19 Haziran 2017 Pazartesi

Piyasanın Yaşamdan Ayrışması

Son dönemin en çok sorulan sorularından birisi “filan olay olduğu halde niçin kriz çıkmadı?” sorusu. Bu soru her gün soruluyor çünkü her gün yeni bir olay oluyor. Yunanistan sorunu, Brexit, Trump’ın seçimi kazanması, Fransa’da seçimler, birçok yerde patlayan bombalar, terör olayları, büyük kazalar, Ortadoğuda savaşlar, Trump’ın görevde kalıp kalamayacağı tartışmaları, Doların düşmesi kalkması, Fed’in faiz artırma kararları ve bilanço küçültme programı şimdi yazarken aklıma gelen konular. İçlerinde en eskisi Yunanistan sorunu ama o da arada bir yenilenip tekrar gündeme geliyor. Ötekilerin hepsi son 6 -7 ayda ortaya çıkmış sorunlar. Bunlara ek olarak Türkiye’nin yaşadıkları var: Rusya ile sorunlar, ortadoğu sorunundaki durumumuz, terör olayları, referandumunun yarattığı belirsizlikler, yargı üzerinden yaşanan anlaşmazlıklar, toplumsal çekişmelerin artması son bir yılda yaşananlardan ilk akla gelenler. Bunların bir bölümünün ilk aşamada ekonomiyle ilgisi yok gibi görünse de hepsi piyasaları etkileyecek gelişmeler. Buna karşılık piyasalarda hiçbiri kalıcı etkiler yaratmadı. Belki bir iki saat, belki bir iki günlük etkiler dışında fazlaca bir etkileri olmadı.

Geçmişte bu olayların herhangi biri olsa piyasalar derinden etkilenir ve bu etki bir süre devam ederdi. Şimdi niçin böyle bir etki oluşmuyor? Bunun birden fazla nedeni olduğunu düşünüyorum.

İlk ve en önemli neden; sermaye hareketlerinin serbest bırakılmış olmasıdır. IMF, Bretton Woods sisteminin dayanağı olarak kabul ettiği sermaye hareketlerinin serbestliği ve esnek kur rejimini uzun süre dünyaya yaymak için uğraştıysa da bu çaba 1990’lara gelene kadar ancak batının gelişmiş dünyasında karşılık buldu. Küresel sisteme geçişin başlangıcı olarak Sovyetler Birliği’nin yıkıldığı 1990’ların ilk yıllarını alırsak bu yıllardan başlayarak dalgalı kur rejimi ve sermaye akımlarının (yani para akımlarının) serbest bırakılması hızla bütün dünyaya yayıldı. Eskinin sosyalist kapalı rejimleri bile bir süre sonra bu sitemi kabul etti. Sermaye hareketlerinin serbestliği, dijital teknolojinin de gelişmesiyle birlikte, paranın kısacık sürelerde bütün dünyada tur atabilmesine olanak sağladı. Eskiden bir yerde sorun çıktığında paranın oradan çıkması izinlere tabiyken şimdi anında bir emirle çıkıp başka yere gidebiliyor. Bu esneklik sermayenin korkaklığını aşmasını sağladı. Öyle olunca da bir yerde bir kriz çıktığında parmaklar tuşa değerek son saniyeye kadar beklemek mümkün olabiliyor. Eskiden böyle bir şey olduğunda herkes oradan çıkmaya uğraşıp paniği büyütürken şimdi bilgisayar programlarında risk aralıklarında sistem son saniyeye kadar bekleyebiliyor. O arada panik yatışmış her şey normale dönmeye başlamışsa çıkışlar ertelenebiliyor.  

İkinci neden; küresel krizle birlikte ve özellikle de son bir iki yılda pek çok siyasal, sosyal, jeopolitik ve ekonomik sorunun peş peşe ve bazen bir arada yaşanmış olmasıdır. Bu tür yoğunluk ve sıklıklar diğer olaylarda olduğu gibi bu olaylarda da bir anlamda kanıksama etkisi yaratıyor. İnsan korku tüneline ilk girdiğinde birçok efektten ve hareketten korkabilir. Aynı tünele peş peşe birden fazla defa girilse sonraki her girişte korku dozu azalır, bir süre sonra hiçbiri korkutucu olmamaya hatta komik gelmeye başlar. Aşağı yukarı bu örneğe benzer bir kanıksama durumuyla karşı karşıyayız.

Üçüncü neden; küresel sistemdeki likidite fazlalığıdır. Fed ve İngiltere Merkez Bankasıyla başlayıp AMB ve Japonya Merkez Bankasıyla devam eden niceliksel gevşeme operasyonları küresel sistemde müthiş bir likidite fazlalığı yarattı. Bu kadar fazla likidite akacak yer arıyor. O nedenle de krizlere aldırmayarak dünyada dolaşıp duruyor. Özellikle faiz oranlarının çok düşük olduğu yerlerden gelen fonlar faizlerin yüksek olduğu ülkelere gidiyor.

Piyasa aktörleri, bu üç gelişmenin yarattığı ortamda, sosyal, siyasal, kültürel hatta ekonomik gelişmelere fazla aldırmadan, onlardan soyutlanarak hareket ediyorlar. Bu soyutlanma eğilimi, piyasa aktörlerinde, olaylara ülke ve dünya için iyi - kötü, yararlı - zararlı olup olmadığı açısından değil kazanç yönünden bakmalarına yol açacak bir optik kırılma yaratıyor. Bu optik kırılma, piyasa ile yaşamın geri kalan kısmını ayrıştırıyor. Ben buna “piyasanın yaşamdan ayrışması” adını veriyorum.

Geçmişte, çevresindeki hatta dünyadaki krizlere çok duyarlı olan piyasa yapısına alışık olan kişiler bu yeni piyasa yaklaşımını tam olarak anlayamadıkları için “filan olay olduğu halde niçin kriz çıkmadı?” sorusunu sormaya devam ediyorlar.

102 yorum:

  1. Elinize saglik hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten rasyonel beklentiler teorisini güncellemişsiniz Mahfi Bey.

      Sil
  2. Hocam haber kanalları her şeyi varmiyor. İnsanlar hayatta kalabilmek için "survivor" izleyerek vakit geçirirse, haberleri sığ kaynaklardan takip ederlerse ne krizi anlayabilirler, ne reformu ne de deformu. Artık o da neyse. Ben buna "sakatlamak" diyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayrıca ortaokulda Türkçe öğretmenimiz bize kitap okusunlar diye denemediği yol kalmamıştı. Kitap okuma saatlerinde klasik müzik bile dinlediğimiz olmuştu. Neyse Oktay Sinanoğlu'nun Bye Bye Türkçe kitabını o zamanlar güç bela okumuştum.
      Not: Kültür emperyalizmine karşı da seferberlik içinde olmalıyız.

