11 Aralık 2017 Pazartesi

Hızlı Büyümenin Kökenleri ve Sorunları

Türkiye ekonomisi yüzde 11,1 büyümeyle üçüncü çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi oldu. Türkiye’yi yüzde 6,8 ile Çin, 6,2 ile Malezya ve 6,1 ile Hindistan izliyor. TÜİK, üçüncü çeyrek büyümesiyle birlikte ilk iki çeyreğe ilişkin büyüme oranı düzeltmelerini de açıkladı. Buna göre ekonomi, ilk çeyrekte 5,3, ikinci çeyrekte 5,4 büyümüş görünüyor. Bu durumda ilk 9 aylık büyüme yüzde 7,3 dolayında çıkıyor (çeyreklerin ağırlık farklarını ihmal ediyorum.) Bu eğilim sürerse yıllık büyüme yüzde 7 dolayında çıkacak demektir.

Türkiye ekonomisinin bu kadar hızlı büyümesinin ardında bazı gelişmeler var. Her şeyden önce 2016 yılının üçüncü çeyreği 15 Temmuz darbe girişiminin yarattığı olumsuzlukların etkisiyle ekonomide küçülmeye yol açmıştı. Aşağıdaki tablo bu küçülmeye ilişkin verileri ortaya koyuyor.

Önceki yılın aynı dönemine göre değişim (%)
2016 III. Çeyrek
2017 III. Çeyrek
Harcamalar Yönünden


Hanehalkı tüketim harcaması
0,5
11,7
Devletin tüketim harcaması
5,8
2,8
Yatırım harcaması
0,3
12,4
İhracat
-9,4
17,2
Üretim Yönünden


Tarım, ormancılık, balıkçılık üretimi
-3,5
2,8
Sanayi üretimi
-1,8
14,8
İnşaat üretimi
2,8
18,7
Hizmet üretimi
-6,3
20,7
GSYH Büyümesi
-0,8
11,1

15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle 2016 yılının üçüncü çeyreğinde yaşanan büyük ekonomik çöküş tablodan açıkça görülebiliyor. Böyle bir çöküşün ardından bu yılın üçüncü çeyreğinde müthiş bir sıçrama yaşanması doğal sonuçtur. Buna baz etkisi deniyor.

Buna ek olarak bu yıl kredi garanti fonunun devreye sokulması banka kredilerinin hızla artmasına ve bu kredilerin ekonomik büyümeye olumlu katkı yapmasına yol açtı. BDDK verilerine göre 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 2016 yılının üçüncü çeyreğine göre kredilerdeki artış yüzde 24 oldu. Kredi garanti fonunun desteğinde gelen bu artışın ekonomide canlanma yaratması beklenen bir gelişmeydi.
2017 yılında kamu harcamalarında artış ortaya çıktı. Referandum dolayısıyla başlayan artışlar referandum sonrasında da devam etti. Bunun yanında vergilerde geçici sürelerle indirimler yapıldı, sosyal güvenlik prim ödemelerinin tahsili ertelendi. 2016 yılının tamamında 29,5 milyar TL açık veren bütçe, 2017 yılının ilk on ayında 35 milyar TL açık verdi. 2016 yılında bütçe açığının GSYH’ye oranı yüzde 1 iken 2017 yılında bu oran ikiye katlanacak gibi görünüyor.

2016 yılında cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 3,8 iken bu yılın ilk on ayı itibariyle cari açığın tahmin edilen GSYH’ye oranı yüzde 4,9’a yükseldi. Dolayısıyla Türkiye, bütçe açığı ve cari açık eşliğinde büyüdü.    

Özetle söylemek gerekirse ağırlıklı olarak geçen yılın düşük büyümesinin baz etkisine ek olarak bütçe açığındaki artış, kredi garanti fonunun kredi kullanımında yarattığı artış ve cari açıktaki artışın yarattığı etkilerle büyüme oranı yüzde 11,1 gibi çok yüksek bir düzeye ulaştı.

Bu yüksek büyümenin olumlu yansımalarının yanında yarattığı bazı sorunlar da var. Bunların başında enflasyonun yükselmesi, bütçe açığının ve cari açığın artması geliyor. Bunlar kolayca çözümlenebilecek sorunlar değil. Hepsi de önümüzdeki dönemde büyümeden fedakârlık etmeyi gerektiriyor. 

168 yorum:

  1. Mahfi bey, enflasyon %13 ise ,reel bir büyüme yok bence.%7 ortalama büyüme olursa ,enflasyon %11 olduğu zaman eksi 4 büyüme olmaz mı?
    Durum bence kötüden iyi, ,iyiden kötü,Nüfus artışını söylemiyorum bile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yuzde 11 zaten reel büyüme

      Sil
    2. Hesap o şekilde değil. Enflasyon yüzde 13, büyüme yüzde 7 olursa ortaya çıkan sonuç 1,13 x 1,07 = 1,21 yani yüzde 21 cari bazda artış oranı olur.

      GSYH cari bazda iki dönem artış hızı yüzde 25 ise, büyüme yüzde 11 ise enflasyon 1,25 / 1,12 = 1,1261 yani yüzde 12,61 çıkar. Tabi bu çıkan sonuç bizim bildiğimiz TÜFE değil.

      Sil
  2. İçimdeki mazi11 Aralık 2017 15:41

    Philips eğrisine baktınız mı? Bu yüksek enflasyonla işsizliğin düşük çıkması gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem enflasyon hem buyume var
      Tum bunlara parelel issizligin dusmesi gerekli!

      Sil
    2. Yanılmıyorsam Philips eğrisinin incelediği durum biraz farklı. Yine yanılmıyorsam orada enflasyon düşük işsizlikten ve maaşlı çalışanın alım gücündeki artıştan kaynaklanıyor, yani enflasyondan dolayı düşük işsizlik olmuyor.

      Sil
    3. (ister potansiyel olsun ister potansiyelin altinda ve ustunde olsun)Buyumenin ve enflasyonunda mevcut yukseliste ortamda bu iki olgu birbirni ile etkilesim icerisinde issizligi dusurucu etki yapar. Issizligi dusurmese bile issizligin yukselmesine mani olur.
      Bunun en guzel ornegi yine bu blogda yazilan avrupanin philips egrisi uzerine yazisiydi. durgunluktaki avrupada enflasyon yuksekken issilikte dusme duraganlasma enflasyonda dusme varken ise issizlikte sicrama soz konsuydu.Kaldiki bu yazi avrupada durgunlugun tavan yaptigi donemde ele alinmisti.

      Dolayisiyla buyume ve enflasyon var ise issizlikte dusme kacinilmaz oluyor.Hele hele enflasyon son 5 yilin fiyat dinamikleri potansiyelinin ustundeyse ayni sekilde buyume de dogal potansiyel buyumenin uzerindeyse sayet bu daha belirgin bir duzlemde issizlige etki ediyor.

      Sil
    4. Merhaba, değerli hocam son 3 yıldaki büyüme oranları dünyada ilk 5 e giriyoruz. Peki bu kadar yüksek büyüme var iken bizlere neden yansımıyor?

      Sil
  3. Hocam merhabalar. Iki sorum olacak. Bu hesaplamalarda TAHMIN'in agirligi ne kadardir?
    Biz bu buyume rakamlarini butun ayrintilari ve alt kalemleriyle birlikte uluslararasi kuruluslara veriyormuyuz yoksa sadece sonuclarini mi veriyoruz? Tesekkurler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni seride idari kayıtların ağırlığı arttı. Tuik'in sitesinde haber bülteni olarak çeşitli tablolarla birlikte veriler yayınlanıyor. Ayrıca bildiğim kadarıyla araştırmacılar için ücreti mukabil daha detaylı bilgiler içeren veri seti alınabiliyor.

      Sil
    2. GSYH hesaplamalarında tahmin her zaman belirli bir ağırlığa sahiptir. TÜİK yaptığı revizyon sonrasında bu ağırlığın oldukça azaltılmış olduğunu açıkladı ama bir oran vermedi. Ben de tam olarak ne kadar olduğunu bilmiyorum.
      Üye ülkelerin hepsi bu istatistiklerini hesaplama yöntemlerindeki değişiklikleri de içerecek biçimde düzenli olarak IMF'ye vermek zorundalar. IMF, kendi istatistiklerinde büyük ölçüde bunları kullanıyor.

      Sil
    3. DÜNYA Gazetesi' inde Alaattin AKTAŞ'ın 14/Eylül/2017 tarihli yazısı;
      Çift hane sürpriz olmayacak

      Çok iddialı bir oran dile getirdiğimizin farkındayız. Yaptığımız hesaplamalar GSYH'nin üçüncü çeyrekte geçen yıla göre çift haneli büyüyeceğinin işaretlerini veriyor.

      Oranı daha da somutlaştıralım. Üçüncü çeyrekteki GSYH, geçen yıla göre yüzde 10 ile yüzde 12 arasında bir artış gösterebilir. Artış oranının yüzde 12'ye daha yakın gerçekleşmesi olasılığının daha ağır bastığını da söyleyelim.

