21 Ekim 2017 Cumartesi

Karışık İşler Bunlar

1. Varlık Fonu İki Kelimeden Oluşur: Varlık ve Fon
Varlık Fonu iki kelimeden oluşur: Varlık ve Fon. Bir varlık fonu kurulabilmesi için ya bir varlık veya bir fon ya da ikisi birden olması gerekir. Bu karışık görünen açıklamayı basitleştireyim: Bir varlık fonu oluşturabilmek için ekonomi, ya cari fazla ya da bütçe fazlası veriyor olmalıdır. Mesela Norveç gibi ya da körfez ülkeleri gibi petrol üreticisi olan ülkeler petrolü ucuza mal edip karlı sattıkları için cari fazla ve bütçe fazlası elde ederler. Bu gibi fazlası olan ülkeler o fazlaların hepsini elde ettikleri dönemde harcamayıp çocuklarına, torunların miras bırakmayı tercih ederse o fazlaları bir fonda toplayıp biriktirirler. O fonu, iyi faiz veren veya getiri sağlayan tahvillere, bonolara, projelere ödünç olarak verir ve fonun varlığını ayrıca bu yolla da artırmaya çalışırlar. Böylece varlık fonunun varlığı artar ve ülke, gelecek kuşaklara bir miras bırakma şansına kavuşur.

Her ülkenin petrol veya benzeri doğal zenginliği olmadığı için bazı ülkeler bırakın fazla vermeyi açık verirler ve o açıkları çocuklarının, torunlarının ileride elde edecekleri gelirlerden, servetlerden borçlanarak kapatırlar. Bu ülkelerin gelecek kuşaklar için yapabileceği en doğru iş bu borçlanmayı gelecekte açık vermeyecek yatırımlara yönlendirmektir. Eğer bu borçlanmayla teknolojiyi geliştirecek, cari açığı düşürecek yatırımlar yapılırsa borçlanmak zorunda olan ülkeler ileride bu zorunluluktan kurtulabilirler ya da en azından bu zorunluluğu daha düşük düzeylere indirebilirler. 

Türkiye, ikinci grupta yer alan yani ikiz açık veren (hem cari açık hem de bütçe açığı) ülkelerden birisidir ve bu açıkları çocuklarının, torunlarının geleceğinden borçlanarak kapatır. Yapması gereken tek şey borçlanmayı yukarıda değindiğim amaçlarla yapması ve buna dönük yatırımlara girişmesidir. Ne var ki yaptığı yatırımlar bu tür bir amacı gerçekleştirecek, teknoloji yaratacak, cari açığı düşürecek yatırımlar değil, daha çok inşaat yatırımlarıdır. Türkiye’nin bir varlık fonu kuracak varlığı da fonu da yoktur. Eldeki kamu varlıkları Hazine’ye aittir ve onların kârları zaten bütçe finansmanında kullanılmaktadır. Bu varlıkları Hazine’den alıp ayrı bir fona koymak parayı bir cepten alıp ötekine koymaktan pek farklı değildir. İkiz açığı olan bir ülkenin üstelik emeklilik fonları da Hazinece finanse edilirken bir varlık fonu kurması mantıklı bir iş değildir. Ama Türkiye bir heves varlık fonu kurmuştur. Ne var ki başından beri söylediğimiz gibi varlığı olmayan fonu olmayan bir varlık fonu olmayacağı için sonunda basında çıkan haberlere göre Türkiye Varlık Fonu, projeleri finanse etmek amacıyla dışarıdan borç arayışına girmiştir. Bu durumda varlık fonu, Hazine’nin teminat vererek borçlanan bir kopyası haline dönüşmüş, kamu kesimi adına borçlanma yetkisi ikiye bölünmüştür. Varlık Fonu teminat vererek borçlanacağı için teminat vermeyerek, devletin itibariyle borçlanan Hazine’nin dış borçlanması zorlaşmış olmaktadır. Özetle dünyada borç verip ek para kazanarak varlığını artırmak üzerine kurulan varlık fonlarına Türk usulü bir borç alan varlık fonu katılmıştır.  

Varlık Fonu kurulalı 1 yıldan uzun zaman geçti. Bu fon ne yapıyor ya da ne yapmıyor bilmiyoruz. Şimdiye kadar sadece herkesin bu fona hayran olduğu ve dışarıdan borçlanma hazırlığı yapıldığı yansıdı basına. Ve ne yazık ki fonun ne yaptığını ya da ne yapmaya karar verdiğini basından izler durumdayız. Ne denetim, ne denetim raporu hiç biri ortada yok. Benden başka soran var mı onu da bilmiyorum. Oysa madem yoklukta kurduk o halde varlık fonu üzerine en fazla titrememiz gereken şey. Toplum bu konularda duyarlı değil. Eskiden kalma duyarlılığını da bu dönemde tamamen yitirmiş görünüyor.

2. Mali Kural Var Uygulayan Yok
Kamu borçlanmasına sınır getiren 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5’inci maddesindeki düzenleme elimizdeki tek mali kuraldır. Bu düzenleme, merkezi yönetimin net borçlanmasını bütçe açığı ile sınırlandıran bir yapıya dayanıyor. Buna göre Hazine, ilgili yıl bütçe kanununda öngörülen açıktan daha fazla net borçlanma yapamaz.

2017 yılı bütçe yasasında merkezi bütçenin 47,5 milyar TL açık vermesi öngörülüyor ve net borçlanma limiti de bu tavana göre oluşturulmuş oluyordu. Yasal olarak bu limitin, ikincisi Bakanlar Kurulu kararıyla olmak üzere, iki kez yüzde 5 oranında artırılması söz konusu. Buna göre 2017 yılı için Hazine’nin net borçlanma limiti 52,4 milyar TL’ye yükselebiliyor. Bundan ötesi mümkün değil. Çünkü söz konusu yasa maddesi “borçlanma limiti değiştirilemez” hükmünü taşıyor.  

Aşağıdaki tablo Hazine’nin web sitesinden alınmış bulunan ‘Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi ve Finansmanı’ tablosunun Eylül ayı itibariyle güncellenmiş özet görünümünü sergiliyor (Kaynak: Hazine Müsteşarlığı www.hazine.gov.tr):

2016 / Yıllık
2017 / 9 Aylık
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GELİRLERİ
554.140
456.608
I. GENEL BÜTÇE GELİRLERİ
533.203
439.908
Vergi Gelirleri
459.002
385.349
Diğer
74.201
54.559
II. ÖZEL BÜTÇELİ İDARELERİN GELİRLERİ
17.012
13.076
III. DÜZENLEYİCİ, DENETLEYİCİ KUR. GELİRLERİ
3.925
3.623
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE HARCAMALARI
584.071
488.221
Faiz Hariç Bütçe Giderleri
533.825
441.643
Faiz Giderleri
50.247
46.577
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE FAİZ DIŞI DENGESİ
20.315
14.964
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE DENGESİ
-29.932
-31.613
BÜTÇE EMANETLERİ
-4.247
2.844
DİĞER EMANETLER
-483
228
AVANSLAR
-2.738
3.587
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE NAKİT DENGESİ
-37.400
-24.954
MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE FİNANSMANI
37.400
24.954
BORÇLANMA (NET)
32.955
70.525
DIŞ BORÇLANMA (NET)
4.435
15.659
İÇ BORÇLANMA (NET)
28.520
54.866
NET BORÇ VERME (-)
-1.615
32
ÖZELLEŞTİRME GELİRİ
0
0
TMSF GELİR FAZLALARI
0
0
KASA/BANKA VE DİĞER İŞLEMLER
2.830
-45.538

Tabloya göre merkezi yönetim bütçesi 2016 yılında yıllık olarak 554,1 milyar TL gelir toplamış, 584,1 milyar TL gider yapmış ve 29,9 milyar TL açık vermiş. 2016 yılında nakit açığı 37,4 milyar TL olmuş, Hazine bu açığın 33 milyar TL’si net borçlanmayla kalanını da diğer kaynaklarla karşılamış.
2017 yılının ilk 9 ayında merkezi yönetim bütçesi 456,6 milyar TL gelir toplamış, 488,2 milyar TL gider yapmış ve 31,6 milyar TL açık vermiş. 2017 yılının ilk 9 ayında nakit açığı yaklaşık 25 milyar TL olmuş, Hazine bu açığa karşılık 70,5 milyar TL net borçlanma yapmış. Bu durumda Hazinenin kasa ve banka hesaplarında 45,5 milyar TL olduğu görülüyor.

Karşımızda iki tespit ve bazı sorular var: (1) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5’inci maddesindeki hükme göre Hazine’nin 2017 yılında yapabileceği net borçlanmanın limiti 52,4 milyar TL’dir. Aynı maddede ‘borçlanma limiti değiştirilemez’ hükmü yer almaktadır. Herhangi bir yasa değişikliği yapılmamış durumdadır. Bu durumda Hazine limiti aşan 18,1 milyar TL’lik borçlanmayı yasa dışına çıkarak nasıl yapabilmiştir? (2) Bütçe açığının 31,6 ve nakit açığının 25 milyar TL olduğu (Hazinenin geniş nakit açığı Eylül’de 40,4 milyar TL) olduğu ve Orta Vadeli Programa göre enflasyon ve faizlerin ileride düşmesinin beklendiği bir ortamda Hazine niçin açığı çok aşacak bir borçlanmaya gitmiştir? İleride enflasyonun ve faizlerin hızla artmasını mı beklemektedir? Eğer öyleyse Orta Vadeli Programda niçin tersi gösterilmiştir?

3. Asıl Sorun, Sorunlara Aldıranın Kalmamış Olması
Bu iki tespit ekonomide işlerin gerçekten sağlıklı olmadığını ve sürekli olarak telaş içinde çözümler geliştirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor. Bunlar iyi gelişmeler değil. Ama daha kötüsü böyle bir tespit paylaşıldığında ya da buradaki gibi sorular sorulduğunda “dert ettiğin şeye bak” ya da “ortada devlet mi kaldı” diyenlerin sayısındaki artış. En sıradan insandan en ciddi kişilere kadar çoğunluk bu konulara aldırmaz oldu. Yani hukukun üstünlüğünü kaybetmekten çok daha ciddi bir kaybımız var artık: Olaylara karşı duyarlılığımızı kaybettik. “Şurada bir adam öldürdüler” deseniz “aldırma bize bir şey olmadı” diyenler konuyla ilgilenenlerden çok daha fazla. “Yasa dışı borçlanma yapılıyor” deseniz “uğraştığın şeye bak” diyorlar.

Demokrasilerde kamuoyu baskısı, yargının yarattığı önleyici etkiden de üniversitenin yol göstericiliğinden de önemlidir. Motorlu taşıtlar vergisi artışına gösterdiğimiz tepkinin yarısını bizim paralarımızla oluşan bütçenin kullanılmasına gösterebilsek çok şeyi düzeltme şansımız olurdu.    

