12 Mart 2017 Pazar

Kitaplar, Kitaplar

Bir Osmanlı Rüyası, Osman Tunaboylu, İmge Kitabevi, 2017
Osman Tunaboylu’nun daha önce iki kitabı yayınlandı (Babama Anlattığım Bürokrasi ve Bankacılık Hikâyeleri ve Rumeli’den Esen Yel.) Her ikisini de okudum ve çok beğendim. Ama ne yalan söyleyeyim bu son kitabı beni hepsinden çok etkiledi. Tunaboylu, bu kitabında Osmanlı Hazine’sinde görev yapan Hayrullah Nami’nin ağzından 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinin ve maliyesinin gidişatını iç içe öykülerle anlatıyor. Bir rüya ile adeta masal kıvamında başlamış olsa da olayları anlatan Hayrullah Nami ile giriş ve sonuçtaki kısa öyküler dışında öyküleştirilerek anlatılan her şey gerçek. Hayrullah Nami adıyla yazarın anlattığı bütün kişiler, olaylar, imzalanan anlaşmalar, Osmanlının içine düştüğü bunalımlar hepsi gerçek kişiler ve gerçek olaylar kullanılarak kurgulanıp öyküleştirilmiş. Osmanlı Maliyesinin nasıl çöküp gittiğini, vatansever birkaç kişinin bu çöküşe nasıl direndiğini bir roman çerçevesinde okuyorsunuz. Osmanlı’nın 19. yüzyılda yaşadığı mali çöküşü ve çürümeyi anlamadan Osmanlı’nın niçin çöktüğünü anlamak mümkün değil. Bu konuda pek çok değerli kitap ve inceleme var. Ama tahmin edeceğiniz gibi bunlar akademik çalışmalar ve ciddi zaman ayırarak okumayı hatta üzerinde çalışma yapmayı gerektiriyor. Tunaboylu, 4 yılını alan bir çalışma sonucunda bütün bu tarihi öyküleştirerek anlatıp bu zorlukların üstesinden gelmiş ve ortaya kolay okunup anlaşılan bir metin çıkarmış.

Osmanlı devletinin bir zamanlar dünyaya örnek olan mali sisteminin nasıl çürüyüp gittiğini bir roman gibi okuyup öğrenmek için ideal kitap.  

Çare Başkanlık mı? Avukat Ece Güner Toprak, Palme Yayıncılık, 2. Basım, 2017
Ece Güner Toprak, kitabında, 16 Nisan’da referanduma sunulacak olan Anayasa değişikliği ve dolayısıyla başkanlık (ya da sistemi sunanların sunumuyla cumhurbaşkanlığı) sisteminin neler getirip neler götüreceğini son derecede sade ve açık bir şekilde ortaya koyuyor. Kitap 8 bölümden ve onların içindeki kısımlardan oluşuyor. Önerilen sistemin neler getireceğini sorular ve yanıtlarla anlattıktan sonra her bölümde bir sonuç tespitiyle işin özetini veriyor. Mesela 7. Bölüm ekonomiyle ilgili. Bu bölümün sonuç tespitinde yazar şunu söylüyor: “Türkiye son 2 yıldır zaten fiilen Türk tipi başkanlık sistemiyle (yani bu Anayasa değişikliğiyle getirilmek istenen sistemle) yönetiliyor. Sonuçlardan memnunsak bunu yasalaştıralım. Ama gidişattan memnun değilsek, parlamenter sistemimizin ayarlarına geri dönelim.”

Pek çok kişinin referanduma sunulan bu yeni sistemin ne getireceği ve ne götüreceği konusunda kafasının karışık olduğu bu ortamda değişiklikle neyin gelip neyin gideceğini anlamak için Ece Güner Toprak’ın kitabı son derecede yararlı bir kitap.

Kitabın okunma biçimine ilişkin bir öneri: Her bir bölümü okumadan önce bölüm sonundaki sonuç tespitlerini okuyup sonra bölümü okursanız daha kolay izleyebilirsiniz.

Türev Ürünlerin Gizli Doğası, İlknur Üner, Hakan Osmanoğlu, Scala Yayıncılık, 2016
Finans sisteminin en karmaşık yapıları olarak tanımlanan türev ürünler günümüzde giderek öne çıkan ürünler. İyi kullanılırsa finansal piyasaların ve ekonominin gelişmesine yardımcı olacak olan bu ürünler, kötüye kullanılırsa kişileri de sistemi de tehdit eder hale gelebiliyor. Üner ve Osmanoğlu, bu kitaplarında türev ürünleri nitelikleri, kullanımları ve yarattıkları skandallar ve krizleri ele alıp inceliyorlar. Kitabın önemli bir özelliğinin çoğu insana karmaşık gelen forward, futures gibi araçları ve işleyişlerini basite indirgeyerek anlatması olduğuna değinmek doğru olur. Çünkü bu konularda yazılmış birçok kitabı okuyan kişilerin okuduktan sonra kafası daha da karışabiliyor. Kitapta bildiğimiz ya da sadece duyduğumuz finansal krizlerin türev ürünlerle olan ilişkileri de anlatılıyor. Bu da türev ürünlerin tam olarak ne olduğunu anlamakta kolaylık sağlıyor.

Konuyu merak edenlerin, konu üzerine çalışma yapmak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.

The Shadow Economy, Friedrich Schneider, Colin C. Williams, The Institute of Economic Affairs, 2013 (Kitabın pdf dosyasına şu linkten ulaşabilirsiniz:
https://iea.org.uk/wp-content/uploads/2016/07/IEA%20Shadow%20Economy%20web%20rev%207.6.13.pdf

Gölge ekonomi ya da bizde daha yaygın bilinen adıyla kayıt dışı ekonomi üzerine önemli bir inceleme. Kayıt dışı ekonominin ölçülmesinin zorluğu hep konuşulan, tartışılan bir konu. Yazarlar bu zorluğu aşmak için birçok farklı bakış açısından yararlanarak gölgede kalmış faaliyetleri yakalamaya ve bir model geliştirmeye çalışıyor. Bunu yaparken de ağırlığı ister istemez vergi ve sosyal güvenlik primi kaçaklarına veriyorlar. Çünkü kayıt dışılığın bilinen en yaygın nedeni (bir anlamda itici gücü) devlete ödenecek vergi ve sosyal güvenlik primlerini ödememek. Yazarlar, araştırmalarında kayıt dışı ekonominin İngiltere’de yüzde 10, Kuzey ülkelerinde yüzde 14, Güney Avrupa ülkelerinde yüzde 20 ile 30 arasında olduğunu öne sürüyorlar. Tahmin edileceği gibi kayıt dışılığın en yüksek olduğu ekonomiler gelişme yolundaki ekonomiler. Kitabın yazarları bu ekonomilerde kayıt dışılığın yüzde 20 ile 40 arasında değiştiğini iddia ediyorlar.

Ortaya atıldığı günden bu yana gündemden hiç düşmeyen kayıt dışı ekonomi (gölge ekonomi, gri ekonomi, yeraltı ekonomisi) kavramını ve bunun ölçülmesini merak edenler için okunması gereken bir kaynak.

Türkiye’de Kayıt Dışı Ekonomi, Sedat Aybar, Emrah Eroğlu, Orion Kitabevi, 2017
Bu kitap da kayıt dışı ekonomi konusunu genel çerçevenin yanında Türkiye ekonomisi açısından da ele alan bir kitap. Yazarlar önce işin genel yönlerini, teorik altyapısını ve dünya uygulamalarını sonra Türkiye açısından hesaplamanın nasıl yapılacağını, hangi unsurların ele alınması gerektiğini inceliyorlar. Yaptıkları incelemeler sonucunda Türkiye için kayıt dışı ekonominin boyutunun yıldan yıla değiştiğini ve bu değişmenin 1980 – 2010 yılları arasındaki dönemde yüzde 13,3 ile 38,5 arasında olduğunu ortaya koyuyorlar. Araştırmada kayıt dışılığın yıllar itibariyle azaldığını ve 2010 yılında yüzde 13,3’e gerilediğinin saptandığını da belirtelim.

Kayıt dışı ekonomi konusunu ve bu olgunun Türkiye ekonomisinde nasıl yer aldığı konusunda araştırma yapacak, tez yazacak olanlar için olduğu kadar konuyu merak edenler için de yararlı bir çalışma.


177 yorum:

  1. şu da okunmalı bence: http://www.anayasa.gen.tr/elveda-anayasa-kitap.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kemal gözler hocanın yazısı 😁

      Sil
    2. kitabın adı 'Elveda Cumhuriyet' olmalıydı..çünkü bu anayasa değişikliği değiştirilmez denen ilk 3 maddenin içini boşaltıyor..

      Cumhuriyet demek halkın iktidarı ''bölüşmesi'' demektir...vatandaş 1 kişiyi seçecek o 1 kişi de geri kalan herkesi seçip atayacaksa orada cumhuriyet mantalitesi ortadan kalmış demektir...bu yönden, bakanlar kurulunun ve başbakanın tüm yetkilerini; meclisin de kimi önemli yetkilerini sıfatı ne olursa olsun 1 kişiye devrederseniz cumhuriyet rejimi defacto olarak tarihten silinmiş olur..

      HSYK'nın en birincil görevi; mahkemeleri, hakimleri ve savcıları yasama ve yürütmenin baskısından, etkisinden korumaktır..bunu yaparak hukuk devletinin işlevselleşine katkı sağlar...HYSK üyelerinin atanmasında o 1 kişinin sözü geçtiği anda anayasadaki hukuk devleti ibaresinin bir önemi kalmaz..

      yargı organları tarafsız değildir...anayasanın başlangıç metnindeki ilkelere ve anayasanın genel esaslarına taraftır...anayasaya yargı tarafsızdır ifadesi eklerseniz 'ben laiklikten taraf değilim, hukuk devleti kıstaslarını göz önüne almam gerekmiyor' gibi saiklerle kimi hakimlerin kararlar alabilmesinin önü açılmış olur..zaman içersinde yargıda içtihat birliği bozulur...özellikle laik devlet ve toplum düzeninin içini boşaltacak bir süreci başlatacağını düşünüyorum...

      yani laik, hukuk cumhuriyetini ortadan kaldıracak bir anayasa referandumuna doğru gidiyoruz...



      Sil
    3. konuyla alakalı değil ama ilgimi çekti.. sanki devlet içersinde bir el hayır çıksın diye uğraşıyor...iktidara yakın kripto hayırcı bir kitle olmalı...

      son bariz örneği 1.5 milyona yakın insanın girdiği kpss sınavına getirilen bariz zorlaştırmalar ve sınav ücretinin fahiş zamlanması...üstüne üstlük sınav merkezlerine
      gidebilmek için yapılacak yol ve barınma masrafları da cabası...

      1.5 milyon insan nerden bakılsa %3 oya tekabül eder...bu insanların çoğu işsiz ki sınava giriyor...masrafları aileleri karşılıyor bu durumda...yani 400+yol+barınma masrafını aile karşılayacak...mutfak masraflarını kısmak için makarnaya talim eden, dünya makarna tüketiminde ilk 10a giren bir ülkenin vatandaşlarından bahsediyoruz...

      dolayısıyla %4-5 civarında rahatsız olacak bir kitle var...evet ve hayırcılar ayrılsa bile kararsızlıktan bile öfkeyle hayıra dönenler olabilir..bu insanların bir de gidip evet oyu vermesi mi bekleniyor?

      Sil
  2. Almanya, Hollanda ve şimdide isviçrede yapılacak olan toplantılarımızda iptal edildi tüm avrupa sanırım tek bir anlayış içinde yaklaşıyor şuanki referanduma. Mahfi hocam idrak edemedim bu kadar düşünmüş olmama rağmen bizi önemsedikleri içinmi iptal ediyorlar yoksa tam tersi hiç umurlarında bile olmadığımızdanmı ? bu konu hakkında daha aydınlatıcı bilgilere sahip olabilmemiz için bize önerebiliceğiniz bir yazı varmıdır. Bu arada önerdiğiniz kitaplar içinde çok teşekkür ediyorum, önerilerinizi okuma sırasına almış bulunmaktayım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İptal gerekçelerini bilmiyorum. Bu konuda yazanlar hep kendi düşüncelerini aktarmışlar.

      Sil
  3. Hocam teşekkür ederiz. Maliye 3. sınıf öğrencisi olarak daha fazla kitap önerisi bekliyoruz sizden teşekkür ederiz değerli yorumlarınız için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elden geleni yapıyorum. Teşekkürler

      Sil
  4. AK pati doneminde diplomaside tarih yazdigimizi tum kitaplar bir gun yazacaktir.