      Bu arada üçüncü çeyrek artışında taban oranı da yüzde 7.5 dolayında hesapladığımızı belirtelim.

      Dolayısıyla çok geniş bir marjda ifade edersek Türkiye ekonomisi yılın üçüncü çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 7.5 ile yüzde 12 arasında, daraltılmış marjda yüzde 10 ile yüzde 12 arasında ve yüzde 12'ye daha yakın bir oranda büyüyecek.

      Hesaplama nasıl yapıldı?

      TÜİK 2009 bazlı yeni GSYH verilerini 1998 yılına kadar geri götürmek suretiyle açıklamış bulunuyor. İşte biz de bu tahmini yaparken 1998'den 2015'e kadar olan dönemin çeyrek bazlı sabit fiyatlara göre olan GSYH büyüklüklerini kullandık. Hesaplamalarımızda 2016'yı dikkate almadık; çünkü zaten büyümede böylesine dalgalanmaya yol açan baz etkisi 2016'da ortaya çıktı.

      Tahmin yaparken bir anlamda birbirini test eden iki yöntem kullandık.

      Bu yöntemlerin birinde çeyrekler arasındaki geçişteki orana baktık. Yani, 1998- 2015 dönemini kapsayan 18 yılın ilk çeyreklerindeki GSYH büyüklüğü ile üçüncü çeyrek arasındaki değişim oranını aldık. Bir de yine aynı yıllar için ikinci çeyrekle üçüncü çeyrek arasındaki farkı hesapladık. Bu 18 yıl ortalamasında üçüncü çeyrekteki GSYH, birinci çeyreğe göre yaklaşık yüzde 23, ikinci çeyreğe göre yine yaklaşık yüzde 11 artış göstermiş. Bu yılın ilk çeyreğindeki GSYH 368.4 milyar, ikinci çeyreğindeki GSYH 408.7 milyar lira. 368.4 milyara yüzde 23'ü, 408.7 milyara yüzde 11'i uyguladığımızda üçüncü çeyrek için bulduğumuz büyüklük yaklaşık 453 milyar lira.

      Sil
  4. Kendi milli kredi kuruluslarimizi kuramaz miyiz?
    mesela S&p gibi. Sonucta guclu buyuyen kendi cografyasida bilinen bir ulkeyiz. Kendi kredi kuruluslarimizi kurarak baska ulkelere borc verebilir onlari denetleyebilir onlara gerektigi adil notu verebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu 15:56 daki yorumu okuyunca ben:

      =))) hey dj "ver coşkuyu ver ver ver coşkuyu" oturmaya mı geldik "koopp kooooppp"

      Sil
    2. Kurabiliriz tabii ama ne kadar kabul görür orası önemli.

      Sil
    3. Ayran içip içip soluğu bu blogda mı aldınız Sayın Adsız 15:56. Aynı ülkede mi yaşıyoruz anlamadım ki.

      Sil
    4. Sakaysa komik, gercekse hic komik degil.

      Sil
    5. kendi kredi derecelendirme kuruluşumuzu kurup kurmamak bizim kararımızdır, kurmak istersek kimse bir şey diyemez. kredi verirken bu kuruluşun notlarını dikkate alıp almamak ise kredi verenlerin kararıdır, dikkate almazlarsa kimse bir şey diyemez. konu kendi kredi derecelendirme kuruluşumuzu kurmak değil, bunun ne kadar itibar gören bir kuruluş olacağı. biz uluslararası standartta bir şey yaparsak, binlerce kilometre öteden müşterisi gelir, yapamazsak sadece kağıt üzerinde bir düzenleme yapmakla hiç bir sorunu çözemeyiz.

      Sil
  5. Hocam, siz devlet geleneğinden geldiğiniz için devletin açıkladığı rakamların doğru olması gerektiği ön kabulü ile yazıyorsunuz, bu çok anlaşılabilir bir durum ama çevremde bu büyümeye inanan tek kişi bile yok. Çoğu finansla ilgileniyor ve çok önemli bir bölümü de iktidarı destekliyor. Bence gidişat hiç iyi değil, açıklanan rakamların hiçbiri de doğru değil.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben kendi başıma bu hesapları yapabilmek durumunda değilim. Çünkü her biri çok büyük derleme çalışması gerektiriyor. O nedenle resmi rakamları alıp onlar üzerinden tutarlılık analizi yapmaya çalışıyorum.

      Sil
  6. İktidarın 2023 hedefleri doğrultusunda büyüme ile ilgili takıntıları var bence hocam.Tabi bununla ilgili yazınızda var hedeflerin gerçekleşmesinin hayali olduğu kaçınılmaz.Bence halka bakın türkiye büyüyor gibi laflarla 2019 seçimlerine hazırlanılıyor ileride ki sonuçlarını düşünmeden..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bütün siyasi iktidarların bir numaralı tercihi büyümedir.

      Sil
    2. Sonuçların hesaplanmadığı konusunda size katılmıyorum. Şöyle ki;
      Eğer büyüme sağlanırsa,
      İktidar partisi tekrar geldiğinde çeşitli iç ve dış gerilimlerle sorumluluğu kamu oyunda dağıtarak bir sonraki dar boğazı yönetip bir sonraki seçime kadar toparlama yapacak ve yine oy isteyecek bir pozisyona konuşlanacak. Eğer büyüme tutturulup seçim kaybedilirse, öngörülen dar boğazın sorumlusu olarak yeni yönetim gösterilecek ve yine bir sonraki seçime oy istenebilecek bir pozisyona geçilecek.
      Eğer büyüme olmaz, seçimden önce kriz ağırlaşırsa,
      Seçime kadar iç ve dış etkenler suçlanarak çözüm bizde, istikrar için denilerek oy istenecek, kazanılırsa yine yukarıdaki gibi darboğaz yönetilerek bakın biz yaptık denilerek sonraki seçime hazırlanacak. Kriz ağırlaşır ve seçim kaybedilirse, etkili muhalefetle yönetimin yalpalaması üzerine bir strateji mümkün ve evet sonraki seçime bizim zamanımızda şu yapılmıştı bu yapılmıştı söylemleriyle girilecek.

      Bu koşul ve durumda ne yazık ki siyasette ne yaptığından çok nasıl sattığın kime sattığın önem kazanıyor. Bunun adı popülizm, hakkında pek çok makale var. Konuyla ilgili Yale üniversitesinin youtube kanalından bir yayın izledim adı, ilgilenenler için, the end of globalization, ilginç önermeler var önerilir.

      Sil
  7. Hocam; gündemi ne kadar yakınan takip ettiğinizi, fırsat yaratıp makalelerinizi gündemi kaçırmadan anında yazabilmenizi tekrar ve hayranlıkla izliyorum.. Yazınız yine harika, lakin ; bir de kıyaslama yapılan ülkelerin GSYH bilgilerini de belirtseymişsiniz, süper olacakmış. Daha net anlaşılırdı sanki tutar olarak ve toplamda ne kadar büyüdüğümüz ve diğer ülkelerinde tutar bazlı büyümeleri...

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Haklısınız fakat benim de zamanımı en iyi şekilde kullanmam lazım. Çünkü bir yandan kitap yazıyorum, bir yandan blog yazıyorum, tv programı zamanımı alıyor, bir yandan da yorum yanıtlıyorum. Her tercih bir vazgeçiştir sözü benim için de geçerli. tabii.

      Sil
  8. Sanayi uretiminde uzun yillar sonra boyle kapsami buyuk bir artis olmus buyumede.
    Sizce bunun en buyuk nedenlerinden birisi de TLnin reel kaybinin yarattigi rekabet avantaji olabilir mi?
    Sonucta insanlar yerlisi varken fiyati yukselen ithal urunlere yonelmemis olabilir temel urunlerde.Mesela Cin mali alacagina onun muadili turk mali daha caizp gelmis olabilir mesela ayakkabi ornegi buna uyar..

