14 Kasım 2018 Çarşamba

Finanse Edilmeyen Cari Açık Olmaz Ama Nasıl Finanse Edildiği Önemlidir

Cari Açık Otomatik Olarak Finanse Edilir mi?
Bir zamanlar çok yaygın bir söylem vardı: “Finanse edildiği sürece cari açık sorun olmaz.” Sonrasında bu yaygın söyleme yaygınlık kazanmış bir başka söylemle yanıt verilir oldu: “Finanse edilemezse zaten cari açık verilmez.”

Aslında söylemlerin ikincisi daha doğru. Ortada bir açık varsa bir şekilde finanse edilmiş olmalı. Sorun asıl olarak nasıl finanse edilmiş olduğunda ortaya çıkıyor.

Cari Açığın Kaynakları
Bu yılın ilk 9 ayında cari açığın büyüklüğü yaklaşık olarak 30 milyar dolar oldu. Bunun dökümüne bakalım.

Dış Ticaret Dengesi (İhracat – İthalat) = (128.210 - 169.142) = - 40.932 Milyon USD
Görünmeyen Kalemler Dengesi (Hizmet Gelirleri – Hizmet Giderleri) = (36.575 – 17.585) = 18.990 Milyon USD 

Birincil Yatırım Dengesi (Birincil Yatırım Kaynaklı Gelirler – Birincil Yatırım Kaynaklı Giderler) = (4.499 – 12.896) = 8.397 Milyon USD

İkincil Yatırım Kaynaklı Gelirler = 347 Milyon USD

Şimdi bunları toplayalım ve cari dengeyi hesaplayalım.

Cari Denge = - 40.932 + 18.990 – 8.397 + 0.347 = - 29.992 Milyon USD

Geçen yılın ilk 9 ayındaki cari açık 31.291 milyon dolar olmuştu. Demek ki bu yılın ilk 9 ayında cari açıkta geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1,3 milyar dolarlık bir düşüş söz konusu.

Cari Açık Nasıl Finanse Edil(eme)miş?
Şimdi gelelim bu açığın nasıl finanse edildiğine.

Sermaye Hesabı = 57 Milyon USD

Doğrudan Yatırımlar (Net Varlık Edinimi - Net Yükümlülük Oluşumu) = 2.783 - 8.115 = - 5.332 Milyon USD

Portföy Yatırımları (Net Varlık Edinimi - Net Yükümlülük Oluşumu) = 1.496 – (- 1.624) = 3.120 Milyon Dolar

Diğer Yatırımlar (Net Varlık Edinimi - Net Yükümlülük Oluşumu) = 13.213 – 6.743 = 6.470 Milyon USD

Şimdi bunları toplayalım ve cari dengenin nasıl finanse edildiğini hesaplayalım.

Finans Hesabı = - 5.332 +3.120 + 6.470 = 4.258 Milyon USD

Şimdi cari denge ile sermaye ve finans hesaplarını bir araya getirelim:

Cari Denge +/- Sermaye Hesabı +/- Finans Hesabı = - 29.992 + 57 - 4.258 =  - 34.193 Milyon USD

Demek ki cari açığı finanse etmesi gereken kalemler de bu yılın ilk 9 ayında açık vermiş. Yani gelen finansmandan fazlası dışarı gitmiş ve sonuçta açık 34,2 milyar dolara yükselmiş. Oysa geçen yılın ilk 9 ayında cari açık sermaye ve finans hesabıyla tamamen finanse edilmiş üste de 2,7 milyar dolar kalmıştı.

Bu yılın ilk 9 ayında cari denge açık vermiş ve finans hesabı bu açığı kapatmak bir yana üstüne 4,3 milyar dolar daha açık eklemiş ve toplam olarak 34.193 milyon dolara yükselmiş bulunan dış finansman ihtiyacı nasıl kapanmış?

Onun yanıtı da net hata ve noksan hesabıyla rezerv değişiminde görülüyor. Bu yılın ilk 9 ayında 17.307 milyon dolar net hata ve noksan oluşmuş. Yani Türkiye’nin dış açığını finanse etmekte 17,3 milyar dolar kullanılmış ama bu paranın nereden geldiği bilinmiyor. Buna ek olarak ilk 9 ayda rezervlerden 16.686 milyar dolar kullanım gerçekleşmiş. Yani dış açığın yaklaşık 17 milyar dolarlık bölümü de Merkez Bankası’nın rezervlerinden kullanılarak finanse edilmiş. Merkez Bankası’nın yılbaşı döviz rezervleri 84 milyar dolar iken Eylül ayı sonunda 17 milyar dolar azalmayla 67 milyar dolara gerilemiş bulunuyor.

Sonuç
Cari açık 2018 yılının ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre 1,3 milyar dolar azalarak yaklaşık 30 milyar dolar olmuş. Buna karşılık geçen yılın ilk 9 ayında cari açığı kaynağı belli dış finansman kalemleriyle finanse eden sistem bu yıl açığın 17 milyar dolarlık bölümünü kaynağı belli olmayan kalemlerle (net hata ve noksan), 17 milyar dolarlık bölümünü de Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini kullanarak finanse etmiş. Bu gelişme sonucunda Merkez Bankası’nın döviz rezervinde ciddi bir gerileme ortaya çıkmış.

Özetle cari açık finanse edilmiş ama finansmanda kullanılan dövizin yarısının nereden geldiğini bilmiyoruz diğer yarısını ise rezervlerden harcamışız.

Bu tür bir finansman sürdürülebilir bir finansman değildir.


Ek: Ödemeler Dengesi Kalemleriyle İlgili Açıklamalar
Cari Denge: Ödemeler dengesi hesapları içinde yer alan mal ve hizmet ticareti ile birincil ve ikincil gelir hesaplarının toplamı cari dengeyi verir.
Birincil Gelir Hesabı: Emek, finansal ya da doğal bir kaynak sağlanması karşılığında elde edilen gelirler ile ödenen tutarları göstermekte olup, çalışanların ücretleri ile doğrudan yatırımlar, portföy yatırımları ve diğer yatırımlara ilişkin yatırım geliri ve giderlerini içermektedir.
İkincil Gelir Hesabı: Yurtiçinde (yurtdışında) yerleşik bir birim tarafından yurtdışında (yurtiçinde) yerleşik bir birime karşılıksız olarak mal ya da hizmet gibi reel bir kaynak ya da finansal bir varlık sağlanması şeklinde tanımlanan transferleri içermektedir.
Sermaye Hesabı: Üretilmeyen ve finansal olmayan varlıkların edinimi ve elden çıkarılması ile sermaye transferleri yoluyla oluşan akımları içermektedir.
Finans Hesabı: Merkez Bankası, Genel Hükümet (Merkezi Yönetim, Mahalli İdareler, Sosyal Güvenlik Fonları), bankalar ve diğer sektörler (diğer finansal kuruluşlar ve finansal olmayan kuruluşlar, hane halkları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar) tarafından gerçekleştirilen kısa ve uzun vadeli uluslararası sermaye akımlarının kaydedildiği bir hesap olup, temel olarak, bir ülkenin dış finansal varlıkları ve yükümlülüklerindeki değişimler ile bu değişimlerin karşılıklı kayıtlarını içermektedir.
Doğrudan yatırım: Yatırımcının yerleşiği olduğu ekonomi dışındaki bir ekonomide bir işletmenin yönetimini kontrol ettiği veya yönetiminde söz sahibi olduğu uzun vadeli bir yatırım şeklidir. Doğrudan yatırımda, yatırımcının işletmenin sermayesinde % 10 ya da daha fazla paya / oy hakkına sahip olması veya yönetimde söz sahibi olması esastır.
Portföy yatırımları: Menkul değerlere yapılan yatırımlar olarak tanımlanabilecek portföy yatırımları, genellikle hisse senetleri ile kamu ya da özel kuruluşlarca ihraç edilen bono ve tahvil şeklindeki borç senetlerini ve diğer para piyasası araçlarını içermektedir.
Diğer yatırımlar: Doğrudan yatırım, portföy yatırımları ve rezerv varlıklar dışında kalan tüm finansal hareketler bu bölümde yer almaktadır.
Net Hata ve Noksan: Ödemeler dengesi tablolarında yer alan net hata ve noksan kalemi, kaynağı belirlenemeyen döviz giriş veya çıkışlarını ifade eder. Ödemeler dengesi, toplamı sıfıra eşit bir dengedir. Dış dünyadan mal ve hizmet satın alınır, gider yapılır ve dış dünyaya mal ve hizmet satılır, gelir sağlanır. Bu ikisi arasında bir tutarsızlık varsa bu fark net hata ve noksan kalemine yazılır. Net hata ve noksan kalemi kaynağı bilinmeyen bir döviz girişi veya çıkışı olduğu anlamına gelir.   
Rezerv varlıklar: Parasal Altın, Özel Çekme Hakları (SDR), Uluslararası Para Fonu Nezdindeki Rezerv Opsiyonu ve Diğer Rezerv Varlıklar kalemlerini içermektedir.

182 yorum:

  1. net hata noksan yerine Katar parası diyebiliriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu efsaneye inanmayın arkadaş, Katar her ay 2 milyar dolar para mı gönderiyor bize ve hangi kanal üzerinden bu kadar para akıtıyor yıllardır.

      Net Hata ve Noksan yada diğer ismi ile Kaynağı Belirli Olmayan para girişi Türk vatandaşlarının yada Şirketlerinin yurt dışında biriktirdiği veya yurt dışında olan paraları Türkiyeye sokması yada Şirketlerine sermaye ödeme olarak ülkemize getirmeleri sonucu oluşmuştur çoğunluğu. Kısaca birçok şirketin yurt dışı fabrikasından yada yatırımından veya biriktirdiği tasarruf için yurt dışına ihraç ettiği paraların tekrar ülkeye girişi. Birilerinin yurt dışındada parası olduğunu biliyorsak demek ki lazım olunca şirketine parayı getiriyor burda daha fazla kazanıyorsa parasını da burada değerlendiriyor yada ödemelerini borçları ödemek için sermaye için vs. kullanıyor bu parasını.

      Araplar yada Katar bize bayılmıyor zaten getirdikleri para olursa da sisteme sokuyorlar kimse güvenmediği kazığa birşey bağlamaz adam para getirse de banka üzerinden parasını garanti ye alarak getiriyor. Son yıllar da Şehir efsanesi oldu AK Parti el altından para getirtiyor diye allah aşkına sürekli milyar dolarları el altından verir mi kimse kimseye ki Araplar yapar mı bunu düşününce zaten bavulla para geldi yalanı uçakla mı geliyor bu para akışları bavulla taşınmaz sistem üzerinden olur bunu da Merkez Bankası sitesi üzerinden Net Hata ve Noksan olarak sisteme girmiş parayı görebilirsiniz.

      Seçmen kandırmak için uydurulmuş para gelecek yalanı, Katar parası efsanesi oldu ülkemizde.

      Sil
    2. Karşılığında ne verdik ona bakılması lazim. Zannetmiyorumki babasının hayrına verdiğini.

      Sil
    3. Adsız 05:00 a yanıt olarak, kimse bize bayilmiyor ama doğa harikası yerlerimizde villa, otel vs yapmaya bayılıyor. Geleceği parlak arsalarimizi almaya bayılıyor. Bunun karşılığında gelen dolarlar sistem üzerinden gelmiyordur. Bir kısmı geliyorsa bile bir kısmı yandaş lara kayıtsız gidiyordur. Burası Türkiye, teoride, hukukta olması gereken ile pratikte olanın farkının büyük olduğu ülke burası. Selametle.