    Israile yumrugumuzu gosterdik rusyaya gardimizi aldik irana postamizi koyduk suriyede varligimizi gosterdik avrupaya korku saldik iraka gucumuzu gosterdik mazlum magdur milletlerin duasini aldik.
    Bakiniz pakistanlilar afganistanlilar somalililer bil cumle araplar suriyeliler AK partililerden cok AK partiyi seviyor. Bunu gormek icin uzaklara gitmeye gerek yok acin bir video altinda pakistanlilarin ozellikle yazdigi ovgu dolu ak partiyi ve liderimizi destekleyen satirlarini okuyun.Cikin sokaga suriyelilere sorun bulabilirseniz pakistanlilara sorun hepsi bilcumle AK parti hayrani hatta AK parti icin savasmaya canlarini vermeye simdiden hazir. Hatta duydum bir pakistanli yurtdisinda AK parti iktidari icin ileri geri konusan bir turkiyeliyi fena benzetmisti. Bu diplomaside ne kadar ileri oldugumuzu gosteriyor. Bu baskanlik gelirse pakistanli arap kardeslerimizinde sayesinde gelecek bunu iyi bilmek lazim. Suriyelilere de pakistanlilarada vatandaslik verilirse sayet ki verilecek verilmeye baslandi AK parti oylari inanin yuz yil dusmez zaten vatandaslik verilecek bu insanlar en az 5 cocuk yapiyor. 2020de 5 milyon suriyeli 1 milyon pakistanli afganistanli somalili olacagini varsayark zaten kafadan iktidarsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kişi başına gelirimiz 4 yıl önce 11 bin doları geçmişti, bugün 9 bin doların biraz üstünde. Alkışlar geliri artırmıyor.

      Sil
    2. Şu Suriyeli, Pakistanlı, Somalili, Afganistanlı değerli elemanlar kendi ülkelerine geri dönüp oraları kalkındırsalar daha uygun olmaz mı? Zira sayılan ülkeler, dünyanın en çok yerlerde sürünen ülkeleri.
      Not: Hocam, siz de fark etmişsinizdir, yukarıdaki mesajı yazan arkadaş muhtemelen ironi yapıyor. Eğer ciddiyse durum vahim (Elbette kendisi için).

      Sil
    3. Adsız12 Mart 2017 15:33 Hocam, siz de fark etmişsinizdir, yukarıdaki mesajı yazan arkadaş muhtemelen ironi yapıyor. Eğer ciddiyse durum vahim (Elbette kendisi için).

      vahim olsa ne olacak ironi olsa ne olacak. Bilerek yahut bilmeyerek maalesef gercekleri yazmis. Vahim olan da ulke icin vahim zaten sizde belirtmissiniz Şu Suriyeli, Pakistanlı, Somalili, Afganistanlı değerli elemanlar...... ironik olanda yine bu ulke icin ironik aci gercekler

      Sil
  5. Hocam kendi bilgisayarınızdan link vermişsiniz pdf dosyası iin. Biryere yükleyebilirseniz oradan indirebiliriz. (file:///C:/Users/user/Desktop/IEA%20Shadow%20Economy%20web%20rev%207.6.13.pdf)

    Teşekkürler.
    Berkay

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Linki düzelttim, teşekkür ederim.

      Sil
  6. Hocam 2017 ongorulerinizde avrupa ile olusan bu kavga varmiydi? Gecen sene %42 ye dusen avrupali turist sayisi bu yil %50 ongorulurken bu olaydan sonra nasil olur sizce? Etkisi nasil olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır yoktu ama bu tür gelişmeler olacağına dair genel bir beklentim vardı o nedenle zaten 2017 için tahmin açıklamayacağımı söyledim.
      Avrupalı turist sayısında ciddi düşüş olur.

      Sil
    2. tutmuyor tabi açıklamayın hocam

      Sil
    3. Adsız 23:48, Tahmin yapmak marifet değil. Piyango, bahis ve kumar mantığından bi vazgeçmediniz yaaa... Bilimsel verilerle yapılması gereken doğruları yazıyor Mahfi Hoca....

      gidin atyarışı oynayın, kol çevirin, bahis oynayın...

      Sil
  7. Hollandaya dersini verecegimizi bir gun tarih kitaplari yazacak.
    Biz 80 milyonuz hollanda 16 milyon hollanda bizim konya kadar. Ekonomimiz dunyada ilk 16da Sanayimiz var 20 milyon iscimiz var hollandanin toplam nufusunu geciyor. milletimiz tarafindan sevilen sayilan saygi duyulan Askerimiz 1.5 milyon. hollandakinin kac. Ekonomimiz istikrarli biz onlar gibi yerli bisiklet degil yerli oto yapiyoruz hamdolsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rakamlar doğru da bizim kişi başına gelirimiz 9.630 dolar Hollanda'nın kişi başına geliri 46.830 dolar.
      Keşke Hollanda'ya, Almanya'ya ders vereceğimize çocuklarımıza doğru dürüst ders versek de bu hamaset işlerinden kurtulup bir şeyler bulup biraz demokraside, bilimde, yaşamda ileri gidebilsek. Kişi başına gelirimizi Hollandalı düzeyine çıkarabilsek.

      Sil
    2. Siz kucukken herhalde kavga ettiginizda babaniz hep sizi suclamis. Karsi taraftan tokat yeseniz bile, 'niye suratini kapatmadin' diye bir de azar isitmissiniz.

      Bu ozguven eksikligi baska turlu izah edilemez.

      Adamlar Turk'lerden ve Musluman'lardan nefret ediyor. Ama en agir islerde bunlar calisiyor, o zaman hic sorun yok. Yas ortalamalari olmus 40-45. Siz tutmus 'adamlar zengin ne isterlerse yaparlar' mealinde bir sey diyorsunuz.

      Cok travmatik bir cocukluk gecirmissiniz, adiniza uzuldum dogrusu.

      Sil
    3. 15:24 dünya gerçeğini öğrenmeden burda psikolojik analiz yapma boşuna. Parası olan konuşur dünya düzeni böyle, öğren. Türkiye ekonomik Hollanda'ya bile muhtaç boşuna gurur yapmayın ergen gibi.

      Sil
    4. Adsiz 13:34 Ders vere vere bitiremediniz. Irak, Suriye, Rusya derken simdi Hollanda mi sirada? Yakinda ozurler havada ucusacak, geri vitesler elden ele dolasacak yine desenize. Putin cok kindar cikti, halen yalvarttiriyorda daha tam kaldirmadi yasaklari. Daha neler soz verdik onuda Allah biliyor. Hollanda oyle olmaz insallah. Sayin CB referendum sonrasi "Ben mi size oraya gidin dedim" derse sasirmayin. (Bkz. Mavi marmara).

      Sil
    5. Adsiz 16:38, ekonomik acidan Hollanda'nin nesine muhtacmisiz acaba? Muhtac olsa olsa Hollanda bize muhtac olur, ne saniyorsunuz siz anlamiyorum ki bu Avrupa ulkelerini. Muhtac olmasalar sirketleri gelip de 'Erdoganin ulkesinde' is yapmaya calismaz, daha yeni 1.3 milyar eurolarini Turkiye'ye gomduler. Shell gene burada. Turk'leri oradan kovmasi kolay. Versinler Turklerin odedigi vergileri gelir, o Turk'ler seve seve vatanlarina donerler. Kendiler de satsinlar sirketlerini defolup gitsinler de gorelim. Zaten ulke olarak en fazla ihrac ettikleri sey petrol urunleri. Orta doguya muhtac olan kendileri.

      Korka korka ne hale gelmissiniz, gozunuzun onundekini goremiyorsunuz.

      Sil
    6. Tarafgirlik insanı realiteden uzaklaştırır arkadaşlar. Bakınız 15.24 ve 17.57de yazan arkadaş. O kadar çok yanlış varki söylenenlerde. Mesela devlet Türklerin ödediği vergiyi ödesin Türkler döner demek mantık hatası. Çünkü vergi karşılıksız verilen bir şey değildir. O Türkler orada vergi ödediler ama karşılığında Hollanda devleti sağlık ve eğitim hizmeti sağladı. Mesela Hollandalıların Türkiyede iş yapmasını muhtaçlık sanmak da bir diğer yanlışlık. Türkiye de Afrika ülkelerine yatırım yapıyor milyarlar gömüyor. O zamam biz de Gana'ya, Somali'ye falan muhtacız. Tarafgir olmayın arkadaşlar, muhtelen bu arkadaşımız yine mantık safsataları ilecevap vermeye çalışacaktır ama diğer blog izleyenleri en azından kötü örneği görüp objektif analizin değerini görsünler,gayem bu.

      Sil
    7. Adsiz 19:53, dogru soyluyorusunuz, biz kimiz ki koskoca Hollanda karsisinda. Turk'ler sabah aksam calisti, vergisini verdi, hizmetini aldi, simdi hicbir haklari yok. Hollanda bunlari defedebilir.

      Onlara muhtaciz, Hollanda bize her turlu terbiyesizligi yapabilir, sineye cekmeliyiz.

      Sil
    8. Adsız 15:24,

      Millete psikanaliz yapmaya çalışacağınıza şu soruya cevap verin isterseniz:

      Neden Hollanda'da yaş ortalaması 40-45'e düşmüş, en ağır işlerde çalışmaya razı olan, ırkçı yönetimler altında ezilen, horlanan Türkler ülkeye geri gelmiyorlar? Bizde yaş ortalaması çok daha yüksek, siz ve sizin düşüncenizdekilere göre ekonomi şahane, ülkede ileri demokrasi var, eğitim müthiş, şehir hastaneleri ile dünyanın en iyi sağlık hizmeti veriliyor, yollar, köprüler, havaalanları zaten aşmış, Almanlar bile kıskanıp hasetlerinden çatır çatır çatlıyorlar, o zaman vatandaşlarımız bu eziyeti çekmesinler, buyursunlar gelsinler ülkelerine. Kapıdan çeviren yok değil mi?

      Neden biliyor musunuz? Elbette biliyorsunuz. Zaten Mahfi hoca bunun cevabını net olarak vermiş. Bizde kişi başı gelir 9.600, Hollanda'da 46.000 dolar ve bizde gelir her yıl biraz daha düşerken Hollanda'da yükseliyor. Bu gelirden Hollanda'da yaşayan ve çalışan, çocuğunu adam gibi okullarda okutan, hastalandığında insan gibi tedavi gören, düzgün bir evde oturup düzgün şekilde yaşayan, insan gibi tatil yapabilen, adalet ile işi olduğunda hakim fetocu mu, şucu mu, bucu mu diye düşünmeyen Türkler de Hollandalılar kadar yararlanıyor ve Türkiye'de bunların hiçbirini bulamayacağını çok iyi biliyor. Ne yaş ortalamaları 40-45, ne de en ağır işlerde çalışıyorlar zira orası medeni bir ülke ve çalışma koşulları ona göre düzenlenmiş. O söylediğiniz, 1960'ların başında ilk giden gurbetçiler için bir dereceye kadar geçerliydi. Aradan 60 yıla yakın zaman geçti ve köprülerin altından çok sular aktı. Bu arada Avrupa çok daha ileri giderken biz önce yerimizde saydık, şimdi de dandik bir ortadoğu ülkesi olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bu gerçekleri görüp söylemek eziklik değil gerçekçiliktir. Teşhisi doğru koymazsanız tedavi de yanlış olur.

      İnsanlara sınırlı zekânızla hakaret etmeye çalışarak, gerçekleri çarpıtarak evet oylarının artmasını sağlayamazsınız, sadece insanları kendinize güldürürsünüz.

      Sil
    9. Adsız 15:24; Sen vasıfsız işgücü olan suriyeli, ıraklı din kardeşlerini Türkiye'de hangi işlerde çalıştırıyon. Elin gavur Avrupalısı sigortasız adama çalıştırmıyor. ama sen din kardeşlerini sigortasız çalıştırmayı marifet sayıyon...

      Sil
    10. Adsiz 00:18, Turk egitim sistmeinin sonucu olarak Avrupa'ya toz konduramiyorsunuz.

      Yahu bunca insan 'hadi bi Avrupa yapalim' diye mi calismaya gitti? Rezalet durumdaki ulkelerini ayaga kaldirmak icin, kendi talepleriyle karsilikli anlasmalar la gitti.

      Adamlar ne diye donsun, babalari, dedeleri calismis, vatandas olmuslar, orada yasamak icin her turlu haklari var. O ulkedeki hemen her fabrikada emekleri gecmis. Suriye'li gocmenlerle, oradaki Turkleri karistirmayin.

      Kole gibi calistir, sonra refahi paylasma. Tam bir Avrupalilik ornegi. Bu tutuma hayran olmak da tam bir somuru ulke vatandasi ornegi.

      Sil
    11. Adsiz 00:18

      Sevgili kardesim, bunlarin mantik su, ben Türk`üm ben müslüman`im o yüzden ben herkesten daha üstün daha degerliyim. Giderim orada burada istedigim herseyi yaparim, külhanbeyligi taslarim sonra da kimse bana bir sey diyemez. Derse eger onlar nazi olur, irkci olur.