    Siz sanayi uretimindeki buyumeyi Kredi garanti fonundan ayri olarak neye yuklersiniz? Ben, TLnin reel degerinin dusmasine bagliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz 16.02, ayakkabi orneginiz cok yerinde olmus, ancak kurun ulkemizin rekabet gucu uzerindeki etkisinin cüzi oldugu kanaatindeyim. TUIK'in istatistiklerine ise guvenim sifir, zira biz yurttaslarin cebine buyumeden hicbir pay girmiyor. TUIK enflasyon ile buyume oranini karistirmis gibime geliyor :)

      Sil
    2. 14.03,

      Bu buyume zaten insan tabanli degil. Cebe giren bisey yok. Buyumenin temel dayanagi baz etkisi ve kurlarin enflasyonda da yuksek artarak calisanlarin emegini ucuzlatarak yaratilan bir buyume hikayesi. Dahasi dolar bazinda 65 milyar dolarlik KGFli parasal genisleme yapildi piyasaya para suruldu. Tum bunlar enflasyon vergisi ile halkin cebinden cikiyor. dusuk reel faizlede borclandirilarak tuketen halk sayesinde piyasada toplam buyume oldu sektorlere baktigimizda hepsinde buyume var

      basit bir formulle bu buyume;
      Baz etkisi+ Reel kur sayesinde Ucuzlatilan emek+KGF parasal genisleme ile vergilendirilen halk + dusuk reel faizle olmayani tuketen halk

      Sil
    3. Bir buyumenin cebe yansimasi refah artisi saglamasi icin
      1) Buyume orani nufus artis hizi+enflasyon orani+reelfaiz duzeyi toplamindan yuksek olmasi lazim.
      Turkiyede NAH%1.4+ENF%11+RF%2.5 =%14.9 yapiyor kisaca buyume oraninizin cebe yansimasi icin 14.9dan buyuk olmasi lazim
      Rakip benzer ulkelerden Polonyaya bakalim
      NAH-%0.1+ENF%1.7+RF%1.55 =%3.15 yapiyor bu ulkede bizimle ayni donemdeki buyume%4.9 yani buyume reel olarak 4.9-3.15 =1.75 olarak cebe yansimis refaha katki sunmus
      2)buyumenin cebe yansimasi icin tum toplum kesimlerini kucaklamasi hatta gelir dagilimina da faydali olmasi icin issizligin dusmesi lazim.
      3)Buyumenin vergi gelirlerinde artisa neden olmasi butce acigini dusurucu etki yapmasi lazim(bu vergi gelirlerindeki artis vergi ayarlamalari zamlari seklinde degil mesela KDV gelirlerindeki artis orani onemli)

      Son iki faktorde Turkiyenin geldigi durum ortada issizlik yukselmis devlet butcesi delinmis.

      Cari aciga girmiyorum o isin ayri boyutu...Bir ulkedeki uretim faaliyetlerinin iliskilerinin mevzusu zaten cari acik, buyume hesaplarinda negatif olarak yerini zaten hesaplanirken aliyor. Bize sunulan buyume rakamlarinda zaten yansitiliyor dahasi cari acik verip de uzun yillar buyuyen is guc refah saglayan ulkeler de oldugu bilinen bir gercek

      Bu yukarida saydigim 3 adeti bulan parametreler olmadigi zaman buyume sadece bir rakamdan ibaret kaliyor. Ne cebe vatandasin refahina ne girisimcilere ne de devlete yariyor. Sadece Rant faiz ve finansal sermayadarlarin isine yariyor.

      Hocam bu yorumuma bir yorum yazma imkaniniz var mi?

      Sil
    4. Yukarida yazdigima ek olarak bir buyumenin surdurulebilir olmasi icin o buyumenin yukarida da yazdigim sartlardan 2 ve 3 karsilamasi gerekiyor.
      2. sarta baktigimizda buyume, issizligi dusurucu etki yapmissa issizlik orani dusmusse o ulkede ilerleyen aylarda buyume dinamiginin surebilecegi kosullarindan en onemlisi yerine getirilmis olur. Issizligin dustugu bir ekonomide tuketici guveni is yapam guveni yukselir.
      3. sarta bakarsak bir buyume vergi gelirlerinde enflasyondan arindirilmis sekilde artis sagliyorsa devlet butcesinde bu durumda devletin maliyesi buyume tarafindan disiplinize edilmis beslenmis demektir. Bu durum ise kamu borc yukunun azalisi 10 yillik devlet tahvilleri de dahil olmak uzere piyasa faizlerinde de dususu en nihayetinde uzun vadede guclu kamu maliyesi sebebiyle fiyat istikrarina katki gerceklesir. Boylelikle enflasyon olmadan fiyat istikrari cercevesinde dusen faizlerin eslik ettigi buyume paradigmasi gelecek donemler icin itici guc olur.

      Bu baglamda Turkiyedeki bu iki sart gerceklesmemistir. Ne issizlik dusmus ne de kamu maliyesinde buyumenin verdigi bir avantaj saglanmistir. Hatta tam tersi gerceklesmistir. Issizlik yukselmis kamu maliyesi bozulma evresine gecmistir. Butun bunlar bize bu buyumenin ilerleyen aylar ve yillarda devam edecegine yonelik beklentiyi kirmaktadir.

      Sil
  9. Hocam bu ay ve sonrasında baz etkisiyle enflasyonda düşüş bekleniyor. Bu düşüş insanlara psikolojik olarak olumlu etkiyip enflasyonda ve işsizlikte gerçek düşüşler yaratır mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocamız sayesinde baz etkisini öğrendiğimiz için psikolojik bir etkisinin olacağını sanmıyorum😊

      Sil
    2. Psikolojik etki olması için düşüşün devamlı olması gerekiyor. Ki bu da önemli ölçüde kurun düşmesine bağlı. Bence bizim insanımızı psikolojik olarak etkileyen en önemli etken dolar kuru.

      Sil
  10. Merhabalar Hocam; TUİK'in büyümeyi ölçüm yöntemindeki değişiklik nedeniyle de büyüme rakamının beklenenden fazla geldiğini ve doğru bir kıyaslama yapabilmek adına geçmiş dönemlere ait büyüme rakamlarının da yeni hesaplama yöntemine göre revize edilmesi gerektiğine dair yazılar okudum. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir? Geçmiş yılların revize edilmesi olursa bu yüksek büyüme rakamı farklı yorumlanabilir mi? Teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yorumlarda doğruluk payı var.

      Sil
    2. Merhabalar, okuduğunuz yazıların linklerini vermeniz mümkün mü?

      Sil
  11. Hocam bu büyüme oranı TL'ye göre mi Dolar'a göre mi? İkisi arasında bir fark oluşur mu? Teşekkürler ve saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH TL ile hesaplanıyor ve büyüme de bu şekilde hesaplanan GSYH'den çıkarılıyor. Dolayısıyla büyüme TL'ye göre. Ne var ki bu hesaplama sırasında enflasyon etkisi giderildiği için büyüme fiziksel üretim artışını gösteriyor.
      TL ve USD GSYH ve büyümeler arasında kur nedeniyle fark oluşur.

      Sil
  12. İki çeyreğin ortalama toplam işgücü rakamlarını yanyana koyayım. Bakalım bu 11% artış kaç kişiye yeni iş yaratmış?

    He bir de iki çeyrek arası 160 milyar TL büyüme var, bunun karşılığında 20 m USD'ye yakın dış borç artışı. Yani büyümenin yarısı ~13% ortalama faizle gelen borçtan. Yanılıyor muyum?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her yıl düzenli olarak yapılan araştırmaya göre;Her ne kadar Türkiye OECD ülkeleri içinde en düşük istihdam oranına (2016  için yüzde 51) sahip ülke olsa da, 2005’ten bu yana yarattığı istihdam artışı ile OECD ortalamasını beşe katlamış durumda. 2005’ten beri Türkiye’de istihdam oranındaki artış yüzde 6.2 iken, aynı dönem için OECD ortalaması sadece yüzde 1.2.

      Sil
    2. İçimdeki mazi13 Aralık 2017 12:04

      Philips eğrisi gösteriyor. İşsizliğin azalması gerekiyor. Fakat enflasyonun olumsuz etkisi de yadsınamaz.

      Sil
  13. Hocam bakan Şimşek: *Şimdi reform dönemi, hava güneşliyken tamiratları yapmak lazım* demiş sizce bu reformlar istediğimiz gibi yapılırmı bu sefer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kur artısı varken aynı zamanda ıthalat ta artarken tl değer kaybı nedeniyle uretım artısı tutarsız degıl mı

      Sil
  14. hocam peki bu kadar hızlı büyümenin Türkiye için olumlu ve olumsuz yönleri nedir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyon... Cari açığım artması... Bütçe açığının artması

      Sil
  15. İstihdamsız büyüme...

    YanıtlaSil
  16. Enflasyon 3~5% olsaydı ekonomimiz büyüdü der reel bir mutluluk yaşardık.Türkiye'nin yaşadığı bulgur karıştırılmış etle yapılan Adana kebabı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız. Çoğunluğumuz sabit ücretli olduğumuz için 2017 yılının başında aldığımız zam oranından, 2017 yılı enflasyonu daha yüksek gerçekleşmesi sonucunda alım gücü kaybına uğradık ki bunu yılın son aylarında daha çok hisseder olduk. Bir de zam alamayanlar da olmuştur bu yıl, onları hiç saymıyorum.

      Ne yazık ki, ekonominin 3.çeyrekte yüzde 11,1 büyümesi herkesin büyüdüğü anlamına gelmiyor.

      Sil
    2. Ekonomi zaten bu reel kayiplar uzerinden buyudu.
      Hem ic enflasyonun asindirdigi reel kayip
      hem de doviz yabanci paralar uzerinden asindirdigi kayip
      Burdaki ayrinti da su doviz tabanli reel kayiplar ic enflasyondan kaynakli reel kayiplardan fazla oldugu icin(yani doviz artis orani enflasyon artisindan fazla olmasi) turkiyede buyume bu kadar yuksek ve genis tabanli tum sektorleri kapsayacak sekilde vukuu buldu.