Borçlar ödenir, yenisi de bulunur bunu deneyimlerimden biliyorum, ama toplumsal duyarlılık kaybolunca bir daha bulunur mu onu bilemiyorum.

248 yorum:

  1. özet: Her şeyi KANIKSIYORUZ. Ve buda bizi...... (cümlenin devamını getiremedim, sanırım bunu da kanıksadım)

    YanıtlaSil
  2. hocam, iktisatta başarı için kanımca önce asri ve sorgulayıcı eğitim sistemi, doğru iktisat politikaları ve sabırdır. maalesef bunların hiçbirisi bizde yok. en başta da sabır asla yok. bu yüzden daha çok sanayi devrimleri kaçıracağız gibi geliyor bana. başkaları hep üretecek biz de satın alabilmek için borçlanmaya devam edeceğiz. yani üretim ekonomisine geçiş hep lafta kalacak borçlanma ekonomisine tam gaz devam. devam da nereye kadar?. sanırım duvara son sürat toslayana kadar. ne dersiniz hocam?. saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sadece iktisatta değil her konuda çağdaş, sorgulayıcı, bilime esas alan bir eğitim sistemine geçmedikçe toplumu çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma olanağımız yok.

      Sil
    2. Biz düzeltme yapmamiz için kriz yasamamiz gerekiyor ozellestirmd bankacilik reformu 15 gunde 15 kanun kemal Derviş olmasa yapilabilirmiydi

      Sil
    3. mahfi hocam her iki kelimeden biri "çağdaş, sorgulayıcı, bilime esas alan bir eğitim sistemine" sözünüzdür, peki kemalizmi sorgulama cesaretini hiç gösterdiniz mi ?,,,millet sefaletle boğuşurken savarona'lar nedir.

      Sil
  3. Hocam demokrasi de yok ama "ileri demokrasi"yiz diye övünüyoruz. Hukuk da yok ama her yerde "Türkiye hukuk devletidir" diye sallıyoruz. Özgür basın diye bir şey kalmadı ama iktidara bakarsak dünyanın en özgür basını bizde. Aslında şu zırhlı mercedesleri, maybachları, koca koca Amerikan ciplerini satıp bir varlık fonu kursalar gelecek nesillere sıkı bir varlık bırakmış olurlar...

    YanıtlaSil
  4. Hocam yine bizi aydinlattiniz. Isin aci yani sadece toplumun duyarsizligi degil basinin ve ekonomist gecinenelerin bu olaylari sumen alti etmesi. Bu yazi sanirim 2018 yilinin 2017 yilini aratacagini gosteriyor zaten son bir kac yildir kor topal ilerliyorduk asil zor doneme giris yaptik gibi Cunku ekonomik sorunlarin yaninda jeopolitik risklerin, ABD ve AB ile problemlerin hatta iceride ayrismanin hat safaya vardigi bir ulkede sizin ekonomi yorumlariniz bana gore iyimser kaliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşünün yani ben bile iyimser kalıyorum.

      Sil
  5. Kayboldu dediginiz devlet, "devleti ortadana kaldiranlar"dan once sigara ve alkol uretip kendi vatandasina satiyor, oyle gelir elde ediyordu. Varlik Fonu, KIT felan deyince aklima geldi. O gunlere ozlem duyanlarin umarim yakinlari bu maddelerden etkilenmemistir, kemikleri sizlatmazlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değişen bir şey yok. Şimdi de özel sektöre devrettiği sigara ve alkol üretimi üzerinden vergi alarak yoluna devam ediyor.

      Sil
    2. Bu arkadaşı okuyan da ülkede alkol-sigara üretimi-satışı falan yasaklandı sanacak. Alkol ve sigaradan en yüksek verginin alındığı ülkede yaşayan hacı, sen dikkat et de çocuğun varsa okul köşelerinde satılan bonzaiye falan alışmasın. Sonra da git dua et iddaa kuponun tutsun, sayısaldan da şöyle bir 10 milyon falan kaldır. Sen kesin Allah'a rüşvet teklif etmişindir "Allahım, şu altılı tutsun, köşedeki camiyi boyatacağım" ya da "ensara bağış yapacağım" falan diye :))

      Sil
    3. Adsiz 19:48, anlasilan stand-up gostericisi olmak gibi bir emeliniz var. Umarim muvaffak olursunuz. Gercekten cok komiksiniz, bu yolda devam edin lutfen. Ancak bu ince zekaniza ragmen ulkede alkol-sigara satilmasi ile, devletin bizzat uretip, satmasi arasinda bir fark goremiyorsunuz anlasilan. Ilginc.

      Bence alkol ve tutun satisi tamamen yasaklanmalidir. O olmadi, bu urunlerin alis-verisinden elde edilen tum gelirler, bu maddelerin tuketimini engellemek icin kullanilmalidir.

      Var mi itiraziniz? :))

      Sil
    4. Adsız 20:17

      Elbette itirazım var. Devlet kimsenin sigarasına, alkolüne karışmamalı. Makul ölçülerde olmak şartı ile isteyen sigara, isteyen viski, rakı, şarap içer, karışmak devlet dahil kimsenin haddi değildir. Ha, aşırıya kaçar, sarhoş olup etrafı dağıtır, o zaman da asayiş görevlileri devreye girer. Asıl riyakârlık alkole karşı gibi görünüp bunlara emsali görülmedik vergi bindirmek, sonra da bu vergilerle zırhlı Maybach makam araçlarına binip 1100 odalı saraylarda yaşamaktır.

      Ben sizde herhangi bir yetenek göremiyorum, üzgünüm. Bu kafayla hayatın herhangi bir dalında başarılı olabileceğinize ihtimal vermiyorum ama Allahtan ümit kesilmez, siz gene de çalışmaya devam edin :))

      Sil
    5. Adsiz 20:38, makul bir cevap olmus. Alkolden ve sigaradan alinan vergiden rahatsiz oluyorsaniz tuketmeyin, ben oyle yapiyorum.

      Sil
    6. Ekmekten, sudan ,elektirikten, benzinden ,giyecekten, yiyecekten ,ulaşımdan, haberleşmeden alınan vergiden rahatsız oluyorum. Bundan sonra tüketmeyeceğim. Allah sizden razı olsun. Tüketmemek daha önce hiç aklıma gelmemişti. Vergisiz tüketebileceğim pırlanta ,gemi yakıtı vardı sanırım. Bundan sonra onları kullanırım.

      Sil
    7. Vergiden rahatsız olanlar her zaman bir yol bulur. Akıllı idareciler rahatsız etmeyecek vergi düzeni kuranlardır.
      http://www.abcgazetesi.com/50-liraya-10-sise-raki-67268h.htm

      Sil
    8. Adsiz 00:30, bu saydiklarinizi tuketmek zorundasiniz. Alkol ve sigara tuketme zorunlulugunuz nereden geliyor? Alkol ve sigara tuketenlerin verdigi vergiyi bir gelir gibi gorenler, herhalde bu maddeyi tuketenlerin sosyal guvencesinin olmadigini, hastalandiklarinda tedavi edilmeyip bir cukura atilip ustlerine kirec atip gomuldugunu saniyor.

      Bu maddelerin tuketimini en aza indirebilecek ne varsa devlet bunu yapmali, ve akli basinda insanlarin bunu desteklemesi lazim. Kimse kimsenin zevki sefasi icin tukettigi maddelerden bile bile, tum uyarilara ragmen gordugu zararin duzeltilmesi icin sorumlu tutulmamali. Ne bileyim, yurt disindan getirilecek doktorlarin parasini felan odemek zorunda olmamali.

      Anlayacaginiz, vergisi yuksek olani tuketmeyin diye bir tabirim olmadi. Yanlis anlamissiniz. Kaldi ki vergi vermek vatanini seven birisi icin ovunc kaynagidir.

      Pirlanta'dan vergi alinmadigini dusundugunuze gore bilgi edinme kaynaklariniz belli. Her okudugunuza inanmayin, hele ki o kaynaklardan. Pirlatadan yukarida saydiklarinizdan daha fazla vergi aliniyor. Bir kuyumcuya giderek deneyimleyebilirsiniz.

      hebip 02:19, akilli vatandas zaten bahsettiginiz maddeleri tuketmez.

      Sil
    9. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    10. Yani sigara ve alkol zararlı olduğu için maliyetinin 2,3 katı vergi koyup halkın sağlığını koruyorlar. Gerçekten çok düşüncelisiniz. Bu kadar insancıl olmanıza sevindim. Her yıl trafik kazalarında binlerce insanımız ölüyor. Yaralananları tedavi etmek için epey para harcıyoruz. Mesela yollara vergi koyalım trafik kazasından ölen ve yaralananlar azalsın. Araçların ,yakıtın vergisini 8,10 kat arttıralım mesela. Ha şimdi diyeceksin insanlar ölse de, yaralanınca hastane masrafı olsa da mecburen araçları kullanmak zorunda. Tabii ki bu tür ölüm ve sağlık harcamaları sigara ve alkolle bir tutulamaz. Ama bari GDO'lu gıdalara vergi koysanız o biraz zararlı sanki. İçinde koruyucu madde bulunan gıdalar kanser yapıyor. Kanser tedavisi çok pahalı. Acaba bu tür gıdalara maliyetinin 3,4 katı vergi koysak çok mu ayıp olur. Ama alkol ve sigaraya vergi koyup halkımızın sağlığını yeterince koruduk değil mi?

      Sil
    11. Adsiz 17:39, "GDO"lu gidalara vergiyi elimde yetki olsa bile koymazdim.

      GDO'lu gidalar hakkinda ne biliyorsunuz? GDO'lu gidalarin insan sagligina zararli oldugu yonunde bir tespit var mi? Supheler var, ancak teorik olarak gorunen hicbir sakincasi yok. Zaten supheler de GDO gida uretiminde yasanacak sorunlardan kaynakli. GDO'nun ne oldugunu bilmeyenler GDO'yu bir madde saniyor ancak hic alakasi yok. Su'yu Hydrodiokside diye yazip yanlis kullanimlarini anlatarak zehir gibi tanitip, milletin de "su"yun yasaklamasini istemeleri gibi bir durum GDO durumu.

      Bu arada ben alkol ve sigaradaki yuksek vergilerin halk sagligini cok da korudugunu dusunmuyorum. Ama bunu hafif dozda yasaklamak olarak gordugum icin destekliyorum.

      Bana kalsa iki maddenin satisini da uretimini de yasaklardim. Aldiklari canlar, ve topluma verdikleri zarar bagilimlilarin aglayislarini ninni kivamina getirirdi. Sonunda bana en cok onlar dua ederdi, orasi ayri tabi.

      Yasaklamak tek cozum degil, liberalleri mutlu etmek icin en azindan oradan gelen geliri bu maddeler ile savasa ayirabiliriz. Alternatif cozumler de olabilir, bu maddeleri tuketmedigini periyodik olarak kontrol ettirenler daha dusuk SGK primi verebilir vs.