      Adamlar daha vergi`nin ne demek oldugunu bilmiyorlar, ne anlama geldigini bilmiyorlar. Vergi gelirlerinin yillik olarak herkesten gelirine göre artan oranlarda toplandigini ve o sene icinde devletin harcamalarini karsilamak icin kullanildigini bilmiyorlar. Eger Hollanda devleti Türkler icin vergi hesabina girerse, Türkler borclu cikarlar.

      Adama sorarlar sen simdiye kadar kac Euro vergi ödedin? Türklerin büyük kismi düsük gelirli islerle calistigi icin ödedikleri gelir vergisi cok cüzi bir miktar. Bunun yanin da birde normal alisverislerin de KDV öderler. Bir de belki cüzi miktarlarda cöp vergisi temizlik vergisi falan. Neyse sonra sana hesabi cikarirlar; Su kadar yil okula gittin Hollanda`da (Hollanda`nin normal devlet okulu kalitesinde ki özel okullarin fiyati Türkiye`de en az 30-40 bin liradir. O kalitede bir devlet okuluda zaten lise düzeyi haric yok Türkiye´de) seneligi 10 bin Eurodan hesaplar agzin acik kalir. Üstüne bakar ne kadar saglik sigortasi ödemissin? Gene gelirin düsük oldugu icin saglik sigortasi primlerinde olmasi gerekenden azdi, senin az ödedigin primleri aslinda devlet yüksek gelirlilerden aldigi fazla primlerle dengeleyerek sana saglik hizmeti verdi. Artik ordan kac para cikarir onu da bilemem. Sonra Hollanda gibi oldukca güvenli bir ülkede yasadin senelerce, bunu saglamak icin polise harcanan paradan senin payina düseni hesaplar, agzin acik kalir.

      Neyse isin asli su ve, yurt disinda yasayan Türklerin sunu anlamasi lazim, bu ülkeler size hic bir sey borclu degil. Gittiniz o ülkelerde calistiniz, karsiliginda da Türkiye`de asla ve asla kazanamayaciginiz paralar kazandiniz. Bir cogunuz geldi o paralarla Türkiye´de mal mülk sahibi oldu. Yani neymis?? Calistiniz, ve karsiligi olan ücreti aldiniz. Sizin normal bir hollandali´dan hic bir arti yaniniz yok adamlar size hic birsey borclu degil, cünkü emeginiz ücretini hakkiyla ödedi. Eger siz simdi Hollanda`yi begenmiyorsaniz, döner gelirsiniz. Vergi falan degilde, emeklilik icin ödediginiz primleri de geri öderler size, o kadar.

      Hollanda Türkiye`de yatirim yapmismis ta bize mecburmus. Hayatim da duydugum en sacma argüman. Adamlar bakmislar, mantikli gelir getirici bir yatirim firsati görmüsler Türkiye`de ve yatirim yapmislar. Birileri burdan adamlar bize muhtac demeye getiriyor. Eger biri birine muhtacsa eger, bu sekilde anliyorsan sen ekonomik iliskileri, biz Avrupa`ya muhtaciz. Bir ambargo uygulanir ve Avrupa bize mal satmazsa, ihracaatinin yüzde 1,5 unu kaybeder. Ama biz Avrupa`ya mal satamazsak ihracatimizin yüzde 50`sini kaybederiz. Daha da önemlisi modern dünya ile olan tüm iliskilerimiz kopar, döner Rusya gibi bir despot tarafindan yönetilen bir ülkenin eline düseriz...

      Sil
    12. Adsız 10:17

      Kendinizle çelişmekte olduğunuzun farkında mısınız? Yani Hollanda'daki vatandaşlarımız köle gibi çalıştırılmalarına, Hollanda'daki refah'tan pay almamalarına rağmen dönmüyorlar zira babaları, dedeleri orada çalışmış, vatandaş olmuşlar, orada yaşamak için her türlü hakları var. Dönmemek için tek sebepleri bu!

      Hollanda'daki vatandaşlarımız mazoşist mi? Madem bu kadar kötü şartlarda yaşayıp çalışıyorlar, refahtan pay falan da almıyorlar, o zaman Türkiye'ye dönsünler. Sırf orada yaşamaya hakları var diye bu eziyet çekilir mi?

      Saçmalığı savunmaya çalışmak böyle bir şey iste. Hollanda'daki vatandaşlarımız, Türkiye'de bulabilecekleri ile kıyaslanamayacak kadar iyi şartlarda yaşayıp çalışmakta olduklarını bildikleri için dönmüyorlar ve haklılar. Türkiye'deki iktidarın görevi ise Türkiye'deki şartları tüm vatandaşları için Hollanda'dan, Almanya'dan v.s. daha çekici hale getirmek ama onlar bu işlerle uğraşmak yerine ülkeyi batırmak pahasına dünyada örneği bulunmayan garabet bir tek adam düzeni kurmaya çalışıyorlar.

      Sil
    13. "Ekonomimiz istikrarli biz onlar gibi yerli bisiklet degil yerli oto yapiyoruz hamdolsun" demişsin de ; geçenler de güzel ülkemin toprağına kıran girmiş gibi ; yurtdışından nohut ithal edileceği açıklandı.Hangi hayal gemisi'ndesiniz acaba??

      Sil
    14. Allah hepinizi tez elden o hayrani oldugunuz Avrupa'ya dusursun baska diyecek lafim yoktur. Bakkal hesabi gibi vergi hesabi yapani mi ararsin, Turk/Musluman kardesini asagilayani mi. Gercekten Avrupa'lilarin dedelerine minnet duymasi lazim, ne guzel nesillerin yetismesine vesile olmuslar.

      Sil
    15. Hollanda da protestoya katılan iki Türk vatandaşından biri öbürüne diyor hadi gidelim bizi içeri alacaklar öbürü de diyorki oğlum burası Türkiye mi niye içeri alsınlar😀Dönmez onlar anca bizi ortaçağa döndürürler

      Sil
    16. Adsiz 18:32

      Vergi hesabi yapanlar sizsiniz, senin kafanda ki avrupali türkler... Adamlara begenmiyorsan dön deyince ödedigim vergileri versin diyorlar. Sizler daha ödediginiz verginin ne anlama gelsigini bilmiyorsunuz, ödediginin kac katinin sana harcandiginin farkinda degilsin, bos bos konusuyorsun.

      Kimsenin Avrupa hayranligi faln yok. Insanlar gayet mantikli bir sekilde begenmiyorsan dön kendi anavatanina diyor. Türk/Müslüman da benim kardesimdir, Alman/ Hristiyan da, Ateist Japon'da, budist Cin lide. Mensubu oldugu din ya da etnisite kimseyi kimseden üstün ya da degerli yapmaz. Ben insanlari dinlerinden yada irklarindan dolayi degil davranislarindan veya düsüncelerinden dolayi elestiriyorum. 2017 senesinde yasayip halen daha osmanli osmanli diye sayiklarsan, bide bunu avrupanin göbeginde yapmaya kalkarsan bunun karsiligini alirsin. Burda benden sana sirf müslümansin türksün diye arka cikmami Bekleyemezsin. Dünyanin en özgür ve demokratik ülkelerinde yasayipta geldigi ülkede demokrasinin yok edilmesine canak tutanlara türk müslüman olduklari icin degil bu sacma sapan davranislari icin karsi cikiyorum. Hollanda eger birazcik ulusal güvenligine önem veren bir ülke olsaydi o meydan da toplananlardan sadece türk olanlari sinir disi eder, hollanda vatandasi olanlari da vatana ihanetten yabanci ülkelerin ajanligini yapmaktan tutuklardi. Ne demek ya sen benim ülkemde yasayacaksin ama yabanci bir ülkenin cagrisi üzerine benim ülkemde bana karsi geleceksin??? Baska bir ülkenin liderinin emriyle hareket edip benim ülkemde olay cikaracaksin ??? Bunun adi düpedüz vatan hainligidir... Ben onurlu bir Türk vatandasi olarak kendi hükümetimden bu olaylar tam zitti sekilde gerceklesseydi, yani eger bir hollanda yetkilisi benim acik sekilde karsi cikmama ragmen habersiz ve izinsiz türkiyeye girip sonra engellenince de hollanda asilli türk vatandaslarini organize edip eylem düzenletmeye kalksaydi, beklentim su olurdu. Türk vatandasi olmayan direk olarak sinir disi edilsin, türk vatandasi olanlar da yabanci devlet ajanligindan vatana ihanetle yargilansin...

      Nasil olaya tersinden bakinca, birazcik empati yapinca nasil oluyor degil mi? Bize yapilsa kuduracagimiz seyleri biz baskasina yapip, onlar bize ayni durumda biz oldugumuzda bizim onlara verecegimiz tepkinin birebir aynisini verince ortaligi ayaga kaldiriyoruz. Bu iki yüzlü anlayis, bu empati yoksunlugu zaten avrupa genelinde türklere karsi olumsuz bir algi olusmasina yol aciyor. Gidip adamin ülkesinde adama posta koymaya kalktiginda nasil bir cevap,bekliyorsun? Bu insanlarin senin hakkinda ne düsünmesini bekliyorsun? Bunlarin üstüne bir de naziler tarafindan anasi aglatiomis hollandalilara nazimdiye hakaret edip,üstüne birde anlayis falan mi bekliyorsun??

      Geciniz...

      Sil
    17. çok yazık. onca aklı başında, okumuş etmiş insan bir araya gelmiş, hayata a haber'in gösterdiği pencereden bakan, muhtemelen mehter marşı duyunca gaza gelen bir aklıevvele laf anlatmaya çalışıyor. adamın "müslümanları aşağılıyorsunuz sizi elitist batıcılar" dışında bir tane bile argümanı yok, kendi dünya görüşüne uymayan her söz bir kulağından girip ötekinden çıkıyor. duvarlara laf anlatmaya çalışmak muhtemelen daha az yorucudur.

      Sil
    18. nozulani, valla sizin bu demokratik blogda sacmala hakkiniz oldugu icin sonuna kadar kullaniyorsunuz.

      Sil
    19. Sevgili nozulani,

      Ne yapalim? Anlatmaya calisiyoruz, kücük bir catlak acmaya calisiyoruz o sert önyargilar tarafindan olusturulmus duvara. Beceremiyoruz orasi ayri ama, elden baska birsey de gelmiyor...

      Sil
    20. Adsız 18:32 Anam su isteyince götürüyorum böyle hayırlı dua etmiyor valla. Amiiiinnnn

      Sil
  8. Hocam kitap tavsiyeleriniz için teşekkürler özellikle türev işlemleri çok merak ediyordum bu konuda bir kitap benim için çok faydalı olacaktır sonrasında sırayla shadow economy ve kayıt dışı ekonomiyi okuyacağım. Müsadenizli saygın bir gazete olan Deutsche Welle'de okuduğum bir haberi sizinle paylaşmak isterim.

    http://www.dw.com/de/erdogan-schadet-wirtschaft-der-t%C3%BCrkei/av-37835308

    Hocam burada ki haberin başlığı "Erdoğan Türkiye ekonomisine zarar veriyor" şeklinde. Ve videoda ise bir bölüm çok dikkat çekici "Geçen sene yapılan rezervasyonlardan %60 daha az rezervasyon var ve bu sebeple pek çok hotel açılmayacak" deniyor bu haber 7 martta yapılmış ve bu olaylardan sonra rezervasyon iptalleri de eminim olacaktır. En çok para kazandığımız avrupa ile aramızı bozmak pek zekice değil. Sanırım bu senenin de 2.yarıdan sonrası geçen yılda olduğu gibi bir ilk yarıyıla göre daha zor geçecek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bu dedikleriniz doğru.

      Sil
    2. Komik olan, Turkiye'de yasayanlar ekonomiden memnun ki Erdogan ve fikrinin partilerini iktidara tasiyor.

      Ama bizim 'dostlarimiz' uyariyor, ekonomiye zarar veriyor diye. Gulup geciniz.

      Sil
    3. Adsız 15:25,

      Aslında komik değil, trajik. Neden derseniz, Erdoğan ve fikrinin partilerini iktidara taşıyanlar bu ülkenin kasten yoksul ve cahil bırakılmış, ekonomiden anladıkları tek şey devletten aldıkları karşılıksız paralar, makarna-bulgur-kömür torbaları olan yoksullar. Türkiye'deki gelir dağılımı istatistiklerine bakarsanız bu durumu net olarak görürsünüz. Ülkemizde son 15 yılda yaratılan yeni dolar milyarderleri bu yoksulların, garibanların omuzlarında yükseliyor. Bunları 60 yıldır kasten yoksul ve cahil bırakanların hiç mi suçu yok derseniz, elbette var. Bugün bu durumdan nemalananlar kadar, belki de daha çok onlar sorumlu ama unutmayın, o iktidarlar da bir projeydi, bugünkü iktidar da o projenin bir parçası. Şunu da unutmayın, bütün olumsuzluklara, çıkarılan bütün engellere rağmen uyanan ve bu gidişe karşı direnebilen bir % 50 daha var ve oran giderek artıyor. Yani proje henüz tamamlanamadı.