      Sil
  17. Şu http://www.haberturk.com/bitcoin-balon-mu-kripto-paralar-modern-cagin-lale-cilginligi-mi-1750101-ekonomi/4 habere de yorumunuzu alabilir miyim? Şimdiden teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu konudaki görüşümü yazımda yazmıştım zaten.

      Sil
  18. MAHFİ Hocam,
    4. Çeyrek ve 2018 için büyüme/cari açık/işsizlik/enflasyon'a yönelik sizin tahmininiz var mı? Genel tahminler ne yönde?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yılın yüzde 7 dolayında tamamlanacağını tahmin ediyorum. 2018 için ilk tahminlerim büyümenin yüzde 3 dolayında kalacağı şeklinde.

      Sil
  19. Fakirleşerek büyüme yaşıyoruz. Alım gücü düşerken büyümüşüz büyümemişiz ne yazar. Büyüme dışındaki tüm veriler korkutucu derecede kötü. Tek bir veriye bakarak analiz yapmak yanlış olur.

    YanıtlaSil
  20. Aman hocam ilk cümleye dikkat iran yüzde 12.9 ve ırak yüzde 11 büyüme sağlamış.

    YanıtlaSil
  21. Hocam peg rejiminin klasik sabit kur sisteminden tam olarak ne farkı var? Sabit kurda yerel para birimi bir yabancı para cinsinden ifade ediliyor gerektiğinde devalüasyon yapılıyor. Peg rejiminde de yerli para yabancı para cinsinden ifade edilliyor. Aradaki fark tam olarak nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabit kurda mesela 1 USD = 3 TL diyorsunuz ve bu bir süre hiç değişmeden kalıyor. Peg rejiminde TL'yi mesela Dolara bağlıyorsunuz, o diğer paralara karşı ne kadar değişmişse TL de aynı biçimde değişiyor.

      Sil
  22. Hocam, 2009 yılının baz yılı olarak kabul edilmesinin etkisinden hiç söz etmemişsiniz. Bence bu faktörün de çok büyük etkisi var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zincirleme hacim endeksinde zaman açıldıkça o etki azalıyor.

      Sil
  23. Hocam buyume dedigimiz sey uretim ve hizmet artisi oluyor, degil mi? Mesela bir fabrika 1O bin tane tabak uretiyordu simdi 12 bin tane uretiyorsa buyumus demek oluyor. Peki bu urettigini satiyor mu, onu biliyor muyuz? Bu buyume rakami bize uretilenin satisa donusen kismini mi gosteriyor yoksa tamamini mi? Belki de uretilen seylerin bir kismi depolarda kaldi ya da çöpe gitti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harcamalar yöntemine göre hesaplanan GSYH verisinde, stoklar kısmında bunu görebilirsiniz. Tabi çöpe giden kısımları değil.

      Bu veri artı ise üretilenlerin bir kısmı satılmamış stoklanmış, eksi ise önceki dönemden üretilenler de satılmış/harcanmış diyebiliriz.

      Yanlış aktarmıyorsam bu stoklar kısmı, istatistiksel hatayı da içeriyor. Bunu açıklamadan önce bu hesabın üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH hesapları ile harcama yöntemine göre hesaplanan GSYH hesaplarının denkleştirmede kullanıldığını belirteyim.

      Üretim yöntemiyle hesaplanan büyükse harcamalar yönteminden hesaplanandan, çıkan fark stok artışı olarak artı değerde hesaplara girerek denkleştirilir. Üretilen şey, harcanmamışsa stoğa girmiştir mantığı.

      Harcamalar yöntemiyle hasaplanan büyükse, üretim yöntemiyle hesaplanandan çıkan fark bu sefer eksi tutar olarak harcamalar yönteminde stok hesabında yer alır. Bu dönem üretilmeyen şey stoktan harcanmıştır mantığı.

      Neticede harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH hesapları, bu hesapta yer alan stoklar kalemi vasıtasıyla, üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH hesabıyla denkleştirilir.

      Sil
  24. Buyume rakamlari yorumlanirken cari acigin finansmaniyla ilgili bir tablo gordum TV'de hocam.
    Mevduatin payi Ekim 2016'da 3%'mus, Ekim 2017'de -4'e inmis.
    Buradaki mevduattan kasit nedir hocam? Bizim bankalardaki TL ya da YP paramiz mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet onun cari açık finansmanında kullanılan kısmı.

      Sil
    2. Ama hocam hic anlamıyorum. Cari acik disaridan gelen yabanci para ile kapatilmiyor mu? Mesela yabanci yatirimci Turkiye'den ev aldi, hisse aldi, mevduat yapti gibi seylerle. Eger bunlar yetmezse döviz rezervleriyle.

      Sizin cari acigin finasmani ile ilgili yaziniz var yine bu blogda, onu okudum. Mevduat diye bir kategori yok.

      Sil
  25. Hocam,Göstergeler Tablosu 7,3 III.Ç olmayacak mı?

    YanıtlaSil
  26. Bence, ortaya konulan bu yüksek büyümede, TÜİK'in müthiş buluşu olan yeni hesaplama yönteminden söz etmemek TÜİK'e haksızlık olur.

    YanıtlaSil
  27. Düşük büyümeyle hangi sorunları daha çabuk çözebiliriz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Enflasyonun çözümüne yardımcı olabilir.

      Sil
  28. Hocam merkez bankalarının para basması kabaca büyüme oranıyla orantılı olmalıdır. Diyelim ki ekonomi %5 büyüdü merkez bankası da para basımını %5 artırdı. Bastığı para insanların eline tam olarak nasıl ulaşır? Muhtemelen bankalar kanalıyla yapar ama tam olarak ne şekilde olur basit bir örnekle anlatabilir misiniz hocam ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bankalar kanalıyla olur. Piyasaya daha fazla para çıkar.

      Sil
  29. Bu arada Cin'in 6.8'lik buyumesinin aslinda bir senede bunyesine bir Turkiye ekonomisi kadar uretim gucu katmis oldugu anlamina geldigini de belirtmek lazim. Cin'in 6.8'lik buyumesi demek 800 milyar dolarlik bir rakam ediyor ki, bu zaten Turkiye'nin GSYIH'si kadar.

    YanıtlaSil
  30. Yani hocam;cari açıkla ve bütçe açıklarıyla büyürsen tüketerek büyümüşsün demektir ve üreterek değil tüketerek büyürsen enflasyonda olur işsizlik olur ama çok güzel büyürsün mü diyorsunuz?

    Saygılar hocam,iyi çalışmalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayır. Çünkü Türkiye'nin ithalatının yüzde 85'i üretimde kullanılan girdilerin ithaline yönelik. Türkiye üretiyor. Bunda hiç kuşku yok. Ama borç alarak üretiyor. Bu üretimin tamamını dışarı satsa sorun olmayacak ama mecburen daha çoğunu içeri satıyor. Yani dövizle alıyor TL ile satıyor.

      Sil
  31. Bu buyumeden kendi adima cikardigim sonuc
    1) Parasal genisleme turevleri ister KGF turu olsun ister tahvil alimi yoluyla olsun ister negatif mevduat faizi ile bankalri mevduatta cezalandirmak olsun parasal genisleme buyumeye bir sekilde etki ediyor.
    Yalniz parasal genisleme dedigimiz olayin iki yonu var bunlardan bir tanesi eger parasal genisleme yapilan ulkede enflasyon fiyat istikrarindan epeyce uzaksa bu durum buyumeye daha cok etki ediyor etmesine ama enflasyonu da bir o kadar azdiriyor. ikinci bir husus parasal geniusleme enflasyonu dusuk olan hatta fiyat istikrari olgusundan deflasyona yakin olcude uzak olan ekonomilerde buyumeye o kadar etki etmiyor enflasyonu da azdirmiyor.
    2) hangi turden parasal genisleme olursa olsun bir ulkede buyumeyi saglamak reel kurun degerinin ortya cikan enflasyon arasindaki makasa da bagli oldugu olgusudur. Diyelim ki bir ulkede 1 yil icinde enflasyon%10 paranizin bu 1 yil icindeki yabanci rakip ve belli basli paralara karsi deger yitimi ise %15 bu durumda sizin %5lik bir avantajiniz var oluyor. Bu avantaj ise o ulkedeki reel faziden yuksekse sayet hem maliyetler bakimindan hem de rekabet bakimindan bu olgular uzerinden parasal genisleme yaptiginizda parasal genislemenin etkisi buyume efekti yonunden daha etkili oluyor. Aksi halde sanirim stangflasyonik duruma gidilir.

    Sonuc; Turkiyede olan bu ikisidir. KGF adiyla bir parasal genisleme denenmis midir? Evet denemistir. Buyume donemleri dahilinde 2016nin mevcut doneminden 2017 mevcut doneminde enflasyondan arindirilmis bir sekilde sepet kur reel olarak neredeyse %20 deger yitirmistir. Yani bizimle rakip ulekler ve/veya bizim ticaret yaptigimiz ulkelerde boyle bir reel yitirim kabaca baktigimda yok.BU durumda KGF ile yapilan parasal genislmeyle birlikte bir karsilikli etkilesim yaratiyor. Yarattigi icinde buyume ivmemizin yukseldigini dusunuyorum.