      Sil
    4. Net hata noksan, Katar ya da herhangi başka bir ülkenin parası değildir. Ağırlıklı olarak yerleşiklerin yurtdışında tuttukları mevduat kaynaklıdır. örneğin kendi firmasına ithalat yapacağı zaman ödemesini yurtdışında tuttuğu parasından yaptığında bu net hata noksan kaleminde muhasebeleştirilir. Bu ödeme yine kaynağı belirsiz kalmaz. Uluslararası Ödemeler Sistemi, bu paraların kaynağını bulduğunda TCMB'ye bildirir.

      Sil
    5. Adsız 05 veya burak kılıçın dediğine benzer bir şeyi aslında mahfi hoca da demişti. Geçen Boğaziçine konferans için geldiğinde "kriz dönemlerinde Türk iş insanları paralarını yurt dışındaki kendi şirketlerine çıkarıyorlar. Krizden çıkılacağına dair güven hissederlerse de paralarını yeniden Türkiyeye getiriyorlar. Bu yüzden Türkiye kriz yaşasa da hızlıca krizden çıkabiliyor." gibi bir şeyler demişti. Burada tekrardan açıklarsa güzel oour Mahfi hoca. Ayrıca hocam kaleminize sağlık

      Sil
  2. Kaleminize sağlık hocam gene çok güzel bir yazı olmuş

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://2.bp.blogspot.com/-YVx4EDpPdns/W9w-2uo98GI/AAAAAAAABAc/6FoDV49LEvwV-AeE-B8GhSH_6at0bOA7QCLcBGAs/s1600/12.jpg
      Hocam çok hoşuma gitti daha önce gördünüz mü bilmiyorum.

      Sil
  3. Hocam ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...

    YanıtlaSil
  4. Hocam teşekkür ederim.
    Net hata noksan kalemi Katar’dan gelecek (veya gelmiş olan) 15 milyar usd ve yastık altındaki paraların piyasaya çıkması ile açıklanabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Katar'dan bir para gelmişse bunun bilinmeyen para olması pek mümkün değil. Olsa olsa borç olarak gelmiştir ki o da kayda girer. Bu paraların daha çok yurtdışında tutulan paralardan yapılan borç ödemeleri olduğunu düşünüyorum.

      Sil
  5. Sermaye yatirimi ve diger yatirimlar kalemlerine ait somut ornek verebilir misiniz Hocam?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sermaye yatırımı mesela bir yabancı şirketin gelip Türkiye'de bir işyeri kurması veya kurulu bir işyerini döviz getirip satın almasıdır.
      Diğer yatırımlar ise bu tür sermaye yatırımlarıyla portföy yatırımları (yabancı mevduat veya yabancıların hisse senedi alımı) dışında kalan sınıflandırılamamış yatırımlarını içerir. Mesela yurtiçi bankaların yurtdışı bankalarda bulunan mevduatları gibi.

      Sil
  6. Hocam elinize sağlık. Siz elinizde davul, zurna saz bağıra bağıra ödemeler dengesi ve sürdürülemez finansman diyorsunuz. Bu artık sivri sinek saz değil ama ciddi yük bankalarda. Stress testleri sonuçları niye açıklanmaz belli. Hangileri batık belli ama söylemek yasak değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam sizi sürekli takip ediyorum ilk kez yaziyorum emeğinize sağlık bizleri aydinlatiyorsunuz. Benim sorum şu şimdi stres testi sonuçları yasak diyorsunuz ama bu yasak bilgi yurt dışı yatırımcılarla paylaşılıyor ve bunun gibi bir çok yasak bilgide paylaşılıyor bu yasak neden sadece bize yasak? Teşekkür ederim

      Sil
    2. Yurt içi yerleşikler paralarını bankada tutuyor doğal olarak stres testleri yasak olmasa siz hangi bankanın sıkıntıda olduğunu bildiğinizde o bankada paranızı tutarmısınız hayır tutmazsınız ozaman da banka mevduat açısından daha fazla sıkıntıya girer ve para çevirme işi tamamen zorlaşır hatta bunu duyan insanlar hepsi paraları başka bankaya aktardığında banka nasıl bir duruma düşer dimi.

      Sil
  7. 17 milyar dolar kaynagi belli olmayan parayi anlayamiyoruz hocam. Bu paralar bir şekilde Turkiyedeki yerlesik gercek ve tuzel kişilerin hesaplarina gelen paralar olmali. Bazi insanlarin disarida paralari var, devlet bu kisilere şu kadara ihtiyacimiz paralari getirin mi diyor? Eger boyleyse bu paralar sonuçta banka hesaplarina baska hesaplardan gelecek. O zaman da kaynagini bilmis olacagiz. Bu kaynaklar mi aciklanmiyor, o yuzden mi Net hata noksan'da yer aliyor bu tutarlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mesela yurtdışında parası olan bir kişi şirketinin dış borcunu bu parayla ödüyorsa bu kaynağı bilinmeyen bir hareket oluyor.

      Sil
    2. Bir kaç gün önce bir yorum ile bahsetmiştim,
      Türkiye de sermayesahipliği ile ilgili sorunlar var,
      Bu soruna hukuku güvensizlik eşlik ediyor.

      Bu sebeple işinin ehli bir tüccar parasını Türkiye'de tutmaz,
      Yurt dışında tutar, oradan aldığı kredi ile Türkiye'deki işlerini çevirme yolunu seçer,
      veya Türkiye'deki kazançlarını yurt dışına transfer eder,
      varlıklarını yurt dışında tutar, ticari işletmelerini burada tutar.

      Türkiye'nin sermaye ile ilişkisinde tarihi bazı sorunları vardır,
      Bu sorunları çözmeden, büyük ihtimal ile de cumhuriyet döneminde yapılan
      bazı hatalara ilişkin geçmişe yönelik tazminatlar ödemeden, sermayeye güveni
      veremeyecek.

      Sil
    3. Türkiye’de eskiden beri halk bankada para tutmak istemiyor. Bunun temelinde de devletin aniden vergiler getirmesi, geriye yönelik olarak getirmesi, Tasarrufu teşvik fonlarının hiç edilmesi, işsizlik fonunun amaç dışı kullanımı, emekli sandıklarının paralarına el atılması gibi devletin deli dumrul uygulamaları örnek verilebilir. Bu yüzden ya çelik kasalarda ya da yurtdışında tutuyor. Tüm Anadolu esnafı bilir. Başkanlık sistemine geçildikten sonra bu tür endişeler artmıştır. Bu arada ABD’deki başkanlık sistemi ile bizdekini karşılaştırmaya bile abestir. ABD’de başkanın yetkileri bayağı bayağı kısıtlıyken, Türkiye’de padişah yetkileri gibidir. Türkiye’deki meclis etkin değildir. Adı var kendi yok konumuna düşürülmüştür. Milletvekillerinin etkinliği Senatör’ler gibi değildir. Ayrıca millet sürekli borç al, döviz kurunu düşük tut politikasının bir yere kadar olacağını biliyor. Millet kimin, politikacıların ne yaptığını biliyor ama çark dönerken bozmayayım diyor. Parti devam ediyordu ama ya bitti ya bitecek. Bu umursamazlık her zaman çok pahalıya patladı ve patlayacaktır.

      Sil
  8. Daha iyi anlatılamazdı sanırım. Tebrikler elinize sağlık hocam...

    YanıtlaSil
  9. Kalan sadece 64 milyar Dolar döviz rezervi ile nereye Kadar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu rakam brut rezerv zaten, net rakam 18 Milyar dolardan az. Nereye kadar? Yerel secimlere kadar. Ondan sonrasi ya IMF ya Nikolay Cavusesku.

      Sil
  10. Türkiye örnegi üzerinden soruyorum. Merkez Bankasi döviz rezervi tamamen tükendiginde ne olur.?

    Özellikle ülkemizin icinde bulundugu ekonomik duruma göre sifir döviz rezervi iflas anlamina gerlir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman mesela 17 milyar dolarlık ithalatı yapamayız. Cari açık 34 yerine 17 milyar dolar olur ama büyüme de eksiye düşer. Döviz rezervimiz sıfıra inerse o zaman bize borç verenler de vermez. Büyük olasılıkla işlerin çok önemli bir bölümü durur.

      Sil
    2. Sayin Hocam, Pekiyi…

      "Döviz rezervimiz sıfıra inerse o zaman bize borç verenler de vermez." cevabiniza göre benim anladigim finansal kuruluslar ya da Devletler bize döviz stokumuzun miktarina göre mi borc verirler?

      Yani 64 milyar Dolara gerileyen döviz rezervimiz bizim piyasadan borclanabilecegimiz miktarin limiti veya kapasitesini mi gösterir?

      Hocam.. 64 milyar Dolar gercekten cok az bir rakam. En son uluslararasi verilere göre 2019da eksi büyüme beklentisine göre bu rezerv daha da azalacak gözüküyor.

      Bu durumda, durum cok vahim… ya da " IMF nin kucagina oturduk bile" diyebilirmiyiz?

      Sil
  11. Hocam yukarıdaki milyon ifadeleri milyar olmalı galiba sehven yazılmış. Yazının geneli çok aydınlatıcı, teşekkür ederiz. Oğlum Yıldız Teknik İktisat Bölümünde okuyor. Bende sizi takip edip ona hava atıyorum:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2 tanesi yanlış olmuştu düzelttim, teşekkürler

      Sil
  12. Hocam 1000 ayracını yeni fark ettim. Özür dilerim milyon milyon kere doğru olmuş.

    YanıtlaSil
  13. Hocam bir şirket bu zamanda neden olağanüstü toplanıp,30 milyon TL olan ödenmiş sermayesini, dağıtılabilir kardan karşılamak üzere 60 milyon TLye çıkarır? olasılıklar nedir kısaca

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerekçesini bilmediğim için bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
    2. Şükrü Dümenli15 Kasım 2018 18:46

      Nedenlerini kısaca anlatayım.
      Şirketler yıl içinde elde ettikleri karları 2 şekilde kullanabilir.
      1. geçmiş yıl karlarında saklar belirli süreler ile temettü dağıtır.
      2. sermayeye ekler

      burada kar dağıtımı demek şirketin kasasından dışarıya nakit çıkışı demektir. yeterli nakiti olmayan firmalar kar dağıtamaz. diyebilirsiniz ki firma kar ediyorsa nakiti vardır. ilgili nakit ile sabit kıymet(makine araç vb.) ve duran varlık(gayrimenkul) almış olabilir veya stokların finansmanında kullanmış olabilir. bu yüzden firmalar ağırlıklı olarak karlarını sermayeye ekleme yoluna giderler.

      Bunun 2. nedenide firma önündeki dönemde zarar veya dararma bekliyor ise sermaye yapısını yükselterek özsermayesinin belirli oranların altına düşmesini yani iflas istenmesini önlemek isteyebilir

      ilgili firmanın bilanço ve gelir tablosundan (en az 3 senelik var ise 3 er aylık) incelemek sureti ile farklı bir nedeni var ise öğrenilebilir

      Sil
    3. Şirketin geçmiş yıllar karlarının dağıtılmayıp sermayeye eklenmesi bilançoyu güçlendirecek ve bankalar nezdinde krebilitesini arttıracaktır. Ayrıca geçmiş yıl karları temettü olarak dağıtılırsa sermayedar paylarından devlete vergi kesintileri olacaktır.