      Sil
    4. Gülüp geçemiyoruz çünkü fakirleşiyoruz yanlış politikalar yüzünden. Bıktık

      Sil
    5. Yazdıklarınızı okuyan zanneder ki, "fakirlik" bütün sorunlarımızın kaynağı. Sanki "fakirliği" azaltırsak, güllük gülistanlık günler bizi bekliyor. Katar fakir değil, ama gündelik hayat nasıl orada! Kadınlara tanınan göstermelik özgürlük, sokağa çıkarken giyilen kıyafetlere yasal düzenleme, eğitim sistemi, medyanın durumu, yazın daha isterseniz!

      Eee hani, Donald Trump'ı başkan seçen ABD vatandaşlarının hepsi fakir miydi? Hayır değildi!

      Meseleyi dönüp dolaştırıp "sadece ekonomi"ye bağlamak, analizlerimizin hatalı değil ama eksik olmasına yol açıyor.

      Ekonomik yönden kalkınıyor olmak, ülke gelişiyor anlamına GELMİYOR!

      2.999 TL'lik ithal cep telefonu satın alıp, o telefona "namaz vakitleri app" yüklemek, o ülkenin geliştiğinin göstergesi değildir!

      "Eğitim reformu" denen şey, akşamdan-sabaha, bugünden-yarına, ÇABUK ÇABUK olacak şey değildir. Eğer niyetiniz ciddiyse, eğitim reformunu yapmaya şimdiden başlarsınız, 3, 5 ve hatta 10 yıl sonra meyvesini almaya başlarsınız. Reform niyetiniz ciddi değilse, döviz kuru-faiz-borsa üçgeni arasında tıkanırsınız!

      Sil
    6. Gercekten Erdogan oncesine donsek ne guzel olur 90'lara. O zaman cok zengindik. O kadar zengindik ki IMF heyetleri Turk insaninin zenginligini yerinde gormek icin heyetler gonderirdi. Bize biraz yardimda bulunun diye israr ederler, cay kahve icerlerdi ekonomi yonetimi ile. Millet nankor, cahil. O zenginligi tepti Erdogan'i basa getirdi. Erdogan da ulkeyi fakirlestirdi. Gini endeksi de gun gectikce yukseldi 90'lardan bu yana.

      Gencler bilmez tabi o zamanlari, uzuluyorum kendileri icin yasayamadilar o refah dolu gunleri.

      Sil
    7. Adsiz 17:21, sana ne istedigi uygulamayi yukler? Karisini aldatma icin partner bulma programi mi yuklemesi lazimdi?

      Egitim sistemi once su ezikligi bir ortadan kaldirsin da, sonrasini dusunuruz.

      Sil
    8. Türkiye'de yaşayıp ekonomiden memnun olanlar kimler acaba diye bir an merak ettim.

      Sil
    9. Adsız 18:00
      Her şey para değildir. Özgürlük, demokrasi, yeşil alanların çokluğu, felsefeden anlayacak bir eğitim, kadere teslim olmayacak bir kültür paraya değişilmeyecek kadar değerli olabilir.

      Sil
    10. Mesele:

      "Namaz vakitleri app",

      "Kilise çanlarını cep telefonu sinyali ile otomatik hareket ettirme app",

      "Erkek & kız arkadaş bulma app" icat etmekle bitmiyor.

      "Adalet sistemi" adil işleyen pek çok ülkede:
      Kişinin, karısını aldatmak için "app" kullanması, her şeyden önce cep telefonunda "kanıt" bırakacağından, eğer gün gelir de karısı kocasının telefonunu incelediğinde bu "kanıt"ı bulursa, olay adalete intikal edebilir.

      Peki aynı durum Türkiye'de nasıl yaşanıyor:
      Koca, karısını aldattığı zaman, adalet sistemimiz "koca lehine" karar verirken,
      Kadın, kocasını aldattığında, "seni gidi iffetsiz!" diye yaftalanıyor, ve sonuç ne: Kadının ölümü!

      "Eğitim reformu"nu tamamlamamış ve "adalet sistemi bozuk" ülkelerde:
      Kadın aldatırsa: "İffetsizlik" oluyor!
      Erkek aldatırsa: "Koçum benim, erkeksin sen, yakışır sana!" oluyor!

      İlk önce "beyinlerdeki ezikliği" kaldırmak gerek, bunun için ilk adım: Eğitim reformu!

      "Eğitim reformu" da, akşamdan-sabaha, bugünden-yarına, çabuk sonuç veren bir olay değil. Niyetiniz ciddiyse, "eğitim reformu"na şimdi başlarsınız, nesiller yetişir, 3 ila 10 yıl sonra toplumdaki gelişmeyi gözlemlersiniz.

      Sil
    11. Adsiz 20:05, hic bosanma davasi yasamadigin belli, bol keseden atmissin.

      Sil
    12. Adsız 13 Mart 10:09'a,

      Haklısınız.

      Yalnız "kese" eksik olmuş, çuvallarla atıyorum. Şu sayfada konuştuğumuz konu, "latife"yi sürekli ön-planda tutacak kadar hafif bir konu değil maalesef.

      "Eğitim reformu" meselesini neredeyse hiç ciddiye almayacak kadar, gözlerinizi asıl konudan kaçırmaya istekli bir kişiye benziyorsunuz, umarım yanılıyorumdur hakkınızda.

      Şu "boşanma davası" dediğiniz konuya gelince:

      Bizzat kendim yaşamadım.

      Fakat, Türkiye'nin (ve ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, Ukrayna, Tayvan, Hindistan ve Çin'in) barolarında çalışan pek çok arkadaşım var. Sık sık iş seyahatine çıkan biri olduğumdan, uluslararası ticari bürokrasiyi hafifletmek için "hukuk" da (bir nebze) bilmek zorundasınız, yani sadece Türkiye'de adil olduğunu zannettiğiniz hukuku bilmek yetmiyor.

      Parantez içinde saydığım ülkelerle yaptığımız iş münasebetlerinde, pek çok kez mahkeme salonlarına gidip, danışmanlarımızla birlikte evrak-imza işlemlerini tamamladık. Bekleme salonunda sıramızı takip ederken şahit olduğum (ve ek olarak, avukat arkadaşlarımdan dinlediğim) "boşanma davaları süreçleri"ni buraya tek tek yazmaya kalksam, ağzınız bir bütün yumurtayı kapsayacak kadar açık kalır.

      Örneğin, Çin, Almanya, İngiltere, İtalya hukuk sistemlerinde, evlilik öncesi, erkeğin kadına maddi teminat sağladığına dair meblağın ne kadar olduğunu ve bunu ispatlamadan, resmi makamlar tarafından nikahın kıyılmadığını yazarak başlasam, birkaç kez daha şaşırmak zorunda kalabilirsiniz. "Göstermelik, naylon teminat kağıdı gösterip evleniyordur onlar!" gibi kurnazlık sergilemeye kalkanlar olursa, o kişilere dava açılıyor adli makamları yanıltmaya teşebbüsten. Yani, al takke ver külah, ahbap-çavuş kurnazlığı yok denecek kadar az bahsi geçen ülkelerin hukuk sistemlerinde.

      İsimlerini yazdığım ülkelerde de, aldatma sebebiyle cinayetler işleniyor, hiçbir ülke sütten çıkmış ak kaşık değil. Fakat mesele, "eğitim sistemi"ni ve "adalet sistemi"ni sağlam kurabilmek. Eğer bu ikisini sağlam kurabilirseniz, cinayet oranları da azalmaya başlıyor.

      Türkiye'de kadınların yaşadığı dehşetlerden birkaç örnek:

      "(İstanbul) Nişanlanınca öldürülmüştü; Kadın cinayeti davasında karar"
      http://www.hurriyet.com.tr/nisanlaninca-oldurulmustu-kadin-cinayeti-davas-40389560

      "Van'ın Hacıbekir Mahallesi'nde kimliği belirlenemeyen bir kadın kesici ve delici aletle öldürüldü."
      http://www.hurriyet.com.tr/vanda-kadin-cinayeti-40382091

      "Bursa’da bir kişi, kendisini aldattığı iddiasıyla boşanma aşamasındaki eşini bıçaklayarak öldürdü."
      http://www.milliyet.com.tr/bosanma-asamasindaki-esini-bicaklayarak-bursa-yerelhaber-1820209/
      https://www.youtube.com/watch?v=JO6_hJY7c0E

      "1991 yılı sonlarında, 5 aylık hamile, 23 yaşındaki Gülsevin Buket Değirmenci, bindiği minibüsle E5 karayolunda Avcılar Köprüsü'nde indikten sonra evine giderken, kimliği belirlenemeyen kişi tarafından okul inşaatına götürülerek tecavüz edildikten sonra boğularak öldürülmüştü. 2017'de adı yaşatılacak."
      http://www.hurriyet.com.tr/avcilar-sapigi-kurbaninin-adi-26-yil-sonra-yasa-40357854

      "2016 yılında, 328 kadın öldürüldü"
      http://www.hurriyet.com.tr/2016-yilinda-328-kadin-olduruldu-40365652

      Sil
    13. Adsız 18:00, aklınca ironi yaparak "millet nankör" demişsin ama aslında bu gerçekten senin zihniyetini yansıtıyor, zira 7 haziran seçimlerinden sonra kendilerini tek başına iktidara getirmeyen millete karşı akp'lilerin tavrını ve ülkeyi nasıl tekrar seçime zorla sürüklediklerini gördük. ayrıca 90'ları bizzat yaşamamış olsam senin gibilerin anlattıklarına bakınca o zamanlar türkiye'de insanların mağarada yaşadıklarını falan sanacağım. propaganda konusundaki başarınızı bütün samimiyetimle takdir ediyorum.

      Sil
    14. Kusura bakmayın, "Çin, Almanya, İngiltere, İtalya hukuk sistemlerinde, evlilik öncesi, erkeğin kadına maddi teminat sağladığına dair meblağın ne kadar olduğunu ve bunu ispatlamadan, resmi makamlar tarafından nikahın kıyılmadığı" yanlış bile değil, düpedüz yalan.

      Sil
  9. Turizmde bu yil parlak olur cunku Almanya'dan komşularımızı getirip turizm patlatabiliriz. Hukumet bu konu uzerinde durursa sayet Avrupda gurbetcilerimiz bir komsunu arabasinin arkasina atsa turkiyeye getirse inanin turizm patlamasi olur.Her gurbetci bunu yapsa!!!! Ayrica AB ile vizeleri kaldirldiginda cok yakin tarihte bakin o zaman Turist sayisini patlamasini ben bu kanitlardan hareketle analiz yaparak tipki sizin ekonomide analiz kitabinda belirttiginiz gibi verilerden yola cikarak bu sene turizmde patlama olacagini rahatlikla soyleyebilirim. Ayrica gecen seneye oranlada patlamalarda yok gecen seneki bombalamalar darbe tesebbusleri de gecmiste kaldi. Kisaca bu sene Turizm Tatil yili.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazdıklarınıza inanıyor musunuz?

      Sil
    2. ucuncu bir kanit daha sunayim size euro 4 lira gecen sene neydi bu sene ne oldu.

      Turkiye rakip bir cok ulkeye gore ucuz hatta bedava oldu. Kisaca fiyat konusunda rakiplerimize fark attigimiz ortada. Kalite konaklama hizmet artimiza girmiyorum bile bu konuda ne misir ne yunanistan ne de ispanya bizimle boy olcusebilir zaten kendileri de bunu soyluyor.

      E bu bedava fiyatina yuksek kalite hizmet sunulunca ne olur Turist patlamasi olur. Bu icten bile degil. Gurbetcilerimizde uc bes alman atsa arabanin arkasina bak millet gorsun o zaman turizmdeki sezonu coskuyu

      Bu sene Turizmciler cok sansli

      Sil
    3. Kesinlikle Holandaya çattık, Almanyaya nazi dedik. Listede Fransa var. Kızdığımız bize tatile gelecek.

      Sil
    4. Arkadaslar bir konuyu unutmuslar onu da ben ekleyeyim.