    Genel anlamda Hangi tur parasal genisleme olursa olsun bir sekilde ekonomideki dinamikleri etkiliyor buyumesi konusunda bu dinamikleri istemli istemsiz harekete geciriyor.
    Durgunluktaki bir ekonominin ve ya durgunluk emareleri gosteren bir ekonomide, Cesidi ne olursa olsun bir parasal genislemenin, zararlarinin en az olup daha cok faydali olmasi icin
    1) O ulkede enflasyon fiyat istikrarindan cok az sapmasis lazim. Fiyat istikrari dedigimiz olay %2.2 ise %1.5 olan bir ekonomideki parasal genisleme %0 olan bir ekonomiye gore daha cok buyumeye etki eder. Keza %10 enflasyonlu bir ekonomide ise %6li bir ekonomiye oranla daha fazla enflasyona hizmet eder. Parasal genislemnin bu sarti Enflasyonun dusuk olacak %1.5 veya %6 her iki durumdada fiyat istikrarindan uzaksin. Birinde deflasyon korkun var digerinde enflasyon korkun var. Her ikisinde de buyuyemiyor durgunluktasin
    2)Yine ayni sekilde parasal genislemnin buyumeye etkisi o ulkedeki enflasyon ve kur arasindaki fark ne kadar aciksa o kadar buyumeyi yukariya tasir. Bu fark reel faizlerden buyuk oldugu olcude faydalidir. Parasal genislmenin bu sarti yerli paranin zaman icinde reel degerinin dusmesi lazim aksi halde parasal genisleme uzun vadeli etkili olmaz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir ekonomide parasal genisleme yaptigi bir yil icinde Kurlar, bir yil icinde gerceklesen enflasyondan daha fazla artiyorsa kisa yerel paranizin degeri reel olarak deger yitirmisse mesela %10
      AYni sekilde o ulkede de reel faizler yerel paranizin reel olarak deger yitiminden dusukse

      O ulkede parasal genisleme buyumeye etki eder. Ileride enflasyon olacaksa da hem kurun surukleyebilecegi handikaptan hem de sizin piyasaya verdiginiz ucuz paradan dolayi bu da issizligi dusurur enflasyonu arttirici etkide bulunur.

      Turkiyede olan ve KGF turu parasal genislemenin handikapi surada sakli buyume enflasyondan dusuk oransal olarak bu durumda reel faydayi yok eden olgu yasaniyor. Eger enflasyonumuz %6lar civarinda olsaydi kurumuzda ayni sekilde %20 deger kaybetsebile bu kadar yukselen bir enflasyonla karsi karsiya kalmazdik kalmadigimiz gibi de buyumemiz daha reel zenginelstirici yonde olurdu. Cikti acigi denilen olgu ile karsilasmazdik. Son tahlilde buyume oransal olarak enflasyondan dusuk ciktigi icin cebe yansiyan bir gorunum sergilememistir. Buna gelir adaletsizligini de kattik mi bu buyumenin ust dilimlerdeki gelir yapilarina etki ettigi cok acik.

      Sil
  32. Merhaba hocam,buyumeye karsin issizlik oraninda kayda deger azalis olmamasini firmalarin eksik kapasite kullanimindan tam kapasite kullanima dogru gecmesi seklinde yorumlamak dogru olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kısmen bunun etkisi var. Bir de Türkiye büyümenin yanında aslında istihdamda da artış sağlıyor ama işgücüne de yeni katılımlar olduğu için işsizlik oranı düşmüyor.

      Sil
  33. hocam inanın bilmediğim için soruyorum

    sanırım bu yazınızda büyümeden kasıt GSYH eğer GSYH arttıysa ekonomimiz bu ölçüde büyüdü diyoruz. peki enflasyonun yükseldiği cari açığın ve bütçe açığının tavan yaptığı bir ekonomide GSYH otomatik olarak büyümez mi? İhracattan çok ithalat var zaten bu da cari açığa sebep oluyor ülkeye sürekli karşılıksız bir girdi söz konusu o zaman GSYH nin büyümesi için bir şey yapmaya gerek yok diye düşünüyorum.


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH, nominal olarak yani içinde enflasyon da barındırarak hesaplanıyor. Ama iş bir yıldan ötekine GSYH büyümesini hesaplamaya gelince bu hesaplar enflasyondan arındırılıyor. Yani büyüme reel olarak hesaplanıyor. Bu konuda benim Kolay Ekonomi kitabımda örnekler var oradan yararlanılabilir.

      Sil
  34. Hocam imf yada başka bir uluslararası kuruluş tüik in hesaplama yöntemini rasyonel kabul etmek zorunda mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. baskanlik tipi hesaplama

      Sil
    2. Kendisi ayrıca hesaplamıyor. Takdir edersiniz ki 200'e yakın üye ülkede böyle bir hesaplama yapamaz. Ama hesaplamada yanlışlar, hatalar saptarsa söyler.

      Sil
  35. nasil buyuduk bu kadar
    baskanlik rejimi tuhaf

    YanıtlaSil
  36. emeklilik yasi erkeklerde 45 kadinlarda 40a inmeli issizligin cozumu icin. Erken emekli olan adam is kurar ayrica yaninda adam calistirir siftah yapar. genncler is bulur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar

    1. Super Emeklilik yasasi cikar mi?

      Sil
    2. Erken emekli adamin is kuracagina inaniyorsunuz da, genclerin neden is kuracagina inanmiyorsunuz? Oneriniz kendisiyle celisiyor.

      Sil
    3. Gencler kuramiyor ben sahsen tanik olmadim. Hep cevrene bak esnaf is kuran insanlar mahfi beyin yasiti insanlar. Simdiki gencler hep baskasinin yaninda caslimak isteyen devlette siradan memur olmak isteyen insanlar.

      Sil
    4. 250TL artissiz emekli maasiyla mezara gidecek varsa cikar tabii, neden olmasin?

      Sil
  37. Buna büyüme dememek şişme demek lazım bence. Balon gibi çünkü. Piyasa kötü, ben iş yapamıyorum. Çevremdekilerde farklı değil. Büyüme nerde onu biz anlayamadık. Olsa olsa bu balondur, balonda büyümez şişer.

    YanıtlaSil
  38. Merhabalar,
    Cumhurbaşkanı'nın bugün yaptığı "faizlerin yükselmesinin enflasyonu düşürmesi mümkün değildir" açıklamasının altında bir teori var mıdır, varsa nedir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. denemeden bilinmez. bence mb sı cb nının sözünü dinlemeli faizleri yüzde 60 düşürmeli sonra mbsı başkanı çekirdeğini alıp çıtlayarak olacakları izlemeli :)

      Sil
    2. Twitter dan konuyla ilgili olarak c.bşk'nına veyahut bakan ve c.bşk ekonomi danışmanlarına neden sormuyorsunuz?

      Sil
    3. İktisat fakültelerini kapatma isteği yatıyor altında. Tam tersi olacak. "enflasyonun yüksek olduğu bir ortamda faizler düşürülemez." Düşük faiz enflasyonu getirir.

      Sil
    4. Var, ama ampirik yolla teorinin gecerliligini kanitlamaya izin vermiyor iste MB. Adi da hatta, basiretsiz magdurlar teorisi. Yoksa 2023'te en büyük 10.ekonomi olacaktik, hay aksi.

      Sil
    5. Bir banka dusunun 15% faiz veriyor. Getir parani bir sene sonra hic ugrasmadan 15% fazla paran olsun diyor. Siz ise ticaretle ugrasiyorsunuz. Ortaya bir para koyup mal aliyorsunuz. Soru su, mal almak yerine paranizi vadeye yatirsaniz 15% kazanacaksiniz, bu noktada ticaret yapmanin mantikli olmasi icin ne yaprsiniz? Herhalde karinizi 15% arttirirsiniz degil mi? Iste o arttirdiginiz rakama enflasyon deniyor.

      Eger siz malinizi 15% daha pahaliya sattiginiz icin banka da o miktarda faiz veriyor diyor ve buna ikna oluyorsaniz 'cahil'ce dusunmuyorsunuz demektir, aferin size.

      Sil
    6. adsız 13:35 ben "cahil" keşimesini kullanmayacağım ama "yanlış" düşünüyorsun diyeceğim.
      Kârını nasıl %15 arttırıyorsun. Satış fiyatına %X zam yaparsın yeni fiyattan alıcı bulursan ve bu yeni fiyat ile maliyetin farkı pozitif ise bu kâr olur. Bir defalık zam enflasyon olmaz.
      Enflasyon: fiyatlar genel düzryindeki sürekli artıştır. Bir defalık değil...!
      Enflasyonun yükselmesi tasarrufları eritir, piyasada paranın dolaşım hızı düşer. Bu durumda bankalar yüksek faiz ile mevduat toplamak zorunda kalır. Yani faizler yükselir...!!!!

