıyı belirli bir gruba okutmak lazım diyeceğim ama devletin verilerine bile inanmayıp "Her şey çok güzel, hiç canınızı sıkmayın bunlar yalan" diyecekleri için gerek yok:)

    İyi Bayramlar hocam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çin'de ortaya çıkacak bir çöküşün etkisi Brexit'ten çok daha fazla olacaktır diye düşünüyorum. Fed biraz da o nedenle faiz artırımını erteleyip duruyor.

      Sil
    2. Kimse kimseyi zorla borclandiramaz. Bu ulkeler kendi istekleri ile borc aldilar, Turkiye dahil. ADB dunyadaki en cok borclu ulke, Rusya da borclu. Bunlari borc almaya zorlayan ust akil kim peki? Uzaylilar mi?

      Sil
  55. Hocam oncelikle bayraiminiz en icten dileklerimle kutlarim. Konuyla alakasi olmayan bi soru soracagim dize kusura bakmayin daha once yazdim mail falanda attim ama cevap gelmedi. Bana ekonomi politikasi kitabini onermistiniz merkez bankasi icin fakat ben bu kitabia bitirdim. Sizden rica edersem bana yeni kitap daha onerebilirmisiniz. Piyasada o kadar cok kitap varki secemiyorum. Yardimci olursaniz sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Özatay'ın Parasal İktisat: Kuram ve Politika kitabını önereceğim. Biraz ağırdır yalnız.

      Sil
  56. Lozan bir barış anlaşması... 'süreli barış' diye bir kavramı ben ilk defa duyuyorum.. lozan 100 yıllıksa o zaman İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan vb diğer imzacı devletlerle teknik olarak savaş haline geçmiş olmuyor muyuz?... tamamen delisaçması bir iddia...

    Lozan süresi dolunca değil, anlaşmada hükme bağlanan dış politika esasları şu veya bu şekilde ortadan kaldırılınca yada o ülkelerle sıcak savaş haline geçince ortadan kalkmış olur...

    YanıtlaSil
  57. Lozan bizi zincire vurmuştur. 22 milyon km kare Osmalı toprağından kala kala 783 bin km kare yere tıkıştırdılar bizi. En önemliside bugünkü karmaşanın olduğu petrol rezervlerini kaybettik. Osmanlı dağıldıktan sonra bakınız o topraklar hiç huzur bulmadı.

    İyi bayramlar herkese...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arkadaş da Sevr Antlaşmasını okumadan Lozan'a geçenlerden. O toprakları Osmanlı'nın kaybettiğini ve Kurtuluş Savaşıyla geri aldığımızı bilmiyor. Bu arkadaşlara okulda tarih yerine ne okutuyorlar acaba gerçekten merak ediyorum. Kendi tarihini bu kadar bilmeyen bir toplum olabilir mi? Ya da olursa sağ kalabilir mi?

      Sil
    2. Hocam kalbimi kırdınız. Ben kötü bişey demedim ki niye böyle acımasızca saldırdınız anlayamadım. Musul ve Kerküğü kaybetmedik mi? Irak ve Suriyenin durumu ortada. Osmanlı olsaydı böyle olur muydu bunu sorgulatmak istedim.

      Sil
    3. Sanırsınız Osmanlı Türkiyesi Kanunî dönemindeki sınırlarında idi de Lozanla birlikte 22 milyon kilometrekareden 780.000 kilometrekareye düşmüş olsun. Sanki kanla alınan topraklar peşkeş çekildi. Bunların bir iki tane üstadı var onların ezberlettiklerini teypten sararlar. Beyin fukara olunca akıl ukala oluşmuş.