      Genclik yillarimizda izledigimiz filmlerden gordugumuz kadariyla Almanya, Hollanda, Isvec, Isvicre,Danimarka vs. gibi ulkelerde Sado-Mazo egilim yuksektir (Bknz. Ejderha Dovmeli Kiz, baska da bulunabilir).
      Bu insanlar icin en uygun tatil ulkesi Turkiye. Bir bomba saldirisi ile kolunun bacaginin kopmasini, hatta paramparca olmayi, dansederken yedigi Kalesnikof mermilerini ileride arkadaslarina gosterip hava atmayi hangi Alman, hangi Hollandali istemez, sorarim size. Bir Belcikali icin kucuk cocuklara cinsel tacizin normal karsilandigi bir yerden daha iyi tatil yeri mi olur arkadaslar? Ya da bir kopege iskence ederse yillarca hapis yatabilecegi ulkesinde heyecana hasret, attraksiyonsuzluktan bunalmis bir Isvicreli icin, hayvanlarin arabalarin arkasinda suruklenip para cezasi ile gecistirildigi memleketten ala tatil yeri neresidir? Hayir bakiniz minibus soforlerimizin, taksicilerimizin, esnaf ve hanutcularimizin guzide animasyonlarina sira bile gelmedi. E "Zaten bu insanlar buraya atraksiyon icin geliyor baska seyle isleri yok" diyerek kiliseleri camiye cevirip, antik tiyatrolara mutfak mermeri dosuyoruz, is bimemezlik falan kesinlikle soz konusu degil yani. Yine ayni sebeplerden gurultu kirliligi carpik yapilasma gibi hadiseler esasen turizmi arttirmak icin hususen onemsenmiyor bu yorelerde. Burada yine yillardan beri bizi yonetenlerin ferasetini goruyoruz...
      Ben iddia ediyorum turizmde bu sene patlama yasanacak. Neremizde patlayacagini hep birlikte gorecegiz...

      Sil
    5. Yurt disinda yasiyorum. Bu sene ne Turkiye'ye gelirim ne de akraba es dost getiririm. Ispanya Portekiz Turkiye'den daha ucuz. Daha kaliteli mi, her tesisi degil tabi ama en azindan tatilden tek parca eve donusum garanti. Ayrica Turkiye'ye akraba es dost getirme fikri de son derece aptalca, calismayacak ne yazik ki. Kim neresinden uydurmussa hayal aleminde yasiyor olmali.

      Sil
  10. Size bir soru sorabilir miyim: Niçin provokatörlük yapıyorsunuz Mahfi bey?

    Yazınıza aldığınız "Çare Başkanlık mı?" adlı kitabın, hayır cephesinde olan bir şahıs tarafından kaleme alındığını bilmiyor musunuz? Yoksa bildiğiniz halde bilmiyormuş gibi mi davranıyorsunuz?

    Hani siz objektifliğe önem veren biriydiniz Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitaptaki değerlendirmeleri objektif buluyorum.

      Sil
    2. Karşı görüş belirtmek neden "provakatörlük yapmak" anlamına geliyor?

      Sil
    3. Bence buna takılmayın. Muhtemelen bu arkadaşımız provakatörlüğün tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyor. Bir yerlerden duymuş, hoşuna gitmiş, herhalde yeri burasıdır diye kullanmış. Aldırmayın.

      Sil
    4. Adsız 15.00 önemli olan objektif olmak değil nesnel olmaktır.

      Sil
    5. Hocam "Peygamber Sabri" dedikleri bu sizinki olsa gerek...

      Sil
  11. Mahfi hocam "katma değerli mallar" üretmek kavramı ile normal "katma değer" kavramları farklı değil mi? Katma değer, üretimin farklı aşamalarında yapılan net katkıdır. Bu tanım ile yüksek teknolojili-katma değerli mallar üretmek tanımı sanki tam birbirine uymuyor?Siz ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katma değerli mal demek dışarıdan aldığımız girdilere bir araya getirip yeni bir mal üretirken buradan içine emek dışında da bir şeyler katarak onun dğerinin bir bölümünü yerli girdilerle yapmak demek.
      Yüksek teknolojili katma değerli mal üretmek ise bu şekilde üretilecek malın içinde burada üretilmiş yüksek teknolojili malları eklemek demek.

      Sil
  12. Hocam konudışı olucak. Merkezi yönetim borcu aynı zamanda hazinenin borcu mudur

    YanıtlaSil
  13. 17 yüzyılda, daha çok Kuzey Avrupa ülkelerinde, geçimlerini denizcilikle sağlayan işçilerin hikayelerinde sık yer bulan "Uçan Hollandalı" ismini verdikleri hayalet gemi metaforunu hiç duymuş muydunuz?

    Alman besteci Richard Wagner, 1843'te yayınladığı eseri ("opera" türü) "Der fliegende Holländer & The Flying Dutchman & Uçan Hollandalı"yı, bahsi geçen denizci hikayelerinden esinlenerek oluşturmuş. 1865-70'de yazdığı otobiyografisinde, Temmuz-Ağustos 1839'da Letonya/Riga'dan Londra'ya yaptığı deniz yolculuğu sırasında yaşadığı fırtınanın, "Der fliegende Holländer"ı bestelemesine sebep olduğunu söylüyor.

    Bu hayalet geminin en meşhur olduğu zaman da, "Karayip Korsanları (2006)" adlı filmin bir sahnesinde, sisli bir havada birden bire belirmesidir.

    Her ne kadar "(tezgâhlanmış!) diplomatik krizler" pek çok insanı karamsarlığa, öfkeye, içe-kapanmaya sürüklese de, bazen yukarıdaki gibi eserlerin yeniden hatırlanmasına vesile de olabiliyor.

    Wagner'ın tonu epey serttir. Eğer İtalyan ve Rus operalarındaki sakinliği arıyorsanız, pek bulamazsanız Wagner'da. Fakat bu, hiçbir zaman, Wagner'ın düşük profilli bir müzisyen olduğunu göstermez.

    Herbert von Karajan'ın yönetiminde 11 dk.'lık tadımlık bir bölüm dinlemek isteyenler için (1981-83)

    https://www.youtube.com/watch?v=99Z_YwDpWZ8

    Christian Thielemann'ın yönetiminde, operanın tamamını dinlemek isteyenler için (2013)

    https://www.youtube.com/watch?v=OS66Z5YTwH0

    Georg Solti'nin yönetiminde, operanın tamamını dinlemek isteyenler için (1976)

    https://www.youtube.com/watch?v=k7MM1CFUVo4

    YanıtlaSil
  14. hocam almanya hollanda ve son olarak isveçte yaşanan sorular sanırım sadece salon işletmecisi ve yerel yönetim kaynaklı. Aksi taktirde konsoloslar personan nan grada ilan edilip sınırdışı edilirdi. İlişkiler askıya alınırdı. Bu adımlar atılmadığına göre devletler bazında bir sorun yok sanırım. Siz nasıl görüyorsunuz durumu?

    YanıtlaSil
  15. Hocam konu disinda bir sorum olacak. Turkiye otomobil parcalari ithal ediyor (mesela 100$) uzerine iscilik yapiyor- montaj (mesela 2 tl) sonra bu otomobilleri ihrac ediyor. (oldu 102$). Ama dis ticaret hacmi olarak baktigimizda 100 ithalat, 102 ihracat etti size 202$. Iyide bana alti bos bir buyukluk gibi geliyor. Gozden kacridigim yada anlamadigim nokta nedir soylerseniz sevinirim. Saygilarimla.

    YanıtlaSil
  16. ygs2017 iptal edilmeli mi hocam?

    Sınavın olduğu binalara saat 09:46'da geldikleri için alınmayan mağdur öğrencilerimizin geleceği ne olacak hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gec gelen insanlar neden magdur olsunlar? Aksine gec gelenler yerlerine yerlesirken zamaninda gelen insanlarin dikkatini dagitmiyor mu? Ayrica hayatindaki en önemli sinavlardan birine gec kalan birisinin akademik/is hayatinda basarili olacagini dusunmuyorum. Bence yerinde bir karar.

      Sil
    2. Saat 10 da yapilan sinava gec gelinir mi 6da kalksan 7ye kadar kahvalti hazirlan 7de evden ciksan cok rahat yetisirsin. Navigasyon su bu hikaye onceden sinava girecegin yeri tespit etmelisin gidip oradaki kokuyu ortami almalisin bakmalisin etrafata ne var yol kazi vs. kisaca kesif yapmalisin!!!!Daha onceleri OSYMnin universite sinavlari saat 9.30 ya da 9.00da yapiliyordu.nereden baksaniz osym bir vakit tanimis. Ancak 9.45 son giris derken 5 dakikalik yani 9.50 ye kadar da sinav gorevlilerine insiyatif verilebilirdi. 9.40 gibi de alanda bulunan insanlari uyarmak icin ki erken geldigi halde muhabbet yeme icme sigara vs dalan konusmaya dalan insanlari uyarmak icin ki bu insanlar zannediyorum sinavi kacirdi cogunlukla alan erken geldigi halde...uyari da yapilabilirdi bak son 5 dakika alim icin. Karsilikli sorumluluk her sey. Turkiye her konuda bir magduriyetler ulkesi olmus cok yazi uzucu.

      Sil
    3. Kurallar önceden açıklanmadığı, insanlar da buna ses çıkarmadığı ve mahkemeler de doğru çalışmadığı zaman mağduriyetler bitmez.

      Sil
  17. Merhaba hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyor, bize kattiklariniz ve en önemlisi

    eğitimli bir insanın tanımını bize yansıttığınız için teşekkür ederim.

    Ülkemizin en önemli sorununun hatta insanoğlunun en önemli sorunun eğitimsizlik olduğu kanaatindeyim, bu konu ülkemizde günden güne daha da vahim bir hal almakta ve geleceğimizi karartma aşamasında olduğu düşüncesindeyim.Bir kişi eğitimini tamamlamadan öğretimini tamamlasada çok bir anlam ifade etmediği hatta daha vahim sonuçlar ortaya çıkardığını  gözlemledim.Universitede hayatımdaki prof. derecesindeki hocalarımdan, ilk öğretim derecesindeki  öğretmenlerime kadar %80 nin eğitimsiz ve insan olma vasfini alamamış olmaları bunun en iyi örneğidir.Bilgi birikimi bakımından çok iyi durumda olmalarına rağmen eğitim yoksunu oluşları; hal ve hareketlerinden, konuşma tarzlarından, dünya görüşüne kadar ne durumda olduklarını kendileri ortaya koymaktadır.Sizcede türkiyede ilk yapılması gereken reform eğitim olmali mi? Bugün yapılsa meyvesi 15-20 sene sonra alınacak ve belkide bizi aydınlığa taşıyacak en önemli konu bu olabilir mi?Tabi bu 15 - 20 senede iş işten geçmemiş olursa.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reform önerirken artık çok dikkatli olmalıyız. Çünkü herkesin reformdan anladığı şey başka. Mesela ben eğitim reformu denince bilime dayalı, dinsel etkiden arındırılmış bir eğitime geçilmesini düşünüyorum ama başkaları tamamen dinsel eğitime geçmeyi reform olarak kabul ediliyor. Yani öyle bir çağdayız ki bütün kavramların içi boşaltıldı, anlamları saptırıldı.

      Sil
  18. Portakal ihracat ve ithalat oranlarımız nasıl?

    Bu üründe de, dışarıya bağımlı mıyız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mercimeği bile ithal ediyoruz ki onun anavatanı Anadolu.

      Sil
    2. Senelerce yuksek faiz verip kuru asiri degerlendirirseniz ithal edersiniz tabi, insanlar rekabet edemiyor ki. 2010'a kadar olan bu yanlis politikadan donuldu, simdi onun sonuclari ile mevcut politika elestiriliyor. Ovdugunuz yuksek faiz politikasinin sonuclari bunlar.

      Sil
    3. Şu anda faiz iki haneli, kur da almış başını gitmiş. Siz hangi senelerden söz ediyorsunuz?

      Sil
    4. 2002-2008 arasi, 20% reel faiz verildigi yillar. Su anda reel faiz 0%. Sizin cok begendiginiz yillar.

      Sil
    5. Sayın Adsız 2026: Karşılaştırmayı şöyle yaparsanız sonuç daha anlamlı olur.

      EskiReelFaiz/EskiEnflasyon vs Yeni ReelFaiz/Yeni Enflasyon

      Örnek: 10/100 < 2/10 Yani EskiReelfaiz Yeni ReelFaizden büyük iken Aslında enflasyona göre verdiğiniz YeniReelFaiz daha yıpratıcıdr.

      Diğer taraftan sermayeye ihtiyaç duyarsanız reel fazi vermeden başkaca bir hikayeniz yoksa yatırım çekemezsiniz.

      Sil
    6. Asiz 10:33, neye gore boyle bir cikartim yaptiginizi anlamadim, ama dediginiz gibi olsun, 2008 yili icin enflasyon 10, reel faiz 14.94. Orani 14.94 / 10. 1.5 > 0.2. Ya da 2004 yili icin 33 / 9.37, bu da 0.2 'den biraz buyuk oluyor. Yani o donem cok daha yipraticiymis reel faiz.

      Ayrica o donem de AB'ye uye olacagimizi dusunerek yatirim geliyordu, reel faiz yuzunden para geliyordu derseniz birilerinin tum hikayesini mahfedersiniz.