      Sil
    7. Onemli olan faizsiz buyumedir! Daha cok buyurduk de faizciler yedi bitirdi bu buyumeyi.

      Sil
    8. Adsiz 18:15, yani ilk seferde enflasyon olusturdugunu kabul ediyorsunuz, bu da guzel bir ilerleme.

      Eski ogretilerden kalan 'bankalar mevduat toplamak zorunda kalir' lafi gunumuzde pek gecerli degil, zira bankalarin kredi vermesi icin illa elinde mevduat olmasi gerekmiyor (konu: Kaydi para). ABD'de ornegin faizler sifirken enflasyon da sifirdi. Bu da dahil butun genellemeler tehlikelidir. Ekonomi'de su olursa bu olur demek biraz cesaret istiyor. Ekonominin en guzel laboratuari ise insanin kendi davranislaridir.

      Ikinci yorumunuza da Einstein'in sozu ile karsilik vereyim: "Bilesik faiz dunyanin sekizinci harikasidir, onu anlayan kazanir, anlamayan ise kaybeder."

      Bankanin verdigi faiz, sizin bir seferde yapmis oldugunuz zamdan daha karlidir. Bankada kazandiginiz 15%'i tekrar ana paraya dahil edip daha fazla faiz alabilirsiniz. Ticari bir isletmenin ise boyle bir sey yapma sansi yoktur, cunku satabilecegi ve satin alabilecegi urun miktari sinirsiz degildir. Bu noktada refah seviyesini korumak icin gene zam yapmak zorunda kalacaktir. Yani ozetle birilerinin risk almadan kolay yoldan para kazanmasinin mumkun oldugu her yerde ve sistemde enflasyon olusur. Ha oyle olusur, ha boyle olusur. Para arziymis, emisyonmus bunlar isin aritmetigi. Once rakamlari anlamak gerekiyor.

      Sil
    9. Bu tartışmayla ilgili bilimsel bir analize bakmak isteyenlerin benim Ekonomide Analiz kitabımı okumalarını öneriyorum. Ya da bu yazımı okumalarını öneriyorum:
      http://www.mahfiegilmez.com/2014/05/enflasyon-ile-faiz-iliskisi.html

      Sil
    10. Mahfi Egilmez, siz bosa kafa yormayin, yorulmusu var zaten diyorsunuz oyle mi?

      Sil
    11. "bankanın kredi vermesi için elinde mevduat olması gerekmez, kaydi para var" diyen kafaya bir gün ben de ulaşmak istiyorum. banka değil con ahmet'in devir daim makinesi mübarek; kimse gelip para yatırmıyor (mevduat yapmıyor), ama o her gelene para (kredi) veriyor.

      Sil
    12. Adsiz 22:30, o kafa zor degil, biraz arastirip, biraz okursaniz siz de ulasabilirsiniz.

      Turkiye'de bankalarin toplam kredi stogu 2 trilyon tl civarindadir. Sizin kafanizdaki birisi bankalarda mevduatta 2 trilyon tl (ve hatta daha fazla) para oldugunu dusunur. Benim kafamdaki birisi ise TCMB'nin toplam emisyon miktarinin 75 milyar tl oldugunu bilir. Nasil oluyor bu is diye biraz arastirirsaniz con ahmetin devir daim makinesi nasil calisiyor ogrenirsiniz. Merak ederseniz tabi.

      Sil
  39. Hocam bu cari işlemler dengesinde ki 3.83 milyar dolarlık açığın tam olarak netleştirilemediği kanaati var.Sizce bu para yurtdışından kayıtsız giren bir para mı? Biraz konudan ayrı ama...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ocak - Ekim 2018 ödemeler dengesinde 2,7 milyar Dolarlık net hata ve noksan var. Nereden geldiği bilinmeyen miktar budur. Bu paranın mutlaka kayıtsız olması gerekmiyor. Bir kısmı anketlerle tespit edildiği için hatalar olabilir.

      Sil
  40. Değerl katkılarınız için çok teşekkür ederiz sevgili hocam açıklanan GSYİH Nominal mi reel mi zincirleme hacim endeksine göre hesaplandıysa fiyat artışları tamamen arındırılmış mı oluyor bir de sitelerde hep nominal GDP değerleri var yıllar içindeki reel GDP değerlerini nereden takip edebilirim saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GSYH nomimal hesaplanıyor. Büyüme ise reel yani fiyat artışlarından arındırılmış olarak hesaplanıyor. TÜİK sitesinde Temel İstatistikler / Ulusal Hesaplar / Üretim Yöntemiyle GSYH / en alttaki satırı tıklarsanız karşınıza gelen tablonun sondan üçüncü sütunu 2009 = 100 endeks sayılarını veriyor. İşte o reel GSYH.

      Sil
  41. Hocam dalgali kur rejiminde kurun dalgalanmasi yerli paranin deger yitirmesi enflasyon verilerine gore reel olarak yukselmesi belli bir band araligina gelmesi sizce konut balonu riskini azaltir mi?
    Kurun dalgalanmasi emlak balonundaki riskleri bertaraf edici bir faktor olur mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam olarak değil. Dalgalı kur riskleri genelde düşürür, tansiyon ilacı gibidir ve emlak fiyatlarının anormal artmasını da önler ama bu yeterli olmayabilir.

      Sil
  42. Hocam isci ucretlerinin doviz kuru artis oranindan cok daha dusuk oranda artmasi emek talebini arttirip issizligin dusmesini saglar mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağlar ama aynı zamanda ekonominin de büyüyor olması lazım.

      Sil
  43. Bu sorunuza şöyle cevap bulabilirsiniz: Faizler düşürülürse enflasyon düşer mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanıtı yanlış yere yazmışım :) ama soru herkes için geçerli...

      Sil
  44. harcamalar yönünde neden ihracat var,ithalatın olması gerekmiyor mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İhracat yapmak için üretim yapmak, üretim için de hammadde, işgücü, girdiler vs satın almak lazım. Bunlar hep harcama. İthalatın bir bölümü içeride üretilen mallarda kullanılan hammaddeler ve diğer girdiler. Bir bölümü de tüketim harcamalarının içinde.

      Sil
  45. Ülke büyümüş ama benim cebim büyümemiş küçülmüş ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha büyük cepli yeni bir elbise diktirmeniz gerekebilir :-)

      Sil
  46. Büyümede ihracat-ithalat hesabı neden dikkate alınmıyor?

    YanıtlaSil
  47. Hocam 11.1 ile ilgili ekonominin 5.4 gelmesi ekonominin iyi olduğunu mu gösterir

    YanıtlaSil
  48. Dunya ekonomisi ile ilgili bir degerlendirme yapacak misiniz? Kuresel ekonomi

    YanıtlaSil
  49. TÜİK in açıklamış olduğu bir çok veriyi alt alta, yan yana koyup bir bütün olarak baktığınız da tutarsızlıkları çok rahat görebilirsiniz.Görmek isteyene! TÜİK te çalışan ve burnundan kıl aldırmayanlar bunları yapmıyor mu diye bilirsiniz? Onlar birbirlerinin kuyularını kazmaktan ve eskileri daha doğrusu hatalı iş yapıyorsunuz ,bunu bu şekilde yaparsanız şu şu sorunlar çıkar diyenlerin başına çorap örmekle meşgul oldukları için ilgili verilere bir bütün olarak bakmaya fırsat bulamıyorlar.

    Zaman buldukların da ise kibirlerin ve çok şey bildiklerini zannettiklerinden yine bir sonuç çıkacak durumda olmazlar.

    Büyüme rakamlarının hesaplanması ve yöntemi ile bir çok duayen hocamız( başta sayın boratav hocamız) eleştirilerini ve görüşlerini bir çok yerde paylaştı. En son derli toplu olarak sayın zafer bey (merkez bankası danışmanı) güzel bir makale yayınladı.TÜİK kapı duvar oldu,kör sağır oldu ve her şeyi duymaz dan görmezden geldi.

    Yöntem değişikliği,idari kayıt fetişizminin ülkemizin başına açacağı sorunları anlatmaya hocalarımız uğraşırken onlar ne yapmaya başladılar sanayi endekslerinin hesaplanmasında da idari kayıt kullanımı ve yöntem değişikliğine gidileceğini açıkladılar. Yani büyüme verilerindeki tutarsızlığı gösteren en basit bir veriyi/göstergeyi de ortadan kaldırarak karşılaştırmaları imkansız hale getireceklerini düşünüyorlar.

    Çok basit bir soru, TÜİK bağımsız (sözde) bir kurum ya ,peki arka arka ya siyasilerden özellikle iktidar kanadın dan gelen en az %7 büyürüz, çift haneli rakamları yakalarız, %10 civarı büyürüz diyenler kahinler miydi?