      Ama su da var ki, gercekten bunun nesine karsi ciktiginizi anlayamiyorum. Tutun ve alkol insanlari olduruyor, ozellikle alkol sadece tuketeni degil topluma da duzeltilemez zararlar veriyor. Daha gecenlerde, televizyonda alkol guzellemesi yapan bir dizinin senaristi 3 kisinin olumune neden oldu. Bu bile ibret olamiyor. Halbu ki ornek o kadar cok ki.

      Sil
  6. Sevgili hocam, Eskiden bir film izlemiştim.Rahmetii Kemal Sunal' in timarhaneden kacan iki kisinin yanlislikla ilceye tayini beklenen kaymakam ve savci sanilarak bir sure ilceyi yonettigi guzel bir filmdi.o filmdi ama..

    YanıtlaSil
  7. Bayram Öztürk21 Ekim 2017 15:48

    Merhaba hocam.
    Benim sorum yukarıdaki tabloya ilişkin olacaktı. 2017 yılı ilk dokuz ayında bütçe emanetleri nasıl orda (-) eksi olur. Bu hesap (320) alacak kalanı vermez mi?
    Teşekkürler hocam

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaman zaman emanete alınan paralardan ödemeler olunca eksi çıkabiliyor.

      Sil
  8. Sizce, öğretmenlik mesleği önemli midir?

    Teknolojinin ilerliyor olmasıyla birlikte öğretmenlik de tarih sahnesinde yerini alacak mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öğretmenlik her zaman önemli bir meslektir ve bu mesleğe gerekli önemi veren toplumlar ileri giderler.

      Sil
  9. Yazınızda sorduğunuz soruyu ortaokul mezunu anneme sordum. şöyle cevap verdi: "cumhurbaşkanı ülkeyi 50 tane cephede savaşa soktu, daha da sokacak. askeriyeye seneye harcayacağı parayı şimdiden topluyor"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anneler bilir bu işleri.

      Sil
    2. Annenize sorar mısınız neden savaşa sokmuş 50 cephede, marifet ülkeyi savaşa sokmakta değil sokmamaktadır çünkü. Marifet parayı askeriyeye harcamak değil eğitime bilime sağlığa vatandaşlarına ülkenin refahına harcamaktır.

      Sil
  10. Hocam Merhaba,

    Yazınız tam olarak üniversitedeki hocaların sorumsuz öğrencilere yaptığı hayat dersi uyarısı gibi olmuş.

    Demokrasi mekanizmalarının hiç biri şuan işlemiyor. Ne sivil toplum örgütleri, ne yargı, ne de basın...

    Ülke sağduyu ve bilinç olarak tek bir şeye kitlenmiş durumda, iktidar yanlısı mısınız? Yoksa değil misiniz? Ne tartışılırsa tartışılsın temelinin bu paradigma olduğu bir sarmalın içerisinde toplumsal sorgulama ve tepki oluşabilir ve olaylara bakış açısı sizin de belirttiğiniz düzeye ulaşabilir mi?

    Öyle bir ülke düşünün ki yöneticileri :
    At izi İt izine karıştı desin.
    Yöneticisinin bu şekilde konuştuğu bir yerde demokrasinin mekanizmaları çalışabilir mi?

    Bana herkes kızabilir ama hakkımı bu ülkedeki muhalefete helal etmiyorum. Vizyonsuz, ne yapacağını bilmeyen, becerisizlik abidesi, ödlek siyasetinin 1 numaralı örneği olan bu muhalefet, buraya gelişimizin ana sorumlusudur.

    Ne yapmalıyız? Umutsuzum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlk yapılması gereken şey umutsuzluğa kapılmamak ve daha fazla çalışmaktır.

      Sil
    2. Üç muhalefet partisinden birisi muhalefet yapmıyor iktidar ortağı sayılır, diğerinin milletvekilleri belediye başkanları vb hapiste, diğerinin de genel başkanına yarın seni de savcı çağırabilir diye sopa gösteriliyor, medya ambargosu uygulanıyor vb. Sesini çıkarana vatan haini demeye getiriliyor.
      Ne yapsın muhalefet?
      Buraya gelişimizin ana sorumlusu yazdığınız gibi muhalefet değil mevcut iktidarı seçip oy veren ve başa getiren seçmenlerdir. Kendileri "bura" dan da gayet memnundur ki anketlere göre iktidar partisinin oy oranında pek bir düşüş görünmüyor. O zaman geri kalanlara da bal yemek düşüyor.

      Sil
    3. Adsız 22:21

      Hiç birinin siyasi görüşünü savunduğumdan değil, siz o saydığınız muhalefet partilerinin başına :

      Demirel'i, Ecevit'i veya Erbakan'ı koyun bakalım, isterseniz hapis değil zindanlarda süründürün. O zaman muhalefet nasıl oluyormuş görürsünüz. Sizin verdiğiniz örnekler nedir? Bu adamlar ipten döndüler, başlarına gelmeyen kalmadı ama siyasetin hakkını verdiler.

      Sünepe olmadılar. Ne yapsın dediğiniz muhalefet biraz bu adamların hayatını okusa ne yapacağını anlar...

      Sil
    4. Bir numaralı suçlu değilse bile bir numaraya yakındır muhalefetin sorumluluğu. Ancak eş genel başkanları dahil onlarca milletvekili-belediye başkanı hapislerde olan partiye de haksızlık etmek istemem. Ana muhalefet partisinin başındaki kişinin beceriksizliği, sünepeliği hatta zavallılığa ramak kalan korkaklığı hakkında yerden göğe haklısınız. Ben ana muhalefet lideri olsam, bırakın hapisten korkmayı, ülkemim düşürüldüğü şu bataklığı protesto amacıyla meclisin önünde kendimi yakardım. Öbür payanda için bir şey yazmaya gerek yok zaten. Seçimlerde: "tapelerdeki-kayıtlardaki hırsızlıkların hesabını soracağız" diye oy isteyip "İktidarı iktidardan fazla destekleyen muhalefet" gibi bir garabet olarak tarihteki yerini aldı zaten.

      Sil
    5. Insanlara hakaret etmeden elestiremiyor musunuz siz? Bunu bile beceremiyorken fikirlerinizin ne kiymeti olabilir.

      Sil
    6. Adsız 16:03
      Kemal Abi sen misin?
      Şaka bir tarafa; yazılarımız adminin süzgecinden geçtiğine göre, hakaret görseler yayınlamazlardı diye düşünüyorum. Ayrıca siz niye bu kadar alıngansınız onu sorgulayın bence. Memleketin yangın yerine döndürüldüğü, bırakın çocuklarımızı, torunlarımızın bile borç ve cehalet batağına gömüldüğü, iktidarın son 5 yılda neredeyse her gün, her işinde devasa yanlışlar yaptığı bir ülkede o iktidarı en ufak sarsıntıya uğratamayan ana muhalefet liderine övgüler mi düzseydim?

      Sil
  11. Elinize kaleminize sağlık hocam. Siz bunları defalarca anlattınız ama ne yazık ki birileri bildiğini ( aslında bilmedigini) okumaya devam ediyor.

    Eksik olmayın hocam saygılarımla.

    YanıtlaSil
  12. hocam hazine kefaletlerinden doğan olası zararları karşılamak için değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir bilgim yok. Çünkü bunu açıklayan bir yetkili de yok.

      Sil
  13. Güzel yazı için teşekkürler

    YanıtlaSil
  14. hocam elinize sağlık çok güzel yazmışsınızda ntv deki proğramınızda bunlardan bahssetmiyorsunuz kazara olumsuz bir şey söyleseniz ntv deki sarışın bayan yandaş gazetelerden cilalanmış bir ekonomi haberi okuyor. devletin ekonomik olarak battığını yakın zamanda emekli maaşlarını öderken zorlanacağını muhakkak görüyorsunuz.bunları söylerseniz ntv de çıkmaya devam edebilirmisiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bunları aynen söylüyorum. Pazartesi günü de bu yazdığımı söyleyeceğim. İzleyin isterseniz.

      Sil
    2. Ben sürekli takip ediyorum, bunları söylüyorsunuz. Zaten sürekli bunları dile getiriyorsunuz ama kimse sallamıyor. Bu yüzden de o sarışın kadın da engellemiyor. İlerde biraz dediğiniz duyulsun o zaman engellemeye başlarlar merak etmeyin. Bilinçli olacak insanların çalışması bunu gösterir. Güzel yazılar ve emek. Ellerinize sağlık

      Sil
    3. yazdıklarınız ulkenin temel sorunları.Lakin su sozü hatırlatıyor " Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karsındakinin anlayacagı kadardır". Sorun bunları idrak edebilecek kollektif aklın gelişmemiş olması. Bunu tespit edince umutlar buharlaşıyor. Yine de sizi okumak gercek bir zevk. Umarım siz umudunuzu yitirmez ve bizleri aydınlatmaya devam edersiniz.

      Sil
  15. Bulunmaz hocam bulunmaz! Tek adam rejimine alıştırdılar bizi..Artık kanun kural hak hukuk tek adamın ağzında..Adalet için ağaca tırmanıp tek adama ulaşmak gerek.Anayasal kurumlar şeklen var,işlevsel olarak namevcut hepsi..Zaten kamuoyu baskısı olmasın diye demokrasiyi ortadan kaldırdılar..İnsanları sokağa dökmeyen muhalefet sayesinde oldu bunlar.

    YanıtlaSil
  16. Merhabalar Hocam,
    Öncelikle size en içten teşekkürlerimi sunarım, inanın bu blog benim gibi çok sayıda kişi için büyük bir hizmet, hiç bilmediğimiz şeyleri sayenizde yorumlamayı öğreniyoruz. Hergün 2-3 kez kontrol ediyorum yeni birşey varmı diye.
    Yazınızla ilgili birkaç sorum var, bunları cevaplayabilir misiniz. Bu yılki borçlanmanın bu kadar aşırı olması ile ilgili birkaç olasılık aklıma geliyor:
    1. Malumunuz KGF nin suyu kesilince büyüme muhemelen ivmesini kaybetti. Bu toplanan ek borçlar, yakında KGF benzeri yeni bir fon yaratmak için kullanılacak olabilir mi?
    2. Bahsettiğiniz Varlık Fonuna kaynak aktarmak için olabilir mi?
    3. Şu anda geri ödemeleri başlayan, KGF garantili kredilerin önemli bir bölümünün ödenemeyeceği hesap edildi de, bu ek borçlanma bunlar için olabir mi?
    4. Aslında bütçe açığı açıklanan rakamların çok üstünde, bu para onlar için kullanılacak. Bu normalde mantıklı değil biliyorum ama artık hiçbir resmi kuruma güvenim yok. Sanırım en kötüsü de bu son madde, eğer öyleyse bizde Yunanistan gibi rakamlarda "katakulli" yapmaya başlamış olabilir miyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorularınızın hiçbirinin yanıtını bilmiyorum. Ben de sizin gibi neden olduğunu bilmediğim yasa dışı borçlanmanın nedenini soruyorum. Bilen birisinin aydınlatmasını umarak.