      Sil
  14. Çok teşekkür ederiz hocam, saygılar

    YanıtlaSil
  15. Atilla Yeşilada "imf seçimden sonra gelecek yoksa bu sorun çözülemez" diyor. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eeyyyy IMF... Eeeyyyyy CHP zihniyeti, siz bilmezssiniz. IMF bizden borc para istediii.. 5 milyar verdiiikk.. IMF ye borcu siz yaptiniz biz ödediiikk..

      Sil
  16. Emeğinize sağlık.
    Sermaye hesabının oluşumuna birörnek verebilir misiniz?
    Tekrar teşekkürler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dışarıdan karşılıksız gelen paralar mesela bağışlar

      Sil
  17. yapisal reformlar yapisal reformlar neymis bu yapisal reformlar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Laiklik elden gidiyor

      Sil
    2. IMF gelince görecekiniz yapısal reformları ozaman anlarsınız neymiş bu yapısal sorunlar ve yapısal reformlar anlarsınız. Az kaldı Seçim bitsin anlaşma tamam

      Sil
    3. Yapısal reform için yapısalcı olamak lazım.

      Sil
  18. Mahfi Bey, bu kadar yuksek miktarda (17 milyar dolar) aciklanamayan bir girdinin olmasi finans piyasalarinda bir tepkiye sebep olmaz mi? Kimse bu paranin kaynagi nedir diye sormaz mi? Yoksa dunyadaki bir cok ulkede de benzer sekilde kaynagi belli olmayan gelir kalemleri var midir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Net hata ve noksan kalemi her ülkenin ödemeler dengesinde var. Ama bizdeki oran olarak büyük olduğu için dikkat çekici.

      Sil
    2. Yüksek miktarda açıklanamayan bir girdinin olması;
      yüksek miktarda açıklanamayan bir çıktının da olacağını mantıken piyasa oyuncularının zihnine ve modellerine işler.

      Şu anda bu bilgi piyasanın içinde var,
      bu sebeple Türkiye'ye gelen yatırımlar genel olarak yeni istihdam artışına ve kalıcı
      büyümeye yardım edecek, sermaye birikimi oluşturabilecek yatırımlar değiller.

      Sil
  19. Sonuç olarak ithalat ihracat dengesini saglamadigimiz sürece, bu şekilde diğer ülkelerden gelecek paralara bağlıyız, oda gelmedigi zaman usd krizi ve hızlı kur ataklara kaçınılmaz.

    YanıtlaSil
  20. Turkiye'de bir suru 'gazeteci' var. Bir tanesi de su Kaynagi Bilinmeyen Para'yi arastirsa pulitzer alacak. Zira bu aslinda Kaynagini Halkin Bilmedigi Para'dir. Yani yillardir sunu bu ulkede dogru duzgun haber yapamiyorlarsa kimse kendine gazeteci demesin, TCMB'nin basin bultenini harfi harfine haber yapmak gazetecilik degil. Yolsuzlukla mucadele medyasiz, gazetecisiz olmaz.

    YanıtlaSil
  21. HOCAM VOROLUN ANCAK BU KADAR AÇIKLAYICI ANLATILIRDI

    YanıtlaSil
  22. Mahfi hocam, değerli yazınız için çok teşekkürler.. Her zaman ki gibi kağıt kalem elde, irdeleyerek okudum yazınızı..

    İkincil yatırım Kaynaklı gelirler 347 M USD fakat cari denge hesabında 0.347 olarak işleme almışsınız. 347 olarak yazılması doğru olacaktır.

    "Cari Denge - Sermaye Hesabı - Finans hesabı" formulunu yazmışsınız. Rakamlarda ise -29.992+57-4.258 olarak rakamlar yer almış.. burada formulde sermaye hesabı "-" olarak yazılı ancak rakamsal olarak işlemde +57 olarak yer almış. formulunuzun "Cari Denge+Sermaye Hesabı-Finans hesabı" olması gerekmez miydi??

    Teşekkürler ve elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  23. Peki hocam Türkiye'nin bu cari açık tablosunu dile getiriyorsunuz biz zaten bu açığın borç ile dışarıdan yüksek faize gelen sıcak para ile karşılandığını biliyorduk peki kalıcı bir çözüm için neyi öneriyorsunuz bu daha önemli değil mi ? Teşekkür ederim yazınız için

    YanıtlaSil
  24. Çok aydınlatıcı bir yazı olmuş, teşekkür ederim bilgiler için. Ufak bir yere dikkat çekmek istiyorum. Birincil yatırımın dengesinin sonucu "8.397 Milyon" yazılmış. "-8.397 Milyon" olmalı. Gözden kaçmış olmalı.

    YanıtlaSil
  25. Hocam turizm gelirleri listeye konulmuyor mu?

    YanıtlaSil
  26. Degerli hocam,

    Gecenlerde Ozgur Demirtas hocamin su tweetine
    Ekonomi bir futbol maçı ise:
    İhracat attığın Gol,
    İthalat da yediğin Goldür.
    Attığından fazla yersen Dış ticaret açığı verirsin.

    Dani Rodrik hocamiz soyle bir cevap verdi
    Merkantilistlerden Trump’a dogrudan bir cizgi cizip, 250 senelik iktisat kuramini bir kenara birakirsak eger:

    Simdi siradan bir vatandas olarak benim kafam karismis durumda. Biz hep Turkiye icin cari fazla vermeye yonelmesinin(dolayisiyla ihracata) ekonomik olarak iyi olacagi ve halkin refahinin artacagi yonunde olduguna dair izlenimler aliyorduk.Turkiye`nin cari acik vererek buyumesini savunmadaki mantik ne olabilir? Amerika asiri derece cari acik verdigi halde durumu ortada ama onun dolar basabilme gibi ozel bir durumu var. Almanya, Guney Kore ve diger Uzak dogu kaplanlari gibi ihracata yonelik refah artisi bana daha mantikli geliyordu. Yoksa Dani Rodrik bu gorusunden hatali olabilir mi yada bu tweeti ben mi yanlis anladim? Aydinlatirsaniz sevinir, tesekkur ederim, yine harika bir yazi olmus.

    YanıtlaSil
  27. Hocam BIST'in aldığı son kararı açıklayabilir misiniz.

    YanıtlaSil
  28. Hocam

    Ara sıra bazı dingiller sizi kızdırmaya çalışıyor, alınmıyorsunuz değil mi?

    YanıtlaSil
  29. Merhaba hocam yazınız için çok teşekkür ederim. Size konu dışı bir soru sormak istiyorum. Kulaklarımdan ciddi bir rahatsızlığa yakalandım ve sanırım önümüzdeki 1 yıl içinde işitmemi tamamen kaybedeceğim. Ve bunun sonucunda halk arasında biyonik kulak olarak bilinen bir ameliyat olup bir cihaz sayesinde duyacağım. Bu cihaz bende devamlı takılı kalacak ve dıştan gözükecek. Size sorum şu aynı zamanda a grubu sınavlarına hazırlanıyorum. Siz mülakatlarda çok kez bulunmuş birisiniz. Kulağımdaki ve kafamdaki cihaz komisyon için herhangi bir olumsuz düşünce oluşturur mu? Engelimi bir cihazla aşma imkanım olacakken bu cihaz benim kariyer mesleklere girme şansımı azaltır mı? Yoksa sadece liyakat ve yetkinlik üzerine mi bir değerlendirme yapılır?

    YanıtlaSil
  30. Bence net hata noksan kaleminin yüksek olmasının sebebi vergi mevzuatımız ve denetimsizlik. Yapabilen firmalar MAN adası gibi düşük vergili ülkelerde şirketler kuruyor. Türkiye'deki şirket yapılan işlemlerle yine aynı kişilere ait yurt dışındaki şirkete borçlandırılıyor. Yurt içindeki şirket borçlu gözüktüğü için vergi tahakkuk etmiyor. Yurt dışındaki para da lazım olduğunda az biraz az biraz yurda sokuluyor.

    YanıtlaSil
  31. Cari denge için hesaplar yapmışsınız da, Çin'de ilkokul ev ödevi olarak verilen şu soruyu çözebilecek misiniz bakalım Mahfi bey?

    https://s2.eksiup.com/22f4317b5329.jpg

    Masanın yerden yüksekliği ne kadar?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O soru aslında ben ilkokulda okurken bize sorulmuştu ve hepimiz yapmıştık. Sonra dönüp dolaşıp Çin'e kadar gitmiş.

      Sil
    2. 150cm olması sebebi ile o masa iktisatçı için iyi bir çalışma masası olmaz.
      70-80 cm arasında yüksekliği olup, çalışan kişinin rahatına göre
      değiştirilebilen çalışma masaları var, onlar daha verimli çalışma ortamı sunuyor.

      Sil
  32. Yahu Mahfi beycağızım

    Ülkemize para gelmiş, olmadık olmadık sorular soruyorsunuz yahu..

    Duymayıverin, görmeyiverin, sormayıverin, yazmayıverin.. Ne olacak ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kardeşim sizin eve bilmediğiniz bir para gelse siz duymazdan, görmezden, sormazdan gelebilir misiniz?
      Bu ülke hepimizin evi değil mi?

      Sil
    2. Yaşananlar bir çeşit Ponzi Şemasını hatırlatıyor bana. Döndüğü kadar dönüyor ama bunun da bir haddi var. En sonunda faturayı kimin ödeyeceğini çok merak ediyorum. Borcu verenler mi, borcu alanlar mı, bankalar mı, reel sektör mü yoksa halk mı? Şu an bu dağıtım yapılıyor ekonomiyi dengelemek için, ama aklımızı başımıza toplamazsak açık açık kimin faturayı ödeyeceğini görmüş olacağız. Bu arada emekliler ve çalışanlar da gayrisafi milli hasıladan emek‘in aldığı pay’a kronolojik olarak baksın, belki bu bir şeyler söyler. Ayrıca emekliler daha önceki sistemle emekli olurken 1.800 TL alabilecekken şimdi neden 800 TL emekli maaşı bağlandığını düşünsün. Maaş değil sanki üniversite öğrencisi bursu. CHP, İyi Parti akıllıysa bu dönemde iktidara gelmez. Bir enkaz devraldık der ama halk inanmaz.

      Sil
  33. Kaleminize sağlık hocam ek bilgi kısmında doğrudan yatırımlara yabancıların ilk el konut alımlarını da ekleyebilir miyiz saygılarımla hocam

    YanıtlaSil
  34. Tesekkurler. Kolayca anlasilabilir olmus, biz de bir seyler ogrenebiliyoruz sayenizde.

    YanıtlaSil
  35. Hocam öncelikle paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Bir sorum olacak, TCMB döviz rezervlerini ülkeniz dış borcu açısından değerlendirdiğimizde, 64 milyar $ / 450 milyar $ = %14 e tekabül ediyor. Bir anlamda, bahse konu verilerin Sermaye Yeterlilik Rasyosu babında bir önemi var mı?

    YanıtlaSil
  36. Sayın Eğilmez,
    Sisteme bir para girişi var ama kimden nasıl girdiği belli değil. Böyle bir şey nasıl mümkün oluyor. Giren çıkan para bavul ile mi geliyor. Öyle bile gelse biri veya birileri tarafından babka sistemine sokulmuyormu. Kaynağı nadıl bilinmez.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu mümkün. Mesela yurt dışında parası olan birisi dış borcunu o paradan ödediğinde bunun kaydı olmaz.

      Sil
  37. Cari Denge - Sermaye Hesabı - Finans Hesabı = - 29.992 + 57 - 4.258 = - 34.193 Milyon USD. Mahfi Bey buranın matematik işlemleri doğruysa tam anlayamadım.