      Sil
    2. Ne izleyecegimize de karışın danane kardes isteyen istediğini izler sende git bloomberg izle tutan mi var kafasina göre yaşıyor işte herkes bir daha mi gelecek dünyaya bazı şeylerin insanın icinde kalmamasi lazım

      Sil
    3. Sen neyi izlersen izle, neyi okursan oku. Benim dediğim konuşmamızda olsun, yazdığımız şeylerde olsun Türkçemizi öne çıkaralım.

      Sil
  3. Hocam fed bilanço kücultmesini piyasa hafife alıyor gibi bu bilanço küçültme bizim gibi GOÜ lerini nasıl etkiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk başlarda değil ama zaman geçtikçe ciddi biçimde olumsuz etkileri olacak.

      Sil
  4. İnsanların kriz algısı değişti. Türkiye'nin 1980 sonrası yaşadığı ekonomik krizizlerde en önemli gösterge döviz kuruydu. Sabit kur sisteminde döviz bir anda 2-3 kat artıyor, ölen ölüyor, kalan kalıyordu. Dalgalı kur rejiminde de aslında döviz kuru artıyor ama nispeten zamana yayıldığı için insanlara bunu kanıksayacak kadar süre veriyor. 1 yıl önce bu zamanlar 2,90 seviyesindeki dolar kuru bugün 3,50. Arada 3,90'a kadar çıkıp bu seviyelere indiği için herkese çok düşükmüş gibi geliyor ama arada 60 kuruş yani %20'den fazla fark var. Kısacası yeni krizler öldürmüyor, süründürüyor ve sürünme konusunda tecrübeli olduğumuz için insanlara kriz yokmuş gibi geliyor, eskisi gibi bir kriz olacakmış şeklinde düşünüyorlar. Halbuki kriz kronikleşmiş vaziyette devam ediyor. Aslında böylesi çok daha kötü zira eski krizlerden sonra en az 3-4 yıl hızlı bir büyüme, iyileşme dönemi görülürdü. Şimdi ise sürekli kronik kriz içinde yaşıyoruz ve kanıksamış durumdayız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kriz algisi degisir mi yani bunu neye dayanarak soyluyorsunuz? Kriz demek piyasanin islemez hale gelmesi, yani mal satanin alici bulamamasi, mal alanin ise alma fikrinden vazgecmesi ile ancak ogreklenebilir. Diger durumlar icin durgunluk, ekonomik kuculme gibi tanimlar kullanilir. Kriz kotu yonetimden olur. Aynen sagligina dikkat etmeyen birisinin aniden kalbinin durmasi gibi. 1990'larin beceriksiz, teslimiyetci yonetimi 2001 krizini getirmistir.

      Durgunluk, ekonomik kuculme gibi durumlar ise yonetimle alakasi olmayan seylerden kaynaklanabilir. Komsularinizda savas olur, aynen disaridan virus kapmaniz gibi dis mudahalelerle iceride karmasalar olur, kabugunuza cekilirsiniz. Daha sonra kaldigini yerden devam edersiniz.

      Degisen bu, yoksa dunyanin neresine giderseniz gidin kriz, krizdir. Geldigi zaman cok net bir sekilde anlarsiniz, birilerinin isine gelmiyor diye asirlik tanimlari degistirmek pek bilimsel olmaz.

      Sil
    2. "Durgunluk, ekonomik kuculme gibi durumlar ise yonetimle alakasi olmayan seylerden kaynaklanabilir." Demek hırsızın hiç suçu yok demek ya da batı bizi kıskanıyor demek, çalıyor ama çalışıyor demek gibi gibi

      Sil
    3. Adsız 22:53

      Bankalar normalde kredi vermeyecekleri şirketlere sırf hayatta kalsınlar diye ancak hazine garantisi ile kredi veriyorlarsa ve bu krediler yüzmilyarları buluyorsa, işsizlik, enflasyon, faiz almış başını gitmişse, hane halkı borcu zirve yapmışsa ve ödenemeyen krediler-kredi kartı borçları her geçen gün artıyorsa, büyük şirketler dahil olmak üzere hemen tüm kurumlar borç batağında yüzüyorsa, bir yıl önce fazla veren devlet bütçesi ciddi miktarlarda açık vermeye başlamışsa, dövizdeki artışa rağmen cari açıkta düzelme olmuyorsa siz bu durumdaki bir ülkeye istediğiniz ismi verebilirsiniz ama gerçekler değişmez. Size şöyle bir tavsiyede bulunayım, bu ülkeyi Türkiye değil de başka bir ülke olarak düşünün ve içinde bulunduğu durumu isimlendirin. Belki o zaman partizanlığı bırakıp daha gerçekçi olabilirsiniz.

      Sil
  5. Hocam çok güzel yazmışsınız. İlk iki neden artık yeni "normal" haline gelmiş iken üçüncüsü ise halen değişken halini muhafaza ediyor diye düşünüyorum. Bence açıklanan verilerle açıklanan hedeflerin tutarsızlığı (bkz. ABD ekonomisi ile FED açıklamaları) da bu nedenle bilinçli manipüle edilen bir süreç. Zira artık piyasalarda volatiliteyi ve trade kazancını yüksek tutacak tek neden olarak üçüncü neden kaldı.

    YanıtlaSil
  6. Hocam Aşık Mahzuni Şerif dinler misiniz?
    https://youtu.be/XZs-QLFe9O4

    YanıtlaSil
  7. Ekonomi cok iyi resmi gazetelerde resmi olmayan gazetelerde bloglarda yazilanlara inanmayin yalan onlar inanmayin her sey 4*4luk devlet super calisiyor. Millet sizin bu blogunuza itibar etmiyor mahfi bey, ekonominin super oldugunu siz de biliyorsunuz ama isinize gelmiyor. Bakiniz %5 buyuduk Avrupali ABDli bankerler para babalari lobiler coniler kobiler sampanyaci holding sahipleri biraci alman sanayicileri sarapci fransiz cafecileri rakici bulgarlar biizm buyumemizi inan hasetle izliyor. Ak parti ile bu millet yol kayip giden yag gibi otobanlar gordu ayagini basacak Ak parti ile kopru gordu sevdikleri ile kavusacak Ak parti ile insanlar gecekondudan hatta belki tuf evlerden magaralardan cikip ev sahibesi oldu 7*14 sicak sulu dogalgazli konutlarda. Ak parti ile nukleer santral gorecek dosta dusmana korku salacak Ak partinin istikrarli huzur guven ortami sayesinde sahsen ben altima sifir km araba cekebildim bankadan ucuza kredi cekebilerek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi de şu faiz işini çözemedik hala. Sizin Conilere memleketin parasını kaptırıp duruyoruz.