      Sil
  17. Hocam elinize ve yüreğinize sağlık. Peki varlık fonunu başarıyla uygulayan bir ülke ismi verirmisiniz. Varlık fonu başarılı oldu demenin ölçütü nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Varlık Fonunu en başarılı uygulayan ülke Norveç. Norveç Varlık Fonu Kuzey Denizi petrol gelirlerinin yarattığı cari fazla ve bütçe fazlasını aktardıkları bir fon. Bu fondan çeşitli projelere ve ülke tahvillerine para yatırıp faiz ve temettü gibi gelirler elde ediyorlar. Şu andaki değeri 1 trilyon Doları aşmış durumda. Bu varlığı harcamıyorlar ve ilerisi için biriktiriyorlar. Gün gelip Kuzey Denizi petrolü tükendiğinde fazla verme bitecek o zaman bu fon onlara destek olacak.

      Sil
  18. Hocam benim anlamadığım bu işleri yapan adamlar arasında bir tane bile “abi yasa dışı iş yapıyoruz” diyen yok mu? Hadi var diyelim bunu diyen adamı ciddiye alan bir düşünen bunun hesabını şimdi sormasalar yarın sorarlar deyip en azından muhabbetini eden adam kalmadı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir bilgim yok ne yazık ki.

      Sil
    2. Kendi ifadeleriyle oğlan onların kız onların.
      Aslında neden böyle oldu ki, torba yasaya bir eklemeyle yasayı değiştirip yaptıklarının hepsini yasal hale getirebilirlerdi. Sonuçta anayasa değil yasa değişikliği gerekiyor. Unutuldu herhalde. Neyse canım khk da olur, hazine istediği kadar borçlanır diye bir cümle eklediler mi sorun çözülür, sonraki ilk torba yasaya da eklerler bitti gitti.

      Sil
  19. Hocam cok guzel bir yazi bizi gercekten bilinclendiriyorsunuz.Hicbir gazete ya da televizyon programi onemli hayati oneme sahip konulari siyaset bulastirmadan iredeleyemiyor.Ama su konuda bende devletmi kaldi diyenlerdenim maledeg ulkemiz minhasiran bir ortadogu iklimine burundu.Bu hamaset ve cekismelerden dolayi Dunyada baska neler oluyor diye kafa cevirip bakamiyoruz.

    YanıtlaSil
  20. Nerdeyse 40 yil once lise 2'de Fransiz ihtilali ile ilgili sinav vardi. hic calismamistim. imtihan ertesi gun. Aksamleyin tek bir okuyusla eryesi gun sinavda 90 almistim. hala hatirlarim cunku konu cok ilgimi cekmisti. daha sonraki yillardada kitaplarda yazilmayanlari ogrendim. Diyecegim o ki o zamanki franaiz halki ac, cahil, tukenmus olmalarina ragmen by ihtilali gerceklestirmislerdi. Cunky onlarin mideleri fuziken ac ama saraydakiler ve soylular ise o denli tok ve haljtan kopuktular. Sonucta ronesans gerceklesti mecburen ve simdi durym ortada. simdi bizde durum cok farkli. nufusun %50'i kor kutuk cahil, %20si ilk okul duzeyinde egitimli. Ama korkunc bir vurdumduymazlik ve umursamazlik var. Demekki daha cahil olmak gerekiyor birseyleri degistirebilmek icin. Veya daha cesur. olurmu olmazmi bilmiyorum ama birgyn bu halkda ayacak. Lafim dinlensin, isim olsun, karnim doysun diyecek. Gercek ve sahte kapitalistlere kafa tutacak. Laikligin ne oldugunu ve onemini kavrayacak. Malesef herseyi once yadamamuz gerekiyor. Ne dersiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ismet Fransiz ihtilalinden 90 almissin da Turk Inkilap tarihinden kac aldin? Once bunu hesabini ver!

      Sil
    2. ismi cismi gizli olanlarla tartismiyorum.

      Sil
    3. Ismet haklisin. Ayrica Aziz Nesin'in soyledigi Turkiyede akilli insanlarin oranini da goz onune almak lazim. Su an durumumuza cok yukaridan bakacak olursak, Nazi Almanyasinda da, Sovyetler birliginde de yonetimin yanlislarini sorgulamaya kalkanlari "sen partimize karsi misin, sen liderimize karsi misin" diye tohmet altinda birakip sindiriyorlardi. Sonucta ne oldu, Nazi Almanyasi savasta yenildi bolundu. Sovyetler birligi dagildi gitti. Simdi de Turkiye ayni durumda ve ayni yintem kullaniliyor ve bizi bekleyen son da muhtemelen ayni olacak zaten. Insanlar hukumetin yaptiklarini sorgulamiyor, ama herkes devletin elden gittiginin bilincinde. Insanlarin bu sorgulamayi yapmamasinin sebeplerinden biri adalet kavraminin kaybolmasi ve korku. Yani insanlar bu sorgulamayi yaparlarsa elde kalan en onemli varliklarinin (ozgurluklerinin) elden gitmesinden korkuyorlar, cunku bu cok kolay artik Turkiye'de. Oyle degil mi? "teror orgutune uye olmamakla birlikte.." diye baslayan bir suclama yeterli insanlarin hayatinin kaymasi icin. Nereye kadar? Romanya'da Nikolay Cavuseku nereye kadar gidebildiyse oraya kadar. Avrupa'nin en buyuk sarayinda yasiyordu merhum diktator. Duvar dibinde kursuna dizilerek bitti isi. Bu da Romen ihtilali iste. Demek ki halk bir yere kadar sabrediyor sonra ip kopuyor.

      Sil
    4. tartismadan korkma Ismet! Osmanli Tarihinden kac aldin.
      Namik

      Sil
    5. adsız 00:42 iyi güzel düşünüyorsun da bizim halk asla Avrupalı gibi değil. Avrupalı Rönesans - reform ve Fransız ihtilali ile ciddi şekilde rasyonelleşti. kısa bir dönem kontrol edersiniz ama asla uzun vadeye yayamazsınız bu kontrolü. belli bir duyarlılık eşiği var ve bu eşik kısa vadeli kontrole alınabiliyor. oysa bizde böyle bir eşik yok zira duyarlılık yok . yani bu halkın laiklik demokrasi hukuk iktisat gibi temel olgularla işi olmaz. salt günlük menfaatlerle hareket eder. gerçekçi olalım derim. özellikle de son 15 yıldır ekonomiden dış politikaya sosyal alanlardan bilimsel alanlara sanata ve en önemlisi de eğitimde sürekli geri gittik. ne oldu?. halkın topyekün itirazı mı oldu?. sesi mi çıktı?. bu ülkede bu halk hep kırmızı çizgilerimizi koruyanlara köstek bu çizgileri beyazlaştırıp teslim olanlarıysa baş tacı yapıp sürekli destekledi. bugünkü türkiye salt bu halkın eseridir. kimse çıkıp da bu halkı savunmasın.

      Sil
    6. Ismet notla insanlari yuzdelik dilimlerde tanimlamayla olmuyor bu isler. Lutfen bu toplumun orf adte ananelerine ahlakina saygi duyalim. Herkes sizin gibi 40 yil once lise talebesi degildi. Hala daha degil belki. Herkes sizin gectiginiz asamalardan gecmedi diye her toplum bir fransiz ihtilali adi ustunde ihtilal yani darbe gecmedi diye hakir gormeniz sart degil.

      Fransiz ihtilali bir darbedir milli iradeye karsi yapilmis bir kumpas! hapisanelerdeki hirsizlari tecavuzculeri gangsterleri serbest birakmis kanli bir darbedir. Fransiz ihtilali bakiniz milliyetcilik akimlarini one cikardi tarihi iyi okuyun o milliyetcilik akimlari da fasizmi dunyaya hediye etti. Yonetimler kendilerinden olmayanlari kampa yolladi. Kisaca Fransiz ihtillai o donemki parelel yapinin darbesidir. Parelelci fransizlar ihtilal yapti bunu bilmek icin muneccim olmaya gerek yok acin tarih okuyun 90 almissiniz ama unutmus olamaz misiniz?

      Artik dunya ve turkiye ihtilallaer darbeler donemini coktan atlatti allahima bin sukur. Artik istikrar var. Huzur var demokrasi var. Ben demokratim ve demokratiligimin geregi olarak ihtilalalerden degil sandiktan medet umuyorum.

      Sil
    7. Eger fransiz ihtilalinde fransada su anki bizdeki millet olsaydi fransizlarda ihtilal mihtilal olmazdi. Fransiz parelelciler de ve geziciler de darbeciler de tarihin coplugunde yer alirdi.
      Bu millet sarayina baglidir cok sukur. Gerekirse nobetini tutar yanasmak isteyene dersini verir. baknz 15 temmuz

      Sil
  21. Sayın hocam;
    Emekleriniz, uğraşlarınız için çok sağolun. 22 yaşındayım ve sizin gibi insanların varlığını görmek bana gelecek için umut veriyor. Bu ülkenin sadece gerçekten vatansever ve sanıyorum birazda fedakar insanlara ihtiyacı var. Yazılarınız sayesinde maalesef ki ülkenin içinde bulunduğu durumun kötülüğünü anlayabiliyorum. Benim sorum şu olacak, tarihimiz boyunca hem ekonomik hem siyasi olarak çok zor zamanlar geçirmişiz. Ben bu dönemde doğup büyüdüğüm için mi bana en kötü dönemi şimdi yaşıyormuşuz gibi geliyor yoksa önceden de bu kadar hukuksuzlukların olduğu, kötü yönetildiğimiz bir dönem oldu mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Türkiye, benim bildiğim Atatürk sonrasında hiç iyi yönetilmedi. Sadece kötü ve daha kötü dönem ayrımı yapılabilir.

      Sil
    2. Ben kırk yaşındayım, ekonomik olarak daha kötü günler oldu ama cehaletin, gericiliğin, yobazlığın bu kadar yüceltildiği bir dönem asla olmadı. Yargının, basının, özgürlüğün bu hallere düştüğü hiç olmadı.

      Sil
    3. Cahalet safliktir sayin adsiz, saf olmak durustlugu iyi niyeti beyan eder. Neden cahaletin yuceltilmesinden bu kadar korkuyorsunuz? Ben cahiol insanlardan korkmam bilgili insanlardan daha cok korkakrim. cunku her an kumpas kurabilirler.Ulkemiz bu kumpaslardan kurtuluyor temizlige guzel ahlaka iyi niyete evriliyor. Bundan sevinc duymaniz gerekirken cahil insanlari hedef aliyorsunuz.cok yazik!