    YanıtlaSil
  38. MB rezervleri böyle erimeye devam ederse küresel ısınma bizi ne kadar etkiler sayın hocam. Enflasyonla topyekün mücadele proğramının ne kadar güzel hikaye olduğunu anladı millet herhalde. Bu kadar indirim yapıyorlar sırf yıl sonu geldi hesaplar kabarık çıkmasın diye, seçim var diye. Yüksek enflasyon yüksek faiz getirir ama yüksek faiz yüksek enflasyon getirmez düşüncesine katılıyor musunuz? Ama asıl sorum hocam başta sorduğum soru; rezervler böyle erirse ne yapacaklar ileride. MB’nda döviz biterse ne olur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rezerv biterse bambaşka bir görünüm çıkar ortaya. Ama rezerv kolay kolay bitmez korkmayın.

      Sil
  39. Ümit Akçay'ı tanıyor musunuz?

    Sizce nitelikli bir iktisatçı mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahfi Hocanin yaniti belli

      Kisi ve Kisiler hakkinda yorumda bulunmuyorum

      Sil
    2. Evet. Çünkü insanları değerlendirmek benim haddime değil. Ayrıca ben bilirkişi de değilim.

      Sil
    3. Tutarsızlık var sanki...

      Önceki yazınızda (kitap tanıtımları olan) Taner Berksoy hakkında yazdınız.

      Güngör Uras vefat ettiğinde, hakkında yazdınız.

      'Sartre, Fransa'dır' başlıklı yazınızda, Korkut Boratav'ı yazdınız.

      Twitter'da Erkin Şahinöz'e, 'hocam' diye hitap ettiniz.

      Sitenizdeki yorumlarınızdan birinde Atilla Yeşilada'yı beğendiğinizi söylediniz.

      Mesele sadece 'Ümit Akçay' özelinde değil fakat 'Çünkü insanları değerlendirmek benim haddime değil. Ayrıca ben bilirkişi de değilim.' gibi bir yanıt vererek, yukarıda hatırlattığım örneklerle, yani kendinizle çelişmiyor musunuz Mahfi bey?

      Sil
  40. Hocam yurt dışında tutulan paralar hangi başlık altında kayıt altına alınıyor , alinmama gibi bir durum var mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eğer bunlar kayıt dışıysa bilinmiyor demektir zaten. Ancak varlık barışı gibi yollarla gelirse geliyor.

      Sil
  41. Sayın Hocam, biz vatandaşların bankalardaki döviz tevdiat hesaplarındaki paraları, merkez bankası tarafından dış açığı finanse etmede veya iç piyasaya müdahale etmede kullanılabilir mi? Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teoride mümkündür,
      Yasal olarak devlet bunu yapabilir.

      Sil
    2. Müdahale, yani döviz satarak kurun seviyesini belirleyemez TCMB. Ve istediği seviyede tutamaz hele elde çok da fazla cephane yok ise. Hele ki tedirgin etmek hiç istemezsiniz.

      Keşke bu tevdiat hesaplarıyla bu dedikleriniz mümkün olabilseydi.

      Sil
    3. Bankadaki döviz tevdiat hesaplarındaki paranın tümü fiziki olarak bankada durmuyor. Ya piyasada dolaşıyor ya da merkez bankasında duruyor. Dolayısı ile bu parayı elinde bulunduranlar canları nasıl istiyorsa o şekilde kullanılıyor zaten.

      Sil
  42. Bir gün dürbünlü tüfeğimizle ensenize nişan alıp, uyuşturucu iğne sıkacağız.

    Yere yığıldığınız an, sizi minibüsümüze alıp, kuş uçmaz kervan geçmez özel bir yere götüreceğiz.

    Siyasete girmeyi kabul edene kadar, bunu da bir kağıt üzerinde imzalayana kadar size işkence yapacağız.

    Anlaşılan o ki, siz şöyle sağlam bir işkence yaşamadan siyasete girmeyeceksiniz.

    Hazırlıklı olunuz sayın Eğilmez...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yine klasik Türk yaklaşımı. Eğer milletin kafası değişmezse 1000 Mahfi Eğilmez gücünde birini bulsanız ve ülkeyi ve ekonomisini ona emanet etseniz bile geleceğiniz yer aynıdır. Mutlak güç verilen kişinin yoldan çıkması kaçınılmazdır. Çare kişileri değil kurumları güçlendirmek ve bunlar arasında karşılıklı bir denetleme dengesi kurmaktır.

      Sil
    2. Sosyal bilimlerle (amatör düzeyde ve akademik düzeyde) uğraşan kişilerin ekseriyetinin dikkat etmediği önemli bir mesele var:

      Matematik, fizik... Kısaca fen bilimlerinde "sistem" (genellikle) farklılık göstermez. Suyun kaynama derecesi (mikroluk sapmalar hariç) heryerde aynıdır: 100 derecedir.

      Sosyal bilimlerin genelinde ise "sistem" meselesi, fen bilimlerindekine az benzer, bazen de hiç benzemez.

      Güncel örnek:

      Ekonomi ve siyasette "sistem", "kendiliğinden" doğan - büyüyen - ölen bir organizma değildir. "Ekonomi ve siyasette bütün sistemler"i; insan yapar, insan büyütür, insan yıkar.

      Mahfi Eğilmez, sık sık, "ben kişileri değil, sistemi işaret ediyorum" diyerek; yanlış bir analiz yöntemi izlemektedir, çünkü "sistem"i yapan zaten "insan". Mahfi Eğilmez, siyaset konusunda; şahsını geri çekmektedir, isteksizliğini ortaya koymaktadır, mesele budur.

      Ekonomide ve siyasette "sistem"in değiştirilmesi "kendiliğinden" olmaz; "insan" ile olur.

      Mahfi Eğilmez'in (ve onun gibi nicelerinin) siyasete girmesini istemek, doğru bir davranıştır. Yukarıda da izah edildiği gibi, "sistem" ancak ve ancak "insan" ile değişir.

      Mahfi Eğilmez ve onun gibiler siyasete girmediği müddetçe; "eski sistem" yıkılamaz, "yeni sistem" kurulamaz.

      Eğer Mahfi Eğilmez ve onun gibiler siyasete girmezse, bu, sadece ama sadece onların tercihidir. Böylelikle, beğenmedikleri "sistem"in devam etmesine de onay vermiş olurlar; çünkü beğenmedikleri "sistem"i değiştirmek için siyasete girmiyorlar. Bu, matematik & fizik meselesi değildir.

      Sonuç budur.

      Sil
    3. Bir parti kurun. Türkiye genelinde örgütlenin. Yapacağınız ilk kongrede parti başkanlığına aday olarak Mahfi Bey'i gösterin ve yasal olarak oluyorsa Mahfi Bey katılmasa dahi başkanlığa seçin.

      Bunu şaka olarak söylemiyorum.
      Ama bu yola girmezseniz Sayın Adsız 16 Kasım 2018 15:18 ve Sizinle aynı fikirde olanlar, beğenmedikleri "sistem"in devam etmesine onay vermiş olurlar; çünkü beğenmedikleri "sistem"i değiştirmek için siyasete girmiyor oluyorsunuz.

      Mahfi Bey de bir insan, Siz de Sizler de birer insansınız. O zaman bu eleştriyi yapan Sizleri, alıkoyan nedir?

      Burada siyasete davet eden Size, bundan sonra da edecek kişilere sesleniyorum. Bir parti kurun veya gönül verdiğiniz partilerde örgütlenerek orada seçilmesi için güç oluşturun.

      Doğru değil mi, tek başına olmuyor bu işler.

      Sil
    4. "Herkes" siyasi parti kuramaz ve siyasete giremez. Kaide bu "olmalıdır".

      "Mahfi Eğilmez gibi kişiler" siyasi parti kurar (veya siyasi partiye katılır), siyasete girer. Kaide bu "olmalıdır".

      Mahfi Eğilmez gibi kişiler, toplumda tanınan, bilinen kişilerdir. Toplumda tanınan, bilinen kişiler arasında "ehil" olanlar siyasete girmelidir. Kaide bu "olmalıdır".

      Mahfi Eğilmez ve onun gibileri, bütün bu vasıfları taşıyor.

      Tek başına olmuyor bu işler çünkü Mahfi Eğilmez gibi "ehil" kişiler kendilerini geri çektikçe, siyaset meydanı, "ehil olmayanlar"a kalıyor.

      Sokaktaki "her insan" siyasetçi olamaz, Mahfi Eğilmez gibi "ehil" kişiler siyasetçi olur. Kaide bu "olmalıdır".

      Mahfi Eğilmez gibi "ehil" kişiler siyasete girmekten uzak durdukça, toplumun geneli; beğenilmeyen "sistem"in devam etmesine karşı seslerini, soluklarını çıkaramıyor. Siyaset yapmak konusunda "ehil olmayan" insan kitleleri, Mahfi Eğilmez gibi "ehil" kişileri siyaset meydanında görmeyi, haklarının savunulması için güvenmeyi ister. Kaide bu "olmalıdır".

      Örnek mi istiyorsunuz: Donald Trump'a bakın. ABD'de Trump'a karşı muhalefet edecek "ehil" kişiler kendilerini siyasetten uzak tuttukları için, ABD toplumunun geneli hüsran yaşıyor.

      Buradan mı örnek istiyorsunuz? RTE'ye karşı seslerini çıkarmayan, siyasetten uzak duran "ehil" kişilere bakın.

      "Ehil olmayan" kişilerin, "ehil" kişilere güvenmesi, onları siyaset meydanında görmesi için; "ehil olmayan" kişilerin roket bilimiyle uğraşması, yüksek entelektüel birikime sahip olması şart değildir.

      Ben siyaset yapmak konusunda ehil "değilim". Bu nedenle, ehil "olmadığım" bu alana girmem; ehil "olanları", desteklerim.

      Mahfi Eğimez gibi "ehil" kişiler siyasete girmedikçe, siyasi partiler; sadece kof amblemlerden, sadece kof binalarden, sadece kof makam araçlarından ibarettir.

      Sonuç budur.

      Not: "Siyaset Meydanı"nın, Ali Kırca'nın TV programı ile ilgisi yoktur.

      Sil
    5. Ama siz ortaya koymadınız mı ana fikrinizi;"... Ekonomi ve siyasette bütün sistemler"i; insan yapar, insan büyütür,insan yıkar..." diyerek.

      Şimdi diyorsunuz ki, buradaki "insan" kelimesi "herkes" değildir, "tanınan bilinen" olmalıdır ve bu kişilerden sadece "ehil kişileri" kapsar.

      Değiştirdiğiniz ana fikriniz şimdilik bu. Bu aşamada aklıma takılan, bir öneri getirdiğim için mi bu revizyona gittiniz?

      O zaman devam edelim. Ehil kişiler siyasete girmedikçe cümlenizden başlayalım. Şuanda siyaset ehil olmayan kişileren oluşuyorsa bu kişiler sizin tabirinizle "ehil kişileri" siyasete sokarlar mı?

      Sokmaz diyorsak o zaman sonucu olmayan bir şey öneriyorsunuz demektir.

      Sokar diyorsak o zaman siyasette de ehil insanlar var demektir. O zaman sorunlarımız neden çözülmüyor? Bir revizyon daha yapmalısınız bu aşamada ana fikrinizde.

      Bir kısır döngü var argümanınızda bunu öngördüğüm için parti kurun ve/veya gönül verdiğiniz partilerde güç oluşturun dedim. Sizin tabirinizle ehil insanların herşeyleri kendisinin yapmasına gerek yok değil mi?

      Bu ehil insanların dışındaki, herkesi de bir sınıflandırmaya tabi tutuyor musunuz?

      Sonuç budur.