      Sil
    4. makarnada protein yoktur hocam, beyin gelisimi anne sutunden kesilince durmus malesef bazilarinda

      Sil
    5. Musul ve Kerkük'ü Osmanlı 1918'de kaybetti. Lozan'da buraları geri almak için büyük çaba gösterilse de başarılı olunmadı. Sevr'den bugünkü duruma geçmek sanıldığı kadar kolay değildi. Ne var ki Osmanlı'nın 1. Dünya Savaşından sonra kaybettiği yerlerin faturasını Lozan'a çıkarmak Atatürk düşmanlarının en çok kullandığı yollardan birisidir.
      Ben size gerekli araştırmayı yapmadığınız, kulaktan dolma bilgilerle hareket ettiğiniz için kızıyorum. Sevr antlaşmasının haritasıyla Lozan haritasını yan yana inceleyin meseleyi siz de net biçimde göreceksiniz.
      Burada var:
      http://www.mahfiegilmez.com/2015/07/lozan-antlasmasnn-92-yldonumu-sevres-ve.html

      Sil
    6. Türkiye'nin şöyle bir sorunu var:

      Bu ülkenin okumuş-yazmış tayfası Anadolu'yu da, Osmanlı'yı da, Selçuklu'yu da sevmez, yani kendi köklerinden nefret eder. Bunun en net örneklerini Attilâ İlhan bir bir hatırlatırdı, bu sebeple adamı çamur yağmuruna tutanlar da az değildi!

      Fransa'daki, İngiltere'deki, Kanada'daki, ABD'deki iktisatçılara bakıyorum, kendi ülkelerinin geçmişlerini objektifçe eleştiriyorlar ama geçmişlerinden nefret etmiyorlar!

      Münevver olmak elbette bir toplumun gelişmesi için mühimdir. Ama kendi geçmişiyle sürekli kavga eden, içinde biriktirdiği nefreti daima istifra eden kişilere de nereye kadar münevver denebilir ki?

      Kendi geçmişinden nefret etmek ile kendi geçmişini objektifçe eleştirmek arasındaki o ince çizgiyi nasıl bulacağız?

      Sil
  58. Hocam görüslerinize katilmıyorum ama saygı duyuyorum.
    Lozan Anlasması başlı başına Siyonistlerin bir oyunu. Kapalı kapılar ardında gizli maddeler eklendi zamanında bizim yönetim çıtını çıkarmadı çünkü Türkiyenin muhabbet ve istikrarını bozmaya çalıştı.
    2023 yılı çok garip bir yıl olacak gercekten hem 100. yılda dünyanın en iyi 5 ekonomisine girecez hem de gizli maddeler bizi yok etmeye calisacak.
    Duyduğum duyumlara göre 1 Ocak 2023 günü ABD ve İsrail kara kuvvetleri bir anda durduk yere ülkemize saldıracak nolduğunu anlamayacagız ve ülkemizi fethederek bizi öz yurdumuzda parya yapacak.
    Başımızdaki lider bunları savuşturacak siklette bir güreşçi adeta. Bizse hala bu lideri devirmeye çalışıyoruz. Devrilirse dımdızlak ortada kalır 2023 yılında ABD ve İsrailin ülkemizi fethine ses çıkaramayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Duyduğum duyumlara göre...Koskoca bir toplumun en az üçte biri bu tür duyduğu duyumlarla yola çıkmış gidiyor. Sizin okuma yazmanız yok mu? Bir açıp okumuyor musunuz da duyduğunuz duyumlarla yola çıkıyorsunuz. Yazık bu ülkeye.

      Sil
    2. Adsız 17.22 bu kafaya ne ile ulaşıyorsan aynı maddeden bende istiyorum. Nargile kafası mı yoksa ayran kafası mı bu?

      Sil
    3. Sayın Eğilmez, Allah size sabır versin.

      İyi bayramlar...

      İ.İ.

      Sil
    4. Okuma yazmasi olmayan haci dedesinden duyduklari bunlar. Kendisi bu okumalari yapamiyor cunku bedava makarnada protein yok. Anne sutunden kesilince beyin gelisimi de durdu, haci dedesi ne derse ona inaniyor.