      Sil
    4. adsız 09:27 cahil insanlardan korkmazsınız çünkü onlar tamamen biatçı olur istediğiniz gibi yönlendirir sömürürsünüz. tam bir emperyalist uşağı gibi konuşmuşsunuz. ayrıca saflık yoktur. ya iyi niyet vardır ya da kötü niyet. cahil olmayı saflık olarak nitelendirmeniz ve üstelik yüceltmeniz sizin kötü niyetli olmaya yakın olduğunuzun ispatıdır.

      Sil
  22. Muftulere nikah yetkisi hakkinda ne dusunuyorsunuz?
    Bir yapisal reform mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Nasıl ki batıda papazlar nikah kılıyorsa bizde de müftülerin kılmasında bir sakınca yok. Yalnız batıda nikahlar kilisede kıyılıyor. Madem orayı örnek alıyoruz bizde de camide kıyılması lazım. Müftü kıyacaksa nikahı camide kıyılmalı.

      Sil
    2. Mahfi Egilmez, sadece kilisede kiymiyorlar, aynen bizdeki gibi cagiriyorsunuz geliyor kiliyorlar. Ulkemizde de cami'de nikah kiyiliyor zaten. Illa bir yere gidilecekse Muftuluk diye bir devlet dairesi var zaten bari orayi onerseydiniz.

      Sil
    3. hocam, yanlis anlasilmasin, yaziyla ilgili degil ancak bu konuda bir duzeltmeye ihtiyac olabilir.
      batida kilisede nikah kiyilmiyor, papazlarin bir kadin ve erkegi resmi anlamda nüfusa evli olarak kaydetme, insanlara bu statuyu verme yetkisi yok.
      nikah akdi resmi olarak belediye vb devlet kurumlarinda yapiliyor. bunun disinda insanlar mesrebine gore kilise, sinagog gibi yerlerde toren yaptiriyor ya da yaptirmiyor. en azindan benim bildigim ulkelerde. aksi yonde bilinen ulkeler varsa paylasilmasi yerinde olur.
      kisacasi, bizdeki gibi belediye+imam nikahi yaptirmak ya da yaptirmamaktan cok da farkli degil ozunde.
      muftulere nikah yetkisi verilmesinin arkasindaki en masum gerekce, o da en fazla, insanlari resmi nikaha daha fazla yoneltmek olabilir. ulkemizin bu konuda kimi gercekleri yadsinamaz malum.
      ancak, en yetkili agizlardan surekli olarak papazin nikah kiymasi ornegi verilmesi ve konunun laiklik karsitligi ekseninde gundeme getirilmesi, esas niyetin bu kadar masum olup olmadigi hakkinda, dogal olarak, supheye yol aciyor.

      Sil
    4. Tesekkur ederim verdiginiz yanit icin. Kucuk de olsa yapisal reformalar konusunda adimlar atabiliyoruz. Sonucta Hukukta Adalette yapisal reformlar onemli.

      Sil
    5. Müftüler, yetki devri ile,muhtemelen, imamlara devredecektir bu yetkiyi ve herhâlde câmilerde kıyılacaktır.
      Ancak kanâatim:Dibâce hükümleri ya da Anayasa'nın 24.madde son fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi esastan iptal edecektir. Tabi muhalefet soyut norm denetimi için başvurmayı akledebilirse.

      Sil
  23. Sayın hocam kendime yazıları ilk kurulduğu yıllardan beri takipte olan bir öğrenci olarak
    son bir aydır yazdıklarınzı analiz ediyorum kendimce dönüp dönüp özelliklede şu son 3 ayda olanlar güzel ülkemde
    yapılan yorumlara bakıyorum tutunmak istiyorum , sarılmak istiyorum ülkeme , ben ne yapabilirim ..sorusu peşindeyim
    mezun oldum müfettiş olma arzusuyla yola çıktım ,,bitmeyen sınavlar sınavlar mülakatlar .. ve asıl torpil engeli
    hep şunun peşinde oldum kendim yapmalıyım kendi çabamla mücadelemle hak etmeliyim mesleğimi.., eminim benim gibi bir çok arkadaşım aynı yolda biliyoruzki ülkemize ancak bu şekilde sarılabilriz ülkemiz için ancak böyle bir yoldan gidersek bir seyler yapabiliriz düşüncesi..
    Sizin çok değerli analizlerinizle birlikte harmanladığımda sevgili hocam buradayız biz gençlik olarak kendi adıma umudumuzu kaybetmeden bırakmıyoruz inanıyoruz başka gidecek yerimiz yok bizim ülkemiz gibi ülke de yok..
    Dış güçler İç güçler inanmıyorum bunlara ..sistemdir mühim olan oradan tutunacagız idealist ruhumuzla ..
    Son yazınız ve vurucu son satırlarınız bunların tersi durumlar olacagına inanmak istiyorum
    pes etmiyorum kendi adıma mahfi hocam saygılar ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte budur. Umut asla tükenmemeli.

      Sil
  24. Mehmet Hançerli
    Hocam petrolcülük ve varlığımız olmadığına göre FON falan kurup borçlanıp yatırım yapmaya uğraşmayalım. Eski türkiye de olduğu gibi yan gel yatalım osman gibi yapalım diyorsunuz galiba. Yeni türkiye yi hiç anlamamışsınız. yazık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar yeni şeyler değil. 150 yıl önce Osmanlı yaptı bunların hepsini. Sonuç? Koca bir imparatorluk battı bize de onun borçlarını ödemek düştü.

      Sil
    2. adsız 19:31 en azından eski Türkiye'de varlık fonuna pardon yokluk fonuna ihtiyaç duymuyorduk çünkü eskiden devlet vatandaşın borçlandırmak yerine kendisi borçlanıp sosyal devlet ilkeleriyle hareket ediyordu. şimdi ise vatandaş olmaktan çıkarıldık salt müşteri haline getirildik. zira tüm iktisadi değerlerimiz özelleştirme adı altında peşkeş çekildi küresel sermayeye!. vatandaş olmaktan çıkıp salt müşteri olmuş isek artık devlet de yok demektir salt sermaye var demektir. işte senin yeni türkiye dediğin de tam olarak budur!. eski türkiye de daha huzurluyduk. ben 42 yaşındayım ve eski türkiyemi özlüyorum. artık bu ülkede hiçbir şeyden değer alamaz olduk. yatırım dediğiniz de salt betonlaşma, sanayi tarım hayvancılık hepsi geriletildi. ne reel anlamda doğru yatırım var ne de insana yatırım var. salt ranta yatırım var. al sana yeni türkiye!..

      Sil
    3. Adsiz 19:31, Hoca calisalim diyor ama isine gelmedigi icin yan gel yat anliyorsun. Bir seyleri duzgun yapsak bugun fon tartismasi olmazdi.

      Sil
  25. Hocam Mehmet Şimşek geçen hafta "şimdi reform zamanı" gibi bir açıklama yaptı. Belki de geç de olsa hamleler gelecektir. Ne dersiniz, faydası olur mu? Treni kovalayıp yetişiriz belki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Reformdan neyin kastedildiğini bilmek lazım. Bazen birisinin reform dediği şey başkası için deform olabiliyor. Reform uygar ve çağdaş ülkeler düzeyine yetişebilmek için atılacak adımlara denir. Bu tanımda uzlaşmazsak kimi bilim liseleri kurmayı reform sayar kimisi de din eğitimi veren liseleri reform sayar.

      Sil
  26. 'Ne var ki başından beri söylediğimiz gibi varlığı olmayan fonu olmayan bir varlık fonu olmayacağı için sonunda basında çıkan haberlere göre Türkiye Varlık Fonu, projeleri finanse etmek amacıyla dışarıdan borç arayışına girmiştir.' Hangi projelerden bahsediyorsunuz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu da açık değil. Kanal İstanbul olduğuna dair söylentiler var. Bu en tehlikeli durumdur. Açıklık, şeffaflık olmayınca dedikodu ve söylenti alır yürür.

      Sil
  27. Ben de toplumsal duyarlılığımızın yön değiştirdiğini düşünüyorum. Ufak meselelerde kıyameti kopartıp, önemli meseleleri eş geçiyoruz, belki de haberimiz bile olmuyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu siyasetin kullandığı önemli bir stratejidir: "Toplumu başka ilerle meşgul edip asıl işleri sessiz sedasız yürütmek."

      Sil
  28. Sayın hocam, tamam biz bir hayal dünyası içinde yaşatılıyoruz ama IMF daha yeni Türkiye'nin büyüme oranı beklentisini yukarı doğru revize etti. Rating kuruluşları da fena görmüyor gibi. Onlar neyi olumlu buluyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uykusuzadam, uykuda gibisin, uyan artik. Sermayen olsa, birisine yuksek faizle borc versen borc verdigin kisinin batmak uzere oldugu soyleyip bunu herkese yayar miydin yoksa baskasindan borc alabilsinde benim parami ve faizini odesin deyip ona gore mi davranirdin?

      Sil
  29. Hocam hiç Nobel ekonomi ödülünü kazanan sosyalist bir iktisatçı var mı?

    YanıtlaSil
  30. Sayın Hocam, hukuk denen şeyin zenginlerin haklarını(mallarını) korumak için olduğunu maalesef 50 yaşına girince keşfetmiş oldum...Acaba diyorum iktisat denen şeyin de biz cahilleri aldatmak için uydurulmuş bir bilim dalı olma ihtimali olabilir mi?Diye kuşkulanmaya başladım...Malum abd ekonomi alanında para basma halka dağıtma bol keseden borçlanma v.s herşeyi yapıyor amma velakin dolar denen kağıt parçası hala çok değerli oluyorda bizim indra gandiler borçlanma tavanını arttırınca çok tehlikeli bir hal oluşuyor...Bu iş nasıl oluyor Hocam kıt aklımızla biz çözemedik belki siz çözmüşünüzdür...Birde ekonomi değil fizik okudukta bi işe yaramadı eğer 2.yaşam varsa(hindular için varmış diyorlar) gelecek hayatımda saldım çayıra mevlam kayıra alanında lisans yapmaya karar verdim...Sizin iktisatta alanında da olabilir nasılsa oda aynı konu ile ilgileniyor...

    YanıtlaSil
  31. Ah hocam ah iyi güzel de insanları aydınlatıyorsunuz da sizi okuyan kaç kişi var her şey bir tarafa hepsini kastetmiyorum ama ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz kaç üniversiteli sizi okuyor? Ülkemizin ulusal gazetelerinden biri her gün baş sayfada sol üst köşede ben kontrol ediyorum emekliye zam yazıyor emekli her gün bu zamları ala ala zengin oldu ne yapsın insanlarda okuyor. Şaka maka hocam bütçedeki açığı da bulduk bak bütçe açığı belki de bu gazete haberinde gizlidir.