      Sil
    2. Sizin hayatta yaşama amacınız ne acaba bunu öğrenebilir miyim? Kendini bostan korkuluğu sananlar oluyor onlardan değilsinizdir inşallah, siz kesin o bostandan dahiyane şeyler çıkaran ve ihracat yapan bireysiniz.

      Sil
    3. Ekonominin görünen ve görünmeyen yüzü vardır biz hep görünen tarafa bakıp takılıyoruz görünmeyen tarafta o kadar çok değişmesi yapılması gerekenler var ki bi farkına varabilsek

      Sil
    4. Umarim bu kadar yaziyi sadece makarna - nohut karsiliginda yazmamissindir. Yoksa Feto'den iceri alinma korkusuna mi yazdirdilar sana bunu. Her yalaka yazi basina mi para veriyorlar sana partiden de, altina araba cekebildin? Parali trollere bu kadar iyi oduyorlar mi yahu? Bir sektor olmus bu is artik. Ama faydasi yok usta, kapanan is yerleri kapanmaya devam ediyor. Issizler ordusu buyumeye devam ediyor. Herkes senin kadar genis yurekli olamaz ki parali trolluk yapabilsin...

      Sil
    5. insanları aldatmak ne kadar kötü.halbuki karşı taraftan görünüp, ne karşı tarafta ne bu tarafta olmayan adamlar yapıyor bunu.dikkat edelim.lütfen bu tür yazılara ve kişilere itibar etmeyelim.

      Sil
    6. insanları aldatmak ne kadar kötü.bazı kesime göre karşı taraftan gözüken lakin ne karşı tarafta ne de o kesimin tarafında olmayan adamlar yapıyor bunu.bizler aynı toprakların insanıyız.felaketler bizi mahalle mahalle ayırmıyor.bizi partili diye de ayırmıyor.lütfen dikkat edelim bu ve bunun gibi her iki taraftaki satılmışlara

      Sil
    7. Bizim her şeyimiz sakat nükleerle birlikte siz de patlamayınn sonra.

      Sil
    8. Bir arkadaş Kuranın kendisi ilim. Çip teknolojisi veya nükleer fizik yatırım olarak tercih edilmemeli diyordu. Okusun da savunduğu kişiler neler yaparmış.

      Evinizde çocuklar ellerinde çikolatalar püskevitler. televizyonun karşısına geçmiş oturuyorlar oynuyorlar şakalasıyorlar. Benim de bir çikolatam olsa benim de bir püskevitim olsa. Anne bize niye almıyorsun bizde niye yok diyorlar.

      Sil
    9. O zamanlara yaşı yetmeyenlere şunu da hatırlatalım:)

      https://www.youtube.com/watch?v=SNNTu2tYsbw

      Sil
    10. Adsız 07:57

      Ülkemizdeki okuduğunu anlama sorununu canlı şekilde örneklemişsiniz. O arkadaş Kur'anın ilimden kastettiği şeyin kendisi olduğunu, ilim öğrenin, yatırım yapın derken de nükleer fizik öğrenin, çip teknolojisine yatırım yapın demediğini, ibadet edin dediğini söylüyordu. Yani sizin yazdığınızın tam tersini söylüyordu.

      Sil
    11. Ben birinin nabzını ölçmek için sağ gösterip sol vurmayı çok severim. Bunu yazarken dediklerim laftan ibaret değil ve şu ana kadar ne yazdıysam yaşadığım şeylerdi. Telefonum bozuldu demiştim. Dün eski akılsız telefonuma sim kartımı taktım, numaralar yok. Hepsi diğer telefonumda kalmış. Yani yine her şey üstüme geliyor. Bakalım bu dip dalgasından nasıl çıkacağım.

      Sil
    12. "Tam tersi" derken kendi dediğinizi aklama derdindesiniz. Bu durumda siz "nükleer"e evet diyorsunuz ve bu da ibadete aykırı değil? ve tehlike saçan bu girişimin arkasındasınız. Bilinmeyen ve adsız kişiler de bunun yanlış olduğunu söylemişler.

      Sil
    13. Adsız 14:05

      Siz nükleer fizik öğrenmek denince tehlike saçan girişimler anlıyorsanız nükleer tıp denince de tümörlerin atom bombası ile imhasını anlarsınız herhalde...

      Sil
    14. Ben nükleer fizik nedir bilmem ama şu an Türkiye'de yapılmak istenenin tehlileli olduğunu biliyorum. Kimlerin neleri götürdüğünü siz benden daha iyi bilirsiniz. Bize yarar sağlamayan şeyler hakkında bana savaş açıyorsunuz ama kaybedeni siz olacaksınız.

      Sil
  8. Bildiğim şey eğer bir yerde kolay para kazanılıyorsa oradan kaçın öğütü, nereye kaçılır bu global dünya da o ayrı bir konu.
    Herşeyin aşırısı zıddına dönüşür derler ya da Shakespeare'in söylediği gibi vakit o kadar geç ki artık erken sayılabilir.
    Bu likidite bolluğu hem hisse hem bono hem gayrimenkul hem de diger aktif fiyatlarını öyle arttırmış ki artık orası o kadar kalabalık ki oraya kimse gitmemeli .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kredi ile ev arabayı boswer !?TV TLF herşey alınıyor !
      Taksit taksit eriyor uz !

      Sil
  9. Paradigma değişikliği yaşıyoruz,piyasa kaosun içindeki düzeni buldu.

    YanıtlaSil
  10. Sayın Eğilmez...Bahsettiğiniz 3 neden her zaman vardı. Eskiden var olmayan ve 6 aydan beri var olan ve Aktifleri arasında ; Ziraat Bankası, BOTAŞ, PTT, TÜRKSAT, ETİ Maden, Çaykur, BİST...gibi Türkiye'nin en büyük şirketlerinin bulunduğu Varlık Fonudur.
    Varlık fonunun BIST üzerinden piyasayı kontrol ettiğini ve piyasa yapıcı rolünü yürüttüğünü tahmin ediyorum.
    Sizin imkanlarınız benim bu tezimi araştırıp doğrulamaya/yalanlamaya müsait...
    Hocam, top sizde, buyurun.