      Sil
  59. Merhabalar hocam.
    1)AB tarımını yoğun gümrük duvarlarıyla niye koruyor?Sonuçta tarım küçük bir sektör.
    2)Monetaristler enflasyonun para arzı yoluyla düşeceğini iddia ediyor peki bunun yolu faiz artırımı ile mi oluyor bu görüşte.
    3)Rusyada otomotiv sanayi niye bu kadar gelişmiş?Ülkeler niye özellikle bu ülkede otomotiv yatırımı yapıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Dünyada tarımını korumayan ülke ya da bölge yok. O nedenle AB de tarım sektörünü koruyor.
      Tarım GSYH üretimi içindeki pay olarak küçük bir sektör ama sanayi ya da hizmetlerde yiyecek bir şey üretilmiyor sonuçta.
      (2) Tam tersi monetaristler piyasaya fazla para sürülmesinin enflasyon yarattığını bunun da faizleri yükselttiğini söylüyor. O nedenle para arzının denetim altında olmasını öneriyorlar.
      (3) Rusya'da otomotiv sanayii gelişmiş değil.

      Sil
  60. Sn. Eğilmez güzel yazınız için çok teşekkür ederim, Lozan'ı eleştiren okuyucularınızın:

    1. 1. Dünya Savaşının Müttefik Devletlerce nasıl bir nitelik ve niceliksel üstünlük ile kazanıldığını,
    2. Ardından yenik Merkezi Devletlere Hangi şartlar ile barış antlaşmaları dayatıldığını,
    3. ABD'den sonra zamanın en güçlü devleti olan ve savaştan yenik çıkmış Almanya'nın hangi şartlar ile Versay antlaşmasını imza etmiş olduğunu,
    4. Yenik devletler içinde en ağır barış antlaşmasının Sevr antlaşması olduğunu,
    5. 1. Dünya Savaşın sonrasında mücadeleye devam eden tek milletin Türk milleti olduğunu,
    6. Türkiye'nin mücadelesi sonrasında hedeflerinin neredeyse tamamını yazılı barış anlaşması ile düşmanlarına kabul ettirmesini,
    7. En önemlisi ise Kurtuluş Savaşımızın kesin olarak galibiyeti ve üzerine kurulan Lozan Antlaşmasının bu gerçek üzerine tesis edilmesi ile, Türkiye'nin hak arayışını 2. Dünya Savaşı gibi çok daha yıkıcı bir savaşa girmeden sonuçlandırmasını,

    Değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Lozan askeri ve siyasi deha ile kazanılan Kurtuluş Savaşımızın fiili sonuçlarını uluslararası platformda resmileştiren şerefli bir barış anlaşmasıdır. İnsanlığın bu kadar zor bir sınav geçirdiği bu dönemde 100 yıldan beri süregelmiş ve değişmemiş nadir barış anlaşmalarından biri olmasını unutmayalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katkınız için çok teşekkür ederim. Ama ne yazık ki farklı nedenlerle kendilerine empoze edilenlere şartlanmış insanların bu söylediklerinizi anlamaya niyeti yok.

      Sil
  61. Bir mot daha eklemek isterim. Ben tarihte yapılmış herhangi bir barış anlaşmasında maden veya herhangi bir ekonomik değerin kullanılmasının kısıtlandığı bir barış anlaşması hatırlamıyorum. Tam tersine 1. Dünya Savaşı sonrasında Almanya'nın savaş tazminatını ödemesi için kömür çıkararak tazminat olarak sevk etmeye zorlandığını biliyorum. Yenik bir ülkeyi zayıflatmak için yüksek savaş tazminatlarının dayatılması ve/veya o ülkenin değerlerinin işletilmesi hususundaki imtiyazın galip devletlere verilmesi o dönemin yöntemleri arasında idi. Sevr Anlaşmasında bu unsurların yer aldığını, Lozan'da ise yer almadığını ve hatta Yunanistan'dan küçük bir tazminat dahi alındığını (Karaağaç) okuyucuların bilgisine sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar teşekkürler katkınız için.