    YanıtlaSil
  32. Hocam yasaların dışına çıkmak suç değil mi? Kim sorgulayacak ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazı yasa dışı eylemlerin cezası yasada yazılı değildir. Bu da onlardan birisi. Yasada borç limiti değiştirilemez deniyor ama değiştirilirse ne olacağı yazılmıyor.

      Sil
    2. IMF ceza kismini dusunememis.

      Sil
    3. Yada cezası İMF ile stand by anlaşması yapmak olacak

      Sil
  33. Hocam bu varlık fonundan size daha çok yazı konusu çıkar :)

    YanıtlaSil
  34. deveye sormuşlar boynun neden eğri, nerem doğru ki demiş.. bizimkide o hesap.. ekonomiyle fazla ilgisi olmayan insanları teknik konularda aydınlatma görevi gazete ve tv lerin ekonomi uzmanlarının işidir fakat onlar bu konulara "özellikle" girmiyorsa vatandaş ne yapsın? ne zamanki kredi kuruluşları Yunanistana yaptıkları gibi bizi de kara listeye alırlar sıcak para kaçar ve döviz fırlarsa vatandaş o zaman cıyaklar "yine ne oldu!?" diye söylenmeye başlarsa.. neyse boşverelim inceldiği yerden kopsun :)

    YanıtlaSil
  35. Yunanistan krizinden beteri geliyor. Kemerlerinizi sıkı bağlayın.

    YanıtlaSil
  36. işin özü: DARLIK İÇİNDE OLAN BİR VARLIK FONU'muz var?

    YanıtlaSil
  37. SAYIN EĞİLMEZ,

    "...ama toplumsal duyarlılık kaybolunca bir daha bulunur mu onu bilemiyorum."

    PAZAR GÜNÜ PLANINIZ YOKSA, YAZINIZLA İLGİLİ BİR BELGESEL HAZIRLANMIŞ, İZLEMENİZİ ÖNERİRİM:

    "HyperNormalisation" (2016)

    YÖNETMEN: Adam Curtis

    TANITIM VİDEOSU: https://www.youtube.com/watch?v=nz6u7xRznjY

    BELGESELİN TAMAMI: https://www.youtube.com/watch?v=9aLQPNPlK5M

    İZLEYECEK MİSİNİZ?

    YanıtlaSil
  38. Hocam gene muhteşem bir yazı yazmışsınız. Lakin az önce internette gezinirken bir yazı dikkatimi çekti. Konunun dışına çıkacağım kusura bakmayın lütfen. Türkiye'nin 450 ton altınının ingilterede tutulduğu gibi bir yazı okudum. Bunun doğruluk payı nedir biliyormusunuz? Eğer doğruysa bir mantığı varmı orada tutmanın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      Doğrudur, merkez bankası altınlarının bir bölümünü İngiltere'de saklar. Bunu dünyada başka merkez bankaları da yapar. MB bu soruyu şöyle yanıtlamış:
      Merkez Bankasının döviz rezervleri muhabir bankalar ve diğer ülke merkez bankalarında açtırılmış olan cari ve senet saklama hesapları aracılığı ile muhafaza edilmektedir. Ayrıca, rezervinin küçük bir kısmı, Bankanın gereksinimlerini ve yurt içi piyasalarda oluşan yabancı para efektif talebini karşılamak amacı ile Banka kasalarında efektif olarak tutulmaktadır.
      "Altın rezervlerinin yaklaşık yarısı ülkemiz sınırları içinde muhafaza edilirken, kalan miktarı yurt dışında diğer ülke merkez bankalarında muhafaza edilmektedir. Bu altın rezervi, doğrudan yatırım işlemlerinde kullanmak amacı ile merkez bankaları nezdinde açılmış olan altın saklama hesaplarında tutulmaktadır."

      Sil
  39. Hocam benim kimilerine göre komik,kimilerine göre de absürt olabilecek bir önerim var.Devlet (adına hangi kurum dersen Hazine,Maliye,Kamu Bankası..) olarak Bitcoin Madenciliği yapsın.Hatta bu madencilik yasal olarak kabul edilmesin özel bir şirket fon aracılığı ile.Bitcoin madenciliği cihazları üzerindeki tüm vergileri sıfırlasın ,cihazların (Asıc Miner) tüketeceği Elektrik fiyatlarından (Ki tek maliyet Elektriktir.) vergi alınmasın.Şuan bir cihaz 1300-1500 Dolar civarındadır.Yatırımın geri dönüşü 30-45 gün civarındadır.Devlet olarak 1 miyar dolar yatırım yap.1-2 yıl sonra borç alan değil borç veren hazine oluruz.Şimdi buna balon diyecek çoktur.Bu işin içinde olan biri olarak balon olmadığını biliyorum ama hadi haklısın balon olsun patladığı güne kadar çıkarttığın her satoshi bu ülkenin milli geliri olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadarıyla ASIC cihazlarla BTC madenciliği yapılmıyor.

      Sil
    2. ASIC cihazlar BTC madenciliği için geliştirilmişdir.Sadece bu amaç için kullanılır .Şuan piyasada Antminer S9 Bitcoin için en iyisidir.Diğer coinler için de cihazlar olup Antminer D3 ile dash madenciliği ile en yüksek düzeyde verim alınır

      Sil
  40. Mahfi hocam hayırlı günler, hayırlı pazarlar.
    Yazılarınızı sürekli takip etmeye çalışıyorum son 3-4 yıldır girdiğimiz süreç, uzun dönemde ülkemiz için bir ekonomik krizin tohumları atılıyor diyebilir miyiz ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Krizden tam olarak ne anladığımıza bağlı olarak değişir. Bazı krizler Yunan krizi gibi çöküşle sonuçlanır bazıları uzun süre kötüye gidişe yol açar. Biz ikinci gruptayız ve zaten belirli ölçüde bir krizin içindeyiz.

      Sil
  41. Mahfi Bey,

    Şu haberde :
    https://www.bloomberg.com/news/articles/2017-10-20/turkey-wealth-fund-said-to-be-seeking-loan-from-a-foreign-bank

    fonun yurtdışında borç aradığı yazıyor. Üstelik 5 milyar dolar. Bir fonun borç araması ne demektir? Absürd değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha da absürd olan niçin borç arandığının ve Fonun, Hazinenin yapamadığı neyi yapabileceğini bilmemektir.

      Sil
  42. Sayın Hocam,

    Türkiye'deki varlık fonu ile ülkenin uluslararası firmalara ortaklığı sağlanıyor diye biliyorum. Bu şirketlerin getireceği karlar bu fona aktarılan parayı zamanla karşılar hatta geçmez mi?

    Saygılarımla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu bildiğinizin bir dayanağı var mı yoksa söylenti mi?

      Sil
    2. "...Bu aralar Türkiye Varlık Fonu ile ilgili çok önemli bir duyum aldık. Öğrendiğimize göre, Türkiye Varlık Fonu ile Katar Devlet Fonu ortak olacakmış. Ortaklığın şekli ve oranları henüz netleşmemiş. Görüşmeler devam ediyormuş. Bu ortaklık gerçekleşirse önemli bir durum daha ortaya çıkacak.
      Bildiğiniz gibi Katar Devlet Fonu Alman otomotiv devi Volkswagen’in yüzde 17 hissesine sahip. Bu oranın yüzde 40’lara kadar çıkarılması da mümkün. Katar Devlet Fonu ile ortaklık gerçekleşirse Türkiye Varlık Fonu da Volkswagen’e ortak olmuş olacak. Yani Almanya’nın otomotiv devine Türkiye de ortak olacak…"

      http://www.patronlardunyasi.com/haber/Turkiye-Varlik-Fonu-ile-Katar-Devlet-Fonu-ortak-oluyor/195789

      Sil
    3. Ne ile ortak olacak kısmı eksik... Parayı nereden bulacak?
      Ayrıca devlet kar getiren yatırımlar yapacaksa keşke köprüleri ve otobanları yapsaydı.
      Veya özelleştirme yapmasaydı...
      Baştan ayağa tutarsızlık, galiba kaderimiz...

      Sil
    4. Ortaklık için para şart değil. Pırlanta gibi hazine arazileri ne güne duruyor?

      Sil
  43. Mahfi bey zihninize sağlık. Bu Varlık Fonu korkarım Türkiye'nin azalmış itibarına uluslararası camiada bir darbe daha vuracak. Geçen cumartesi bu fonun denetim yapısına vurgu yapan bir yazı kaleme almıştım.TVF'nin şu anda bir adresi dahi yok, biliyor musunuz?
    http://www.egetelgraf.com/turkiye-varlik-fonunun-denetim-sureci-net-degil-ve-bir-adresi-bile-yok/

    YanıtlaSil
  44. Hocam ihracat vergisi Türkiye'de tam olarak kaç yılında kaldırıldı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam yılını bilmiyorum ama Osmanlı Devleti döneminde reftiye adı altında alınan bir ihracat-gümrük vergisi ile Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı sırasında Toprak Mahsulleri Çıkış Vergisi adı altında alınan bir ihracat vergisi olduğunu biliyoruz.

      Sil
  45. hocam anayasa ve yasalara uyan mı var ki kimse bunlara aldırış etmiyor diyorsunuz.ediyoruz etmesine de sen kimsin bre deyyuz diye hopp üzerimize çullanıyorlar,lince başlıyorlar ya da azıcık bir muhalif ses çıksa kendi hatalarını örtbas etmek için hemen sesimizi kısıyorlar veyahut terörist vatan haini damgası yapıştırmaya çalışıyorlar.bu durumda ne yapılabilir ki? hala hukuk devleti olduğumuza inanıyor musunuz? çözüm yapısal reform diyorsunuz da hocam bunu bu yönetim biçimiyle mi yapacağız?? ben sonumuzu çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz doğrusunu söyleyelim de gün gelir yapacak birileri çıkar.

      Sil
  46. Mahfi Hocam Atatürk döneminde uygulanan istihdam ve işsizlik politikaları nelerdir. Bilgi verir misiniz rica etsem.

    YanıtlaSil
  47. Hocam KGF'nin sitesinde 219 milyar kredi kullandırılmış bunun 197 milyarı kefaletten oluşuyor. Hazine o zaman kullandırılan kredilerin %90'ını geri ödenmeme ihtimaline karşın garanti ediyor doğru mu anladım? Emin olamadım çünkü çok yüksek bir rakam gibi duruyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam merhaba. Her yazılan yoruma sıkılmadan cevap verdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Arkadaşımızın KGF ile ilgili söylediğine şunu söylemek istiyorum, yanlışım varsa düzeltin lütfen. KGF bankalara kendi kefaleti ile kullandırılan kredilerde batak oranı %7 üzerine çıkarsa kefaletim devre dışı kalıyor diye bir şart koştuğunu biliyorum. Bu bankalarımızın önümüzde ki dönemde ekonomimizde yaşanabilecek olası çöküş, istikrarsızlık vs durumunda bankaları olumsuz etkilemez mi? Bu konuda ki görüşünüz nedir?