      Not: "Siyaset Meydanı"nın, Ali Kırca'nın TV programı ile ilgisi yoktur.

      Sil
    6. Mahfi Eğilmez'in kendi alanında sosyal bilimler alanında ehil olduğuna kuşku yok. Fakat bunlar onun siyaset alanında ehil olduğunu ve dolayısıyla bu ehliyet dolayısıyla halktan teveccüh göreceği ve oy alacağı manasına gelmez. Bence bugüne kadar Türk siyasetine girmiş en düzgün adam olan Cem Boyner'in ( buna Besim Tibuk'da kısmen dahil edilebilir) aldığı sonuç herkese ders olmalıdır.
      Sonuç: At sahibine göre kişner. Siyaset halkı temsil eder.

      Sil
    7. Sosyal bilimlerin branşlarında, kurumları, kuruluşları, (ekonomiyi, siyaseti) ve benzerlerini, sanki kendi kendine doğan - büyüyen - ölen organizmalar olarak anlamayı bırakıp, bütün bunları yapan (büyüten, yıkan) iradenin aslında insan olduğuna dikkat etmek; ilk adımdır. “Ekonomi ve siyaset” konularında “ehil” insanlar aramak; ikinci adımdır. Sizin getirdiğiniz öneri, siyaset konusunda uzun zamandır paslı olan bir modeli makyajlayıp yeniden sürmek “parti kurun, bla bla bla...” Revizyona ihtiyacınız var. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete girmedikçe, siyasi partiler kof yapılardır.

      “Ehil kişiler” yıllar boyu kendilerini siyasetten uzak tuttukları için, siyaset meydanı, “ehil olmayanlar”a kaldı. Yukarıda hatırlatılan “Trump” örneğini atlamışsınız. İnsanlar arasında “ehil olmayanlar”ın hepsi, otomatikman, Trump ve benzeri figürleri desteklemeye teşne değil. “Ehil kişiler” seslerini yükselttikçe, siyasete dahil oldukça; insanlar onları destekler, “ehil olmayanlar”ın gardı düşmeye başlar, “ehil olanlar”ı siyasete sokmamazlık edemezler.

      Ehil “olmayanlar”ın, ehil “olanlar”ın siyaset yapmasına “müsade etmesi”; onları “ehil” yapmaz.

      Bir (1) “ehil” kişi (örn: Mahfi Eğilmez) yol açabilir, dip dalgasının başlaması için bizzat kendisi harekete geçebilir. Dalga büyüdükçe, seslerini yükselten “ehil insan” sayısı artar, siyasete katılım gösterirler; “her şeyi” değil “siyasi meseleleri” müzakere ederken tek başlarına kalmazlar, çok olurlar.

      Siyaset konusunda, insanlar iki sınıfa ayrılır: Ehil “olanlar” ve “olmayanlar”. (“Ehil olmayan” kişilerin, “ehil” kişilere güvenmesi, onları siyaset meydanında görmesi için; “ehil olmayan” kişilerin roket bilimiyle uğraşması, yüksek entelektüel birikime sahip olması şart değildir.)

      Siyaset dışında da sınıflandırmalar vardır, buradaki yazışmanın konusu değildir.

      Sonuç budur.

      Not: “Siyaset Meydanı”nın, Ali Kırca’nın TV programı ile ilgisi omadığı yeteri kadar hatırlatıldığı için, son kez belirtildi. Bir daha aynı notun yazılmasına gerek yok.

      Sil
    8. Kurumları, kuruluşları bir organizma olarak sosyal bilim branşlarında görüldüğü iddiası size ait. Bu kurumlar birer organizmadır, bu kurumları insanlar, ehil insanlar değiştiremez diyen yok. Olaki varsa bile bunların etkisi yok derecesindedir.

      Kurumların güçlendirilmesini savunmak bu bağlamda değerlendirilemez.

      Sadece parti kurun demedim veya gönül verdiğiniz partilerde güçlenin dedim. Bunu da neden dedim? Siyaset hususunda ehil insan olmadığınızı söylediniz, bunu bilemem tabi, ama siyasete girmeyi ikna konusunda da ehil değilsiniz, öyle görülüyor. Çünkü Mahfi Beyi ikna edemediniz.

      Çok söylendi bu husus, hatta sizi döveriz Mahfi Bey diyenler bile oldu.

      Ben de dedim ki bu söylemler artık bla, bla, bladan öteye gitmiyor, uzun zamandır paslandı, söylemlerini makyajlamanız fayda etmiyor diyorum. Hani benim önerimi dinlerseniz bir şansınız olabilir diyorum.

      Ama siz kusuruma bakmayın tembellik yapıyor bir facebook grubu dahi kurmuyorsunuz ;)

      Siz oturun herşeyi Mahfi Bey yapsın.

      Sil
    9. Sosyal bilimlerin branşlarında, kurumların, kuruluşların, (ekonominin, siyasetin) ve benzerlerinin, “kendiliğinden” kurulan - büyüyen - yıkılan organizmalar olmadığı, insan iradesi ile olduğu; iddia değil, gerçektir. Bu gerçekten siz yeni haberdar olduysanız, bu sizin bilgi eksikliğiniz(di); öğrenmiş oldunuz.

      Bugün içinde bulunduğumuz vaziyet (Türkiye ve dünya geneli); siyasi parti(ler) kurmayı ve-veya gönül verilen siyasi partiye-partilere abone olmayı çoktan geçti, paslanmış bir alışkanlığı makyajlayıp yeniden sürmeye uğraşmayınız, yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz. Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) gönülsüzlüğünü-isteksizliğini bitirip siyaset meydanına girdikçe, benim gibi “ehil olmayanlar” da, “ehil olanlar”ın çevresinde birleşmeye devam eder, onları iktidara doğru desteklemeye gecesini gündüzüne katarak çalışır, bahsettiğiniz siyasi parti(ler) işte o an anlam ve amaç kazanır. İlk önce Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) gönülsüzlüğünü-isteksizliğini bitirip siyaset meydanına girmeli ki benim gibi “ehil olmayanlar” da ikna olsun, yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz.

      Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) gönülsüzlüklerini-isteksizliklerini “kendi iradeleri”yle bitirip siyasete girmeli; “dayak”la, “dövülerek” değil. Belki şaşırabilirsiniz, eğer Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) siyasete girmek konusunda gönülsüz-isteksiz kalmaya devam ederse, “ehil olmayan kişilerin siyasal hegemonyası” pekişir, en sonunda, taraflar birbirine şiddet uygulamak zorunda kalır. “Ehil kişiler” de şiddetten uzak durmaya çalışırken, en sonunda, şiddete başvurmak zorunda kalırlar, gönülsüzce-isteksizce.

      Öneriniz “Facebook grubu kurmak”; siyasi parti(ler) kurmak ve-veya gönül verilen siyasi partiye-partilere abone olmakla aynı bla bla bladır, paslanmış bir alışkanlığı makyajlayıp yeniden sürmeye uğraşmayınız. Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) ilk önce siyasete girmek konusundaki gönülsüzlüğünü-isteksizliğini bitirmelidir, internet ortamı ve gerçek hayattaki teşkilatlanmalar ancak ondan sonra anlam ve amaç kazanır.

      Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi), siyasete girmek konusunda gönülsüz-isteksiz kalıp oturdukça, benim gibi “ehil olmayanlar” onlara yardım edemez, çünkü Mahfi Eğilmez gibi “ehil olanlar” en baştan gönülsüzlüklerini-isteksizliklerini beyan ediyorlar. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete katıldıkça, benim gibi “ehil olmayanlar” da onların iktidara yürümesi için koşacak, şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak, site site, blok blok, apartman apartman, müstakil ev müstakil ev, hane hane, kapı kapı, insan insan (ve “facebook” gibi platformlar dahil). Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete girmedikçe, benim gibi “ehil” olmayanların onlara yardım istek ve çabası işlevsizdir; yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz.

      Sil
    10. Sayın Adsız kendinize haksızlık etmeyin; siyaset hususunda ehil insan olduğunuzu ortaya koyuyorsunuz.

      Belki siz farkında değilsiniz ama ilk ortaya koyduğunuz düşünceden uzaklaştınız. Bunu da ustaca yapıyorsunuz, ustalık döneminde olduğunuz belli. Bundan hiçbir şüphem yok.

      Neydi bizim başlangıç noktamız?
      Bir arkadaşımızın yazdığı ile başlayan".... Çare kişileri değil kurumları güçlendirmek ve bunlar arasında karşılıklı bir denetleme dengesi kurmaktır...."

      Siz bu kurumsallık fikrine karşı çıktınız. Trump örneğini verdiniz. Trump bir kurum mu, bir insan mı? Lütfen verdiğiniz örnekler üzerinde siz düşünün. Bir fikir, bütünüyle tutarlı olmalıdır. Trump bir kurumsa örneğiniz tutarlı, değilse kendi argümanızı çürüten bir kanıttır.
      Herkes değiştirebilir fikrinden ehil kişilere geçtiğinizde de sarsmıştınız ana fikrinizi.

      Şimdi herkes birşeylerin değişmesini istiyor. Hiçbir şeyin değişmesini istemeyen var mı? Muhakkak vardır, ama sayısı azdır. Ama siz dediğinize göre
      Sosyal bilimlerle uğraşan kişilerin kurumları birer insan harici organizma olduğunu iddia ettiğini, bir insanın bu kurumları değiştiremeze inandıklarını anlattınız. Ama az önce de dediğim gibi herkes birşeylerin değişmesini istiyor, siz dahil bunu insanlardan bekliyoruz. Bunu aksini gösteren bir kanıtınız var mı?

      İşin özünde şuan elinizde kalan argümanınızın son hali; hiç kimse karamsarlığa kapılmasın değişebiliriz. Evet karamsarlığa karşı savaşalım, bu zamanda birlik olup iç kavgalara ayrışmalara gitmeyelim.

      O yüzden fikrinizde sosyal bilim çevrelerine, kurumsallık fikrine karşı çıkmanıza gerek yoktu.

      Kurumsallık fikri önemli. Bu fikir insanı yoksayan, kurumu değişmez bir organizma kabul eden bir anlayış değildir.

      Sil
    11. Meselenin “kendine haksızlık etmek”le ilgisi yok; meselenin “kendi haddini, hududunu bilmemeye yıllardır alışmak”la ilgisi var. Mahfi Eğilmez ve onun gibi “ehil” kişiler yıllardır gönülsüz-isteksiz davranıp siyasete girmiyor, böylece “ehil olmayan”lar siyaset meydanında haddini, hududunu bilmemeye yıllardır alışıyor; en sonunda, “Erdoğan” ve “Trump” gibi sonuçlarla karşılaşıyoruz. “Ehil olmayan” kişilerin, “ehil” kişilere güvenmesi, onları siyaset meydanında görmesi için; “ehil olmayan” kişilerin roket bilimiyle uğraşması, yüksek entelektüel birikime sahip olması şart değildir. Mahfi Eğilmez ve onun gibi “ehil” kişilerin gönülsüz-isteksiz davranmayı bırakıp siyasete girmesi, dip dalgasını başlatır. Dalga büyüdükçe, seslerini yükselten “ehil insan” sayısı artar, siyasete katılım gösterirler. Ben, haddimi, hududumu biliyorum; siyaset konusunda “ehil değilim”. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişilerin siyasete girmesini (oturmayıp) destekleyecek kadar basiretliyim; tek başına da değilim. Bir miktar basiretli olmam, siyasete girmemin önünü açmaz; hele, siyaset konusunda beni “usta” hiç yapmaz. İşte şimdi “kurum” ve “kurumsallaşma”yı açıklayayım:

      “Kurum”ları yapan - büyüten - yıkan; “insan”dır. İnsan varsa “kurum”lar vardır. İnsan davranışları süreklilik, istikrar gösterirse bahsettiğiniz kurumlar ve daha fazlası (ekonomi ekolü, siyasi ideoloji, iktidar, muhalefet, parti, dernek, vakıf, müzik orkestrası, futbol takımı, bilim enstitüsü, vb.) “kurumsallaşır”; insan yoksa, bırakın “kurumsallaşma”yı, “kurum”ların her biri cansız yapılar olarak kalmaya mahkûmdur; kum gibi, bina gibi, banyo fayansı gibi, siyasi parti amblemi gibi, makam aracı gibi, oy pusulası gibi, anket formu gibi, abonelik aidatı makbuzu gibi... Daha net anlamanız için; örneğin, siyasi parti amblemini tasarlayan “insan”dır, hiçbir amblem “kendi kendine” doğmaz. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete girmez ise, bahsettiğiniz partilerin hiçbiri “kurumsallaşamaz”. Yukarıda yazdığım “...bahsettiğiniz siyasi parti(ler) işte o an anlam ve amaç kazanır” kısımlarını daha dikkatli okuyunuz.