      Sil
  62. Hocam ekonomimiz bu sene nominal milli gelir ile %10 büyüdü enflasyon %2 oldu diyelim reel milli gelirimiz %5 mi artar?
    Bunun için bir örnek hazırladım kendime göre %5 çıkmıyor nedeni nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekonomi nominal olarak % 10 büyümüşse ve ortalama enflasyon (GSYH zımni deflatörü) % 2 olmuşsa büyüme % 7,58 çıkar.
      Örnek: Geçen yılın GSYH'sı 100 TL oldu, bu yıl 110 TL oldu enflasyon da % 2 oldu diyelim.
      110 - (110 x % 2) = 107,58
      (107,58 - 100) / 100 = 0,0758 yani % 7,58

      Sil
    2. Hocam hesabınızda bir yanlışlık var galiba büyümenin 7,8 çıkması gerekiyor.
      Bir de "nominal milli gelir/(1+% enflasyon)=reel milli gelir" diyebilir miyiz?

      Sil
  63. 1)Cari fazlası olan bir ülke portföy yatırımlarına pek ihtiyaç duymaz peki böyle bir ülkeye gelen portfoy yatırımlarının fazla olması bu ülkeyi olumsuz etkiler mi?
    2)Bizim gibi cari açık veren bir ülkeye gelen portfoy yatırımlarının fazla olması kısa vadede açığı kapattiğı için olumlu iken uzun vadede volatil olduğundan olumsuz mudur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. (1) Cari fazlası olan bir ülke eğer borç yükü de fazla değilse o zaman portföy yatırımlarına ihtiyaç duymaz. Bu gibi ülkelerde riskler de düşük olacağı için faiz de düşüktür. Bu durumda portföy yatırımı gelirse bu ülke fazla etkilenmez. Mesela Almanya bu durumdadır. Tahvil faizleri eksiye düşmüştür. Bu durumda portföy yatırımı mesela tahvil alımı olarak gelmişse Almanya hem dış borç alıyor hem de üste para alıyor demektir. Bundan rahatsız olması için bir neden yok.
      (2) Her iki halde de fazla olumlu değildir. Çünkü en küçük bir risk artışında ülkeden çıkabilme rahatlığı söz konusu. Çıkarken ciddi kur artışı yaratabiliyor.

      Sil
  64. Butce acigi konjukterel ,cari acik yapisal sorunlari isaret etmekte aradaki fark cok onemli Turkiye sanayi devrimini kacirmasindan kaynaklanan bir sorun olarak goruyorum

    YanıtlaSil
  65. Hatta Gungor Uras bir sozu var cok dogru butce acigi degil butce fazlaligi sorun ,cunku para yi iste kulanamis anlamina geliyor ,Paul Krugman bu dogrultuda soylemleri var butce fazlaligi hedefi koymal gorecilikte butce acigini getirir

    YanıtlaSil
  66. Rusya da otomativ sanayisi gelismis fakat Rusya nin otomativ sanayisi gelismis degil hamadde ve enerji ucuz oldugu icin bir cok yabanci yatirim icin var cazibeli

    YanıtlaSil
  67. Hocam iyi bayramlar.
    Global piyasadaki fiyatlamalar sizce yapısal sorunlardan mı yoksa psikolojik olarak mı oynaklık gösteriyor. Brexit dolayısıyla su an herhangi bir fiili durum olmadı ancak beklentiler olumsuz yönde ilerlemeye devam kararı aldı gibi.Yorumunuzu merak ediyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ikisi de. Brexit sonrası şimdi gözler yine Çin'e çevrildi. Önümüzdeki döneme Çin'deki gidişat damgasını vuracak.

      Sil
  68. hocam ben konu dışında bir soru sormak istiyorum. biliyorsunuz bu vergi uyuşmazlıkları konusunda şunu merak ediyorum yani kanunda yazan neyse onun uygulanması sonucu verilen ceza hangi nedenle uyuşmazlık sonucu kaldırılabilir ya da azaltılabilir ki? bunun mantığı nedir. yani bir nevi işini düzgün yapanları enayi yerine koymak olmuyor mu bu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında hiç bir mantığı yok ama davalık olunca kaybetmemek için gidiliyor.