      Sil
    7. Adsız 18:29, madem tl'nin değerli olması bu kadar kötü, o halde gezi direnişi'nde neden dolar birkaç kuruş yükseldi diye kıyameti kopardınız, teşekkür etmeniz gerekmez miydi :)

      Sil
    8. Adsız 11:00 ; Olaylara spesifik bir tarihteki marjinal değerlerle değil geniş çerçeveden, geniş aralıklarla bakıp marjinal dönemleri törpüleyerek bakacaksınız.

      Düzeltme 33/9.37 0.2 den biraz değil epey büyük oluyor..

      Tasarruflarınız yetersizse, yabancı sermayeye ihtiyacınız vardır. Kimse babasının hayrına size para vermez. Yatırım yapmaz.
      Nominal değil , Reel getirinin olmadığı yere para girişi olmaz. Portföy yatırımı ve sıcak para için gelen para reel getiriye bakar. doğrudan yatırımla gelen para yapılan yatırımın verimliliği ve geri dönüşüm süresine ve karlılığa bakar.
      Siz hazine olarak bu kadar borçlanma ihtiyacınız varken vade sonunda (faiz enflasyon , kur arasında)getiri sunamıyorsanız para girişi yerine çıkış yaşanır ve şu andaki gibi sıkışır kalır ölülerden ölüm beğenmek zorunda kalırsınız. . (Çok ilginç değilmi?
      Kur yukarı, faiz yukarı, enflasyon yukarı, borçluluk yukarı
      büyüme aşağı, istikrar aşağı, Dış politika aşağı....)

      Aşağıdaki 2 yazı aslında ekonomik değerlendirmelerde tek parametreye bağlı olunamayacağını çok fazla faktör olduğunu göstermek açısından faydalı olabilir.

      http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/selva-demiralp/yatirim-ve-faiz-iliskisi-2402094/

      http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/selva-demiralp/kredi-faizleri-nasil-duser--2406512/

      Sil
    9. Adsız 18:29 Eleştirillen mevcut politika değil bence1
      1) %20 bedel ödenirken gelen sıcak paranın yapısal reformlarla kalıcı , sürüdürülebilir yatırımlara hqarcanmak yerine rantiyeye ve inşaata harcanması.

      2) 1. maddedeki gelen para ve geçen süre boşa harcandığı için şu anda bu para gitmek istediğinde acı veriyor.

      Borçlanırken bizim başarımız , alacaklı borcunu istediğinde dış güçlerin oyunu olamaz.

      Sil
    10. Adsiz 10:27, eger bir banka olsam, ve en yuksek faizden sizi borclandirmak istesem aynen sizin soylediginiz savlari soylerdim. Garip olan bu savlari borcu alacak olanlarin satin aliyor olmasi.

      Adsiz 10:33, yuksek faiz ortaminda yapisal reform yapamazsiniz. Yapisal reformlarin her biri yuksek maliyet getirir. Yapisal reform diye alfabeyi degistirdiniz diyelim. Onca kitap yakilacak, yerine yenileri yazilacak. Bunlar maliyettir. Devletin de boyle bir durumda borclanmasi gerekecek, ve 20% ile borclandigi takdirde daha o yeni yazilan kitaplar okunamadan iflas edecek, gunumzde kontrolu de IMF'nin eline verecektir.

      O yuzden 'para gelirken' reform yapilmadi elestirisini kabul edemiyorum. Cok retorik geliyor. Para gelmis de hangi maliyetle gelmis once buna bakmak lazim. Eger hukumet o donemde mali disiplik uygulamasa idi, bugun Hollanda ile sorun yasamiyorduk, yasayamiyorduk, cunku ne derlerse yapmak zorundaydik, bunu asla gozden kacirmayin.

      Sil
  19. Şu diplomatik rezillik sineması 16 Nisan'a kadar epey malzeme çıkarır herhalde, ama mevcut iktidar, yıllardır esip gürlediği "Monşer"lerin kapısını, bozulan ilişkileri düzeltmeleri için yeniden tıklatırsa boyunları bükük şekilde, o zaman ne olacak?

    Almanya, Hollanda, bu kez, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı "Monşer"lerine de polis gönderir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sıra Danimarka’da:
      Binali Yıldırım’ın ziyaretinin iptali istendi

      Yıldırım, 20 Mart’ta Danimarka’ya gideceğini, burada hem referandum toplantısı yapacağını hem de resmi temaslarda bulunacağını söylerken Danimarka’nın olumsuz bir tavrı olmadığını belirtmişti.

      Konuyla ilgili açıklama yapan Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen, Yıldırım’ın planlanmış ziyaretinin ertelenmesi talebine gerekçe olarak Türkiye ve Hollanda arasındaki gerginliği gösterdi.

      Rasmussen, açıklamada, “Türklerin Hollanda’daki mevcut saldırıları bu mitingden ayrı görülemez. Bu yüzden Türk mevkidaşıma mitingin ertelenmesini önerdim” ifadelerini kullandı.

      Daha önce Almanya, Avusturya ve Hollanda hükümet yetkililerinin referandum kampanyası yürütmesine izin vermemişti.

      http://www.diken.com.tr/sira-danimarkada-yildirimin-ziyaretinin-iptali-istendi/

      *

      Binali Yıldırım, TC Dışişleri Bakanlığındaki "Monşer"leri, Danimarka'yla görüşmeleri için çağırmakta biraz acele etse iyi olacak aslında!

      Zira elimizde sadece o beğenmedikleri "Monşer"ler kaldı, onları da kaybedersek, TC Dış Politikası tamamen çökmüş demektir!

      Sil
    2. Hollanda ,Almanya ve diğer EU ülkeleri ile yapılan polemiğin amacı anayasa değişikliğini değil Erdoğan'ın kendisini seçim konusu yapmaya yönelik bir oyundur.

      Sil
  20. Avrupa Birliği yolu tamamen kapandı mı hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O yol 2010'dan sonra kapandı zaten.

      Sil
    2. o zaman neden 2011 yılında AB Bakanlığı kurdular ??
      O zaman bakanlığın adı "Avrupa ile İlişkiler Bakanlığı"na çevrilmeli

      Sil
    3. Dostlar alış verişte görsünler.

      Sil
    4. AB'nin bütçesi 7 yıllık...7 yıllık bütçenin hazırlanması en az 2 yıl önceden başlar...Türkiye 2013-2020 bütçesinde yer almak için 2011'de üye olmuş olması gerekirdi...

      sonuç olarak 2020'ye kadar AB imkansız... bu anayasa değişikliği olursa 2027 hatta sonrasını da millet unutsun...

      Sil
    5. ABye zaten uye olamayacagiz. Belki 60li yillarda iyi birdiplomasi ile uye olunabilirdi. Hatta kurucu uyelerin yaninda yer alinabilirdi. Cunku 60li yillarin basinda Turkiyenin ekonomik seviyesi Italya ile hemen hemen ayniydi. Dahasi 1961 anayasasi gibi ozgurlukcu Avrupadaki bir cok anayasaya gore ileri bir anayasamiz vardi. Ayrica zaten isci gocu de baslamisti AB uyeligi bunu daha senkronize daha akilcil organize etmeye karsilikli imkan saglardi. AB olayi bugun itibariyle bitmis 2009dan beri hatirat olarak kalacaktir

      Sil
    6. Adsiz 10:08, 60'li yillarda ulkenin secilmis basbakani asildi yahu! Ne AB'si.

      Sil
    7. Adsız 14 Mart 2017 12:02

      60larin ortasindan bahsediyorum. 60larin ortasinda gayette Bati ile iyi sicak iliskiler kurmak isteyen bir hukumet vardi. Ekonomide kotu degildi.

      Sil
  21. Hocam selamlar.
    1) Kalkınma büyümeyi ve geliri de kapsayan çok geniş bir kavram ama kalkınmanın gerçekleşmesinde en büyük pay büyüme ve gelirin değil mi diğer göstergelere (gelir dağ.,eğitim,sağlık) göre? Sizce ortalama bir rakam verirseniz kalkınmanın içinde büyümenin payı kaçtır:%70 olabilir mi mesela?
    2)Ülkeler arasında kıyaslama yapılırken neden satınalma gücü paritesi daha az kullanılıyor? Bu veri daha gerçekçi değil mi? Bir nedeni var mı yoksa daha geç açıklanıyor bu mudur nedeni?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1) Böyle bir oran veremeyiz ama bu alanda geliştirilen bazı endeksler var: İnsani gelişmişlik endeksi gibi. Ayrıca dünya bankasının bazı ölçüleri var.
      2) Şimdilerde daha çok kullanılır oldu. Tartışılan bir ölçü olduğu için henüz nominal olanın yerini alamadı.

      Sil
  22. Hocam varlık fonuna bütçe dışı fon diyebilir miyiz

    YanıtlaSil
  23. Hocam döner sermaye kuruluşları bütçe dışında mıdır yoksa merkezi yönetim bütçesine dahil midir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Döner sermaye kuruluşları sermayesini bütçeden alıp gelir fazlasını da bütçeye aktardığı için bütçeyle ilişkilidir.

      Sil
  24. Hocam besle ilgili birşey sorucam. Her 100 lira için yüzde 25 devlet katkısına ek olarak mı bes fonu getirisi ekleniyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla evet.

      Sil
    2. dipnot: her 100 liranıza 25 lira devlet desteğinin tamamını alabilmek için en az 10 sistemde kalmalı. Emekli olup sistemden tüm paranızı bir defada almadan ömür boyu emekli ödemesi talep etmelisiniz. O zaman devlet desteğinin tamamını alıp üstüe de ek olarak %5 daha destek alırsınız.

      Sil
  25. Mahfi Eğilmez'in askerleriyiz ! var mı ötesi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim kimseyle kavgam yok o nedenle askerim de olmaz.
      Okurum olmanızdan ise onur duyarım.

      Sil
    2. okurunuzum efendim hem de çok sıkı! , mizah yapmaya çalıştım sadece , sizi seviyoruz.

      Sil
  26. İç siyasetteki 'muhalif'liği sürdürülür kılmak için şimdide Hollanda'ya, Almanya'ya mı sarılıyoruz.Sayın Hocam,siz devlet terbiyesi görmüş, geçirmiş bir bürokratsınız.Bu nasıl yurtseverlik.İçeride eleştiri ve tenkitlerimizi yapalım ama dış saldırı ve asgari nezaket yoksunluğunun muhatabı bütün milletçe biziz.Daha makul ve basiretli olalım lütfen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim böyle bir şey yazdığımı gördünüz mü de bunu soruyorsunuz?

      Sil
    2. Hoca ne düşünüyor bilmem ama bu terbiyesizliklerin muhattabı kesinlikle biziz, yani bütün Türkiye (Türk - Kürt herkes dahil). Erdoğan bahanesiyle Türkler aşağılanıyor, Türkiyenin devlet çıkarlarına ve haklarına aykırı işler yapılıyor, sanki Türkler kabul ediyormuşda Erdoğan engellemiş gibi bir havaları var, darbe girişimi oluyor nerede hata yaptılar gibisinden yazılar (sanki Türk halkı kabul ettide), Ermeni soykırım yasa tasarısına çatan Erdoğan işi bozuyor (sanki Türk halkı kabul ettide), Çeşitli dini ve kültürel kısıtlamalar entegrasyon adına konuyor sorun çıkaran Erdoğan oluyor (sanki Türkler kabul ettide). Erdoğan gitse avrupadaki ekonomik durgunluk düzelecek, göçmen sorunu ortadan kalkacak (sanki devletin diğer bütün elemanları ve yöneticileri ve de yerine gelecek başkaları göçmen kozunu avrupa bizi istediği gibi öpsün diye masaya getirmeyecek)... örnekleri arttırabiliriz. Yaşadığımız coğrafya zor, hataları vs. görmezden gelelim demiyorum ama Türkiye iyice köşeye sıkıştırılmak isteniyor, bahanesi Erdoğan, istedikleri ise Türkiye şamaroğlanı olsun, emin olun Erdoğan olmasa da başka bir bahane bulunur, Türkiyenin sokaklarında bomba patlatanlara zırhlı araç verecek kadar akıl tutulması yaşayanlar herhalde incirlik üssünü kuzey suriyeye taşımayı düşünüyorlardır. Çok üzgünüm ki Türkiyenin ama öyle ama böyle yapacak da pek bir şeyi yok (alan dar ve kısıtlı yapılması gereken şey bir sonraki hamle için kabul etmiş görüneceğimiz avantajlı bir konum elde etmeye çalışmak)... Bu konu çok su kaldırır kısa keselim ama gurumuzu kıracak (ve de gelecekde büyük sıkıntı çıkaracak, hem biz hemde bölge için) gelişmeler olacak gibime geliyor, Almanyanın ikinci dünya savaşından önce köşeye sıkıştırılması gibi bir sonucu olabilir, Türkiye her ne kadar küçük ve beceriksiz gibi bir alğı olsada belli bir gurur kırıklığından sonra durum bundan farklı bir hal alabilir, Türkiye birinci dünya savaşından sonraki psikolojiye geri dönerse, o günden çok daha gelişmiş olduğu bir iklimde neler olur bilinmez...