      + +

      Sil
    12. İnsan yoksa “kurum” da yok; insan davranışlarında istikrar yoksa “kurumsallaşma” da yok. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasetten uzak durdukları için, yeni siyasi partiler “kurulamıyor”, ve-veya, var olan siyasi partiler “cansız kurumlar” olarak kalmaya devam ediyor; “kurumsallaşma” aşamasına geçmek imkânsızlaşıyor.

      Bugün içinde bulunduğumuz vaziyet (Türkiye ve dünya geneli); siyasi parti(ler) kurmayı ve-veya gönül verilen siyasi partiye-partilere abone olmayı çoktan geçti, yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz. Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) gönülsüzlüğünü-isteksizliğini bitirip siyaset meydanına girdikçe, benim gibi “ehil olmayanlar” da, “ehil olanlar”ın çevresinde birleşmeye devam eder, onları iktidara doğru desteklemeye gecesini gündüzüne katarak çalışır, bahsettiğiniz siyasi parti(ler) işte o an anlam ve amaç kazanır. İlk önce Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) gönülsüzlüğünü-isteksizliğini bitirip siyaset meydanına girmeli ki benim gibi “ehil olmayanlar” da ikna olsun, yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz.

      Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi), siyasete girmek konusunda gönülsüz-isteksiz kalıp oturdukça, benim gibi “ehil olmayanlar” onlara yardım edemez, çünkü Mahfi Eğilmez gibi “ehil olanlar” en baştan gönülsüzlüklerini-isteksizliklerini beyan ediyorlar. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete katıldıkça, benim gibi “ehil olmayanlar” da onların iktidara yürümesi için koşacak, şehir şehir, ilçe ilçe, köy köy, mahalle mahalle, sokak sokak, site site, blok blok, apartman apartman, müstakil ev müstakil ev, hane hane, kapı kapı, insan insan (ve “facebook” gibi platformlar dahil). Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete girmedikçe, benim gibi “ehil” olmayanların onlara yardım istek ve çabası işlevsizdir. Mahfi Eğilmez gibi “ehil” kişiler siyasete girmedikçe, “kurumsallaşma” imkânsızlaşır; yukarıdaki “Trump” ve “Erdoğan” paragraflarını daha dikkatli okuyunuz.

      Sil
    13. Timur beye teşekkür ederim. tam anlamıyla benim yazacaklarımı yazıyor.
      Evet insanlar kurumları değiştirebilir. Fakat bu, tek bir insan kurumları tek bir hamleyle ve tek başına değiştirebilir demek değildir. Kurumlar (yani siyaset, devlet ve ekonomi) tüm insan etkilerinin bileşkesidir. Siz bir yöne ittirirsiniz o başka yöne gider. Çünkü kendi ataleti vardır ve sizinle aynı anda pek çok etkiye maruzdur.
      Sonuçta tek bir insan etkilidir, fakat belirleyici değildir. Buna en güzel örnek Kemal Atatürk'ün kendisidir. Tüm kişisel etki ve çabasına rağmen eninde sonunda Atatürk devrimleri etkisiz olmuş ve dini kurum karşısında başarısızlığa uğramıştır. Bu da Atatürk'ün güçsüzlüğünün değil karşısındaki kurumun gücünün sonucudur.Bütün bunlar için size şiddetle Daron Acemoğlu'nun "why nations fail" kitabını ( Türkçe çevirisi de mevcut) öneririm.

      Sil
    14. Ben de teşekkür ederim sayın Adsız 10:37. Aklın yolu bir:)

      Arkadaşımız da bu yola yaklaştı aslında. Birkaç konuda ısrarı var sadece. Eh demokrasilerde herkes aynı fikirde olma zorunda değil. Çeşitlilik zengiliğimiz.

      Hepimiz fikirlerimizi, tespitlerimizi, önerilerimizi ortaya koyduk.

      Bir televizyon programında duymuştum; siyaset kismi doğruların rekabetidir.

      Bu rekabetin toplumumuzu birbirine düşürmeden yapılması gerekir. Sonuçta kısmi doğru.

      Sil
    15. Adsız 23 Kasım 2018 10:37

      Siyaset konusunda “kurumsallaşma”nın olabilmesi için önce “ehil insan”ların harekete geçmesi gerektiğini Timur Çimen de anlamaya başladı. “Ehil olmayanlar” haddini, hududunu bilmiyor, siyaset meydanında kurumsallaşıyor; en nihayetinde, “toplumu birbirine düşürüyor”. Yukarıdaki “Erdoğan” ve “Trump” örneklerini daha dikkatli okuyunuz. Belki şaşırabilirsiniz, eğer Mahfi Eğilmez (ve onun gibi pek çok “ehil” kişi) siyasete girmek konusunda gönülsüz-isteksiz kalmaya devam ederse, “ehil olmayan kişilerin siyasal hegemonyası” pekişir, en sonunda, taraflar birbirine şiddet uygulamak zorunda kalır. “Ehil kişiler” de şiddetten uzak durmaya çalışırken, en sonunda, gönülsüzce-isteksizce şiddete başvurmak zorunda kalırlar. Timur Çimen’in birkaç konuda ısrarı var, zamanla bunları da üzerinden atacaktır, gerçeği hazmedecektir.

      Daron Acemoğlu’nun kitabında işaret ettiği en mühim uyarıları atlamışsınız; “ehil olmak”, “liyakat” ve “meritokrasi”. Bu üç uyarı, birbirini bütünler. “Ehil” insanlar siyasete katılmazsa; “kurumsallaşma”yı beklemeyin.

      Daron Acemoğlu “ehil” insandır ve siyasete katılmaktan uzak duruyor; “Vay Neyşıns Feyıl (Türkçe çevirisi de mevcut)” işlevsiz kâğıt yığını olmaktan öteye geçemez. Kitabın satış rakamları gösteriyor ki, pek çok insan Daron Acemoğlu’nu siyasette de vereceği mücadeleyi desteklemeye hazır; fakat Daron Acemoğlu gönülsüz-isteksiz davranıyor. (Daron Acemoğlu, Türkiye’ye gelmek zorunda değil; isterse, ABD’deki siyaset meydanına da katılabilir.)

      Mahfi Eğilmez “ehil” insandır ve siyasete katılmaktan uzak duruyor; “Değişim Sürecinde Türkiye” işlevsiz kâğıt yığını olmaktan öteye geçemez. Kitabın satış rekorları kırması gösteriyor ki, pek çok insan Mahfi Eğilmez’i siyasette de vereceği mücadeleyi desteklemeye hazır; fakat Mahfi Eğilmez gönülsüz-isteksiz davranıyor.

      “Ehil” olup siyasetten uzak duran yukarıdaki gibi kişi örneklerini daha da çoğaltabiliriz...

      Bizzat kendiniz yazmışsınız “Bu da Atatürk’ün güçsüzlüğünün değil karşısındaki kurumun gücünün sonucudur.” Atatürk vefat ettikten sonra, yıllar boyunca, “ehil” insanlar siyasetten uzak durdukları için; haddini, hududunu bilmeyen “ehil olmayanlar” kurumsallaştı ve “Erdoğan”ları, “Trump”ları doğurdu.

      “Ehil” Mustafa Kemal Atatürk, kitap da yazdı (Nutuk), siyasete de girdi; kendisi, yol arkadaşları ve halkla beraber “kurumsallaşma”nın temellerini attılar, fakat, devamı getirilmedi.

      “Ehil” Daron Acemoğlu, kitap yazıyor, siyasete girmiyor; “kurumsallaşma” imkânsızlaşıyor.

      “Ehil” Mahfi Eğilmez, kitap yazıyor, siyasete girmiyor; “kurumsallaşma” imkânsızlaşıyor.

      Sonra; haddini, hududunu bilmeyen “ehil olmayanlar” siyasette kurumsallaşınca (ve “Erdoğan”lar, “Trump”lar hegemonyalaşınca) ağlaşmayın.

      Daron Acemoğlu’nın, Mahfi Eğilmez’in (ve onlar gibi nice “ehil” kişilerin) yaptığı yanlışı, “ehil” Jose Ortega y Gasset de yaptı; kitap(lar) yazdı, ama siyasete girmedi. Kitapları satış rekorları kırdı, Gasset yine siyasete girmedi. Siyasete girmediği için ülkesinin (ve dünyanın) yaşadığı faciayı acıyla tecrübe etti, ve geleceğe uyarılarını (aşağıda) bıraktı. Bu uyarılar dikkate, hâlâ, alınmazsa; bu kitap da işlevsiz kâğıt yığını olmaktan öteye geçemez:

      “Kitlelerin Ayaklanması”

      ( https://www.kitapyurdu.com/kitap/kitlelerin-ayaklanmasi-karton-kapak/242084.html )

      Sil
  43. Merhaba hocam yazınız için çok teşekkür ederim. Size konu dışı bir soru sormak istiyorum. Kulaklarımdan ciddi bir rahatsızlığa yakalandım ve sanırım önümüzdeki 1 yıl içinde işitmemi tamamen kaybedeceğim. Ve bunun sonucunda halk arasında biyonik kulak olarak bilinen bir ameliyat olup bir cihaz sayesinde duyacağım. Bu cihaz bende devamlı takılı kalacak ve dıştan gözükecek. Size sorum şu aynı zamanda a grubu sınavlarına hazırlanıyorum. Siz mülakatlarda çok kez bulunmuş birisiniz. Kulağımdaki ve kafamdaki cihaz komisyon için herhangi bir olumsuz düşünce oluşturur mu? Engelimi bir cihazla aşma imkanım olacakken bu cihaz benim kariyer mesleklere girme şansımı azaltır mı? Yoksa sadece liyakat ve yetkinlik üzerine mi bir değerlendirme yapılır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Geçmiş olsun' demek ne kadar telafi edici olur bilinmez...

      Kim bilir, bu hastalığınızı öğrendiğinizde neler hissettiniz, neler yaşadınız...

      Acısız ve mutlu bir ömür geçirmenizi tüm içtenliğimle isterim, ve ileride cihazsız duyabilmeniz için tam tedavi imkanlarının doğmasını, sizin de erişebilmenizi çok isterim...

      Mahfi bey size cevap yazacaktır.