      Sil
  69. Hocam sizin yazı planınızın ve gündeme ilişkin konu seçiminizin bir kerelik de olsa dışına çıkıp, size daha önce sorduğum şu soru hakkında bir yazı yazar mısınız?

    http://www.mahfiegilmez.com/2016/06/falclarn-yl.html şöyle sormuştum:

    Brexit'ten sonra, hem bizim gibi sıradan vatandaşlar için, hem akademik düzeyde çalışmalar için yepyeni olayların gelmekte olduğu kesinleşti.

    Hocam, şahsınızın iktisatçı olması sebebiyle, yazacağınız ilk 'Brexit sonrası' yazıyı, ekonomi analizi üzerine yapar mısınız?

    Örneğin,

    (3 numaralı soru) 'Serbest ticaret'ten 'korumacılığa' dönüş, geçmişte hiç yaşandı mı? Bilirsiniz, 1776 The Wealth of Nations ve 1789 Fransız İhtilali'nden beri, düna genelinde 'korumacı duvarlar' yıkılmak istenirken, yıllar sonra, 'serbestliğe' bu kadar alışmışken 'korumacılığa' dönüş nasıl olacak? Akıllı cep telefonu kullanmayı bırakıp, kurma kollu, sabit, simsiyah renk, külçe gibi ağır telefona geri dönmek gibi bir şey bu!

    İşte o telefon: http://image.dhgate.com/aktdesc_924806334_00.jpg

    Yazacağınız yazıya bilgi kaynağı sağlaması için şöyle bir şey de var:

    -- Brexit May Be Part of the First Wave of Deglobalization --

    http://www.huffingtonpost.com/he-yafei/brexit-deglobalization_b_10755862.html?utm_hp_ref=world

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Brexit üzerine ekonomik analiz yapmak için zamanı erken buluyorum. Daha kesinleşmemiş birçok konu var.

      Sil
  70. "Lozanda barısı aldık,petrolü verdik"
    Diyor yakın tarih adlı detginin genel yayın yönetmenliğini yapan mustafa armağan...((ve bu tarihçi hükümete yakınlığıyla bilinen ve aynı zamanda bir söyleşide atatürk hakkında sözleri yüzünden tepki çekti.)) Böyle bir iddaa doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Musul ve Kerkük'ü kastediyor. Ama Musul ve Kerkük 1918'de İngilizlere kaybedildi zaten. Lozan'da ise geri alamadık. O anlamda doğrudur. Ama petrolü veren Lozan Antlaşması değil Osmanlı'dır. 1918'deki kayıptan sonra Osmanlı'nın da imzaladığı 1920 tarihli Sevr Antlaşması var. Bakınız iki antlaşma arasındaki harita farkına ve petrolü kimin verdiğine siz karar verin.
      http://www.mahfiegilmez.com/2015/07/lozan-antlasmasnn-92-yldonumu-sevres-ve.html

      Sil
    2. Sayın Eğilmez, Sevr hiç bir zaman yürürlüğe girmemiştir. Sürekli bu sadece adı olan antlaşmayı öne sürerek Osmanlı düşmanlığı yapmayınız.

      Saygılarımla...

      Sil
    3. Hiç bir zaman Osmanlı düşmanlığı yapmadım. Konulara bilimsel olarak bakan insanların düşmanca veya dostça bakışı olmaz. Objektif bakışı olur. Her eleştiri ya da gerçek yazıldığında taraf tutanlar eğer kendi görüşlerine uygun olmayanı yazmışsanız sizi düşman sanırlar.
      Kurtuluş Savaşına gidilirken Türkiye'nin dört bir tarafı işgal altındadır. Başkent İstanbul, İngiliz işgali altındadır. Sevr iyi ki uygulanmamıştır. Bir de uygulansa ne olacaktı acaba? Mondros Mütarekesi 1918'de imzalanmış ve Osmanlı'yı bitirmiştir zaten. Bu mütarekeyle Osmanlı kendi toprakları üzerinde karar alamaz, nefes alamaz hale gelmiştir.
      https://tr.wikipedia.org/wiki/Mondros_M%C3%BCtarekesi
      Sevr Antlaşması fiili bir durumun resmiyete dökülmesiydi. İmzalandığı zaten durum fiilen öyleydi.