      Sil
    3. Adsiz 10:42, 1. Dunya Savasi zamani gucsuzmuyduk ki? Bir an olsun okul kitaplarinda anlatilan hikayelerden aklinizda olusan resmi silin ve dusunun. Gucsuz, zayif bir ulke olsak Canakkale'de Ingilizleri nasil yenebilirdik? Ruslari nasil barisa ikna edebilirdik? Kutul Amare'de nasil Ingilizleri yenebilirdik. Ne gucsuzu? O zaman da icerideki nankor is birlikcileri yuzunden bunlara egilmisiz, kesinlikle gucsuz oldgumuz icin degil. En buyuk tehlike bugun de oldugu gibi iceride.

      Sil
    4. dünyadaki 17. ekonomi değildi, sanayisi, silah üretimi vs. yoktu, dünyada bilgi gizlemeye uygundu, savaştan yıkık çıkmış bütün eğitilmiş insanları savaşda ölmüştü, kabul etmek istemediği ödünler vermek zorunda kalmıştı; musul, hatay, ege, 12 adalar,kıbrıs. serv anlaşmasının fesih edilmemesi bile temel amaç olarak uygulamak için değil gurur kırmak içindir, Türkiye o yıkımdan ve eğitimsizlikden 100 yıldır çıkamıyor/çıkartılmıyor. Kabul etmediği şeyleride fırsatını bulunca düzeltiyor. daha fazla şiddet yaşanmaması için bölgenin efendilerininde bunun farkında olması gerekir. Türkiye o kadar dünyaya açki halk hala tüketime doymamış. sayarda sayarım ama tarihi hakkıyla bilmek gerekir. yıkık almanya,japonya, hatta kore 40 yılda kendine geldi, bizde süre 100 yıl. bugün herhangi bir milletin kendine gelmesiyle gelişmesi 30-40 yılı bulmaz, bu süre şimdilerde 20 seneye kadar bile inmiş olabilir. Ben hoca gibi fransız stili dinsizlerin olduğu bir ülke hayal etmiyorum, kültürüyle barışmış dünyada pek hoş olmayan yaşam deneyiminin farkında olan, bilime-düşünceye saygılı soğuk matematiği aşmış, onu insan deneyiminin bir aracı olarak kullanan bilinçli ve empatik yaşam süren insanların ülkesi olarak hayal ediyorum, yanlış anlamayın hep iyi olalım diyecek kadar naif değilim, ilk önce güçlü sonra iyi olalım... Alternatif tarih okurken de neden sonuç ilişkisinide kaybetmeyelim, eğer anlatılan sonuçlarla örtüşmüyorsa anlatılanlarda bir sorun olduğunu düşünmemiz gerekir...

      Sil
    5. Adsiz 11:43, yani diyorsunuz ki bugun 1900'lardaki gucunden eser kalmayan Ingiltere ile savasa girsek yenebiliriz? Cunku bugun cok daha gucluyuz, cok daha gucsuzken yenmisiz. Rusya'yla da savasiyor olsak, cekilmesini saglayabiliriz? O gun ne sanayisi, ne silah uretimi (olmadigini farzediyorum) olan bir ulke icin celiskili olmuyor mu bu?

      Sil
    6. anlamak istemeyene anlatmak zor ama deneyeyim: 1-silahlar dünya savaşında almanyadan geliyor; kurtuluş savaşında ise çeşitli ülkelele birlikde bolşeviklerden yani ruslardan geliyor. 2- çanakkale iyi hoş ana komutan alman verdiğin şehit en az 100000, sarıkamış tam bir felaket; rusları dize getirmiyoruz soğuğa ordu teslim ediliyor baharda güle oynaya trabzon kars bırakılıyor; bolşevikler ihtilal yapmasa işimiz harap. Bir şekilde son hamleyle milletin elinde var yok toplanıp savaş yapılıyor; bitince de beğenmediğimiz anlaşmayı mecburen imzalamak zorunda kalıyoruz, çünkü ingiltere, fransa, italya savaşmakdan harap düşmüş abd'ye teslim olmak istemiyorlarsa da olmaya başlamışlar birde bizimle uğraşmak istemiyorlar yunanlılara kızıyorlar bir türlü beceremediniz diye, yoksa ölüm fermanımız imzalanmış... özetle durum bu, kabul etmek istemesek de bu. almanlar yenilince sende yenilmiş sayılmadın yani; onlar yenilince savaşı devam ettirecek kaynağın kalmadı...

      Sil
    7. Adsiz 16:00, gercekten cok kotu durumdaymisiz, Ingiltere'ye yenilsek belki boyle olmayacakti.

      Dunyanin en buyuk savasini ne guzel ozetlemissiniz. ABD bu kadar gucluymus madem nasil Kirmizi Cizgi Anlasmasinin disinda kalmis o konuda da bilginiz varm i, bir deneyin bakalim nasil izah edeceksiniz;

      https://history.state.gov/milestones/1921-1936/red-line

      Sil
    8. ABD o anlaşmanın dışında kalmadı. Aksine taraflarından biridir. Lütfen gönderdiğiniz linki okuyun önce.

      Sil
    9. 1915'te herkesi dize getirebilecek gucte olan ABD, 1928'te 25% hisseye razi geliyorsa pek de guclu sayilmaz herhalde degil mi? 25% hissenin sebebinin de TC'nin kurulmasi oldugu goruluyor. Aynen simdi Kurdistan'in kurulmasini istedikleri gibi.

      Sil
  27. Yazi icin tesekkurler hocam. Bir onceki tavsiye kitaplarinizin bircogunu aldim şu anda okuyorum birde hocam finansal kalkinma ve iktisadi buyume arasindaki iliski hakkinda bir tez yaziyorum. Bu konu hakkinda yararlanabilecegim bir makaleniz veya onerebileceginiz bir makale varmi? Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konuda benim makalem yok. Ama bildiğim bazı makaleler var:
      https://iibfdergi.deu.edu.tr/index.php/cilt1-sayi1/article/view/323/pdf_309
      http://iibf.erciyes.edu.tr/dergi/sayi35/turedi_berber.pdf
      http://e-dergi.marmara.edu.tr/marufacd/article/view/5000004948/5000005448

      Sil
  28. Merhaba Mahfi Hocam,
    Size cok uzaklardan Kanada’nin soguk ve ruzgarli Newfoundland adasindan yaziyorum. Ekonomiye pek ilgim olmamasina ragmen, sizin yazilarinizi zevkle takip ediyorum. Uslubunuzu ve olaylara bakis acinizi cok olumlu buluyorum ve takdir ediyorum. Engin bilgilerinizi , yasanmisliklarinizi bizimle karsilik beklemeden paylasarak ekonomi ozelinde olan biteni kavrayabilmemize inanilmaz bir katkiniz soz konusu. Keske hepimiz sizin gibi, butun bu olan biten herseyi akil ve mantik cercevesinde degerlendirebilsek.. Bahsettiginiz yapisal reformlar keske yapilabilse..Keske ozgur, yeniliklere acik ve uyum saglabilen, ureten, sorgulayan, tartismasini bilen,onyargilardan arinmis bir toplum seviyesine gelebilsek. Fakat bunun kisa vadede basarilmasini maalesef mumkun gormuyorum. Umarim yanilirim. Siz ve sizin gibi insanlarin var olmasi su anda ulkemizin ilerledigi bu karanlik tunelde onumuze bir nebze olsun isik tutuyor. Umarim daha uzun yillar yazmaya ve uretmeye devam edersiniz.

    Saygilarimla.

    YanıtlaSil
  29. Saygıdeğer hocam, çok merak ediyorum siz bunca şeyi hangi zaman aralığında başarıyorsunuz? Yoksa hiç uyumuyor musunuz ya da sizin zaman diliminiz 24 saatten farklı mı? Bolca kitap okumalar, kitap yazmalar, televizyon proğramları, araştırmalar, bizleri bilgilendirmek ( ışık olmak ) için blog yazmak vs.vs...İdolümsünüz, iyi ki varsınız. Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Hafta sonları dışında 5 saatlik bir uyku ile yetiniyorum.

      Sil
  30. Peki hocam bütçe dışı fonlar merkezi yönetim içinde mi sayılır

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onlar da dolaylı olarak merkezi yönetimin içinde.

      Sil
  31. Leijonhufvud hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

    YanıtlaSil
  32. Hocam kolay gelsin,günde kaç saat kitap okuyorsunuz? Hergün devamlı olarak okuyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen uzun bazen kısa süreli olarak okurum.

      Sil
  33. http://www.tercihiniyap.net/osym-nin-sinav-ucretleri-can-yakiyor

    Hocam buna yorumunuzu çok merak etmiyorum. Ben ilçedeyim 400 lira kpss ücreti artı sınav benim olmadığım bir ilde ulaşım ve konaklama 2 gün boyunca 300 lira yemek 100 etti 800. Ben yemin olsun 5 aydır parasızlıktan berbere gidemedim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rezalet. Zaten bu konuda tweet de attım. Anayasa'da Türkiye Cumhuriyetinin sosyal devlet olduğu yazılı. Böyle sosyal devlet olur mu?

      Sil
  34. İki yıllık ÖSYM+KPSS fırsat maliyetim 70.000tl. Karşılığında bu ülkenin bana sunduğu kocaman bir SIFIR (0). Ki ben aile yanında hazırlandım ayrı illerde hazırlananların çok daha fazladır. Ve ösym bunu az bulmuş olacak ki sınav ücretlerine %157 zam yapmış. Sitemim tabi ki size değil sevgili hocam. Sitemim çektiğimiz çileye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sınavlar ücretsiz olmalı. böyle saçmalık olmaz. Öğrenciyse devlet olarak zaten eğitim yükümlülüğünüz var. Ücretsiz olmalı. İşle ilgili sınava giriyorsa bir işyerinde başladıktan sonra al...

      Sil
  35. Sn. Eğilmez, kitap önerilerine bu kadar gereksiz tepki gelmesini oldukça manidar buluyorum. Düşünen, düşünce sistemini geliştirmek isteyen herkes farklı düşünce ve tezleri içeren kitaplar okumalı. Örneğin bu yazıya eleştiri yazacak olsaydım, önerilen kitapları da okumuş olup "önerdiğiniz bu kitaplarda konunun ele alınışı şu yönden doğru değildir." diyerek karşı tezimi size ve okuyuculara sunardım. Eleştiri yapmanın olmazsa olmazı neye dayalı eleştirdiğinizi açık açık beyan etmektir, karşıt düşüncenizi açık açık ortaya koymaktır. Nedense bu temel prensibi unutuyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Evet" destekcisi bir kitap olsaydi ilk siz elestirirdiniz, belki burayi takip etmeyi birakirdiniz. Iki yuzluluk yapmayin.

      Sil
    2. Önce saygı. Kişinin ne diyeceğini tahmin ederek onun adına yorum yapmayın.

      Sil
    3. Sn. Adsız 18:42, her hangi bir konuda kitap önermenin nasıl bir sakıncası olduğunu anlatırsanız ben dahil, okuyucuları aydınlatmış olursunuz. Yukarıda yer alan kitaplar çok çeşitli konuda. Buyurun siz de önermek istediğiniz kitapları buraya yazın.İnanının okuyarak, düşünerek gelişmek; sizin yukarıda kullandığınız sıfattan farklı bir kavramdır.

      Sil
  36. Hollandaya hic gittiniz mi hocam.gezmek icin vs

    YanıtlaSil
  37. sayın hocam
    enflasyon düzeltmesi nedir,niçin yapılır?

    YanıtlaSil
  38. Hollanda ve Almanya'nın diplomatik tavırları ile ilgili düşünceleriniz neler?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok konuşuldu, yazıldı, çizildi. Bunlara eklenecek bir şey yok.

      Sil
  39. Mahfi Bey. Haddim degil ama size tavsiyem ciddi olmayan yorumlara cevap yazmayin. Zira o yalan yanlis yorumlarin amaci forumda polemik yaratip aklinca sizi de bunun icine cekmek.
    Kaderin cilvesi ile ulkesinde buyuk sehir görmeden Avrupaya giden soydaslarimizin yeni kusaklarinin olaylara bakisi Turkiye tasrasi ile bulundugu yerln tasrasi/gettosu karisimi birsey oluyor maalesef.

    YanıtlaSil
  40. Hocam ÜFEde yıllık enflasyon çok değişken bir ay %2 bir ay %15 ama TÜFE böyle değil. Bu durumun iktisadi açıklaması nedir ?