    Peki son zamanlarda TÜİK te kibirden gözleri kör olmuş, hakkaniyet,akıl,vicdan ve ortak çalışma kültürünü ortadan kaldıran üst yönetim; bu kadar haklı/haksız eleştirilere rağmen kamuda eşine pek rastlanmayan bir şekilde büyüme verilerinin hesaplanmasında kurum içi/kurum dışı tepkilere rağmen tecrübesi, yeterli birikimi olmayan yöntem/hesaplama değişikliği yaptırdıkları bu gençlerden birini normal-olağan teamüllerin dışına çıkılarak en alttan alıp kurumun en üst görevine getirmiş ve bu kişiye tam tamına 10 adet daire bağlamış olması kurumların nasıl yönetildiğine bir örnek teşkil etmez mi sizce?

    Kişiden,kimlikten,kurumdan bağımsız olarak değerlendirdiğiniz de ne düşünürsünüz hocam bu hesaplama ve yöntem değişikliğini.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben büyüme ile ilgili olarak yapılan hesaplama değişikliğinde gördüğüm hataları, eksikleri, yanlışları daha önce yazdım. Başka iktisatçılar da yazdılar. Ciddi sorunlar var ölçmede.

      Sil
  50. frank n furter13 Aralık 2017 12:30

    baz etkisi de olsa 2017 için güzel büyüme... şimdi geleceğe odaklanmalıyız... belirtiğiniz gibi zor geçecek... ihracat ve turizme yüklenmek fayda getirir... bu değerli sayfa için tebrik ediyorum... verdiğiniz emek için çok teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Evet 2018 çok daha önemli ve daha zor bir yıl olacak oraya odaklanmak lazım artık.

      Sil
  51. Dışarıdan saman ve nohut gibi şeyleri de ithal ediyorsak varın durumu siz düşünün eskiden tarım açısından en iyi ülkelerden biriydik ,japonya gibi katma değeri yüksek ürünler üretip ihracat etmediğimiz sürece ve ara malı ürünleri dışarıdan ithal ettiğimiz sürece bu kısır döngüden çıkamayız % 300 büyüsen ne olur ana gövde aynı ama kollar 2 kat büyümüş böyle büyüme olur mu?

    YanıtlaSil
  52. Hocam,iktisat bölümüne ilgisi olan yazilarinizi ve diger erbaplarin yazilarinida takip eden bir iktisat ogrencisi olma adayi birey olarak soruyorum gorurseniz yada denk gelirseniz soruma cok.sevinirim. davranissal ekonomi gelecekte neokeynesyenlerinde ilerisinde bir gorus olarak karsimiza cikacakmidir bu konu uzerine yonelmek kendimizi gelistirmek dogru.bir yatirim olur mu ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer merakınız makroekonomiden çok mikroekonomi ise o zaman davranışsal ekonomi ve davranışsal finans üzerine çalışmak çok yararlı olur. Merak ve ilgi alanınız makroekonomi ise bunu yüksek lisansta yapmak daha yararlı olabilir.

      Sil
  53. Döviz ne yapıyor ?
    Sayın arkadaşlar ...( Mahfi hocam siz zahmet etmeyin arkadaşlar cevaplasin )

    1) M.b nin faiz artırıp artirmayacagi ?

    2) Fed ". ". ". ".

    Bu kapsamda neyi fiyatliyor ne olursa ! Yükselir düşer !?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doviz firliyor. MB faizi artirmayacak sinyali var. Bu durumda kur kaynakli enflasyonu dusurmek icin tek gecici cozum faizden de umidimizi kesebiliriz. Mb fiyat istikrari icin enflasyonu denetim altina almasi gerekir ama bunu yapamiyor. Kurlar nasil duser? Hep dedigimiz gibi ihracatimiz icindeki katma degeri yukselterek ve ithalat kalemlerindeki maliyet unsurlarini azaltarak. Bu nasil olur ben de bunu sorayim. Fed kismini anlamadim. Fed bilancosunu kuculttugu icin dunyadaki dolarlar azaliyor. Bir sey azalirsa ne olur?

      Sil
    2. Kurların düşmesi ya da TLnin değerlenmesi kolay gözükmüyor. Çok çalışmamız lazım çok.

      Sil
    3. Güngör Uras'ın bugünkü yazısı

      Son zamanlarda gerçekten bir “faiz lobisi” oluştu. Öyle bir hava yaratılıyor ki “Türk ekonomisinin geleceği, faizin yükseltilmesine bağlı. Faiz yükseltilmezse, ekonomi batar.”


      O nedenle “faiz lobisi” bugün TCMB’nin faizi yükseltmesini bekliyor. Beklemenin de ötesinde... Faizinin yükseltileceğinden emin... Bütün hesaplar faizin yükseltileceği üzerine kurulmuş durumda.

      Bana soran yok ama... Ben olsam “faizi yükseltmem.” Eğer Türk ekonomisi TCMB faiz yükseltmezse batacak kadar kötü durumdaysa, batsın da kurtulalım.

      Kim bu piyasa

      “Piyasa faizin yükseltilmesini istiyor, bekliyor...” Kim bu piyasa? Türkiye’ye yurt dışından döviz getirerek, Türkiye’deki TL faiz oranlarıyla dövizlerini değerlendirenler.

      Piyasa’nın “gösterdiği sopa” ne? Faiz yükseltilmezse, Türkiye’ye döviz girişi durur. Cari açı finanse edilemez. Döviz bulunmaz olur. Döviz fiyatı yükselir. Faiz yüksek olmalı ki döviz gelsin.

      Açık anlatımla, “piyasa”, yüksek faiz, ucuz döviz politikasının sürdürülmesinden yana.

      Ne var ki dövizle borçlanan iş çevreleri de TL’nin faizinin yükseltilmesini bekliyor.

      Bütün sorun “ikili para sistemi”nin yaygınlaşması. Ekonomide TL ile döviz birlikte işlem görüyor.

      Dövizle borçlananların TL’nin faizinin yükseltilmesini neden istediklerini dostum Ege Cansen yazılarında devamlı anlatır.

      Ege Cansen der ki, ”Bizde ekonomide çift para (TL ve döviz) birlikte kullanılıyor. İş âleminde, fizibilite hesaplarında “sermaye maliyeti”, TL’nin “faizi”ne göre değil, dövizli borcun “maliyeti”ne göre yapılıyor. TL’nin faizi düşünce, dövizin fiyatı arttığı için borcun maliyeti (döviz faizi + anapara kur farkı) yükseliyor.

      Bu da yüksek faiz etkisi yapıyor. Türk iş âleminin derdi TL’nin faizi değil, dövizin yükselen fiyatıdır.

      Türk iktisatçıları Türk ekonomisinin “çift paralı” olduğu gerçeğini kabullenmek istemez. Çünkü bunu modelleyemez. Üstelik “cari açıksız” bir ekonomiyi hayal bile edemez. Bu nedenle Türkiye “dış-borç-kolik”ten kurtulamaz.”

      Sorun: Cari açık

      Faizi yükselterek, büyüyen cari açığı finanse edecek ölçüde döviz girişine kapı açmaya çalışacak yerde, cari açığı küçültmek kimsenin kolayına gelmiyor. Çünkü “el parasıyla büyüme” kolaylığına alıştık. Cari açık büyüyor. Demek ki döviz fiyatı henüz ihracatı yeterince artıracak, ithalat artışını frenleyecek ölçüde değil.

      O halde bırakalım döviz fiyatı arz ve talebi dengeleyecek şekilde oluşsun. Faizle oynayarak döviz fiyatı bir noktaya kadar tutulabilir. Sonra gene büyük bir düzeltmeyle karşılaşılır.

      Faizin yükseltilmesi geçici süre döviz girişini artırır, döviz fiyatındaki artışı frenler. Faizin cazibesiyle aşağıya inen döviz fiyatı bir süre sonra hazmedilemeyecek boyutta bir sıçrama yapar. İşte onun için (bana soran yok ama...) ben olsam (bugünkü şartlarda) faizi yükseltmem.

      Sil
  54. Hocam sanayi üretimi bu büyüme verisine bakılınca çok yüksek gelmiş. Üretimin artmasını iki şeye bağlayabiliriz:
    1-)Kapasite kullanım oranı(Sadece 1.4 puan artmış 2016 3. Çeyreğe göre)
    2-)Yeni yatırımlarla kapasitenin artırılması
    Açıkçası ben bu rekor düzeyde artışın tutarsız bir veri olduğunu düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 3) Geçen yılın aynı çeyreğinde ekonominin yüzde 0,8 küçülmüş olması yani baz etkisi.

      Sil
  55. Mahfi hocam okudunuz mu:
    Erinç Yeldan - Hormonlu büyüme:
    https://www.birgun.net/haber-detay/hormonlu-buyume-195079.html

    YanıtlaSil
  56. Sn hocam kur 3.8leri gordu 3.10lara duser mi? Dussun artik ama..