      Sil
  71. Mahfi Bey, siz iktisatçı mısınız finansçı mısınız eski müsteşar mısınız eski maliye müfettişimisiniz yeminli mali müşavir misiniz yoksa Tarihçi misiniz? Kararınızı verinde ne olduğunuzu bilelim ona göre okuyalım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karar vermesi gereken ben değilim sizsiniz. Çünkü ben kimseye beni zorla okuyun demiyorum. Zaten kendime yazıyorum.
      Eğer kişinin taşıdığı etiketle ilgiliyseniz en iyisi beni okumayın. Kafanız karışır sonra.

      Sil
    2. Sn. Adsız 20.02 saydığınız özelliklere sahip bir kişinin fikirlerine ulaşmak, kendisine soru sorabilmek ve yanıt alabilmek olanağına sahipsiniz. Bu olanağı kullanarak bakış açınızı zenginleştirmek sizin için bir seçenek. Eğer yazarın fikirleri ile aynı tarafta değilseniz ve eleştirmek isterseniz bu yol da açık. Siz bir eleştiri getirmeye çalışıyorsunuz ancak hangi fikri eleştirdiğiniz pek anlaşılamıyor. Konum kavramı sizin için önemli ise Yüzbaşı Basil Liddell Hart'ın hayatını okuyunuz. Belki bir yüzbaşının askeri teori ve askeri stratejiye nasıl katkıda bulunduğunu keşfedebilirsiniz.

      Sil
  72. Hocam bugün akaryakıt vergileri azalsa cari açık ile enflasyonumuz azalır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akaryakıt vergileri azalsa muhtemelen daha çok kullanılacağı ve ithal edileceği için cari açık artar. Buna karşılık girdi olarak kullanılan bir malın fiyatı içindeki verginin azalmasıyla düşeceği için kısa dönemde enflasyonu düşürücü etki yaratır. Orta - uzun dönemde ise cari açıktaki artış kurda yükselmeye yol açabileceği için enflasyonu olumsuz etkiler.

      Sil
  73. Bekir coşkun hakkındaki düşünceleriniz?

    YanıtlaSil
  74. Hocam, sizce tarih gerçekten de bir bilim dalı mıdır?...Bilim tarafsız olur,eldeki verileri yansız bir şekilde sunar.Ama bakıyorum da günümüzde bütün tarih kitapları taraflı.''İstanbul'un fethi mi işgali mi ?,soykırım var mı yok mu?,topraklar bize ait mi, değil mi?''...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarih bilim adamlarının elinde bilimdir. Ama taraflı gözle bakanların elinde bütün sosyal bilimlerde olduğu gibi eğilip bükülebilen ve istendiği şekilde yorumlanabilen bir daldır.
      Tanımlardan gidelim: Fetih bir yerin ele geçirildikten sonra oraya yerleşilmesi ve elde tutulmasıdır. Başkaları da orayı sizin mülkünüz olarak tanımışsa fetih söz konusu olur. Bugün artık İstanbul'un işgali sözünü kullanan (belki bazı Yunanlılar dışında) kimseye rastlamak mümkün değil. Çünkü işgal, birisine ait bir yeri haksız hukuksuz yere ele geçirmek ve bu eylemin kimse tarafından onaylanmamış olması demektir.
      Soykırım daha karışık bir tanım. Soykırımdan söz edebilmek için kasıtlı bir eylem gerekiyor. Bu kasıt kanıtlanırsa soykırımdan söz edilebilir.
      Toprakların bize ait olduğu Lozan Antlaşmasıyla tescil edilmiştir. Aksi takdirde Türkiye BM üyesi olamazdı. Mesela Kuzey Kıbrıs'ta (haklı ya da haksız) bizim durumumuzu dünya kabul edip onaylamadığı için bize orada hala işgalci deniyor.