    Gerçek Saygı ve Sevgilerimle,
    Ender Özbek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim çizdiğim çerçeve sadece Türkiye ile ilgili değil, bütün dünya böyle oldu. Varlık Fonu konusunda benim sizden farkım yok çünkü hiç bir veri, bilgi, denetim raporu (eğer varsa) yayınlanmıyor.

      Sil
    2. sayın hocam sen bu cahillere bakma .bu mıllet senınle

      Sil
  11. hocam ben bankacılıkla ilgili bir soru sormak istiyorum. Türkiyedeki neredeyse en büyük firmalar hep bankalar ve en yüksek vergileri yine bankalar ödüyor.

    Sanıyorum arge çalışmalarına da belki de en yüksek bütçeyi bankalar ayırıyor. Türkiyedeki bankacılığı gelişmiş ülkelerin bankacılık sistemiyle kıyaslarsak nasıl bir grafik çıkıyor önümüze? Tam olarak neresindeyiz dünya bankacılık sisteminde. Siz dünyayı çok yakından takip ediyorsunuz o yüzden söyleyecekleriniz çok önemli.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye bazı konularda dünya sıralamasında oldukça iyi yerlerde. Çok ilgisiz görünecek size belki ama mesela kadın voleybolda dünyanın en iyi ülkelerinden birisiyiz hatta birincisiyiz. Kadın basketbolda Avrupa'da en önlerdeyiz. Erkek basketbolda da Türkiye ligi Avrupa'nın en iyilerinden birisi. Buna karşılık mesela futbolda yerimiz çok gerilerde.
      Bankacılıkta bayağı iyi bir yerdeyiz. Bu, hem teknoloji kullanımında, hem kullanılan ürünlerde hem de bankaların gücünde böyle. 2001 krizinden sonra yaptığımız doğru yapısal reform bankacılığı zirvelere taşıdı. Buna karşılık sanayide, elektronikte çok gerilerdeyiz.

      Sil
  12. Hocam yabancı kuruluşlardan goldman " TL nin gerçek değeri 2,50'dir" diyor. Siz ise 3,70 ler olmalı demiştiniz. Neye göre bu hesap yapılıyor ki fark bu kadar çok çıkıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben şunu diyorum: Bir paranın değeri serbest piyasada dalgalı kur sisteminde belirleniyorsa paranın değeri odur. O gün 3,70 idi öyle dedim, bugün piyasa değeri 3,51 demek ki değeri 3,51. Goldman öyle diyorsa versin 2,50'den bana Doları hemen alayım.

      Sil
    2. GS dini takintilarindan dolayi oyle soylemis, 3.70 bilimsel hesaplama.

      Sil
    3. Tekrar ediyorum israrla, Turkiye gibi cari acigi yuksek olan fiyat seviyesi perspektifi fiyatlamalari neredeyse en az 3.70 dolar kurundan ithalatcilar tarafindan belirlenmis bir ulkede dolarin 3.70 altina inmesi intihardir basari falan filan degildir. Basari 4.00en 3.70 inmesidir orada kurun istikrarli hale gelemsidir.
      3.70den 3.50lere inmesi basari falan degildir Bu durumun neredse uzerinden en az 4 ay gecmesine ragmen enflasyona da etkisi goruldugu gibi olmamaistir olmayacaktirda!

      Turkiyede olmasi gereken dolar kuru 3.70 dolaylaridir.

      Sil
    4. Emlakçıya evim var al 100 bin desen oda sana bunun gerçek değeri 60 falan der ! ...
      Daha sonra o evi bisekilde alan emlakçı o evi 100-120 ye satabilir!
      Goodman sachs :(

      Sil
    5. Ben 2,51 den alırım 10 milyon usd bir gün vadeli ödemek koşuluyla

      Sil
    6. Bu tür yorum ve açıklamaları yapan kurumların o ülkeyle olan ilişkisine, taşıdığı portföye dikkat edin. Eğer ülkeden bir tahvil ihracı görevi almışlarsa ya da o ülkede tahvil, bono, hisse senedi vb yatırımları varsa bu açıklamaları dinleyin ama iskontolu dinleyin.

      Sil
  13. Değerli Hocam, bence sizin de diğer yazılarınızda belirttiğiniz bir neden daha var ki; bizde istatistik mefhumu her alanda ve özellikle de ekonomi alanında gerçek yaşamdan hiç olmadığı kadar ayrıştı.

    YanıtlaSil
  14. Hocam yazinin degil icerigine basligina bile sapka cikarilir.umarim rehavete kapilip elimizdeki doviz altin satip trenin son vagonuna atlamiyalim.sisen balonlar patlayinca icinde olmayalim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dovizi satip altina cevirebilirsiniz. Sonra ABD soyle yapiyor, bati boyle yapiyor, emperyalist sudur budur diye agladiginizda tutarliliginiz olur.

      Sil
  15. Dördüncü ve bence en önemli nedeni yazmaktan vaz geçmişsiniz diye düşünüyorum. Hayal bile edilemeyecek seviyede gözü dönmüş bir iktidar hırsının, bırakalım uzun vadeyi ya da orta vadeyi, kısa vadeyi bile umursamadan her türlü maniplasyonu ve hukuksuzluğu sonuna kadar kullanıp bütün kaynakları düşüncesizce sonuna kadar kullanmasıdır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yazım sadece Türkiye ilgili değil. Dünyadaki eğilim böyle. İktidarların farklı yaklaşımlarda olduğu ülkelerde de 'piyasanın yaşamdan ayrışması' olgusunu görebiliyoruz.

      Sil
  16. Hocam, aklımda yanlış kalmadıysa 2013 yılında FED parasal genişlemenin sonuna geldiğini ilk açıkladığında hatırlarım bazı yorumcu arkadaşlarımız doların 6 TL yi geçeceğini söylemişlerdi. Gerçi onların niyeti başkaydı ama o kadar olmasada doların artış trendine gireceğini görüyorduk ve siz zaten söylüyordunuz. Öngörüleriniz yanılmadı.