      Sil
    2. Bence aksine bankanın kgf ye güvenerek aşırı risk almasını yani ahlaki rizikoda bulunmasını engellemek için oluşturulmuş bir koşul bu.

      Sil
  48. Merhaba hocam,
    Öncelikle bilgilendirici yazınız için teşekkür ederim. Yazınızı okuyunca geçen gün okuduğum başka bir makale aklıma geldi.
    http://www.paraanaliz.com/2017/guncel/hazine-borclandigi-kaynagi-nerelerde-kullanacak-17204/
    2016 yılından kalan kayda alınmamış(!) borçlar ödenecekmiş. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi merak etmekteyim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakan Özyıldız'ın yazısını ben de okudum. Eğer yazdığı doğruysa (Hakan bey Hazinede üst düzey görevlerde bulunmuş bir kişidir o nedenle bilerek yazmıştır) başka bir faciayla karşı karşıyayız demektir: Kayda alınmamış borçlar var.

      Sil
  49. Hocam selamlar dilerim ; bu yeni vergi artışlarının , bahsetmiş olduğunuz bu açıkla ilgisi , yahut fon için ayrı bir destek olması gibi bir durum söz konusu olabilir mi ?

    YanıtlaSil
  50. Ferruh Atalay22 Ekim 2017 16:52

    Hocam saygılar;

    Bu borçlanma konusunda yetkililerden açıklama gelmez ise, 2017 Kesin Hesabında bu borçların nereye gittiğini görebilirmiyiz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmiyorum, çok şey değişti. Umarı Sayıştay Raporlarında görürüz.

      Sil
  51. Hocam merhabalar,
    Size bir konuda danışmak istiyordum.
    Yazınızda Hazinenin geniş nakit açığı Eylül dahil 40,4 milyar TL olduğunu söylemişsiniz.40,4 milyar TL lik verinin Hazine Nakit Gerçekleşmeleri datasından alındığını düşünüyorum.
    Fakat şöyle bir çelişki var kafamda ,12.10.2016 tarihli yazınızda Hazine nakit dengesinin Merkezi Yönetim altındaki Genel Bütçeli Kurumların gelir giderleri arasındaki farka emanet ve avansların eklenmesi ile ulaşıldığını yazmışsınız.Hazine 'nin sitesinde Genel Bütçe dengesi ve finansmanı adlı veriye göre ve sizin 12 ekim 2016 tarihli yazdığınız tanıma göre bu sayı -12.634 milyar TL olmalı. Ben tam olarak Hazine nakit dengesi tanımının ne olduğunu ve bu bilgiyi nerede kullanmam gerektiğini kavradığımdan emin değilim.Beni aydınlatırsanız sevinirim Hocam.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Birisi sadece cari yıl bütçesinin nakit açığı (küçük olan) öteki ise geçen yıllarda gelen borç ödemelerini de da kapsıyor (büyük olan)

      Sil
    2. Teşekkürler emeğinize sağlık Hocam.

      Sil
  52. hocam hazine bu açıklar için sizce tl cinsinden borçlanmaya mı ağırlık vermeli yoksa döviz cinsinden borçlanmaya mı?

    YanıtlaSil
  53. Sanirim Soros soylemisti; sular cekildiginde kimlerin denize mayolu, kimlerin mayosuz girdigi gorulecek.

    YanıtlaSil
  54. Kamu bankaları halktan,sertifika karsiligi altın toplamaya calisiyor.cok işkilleniyorum.

    YanıtlaSil
  55. "Ne denetim, ne denetim raporu hiç biri ortada yok. Benden başka soran var mı onu da bilmiyorum"
    CHP'den Selin Sayek Böke de ne zaman çıksa ekranlara Varlık Fonu'nu sorguluyor. Bir siz bir O. İkinizi de seviyoruz =)

    YanıtlaSil
  56. hocam tutun ki varlık fonunda para var, bununla yatırım yapacaklar (belki de yapıyorlar) mesela borsa istanbuldan hisse alacaklar, önemli miktarda tcell hissesi aldılar diyelim. bu fon kamuya ait, kamu ve ben ky aynı ölçüde bilgiye sahip değiliz, onlar iç bilgiye hatta yetkiye de sahipler. iletişim şirketlerine vergi affı getirebilir yada başka bir güzellik yapabilir veya güzellik yapılacaksa önceden haberi olabilir.

    tcell hisselerini aldılar, sonrada iletişim de ötv yi azalttılar diyelim. ee o zaman nasıl olacak bu iş? içeriden bilgi alarak hisse almak etik olmamalı, bu fonun oradan işlem yapma buradan yap gibi bir kısıtı var mı diye sormak istiyorum? (gerçi ne yaptıkları belli değilken bu soru abes oldu, hatta başkanı görevden alındı, yerine kim bakıyor, bakan biri var mı onu da bilmiyorum) çok cesur yazıyorsunuz, dikkat edin yayın yasakları mevsimi malum. selamlar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu dediklerinizi yapamamaları lazım. Yani iç borsaya para yatırmamaları lazım. Çünkü o konu manipülasyona açık.

      Sil
  57. hocam cumhuriyet dönemi ilk 15 senesindeki ekonomik görünümümüz ve tl nin değeri ile cumhuriyetin yine 2. dönemindeki ekonomik görünümü karşılaştırabileceğimiz kaynaklar var mıdır? çünkü hocalarımız tarafından atatürk'ün ölümüyle birlikte birçok alanda olduğu gibi ekonominin de iyi yönetilmediği anlatılır.hatta birçok politikadan daha ölümünün ilk yıllarında vazgeçildiği söylenir.bu konuda kaynak aradım ama bulamadım yardımcı olursanız sevinirim.saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye Ekonomisi kitaplarından yararlanabilirsiniz. Rıdvan Karluk, Yakup Kepenek, Erdal Türkkanın kitapları var.

      Sil
    2. Ne hocalar var. Boyle hocalar kaldi mi? Yazik.

      Sil
    3. teşekkürler hocam.

      Sil
  58. Mahfi bey, belediye başkanlarının istifasının istenmesini nasıl yorumluyorsunuz ¿

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bundan böyle konu dışı meseleler ile ilgili yorum yapmamaya karar verdim.

      Sil
    2. İsabetli bir karar olmuş. Yanlız cevap vermemek yetmez yorumlarıda yayınlamamak gerek. Bu kararınızı istisnasız sürdürmenizi dilerim.
      İyi çalışmalar

      Sil
  59. İçtiğin mey seni ya kem eder ya dem edermiş. Bakalım akıbet ne olacak? Kötü olanı hem kem olmak hem de dem olma(ma)k sanırım. ?

    YanıtlaSil
  60. ilk kez bir paylaşımınızı okuyorum. Cesaretinizden ve emeğinizden dolayı saygıya layık biri olduğunuz aşikar. Yazınız bize bir uyarı gibi oldu ama zaten sizi bulup okuyan biri az çok bu konularda duyarlıdır önemli olan sizinde belirttiğiniz umursamayan kesime sizin ve sizin gibi düşünen insanların ulaşması ama bu görsel medya dışında zor olduğundan yine yazınızı blog sloganınızdaki gibi kendimize yazılar olarak okuyup tartışacağız sanırım.

    YanıtlaSil
  61. hocam saygılar, hocam sonsuz talep esnekli mal var midir varsa örnek verebilir mısınız?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlatan kişinin ceteris paribus yerine ceteris papirüs demesinden rahatsız olmazsanız burada iyi anlatılıyor konu ve örnekler.
      http://www.eba.gov.tr/video/izle/11715acf7d679161d4a77a1cc1b7f3d5707972d09c001

      Sil
  62. Hocam bence bu anlatımınızdan şöyle bir hikaye ortaya çıkıyor. Varlık Fonu kurulması işlemi geç kalınmış bir eylem. Eğer daha erken sonuçlandırsalardı kanunu çiğnemek zorunda kalmazlardı. En azından kanun çiğnemekten imtina eden bir devlete sahibiz diyebiliriz...

    YanıtlaSil
  63. Hocam biraz daha Varlık Fonunu eleştirirseniz sizi onun başına geçirirler O zaman ne yapacaksınız. Hemen kapatalım mı diyeceksiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merak etmeyin beni kimse bir yerin başına geçirmez.

      Sil
    2. hocam buradaki okurlarınız,öğrencileriniz için her zaman başımızın tacısınız başka bir yere de ihtiyacınız oluğunu düşünmüyorum. sevgiler saygılar.

      Sil
  64. Hukuk ölmüş durumda, eğitim çoktan çöktü, inşaat sektöründe firmaların aldığı rantın haddi hesabı yok. Varlık fonuna gelene kadar kat etmemiz gereken o kadar çok yol var ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle diye diye öldü zaten onlar.

      Sil
  65. Dünyanın çivisinin çıktığına dair müthiş bir özet olmuş. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  66. "Uçan Tabut" isimli bir kitap var, yazarı "Pınar Eğilmez":

    http://www.kitapyurdu.com/kitap/ucan-tabut/430024.html

    Pınar hanım, kızınız mı Mahfi bey?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. her sakallı dede, her Eğilmez de Mahfi beyin akrabası. :)

      Sil
    2. Pınar Eğilmez ile sadece soyadı benzerliği var.

      Sil
  67. Selamlar hocam,
    İktisatçı değilim, yalnızca ilgi duyduğum için bu konuları takip ediyorum. Alan Greenspan’ın Türbülans Çağı adlı kitabını okuyorum bugünlerde, henüz bitmedi fakat buraya kadar şunu gördüm: Greenspan’ın, Banker Bilo filmindeki gibi, ‘Bir sorun bakalım neden yaptım’ dercesine bir hali var. Şunu yapacaktım ama politikacılar zorluk çıkardı, bunu yapacaktım ama global dengeler değişti, medya konuyu saptırdı vb. gibi bol bol mazeret sıralanıyor. Kendisinin FED’de göreve başladığında ben çocuk denecek yaştaydım, ve 2006’de görevi bıraktığında da gençlik dönemim. Fakat sizin tam olarak profesyonel hayatın ortasında olduğunuz zamanlar ve eminim mesleğiniz gereği FED’de olanları yakından takip etmişsinizdir. 19 yıllık görev süresinde çok fazla iniş-çıkışlar olmuştur, fakat sizden Greenspan dönemini tek cümlede özetlemenizi istesem ne söylerdiniz?
    Saygı ve sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her dönemi ve o dönemdeki kişileri o dönemin koşulları ve diğer kişileri ve eğilimleriyle birlikte ele alıp değerlendirmek gerekir. Bugünden geriye baktığımızda Greenspan hatalı görünür ama o günden ileriye bakarken Greenspan hep haklı görünüyordu.

      Sil
    2. Iste tam da bu nedenle, iktisat, bilim degildir Mahfi bey.

      Neymis, ileriye bakinca hakli, geriye bakinca hatali gorunuyormus!