      Mülakata gireceğiniz tarihi belirtmemişsiniz. İlerleyen gün, hafta, aylarda (artık ne zaman mülakatınız bittiyse), bu siteye gelip sonucu yazar mısınız? Mülakat sürecinin nasıl geçtiğini de anlatır mısınız? (Kurum, sınav, şahıs ismi vermek zorunda değilsiniz.)

      Sil
    2. Sayın Adsız 19:26

      Sanki başka bir ülkede yaşıyormuş gibi sormuşsunuz. Bu ülkede hangi konuda liyakat ve yetkinliğe göre değerlendirme yapılıyor ki? Emin olun, liyakat ve yetkinliğe göre değil iktidara yakınlığa göre değerlendirileceksiniz ve bunun kulağınızdaki cihazla hiçbir ilgisi bulunmayacak. Saygılar, geçmiş olsun.....

      Sil
  44. mahfi bey açık hesaplamasinda kucuk bi sorun mu var, ben mi yanlis anladim? Sizin hesabiniza gore finans hesabi 4.258 fazla vermis ama bu rakam cari aciga eklenmis. Çıkarılması gerekmiyor muydu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Varlık artışı finansman eksi olarak girer. Yükümlülük artışı ise artı.

      Sil
  45. Hocam cari açığın finansmanı ile ilgili bir sorum olacak. Türkiye'de hizmet sektörüne yapılan doğrudan yabancı yatırım (örn:telekominikasyon, tv yayıncılığı, bankacılık vb.) ilk etapta cari açığı finanse etse de bu yatırımların uzun vadede tam tersine cari açığı arttırıcı (kar transferleri nedeni ile) bir yatırım türü olduğundan Türkiye açısından faydalı bir yatırım türü olduğunu düşünüyor musunuz? Yabancı kaynaklı hizmet yatırımlarında mutlaka yerli ortak şartı gibi koşullar getirilmeli mi? Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tür zorlamalar uzun vadede yarardan çok zarar getiriyor.

      Sil
  46. Herkes bir rezerv diye tutturmus. illaki onemli birsey. Ancak tek basina rezervin bir anlamida yok. Çindeki rezerv kimsede yok. Fazlasi iyi olsaydi en cok Abd'de olurdu. Battik bittik cozum degil. Nasil ki ihaları tanklari tufekleri satmadilar ve biz urettiysek ithalat yapamayacak duruma gelirsek daha devletci politika uygulayarak ithal mallarida uretiriz. Onemli malzemeler ithal edilir. Çin'den oyuncaklar degil..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ABD'nin rezerv tutmasına gerek yok. Çünkü rezerv makinesi yani dolar matbaası kendi elinde. Yani aslında sonsuz rezervi var.

      Sil
    2. ABD'nin (yani Fed'in) rezervi altındır.

      Sil
    3. Sayın Hocam, peki FED in altın rezervleri içinde Almanya dahil birçok ülkenin altınları da varmıdır? Bildiğim kadarıyla Almanya altınlarını ülkesine getirmek istediğinde ABD bunun için 4-5 yıl gibi bir süre vermişti..

      Sil
  47. Hocam çok teşekkürler, ellerinize kaleminize sağlık, gene çok güzel açıklayıcı bir yazı olmuş. Umarım bu açık ve denge sorunu ileide yol su elektrik olarak bize dönmez. Ama görünen o ki seçimlerden sonra gene IMF gene borç bizi bekliyor ☹️

    YanıtlaSil
  48. Hocam cari denge finanse edilmiş değil. Eğer öyle olsaydı dolar yılbaşındaki seviye olan 3.75 lerde kalırdı. Geldiğimiz noktada 5.50 olmuş yani değeri %46 artmış. Bu da cari dengenin finanse edilememesinden kaynaklanmış.Yani Merkez Bankası piyasaya 17 milyar dolar sürmesine rağmen,piyasada var olan doların azalmasını engelleyememiş.(Az olan değerli olur=Azalan değerlenir kuralı)

    Doların değerinin artmadığı dönemler için net hata noksan hesabından bahsedilebilir ama arttığı dönem için ,kaynağı belli olmayan para girişini gösteren net hata noksan var denemez diye düşünüyorum...

    Hipotezim şu:
    1-) 2018 ilk 9 aylık dönemde Cari denge finanse edilememişdir.Çünkü doların değeri %46 artmıştır.
    2-)Varsa net hata noksan ters yönde işlemiştir. Yani ilk 9 ayda ülkemize kaynağı belli olmayan para girişi olmamış tam tersi kaynağı belli olmayan para çıkışı olmuştur.
    3-) Net hata noksanla para girişi , sadece cari açık verilip doların değerinin artmadığı dönemler için geçerlidir.

    Not:Şuanda kendimi , dünya güneşin etrafında değil güneş dünyanın etrafında dönüyor diyen adam gibi hissettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle demeyin dünyayı sabit olarak varsayarsanız, evren dünyanın etrafında dönüyor olur :)

      Sil
    2. Dunya duzdur arkadaslar, ortasinda bir saray vardir, sarayda dunya lideri oturur. Butun evren onun etrafinda doner. Buna inanan 40 milyon kadar da insan vardir, az degil.

      Sil
  49. TCMB nin New York borsasında işlem yapması ve bu parayı bir şekilde geri alması getirip götürmesi bunlar kayıt içi midir ? Dışımıdır ?

    YanıtlaSil
  50. Hocam, turizm bu denklemlerin neresinde?

    YanıtlaSil
  51. Hocam Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'ne gelecek misiniz bu yıl içinde ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hocam Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'ne gelecek misiniz bu yıl içinde ?

      Sil
    2. Zor görünüyor, İstanbul dışı biraz zor çünkü zaman sorunum var.

      Sil
  52. https://burakbayramli.github.io/dersblog/tser/tser_macro/genel_makroekonomi.html

    Yazinin altinda Yunanistan uzerinde benzer hesaplar anlatiliyor

    YanıtlaSil
  53. Hocam Finans hesabı artı 4.258 Milyon USD iken, Cari Denge hesabına eksi 4.258 Milyon USD olarak giriyor. Bu durumda aslında Doğrudan Yatırımlar artı 5.332 Milyon USD, Portföy Yatırımları eksi 3.120 Milyon Dolar, Diğer Yatırımlar eksi 6.470 Milyon USD oluyor, yani bu dönemde aslında ülkeye ilave doğrudan yatırım gelmiş, porföy ve diğer yatırımlar ise azalmış olarak mı anlamak gerekiyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ülkeye finansman olarak gelenler yani yükümlülük artışları cari açığı finanse eden kalemler, ülkeden finansman olarak çıkanlar yani varlık artışlarını finansmanı azaltan kalemler olarak düşünün.

      Sil
  54. Hocam

    Sizi çok seviyoruz.

    Siz de bizi seviyor musunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni sevmesi icin bir neden söyle..

      Sil
    2. Öğrenmeye ve bilimsel düşünceye aç olmak, Hocanın bizi sevmesi için yeterli mi?

      Sil
    3. Elbette ben de sizleri seviyorum, öyle olmasa iki günde bir buralarda niye bir şeyler yazıp da uğraşayım.
      Çeşitli sınavlarda benim yazdıklarımdan yararlandığını söyleyen arkadaşlardan çok sayıda teşekkür maili alıyorum. Bu benim için en önemli ödüldür. Sizlere bir katkım oluyorsa bana fazlasıyla yeter.

      Sil
    4. Hocam, Nobel gibi bir ödül varken, okuyucularınızdan gelen teşekkürleri ödül olarak görmek..

      Pek gerçekçi değil sanki..

      Sil
    5. Iste zurnanin zirtladigi delik de burasi. Bazilari Nobel sever..bazilari Dolar.. bazilari da Kücük bir tesekkür.

      Sil
  55. hocam zaten bir yerden kazanarak durağan olan bir organizasyonu belli bir süre finanse edebilirsiniz.
    ihracat artmadağı sürece yapılan finanse etme işlemi zamanla kartopu gibi büyüyen bir borca yol açmazmı ...

    YanıtlaSil
  56. Hocam kusura bakma bu soruya cevap vermezsiniz diye diğer kişilere soruyorum.Yüklüce 6.45 ten elimde yüklüce dolar var. Seçimden sonra 2019 da bu zıkkım ne olacak?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşım 2019 da Enflasyon yükselecek bunu devlet açıklıyor zaten YEP te var ama daha fazlaca yükselecek sebebi şimdiden erken talep oluşturup gelecekte satılması gereken malları satıyorlar.
      2019 da İşsizlikte yükselecek hemde çok ciddi oranda devlet % 16 demiş siz üzerine koymasanızda bu oranda 2001 krizinden çok yüksek ki 2001 krizinde işsizlik % 10,7 idi demek ki bu kriz daha sert olacak işsizlik açısından.
      Seçim sonrası Enflasyon ile birlikte durgunluk olacak slumpflasyon yani doğal olarak kur yükselecek para bulmak çok zor olacak.
      Yatırımlar kredi bulamadığı için değerli olan daire değil elinde parası olanlar olacak yani para değerlenecek buna FED faiz artırımları destek verecek yani istemesekte dolar yükselecek.
      Dış dünya ile sorunlarımız artacak küresel boyutta para bulmak zor hale geldiğinde elinde parası olan değerli insan olacak banka gibi paranın değeri bu sebeplerden sürekli artış gösterecek ama Seçimleri geçirdikten sonra bunlar çok ivme kazanacak bunları bilmeyen yok artık

      İnşaat sektörü trend olmaktan çıkacak Turizm ve İhracat yeni trend olacak eskisi gibi ve üreten değer katan katma değerli ürün yapan kazanacak turizm gibi döviz getirisi olan işler ve bu işlerden para kazananlar değerli arkadaşlar olacak yatırımlar yön değiştirecek kısa vadede hızlı döviz talebini karşılamak için bu işler önemli.

      Şimdi seçimlerden sonra dolar ne olacak diye sormanıza gerek kalmadı umarım çünkü aldığınız fiyatın çok üzerine çıkacak ve bu yükseliş IMF ile anlaşana kadar yüksek seyredecek yani Seçim sonrası IMF gelecek başka şans bırakmadılar. Sizde IMF gelene kadar değerlenen paranızı elinizde tutun IMF gelip piyasayı kontrol altına alınca artık düşmeye başlayan trendi görünce dolarlarınızı elinizden çıkarıp o günkü şartlara uyum gösterirsiniz.

      Sil
    2. Atilla yesilada'nin dollar altin petrol konulu son video'sunu youtube'da seyret. Secimlerden once dolar 6.5 - 7 civarina gelecek diyor. O zaman satabilirsin ama bence satma. Secimlerden sonra kambiyo rejimi degisecek. Evde yastik altinda tut karaborsada 20'ye satarsin.

      Sil
  57. Acil ihtiyacın yoksa bekle kardeşim. Bu saatten sonra yapacak fazla bir şey yok. Elbet o seviyelerin üzerine çıkacaktır.

    YanıtlaSil
  58. Hocam türkiyedeki ekonomik veriler hangi ay ve kaçıncı günü açıklandığına dair nasıl bilgi alabilirim?
    Örneğin enflasyon her ayın 3.günü gibi diğer verilerinde hangi gün olduğunu merak ediyorum bulamadım aradımda.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://www.tuik.gov.tr/takvim/tkvim.zul#tb1

      Sil
    2. TÜİK sitesine girin solda ekonomik verilerin yayınlanma takvimi var oradan izleyebilirsiniz.