    Ama o ilk anlarda şu olaylarında olacağı söylenseydi herhalde paramız pul olurdu derdik;

    - Gezi olayları
    - 17-25 Aralık
    - Suriye savaşına çekilmemiz
    - Rus uçağını düşürmemiz
    - Darbe girişimi
    - FETÖ
    - Patlayan bombalar
    - Turizmin çökmesi

    Daha aklıma gelmeyen birçok olay. Dolar ise şu an 3,50 civarında. Başarı/başarısızlık anlamında söylemiyorum ama bu yaşadığımız süreç ister istemez bizi şekillendiriyor ve diyoruz işte kriz olmadı.

    Yani aslında tercümesi şu; buna da şükür.

    Bilanço küçülmesi açısından da öyle olacak sanki. Bizi etkileyecek hiç kuşkusuz ama şimdiden düşündüğümüz kadar değil.Ama canımız acımayacak değil, bu anlam çıkmamalı.

    Küresel sistemde ülkeler o kadar birbirine bağlı ki, ülkeleri iflasa sürükleyecek girişimlerde, isteseler bile, bulunamazlar. Kendileri de etkilenir.

    Kısa yollarımız bir bir tükeniyor, mecbur kalacağız gerçek yapısal reformları yapmaya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Timur bey durum kriz olmadı denebilecek bir durumda değiliz tam olarak:
      QE'nin bitileceğinin açıklandığı 22 Mayıs 2013'de:
      USD TL kuru 1,84 idi bugün 3,51
      Gösterge faiz 5,08 idi bugün 11,08
      Enflasyon % 6,5 idi bugün 11,72
      Kişi başına gelir 12.480 USD idi bugün 10.650 USD
      Bu göstergeler kriz göstergeleri. Kriz denince illa bir çökme, batma, iflas olması gerekmez.

      Sil
    2. Krizle iflası karıştırıyorlar Hocam,Yunanistan gibi olsa da kimse battık diyemez zaten kriz çıktı derler.:)

      Sil
    3. Gezi olayları: Bir kişinin inadı, öfkesi, kini
      17-25 Aralık: Bir kişinin hırsı, o kişinin yıllardır önünü açtığı bir çetenin gücü tek başına elde etmek için ilk girişimi
      Suriye savaşına "çekilmemiz": Topraklarından boru hattı geçirilmesine izin vermeyen bir devlet başkanına karşı bir kişinin öfkesi, hırsı
      Rus uçağını düşürmemiz: Ben düşürdüm, hayır ben düşürdüm derken dilenen özürler ve hâlâ tam olarak düzelmeyen ilişkiler
      Darbe girişimi: Devletin yıllardır göz yumması ve bir kişinin "ne istediler de vermedik" yaklaşımı ile 15 yıldır besleyip büyüttüğü bir çetenin paylaşımdan vazgeçip yabancı ülkelerin de desteği ile gücü tek başına elde etme girişimi
      FETÖ: Üstteki şık ile aynı
      Patlayan bombalar: 1980'lerden beri devam eden, bir kişinin en azından başlangıçta sempati ile baktığı başka grupların da daha sonra eklenmesi ile artan kronik sorun
      Turizmin çökmesi: Bir kişinin Hollanda, Almanya, Rusya gibi ülkelere ayar verme çabaları sonucu ortaya çıkan bindiğimiz dalı kesme durumu

      Bundan sonra çıkacak sorunları kim düzeltecek? Bir kişi
      Son söz: Sorunlar, onları yaratanların düşünce şekli ve yaklaşımı ile çözülemez.

      Sil
    4. Kriz içinde yaşayan insanların ayrıca kriz gelirmi diye sormasıda trajikomik.

      Sil
  17. Hocam yıllık devalüasyon hesabı nasıl yapılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle şunu söyleyeyim: Dalgalı kur rejiminde bir paranın yabancı paralara karşı değer kaybına devalüasyon demiyoruz değer kaybı diyoruz (devalüasyon sabit kur rejiminde olur.)
      Bir paranın herhangi bir yabancı paraya karşı yıllık değer kaybını hesaplamak için her gün akşamında ortaya çıkan kurları alıp bunların ortalamasını almak gerekir. GSYH dolara çevrilirken bu yöntem izlenir. En basit yolu yılbaşı yıl ortası ve yılsonu kurlarını alıp ortalamasını almaktır ama bu yanıltıcı olabilir.

      Sil
    2. Hocam bunun için Hareketli Ortalama (Movering Average) göstergesi kullanılabilir. Gösterge ayarlarını periyodu 365 ve kapanış fiyatları olarak yapıp günlük grafikte 31.12.2016 tarihindeki değeri o yılın ortalaması olur.Periyodu 365 dedim ama piyasanın açık olduğu gün sayısına ayarlamak daha doğru. İkisi de farklı sonuçlar verir.

      Sil
  18. Sadece tek bir damlaya bakar , bazen de tek bir kelebeğin havalanmasina ...sonra deriz ya bu dolar niye 4,5 oldu diye..oysa ki barajın dolduğunu görenler çoktan tedirgin olmaya başlamış ve ilk tepki hareketini yaratmışlar dır sen sadece dalgaya kapılir gidersin..

    YanıtlaSil
  19. Sayın Hocam,

    Newton ve Einstein'ın kuramsal fiziğin çerçevesini çizmesinden ve yıllarca temel fizik kuralları üzerinden kabuller yaptıktan sonra teknolojinin çok hızlı gelişmesiyle parçacık fiziğinde çok yok katedildi. Atomum en küçük üç bileşinin elektron nötron ve proton olduğu varsayımıyla temel kuralları koyulan fizik teknolojinin imkanları ile aslında maddede bu üç bileşenden daha küçük quark adında bileşenler olduğunu tespit etti ve temel fizik kurallarının bu boyutta işlemediğini hatta zaman zaman zıt işlediğini kanıtladı. Madde davranış veya şekil değiştirmemişti aslında hep öyle davranıyordu biz ilerleyen teknoloji ile yeni keşfetmiştik sadece.
    Yoksa Hocam aslında gelişen teknoloji sayesinde temel iktisad kuramının aslında çalışmadığını mı görmeye başladık? Belirli bir hız aşıldıktan sonra iktisad kuramı artık farklı kurallarla mı çalışıyordu? Bu hız artık aşıldığına göre ve normal koşullarda geri dönüş olmayacağına göre acaba artık "Kuantum İktisad Kuramı" nı mı tanımlamak gereği doğdu?