    YanıtlaSil
  57. DÜNYA GAZETESİ'inden STRATEJİST Orkun GÖDEK'in üçüncü çeyrek büyümesine ait bugünkü yazısından bir bölüm ."Net/net baktığımızda çift hane büyüme rakamına üzülmek için gerekçe yok. Alt kalemleri ve detayları da dikkate aldığımız süre boyunca emsallerimiz arasında dikkat çekmeyecek bir performans olduğunu iddia etmek güç. Kısmi dengelenme süreci başladığına göre mevcut seviyelerde büyüme performansının da ‘ekonomide ısınma ihitmali’ne karşı aynı momentum ile devam etmesi de güç. Yıllık ortalama TÜFE’nin yüzde 10’un üzerine tırmandığı ortamda soluklanmaya ihtiyacımız olduğunuz söylemek rahatsız edici olmamalı. Kaliteli büyümeyi yakalayabildiğimiz, istihdamı yaratabildiğimiz, küresel koşulların da desteklediği ortalama büyümelerimize erişebilmek dileğiyle."

    YanıtlaSil
  58. hocam, yazı ile pek alakalı değil ama aklıma takılan bir soru var. Amerika'da görülen dava için Amerika'nın Türk bankalarına ceza yazabileceği söyleniyor. Amerika'nın böyle bir yetkisi var mı, var ise bu yetki neye dayanıyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diyelim ki bir arkadaşınıza Dolar ile ödeme yapması için bankanıza talimat verdiniz. Sizin bankanız sizin Dolar hesabınızdan parayı alacak ve arkadaşınızın bankasında onun hesabına koyacak. İşlem budur. Bunu yapabilmek için bu talimatı sizin bankanız New Yok Fed deki hesabına yolluyor oradaki hesabından arkadaşınızın bankasının oradaki hesabına geçiliyor ve orası da arkadaşınızın buradaki bankasındaki hesabına parayı geçiyor. Buna swift işlemi deniyor. Bu olmadan Dolar nakli olmuyor. İşte ABD bu cezayı kestiğinde bizim banka bunu ödemezse bu swift işlemlerini dolayısıyla dolar aktarım veya kabullerini yapamaz hale geliyor. Yetki buna dayanıyor.

      Sil
    2. Swift'in Fed ile alakasi yok. Swift zaten ozel bir sirket.

      Sil
    3. Swift'in özel bir şirket olması Amerikan dolarının Amerika'ya uğramadan bir yerden bir yere transfer edilemeyeceği gerçeğini değiştirmez. Ki Swift özel bir şirket olsa dahi, bu şirketi tanımlarken, Amerika'nın baskılarına defalarca boyun eğdiği gerçeğini de bir kenara not etmek gerekir.

      Sil
  59. Fed Başkanı Janet Yellen'in görevinden ayrılmadan önceki son
    toplantısında açıklanan faiz oranı 25 baz puan artırılarak, yüzde
    1,25-1,50 aralığına yükseltildi.

    YanıtlaSil
  60. biz degil ama hükümet üyeleri ve vekilleri büyüyor.bunda şüphe yok.büyüyoruz ama işsizlik artıyor,bilhassa genç işsizlik.ülke büyürken neden işsizlik artar,artı büyüyorsak neden biz bunu hissetmiyoruz.hormonlumu büyüyoruz acaba.yada lafla peynir gemisinimi yürütüyoruz.

    YanıtlaSil
  61. Sayın Eğilmez yine çok faydalı bir yazı yazmışsınız.

    2018-2019 için öngörüler pek olumlu gelmiyor. Aynı durum 2017 için de geçerliydi fakat TÜİK düzenlemesi ve KGF ile az da olsa inanılır bilir yalan ortaya koyabildik.
    Gelecek yıl ve 2019 için benzer bir şapkadan tavşan durumu olsa sizce siyaset tavşanı nereden çıkartır?

    Benim aklıma bütçe açığı geliyor. Onun da ölçüm yöntemini domine edip siyaseti finanse etmek üzere bozmak ne kadar mümkün? Eğer böyle bir yöntem uygulanırsa bütçe yüzde kaç seviyesine kadar açılır.

    Ne olması gerektiği ve ne olacağı yönünden ayrı ayrı cevaplarsanız sevinirim.

    Saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsiz 11:17, 2018 yili da 'battik batiyoruz, ulkeyi mahfettiler, paranizi bankadan cekin kupe koyun, seneye de yari fiyatina ev alacaksiniz, ah Atam ah kesmedin bunlarin hepsini basimiza kaldilar'cilar la, 'bu ulke bu topraklarda yasayan herkesin, ve herkesin de esit sartlarda yasamaya hakki var, ona buna zorbalikla fikir, modernlik, bilim dayatmaktansa onunuzdeki firsatlara bakin' diyenlerin cekismesi ile gececek. 2019'un bu konuda daha siddetli olacagina kusku yok.

      Sil
  62. Ah Şu Çılgın Türkler çılgınlığını ekonomide gösterse de mutlu olabilsek. Treni kaçırıyoruz.

    YanıtlaSil
  63. 15 temmuzun etkisini bence mahfi bey ilk defa dikkate aliyor 17 25 aralik ve gezi kalkismasida dikkate alinmali sosyal olaylar ekonomiyi etkiliyor

    YanıtlaSil
  64. Hocam asgari ücretin kaldırılması işsizliği düşürmez mi?

    YanıtlaSil
  65. Hocam asgari ücretin kaldırılması işsizliği düşürmez mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Düşürür, insanlar 500 liraya çalışmak için sıraya girer.

      Sil
  66. Hocam, bir yönetim felsefesi sorusu soracağım: Kendi iş tecrübem ışığında, her şeyi aynı anda yapmaya çalışırsak hiçbir şey yapamayacağımızı düşünüyorum. Dolayısıyla, dönemsel olarak farklı şeylere odaklanmak bana yanlış gelmiyor. Gerektiğinde büyümeye odaklanıp, daha sonra bunun yarattığı tahribatı gidermeye odaklanmayı, aynı anda her şeyi dengede götürmeye çalışmaktan daha doğru buluyorum. Siz ne dersiniz? Mevcut konjonktür için değil, genel mantık olarak sormaktayım.

    YanıtlaSil
  67. türkiye maalesef 100 birim mal ve hizmet üretmek için 70 birim lik ithalat yapmak zorundaysa yani büyüme için yüksek ithalat yapmak zorundaysa bu yapı çok sağlıksızdır ve büyüme arttıkça sorunumuz da artmaktadır demektir. üstelik büyüme yaşamayınca da sorunlar yaşıyoruz. adeta sürekli kırk satır mı kırk katır mı gibi iki cendere arasına sıkıştırılmış bir iktisadi yapısallığımız vardır. bunu kökten halletmediğimiz müddetçe bu sorunları sürekli yaşayacağız. ayrıca 3.çeyrek büyümesi üzerinde geçen yılın aynı dönemindeki negatif fazlı büyüme ivmesi ila yine inşaata aşırı sermaye yığılımına dayalı sözde yüksek büyüme sağlanmış görünmektedir. ayrıca tüikin yaptığı büyüme hesaplamalarındaki balon etkisini de göz önüne alacak olursak üstelik kgf ve kdv indirimlerini ve merkezin faizleri yeterince artırmaması gibi faktörleri de ekleyince bu büyümenin ne derece sağlıklı olduğu tartışılır hocam. ne dersiniz?. saygılar.

    YanıtlaSil
  68. Hocam makine ve teçhizattaki değişim, 2016 2. çeyrekte bıçak gibi kesilerek 20,3 ten 5,8 e inmiş. Darbe girişiminden de önce yani.
    Bunun nedeni doların ani yükselişi sonucu ithalatın maliyetinin artması olabilir mi acaba diye düşündüm. Ancak dolar paritesine baktığımda 2016 nın 4.çeyreği başlarına kadar 3 TL nin altında kalmış. Bu düşüşün mantıken 4. çeyrekte gözükmesi gerekirdi.
    2017 Ocak başında 3,77 TL ye çıkan dolar kurunun 3. çeyreğin ortalarında 3,45 lere kadar inmesi makine ve teçhizat yatırımı için bir fırsat olarak mı görüldü ki birden 34,0 a çıkan bir değişim oranı görüyoruz? Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  69. Hurmetler hocam. Ekonomik buyume orani (%11) cari fiyatlara gore hesaplanmis. Ancak bu reel buyumeyi ifade etmiyor.bu anlamda TUIK in yayinladigi %11 buyume oranini dikkate dahi almamak gerektigini dusunuyorum. Kanaatiniz nedir? Tesekkur ederim

    YanıtlaSil
  70. Hurmetler hocam. Ekonomik buyume orani (%11) cari fiyatlara gore hesaplanmis. Ancak bu reel buyumeyi ifade etmiyor.bu anlamda TUIK in yayinladigi %11 buyume oranini dikkate dahi almamak gerektigini dusunuyorum. Kanaatiniz nedir? Tesekkur ederim

    YanıtlaSil
  71. Hocam döviz kurunun artması ihracat ithalat farkını arttırmıyor mu acaba? Nasıl cari açığımız artıyor. Cahilliğime verin daha yeni yeni anlamaya çalışıyorum ekonomiyi. Rica etsem beni aydınlatabilir misiniz hocam?

    YanıtlaSil
  72. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...