      Sirf, kendi gorusunuzu ispat ugruna, irrasyonel gerekceler salliyorsunuz.

      Olmuyor Mahfi bey, olmuyor.

      Sil
    3. İşte tam da bu nedenle iktisat bir sosyal bilimdir. Keyfi de buradadır. Fizik bilimler gibi durağan değildir. İnsan değişir, koşullar değişir, zaman değişir iktisat bilimi de onlara ayak uydurarak değişir. Evrimin canlı bir kanıtı gibidir. Ama tek kitap tek öğreti doğrultusunda ezber modeliyle yetişmiş insanlar bunu bir türlü anlayamaz ve sürekli olarak iktisat bilim değildir argümanını öne sürerler. Okuyun, çalışın biraz. Öğrenmenin yaşı yok.

      Sil
  68. Insanlarin birbiriyle beslenmesi, birbirinden destek görmesi cok guzel bir sey. Siz gerek yazılarınızla gerekse yorumlarinizla cok guzel adimlar atıyorsunuz Mahfi Hocam. Elinize yüreğinize saglik...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Distopya toplumuna ütopya yazıları için teşekkürler.

      Sil
  69. İnsanımızda haz histerisi var. Sahip olduğu kendinden akıllı telefon ve çok kanallı televizyon ona kendisini iyi hissettirirken ettirirken çevresinde dönen olaylardan da soyutluyor. Eğitimsizlikte eklenince ortaya çıkan şey fecaat. Soru soran meseleyi irdeleyen yok soru sormak isteyen de korkuyor. Allah sonumuzu hayretsin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Örneğin ben akıllı telefonumdan uzaklaşmak için sosyal medya hesaplarımı kapattım. Fakat birileri beni gerici, yobaz, asosyal olarak etiketlemeye çalıştı. Çok kolay değildir ya. Sosyal hesaplar olunca Türkiyemizin halini hep berabar görüyoruz insanlar her gördüğüne duyarsizlasiyor. Insanlar birbirini sevmeye bile korkuyor. Bir "merhaba, nasılsın" demek bile zor oluyor.

      Sil
    2. adsız 13:46 yalnız değilsin bende sosyal medya kullanmıyorum. Asıl asosyallik orda, sabahtan akşama ekran arkasında sosyalleşme mi olur? Açarsın telefonu çağırırsın eş dost arkadaşını oturur karşılıklık çay içer, yemek yer, muhabbet edersin. Sosyal medyayı da profesyonel anlamda kullanırsın yoksa ne adar ayıp yemeden önce yemek fotografı paylaşmak...

      Sil
    3. Doğru diyorsunuz. Size katılmamak mümkün değil.

      Sil
  70. Hocam Türkiye ekonomisinde enflasyonun temel sebebini anlama konusunda sıkıntı yaşıyorum. Maliyet enflasyonun ve kur geçişkenliğinin olmadığı dönemlerde de enflasyon yüksek oluyor. Bunun nedeni olarak talep enflasyonu gösteriliyor. Ancak bizde iyi kötü arz da var niteliği çok kaliteli olmasa da. Bu yüzden talep enflasyonu kısmını tam oturtamıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'de enflasyon hem talep hem de maliyet kökenlidir. Yani her ikisinin de enflasyonda etkisi var. Maliyetin içinde kur da var.

      Sil
  71. Hocam 1) Bütçe açığı her ortamda enflasyonist midir ekonomide bir durgunluk yoksa ve bütçe açıkları para basılarak kapatılmıyorsa?
    2)Artan kamu harcaları enflasyonist etki yaratır, kamu harcamaları artınca hazine faizleri de yükselir. Faizler de enflasyonu düşürücü etki yaratır. Böyle bir durumda genelde hangi etki baskın çıkar. Enflasyon yükselme mi düşme eğilimine mi girer?
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  72. "... 'devletin itibariyle' borçlanan Hazine’nin dış borçlanması zorlaşmış olmaktadır." cümlesinde tırnak içindeki isim tamlaması 'devletin itibarıyla' şeklinde olacaktır hocam.
    Aydınlatıcı yazı ve yorumlarınız için çok teşekkür ederiz.

    YanıtlaSil
  73. Hocam ülkeye döviz girişi olursa bu her durumda kuru düşürmez değil mi? Mesela ABDli yatırımcılar Türkiyede tl değil de dolar mevduatına yatırım yapsa ve bu yatırım hacmi de yüksek olsa, gelen dolar tl'ye çevirilmeyeceği için kuru düşürmez değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Soru tuzak soru. Bu soruya verilen cevap sizin cevabiniz olmaz:)

      Sil
    2. Mesela ABDli yatirimcilar diyorsunuz. Baska yatirimcilarin olma ihtimali yok mu? Mesela Japonlarin.

      Sil
    3. Sanırım dananın kuyruğu kopacak.

      Sil
    4. Kur duser. Hic olmazsa MB'na yatirilian zorunlu karsiliklar sebebi ile doviz bollasmasi izlenimi verir ve doviz rezervlarini artirir. Dovizin kolay bulunabilecegi dusuncesi yerlesir ve bu kuru dusurur. Sadece $ degil her turlu doviz icin gecerli.

      Sil
  74. Hocam yazınız güzel tebrik ederim. Ancak yazının başlığını "Organize İşler Bunlar" mı koysaydınız acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Araba nerde? Para nerde? Sahnesini hiç unutmam.

      Sil
    2. Orada Japon çocuk var mıydı?

      Sil
  75. Cekik gozluler bu isi cozer hocam.

    YanıtlaSil
  76. "Never say never"
    Her zaman umut vardır.

    YanıtlaSil
  77. Üstadım, çevresine karşı duyarsız olan,kafası uyuşmuş yada şoka giren kişilere kendine gelmesi için şiddetli bir tokat atılması yararlıdır. Türkiyedeki bu aymazlık durumunun sona ermesi şiddetli bir darbe alınmasıyla mümkün görünüyor. Sadece ne zaman olacağı belli değil. Saygılar.

    YanıtlaSil
  78. Hocam iktisatta bana çelişkili gibi gelen bir soru soracağım. Cari açığın en temel nedeni olarak bizim düşük ve orta teknolojili ürünler ihraç etmemiz ve yüksek teknolojili ürünler ithal etmemiz gösterilebilir.
    Cari açık=yatırım-tasarruf. Burada ise tasarruf oranları artırılarak cari açığın düşürülebileceği gözüküyor.
    Şimdi beş yıl içinde insanların tasarruf kapasitesinin ciddi oranda artıp tasarrufların yatırımları aştığını farz edelim. Bu durumda cari fazlamız olur. Buna karşılık olarak beş yıl içinde düşük teknolojili ürünler ihraç edip yüksek tekn. ithal etmeye devam ettiğimizi düşünelim. Bu şekilde nasıl olur da cari fazla veririz? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yuksek teknoloji urunler ithal etmek tasarruf degildir. Zaten ihrac edecegin urunlardeki yabanci ara mamul urun veya hammade orani %65 o yuzden cari fazla veremezsin. Ancak o ara mamulleri veya ithal ettigin enerji kaynaklarini (petrol gibi) iceride uretmeye baslarsan cari acigi kapatip fazla bile verebilirsin.

      Sil
    2. Peki ortaya koyduğun modelde, ekonomi nasıl tasarruflarını ciddi oranda arttıracak, ekonomik yapısını değiştirmeden.

      Buna cevap verebilirsen sorununu da cevaplamış olursun.

      Ekonomik modelini basite indirgersek;

      Düşük teknoloji ile 20 birim tasarruf ediyorsun, yüksek teknoloji için 30 birimlik tasarrufa ihtiyacın var. 10 birimlik tasarruf ithal ediyorsun. Bu nedenle 10 birimlik cari açık veriyorsun.

      Halkına dersen harcama yapmayın, tasarruf yapın. Ve halkın bu çağrına uyarsa harcama yapmazsa, o yılki tasarrufun artmadığını görürsün. Harcama olursa tasarruf oluyor. Bir istisnası bu tasarruf açığını ihracatla kapatırsan büyümen düşmez. Örneğin dedinki x ürününü tüketmeyin, tüketmediğin bu ürününü ihraç edebiliyorsan tasarrufun düşmez.

      Ya daha az ithalat ile daha çok üretim yapacaksın

      Ya da ithalat üretim oranını değiştiremiyorsan, ihracatını reel olarak ciddi bir biçimde arttıracaksın.

      Son beş yıl içindeki tasarruf kapasitesinin nasıl artacağını ortaya koyman gerekir. Hiç bir şeyi değiştirmeden tasarruf kapasitesi artmayacağına göre sorunun cevabı bahsettiğin bir çelişki yok.





      Sil
  79. Sputnik: "Belçika federal hükümetinin aldığı tasarruf tedbirleri doğrultusunda Kraliyet Darphanesi, bugün itibarıyla madeni para basımına son verdi."

    Bu nasıl tasarruf şeklidir anlam veremedim?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla ben de anlamadim.

      Soyle olsa mantikli olurdu. Belcika euro kullanan komsulari Almanya Hollanda, Luksemburg ve Fransanin ortasinda bir Euro kullanan bir yunanistan ya da ispanya gibi olsaydi ucuzluk bakimindan mantikli olurdu nasil olsa bu bizim konu komsu bizde fiyatlar yari yariya oldugu icin cikleti bile bizden aliyorlar bozuk para piyasada bol basmaya gerek yok gibi...

      Fakat benim bildigim Belcika mevcut euro kullanan komsularina nazaran pahalli bir ulke vergilerin yuksek oldugu bir ulke.

      Sil
  80. "TIK ve TCMB isbirligi ile yurutulen tuketici egilim anketi sonuclarindan hesaplanan Tuketici Guven Endeksi Ekim ayinda bir onceki aya gore %2 oraninda azaldi. Eylul ayinda 68,7 olan endeks Ekim ayinda 67,3 oldu."

    -Tam olarak bu güven neye güvendir?
    -ölçümü nasıl yapılır?
    -Tüketici güven endexi neden düşer/yükselir.

    YanıtlaSil
  81. Herhalde basilan madeni paranin maliyeti degerinden daha fazlaydi dine tahminde buluyorum

    YanıtlaSil
  82. Sevgili hocam yasadışı borçlanma konusunda birşey sormak istiyorum hükümet merkezi yönetim bütçe kanununun 3 maddesindeki açık kadar borçlanıyordu. ( kısa vadeli borçlarda) İlgili mali yılda geçerli olması şartıyla %5 artırabiliyordu. Buraya kadar tamam. Ancak devamında bu da yetmezse bakanlar kurulu %5 daha artırabiliyordu. Bu şekilde pek bir yasadışı gibi görünmüyor. Uzun vadeli borçlarda ise kanunla dilediği gibi öttürebiliyordu. O zaten konu dışı. Yanılıyormuyum hocam

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...