    Saygılarımla,
    Murat

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pek çok şey değişti tabii, her şeyden önce insan davranışlarının değişmesine yol açan yeni bir ortam söz konusu. Algılamalar değişiyor. Öyle olunca sonuçta insan ve toplum davranışlarını inceleyen onlardan kuramlar çıkaran ekonomide değişiyor tabii. Aslına bakarsanız bu yeni bir şey değil. Sanayi kapitalizmi öncesi ekonomi dediğimiz şey merkantilizmden ibaretti. Sonra klasik ardından neoklasik ekonomi geçti onun yerine. Bugün de paradigma değişiyor ve ister istemez Keynesyen yaklaşımla rafine edilmiş neoklasik yapı değişecek.

      Sil
    2. Sayın Hocam,
      İşte tam da değişimin kaçınılmaz olduğu bu noktada piyasanın vurdumduymazlığını ve adamsendeciliğini ki bu davranış biçimini kaybedecek çok bişeyi kalmamış bireyin arsız davranış biçimi olarak alacak olursak, emperyalizmin kalesi İngiltere'den yükselen devrim niteliğinde ki Jeremy Corbyn manifestosunun bu davranış biçimine bir domino etkisi yapıp yeni bir sistem doğuşunu tetiklertir mi. Yoksa sınırlı da olsa bize göre bir devrim sayılabilecek İskandinavya daki sosyal kapitalizmin ötesine geçiremez mi?

      Saygılarımla,
      Murat

      Sil
    3. Establisment Sanders gibi asla Corbyn'e iktidarda izin vermez,bu isimler ömürboyu muhalefete
      mahkumdur.

      Sil
    4. Kapitalizm çöküş yaşarsa bir şansları olabilir yoksa bu isimlerin finansal yetersizliği kapitalist sisteme ters zaten.

      Sil
  20. Hocam para piyasalarına gereğinden fazla önem verilmiyor mu? Döviz ihtiyacı olduğunda faizleri artırıp döviz girişi sağlanır,artan faizler kredileri,büyümeyi ve dolayısıyla yatırım ve işsizliği kötü etkiliyor yani bu kısır döngü böylece devam ediyor. Para piyasalarını sorunları çözmede kalıcı değilde sadece zaman kazanmak için kısa vadede kullanılan bir araç olarak tanımlayıp ardından reel adımlarla sorunların çözümüne gidilip normalleşmeye gidilmesi gerekmez mi? Üretmeden,çalışmadan,her yıl cari açık vererek,işsizliği artırarak büyümemiz,borsada bilgisayar ekranlarında yüzbinleri görüp zenginleşmemiz ne kadar anlamlı ve kalıcı? Ve hocam son olarak borsa ve dolar kuru dikkate alındığında yine bir spekülasyona daha hazırlık olması ihtimali nedir?

    Saygılarımla hocam iyi çalışmalar,tesekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen dediğiniz gibi olması gerekir ama işte bu denildiği kadar kolay yapılan bir şey değil. Mesela bizim temel sorunlarımızdan ilk ikisi (ki bunlar ekonominin de çerçevesini belirliyor) eğitim ve yargı reformudur. Biz sürekli bunları yaptığımızı anlatıyoruz. Sizce bugünkü eğitim ve yargı çerçevemiz bundan 30 yıl önceki çerçevemize göre ileri demokratik ülkelerin sistemlerine daha mı yakın daha mı uzak? Eğer uzaksa bilimsel eğitime geçmemiz ve yargıyı yürütmeden bağımsız hale getirmemiz gerekiyor. Oysa biz tersini yapıyoruz. Çünkü iktidarın bakışıyla bizimki aynı değil. Ben sadece bu iktidarı kastetmiyorum. Buraya gelip geçmiş çoğu iktidarın bakışı böyleydi. Çünkü iktidarda kalmak bizde bir meslke olmuş.

      Sil
  21. hocam 2008 krizinde parasal genişlemenin amacı temel olarak nedir?

    aklıma şöyle birşey geldi.

    paranın dolaşım hızı ile parasal tabanı çarparsak milli geliri elde ediyoruz.

    bu kriz zamanında paranın dolaşım hızı düştüğü için o düşmeyi parasal tabanı arttırarak mı telafi ediyoruz milli gelirin çok düşmemesi için. tabi bu dediğim belli miktarda ve belli süre için.

    YanıtlaSil
  22. Devletin bireysel emeklilik e aktardığı %25 in borsa da değerlendirilmesi olabilir mi bir sebebi de ?

    YanıtlaSil
  23. Firmalar için tek öncelik para ise kriz vs önemi yok. bakın goldman sachs Venezuella olayına?
    http://www.euronews.com/2017/05/30/venezuela-goldman-sachs-protest

    YanıtlaSil
  24. Hocam FED in para emisyonu QE sonrası 6-7 kat artmış, ama bu emişyon artışına rağmen enflasyon ABD de artmamış. Peki bu QE finansal olarak ne kadar sürdürülebilir, çünkü bazı kesimler FED in bilaonço daraltmasının doğru olmadığını iddia ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kesimlerin çoğu bu bol paradan para kazananlar olabilir.

      Sil
  25. Hocam, "Murat" Bey'in 2. sorusuna karşılık (Sanders'in söyleminin Amerika'da gördüğü ilgi ile birlikte değerlendirerek) söyleyeceklerinizi merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  26. Çok güzel bir yazı daha hocam teşekkürler.

    Hocam piyasaların bu kadar olaylardan soyutlanması ve acı eşiğinin yükselmesi stabil olması açısından daha iyi değil mi? Ani şoklar yaşanması için çok daha büyük ve yeni bir şeyler olması gerekiyor zannımca. Buradaki çelişki piyasaların aslında hareketi seviyor olması. Bütün parayı faize yatırdılar diyelim. Peki Dünyada faizler düşmeye başlayınca bu para nereye gidecek? Kendine hiç akla gelmeyecek bitcoin gibi absürd alanlar bulacaktır diye düşünüyorum.

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
  27. Hocam bu yazıyla alakalı değil ama merak ettiğim bir şey var. Diyelim ki;
    Mahmut amcanın Tr de plastik fabrikası var ve ürettiklerini abd rusya vs gibi yerlere ihraç ediyor. Ülkenin ihraç kalemine + getiriyor. Sonra elin coni si gelip bu fabrikayı satın alıyor. Üretime devam ediyor yine abd rusya vs yerlere ürünü satıyor. Şimdi bu fabrika coni nin olunca sattığı ürünler TR nin ihraç kalemine + olarak mı yansıyor? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elbette + olarak yansıyacak. Önemli olan o malların nerede üretilip nereye satıldığı.