      Sil
  75. Hocam uğur emekin blogunu takip ediyor musunuz?

    YanıtlaSil
  76. Hocam, yaziniz icin tesekkurler. Eklere cok bakamadim ama yazidan ve sonuctan sehir efsanesi cikti. Ayrica bir ekleme daha yapayim. Hatirlatsaniz TR deki bor madeninin degeri 1 trilyon USD diye yazilar ve guzellemeler cikardi.Yani 1 senede cikarsak butun borc bitti artiya gectik. Bunlar dogru sikinti yok ama bu 1 trilyon dolar 1 senede mi cikacak? Mevcut tuketimlerle bu rezerv dunyaya 1000 sene yeter, yani senelik birkac milyar USD. Ama sehir efsanesi ve topluma umut asilamak icin kullaniyorlar. Sonrada toplumda biz aslinda zengin ulkeyiz ama izin vermiyorlar veya engelliyorlar turevleri ortaya cikiyor. Sonra da gel bu adamlara rakamla laf anlat.

    YanıtlaSil
  77. Hocam,bayramınızı kutlarım.Çin ekonomisinde mutlaka bir büyük kriz olacak mıdır?Bu kaçınılmaz mıdır?Çinliler bunu bilmiyor mu?Yoksa"dünya egemenleri"çinde bir kriz mi planlıyor?Sizin kaleminizden bir aydınlatıcı yazı mümkün müdür acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çinlilerin bunu bilmemesi mümkün değil. Çünkü özel kesim borcu GSYH'yı aşmış gitmiş. Bir insan borcunun gelirini aştığını nasıl bilirse devlet de borcunun GSYH'yı aşıp aşmadığını bilir. Kimse kimseye zorla borç vermez. Borç alırken günün birinde bunların olacağını bilmemek de mazeret değildir. Kabahati başkalarında aramak yanlış bir yaklaşım tarzıdır.

      Sil
  78. Hocam konuyla alakalı degil ama bu suriyelilerin vatandasliga alinmasi Türkiye ekonomisi acisindan iyi olurmu ? Diget sorumda ne gibi vatandasliga alindiktan sonra ne gibi sorunlar olur ? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  79. Hocam 3 ay vadeli mevduat faiziyle 9 aylık arasında neredeyse bir fark yok nedeni nedir?

    YanıtlaSil
  80. Bir de hocam vade uyumsuzluğunu Türkiye nasıl çözebilir? Avrupada ve Abdde var mi vade uyumsuzluğu?

    YanıtlaSil
  81. Hocam Suudiler Aramcoyu yabancı bir şirkete satarak özelleştirirse Suudiler tek seferlik özelleştirme geliri dışında bundan sonra hiç petrol geliri elde edemeyecek anlamına mı geliyor yani petrol satışından elde edilen gelirler olduğu gibi yabancı şirketlerin mi olur?
    Bu durumda Suudilerin bu girişimi çok mantiksiz değil mi?

    YanıtlaSil
  82. Hocam Türkiyede esnaf burjuvazisi gelişmiş ülkelerde ticari ve sanayi burjuvazisi demişsiniz bir yazısında.
    Bu ne anlama grliyor? Gelismis ülkelerde orta halli insanlar ticaret ve sanayi sektörlerinde daha ileri teknoloji ile faaliyet gösterirken ülkemizde orta halli insanların ticaretten anladığı çoğunluk esnaflık mı?

    YanıtlaSil
  83. Hocam ekonomik anlamda tasarruf sadece faiz geliri elde ederek mi yapılır? (Hisseden kar payı alımı da bir tasarruftur bu hariç)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...