      Sil
    3. Sağolun canım hocam

      Sil
  59. ABD NİN DOLAR YERİNE BİRBAŞKA METAI ÜRETTİĞİNİ VE ÜRETTİĞİNİN SONSUZ ALICISI VE TALEBİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜN.ADAMIN BİZE SUNDUĞU BİR KAĞIT DA OLSA ONU FONLAYIP BİR MÜZAYEDEDE FİYATININ BİLMEM KAÇ KATINI VERENLER GİBİ DEĞER KATAN YERYÜZÜNDEKİ DİĞER ÜLKE İNSANLARIDIR. YANİ SONUÇTA TRİLYONLARCA DOLAR BASSA DA KARŞILIĞINDA ADI SEBEBİYLE FONLAYAN İNSANOĞLU ABDYİ HİÇBİR ZAMAN BATIRMAYACAKTIR. ABD DOLARI İNSANLARIN ELİNDE ÇOĞALDIKÇA DAHA ÇOK TALEP GÖRECEK VE DEĞERLENECEKTİR. KAYBEDEN BİZLER KAZANAN HEP ONLAR OLACAKTIR.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doların bu kadar değerli olmasının sebebi Amerika'nın onu istediği gibi kontrol etmesi değil son 100 yıldır bilimsel gelişmelerin öncüsü olmasıdır. Sen o değeri basit bir kağıt parçasına vermiyorsun, son yüz yılın en büyük başarılarına veriyorsun. Bunu anlamak gerçekten bu kadar zor mu?

      Sil
  60. bundan otuz sene önce insanların alım gücü çok daha iyi değildi. ama gelir dağılımında bu kadar eşitsizlik yoktu ve bu kadar düşük gelir grubuna ait insan da yoktu.üniversite mezunları kolaylıkla iş bulurdu..hatta lise mezunları bile iş bulurdu. mahallede bir dostluk bir komşuluk bir ahbaplık vardı.he belki sokaklarda çok araç yoktu,belki binalar bu kadar yeni değildi.ama her taraf daha yeşildi ve güzeldi..o günler daha yaşanılabilirdi...güzel günlerdi türkiye için...

    YanıtlaSil
  61. apartman üniversiteleri yerine katmadeğer yaratacak ürünleri imal edecek fabrikalar açılsaydı,israfı önleyip yenilenebilir enerji ye yatırım yapsaydık,tarım ve sanayi birlikte büyüseydi,turizm i geliştirip modern bir şehirleşme yaratıp kırsaldaki nüfusa daha fazla imkan sunabilseydik bugün döviz rezervleri 2 katı olurdu.

    YanıtlaSil
  62. hocam işsizlik oranını yüzde 16 diye açıklamışsınız..en az yüzde 26 diyelim heleki krizden ve mültecilerden sonra..

    YanıtlaSil
  63. Değerli hocam;
    abd herşeyi pozitif açıklıyor, sizin istediğinizi vermeyiz diyor, türkiyede herşey negatif açıklanıyor, hala dolar düşüyor. sizce ne kadar mantikli? Neler oluyor, bizim anlayacağımız lugatta izah edebilirmisiniz çık rica etsem. ? tşkr.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. USD/TL kuru yılbaşında 3,78 idi. Bizde enflasyon yüzde 25. Demek ki TL enflasyon kadar değer kaybetse kur 4,75 olacaktı. Bu durumda 4,75'in üstünde başka şeyler olmuş. Mesela biz risk yaratmışız. Bunu söylemlerimizle, eylemlerimizle, davranışlarımızla yapmışız. Bunlar da yabancılar nezdinde endişe yaratmış. Fakat zaman geçtikçe o endişelerin çoğu gerçekleşmeyince kur 4,75'e doğru yani olması gereken yere doğru, gerilemeye başlamış. 4,75'e kadar iner mi? Bu tamamen bize bağlı.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    4. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    5. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
    6. Sindiremediğimiz konular ileriye gitmemiz için yakıtımız olmalı, nedenlerimize katılan güçlü bir neden olmalı. Bu coğrafyada güçlü olmamız gerekiyor biliyorsunuz.

      Devamlı cari açık vererek daha iyiye gitmediğimiz belli. Enflasyonu dizginleyemezsek de kur seviyesinin avantajını da kaybedeceğimiz de belli.

      Kaynaklarımızın önemli bölümünü döviz kazandırıcı alanlara yönlendirmemiz gerekiyor. Tabiki kendi teknolojimizle. Teknoloji üretir konuma gelmeden güçlüklerin üstesinden gelemeyiz.

      Sil
    7. Dediginiz sekilde bir hesap yapmak mumkun mu oluyor?yani her sey yolunda gidebilse enflasyon orani kadar bir deger kaybi uzerinden mi bir dusus oluyor sadece?bu sekilde sadelestirilebilir mi?merak ettigim icin soruyorum..ilk defa guzel sade bir denklemden haberdarim..sayenizde olaylara makro bakabiliyoruz

      Sil
  64. BES ile ilgili yazı yazabilir misiniz?

    YanıtlaSil
  65. ""“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla 17 Kasım Cumartesi günü saat 13.30'daki beş Millet Bahçesi için toplu açılış töreni gerçekleştirilecektir. Töreni Şirket bünyesinde istirahatte olan tüm personelin katılımı zorunludur.1)Açılış programına katılım için Proje Yöneticileri/Sorumluları kendi personelinden sorumludur.2)Tüm birim Yöneticileri çalışan personelden programa katılanların imzalı listesini Birim Sorumluları tarafından ekli tabloya doldurularak program bitiminde Proje Yöneticileri/Sorumlularına teslim edilecektir.3)Proje Yöneticileri/Sorumluları da program bitiminde ilgili imza listelerini projelerinden sorumlu operasyon şeflerine teslim edecektir.”"

    Türkiye Cumhuriyeti Evrensel hukuk temelleriyle yönetilen , demokratik, bagimsiz, ve özgür bir ülke midir?



    YanıtlaSil
  66. Mahfi bey hipotez-vari bir sorum var.

    Teknoloji ilerledikçe Mars koşullarına adapte olabileceğimiz habitatları kurabileceğimiz yılların geleceğini varsayalım.

    Bu varsayıma göre, Mars'a taşınan insanlar (ve diğer canlılar) evrimleşmeye devam eder mi? (Kaç yıla yayılır diye sormuyorum.)

    YanıtlaSil
  67. Hocam Tarihsel süreç içinde dünya ekonomisi kitabı için teşekkürler. Sorum bu yazınızla ilgili.Örneğin Almanya dan emekli bir işçinin geliri hangi hesapta izlenir. Emekli değilse hangi hesapta izlenir ? Ayırım var mıdır?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim.
      İşçi gelirleri ikincil gelir hesabı içinde yer alıyor.

      Sil
  68. Hocam, Tezimi kitaba dönüştürmek istiyorum. Bir gün bu blog'ta bu konuyla ilgili bir yazı paylaşır mısınız? Bu konuda yol göstermenizi ve yardımcı olmanızı istiyorum.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  69. Hocam yorumum/değerlendirmem bir şey ifade eder mi bilmiyorum. Zaten yeterince söylenmiş ama ben de söylemiş olayım, müthiş bir yazı...

    Bu tür mecraları biz gençlerden çok daha aktif kullanabilmeniz, geniş kitlelere ulaşabilmeniz takdire şayan, ayrıca kısa ve vurucu yazılarınız hedefi 12'den vuruyor. Uzun çabalar sonunda "uzun" yazmayı öğrenebildim. Şimdi daha zorunda, yani"kısa" yazabilmekte sıra... Bu konuda sizi ve yine çok takip edilen diğer bir blogu yazan Metin Aydoğan hocamı bir ekol olarak görüyorum. Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, elbette çok şey ifade eder.

      Sil
  70. Hocam yabanci ulkeler ulkeler icin soruyorum.
    Sizce Gocmen barindiran bir ulkenin gerek gocu engellemek kontrol etmek gerekse gocmenlerin is hayatina katilimini arttirmak icin

    Daha once sart koymadigi halde Suresiz Oturum sartlarinda yillik belli bir gelir gereksinimini her birey icin sart kosmasi

    ve Suresiz oturum almak icin Gocmenlerin kadin erkek is hayatina(is kurarak ya da is bularak) katilmasi, katilmasinin gudulenmesi

    O ulke ve ulkeler icin yapisal reform mudur?
    Ekonomiye ekonomik parametrelere refaha verimlilige katki saglar mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şeye yapısal reform penceresinden bakmak doğru değil ama bu dediğiniz işi yapmak çok ciddi bir reformdur.

      Sil
  71. Rica etsem biri beni aydınlatabilir mi?

    Cari açığın finanse edilememesi nasıl olmaz aklım almıyor.

    Deniyorki Cari açık finanse edilemese bu açık olmaz.

    Bütçe açığı borçla finanse oluyor çünkü bütçede gelir ve gider eşit olmak zorunda.

    Ancak cari açık bütçe açığı gibi değil.
    Ben ilk 9 ayda 34 milyar dolar dışarı para göndermişim 17 milyar dolarını MB vermiş. 17 Milyar dolarını da iç piyasadan toplayıp göndermişim. Bu sebeple doların değeri %46 artmış. Çünkü MB nin verdiğinin yanında ,ülkeden(piyasadan çekilip gönderilen) 17 milyar tl para çıkmış... Net hata noksan var mı ? yok... Eğer Ülkeme 17 milyar dolar para girişi olsaydı dolar artmayacaktı..

    2017 ye dönelim. 2017 de net hata noksan iddiası kaç? 0.016 milyar dolar.
    Yani 16 milyon dolar. 2017de 1 yılda dolar 3.55 den 3.70 e gelmiş.. sadece %4 yükselmiş neden? Net hata noksan yani ülkedeki piyasadan toplanıp dışarıya gönderilen para sadece 0.016 milyar dolar olmuş...

    Dünya düzdür. Join to the flatearth society .. diye konuşan adam gibi hissettim bu sefer de :)

    Bir aydınlanma lütfen!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir bakkaldan veresiye usulü alışveriş yapman için bakkalla anlaşman gerekir değil mi? Anlaşma olmazsa alışverişte olmaz. Aynı zamanda peşin ödemeni istiyorsa bakkal ve sen ödeme yapmazsan alamayacaksan alışverişte olmaz değil mi? İşte finanse edilmezse cari açık oluşmazın mantığı bu.

      Bakkalla peşin çalışıyorsun ama ay sonunda bakkal borcun olduğunu bildiriyor. Sen son gün olduğu için neden bu borcun olduğunu araştıramıyor bir kayıt yapıyorsun denkliği sağlamak için. Net hata ve noksanın mantığı da bu. Net hata noksan elle tutulur bir varlık değildir. Denkliği sağlamak için yapılan bir kayıttır. İthalat yapıyorsan ya parasını ödemiş ya da borçlanmışsındır değil mi? Denklikten bahsettiğim bu. Ama kayıtlara bakıyorsun ya borcun fazla veya olması gerektiğinden az. Bu olamayacağına göre ama denkliği sağlamak adına bu kaydı yapıyorsun. O an bilmediğin bir gelirin veya giderin, borcun veya alacağın var demektir. Ve bu kurun değerini açıklamak için kullanılamaz. Kayıt bu. Herşey kayıt altında olsaydı o andaki ödemeler dengesinde 17 milyar usdlik net hata noksan oluşmayacaktı ama kur yine yüzde 46 artacaktı.

      Bulunduğun yer düz olabilir ama dünya düz değildir.

      Sil
  72. Müthiş tahlil hocam ve öğretici. İktisat, ülkemizde sizinle hakettiği analitiğe kavuşuyorRabbim asil amacınızın karşılığında bolca mükafatlandırsın insallah.

    YanıtlaSil
  73. 1,3 milyon dolar değil mi sayın hocam

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...