      Sil
    2. teşekkürler hocam

      Sil
  28. Sayın Eğilmez, Ekonominin teorik yanı, ülkesel yanı, dünyasal yanı olduğu gibi bence noktasal ekonomi yanı da var gibi geliyor. Bir kısım vatandaşlarımız Türkiye'nin uçtuğunu, diğer bir kısım vatandaşlarımız Türkiye'nin uçurumdan aşağı uçtuğunu, bazı vatandaşlarımızda Türkiye'nin iyi yanları ve kötü yanları olduğunu bunların oranlarının da iyi veya kötü yönde değiştiğini söylüyorlar. Benim görüşüm Türkiye'nin iyi yanları olduğu kadar kötü yanları da olduğudur. Ancak esas söylemek istediğim bu iyi ve kötü yanları yerine ekonominin reel taraflarına (noktasal ekonomik yanlarına) dikkatimizi vermemiz. Mesela İstanbul Kapalı çarşıda durum nedir? kapanan dükkan adedi nedir? Etrafımızdaki, mahallemizdeki Satılık, kiralık evlerin artışında veya azalışındaki durum nedir? AVM lerdeki kapanan dükkan adedi nedir? Dönen çeklerin ve senetlerin ödeme durumları nedir? Yazlıklardaki satılan, kiralanan ev durumları nedir? Yatırım diye alınan evlerin, satılma süresi nedir, kiralanma süresi nedir? Bu tip noktasal ekonomik durumları incelemek basit bir vatandaş için ekonomik gidişatın durumunu daha gerçek göstermektedir. Siyasiler ise sadece göstermek istedikleri durumları göstermeye çalışıyorlar, göstermek istemedikleri durumları ise her türlü yolu kullanarak gündeme bile almamaktadırlar. Bizler sadece etrafımızı inceleyerek bulunduğumuz ortamdaki ekonomik gidişatı anlayabiliriz. Diye düşünüyorum, acaba yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pozitif bilim olarak ekonomi bir zümrenin tekeline girerken, normatif ekonomiyi ıskalıyoruz.

      Sil
    2. Yeni bir yazı yazıyorum.

      Sil
  29. Hocam , elinize sağlık yine çok iyi bir yazı olmuş. Benim sorum şu ; Kasım ' da Trump' ın vergi reformu vb. vaadleriyle ABD doları ve ABD borsaları coşmaya başlamış, bu durum diğer borsaları da( biz de Ocak ortasından itibaren geç te başlamış olsa )olumlu etkilemeye başlamıştı,GOP' lara yoğun para girişinin etkisiyle halen dolar sürünmekte,ama borsalar sürekli yükselmektedir. Bu aralar Trump'ın vergi reformu vb.vaadlerinden bahsedilmiyor bile, sahi ne oldu bunlara? Yoksa bizim ekonomi basınının aktardığının aksine ( FBİ- Rusya soruşturmasından neredeyse bir cacık çıkmaz deniliyor) Yoksa Trump açısından gerçekten durum bu kadar vahim mi ?

    YanıtlaSil
  30. Mahfi bey lütfen samimi yanıtlar mısınız:

    Bütün bunlar olup biterken, sizin şahsi parasal refahınızda herhangi bir azalma oldu mu?

    Yoksa siz, parasal yönden zenginleşmeye devam mı ettiniz?

    Doktor, pek çok hastaya tavsiyede bulunur, yeri gelir reçete de yazar, peki sizin gibi bir iktisatçının şahsi parasal refahı ne durumdadır?

    Siz, yapısal reformlar adı altında sık sık reçete de yazıyorsunuz, tamam da, sizin durumunuz ne?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zenginleştim desem benden size yarar yok, fakirleştim desem sizden bana yarar yok.

      Sil
  31. Merhaba hocam, yazı için teşekkürler.

    Fakat aklıma takılan bir nokta olan ilk ve en önemli neden olarak yazıya aktardığınız Bretton Woods kuruluşlarını krize nasıl engel olduğudur. Evet, serbest piyasa hareketlerinin krizin önüne geçtiğini söylüyorsunuz fakat aslında krizleri yaratan da neoliberal serbest piyasa anlayışı değil midir? Tarihe baktığımız zaman, Türkiye'nin 2001'de geçirmiş olduğu krize IMF politikalarıyla birlikte girilmişti. Ardından farklı reçetelerle birlikte bu krizi frenleyebildik. Ki çok geçmeden, 2009'da da tüm dünyayı kapsayan uluslararası krizin de aslında sermayenin serbestliğinden kaynaklanması ile birlikte tüm dünyaya yayılmıştı. Ki krizin çıkış noktası, finans kapitali, direkt neoliberal politikalar altında işlemektedir. Kısacası, 1994'ten bu yana -krizler dönemi- gözlemlediğimiz krizlerde muhakkak serbest piyasa haraketlerinin (Bretton Woods kuruluşlarının neoliberal iktisadi politikaları) etkisini görüyoruz (her zaman temel neden olmasa da). Bu durumda, bu konuya bir neden olarak, Bretton Woods kurumlarının krizi engellemesine yönelik etkisinden hangi durumlarda söz edebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kurumlar krize engel olamıyor, kriz çıkınca destek sağlıyorlar.

      Sil
  32. FELAKET TELLALLIĞI YAPANLAR, BAKALIM BU HABERE NE DİYECEK?

    Türkiye'de ekonomik kriz olMAdığını, derecelendirme kurluşu "Fitch" de teyit etti:

    Türk ekonomisi yüzde 5'lik büyüme başarısı gösterince, Fitch büyüme tahminlerini değiştirmek zorunda kaldı.

    Uluslararası Derecelendirme Kuruluşu Fitch Ratings'in hazırladığı haziran ayı "Küresel Ekonomik Görünüm" raporunda, küresel büyümenin güçlendiği bildirilirken, büyüme hızının 2017 ve 2018 yıllarında artmasının tahmin edildiği belirtildi.

    Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerdeki ilerlemelerin daha "senkronize" olmasının hızlı büyümeye yol açacağının altı çizilirken, gelişmiş ülkelerdeki makro ekonomik politikalar ve sıkılaşan iş gücü piyasasının talep artışını destekleyeceği vurgulandı.

    KÜRESEL EKONOMİDE %2.9'LUK BÜYÜME BEKLENİYOR

    Küresel ekonominin geçen yıl yüzde 2,5 büyüme yakaladığı kaydedilirken, söz konusu oranın bu yıl yüzde 2,9, gelecek sene de yüzde 3,1 olmasının beklendiği ifade edildi. 2018'e dair öngörünün gerçekleşmesi halinde ise bunun 2010'dan bu yana yakalanan en yüksek yıllık büyüme hızı olacağı bilgisine yer verildi.