    YanıtlaSil
  41. Hocam aklima takılan 2 sorum olacak.
    1)Şirketlerimiz yüksek olan doviz borçlarını ödeyemezse ne olur?Yani gücüm yok be batı ödeyemiyorum canımı mı alacan derse alacaklı kuruluşlar parayı kaptıran saftirikler konumuna düşmezler mi?(Bu ülkemiz açısından borç takan uyanık üç kağıtçı Sinan taktiği teknik anlamda iyi bir şey değil midir ahlaken olmasa da menfi olarak)?
    2)Siyasi ve ekonomik nedenlerle ithalat girdimizdeki düşmeler yerli üretim geliştirme açısından aslında bir avantaj değil midir?Bu dolardaki yükseliş,ithalat gücümüzün düşmesi mili,bağımsız sanayimizin gelişmesine lokomatif olmaz mı?
    (Ekonomiden pek anlamam bu sebeple sorularım sıradışı ve garipse özür dilerim ama benim gibi pek teknik verilerden anlamayan birinin de aklındaki bu soruları aydınlığa kavuşturursanız memnun olurum.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorularınızın ekonomiyi ilgilendiren kısımlarına Mahfi Bey cevap verebilir.

      "ithalat girdimizdeki düşmeler yerli üretim geliştirme açısından aslında bir avantaj değil midir?"

      Avantaj olması için, ÖNCE, o ülkenin eğitim altyapısının teknolojik buluş yapabilecek nesiller yetiştirecek kadar verimli olması gerekir. Peki gerçekten böyle mi?

      Türkiye'ye bakın, eğitim sistemimiz, nesilleri, eleştirel düşünceye değil, "ezber tekrarı"na yönelten bir yapıya sahip.

      Eğitim sistemiyle aynı doğrultuda, Türkiye'nin sanayi altyapısının çok büyük kısmı, "montaj sanayi"dir. Kendi teknolojimize sahip olmamamız nedeniyle, başka ülkelerin yatırımcılarını buraya çekmeye çırpınıyoruz. Onların yaptıkları buluşların patentlerine milyonlarca dolar para ödeyerek, sanki teknoloji bize aitmiş gibi sahte bir koltukkabarması yaşatarak kendimize, televizyonlarımızı, buzdolaplarımızı, smartphone'larımızı kendi emeğimizle üretiyormuşuz gibi bir rüya aleminde yaşıyoruz.

      "Montaj sanayi"mizde ürettiğimiz her ürün (otomobilden, cep telefonuna kadar), yabancı markaların patent anlaşmaları çerçevesinde, çoğu zaman onların adı altında üretiliyor, onların pazarlama stratejisi içinde satılıyor. Eğer bu patentlere biraz daha fazla para ödemeyi göze alırsak, kendi markamızın adını, onların ürünleri üzerine yapıştırarak, sanki biz üretmişiz gibi sahte övünçlere kapılıyoruz.

      Türkiye'de ilk önce "eğitim sistemi"ni eleştirel düşünceye yöneltmek, teknolojide atılım yapacak nesilleri yetiştirecek şekilde dizayn etmeliyiz. Aynı anda, "montaj sanayi" statüsünden çıkıp, yavaş yavaş, "bağımsız, özgün ve yüksek teknolojik ürünler üretip bunları ihraç edebilecek" kapasiteye ulaşmamız gerekiyor.

      Peki bu ikisi, hemen olacak şeyler mi? Hayır değil!

      Biz, henüz, "başkanlık sistemi" saçmalığı gibi konuları tartışmaktan kurtulamadık...

      Sil
  42. Hocam Hollanda bizim için ekonomik açıdan vazgeçilebilir seviyede mi?

    YanıtlaSil
  43. "Türkiye - Yıl Sonu Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Tahmini"
    (Kaynak: https://tr.investing.com/economic-calendar/turkish-end-year-cpi-forecast-1551)

    - Ocak ayında yıl sonu için yapılan tahmin: %8,48
    - Şubat ayında Yıl sonu için yapılan tahmin: %8,87
    - Mart ayında yıl sonu için yapılan tahmin: %9,08

    Sene sonu için beklenilen enflasyon her tahminde biraz yükselmiş. Demek ki alınmış kararların ve ileriye dönük enflasyonu düşürmeye yönelik atılacak adımların açıkça beklentileri değiştirmediği gözlemleniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yıl enflasyonun artacağı beklentisi giderek artıyor.ç

      Sil
  44. Merhaba hocam Daron Acemoğlunun yazarlarından biri olduğu why nations fail deki tezine göre bir ülkenin gelişimini belirleyen en önemli faktör kurumlardır. Bunun ispatı için şöyle bir argüman öne sürerler Avrupalı sömürgecilerin yerleşmiş oldukları yerlerden kendi yaşamları için en elverişli iklim ve ortama sahip yerlerde ( Avustralya Yen'i Zelanda ve Amerika'da ) demokratik kurumların kurulup devam ettirilerek bugünkü yaşam standartlarına geldikleri diğer kolonize ettikleri coğrafyalarda ise ( Afrika Hindistan gibi) yerel kaynakların sömürülmesi hedeflenmiş ve Avrupa'dan yönetim ve asayiş amaçlı yerleşim dışında göç olmamıştır . Şimdi hocam burda kurumların sürekliliği - devamlılığı varsayımı ya da demokrasi otokrasi ölçeğinde hep demokrasi yönünde kurumların evrileceği varsayımı ne kadar doğru bizim gündemimiz göz önünde bulundurulduğunda yani orada böyle bir doğrusal çizgide ileri demokrasiye yakınsayan kurumlar bizim sürecimizi ve hatta İran Afganistan Pakistan'ı nasıl açıklayabilir ve project Syndicate sitesinde Turkey's death spiral adlı yazıda son paragrafta ABD nin kurumlarının Trump yönetiminde ne yöne kayıcağını daha doğrusu ABD nin 1776 dan beri özgürlüğün ve hak ve mülkiyetin korunması en önemli iki unsur olduğu kabulüyle tasarlanan kurumlarının Trump ı nasıl çizgide tutacağını hep birlikte izleyeceğiZ diyor

    YanıtlaSil
  45. hocam avrupanın hdp ye gösteri izni vermesi ama akp ye vermemesi yanlış bir tutum değil mi... bir de bulgaristan moldova ukrayna hırvatisayn gibi ülkeler avrupa birliğine girebiliyor da biz neden giremedik. bu ülkelere bizden daha mı ileri...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım onlar yapılması gerekenleri hızla yaptı biz yapmamakta direniyoruz. Ayrıca bizim nüfusumuz onların toplamından fazla bu da ciddi bir dezavantaj. Öte yandan biz gerçekten AB'ye girmek istiyor muyuz çok emin değilim.

      Sil
  46. Merhaba hocam, KPSS A Grubu sınav ücretlerinin 165 tl den 425 tl'ye yükseldiğini iliyorsunuz. NTV de dile getirip düşürülmesi gerektiğini söylemişsiniz. İİBF adına teşekkürler. Hem 2016 için kadro açılmadı ve atanamadık. puanlarımız mayıs ayında yanacak. hem de bu ücretleri ödeme sansımız yok. 25 yaşında aileden para istemek kadar zor birsey olamaz ? Programlarınızda tekrar gündeme getireceğinizi biliyoruz ve tesekkür ediyoruz hocam.

    YanıtlaSil
  47. Hocam siyasetle işim olmaz. amacımız KPSS A Grubu ücretierini düşürmek. 25 yaşında emekli babadan para isteyip sınava girmek kolay mı ? NTV deki yorumunuz için de ayrıca teşekkürler hocam. ösym soygun yapıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bugün bir açıklama geldi sanırım ücretleri düşürecekler.

      Sil
    2. ücretleri düşürüp diğer değişiklikleri olduğu gibi bırakırlarsa pek bir anlamı olmaz...

      2016 kpss'ye kadar herkes ikamet ettiği ilde, ulaşım sorunu yaşamadan rahat rahat genel yetenek+genel kültür+alan sınavlarına girebiliyordu...

      terör vb gerekçeleri öne sürerek 2016 kpss'deki alan sınavlarını ayırıp 20-30 kadar sınav merkezi tesis ettiler...sonrasında ''alan testine katılacak olanlar bu illere gidecek'' denildi...gençlere ve ailelerine bir de yol masrafı çıkardılar, ki minimum 200-300 TL'den aşağı değil bunun maliyeti...

      bu yıl 2017 kpss için getirdikleri son düzenleme yol masrafının yanına ikamet masrafını da ailelerin sırtına yüklüyor..çünkü geçen sene getirdikleri sistemde alan testi sabah ve öğleden sonra olmak üzere 1 günde aradan çıkarılabiliyordu, sabah sınav merkezinin olduğu ile gidip akşam otobüse atlayıp dönmek mümkündü..

      bu sene getirilen düzenlemeye göre burdur'dan kalkıp antalyaya sınava giden adamın bir de kendisine kalacak yer bulması gerekiyor..çünkü alan testini sabah ve öğleden sonra olmak üzere 4 oturuma ve 2 güne böldüler...bunun bir adaya maliyeti en az 400-500 TL olur...

      'her ilde üniversite kurduk, kampüs açtık' diye hükümetin böbürlendiği bir dönemde, alan testi için dar bir çerçevede 30-40 adet sınav merkezi tesis etmenin hiçbir mantıklı gerekçesi olamaz...bu düzenleme derhal 2015'deki haline döndürülmelidir...

      Sil
  48. Hollanda ile kriz ise yaradi kararsizlar evetci olmaya basladi. Evet oylari artti. tek dezavantajimiz hollandadaki irkci partinin da oylarinin artmasi. Eeee o kadarcik olacak o kadar kusur kadi kizindada olur. Evet oylari ciddi bir ivme yakaladi. Daha cok kriz yasarsak dis devletlerle daha cok evet cikar.Onemli olan ic birligi butunlugu korumak bizlere yakisan da budur

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olay anayasa değişikliğinin kazanım ve kayıpları konusunu değerlendirmeyi aştı. Evet - Hayır taraftarlığına dönüştü.
      Genelde gördüğüm Evet ya da Hayır diyen niçin evet-hayır dediğini bırakıp bizim partinin dediği çıksın diye çaba harcıyor.
      Özellikle evetçilerde gördüğüm eveti anayasa değişikliğinin getirdiği kazanımlardan hareket etmek yerine kim hayır diyor diye başlayan gerekçelerine milliyetçi duygular diye anlattıkları bir takım motivasyonları ekliyorlar.
      İş parti meselesi değil, iş gelecek meselesi. Evet de desen hayırda desen bilinçli olmak gerek. İşi partizanlığa dökmemek gerek.

      Sil
    2. "Hollandadaki ırkçı partinin oylarının artması" neden dezavantaj olsun ki ? :(

      Sil
    3. Avrupa Adalet Divanı "benim başörtülü bacım" mağduriyetini de vermiş, oh, yeme de yanında yat! Neyse ki içeride millet uyandı da bu numaraları eskisi gibi yutmuyor. Evetçileri 16 Nisan'da çok büyük bir sürpriz bekliyor.....

      Sil
  49. Hocam merhaba Açık öğretim iktisat bölümünde okuyorum.Bir yerde ekonomi ile ilgili bir şey söyleyeceğim zaman benim bir hocam var diyorum bu konuda
    şöyle diyor;yani üniversite ortmanı yaşamamış da olsam bu blog bile tek başına benim için üniverisite sizde hocası sevgiler teşekkürler...

    YanıtlaSil
  50. Mahfi bey Aleyna Tilki'yle ilgili yorumunuz var mı?

    Sizce, 16 yaşında bir kızın alkollü içki satılan barlarda, gece kulüplerinde dans şovu yapması, şarkı söylemesi kabul edilebilir bir durum mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anası var babası var. Devletin ilgili Bakanlıkları ve Kurumları var.
      Mahfi hoca'ya neden soruyorsunuz? İyice magazine çevirdiniz bu blogu...:((

      Sil
  51. Yalnız hocam siz şimdi "sosyal devlet" falan gibi ifadeler kullandınız ya (epey de sinirliydiniz), bazı liberal veya liberal tandanslı iktisatçı arkadaşlarınız ve bazı diğer serbest piyasa avukatları sizi "komünistlikle" itham etmesin sakın?

    YanıtlaSil
  52. Değerli hocam,
    dünya görüşümüz aynı olmazsa da bilginize, kişiliğinize saygım çok büyük. Türev ürünlerin yalın bir dille anlatan birkaç kıtabı önermenizi rica ediyorum. Kaynak Türkçe veya inglizce de olabilir.

    şimdiden saygılar

    YanıtlaSil
  53. Değerli hocam,
    dünya görüşümüz aynı olmazsa da bilginize, kişiliğinize saygım çok büyük. Türev ürünlerin yalın bir dille anlatan birkaç kıtabı önermenizi rica ediyorum. Kaynak Türkçe veya inglizce de olabilir.

    şimdiden saygılar

    YanıtlaSil
  54. Hocam size sorum şu neden havayolu sattıkları biletlerin fiyatlarını günden güne değiştirirken otobüs firmaları bunu yapamıyor.Bunun iktisadi açıklaması sizce nedir?

    YanıtlaSil
  55. değerli bilgiler için teşekkürler....

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...