    GELECEK YIL TÜRKİYE'NİN %4,1 BÜYÜMESİNİ BEKLİYOR

    Fitch Ratings, Türkiye'ye dair ekonomik büyüme oranlarının da yukarı yönlü revize edildiğini duyurdu. Buna göre, geçen yıl yüzde 2,9 büyüme kaydeden Türkiye ekonomisinin, bu sene yüzde 4,7, gelecek yıl yüzde 4,1 büyümesinin tahmin edildiği belirtildi.

    DAHA ÖNCE "%2,3 BÜYÜR" DEMİŞTİ

    Fitch Ratings, daha önce, Türkiye'nin bu yıl ve gelecek seneye dair büyüme oranı beklentilerinin sırasıyla yüzde 2,3 ve yüzde 1,3 olduğunu bildirmişti.

    "TÜRK EKONOMİSİ BEKLENTİLERİ AŞTI"

    Revizyonla ilgili açıklamada, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 5 büyüme yakalayarak beklentileri aştığına dikkat çekildi.

    15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından hükümetin ekonomik aktiviteleri destekleyici teşvikler sunduğunun altı çizilirken, Kasım 2019'a kadar Türkiye'de yeni bir seçim yapılmayacağından dolayı bunun yatırımı ve tüketimi desteklemesinin beklendiği vurgulandı.

    Türkiye'de tüketim harcamalarındaki artışın 2016'da yüzde 2,3 olduğu kaydedilirken, bu oranın 2017'de yüzde 4,3, 2018'de de yüzde 3,3 seviyelerine ulaşmasının öngörüldüğü bilgisine yer verildi.

    ÇİN VE İNGİLTERE'NİN ORANLARINDA DÜŞÜŞ BEKLENİYOR

    Öte yandan, raporda Çin ve İngiltere'nin büyüme oranlarının düşmesinin beklendiği bilgisine yer verildi.

    Buna göre, geçen yıl yüzde 6,7 büyüyen Çin ekonomisinin bu sene yüzde 6,5 ve gelecek yıl yüzde 5,9 genişlemesi öngörülürken, 2016'da yüzde 1,8 genişleyen İngiltere ekonomisinin 2017'de yüzde 1,5, 2018'de yüzde 1,3 büyümesinin tahmin edildiği ifade edildi.

    http://m.ensonhaber.com/zonguldakta-yagmur-su-baskinlarina-neden-oldu.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir karar verin bu reyting kurumları objektif mi yoksa bize düşman mı? Notumuzu indirince düşman ilan edip iyi iki satır yazınca bunları şahit gösteremezsiniz. Tutarlı olun.

      Sil
    2. Kendi kozlarını kendi gösteriyorlar. Sonra oyunu kaybedince bizi mızıkçılıkla suçluyorlar. Birisinin adamı olma, parayı kaybetmeye dayanamama, kibir, gurur, yüksekten bakma... Bunlar şeytanın bu dünyada bize karşı gösterdiği şeyler. Kanarsanız karanlık tünele girersiniz.

      Sil
  33. Mahfi Bey yazı için teşekkürler. Ben de BIST100 endeksinin bu ortamda 100.000'e dayanmasına şaşırıp nedenlerini sorguluyordum. Bu açıdan yazınızı okumak çok faydalı oldu. Yazınızda ilk ve en önemli neden olarak sermaye hareketlerinin serbest bırakılmış olması ve dijitalleşme önceki yılllarda da yok muydu? Davutoğlu'nun istifası, Rus uçağının düşürülmesi, Cerablus Harekatı vs gibi yakın zamanda yaşanmış olaylardan piyasa kısa süreli de olsa etkilenmişti. Bu konuyla ilgili yorumunuz nedir?

    YanıtlaSil
  34. Elimizi görüyorlar blöf yaptığımızda biliyorlar son kurşumuzu alıncaya kadar bekleyecekler hocam bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kozunuz kupaydı bunu gördüm ama bir önceki elde ortalığı siz karıştırdığınız için oyun baştan başladı. Çünkü dışarıdan kağıt soktunuz ve hangi kağıdın ne olduğunu siz biliyordunuz ben değil. Önüme kirli çamaşırları koyduğunuz sürece işlerim sarpa sarıyor gibi gözüküyor. Şartlar yeniden oluştuğunda da kirli çamaşırlar önümde duracak gibi gözüküyor. Sizin blöf dediğiniz bu olmalı(!)

      Sil
    2. Kalpler iç içe geçememek ne olabilir acaba? Siz daha hiçbir yere giremediniz:)

      Sil
    3. Akıllı telefonum bozulmadan vatsapta benim lise tayfa grubuyla bunları hep tartışıyorduk. Yani 2 ay öncesinden en uç görüşlü adamlar bile fikir değiştirebiliyorsa umudumuz var demektir. Ayrıca ben kadınların silahını çok iyi bildiğimden bana çalışmaz o numaralar(!):)

      https://www.youtube.com/watch?v=81zxTuF3e7c&t=336s

      Sil
  35. Size bir kitap ve bir kanal öneriyorum. Umarım ciddiye alırsınız.

    https://www.youtube.com/watch?v=CMei0PwD6NA&index=4&list=PL42B-OxNlxD3mMzWtdK97LTIRX9_vOlvC

    YanıtlaSil
  36. Şunu da söyleyeyim. Bilim adamı sözünü sevmiyorum. Bilim insanı daha doğru. Çünkü kadınları ayrıştırmamış oluyoruz bu durumda.

    YanıtlaSil
  37. Hocam şimdiki krizlerin neden eski krizler gibi neden geniş çapta olmasını engelleyen iki neden bağlamakta;

    Büyük devletin kamu açıkları vermesi karların düşüşüne taban koyarak bunları istikrara kavuşturur.
    İkincisi, Merkez bankasının nihai borç verme müdahaleleri stres altındaki finansal kurumların likidite sıkışıklığını önler. Bu müdahaleler borç deflasyonunu önleyerek ekonominin derin krizlere sürüklenemesini engellesede, mevcut kırılgan yapının onaylanmasını sağlar; ortaya çıkan sorunların sürmesine ve derinleşmesine yol açar.

    Sizin görüşleriniz ile arasındaki ilişkiyi geniş yorum çerçevesinde değerlendirir misiniz?

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...